Bülten: 2019-07 7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Mali Mevzuatta Yapılan Değişiklikler

7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Mali Mevzuatta Yapılan Değişiklikler

 

0/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile başta Gelir Vergi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu  ve Katma Değer Vergisi Kanu olmak üzere diğer bazı kanunlarda da değişiklik yapılmış olup 7162 sayılı konusu Kanun ile vergi ve diğer kanunlarımızda yapılan değişikliklere aşağıda yer verilmiştir.

 

  1. Gelir Vergisi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

 

1.1. Evlerde üretilen bazı ürünlerin internet üzerinden satışı da esnaf muaflığı kapsamına alındı

 

7162 Sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Vergiden Muaf Esnaf” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine “işyeri açmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden” ibaresi eklenerek, yapılan değişiklik ile evde imal ettikleri bazı ürünleri, yıllık asgari ücretin brüt tutarını aşmayacak şekilde internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanların esnaf muaflığı kapsamına alındı. Bu suretle başta ev hanımları olmak üzere küçük esnafın desteklenmesi sağlanmış olundu. Bahsi geçen maddenin karşılaştırmalı metni aşağıda gibi olup, yaplan bu değişlik 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Önceki Hali Sonraki Hali
Vergiden muaf esnaf

Madde 9 – (Değişik: 24/12/1980-2361/4 md.)

(Değişik birinci cümle: 22/7/1998-4369/26 md.) Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.

6. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın …..

.

.

.

satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.

Vergiden muaf esnaf

Madde 9 – (Değişik: 24/12/1980-2361/4 md.)

(Değişik birinci cümle: 22/7/1998-4369/26 md.) Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.

6. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden

satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.

 

1.2. İşverenler tarafından hizmet erbabına ödenen işsizlik veya işe başlatmama tazminatı veya diğer benzer adlar altında yapılan ödemelerden sadece 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ödenen işe başlatmama tazminatının gelir vergisinden müstesna olduğu hüküm altına alındı

 

7162 Sayılı Kanunun 2’inci maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Tazminat ve Yardımlarda” başlıklı 25’inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yapılan değişiklikle, işsizlik kapsamında verilen tazminatlardan hangilerinin istisna kapsamına girdiği hususuna açıklık getirilmiştir.

Önceki Hali Sonraki Hali
Tazminat ve yardımlarda

Madde 25 – Aşağıda yazılı tazminat ve yardımlar Gelir Vergisinden müstesnadır:

1. Ölüm, engellilik, hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımlar;

Tazminat ve yardımlarda

Madde 25 – Aşağıda yazılı tazminat ve yardımlar Gelir Vergisinden müstesnadır:

1. Ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  verilen tazminat ve yardımlar ile 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ödenen işe başlatmama tazminatı,

 

Düzenleme ile; ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlara ilişkin istisna aynen korunmuş, işsizlik kapsamında verilen tazminatların hangilerinin istisna kapsamana girdiği hususuna açıklık getirilmiştir.

 

Buna göre hizmet erbabına 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ile işverenlerce 4857 sayılı Is Kanununun 21’inci maddesine göre ödenen ise başlatmama tazminatlarının da (arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların, işçinin ise başlatılmaması konusunda anlaşmaları halinde en çok sekiz aylık ücret tutarında ödenecek ise başlatmama tazminatları dahil) istisna kapsamında olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla bu ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmayacaktır.

 

Yapılan bu düzenleme 30/01/2019 (yayımı) tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

 

1.3. Vergiye uyumlu mükelleflerin vergi indiriminden yararlanabilmesi için her bir beyanname itibariyle tahakkuk eden vergiler ile ilgili öngörülen en fazla 10 TL’lik eksik ödeme yapılabileceğine ilişkin üst sınır 250 TL’ye yükseldi, tecil şartlarının ihlali halinde 15 günlük ek süre tanındı

 

7162 Sayılı Kanunun 3’inci maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi” başlıklı mükerrer 121 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yapılan değişiklikle, vergiye uyumlu mükellef düzenlemesinde yer alan eksik ödemelere ilişkin belirlenen her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirası sınırı 250 Türk lirasına çıkarılmıştır.

 

Ayrıca, ihraç kayıtlı mal teslimlerine ilişkin KDV Kanunun ve ÖTV Kanunu uygulamalarında olduğu gibi ilgili vergi kanunu gereğince tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde (ihracatın üç ay içerisinde gerçekleştirilmesi gibi) terkin edilecek vergilerin, söz konusu şartların sağlanamaması durumunda, kanunlarında öngörülen tecil süresinin (örneğin ihraç kayıtlı teslimlerde teslimin yapıldığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar olan süre) bitiminden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi halinde, 193 sayılı  Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121’nci maddesi ile getirilmiş olan “tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması” şartı ihlal edilmemiş sayılacaktır.

Madde metnin karşılaştırılmalı hali aşağıdaki gibidir.

Önceki Hali Sonraki Hali
Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi

Mükerrer Madde 121 – (Mülga: 28/3/2007-5615/31 md.; Yeniden düzenleme: 23/2/2017-6824/4 md.)

Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilir. Şu kadar ki hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamaz. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilir.

Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;

1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.),

 

Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi

Mükerrer Madde 121 – (Mülga: 28/3/2007-5615/31 md.; Yeniden düzenleme: 23/2/2017-6824/4 md.)

Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilir. Şu kadar ki hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamaz. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilir.

Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;

1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 250 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz. Vergi kanunları gereğince, tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin, şartların sağlanamaması halinde kanunlarında belirlenen tecil süresinin sonunu takip eden on beşinci günün bitimine kadar ödenmesi şartıyla bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),

 

Söz konusu değişiklik 01/01/2019 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

1.4. 27/3/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında yapılan ödemeler üzerinden kesilen gelir vergisi hizmet erbabına red ve iade edilecek

 

7162 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

 

“GEÇİCİ MADDE 89- 27/03/2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edilir.

Bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmez.

Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

 

21/03/2018 tarih ve 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61’inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen (7) numaralı bent ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra, karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımların 193 sayılı Kanunun uygulamasında ücret sayılacağı, 27/03/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere hüküm altına alınmıştı.

 

Yine 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 25’inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde yapılan değişiklikle de bu tazminatlara uygulanacak istisna açıklığa kavuşturulmuştu.

 

Fakat 7103 sayılı Kanunun yayımından önceki dönemler için bu ödemeler üzerinden kesilen gelir vergilerinin iadesine yönelik olarak çok sayıda dava açılması açılan davalarda yargı organlarınca idare aleyhine verilen kararların müstakar hale gelmesi üzerine yapılan bu düzenlemeyle, mükelleflerle idare arasındaki bu ihtilafların sonlandırılması, idarenin ve yargının iş yükünün azaltılması, bütçeye yük oluşturan faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti vb ödemelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

 

Böylece 27/03/2018 tarihinden önce işten ayrılan hizmet erbabına, karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında yasal haklarına ek olarak ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlardan yapılan gelir vergisi kesintisinin red ve iadesi sağlanmıştır.

 

Karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesi kapsamında yapılsa dahi ek tazminat niteliğinde olmayan ihbar tazminatı, normal ücret, yıllık izin ücreti, geçmiş veya mevcut dönemdeki çalışmalar karşılığı yapılan hizmet primi ve ikramiye ödemeleri ile ücret kapsamında olan benzeri ödemelerden kesilen gelir vergisinin iade edilmesi söz konusu değildir.

 

İlavetem maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığı’na da yetki verilmiştir.

 

Düzenleme 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  1. Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

 

2.1. 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakaları ile ilgili KDV istisnası getirildi

 

7162 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

 

“GEÇİCİ MADDE 40- 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarına ilişkin olmak üzere Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), katılımcı futbol kulüpleri ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara, bu müsabakalar dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden müstesnadır.

Bu maddede düzenlenen istisnalar dolayısıyla yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise 32’nci madde hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edilir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı istisna ve iadenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

 

Yapılan düzenleme ile 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarına ilişkin olmak üzere; Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile, katılımcı futbol kulüpleri ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara,  bu müsabakalar dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.

 

Söz konusu istisna düzenlemesi çerçevesinde mal teslimi ve hizmet ifasında bulunanlar yüklenilen vergileri, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirebilecek, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise 32’nci madde hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edilecektir.

 

Söz konusu düzenleme 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  1. Kurumlar Vergisi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

 

3.1. 6769 sayılı Kanun kapsamında patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşların da sınai mülkiyet hakları istisnasından faydalanabilmesine imkan sağlandı

 

7162 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/B maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine “Kanun Hükmünde Kararname” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu” ibaresi ve (b) bendine “2’nci maddesinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya 6769 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde” ibaresi eklenmiştir.

 

Madde metninin karşılaştırılması hali aşağıdaki gibidir.

 

Önceki Hali Sonraki Hali
Sınai mülkiyet haklarında istisna

MADDE 5/B-

(2) İstisnanın uygulanabilmesi için;

a) İstisna uygulamasına konu buluşun, 24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname … . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

kapsamında patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınması,

 

b) İstisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesinde … . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  belirtilen nitelikleri taşıması ve bu kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz bulunması şartıyla, patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent veya faydalı model belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip olması,

c) (Mülga: 15/7/2016-6728/57 md.)

gerekmektedir.

Sınai mülkiyet haklarında istisna

MADDE 5/B-

(2) İstisnanın uygulanabilmesi için;

a) İstisna uygulamasına konu buluşun, 24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname veya 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınması,

 

b) İstisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesinde veya 6769 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde belirtilen  nitelikleri taşıması ve bu kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz bulunması şartıyla, patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent veya faydalı model belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip olması,

c) (Mülga: 15/7/2016-6728/57 md.)

gerekmektedir.

 

5520 sayılı Kanun’un “Sınai mülkiyet haklarında istisna” başlıklı 5/B maddesiyle, Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların kiralanması, devri veya satışı, Türkiye’de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları veya Türkiye’de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazanç ve/veya iratların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının %50’si kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Söz konusu istisnadan yararlanılabilmesi için ise diğer şartların yanı sıra istisnaya konu buluşun mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınmış olması şartı aranmaktadır.

