AMORİSMANLARLA İLGİLİ ÖZELGE ÖZETLERİ

1- Sabit kıymetin ilk iktisabında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya geliştirilmesi için yapılan harcamalar, ana sabit kıymetin kalan itfa ömrü boyunca amortismana tabi tutulur.

Aktifte bulunan iktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya ilk iktisap sırasında bulunan özelliklerin geliştirilmesi için yapılan giderler değer artıran giderler olarak sayılmakta ve maliyete eklenen bu giderlerin amortisman süreleri de iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre belirlenmektedir.

Buna göre, şirketiniz aktifine kayıtlı çift yakıtlı motor üzerindeki teknik ekipmanların değiştirilerek tek yakıtlı motor haline getirilmek suretiyle yenilenmesi için yapılan giderlerin iktisadi kıymetin değerini artıran giderler kapsamında değerlendirilmesi ve iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre amortismana tabi tutulması gerekmektedir.

 

2-  Yedek parçalar 1 yıldan fazla kullanılabiliyorsa, ana sabit kıymetin itfa süresine göre alındıkları yıldan itibaren amortismana tabi tutulur. 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçede; … üretimi ve satışı faaliyetinden dolayı Başkanlığımız  … vergi kimlik numaralı mükellefi olan şirketinizin üretim faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamak ve üretim faaliyetinde herhangi bir aksamaya meydan vermemek amacıyla aktife alınan, arıza durumu veya ihtiyaç anında işletme faaliyetine fiilen tahsis edilecek stratejik nitelikteki yedek parça ve ekipmanın defter kayıtlarına geçirilmiş bulunması, değerleme gününde envantere dahil olması ve kullanılmaya hazır halde olması şartlarının bir arada sağlanması durumunda fiilen kullanılmaya başlanması beklenmeksizin aktife alındığı tarih itibariyle amortisman yoluyla itfa edilip edilmeyeceği hususunda tereddüt oluştuğundan Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde; “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.

İlgili mevzuat gereğince sözleşme süresinden sonra bedelsiz olarak Devlete veya Devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi kıymetlerden (sözleşme süresinde yenilenmesi gerekenler hariç), sermayenin veya özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanlar, genel hükümler uyarınca ayrıca amortismana tabi tutulamazlar.

Değeri 800 TL’yi aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 800 TL’yi aşmayan alet, edavat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, şirketinizin işletmede kullandığı yedek parçaların ömürlerinin 1 yıldan fazla olması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve değerlerinin 800 TL’yi aşması halinde amortismana tabi olacaklardır. Değeri 800 TL’yi aşmayan yedek parça niteliğindeki iktisadi kıymetler gider olarak kaydedilecektir.

Diğer taraftan, işletmede kullanılan tesis, cihaz ve makinelerin arızalanması durumunda yedek olarak kullanıma hazır halde bulunan iktisadi kıymetler, iktisadi kıymetin ilk alındığı sıradaki beklenen ömrünü uzatmak amacıyla yapılan giderler olduğundan, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulacaklardır.

3- Gayrimenkulün normal bakım ve onarımı için yapılan harcamalar gider yazılır.

Bu itibarla, gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin aktife alınmalarından sonra yapılan giderler niteliğine göre maliyet bedeline dahil edilir veya genel gider olarak kaydedilirler.

Bu kapsamda;

– İktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya ilk iktisap sırasında bulunan özelliklerinin geliştirilmesi için yapılan giderler değer arttırıcı giderler sayılır ve amortisman süreleri iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre belirlenir.

– İktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasındaki beklenen ömrünü uzatmak amacıyla yapılan giderler, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulur.

– İktisadi kıymet için yapılan normal bakım, onarım ve temizlik gibi giderler ise maliyet olarak kabul edilmeyip doğrudan gider olarak yazılır.

Bunun yanı sıra, gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin amortisman sürelerini tamamlayarak itfa edilmesinden sonra, ekonomik ömrünü ve değerini arttırıcı nitelikteki bütün giderler aktifleştirilir ve iktisadi kıymetlerin iktisadi kıymete ait amortisman oran ve süresinde aktife alındığı tarihten itibaren itfa edilir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, aktifinizde kayıtlı binanın dış cephesinin boyanması ile ilgili yapılan harcamaların normal bakım, tamir gideri olarak kabul edilmesi ve binanın maliyet bedeline eklenmeden ilgili dönemde doğrudan gider yazılması gerekmektedir.

4- İşletme hakkı firmada bulunan saha için yapılan üst yapı işleri, işletme hakkı süresince itfa edilir, ancak amortisman listesinde daha kısa süre belirtilmiş ise amortisman listesindeki süre esas alınır.

Buna göre, maden ruhsatına sahip olduğunuz “… Projesi”nin proses su ihtiyacını karşılayacak olan, kurumunuz tarafından yapımı üstlenilen ve tamamlandıktan sonra mülkiyeti ile işletme ve bakımı Devlet Su İşlerine ait olacak göletler ve isale hatlarına ilişkin olarak;

– Yaptığınız harcamaların özel maliyet olarak kabul edilmesi ve maden işletme hakkının geri kalan süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilmesi, ancak amortisman listesinde belirlenmiş olan sürenin işletme hakkı süresinden daha kısa olması halinde söz konusu sürenin esas alınması,

– İşletme hakkı süresi dolmadan, işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderlerin ise, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılması icap etmektedir.

5- İşletme hakkı süresince eşit yüzdelerle tesisat ve gayrimenkul maliyetleri itfa edilir.

Aynı Kanunun “Özel Maliyet Bedellerinin İtfası” başlığını taşıyan 327 nci maddesinde ise; “Gayrimenkullerin, elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının ve gemilerin iktisadi kıymetlerini artıran ve 272 nci maddede yazılı özel maliyet bedelleri, kira veya işletme hakkı süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Yine aynı Kanunun “Amortisman Mevzuu” başlıklı 313 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; ilgili mevzuat gereğince sözleşme süresinden sonra bedelsiz olarak devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi kıymetlerden (sözleşme süresinde yenilenmesi gerekenler hariç) sermayenin veya özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanların, genel hükümler uyarınca ayrıca amortismana tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.

Buna göre, … Müsteşarlığına ait arazinin 49 yıllığına şirketiniz ile yapılan tahsis sözleşmesi ile tarafınıza bırakılması sonucu; söz konusu tahsis sözleşmesi çerçevesinde, şirketinizce gayrimenkulleri genişletmek veya fonksiyon veya yarar artırıcı nitelikte olanlar ve faaliyetinizi icra için vücuda getirdiğiniz tesisata ait giderlerden, sabit kıymet niteliği taşıyan yatırımların özel maliyet bedeli ile değerlendirilmek suretiyle, sözleşme süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulan iktisadi kıymetlerden; sözleşme süresi içinde yenilenmesi gerekenler ile kullanım ömrü kira süresine göre daha uzun olan ve sözleşme dönemi bittikten sonra da işletmenin kullanımında (aktifinde) olabilecekler, genel hükümlere göre amortismana tabi tutulacak olup, sözleşme süresi içinde bir daha yenilenmesi gerekmeyenlerin, genel hükümlere göre amortismana tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

Diğer taraftan,  mülkiyeti ve hak sahipliği … Müsteşarlığına ait olan arazinin şirketinize tahsis süresinin 30 yıldan 49 yıla çıkartılmasına ilişkin olarak, ilk başta 30 yıl olarak dikkate alınan itfa süresinin, tahsisin 49 yıla çıkartılması sonrasında 49 yıl olarak dikkate alınması, söz konusu değişikliğin 339 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar dikkate alınmak suretiyle uygulanması gerektiği tabiidir.

6- Makinenin değiştirilen parçaları, makinenin kalan ömrüne bölünerek itfa edilir.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; baskılı ve baskısız spor malzemeleri (tekstil) imalatı yaptığınız, bu imalatta aktifinizde bulunan dijital baskı makinelerini kullandığınız, baskı makinelerinin baskı kafalarının çalışma yoğunluğuna bağlı olarak 1,5 ile 2 yıl arasında ömrünü tamamladığı ve baskı yapamaz hale geldiği, fakat bu tür parçaların amortisman ömrünün 10 yıl olduğu belirtilerek, bu tür parçaların değiştirilmesi halinde ne şekilde değerlendirmeniz gerektiği ile ilgili Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bu itibarla, iktisadi kıymetin amortismana tabi tutulması için Kanunda belirtildiği üzere, işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve envantere yani aktife kayıtlı olması gerekmekte olup, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin aktife alınmalarından sonra yapılan giderler niteliğine göre maliyet bedeline dahil edilmekte veya genel gider olarak dikkate alınmaktadır.

Buna göre;

1- Dijital baskı makinelerinizin baskı kafalarının değiştirilmesine ilişkin harcamaların iktisadi kıymetin maliyetine eklenerek iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre amortisman yoluyla itfa edilmesi gerekmektedir.

2- Dijital baskı makinesinin maliyeti içerisinde yer alan ve değiştirilen baskı kafasına isabet eden kısım için ayrı bir işlem yapılmadan baskı makinesinin maliyeti içerisinde itfasına devam edileceği tabiidir.

3- Dijital baskı makinelerinizin, cebri çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalıyor olması halinde, Kanunun 317 nci maddesi kapsamında fevkalade ekonomik ve teknik amortisman oranı belirlenmesini teminen, söz konusu iktisadi kıymete ilişkin bilgilerle birlikte Gelir İdaresi Başkanlığına başvurulması mümkün bulunmaktadır.

7- İşletme hakkını aldıktan sonra işletmeye başlama tarihine kadarki maliyet için, işletmeye başlandıktan sonra amortisman ayrılır.

Bu kapsamda arama faaliyetleri sonucunda üretilebilir cevher rezervinin saptanıp işletme hakkı alınmasına kadar gerçekleşen arama giderleri ile hazırlık ve geliştirme giderleri, imtiyaz/maliyet bedelinin bir unsurunu oluşturmaktadır.

Buna göre, somut durumda, MTA Genel Müdürlüğünce tespit edilen kömür sahalarının Kurumunuza devir bedelinin, Kanunun 316 ncı maddesi kapsamında amortismana konu edilmesi gerekmekte olup, bunun için de görünür veya muhtemel rezerv miktarlarının, arama ruhsatının devri için yapılan ödemenin maliyet bedelinin ve yıllık üretim miktarı verilerinin bilinmesi gerekmektedir. Bu verilerden herhangi birinin bulunmaması halinde, söz konusu madde kapsamında işlem tesis edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, henüz işletmeye başlamayan kömür sahalarında üretim olmayacağından, mezkûr devir bedelinin bu aşamada amortismana konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, madenlerde amortisman uygulamasında amortisman konusu imtiyaz ve maliyet bedellerinin itfasında Vergi Usul Kanununun 316 ncı maddesi geçerli iken, madencilik sektöründe kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetler için ise aynı Kanunun 315 inci maddesi gereğince yayınlanan amortisman listesinde yer alan faydalı ömür ve oranlar geçerli bulunmaktadır.

8- İtfa süresi bittikten sonra iktisadi kıymetin değerini artıran ve ömrünü uzatan harcamalar, iktisadi kıymetin itfa süresine göre amortismana tabi tutulur.

İktisadi kıymetler içerisinde yer alan ve faydalı ömürleri bitmeden veya bittikten sonra da kullanımına devam edilen araçlara, bakım ve onarımların yapıldığı belirtilerek, söz konusu bakım ve onarım bedellerinin iktisadi kıymetlerin maliyetine ilave edilmek suretiyle amortismana tabi tutulup tutulamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

Buna göre;

  • İktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya ilk iktisap sırasında bulunan özelliklerinin geliştirilmesi için yapılan giderler değer arttırıcı giderler sayılır ve amortisman süreleri iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre belirlenir.
  • İktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasındaki beklenen ömrünü uzatmak amacıyla yapılan giderler, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulur.
  • İktisadi kıymet için yapılan normal bakım, onarım ve temizlik gibi giderler ise maliyet olarak kabul edilmeyip doğrudan gider olarak yazılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin amortisman sürelerini tamamlayarak itfa edilmesinden sonra, ekonomik ömrünü ve değerini arttırıcı nitelikteki bütün giderler aktifleştirilir. Bu giderlerden iktisadi kıymetlerin ekonomik ömrünü uzatıcı nitelikte olanlar, iktisadi kıymete ait amortisman oran ve süresinde aktife alındığı tarihten itibaren itfa edilir. İktisadi kıymetlerin değerini arttırıcı nitelikte olanlar da iktisadi kıymetin ömrünü uzatan giderler gibi iktisadi kıymet için belirlenen oran ve sürede amortismana tabi tutulacaklardır.

9- Güvenlik amaçlı olarak bina çevresine yapılan duvar 15 yıl üzerinden amortismana tabi tutulur.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; … yapı denetim hizmeti faaliyeti ile iştigal ettiğinizi, bu kapsamda yapı denetimini yaptığınız inşaatların çevresini müteahhit ile yapılan anlaşma gereği güvenlik amaçlı olarak osb (ahşap malzemeden yapılmış yönlendirilmiş yonga levha/plaka levha) ve profil ile çevirdiğinizi, daha sonra bahse konu osb ve profil malzemenin üzerine şirketiniz bilgilerini içeren reklam tabelaları ilave ettiğinizi, firmanızca verilen söz konusu yapı denetim hizmet süresinin sözleşme gereği üç yıl olduğu, bu süre içerisinde tahrip olan veya kırılan malzemelerin şirketinizce yenilendiği ve söz konusu malzemelerin sözleşmenin bitiminden sonra başka bir inşaat işinde kullanılmadığı belirtilerek, güvenlik amaçlı olarak inşaatın çevresinin çevrilmesinde kullanılan söz konusu osb ve profil malzemeler için şirketinizce yapılan harcamaların doğrudan gider olarak mı yoksa amortisman yoluyla mı itfa edileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bu kapsamda, söz konusu Listenin, (2) no.lu sırasında “Tesis ve Arazi Düzenlemeleri: Yaya kaldırımları, otoparklar, kanallar, su yolları, arklar, setler, boşaltma sistemleri, lağımlar (Belediyelere ait lağımlar hariç), rıhtım ve doklar, mendirek ve dalga kıranlar, havuzlar (Sabit ve yüzer), kuyular, regülatörler, bentler, ihata duvarları, havai hatları ve direkleri, hudut ihata direkleri ve telleri, soğuk hava tesisleri, bahçe ve parklar, spor sahaları (Tribünler hariç), köprüler, çitler, araziye yerleştirilen vericiler ve bunlara benzer olanlar” için 15 yıl faydalı ömür ve  % 6,66 amortisman oranı tespit edilmiştir.

Buna göre, ilgide kayıtlı başvurunuzda belirtilen; osb ve profil malzemelerin, mezkûr Listenin (2) no.lu sırası kapsamında, 15 yıl faydalı ömür ve  %6,66 amortisman oranı üzerinden amortismana tabi tutulmaları gerekmektedir.

10- Amortisman uygulamasında iktisadi bütünlük kavramı, belli bir fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan veya birbirini tamamlayarak fonksiyonunu yerine getiren iktisadi kıymetler topluluğudur.

Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen “İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük” kavramı ile bir işletmede belli bir fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan veya üretime herhangi bir aşamada bir değer kazandıracak nitelikteki bir fonksiyonu birbirini tamamlayarak yerine getiren iktisadi kıymetler topluluğu ifade edilmektedir. Bu itibarla, bir otel için alınan yatak, yorgan ve battaniyeler, lokanta ve benzeri işletmeler için alınan tabak, çatal, bıçak, bardak vb. kıymetler aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla, şirketinizce kullanılan kevgir, kepçe, cam bardak, çatal, kaşık, porselen tabak, masa örtüsü vb. malzemelerin, aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden işletmede bir yıldan fazla kullanılmaları ve toplam değerlerinin Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde yer verilen haddi aşması şartıyla aktifleştirilerek amortismana tâbi tutulmaları icap etmektedir.

Bu durumda, başvurunuzda belirtilen iktisadi kıymetlerden;

– Yemek pişirme işlerinde kullanılanların 10 yılda ve %10 amortisman oranına göre,

– Pişirilen yemeğin sunumunda kullanılanların ise 5 yılda %20 amortisman oranına göre

amortismana tabi tutulması gerekmektedir.

11- Nakliye aracının dorsesinin hasar nedeniyle tamiri ya da sacının değiştirilmesi harcamaları doğrudan gider yazılabilir. Ayrıca ticari amaçla kullanılan araçların lastiklerinin her yıl değiştirilmesi halinde yapılan harcamalar doğrudan gider yazılabilir.

