Gaziantep BİM 1. Vergi Dava Dairesi, 30.12.2021 tarihli, E. 2021/632, K. 2021/1712 sayılı karar

Konu: Perakende satış fişi ile belgelendirilen hizmet üretim maliyeti harcamalarının kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilip indirilemeyeceği – Bu harcamaların fatura ile tevsik edilmesinin zorunlu olup olmadığı.

Olayın Özeti: Davacı şirketin 2019 yılı yasal defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde bir vergi inceleme raporu düzenlenmiştir. Raporda; şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirdiği hizmet üretim maliyetine ilişkin birtakım harcamaları perakende satış fişi ile belgelendirdiği, ancak bu tür harcamaların fatura ile tevsik edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Bu gerekçeyle perakende fişlerine ait giderler reddedilmiş ve şirket adına 2019/1-3 ile 4-6 dönemlerine ilişkin olarak re’sen tek kat vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergisi salınmıştır. Davacı şirket, bu cezalı tarhiyatların kaldırılması istemiyle dava açmıştır.

Yargılama Süreci:

İlk Derece Mahkemesi (Gaziantep 1. Vergi Mahkemesi): * Mevzuata göre mükelleflerin ticari kazancın elde edilmesiyle ilgili olmak şartıyla kırtasiye, büro, temizlik, akaryakıt, su ve gıda gibi giderlerini perakende satış fişiyle belgelendirerek gider yazabileceğini belirtti.

Vergilendirmede vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin esas olduğunu, söz konusu harcamaların fatura ile tevsik edilmemiş olsa bile şirketin faaliyet konusuyla ilgili yapıldığının açık ve ihtilafsız olduğunu vurguladı.

Davalı idare tarafından perakende satış fişlerinin içeriğinin doğru olmadığına yönelik somut bir tespit ve eleştiri sunulmadığı gerekçesiyle, cezalı kurum geçici vergisini hukuka aykırı bularak davayı kabul etti ve tarhiyatı kaldırdı.

Bölge İdare Mahkemesi (Gaziantep BİM 1. Vergi Dava Dairesi): * Davalı idarenin, hizmet üretim maliyeti unsuru olan giderlerin fatura yerine perakende satış fişiyle belgelendirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarını inceledi.

İlk derece mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verdi.

Hukuki Değerlendirme:

Vergi hukukunda gelirin tespitinde, kazanç ve iratların gerçek ve safi miktarlarının dikkate alınması; mal ve hizmetin işletmeye gerçekten girip girmediğinin (vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin) esas alınması gerekir.

Harcamaların şirketin faaliyet alanına yönelik ve gerçek olduğu ihtilafsız ise, bu harcamaların içeriğinin sahte veya yanıltıcı olduğuna dair idarece somut bir eleştiri getirilmediği müddetçe, sadece fatura yerine perakende satış fişiyle belgelendirilmiş olması gider reddi için tek başına yeterli gerekçe oluşturmaz.

Sonuç:

Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, vergi mahkemesinin kararını onadı. Davalı vergi dairesinin istinaf istemi reddedildi. Yargılama giderleri başvuruda bulunan idare üzerinde bırakıldı ve artan posta avansının iadesine hükmedildi. Karar, 2577 sayılı Kanun’un 45/6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere (temyiz yolu kapalı) oybirliğiyle verilmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-40 GVK Geçici 67. Madde Kapsamında İndirimli Stopaj Süresinin Uzatılması

20 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11444 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, belirli menkul kıymetlerden elde edilen kazançlara uygulanan %0 indirimli stopaj oranı, 30 Haziran 2026’dan 31 Aralık 2026 tarihine kadar (6 ay) uzatılmıştır.

Düzenlemenin Kapsamı ve Detayları

Aşağıdaki finansal araçlardan elde edilen gelir ve kazançlar (faiz/itfa gelirleri ile alım-satım kazançları) bu uzatmanın kapsamındadır:

Devlet Tahvili ve Hazine Bonoları: Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yurt içinde ihraç edilenler.

Kira Sertifikaları: 4749 sayılı Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketlerince yurt içinde ihraç edilenler.

Getirilen Geçici Durum

Normal Şartlarda (Uygulama Öncesi): Bu enstrümanlardan elde edilen gelirlerde stopaj oranı sermaye şirketleri için %0, gerçek kişiler için %10 olarak uygulanmaktaydı.