 

Söz konusu düzenleme 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

3.2. 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarının Türkiye’de oynanmasına ilişkin olarak elde edilen kazanç ve iratlar ile ilgili gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti getirildi

 

7162 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

 

“GEÇİCİ MADDE 11- (1) 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarının Türkiye’de oynanmasına ilişkin olarak Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), katılımcı futbol kulüpleri ve organizasyonda görevli tüzel kişiliklerden işyeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlar gelir ve kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyet, tevkif yoluyla alınan vergileri de kapsar.”

 

Bu suretle Ülkemizde düzenlenecek olan 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakaları kapsamında Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile işyeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan katılımcı futbol kulüpleri ve organizasyonda görevli tüzel kişiliklerin, bu müsabakalara ilişkin olarak Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulmaları sağlanmıştır.

 

Ayrıca, söz konusu muafiyet, bu kapsamda elde edilecek kazanç ve iratlar üzerinden tevkif yoluyla alınması gereken vergileri de kapsamaktadır.

 

Söz konusu düzenleme 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  1. Belediye Gelirleri Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

 

4.1. Hazine  ve Maliye Bakanlığı’na biletle girilen yerlere ilişkin eğlence vergisinin hesaplanması ve ödenmesine dair işlemlerin elektronik belge düzenlenmek suretiyle yapılmasına ait usul ve esasları belirleme yetkisi verildi

 

7162 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ile 26/5/1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrasının beşinci cümlesine “ödeme kaydedici cihaz kullanılarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya elektronik belge düzenlenmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.

 

Madde metninin karşılaştırılması hali aşağıdaki gibidir.

 

Maddenin Önceki Hali Maddenin Son Hali
Nispet ve Miktar Madde 21

(I) numaralı bendin (1) ve (2) numaralı alt bentleri ile yerli ve yabancı film gösterimlerine ilişkin belirlenen vergi bu Kanunun 22’nci maddesinin (1) numaralı bendinde öngörüldüğü şekilde hesaplanarak biletler kullanılmadan önce mahallin mal müdürlüğüne veya muhasebe müdürlüğüne emaneten yatırılır. Ödemenin yapıldığına dair banka dekontunun ibrazı üzerine belediye tarafından biletlere özel damga konulur. Ödeme yapmayanlar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bahsi geçen yerlerde toplanan meblağın %75’i Kültür ve Turizm Bakanlığı Merkez Saymanlık hesabına, %25’i ilgili belediyeye tahsilini takip eden ayın on beşinci günü akşamına kadar aktarılır. Maliye Bakanlığı yukarıdaki şartlara bağlı kalmaksızın, biletle girilen yerlere ilişkin eğlence vergisinin hesaplanması ve ödenmesine dair işlemlerin ödeme kaydedici cihaz kullanılarak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . yapılmasına ait usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Nispet ve Miktar Madde 21

(I) numaralı bendin (1) ve (2) numaralı alt bentleri ile yerli ve yabancı film gösterimlerine ilişkin belirlenen vergi bu Kanunun 22’nci maddesinin (1) numaralı bendinde öngörüldüğü şekilde hesaplanarak biletler kullanılmadan önce mahallin mal müdürlüğüne veya muhasebe müdürlüğüne emaneten yatırılır. Ödemenin yapıldığına dair banka dekontunun ibrazı üzerine belediye tarafından biletlere özel damga konulur. Ödeme yapmayanlar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bahsi geçen yerlerde toplanan meblağın %75’i Kültür ve Turizm Bakanlığı Merkez Saymanlık hesabına, %25’i ilgili belediyeye tahsilini takip eden ayın on beşinci günü akşamına kadar aktarılır. Maliye Bakanlığı yukarıdaki şartlara bağlı kalmaksızın, biletle girilen yerlere ilişkin eğlence vergisinin hesaplanması ve ödenmesine dair işlemlerin ödeme kaydedici cihaz kullanılarak veya elektronik belge düzenlenmek suretiyle yapılmasına ait usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

 

E-bilet uygulamasına mükelleflerin dahil olmasını teşvik etmek amacıyla, hali hazırda ödeme kaydedici cihaz kullanarak bilet düzenleyen işletmelere sağlanan beyan ve ödeme usulünün e-bilet uygulaması açısından da sağlanabilmesi amacıyla, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda değişiklik yapılarak elektronik belge düzenlemek suretiyle de eğlence vergisinin beyan ve ödemesine imkan verecek idari düzenlemeleri yapabilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiştir. Bu yetki ssonrası Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanacak tebliğler ile e-bilet uygulamasına dahil olacak mükelleflerin ödeme kaydedici cihaz kullanım zorunluluğuna tabi tutulmadan eğlence vergisinin beyan ve ödeme usulünün e-bilet ve benzeri belgeler yoluyla gerçekleştirilebilmesine imkan verilmiş olacak ve mükelleflerin söz konusu e-bilet uygulamasına gönüllü olarak dahil olmaları sağlanmış olacaktır.

 

Söz konusu düzenleme 30/01/2019 (yayımı) tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-06 ÖTV Uygulamasında Bulgaristan Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçin Standart Yakıt Deposu Tanıtımı Değişti

4760 sayılı ÖTV Kanununun 1. Maddesine göre, Kanuna ekli (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafineriler dahil imal edenler tarafından teslimi, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların kullanılmak üzere ithalatı ve ilk iktisabı, kayıt ve tescile tâbi olmayanların ithalatçıları veya imalatçıları tarafından teslimi, (III) ve (IV) sayılı listedeki malların ithalatçı ve imalatçıları tarafından teslimi ile (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki malların ÖTV uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tâbidir.

Yine aynı Kanunun 10/1. Maddesine göre, özel tüketim vergisine ilişkin istisna ve muafiyetler, ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir, diğer kanunlarda yer alan istisna ve muafiyet hükümleri, uluslararası anlaşma hükümleri hariç, bu vergi bakımından geçersizdir.

Nitekim 27/4/2006 tarihli ve 5493 sayılı Kanunla Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na eklenen 7/A maddesi ile Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan 2710.19.41.00.11, 2710.19.41.00.19, 2710.19.45.00.11 ve 2710.19.49.00.11 G.T.İ.P. numaralı malların; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu hükümleri çerçevesinde, Bakanlar Kurulunca belirlenen sınır kapılarında, 4458 sayılı Gümrük Kanununun ihracat rejimi kapsamında yurtdışına çıkarılacak eşyayı taşıyan kamyon, çekici ve soğutucu ünitesine sahip yarı römorkların depolarına (araçların ve soğutucu ünitelerin standart yakıt deposu miktarlarını aşmamak kaydıyla) yalnızca yurt dışına çıkışlarda teslimi özel tüketim vergisinden istisna edilmiş olup bahsi geçen (I) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan ve yukarıda G.T.İ.P. numaraları sayılan mallar kamyon, tır, çekici, traktör vb. kara araçlarıyla deniz araçlarında kullanılabilen ve motorin olarak adlandırılan akaryakıt türüdür.

Bu maddede düzenlenen istisnaya ilişkin usul ve esasları belirleme, istisnayı bu maddeye göre işlem yapanlara verginin iadesi yöntemi ile uygulama konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiş olup bu yetkiye dayanarak ÖTV kapsamına giren mallarda vergi uygulamasına ilişkin bugüne kadar yayınlanmış bulunan toplam 36 adet Genel Tebliğin tamamı yürürlükten kaldırılarak, (I), (II), (III) ve (IV) sayılı listeler için ayrı ayrı Uygulama Genel Tebliğleri yayımlanmış, böylece ÖTV Kanununun uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, liste kapsamındaki mallar itibariyle ayrı ayrı yeniden belirlenmiştir.

Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin, “II- İstisnalar Ve Vergi İndirimi / C. Diğer İstisnalar / 5. İhraç Malı Taşıyan Araçlara Motorin Tesliminde İstisna” bölümünde, Kanunun 7/A maddesine ilişkin olarak yayımlanan 26/6/2006 tarihli ve 2006/10784 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 1’inci maddesi ile söz konusu istisnanın aşağıdaki listede yer alan kara ve deniz sınır kapılarındaki gümrüklü sahalarda ve  Tebliğin müteakip bölümde  yer alan usul ve esaslar çerçevesinde uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

SINIR KAPILARI LİSTESİ
Sıra No Kara Sınır Kapıları İli
1 Çıldır Aktaş Ardahan
2 Dilucu Iğdır
3 Gürbulak Ağrı
4 Hamzabeyli Edirne
5 İpsala Edirne
6 Kapıköy Van
7 Kapıkule Edirne
8 Sarp Artvin

 

Ana Tebliğin “5.2. Tanımlar” başlıklı bölümde ise;  “Standart Yakıt Deposu: Gümrük Kanununun 167’nci maddesinin (9) numaralı fıkrasının (c) bendi hükmü kapsamında çıkarılan 29/9/2009 tarihli ve 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki 4458 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararın 95 inci maddesinde tanımlanan standart depolar kapsamında; TIR çekicilerinde 900, istiap haddi 15 tonun üzerinde olan kamyon ve tankerlerde 650, istiap haddi 15 tona kadar olan (15 ton dahil) kamyon ve tankerlerde ise 490 litreyi aşmamak üzere (frigorifik depolardaki yakıt miktarı, ihraç malı taşıyan her bir araç türü için belirlenen bu miktar kadar ayrıca dikkate alınır.), istisna uygulanacak depoları ifade eder.” eder şeklinde tanımlanmıştır.

 

Özetle, (24 Ocak 2019 tarihli duruma göre) yukarıdaki listelerde yer alan kapılardan çıkış yapan ve ihraç malı taşıyan araçların yine yukarıda tanımı yapılan depoları kapsamında beraberinde götürdükleri mazot ÖTV’den istisnadır.

