Bülten: 2018-35 Türk Lirasına Uyarlanacak Sözleşmelerde Damga Vergisi Polemiği Kısmen Sona Erdi

Bülten: 2018/35
23.11.2018

Bilindiği üzere, 13 Eylül 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, döviz cinsinden kararlaştırılmış sözleşme bedellerinin TL olarak değiştirilmesi ilişkin zorunluluk getirilmiş, daha önce döviz cinsinden düzenlenmiş yürürlükteki sözleşmelerin ise (Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenen haller dışında) taraflarca TL taraflarca yeniden belirlenmesi gerektiği de belirtilmişti.

Akabinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan Tebliğler ile konuya ilişkin düzenlemelerin detaylarına ilan ve izah edilmişti. (06.10.2018 t. ve 30557 sayılı R.G.’de yayımlanan 2018-32/51, nolu ve 16.11.2018 t. ve 30597 sayılı R.G.’de yayınlanan 2018-32/52 nolu Tebliğ).

Buna yönelik olarak yayımladığımız 2018/18 ve 2018/22 sayılı Bültenlerimizde konu ele alınmış ve bu bültenlerimizde; sözleşme bedellerinin TL olarak belirlenmesi işlemlerinden doğan ek yükümlülükler konusunda nasıl bir uygulama yapılacağının belirsizliğini korumakta olduğu, döviz cinsinden düzenlenmiş eski sözleşme bedellerinin TL cinsinden yeniden belirlenirken kur farkından dolayı üzerinden vergi hesaplanmış damga vergisi matrahının artmış olacağı, bunun da tarafların ek damga vergisi yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmalarına sebep olabileceği, o sebeple bu konuda dikkatli davranılması ve doğabilecek damga vergisi vb ek mali yükümlülüklerin ve buna bağlı geçmişe yönelik cezalı tarhiyat ihtimalinin bütçelenmesi gerektiği şeklinde uyarılarımız olmuştu.

Özetle bu Bültenlerimizde, 13 Eylül 2018 tarihinden önce döviz cinci düzenlenmiş bulunan sözleşmelerin TL’ye çevrilmesi esnasında, sözleşmelerin diğer hükümlerinde bir değişiklik olmaması şartıyla bu işlemin Damga Vergisi Kanunu’nun 14. maddesine göre yapılan bir değişiklik olacağı o sebeple belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin bu kapsamda değiştirilmesi halinde sadece döviz kurundaki artıştan kaynaklanan artışın aynı oranda vergiye tabi tutulması gerektiği yönünde görüş bildirilmişti.

Nihayet Gelir İdaresi Başkanlığı, 22 Kasım 2018 tarihinde yayımladığı 22 Sıra No’lu Damga Vergisi Sirküleri ile bu konuya yönelik açıklamalarda bulunarak bahsettiğimiz belirsizlikleri kısmen giderdi.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan bahis konusu Sirkülerde;

  1. a)85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında döviz cinsinden düzenlenmiş olan sözleşmelerin bedellerinin Türk Lirası (TL) olarak yeniden belirlenmesine ilişkin düzenlenen kağıtların;

– Sözleşmelerin diğer maddelerinde bir değişiklik yapılmaksızın münhasıran bedele ilişkin düzenleme yapılması,

– Yapılacak değişiklik sonrası TL cinsinden belirlenecek toplam bedelin, ilk sözleşmede yer alan döviz cinsinden bedel ile değişikliğe ilişkin kağıdın düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca ilan edilen cari döviz satış kurunun çarpımı suretiyle bulunacak tutarı geçmemesi,

– İlk sözleşmeye atıf yapılmış olması,

şartlarını birlikte taşıması halinde söz konusu değişikliğe ilişkin kağıtlardan ayrıca damga vergisi aranılmayacağı,

  1. a)Sözleşme bedelinin TL’ye uyarlanmasına yönelik düzenlenen kağıdın,

– yabancı para ile düzenlenen sözleşmenin diğer maddelerinde bir değişiklik yapılmaksızın, düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kurlarına göre hesaplanacak tutardan daha yüksek bir bedel içermesi durumunda, ilk sözleşmedeki damga vergisinin azami tutardan ödenmemiş olması kaydıyla, artan tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerektiği,

– yabancı para cinsinden düzenlenen sözleşmelerde damga vergisinin azami tutardan ödenmiş olması halinde ise, değişikliğe ilişkin kağıdın yukarıda belirtilen nitelikleri haiz olması kaydıyla, artan bedel nedeniyle bu kağıttan ayrıca damga vergisi aranmayacağı,

  1. c)Bedelin TL olarak belirlenmesine ilişkin düzenlenen kağıdın, ilk sözleşme yerine yeni bir sözleşme olarak veya aynı sonucu doğuracak şekilde bedel dışındaki unsurları da değiştirecek şekilde düzenlenmesi halinde, bu kağıt için genel hükümler çerçevesinde damga vergisi aranılacağı,

şeklinde açıklamalarda bulunulmuştur.

Sirkülerdeki örnekler birebir aşağıdadır:

“Örnek 1:

5/5/2016 tarihinde toplam sözleşme bedeli 100.000 USD olan bir sözleşme imzalandığını; 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında, 2016 tarihli sözleşmenin diğer koşullarında bir değişiklik olmaksızın sözleşme bedelinin Türk parası ile değiştirilmesi için 14/9/2018 tarihinde ilk sözleşmeye atıf yapan bir sözleşme düzenlenmiş olduğunu varsayalım (14/9/2018 tarihinde geçerli TCMB döviz satış kuru 1 USD=6,3681).

İlk sözleşmedeki toplam tutarın değiştirilmesi durumunda:

Değişikliğe ilişkin sözleşmenin düzenlendiği 14/9/2018 tarihi itibarıyla 5/5/2016 tarihli sözleşmenin toplam bedeli, (100.000 USD *6,3681) 636.810 Türk Lirası olarak dikkate alınacaktır. Buna göre, bedelin Türk Lirası olarak belirlenmesine ilişkin 14/9/2018 tarihli sözleşmede,

– Bedelin 636.810 Türk Lirası veya altında bir bedel olarak belirlenmesi durumunda, değişikliğe ilişkin kağıt nedeniyle damga vergisi aranmayacaktır.

