Bülten: 2026-80 İstihdamı Koruma Destek Programı – 28 Ağustos 2026 Değişiklik

28 Ağustos 2026 tarihli Yönetmelik ile İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında başvuru, istihdam koruma kriterleri, kredi desteği ve ödeme süreçlerinde önemli değişiklikler yapılmıştır.

İstihdamın korunması: İşletmenin referans dönemdeki SGK prim gün seviyesini koruması isteniyor. Bir ayda düşüş olsa bile sonraki aylardaki prim günleriyle dönem ortalaması referans seviyenin altına düşmüyorsa, ilgili dönem açısından destek hakkı devam edebiliyor.

Tekstil ve benzeri sektörlerde doğrudan destek: Tekstil, giyim, deri, mobilya ve belirlenen bazı imalat sektörlerinde istihdamını koruyan işletmelere, 30 prim günü için aylık 3.500 TL tutarında kıstelyevm esaslı destek sağlanacak. kıstelyevm esaslı destek; İstihdamını koruyan uygun sektörlerdeki işletmelere, çalışılan her 30 prim günü için aylık 3.500 TL destek verilecek; prim günü azaldıkça destek de orantılı olarak azalacak.

Kredi faiz desteği: İstihdamını koruyan işletmelere, belirlenen şartlar dahilinde kullanılacak krediler için azami 15 destek puanına kadar faiz/kredi desteği sağlanabilecek. Kredi en fazla 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli olabilecek.

Teşvik belgeli işletmelere özel uygulama: 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında teşvik belgesi bulunan işletmeler için kredi tutarı, teşvik belgesindeki ilave istihdam sayısı ve brüt asgari ücret üzerinden ayrıca hesaplanabilecek.

Başvuru: Başvurular oluşturulacak çevrimiçi başvuru portalı üzerinden yapılacak. İstenen bilgi ve belgeler Bakanlık ve KOSGEB tarafından belirlenecek.

Ödeme: Destek ödemeleri SGK’nın ilgili hesabına veya uygun durumlarda işletmenin Go Dijital Cüzdan hesabına aktarılabilecek. Ayrıca vergi ve SGK prim borçlarıyla mahsuplaşma yapılabilecek.

Çifte destek yasağı: Aynı destek unsuru için hem Bakanlık hem de KOSGEB tarafından eş zamanlı destek alınamayacak. Destek alamayacak işletmeler: Referans dönemde ortalama prim gün sayısı sıfır olan veya sigortalı çalıştırmadığı için muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermeyen işyerleri programdan yararlanamayacak.

Ödeme süresi: Ödemeler, ödeme talebini takip eden ayın sonuna kadar yapılabilecek.

Yürürlük: Düzenleme 28 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-79 Yatırım Projelerinde Öncelikli Finansman Desteğine İlişkin Yeni Düzenleme

3 Eylül 2026 tarihli Tebliğ ile yatırım projelerinin finansman programlarından yararlanabilmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılacak değerlendirme süreci yeniden düzenlenmiştir. Düzenlemenin temel amacı, stratejik ve öncelikli yatırımların finansmana erişimini kolaylaştırmaktır.

Yeni düzenleme ile “Öncelikli Finansman Belgesi” adı verilen yeni bir belge oluşturulmuştur. Bu belge, yatırımcının finansman programına başvurabilmesi için projesinin Bakanlık tarafından belirlenen öncelik kriterlerini karşıladığını gösterir.

Öncelikli Finansman Belgesi için genel olarak imalat sanayine yönelik yatırım teşvik belgesine sahip olmak ve en az 100 milyon TL tutarında yatırım öngörmek gerekmektedir. Daha önce belirlenmiş bazı teşvik programları kapsamında teşvik belgesi bulunan yatırımlarda ayrıca değerlendirme yapılmadan belge düzenlenebilecektir. Diğer başvurular ise belirlenen kriterlere göre puanlanacak ve 50 ve üzeri puan alan projeler Öncelikli Finansman Belgesi almaya hak kazanacaktır.

Puanlama yapılırken yatırımın katma değer yaratma potansiyeli, verimlilik ve sektörel etkisi, ekonomiye hızlı katkısı ve firmanın Ar-Ge yetkinliği dikkate alınacaktır. Örneğin; orta-yüksek veya yüksek teknoloji alanında faaliyet gösterilmesi, yatırımın modernizasyon/tevsi niteliğinde olması, yatırımın en az %20’sinin tamamlanmış olması, ihracat/ciro oranının yüksek olması, OSB veya endüstri bölgesinde faaliyet gösterilmesi, Ar-Ge/tasarım merkezi, teknopark veya TÜBİTAK projesi bulunması ve patent sahibi olunması puan kazandıran kriterler arasında yer almaktadır.