 

Bu defa, 25 Ocak 2019 tarihli ve 30666 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 5) ile 05/03/2015 tarihli ve 29286 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin “II- İstisnalar ve Vergi İndirimi” başlıklı bölümünün (C/5.2.) alt bölümündeki “Standart Yakıt Deposu” tanımında yer alan “490 litreyi” ibaresinden sonra gelmek üzere “(son varış yeri Bulgaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olan araçlar için araç türü ayrımı yapılmaksızın 300 litreyi)” ibaresi eklenmiştir.

 

Bu değişiklikten sonra (25 Ocak 2019 tarihinden itibaren), son varış yeri Bulgaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olan araçlar için araç türü ayrımı yapılmaksızın 300 litreyi aşan depolar istisna kapsamında depo olarak kabul edilmeyecektir. Diğer bir ifade ile son varış yeri bu ülkeler olan araçlara en fazla 300 litreye kadar ÖTV’siz yakıt verilebilecektir.

 

Daha önce de belirtildiği üzere, Tebliğ yayımı tarihinde (25 Ocak 2019 günü) yürürlüğe girmiş olup Tebliğin tam metni aşağıdadır.

 

 

25 Ocak 2019 CUMA Resmî Gazete Sayı : 30666
TEBLİĞ
Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ (I) SAYILI LİSTE UYGULAMA GENEL

TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(SERİ NO: 5)

MADDE 1 – 5/3/2015 tarihli ve 29286 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin “II- İSTİSNALAR VE VERGİ İNDİRİMİ” başlıklı bölümünün (C/5.2.) alt bölümündeki “Standart Yakıt Deposu” tanımında yer alan “490 litreyi” ibaresinden sonra gelmek üzere “(son varış yeri Bulgaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olan araçlar için araç türü ayrımı yapılmaksızın 300 litreyi)” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-5 Ticaret Bakanlığı’nca hazırlanan Gümrük Genel Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı

Yerli üretimde girdi olarak kullanılabilecek eşyanın ilgili rejime giriş işlemlerine Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce başlanabilmesine ilişkin usul ve esasları tespit eden Gümrük Genel Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı

 

Serbest dolaşıma giriş ve dahilde işleme rejimi kapsamında deniz yolu konteyner taşımacılığı ile Türkiye Gümrük Bölgesine gelen ve yerli üretimde girdi olarak kullanılabilecek eşyanın ilgili rejime giriş işlemlerinin gümrük bölgesine gelişinden önce başlanabilmesine ilişkin usul ve esasların belirlemesi amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan 1 Seri Nolu  Gümrük Genel Tebliği (Varış Öncesi Gümrük İşlemleri), yayımını takip eden doksanıncı günü yürürlüğe girmek üzere 23 Ocak 2019 tarih ve 30664 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı.

 

Tebliğde, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce ilgili rejime giriş işlemlerine başlanabilmesine izin verilebilmesi için başvuru sahibinin sağlaması gereken koşulların yanı sıra eşya ve rejime ilişkin koşullar da belirlendi.

 

İlaveten başvuru, başvurunun değerlendirilmesi, beyanname, risk analizi ve beyan kontrolü, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirilmesi, saha çıkış işlemlerine ilişkin esaslara yer verildi.

 

Tebliğe göre, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce ilgili rejime giriş işlemlerine başlanabilmesine izin verilebilmesi için başvuru sahibinin, Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik olması, gümrük ve vergi mevzuatları uyarınca ödenmemiş herhangi bir vergi, ceza ve fer’i amme borcu bulunmaması ve izin kapsamında ithal edilen eşyanın üretim veya imalatta kullanılacağına dair taahhüt verilmesi gibi koşullar aranacak.

 

Başvurular, başvuru sahibinin ticaret sicili kaydı uyarınca bağlı bulunduğu ile en yakın Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılacak.

 

Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın taşıttan boşaltılması gümrük gözetimi altında gerçekleştirilecek.

 

Gümrük beyannamesinin iptal edilmesi halinde iptale ilişkin bilgi yükümlüye, gümrük beyannamesinde belirtilen konteyner numaraları ise liman işletmesine sistem üzerinden bildirilecek.

 

Bir diğer husus, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce ilgili rejime giriş işlemlerine başlanabilmesine izin verilebilmesi için başvuru sahibinin sağlaması gereken;

– Başvuru sahibinin ticari ve varsa taşımaya ilişkin kayıtlarını, gümrük idarelerince yapılan ve özellikle sonradan kontrol kapsamında yapılacak denetimlerin sağlıklı ve etkin bir şekilde yapılmasına olanak verecek, bilgi ve kayıtların gerçekliğini koruyan şekilde ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olarak tutmuş olması,

– Başvuru sahibinin iştigal ettiği iş alanının özellikleri, kapasite raporu ve mali bilançosu göz önüne alındığında, yeterli bir mali durumda bulunması ve hakkında iflas işlemleri başlatılmamış olması,

koşullarının yeminli mali müşavir tarafından incelenerek, olumlu görüşle rapora bağlanmış olması gerekmektedir.

 

Daha önce de belirtildiği üzere, Tebliğ yayımını takip eden doksanıncı gün (23 Nisan 2019 Salı günü) yürürlüğe girecek olup Tebliğin tam metni aşağıdadır.

 

23 Ocak 2019 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 30664
TEBLİĞ
Ticaret Bakanlığından:

GÜMRÜK GENEL TEBLİĞİ

(VARIŞ ÖNCESİ GÜMRÜK İŞLEMLERİ)

(SERİ NO: 1)

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, serbest dolaşıma giriş ve dahilde işleme rejimi kapsamında denizyolu konteyner taşımacılığı ile Türkiye Gümrük Bölgesine gelen yerli üretimde girdi olarak kullanılabilecek eşyanın ilgili rejime giriş işlemlerinin Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce başlanabilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 10 uncu, 40 ıncı, 74 ila 78 inci maddeleri ile 7/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin 74 üncü ve 75 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde geçen;

  1. a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,
  2. b) Genel Müdürlük: Gümrükler Genel Müdürlüğünü,
  3. c) İzin: Bu Tebliğ kapsamında verilen varış öncesi gümrükleme iznini,

ç) İzin başvurusu: Bu Tebliğ kapsamında yapılan başvuruyu,

  1. d) Kanun: 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununu,
  2. e) Yönetmelik: Gümrük Yönetmeliğini,

ifade eder.

Başvuru sahibine ilişkin koşullar

MADDE 4 – (1) Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine gelişinden önce ilgili rejime giriş işlemlerine başlanabilmesine izin verilebilmesi için başvuru sahibinin aşağıdaki koşulları sağlaması gereklidir:

  1. a) Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik olması.
  2. b) Yönetim Kurulu üyeleri, sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişiler ile gümrük ve dış ticaret işlemlerinde temsil yetkisini haiz çalışanlarının; devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, uluslararası suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, güveni kötüye kullanma, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflas, yalan tanıklık, suç uydurma ve iftira suçları ile ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa; vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa; 7/1/1932 tarihli ve mülga 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna, 10/7/2003 tarihli ve mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa, 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanuna, 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununa, 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna, 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna, 3/6/1986 tarihli ve 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle ilgili Kanuna muhalefetten ceza veya mahkumiyet kararı bulunmaması.
  3. c) Varsa sürekli olarak yurt dışında ikamet eden yabancı uyruklu; yönetim kurulu üyeleri, sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişiler ile gümrük ve dış ticaret işlemlerinde temsil yetkisini haiz çalışanlarının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda sayılan uluslararası suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, güveni kötüye kullanma, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflas, yalan tanıklık, suç uydurma ve iftira suçları ile ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından, gümrük kaçakçılığı veya gümrük kaçakçılığına teşebbüs suçlarından, petrol kaçakçılığı suçlarından, uyuşturucu kaçakçılığı suçlarından, haksız mal edinme suçlarından, Türkiye’nin veya diğer ülkelerin mevzuat hükümlerine muhalefetten ceza veya mahkûmiyet kararı bulunmaması.

ç) Usulsüzlük ve vergi cezaları ile ilgili olarak;

1) Başvurunun kayda alındığı ayın ilk gününden geriye dönük son üç yıl içerisinde, on ikişer aylık üç dönem ayrı ayrı olmak üzere, işlem gören beyanname sayısının yüzde ikisini aşan sayıda vergi kaybına neden olan gümrük mevzuatı ihlali nedeniyle ceza uygulanmamış olması,

2) Başvurunun kayda alındığı ayın ilk gününden geriye dönük son üç yıl içerisinde, on ikişer aylık üç dönem ayrı ayrı olmak üzere, işlem gören beyanname sayısının yüzde beşini aşan sayıda gümrük mevzuatı ihlali nedeniyle usulsüzlük cezası uygulanmamış olması,

3) Gümrük ve vergi mevzuatları uyarınca ödenmemiş herhangi bir vergi, ceza ve fer’i amme borcu bulunmaması.

  1. d) Yeminli mali müşavir tarafından aşağıdaki koşulların incelenerek, olumlu görüşle rapora bağlanmış olması;

1) Başvuru sahibinin ticari ve varsa taşımaya ilişkin kayıtlarını, gümrük idarelerince yapılan ve özellikle sonradan kontrol kapsamında yapılacak denetimlerin sağlıklı ve etkin bir şekilde yapılmasına olanak verecek, bilgi ve kayıtların gerçekliğini koruyan şekilde ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olarak tutması,

2) Başvuru sahibinin iştigal ettiği iş alanının özellikleri, kapasite raporu ve mali bilançosu göz önüne alındığında, yeterli bir mali durumda bulunması ve hakkında iflas işlemleri başlatılmamış olması.

  1. e) Başvuru yılından önceki son üç takvim yılı veya başvurunun kayda alındığı ayın ilk gününden geriye dönük üç yıl içerisinde, yılda asgari beş milyon FOB/ABD doları tutarında fiili ihracat gerçekleştirmiş olması,
  2. f) 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicil Kanunu hükümleri kapsamında sanayi sicil belgesini haiz olması ve/veya 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa göre sanayici sayılması,
  3. g) İzin kapsamında ithal edilen eşyanın üretim ve/veya imalatta kullanılacağına dair taahhüt verilmesi.