– Bedelin 636.810 Türk Lirasını geçmesi halinde, değişikliğe ilişkin kağıt için artan tutar üzerinden nispi damga vergisi alınacaktır.

İşin bir kısmının gerçekleşmesi nedeniyle bakiye tutarın değiştirilmek istenmesi durumunda:

Değişikliğe ilişkin sözleşmenin düzenlendiği 14/9/2018 tarihi itibarıyla 5/5/2016 tarihli sözleşmeye konu işin %60’ının tamamlandığı durumda, kalan %40’lık kısmı için ilk sözleşmenin bedeli, (40.000 USD *6,3681) 254.724 Türk Lirası olarak dikkate alınacaktır. Buna göre, işin kalan kısmına ilişkin bedelin Türk Lirası olarak belirlenmesine yönelik düzenlenen 14/9/2018 tarihli sözleşmede,

– Bedelin 254.724 Türk Lirası veya altında bir bedel olarak belirlenmesi durumunda, değişikliğe ilişkin kağıt nedeniyle damga vergisi aranmayacaktır.

– Bedelin 254.724 Türk Lirasını geçmesi halinde, artan tutar üzerinden nispi damga vergisi alınacaktır.”

“Örnek 2:

5/5/2016 tarihinde 10 yıllık sözleşme imzalandığını, sözleşmede yıllık bedelin 10.000 USD, toplam sözleşme bedelinin ise 100.000 USD olduğu belirlemelerine yer verildiği; daha sonra 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 20/9/2018 tarihinde sözleşme bedelinin Türk parasına çevrildiğini ve sözleşme süresinin de aynı bedelle 1 yıl uzatıldığı varsayıldığında, sözleşmenin Türk Lirasına çevrilmesinde bedel artmasa dahi süre uzatımı nedeniyle uzatılan süre için belirlenen yeni bedel ve uzayan süre dikkate alınmak suretiyle damga vergisi hesaplanması gerekecektir.

Diğer taraftan, ilk sözleşmenin başka hükümlerinde de değişiklik olması veya bu sözleşme yerine geçecek tamamen yeni bir sözleşme yapılması durumunda, bu sözleşme ihtiva ettiği toplam tutar üzerinden genel hükümler çerçevesinde nispi damga vergisine tabi olacaktır.”

Sonuç olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan 22 Sıra Nolu Damga Vergisi Sirküleri ile, döviz cinsi sözleşmelerin TL’ye çevrilmesine ilişkin belirsizlik büyük ölçüde giderilerek bu konudaki polemiklere kısmen son verilmiş olundu.

Ancak önce TL’ye çevrilip sonra tekrar döviz cinsine çevrilen sözleşmelerde durum ne olacak? Şöyle ki; 16 Kasım 2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete’de “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/52)” ile daha önce 6 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve döviz cinsi yahut dövize endeksli yapılan sözleşmelere  istisna getiren “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/51)” değiştirilmiş, yapılan bu düzenleme ile tarafların bazı sözleşmelerini yeniden  döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecekleri yönünde istisnalar getirilmişti.

Bu konu 2018/33 Nolu Bülten işlenmiş olup, örneğin gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmeleri, eser sözleşmeleri artık yeniden döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

Bu gelişme akabinde, örneğin 13 Eylül öncesi döviz cinsi düzenlenmiş olan bir gayrimenkul satış veya kiralama sözleşmesinin 13 Eylül’den sonra TL’ye çevrildiğini ve sözleşme bedelinin TL cinsinden yeniden belirlenmesi esnasında aleyhte oluşan kur farkından dolayı fark damga vergisi ödenmek durumunda kalındığını varsayalım. Bu defa (16 Kasım’dan sonra) tekrar taraflar aynı sözleşmenin bedelinin döviz cinsinden belirlenmesine karar verirlerse, henüz daha bir ay gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen olaki sözleşme bedelinin içerdiği döviz kurunda gevşeme olmuş olursa, daha önce ödenmiş olan fark damga vergisi de lehe azalmış olacaktır. Oysa yapılan düzenlemelerde, böyle bir durumun gerçekleşmesi ihtimali karşısında gereksiz yere ödenmiş olan damga vergisi farkının mahsup veya iadesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu durumda, İdarenin bu tür yasal düzenlemeleri zamanında yapmamasından kaynaklanan yük mükellefin üzerinde kalacak gibi görünmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-34 Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapıldı

Bülten: 2018/34

21.11.2018       

Bilindiği üzere, BDDK tarafından hazırlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik15.08.2018 tarih ve 30510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve bu Yönetmelik ile Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ile finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alacaklarının Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yeniden yapılandırma sözleşmelerine bağlanmak şartıyla yeniden yapılandırılması imkanı getirilmişti.

Finansal Yeniden Yapılandırma Programı olarak adlandırılabilecek bu düzenlemenin bir diğer dayanağını ise Bankacılık Kanunu’nun  93’üncü maddesinin BDDK’ya verdiği yetkiye dayanarak  hazırlanan ve 15.08.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik” uyarınca Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanan ve BDDK tarafından onaylanan 11.09.2018 tarihli “Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması”  oluşturmaktaydı.

Öncesinde Ana Yönetmelik ile; Finansal Yeniden Yapılandırma kapsamına alınacak alacakların neler olduğu, borçluların niteliklerinin neler olduğu, alacakların asgari tutarının ne olduğu gibi hususların TBB tarafından hazırlanacak Çerçeve Anlaşma’da belirleneceği hüküm altına alınmıştı.

Akabinde TBB tarafından hazırlanan 11 Eylül 2018 tarihli Çerçeve Anlaşma ile yeniden yapılandırılacak borçların anapara (nakit + gayrinakit) borç toplamının 100 milyon TL’den faza olması şartı getirilmişti.

