2023/12 Kıdem Tazminatı Karşılığı Ve Dava Tazminat Karşılığı Enflasyon Düzeltmesine Tabi Tutulamaz

Maddi Olay: Kıdem tazminatı karşılığı ve dava tazminat karşılığının enflasyon düzeltmesine tabi tutulması ihtirazi kaydıyla verilen 2004 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden fazladan yapılan tahakkukun iptali ile ödenen verginin iadesi istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesinde enflasyon düzeltmesi düzenlenmektedir. İlgili maddeye göre parasal olmayan kıymetler enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır. Konuya açıklık getiren 17 No’lu Vergi Usul Kanunu Sirkülerinde de, gider yazılması mümkün olmayan karşılıkların enflasyon düzeltmesine konu edilemeyeceği belirtilmiştir.  Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca ayrılan karşılıklardan olmayan kıdem tazminatı karşılığı ve dava tazminat karşılığının gider yazılması mümkün değildir. Bu karşılıkların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasına ve çıkan miktarın gider olarak kaydına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin  16.05.2008 tarih ve E: 2007/613, K: 2008/1889 sayılı kararı: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

 

Bu nedenle, temyiz isteminin reddine, İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 9.11.2006 günlü ve E:2005/1010, K:2006/1836 sayılı kararının onanmasına 16.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/11 Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Uyarınca Edinilen Bağımsız Bölümler Servetin Değerlendirilmesidir Ve Satışından Elde Edilen Kazanç Servetin Şekil Değiştirmesi Niteliğindedir

Maddi Olay: Davacı adına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümlerin satışından elde edilen ticari kazancın kayıt ve beyan dışı bırakıldığı gerekçesiyle cezalı tarhiyat yapılmıştır. Takdir komisyonu kararı uyarınca re’sen tarh edilen 2009 yılının Şubat, Mart, Nisan, Haziran, Kasım ve Aralık dönemlerine ait katma değer vergileri ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Arsanın maliki olan davacı ile … İnşaat Orman Ürünleri Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 11/02/2005 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Davacının, bu sözleşme uyarınca hissesine düşen 14 adet daireyi ve başka ada ve parseldeki bir daireyi, 2009 yılında 8, 2010 yılında 4, 2011 yılında 1, 2012 yılında 1, 2013 yılında 1 adet olmak üzere sattığı idarece tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine davacı adına mükellefiyet tesis edilerek dava konusu cezalı tarhiyatlar yapılmıştır.

Kişinin arsasını müteahhide vermesi ve inşa edilen binada bağımsız bölüm sahibi olması servetin değerlendirilmesi, servetin biçim değiştirmesidir. Olayda, ticari bir organizasyon ve devamlılık olmaksızın davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edindiği dairelerin satışından elde ettiği kazancın servetin şekil değiştirmesi niteliğini haiz olduğu, bu satışları dışında bir dairenin satışının bulunduğu ve bunun da devamlılık unsuru oluşturduğundan bahsedilmeyeceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla ticari faaliyet çerçevesinde yapılan bir teslim bulunmadığından, dava konusu cezalı tarhiyalarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatları kaldırmıştır.

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2020 tarih ve E:2016/10925, K:2020/4715 sayılı kararı: Davacının bir yılda birden fazla olmak üzere takip eden yıllarda devamlı şekilde yapılan gayrimenkul satışlarının ticari kazanç elde etme maksadıyla yapıldığı sonucuna varılmıştır. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.

… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Mahkeme, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.

VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU   Esas: 2021/1656 Karar: 2023/44

“Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.”

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümler servetin şekil değiştirmesi olduğu ve satışların ticari organizasyon kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği kabul edilmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/10 Banka Ve Sigorta Muameleleri Vergisi Alınmasına İlişkin İşlemin İptali

Maddi Olay:

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığına yazılan 21/05/2020 tarih ve 53703 sayılı yazı ile, Bankalar nezdinde yatırım hesapları ve diğer hesaplar üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satışı işlemlerinin kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilmesi ve bu işlemler üzerinden kambiyo muamele vergisi (BSMV) hesaplanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yazıya dayanılarak altın alışı nedeniyle %1 oranında banka ve sigorta muameleleri vergisi alınmasına ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/1362E,  2023/1758K.

