Danıştay 3. Daire, 02.05.2024 tarihli, E. 2023/7684, K. 2024/2537 sayılı karar

Dava konusu istem Davacının banka hesaplarını komisyon karşılığı başkalarına kullandırdığı ve elde ettiği kazancı kayıt/beyan dışı bıraktığı tespitine dayanılarak 2015 yılı için re’sen salınan 3 kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri için re’sen salınan 3 kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması talep edilmiştir.

Vergi incelemesinde eleştiri konusu yapılan ve yargılamaya konu hususlar

  1. Komisyon kazancı tespiti ve gelir vergisi tarhiyatı (İdare lehine) Davacının hayatın olağan akışına aykırı sayıda banka hesabının bulunması ve yüklü miktarda para giriş-çıkışının olması sebebiyle %1 oranı üzerinden komisyon geliri elde ettiği kabul edilmiş; bu matrah üzerinden yapılan gelir vergisi tarhiyatı hukuka uygun bulunmuştur.
  2. Geçici vergi aslı ve cezası (Mükellef lehine) Mahsup dönemi geçen geçici verginin aslı aranmayacağından geçici vergi kaldırılmış; peşin alınan vergi üzerinden kesilen ceza ise 1 kat vergi ziyaı cezasına indirilmiştir.
  3. Özel usulsüzlük cezası (Mükellef lehine) Kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmayarak ceza iptal edilmiştir.
  4. Vergi ziyaı cezasının katı/oranı (Mükellef lehine – Önemli husus) Komisyon karşılığı banka hesabı kullandırma eyleminde Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde sayılan (kaçakçılık) fiiller bulunmadığından, cezanın 3 kat olarak uygulanması hukuka aykırı bulunmuş; cezanın 1 katı aşan kısmı yönünden işlem bozulmuştur.

Danıştay kararı (Sonuç): Danıştay 3. Dairesi; davalı idarenin tüm temyiz istemlerini ve davacının vergi aslına yönelik temyiz istemini reddederek onamış; davacının gelir vergisi üzerindeki 3 kat vergi ziyaı cezasının 1 katı aşan kısmına yönelik temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bu kısım yönünden bozmuştur.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay 9. Daire, E. 2023/4297, K. 2024/2863 sayılı karar

  1. Yargılama Süreci ve Mahkeme Kararları

İlk Derece (Vergi) Mahkemesi Kararı: Vergi Tekniği Raporundaki tespitler değerlendirilerek, faturaların sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğu, KDV indirimlerinin reddedilerek yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf) Kararı: Re’sen tarh edilen KDV ve 1 kat vergi ziyaı cezasına ilişkin kısım hukuka uygun bulunarak istinaf başvurusu reddedilmiştir. Ancak, davacı şirket temsilcilerinin Asliye Ceza Mahkemesi’nde sahte belge kullanma suçundan beraat ettiği, sahte faturaların bilerek kullanılmadığı kanaatine varılarak 1 katı aşan (üç kata ulaştıran) vergi ziyaı cezası kaldırılmıştır.

  1. Temyiz Eden Tarafların İddiaları

Davacının İddiaları: Sahteliği iddia edilen faturalar karşılığında gerçekten mal satın alındığı, bedelinin ödendiği ve ceza davasındaki beraat hükmü dikkate alındığında vergi ziyaına sebebiyet veren olayın gerçekleşmediği ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenmiştir.

Davalının İddiaları: Sahte belgelerin kullanımında kasıt unsurunun oluştuğu, belgelerin bilerek kullanıldığı, 3 kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği ve ceza mahkemesi kararlarının vergi tarhiyatı yönünden idareyi bağlamayacağı ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenmiştir.

  1. Danıştay 9. Daire Hukuki Değerlendirmesi ve Karar Sonucu

Danıştay Dokuzuncu Dairesi dosyadaki belgeleri inceleyerek şu sonuca varmıştır:

  1. 1 Kat Vergi Ziyaı Cezalı KDV Yönünden: Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmı usul ve yasaya uygun bulunarak ONANMASINA (davacının temyiz isteminin reddine),
  2. 1 Katı Aşan (3 Kat) Vergi Ziyaı Cezası Yönünden: Davacının sahte fatura aldığının ve vergi ziyaına VUK 359. maddesindeki fiille sebebiyet verdiğinin sabit olması nedeniyle vergi ziyaı cezasının 3 kat olarak uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmının BOZULMASINA (davalının temyiz isteminin kabulüne),
  3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine 21/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı: Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Vergi İstisnasına İlişkin Değerlendirme

Karar Bilgisi: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 08.10.2025 tarihli ve E:2023/1610, K:2025/735 sayılı Karar

Davacı şirket, teknoloji geliştirme bölgesinde elde ettiği kazançların tamamının 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında kurumlar vergisinden istisna olduğunu ileri sürerek, ihtirazi kayıtla verdiği 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine tahakkuk eden verginin iadesi istemiyle dava açmıştır.