(2) Firmanın yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası sahibi olması halinde birinci fıkrada yer alan şartlar aranmaz.

(3) Resmî daireler, sermayesinin tamamı devlete ait olan iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait bağlı müesseselerin yapacakları izin başvurularında birinci fıkrada sayılan koşullar aranmaz.

Eşyaya ve rejime ilişkin koşullar

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerinden yararlanacak eşya Genel Müdürlükçe belirlenir ve Bakanlık internet sitesinde duyurulur.

(2) Serbest dolaşıma giriş ve dahilde işleme rejimi kapsamında denizyolu konteyner taşımacılığı ile Türkiye Gümrük Bölgesine gelen eşyanın bu Tebliğ hükümlerinden faydalanmasına izin verilir.

Başvuru

MADDE 6 – (1) Başvurular, başvuru sahibinin ticaret sicili kaydı uyarınca bağlı bulunduğu ile en yakın Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılır.

(2) Başvuru formu ile başvuruda yer alması gereken bilgi ve belgeler Bakanlık internet sitesinde duyurulur.

(3) Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü sahiplerinden ayrıca başvuru alınmaz. Bu kişiler bu Tebliğ hükümlerinden doğrudan faydalandırılır.

Başvurunun değerlendirilmesi

MADDE 7 – (1) 4 üncü maddede yer alan şartları taşıyan başvuru sahibinin yetkilendirmesi yapılarak başvuru sahibine bildirilir.

(2) Başvuruda eksik bilgi ve belge bulunması halinde eksikliklerin tamamlanması için başvuru sahibine 30 günlük süre verilir.

(3) Başvurunun 4 üncü maddede belirtilen sebeplerle uygun görülmemesi veya 30 günlük süre içerisinde eksik bilgi ve belgelerin tamamlanmaması halinde başvuru reddedilir ve red kararı gerekçesi ile birlikte başvuru sahibine bildirilir.

İzin süre sonu

MADDE 8 – (1) İzin süre sonu, iznin verildiği yılı izleyen takvim yılını takip eden üçüncü yılın son günüdür.

(2) Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikasının askıya alınması, geri alınması ve iptal edilmesi hallerinde, belgenin askıya alındığı, geri alındığı veya iptal edildiği tarih itibarıyla Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahipleri bu Tebliğ hükümlerinden faydalanamaz.

Beyanname işlemleri

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ kapsamı eşyanın gümrük beyannamesine konu edilebilmesi için tescil edilmiş statüde bir özet beyanın bulunması gereklidir.

(2) İzin kapsamında işlem görecek gümrük beyannamesinin “BS” kutusuna “BS-18” yazılır.

(3) İzin kapsamında tescil edilecek gümrük beyannamesinin, özet beyanın ilgili satırında yer alan eşyanın tamamını kapsaması gerekir.

Risk analizi ve beyanın kontrolü

MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ kapsamında işlem gören gümrük beyannamelerinin beyanın kontrolü türü (hat bildirimi), varış bildirimi onayına kadar yükümlülere bildirilmez.

(2) Bu Tebliğ kapsamında işlem gören gümrük beyannamelerine ilişkin beyanın kontrolü, eşyaya ait beyanname ve eklerinin doğruluğu ve birbiriyle uygunluğu itibarıyla veya belge kontrolüne tabi tutulmaksızın gerçekleştirilir.

(3) Eşyaya ait beyanname ve eklerinin doğruluğu ve birbiriyle uygunluğu kontrol edilen veya belge kontrolüne tabi tutulmayan bu Tebliğ kapsamındaki gümrük beyannamelerinin, herhangi bir nedenle varış bildirimi onayına kadar fiziki muayeneye yönlendirilmesi mümkündür.

Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirilmesi

MADDE 11 – (1) Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın taşıttan boşaltılması gümrük gözetimi altında gerçekleştirilir.

(2) Özet beyan eksiklik/fazlalık takibatı, Yönetmeliğin 75 inci maddesi çerçevesinde gerçekleştirilir.

(3) Varış bildirimi onayı ile kapanmış/kapatılabilir statüye gelen gümrük beyannamesinde belirtilen konteynerin boşaltma listesinde bulunmaması halinde söz konusu beyanname iptal edilir.

(4) Üçüncü fıkra kapsamı eşyaya ilişkin ödenmiş bir vergi bulunması halinde Kanun ve Yönetmeliğin geri verme hükümlerine göre işlem yapılır.

(5) Gümrük beyannamesinin iptal edilmesi halinde iptale ilişkin bilgi yükümlüye; gümrük beyannamesinde belirtilen konteyner numaraları ise liman işletmesine sistem üzerinden bildirilir.

Özet beyan verisinin değişmesi

MADDE 12 – (1) İzin kapsamında gümrük beyannamesine konu edilen özet beyanın ilgili satırında varış bildirimi verilinceye kadar değişiklik yapılması veya özet beyanın iptali halinde tescil edilmiş olan beyanname iptal edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamında yer alan gümrük beyannamesine ilişkin ödenmiş bir vergi bulunması halinde Kanun ve Yönetmeliğin geri verme hükümlerine göre işlem yapılır.

(3) Gümrük beyannamesinin iptal edildiği yükümlüye; iptal edilen beyannamede belirtilen konteyner numaraları ise liman işletmesine sistem üzerinden bildirilir.

Geçici depolama giriş-çıkış işlemleri

MADDE 13 – (1) Sarı ve yeşil hatta işlem gören gümrük beyannamesi kapsamı eşyanın geçici depolama giriş-çıkış kaydı yapılmaz.

(2) 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası kapsamında kırmızı hatta sevki yapılan veya varış bildirimi onayı ile birlikte yükümlülerce beyanın kontrol türünün kırmızı hat olduğunun öğrenildiği gümrük beyannamesi kapsamı eşya izin kapsamında değerlendirilmez. Bu durumda, gümrük beyannamesinde düzeltme yapılarak “BS-18” basitleştirilmiş usul kodu iptal edilir. Ayrıca, izin kapsamında değerlendirilmeyen söz konusu eşyanın geçici depolama giriş kaydı yapılır.

Beyannamenin statüsü

MADDE 14 – (1) Beyanın kontrolü tamamlanan ve ilgili rejim uyarınca vergileri ödenen veya teminata bağlanan gümrük beyannamesi, varış bildirimi onayı ile birlikte serbest dolaşıma giriş rejiminde kapanmış, dahilde işlem rejiminde kapatılabilir statüye gelir.

Saha çıkış işlemleri

MADDE 15 – (1) 13 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında işlem görerek serbest dolaşıma giriş rejiminde kapanmış, dahilde işlem rejiminde kapatılabilir statüye gelen beyanname kapsamı eşyanın bulunduğu konteynerlerin saha çıkışı yapılabilir.

(2) Söz konusu konteynerler varış bildirimi onayıyla beraber tahliye planının yapılmasını teminen liman işletmesine bildirilir.

Sonradan kontrol işlemleri

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ kapsamında işlem gören eşyanın gümrük işlemlerine ve/veya sonraki ticari işlemlere ilişkin ticari belge ve veriler, 27/10/2008 tarihli ve 27037 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sonradan Kontrol ve Riskli İşlemlerin Kontrolü Yönetmeliği uyarınca sonradan kontrol kapsamında denetlenir veya beyannamenin tescil edildiği gümrük müdürlüğünün bağlı bulunduğu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde yer alan Kontrol Şubelerince incelemeye tabi tutulur.

(2) Yapılan kontrol işlemleri sırasında izin sahibinin izne ilişkin koşulları taşımaya devam edip etmediği de kontrol edilir.

Yetki

MADDE 17 – (1) İzin sahibinin aldatıcı işlem ve eylemi halinde, verilen izni iptal etmeye izni veren Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü yetkilidir.

(2) Bu Tebliğ kapsamı eşyanın ithalat işlemlerine ilişkin özel ve istisnai durumları inceleyip sonuçlandırmaya Genel Müdürlük yetkilidir.

Yürürlük

MADDE 18 – (1) Bu Tebliğ yayımını takip eden 90 ıncı gün yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 19 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-4 7161 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlandı

17.01.2019 tarih ve 7161 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 18/01/2019 tarih ve 30659 nolu Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

 

Söz konusu Kanun ile başta vergi kanunları olmak üzere birbirinden farklı konularda bir takım düzenlemeler yapılmış olup getirilen düzenlemelerden mali/vergisel yönü bulunanlar konu başlıkları itibariyle aşağıda özetlenmiştir.

 

  1. a) Varlık finansmanı fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle lehe aldıkları paralar BSMV’den istisna edildi

 

7161 Sayılı Kanun’un 2’nci maddesiyle, Gider Vergileri Kanununun “İstisnalar” başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile varlık finansmanı fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle lehe aldıkları paralar BSMV’den istisna edilmiştir. Düzenlemenin yürürlük tarihi 18.01.2019’dur.

  1. b) Gelir Vergisi Kanunu’na yönelik yapılan diğer düzenlemeler

7161 Sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile Türk Hava Kurumu ile sivil havacılıkta görevli pilotlar ve sertifikalandırılmış kabin memurlarına ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin %70’i gelir vergisinden istisna edilmiştir. Cumhurbaşkanı bu oranı %100’e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkili kılınmıştır.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 4 üncü maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yapılan değişiklikle, denizaltına dalış yapanlara fiilen dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı yöndeki ödemelere yönelik gelir vergisi istisnası “Türkiye’deki müesseselerde denizaltına dalış yapanlar” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu düzenlemeler 1 Şubat 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

  1. c) Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkartılmasından doğan kazançlarla ilgili istisna süresi 2023 yılına uzatıldı

7161 Sayılı Kanunun 5’inci maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 76’ncı maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlarla ilgili 31.12.2018 tarihinden sona eren istisna süresi 01.01.2019 tarihinden geçerli olmak üzere 31.12.2023 tarihine kadar uzatılmıştır.