 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4. maddesinde para piyasası araçları ile kıymetli madenlerin alım satımı işlerinin ayrı işlemler olarak nitelendirilmiştir. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 1. maddesinde ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’ın “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde kambiyo araçlarının ayrı ayrı tanımlandığı, döviz (kambiyo), efektif dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev’i hesap, belge ve vasıtaları olarak; kıymetli madenler ise, her tür ve şekilde altın, gümüş, platin ve paladyum olarak ayrı ayrı ifade edildiği anlaşılmaktadır. Anılan düzenlemelerde vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın alım-satım işlemlerinin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesine hukuki dayanak teşkil edebilecek herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği 22/05/2020 tarihine kadar davalı idarenin de vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın alım-satım işlemlerini kambiyo işlemi olarak değerlendirmediği ve banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulması gerektiğine ilişkin bir görüşünün olmadığı, aksine, Gelir İdaresi Başkanlığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 22/02/2012 tarihli özelgesinde “banka ve sigorta muameleleri vergisinde vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi için bir muamele yapılması ve bu muamele sonucu lehe para kalması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, bir işlem neticesinde gelir elde edilmemiş ise banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi bir matrah da bulunmayacağı, bu hüküm ve açıklamalara göre, banka tarafından kendi nam ve hesabına yapılan altın alım satım işlemlerinde altının alış değeri ile satış değeri arasındaki fark üzerinden banka ve sigorta muameleleri vergisi hesaplanması gerektiği banka lehine para kalmaması halinde banka ve sigorta muameleleri vergisi doğmayacağı” yolunda görüş bildirildiği de dikkate alındığında, bankaların vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satış işlemlerinin, bu konuda açık bir yasal düzenleme bulunmamasına rağmen kambiyo satışı olarak değerlendirilmesi suretiyle banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmasında, yukarıda yer verilen Anayasa’nın kanunilik, hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve açıklık ilkelerine uyarlık görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/9 Bağlı Bulunulan Vergi Dairesi Müdürlüğü Dışında Başka Bir Vergi Dairesi Tarafından Tesis Edilen İşlemin İptali

Maddi Olay: Yeminli mali müşavir olan davacı adına, …Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:…Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin muhtelif dönemlere ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı dava açılmayarak kesinleşmesi ve akabinde tesis edilen cebri icra işlemleri neticesinde borcun asıl borçlu şirketin mal varlığından karşılanamayacağının anlaşılması üzerine Yeminli Mali Müşavirin asıl borçlu şirket hakkında üretim tasdik raporu düzenlediği bu nedenle müteselsil sorumlu olduğu belirtilerek YMM sorumluluk raporunun eklendiği görülmüş, ancak raporun incelenmesinden, raporda eleştiri konusu yapılan vergi borçları ile dava konusu ödeme emri içeriğindeki vergi borçlarının aynı olmadığı gibi ödeme emri muhteviyatı borçların asıl amme borçlusu şirketin kendi beyanlarından kaynaklı tahakkuk eden borçlar olduğunun anlaşılması karşısında, davacının kanuni temsilci gibi ödenmeyen şirket borçlarından sorumlu olduğu düşünülemeyeceğinden düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

T.C. Danıştay Yedinci Daire   Esas: 2020/801 Karar: 2023/1678

Yeminli mali müşavir olan davacının vergilerin ödenmesinden asıl borçlu şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun iddia edilmesi halinde, kamu alacağının ait olduğu dönem itibarıyla davacının bağlı bulunduğu Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğünce işlem tesis edilebilir.  Asıl borçlu şirketin bağlı olduğu … Vergi Dairesi Müdürlüğünce ödeme emri düzenlenmesinde açıklanan mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığından, yukarıda değinilen gerekçeyle işlemin iptali yolundaki temyize konu kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/8 Mahalle Muhtarına Bırakılmak Suretiyle Tebliğ Vergi Usul Kanununun 94. Maddesine Göre Geçerli Bir Tebliğ Sayılamaz

Maddi Olay:

Tapu harç matrahı ile kredi tutarı arasındaki farktan kaynaklanan değer artış kazancı konulu gelir vergisi tarhiyatına yönelik ihbarnamenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmesi

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlgili yıl takdir komisyonu tarafından takdir edilen matrah üzerinden vergi tarhiyatı yapılmış olsa da, takdir komisyonu nezdinde yapılan inceleme ve araştırmaların eksik olduğu ve sadece Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 24/10/2014 tarihli talep talebi alındığı belirtiliyor. Ayrıca davacının idarece konut kredisi dışında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı ifade ediliyor. İlgili taşınmazın beyan edilen devir ve iktisap bedelinden daha yüksek bir bedelle satıldığı yerde somut bir tespit mevcut olmadığı vurgulanıyor. Bu nedenle, takdir komisyonu kararının eksik incelemeye dayalı olduğu cezalı vergilerin kaldırıldığı belirtiliyor.