Vergi Mahkemesi, verginin hukuka aykırı tahakkuk ettiğine karar vererek iadesine hükmetmiş; Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı onamış ve ayrıca iade edilecek vergiye yasal faiz uygulanmasına karar vermiştir. Ancak Danıştay Üçüncü Dairesi, uyuşmazlıkta Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/B maddesinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Bozma sonrasında Bölge İdare Mahkemesi önceki kararında ısrar etmiş, dosya bu kez Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun önüne gelmiştir.

Kurul, mükellefin yalnızca 4691 sayılı Kanun kapsamındaki istisnadan mı yoksa 5520 sayılı Kanun’un 5/B maddesindeki sınai mülkiyet hakları istisnasından da yararlanıp yararlanmadığının yeterince araştırılmadığını belirterek, eksik incelemeyle verilen ısrar kararını bozmuştur. Dosya, ilgili dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yeniden incelenmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay VDDK, 01.04.2026 Tarihli E. 2025/26 K. 2026/6 Sayılı Karar

Bu karar 19 Haziran 2026 Tarihli ve 33285 Sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanmış olup, vergi daireleri tarafından “KDV iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler” (özel esaslar) listesine alınan mükelleflerin açtığı iptal davalarında, bölge idare mahkemeleri arasında yaşanan görüş ayrılığını gidermek amacıyla verilmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, bu kategorizasyon işleminin mükelleflerin ticari hayatını ve itibarını doğrudan olumsuz etkilediğini belirterek , işlemlerin yargı denetimine tabi olması gerektiğine hükmetmiştir.

Vergi idaresinin mükellefleri “KDV iadesi incelemeyle sonuçlandırılacaklar” listesine alması, firmanın ticari itibarını ve iş ilişkilerini doğrudan baltalayan, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlemdir.

Bu nedenle vergi mahkemeleri, “ortada henüz kesinleşmiş bir vergi cezası yok, bu sadece bir ön hazırlıktır” diyerek açılan iptal davalarını esasa girmeden usulden reddedemez.

Sonuç olarak Danıştay; mahkemelerin bu davalarda işin esasına girmek ve idarenin mükellefi bu riskli listeye alırken dayandığı olumsuz tespitlerin gerçekte doğru olup olmadığını mutlaka denetlemek zorunda olduğuna kesin olarak hükmetmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay 9. Daire, 29.09.2022 tarihli, E. 2020/1868, K. 2022/4393 sayılı karar

Dava konusu istem

Şirketin 2016 yılı hesaplarının kurumlar vergisi yönünden incelenmesi sonucu bazı gider ve maliyetlerin hatalı kaydedilerek kurum kazancının düşük gösterildiği iddiasıyla re’sen tarh edilen ve tekerrür nedeniyle artırılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması talep edilmiştir.

Vergi incelemesinde eleştiri konusu yapılan hususlar

  1. Stok değerleme (Şirket lehine) Mahkeme, stokların FIFO yöntemine göre doğru incelenmediğini ve toplamda fazla stok beyanı bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle stok düşük değerleme eleştirisine dayalı matrah farkı kaldırılmıştır.
  2. Kıdem ve ihbar tazminatları (İdare lehine) Ödeme yapılmadan gider yazılamayacağı, ancak karşılık ayrılarak ödeme döneminde gider yazılabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle eleştiri hukuka uygun bulunmuştur.
  3. Aktifte olmayan araç giderleri (İdare lehine) Grup şirketlere ait olsa bile ayrı tüzel kişiliğe sahip araçların giderleri indirilemez. Bu eleştiri yerinde görülmüştür.
  4. İşle ilgili olmayan harcamalar (İdare lehine) Düğün, kişisel eşya gibi giderlerin ticari faaliyetle ilgisi olmadığı kabul edilmiştir. Bu giderler reddedilmiştir.
  5. Yardım ve bağışlar (İdare lehine) Kanunda belirtilen şartları taşımadığı için indirimi kabul edilmemiştir.
  6. Petrol istasyonu yenileme giderleri (Şirket lehine önemli husus)