Nitekim ilaveten bahsi geçen Çerçeve Anlaşma ile anlaşmanın taraflarının kimler olduğu, amacının ne olduğu, konusunun ne olduğu, finansal yeniden yapılandırma uygulanacak borçluların kimler olduğu, bu çerçeve anlaşması kapsamında öngörülen uzlaşma sürecinin gerçekleştirilebilmesini teminen ve sürecin uygulanması aşamalarında görev yapmak üzere oluşturulacak alacaklı kuruluşlar konsorsiyumunun ne şekilde oluşturulabileceği, antlaşmaya ilişkin temel prensiplerin ve tarafların yükümlülüklerinin neler olduğu, anlaşmanın uygulama sürecinin ne şekilde olduğu ve bu süreçteki prensiplerin neler olduğu,  borçlu ile yapılacak finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin şartlarının neler olduğu, çerçeve anlaşmasını imzalayan alacaklı kuruluşların sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli Hakem Kurulunun nasıl oluşacağı, Çerçeve Anlaşması’nın süresinin ne olacağı vb hususlar, tüm detayları ile açıklanmıştı.

Bu defa finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması yönetmeliğinde bir kısım değişiklik yapılarak Yönetmeliğin bazı maddeleri de iptal edildi.

 

Bu amaçla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan ve 21 Kasım 2018 Tarih ve 30602 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, bu borçlarının yeniden yapılandırılması ve yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi uygulamasında “makul süre” sınırı getirildi. Yapılan yeni düzenlemeye göre, yapılandırma yapılabilmesi için, yapılandırma kapsamına alınacak borçların “makul bir süre içinde” geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespiti gerekmekte.

Eski haline göre, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti BDDK’nın uygun göreceği bir kuruluş tarafından yapılabilecek iken, Yönetmelikte yapılan değişiklik ile bu tespitin sadece çerçeve anlaşmalar ile belirlenecek kuruluşlar tarafından yapılması hüküm altına alındı, “BDDK’nın uygun göreceği bir kuruluş” ibaresi metinden çıkartıldı.

Bir diğer önemli değişiklik; bir borçluyla yapılan sözleşmenin çerçeve anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, çerçeve anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunlu tutuldu.

İlaveten aynı konuya yönelik yapılan düzenlemeye göre, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların finansal yeniden yapılandırma sürecine katılmalarına ilişkin esaslar çerçeve anlaşmalarıyla belirlenecek. Bu kurum ve kuruluşlar talepleri halinde alacaklı kuruluşların rızasına ve kabul nisaplarına bağlı olmaksızın finansal yeniden yapılandırmaya dahil olabilecekler.

Yine Yönetmeliğin 9. maddesinin aynı risk grubuna dahil olan borçlulara piyasa faizlerinin altında faiz uygulanmayacağı ve ilave finansman sağlanamayacağına ilişkin fıkrası ile sözleşmelere taraf olan alacaklıların borçluya ait müşteri sırrı niteliği taşıyan bilgileri birbirlerine ve kanunen açıkça yetkili kılınan merciler dışında kalanlara vermelerini sınırlayan fıkrası metinden çıkartıldı.

İlaveten yapılan değişiklik ile borçlu kuruluş için tanım getirildi. Buna göre borçlu şirketler finans sektörü dışındaki şirketleri kapsıyor. Bir diğer ifade ile finans sektörü kapsamındaki kuruluşlar borçlu olarak kabul edilmiyor yahut, finans sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yeniden yapılandırma yapma imkanı elinden alınmış oluyor.

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması ekte olup bahsi geçen Yönetmelik değişikliklerine ilişkin karşılaştırmalı tablo ise aşağıdadır.

 

DEĞİŞTİREN (YENİ) MADDELER DEĞİŞTİRİLEN / KALDIRILAN  MADDELER
MADDE 1 – 15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;

a) Alacaklı kuruluşlar: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde geçen bankaları ve 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 3 üncü maddesinde geçen şirketleri,

 

b) Birlik: Türkiye Bankalar Birliğini,

 

c) Borçlu: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlar, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 35 inci maddesinde belirtilen Sermaye Piyasası Kurumları, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa tabi kuruluşlar, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununa tabi kuruluşlar ile 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanuna tabi kuruluşlar dışında kalan şirketleri,

 

ç) Çerçeve Anlaşmaları: Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca imzalanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını,

 

 

d) Kanun: 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

 

e) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

 

 

f) Sözleşme: Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerini,

 

ifade eder.

 

 

 

 

 

 

 

(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;

a) Alacaklı kuruluşlar: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde geçen bankaları ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 3 üncü maddesinde geçen şirketleri,

 

b) Birlik: Türkiye Bankalar Birliğini,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

c) Çerçeve Anlaşmaları: Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca imzalanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını,

 

ç) Kanun: 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

 

d) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

 

 

e) Sözleşme: Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerini,

 

ifade eder.

 

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(1) Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını makul bir süre içinde geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz.

 

 

(2) Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını imzalayacak alacaklılar adına finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti, bu Çerçeve Anlaşmalar ile belirlenecek kuruluşlar tarafından yapılır.

 

 

 

 

 

(1) Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz.

 

(2) Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını imzalayacak alacaklılar adına finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti, bu Çerçeve Anlaşmalar ile belirlenecek ve Kurul tarafından uygun görülecek bir kuruluş tarafından yapılır.

 

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(3) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur.

 

(4) Yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların finansal yeniden yapılandırma sürecine katılmalarına ilişkin usul ve esaslar Çerçeve Anlaşmalarıyla belirlenir. Bunlar, talepleri halinde Alacaklı Kuruluşların rızasına ve kabul nisaplarına bağlı olmaksızın finansal yeniden yapılandırmaya dahil olabilirler.

 

 

 

 

(3) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında sözleşme imzalandığı takdirde, bu sözleşmeleri imzalayan borçlulardan olan alacaklara ilişkin zamanaşımı, sözleşme tarihi itibarıyla kesilmiş sayılır.

 

 

 

 

(4) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur.