Geçici Düzenleme: 22/12/2021 ile 31/12/2026 tarihleri arasında iktisap edilen (satın alınan) söz konusu kıymetler için -vade veya para birimi fark etmeksizin- gerçek kişiler için de stopaj oranı %0 olarak uygulanmaya devam edecektir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

57 Seri No.lu KDV Tebliği ile İthalatta Bildirim ve YMM Raporu Dönemi Başladı

57 Seri No.lu KDV Tebliği ile ithalat yapan şirketler için çok önemli bir denetim ve raporlama dönemi başladı. 24 Kasım 2023’ten beri ithalatta ödenen bazı KDV’lerin (gözetim belgesi, dampinge karşı vergi vb. kaynaklı ek KDV’ler) defterlerde indirim konusu yapılması yasaktı.

Yeni tebliğle birlikte devlet, ithalatçılara “Bu yasak KDV’leri gerçekten indirim listene eklemedin değil mi? Bana bunu kanıtla” diyerek Bildirim veya YMM Raporu zorunluluğu getirdi.

  1. Ben Hangi Gruptayım? (2.600.000 TL Sınırı)

Yılın altışar aylık dönemlerindeki (Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık) ithalat tutarınıza göre yapmanız gerekenler ikiye ayrılıyor:

Sınırın Altındaysanız (6 Aylık İthalat Bedeli 2.600.000 TL ve Altı): Yasaklı KDV’leri indirim konusu yapıp yapmadığınızı gösteren detaylı bir Bildirim Formu/Dilekçesi hazırlayıp vergi dairesine sunmalısınız.

Sınırın Üstündeyseniz (6 Aylık İthalat Bedeli 2.600.000 TL Üzeri): Vergi dairesine sadece beyan yetmez; durumu bir Yeminli Mali Müşavir (YMM) tarafından yazılacak Özel Amaçlı YMM Raporu ile resmi olarak kanıtlamak (tevsik etmek) zorundasınız.

Eğer şirketinizin zaten halihazırda o yıl için yapılmış bir YMM Tam Tasdik Sözleşmesi varsa, ayrıca Özel Amaçlı Rapor yazdırmanıza gerek yok. YMM’niz bu durumu yıllık tam tasdik raporunda açıklayarak çözebilir.

  1. İlk Son Gün Ne Zaman?

Bu kural altı aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar yerine getirilmelidir. 2026 yılı için takvim şöyle işleyecek:

  • 2026 / 1. Dönem (Ocak – Haziran): Son gün 31 Temmuz 2026
  • 2026 / 2. Dönem (Temmuz – Aralık): Son gün 31 Ocak 2027
  1. İndirilemeyen KDV’ler Muhasebede Ne Olacak?

Gümrükte gözetim belgesi veya damping vergisi gibi nedenlerle fazladan ödediğiniz ve indirimini unuttuğunuz/yapamadığınız bu KDV tutarları çöpe gitmez.

  • Bu tutarlar Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) değildir.
  • Satmak veya üretmek için aldığınız ticari malların (emtianın) maliyetine eklenmesi zorunludur. (Doğrudan genel gider yazılamaz).

İthalatçılar İçin Özet Yol Haritası

Eğer ithalat yapan bir firmaysanız, hemen muhasebe kayıtlarınızı ve gümrük beyannamelerinizi önünüze koyup 6 aylık ithalat hacminizi kontrol edin. Sınırı aşıyorsanız ve Tam Tasdik sözleşmeniz yoksa, Temmuz 2026 sonuna kadar yetiştirmek üzere bir Yeminli Mali Müşavir (YMM) ile Özel Amaçlı Rapor sözleşmesi yapmanız süreç yönetimini kolaylaştıracaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-39 KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK (SERİ NO: 58) ÖZETİ

Bu tebliğ ile KDV muafiyetleri, istisnaları ve iade süreçlerinde aşağıdaki önemli düzenlemeler yapılmıştır:

  1. Tarihi Vakıf Camileri ve Taşınmazlarına KDV Kolaylığı

Eski Durum: İbadethanelerin ve din eğitimi verilen yerlerin yapımı, bakımı ve onarımı gibi işlerdeki KDV muafiyeti sadece mülkiyeti Türkiye Diyanet Vakfı’na ait yerler için geçerliydi.