Bunun yanında Stratejik Öncelik Belgesi (TSP) için yatırım tutarının en az 1 milyar TL, son mali yıl bilançosundaki özkaynak veya ödenmiş sermayenin ise en az 50 milyon TL olması şartı getirilmiştir. TSP kapsamında stratejik ürünler, ileri teknoloji alanları ve kritik hammaddelere yönelik yatırımlar önceliklendirilmektedir.

Başvurular, Bakanlık tarafından oluşturulan elektronik portal üzerinden yapılacak ve Bakanlık değerlendirmesinden sonra alınan TSP Belgesi veya Öncelikli Finansman Belgesi ile aracı bankaya finansman başvurusu yapılacaktır. Finansman programından yararlanılması halinde kullanılan finansman için ayrıca yatırım teşvik belgesi kapsamında faiz veya kâr payı desteği verilmeyecektir.

Özetle: Düzenleme, özellikle 100 milyon TL ve üzerindeki imalat sanayi yatırımlarının, stratejik ürün ve teknoloji yatırımlarının finansmana erişimini kolaylaştırmakta; yatırımın büyüklüğü, teknoloji seviyesi, ihracat kapasitesi, verimliliği ve Ar-Ge faaliyetlerini dikkate alarak öncelikli projeleri belirlemektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-78 Gelir ve Kurum Geçici Vergi Beyannamelerinde e-Beyan Dönemi

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, elektronik beyanname işlemlerinin daha hızlı, güvenli ve kesintisiz yürütülmesi amacıyla geliştirilen e-Beyan uygulaması kapsamında yeni dönem başlıyor.

1 Ekim 2026 tarihinden itibaren, 2026 yılı Temmuz-Eylül vergilendirme dönemine ilişkin Gelir Geçici Vergi ve Kurum Geçici Vergi Beyannameleri; Afyonkarahisar, Eskişehir, Kayseri, Kırıkkale ve Kırşehir illerinde pilot uygulama kapsamında e-Beyan sistemi üzerinden alınacaktır.

Pilot kapsamındaki mükelleflerin söz konusu beyannamelerini, Dijital Vergi Dairesi > e-Beyan > + Yeni Beyanname adımlarını izleyerek vermeleri gerekmektedir. Meslek mensupları ise muhasebe programlarının e-Beyan sistemiyle entegrasyonu üzerinden beyanname gönderme işlemlerini gerçekleştirebilecektir.

e-Beyan uygulamasına ilişkin detaylı bilgi ve dokümanlara uygulama içerisindeki Yardım > e-Beyanname Dokümanlar > Hemen Başla adımlarından ulaşılabilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurt Dışında, Yurt Dışı Mukim Şirkete Verilen Ürün Testi ile Veri Analizi Hizmetinden Elde Edilen Kazancın Gelir Vergisi İndirimi Karşısındaki Durumu

İdare: İzmir Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 15.04.2026 – E-84098128-120[89-2024/12]-283257

Olayın Özeti

Mükellefin, Kazakistan mukimi bir şirket ile imzaladığı hizmet sözleşmesi kapsamında Kazakistan’da sunduğu ürün testi ve veri analizi hizmetlerinden elde ettiği kazancın, Gelir Vergisi Kanununun 89/1-13 maddesi uyarınca %80’lik kazanç indirimi kapsamında yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

  • İndirimin Şartları: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca; ürün testi, veri analizi vb. hizmetlerden elde edilen kazancın %80’inin indirim konusu yapılabilmesi için hizmetin yurt dışı mukimi kişilere Türkiye’de verilmesi, hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması ve kazancın tamamının süresi içinde Türkiye’ye transfer edilmesi
  • Hizmetin Verildiği Yer Yönünden: Söz konusu hizmet sözleşmesinin incelenmesinden, ürün testi ve veri analizi hizmetlerinin fiilen Kazakistan’da (yurt dışında) verildiği anlaşılmıştır.