Mahkemeler şu ayrımı yapmıştır: Satıştan doğan zarar yalnızca 9.322 TL’dir ve istisna kapsamına girer. Ancak 1.115.000 TL tutarındaki yenileme gideri, istisna kapsamındaki zarar değil, ticari faaliyetin devamı için yapılan giderdir.  Bu nedenle söz konusu giderin kurum kazancından indirilebileceği kabul edilmiştir.

Tekerrür cezası (Şirket lehine) Önceki cezanın kesinleşme tarihi dikkate alınarak artırılan vergi ziyaı cezasının tekerrür kısmı hukuka aykırı bulunmuştur.

Danıştay kararı (Sonuç): Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak: Vergi idaresinin temyiz talebini reddetmiş ve kararı onamıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Taşınmaz veya İştirak Hissesi Satış Kazancı İstisnalarında Şekle Değil Esasa Bakılması Gerektiğini Kabul Eden Önemli Bir İçtihat

DANIŞTAY 4. Daire – 2019/607 – 2022/1380 Kararının Özeti

Taşınmaz veya İştirak Hissesi Satış Kazancı İstisnalarında Şekle Değil Esasa Bakılması Gerektiğini Kabul Eden Önemli Bir İçtihat

 Davanın Konusu

Davacı şirket, yurt dışındaki … Ltd. Şti.’ye ait iştirak hisselerini 2005 yılından beri elinde bulundurmaktadır.
Bu hisseler:

  • henüz kuruluş aşamasında,
  • herhangi bir bedel ödenmeden,
  • rayiç değeri bulunmayan,
  • piyasa değeri oluşmamış,
  • nominal olarak 10 Euro değerle
    edinmiş ve nazım hesaplarda izlenmiştir.

Davacı, 2016 yılında bu hisseleri satmış ve Kurumlar Vergisi Kanunu 5/1-e uyarınca %75 istisna uygulamıştır.

Vergi idaresi, istisnayı reddetmiştir. Gerekçe: “Hisseler aktifte değil, nazım hesapta. KVK 5/1-e için en az 2 yıl aktif kayıt şartı sağlanmadı.”

Vergi Mahkemesi ve BAM Kararı

İlk derece ve Bölge İdare Mahkemesi: İştirak hisselerinin mutlaka aktif hesaplarda izlenmesi gerektiğini, Nazım hesapta izlenen iştirakler için istisna uygulanamayacağın söyleyerek davayı reddetti.

Danıştay’ın Kararı: BOZMA (Davacı lehine)

Danıştay 4. Daire, alt mahkemelerin kararını BOZMUŞTUR.

 Kararın özünü oluşturan kritik tespit:

Bu hisseler gerçek bir ekonomik değer ifade etmeyen,
kuruluş aşamasında verilen,
bedelsiz,
rayiç bedeli bulunmayan,
ticarete konu olmayan nitelikte olduğundan
aktif hesapta izlenmemesi makul ve doğaldır.

“Aktife kaydedilmemiş olsa bile,

✔ mülkiyet 2005’te kazanıldı,
2 yıldan uzun süre elde tutulduysa,
✔ fiilen iştirak niteliği varsa,
KVK 5/1-e istisnası uygulanabilir.”

Danıştay ilk kez “aktif kayıt şartı”nı şekli değil, maddi bir şart olarak yorumlamış, bazı durumlarda aranmayabileceğini söylemiştir.

Bu karar:

  • KVK 5/1-e kapsamındaki “2 yıl aktifinde kayıtlı olma” şartının
    bazı özel durumlarda şekli değil maddi yorumlanabileceğini gösterir.
  • İştiraklerin fiilen elde tutulması,
    ekonomik gerçeklik,
    bedelsizlik,
    rayiç değer olmaması gibi hallerde
    aktif kayıt şartı esnetilebilir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay Kararı: Sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiği iddiasıyla kesilen vergi ziyaı cezası

DANIŞTAY 9. DAİRE KARARI – 12.12.2024 (E:2024/1559, K:2024/7463)

Konu: Sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiği iddiasıyla kesilen vergi ziyaı cezası

Özet:

Davacı hakkında, bir akaryakıt şirketinin sahte fatura düzenleme eylemine iştirak ettiği iddiasıyla, 2015 yılı KDV yönünden vergi ziyaı cezası kesilmiştir.