Yeni Durum: Bu KDV avantajının kapsamı genişletildi. Artık Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yönettiği tarihi/eski vakıflara (mazbut vakıflara) ait cami, mescit ve eğitim yerlerinin bakım, onarım ve yapım işlerinde de KDV muafiyeti uygulanacak.

  1. Vakıf Üniversite Hastanelerine KDV Sürprizi (Yürürlük: 01.01.2027)

Yeni Kural: Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kurduğu yükseköğretim kurumları (üniversiteler) tarafından işletilen hastane, klinik, laboratuvar, botanik bahçesi vb. yerlerin sunduğu hizmetler KDV’ye tabi olacaktır.

İstisna: Bu kuruluşlar doğrudan vakfın kendisi tarafından işletilirse KDV istisnası devam edecektir.

  1. Darülaceze’ye KDV Muafiyeti ve Kolaylığı

Sosyal amaçlı istisnaların ve bağışların düzenlendiği maddelere “Darülaceze” ibaresi eklenmiştir. Böylece Darülaceze’ye yapılacak bağış ve teslimlerde KDV muafiyet/istisna hakları netleştirilmiştir.

  1. Kamulaştırılan Taşınmazlarda KDV İstisnası (Yürürlük: 01.06.2026)

Yeni Kural: Kamulaştırma Kanunu kapsamında, kamu yararı gerekçesiyle taşınmazların Devlete veya kamu tüzel kişilerine devredilmesi KDV’den istisna edilmiştir.

Muhasebe Detayı: KDV mükellefleri, bu taşınmazları alırken ödedikleri ve indirim konusu yaptıkları KDV’yi, devir döneminde beyannamede “İlave Edilecek KDV” olarak geri çıkaracaktır. Bu tutar, gelir veya kurumlar vergisinde gider/maliyet yazılabilecektir.

  1. İthalat ve İhracatta KDV İadesi Kolaylığı

Teminat karşılığı ithal edilen malların ÖTV tutarı üzerinden ödenen KDV’nin, malların ihracı nedeniyle iadesi talep edildiğinde; doğrudan yüklenimlerden kaynaklanan ve azami sınırı aşan KDV tutarları için vergi inceleme raporu aranmadan genel esaslara göre iade işlemi sonuçlandırılacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Sipariş Üzerine Gerçekleştirilen Ar-Ge Faaliyetlerinde Kurumlar Vergisi İstisnası ve Ar-Ge İndirimi

İdare: Ankara Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 11.08.2025 – E-38418978-125[5746-25/1]-…

Olayın Özeti

Teknoloji geliştirme bölgesinde (teknokent) faaliyette bulunan şirket, başka bir sanayi şirketine sipariş usulü teslim etmek üzere bir proje başlatmıştır. Ancak bu projenin kavramsal tasarım aşamaları, siparişi alan diğer sanayi şirketinin kendi Ar-Ge merkezinde yürütülmüştür. Siparişi alan şirket, 5746 sayılı Kanun uyarınca yaptığı harcamaların yarısını indirim konusu yapmayarak durumu sipariş veren şirkete (başvuru sahibine) bildirmiştir. Şirket; teknokentte sipariş usulü yürütülen bu projeden elde edilen gelirin 4691 sayılı Kanun kapsamında kurumlar vergisinden istisna edilip edilemeyeceğini ve diğer şirketin Ar-Ge merkezinde yaptığı harcamaların kalan %50’lik kısmını kendi beyannamesinde indirim konusu yapıp yapamayacağını sormuştur.

İdarenin Değerlendirmesi

4691 Sayılı Kanun (Teknokent İstisnası) Yönünden: Kurumlar vergisi istisnasından yararlanılabilmesi için kazancın münhasıran teknoloji geliştirme bölgesi içinde yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmesi gerekmektedir. Bölge dışında gerçekleştirilen faaliyetler, Ar-Ge niteliği taşısa dahi istisnadan yararlanamaz. Olayda, teknokentte başlatılan projenin bir bölümü (kavramsal tasarım aşaması) bölge dışındaki bir Ar-Ge merkezinde gerçekleştirildiğinden, bu projeden elde edilen kazancın bütünüyle 4691 sayılı Kanun kapsamında kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün değildir.