Sonuç

Kazakistan mukimi şirkete verilen ürün testi ve veri analizi hizmetleri Türkiye’de ifa edilmeyip fiilen Kazakistan’da verildiğinden, bu faaliyetlerden elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun 89/1-13 maddesi kapsamında gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Konkordato Projesi Kapsamında Şirketin Ortağı Tarafından Şirkete Devredilen Taşınmazın Tapu Harcı İstisnası

İdare: İzmir Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 15.04.2026 – E-66813766-140[123-2026/2]-283039

Olayın Özeti

Konkordato sürecinde olan şirketin borçlarının ödenmesi ve finansal yapısının güçlendirilmesi amacıyla, şirket ortağına (aynı zamanda şahsen konkordato talep eden ortağa) ait iki adet taşınmazın konkordato ön projesi ve mahkeme izni doğrultusunda şirkete devredilmesi işleminin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında tapu harcından istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Harçlar Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu Yönünden:

  • Genel Harç Yükümlülüğü: 492 sayılı Harçlar Kanununun 57.maddesi ve (4) sayılı tarifesi uyarınca, gayrimenkullerin ivazlı devir ve iktisabında devreden ve devralan için ayrı ayrı nispi tapu harcı alınması esastır.
  • Konkordato İstisnasının Şartları: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 308/g maddesi uyarınca, tasdik edilen konkordato projesi kapsamında borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılar arasında yapılacak işlemler harçtan istisna tutulmuştur (üçüncü kişiler bu istisnadan yararlanamaz).
  • Somut Olay Değerlendirmesi: Hem şirketin hem de şirket ortağının ayrı ayrı konkordato talebinde bulunduğu, mahkemece kesin mühlet kararı verildiği, taşınmazların şirkete devrinin konkordato ön projesinde kaynak olarak gösterildiği ve mahkemenin alacaklılar yararına bularak devre izin verdiği tespit edilmiştir.

Sonuç

Tasdik edilen konkordato projesi kapsamında kalması kaydıyla, Konkordato Ön Projeleri ve bu projelere ilişkin mahkeme kararı uyarınca borçlular (şirket ortağı ile şirket) arasında gerçekleştirilecek taşınmaz devir işlemlerinden 2004 sayılı Kanunun 308/g maddesi gereğince tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Güneş Enerjisi Santralinden (GES) Üretilen Elektrik ile Tüketilen Elektriğin Mahsuplaşması ve Beyanı

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Tarih: 17.04.2026 – E-64597866-130-528691

Olayın Özeti

Un üretimi yapan şirketin, GES kapsamında ürettiği elektriği bir dağıtım şirketine devrettiği, fabrikalarında tükettiği elektriği ise başka bir dağıtım şirketinden aldığı belirtilerek; ilgili yönetmelik gereği üretim ve tüketimin mahsuplaştırılarak sadece aradaki fark (net bakiye) üzerinden mi, yoksa mahsuplaşma yapılmaksızın toplam üretim ve tüketim tutarları üzerinden ayrı ayrı mı fatura düzenleneceği hususunda görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

  • Teslim Niteliği Yönünden: KDV Kanunu uyarınca elektrik dağıtımı bir mal teslimi olup üretilen elektrik ile tüketilen elektrik birbirinden bağımsız iki ayrı teslim işlemidir.
  • Trampa ve Mahsuplaşma Yönünden: Kanun gereğince karşılıklı mal teslimleri (trampa) iki ayrı teslim sayılır. Bu nedenle üretilen ve tüketilen elektriğin netleştirilerek (mahsuplaştırılarak) tek bir fatura veya net tutar üzerinden işlem görmesi KDV mevzuatına aykırıdır.
  • Fatura Düzenleme ve Beyan: Üretilen elektrik için bedelin tahakkuk ettiği tarih itibarıyla KDV’li fatura kesilerek beyan edilmesi; tüketilen elektrik için ise dağıtım şirketince düzenlenen faturadaki KDV’nin genel esaslara göre indirim konusu yapılması gerekmektedir.