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 7’nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(2) Çerçeve Anlaşmalarını imzalayanların bu anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli olmak üzere Hakem Kurulu oluşturulur. Hakem Kurulu, Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği tarafsız ve görevinin gerektirdiği, bilgi ve deneyime sahip üç kişiden oluşur. Hakem Kurulu kararlarını en az iki üyenin aynı yöndeki oyu ile alır. Hakem Kurulunun çalışma esas ve usulleri ile aldığı kararların hüküm ve sonuçları Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir.”

 

 

 

 

 

(2) Çerçeve Anlaşmalarında, tarafların anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli olmak üzere Hakem Kurulu oluşturulur. Hakem Kurulu, Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği tarafsız ve görevinin gerektirdiği, bilgi ve birikime sahip üç kişiden oluşur. Hakem Kurulu kararlarını en az iki üyenin aynı yöndeki oyu ile alır. Hakem Kurulunun çalışma esas ve usulleri ile aldığı kararların hüküm ve sonuçları Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir.

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. (Yürürlükten kaldırılan metinler)

 

(2) Kanunun 49 uncu maddesinde tanımlandığı şekliyle aynı risk grubuna dahil oldukları borçlulara piyasa faizlerinin altında faiz uygulayamazlar ve ilave finansman sağlayamazlar.

…………………

(4) Sözleşmelere taraf olan alacaklıların borçluya ait müşteri sırrı niteliği taşıyan bilgileri birbirlerine ve kanunen açıkça yetkili kılınan merciler dışında kalanlara vermeleri ve açıklamaları yasaktır. Yapılacak sözleşmeye bu hususta hüküm konulması veya ilave bir gizlilik anlaşması yapılması zorunludur.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-33 Döviz Cinsi Yahut Dövize Endeksli Sözleşme Sınırlamasının İstisna Hallerini Düzenleyen Tebliğde Değişiklik Yapıldı

Döviz Cinsi Yahut Dövize Endeksli Sözleşme Sınırlamasının İstisna Hallerini Düzenleyen Tebliğde Değişiklik Yapıldı

16 Kasım 2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete’de “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/52)” ile daha önce 6 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve döviz cinsi yahut dövize endeksli yapılan sözleşmelere  istisna getiren “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/51)” değiştirilmiştir.

Yapılan değişiklikler aşağıda özetlenmiştir.

  1. a) Tebliğin ilk haline göre Türkiye’de yerleşik kişilerce yapılan gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmelerine herhangi bir istisna getirilmemişti. Yapılan düzenleme ile taraflar bazı gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmelerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecekler.

Buna göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin veya dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

  1. b) Daha önceki metinde buna ilişkin herhangi bir düzenleme (istisna vb) mevcut değilken, yeni eklenen bende göre; Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesiamacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.
  2. c) Benzer şekilde daha önceki metinde buna ilişkin herhangi bir düzenleme (istisna vb) mevcut değilken, yeni eklenen bende göre; Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasınailişkin gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.
  3. d) “Türkiye’de yerleşik kişilerin; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan, kendi aralarında akdedecekleri, iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar” hükmüne istisna getirilmiş olup, buna göre gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmeleri, dövize endeksli olarak düzenlenebilecektir.
  4. e) Eski düzenlemenin aksine, döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmalarının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

  1. f) Eski düzenlemeye göre Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt satış ve kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkünken, “iş makineleri dâhil” ibaresi metinden çıkartılmış ve son duruma göre, iş makineleriyle ilgili satış ve kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilmesine imkan tanınmıştır.

 

  1. g) Eski düzenlemeye göre, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkünken, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu madde kapsamına eklenmiştir.

 

  1. h) Eski metne göre dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Yapılan düzenleme ile “ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler” ibaresi metne eklenmiştir.

 

ı) Eski metne göre, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değilken, bende eklenen cümle ile 32 sayılı Kararın Geçici 8’inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan bu kapsamdaki kıymetli evrakların dövize endeksli olabileceği belirtilmiştir.

 

  1. i) Eski metne göre, Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4’üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir hükmü mevcutken, bende eklenen “Ancak, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür.” cümlesi ile taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

  1. j) eski metne göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4’üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilirken, bende eklenen cümle ile madde kapsamındaki kişilerce düzenlenen ancak yurt dışında ifa edilen sözleşmelere bu fıkra hükmü uygulanmayacağı belirtilmiştir.

 

  1. k) Yeni eklenen bend ile 32 sayılı Kararın Geçici 8’inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, taşıt kiralama ve yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmelerinin anılan geçici madde hükmünden istisna olduğu belirtilmiştir.

 

  1. l) Benzer şekilde, 32 sayılı Kararın Geçici 8’inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmelerinin istisna olduğu belirtilmiştir.

 

Önceki ve sonraki düzenlemelere ilişkin orijinal metinlerinin karşılaştırılmasına dair tablo aşağıdaki gibidir;

 

Eski Hali Yeni Hali Fark
(1) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

(1) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

“serbest bölgeler dahil” ibaresi metinden çıkartılmıştır.

 

2) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

(2) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

“serbest bölgeler dahil” ibaresi metinden çıkartılmıştır.

 

  (3) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin veya bu maddenin on dokuzuncu fıkrasında belirtilen kişilerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayanlar ile dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

  (4) Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Düzenleme yeni eklenmiştir.
  5) Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Düzenleme yeni eklenmiştir.
(3) Türkiye’de yerleşik kişiler; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan, kendi aralarında akdedecekleri, iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

6) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; yurt dışında ifa edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında kalan iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

Gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmelerinin, dövize endeksli olarak düzenlenebilmesine imkan tanınmıştır.

 

(4) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri.

 

(7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan, yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri.

 

Benzer düzenlemeler aynen korunmuştur.
(5) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, 16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilerin inşası, tamiri ve bakımı dışında kalan eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

(8) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

Döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmalarına imkan tanınmıştır.

 

(6) Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

(9) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

İş makineleriyle ilgili satış sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

 

(7) Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmeleri dışında kalan, menkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

(10) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

Benzer şekilde iş makineleri kiralama sözleşmelerinde; sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırabilecektir.

 

(8) Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

(11) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile yurt dışında üretilen donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(9) 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

(12) 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(10) Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

(13) 32 sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(11) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. (14) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(12) Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

15) On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının veya Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

“On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla” ibaresi eklenmiştir.