  1. d) KDV istisnalarına ilişkin düzenlemeler yapıldı

7161 Sayılı Kanun’un 17’nci maddesiyle 3065 sayılı KDV Kanununun istisnalara ilişkin 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle

– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin yenilenebilir ve diğer enerji tesislerinin inşasına ilişkin olarak bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları ile,

– Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayıncılık sertifikası verilmiş yayıncılar tarafından yapılan kitap ve süreli yayınların teslimi,

KDV’den istisna edilmiştir. Bu düzenlemenin yürürlük tarihi 01.02.2019’dur.

İlaveten, aynı Kanunun 19’uncu maddesiyle, kentsel dönüşüm projeleri kapsamında trampa yoluyla kamulaştırılan taşınmazların hazineye devrinden dolayı kazanç oluşmayacağı ve aynı işlemler ile ilgili teslimlerin KDV’den istisna olacağına ilişkin hükümleri içeren 3065 sayılı KDVK’nun Geçici 35’inci maddesinin uygulama süresi 31.12.2018 tarihinden 31/12/2020 tarihine uzatılmıştır. Aynı zamanda anılan madde hükmüne göre bu işlemler damga vergisi ve tapu harcından da müstesnadır. İlaveten maddede bahsi geçen taşınmazların Hazineye devrinden dolayı gelir ve kurumlar vergisi kanunlarına göre de kazanç oluşmuş sayılmaz. Bu düzenlemenin yürürlük tarihi ise 01.02.2019’dur.

  1. e) Kur farkı, KDV matrahına dahil unsurlar arasına eklendi

3065 Katma Değer Vergisi Kanununda, kur farklarının KDV’ye tabi olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle bu konuda tereddütler yaşanmaktaydı.

Bu amaçla 7161 sayılı Kanunun 18’inci maddesiyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Matraha Dahil Olan Unsurlar” başlıklı 24’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “fiyat farkı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı,” ibaresi eklenmek suretiyle bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkının, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi, düzenlemenin yürürlük tarihi olan 01.02.2019 tarihinden itibaren kesin olarak mümkün hale geldi.

  1. f) İmalat sanayii yatırımlarına ilişkin inşaat harcamalarına ilişkin KDV iadesinin uygulama süresinin uzatıldı

7161 Sayılı Kanunun 20’nci maddesiyle, 3065 sayılı KDV Kanunu’nun Geçici 37’nci maddesinde yapılan değişiklik ile imalat sanayii yatırımlarına ilişkin 2018 yılında yapılacak inşaat harcamaları dolayısıyla yüklenilecek KDV’nin iade edilmesine yönelik uygulamanın 2019 yılında da sürdürülmesine imkan sağlandı. Ayrıca Cumhurbaşkanına bu uygulamanın süresini 5 yıla kadar uzatma yetkisi verildi. Bu düzenlemenin yürürlük tarihi 01.02.2019’dur

  1. g) Yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan imalat sanayii yatırımlarına sağlanan ilave teşviklerin uygulama süresinin uzatıldı

7161 sayılı Kanunun 43’üncü maddesiyle, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 9’uncu maddesinde yapılan değişiklik ile, 2017 ve 2018 yıllarında yapılan imalat sanayii yatırımları için Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesi kapsamındaki yatırım teşviklerinden daha yüksek oranlarda faydalanılmasına imkan veren düzenlemenin 2019 yılında yapılacak imalat sanayii yatırımları için de uygulanmasına imkan sağlanmış ve Cumhurbaşkanına bu uygulamanın süresini 5 yıla kadar uzatma yetkisi verilmiştir. Düzenlemenin yürürlük tarihi 18.01.2019’dur.

  1. h) Şalgam suyu, çeşnili ve aromalı/aromalandırılmış içme sütleri, bebek ve devam sütlerine ÖTV istisnası getirildi

7161 Sayılı Kanunun 37’nci maddesiyle, ÖTV Kanununa ekli (III) sayılı listenin (A) cetvelinin 22.02 G.T.İ.P. numaralı sırasındaki “Mal İsmi” sütunundaki beşinci parantez içi hükümde yapılan değişiklikle, şalgam suyu, çeşnili ve aromalı/aromalandırılmış içme sütleri ile bebek ve devam sütü sayılan içecekler ÖTV kapmasından çıkartılmış bu suretle sayılan içecekler ÖTV’den istisna edilmiştir. Düzenleme 18.01.2019 tarihinden itibaren geçerlidir.

Ayrıca yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak yine 7161 sayılı Kanunun 38’inci maddesiyle, ÖTV Kanununa eklenen geçici 8’inci madde ile düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten  (18.1.2019 tarihinden) önce ithal veya teslim edilen şalgam suları ile Türk Gıda Kodeksine göre çeşnili ve aromalı/aromalandırılmış içme sütleri, bebek ve devam sütü sayılan içeceklerle ilgili olarak, ÖTV ve bu vergiye isabet eden KDV bakımından vergi tarhiyatı yapılmaması, vergi cezası kesilmemesi, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan ve kesilmiş cezalardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçileceği, tahakkuk eden tutarların terkin edileceği, tahsil edilen tutarların ise red ve iade edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Düzenleme de 18.01.2019 tarihinden itibaren geçerlidir.

ı) İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşulu yumuşatıldı

7161 sayılı Kanunun 25’inci maddesiyle, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun “İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri” başlıklı 50’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akdine tabi” şeklinde değiştirilmiş bu suretle, işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarından, son 120 gün “prim ödeyerek sürekli çalışmış” olma şartı “hizmet akdine tabi” olma şeklinde yumuşatmış, 120 gün boyunca hizmet akdine tabi olmasına karşın devamsızlık hallerinden kaynaklı ödememe durumu ortadan kaldırılmıştır. Düzenlemenin yürürlük tarihi 18.1.2019 olup, bu tarihten önce hizmet akdi feshedilenlerin uygulamadan yararlanma imkanı bulunmamaktadır.

  1. i) Kira artışının belirlenmesinde tüketici fiyat endeksindeki 12 aylık ortalama dikkate alınacaktır

7161 sayılı Kanunun 56’ncı maddesiyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 344 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibareleri “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin dördüncü fıkrasına “kararlaştırılmışsa,” ibaresinden sonra gelmek üzere “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla,” ibaresi eklenmiştir.  Düzenlemenin yürürlük tariki 01.01.2019’dur.

Yapılan bu düzenlemeye göre, Türk Borçlar Kanunu’nun Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hüküm, kira sözleşmeleriyle akdedilmiş diğer kira sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanacak olup böylece tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları bir önceki kira yılında 12 aylık TÜFE ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerli sayılacak.

7161 Sayılı Kanun’un tam ve orijinal metni ektedir/aşağıdadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-03 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50. Maddesinde değişiklik

18.01.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “7161 No’lu Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25’inci maddesinde 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akdine tabi” olarak değiştirilmiştir.”

Bu madde değişikliği ile işten çıkış tarihinden önceki 120 gün içinde aşağıdaki durumlarda dahi eksik günü olanlar diğer şartları da sağlamış olmaları durumunda işsizlik ödeneği almaya hak kazanılabilecektir.

  • Devamsızlık
  • Ücretsiz izin
  • İşten çıkış tarihinde çalışmama
  • Kısmi süreli çalışma
  • İstirahat

Böylelikle yapılan yeni düzenleme işten çıkış tarihinden önce 120 gün için prim ödenmesi şartı ortadan kaldırılarak sigortalı olarak bildirilmiş olma yeterliliği getirilmiştir.

İşsizlik ödeneği alabilmenin diğer şartları:

  1. Son 3 yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şartı ile;
  • 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
  • 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
  • 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

Süre ile işsizlik ödeneği ödenecektir.

  1. SGK işten çıkış kodu;
    • 04-Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi
    • 05-Belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi
    • 12-Askerlik
    • 15-Toplu işçi çıkarma
    • 17-İşyerinin kapanması
    • 18-İşin sona ermesi
    • 23-İşçi tarafından zorunlu nedenle fesih
    • 24-İşçi tarafından sağlık nedeniyle fesih
    • 25-İşçi tarafından işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih
    • 27-İşveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih
    • 28-İşveren tarafından sağlık nedeni ile fesih
    • 31-Borçlar Kanunu, Sendikalar Kanunu, Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında kendi istek ve kusuru dışında fesih
    • 32-4046 sayılı Kanunun 21. maddesine göre özelleştirme nedeni ile fesih
    • 33-Gazeteci tarafından sözleşmenin feshi
    • 34– İşyerinin devri, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle fesih
    • 40-696 KHK ile kamu işçiliğine geçilememesi sebebiyle çıkış

Kodlarından biri ile işten çıkış yapılması durumunda işsizlik ödeneği almaya hak kazanılmaktadır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-02 Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Bireysel Emeklilik Sistemi ile ilgili 27.12.2018 tarih ve 30638 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikte önemli değişiklik yapılmıştır.

Sisteme dahil edilirken çalışan sayısının belirlenmesinde, birden fazla işyeri olan işverenler için bütün işyerlerindeki çalışanların toplamı esas alınmaktadır.

Son değişiklik ile işverenlerden, çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına dahil etmesi gerektiği tarihte dahil etmeyenler, bu yönetmeliğin yayımlandığı 27.12.2018 tarihten itibaren 2 aylık süre içerisinde yapılması gereken tüm kesintiler yaparak emeklilik şirketine nakden intikal ettirdiği tarih itibari ile emeklilik planına dahil edilmiş ve bu işlemi tesis eden işverenler, çalışanlarını süresi içerisinde emeklilik planına dahil etme yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılacaktır.

Burada dikkat edilecek husus çalışanların emeklilik planına dahil edilmesi gerektiği tarih itibari ile yaşlarının kontrol edilmesi ve ilgili tarihte 45 yaşını doldurmamış olması gerekmektedir.