Sonuç

GES kapsamında üretilen elektrik ile fabrikalarda tüketilen elektrik miktarları arasında KDV uygulaması bakımından mahsuplaşma yapılması mümkün değildir. Faturanın mahsuplaşma sonrası net bakiye üzerinden değil, toplam üretim ve tüketim tutarları üzerinden ayrı ayrı düzenlenmesi ve vergilendirilmesi gerekmektedir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Müsadere Edilen İştirak ve Bağlı Ortaklıkların Maliyet Bedellerinin Kurum Kazancından Gider Olarak İndirimi

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 21.04.2026 – E-62030549-125[6-2025/]-21.04.2026

Olayın Özeti

Bir şirketin sahip olduğu iştirak veya bağlı ortaklıklara, mahkeme kararıyla (suç unsuru teşkil ettiği gerekçesiyle) devlet tarafından el konulmuş ve mülkiyeti Hazineye devredilmiştir. Şirket, muhasebe kayıtlarından çıkarmak zorunda kaldığı bu hisselerin değerini (enflasyon düzeltmesi yapılmış tutarları dâhil), “mahkeme kararıyla oluşan bir zarar” kabul ederek kurumlar vergisinden gider olarak düşüp düşemeyeceğini sormuştur.

İdarenin Değerlendirmesi

Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

  • Safi Kazancın Tespiti Yönünden: Kurumlar vergisi safi kurum kazancı üzerinden hesaplanmakta olup safi kazancın tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 38 ve 40 ıncı maddeleri dikkate alınmaktadır.
  • Gider Kaydı Yönünden: Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde; sadece iş ile ilgili olmak şartıyla sözleşmeye, ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilmesine izin verilmektedir.
  • Müsadere İşleminin Niteliği Yönünden: Yargı kararıyla gerçekleştirilen müsadere işlemi neticesinde aktiften çıkarılan iştirak ve bağlı ortaklıkların kayıtlı değerleri (enflasyon düzeltmesi sonucu oluşanlar dahil), söz konusu madde kapsamındaki zarar, ziyan veya tazminat niteliğinde değerlendirilmemektedir.

Sonuç

Mahkeme kararı gereği müsaderesine karar verilerek Hazineye devredilen bağlı ortaklık ve iştiraklerin aktife kayıtlı değerlerinin (enflasyon düzeltmeleri sonucu oluşanlar dahil), Gelir Vergisi Kanununun 40/1-3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün değildir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Üniversite Tarafından Yurt Dışındaki Yayınevlerine Ödenen Yayın Ücretlerinin KDV’den İstisna Olup Olmadığı

İdare: Yozgat Defterdarlığı – Gelir Yönetimi ve Denetim Müdürlüğü

Tarih: 30.04.2026 – E-69153665-045[1860641890]-16750

Olayın Özeti

Üniversite tarafından akademik personelin makale, dergi ve benzeri bilimsel yayınlarının uluslararası platformlarda yayımlanabilmesi amacıyla yurt dışındaki yayınevlerine/kuruluşlara Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında Open Access (Açık Erişim) yayın ücreti ödemeleri yapıldığı belirtilerek; bu ödemelerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 16/1-a ve 17/1-a maddeleri kapsamında istisna olup olmadığı ve tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Defterdarlık görüşü talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

  • 17/1-a Maddesi İstisnası Yönünden: Kanunun 17/1-a maddesindeki istisna, üniversitelerin ilim, fen ve güzel sanatları yaymak amacıyla kendi sundukları teslim ve hizmetleri kapsadığından, üniversitenin yurt dışından satın aldığı yayın hizmetlerini kapsamamaktadır. 16/1-a maddesinde, bu Kanuna göre teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithalinin KDV’den istisna olduğu,
  • Hizmet İthalatı ve Faydalanma Yönünden: Yurt dışındaki yayınevleri tarafından sunulan hizmet yurt dışında ifa edilmiş olsa da hizmetten Türkiye’de faydalanıldığı için 3065 sayılı Kanunun 1/1, 1/2 ve 6/b maddeleri uyarınca genel hükümlere göre KDV’ye tabidir.
  • Tevkifat Uygulaması Yönünden: Hizmeti sunan yayınevlerinin Türkiye’de ikametgâhı, işyeri veya kanuni merkezi bulunmadığından, Kanunun 9/1 maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca hesaplanan KDV’nin, hizmetten faydalanan Üniversite tarafından tam tevkifat kapsamında sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

Sonuç

Üniversite tarafından yurt dışındaki yayınevlerine ödenen Open Access (Açık Erişim) yayın ücretleri, 3065 sayılı KDV Kanununun 16/1-a ve 17/1-a maddeleri kapsamında istisna olarak değerlendirilemez. Söz konusu işlem KDV’ye tabi olup, hesaplanan verginin tam tevkifat uygulaması kapsamında sorumlu sıfatıyla Üniversite tarafından beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay 3. Daire, 02.05.2024 tarihli, E. 2023/7684, K. 2024/2537 sayılı karar

Dava konusu istem Davacının banka hesaplarını komisyon karşılığı başkalarına kullandırdığı ve elde ettiği kazancı kayıt/beyan dışı bıraktığı tespitine dayanılarak 2015 yılı için re’sen salınan 3 kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri için re’sen salınan 3 kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması talep edilmiştir.

