Yurt Dışında, Yurt Dışı Mukim Şirkete Verilen Ürün Testi ile Veri Analizi Hizmetinden Elde Edilen Kazancın Gelir Vergisi İndirimi Karşısındaki Durumu

İdare: İzmir Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 15.04.2026 – E-84098128-120[89-2024/12]-283257

Olayın Özeti

Mükellefin, Kazakistan mukimi bir şirket ile imzaladığı hizmet sözleşmesi kapsamında Kazakistan’da sunduğu ürün testi ve veri analizi hizmetlerinden elde ettiği kazancın, Gelir Vergisi Kanununun 89/1-13 maddesi uyarınca %80’lik kazanç indirimi kapsamında yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

  • İndirimin Şartları: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca; ürün testi, veri analizi vb. hizmetlerden elde edilen kazancın %80’inin indirim konusu yapılabilmesi için hizmetin yurt dışı mukimi kişilere Türkiye’de verilmesi, hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması ve kazancın tamamının süresi içinde Türkiye’ye transfer edilmesi
  • Hizmetin Verildiği Yer Yönünden: Söz konusu hizmet sözleşmesinin incelenmesinden, ürün testi ve veri analizi hizmetlerinin fiilen Kazakistan’da (yurt dışında) verildiği anlaşılmıştır.

Sonuç

Kazakistan mukimi şirkete verilen ürün testi ve veri analizi hizmetleri Türkiye’de ifa edilmeyip fiilen Kazakistan’da verildiğinden, bu faaliyetlerden elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun 89/1-13 maddesi kapsamında gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Konkordato Projesi Kapsamında Şirketin Ortağı Tarafından Şirkete Devredilen Taşınmazın Tapu Harcı İstisnası

İdare: İzmir Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 15.04.2026 – E-66813766-140[123-2026/2]-283039

Olayın Özeti

Konkordato sürecinde olan şirketin borçlarının ödenmesi ve finansal yapısının güçlendirilmesi amacıyla, şirket ortağına (aynı zamanda şahsen konkordato talep eden ortağa) ait iki adet taşınmazın konkordato ön projesi ve mahkeme izni doğrultusunda şirkete devredilmesi işleminin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında tapu harcından istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Harçlar Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu Yönünden:

  • Genel Harç Yükümlülüğü: 492 sayılı Harçlar Kanununun 57.maddesi ve (4) sayılı tarifesi uyarınca, gayrimenkullerin ivazlı devir ve iktisabında devreden ve devralan için ayrı ayrı nispi tapu harcı alınması esastır.
  • Konkordato İstisnasının Şartları: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 308/g maddesi uyarınca, tasdik edilen konkordato projesi kapsamında borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılar arasında yapılacak işlemler harçtan istisna tutulmuştur (üçüncü kişiler bu istisnadan yararlanamaz).
  • Somut Olay Değerlendirmesi: Hem şirketin hem de şirket ortağının ayrı ayrı konkordato talebinde bulunduğu, mahkemece kesin mühlet kararı verildiği, taşınmazların şirkete devrinin konkordato ön projesinde kaynak olarak gösterildiği ve mahkemenin alacaklılar yararına bularak devre izin verdiği tespit edilmiştir.

Sonuç

Tasdik edilen konkordato projesi kapsamında kalması kaydıyla, Konkordato Ön Projeleri ve bu projelere ilişkin mahkeme kararı uyarınca borçlular (şirket ortağı ile şirket) arasında gerçekleştirilecek taşınmaz devir işlemlerinden 2004 sayılı Kanunun 308/g maddesi gereğince tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Güneş Enerjisi Santralinden (GES) Üretilen Elektrik ile Tüketilen Elektriğin Mahsuplaşması ve Beyanı

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Tarih: 17.04.2026 – E-64597866-130-528691

Olayın Özeti

Un üretimi yapan şirketin, GES kapsamında ürettiği elektriği bir dağıtım şirketine devrettiği, fabrikalarında tükettiği elektriği ise başka bir dağıtım şirketinden aldığı belirtilerek; ilgili yönetmelik gereği üretim ve tüketimin mahsuplaştırılarak sadece aradaki fark (net bakiye) üzerinden mi, yoksa mahsuplaşma yapılmaksızın toplam üretim ve tüketim tutarları üzerinden ayrı ayrı mı fatura düzenleneceği hususunda görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

  • Teslim Niteliği Yönünden: KDV Kanunu uyarınca elektrik dağıtımı bir mal teslimi olup üretilen elektrik ile tüketilen elektrik birbirinden bağımsız iki ayrı teslim işlemidir.
  • Trampa ve Mahsuplaşma Yönünden: Kanun gereğince karşılıklı mal teslimleri (trampa) iki ayrı teslim sayılır. Bu nedenle üretilen ve tüketilen elektriğin netleştirilerek (mahsuplaştırılarak) tek bir fatura veya net tutar üzerinden işlem görmesi KDV mevzuatına aykırıdır.
  • Fatura Düzenleme ve Beyan: Üretilen elektrik için bedelin tahakkuk ettiği tarih itibarıyla KDV’li fatura kesilerek beyan edilmesi; tüketilen elektrik için ise dağıtım şirketince düzenlenen faturadaki KDV’nin genel esaslara göre indirim konusu yapılması gerekmektedir.