Vergi Mahkemesi, sahte fatura düzenlediği iddia edilen şirkete ilişkin tarhiyatların ve tebliğlerin kesinleşmediği, dolayısıyla bu fiilin henüz sübuta ermediği gerekçesiyle cezayı iptal etmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Danıştay’ın Kararı:

  • Davacının sahte fatura düzenleme fiiline nasıl ve hangi şekilde iştirak ettiğine dair somut tespit bulunmamaktadır.
  • Vergi ziyaı cezasının dayanağı olan fiiller şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmamıştır.
  • Davacı ile sahte belge düzenleyen firma arasında hukuken ispatlanabilir bir illiyet bağı kurulamamıştır.

Bu nedenle, vergi mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sonuç:

Davalı idarenin temyiz istemi reddedilmiş,

Bölge İdare Mahkemesi kararı ONANMIŞTIR.

Karar Tarihi: 12.12.2024

Sonuç: Oybirliğiyle – Kesin


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

DANIŞTAY 3. DAİRE KARARI – 24.02.2025 (E:2023/4916, K:2025/822)

Konu: Dönem sonu stoklarının olması gerekenden düşük değerlenmesi nedeniyle satılan malların maliyetinin yüksek, satış kârının ise düşük gösterildiği iddiasıyla yapılan re’sen tarh işlemi

Özet:

Kuyumculuk faaliyeti yürüten mükellef hakkında yapılan vergi incelemesinde, dönem sonu stoklarının düşük değerlenerek satış kârının azaltıldığı tespit edilmiş; bu nedenle 2017 yılı için gelir vergisi ve vergi ziyaı cezası tarh edilmiştir.

Vergi Mahkemesi, incelemede “ortalama maliyet yöntemi” nin kullanılması, farklı ayardaki altınların 24 ayara çevrilmesi ve işçilik maliyetlerinin dikkate alınmaması gibi hususlarda hata olduğu gerekçesiyle uygulanan cezalı vergiyi kaldırmıştır.

Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece kararını hukuka uygun bularak istinafı reddetmiştir.

Danıştay’ın Kararı:

  • İnceleme, mükellefin kendi beyan ettiği değerleme yöntemiyle yapıldığı, bu nedenle fark matrahın hesabında hatalı yöntem kullanıldığından söz edilemeyektir.
  • İşçilik bedellerinin maliyete dahil edilmeyerek ayrı takip edildiği kabul edildiğinden hesaplamada dikkate alınmaması yerindedir.
  • Farklı ayardaki altınların 24 ayara çevrilmesi toplam altın miktarını değiştirmez.
  • Bu nedenle inceleme raporundaki tespitler, satış kârının düşük gösterildiğini kanıtlar niteliktedir.

 

Sonuç:

Vergi Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararları bozulmuştur.

 

Karar Tarihi: 24.02.2025

Sonuç: Oybirliğiyle – Kesin


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay VDDK’dan Yatırım İndirimi Stopajına İlişkin Emsal Nitelikli Karar

(E: 2023/542, K: 2025/304 – Karar Tarihi: 2025)

Konu:
Yatırım indirimine tabi kazançlar üzerinden yapılan %19,8 oranındaki stopajın, yabancı ortağa temettü dağıtımı kapsamında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması (ÇVÖA) uyarınca indirimli oran (%5) üzerinden tevkifata tabi tutulup tutulamayacağı.

 Olayın Özeti

Bir şirket, 2014 yılı kârından ortaklarına temettü dağıtımı yapmış; dağıtılan kârın bir kısmı yatırım indirimine tabi kazançlardan oluştuğu için, Almanya mukimi ortağın payı üzerinden %19,8 oranında stopaj hesaplanmıştır.

Şirket, söz konusu stopajın ÇVÖA’nın “temettüler” başlıklı 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, %5 oranında tevkifat uygulanması talebiyle dava açmıştır.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; ancak Danıştay 4. Dairesi bu kararı bozarak yatırım indirimi stopajının temettü niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Vergi Mahkemesi önceki kararında ısrar edince dosya Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’na (VDDK) taşınmıştır.