Satışını yaptığınız ürünlerin nakliyesinin aktifinize kayıtlı nakil vasıtaları ile yapıldığı, demir, çimento gibi ağır tonajlı malzemelerin nakliyesi sırasında dorse saçlarının kırılma ve eğilme gibi durumlar nedeniyle kullanılmaz hale geldiği, bu durumun 2-3 ayda bir tekrar ettiği ve hasarlı olan dorse saclarının tamir ettirildiği ya da değiştirildiği hususlarından bahisle söz konusu harcamaların doğrudan gider mi yazılacağı, yoksa amortismana mı tabi tutulacağı, amortismana tabi ise amortisman oranın ne olduğu, ayrıca araçlar için alınan lastiklerin her yıl yenilenmesi nedeniyle gider yazılıp yazılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin aktife alınmalarından sonra yapılan giderler niteliğine göre maliyet bedeline dahil edilir veya genel gider olarak kaydedilirler.

Buna göre;

– İktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya ilk iktisap sırasında bulunan özelliklerinin geliştirilmesi için yapılan giderler değer arttırıcı giderler sayılır ve amortisman süreleri iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre belirlenir.

– İktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasındaki beklenen ömrünü uzatmak amacıyla yapılan giderler, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulur.

– İktisadi kıymet için yapılan normal bakım, onarım ve temizlik gibi giderler ise maliyet olarak kabul edilmeyip doğrudan gider olarak yazılır.

Diğer taraftan, gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin amortisman sürelerini tamamlayarak itfa edilmesinden sonra, ekonomik ömrünü ve değerini arttırıcı nitelikteki bütün giderler aktifleştirilir. Bu giderlerden iktisadi kıymetlerin ekonomik ömrünü uzatıcı nitelikte olanlar, iktisadi kıymete ait amortisman oran ve süresinde aktife alındığı tarihten itibaren itfa edilir. İktisadi kıymetlerin değerini arttırıcı nitelikte olanlar da iktisadi kıymetin ömrünü uzatan giderler gibi iktisadi kıymet için belirlenen oran ve sürede amortismana tabi tutulacaklardır.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar doğrultusunda, şirketinizin aktifinde yer alan ve satışı yapılan ürünlerin nakliyesinde kullanılan araçlarda ağır tonajlı malzemelerin nakliyesi sırasında dorse saclarında meydana gelen kırılma ve eğilme gibi hasarların tamir ettirilmesine ya da söz konusu durumlar nedeniyle dorse saclarının değiştirilmesine ilişkin olarak katlanılan masrafların maliyet olarak kabul edilmeyip doğrudan gider olarak dikkate alınması icap etmektedir.

Bu itibarla, ticari amaçla kullanılan araçlar için iktisap edilen lastiklerin, faaliyet gösterilen sektörün çalışma şartları gereği tahsis edildiği hizmette kullanılmaya hazır hale geldiği tarih itibarıyla faydalı ömrünün bir yıldan daha az olması halinde amortismana tabi tutulması mümkün olmayacağından kayıtlara doğrudan gider olarak intikal ettirilebileceği tabiidir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Buna göre, nakliye hizmetinde kullanılan araçlar için alındığı ve her yıl yenilendiği belirtilen araç lastiklerine ait bedellerin, amortisman yoluyla itfa edilmeyip, kayıtlara doğrudan gider yazılması mümkün bulunmaktadır.

12- Gelecek dönemlerde kullanılmak üzere edinilen yedek parçalara ilişkin harcamalar, iktisadi kıymetin tabi olduğu süreye göre itfa edilir.

İşletmede kullanılan tesis, cihaz ve makinelerin arızalanması durumunda yedek olarak kullanıma hazır halde bulunan iktisadi kıymetler, iktisadi kıymetin ilk alındığı sıradaki beklenen ömrünü uzatmak amacıyla yapılan giderler olduğundan, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulacaklardır.

 

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yer Altı Maden İşletmelerinde Çalışan Personel Ücretlerinde İstisna

Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinde, “Toprak altı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışanların münhasıran yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretleri” gelir vergisinden istisna tutulmuştur. Yer altında çalışılan zamanların tespiti önem arz etmektedir.

Geçerliliği kalmayan 105 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, istisnanın uygulanması bakımından bir günün birkaç saatinde bile toprak altında çalışılmasının yeterli olacağı belirtilmişti. Ancak bu tebliği yürürlükten kaldıran 128 ve konuyu detaylandıran 135 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde, yer altında çalışan işçi, mühendis, jeolog, topoğraf gibi cevher istihsali ve bununla ilgili bütün işlerde çalışan hizmet erbabının sadece yer altında çalıştıkları süreye isabet eden ücret, ikramiye ve benzeri nitelikteki ödemelerin istisna edilebileceği açıklanmıştır.

Hafta tatili ve genel tatil günlerinden yer altında geçen zamana isabet eden süreler orantılı olarak istisna süreye dahil edilecektir. Bunun dışındaki izin günlerine isabet eden ücretler ise istisna kapsamına dahil edilmeyecektir.

Ayrıca, verilen özelgelerde, gelir vergisine tabi olan ücretin sigorta primi veya gelir vergisine tabi olmayan ücretin sigorta primi ayrımı yapılmaksızın, ücretin tamamı üzerinden kesilen sigorta priminin, gelir vergisi matrahının tespitinde vergiye tabi ücretten indirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

Damga Vergisi Kanunu’na ekli II sayılı listenin III/3 bendinde, “Toprakaltı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışan işçilerin yeraltındaki çalıştıkları günlere ait ücretleri ve primlerinin ödenmesinde düzenlenen kağıtlar” sayıldığından, bu kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.

Yer altında fiili olarak çalışılan sürelerle ilgili gelir vergisi istisnası uygulandığı için, personelin maden sahasına girişlerinin yanısıra yer altına giriş ve çıkış saatlerini tespit eden çizelgelerin tutulması ve gerektiğinde ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu açıklamalara göre hazırlanan tablo aşağıda yer almaktadır.

 

YER ALTINDA ÇALIŞILAN SÜRE HESABI (AYLIK)
Aylık bürüt ücret  8.000,00
Yan ödeme  1.000,00
Toplam brüt ücret  9.000,00
Bir günlük çalışma süresi (saat)           6,00
Bir haftalık çalışma süresi (saat)        30,00
Bir aylık çalışma süresi (saat)      120,00
Bir saatlik ücret tutarı        75,00
Yer altında çalışılan süre (saat)        90,00
Bu süreye isabet eden ücret  6.750,00
Vergiden istisna edilecek tutar  6.750,00
Vergiye tabi tutulacak ücret tutarı  2.250,00
Sigorta primi işçi  1.260,00
İşsizlik primi işçi        90,00
Gelir Vergisi Matrahı      900,00
Gelir Vergisi      135,00
Damga Vergisi        17,08
Kesinti toplamı  1.502,08
Net ele geçen  7.497,92

 

Personele avans verilmesi halinde istisna uygulanmayacak, ay sonunda yer altında geçen süreler hesaplanarak bu sürelere ilişkini ücretler istisna tutularak muhtasar beyannamede beyan edilecektir.

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Reklam Hizmetleri İle Baskı Basım Hizmetlerinde Katma Değer Vergisi Tevkifatı

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.12.) bölümünde, belirlenmiş alıcılara karşı ifa edilen her türlü baskı ve basım hizmetlerinde alıcılar tarafından 7/10 oranında (01.3.2021 tarihine kadar 5/10) kdv tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir. Belirlenmiş alıcılar, tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) bölümünde aşağıdaki şekilde sayılmıştır.

– 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere hizmet götürme birlikleri,

– Yukarıda sayılanlar dışındaki, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları,

– Döner sermayeli kuruluşlar,

– Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

– Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları,

– Bankalar,

– Sigorta ve reasürans şirketleri,

– Sendikalar ve üst kuruluşları,

– Vakıf üniversiteleri,

– Mobil elektronik haberleşme işletmecileri,

– Büyükşehir belediyelerinin su ve kanalizasyon idareleri,

– Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri),

– Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar,

– Türkiye Varlık Fonu ile alt fonlara devredilen kuruluşlar,

– Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar,

– Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler,

– Payları Borsa İstanbul (BİST)A.Ş.’nde işlem gören şirketler,

– Kalkınma ve yatırım ajansları.

Okul aile birlikleri ve Sağlık Bakanlığına bağlı aile hekimliği kurumları, belirlenmiş alıcı olarak değerlendirilmez.

Ayrıca 35 Seri Numaralı KDV Tebliği ile 01.3.2021 tarihinden itibaren ticari reklam hizmetlerinde hem belirlenmiş alıcılar hem de diğer kdv mükellefi olan alıcılar tarafından 3/10 oranında kdv tevkifatı yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Baskı ve basım hizmetleri ile ticari reklam hizmetlerinin iç içe girdiği durumlarda kdv tevkifatının hangi kapsamda yapılacağı konusundaki açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

Baskı ve Basım Hizmetlerinde 7/10 KDV Tevkifatı :

Belirlenmiş alıcılara verilen; kitap, ansiklopedi, risale, dergi, broşür, gazete, bülten, basılı kağıt, katalog, afiş, poster, dosya, klasör, matbu evrak, makbuz, kartvizit, antetli kağıt, zarf, bloknot, defter, ajanda, takvim, her çeşit belge ve sertifika, davetiye, mesaj ve tebrik kartı, etiket, ambalaj, test gibi süreli veya süresiz yayınlar ile diğer ürünlerin her türlü (cd, vcd, dvd gibi baskılar dâhil) baskı ve basımı hizmeti ile bunların veya her çeşit evrakın ciltlenmesine ilişkin hizmetler tevkifata tabidir.

Bir işlemin baskı ve basım hizmeti olarak kdv tevkifatına tabi olabilmesi için hizmet niteliğinde olması gerekir, yani mal teslimleri tevkifata tabi değildir. Bir işlemin teslim veya hizmet olup olmadığının tespitinde işlemin ağırlığı rol oynamaktadır. 60 Numaralı KDV Sirkülerinde yapılan açıklamalara göre, örneğin plastik kağıt üzerine marka, içerik, kullanım tarihi, renk, logo gibi bilgiler basılmak suretiyle kağıdın değeri 1 Kuruştan 5 Kuruşa çıkmaktaysa, bu işlemin hizmet niteliğinde olduğu kabul edilecektir. Benzer şekilde, koli olarak kullanılan bir kartonun üzerine firma adı veya logosu basıldığında kolinin fiyatı değişmiyorsa veya cüzi miktarda artıyorsa bu işlemin niteliği teslimdir.

Üretimde kullanılacak kâğıt, boya ve benzeri ham ve yardımcı maddelerin siparişi veren belirlenmiş alıcı tarafından temin edilip edilmemesi tevkifat uygulamasına engel değildir. Ayrıca, söz konusu işlemler hizmet niteliğinde olduğundan, baskısı yapılmış ve piyasada satışa sunulmuş hazır haldeki ürünlerin doğrudan alımında tevkifat uygulanmayacaktır. Bu kapsamda, hizmetin veya faaliyetin gerektirdiği kırtasiye, basılı kağıt, defter ve benzeri malların alımı bu bölüm kapsamında değerlendirilmeyecektir. Sirkülerde verilen örneklere göre, belirlenmiş alıcı tarafından üretilen kek için kullanılan ve firmanın marka ve logosunun basılı olduğu ambalaj malzemesi temini hizmet sayılırken, bu keklerin taşınması için kullanılan karton kutu temini teslim olarak sayılmıştır.

Aynı şekilde, gıda, boya ve kozmetik sektöründe kullanılan ve firma bilgilerini ihtiva edecek şekilde üretilen plastik kapların satışı, ofset, flekso ve rotogravür teknikleriyle baskı yapılan ambalaj kutularının temini, içecek konulan teneke kutular, bu kutuların konulacağı karton kutular ve plastik şişe kapakları firma bilgilerinin basımı ile temin edilmesi işlemi teslim sayıldığından kdv tevkifatı yapılmayacaktır.

Ticari Reklam Hizmetlerinde 3/10 KDV Tevkifatı :

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.15.) bölümünde, 01.3.2021 tarihinden itibaren, hem belirlenmiş alıcıların hem de diğer kdv mükelleflerinin ticari reklam hizmeti alımlarında 3/10 oranında kdv tevkifatı uygulanacağı belirtilmiştir.

Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır. Tevkifat kapsamına, mal veya hizmetlerin tanıtım ve pazarlamasına yönelik her türlü ticari reklam hizmeti alımları (reklama ilişkin danışmanlık, reklamın planlanması, reklam içeriğinin hazırlanması ve tasarımı, reklamın yayımlanması gibi reklama yönelik hizmetler dahil) girmektedir. Yüklenicileri tarafından tamamen veya kısmen alt yüklenicilere veya daha alt yüklenicilere devredilen ticari reklam hizmetlerinde, işi devreden her yüklenici tarafından, kendisine ifa edilen hizmete ait KDV üzerinden tevkifat yapılır. Reklam hizmetinin, reklam ajansları üzerinden alınması, söz konusu ajansların bu kapsamda alacakları yayın, prodüksiyon gibi reklama yönelik hizmetlerin tevkifata tabi tutulmasına engel teşkil etmez. Profesyonel spor kulüplerinin (şirketleşenler dahil) reklam hizmetleri kapsamında 9/10, tasarımı yapılmış olan reklamlara ilişkin baskı ve basım hizmeti alımları baskı ve basım hizmetleri kapsamında 7/10 kdv tevkifatına tabidir.

Gelir İdaresi Özelgeleri de Dikkate Alınarak Özetlenen Örnekler :

– Belirlenmiş alıcıların kapı isimliği alımlarında, isim basım işi, söz konusu teslimin tali unsurunu oluşturduğundan mal teslimi olarak değerlendirilecek ve kdv tevkifatına tabi tutulmayacaktır. Bu görüşün dayanağı, kapı isimliği malzemesine nazaran basım işinin değerinin cüzi tutarda görülmesidir. Mevcut isimliklerde yazı değişimi işlemi ve dijital baskı işleminde 7/10 kdv tevkifatı uygulanacaktır. Yapılan cam kumlama (camın üzerine puslu görüntü verme çalışması) işlemi kdv tevkifatına tabi değildir.

– Belirlenmiş alıcılara yapılan broşür, el ilanı, digital fibermark baskı vb. işleri 7/10 kdv tevkifatına tabidir.

– Belirlenmiş alıcılara tasarım ve dizayn çalışmaları yapılan, baskı işlemleri anlaşmalı matbaalara yaptırılan katalog, broşür ve kitapçıkların basım hizmeti 7/10 kdv tevkifatına tabidir. Belirlenmiş alıcılar dışındaki kdv mükelleflerinin matbaalardan aldıkları bu hizmetler üzerinden tevkifat yapılmaz. Ayrıca fotoğraf çekimi, kuaför ve ambiyans hizmetlerinin de baskı hizmetinin bir unsuru olarak baskı hizmeti ile birlikte verilmesi halinde tevkifat yapılması gerekmektedir.

– Belirlenmiş alıcılara verilen dergi, broşür, kitapçık, afiş, davetiye tasarım işleri tevkifata tabi tutulmazken, tanıtım filmi bize göre, ticari reklam hizmeti kapsamında 3/10 tevkifata tabi tutulmalıdır.

– Tabela imalatı, stand tasarım ve imalatı gerek reklam hizmeti ve gerekse baskı ve basım hizmeti kapsamında değerlendirilemeyeceğinden kdv tevkifatına tabi değildir.

– Belirlenmiş alıcılara verilen branda üzerine dijital baskı hizmetleri 7/10 oranında kdv tevkifatına tabidir.

– Belirlenmiş alıcılara verilen fuar, etkinlik ve organizasyon hizmetleri 5/10 oranında kdv tevkifatına tabidir.

– Belirlenmiş alıcıların anket firmalarından aldığı anket hizmetinde, anket yapanların, alıcının sevk, idare ve kontrolünde bulunması halinde (9/10) oranında, anket yapanların alıcının sevk, idare ve kontrolünde bulunmaması halinde, 5/10 oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir. Tevkifat oranının tespit edilebilmesi için hizmet alım sözleşmesindeki hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Aynı şekilde danışmanlık ve halkla ilişkiler hizmetleriyle, defile organizasyonu düzenlenmesi, host ve hostes hizmeti alınmasında da yine sözleşmedeki açıklamalar dikkate alınarak 5/10 veya 9/10 tevkifat yapılmalıdır.