 

Yönetmelik ile getirilen yeni bir uygulama ise çalışanların emeklilik planına yeniden dahil edilmesi. Bu madde kapsamında da daha önce emeklilik sistemine dahil edilmiş ancak, CAYMA veya AYRILMA hakkını kullanmış olan çalışanlar, 3 yıl içerisinde bir defalığına otomatik olarak emeklilik planına tekrar dahil edilecektir. Bu madde hükmü ile tekrar emeklilik planına dahil edilecek çalışanların 45 yaşını doldurup doldurmadıkları tespitinde ise 01.01.2017 tarihi esas alınacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2019-1 7143 Sayılı Kanunu İhlal Edenlere Tanınan Yeni Hakkın Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esasların Belirlendiği  “Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 5)” Yayımlandı

28 Aralık 2018 tarih ve 30639 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak bu tarihte yürürlüğe giren  (27/12/2018 tarih ve 7159  sayılı) Karayolları Trafik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’a eklenen geçici 2’nci maddeyle, kamuoyunda vergi affı, matrah artırımı yahut yeniden yapılandırma kanunu olarak bilinen 7143 sayılı kanununa eklenen geçici madde ile, daha önce başvuruda bulunduğu halde taksitlerini zamanında ödemeyerek, kanunu ihlal edenlere yeni bir hak daha tanınmıştı.

 

Bahsi geçen düzenleme ile daha önce 7143 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırma başvurusunda bulunduğu hâlde 7159 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.12.2018 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken taksitleri süresinde ödemeyerek hakkını kaybedenlerin, ödemeleri gereken tutarları, 2019 yılı Şubat ayı sonuna kadar, ödemeleri gerektiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte, ödemeleri şartıyla bu Kanun hükümlerinden yeniden yararlanmalarına imkan tanınmış, varlık barışına ilişkin hükümleri hariç olmak üzere, Kanun kapsamında 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak ayında ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri, 2019 yılı Şubat ayı sonuna kadar uzatılmıştı.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından hazırlanan 05.01.2019 tarih ve 30646 sayılı resmi gazetede yayımlanan Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 5) ile yapılan bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belinmemiş olup Tebliğin orijinal metni ektedir.

 

Tebliğe göre, düzenlemeden yararlanılabilmesi için;

– 7143 sayılı Kanun kapsamında borçların yapılandırılmış olması,

– 28/12/2018 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarların süresinde ödenmemesi nedeniyle Kanun hükümlerinin ihlal edilmiş olması,

– İhlale neden olan tutarların, ödenmesi gereken tarihten ödeme tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi,

gerekmektedir.

 

Düzenlemeden yararlanabilmek için ayrıca yazılı bir başvuru aranılmayacaktır.

 

İlaveten bu düzenleme 7143 sayılı Kanundan yararlananların Kanun kapsamında yapacakları ödemelere ilişkin süreler konusunda düzenlemeler içermekte olup, Kanundan yararlanmak üzere süresinde başvurmayanlara yeni bir başvuru hakkı vermemektedir. O sebeple  süresinde başvuruda bulunmayan borçluların Kanundan yararlanma imkânı bulunmamaktadır.

 

 

 

 

5 Ocak 2019 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 30646
TEBLİĞ
Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

VERGİ VE DİĞER BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA

İLİŞKİN 7143 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 5)

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğde, 28/12/2018 tarihli ve 30639 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 27/12/2018 tarihli ve 7159 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 11 inci maddesiyle 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanuna eklenen geçici 2 nci maddenin uygulamasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.

(2) Bu Tebliğde yapılan açıklamalar, il özel idareleri ile belediyelere ve Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına ait olan ve 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklar hakkında da uygulanacaktır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 7143 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden hazırlanmıştır.

7143 sayılı Kanundan yararlanma hakkını kaybedenler

MADDE 3 – (1) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası ile Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 28/12/2018 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara, ihlale neden olan tutarları ödemeleri gerektiği tarihten ödeme tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasında belirlenen ve ödemede gecikilen her ay ve kesri için hesaplanması gereken geç ödeme zammı ile birlikte 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemeleri halinde Kanun hükümlerinden yeniden yararlanma imkânı sağlanmıştır.

(2) Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için;

a) 7143 sayılı Kanun kapsamında borçların yapılandırılmış olması,

b) 28/12/2018 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarların süresinde ödenmemesi nedeniyle Kanun hükümlerinin ihlal edilmiş olması,

c) İhlale neden olan tutarların, ödenmesi gereken tarihten ödeme tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi,

gerekmektedir.

(3) Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için ayrıca yazılı bir başvuru aranılmayacaktır.

(4) Borçlarını 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandıran ve Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara geçici 2 nci maddenin birinci fıkrası kapsamında 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ihlale konu tutarları ödeme imkânı sağlanmıştır. Ancak, ihlale konu olan tutarların bu fıkra hükmünden yararlanmak suretiyle ödenmesi halinde Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendinde belirtilen indirimlerden yararlanılamayacaktır.

Örnek 1- 7143 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında borçlarını yapılandıran ve 9 eşit taksitte ödeme seçeneğini tercih eden borçlu, 15/10/2018 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemesi gereken ilk taksiti ödemediğinden, Kanundan yararlanma hakkını kaybetmiştir. Borçlunun ödemediği birinci taksit tutarını 15/10/2018 tarihinden (bu tarih hariç), ikinci taksit tutarını da 30/11/2018 tarihinden (bu tarih hariç) ödeme tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemesi halinde, Kanun hükümlerinden yararlanmaya devam edecektir.

Örnek 2- 7143 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında borçlarını yapılandıran ve peşin ödeme seçeneğini tercih eden borçlu, yapılandırılan tutarı birinci taksit ödeme süresi olan 15/10/2018 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemediği gibi birinci taksit ödeme süresini takip eden ayın sonuna kadar (30/11/2018) geç ödeme zammı ile birlikte ödemediğinden Kanundan yararlanma hakkını kaybetmiştir.

Borçlu, Kanun kapsamında yapılandırdığı borçlarını, peşin ödeme seçeneğini tercih etmesi nedeniyle bu tutarlara ayrıca bir katsayı uygulanmaksızın ve geçici 2 nci maddenin birinci fıkrasının getirmiş olduğu düzenleme kapsamında 15/10/2018 tarihinden (bu tarih hariç) ödeme tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödediği takdirde Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak, Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendinde düzenlenen indirim imkânından yararlanamayacaktır.

(5) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “(3) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 8 inci maddesinin altıncı fıkrasında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların anılan fıkra hükümlerine göre ödenmemesi nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun hükümlerini ihlal etmiş olan borçluların ihlale neden olan tutarları, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen sürede ödemeleri ya da bu süre içinde veya bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yaptıkları başvurulara dayanılarak 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre çok zor durumda olduklarının tespit edilmesi hâlinde bu borçlular da bu Kanun hükümlerinden yararlandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.

(6) 7143 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmüne göre, Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan borçluların Kanundaki diğer şartların yanı sıra; maddede belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme halinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk eden vergileri vadesinde ödemeleri gerekmektedir.

(7) Geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 28/12/2018 tarihi itibarıyla Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakları madde hükmüne göre ödeyememiş olan ve bu nedenle Kanundan yararlanma hakkını kaybeden borçlulara da bir imkân getirilerek, ihlale neden olan tutarları 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemeleri ya da 28/12/2018 tarihinden önce veya 28/2/2019 tarihine kadar yaptıkları başvurulara dayanılarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre çok zor durumda olduklarının tespit edilmesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanmaları sağlanmaktadır.

(8) Çok zor durum halinin tespitinde, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin uygulamalarını gösteren ilgili mevzuatta yapılmış açıklamalara göre işlem yapılacak ve borçluların tecil ve taksitlendirme taleplerinin çok zor durum hali dışındaki nedenlerle reddedilmiş olması geçici 2 nci maddenin üçüncü fıkrası ile getirilmiş olan imkânı ortadan kaldırmayacaktır.

Taksit süresinin uzatılması

MADDE 4 – (1) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “(2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin on üçüncü fıkrası hükümleri hariç olmak üzere bu Kanun kapsamında 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak ayında ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri, 2019 yılı Şubat ayı sonuna kadar uzatılmıştır.”  hükmü yer almaktadır.

(2) Fıkra hükmüne göre, Kanun kapsamında 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak ayında ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süresi 28/2/2019 tarihine (bu tarih dâhil) uzatılmıştır. Söz konusu taksitlerin ödeme süresi tahsil dairelerince re’sen uzatılacağından, borçlulardan ayrıca yazılı başvuru aranılmayacaktır.

(3) Fıkra kapsamında, Bakanlığımız tahsil dairelerince Kanunun 2, 3 ve 4 üncü maddelerine göre yapılandırılan alacaklar ile 5 inci maddesi hükümlerine göre matrah ve/veya vergi artırımında bulunulması üzerine tahakkuk eden tutarlara ilişkin 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak aylarında ödenmesi gereken taksitler ile Kanunun 6/2-a maddesi kapsamında yapılan beyanlar üzerine 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak aylarında ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri uzamaktadır. Ancak, 2019 yılı Şubat ayından itibaren ödenmesi gereken taksitlerin ödeme sürelerinde bir değişiklik söz konusu değildir.

(4) Fıkra kapsamında uzayan ödeme süresi için herhangi bir zam, faiz uygulanmayacak ve tercih edilen taksit süresine ilişkin katsayıda herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.

(5) Fıkra kapsamında ödeme süresi uzayan 2018 yılı Aralık ayı taksitinin, 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmemesi durumunda Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası hükmünün tatbikinde bu taksit, 2019 takvim yılı içinde ödenmesi gereken taksit olarak dikkate alınacaktır. Ödeme süresi uzayan taksitin birinci veya ikinci taksit olması ve bu taksitlerin 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmemesi halinde Kanun hükümlerinin ihlal olacağı tabiidir.

(6) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları kapsamında peşin ödeme seçeneği tercih edilerek yapılandırılan ve ilk taksit ödeme süresine bağlı olarak 2018 yılı Aralık veya 2019 yılı Ocak ayında tamamen ödenmesi gereken tutarın ödeme süresi, 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi kapsamında 28/2/2019 tarihine (bu tarih dâhil) uzadığından, yapılandırılan tutarın 28/2/2019 tarihine kadar ödenmesi halinde Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanacaktır. Bu süre içinde ödenmeyerek, Kanunun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasına istinaden 31/3/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi halinde (hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte), Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan indirimden yararlanılacaktır.

