Bülten: 2019-60 İhracaat Bedellerinin Yurda Getirilme Zorunluluğu 6 Ay Daha Uzatıldı

Çok daha öncesinde ihrracaat bedellerinin yurda getirilmesi zorunlu iken, 8 Şubat 2008 tarihinde 32 Sayılı Kararda ve Kambiyo Mevzuatında yapılan değişikle bu zorunluluk kaldırılmış, bu suretle ihracat bedellerinin Türkiye’ye getirilmesi uygulamasına son verilmiş ve tasarrufu serbest bırakılmıştı.

 

Ancak 4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek, bu tarihten itibaren 6 ay süreyle geçerli olmak üzere, ihracat bedellerin %80’nin yurda getirilmesi tekrar zorunlu hale getirilmişti.

 

Akabinde, bahsi geçen tebliğde yer alan “Bu Tebliğin uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar ise Merkez Bankasınca ilan edilir” cümlesine istinaden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından konuya ilişkin hazırlanan ve uyglamanın detaylarının yer aldığı “İhracat Genelgesi” Bankanın internet sitesinde yayımlanmıştı.

 

Akabinde 3 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Ana Tebliğ’de değişiklik yapan Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getrilmesi ve %80’inin bir bankaya satılmak suretiyle TL’ye çevrilmesi zorunluluğu 4 Eylül 2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

 

Gerek bahsi geçen Tebliğler gerekse İhracaat Genelesine ilişkin duyuru ve açıklamalarımıza 2018/13, 2018/31, 2019/25 sayılı Bültenlerimizde yer verilmişti.

 

Bu defa yine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve ihracat bedellerinin yurda getirilmesi ve bankalara satılma zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin uygulama süresini yeniden 6 ay daha uzatan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’De Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/55)” 31.08.2019 tarih ve 30874 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

 

Bu Tebliğ ile 04.09.2019 tarihi itibariyle sona eren düzenlemenin uygulama süresi, 04.03.2020 tarihine kadar, yeniden 6 ay daha uzatılmış oldu.

Söz konusu Tebliğ aşağıdaki gibidir.

 

 

 

 

 

 

 

31 Ağustos 2019 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 30874
TEBLİĞ
Hazine ve Maliye Bakanlığından:

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN

TEBLİĞ (İHRACAT BEDELLERİ HAKKINDA) (TEBLİĞ NO: 2018-32/48)’DE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2019-32/55)

MADDE 1 – 4/9/2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’in 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “1 yıl” ibaresi “18 ay” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
4/9/2018 30525
Tebliğde Değişiklik Yapan Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
3/3/2019 30703

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-59 Varlık Barışı Düzenlemesine İlişkin Usul ve Esasların Yer Aldığı Genel Tebliğ Yayımlandı

19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı I. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlan 7186 Sayılı Kanun ile varlık barışı uygulaması yeniden ele alınmış, söz konusu Kanunun 2’nci maddesinde getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin esaslarına yer verilmişti.

Bu defa 02 Ağustos 2019 tarih ve 30850 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1)” ile 7186 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre;

Düzenlemenin kapsamına, gerçek ve tüzel kişilere ait olup;

– Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile,

– Yurt içinde bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar,

girmektedir.

Yurt dışında bulunan varlıkların bildirilmesi, Türkiye’ye getirilmesi ve vergisinin ödenmesine ilişkin usul ve esaslara Tebliğin ikinci bölümünde ayrı alt başlık altında yer verilmiş olup yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Tebliğ ekinde yer alan form (Ek 1) ile 31/12/2019 tarihine  kadar  bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilmesi gerekmektedir.

Söz konusu varlıklara ilişkin olarak gerçek veya tüzel kişilerce vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.

Bildirime konu edilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yurda getirilmesi veya yurtiçideki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır.

19/07/2019 Tarihi itibarıyla yasal defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu tarihten önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması halinde söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışından faydalanılabilecektir.

Yurt dışında bulunan ancak varlık barışı kapsamına girmeyen varlıkların ise 31/12/2019 tarihine kadar varlık barışı kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle söz konusu madde hükümleri çerçevesinde Türkiye’ye getirilmesi mümkündür.

Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurt dışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının bu düzenleme hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 19/7/2019 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/12/2019 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır. Bu hükümden yararlananların, kredilerini kapattıklarına dair yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan alacakları tevsik edici belgelerin bir örneğini bildirimlerine eklemeleri gerekmekte olup bu bildirimi alan banka veya aracı kurumun, defter kayıtlarından düşme işlemine ilişkin kontrol yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Yurt dışında bulunan varlıklara ilişkin banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %1 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla Tebliğ ekinde (Ek-2’de) yer alan  beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edeceklerdir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince %1 oranında tarh edilen vergi, söz konusu beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlarca vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.

Benzer şekilde Türkiye’de bulunan varlıklara ilişkin usul ve esaslara Tebliğin üçüncü bölümünde ayrı alt başlık altında yer verilmiştir. Buna göre;

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/12/2019 tarihine kadar Tebliğ ekinde (Ek-3’te) yer alan beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine doğrudan beyan edilebileceği gibi elektronik ortamda da beyan edilebilecektir.

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, bu beyannamelerini de elektronik ortamda vereceklerdir.

Türkiye’de bulunan ve bu düzenleme kapsamında beyan edilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması durumunda, sermaye artırım kararının beyan tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın beyan tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilecektir.

Türkiye’de bulunan varlıkların vergi dairelerine beyan edilen değerleri üzerinden vergi dairelerince yine %1 oranında vergi tarh edilecektir. Bu şekilde hesaplanan vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, söz konusu madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek madde hükmünden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde madde hükmünden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.

Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dahil edilebileceği gibi aynı varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

Varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce banka veya aracı kurumlara bildirildiği ya da vergi dairelerine beyan edildiği tarih itibarıyla, Türk Lirası karşılığı bedelleriyle, kanuni defterlere kaydedilebilecek ve söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.

Ancak kayıtlara alınan varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından kazancın tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması için;

– Bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmiş olması,

– Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmiş olması gerekmektedir.

Söz konusu Tebliğ ve ekleri ektedir.

VARLIK BARIŞI TEBLİĞİ EKİ FORMLAR

VARLIK BARIŞI TEBLİĞİ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-58 2021’E KADAR BANKA KREDİ BORÇLARININ YAPILANDIRILMASINI DÜZENLEYEN KANUN YAYIMLANDI

Bankalar, finansal kiralama ve faktoring şirketlerine olan borçların yeniden yapılandırılması imkanı getirildi. Buna göre, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumlarının tespit edilmesi ve yapılandırma sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağına kanaat getirilmesi şartı bulunmaktadır. Aksi halde finansal yeniden yapılandırma yapılması mümkün değildir.