– Grafik ve tasarım işleri, baskı ve basım işleri kapsamında değerlendirilemeyeceğinden tevkifata tabi değildir. Ancak ticari reklam hizmeti ile ilgili tasarım hizmetleri 3/10 kdv tevkifatına tabidir.

– Televizyon ve gazetede reklam yayımlanması hizmetleri 3/10 kdv tevkifatına tabidir.

– Billboardlarda reklam yayımlanması hizmeti 3/10 kdv tevkifatına tabidir.

– KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.13.) bölümünde; KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, döner sermayeli kuruluşlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları ile kalkınma ajanslarına ifa edilen ve Tebliğde özel olarak belirlenmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu alıcılar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır, hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, yukarıdaki alıcılar tarafından alınan web sitesi tasarımı, dijital dünyada takibi hizmetleri ve medya takip hizmetlerinin 5/10 oranında tevkifata tabi olduğu düşünülmektedir.

– Reklam ve baskı malzemelerinin satışı teslim mahiyetinde olduğundan kdv tevkifatına tabi değildir.

 

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İşletme Döneminde Yatırımlardan Elde Edilen Kazançlara İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulaması

     Giriş

Bir önceki yazımızda “yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulaması” ile ilgili imalat sanayiine yönelik yapılan son değişiklikleri de kapsayan çalışmamız yayımlandı. Bu yazımızda yatırımın tamamlanıp işletme dönemine geçilmesiyle birlikte yatırımdan elde edilen kazancın tespit edilmesi ve indirimli kurumlar vergisinin nasıl uygulanacağına yönelik ilgili kanun, tebliğ ve çeşitli tarihlerde verilen özelgeleri referans alarak hazırladığımız çalışmamızın meslektaşlarımıza yararlı olmasını dileriz.

  1. Kapsam

Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlardan elde edilen kazançlarla ilgili olarak indirimli kurumlar vergisi uygulamasına, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren başlanılır. Yatırımın işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren yatırımdan elde edilen kazanca, teşvik belgesinde yer alan ve vergi indirimi içeren yatırım tutarını aşmamak üzere, gerçekleştirilen yatırım harcaması dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar indirimli oranda kurumlar vergisi uygulanır.

Yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade etmektedir. Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.

  1. Yatırım Dönemi ▬ İşletme Dönemi

“Yatırım Dönemi” ifadesinden, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma fiilen başlanılan tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin başından tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan sürenin anlaşılması gerekmektedir.

Yatırımın fiilen tamamlandığı tarihin, tamamlama vizesinin yapılmasına ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihinden önceki geçici vergilendirme dönemine isabet etmesi halinde ise yatırımın fiilen tamamlandığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin son gününün yatırım döneminin sona erdiği tarih olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Buna göre; yatırım fiilen tamamlanmış ise, yatırımın ilgili geçici vergi döneminin son günü tamamlandığı ve “İşletme Dönemi” ne geçildiği kabul edilmelidir.

  1. Yatırım Cinsleri

Teşvik belgeleri kapsamında yapılacak yatırım cinsleri 2012/1 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ” de tanımlanmıştır.

Komple Yeni Yatırım: Mal ve hizmet üretimine yönelik olarak ana makine ve teçhizat ile yardımcı tesisleri içeren, gerektiğinde arazi-arsa ve bina-inşaat harcamalarını da ihtiva eden, yatırımın yapılacağı yerde aynı üretim konusunda mevcut tesisi veya mevcut tesisi ile altyapı bütünlüğü bulunmayan yatırımları,

Tevsi Yatırım: Mevcut bir yatırıma üretim hattı veya makine ve teçhizat ilavesiyle kapasitenin artırılmasına yönelik olan ve mevcut tesis ile alt yapı müşterekliği oluşturarak bir bütün teşkil eden yatırımları,

Modernizasyon: Mevcut tesislerin üretim hatlarında teknik ve/veya ekonomik ömrünü tamamlamış makine ve teçhizata uygun parçaların eklenmesini veya mevcut makine ve teçhizatın yenileri ile değiştirilmesini, tesiste eksik kalmış bölümlerin tamamlanmasını, nihai ürünün doğrudan kalitesinin yükseltilmesini veya modelinin değiştirilmesini içeren yatırımları,

Ürün Çeşitlendirme: Mevcut tesisler ile altyapı müşterekliği olan, aynı işletmede mevcut makine ve teçhizata yapılacak ilave yatırımla farklı bir nihai ürün elde edilmesine yönelik yatırımları,

Entegrasyon: Mal ve hizmet üreten tesislerin mevcut üretim hatlarında elde edilen nihai ürüne bütünleyici nitelikte ara malı verecek ve/veya üretilmekte olan nihai ürünü ara malı olarak kullanabilecek şekilde, mevcut tesise ileri ve/veya geriye doğru entegre olan, yatırımın konusu ve projenin özelliği dikkate alınarak kaideten aynı il sınırları içinde veya aynı yerde ve aynı tesis bünyesinde olan yatırımları, ifade eder.

  1. Yatırım Cinsleri Yönünden Kazancın Tespit Edilmesi

İndirimli Kurumlar Vergisi uygulamasına yönelik genel açıklayıcı hükümler bulunan 10 Seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde, tevsi yatırım ve komple yeni yatırım cinslerinden söz edilmiştir. Modernizasyon, ürün çeşitlendirme, entegrasyon cinsi yatırımların kazanç tespitinden bahsedilmese de bu yatırım türlerinin tevsi yatırımlar ile benzer özellikler taşıdığına yönelik idarece verilen özelgeler bulunmaktadır. “Ekonomi Bakanlığı tarafından yatırım teşvik belgesine bağlanan modernizasyon yatırımlarının da tevsi yatırımlara benzer özellikler taşıdığı görülmektedir.” (1) (2)

4.1.Tevsi Yatırım: Kurumlar Vergisi Kanunu 32/A maddesinin 4 numaralı fıkrasına tevsi yatırımlarda indirimli kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin düzenleme yer almaktadır.

4.1.a) Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanır.

Kazancın ayrı hesaplarda izlenmesi: (3) “Söz konusu tevsi yatırımdan elde edilen brüt satış kârının tespit edilebilmesi halinde, müşterek genel giderler ile diğer faaliyetlerinizden doğan gelir ve giderlerinizden tevsi yatırım ile ilgili olanların da bu kazancın tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Müşterek genel giderler ile diğer faaliyet gelir ve giderlerinizden ne kadarının tevsi yatırım ile ilgili olduğunun bilinmemesi durumunda ise müşterek giderler ile diğer faaliyet gider ve zararlarının eski yatırımlarınız ve yeni tevsi yatırımınız dolayısıyla oluşan maliyetlerin toplam maliyetiniz içindeki payı, faaliyet dışındaki gelirlerinizin de eski ve yeni yatırımlarınızdan elde edilen hasılatların toplam hasılatınız içindeki payı esas alınarak dağıtılması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, tevsi yatırımdan elde edilen ve şirketinizce tespit edilebilen kazanca ilişkin işlemlerin dönem içinde gerçekleştikçe ayrı hesaplara alınmak suretiyle takip edilmesi esas olmakla birlikte, müşterek genel giderler ile diğer faaliyet gelir ve giderlerinizden ne kadarının tevsi yatırım ile ilgili olduğunun bilinmemesi durumunda, yukarıda belirtildiği şekilde yapılacak hesaplamaların her bir geçici vergilendirme dönemi sonu itibariyle kayıtlarda gösterilmesi mümkündür.”

Yatırıma isabet eden müşterek giderler tutarı:

Yatırımdan elde edilen ürünlerin satış maliyeti X Müşterek giderler
Toplam satış maliyeti

 

Yatırıma isabet eden müşterek gelirler tutarı:

Yatırımdan elde edilen hasılat X Müşterek gelirler
Toplam hasılat

4.1.b) Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır.

Tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarı = Gerçekleşen tevsi yatırım tutarı X Ticari bilanço kârı
Dönem sonu toplam sabit kıymet tutarı

“Dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet” ifadesinden Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesi uyarınca amortisman mevzuunu oluşturan iktisadi kıymetlerin anlaşılması, dolayısıyla boş arazi-arsa ve amortismana tabi olmayan diğer kıymetlerle ilgili tutarların bu hesaplamada dikkate alınmaması; sabit kıymet tutarının hesabında ise bu kıymetlerin birikmiş amortismanları düşülmeden önceki brüt tutarlarının dikkate alınması gerekmektedir.

Ayrıca mevcut sabit kıymet tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazancın tespit edileceği geçici vergilendirme dönemleri için, ilgili geçici vergilendirme döneminin son günü; hesap dönemleri için ise ilgili hesap döneminin son günü itibarıyla tespit edilecek ve indirimli oran uygulanacak kazancın hesaplanmasında dikkate alınacaktır.

4.2.Komple Yeni Yatırım: Mezkûr kanun ve tebliğde komple yeni yatırım cinsinden kaynaklı kazancın tespiti ile ilgili bir hüküm olmamakla birlikte yatırımdan elde edilen kazancın ayrı şekilde tespit edilmesi esastır. İdarenin vermiş olduğu çeşitli özelgelerde bu yöndedir;

“(4) İndirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazançların, teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma ilişkin gelir ve giderler ayrı hesaplarda takip edilmek suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, … tarihinde tamamlama vizesi yapılan yatırım teşvik belgenizde “komple yeni yatırım” olarak dikkate alınan otelinizin işletilmesinden elde ettiğiniz kazancın, bu otele ilişkin gelirler ve katlandığınız giderlerin ayrı alt hesaplarda takip edilmek suretiyle ayrıştırılarak tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, işin mahiyetine en uygun dağıtım anahtarı kullanılarak hesaplanan ortak gider paylarının kazancın tespitinde dikkate alınması mümkün olup bu şekilde tespit edilen kazancınıza yatırım teşvik belgenizde belirlenen oranlar dikkate alınarak indirimli kurumlar vergisi uygulanacaktır.”

“(5) Özelge talep formunuz ekinde yer alan ve 2012/3305 sayılı Karara göre düzenlenmiş olan yatırım teşvik belgesinin incelenmesinden, yapmış olduğunuz yatırımın “komple yeni yatırım” olduğu ve yatırımın konusunu da maden, taşocağı ve inşaat makineleri imalatı faaliyetlerinin oluşturduğu anlaşılmıştır. Buna göre, eski fabrikada ve teşvik belgesine konu komple yeni yatırım kapsamındaki yeni fabrikalarda iç içe geçmiş şekilde üretilerek satışı yapılan ürünlerin satışından elde edilen kazancın, sadece yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştirdiğiniz komple yeni yatırımınızdan kaynaklanan kısmı indirimli kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Üretimin bir kısmının eski fabrikanızda bir kısmının da yeni fabrikalarınızda gerçekleştirildiği dikkate alındığında, işin mahiyetine uygun bir dağıtım anahtarı kullanılarak üretilen bu ürünlerin satışından elde edilen kazancın yatırım teşvik belgesi kapsamındaki komple yeni yatırımlarınıza isabet eden kısmının ayrıştırılması ve bu suretle tespit edilen yatırımdan elde edilen kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkündür.”

  1. Özellik Arz Eden Hususlar

►Yatırımın kısmen faaliyete geçmesi: “(6) 2012/3305 sayılı BKK’ya göre düzenlenmiş olan yatırım teşvik belgeniz kapsamındaki yatırımınızın kısmen faaliyete geçmiş olması halinde gerek işletilen kısımdan elde edilen kazanca gerekse anılan BKK’nın 15 inci maddesinin beşinci fıkrası dikkate alınarak diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması gerekmektedir.”

“(7) Diğer taraftan, yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle bu dönemde faydalanılabilecek yatırıma katkı tutarına ulaşılması durumunda yatırım döneminde indirimli vergi uygulamasına son verilmelidir. Yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlanmasıyla birlikte, yatırım döneminde faydalanılan tutardan sonra kalan yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar tevsi yatırımdan elde ettiğiniz kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkündür. İndirimli kurumlar vergisinin, tevsi yatırımlardan elde edilen kazancın ayrı hesaplarda izlenerek tespit edilebilmesi halinde, bu kazanca; kazancın ayrı şekilde tespit edilmesinin mümkün olmaması halinde ise, yapılan yatırım tutarının dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına oranlanmasıyla bulunan kazanca uygulanacağı tabiidir.”

►Teşvik belgesi kapsamında fiilen yapılan yatırım harcaması tutarının, yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcaması tutarını aşması: “(8) Teşvik belgesi kapsamında fiilen yapılan yatırım harcaması tutarının, yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcaması tutarını aşması durumunda indirimli kurumlar vergisi matrahının tayininde, yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcaması tutarı dikkate alınacaktır.”

►Teşvik belgesi kapsamında finansal kiralama yoluyla edinilen kıymetlerin indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınacak yatırıma katkı tutarın belirlenmesinde hangi tutarın dikkate alınacağı: “(9) Bu hüküm ve açıklamalar ile Ekonomi Bakanlığının …tarih ve …sayılı yazısında belirtilen, “Yatırım teşvik belgesi kapsamında finansal kiralama yoluyla temin edilen makine ve teçhizatın halen kiralama süreleri devam etse dahi tamamlama vizesinde, firmanız muhasebe kayıtlarında “260-Haklar Hesabında” belirtilen mal bedeli tutarı dikkate alınarak işlem yapılmaktadır.” görüşü çerçevesinde, indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınacak yatırıma katkı tutarının belirlenmesinde, yatırım teşvik belgesi kapsamında finansal kiralama yoluyla edindiğiniz iktisadi kıymetler için Vergi Usul Kanununun mükerrer    290 ıncı maddesi hükümleri çerçevesinde “260. Haklar Hesabı”nda yer alan tutarın dikkate alınması gerekmektedir.”

►Finansman giderleri ile kur farklarının yatırıma katkı tutarının tespitinde dikkate alınıp alınamayacağı: “(10) Yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi; aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması mümkün bulunmakta olup 163 ve 334 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan faiz giderleri ve kur farkları, indirimli kurumlar vergisine esas olan yatırıma katkı tutarını değiştirmeyecek, Ekonomi Bakanlığının teşvik belgesine göre belirlenen indirimli kurumlar vergisine esas yatırıma katkı tutarı finansman giderleri dolayısıyla artmayacak veya azalmayacaktır.”

  1. Kanunda Belirtilen Şartlara Uyulmaması Halinde Yapılacak İşlemler

Hesap dönemi itibarıyla 32/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartların sağlanamadığının tespit edilmesi halinde, söz konusu vergilendirme döneminde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Dolayısıyla, anılan maddenin ikinci fıkrasında verilen yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen hususlara uyulmaması halinde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil edilecektir. Ancak, mezkûr ikinci fıkrada belirtilen şartların sağlanamaması dışında, haksız bir nedenle indirimli kurumlar vergisi uygulamasından yararlanılması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergilere ilişkin olarak vergi ziyaının gerçekleşeceği tabiidir.

Uygulamalı Örnek (Yatırımın Kısmen Faaliyete Geçmesi)

XYZ SAN. TİC. A.Ş.’nin 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile imalat sanayiine yönelik düzenlenmiş, bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında komple yeni yatırım cinsinde yatırım teşvik belgesi bulunmaktadır.

» Yatırım teşvik belgesinde toplam yatırım tutarı 17.000.000 TL olup bunun 2.000.000 TL’si arazi ve arsa olarak belirlenmiş ve yatırımına 2020 hesap döneminde başlamıştır.

» 2021 hesap döneminde kısmen işletilmeye başlanan bu yatırımın 12.000.000 TL’lik kısmı gerçekleştirilmiş (arazi-arsa hariç) ve 2021 hesap döneminde bu yatırımından 300.000 TL (kazanç ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilmiştir), diğer faaliyetlerinden de 4.000.000 TL kazanç elde etmiştir.