5746 Sayılı Kanun (Ar-Ge İndirimi) Yönünden: Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, Ar-Ge merkezlerinin siparişe dayalı olarak yürüttükleri faaliyetlere ilişkin harcamaların sadece %50’si bu merkezler tarafından; kalan %50’si ise siparişi veren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından indirim olarak dikkate alınabilir.

Sonuç

Projenin bir kısmının teknoloji geliştirme bölgesi dışındaki bir Ar-Ge merkezinde yürütülmesi nedeniyle, elde edilen kazanç için 4691 sayılı Kanun kapsamında kurumlar vergisi istisnasından yararlanılamaz. Diğer taraftan, Ar-Ge merkezinde siparişe dayalı olarak gerçekleştirilen harcamaların indirim konusu yapılmayan %50’lik kısmı, siparişi veren şirket tarafından kurum kazancının tespitinde Ar-Ge indirimi olarak dikkate alınabilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Teknokentte Oluşan Kur Farkı Gelir ve Zararlarının İstisna Kapsamında Değerlendirilmesi

İdare: Ankara Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 30.07.2025 – E-38418978-125[4691-2022/5-(i)]-….

Olayın Özeti

Teknoloji geliştirme bölgesinde (teknokent) Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerinin yanı sıra bölge dışında ticari faaliyetleri de bulunan şirket; banka hesaplarındaki döviz mevcutları ile döviz cinsinden ticari alacak ve borçlarının geçici vergi dönemlerinde değerlenmesi sonucu oluşan kur farkı gelir ve giderlerinin (zararlarının), 4691 sayılı Kanun kapsamındaki kurumlar vergisi istisnası karşısındaki durumunu sormuştur.

İdarenin Değerlendirmesi

Kurumlar Vergisi ve Teknokent İstisnası Yönünden: 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ve 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği uyarınca, mükelleflerin münhasıran teknoloji geliştirme bölgesindeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır. Bu kapsamda:

Bölgedeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden doğan döviz cinsinden alacakların, tahsil edilinceye kadar geçen süreçte değerlenmesi (veya tahsili) sonucu oluşan kur farkı gelirleri, bölge içi faaliyetin doğal bir unsuru ve bu işlemlerden elde edilen kazanç olarak kabul edildiğinden istisna kapsamındadır. Aynı şekilde, bu faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, oluşan zararların istisna dışı diğer ticari kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi, bölgede üretilen nakitlerin bankada değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri ile banka hesaplarındaki döviz mevcutlarının değerlenmesinden kaynaklanan kur farkı gelirleri, faaliyetin kendisinden değil nakdin nemalandırılmasından doğduğu için istisna kapsamında değerlendirilemez.

Sonuç

Teknokentteki Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerinden doğan ticari alacaklara ilişkin oluşan kur farkı gelirleri kurumlar vergisi istisnasına tabidir.

Banka hesaplarında tutulan döviz mevcutlarının değerlenmesi neticesinde ortaya çıkan kur farkı gelir/giderleri ile Ar-Ge dışındaki genel ticari işlemlerden kaynaklanan kur farkları istisna kapsamı dışındadır; dolayısıyla bu tutarların istisna dışı genel kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-38 Teminatsız Tecil Tutarında Değişiklik

13 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kamu alacaklarının tecil ve taksitlendirilmesinde uygulanan teminatsız tecil sınırı artırılmıştır.

Yapılan düzenlemenin detayları şu şekildedir:

Yeni Teminatsız Tecil Sınırı: 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında, alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borç toplamının 10.000.000 lirayı aşmadığı durumlarda artık teminat aranmayacaktır. Eski uygulamada bu sınır 1.000.000 lira olarak uygulanmaktaydı.

Sınırı Aşan Borçlarda Teminat Oranı: Tecil edilecek borç tutarının 10.000.000 lirayı aşması durumunda, gösterilmesi zorunlu olan teminat tutarı, bu sınırı aşan kısmın yarısı ($1/2$) olacaktır.

Yürürlük Tarihi: Söz konusu değişiklik, Cumhurbaşkanı Kararı’nın yayımlandığı tarihte (13 Haziran 2026) yürürlüğe girmiştir.