Finansal yeniden yapılandırmalarda, kredilerin vadelerini uzatmak, kredileri yenilemek, ilave kredi vermek, anapara, faiz, temerrüt faizi, gecikme cezaları ve kar paylari ile kredi ilişkisinden doğan diğer her türlü alacağı indirmek veya bunlardan kısmen veya tamamen vazgeçmek, teminat azaltmak, anapara, faiz ve kar payı alacaklarını kısmen veya tamamen iştirake çevirmek, özel amaçlı şirketler ile yatırım fonlarına ayni, nakdi ya da tahsil şartına bağlı bir bedel karşılığı devir veya temlik etmek, borçlu ya da üçüncü kişilere ait ayni değerler karşılığında kısmen veya tamamen tasfiye etmek, satmak, bilanço dışına çıkarmak, diğer alacaklı kuruluşlar ve alacaklılarla birlikte hareket ederek protokoller yapmak gibi gerekli görülen tedbirler alınır.

Finansal yapılandırmaya konu varlıkların satışlarında, taşınmazlarda % 50, diğer varlık satışlarında % 75 oranında kurumlar vergisi istisnası uygulanır. Ayrıca bu kapsamdaki iştirak hisseleri ile taşınmaz satışlarında katma değer vergisi istisnası getirilmiştir.

Tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları alacaklı için değersiz alacak, borçlu için vazgeçilen alacak olarak dikkate alınır.

Bu kapsamdaki işlemler harçlardan, düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden, tahsil edilecek tutarlar BSMV’den istisna tutulmuştur.

Borçlular tarafından alınmış olan teşvik belgelerinin süreleri, ihracat taahhüt süreleri ve kredi garanti kurumları tarafından verilen garanti ve kefaletlerin süreleri, finansal yapılandırma sözleşmelerindeki süreler kadar uzatılmış sayılır.

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-57 Posta ve Hızlı Kargo Yoluyla İthalattaki 22 Euroluk Muafiyet Sınırının Kaldırılmasına İlaveten Gerçek Kişilere Bir Ayda 5 Adet İşlem Sınırı Getirildi

16 Mayıs 2019 tarih ve 44 sayılı Bültenimizde de yer verdiğimiz üzere, yurtdışından yapılan alışverişlerde 22 euronun altındaki meblağlar için gümrük vegisi alınmaması yönünde düzenleme mevcutken “Amazon”, “Alibaba” gibi uygulamalar yoluyla başta Çin olmak üzere yurtdışından mektup yahut posta zarfı çerisinde kargo yoluyla on milyonlarca adet işlem gerçekleştirilmek suretiyle bu düzenleme istismar edilmeye başlanmıştı.

Bunun üzerine, bu durumun önüne geçebilmek amacıyla, 15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1111 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 44458 sayılı Gümrük Kanunun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile, kitap veya benzeri basılı yayın hariç olma üzere, bedeli 1500 euroyu geçmemek şartıyla posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşyanın değeri üzerinden;

– Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelmesi durumunda %18,

– Diğer ülkelerden gelmesi durumunda %20,

– 06/06/202 Tarih ve 4760 sayılı ÖTV Kanununa ekli (IV) sayılı listede yer alan eşya olması durumunda yukarıda yer alan oranlara ilavete %20,

oranında tek ve maktu bir vergi tahsil edilmesi kararlaştırıldı.

22 Euroluk muafiyet sınırının kaldırılması sonrasında posta ve hızlı kargo yolu ile getirilen her gönderi hem vergiye hem de gümrük işlemine konu olmak durumunda kaldı. Nitekim önceden 22 euroyu aşmayan ürünler için vergi alınmaksızın sadece kargo şirketi tarafından elektronik gümrük beyannamesi (ETG) düzenlenerek gönderi doğrudan tüketiciye teslim edilebiyordu.

Bu düzenleme sonrasında ise değeri 1 euro dahi olsa her türlü ürün hem vergiye tabi tutuldu hem de ETG uygulamasından yararlanamayarak ithalat rejimi kararına tabi hale geldi. Buna ilaveten her bir işlem için gümrük müşavirliği hizmet bedeli, ardiye bedeli gibi masraflar devreye girdi. Zaten 22 euroluk sınırın kaldırılmasındaki amaç tam da buydu; ithalatı kısıtlamaya yönelik bu uygulamalar ile yerli üreticinin korunması hedeflenmekteydi.

Bununla da yetinilmedi, 23 Temmuz 2019 tarih  ve 30840 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan  Gümrük Genel Tebliği (Posta Ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 7) ile  10/3/2013 tarihli ve 28583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4)’nin 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası;“(9) Kararın 126 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında aynı gerçek kişi adına bir ayda en fazla 5 taşıma senedi muhteviyatı eşyanın serbest dolaşıma girişine izin verilir.” şekilde değiştirildi.

İthalatı azaltmayı ve gerçek kişileri  yerli üreticiden alışverişe yönlendirmeyi amaçlayan bu karar sonrasında her bir gerçek kişi yurt dışından bu şekilde bir ayda en fazla 5 ürün sipariş edebilecek.

Diğer taraftan bir ayda aynı kişinin en fazla 5 adet ürün getirebilmesi sınırı sadece gerçek kişiler için gerçerli olup bu sınırlama kurumsal şirketlerleri kapsamamaktadır.

Ancak maliyetinin yanı sıra, özellikle numune ürünler için  ürünlerin gümrükten çekimi için geçen süre, üretim ve teslimat süresininin uzamasına, akabinde de pazar kaybına yol açabilecektir.  O sebeple 22 euroluk muafiyet sınırının numune ürünler için gözden geçiçirilmesi yahut özellikle numune ürünler konusunda gümrüklerdeki zaman kaybını önleyecek ilave tedbirlerin alınması faydalı olacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-56 7186 Sayılı Torba Kanunla Getirilen Diğer Bazı Düzenlemeler

7186 Sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerden,

– Yeni varlık barışı düzenlemesine ilişkin değerlendirmemize 2019/53 sayılı Bültende,

– Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için hasılat esaslı vergilendirme yöntemi getirilmesine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/54 sayılı Bültende,

– Yurtdışı çıkış harcı tutarının 15 TL’den 50 TL’ye yükseltildiğine ilişkin değerlendirmelerimize  2019/55 sayılı Bültende,

yer verilmiş olup yine 7186 Sayılı Kanunla getirilen diğer bazı düzenlemelere ilişkin değerlendirmeler ise konu başlıkları itibariyle aşağıda özetlenmiştir.