  • Katkı Sağlanabilecek Toplam Yatırım: (17.000.000 – 2.000.000) = 15.000.000 TL
  • Önceki Dönemlerde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı: 3.080.000 TL

(2020 Hesap Döneminde Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Kazanç Dolayısıyla)

  • Vergi İndirim Oranı: %100 (Herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde, 2021 ve sonraki yıllar kurum kazançlarına yeniden yüzde 20 kurumlar vergisi uygulanacaktır.) (İmalat sanayiine yönelik; (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, vergi indirimi oranı tüm bölgelerde %100 oranında uygulanır. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

 

  • Yatırıma Katkı Oranı: %40+%15 (İmalat sanayiine yönelik; (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1/1/2020 ile 31/12/2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için; her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilir. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

 

Yatırım Döneminde;

  • Yatırıma Katkı Tutarının Kullanılabilecek Kısmı: %80
  • Gerçekleştirilecek Yatırım Harcamaları için Kullanılabilecek Kısmı: %100 (İmalat sanayiine yönelik; (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1/1/2020 ile 31/12/2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için; yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oranı %100 olmak üzere uygulanır. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

 

Çözüm:

Bu durumda,

2021 hesap döneminde    = Gerçekleştirilen Yatırım Harcaması x Yatırıma katkı oranı

gerçekleştirilen yatırım     = 12.000.000 TL x (%40+%15)

dolayısıyla hak kazanılan = 6.600.000 TL

yatırıma katkı tutarı

 

-Yatırımdan elde edilen kazanç…………………………….:300.000 TL

-İndirimli KV olmasaydı ödenecek KV……………………..:  60.000 TL

 

Toplam yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yararlanılabilecek 6.600.000 TL’lik kısmından kalan (6.600.000-3.080.000) 3.520.000 TL’lik kullanılabilir tutar için; henüz tamamlanmamış, kısmen işletilmeye başlanılmış bu yatırımından 2021 hesap döneminde elde ettiği 300.000 TL kazancı üzerinden hesaplanan 60.000 TL yatırıma katkı tutarından faydalanabilecektir.

Öte yandan, XYZ A.Ş.’nin teşvik belgesi kapsamındaki yatırımı henüz tamamlanmadığından yatırım döneminde diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına da indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkün bulunmaktadır. Bu kapsamda yararlanılacak yatırıma katkı tutarıyla ilgili hesaplama ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

Diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulamasındaki üst sınır:  

  1. Sınır:

Yatırım döneminde yararlanabilecek →    6.600.000 TL

yatırıma katkı tutarı

 

[(yatırım harcaması tutarı x yatırıma katkı oranı) x belirlenen oran]

[(12.000.000 TL x (%40+%15) x %100)] = 6.600.000 TL

[3.000.000 TL x %40 x %80] = 960.000 TL *Toplam yatırım tutarının büyük bir kısmı gerçekleştirildiğinden yararlanabilecek yatırıma katkı tutarının belirlenmesinde 1. sınırda kalınmıştır. Örnekte diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın daha fazla olması durumunda, hak kazanılmayan tutar üzerinden yararlanabilecek yatırıma katkı tutarının önüne geçmek adına hesaplanan bu tutar dikkate alınmamıştır. Katkı sağlanabilecek toplam yatırım tutarından kalan (harcama yapılmayan) kısım kadar ilave yatırım harcaması yapılması şartıyla dikkate alınabilecektir.

  1. Sınır:

Gerçekleştirilen yatırım harcaması    →   12.000.000 TL

Yatırım döneminde yararlanılabilecek 6.600.000 TL’lik yatırıma katkı tutarından kalan (6.600.000-3.080.000-60.000) 3.460.000 TL’lik kullanılabilir tutar için; 2021 hesap döneminde yatırımın henüz tamamlanmaması-işletme dönemine geçilmemesinden dolayı diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına da indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkün bulunmaktadır. Tahsilinden vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı (4.000.000 TL x %20) 800.000 TL’dir.

 

Kurumlar vergisi matrahı (4.000.000+300.000)   4.300.000 TL
İndirimli KV olmasaydı ödenecek KV (4.300.000 TL x %20)     860.000 TL
Yararlanılabilecek azami yatırıma katkı tutarı (6.600.000 – 3.080.000)  3.520.000 TL
İndirimli KV matrahı (4.000.000+300.000)  4.300.000 TL
İndirimli orana tabi matrah üzerinden hesaplanan KV                                           (vergi indirim oranı %100 olması nedeniyle)                0 TL
Genel orana tabi matrah                 0 TL
Cari dönemde yararlanılan toplam yatırıma katkı tutarı (800.000 + 60.000)      860.000 TL

Buna göre, 2021 hesap döneminde hak kazanılan yatırıma katkı tutarının (6.600.000-3.080.000=3.520.000TL) bu yatırımın kısmen işletilmesinden elde edilen kazanca ve diğer faaliyetlerden elde edilen kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanması nedeniyle tahsilinden vazgeçilen 860.000 TL’lik yatırıma katkı tutarından faydalanmıştır. Dolayısıyla kalan (6.600.000-3.080.00-60.000-800.000) 2.660.000 TL’lik yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar, gerçekleştirilen yatırım harcaması üzerinden hak kazanılan yatırıma katkı tutarını aşmamak üzere; yatırım dönemi (tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan süre; yatırımın fiilen tamamlandığı tarihin, tamamlama vizesinin yapılmasına ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihinden önceki geçici vergilendirme dönemine isabet etmesi halinde ise yatırımın fiilen tamamlandığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin son gününün yatırım döneminin sona erdiği tarih) bitene kadar diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlarla birlikte, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki bu yatırımdan elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                        HESAPLAMA TABLOSU
Toplam Yatırım Tutarı (İndirimli KV Kapsamında Olmayan Harcamalar Hariç)  15.000.000 TL
Yatırıma Katkı Oranı (%40+%15) 55
Vergi İndirim Oranı 100
Toplam Yatırıma Katkı Tutarı 8.250.000 TL
Fiilen Gerçekleştirilen Yatırım Harcaması (Yatırımın Başlangıcından İtibaren) 12.000.000 TL
Fiili Yatırım Harcaması Nedeniyle Hak Kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı 6.600.000 TL
Önceki Dönemlerde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı                                       (Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Kazanç Dolayısıyla) 3.080.000 TL
Cari Dönemde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı

(Yatırımdan Elde Edilen Kazanç Dolayısıyla)

60.000 TL
Cari Dönemde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı

(Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Gelirler Dolayısıyla)

800.000 TL
Cari Dönemde Yararlanılan Toplam Yatırıma Katkı Tutarı 860.000 TL
Cari Dönem Dahil Olmak Üzere Yararlanılan Toplam Yatırıma Katkı Tutarı 3.940.000 TL
Sonraki Döneme Devreden Yatırıma Katkı Tutarı 2.660.000 TL

Öte yandan, XYZ A.Ş.’nin yatırım döneminden sonra (işletme döneminde) diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar genel oranda kurumlar vergisine tabi tutulacak olup bu dönemden itibaren, toplam yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde kullanılmayan kısmına ulaşılıncaya kadar, sadece yatırım teşvik belgesi kapsamındaki bu yatırımdan elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecektir.

Kaynakça

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  • Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ
  • 10 Seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
  • 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
  • Özelgeler

 

 

                 1 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 14.05.2013 tarih ve 38418978-125[32/A-12/1]-446 sayılı özelgesi

                 2 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 24.02.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 32/A-738 sayılı özelgesi

                 3 Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı 28.11.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01-125[ÖZG-12/26]-419 sayılı özelgesi

                 4 Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı 10.06.2016 tarih ve 17192610-125[ÖZG-2015-55]-147 sayılı özelgesi

                 5 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 29.12.2017 tarih ve 38418978-125[32A-15/4]-531740 sayılı özelgesi

                 6 Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı 03.04.2014 tarih ve 17192610-125[ÖZG-13/7]-91 sayılı özelgesi

                 7 Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı 10.05.2016 tarih ve 50426076-125[32/A-2015/20-260]-87 sayılı özelgesi

                 8 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 17.02.2015 tarih ve 62030549-125[32A-2013/331]-269 sayılı özelgesi

                 9 Kırşehir Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğü 10.05.2016 tarih ve 66491453-007-3 sayılı özelgesi

                10 İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 17.07.2014 tarih ve 84098128-125[32A-201322]-436 sayılı özelgesi

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İMALAT SANAYİİNE YÖNELİK YATIRIM DÖNEMİNDE DİĞER FAALİYETLERDEN ELDE EDİLEN KAZANÇLARA İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMASI

  1. Kapsam

5520 sayılı kanunun 32/A maddesinin ikinci fıkrasına 6322 sayılı Kanunla eklenen (c) bendi hükmüyle, mükelleflerin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlarının yatırım döneminde diğer faaliyetlerinden 1/1/2013 tarihinden itibaren elde ettikleri kazançlarına, indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle yatırıma katkı tutarının kısmen kullandırılması mümkün hale gelmiştir.

  1. Yatırım Dönemi

Diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması açısından “yatırım dönemi” ifadesinden, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma fiilen başlanılan tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin başından tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan sürenin anlaşılması gerekmektedir.

Öte yandan yatırımın fiilen tamamlandığı tarihin, tamamlama vizesinin yapılmasına ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihinden önceki geçici vergilendirme dönemine isabet etmesi halinde ise yatırımın fiilen tamamlandığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin son gününün yatırım döneminin sona erdiği tarih olarak dikkate alınması gerekmektedir.

  1. Yatırım Döneminde Yararlanılabilecek Yatırıma Katkı Tutarının Azami Sınırı

Mükelleflerin 2012/3305 sayılı karar kapsamında düzenlenmiş yatırım teşvik belgeleri kapsamında yatırımlarının; yatırım döneminde mükelleflerin diğer faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle kısmen yararlanılabilecek yatırıma katkı tutarı, en fazla toplam yatırıma katkı tutarının son yayımlanan 1950 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen oranına tekabül eden kısmı kadar olabilecektir.

Yatırım döneminde, yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştirilen yatırım harcamasının, bu dönemde yararlanılabilecek yatırıma katkı tutarından daha düşük olması halinde diğer faaliyetlerden yatırım döneminde elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle kısmen yararlanılacak yatırıma katkı tutarı, gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını aşamayacaktır.

  1. Yatırım Harcamaları İçinde Kabul Edilmeyen Harcamalar

Yatırıma katkı tutarının hesaplanmasında hangi harcamaların gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarı olarak dikkate alınıp, alınmayacağı hususu önem arz etmektedir. 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 15. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen hükme göre; arazi, arsa, royalti, yedek parça ve amortismana tâbi olmayan diğer harcamaların yatırıma katkı tutarının hesaplamasında dikkate alınması diğer bir ifadeyle vergi indirimi desteğinden faydalanması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, asgari yatırım tutarı hesabında söz konusu harcamalar yatırım harcaması olarak dikkate alınabilecektir.

  1. İmalat Sanayiine Yönelik Yapılan Düzenleme

İmalat sanayiine yönelik (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1/1/2017 ile 31/12/2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için yatırıma katkı oranı her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilmek suretiyle, vergi indirimi oranı tüm bölgelerde %100 oranında ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde kullanılabilecek oranı %100 olarak uygulanması 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan düzenlemelerle 2012/3305 sayılı Karara taşınmıştır.

Örnek Uygulama:

XYZ SAN. TİC. A.Ş.’nin 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile imalat sanayiine yönelik düzenlenmiş, bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında yatırım teşvik belgesi bulunmaktadır.

 

» Toplam yatırım tutarı 17.000.000 TL olup bunun 2.000.000 TL’si arazi ve arsa olarak belirlenmiş, yatırımına 12/10/2020 tarihinde başlamıştır. 2020 hesap dönemi içinde bu yatırıma ilişkin olarak 3.080.000 TL (bina-inşaat) yatırım harcaması yapmıştır.

 

» XYZ A.Ş.’nin 2020 hesap döneminde diğer faaliyetlerinden 16.000.000 TL kazanç elde etmiştir. Bu dönemde XYZ A.Ş.’nin söz konusu yeni yatırımından herhangi bir kazancı bulunmamaktadır.

 

  • Vergi İndirim Oranı: %100
  • Yatırıma Katkı Oranı: %40
  • Katkı Sağlanabilecek Toplam Yatırım: (17.000.000 – 2.000.000) = 15.000.000 TL

Yatırım Döneminde;

  • Yatırıma Katkı Tutarının Kullanılabilecek Kısmı: %80
  • Gerçekleştirilecek Yatırım Harcamaları için Kullanılabilecek Kısmı: %100

 

Diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulamasındaki üst sınır:  

  1. Sınır:

Yatırım döneminde yararlanabilecek → [1.694.000 + 3.814.400]  = 5.508.400 TL

yatırıma katkı tutarı

 

[(yatırım harcaması tutarı x yatırıma katkı oranı) x belirlenen oran]

[(3.080.000 TL x (%40+%15) x %100)]    = 1.694.000 TL

[11.920.000 TL x %40 x %80]                  = 3.814.400 TL

 

 

  1. Sınır:

Gerçekleştirilen yatırım harcaması    →   3.080.000 TL

 

XYZ A.Şnin yatırım dönemi içerisinde yer alan 2020 hesap döneminde diğer faaliyetlerinden elde ettiği 16.000.000 TL kazancına; gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarı, yatırım döneminde yararlanabilecek yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar gerçekleştirilen yatırım harcamasının (3.080.000 TL) tamamına indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecektir.

 

                                        HESAPLAMA TABLOSU
Diğer faaliyetlerden elde edilen kazanç (KV matrahı) 16.000.000 TL
Yatırım döneminde diğer faaliyetlerden yararlanılabilecek yatırıma katkı tutarı (2020 hesap döneminde teşvik belgesi kapsamında yapılan harcama nedeniyle)  3.080.000 TL

 

İndirimli KV matrahı [3.080.000 / (%22)] 14.000.000 TL
İndirimli orana tabi matrah üzerinden hesaplanan KV [14.000.000 x (%0)]  (vergi indirim oranı %100 olması nedeniyle) 0 TL
Genel orana tabi matrah (16.000.000 – 14.000.000) 2.000.000 TL
Genel orana tabi matrah üzerinden hesaplanan KV (2.000.000 x %22)  440.000 TL
Ödenecek toplam KV (440.000 + 0) 440.000 TL

 

2020 hesap döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazanca indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanması nedeniyle tahsilinden vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı (14.000.000 x %22) 3.080.000 TL’dir. Buna göre, toplam yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yararlanılabilecek 5.508.400 TL’lik kısmından kalan (5.508.400-3.080.000) 2.428.400 TL’lik tutar için, en az bu tutar kadar ilave yatırım harcaması yapılmış olması kaydıyla yatırım dönemi içinde yer alan izleyen hesap döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecektir.

  1. Değerlendirme ve Sonuç

Yapılan düzenlemelerle birlikte imalat sanayiine yönelik yapılan yatırımlara ilave destek kararları alınmıştır. Bu kapsamda gerçekleştirilen yatırım harcamaları üzerinden yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilmesi, vergi indirim oranının %100 ve yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde uygulanacak oranın %100 olarak uygulanması; yatırımcının yatırım döneminde ihtiyaç duyduğu vergi avantajı ve finansman desteğinin bir kısmından faydalanılması sağlanmıştır.

 

Kaynakça

  1. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  2. 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
  3. 10 Seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
  4. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Dördüncü Bölge Desteklerinden Faydalanabilecek Yatırım Konularında Değişiklik Yapıldı

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

21.8.2020

2012/3305 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar kapsamında yapılacak yatırımlardan en avantajlı destek sağlanan yatırım konuları özellikle teknoloji yoğun sektörlerden seçilmiş bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili 16.4.2020 tarihli açıklamalarımızda yatırım teşvik belgesi kapsamında en avantajlı yatırım konularına değinilmişti. 21.8.2020 tarihi Resmi Gazete’de yayımlanan 2846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile dördüncü bölge desteklerinden faydalandırılan yatırım konularında değişiklik yapılmıştır. Eklenen yatırım konuları aşağıda yer almaktadır.

İZOLE EDİLMİŞ TEL VE KABLO İMALATI

AKÜMÜLATÖR, PİL VE BATARYA İMALATI

ELEKTRİK AMPÜLÜ VE LAMBALARI İLE AYDINLATMA TEÇHİZATI İMALATI

MOTOSİKLET İMALATI

BİSİKLET VE SAKAT TAŞIYICILARI İMALATI

At arabası
Market el arabası
Pazar el arabası
Bagaj taşıma araçları (kendinden hareketli olmayan)
Başka yerde sınıflandırılmamış hareket ettirici tertibatı bulunmayan diğer taşıtlar

Saygılarımızla.

KARDEM YMM


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Bilgilendirme

Kısa çalışma ödeneği, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Ek 2. maddesinde düzenlenmiş ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik ile uygulama usul ve esasları düzenlenmiştir.

Kısa çalışma ödeneğine, bölgesel kriz, genel ekonomik kriz, sektörel kriz veya zorlayıcı sebeplerden ötürü başvuru yapılabilir.