 

(13) Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası antlaşmaların ifası kapsamında olmak kaydıyla; yüklenicilerin üçüncü taraflarla akdedeceği gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

 

(16) Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası andlaşmaların ifası kapsamında gerçekleştirilecek olan projeler dahilinde; yükleniciler veya görevli şirketlerin ve bunların sözleşme imzaladığı tarafların üçüncü taraflarla akdedeceği veya bahsi geçen projeler çerçevesinde akdedilecek, gayrimenkul satış sözleşmeleri ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

 

proje vurgusu yapılarak metin genişletilmiştir.

 

(14) Hazine ve Maliye Bakanlığının 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. (17) 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Bu işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu madde kapsamına eklenmiştir.

 

(15) Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

(18) 32 sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler içermektedir
(16) Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin  taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. (19) Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin işveren veya hizmet alan olarak taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Madde kapsamına ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler de dahil edilmiştir.

 

(17) Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az %50 hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür. (20) Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az yüzde elli hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler içermektedir.
(18) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir. (21) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir. Ancak, 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan bu kapsamdaki kıymetli evraklar anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

32 sayılı Kararın Geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan bu kapsamdaki kıymetli evrakların dövize endeksli olabileceği belirtilmiştir.

 

(19) Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir. (22) Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir. Ancak, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür.

 

Taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

(20) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir. (23) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir. Ancak, sözleşmenin yurt dışında ifa edilmesi durumunda bu fıkra hükmü uygulanmaz.

 

yurt dışında ifa edilen sözleşmelere bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı belirtilmiştir.

 

(21) Bu madde uyarınca akdedilecek sözleşmelerde istisna kapsamına alınan, ancak Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan sözleşmeler de anılan geçici madde hükmünden istisnadır. (24) Bu madde uyarınca akdedilecek sözleşmelerde istisna kapsamına alınan, ancak 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan sözleşmeler de anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

Benzer düzenlemeler içermektedir.
  (25) 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, taşıt kiralama ve yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

 
(22) Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır. (26) 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmelerinin istisna olduğu belirtilmiştir.

 

(23) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur. (27) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.

 

 
(24) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.

 

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller bu fıkranın ilk paragrafına göre iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir. Ancak, Türk parası olarak belirlemenin yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir yıl geçerli olmak üzere; anılan paragraf uyarınca Türk parası olarak belirlenen kira bedeli, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir. Bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli ise, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir ve belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu fıkrada belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

 

Bu fıkra hükmü, bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar için uygulanmaz.

 

(28) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.

 

32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller bu fıkranın ilk paragrafına göre iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir. Ancak, Türk parası olarak belirlemenin yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir yıl geçerli olmak üzere; anılan paragraf uyarınca Türk parası olarak belirlenen kira bedeli, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir. Bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli ise, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir ve belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu fıkrada belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

 

Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar ile gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar için bu fıkra hükmü uygulanmaz.”

 

Bir çok kısmı farklı düzenlemeler içermektedir.

 

Faklı olarak gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar için bu fıkra hükmünün geçerli olmadığı belirtilmiştir.

 

(25) Bu maddede, istisna tanınan tarafların mutabakatıyla yeni yapılacak sözleşmelerin Türk parası cinsinden yapılmasını veya mevcut döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi uyarınca Türk parası olarak yeniden kararlaştırılmasını talep etmesi durumunda sözleşmelerde yer alan bedeller Türk parası cinsinden kararlaştırılır.” Metinden çıkartılmıştır.
Yürürlük Maddesi Yürürlük Maddesi Son

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-32 Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 500 TL Olarak Yeniden Belirlendi

Bülten: 2018/32
10.11.2018

Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 500 TL Olarak Yeniden Belirlendi

1-     Yapılan Yasal Değişiklik

9 Kasım 2018 tarihli ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım Harcı Tutarının Yeniden Belirlenmesine Dair Karar (Karar Sayısı: 320)” ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII- Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasında yer alan maktu harç tutarı 500 TL olarak yeniden belirlendi.

Yeni haliyle bahsi geçen (1) numaralı fıkra hükmüne göre, ticari mahiyette olmaksızın, yolcuların kendi kullanımları için yurt dışından getirdikleri (alıcısı bulunan verici portatif telsiz) telefon cihazları kullanım izni, 500 TL tutarında harca tabi olup söz konusu harç, elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması işleminden önce ödenmekte ve elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması için yapılan başvuru sırasında harcın ödendiğine ilişkin belge görülmeden, harç ödenmeden kayıt işlemi yapılamamaktadır.

Harç ödenmeden kayıt işlemi yapılan ve kullanıma açılan cihazlar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanıma kapatılmakta ve ödenmeyen yahut eksik ödenen harç %50 fazlasıyla ilk kayıt tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmekte, bu tahsilat yapılmadan cihaz kullanıma açılamamaktadır.

2-     Yasal Değişiklik Yapılmasına Yol Açan Nedenler 

Bilindiği üzere Ülkemizde birçok üründe gerek kamu hizmetlerine finansman sağlamak gerekse tüketimi kısmak yahut iç piyasayı korumak amacıyla gümrükte yahut dahilde birden fazla vergi alınmakta bu da o malların yurtiçi fiyatının belirlenmesinde etken olmaktadır.

Örneğin cep telefonları iç piyasada satışa sunulmazdan evvel katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, TRT bandrolü gibi birden fazla vergiye tabi tutulmakta, firma karı da dikkate alındığında ithal edilen bir telefonun fiyatı, vergiler nedeniyle maliyetinin iki katına çıkabilmektedir.

Ülkeler arası bu fiyat farklılıkları, sektörde yeni yöntemlerin geliştirilmesine sebep olmakta ve bu defa seyahat vb amaçla yurtdışına gidenler dönüşte yanlarında cep telefonu getirerek bu telefonu kullanma yahut getirdikleri telefonları daha yüksek fiyata başkalarına satarak seyahatlerini amorti etme yolunu seçmektedirler. Bu suretle de vergiden kaçınmış olmaktadırlar.