Elektrikli Motorlu Taşıt Araçlarını Ülkemizde İmal Eden Mükellefleri Vergisel Yönden Destekleyici Düzenlemeler Yapılmıştır

7186 Sayılı Kanunun 19. Maddesiyle 13/06/2006 tarih ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici 12. Madde ile 20/08/2016 tarih ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 80’inci maddesi kapsamında teşviklerden yararlanmasına karar verilen ve bu kapsamda sera etkisi yaratan egzoz gazı salınımını tamamen ortadan kaldıracak teknolojilerin geliştirilmesi için münhasıran Türkiye’de gerçekleştirdikleri Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirdikleri elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de imal eden mükelleflerin, destek kararında belirlenen kadarıyla, bu yatırımları dolayısıyla bu Kanunun 32/A maddesi kapsamında hak kazandıkları yatırıma katkı tutarını, söz konusu malların ilk iktisabı dolayısıyla 31/12/2035 tarihine kadar vergi dairesine ödenen özel tüketim vergisinin, takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla bu mükelleflere kısmen veya tamamen, nakden ya da vergi borçlarına mahsuben ödenmesi suretiyle kullandırmaya Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Borçluların Finansal Kurumlara Olan Borçlarının Yeniden Yapılandırılması İçin Getirilen Kredi Geri Ödeme Anlaşması Kapsamında Bir Takım İstisna ve Muafiyetler Getirildi

7186 Sayılı Kanunun 17. Maddesiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen geçici 32’nci madde uyarınca Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri ve finansman şirketleri ile bu maddede tanımlanan diğer finansal kuruluşlarla kredi ilişkisinde bulunan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmeliğe göre hazırlanan çerçeve anlaşmalarda belirlenen borçlular, bu kuruluşlar tarafından kullandırılmış olan kredilere ilişkin olarak alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân verilmesini sağlamak amacıyla, dahil oldukları risk grubundaki diğer borçlularla bir bütün olarak veya kısmen yeniden yapılandırmaya tabi tutulabilecektir.

Madde uyarınca yapılacak finansal yeniden yapılandırmalara ilişkin usul ve esaslar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde hazırlanan çerçeve anlaşmalar ile belirlenecek olup madde hükümleri 19.07.2019 tarihinden itibaren iki yıl süreyle uygulanacaktır. Bu süreyi iki yıl daha uzatmaya ise Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır.

Söz konusu düzenleme ile ilgili getirilmiş olan vergi istisna ve muafiyet düzenlemeleri aşağıdaki gibidir.

Maddeye göre yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca;

  1. a) Yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre alınan damga vergisinden,
  2. b) Alacaklı kuruluşlar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,
  3. c) Kullandırılan ve kullandırılacak krediler kaynak kullanımını destekleme fonundan,

istisna edilmiştir.

Söz konusu istisnalar, alacaklı kuruluşların çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmeler kapsamındaki işlemleri dolayısıyla doğrudan veya dolaylı edindikleri varlıkları ve teminatları, alacaklı kuruluşların kendi aralarında veya borçluya devri hariç, elden çıkardıkları hâllerde uygulanmaz.

13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan istisna hükmü, kanuni takibe alınma şartı aranmaksızın alacaklı kuruluşlara ilgili varlıklarını çerçeve anlaşmaları ve düzenlenen sözleşmeler kapsamında devreden kurumlar ile bu suretle ilgili varlıkları devralan söz konusu alacaklı kuruluşların bu varlıkları satışından doğan kazançları hakkında da uygulanır.

25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde yer alan istisna hükmü, ilgili varlıkların çerçeve anlaşmaları ve düzenlenen sözleşmeler kapsamında alacaklı kuruluşlara devir ve teslimi ile bu suretle ilgili varlıkları devralan alacaklı kuruluşların bu varlıkları devir ve tesliminde de uygulanır.

Sözleşme hükümleri uyarınca tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları 213 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı için değersiz alacak, borçlu için ise vazgeçilen alacak olarak dikkate alınır. Alacaklı kuruluşlar tarafından dahil oldukları risk grubunda bulunan borçlularla yapılan yeniden yapılandırma işlemlerinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz.

Sözleşmelere göre borçları yeniden yapılandırılan borçlular tarafından alınmış olan teşvik belgelerinin süreleri ve ihracat taahhüt süreleri ile 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun Geçici 20’nci Maddesi çerçevesinde sağlanan kefaletleri de içermek üzere kredi garanti kurumları tarafından verilen garanti ve kefaletlerin süreleri, sözleşmeler ile belirlenen süreler kadar uzatılmış sayılır.

Bu madde hükümlerine göre finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınan bir borçlunun borçlarının sözleşmenin imza tarihini izleyen yılın başından itibaren iki yıl içerisinde tekrar finansal yeniden yapılandırmaya konu edilmesi hâlinde, bu madde hükmünde belirtilen vergi istisnaları ve teşvikler uygulanmaz.

Sözleşmeler ile uygulamaya konulan işlemlerin gerçekleşmemesi hâlinde dahi, uygulanmış olan vergi, fon ve harç istisnaları geri alınmaz.

Maddeye göre yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmeler için sağlanan vergi istisnaları ve teşvikler, bu madde kapsamında düzenlenen sözleşmelere istinaden yapılacak işlemlere 19.07.2019 tarihinden itibaren belirlenen iki yıllık süreyle sınırlı olmaksızın uygulanır.

Tahsil İmkanı Kalmaması Nedeniyle Kayıttan Düşülen Kredilerin Değersiz Alacak Sayılmasına İmkan Tanındı

7186 Sayılı Kanunun 16. Maddesiyle 19/10/2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 53’üncü maddesinin başlığı “Karşılıklar, teminatlar ve kayıttan düşme” şeklinde değiştirilmiş olup Madde metninde yapılan değişiklikle de; Bankaların, krediler ile ilgili olarak doğmuş veya doğması muhtemel zararların karşılanması için yeterli düzeyde karşılık ayrılmasına, kredilerin kalitesine ve sınıflandırılmasına, garantilerin ve teminatların alınmasına, bunların değerinin ve güvenilirliğinin ölçülmesine, takibe alınan kredilerin izlenmesi ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre kayıttan düşülmesine, kredilerin yeniden yapılandırılması dâhil geri ödenmelerine ilişkin politikaları oluşturmak ve uygulamak, bunları düzenli olarak gözden geçirmek, tüm bu hususları icra edebilecek gerekli yapıları tesis etmek ve işletmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemey ise Kurul yetkili kılınmıştır.

Diğer taraftan bu madde uyarınca krediler ile ilgili olarak ayrılan özel karşılıkların tamamı ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilebilecek olup bu madde uyarınca özel karşılık ayrıldıktan sonra tahsil imkânı kalmaması nedeniyle kayıttan düşülen krediler ise 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesi hükümleri kapsamında değersiz alacak addolunacaktır.

Benzer şekilde 7186 Sayılı Kanunun 26. Maddesiyle 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 16’ncı maddesine eklenen ibareyle özel karşılık ayrıldıktan sonra tahsil imkânı kalmaması nedeniyle kayıttan düşülen alacaklar da yine 213 sayılı Kanunun 322’nci maddesi hükümleri kapsamında değersiz alacak addolunacaktır.

Faktoring Şirketlerinin Ayırdıkları Özel Karşılık Tutarını Kurumlar Vergisi Matrahının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alabilmelerine İmkan Sağlandı

Öncesinde 05.12.2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7061 Sayılı Kanun ile finansal kiralama ve finansman şirketlerinin ayırdıkları özel karşılık tutarlarını gider yazmalarına imkan tanınmıştı.