Bölgesel kriz: Ulusal veya uluslararası olaylardan dolayı belirli bir il veya bölgede faaliyette bulunan işyerlerinin ekonomik olarak ciddi şekilde etkilenip sarsıldığı durumları ifade etmektedir.

Genel ekonomik kriz: Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisini ve dolayısıyla işyerini ciddi anlamda etkileyip sarstığı durumları ifade etmektedir.

Sektörel kriz: Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki işyerlerinin ciddi anlamda sarsıldığı durumları ifade etmektedir.

Zorlayıcı sebep: İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumları ifade etmektedir.

Yukarıdaki sebeplerden ötürü;

  • İşyerinde haftalık çalışma süresi en az 1/3 oranında azaltılması,
  • İşyerinin faaliyetin tamamen veya kısmen(bölümler halinde) en az 4 hafta durdurulması

hallerinden birinin varlığında işveren alacağı kararı ve bu kararı almasına etki eden durumunu destekleyici belgeleri ile bağlı olunan İŞKUR a başvuru yapacaktır.

Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlardan ileri gelen zorlayıcı sebeplerin varlığının işçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarınca iddia edilmesi veya bu yönde kuvvetli emarenin bulunması halinde konu, İŞKUR Yönetim Kurulunca değerlendirilerek karara bağlanmaktadır. Deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlar için diğer zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan başvurular için İşkur Yönetim Kurulu Kararı gerekmemektedir.

İşçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için iki şart aranmaktadır. Bunlar;

  • İşveren tarafından yapılan kısa çalışma ödeneği başvurusunun uygun bulunmuş olması,
  • İşçinin, kısa çalışma ödeneğinin başlayacağı tarih itibaren geriye doğru 3 yıl içinde en az 600 gün prim ödenmiş olması ve son 120 günde de sigortalılık boşluğunun olmaması(Bu koşul pandemi döneminde 450 gün prim günü ve son 60 gün sigortalılık istenmektedir),

*Emekli çalışanlar kısa çalışma ödeneğinden faydalanamamaktadır.

Kısa çalışma ödeneği tutarı ise, işçinin son oniki aylık SGK ya bildirilen sigortalı prime esas kazançlarının günlük ortalaması alınarak bulunan rakamın %60’ıdır. Ancak bu tutar her durumda aylık asgari brüt ücretin 1,5 katından fazla olamaz. Yani 2020 yılı için en az 1.766,10 TL iken, en fazla ise 4.415,25 TL olmaktadır. Bu ödenek üzerinden sadece damga vergisi kesintisi yapılmaktadır(Binde 7,59).

Kısa çalışma yapan işçinin çalışılmayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret ve kısa çalışma ödeneği miktarı işveren ve işkur tarafından kısa çalışma yapılan süreyle orantılı olarak ödenmektedir.

Kısa çalışma ödeneğinin ilk 7 günlüğü için işveren her gün için yarım günlük ücret işçiye ödemekle yükümlüdür. Yine bu yedi günlük için işveren 7 günlük tam SGK bildirecek ve 7 günlük primlerin ödenmeyen yarım günlük işçi primlerinide işveren üstlenecektir. Bu 7 günlük süre için kısa çalışma ödeneği ödenmemekte olup, kalan 83 gün için kısa çalışma ödeneği ödenmektedir.

Kısa çalışma döneminde işveren tarafından fesihlerde “29-İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” kodu hariç hiçbir kod ile işten çıkarma yapılamayacaktır. Aksi halde çıkış yapılan tarihten sonra yapılacak tüm ödemeler yasal faiziyle işverenden tahsil edilmektedir.

Yine işveren kısa çalışma döneminde işe yeni işçi alacak ise kısa çalışmadan faydalanan işçilerden aynı vasıflara ve iş görme yetisine sahip olmaması, alınacak işçinin alınmasının zaruri ihtiyaçtan kaynaklı alım olması önemlidir.

İşveren dilerse 6 işgünü öncesinde İşkur a ve sendikaya yazılı olarak bildirimde bulunarak kısa çalışmayı erken sonlandırabilir. Geç bildirimlerden dosyı fazla ödemeler yasal faiziyle birlikte işverenden tahsil edilmektedir.

Kısa çalışma ödeneği alan işçinin emekliliğe hak kazanması, yeni bir işe girmesi, silâh altına alınması, işinden ayrılması hallerinde veya istirahat raporu alması durumunda raporunun başladığı tarih itibariyle kısa çalışma ödeneği kesilecektir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Toplu İşten Çıkarma Hakkında Bilgilendirme

Toplu işten çıkarma, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesinde düzenlenmiştir.

Toplu işçi çıkarmadan bahsedebilmek için öncelikle işyerinde en az 20 işçinin çalıştırılması gereklidir. İşyerindeki işçi sayısı;

  1. a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,
  2. b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında işçinin,
  3. c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin işine,

17’nci madde uyarınca(ihbar öneli) ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.

Örnek: 50 işçi çalıştıran işyeri 04.01.2020 tarihinde 5, 22.01.2020 tarihinde 4 olmak üzere İş Kanunu’nun, 29.maddesi kapsamında 9 işçi çıkarmıştır. Bu işyerinde yasa hükmüne göre işçi çıkarımı 10 işçinin altında kaldığından  toplu işçi çıkarımı olarak değerlendirilmeyecek ve ilgili hükümler uygulanmayacaktır.

Örnek: 120 işçi çalışan  işyerinde 04.01.2020 tarihinde 5, 22.01.2020 tarihinde 4, 02.02.2020 tarihinde 6 olmak üzere İş Kanunu’nun, 29.maddesi kapsamında toplam 15 işçi işten çıkarılmıştır. İlk işçi çıkarımı tarihinden itibaren 30 gün içinde toplam 15 işçi çıkarıldığından toplu işçi çıkarma olarak değerlendirilecek ve toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanacaktır.

İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden işçi çıkarmanın sebeplerini, bundan etkilenecek işçi sayısını ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgileri içeren bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmekle yükümlüdür.

Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.

Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur.

İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergi Uygulamalarıyla İlgili Olarak Son Dönemde Verilen Özelgeler

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesinde, mükelleflerin Gelir İdaresi Başkanlığından veya Gelir İdaresi Başkanlığının bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulanması bakımından müphem ve tereddüt duydukları hususlar hakkında izahat isteyebilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamda 16/01/2010 tarihinde uygulamaya konulan özelge sistemi ile; mükelleflere kısa zamanda doğru ve net cevap verilmesi, muhatabın teke indirilmesi, başvuruların ve cevapların bir standarda kavuşturulması, mükellefin uyum maliyetinin azaltılması, bürokrasi ve kırtasiyeciliği azaltarak kaynakların verimli kullanılması amaçlanmış, ilaveten şeffaflık sağlanmak adına özelge örneklerinin internetten yayınlanılmasına başlanılmıştır.

Bu şekilde Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu ile ilgili olarak son dönemde verilen Gelir İdaresi Başkanlığı resmi web sitesinde yayınlanan bazı özelge özetlerine aşağıda yer verilmiş olup, özelgelerin tam metni web sitemizde mevcuttur.

A- Kurumlar Vergi Kanunu’nuna İlişkin Örnek Özelgeler

1- Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre feshedilen sözleşmede gelir kaydedilen teminatın gider kaydı hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 19.07.2018 tarih ve 62030549-125[11-2017/6]-665432 sayılı özelgesi)

Mükellef kurum ile … Kamu Kurumu arasında imzalanan sözleşmede, yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine İdarenin bu sözleşmede belirlediği süreyi ve açıklamaları içeren ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde  ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların gelir kaydedilerek sözleşmenin feshedileceği ve alım konusu işin genel hükümlere göre tasfiye edileceğinin belirtilmiş olması şaryıtla;

Mükellef kurum tarafından teslim edilen emtianın ihaleye ait teknik şartnameye uygun olmadıkları gerekçesiyle, ihale sözleşmesinin feshedilerek teminat tutarının  … Kamu Kurumunca irat kaydedilmesi durumunda, bu durumun şirketin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından  doğmamış olması kaydıyla, söz konusu teminat tutarının kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.

2- Yatırımdan vazgeçilmesi nedeniyle yapılmakta olan yatırımlar hesabında bulunan tutarın gider hesaplarına alınıp alınmayacağı hakkında (Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 15.11.2018 tarih ve 96620903-125-114063 sayılı özelgesi)

Mükellef Kurum ile, … Kamu Kurumu arasında, …. tesisi kurmak amacı ile yapılan sözleşmeye istinaden, Şirket tarafından işe başlanılmasını müteakip, yapılan harcamaların “258-Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabına kaydedilmesi, ancak yatırım maliyetlerinin yüksekliği ve finansman yetersizliği nedeniyle söz konusu projeden vazgeçilmiş olması ve yatırımın tamamlanamaması nedeniyle iktisadi kıymet haline getirilemeyen “258-Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında biriken tutarlarla ilgili olarak;

– “258-Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabının geçici bir hesap olan olması ve kesin maliyetleri belli olmayan, dolayısıyla üzerinden amortisman ayrılacak tutar henüz kesinleşmeyen, yapımı süren ve tamamlandığında ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılacak olan, her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerle ilgili harcamaların izlendiği hesap nolması nedeniyle, bu hesapta yer alan tutarların amortismana konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

– Diğer yandan, Mükellef Kurum ile ilgili Kamu Kurumu arasında yapılan sözleşme kapsamında ve “258- Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında izlenen harcamalar, söz konusu projenin şirket
tarafından yapılmasından vazgeçilmesi nedeniyle, doğrudan gider olarak dikkate alınabilecektir.

3- Yapılan bağış ve yardımların kurum kazancı tespitinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 12.04.2019 tarih ve 62030549-125[10-2017/418]-E.299449 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, Şirketin ayakkabı tabanı üretimi ve satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, çeşitli kamu kurumlarına, okullara, derneklere ve vakıflara ayni bağışlar yaptığı, yapılan bağışların faturası ve irsaliyesi düzenlenerek ve taşıma masrafları da karşılanmak üzere kargo şirketleri veya çeşitli taşımacılar vasıtasıyla bağış yapılacak kurumlara gönderildiği, bazı durumlarda bağış makbuzu temin edilemediği, Şirket tarafından …. Vakfına bağışlanan 40 çift ayakkabı ile ilgili fatura, sevk irsaliyesi ve tutanak düzenlendiği belirtilerek ayni bağış makbuzu temin edilemediği durumlarda, bağışın ilgili kurum, dernek veya vakıf yetkililerince teslim alındığının yetkililerin fatura veya sevk irsaliyesi üzerine bağışların teslim alındığına dair açıklama ile imza konulması veya bağışların teslim alındığına dair ayrı bir tutanak düzenlenmesi veya bağışların teslim alındığının Şirkete bir yazı ile bildirilmesi şeklinde tevsik edildiği durumlarda kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı  hususunda bilgi talep edilmiştir. Buna göre;

Kurumlar vergisi mükelleflerince Kanunda sayılan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının, o yıla ait kazançlarının % 5’ine kadar olan kısmının, kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde yıllık beyanname üzerinde gösterilmek suretiyle indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bağış ve yardımın yapıldığı dönemde faaliyetin zararla sonuçlanması veya kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen kısmının daha sonraki yıllarda indirim konusu yapılabilmesi veya zarar olarak devredilmesi mümkün değildir.

Kamuya yararlı derneklere ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara gerek işletmenin aktifinden veya stokundan çekilmek gerekse dışarıdan satın alınmak suretiyle yapılan ayni bağış ve yardımların indirim olarak dikkate alınabilmesi için makbuz karşılığı yapılmış olması şarttır.

Kamu kurum veya kuruluşlarına, işletmenin aktifinden veya stokundan çekilerek yapılan ayni bağış ve yardımlarda, Şirketin işletmeden çekip bağışladığı değerler için fatura düzenlemesi; düzenlenen faturanın arka yüzüne faturada belirtilen değerlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından bağış veya yardım olarak alındığına ilişkin şerh konularak yetkili kimseler tarafından imzalanmış olması indirimden yararlanılması açısından yeterlidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanacak ayni değerlerin dışarıdan alınması durumunda ise ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından teslim alınacak değerler için teslime ilişkin bir belge düzenlenmiş olması yeterli olup, düzenlenen belgede bağışlanan kıymetin değerinin, cinsinin ve miktarının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirtilmiş olması; ayrıca bağışlanan değerlere ilişkin olarak düzenlenmiş olan faturaların arka yüzünde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkililerinin imzasının bulunması yeterlidir.

4- Kısmi bölünme işleminde taşınmaz devri ile bunlara ait borçların devri hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 18.03.2019 tarih ve 62030549-125[19-2018/460]-E.226698 sayılı özelgesi)

Özelgeye konu olayda; Aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin kiralanması işi ile iştigal eden bir Şirket, aktifinde kayıtlı gayrimenkullerden bazılarını kısmi bölünme sonucunda yeni kurulacak olan iki adet anonim şirkete devretmek ve hisselerini de devir eden şirketin ortaklarına vermek suretiyle bölünecektir. Kısmi bölünme sırasında;

– Pasifte özkaynaklar grubu içerisinde yer alan 502 hesap “Sermaye düzeltmesi olumlu farkları”, 503 hesap “Sermaye düzeltmesi olumsuz farkları”, 570 hesap “Geçmiş yıl karları”, 580 hesap “Geçmiş yıl zararları” hesaplarının pasif düzenleyici hesaplar arasında yer alıp almadığı,

– Bu hesaplardan da kısmi bölünme sonucunda devredilecek gayrimenkullere pay verilip verilmeyeceği,

– Şirketin daha önceki dönemlerde kullanmış olduğu ve ödemeleri halen devam eden dövizli kredi borçları nedeniyle devredilen gayrimenkullere isabet eden geçmiş yıl ve bu dönem kur farkı zararlarının devredilip devredilmeyeceği,

– Kısmi bölünmeye ait bilanço tarihi ile bölünmenin ticari sicilde tescili arasında zamanda oluşacak olumlu veya olumsuz kur farkları ile kredi taksit ödemelerinin gerçekleşmesi durumunda, yeni kurulacak firmaların sicile verilen bilanço değerlerinde farklılıklar oluşacağından kur farklarının ve taksit ödemelerinin bölünen firmada mı yoksa yeni kurulacak firmalarda mı kar zarar hesaplarına aktarılacağı,

– Dövizin aşırı yükselmesi sonucunda Şirketin kur farkından ve faiz ödemelerinden dolayı geçmiş yıl ve bu dönemde büyük bir zararının oluştuğu, dolayısıyla kısmi bölünme sonucunda devredilecek gayrimenkullere ait devredilecek borçların, aktif değerinin çok üstünde olduğu, pasifte bir fark çıktığı, kısmi bölünme sonucunda devredilecek olan aktif değerin üstünde gerçekleşen pasif borç farkının devir alan firmaların aktif hesaplarında şerefiye farkı, devreden firmada ise diğer olağan dışı gelir ve kar olarak mı bırakılacağı,

hususlarının sorulduğu anlaşılmış olup;

Şirketin aktifinde kayıtlı olan, şirketin üretim ve hizmet işletmeleri ile fiziki veya teknik bütünlük arz etmeyen ve bölünme sonrasında şirketin faaliyetlerinde kullanılmayacak olan taşınmazların, şirketin faaliyetlerini sona erdirmeyecek şekilde her biri tam hisseli olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef sermaye şirketine kayıtlı değeri üzerinden ayni sermaye olarak konulması suretiyle devredilmesi ve öngörülen diğer şartların da sağlanması kaydıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 19/3-b maddesi hükmü gereğince kısmi bölünmeye konu edilmesi mümkündür.

Kısmi bölünmeye konu edilecek taşınmazların kayıtlı değerleri ile devredilmesi gerekmekte olup devralan şirket hisselerinin şirketin ortaklarına verilmesi halinde devre konu taşınmazlara ilişkin borçların da devri zorunludur. Bu suretle gerçekleştirilecek kısmi bölünme işlemine ilişkin olarak şirketin özkaynak kalemlerinden pay verilmesinin söz konusu olmayacağı tabiidir.

Öte yandan, kısmi bölünme işlemi kısmi bölünmeye ilişkin genel kurul kararının Ticaret Siciline tescil edilmesi ile hüküm ifade edeceğinden, devralan şirket hisselerinin şirketin ortaklarına verilmesi nedeniyle söz konusu taşınmazların ticari kazançla herhangi bir ilgisi kalmayacağından şirkete ait bir finansman giderinden de söz edilmeyecektir. Dolayısıyla, ilgili hesap döneminin başından kısmi bölünmeye ilişkin kararın tescil tarihine kadar olan sürede kısmi bölünmeye konu edilen taşınmazlara ilişkin finansman giderleri ile kur farklarının şirketin kurum kazancının tespitinde dikkate alınması mümkün olup bu tarihten sonra söz konusu taşınmazlarla ilgili herhangi bir giderin kurum kazancının tespitinde dikkate alınması mümkün değildir.