(7) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları kapsamında yapılandırılan tutarların taksitli ödeme seçeneğine göre ödenmek istenmesi ve geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası gereğince ödeme süresi uzayan taksitin birinci veya ikinci taksit olması halinde, Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendi hükmü 28/2/2019 tarihi (bu tarih dâhil) esas alınmak suretiyle tatbik edilecektir.

Örnek 3- Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila yedinci fıkraları kapsamında 6 eşit taksit seçeneğine göre borçlarını yapılandıran borçlu, süresinde ödemediği 31/10/2018 vadeli birinci taksitini geçici 2 nci maddenin birinci fıkrası kapsamında 16/1/2019 tarihinde ödemiştir. Borçlu, 31/12/2018 vadeli ve geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ödeme süresi 28/2/2019 tarihine uzayan ikinci taksitini ise bu sürede ödememiştir. Bu nedenle, Kanundan yararlanma şartlarından biri olan ilk iki taksitin süresinde ve tam ödenmesi şartı yerine getirilmediğinden Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacaktır.

Örnek 4- Örnek 3’teki borçlu, ikinci taksit ile birlikte kalan diğer taksitlerin tamamını 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemesi durumunda, birinci taksit geçici 2 nci maddenin birinci fıkrası kapsamında ödendiğinden, Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmünden yararlanılmayacaktır.

7143 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası hükmünü ihlal edenler

MADDE 5 – (1) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, “(4) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu hâlde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun hükümlerini ihlal eden borçluların ihlale neden olan tutarları, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre ve şekilde, ödeme süresi gelmemiş taksitleri ise bu Kanunda öngörülen şekilde tamamen ödemeleri hâlinde ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezaları ve idari para cezalarının kesilmesinden ve tahakkuk edip etmediğine bakılmaksızın bu alacaklardan ve bunlara ilişkin fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.”  hükmü yer almaktadır.

(2) Bu hüküm ile 7143 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında yapılan beyan ve başvurular üzerine hesaplanan tutarları Kanun hükümlerine uygun ödemeyerek ihlal eden borçluların, geçici 2’nci madde hükümlerinden yararlanması durumunda, ihlal tarihinden geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 28/12/2018tarihine kadar geçen sürede ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezaları ile ilgili ne şekilde işlem yapılacağı hususu açıklığa kavuşturulmaktadır.

(3) Fıkra hükmüne göre, Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında yapılan beyan ve başvurular üzerine hesaplanan tutarları Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal etmiş olanlar, ihlale neden olan tutarları, 28/2/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geç ödeme zammıyla birlikte, ödeme süresi gelmemiş taksitleri ise Kanunda öngörülen şekilde ödeyerek 4 üncü maddenin onuncu fıkrası hükümlerinden yararlanacak ve buna bağlı olarak da 7143 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi nedeniyle ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezalarının kesilmesinden ve tahakkuk edip etmediğine bakılmaksızın bu alacaklar ve bunlara ilişkin fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilecektir.

7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında matrah ve vergi artırımı hükümlerini ihlal edenler

MADDE 6 – (1) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında,  bu Kanunun 5 inci maddesi hükümlerine göre matrah ve/veya vergi artırımında bulunduğu halde tahakkuk eden vergileri süresinde ödemeyerek maddeden yararlanma hakkını kaybetmiş olanlara, ihlale neden olan tutarları bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre ve şekilde, ödeme süresi gelmemiş taksitleri ise bu Kanunda öngörülen şekilde tamamen ödemeleri halinde 5 inci madde hükümlerinden yararlanma imkânı sağlanmıştır.

(2) 5 inci madde kapsamında matrah ve vergi artırımı hükümlerini ihlal edenlerin geçici 2 nci madde hükümlerinden yararlanması halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce matrah ve/veya vergi artırımına konu yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak;

a) Başlanılmış olan vergi incelemeleri ile tarhiyat öncesi uzlaşma, takdir ve tarh işlemleri,

b) Vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmiş olan vergi ve cezalara ilişkin olarak;

1) Dava açma süresi geçmemişse, dava açma, uzlaşma ve cezada indirim talebi süreleri,

2) Uzlaşmaya başvurulmuş ise uzlaşma işlemleri, dava açılmışsa davaya ilişkin yargılama işlemleri ile mahkemelerce verilmiş kararların infazı,

c) Açılmış davalarla ilgili kanun yollarına başvuru süreleri ile yargılama işlemleri ve mahkemelerce verilmiş kararların infazı,

ç) Matrah ve/veya vergi artırımı hükümlerinin ihlal edilmiş olması sebebiyle ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış tarhiyatlar üzerine tahakkuk etmiş alacakların takip ve tahsil işlemleri,

bu Kanun hükümleri ihlal edilmediği sürece durur.

(3) 7143 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükümlerine göre tahakkuk eden vergilerin bu Kanunun geçici 2 ncimaddesi hükümlerine göre ödenmesi şartıyla; geçici 2 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen başlanılmış olan vergi incelemeleri, tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma, takdir, tarh işlemlerinden vazgeçilecek, davalar sonlandırılacak, mahkemelerce verilmiş kararlar infaz edilmeyecek, yargılama giderleri taraflarca talep edilmeyecek, tahakkuk etmemiş alacaklar ile tahakkuk etmiş vergiler ve bunlara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi cezalarının tahsilinden vazgeçilecektir.

(4) Matrah ve/veya vergi artırımı hükümlerini ihlal eden mükelleflerce artırıma ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi halinde,

-Matrah/vergi artırımına ilişkin başvuru süresinin sonuna kadar (31 Ağustos 2018) matrah artırımında bulunmuş olmaları kaydıyla 7143 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce (18/5/2018) başlanmış ve 31/7/2018 tarihine kadar sonuçlandırılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinde, matrah artımı hükümlerinin ihlal edilmesi nedeniyle yapılan ikmalen, re’sen ve idarece tarhiyatlar ile

-Matrah/vergi artırımı şartlarının ihlal edilmesinden sonra başlanılan vergi incelemesi ve takdir işlemleri sonucunda yapılan ikmalen, re’sen ve idarece tarhiyatlar

üzerine tahakkuk etmiş alacakların takip ve tahsil işlemlerine devam edilmeyecek ve tahsil edilmiş tutarlar matrah artırımı nedeniyle hesaplanan vergiye mahsup edilecek olup kalan tutar bulunması halinde mükellefe red ve iade edilecektir.

Örnek 5- 2016 ve 2017 hesap dönemlerine ilişkin olarak 1/3/2018 tarihinde başlayan ve 7143 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte (18/5/2018) halen devam eden vergi incelemesi bulunan (A) A.Ş. 12/6/2018 tarihinde 2016 yılı için 500.000 TL, 2017 yılı için 600.000 TL olmak üzere kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş ve taksitle ödeme seçeneğini tercih etmiştir.

Vergi incelemesinin tamamlanmasıyla 6/7/2018 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına giren vergi inceleme raporlarında kurumlar vergisi yönünden 2016 hesap dönemi için 600.000 TL, 2017 hesap dönemi için ise 800.000 TL kurumlar vergisi yönünden matrah farkı tespit edilmiştir.

Vergi inceleme raporları, vergi dairesi kayıtlarına girmeden önce (A) A.Ş. tarafından matrah artırımında bulunulduğundan, vergi inceleme raporlarında önerilen tarhiyatlar kurumlar vergisi matrah artırımı ile birlikte değerlendirilmiş, 2016 hesap dönemi için (600.000 TL – 500.000 TL) 100.000 TL; 2017 hesap dönemi için de (800.000 TL – 600.000 TL) 200.000 TL üzerinden cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır.

Matrah artırımına ilişkin ikinci taksiti süresinde ödemeyen (A) A.Ş. hakkında vergi inceleme raporları ile matrah artırımı tutarlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu yapılmamış olan 2016 hesap dönemi için 500.000 TL; 2017 hesap dönemi için de 600.000 TL ilave cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmıştır.

7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi kapsamında gerek ikinci taksitin gerekse diğer taksitlerin süresinde ve tam olarak ödenmesi halinde, daha önce matrah artırımı hükümleri ihlal edildiği için yapılmış olan ilave cezalı kurumlar vergisi tarhiyatları terkin edilecektir.

(5) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 5 inci maddesi hükümlerine göre matrah ve/veya vergi artırımında bulunduğu halde tahakkuk eden vergileri süresinde ödemeyerek maddeden yararlanma hakkını kaybetmiş olan mükelleflerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmesi gereken tutarların tamamının tahsil edilmiş olması halinde, bu mükellefler de anılan madde hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

Tahsil edilmiş tutarlar

MADDE 7 – (1) 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin altıncı fıkrasında, “(6) Bu Kanun hükümlerine göre yapılandırma başvurusunda bulunduğu hâlde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek bu Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara karşılık cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarlar, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin en eski vadeli olanından başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak bu madde hükmüne göre mahsup edilir. Bu şekilde yapılan mahsup sonrasında bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken tutarlardan fazla ödendiği tespit edilen tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre red ve iade edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

(2) Fıkrada, Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu halde geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 28/12/2018 tarihi itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulardan, yapılandırılan amme alacaklarına karşılık cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarların, yapılandırmanın ihya edilmesini müteakip Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlere mahsubu düzenlenmekte ve mahsup işlemlerinin tahsilat tarihleri esas alınarak ödenmesi gereken taksitlerin en eski vadeli olanından başlanmak suretiyle yapılması öngörülmektedir.

(3) Bu hükmün uygulanmasında, borçluların herhangi bir müracaatı aranılmayacak ve cebren ya da rızaentahsil edilen tutarlar, tahsil edildikleri tarihler dikkate alınmak suretiyle tahsil daireleri tarafından re’sen mahsup edilecektir. Yapılacak mahsup işlemlerinde, en eski vadeli taksitten başlanılacak ve tahsil edilen tutarların tahsilattarihleri esas alınarak geç ödeme zammı hesaplanıp hesaplanmayacağı belirlenecektir.