Değişiklik Kapsamı Dışında Kalan Durumlar

Vergiye Uyumlu Mükellefler (48/A Maddesi): 6183 sayılı Kanun’un 48/A maddesi kapsamında vergiye uyumlu mükelleflerin borç tecilindeki 500.000 TL’lik teminatsız tecil sınırında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bu tutarı aşan kısım için yine aşan tutarın yarısı kadar teminat gösterilmesi uygulaması devam etmektedir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-37 24 Mayıs 2026 tarihli Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 25) ile Yapılan Önemli Düzenlemeler

24 Mayıs 2026 tarihli Tebliğ ile Kurumlar Vergisi Kanunu uygulamasına ilişkin dört önemli konuda düzenleme yapılmıştır.

  1. Yatırım Fonları ve Yatırım Ortaklıklarında Taşınmaz Kazançlarına İlişkin Kar Dağıtım Şartı

1 Ocak 2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara ilişkin avans kar payları da kar dağıtımı hesabında dikkate alınacaktır. Taşınmaz kazancı, taşınmaz gelirlerinden ilgili gider ve maliyetlerin düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır. Taşınmaz faaliyetinin veya şirketin toplam faaliyetinin zarar etmesi halinde kar dağıtımı şartı aranmayacaktır. Taşınmaz faaliyetinin karlı, diğer faaliyetlerin zararlı olduğu durumlarda ise toplam kazancın yarısının dağıtılması yeterli olacaktır.

Taşınmaz ve diğer faaliyetlerin birlikte yürütülmesi halinde müşterek giderler maliyet oranına göre dağıtılacak, müşterek kullanılan sabit kıymet amortismanları ise kullanım süreleri esas alınarak paylaştırılacaktır, hangi işlerde kullanıldığı tespit edilemeyen amortismanlar müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.

Kar dağıtım tutarının tespitinde Türk Ticaret Kanunu gereği ayrılması zorunlu yedek akçeler dikkate alınabilecek, karın sermayeye eklenmesi ise kar dağıtımı sayılmayacaktır. Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatı ile Vergi Usul Kanunu’na göre hesaplanan dağıtılabilir kar tutarlarından düşük olan esas alınacaktır.

Faaliyet konusu gereği portföyünde taşınmaz bulundurması mümkün olmayan fon ve ortaklıklarda kar dağıtım şartı aranmayacak, ancak herhangi bir şekilde taşınmaz kazancı elde edilmesi halinde bu kazançlar için şart uygulanacaktır.

  1. İstisna Kazançlarda Kar ve Zararların Değerlendirilmesi

Tebliğ ile istisnalar iki gruba ayrılmıştır:

  • Faaliyet esaslı istisnalarda aynı faaliyet kapsamındaki kar ve zararlar birlikte değerlendirilecek, zararlar kazançlardan mahsup edildikten sonra kalan net tutar istisnaya konu olacaktır.

–Yatırım fon ve ortaklıklarının kazanç istisnası – taşınmaz kazançları hariç (KVK md. 5/1-d)

–Yurt dışı şube kazançları istisnası (KVK md. 5/1-g)

–Yurt dışı inşaat, onarım, montaj ve teknik hizmetler kazanç istisnası (KVK md. 5/1-h)

–Eğitim ve öğretim kazanç istisnası (KVK md. 5/1-ı)

–Sınai mülkiyet hakları satış kazancı istisnası (KVK md. 5/B)

–Serbest bölge kazanç istisnası (3218 sayılı Kanun geçici md. 3)

–Teknoloji geliştirme bölgesi kazanç istisnası (4691 sayılı Kanun geçici md. 2)

 

  • İşlem esaslı istisnalarda ise her işlem ayrı değerlendirilecektir. Bir işlemden doğan zarar, başka bir işlemden elde edilen kazançla mahsup edilemeyecek ve kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) olarak dikkate alınacaktır.
  • İştirak kazançları istisnası (KVK md. 5/1-a)
  • Yurt dışı iştirak kazançları istisnası (KVK md. 5/1-b)
  • Yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı istisnası (KVK md. 5/1-c)
  • Taşınmaz, iştirak hisseleri ve fon satış kazancı istisnası (KVK md. 5/1-e)
  • Bankalara / finansal kiralama şirketlerine / TMSF’ye borçlu olanların taşınmaz veya iştirak hissesi satış kazancı istisnası (KVK md. 5/1-f)
  • Sat-kirala-geri al işlemlerine yönelik kazanç istisnası (KVK md. 5/1-j)
  1. Nakdi Sermaye Artırımında Faiz İndirimi