Bu defa 7186 Sayılı Kanunun 26’ncı maddesiyle, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 16’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Finansal kiralama ve finansman şirketleri” ibaresi “Şirket” şeklinde değiştirilmek suretiyle faktoring şirketlerine de ayırdıkları özel karşılık tutarını, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alabilmelerine imkan sağlanmıştır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-55 Yurtdışı Çıkış Harcı Tutarı 15 TL’den 50 TL’ye Yükseltildi

5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yurt dışına çıkış harcı konusundaki düzenlemeler güncellenerek akabinde bu Kanun’a ilişkin yayımlanan Tebliğ ile yurt dışına çıkış harcı ile ilgili uygulama usul ve esasları yeniden belirlenmiştir.

Bahsi geçen 5597 sayılı Kanununâ göre; Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkış yapanlardan çıkış başına 15,00 TL  harç alınmakta (idi).

Yurt dışına çıkış harcının mükellefi ise yurt dışına çıkış yapan kişilerdir.

Çıkış tarihi itibarıyla yurt dışında oturma izni bulunanlar ve 7 yaşını doldurmamış olanlar ile yurt dışına ticari amaçla sefer yapan kara, deniz, hava ve demiryolu toplu taşıma ve yük taşıma araçlarının mürettebatından ise yurt dışına çıkış harcı alınmamaktadır.

Harcın beyan ve ödenmesinden sorumlu tutulan gerçek ve tüzel kişiler, tahsil ettikleri harcı gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı oldukları vergi dairesine bir beyannameyle bildirmek ve üç gün içinde ödemekle yükümlüdürler.

Bu Kanun hükümlerine göre ödenen harç, katma değer vergisi matrahının hesabında dikkate alınmamaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı; harcın tahsilat şeklini belirlemeye, harca tabi işlemlere taraf olanları harcın ödenmesinden sorumlu tutmaya, harca ilişkin beyan dönemlerini tahsilat tutarına bağlı olarak onbeş günlük, aylık veya üçer aylık dönemler itibarıyla tespit etmeye, harcın iadesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Bu Kanun uyarınca alınan harçlar 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 2’nci maddesinin (f) bendine göre Toplu Konut İdaresine aktarılmaktadır.

Yurt dışına çıkış harcının mükellefleri Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkış yapanlar olup Türkiye Cumhuriyeti pasaportu dışında başka bir ülke pasaportuyla yurt dışına çıkış yapanlar ile pasaport dışındaki belgelerle yurt dışına çıkan kişiler söz konusu harca tabi değildirler.

Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkış yapılmasına karşın;

– Çıkış tarihi itibarıyla yurt dışında oturma izni bulunduğunu belgeleyenlerden,

– Ticari amaçla yük ve yolcu taşımaya yönelik kara, deniz, hava ve demiryolu araçlarında, yurt dışına çıkış sırasında fiilen mürettebat olan görevlilerinden,

– 7 yaşını doldurmamış olanlardan,

harç aranılmamakta olup bu şartları taşıyanlar harçtan muaftırlar. Ancak yurt dışına çıkış harcından muaf tutulmayı talep edenler, yurt dışında oturma izinleri bulunduğunu veya 7 yaşın altında olduğunu belgelendirmek zorundadırlar.

Benzer şekilde ticari araç mürettebatı olarak yurt dışına çıkışlarda harç muafiyeti, fiilen ticari araçta görevli olarak araçla birlikte yurt dışına çıkanlar için uygulanmakta olup karayolu ticari araç mürettebatına ilişkin istisna, ticari taksi, minibüs ve kamyonetler için bir kişi, diğer motorlu kara taşıtlarında ise en fazla 3 kişi için uygulanmaktadır.

01/04/2007 tarihinden itibaren yurt dışına çıkış harcı, kara, deniz, hava ve demiryolu toplu taşıma araçlarıyla veya münferit çıkışlarda, “yurt dışına çıkış harç pulu” alınmak suretiyle ya da vergi daireleri, gümrük saymanlıkları ve yetkili bankalarca makbuz karşılığı tahsil edilmekte/ödenmektedir.

Toplu taşıma araçları ile yurt dışına yolcu taşıyan firmalara ait biletin Türkiye’de düzenlenmesi halinde, bileti düzenleyen gerçek ya da tüzel kişiler tarafından bilet üzerine “yurt dışına çıkış harç pulu” yapıştırılmak suretiyle harç tahsil edilmekte olup biletin yurt dışında veya elektronik ortamda düzenlenmesi halinde ise yurt dışına çıkış harcı mükellefler tarafından, ilgili firmaların yurt dışına çıkış noktalarındaki bilet satış yerlerinden harç pulu temin edilerek pasaport üzerine ya da boarding kartına yapıştırılmak suretiyle ödenebilmekte yahut vergi tahsilatına yetkili bankalara, gümrük saymanlıklarına veya vergi dairelerine ad, soyad ve pasaport numarası belirtilmek suretiyle makbuz karşılığı da ödenebilmektedir.

Sistemin sağlıklı işleyebilmesi açısından, taşımacı firmalar ya da yurt dışındaki taşımacı firmaların Türkiye’deki temsilcileri, yurt dışına çıkış esnasında, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkış yapan her bir yolcunun yurt dışına çıkış harcının ödediğini kontrol ederek söz konusu harcın ödenmemiş olması durumunda ilgili kişileri harcın ödenmesi konusunda uyarmaktadırlar.

Söz konusu taşımacı firmalar ile bilet satan gerçek ya da tüzel kişiler, düzenleyecekleri biletlere veya boarding kartına yapıştırılan harç pullarını ilgili saymanlıklardan satın alabilmektedirler.

Toplu taşıma araçları kullanılmadan münferit çıkışlarda ise yurt dışına çıkış harcı, vergi daireleri, gümrük saymanlıkları ve yetkili bankalara ad, soyad ve pasaport numarası belirtilerek makbuz karşılığı ödenebileceği gibi ilgili gümrük saymanlıkları ve vergi dairelerinden “yurt dışına çıkış harç pulu” alınıp pasaport üzerine yapıştırılmak suretiyle de ödenebilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına çıkışlarda, harcın ödenip ödenmediğine veya muafiyet uygulanmasına ilişkin denetim ise çıkış kapılarında görevli emniyet mensuplarınca yapılmakta, pasaport, boarding kartı ve bilet üzerine yapıştırılan harç pulu veya harç makbuzu, iptal kaşesi uygulanarak kontrol sağlanmaktadır.

Diğer taraftan yurt dışına çıkış harcının ödenmesine karşın yurt dışına çıkışın yapılmaması veya muafiyet kapsamında olan kişilerden yanlışlıkla harç tahsil edilmiş olması halinde ise;

– Toplu taşıma araçları ile çıkışlarda; bilet düzenlenmesi sırasında bilet üzerine “yurt dışına çıkış harç pulu” yapıştırılarak tahsil edilen yurt dışına çıkış harcı, yurt dışına çıkılmadan biletin iptal edilmesi halinde söz konusu tutar, bileti düzenleyenler tarafından iade edilmekte, biletle birlikte tahsil edilen ve bilet düzenleyenlerce iade edilen harçlar ise bağlı bulunulan vergi dairesince aylık dönemler itibarıyla iade edilmektedir. İade işleminin yapılabilmesi için ekli matbu bir liste doldurularak iptal edilen pulların ve iptal edilen bilete ilişkin bilgilerin ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. (Toplu taşıma araçları ile bilet düzenlenmeksizin yurt dışına çıkışlarda tahsil olunan harçlar münferit çıkışlara ait esaslar dahilinde iade edilmektedir).