Sonuç

GES kapsamında üretilen elektrik ile fabrikalarda tüketilen elektrik miktarları arasında KDV uygulaması bakımından mahsuplaşma yapılması mümkün değildir. Faturanın mahsuplaşma sonrası net bakiye üzerinden değil, toplam üretim ve tüketim tutarları üzerinden ayrı ayrı düzenlenmesi ve vergilendirilmesi gerekmektedir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Müsadere Edilen İştirak ve Bağlı Ortaklıkların Maliyet Bedellerinin Kurum Kazancından Gider Olarak İndirimi

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 21.04.2026 – E-62030549-125[6-2025/]-21.04.2026

Olayın Özeti

Bir şirketin sahip olduğu iştirak veya bağlı ortaklıklara, mahkeme kararıyla (suç unsuru teşkil ettiği gerekçesiyle) devlet tarafından el konulmuş ve mülkiyeti Hazineye devredilmiştir. Şirket, muhasebe kayıtlarından çıkarmak zorunda kaldığı bu hisselerin değerini (enflasyon düzeltmesi yapılmış tutarları dâhil), “mahkeme kararıyla oluşan bir zarar” kabul ederek kurumlar vergisinden gider olarak düşüp düşemeyeceğini sormuştur.

İdarenin Değerlendirmesi

Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

  • Safi Kazancın Tespiti Yönünden: Kurumlar vergisi safi kurum kazancı üzerinden hesaplanmakta olup safi kazancın tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 38 ve 40 ıncı maddeleri dikkate alınmaktadır.
  • Gider Kaydı Yönünden: Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde; sadece iş ile ilgili olmak şartıyla sözleşmeye, ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilmesine izin verilmektedir.
  • Müsadere İşleminin Niteliği Yönünden: Yargı kararıyla gerçekleştirilen müsadere işlemi neticesinde aktiften çıkarılan iştirak ve bağlı ortaklıkların kayıtlı değerleri (enflasyon düzeltmesi sonucu oluşanlar dahil), söz konusu madde kapsamındaki zarar, ziyan veya tazminat niteliğinde değerlendirilmemektedir.

Sonuç

Mahkeme kararı gereği müsaderesine karar verilerek Hazineye devredilen bağlı ortaklık ve iştiraklerin aktife kayıtlı değerlerinin (enflasyon düzeltmeleri sonucu oluşanlar dahil), Gelir Vergisi Kanununun 40/1-3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün değildir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Üniversite Tarafından Yurt Dışındaki Yayınevlerine Ödenen Yayın Ücretlerinin KDV’den İstisna Olup Olmadığı

İdare: Yozgat Defterdarlığı – Gelir Yönetimi ve Denetim Müdürlüğü

Tarih: 30.04.2026 – E-69153665-045[1860641890]-16750

Olayın Özeti

Üniversite tarafından akademik personelin makale, dergi ve benzeri bilimsel yayınlarının uluslararası platformlarda yayımlanabilmesi amacıyla yurt dışındaki yayınevlerine/kuruluşlara Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında Open Access (Açık Erişim) yayın ücreti ödemeleri yapıldığı belirtilerek; bu ödemelerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 16/1-a ve 17/1-a maddeleri kapsamında istisna olup olmadığı ve tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Defterdarlık görüşü talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

  • 17/1-a Maddesi İstisnası Yönünden: Kanunun 17/1-a maddesindeki istisna, üniversitelerin ilim, fen ve güzel sanatları yaymak amacıyla kendi sundukları teslim ve hizmetleri kapsadığından, üniversitenin yurt dışından satın aldığı yayın hizmetlerini kapsamamaktadır. 16/1-a maddesinde, bu Kanuna göre teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithalinin KDV’den istisna olduğu,
  • Hizmet İthalatı ve Faydalanma Yönünden: Yurt dışındaki yayınevleri tarafından sunulan hizmet yurt dışında ifa edilmiş olsa da hizmetten Türkiye’de faydalanıldığı için 3065 sayılı Kanunun 1/1, 1/2 ve 6/b maddeleri uyarınca genel hükümlere göre KDV’ye tabidir.
  • Tevkifat Uygulaması Yönünden: Hizmeti sunan yayınevlerinin Türkiye’de ikametgâhı, işyeri veya kanuni merkezi bulunmadığından, Kanunun 9/1 maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca hesaplanan KDV’nin, hizmetten faydalanan Üniversite tarafından tam tevkifat kapsamında sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