Nakdi sermaye artırımı nedeniyle hesaplanan faiz indirimi uygulamasında esaslı bir değişiklik yapılmamıştır. TCMB ticari kredi faiz oranının yıl sonunda kesinleşmesi nedeniyle indirimden geçici vergi dönemlerinde yalnızca dördüncü geçici vergi dönemi itibarıyla yararlanılmaya devam edilecektir.

  1. Asgari Kurumlar Vergisinden İndirilecek Yatırıma Katkı Tutarı

2 Ağustos 2024 tarihinden önce alınan yatırım teşvik belgelerinde, asgari kurumlar vergisinden indirilecek yatırıma katkı tutarının hesabında bu tarihte belgede yer alan yatırım tutarı esas alınacaktır. Bu tarihten sonra yapılan revizelerle yatırım tutarında meydana gelen artışlar hesaplamaya dahil edilmeyecektir.

Ancak 2 Ağustos 2024 öncesinde alınmış ve sonrasında revize edilmiş teşvik belgelerinde, asgari vergiden indirilebilecek yatırıma katkı tutarı için Tebliğde açıklanan iki farklı hesaplama yönteminden biri tercih edilebilecektir. Seçilen yöntemin sonraki dönemlerde tutarlı şekilde uygulanması gerekmektedir.

Değerlendirme

–GYO/GYF ve benzeri yapılar: Kar dağıtımına esas taşınmaz kazancı ve dağıtım yükümlülüğü yukarıdaki esaslar çerçevesinde yeniden değerlendirilmelidir. Avans kar payı uygulamaları ile karma faaliyet zararlarının beyanname hazırlık sürecinde titizlikle ele alınması tavsiye edilir.

–İstisna uygulayan mükellefler: Kurumlar vergisi beyannamesinde istisna türünün (faaliyet esaslı / işlem esaslı) doğru sınıflandırılması, özellikle KKEG kayıtları acısından kritik önem taşımaktadır.

–Yatırım teşvik belgeli mükellefler: 2/8/2024 tarihinden sonra revize yapıldıysa, asgari vergi hesabında kullanılabilecek katkı tutarının iki yöntemden biri tutarlı biçimde uygulanarak belirlenmesi ve ilerleyen dönemlere yönelik takibinin sağlanması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2026-36 OECD’den Küresel Asgari Vergide Yeni Uyum Rehberi

OECD’nin 18 Mayıs 2026 tarihli duyurusuyla, Küresel Asgari Vergi (Pillar Two / GloBE) kapsamında ilk GIR (GloBE Information Return) dosyalama döneminde ortaya çıkabilecek teknik ve operasyonel sorunlar nedeniyle mükelleflerin cezalı duruma düşmemesi amaçlanmıştır.

2024 yılından itibaren Küresel Asgari Vergi uygulayan ülkeler ortak bir anlayış üzerinde uzlaşmıştır. Eğer GIR, OECD tarafından merkezi dosyalamaya hazır olduğu açıklanan ülkelerden birinde merkezi olarak dosyalanırsa, diğer ülkeler yerel GIR dosyalama yükümlülüğüne ilişkin cezaları uygulamama veya yükümlülüğü bilgi değişimi gerçekleşene kadar askıya alma yönünde hareket edecektir. Türkiye de bu listede yer alan ülkeler arasındadır.

OECD ayrıca;

  • Geçiş Dönemi UTPR Güvenli Limanı’na ilişkin yeni idari rehber yayımlamış,
  • Merkezi Kayıt listesini güncellemiş,
  • Bahamalar, Kenya, Kuveyt ve Umman’ın DMTT süreçlerini tamamladığını açıklamıştır.

Güncel durumda;

  • 44 ülke IIR bakımından,
  • 50 ülke ise DMTT/QDMTT güvenli limanı bakımından
    nitelikli ülke statüsündedir.