 Danıştay VDDK’nın Değerlendirmesi

Danıştay VDDK, Danıştay 4. Dairesi’nin yaklaşımını benimseyerek önemli tespitlerde bulunmuştur:

  1. Yatırım indirimi kazançları, kurumun elde ettiği kârın bir parçasıdır.
    Bu kazançların ortaklara dağıtımı, menkul sermaye iradı (temettü) niteliğindedir.
  2. Türkiye–Almanya ÇVÖA’nın 10. maddesi uyarınca, temettü gelirlerinin gerçek lehdarı Almanya mukimi bir kurum olduğunda, söz konusu gelir azami %5 oranında vergilendirilebilir.
  3. Anayasa’nın 90. maddesi gereği, uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir ve iç mevzuatla çelişmeleri hâlinde öncelikli olarak uygulanır.
  4. Bu nedenle, GVK Geçici 61. madde uyarınca yapılan %19,8 oranındaki yatırım indirimi stopajı da temettü stopajı sayılmalı; dolayısıyla ÇVÖA’daki %5 oranı esas alınmalıdır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Danıştay 9. Daire, 21.10.2024 tarihli, E.2023/3430, K.2024/5568 sayılı karar

Konu: Bağış adı altında yapılan ödemenin gerçekte peçeleme yoluyla kâr payı dağıtımı niteliğinde olup olmadığı – Kurum kazancından indirim konusu yapılabilirliği–

Olayın Özeti:

Bir anonim şirket, ilişkili bulunduğu holdingin hâkim ortağı konumundaki bir vakıf üniversitesine 2018 yılında yüksek tutarda bağış yapmıştır.
Vergi inceleme raporunda bu ödemenin gerçekte bağış değil, kâr payı dağıtımının bağış görünümü altında gizlenmesi (peçeleme) olduğu belirtilmiş; böylece hem kurumlar vergisi matrahının azaltıldığı hem de kâr payı stopajının önlendiği tespit edilmiştir.

Ayrıca 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımı tutarının kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) sayılması gerektiği ifade edilmiştir.

Yargılama Süreci:

İlk Derece Mahkemesi:

  • Üniversitenin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu, bağışın mevzuata uygun yapıldığı ve kanunların bu bağışlara indirim hakkı tanıdığı gerekçesiyle bağışa ilişkin cezalı vergiyi kaldırdı.
  • Ancak matrah artırımı giderinin reddine ilişkin kısmı hukuka uygun buldu.

Bölge İdare Mahkemesi:

  • İlk derece kararını onaylayarak istinaf başvurusunu reddetti.

Danıştay 9. Daire:

  • Vergilendirmede ekonomik yaklaşım ilkesine dikkat çekerek işlemlerin gerçek mahiyeti esas alınmalıdır dedi.
  • Şirketin uzun yıllar boyunca ortaklarına kâr payı dağıtmamasına rağmen, aynı dönemde ilişkili vakıf üniversitesine düzenli ve yüksek tutarlı bağış yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti.
  • Bu durumun vergiden kaçınma amacı taşıyan peçeleme işlemi olduğunu, dolayısıyla bağışın indirilebilir gider olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı.
  • Şirketin, bağış adı altında vergiden istisna edilen bir işlemle kâr dağıtımını gizlediği kanaatine varıldı.

 Hukuki Değerlendirme:

  • Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esas alınır.
  • Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesi bağış ve yardımların indirimini düzenlese de, bu hükmün vergiyi dolanmak amacıyla kullanılmasına izin verilemez.
  • Şirketin ekonomik amacı, kâr elde etmek ve bunu ortaklara dağıtmaktır; bu amaçla ilgisiz şekilde yapılan “bağış” işlemleri iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırı sayılmıştır.
  • Peçeleme yoluyla yapılan işlemler, vergi hukukunda geçersiz sayılır ve işlem, gerçek ekonomik mahiyetine göre vergilendirilir.

 Sonuç:

  • Danıştay, bağışın kâr payı dağıtımı niteliğinde olduğuna hükmetti.
  • Bağış tutarının kurum kazancından indirilmesi hukuka aykırı bulundu.
  • Davalı idarenin temyiz istemi kabul edildi.
  • Bölge İdare Mahkemesi kararı bozuldu ve dosya yeniden karar verilmek üzere geri gönderildi.
  • Karar kesin olup oybirliğiyle alınmıştır.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”