– Münferit çıkışlarda ise; Pasaporta “yurt dışına çıkış harç pulu” yapıştırılarak veya makbuz karşılığı ödenen yurt dışına çıkış harçları, yurt dışına çıkılmaması halinde, mükellefler tarafından vergi daireleri veya ilgili gümrük saymanlıklarına başvurulması ve ilgili belgenin ibrazı ile iade edilmektedir.

Yukarıda uygulama esasları özetlenen ve yakın zamana kadar 15,00 TL olarak uygulanmakta olan yurtdışı çıkış harcı, 19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı I. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7186 Sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında (Torba) Kanun”’un 20’inci maddesiyle, 50,00 TL’ye çıkarılmış ve bu miktarın üç katına kadar artırılabilmesi hususunda Cumhurbaşkanına yetki verilmiştir.

7186 Sayılı Kanun’un 20’nci maddesi metni ise aşağıdaki gibidir.

MADDE 20 – 8/3/2007 tarihli ve 5597 sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “15 Türk Lirası” ibaresi “50 Türk lirası” şeklinde, “bu miktarı” ibaresi “bu miktarı üç katına kadar artırmaya veya” şeklinde ve yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(7) Bu madde uyarınca alınan harcın çıkış başına 15 Türk lirası (Cumhurbaşkanınca 15 Türk lirasından düşük bir miktar belirlenmesi hâlinde belirlenen miktar) 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 2 ncimaddesinin (f) bendine göre Toplu Konut İdaresine aktarılır, kalan miktar genel bütçeye gelir kaydedilir.”


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-54 KDV Mükelleflerinin Yanı Sıra Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefleri İçin de Hasılat Esaslı Vergilendirme Yönteminden Faydalanma İmkanı Getirildi

25/10/1984 Tarihinde kabul edilip 02/11/1984 tarihinde resmi gazetede yayınlanan ve  01/01/1985 tarihinden itibaren yürürlüğe 3065 sayılı yasa ile Ülkemiz Katma Değer Vergisi ile tanışmıştır. Bahsi geçen Kanun o günden bu tarafa onlarca kez değişiklik geçirmiş, ancak Kanunun indirim müessesi üzerine inşa edilen temel mantığı hiç zarar görmemiştir. Nitekim geçen zaman içerisinde mal ve hizmet türleri itibariyle toptan yahut perakende safhada uygulanacak vergi oranları bir çok kez değiştirilmiş, bazen herhangi bir mal veya hizmet için vergi oranının sıfırlanması yahut tam ya da kısmi istisna kapsamına alınarak o mal veya hizmetin geçici olarak vergi dışı tutulması yönünde politikalar izlenmiş buna rağmen indirim mekazanizmasına sahip beyana dayalı gerçek usulde vergilendirme yönteminden taviz verilmemiştir.

Ancak KDV Kanunu’nda geçen yıl yapılan bir değişiklikle ilk defa indirim müessesenin dışına çıkılmış İngiltere modeli yeni bir vergilendirme yöntemine geçiş imkanı getirilmiştir. Bu amaçla 7104 sayılı Kanunla 3065 sayılı Kanunun mülga 38’inci maddesi başlığı ile birlikte değiştirilerek “Hasılat Esaslı Vergileme” sistemi Kanuna monte edilmiştir.

Bu sistemde, Kararname ile belirlenecek olan sektörler ve mükellef grupları için indirim müessesesi devre dışı bırakılmış, İdare tarafından Kararname seçilecek olan sektörlerde faaliyet gösteren mükelleflerin gider ve maliyetleri için aldıkları belgelerde yer alan KDV’ler için 191  nolu hesabı çalıştırmadan, belgelerde yer  alan KDV dahil toplam tutarlarının diğer ilgili hesaplara alınarak bu tutarların gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınması, KDV dahil elde edilen hasılatın belirlenecek yüzdesinin ise direk, net, safi “Ödenecek KDV” olarak beyan edip ödenmesine imkan sağlanmıştır.

Bu şekilde belirlenecek mükelleflerin belge alma verme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik yapılmamış, sadece Ödenecek KDV’nin hesaplanmasında indirim müessesi devre dışı bırakılmış, Ödenecek KDV’nin, (Hesaplanan KDV dahil) elde edilen hasılatın belirli bir yüzdesi esas alınarak belirlenmesi yoluna gidilmiştir.

Gerek KDV mükellefleri gerekse tüketiciler açısından Ödenecek KDV ve fiyat mekanizmasında herhangi bir değişiklik oluşmamış, bu kapsama alınan mükelleflerin sattıkları mal ve hizmetin oranı neyse aynı oranlar üzerinden KDV hesaplamaları ve düzenledikleri belgelerde bu tutara ayrıca yer vermelerine devam edilmştir. Sistemin getirdiği tek değişiklik Ödenecek KDV’nin belirlenme yöntemi olmuştur.

KDV yönünden hasılat esaslı vergileme rejimine ilişkin düzenlemenin yürürlük tarihi 01.01.2019 olarak belirlenmiş olmakla birlikte bu konuda beklenen ilk Cumhurbaşkanı Kararı (06/02/2019 tarih ve 718 sayılı Karar) 07/02/2019 tarih ve 30679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 2019/Mart başından itibaren yürürlüğe girmiş olan Kararın Sektör ve Vergi Oranı Başlıklı 3’üncü Maddesi ile hasılat esaslı vergilendirme yönetiminde belirlenen ilk sektör özel halk otobüsleri olmuştur. Vergi oranı ise %1,5 olarak belirlenmiştir. Buna göre, faaliyet konusu sadece özel halk otobüsü işletmeciliği olan ve sadece akıllı kart ile yolcu bindiren mükelleflerin, eğer isterlerse adlarına düzenlenen belgelerde yer alan katma değer vergisini (İndirilecek KDV’yi) dikkate almaksızın, sadece elde ettikleri (Hesaplanan KDV dahil) toplam hasılatın %1,5’ini Ödenecek KDV olarak beyan edip ödemelerine imkan tanınmıştır.

Bu defa 19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı I. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7186 Sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında (Torba) Kanun”’un 1’inci maddesiyle, katma değer vegisindeki uygulamaya paralel benzer bir düzenleme  kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi için de getirilmiştir.

Getirilen bu yeni düzenlemeye göre şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükelleflerden talepte bulunanlar katma değer vergisinin yanı sıra gelir veya kurumlar vergisi yönünden  de hasılat esas vergilendirme yönteminden faydalanabilecektir.