Sonuç

Üniversite tarafından yurt dışındaki yayınevlerine ödenen Open Access (Açık Erişim) yayın ücretleri, 3065 sayılı KDV Kanununun 16/1-a ve 17/1-a maddeleri kapsamında istisna olarak değerlendirilemez. Söz konusu işlem KDV’ye tabi olup, hesaplanan verginin tam tevkifat uygulaması kapsamında sorumlu sıfatıyla Üniversite tarafından beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Hurda Haldeki Baskı Devre Kartlarının İthalinde KDV İstisnası

İdare: Ankara Defterdarlığı – Gelir Kanunları KDV ve ÖTV Grup Müdürlüğü

Tarih: 30.04.2026 – E-84974990-130[KDV-3/İ/17-2026/10]-262001

Olayın Özeti Şirketin, içindeki değerli metalleri (altın, gümüş, paladyum, bakır vb.) geri kazanmak amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı izniyle ithal edeceği hurda haldeki baskı devre kartlarının (8549.99.00.00.00, 8549.39.00.00.00 ve 8549.29.00.00.00 GTİP numaralı), 3065 sayılı KDV Kanununun 17/4-g maddesinde yer alan hurda ve atık istisnası kapsamında KDV’den muaf olup olmadığı sorulmuştur.

İdarenin Değerlendirmesi Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

  • 3065 sayılı Kanunun 16/1-a maddesi uyarınca; yurt içinde teslimi vergiden istisna edilen malların ithali de KDV’den istisnadır.
  • Kanunun 17/4-g maddesinde metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının teslimi KDV’den istisna tutulmuştur.
  • Ancak, şirket tarafından ithal edilen; altın, gümüş, paladyum ve bakır içeren ve içerdiği bu maddelerin o haliyle ayrıştırılamadığı hurda haldeki baskı devre kartları, KDV Genel Uygulama Tebliğinde açıklanan hurda ve atık istisnası sınırları içinde kabul edilmemektedir.

Sonuç Altın, gümüş, paladyum ve bakır gibi maddeler içeren ve doğrudan ayrıştırılamayan hurda haldeki baskı devre kartlarının ithali, 3065 sayılı KDV Kanununun 17/4-g maddesinde yer alan hurda ve atık istisnası kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle söz konusu ithalat işlemi KDV’ye tabidir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi Bulunanların İhaleden Almış Oldukları Araçların Tescilinde Noter Harcı İstisnası

İdare: İzmir Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 30.04.2026 – E-66813766-140[38-2026/9]-321949

Olayın Özeti İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesine sahip olan ve perakende araç alım satımıyla iştigal eden mükellefin, vergi dairesi, SGK veya icra müdürlüklerinin düzenlediği ihalelerden satın aldığı ikinci el araçların noterdeki tescil (satış ve devir) işlemleri sırasında kendisinden noter harcı talep edilmesi üzerine, bu işlemin harçtan istisna olup olmadığı sorulmuştur.

İdarenin Değerlendirmesi Harçlar Kanunu Yönünden:

  • 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı tarifenin 1/1/2026 tarihinden itibaren geçerli olan I/5 inci fıkrası uyarınca; tescil edilmiş araçların satış ve devirlerinde normal şartlarda binde 2 oranında harç alınması öngörülmüştür.
  • Ancak aynı yasal düzenleme içerisinde; “Tescil edilmiş araçların ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerinde bu harç alınmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
  • Mükellefin vergi dairesi kayıtlarında uygun NACE koduyla aktif kaydı bulunduğu ve Ticaret Bakanlığınca verilmiş geçerli bir “İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi”ne sahip olduğu tespit edilmiştir.

Sonuç 492 sayılı Kanun’un ilgili hükmü gereğince, İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesine sahip olan mükelleflerin, resmi kurumların (vergi dairesi, SGK, icra müdürlükleri) düzenlediği ihalelerden satın aldıkları ikinci el araçların kendilerine satışı, devri ve adlarına tescili işlemlerinde noter harcı alınmaması gerekmektedir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Müşteri Aracının Hasarı İçin Ödenen Bedelin İndirim Konusu Yapılıp Yapılmayacağı

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü Tarih: 06.05.2026 – E-62030549-120[40-2024]-622449

Olayın Özeti Bir akaryakıt istasyonunda, yerinden çıkan yağmur suyu ızgarasına çarparak hasar gören bir müşteri aracının tamir bedeli şirket tarafından fatura karşılığı ödenmiştir. Şirket, sigorta şirketinden tahsil edip gelir yazacağı bu hasar bedeline ilişkin yaptığı ödemenin, kurum kazancının tespitinde gider (indirim) olarak dikkate alınıp alınamayacağını sormuştur.