Diğer taraftan, kısmı bölünmeye konu edilen taşınmazlara ait borçların devrine yönelik ayrıntılı açıklamalar 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “19.2.2.1.1. Devredilen iktisadi kıymetlerle birlikte bunlara ait borçların da devredilmesi halinde devre konu net değerin sıfır veya negatif olması durumu” başlıklı bölümünde yer almaktadır. Dolayısıyla, kısmi bölünmeye konu edilen taşınmazlara ilişkin borçların bu taşınmazların kayıtlı bedelini aşan kısmının, elde edilecek iştirak hisselerinin ortaklara verilmesi nedeniyle, kısmi bölünme işleminin gerçekleştiği hesap dönemine ilişkin kurum kazancına eklenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde, devir ve tam bölünme işlemlerinde maddede belirlenen sınır dahilinde devralınan kurumların zararlarının indirimi kabul edilmiş ancak, kısmi bölünme işlemlerinde zarar mahsubuna ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu nedenle kısmi bölünmede, bölünen kurumdan devralan kuruma zarar intikali öngörülmediğinden, geçmiş yıl zararlarının hiçbir şekilde devredilmesi mümkün değildir.

Tekdüzen hesap çerçevesi, hesap planı ve işleyişine ilişkin açıklamalar, 26.12.1992 tarihli ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılmış bulunmaktadır. Bu itibarla, Şirketin söz konusu muhasebe kayıtlarına ilişkin işlemlerini, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde mevcut açıklamalar çerçevesinde yapması gerektiği tabiidir.

5- Sermaye artırımının indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hakkında (Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 13.03.2019 tarih ve 16700543-125[17-515-78]-17126 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, Şirket ortağı X A.Ş.’nin, Şirkette nakit sermaye (60 TL) artırımı yaptığı, bu sermaye artırımının Kurumlar Vergisi Kanununun 10/ı maddesi kapsamında değerlendirilirken, örneğin X A.Ş.’nin bilançosunda menkul kıymet (banka) gibi mevcutları 100 TL olup, aktif toplamı 100 TL olduğu, borçlar 50 TL, özkaynak 50 TL olup, pasif toplamının 100 TL olduğu söz konusu sermaye artışının şirket mevcutlarından sağlandığı, bu durumda X A.Ş. tarafından artırılan 60 TL sermayenin, sermaye artırımı indiriminden yararlanıp yararlanmayacağı hususunda bilgi verilmesi talep edilmiş olup;

Şirketin ortağı olan X A.Ş.’nin şirket mevcutlarından sağlayarak yaptığı nakit sermaye artırımının; Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükmü ile 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.6. Sermaye artırımında indirim” başlıklı bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde ve diğer şartların da sağlanması kaydıyla indirime konu edilmesi mümkündür.

Öte yandan, ortaklarca veya Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları dolayısıyla indirimden faydalanılamayacağı tabiidir.

6- Holding şirketinin grup şirketine olan borcuna karşılık iştirak hisselerinin satışından elde edilecek kazancın kurumlar vergisi kanunun 5. maddesindeki istisnadan yararlanıp yararlanamayacağı hakkında (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 7.01.2019 tarih ve 64597866-125[5/1-e]-E.360 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, turizm ve madencilik sektörlerinde öncülük yapmış olan
bir Grubun, zaman içerisinde birçok yapısal değişiklikler yaşadığı ve Grubun borçlarını oluşturan banka kredilerinin tamamına yakın bir kısmının Şirket üzerinde kaldığı, işlerin mahiyeti
gereği kısmen finans piyasalarında kredi, kısmen de Grup Şirketi olan X A.Ş.’nin faaliyetleri ile
yarattığı finansman imkanlarının kullanıldığı, finans kuruluşlarının Şirkete cari oranlar üzerinden
faiz tahakkuku yaparken X A.Ş.’nin ise bu oranlar ile mütenasip oranlarda faiz tahakkuku yaptığı,
Şirketin gelirleri ile finans kuruluşlarından temin edilen kredilerin anapara ve faiz ödemesinin
yapıldığı ancak A A.Ş.’ye anapara ve faiz geri ödemelerinin yapılamadığı belirtilerek, Şirketin
aktifinde “24-Mali Duran Varlıklar” hesabında kayıtlı olan Grup Şirketlerine ait iştirak hisselerinin X A.Ş.’ye alacağı karşılığında satılması halinde elde edilecek kazancın 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca istisnadan yararlanıp
yararlanamayacağı hakkında görüş talep edilmiş olup;

Bu istisnayla, kurumların bağlı değerlerinin nakde çevrilerek, işletmelerin sağlam mali kaynaklara
kavuşturulması ve maddenin gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere işletmelerin bağlı
değerlerinin nakde dönüştürülmesi yoluyla aktif bir şekilde ekonomiye katılması, finansman
sıkıntılarının giderilmesi, faaliyetlerinin öz kaynaklarla devam ettirilebilmesi ve mali yapılarının
güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bir işletmenin bağlı değerlerinin satılarak sağlanan hasılatın aynı
veya başkaca bağlı değerler alınması amacıyla kullanılması halinde kanun koyucunun bu istisnayla
gerçekleştirmeye çalıştığı amaç sağlanamayacaktır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar kapsamında, Şirketin aktifinde yer alan iştirak
hisselerinin, %100 hissesine sahip olunan Grup Şirketi olan X A.Ş.’ye olan borç karşılığında
bu şirkete satılması durumunda, aktifte yer alan iştirak hisseleri adı geçen Grup Şirketinde
yine iştirak hissesi olarak var olacağından ve söz konusu iştirak hisselerine X  A.Ş. aracılığıyla
dolaylı olarak sahip olunmaya devam edileceğinden, bahse konu satıştan elde edilecek kazançla ilgili olarak Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen istisnadan yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

7- Gayrimaddi hak bedeli ödemelerinde aleyhe ve lehe oluşan kur farklarının vergi kesintisine tabi olup olmadığı hakkında (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 18.07.2018 tarih ve 64597866-125.30-15854 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, “royalty bedellerinin tahakkuk tarihi ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan aleyhte kur farklarının kurumlar vergisi stopajına tabi olup olmadığı” hususunda Başkanlıktan görüş talep edilmesi üzerine 20.01.2017 tarih ve 1265 sayılı özelge ile izahat verilmiş, bu defa Söz konusu Özelgede;

– Amerika Birleşik Devletleri (ABD) mukimi şirkete yapılacak gayri maddi hak ödemeleri için stopaj oranının %10’u aşmayacağınının kabul edilmesine karşın kur farkları üzerinden stopaj yapılması gerektiğinin ifade edildiği ancak lehe oluşacak kur farkları için herhangi bir açıklamanın yapılmadığı, bununla birlikte, stopaj yükümlülüğünün ABD mukimi tarafından ödeneceği hususunda mutabık olunduğu, kur farkına isabet eden stopajın da satıcıdan kesilerek bağlı bulunulan vergi dairesine ödenmesinin gerektiği,

– Ancak, verilen özelgede verilen örneğin para biriminin USD cinsinden değerlendirilmesi durumunda, ABD mukiminin 1.000 USD’lik kazancı üzerinden hesaben ödemede 100 USD ve nakten ödemede 20 USD olmak üzere toplam 120 USD stopaj kesilerek %12 oranında vergi kesintisi yapılmak suretiyle ABD Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasında öngörülen %10’luk azami vergileme sınırının aşılmış olacağı belirtilerek, lehe ve aleyhe kur farklarının kurumlar vergisi stopajına tabi olup olmadığı hususlarında ilave görüş talep edilmiştir.

Buna göre;

ABD mukimi şirkete yapılan bahse konu gayrimaddi hak bedeli ödemelerinin gayrisafi tutarı üzerinden Türkiye’de %10 oranını aşmayacak şekilde vergi kesintisi yapılması gerekmektedir. Söz konusu ödemelere iç mevzuatımızda daha düşük bir oranın uygulanması halinde iç mevzuatımızda belirlenen bu düşük oranın uygulanacağı tabiidir.

Ayrıca, Anlaşmanın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında gayrimaddi hak bedellerinin elde edildikleri ülkede bu ülke mevzuatına göre vergilendirilebileceği ifadesine yer verilmiştir. İç mevzuat hükümlerimizde ise dar mükellef durumda olan kurumlara Kurumlar Vergisi Kanununda belirtilen kazanç veya iradı sağlayanların bu kazanç ve iratları nakden ve hesaben ödedikleri veya tahakkuk ettirdikleri sırada kurumlar vergisi tevkifatı yapmaları gerektiği belirtilmiştir.

Fili ödeme tarihindeki kur tutarı dikkate alınarak TL karşılığı toplam brüt tutar üzerinden tevkifat hesaplandığında, toplam tevkifat tutarının ödeme tarihindeki döviz karşılığı, ödemelerin gayri safi tutarının %10’unu aşmayacaktır.

Diğer taraftan, vergi kesintisi uygulamasında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen tutarlar dikkate alındığından, verginin tahakkuk ettiği tarihten sonra döviz kurunun düşmesi halinde tahakkuk tarihindeki kur esas alınarak hesaplanan tevkifat tutarının düzeltilmesi veya iadesi söz konusu değildir.

8- Vergiye Uyumlu Mükelleflere Vergi İndirimi Hakkında (Amasya Valiliği’nın 5.11.2018 tarih ve 65771276-120.01.02.10-E.13441 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, Kurumlar vergisi mükellefi olan Şirketin tüm vergilerini düzenli ve zamanında ödediği, kurumlar vergisinden %5 lik vergi indirimi kazandığı ancak 2018 1. dönem kurum geçici vergisinin ödemesine dair bankaya ödeme günü olan 17.05.2018 tarihinde 1.378.110,92 TL gönderdiği ancak bankanın gecikme zammını kendisinin karşılayarak 18.05.2018 tarihinde gecikme zammı ile birlikte 1.378.817,10 TL olarak ödediği ve söz konusu geç ödemenin bankanın kusuru olduğu belirtilerek bu durumunun Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesinden faydalanılmasına engel teşkil edip etmeyeceği hususunda görüş talep edilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesinde düzenlenen vergi indiriminden yararlanmak için, öncelikle indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresinde ödenmiş olması gerekmekte olup bu şartların herhangi bir şekilde sağlanamaması halinde ise söz konusu indirimden yararlanılamayacağı tabiidir.

Dolayısıyla 2017 yılına ilişkin olarak 1-25 Nisan 2018’de verilmiş olması gereken kurumlar vergisi beyannamesinde gerekli şartların taşıması halinde söz konusu vergi indiriminden yararlanılması mümkün bulunmaktadır. Ancak, 2018/I döneme ilişkin tahakkuk eden kurum geçici vergisinin kanuni süresinden sonra ödenmesi nedeniyle Şirket 2018, 2019 ve 2020 yılları için vergi indirimine ilişkin şartlar sağlayamayacağından söz konusu yıllarda bu indirimden yararlanabilmesi mümkün değildir.

9- Tahsil edilemeyen yurt dışı alacağına karşılık ayrılıp ayrılamayacağı ile yurt dışındaki mahkemeye ödenen yargı harcının gider olarak indirilip indirilemeyeceği hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 3.10.2018 tarih ve 62030549-125[6-2015/356]-881164 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, Şirketin … sınırları içinde bir firmaya yaptığı ihracattan dolayı 276.696,66 ABD Doları alacağı olduğu, müşterinin …  bulunduğu ve bu bölgenin … işgali altında olması nedeniyle alacağın tahsilinin imkansız hale geldiği, ilgili ülke mevzuatına göre dava açıldığı ve 3.391 ABD Doları mahkeme harcı ödediği belirtilerek, yargılama giderlerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile tahsil edilemeyen ihracat bedeli için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı hususunda görüş talep edilmiştir.

Ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olarak dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecedeki küçük alacaklar şüpheli alacak sayıldığından yukarıda belirtilen şartları taşıyan alacaklar için karşılık ayrılması mümkün bulunmakta olup, bu şartlardan herhangi birisinin mevcut olmaması halinde ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Alacağın yurt içinden veya yurt dışından olması bir önem taşımadığından yurt dışından olan alacaklar için de bu hükümler geçerlidir.

Mahkemeye dava veya icra merciine takip dilekçesinin verilmiş olması, alacağın dava veya icra safhasına intikal ettiğini gösterir. Ancak şekli bir başvuru alacağın şüpheli sayılması için yeterli değildir. Bir alacağın dava veya icra safhasında olduğunun kabulü için mahkemeye dava veya icra merciine takip için dilekçe verilmiş olması, ancak gerek mahkemeye gerek icra merciine yapılan başvuruların ciddiyetle takip edilmesi gerekmektedir.

Yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir. Yurt dışından olan alacakların dönem sonunda değerlemesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.

Mahkeme kararına istinaden Şirket tarafından ödenecek yargı harcının işle ilgili olması şartıyla fiilen ödendiği tarih itibarıyla kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.

Yurt dışından olan ve tahsil edilemeyen alacaklar için ise iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde alacağın Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre şüpheli hale geldiği kabul edilebilecek olup söz konusu takiplere başlanıldığı hesap döneminde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, yurt dışından olan alacak için 14.12.2015 tarihinde borçlunun mukim olduğu …. dava açıldığı göz önüne alındığında, söz konusu alacağın için 2015 yılında şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.

10- Hak edişlerin onaylandığı tarih itibarıyla vergi kesintisinin yapılması hakkında (Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 19.09.2018 tarih ve 93767041-120.01.02.11[3890052684]-E.107660 sayılı özelgesi)

Özelge konunu olayda, Üniversite harcama birimleri tarafından yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri dolayısıyla hak sahiplerince düzenlenen faturaların ödeme yapılmak üzere muhasebe birimine geç gönderilmesi nedeniyle faturanın düzenleme ve ödeme tarihleri arasında farklılıkların meydana geldiği belirtilerek, söz konusu ödemeler üzerinden yapılacak olan vergi kesintisinin, faturanın düzenlenme dönemi itibarıyla mı yoksa muhasebe kayıtlarına alınıp ödemenin yapıldığı dönemde mi beyan edileceği hususunda görüş talep edilmiştir.

5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun II sayılı cetvelinde yer alan özel bütçeli kamu idaresi olan Üniversite tarafından alınan mal ve hizmetler ile yaptırılan yapım işleri dolayısıyla istihkak sahiplerince düzenlenen hak ediş faturalarının onaylandığı tarih itibarıyla, hesaben ödeme gerçekleşmiş sayılacağından ve istihkak sahiplerine karşı borçlu duruma gelineceğinden, Üniversite tarafından hak edişlerin onaylandığı tarih itibarıyla vergi kesintisinin yapılarak, kanuni süresi içerisinde muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

 

B- Gelir Vergi Kanunu’na İlişkin Örnek Özelgeler

1- İş akdi feshedilen işçiye arabuluculuk müessesesinden yararlanılması sonucunda ödenen tutarlardan gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 17.01.2020 tarih ve 62030549-120[94-2018/1222]-E.62356 sayılı özelgesi)

 

Özelgeye konu olayda, iş akdi feshedilen çalışan ile arabuluculuk müessesesi kullanılarak anlaşıldığı, buna göre çalışana; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti, prim alacağı, AGİ, ulusal ve genel bayram tatili alacağı ve hafta tatili ücretleri için toplam 45.000,00 TL ödeme yapılması hususunda uzlaşıldığı, uzlaşma kapsamında çalışana yapılan ödeme tutarları üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda görüş talep edilmiş olup;

– Kıdem tazminatı tutarının, hizmet erbabının çalıştığı süre dikkate alınarak en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesini aşmayan kısmının gelir vergisinden istisna edilmesi, istisnayı aşan kısmın ise gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması,

– İhbar tazminatı ile fazla mesai, yıllık izin ücreti, prim alacağı, ulusal ve genel bayram tatili alacağı ve hafta tatili ücretleri; 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesi uyarınca ücret niteliğinde bir ödeme olduğundan gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması,

gerekmektedir.