Buna göre bahsi geçen mükellef gurubunun söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının (KDV Kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler için hesapladıkları KDV dahil tutarın) %10’u bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak esas alınacaktır. Vergiye tabi kazancın bu suretle tespitinde ilgili faaliyete ilişkin giderler dikkate alınmayacak ve bu kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulanmayacaktır. Kazançları bu şekilde tespit edilen mükellefler 2 yıl geçmedikçe bu usulden çıkılamayacaklardır. Ancak bir takvim yılı içinde iki kez ceza kesilen mükellefler, cezanın kesildiği ve takip eden iki takvim yılına ait kazançları için bu hükümlerden yararlanamayacaklardır.

Bu hükümler gelir vergisi mükelleflerinin yanı sıra kurumlar vergisi mükellefleri hakkında da uygulanacak olup Cumhurbaşkanı yüzde 10 oranını iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, kanuni oranına getirmeye yetkili olacaktır.

7186 Sayılı Kanun’un Gelir ve Kurumlar Vergisi açışından Hasılat Esaslı Vergilendirme Yönetiminin yer aldığı yer aldığı 1’nci maddesi metni ise aşağıdaki gibi olup gelir ve kurumlar vergisi yönünden bu yöntemin uygulamasına ilişkin detaylar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılacak ikincil mevzuat düzenlemeleri ile netlik kazanacaktır.

MADDE 1 – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mülga 113 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Hasılat esaslı kazanç tespiti

MADDE 113- Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükelleflerin talep etmeleri hâlinde söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının (25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 38’inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler için hesapladıkları katma değer vergisi dâhil tutarın) %10’u bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak esas alınır. Vergiye tabi kazancın bu suretle tespitinde ilgili faaliyete ilişkin giderler dikkate alınmaz ve bu kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulanmaz.Kazançları birinci fıkra kapsamında tespit edilenlerin;

  1. a) Bu faaliyetlerine ilişkin gider veya maliyetleri, vergiye tabi diğer kazanç veya iratlarının tespitinde dikkate alınmaz.
  2. b) Bu kazançları dışındaki beyana tabi diğer kazanç veya iratları hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
  3. c) İki yıl geçmedikçe bu usulden çıkmaları mümkün değildir.

04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükümleri uyarınca bir takvim yılı içinde iki kez ceza kesilen mükellefler, cezanın kesildiği ve takip eden iki takvim yılına ait kazançları için bu madde hükümlerinden yararlanamaz.

Bu madde hükümleri kurumlar vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır.Cumhurbaşkanı, birinci fıkrada yer alan oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, kanuni oranına getirmeye; Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-53 Varlık Barışı Düzenlemesi Bu Defa %1 Oranında Vergiyle Yeniden Getirildi

1- Eski Varlık Barışı Düzenlemesi

18 Mayıs 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7143 Sayılı “Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”  ile vergi, gümrük ve sosyal güvenlik kurumu alacaklarının yeniden yapılandırılması, matrah artırımı, işletme kayıtlarının düzeltilmesi, vergi incelemesinde olan konuların dava yoluna gidilmeksizin çözümlenmesi, varlık barışı ve imar barışı düzenlemesine ilişkin hükümlere yer verilmişti.

(7143 sayılı) Bu Kanun’un 10’uncu maddesinin 13’üncü fıkrasında Varlık Barışı konusuna yer verilmiş, bu kapsamda;

– Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu fıkradaki hükümler çerçevesinde, 30/11/2018 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecekleri,

– Banka ve aracı kurumların, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, 31/12/2018 tarihine kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan ederek aynı sürede ödeyecekleri,

– Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesinin şart olduğu,

– Bu varlıkların, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 18/05/2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 30/11/2018 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabileceği, bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu fıkra hükümlerinden yararlanılabileceği

– 18/05/2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 18/05/2018 tarihinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla bu fıkra hükümlerinden yararlanılabileceği,

– 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerin, bu düzenleme kapsamında Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilecekleri,

Yurt içinde bulunan varlıklara ilişkin olarak;

Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, 30/11/2018 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edileceği,

– Beyan edilen söz konusu varlıkların, 30/11/2018 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebileceği,

– Bu takdirde, söz konusu varlıkların vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceği,

– Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edileceği ve bu verginin 31/12/2018 tarihine kadar ödeneceği,

31/07/2018 tarihine kadar yurt dışındaki varlıkların bildirilerek Türkiye’ye getirilmesi ya da yurt içindeki varlıkların defterlere kaydedilmesi durumunda, herhangi bir vergi tarh edilmeyeceği, bu tarihten sonra getirilen veya deftere kaydedilen varlıklara ilişkin olarak %2 vergi tarh edileceği,

– Bu düzenleme kapsamında ödenen vergilerin, hiçbir suretle gider yazılamayacağı ve başka bir vergiden mahsup edilemeyeceği,

– Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararların, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyeceği,

Hüküm altına alınmıştı.

2- Yeni Varlık Barışı Düzenlemesi

Bu defa 19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı I. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlan 7186 Sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile varlık barışı uygulaması yeniden ele alınmıştır.

7186 Sayılı Kanunun 2’nci maddesiyle getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin esasları ise aşağıdaki gibidir;

Yeni varlık barışı kapsamına, hangi tarihte ve ne şekilde sahip olunduğuna bakılmaksızın;

– Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve yurt içinde bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar,

girmektedir.

Diğer taraftan, önceki düzenlemeden farklı olarak tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların;

– Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları,

– Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları,

– Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları,

yeni varlık barışı kapsamına girmemektedir.

Yurt dışında bulunan varlıklara ilişkin olarak;

– Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarınının, 31/12/2019 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildirilmesi durumunda söz konusu varlıklar bildirimde bulunan gerçek ve tüzel kişilerce serbestçe tasarruf edebilecektir.

– Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak (önceki düzenlemeden farklı olarak %2 yerine) %1 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15. günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir.

– Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Bunun yanı sıra;

– Bu varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 19/07/2019 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/12/2019 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu durumda, defter kayıtlarından düşülmesi şartıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu madde hükümlerinden yararlanılacaktır.

– 19/07/2019 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla bu madde hükümlerinden yararlanılabilecektir

– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler, bu madde kapsamında Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebileceklerdir.

Yurt içinde bulunan varlıklara ilişkin olarak;

– Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilecektir.

– Beyan edilen söz konusu varlıklar, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilecektir. Bu durumda söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.

– İlaveten, bu kapsamda beyan edilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması durumunda, sermaye artırım kararının beyan tarihi itibarıyla alınmış olunması ve söz konusu kararın beyan tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil ettirilmesi şartıyla bu madde hükmünden faydalanılabilecektir.

– Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden yine %1 oranında vergi tarh edilecek ve bu vergi tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

İlaveten;

– Bu kapsamda ödenen vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

– Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

– Bu kapsamda bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bunun için; bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi ve bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Cumhurbaşkanı, bu düzenlemedeki süreleri, bitim tarihlerinden itibaren 6 aya kadar uzatabilecektir.