Türkiye açısından önemli nokta ise, Türkiye’de Küresel ATV mükellefi olmayan ancak kapsama giren çok uluslu grupların Türk bağlı işletmelerine ilişkin uygulamadır. GİB’in 8 Nisan 2026 tarihli duyurusuna göre;

  • Eğer GIR, Türkiye’nin bilgi değişimi yapabildiği (GIR-MCAA’ye taraf) bir ülkede merkezi olarak sunuluyorsa, Türkiye’deki bağlı işletmelerin yalnızca “Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisine İlişkin Bildirim Formu” sunması yeterli olacaktır.
  • Eğer GIR, bilgi değişimi olmayan bir ülkede sunuluyorsa veya hiç sunulmuyorsa, buna ek olarak grup yapısı ve küresel ATV bilgilerini içeren ilave bir form da talep edilecektir.

OECD’nin yeni duyurusu ise özellikle şu konuda önem taşımaktadır:

Merkezi GIR’ın sunulacağı ülkedeki dosyalama tarihi, Türkiye’deki bildirim süresinden daha sonra olsa bile, OECD ortak anlayışı gereği mükelleflerin sırf teknik zamanlama farkı nedeniyle ek yerel GIR benzeri raporlama yükümlülüğüne maruz bırakılmaması gerektiği değerlendirilmektedir.

Ancak Türkiye’de yayımlanan taslak formlarda;

  • GIR ID numarası,
  • dosyalama tarihi,
  • merkezi dosyalama henüz yapılmamışsa formun nasıl doldurulacağı

konularında açık teknik düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ilave açıklama yapması beklenmektedir.

Özetle, OECD düzenlemesi;

  • merkezi GIR dosyalama sisteminin korunmasını,
  • ülkeler arasındaki bilgi değişimi gecikmeleri nedeniyle mükelleflerin cezalandırılmamasını,
  • geçiş döneminde uyum kolaylığı sağlanmasını

amaçlamakta olup, Türkiye uygulamasında da özellikle yabancı merkezli çok uluslu grupların Türk bağlı işletmeleri bakımından yerel raporlama yükümlülüklerinin kapsamını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

YAZAR KASA FİŞLERİNİN GİDER YAZILMASINDAKİ SINIRLAR VE RİSKLER

Maliye Bakanlığı düzenlemelerine göre, yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi belirli şartlara bağlanmıştır. Bu kuralların dışına çıkılması, vergi incelemelerinde cezai müeyyidelerle karşılaşılmasına neden olabilir.

  1. Hangi Harcamalar Fiş ile Belgelenebilir?

Sadece iş yerinde tüketilmek üzere alınan ve fatura düzenleme sınırını aşmayan şu harcamalar fiş ile belgelenebilir:

  • Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri.
  • Taksi ücretleri.
  • Akaryakıt alımları.
  1. Mutlaka Fatura Gerektiren Harcamalar

İşle ilgili olsa dahi, aşağıdaki harcamaların yazar kasa fişi ile belgelenmesi geçersiz sayılmaktadır:

Personel Seyahat Harcamaları: Şehir içi veya dışı iş seyahatlerinde yapılan yeme-içme ve konaklama giderleri bedeli ne olursa olsun fatura ile belgelenmelidir.

İş Yeri Dışı Genel Giderler: İş yeri dışında yapılan ve yukarıdaki istisnalara girmeyen diğer tüm mal ve hizmet alımları.

  1. Yanlış Belgelendirmenin Sonuçları

Eğer fatura alınması gereken bir harcama için yazar kasa fişi kullanılırsa: Söz konusu tutar, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamaz. Bu fişlerde yer alan KDV indirim konusu yapılamaz. Özellikle KDV iadesi alan firmalarda bu durum ciddi vergi uyuşmazlıklarına ve cezalara yol açar.

e-Fatura sistemine kayıtlı iki mükellef arasındaki ticari işlemlerde belge türü zorunlu olarak e-Fatura olmalıdır, yanlışlıkla düzenlenen e-arşiv fatura yok hükmündedir. e-Arşiv Fatura, kural olarak e-fatura kullanıcısı olmayanlara (vergi mükellefi olmayan şahıslar veya e-fatura kapsamına girmeyen işletmeler) kesilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”