 

Bu gerekçeyle 31.05.2012 tarihinde 6322 sayılı Kanun 20. Maddesi ile 492 sayılı Harçlar
Kanununda yapılan değişlikle, yolcu beraberi olarak getirilen cep telefonları için (100 TL) kullanım izin harcı getirildi. Kanuni tutar, her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak 170,00 TL olmuştu.

Diğer taraftan son dönemdeki ekonomik dalgalanmalar ve özellikle ABD ile yaşanan ekonomik ve siyasi krize bağlı olarak başta ABD menşeili ürünler olmak üzere bazı malların gümrük vergilerinde artışa gidilmesi yurtdışından getirilen telefonların görece ucuz kalmasına yol açtı. Bunu telafi etmek amacıyla da 170 TL tutarındaki harç 500 TL yükseltildi. Muhtemelen 01.01.2019 tarihinde diğer vergilerle birlikte bu tutar (Aralık ayı sonunda ilan edilecek) yeniden değerleme oranında artırılarak 600 TL gibi olacak.

Normalde herhangi bir vatandaş yurtdışına çıktığında, şahsi kullanımı amacıyla yanında bir adet cep telefonu getirebilmekte, bunu da harcını ödeyerek kullanıma açtırabilmektedir. Bu şekilde yurtdışından cep telefonu getirip kullanıma açtıran bir kişi 2 yıl geçmedikçe aynı yöntemle telefon getirememekte yahut 2 yıl içerisinde yine telefon getirmiş olsa dahi getirdiği telefonu kendi kimlik ve pasaport bilgilerini kullanarak kullanıma açtıramamaktadır.

Bu şekildeki iyi niyetli düzenlemeler bir şekilde istismar edilmekte, rantın olduğu yerde alternatif yöntemler hızlıca devreye girmekte ve yurt dışına çıkan ancak yanında telefon getirmeyen kişilerin bilgileri kullanılarak, yüksek fiyatlı akıllı cep telefonları çok daha ucuz fiyatla iç piyasaya sunulmakta bu da fiyatları kırmakta, pazarda dengeleri bozmaktadır.

Bu tür yöntemlerle yolcu beraberinde getirilen telefonlar, resmi yollarla kayıt içine alınacak biçimde alış verişe konu olmadığı için ciddi vergi kaybına yol açmakta, döviz kurları nedeniyle iç piyasada zaten fiyatların yükselmiş olması pazarın daralmasına yol açmakta, kayıtlı işletmelere ve sektöre zarar vermektedir.

3-     Yolcu Beraberi Gelen Telefon Kayda Alınması Süreci

Öncelikle, telefonun yolcu beraberinde (bizzat yolcunun üzerinde, cebinde, el çantasında) getirilmesi gerekmekte olup posta yahut kargo vb yöntemlerle getirilen telefonlar, gümrük mevzuatı gereği vergiye tabi olabilir yahut bu durum kaçakçılık kapsamında değerlendirilebilir.

Ayrıca yurtdışı giriş çıkış işleminin yasal yollardan yapılmış olması, pasaport yahut kimlik bilgilerine göre yurt dışı girişi çıkış işlemlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sorgulama ekranında yer alması gerekmektedir.

Getirilen telefonu kaydettirme süresi Türkiye’ye giriş yapılan tarihten itibaren 120 gün olup, bu süre içerisinde kaydı yaptırılmayan telefonların bir daha aynı kişi tarafından kayıt ettirilmesi imkanı kalmamaktadır.

Kayıttan önce 2018 yılı için yeni güncellenen 500 TL tutarındaki harcın, internet vergi dairesi üzerinden yahut vergi daireleri yada anlaşmalı banka şubeleri (Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Denizbank, ING Bank, HSBC Bank, Şekerbank, Garanti Bankası, TC Ziraat Bankası, İş Bankası) aracılıyla ödenmesi gerekmektedir. Harç ödemesi esnasında yolcunun ad-soyad, TC kimlik numarasının yanı sıra kayıt edilmek istenen telefonun IMEI numarasının da bildirilmesi gerekmektedir.

Bir sonraki aşamada, e-devlet sisteminde yer alan ‘IMEI Kayıt’ menüsü üzerinden, IMEI numarası, telefon numarası, pasaport numarası ve Türkiye’ye giriş tarihi gibi bilgileri doldurularak kayıt yaptırılması gerekmektedir. Kayıt altına alınmak istenilen telefonda *#06# tuşlandığında IMEI numarası ekranda görülmektedir. Yanlış IMEI ile yapılan kayıtların düzeltilmesi mevzuat gereği mümkün olamamaktadır.

Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu kişilerin e-devlet sistemi üzerinden işlem yapmaları imkanı olmadığından, bu durumda olan (diplomat, askeri personel, öğrenci ve TR’de ikamet eden) kişilerin vergi dairesi ya da ilgili bankaya yatırılmış olan harç bedelinin ödendiğini gösteren makbuz aslı ve pasaport aslını ibraz etmek suretiyle ilgili GSM işletmecisine (Turkcell, Vodafone, Türk Telekom [Avea] ) ait abone kayıt merkezine müracaat etmesi halinde kayıt işlemini yaptırabilmeleri mümkündür.

18 yaşından küçük kişilerin de yurt dışından yolcu beraberinde cihaz getirebilme ve kendi adlarına kayıt yaptırma hakkı bulunmakta olup bu kişiler için kayıt başvuruları anne, baba ya da yasal temsilcilerinin kendi e-devlet sayfaları üzerinden başvuru türü olarak “çocuğumun bilgileri ile başvuru yapacağım” seçeneği işaretlenerek ve 18 yaşından küçük kişinin bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilebilmektedir.