Bölge Mahkemesi kararının özeti:

Davacının, dava konusu yılda gerçekleştirilen iki adet taşınmaz satışıyla ilgili olarak, alıcıların kullandığı kredi tutarları ile tapu harçları matrahları arasında tutarsızlık içeriyor ve bu tutarsızlık Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından tespit ediliyor. Vergi dairesi müdürlükleri arasında yapılan yazışmalar sonucu, bu bilgi ve belgeler Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 24/10/2014 tarihli yazısıyla davalı idareye gönderildiği ve matrahın bu bilgi ve belgelere dayalı olarak takdir edildiği belirtiliyor. Ancak mahkeme, takdir komisyonu kararının şekil şartlarını taşımadığını ve yapılan tarhiyatın hukuka uygun olmadığını ifade ederek istinaf başvurusunu reddediyor.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2021/3994 E,  2023/31 K.

Dava konusu cezalı vergiye ilişkin ihbarnamenin, davacının adresinde bulunamaması nedeniyle mahalle muhtarına bırakılmak suretiyle tebliğinin, 213 sayılı Kanun’un 94. maddesindeki usule uygun olduğundan söz edilemez. Vergi alacağının doğduğu yıl ile takdir komisyonuna sevkle duran zamanaşımı süresi birlikte değerlendirildiğinde en son 31/12/2015 tarihine kadar tebliği gerekirken bu tarihe kadar usulüne uygun biçimde tebliğ edilmeyen dolayısıyla zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılan tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin Vergi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/7 Sahte Fatura Kullanma Güncel Danıştay Kararı – 2023

Maddi Olay:

Davacı tarafından, idarece gönderilen yazı üzerine, 2011/1 ila 11. dönemlerine ilişkin olarak ihtirazı kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme beyannamelerine istinaden tahakkuk ettirilen katma değer vergisi, damga vergisi, hesaplanan gecikme faizi ile kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

 Davacı adına düzenlenen belgelerin gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte belgeler olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle tahakkuk ettirilen vergilerde, kesilen cezalarda ve hesaplanan gecikme faizinde hukuka aykırılık görülmeyip davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Mahkemesi kararının özeti:

İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/5573 E,  2023/2039 K.

Hakkında Vergi Tekniği Raporu bulunan firma boya, vernik ve lak toptan ticaret faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirmiştir.  Bu firmanın satın aldığı her ağırlıkta tiner grubu ürünlerinin olduğunu ancak sattığı ucuz cam sil, antifirizli cam suyu, yumuşatıcı, yıkama sabunu gibi farklı ürünler olduğunu belirtiyor. Şirketin yasal defterlerinde üretime ilişkin herhangi bir kayıt ve üretim aracı veya gücünün bulunmadığı ihtilaflı dönemde ortalama 2 işçi çalıştırdığı tespit edilmiştir.

Davacı müvekkili firmanın tiner alımları yaptığı, komisyon karşılığında fatura alıp satması veya vergiden kaçınmasının söz konusu olmadığı, alımlarının tamamının ve ödemelerinin gerçek olduğu, ödemelerin VUK’na göre yapıldığı, kararın hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Vergi tekniği raporundaki tespitler ile davacı tarafça sunulan delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının fatura aldığı dönemde adı geçen mükellef hakkında yoklama vb. yapılmadığı görülmüştür. Davacının sunduğu delillerin mahiyeti de dikkate alındığında, davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığı hususunun somut tespitlerle ortaya konulmadığı sonucuna varılmış olup, aksi yöndeki temyize konu Vergi Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/5 Davacının ihracat istisnası kapsamında İade Tasdik Raporuna istinaden iade ve mahsup talebinin, hakkında Vergi İnceleme Raporu bulunan şirketten alımlarının olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan dava davacı lehine sonuçlanmıştır

Maddi Olay:

Davacı tarafından, 2016/1,2,4. dönemlerinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11/1-a maddesi kapsamında yapmış olduğu mal ve hizmet teslimlerinden ihracat istisnası kapsamında KDV iade alacağı doğmuştur. Söz Konusu iade alacağı için YMM iade tasdik raporu ibraz edilerek mahsubu ve nakden iadesi için başvurmuştur.  Talebinin reddedilmesi üzerine işlemin iptali istenilerek dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

 Davacı şirketin KDV iadesi tasdik raporuna dayalı olarak 2016/1,2,4 dönemlerinde mal teslimlerinden dolayı ihracat istisnası kapsamında iade mahsup talebinde bulunduğu, ancak iade talebinin reddedildiği, uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin olarak, davacının katma değer vergisi iade istemleri hakkında yapılan inceleme sonucu hazırlanmış olan Vergi İnceleme Raporu’nun incelenmesinden; davacının 2016 yılı içinde … Paz. İç. Dış. Tic. Ltd. Şti ile … Hırv. Malz. Elek. San. Tic. Ltd. Şti’den temin ederek ihraç ettiği ürünler nedeniyle yüklendiği katma değer vergilerine ilişkin olarak, hak kazandığı ihracat istisnasından doğan iade alacağının, yerine getirilmesine engel teşkil edecek bir durumun varlığı ortaya konulmadığından, yasal koşulları sağlanan iade isteminin reddine dair dava konusu işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir

Bölge Mahkemesi kararının özeti: 

 İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/5120 E.  ,  2022/1800 K.

Karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/4 Beyanname Verme Ve Ödeme Zamanında Şirketi Temsil Yetkisi Bulunmayan Davacı Adına Düzenlenen Ödeme Emrinde Hukuka Uygunluk Bulunmadığına Dair Danıştay 4. Daire Başkanlığı Kararı

Maddi Olay:

.. Finansal Kiralama A.Ş’nin ödenmeyen 2007 yılı kurumlar vergisi borcundan dolayı 29/12/2005 ile 24/04/2007 tarihleri arasında şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle beraber şirketi temsil ve ilzama yetkili muhasebe müdürü olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istenilmiştir. Ödeme emri muhasebe müdürü olan davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı dönemleri de kapsayacak şekilde düzenlenenmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

 Vergi Mahkemesince verilen kararda; beyanname verme ve ödeme zamanında şirketi temsil yetkisi bulunmayan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

 Bölge Mahkemesi kararının özeti:

 İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/446 E.  ,  2020/3862 K.

Karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/3 2011 Yılında Gerçekleşen Teslime ait KDV’nin İndirim Yoluyla Giderilememesi Neticesinde 2017 Yılında Yeminli Mali Müşavir Tarafından Hazırlanan 2012/Haziran Dönemi KDV İade Tasdik Raporuna İstinaden Talep Edilmesi

Maddi Olay:

2011 yılında yapılan indirimli orana tabi konut teslimleri nedeniyle yüklenilip indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi ile ilgili olarak 2012 yılının Haziran dönemi için 01/11/2017 tarihinde düzeltme beyanı verilmiş ve KDV İade Tasdik Raporuyla birlikte veregi dairesine başvurulmuştur. Vergi dairesi tarafından, 2011 yılında gerçeklesen teslimler nedeniyle 2012 yılının Haziran dönemine ilişkin olarak yapılan iade talebi için düzeltme zaman aşımı süresinin 31/12/2016 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra ibraz edilen rapor uyarınca katma değer vergisi iadesi yapılamayacağı bildirilerek reddedilmiştir. Bunun üzerine de vergi mahkemesine başvurulmuştur.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinde yeminli mali müşavir iade tasdik raporunun ibraz süresine ilişkin olarak gerek KDV Kanunu’nda gerek KDV Genel Uygulama Tebliği’nde sınırlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacı tarafından iade talep edilen dönemde indirimli orana tabi teslimlerin mevzuata uygun bir şekilde beyan edildiği de anlaşıldığından, düzeltme zaman aşımı süresinin sona ermiş olması neden gösterilerek tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Bölge Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/5665 E.  ,  2022/3254 K.

İade talebi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannameler ile yapılabilecek olup bu süre içerisinde iade hakkının kullanmaması durumunda daha sonra düzeltme beyannameleri ile iade talebinde bulunulamayacağı açıktır.