Vergi incelemesinde eleştiri konusu yapılan ve yargılamaya konu hususlar

  1. Komisyon kazancı tespiti ve gelir vergisi tarhiyatı (İdare lehine) Davacının hayatın olağan akışına aykırı sayıda banka hesabının bulunması ve yüklü miktarda para giriş-çıkışının olması sebebiyle %1 oranı üzerinden komisyon geliri elde ettiği kabul edilmiş; bu matrah üzerinden yapılan gelir vergisi tarhiyatı hukuka uygun bulunmuştur.
  2. Geçici vergi aslı ve cezası (Mükellef lehine) Mahsup dönemi geçen geçici verginin aslı aranmayacağından geçici vergi kaldırılmış; peşin alınan vergi üzerinden kesilen ceza ise 1 kat vergi ziyaı cezasına indirilmiştir.
  3. Özel usulsüzlük cezası (Mükellef lehine) Kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmayarak ceza iptal edilmiştir.
  4. Vergi ziyaı cezasının katı/oranı (Mükellef lehine – Önemli husus) Komisyon karşılığı banka hesabı kullandırma eyleminde Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde sayılan (kaçakçılık) fiiller bulunmadığından, cezanın 3 kat olarak uygulanması hukuka aykırı bulunmuş; cezanın 1 katı aşan kısmı yönünden işlem bozulmuştur.

Danıştay kararı (Sonuç): Danıştay 3. Dairesi; davalı idarenin tüm temyiz istemlerini ve davacının vergi aslına yönelik temyiz istemini reddederek onamış; davacının gelir vergisi üzerindeki 3 kat vergi ziyaı cezasının 1 katı aşan kısmına yönelik temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bu kısım yönünden bozmuştur.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay 9. Daire, E. 2023/4297, K. 2024/2863 sayılı karar

  1. Yargılama Süreci ve Mahkeme Kararları

İlk Derece (Vergi) Mahkemesi Kararı: Vergi Tekniği Raporundaki tespitler değerlendirilerek, faturaların sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğu, KDV indirimlerinin reddedilerek yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf) Kararı: Re’sen tarh edilen KDV ve 1 kat vergi ziyaı cezasına ilişkin kısım hukuka uygun bulunarak istinaf başvurusu reddedilmiştir. Ancak, davacı şirket temsilcilerinin Asliye Ceza Mahkemesi’nde sahte belge kullanma suçundan beraat ettiği, sahte faturaların bilerek kullanılmadığı kanaatine varılarak 1 katı aşan (üç kata ulaştıran) vergi ziyaı cezası kaldırılmıştır.

  1. Temyiz Eden Tarafların İddiaları

Davacının İddiaları: Sahteliği iddia edilen faturalar karşılığında gerçekten mal satın alındığı, bedelinin ödendiği ve ceza davasındaki beraat hükmü dikkate alındığında vergi ziyaına sebebiyet veren olayın gerçekleşmediği ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenmiştir.

Davalının İddiaları: Sahte belgelerin kullanımında kasıt unsurunun oluştuğu, belgelerin bilerek kullanıldığı, 3 kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği ve ceza mahkemesi kararlarının vergi tarhiyatı yönünden idareyi bağlamayacağı ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenmiştir.

  1. Danıştay 9. Daire Hukuki Değerlendirmesi ve Karar Sonucu

Danıştay Dokuzuncu Dairesi dosyadaki belgeleri inceleyerek şu sonuca varmıştır:

  1. 1 Kat Vergi Ziyaı Cezalı KDV Yönünden: Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmı usul ve yasaya uygun bulunarak ONANMASINA (davacının temyiz isteminin reddine),
  2. 1 Katı Aşan (3 Kat) Vergi Ziyaı Cezası Yönünden: Davacının sahte fatura aldığının ve vergi ziyaına VUK 359. maddesindeki fiille sebebiyet verdiğinin sabit olması nedeniyle vergi ziyaı cezasının 3 kat olarak uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmının BOZULMASINA (davalının temyiz isteminin kabulüne),
  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine 21/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”