Diğer taraftan hangi cihazın kim tarafından yurda sokulduğu yönünde gümrükte henüz bir tespit yapılmadığından, başkasına getirtilen bir telefon son 4 ayda (120 gün içerisinde) yurtdışından gelen ve yanında telefon getirmemiş olan birinin kimlik ve giriş çıkış bilgileri kullanılarak ta işletilebilir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-30 Bedelsiz Parsel Tahsisine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı

2 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararında,

Organize Sanayi Bölgelerinde yer alan parsellerin tamamen veya kısmen yatırımcılara tahsisinde,

1. Kademe gelişmiş ilçelerde indirim uygulanmaması,

2. Kademe gelişmiş ilçelerde % 60 indirimli uygulanması,

3. Kademe gelişmiş ilçelerde % 80 indirimli uygulanması,

4, 5 ve 6. Kademe ilçelerde ise bedel alınmaması kararlaştırılmıştır.

İlçe listeleri ekte yer almaktadır.

Ekteki kararnamede değişiklik yapıldığından, indirim oranlarının yukarıda belirtildiği şekilde dikkate alınması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-29 2017 Yılı İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Doğan KDV İade Talebinin En Geç Kasım 2018 Dönemi KDV Beyannamesi ile Talep Edilmesi Gerekmektedir

Bülten: 2018/29
02.11.2018

2017 Yılı İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Doğan KDV İade Talebinin En Geç Kasım 2018 Dönemi KDV Beyannamesi ile Talep Edilmesi Gerekmektedir.

KDV Genel Uygulama Tebliği’ne göre indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmının, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade edilebileceği ifade edilmiştir.

Tebliğde iade talebinin en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabileceği belirtilmiştir. Üç aylık vergilendirme dönemine tabi olan mükelleflerde ise iade talebi en erken izleyen yılın ilk üç aylık, en geç üçüncü üç aylık vergilendirme dönemlerine ait beyannamelerle yapılabileceği açıklanmıştır.

Buna göre, 2017 yılı indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade talebinin Kasım/2018 dönemine ait KDV beyannamesinin verileceği en son tarih olan 24 Aralık 2018 tarihine kadar talep edilmesi gerekmekte olup bu tarihe kadar iade talebinde bulunmayan mükellefler bu haklarını kaybedeceklerdir.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nde yer alan düzenlemeye göre, süresinde (2018/Ocak-Kasım arası) ve usulüne uygun olarak iade talebinde bulunan mükelleflerin talep edilen iade tutarını artırmak amacıyla, sonraki yıllarda (2017 yılı için 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren) bu dönemlere ilişkin düzeltme beyannamesi ile iade talebinde bulunmaları söz konusu değildir.

Ancak izleyen yıl içerisinde talep edilen iade tutarının, aynı yıl içerisinde düzeltme beyannamesi ile artırılması mümkün olmakla birlikte artırılan kısmın iadesi münhasıran vergi inceleme raporuna göre yerine getirilecektir.

Bu nedenlerle, iade tutarının tam ve doğru hesaplanarak beyan edilmesi önemlidir. Fazla beyan edilen iade tutarının düşürülmesi amacıyla düzeltme beyannamesi verilmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-28 Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanma Zorunluluğunda Son Durum

Bülten: 2018/28
01.11.2018

Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanma Zorunluluğunda Son Durum

3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna göre, satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, bu Kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetindedirler.

Ödeme kaydedici cihazlar kullanılarak verilen satış fişleri ve rulolar mükelleflerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları yahut her yıl için belirlenen fatura düzenleme sınırının altında kalan satışların ve yaptıkları işlerin belgelendirilmesinde kullanılır ve fatura yerine geçer. Bu cihazlar kısaca ÖKC olarak adlandırılmakta, cihazlardan alınan çıktılar ise ÖKC (Yazar kasa) Fişi olarak adlandırılmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB’in) dijitalleşme ve elektronik denetim çalışmaları kapsamında, yazar kasaların günlük kapanış (Z) raporlarında yer alan mali bilgilerin GİB Bilgi Sistemine elektronik ortamda aktarılması konusunda da uzun zamandır süregelen çalışmaları mevcuttu.

Bu amaçla 16.06.2013 tarihinde yayımlanan 426 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bu konuda düzenleme yapılarak Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna göre mükelleflerin kullanmak zorunda oldukları ödeme kaydedici cihazların yerine “Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları” kullanma mecburiyeti getirildi.

Tebliğ kapsamına temel olarak Basit/Bilgisayar Bağlantılı ve EFT-POS özelliği olan cihazlar ile akaryakıt pompalarına bağlanan, sinema giriş bileti ve yolcu taşıma bileti düzenleyen ödeme kaydedici cihazlar girmekteydi.

Tebliğ ile (Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazlar) YN ÖKC’lerin teknik özellikleri onay sürecinin ne olduğu, bu cihazları kullanma mecburiyetinin başlama tarihleri, düzenleme aykırı hareket edilmesi durumlarında ne tür cezai müeyyideler uygulanacağı detaylı şekilde düzenlendi.

Diğer taraftan uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar, yaşanan teknik sıkıntılar ve özellikle mükelleflerin mali sıkıntıları da gözetilerek düzenlemeye geçilmesinde kademeli geçiş öngörüldü ve uygulama süreleri ertelenmek zorunda kalındı.

Bu amaçla yayımlanan 427 sıra nolu Tebliğ ile seyyar EFT-Pos kullanan mükellefler ile yol kenarı otopark hizmeti veren mükellefler için YNÖKC kullanma zorunluluğu ileri bir tarihe ertelendi.

Daha sonra yayımlanan 437 sıra nolu Tebliğ ile ana tebliğde yer alan YNÖKC kayıt sürelerinde güncelleme yapıldı.

450 sıra nolu Tebliğ ile z raporunu kâğıda basma zorunluluğu kaldırıldı.

465 sıra nolu Tebliğ ile yeni nesil ödeme kaydedici cihazların (YN ÖKC), Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi Sistemine (GİB BS) kaydı, kullanıcılara satışı ve satış sonrası servis ve benzeri işlemlerin elektronik ortamda yürütülmesine dair belirlenen usul ve esaslar belirlendi.

466 sıra nolu Tebliğ ile 426 nolu ana Tebliğ’in Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanma Mecburiyetinin Başlama Tarihleri adlı bölümünde değişiklik yapılarak, mükelleflerin 2014 yılı ciroları baz alınarak yeni nesil ÖKC kullanma zorunluluğunun başlama tarihine ilişkin kademeli bir geçiş öngörüldü.