Vergi Mahkemesince, yeminli mali müşavir iade tasdik raporunun ibrazı süresine ilişkin sınırlayıcı bir düzenleme olmadığı belirtilmiştir. Yeminli mali müşavir tasdik raporunda da 2012 yılının Haziran döneminde nakden iade talebinde bulunulduğuna ilişkin bir ifade yer almış olmasına karşın davalı idare tarafından istinaf dilekçesinde, davacının 2012 yılı içerisinde mahsup yoluyla iade talebinde bulunmayarak süresinden sonra düzeltme beyannamesiyle iade talebinde bulunduğu iddia edilmiştir. Dava dosyasına iade talebinde bulunulan 2012 yılının Haziran dönemine ilişkin yasal süresinde verilmiş katma değer vergisi beyannamesi sunulmamıştır. Tüm hususlar yukarıda yer verilen düzenlemeler de dikkate alınarak yapılacak araştırma neticesinde yeniden karar verilmek üzere istinaf başvurusunun reddi yolundaki karar bozulmuştur.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/2 Kat irtifakı şeklinde satılan taşınmazın, inşasının tamamlanmadığı, bu itibarla teslim koşullarının oluşmadığı katma değer vergisi matrahına dahil edildiği halde hasılat hesaplarına intikal ettirilmemesi hukuken doğrudur

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2019/241 E.  ,  2022/556 K.

Konu: Kat irtifakı şeklinde satılan taşınmazın, inşasının tamamlanmadığı, bu itibarla teslim koşullarının oluşmadığı katma değer vergisi matrahına dahil edildiği halde hasılat hesaplarına intikal ettirilmemesi hukuken doğrudur.

İki adet mesken satışı beyanlarına yansıtılmadığı gerekçesi ile takdir komisyonu tarafından re’sen tarh edilen vergi ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması için mükellef kurum tarafından idare aleyhine dava açılmıştır.

Vergi Mahkemesi Karar Özeti; Bilirkişi raporunda, davacının katma değer vergisi matrahını hasılat hesaplarına nakletmediği ancak yıllara yaygın inşaat ve onarım ileri hesabından önceki yıldan  devreden 264.000,00-TL bakiyeyi hasılat hesaplarına naklettiği, iki adet taşınmazı kat irtifakı şeklinde sattığı, bu hususun anılan taşınmazın inşaasının tamamlanmadığını, bu itibarla teslim koşullarının oluşmadığını gösterdiği, anılan parseldeki taşınmazın fiilen tesliminin gerçekleştiğine dair de dosyada herhangi bir veri bulunmadığı, yine katma değer vergisi matrahına dahil edildiği halde hasılat hesaplarına intikal ettirilmeyen taşınmazlar açısından fiili bir satış mahiyetinde olup olmadığına dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, bu açıdan mükellefin beyanının esas olduğuna hükmedilmiştir.

Davacının Bs formunda yer vermediği iki adet mesken satışından kaynaklanan matrah farkı yönünden ise tapuda yapılan satışların kat irtifakı şeklinde yapılmış olduğunun tespiti nedeniyle anılan taşınmazın inşaasının henüz tamamlanmadığı, şahıslar adına fatura düzenlenmiş olmasının kurum kazancının elde edildiğini göstermediği, bu itibarla bu yönlerden fark matrah belirlenemeyeceğinin tespit edildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporunun davanın görüm ve çözümü için uygun ve yeterli olduğu, bu durumda davacının dosyaya sunduğu defter ve belgeleri ile bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde taşınmaz satışlarının kat irtifakı kurulmak suretiyle yapıldığı, inşaat devam ederken yapılan taşınmaz satışlarında vergiyi doğuran olayın, inşası tamamlanan taşınmazların teslimi tarihi yada iskan ruhsatının alındığı tarihten hangisi önce ise o tarihte gerçekleşmiş sayılacağı, olayda ise davalı idarece bu yönde yapılmış bir tespit bulunmadığından taşınmazlar için düzenlenen toplamı 444.999,17.TL TL tutarlı faturalardan kaynaklı matrah farkı ile Bs formunda yer vermediği iki adet mesken satışından kaynaklanan matrah farkına isabet eden cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı,

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı Karar Özeti: Bölge İdare Mahkemesi  Vergi Dava Dairesinin kararının onanmasına karar vermiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”