Yeni varlık barışı düzenlemesinin yer aldığı 7186 Sayılı Kanunun 2’nci maddesi ise aşağıdaki gibidir;

MADDE 2 – 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 90– Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu maddedeki hükümler çerçevesinde, 31/12/2019 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilirler.

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %1 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.

Birinci fıkra kapsamına giren varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/12/2019 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu madde hükümlerinden yararlanılır.

Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler, bu madde kapsamında Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilirler.

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.

Bu fıkra kapsamında beyan edilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması hâlinde, sermaye artırım kararının beyan tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın beyan tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %1 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir.

Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.

Bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretlevergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu hükümden faydalanılabilmesi için bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi ve birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır.

Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan süreleri, bitim tarihlerinden itibaren altı aya kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi, bildirim ve beyanı ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim veya beyana esas değerlerin tespiti, bildirim ve beyanların şekli, içeriği ve ekleri ile yapılacağı yeri, maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-52 Yolcu Beraberinde Yurtdışından Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 1.500,00 TL Olarak Yeniden Belirlendi

Yolcu Beraberinde Yurtdışından Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 1.500,00 TL Olarak Yeniden Belirlendi

1- Yapılan Yasal Değişiklik

19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım Harcı Tutarının Yeniden Belirlenmesine Dair Karar (Karar Sayısı: 1314)” ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII- Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasında yer alan maktu harç tutarı 1.500,00 TL olarak yeniden belirlendi.

Bu değişiklik ile Harçlar Kanununa bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII-Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izni harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrası aşağıdaki gibi olmuştur.

1.Ticari mahiyette olmaksızın, yolcuların kendi kullanımları için yurt dışından getirdikleri alıcısı bulunan verici portatif telsiz telefon cihazları kullanım izni (Söz konusu harç, elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması işleminden önce ödenir. Elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması için yapılan başvuru sırasında harcın ödendiğine ilişkin belge aranır ve harç ödenmeden kayıt işlemi yapılmaz. Harç ödenmeden kayıt işlemi yapılan ve kullanıma açılan cihazlar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanıma kapatılır. Ödenmeyen harç %50 fazlasıyla ilk kayıt tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Bu tahsilat yapılmadan cihaz kullanıma açılamaz.) 1.500,00 TL

 

Yeni haliyle bahsi geçen (1) numaralı fıkra hükmüne göre, ticari mahiyette olmaksızın, yolcuların kendi kullanımları için yurt dışından getirdikleri (alıcısı bulunan verici portatif telsiz) telefon cihazları kullanım izni, 1.500,00 TL tutarında harca tabi olup söz konusu harç, elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması işleminden önce ödenmekte ve elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması için yapılan başvuru sırasında harcın ödendiğine ilişkin belge görülmeden, harç ödenmeden kayıt işlemi yapılamamaktadır.

Harç ödenmeden kayıt işlemi yapılan ve kullanıma açılan cihazlar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanıma kapatılmakta ve ödenmeyen yahut eksik ödenen harç %50 fazlasıyla ilk kayıt tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmekte, bu tahsilat yapılmadan cihaz kullanıma açılamamaktadır.

 

2- Yasal Değişiklik Yapılmasına Yol Açan Nedenler 

Bilindiği üzere Ülkemizde birçok üründe gerek kamu hizmetlerine finansman sağlamak gerekse tüketimi kısmak yahut iç piyasayı korumak amacıyla gümrükte yahut dahilde birden fazla vergi alınmakta bu da o malların yurtiçi fiyatının belirlenmesinde etken olmaktadır.

Örneğin cep telefonları iç piyasada satışa sunulmazdan evvel katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, TRT bandrolü gibi birden fazla vergiye tabi tutulmakta, firma karı da dikkate alındığında ithal edilen bir telefonun fiyatı, vergiler nedeniyle maliyetinin iki katına çıkabilmektedir.

Ülkeler arası bu fiyat farklılıkları, sektörde yeni yöntemlerin geliştirilmesine sebep olmakta ve bu defa seyahat vb amaçla yurtdışına gidenler dönüşte yanlarında cep telefonu getirerek bu telefonu kullanma yahut getirdikleri telefonları daha yüksek fiyata başkalarına satarak seyahatlerini amorti etme yolunu seçmektedirler. Bu suretle de vergiden kaçınmış olmaktadırlar.

Bu gerekçeyle 31.05.2012 tarihinde 6322 sayılı Kanun 20. Maddesi ile 492 sayılı Harçlar
Kanununda yapılan değişlikle, yolcu beraberi olarak getirilen cep telefonları için (100 TL) kullanım izin harcı getirilmişti. Kanuni tutar, her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak 170,00 TL olmuştu.

Diğer taraftan o dönemdeki ekonomik dalgalanmalar ve özellikle ABD ile yaşanan ekonomik ve siyasi krize bağlı olarak başta ABD menşeili ürünler olmak üzere bazı malların gümrük vergilerinde artışa gidilmesi yurtdışından getirilen telefonların görece ucuz kalmasına yol açtı. Bunu telafi etmek amacıyla da 170,00 TL tutarındaki harç 500,00 TL’ye yükseltildi. Akabinde  01.01.2019 tarihinde diğer vergilerle birlikte bu tutar yeniden değerleme (%23,73) oranında artırılarak 618,60 TL oldu. Bu defa 1314 sayılı Karar ile de 20 Temmuz 2019 tarihinden geçerli olmak üzere 1.500,00 TL oldu.

Normalde herhangi bir vatandaş yurtdışına çıktığında, şahsi kullanımı amacıyla yanında bir adet cep telefonu getirebilmekte, bunu da harcını ödeyerek kullanıma açtırabilmektedir. Bu şekilde yurtdışından cep telefonu getirip kullanıma açtıran bir kişi 2 yıl geçmedikçe aynı yöntemle telefon getirememekte yahut 2 yıl içerisinde yine telefon getirmiş olsa dahi getirdiği telefonu kendi kimlik ve pasaport bilgilerini kullanarak kullanıma açtıramamaktaydı. Ancak 1 Mayıs 2019 itibariyle geçerli olmak üzere 15 Mayıs 2019 tarih ve 30775 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına 1111 sayılı Dair Cumhurbaşkanı Kararı ile 2 yıllk süre de 3 yıla çıkartılmıştı. Buna göre bir kişi  üç takvim yılında ancak bir cep telefonu getirebilmekte, diğer bir ifade ile bir defa telefon getirdikten sonra üç yıl geçmedikçe tekrar telefon getirememektedir.

Nitekim bu şekildeki iyi niyetli düzenlemeler bir şekilde istismar edilmekte, rantın olduğu yerde alternatif yöntemler hızlıca devreye girmekte ve yurt dışına çıkan ancak yanında telefon getirmeyen kişilerin bilgileri kullanılarak, yüksek fiyatlı akıllı cep telefonları çok daha ucuz fiyatla iç piyasaya sunulmakta bu da fiyatları kırmakta, pazarda dengeleri bozmaktadır.