 

2- Toprak altı maden işletmesinde çalışan iş yeri hekiminin ücretine uygulanacak istisna hakkında (Zonguldak Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 16.01.2020 tarih ve 84695066-120[Gvk-23/3]-E.4636 sayılı özelgesi)

 

Özelge konusu olayda, … Sağlık Turizm A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren Ortak Sağlık Güvenlik Biriminin, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ile yaptığı iş sözleşmesine istinaden TTK … Müessesesinde iş yeri hekimi olarak adı geçen müessesenin toprak altı işletmesinde iş sağlığı ve güvenliği için ilk yardım, iş yeri ortamı değerlendirmesi ve denetleme görevlerini ifa ettiği, toprak altı işletmesinde çalışılan sürelere isabet eden ücretlerin Gelir Vergisi Kanununun 23/3 üncü maddesi gereğince gelir vergisinden istisna edilip edilmeyeceği hususunda görüş talebinde bulunulmuş olup;

Buna göre, toprak altı işletmesi halinde bulunan söz konusu maden ocağında ifa ediken iş sağlığı ve güvenliği için ilk yardım, iş yeri ortamı değerlendirmesi ve denetleme görevleri nedeniyle yüklenici firmada iş akdi ile çalışma karşılığında yapılan ücret ödemelerinin yer altında çalışılan süreye isabet eden kısımlarının, Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi uyarınca vergiden istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır.

3- Kısmi bölünme nedeniyle yeni kurulan şirkette çalışmaya devam eden personelin kümülatif vergi matrahlarına önceki şirkette hesaplanan vergi matrahının dahil edilip edilmeyeceği hakkında (Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 20.01.2020 tarih ve 17192610-120[GV-19-78]-E.13275 sayılı özelgesi)

X A.Ş.’nin Şubesi olarak faaliyet göstermekteyken, 01/07/2019 tarihi itibariyle kısmi bölünme neticesinde Y A.Ş. olarak kurulan yeni şirketin  faaliyetine aynı adreste aynı çalışanlarla devam ettiği etmesi durumunda; Personel açısından söz konusu bölünme işlemi işveren değişikliği olarak değerlendirilmecektir.

Personelin eski şirketinden elde ettiği ücret gelirleri ile yeni şirketten elde ettiği ücret gelirlerinin toplamının aynı işverenden elde edilen ücretler olarak Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinde belirtilen oranlar uygulanmak suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, tek işverenden elde edilen ve tevkifata tabi tutulmuş ücret geliri için yıllık beyanname verilmeyeceği tabidir.

4- GMSİ beyannamesinde özel sağlık sigortası primlerinin indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 10.12.2019 tarih ve 62030549-120[89-2019/303]-E.1087539 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, Mükellef adınıza düzenlenen özel sağlık sigortası poliçesi primlerinin kardeşi tarafından kredi kartı ile ödendiği belirtilerek, söz konusu sigorta primlerine ilişkin yapılan ödemelerin gayrimenkul sermaye iradı yönünden verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmış olup;

Özel sağlık sigortası poliçelerinin sigorta ettiren bilgisi satırlarında Mükellefin kardeşinin adının  görülmesi ve ödemelerin de kardeş tarafından yapılması nedeniyle, söz konusu ödemelerin gayrimenkul sermaye iradı yönünden Mükellefin vereceği yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

5- Teknoloji geliştirme bölgesindeki faaliyete ilişkin olarak kur farkından doğan kazançlarda istisna uygulaması hakkında (Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 10.12.2019 tarih ve 50426076-120[1-2018/20-706]-E.140977 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, Kayseri Teknoloji Geliştirme Bölgesinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinde bulunulduğu belirtilerek, faaliyetle ilgili olarak yurt dışına döviz karşılığında yapılmış olunan teslimler dolayısıyla doğan alacaklara ilişkin, dönem sonunda yapılan değerleme sonucu ortaya çıkan kur farkı kazançlarının, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun Geçici 2 nci maddesinde yer verilen istisna hükmü kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda görüş talep edilmiş olup;

Buna göre; yurt dışına döviz karşılığında yapılmış olunan teslimler dolayısıyla doğan alacaklara ilişkin dönem sonunda yapılan değerleme sonucu ortaya çıkan kur farkı kazançlarının, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun Geçici 2 nci maddesinde yer verilen istisna hükmü kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

6- Geriye dönük ödenen ücretlerde gelir vergisi matrahının hesaplanması hakkında (Aksaray Valilği’nın 31.01.2020 tarih ve 82185597-120.03-E.1904 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, … Üniversitesinden 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevinizden ihraç edilen daha sonra OHAL Komisyon Kararı neticesinde görevinize iade edilen ve 03.01.2019 tarihinde göreve başlayan bir personele, 2016, 2017 ve 2018 yılları için yapılacak ücret ödemelerine ilişkin vergi matrahının ve asgari geçim indiriminin nasıl uygulanacağına ilişkin görüş talep edildiği anlaşılmış olup;

Buna göre, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 tarihinde … Üniversitesindeki görevi sonlandırılan ve OHAL Komisyon Kararı ile 03.01.2019 tarihinde tekrar göreve başlayam personel için 2016, 2017 ve 2018 yılları için yapılacak ödemenin, tahakkuk ve ödemenin yapıldığı dönemin (2019 yılı ilgili ayın) ücreti sayılması ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddelerine göre gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan, bu ödemenin yapıldığı ayı izleyen aylarda ödenen ücretler üzerinden tevkif edilecek vergilerin hesabında, bu ödemenin yapıldığı dönem dahil kümülatif vergi matrahının dikkate alınması gerektiği tabiidir.

Ayrıca, bir ay içinde yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarının, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12’sini geçmemesi gerekir. Dolayısıyla, “Aile Durumu Bildirimi”nin işyerinize zamanında verilmiş olması şartıyla, asgari geçim indiriminin de sadece ödemenin yapıldığı dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilerek uygulanması, geçmiş dönemler için asgari geçim indirimi uygulanmaması gerekmektedir.

7- Serbest meslek erbabının aynı zamanda proje keşif ve metraj hesaplama ile hakkediş hesaplama işleri ile uğraşması halinde vergisel açıdan yükümlülükleri hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 28.01.2020 tarih ve 62030549-120[94-2018/1032]-E.103838 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda, 21/05/2018 tarihinde Mükellef adına “Yer yüzeyinin araştırılması ve harita yapımına yönelik mühendislik faaliyetleri (jeodezik, fotogrametrik ve hidrografik ölçüm yapma, topografya hizmetleri ile yol, kadastro, topoğrafik, vb. haritaların hazırlanması)” faaliyeti ile serbest meslek kazancı yönünden mükellefiyet kaydı açtırıldığı, söz konusu faaliyete ek olarak verilen proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama hizmetlerinden  elde edilen kazancınızın hangi gelir unsuruna girdiği ve bu faaliyetlerinizden elde edilen kazançların da vergi tevkifatına tabi tutulup tutulmayacağı hususunda tereddüt edildiği, konu hakkında görüş sorulduğu anlaşılmış olup;

Buna göre, mühendislik faaliyetine ek olarak verilen proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama faaliyetinin de serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi ve bunlar için yapılan ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (b) alt bendine göre %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

8- Ödenmeyen SGK prim borcunun gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanmayı etkileyip etkilemeyeceği hakkında (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 24.01.2020 tarih ve 38418978-120[Diğer-18/5]-E.36820 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; mükellef şirketin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 80 inci maddesi kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlandığı, ancak son iki aya ait sosyal güvenlik prim ödemelerini yapmadığı, bu durumda gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından yararlanarak beyanda bulunup bulunamayacağı hususunda görüşü talep edildiği anlaşılmış olup, buna göre;

Teşvik belgesinde kayıtlı istihdam sayısını aşmamak kaydıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinde gösterilen işçi sayısı dikkate alınmak suretiyle, söz konusu işçilerin sigorta prim ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın gelir vergisi stopaj desteğinden yararlanmak mümkündür.

9- Kadın hizmet erbabına sağlanan kreş ve gündüz bakım hizmeti istisnası hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 23.01.2020 tarih ve 62030549-120[23-2018/1289]-E.87597 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; Mükellef Kurumun kadın hizmet erbabına sağlanan istisnaya ilişkin işveren ile hizmet erbabı arasında aracılık hizmeti yürütmek istediği, kurulmak istenen aracılık sistemi ve ödeme yöntemi ile işverenlerin çalışanlarına sağladığı menfaati sadece kreş özelliği taşıyan işletmelere kullandıracağı, bu yöntem ile işverenlerin birçok kreşle ilişki kurmak zorunda kalmayacağı, hizmet erbabının ise işverenin anlaşmış olduğu kreşe çocuğunu göndermek mecburiyetinde olmayacağı, bu şekilde hem işverenlerin hem de hizmet erbabının avantajına olacağı belirterek, bu durumda da 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrası (16) numaralı bendinde yer alan söz konusu istisnadan yararlanıp yararlanılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmış olup, buna göre;

Anılan istisnadan faydalanılabilmesi için kadın hizmet erbabına bir ödeme yapılmaması ve ödemenin doğrudan kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şarttır.

Söz konusu istisnadan, ödemelerin doğrudan kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılmak suretiyle yararlanılabileceğinden, ödemelerin aracı işletmelere yapılması durumunda yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

10- Eş adına ödenen lazer (göz) tedavi masraflarının gider yazılıp yazılmayacağı hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 23.01.2020 tarih ve 62030549-120[89-2018/603]-E.82901 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; Mükellef, serbest meslek faaliyeti dolayısıyla … Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğunu belirtilerek, eşinin gözüne yapılan lazer tedavisi giderinin serbest meslek faaliyeti dolayısıyla elde edeceği kazancınızdan indirim olarak dikkate alıp alamayacağı hususunda görüş talep etmiş olup, buna göre;

Mükellefin  eşinin gözü için lazer tedavisi (refraktif cerrahi) nedeniyle yapmış olduğu sağlık harcamalarını, serbest meslek faaliyetinizden elde edeceği gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tevsik edici belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapması mümkündür.

 

C- Vergi Usul Kanunu’na İlişkin Örnek Özelgeler

1- Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında iktisap edilerek yük ve yolcu taşımacılığında kullanılacak uçaklara uygulanacak amortisman oranı ve süresi hakkında (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 12.09.2019 tarih ve 64597866-105-E.18343 12.09.2019 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; … taşımacılığı faaliyetinde bulunan Mükellefin, sahip olduğu Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında …2018 tarihinden, 2019 yılı sonuna kadar finansal kiralama yoluyla katma değer vergisine tabi olarak temin edeceği yeni makine ve teçhizatın amortisman uygulamasında Vergi Usul Kanununun geçici 30 uncu maddesindeki hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususunda görüş talep ettiği anlaşılmakta olup, buna göre;

Bahse konu imkandan, mezkûr madde ve Genel Tebliğde öngörülen mahiyetteki makine ve teçhizatlardan, katma değer vergisinden müstesna olarak iktisap edilerek işletme aktifine/envanterine dahil edilenler bakımından, diğer şartların da sağlanmasına bağlı olarak faydalanılabilmekte olup, Kanunun mükerrer 290 ıncı maddesinde öngörülen şartları haiz finansal kiralama sözleşmeleri kapsamında iktisap edilen makine-teçhizat mahiyetindeki amortismana tabi iktisadi kıymetler bakımından da bu imkandan yararlanılabilmesi mümkün bulunmaktadır.

Buna göre, ilgili Genel Tebliğ kapsamındaki makine ve teçhizat için bahse konu uygulamadan münhasıran katma değer vergisinden istisna olarak iktisap edilmek suretiyle yararlanılabildiğinden, finansal kiralama yoluyla katma değer vergisine tabi olarak iktisap ettiğiniz makine ve teçhizatlar nedeniyle mezkûr Kanunun Geçici 30 uncu maddesi düzenlemesinden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

2- İmtiyaz sözleşmesi süresi sonunda tamamıyla Devlete bedelsiz olarak devredilecek olan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin itfası hakkında (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 18.09.2019 tarih ve 27575268-105[325-2018-165]-E.311293 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; … ile … tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere, sözleşme kapsamındaki … hizmetlerinin yürütülmesi, … alt yapısının meri mevzuat çerçevesinde kurulması ve işletilmesi ile ilgili hak, yetki ve yükümlülükleri içeren 2 … imtiyaz sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin sona ermesi veya yenilenmemesi halinde, … yılın sonunda sistemin işleyişini etkileyen tüm teçhizatı bütün fonksiyonları ile çalışır vaziyette ve bu teçhizatın kurulu bulunduğu Mükellefin kendi kullanımda olan taşınmazları Kuruma veya Kurumun göstereceği kuruluşa bedelsiz olarak devredeceği belirtilerek, … hizmetlerin üretiminde kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin imtiyaz sözleşmesi süresi sonunda tamamıyla Devlete … bedelsiz devredilecek olması nedeniyle, iktisadi kıymetlerin değerlerinin itfa edilmesi işleminin Vergi Usul Kanununun 315 inci maddesi uyarınca iktisadi kıymetlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen oranlar üzerinden faydalı ömürleri üzerinden mi, yoksa imtiyaz süresi dikkate alınmak suretiyle kalan süre içinde mi ya da imtiyaz süresinin sonunda kalan kısmın bir defada itfa edilmesi suretiyle mi dikkate alınacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmış olup, buna göre;

Mükellef ile Kurum arasında yapılan imtiyaz sözleşmesi kapsamında telekomünikasyon alt yapısının kurulması ve sistemin işleyişini etkileyen tüm teçhizatın kurulu bulunduğu Mükellefin kendi kullanımında olan taşınmazlara ilişkin yapılan harcamaların (iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderlerin) şirket kayıtlarında Vergi Usul Kanununun yukarıda bahsi geçen 272 nci maddesi uyarınca “özel maliyet bedeli” olarak aktifleştirilmesi ve aktifleştirilen tutarın anılan Kanunun 327 nci maddesine göre itfa edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, ilgili mevzuat gereğince sözleşme süresinden sonra bedelsiz olarak devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi kıymetlerden;

  1. a) Özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanlar ayrıca genel hükümlere göre amortismana tabi tutulmayacaklardır.
  2. b) Sözleşme süresi içinde sadece yenilenmesi gereken amortismana tabi iktisadi kıymetler genel hükümlere göre amortismana tabi tutulacaklardır.

İktisadi kıymetlerin sözleşme uyarınca süre sonunda yeni olarak devredilmeleri gerektiği için işletme süresi içinde yenilenmeleri gerekiyorsa bu takdirde yenilenecek iktisadi kıymetler amortismana tabi tutulacak, en son alınan ve ekonomik ömrünü tamamlamadan yeni olarak teslim edilenler için amortisman ayrılmayacaktır.

3- Turizm şirketlerince kamu taşınmazları üzerinde tesis edilen irtifak hakkı sürelerinin uzatılması nedeniyle ödenen yararlanma bedellerinin itfası hakkında (Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 43717 tarih ve 77058783-105[VUK.ÖZ.19.20]-E.172924 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Mükellef Kurum adına tahsisli … tesisin başka bir firmaya kiralandığı, kiralamaya ilişkin sözleşme ve süre uzatımı ile ilgili protokol tarihinin …2018 olduğu, ilgili sözleşme ile belirlenen ve peşin tahsil edilen kiranın … ABD Doları ve kira döneminin …2017-…2035 tarihleri arasında olduğu, kira tahsilatının döviz cinsinden yapıldığı, tahsil edilen tutarın önemli bir kısmının akabinde TL’ye çevrildiği ancak …2018 tarihi itibariyle sadece … ABD Dolarının bankada döviz olarak yer aldığı, söz konusu tutarın Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesine göre borsa rayici ile değerlendiği ve kur artışı ile oluşan kur gelirinin dönem kazancına eklendiği hususlarından bahisle,  peşin tahsil edilen kira bedeli olarak pasif geçici hesaba kaydedilen söz konusu tutarın dönem sonlarında Vergi Usul Kanununun “Değerleme” hükümlerine göre ne şekilde değerleme işlemine tabi tutulması gerektiği hususunda görüş talep edildiği anlaşılmış olup;

Yabancı para cinsindeki pasif geçici hesapların da Kanunun 280 inci maddesindeki esaslar doğrultusunda yabancı para değerlemesine tabi tutulması ve bu değerleme sonucunda ortaya çıkan kur farkının, gelir veya gider olarak dikkate alınarak dönem kazancıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

4- Kiralanan plaj için alınan kumun vergilendirilmesi hakkında (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 24.09.2019 tarih ve 62030549-120[40-2018/1021]-E.788593 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; Şirketin şubesi tarafından bir otelden üç yıllığına plaj kiralanarak işlettiği, plaj için yılda iki defa kum alındığı, alınan kumun doğal nedenlerden (gel-git) dolayı %90 oranında yok olduğu belirtilerek, söz konusu plaj için alınan kumun sabit kıymet olarak mı, özel maliyet olarak mı yoksa gider olarak mı kayıtlara alınması gerektiği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmış olup;

İktisadi kıymetin amortismana tabi tutulması için Kanunda belirtildiği üzere, işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve envantere yani aktife kayıtlı olması gerekmektedir.