(4) Yapılan mahsup sonrasında Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken toplam tutardan fazla tahsil edilen tutarlar, 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrası dikkate alınmak suretiyle red ve iade edilecektir. Ancak red ve iade edilecek tutar, vergi mevzuatı çerçevesinde iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle mahsuben ödenmiş ise ilgili mevzuatın belirlediği nakden iade şartları gerçekleşmedikçe nakden iade edilmeyecektir.

(5) Kanun kapsamında yapılandırılan borçlara karşılık cebren veya rızaen tahsil edilen tutarların mahsubu sonrası ödenecek tutarlarda değişiklik meydana gelebilecektir. Bu durumda olan borçluların ödenecek tutarları öğrenebilmeleri için ödemelerini yapmadan önce ilgili vergi dairesi ile irtibata geçmesi gerekmektedir.

(6) Matrah ve/veya vergi artırımına ilişkin tahakkuk eden vergileri Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödememeleri nedeniyle artırım hükümlerinden yararlanma hakkını kaybeden mükelleflerden 7159 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce cebren veya rızaen tahsil edilmiş olan tutarlar, taksitle ödeme seçeneğini tercih etmiş olan mükelleflerde artırıma ilişkin taksitlerin en eski vadeli olanından başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak bu madde hükmüne göre mahsup edilecektir.

Örnek 6- Örnek 5’deki (A) A.Ş.’nin daha önce matrah artırımı hükümlerini ihlal ettiği için yapılmış olan ilave cezalı tarhiyatlar terkin edilecek, söz konusu cezalı tarhiyatlara ilişkin olarak (A) A.Ş. tarafından ödenmiş olan tutarlar matrah artırımına ilişkin taksitlerin en eski vadeli olanından başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak mahsup edilecektir.

(7) Matrah ve/veya vergi artırımına ilişkin şartlar ihlal edilmiş olmakla birlikte 7159 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce artırıma ilişkin tahakkuk eden verginin bir kısmının tahsil edilmiş olması halinde, mahsup işleminden sonra kalan tutarın 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde belirtilen sürede ödenmesi kaydıyla Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden yararlanabilmesi mümkündür.

Diğer hususlar

MADDE 8 – (1) 7143 sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettikten sonra, ihlale konu borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi çerçevesinde tecil ve taksitlendirme hükümlerine göre ödemekte olan borçluların, 7143 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri halinde ilgili vergi dairelerine başvurmaları ve yapılandırmanın ihya edilmesini talep etmeleri gerekmektedir. Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında yapılan ödemeler (tecil faizi dâhil) yapılandırılan borçlara karşılık bu Tebliğin 7 nci maddesinde yapılan açıklamalar dikkate alınarak mahsup edilecektir.

(2) Vergi daireleri tarafından takip ve tahsil edilerek ilgili kurum bütçelerine aktarılması gereken tutarların 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması için vergi dairesine başvuruda bulunan borçlulara, geçici 2 nci madde kapsamında red ve iadesi gereken bir tutarın bulunması halinde, tahsil edilen tutarlar ilgili kuruma aktarıldığından redve iade işlemleri de bu kurum tarafından yapılacak, ancak bu konuda gerekli bilgiler vergi dairesince ilgili kuruma bildirilecektir.

(3) 7143 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen borçlular tarafından, vadesi geçmiş borcu olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde taksitlendirme ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair yazı verilmektedir. Geçici 2 nci maddeye istinaden Kanun kapsamında borçlarını yeniden ödeme imkânına kavuşan borçluların, Kanun hükümleri ihlal edilmediği müddetçe talep edecekleri vadesi geçmiş borcu olup olmadığına dair yazının verilmesi sırasında Kanun kapsamında ödeyecekleri borçları dikkate alınmayacaktır.

(4) 23/11/2018 tarihli ve 30604 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/11/2018 tarihli ve 355 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun kapsamında genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan 2018 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2019 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarında (Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları hariç) kesinti yapılmayacaktır. Dolayısıyla, belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarının kesinti yapılmayan aylara isabet eden taksit tutarları, taksit ödeme süresinin sonundan itibaren ayrıca bir katsayı ve geç ödeme zammı uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla paylardan kesinti suretiyle tahsil edileceğinden, bu idarelerin 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak aylarında ödenmesi gereken taksit tutarı için geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ayrıca bir süre uzatımı yapılmayacaktır.

(5) Peşin ödeme seçeneğini tercih ederek borçlarını yapılandıran ve Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara geçici 2 nci madde kapsamında 28/2/2019 tarihine kadar ihlale konu tutarları ödeme imkânı sağlanmıştır. Bu süre içinde de ödeme yapılmaması durumunda Kanundan yararlanma hakkı kaybedilecektir.

(6) Geçici 2 nci madde, 7143 sayılı Kanundan yararlananların Kanun kapsamında yapacakları ödemelere ilişkin süreler konusunda düzenlemeler içermekte olup, Kanundan yararlanmak üzere süresinde başvurmayanlara yeni bir başvuru hakkı vermediğinden, süresinde başvuruda bulunmayan borçluların Kanundan yararlanma imkânı bulunmamaktadır.

Yürürlük

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 

 

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-48 İmar barışına başvuru süresi yeniden uzatıldı

Bülten: 2018/48
31.12.2018

İmar barışına başvuru süresi yeniden uzatıldı

18/05/2018 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile  03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici madde ile afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla;

– 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması,

– bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceği,

– başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği,

– yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında kayıt bedeli alınacağı,

– kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu,

– ……………………………………..” hüküm altına alınmış olup “İmar Barışı” olarak adlandırılan bu uygulama kapsamında 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştı.

Akabinde 31 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 257 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Yapı Kayıt Belgesi için başvuru süresi 31/12/2018 tarihine uzatılmış, Yapı Kayıt Belgesi bedelinin ödenme süresinde ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştı. O sebeple söz konusu bedellerin en geç 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekmekteydi.

Bu defa 31.12.2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. Maddesi gereğince, Yapı Kayıt Belgesi başvuru süresinin 15/06/2015 tarihine kadar, yapı kayıt bedeli ödeme süresinin ise 30/06/2019 tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-47 Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 618,60 TL Oldu

Bülten: 2018/47
31.12.2018

Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 618,60 TL Oldu

9 Kasım 2018 tarihli ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım Harcı Tutarının Yeniden Belirlenmesine Dair Karar (Karar Sayısı: 320)” ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII- Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasında yer alan maktu harç tutarı 170 TL’den 500 TL’ye yükseltilmişti.

Dönem içerisinde zamansızca yapılan bu değişikliğe yol açan nedenler ile yolcu beraberi gelen telefonun kayda alma sürecindeki prosedür 2018-32 Seri Nolu bültende izah edilmişti.

Aynı bültende bu tutarın 01.01.2019 tarihinde diğer vergilerle birlikte yeniden değerleme oranında artırılarak (mevcut enflasyon verilerine göre) muhtemelen 600 TL gibi olacağı ifade edilmişti.

Nitekim Hazine ve Maliye Bakanlığı 30/11/2018 tarih ve 30611 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 503 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeniden değerleme oranını % % 23,73 (yirmiüç virgül yetmişüç) olarak tespit etmişti.

Böylece yurtdışından getirilen cihazların IMEI kayıt işlemleri sürecinde ilgili pasaport sahibinin adı ile bankaya yatırılan ve BTK tarafından IMEI Kayıt Harç Ücreti olarak alınan ücretler tutar, 01 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere 500 TL’den 618.60 TL’ye yükseldi.

Bu şekilde IMEI kaydı yaptırmak isteyen kullanıcıların Türkiye’ye giriş yaptıktan sonraki 120 gün içerisinde kendi pasaportları ile IMEI kayıt işlemlerini tamamlamış olmaları gerekmekte olup buna ilişkin detaylar 2018-32 Seri Nolu bültenimizde yer almaktadır.

Diğer taraftan Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından hazırlanan ve 31 Aralık 2018 tarih ve 30642 sayılı 3. Mükerrer Resmi Gazete yayımlanan 17 seri nolu Özel İletişim Vergisi Genel tebliği ile mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde alınan özel iletişim vergisi  tutarının da (2018 yılı için %23,73 olarak tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak)  01 Ocak 2019 tarihinden itibaren 65,00 TL olarak uygulanmasına karar verilmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-46 Enflasyonla topyekün mücadeleye, ekonomide dengelenmeye ve istihdama destek amacıyla alınan kararlar kapsamında motosikletten alınan ÖTV 3 ay süreyle sıfırlandı

Bülten: 2018/46
31.12.2018

Enflasyonla topyekün mücadeleye, ekonomide dengelenmeye ve istihdama destek amacıyla alınan kararlar kapsamında motosikletten alınan ÖTV 3 ay süreyle sıfırlandı

2018 Yılının Şubat ayı içerisinde motor hacmi 250 cc’ye kadar olan motosikletler için ÖTV’nin yüzde 22’den yüzde 8’e indirilmesi yönünde karar alınmıştı.

Bu defa, 31 Aralık 2018 tarihli ve 30642 sayılı 4. Mükerrer Gazetede yayımlanan 540 sayılı karar ile;

– Motor silindir hacmi 250 cc’yi geçmeyen motorsikletler,

– Motor gücü 20 kw’ı geçmeyen elektrikli bisiklet/motorsiklet tarzı taşıtlar ile,

– Sürekli nominal gücü 250 watt’ı geçmeyen, yardımcı bir elektrik motoru olan, pedal yardımlı, iki, üç ve dört tekerli taşıtlar

için 01.01.2109- 31.03.2019 (bu tarih dahil) tarihleri arasında ÖTV oranının %0 olarak uygulanmasına, (bu malların satışından ÖTV alınmamasına) karar verilmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”