Bu tür yöntemlerle yolcu beraberinde getirilen telefonlar, resmi yollarla kayıt içine alınacak biçimde alış verişe konu olmadığı için ciddi vergi kaybına yol açmakta, döviz kurları nedeniyle iç piyasada zaten fiyatların yükselmiş olması pazarın daralmasına yol açmakta, kayıtlı işletmelere ve sektöre zarar vermektedir.

3- Yolcu Beraberi Gelen Telefon Kayda Alınması Süreci

Öncelikle, telefonun yolcu beraberinde (bizzat yolcunun üzerinde, cebinde, el çantasında) getirilmesi gerekmekte olup posta yahut kargo vb yöntemlerle getirilen telefonlar, gümrük mevzuatı gereği vergiye tabi olabilir yahut bu durum kaçakçılık kapsamında değerlendirilebilir.

Ayrıca yurtdışı giriş çıkış işleminin yasal yollardan yapılmış olması, pasaport yahut kimlik bilgilerine göre yurt dışı girişi çıkış işlemlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sorgulama ekranında yer alması gerekmektedir.

Getirilen telefonu kaydettirme süresi Türkiye’ye giriş yapılan tarihten itibaren 120 gün olup, bu süre içerisinde kaydı yaptırılmayan telefonların bir daha aynı kişi tarafından kayıt ettirilmesi imkanı kalmamaktadır.

Kayıttan önce 2019 yılı için yeni güncellenen 1.500,00 TL tutarındaki harcın, internet vergi dairesi üzerinden yahut vergi daireleri yada anlaşmalı banka şubeleri (Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Denizbank, ING Bank, HSBC Bank, Şekerbank, Garanti Bankası, TC Ziraat Bankası, İş Bankası) aracılıyla ödenmesi gerekmektedir. Harç ödemesi esnasında yolcunun ad-soyad, TC kimlik numarasının yanı sıra kayıt edilmek istenen telefonun IMEI numarasının da bildirilmesi gerekmektedir.

Bir sonraki aşamada, e-devlet sisteminde yer alan ‘IMEI Kayıt’ menüsü üzerinden, IMEI numarası, telefon numarası, pasaport numarası ve Türkiye’ye giriş tarihi gibi bilgileri doldurularak kayıt yaptırılması gerekmektedir. Kayıt altına alınmak istenilen telefonda *#06# tuşlandığında IMEI numarası ekranda görülmektedir. Yanlış IMEI ile yapılan kayıtların düzeltilmesi mevzuat gereği mümkün olamamaktadır.

Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu kişilerin e-devlet sistemi üzerinden işlem yapmaları imkanı olmadığından, bu durumda olan (diplomat, askeri personel, öğrenci ve TR’de ikamet eden) kişilerin vergi dairesi ya da ilgili bankaya yatırılmış olan harç bedelinin ödendiğini gösteren makbuz aslı ve pasaport aslını ibraz etmek suretiyle ilgili GSM işletmecisine (Turkcell, Vodafone, Türk Telekom [Avea] ) ait abone kayıt merkezine müracaat etmesi halinde kayıt işlemini yaptırabilmeleri mümkündür.

18 yaşından küçük kişilerin de yurt dışından yolcu beraberinde cihaz getirebilme ve kendi adlarına kayıt yaptırma hakkı bulunmakta olup bu kişiler için kayıt başvuruları anne, baba ya da yasal temsilcilerinin kendi e-devlet sayfaları üzerinden başvuru türü olarak “çocuğumun bilgileri ile başvuru yapacağım” seçeneği işaretlenerek ve 18 yaşından küçük kişinin bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilebilmektedir.

Diğer taraftan hangi cihazın kim tarafından yurda sokulduğu yönünde gümrükte henüz bir tespit yapılmadığından, başkasına getirtilen bir telefon son 4 ayda (120 gün içerisinde) yurtdışından gelen ve yanında telefon getirmemiş olan birinin kimlik ve giriş çıkış bilgileri kullanılarak ta işletilebilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-51 1 Temmuz 2019 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Gecikme Zammı Oranı Aylık Yüzde 2,5 Oldu

Özellikle konomik kriz dönemlerinde finansman sıkıntısı çeken mükellefler  başta maliye olmak üzere kamu kurumlarına olan vergi vb yükümlülüklerini erteleme yoluna gitmekte bu suretle vadesinde ödemeyerek kamuya olan borçlarını alternatif finansman kaynağı olarak kulanmaktadırlar.

Bunun sebeplerinin bir tanesi de kamuıya olan borçların vadesinde ödenmemeinden kaynaklanan maliyetin, işletmelerin normal finansman maliyetine ya çok yakın olması ya da bazen finansman maliyetinin de altında kalmasıdır. Buna ilaveten kamyuya olan borçlardan dolayı kısa vadede gecikme zammı ödemek dışında takiple karşılaşma riski çok düşükken, bankalar yada diğer özel sektör alacaklılarının tahsilat için çok daha hızlı takibat başlatma ve haciz vb tedbir alma ihtimalleri mevcuttur. Hal böyle olunca özel seöktüre olan ve vadesinde ödenmeyen borçtan dolayı gecikme bedeli ödemenin  dışımda karşı tarafın takip ve tedbir masraflarının da karşılanması durumuyla karşı karşıya kalınmaktadır.

Kamuya olan borçların normal vadesinde ödenmeyerek alternatif finansman kaynağı olarak kullanılmasının  önüne geçilebilmek için bu borçların vadesinde ödenmemesi halinde uygulanmakta olan gecikme zammı oranı artırılarak piyasa faiz oranlara eşitlenmekte ve mükellefler tarafından  kamuya olan borçların normal vadesinde ödenmeyerek ertelenmesinin avantajı ortadan kaldırılmaktadır.

Nitekim 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesi hükmüne göre, amme alacağının vadesinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı belirlenen oranda gecikme zammı uygulanmakta, ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı ise günlük olarak hesap edilmektedir.

01.12.2000 Tarihine kadar aylık % 6 olarak uygulanmakta olan bu oran, o tarihten itibaten peyder pey %1.40’a kadar düşürülmüş, 05.09.2018 tarihinden geçerli olmak üzere uzunca bir aradan sonra ilk defa artırılarak %2’ye yükseltilmiştir.

Bu defa 29.06.2019 tarihli ve 30816 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1266 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesinde yer alan ve aylık % 2 olarak uygulanmakta olan gecikme zammı oranı, 1 Temmuz 2019 tarihinden itibaren aylık % 2,5’e yükseltilmiştir.

Bunun yanı sıra sadece gecikme zammı oranı değil bu orana bağlı olarak yine 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112. Maddesinde düzenlenen gecikme faizi oranı ile 371. Maddesinde düzenlenen pişmanlık zammı oranı da 1 Temmuz 2019 tarihinden geçerli olmak üzere aylık % 2,5 olmuştur.

Diğer taraftan tecil faizi oranında herhangi bir değişiklik söz konusu değildir, bu oran halen yıllık % 22’dir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”