İdarenin Değerlendirmesi Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin (3) numaralı bendine göre; zarar, ziyan ve tazminatların gider yazılabilmesi için ödemenin işle ilgili olması ve bir mukavelenameye (sözleşmeye), ilama (mahkeme kararına) veya kanun emrine dayanması zorunludur.
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca; kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin veya çalışanlarının kusur ve suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri (sözleşmelerdeki ceza şartları hariç) kurum kazancından indirilemez.

Sonuç Müşterinin aracında meydana gelen hasar nedeniyle şirketinizce karşılanan ödeme; bir sözleşmeye, mahkeme kararına (ilama) veya kanun emrine dayanmadığından, Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükmü gereğince kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması (indirim konusu yapılması) mümkün değildir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Unvan Değişikliği Nedeniyle Araç Ruhsatlarının Yenilenmesinde Noter Harcı

İdare: Bursa Defterdarlığı – Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Tarih: 06.05.2026 – E-17192610-140[HARÇ-26-410]-184214

Olayın Özeti Şirketin ticaret unvanının değişmesi nedeniyle, şirkete ait mevcut araçların ruhsatlarının yeni unvana göre yeniden düzenlenmesi amacıyla noterde yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında nispi (oransal) noter harcına tabi olup olmadığı sorulmuştur.

İdarenin Değerlendirmesi Harçlar Kanunu Yönünden:

  • 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı tarifenin 1/1/2026 tarihinden itibaren geçerli olan I/5 inci fıkrası uyarınca; araçların ilk tescil işlemleri ile tescil edilmiş araçların “satış ve devirlerinde”, satış ve devir bedeli üzerinden binde 2 oranında nispi harç alınması gerekmektedir.
  • Ancak, şirketin yalnızca ticaret unvanını değiştirmesi sonrasında araç ruhsatlarının yeni unvana göre güncellenmesi işlemi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında bir “ilk tescil” işlemi veya tescil edilmiş bir aracın “satış ve devri” niteliği taşımamaktadır.

Sonuç Şirketin unvan değişikliği sebebiyle araç ruhsatlarının yenilenmesi amacıyla noterde yapılacak işlemler, araç satışı veya devri kapsamında değerlendirilemeyeceğinden; söz konusu işlemlerden 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I/5 inci fıkrası kapsamında nispi harç alınmaması gerekmektedir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Mahkeme Kararına İstinaden Yapılacak Tescil İşleminde Tapu Harcı ve Kültür Varlığı İstisnası

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Tarih: 07.05.2026 – E-97895701-140.04.01[2025.279]-631976

Olayın Özeti Mahkeme kararıyla geriye etkili olarak feshedilen “kat karşılığı inşaat sözleşmesi” sonucunda, yüklenici şirket adına olan tapu paylarının iptal edilerek arsa sahipleri ve vefat edenlerin mirasçıları adına tescil edilmesi işleminde; kısmen “korunması gerekli kültür varlığı” statüsüne sahip yapıyı da içeren söz konusu taşınmaz için tapu harcı alınıp alınmayacağı ve alınacaksa hangi oranda alınacağı sorulmuştur.

İdarenin Değerlendirmesi

  • Kültür Varlıkları Muafiyeti Yönünden: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 21 inci maddesi uyarınca tescilli taşınmaz kültür varlıkları harçlardan muaftır. Ancak, ilgili Kurul kararlarına göre tevhit (birleştirme) sonucu oluşan söz konusu parselin tamamı değil, yalnızca “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescilli yapıya isabet eden kısmı bu muafiyetten faydalanabilir. Tescilsiz yapılar muafiyet kapsamında değildir.
  • Tapu Harcı Yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanununa göre, mahkeme kararıyla yapılan tescil işlemlerinde istisna dışı kalan kısımlar harca tabidir. Asıl hak sahibine (sözleşmenin tarafına) iade niteliğindeki tesciller kayıt tashihi kapsamında değerlendirilerek maktu harca; vefat eden kişilerin doğrudan mirasçılarına yapılan tesciller ise mirasın taksimi/intikali kapsamında değerlendirilerek nispi harca tabidir.

Sonuç Söz konusu mahkeme kararına istinaden yapılacak tapu tescil işlemlerinde;

  • Taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli yapıya isabet eden kısmı için (kimin adına tescil edildiğine bakılmaksızın) tapu harcı aranmayacaktır.
  • Taşınmazın muafiyet dışı kalan (tescilsiz) kısımları için ise;

Sağ olan asıl arsa sahibi adına yapılacak tescilde maktu harç (4 sayılı Tarife I/13-c fıkrası uyarınca), Vefat eden hak sahiplerinin mirasçıları adına yapılacak tescillerde ise nispi harç (4 sayılı Tarife I/3-a fıkrası uyarınca) alınması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”