Buna göre, kiralık plaj alanına, doğal nedenlerden (gelgit) dolayı kumun eksilmesi nedeniyle takviye amaçlı olarak yılda 2 defa kum alınması işlemine ilişkin harcamaların, “normal bakım, tamir ve temizleme gideri” kapsamında değerlendirilmesi ve ilgili dönemlerde doğrudan gider hesaplarına alınması gerekmektedir.

5- Hibe desteği makine ve teçhizat alımında kullanılması halinde, destek maliyetle mi ilişkilendirilir yoksa hasılat olarak mı dikkate alınır (Çanakkale Valiliği’nın 23.11.2018 tarih ve 47423198-105[262-2018/2]-E.27493 sayılı özelgesi)

Özelge konusu olayda; zeytinyağı üretimi faaliyetinde bulunan bir şirketin, 2015 yılında … Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında hazırlamış olduğunuz 801.420 TL’lik (KDV Hariç) proje karşılığında 400.710 TL (KDV Hariç) hibe desteği aldığı, bu miktardan 334.404,64 TL’nin hibe yardımı olarak ödendiği ve bu hibe yardımıyla imalat işlerinde kullanılmak üzere 2016 yılında makine ve teçhizat yatırımı yaptığı hususlarından bahisle;

– Alınan hibe desteğinin 176 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği hükümleri dahilinde gelir hesaplarına kaydedilmeden, yapılan makine teçhizat yatırımının maliyetinden düşülerek kalan aktif değer üzerinden amortisman uygulamasının mümkün olup olmadığı,

– Bunun mümkün olmaması ve hibe desteğinin gelir yazılmasının söz konusu olması durumunda yapılan makine teçhizat yatırımına ilişkin amortisman tutarının alınan hibe tutarından indiriminin mümkün olup olmayacağı,

– 2016 yılı Gelir Vergisi Beyannamesinde, ilgili hibenin bahse konu Genel Tebliğ dahilinde, gelir hesaplarına kaydedilmeden maliyet bedelinden düşülmek suretiyle düzeltme yapılmasını teminen, düzeltme  beyannamesi verilmesinin mümkün olup olmadığı,

hakkında görüş talep ettiği anlaşılmış olup, buna göre;

Bir iktisadi kıymetin iktisabı için sağlanan hibe desteğinin söz konusu iktisadi kıymetin maliyet bedelinden indirilmesi ve kalan değerin sabit yatırımın maliyet bedeli olarak aktife kaydedilmesi, aktife kaydedilen bu değer üzerinden amortisman hesaplanması veya alınan hibe desteğin doğrudan hasılat olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, iktisadi kıymetin maliyet bedelini azaltıcı mahiyetteki unsurlar bakımından, öngörülen ilke ve kaideler yönüyle aynı yönde işlem tesis edilmesi vergilendirmede belirlilik ve istikrar ilkelerine de uygunluk arz ettiğinden, daha sonraki dönemlerde, yapılan söz konusu tercihin değiştirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 

Saygılarımızla.

KARDEM YMM


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Yapılacak Yatırımlarlardan En Avantajlı Yatırım Konuları ve Sağlanan Destekler

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

2012/3305 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar kapsamında yapılacak yatırımlardan en avantajlı destek sağlanan yatırım konuları özellikle teknoloji yoğun sektörlerden seçilmiş bulunmaktadır. Yatırım teşvik sistemi Türkiye’yi gelişmişlik düzeylerine göre 6 bölgeye ayırmıştır. En büyük destek, gelişmişlik düzeyi en düşük olan 6’ncı bölgeye verilmiş, kademeli olarak gelişmiş bölgelere daha az avantajlar sağlanmıştır. Ancak Türkiye’nin kalkınmasında önem arz eden teknolojisi yüksek ürünler için yapılacak yatırımlarda bölge ayrımı yapmaksızın (İstanbul için farklı uygulamalar mevcuttur) destek düzeyi bakımından farklı yaklaşım benimsenmiştir. Yatırım konularına avantajlı destek esasen 1, 2, 3 ve 4’üncü bölgelere 4’üncü ve 5’inci bölge desteklerinden yararlandırılmak suretiyle verilmektedir. Diğer bir deyişle, zaten 4’üncü bölgede yatırım yapanlar için 4’üncü bölge, 5’inci bölgede yatırım yapanlar için 5’inci bölge desteklerinden yararlanmanın ek bir avantajı bulunmamaktadır. Ancak birinci bölgede yatırım yapanlardan yatırım konuları itibariyle 4’üncü ya da 5’inci bölge desteklerinden yararlanmak ek destek avantajı sağlamaktadır.

DÖRDÜNCÜ BÖLGE DESTEKLERİ

Gerçekleşen yatırım harcamaları üzerinden belli oranlarla kurumlar vergisinde indirim, sgk primi almama, kredi faiz iadesi şeklinde getirilen düzenlemelerle yatırımlar desteklenmektedir. Şartların gerçekleşmesi halinde yararlanılabilecek kurumlar vergisi, SGK işveren primi ve faiz destek toplamı 5.780.000 TL’dir. Yani toplam yatırım harcamasının % 57,8 oranında destek sağlanmaktadır. 2020 yılındaki yatırım harcamaları için kurumlar vergisi desteği % 15 oranında artırımlı uygulandığı dikkate alınırsa destek oranı % 72,8 düzeyine yükselmektedir.

DESTEKLER DESTEK TUTARI AÇIKLAMA
Kurumlar vergisi indirimi 3.000.000 TL İmalat sektöründe 2020 yılındaki harcamalar için 4.500.000 TL yani % 45 uygulanır.
SGK işveren primi 2.500.000 TL Yatırım tamamlandıktan sonra ilave istihdam için yararlanılmaya başlanır.
Faiz geri ödemesi 280.000 TL Yatırımın en fazla % 70’i için faiz desteği verilebilir.
Gümrük vergisi * *İthal makine ve teçhizat yatırımlarında gümrük vergisi ödenmez.
Katma değer vergisi ** **İthal ve yerli makine ve teçhizat alımlarında katma değer vergisi ödenmez.

 

Peki 4’üncü bölge desteklerinden hangi illerde hangi yatırım konularında yatırım yapanlar yararlanabilir?

Ana başlıklar halinde yatırım konuları :

1- Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı (İlaç/Eczacılıkta ve tıpta kullanılan kimyasal ve bitkisel kaynaklı ürünlerin imalatı hariç),

2- Genel amaçlı makine imalatı,

3- Pompa, kompresör, musluk ve vana imalatı,

4- Mil yatağı, dişli, dişli takımı ve tahrik tertibatı imalatı,

5- Sanayi fırını, ocak ve ocak ateşleyicilerin imalatı,

6- Kaldırma ve taşıma teçhizatı imalatı,

7- Soğutma ve havalandırma donanımı imalatı (Evde kullanıma yönelik olanlar hariç),

8- Gaz veya su gazı jeneratörleri; su ile işleyen asetilen jeneratörleri v.b. gaz jeneratörleri, damıtma veya rektifiye tesisleri,

9- Fitre veya arıtma cihazları (sıvılar için),

10- Yağ ve yakıt filtreleri; içten yanmalı motorlar için hava filtreleri,

11- Temizleme, doldurma, paketleme veya ambalajlama makineleri,

12- Tartı aletleri,

13- Yangın söndürme cihazları,

14- Contalar,

15- Santifüjler,

16- Otomatik satış makineleri,

17- Isı değişikliği yoluyla maddelerin işlenmesini sağlayan makineler

18- Özel amaçlı makine imalatı,

19- Ev aletleri imalatı,

20- Elektrik motoru, jeneratör ve transförmatörlerin imalatı,

21- Elektrik Dağıtım ve Kontrol Cihazları İmalatı,

22- Starter Pistonlu Motorlar İçin Kurşun Asitli Akümülatörler,

23- Nikel-Kadmiyum, Nikel-Demir ve Diğer Elektrik Akümülatörleri,

24- Motor ve taşıtlarda kullanıma yönelik başka yerde sayılmayan elektrikli teçhizat imalatı,

25- Motorlu kara taşıtları imalatı,

26- Demiryolu ve Tramvay Lokomotifleri ile Vagonlarının İmalatı,

27- Motosiklet İmalatı,

28- Sakat Taşıyıcıları İmalatı.

İstanbul hariç Ankara, İzmir başta olmak üzere 1, 2 ve 3’üncü bölgede bulunan illerde yukarıdaki konularda yatırım yapan işletmeler de 4’üncü bölge desteklerinden yararlanabilirler.

BEŞİNCİ BÖLGE DESTEKLERİ

Aşağıda sayılan konularda yatırım yapıldığında, yatırım yapılan bölgeye bakılmaksızın 5’inci bölge desteklerinden yararlanmak mümkündür. Şartların gerçekleşmesi halinde yararlanılabilecek kurumlar vergisi, SGK işveren primi ve faiz destek toplamı 7.850.000 TL’dir. Yani toplam yatırım harcamasının % 78,5 oranında destek sağlanmaktadır. 2020 yılındaki yatırım harcamaları için kurumlar vergisi desteği % 15 oranında artırımlı uygulandığı dikkate alınırsa destek oranı % 90 düzeyine yükselmektedir.

DESTEKLER DESTEK TUTARI AÇIKLAMA
Kurumlar vergisi indirimi 4.000.000 TL İmalat sektöründe 2020 yılındaki harcamalar için 5.500.000 TL yani % 45 uygulanır.
SGK işveren primi 3.500.000 TL Yatırım tamamlandıktan sonra ilave istihdam için yararlanılmaya başlanır.
Faiz geri ödemesi 350.000 TL Yatırımın en fazla % 70’i için faiz desteği verilebilir.
Gümrük vergisi * *İthal makine ve teçhizat yatırımlarında gümrük vergisi ödenmez.
Katma değer vergisi ** **İthal ve yerli makine ve teçhizat alımlarında katma değer vergisi ödenmez.

 

Bu desteklerden başta İstanbul, Ankara ve İzmir gibi 1’inci bölge illeri olmak üzere 2, 3 ve 4’üncü bölge illerinde yapılan yatırımlar da yararlanabilmektedir.

Bu desteklerden yararlanabilecek yatırım konuları şunlardır :

1- Denizyolu veya havayolu ile yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar.

2- Özel sektör tarafından yapılacak şehirlerarası yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik demiryolu   yatırımları ile şehir içi yük taşımacılığına yönelik demiryolu yatırımları.

3- Test merkezleri, rüzgar tüneli ve bu mahiyetteki yatırımlar (otomotiv, uzay veya savunma sanayine yönelik olanlar).

4- Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde veya termal turizm konusunda bölgesel desteklerden yararlanabilecek nitelikteki turizm konaklama yatırımları.

5- Asgari  ellibin  metrekare kapalı   alana   sahip   uluslararası  fuar  yatırımları (konaklama ve alışveriş merkezi üniteleri hariç).

6- Savunma Sanayii Müsteşarlığından alınacak proje onayına istinaden gerçekleştirilecek savunma alanındaki yatırımlar.

7-Maden istihraç yatırımları ve/veya maden işleme yatırımları (4/6/1985 tarihli ve 3213  sayılı  Maden  Kanununda  tanımlanan  I.  grup  madenler  ve  mıcır  yatırımları  ile İstanbul ilinde gerçekleştirilecek istihraç ve/veya işleme yatırımları hariç).

8- Özel sektör  tarafından  gerçekleştirilecek  olan, kreş  ve  gündüz  bakım  evleri, okul  öncesi  eğitimilkokul,  ortaokul  ve  lise  eğitim yatırımları ile asgari 20 milyon TL tutarındaki hava araçlarının kullanım, tamir ve bakımına yönelik eğitim yatırımları.

9- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından desteklenen AR-GE projeleri neticesinde geliştirilen ürünlerin veya parçaların üretimine yönelik yatırımlar.

10- Motorlu kara taşıtları ana sanayinde gerçekleştirilecek asgari 300 milyon TL tutarındaki yatırımlar ve asgari 75 milyon TL tutarındaki motor yatırımları ile asgari 20 milyon TL tutarındaki motor aksamları, aktarma organları/ aksamları ve otomotiv elektroniğine yönelik yatırımlar.

11- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen geçerli bir maden işletme ruhsatı ve izni kapsamında 3213 sayılı Maden Kanununun 2’nci maddesinin 4-b grubunda yer alan madenlerin girdi olarak kullanıldığı elektrik üretimi yatırımları.

12- Teşvik Edilmeyecek Yatırımlar hariç olmak üzere, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının vereceği proje onayına istinaden, yıllık asgari 500 ton eşdeğer petrol (TEP) enerji tüketimi olan mevcut imalat sanayi tesislerinde gerçekleştirilecek, mevcut durumuna göre en az yüzde yirmi oranında enerji tasarrufu sağlayacak şekilde tasarlanan ve sağlanacak enerji tasarrufu ile yatırımın geri dönüş süresi 5 yıl ve daha az olan enerji verimliliği projesine yönelik yatırımlar.

13- Atık ısı kaynaklı olarak, bir tesisteki atık ısıdan geri kazanım yolu ile elektrik üretimine yönelik yatırımlar (doğal gaza dayalı üretim tesisleri hariç).

14- Asgari 50 milyon TL tutarındaki, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yatırımları ve yer altı doğal gaz depolama yatırımları.

15- Karbon elyaf üretimine veya karbon elyaf üretimi ile birlikte olmak kaydıyla karbon elyaftan mamul kompozit malzeme üretimine yönelik yatırımlar.

16- Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) teknoloji yoğunluk tanımına göre yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar (US-97 Kodu: 2423, 30, 32, 33 ve 353)

– Eczacılıkta ve tıpta kullanılan kimyasal ve bitkisel kaynaklı ürünlerin imalatı,

– Büro, muhasebe ve bilgi işlem makineleri imalatı,

– Radyo, televizyon, haberleşme teçhizatı ve cihazları imalatı,

– Tıbbi aletler, hassas ve optik aletler ile saat imalatı,

– Hava ve uzay taşıtları imalatı.

17- Maden Kanununa istinaden düzenlenmiş geçerli Arama Ruhsatı veya Sertifikasına sahip yatırımcıların ruhsatlı sahalarında yapacağı maden arama yatırımları.

18- Yenilenebilir enerji üretimine yönelik türbin ve jeneratör imalatı ile rüzgar enerjisi üretiminde kullanılan kanat imalatı yatırımları.

19- Direk soğutmalı slab döküm ve sıcak haddeleme yöntemi ile alüminyum yassı mamul üretimine yönelik entegre yatırımlar.

20- Lisanslı depoculuk yatırımları.

21- Nükleer enerji santrali yatırımları.

22- Araştırma ve referans laboratuvarı, tüketici güvenliği ve enfeksiyon hastalıkları referans laboratuvarı, ilaç ve tıbbi cihaz analiz ve kontrol laboratuvarı ile deney hayvanları üretim test ve araştırma merkezi birimlerinin yer aldığı laboratuvar kompleksi yatırımları.

23- İstanbul ili hariç olmak üzere asgari 6 milyon TL tutarındaki 50 dekar ve üzeri yurtiçinde üretilen sera teknolojilerini de ihtiva eden otomasyona dayalı (bilgisayar kontrollü iklimlendirme, sulama, gübreleme ve ilaçlama sistemi ihtiva eden) sera yatırımları.

24- Asgari 5.000 büyükbaş kapasiteli süt yönlü entegre hayvancılık yatırımları ile komple yeni veya tevsi niteliğindeki asgari 10.000 büyükbaş kapasiteli et yönlü entegre hayvancılık yatırımları.

25- Asgari 5 milyon TL tutarındaki atık geri kazanım yatırımları ve/veya asgari 5 milyon TL tutarındaki bertaraf tesisi yatırımları.

26- Sağlık turizmi kapsamında yaşlı ve/veya engelli bakım köyleri ve esenlik tesisi (wellness) yatırımları.

27- Yukarıda 4’üncü bölge desteklerinden yararlanabilen yatırım konularında gerçekleştirilecek asgari 500 milyon TL tutarındaki yatırımlar.

 

Saygılarımızla.

KARDEM YMM


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”