473 nolu Tebliğ ile bir kısım mükellefler için düzenlemenin başlama tarihi tekrar ertelendi.

30.09.2017 tarihinde yayımlanan 483 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile birlikte YN ÖKC kullanım zorunluğunun kapsamı ve şartları netleştirilirken, hâlihazırda eski nesil ÖKC’leri (EN ÖKC) kullanmaya devam eden işletmelerden belirli koşulları sağlamaları talep edildi.

Bu süreçte, işletmelerden gelen geri bildirimler doğrultusunda, 483 No’lu tebliğde belirli hükümleri değiştiren ve YNÖKC’lerin mali hafızaları doluncaya kadar kullanmasıyla ilgili kuralları belirleyen 489 No’lu Tebliğ yayımladı. Bu tebliğ ile eski nesil ödeme kaydedici cihazı bulunan tüm mükelleflerin herhangi bir başvuru ve işletme büyüklüğü ölçüsü şartına bağlı olmaksızın söz konusu cihazlarını 10 yıllık kullanım süresi aşılmış olsa dahi ekonomik ömürleri de dikkate alınacak şekilde cihazların mali hafızaları doluncaya veya mali hafızanın değişimini gerektiren bir durum oluşuncaya kadar kullanma imkanı getirildi.

Yeni düzenleme ile ayrıca mükelleflere 483 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 01/07/2018 tarihinden itibaren bildirme yükümlülüğü verilmiş olan yeni ve eski nesil ödeme kaydedici cihazlardan gerçekleştirilen satışlara ait mali bilgilerin Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilmesi işleminde, ÖKC TSM Merkezleri aracılığı ile bildirim yapılmasının yanı sıra Gelir İdaresi Başkanlığından e-Arşiv uygulaması kapsamında izin alan özel entegratör firmaların bilgi işlem sistem aracılığıyla (e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olma zorunluluğu bulunmaksızın) veya Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından internet vergi dairesi üzerinden oluşturulan ve mükelleflerin kendileri tarafından da kullanılabilecek elektronik portaller üzerinden bildirebilmesine imkan sağlayacak yöntemlere de yer verilerek bildirim işlemlerinin kolaylaştırılması sağlandı.

Daha önce yayımlanan 483 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunun Genel Tebliği ile; 01.07.2018 tarihinden itibaren ödeme kaydedici cihazlardan gerçekleştirilen satışlara ait mali bilgilerin Gelir İdaresi Başkanlığı’na elektronik ortamda bildirilmesi zorunluluğu, perakende mal ve hizmet satışlarında kullanılan harici satış uygulama yazılımları ile bunlara ait harici donanımların 01.04.2018 tarihine kadar ÖKC’lerle bağlantılı ve entegre çalışmasının temin edilmesi zorunluluğu getirilmiş, 01.07.2018 tarihinden itibaren ÖKC’lerden ÖKC fişi dışında fatura, gider pusulası, giriş ve yolcu taşıma bileti, müstahsil makbuzu ve serbest meslek makbuzu belgelerinin de düzenlenebilmesine imkan verilmişti.

Bu defa yayımlanan 498 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliği ile; 483 no.lu tebliğde belirtilen söz konusu zorunlulukların başlangıç tarihleri 01.10.2018 tarihine ertelenmiş, ÖKC’lerden gerçekleştirilen ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na elektronik ortamda bildirilmesi öngörülen bilgilerin, ÖKC’lerden düzenlenecek diğer belgelerin içerik, format ve standardı ile bildirim ve diğer usul ve esasların Gelir İdaresi Başkanlığınca hazırlanacak ve duyurulacak teknik kılavuzlarla belirlenebilmesi hususunda Gelir İdaresi Başkanlığına yetki verilmişti. (GİB tarafından hazırlanan teknik kılavuzun 24 Eylül 2018 tarihli 3.0 sürümü resmi web sitesinde mevcuttur)

En son olarak, 31/10/2018 tarihli ve 30196 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 483)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 502) ile ÖKC
Günlük Kapanış (Z) Raporlarında yer alan mali bilgilerin GİB Bilgi Sistemine
elektronik ortamda aktarılmasına başlama süresi 1 Ekim 2018 tarihinden 1 Ocak 2019
tarihine ertelenmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-27 İmar Barışına Başvuru Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

Bülten: 2018/27
31.10.2018

İmar Barışına Başvuru Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

18/05/2018 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile  03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici madde ile afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla;

– 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması,

– bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceği,

– başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği,

– yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında kayıt bedeli alınacağı,

– kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu,

– ……………………………………..” hüküm altına alınmış olup “İmar Barışı” olarak adlandırılan bu uygulama kapsamında 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştı.

Bu defa 31 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 257 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Yapı Kayıt Belgesi için başvuru süresi 31/12/2018 tarihine uzatılmış olup Yapı Kayıt Belgesi bedelinin ödenme süresinde ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. O sebeple söz konusu bedellerin en geç 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-26 “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi” Uygulamasının Tüm Türkiye’de Başlaması “01/07/2019” Tarihine Ertelendi

Bülten: 2018/26
31.10.2018

 

“Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi” Uygulamasının Tüm Türkiye’de Başlaması “01/07/2019” Tarihine Ertelendi

Gerek mükelleflerin gerekse meslek mensuplarının işgücü ve zaman kaybının önüne geçilmesi amacıyla resmi prosedürlerin azaltılması öteden beri tartışılagelmiştir. Bunlardan her iki grubu ortak ilgilendiren ve en güncel olanı ise muhtasar beyanname ile SGK Hizmet Bildirgesinin birleştirilmesi talepleri idi.

Nitekim işveren tarafından çalışanlara yapılan ücret ödemesi esnasında brüt ücretten çalışanın elde ettiği ücret gelirinin vergisi kesilmekte, daha sonra da yine çalışanın ücretinden sosyal güvenlik kurumuna ödenmek üzere işçi payı kesilmekte, kalan net tutar ise çalışana ödenmektedir. Akabinde yapılan kesintiler ayrı ayrı bildirge ve beyannamelerle ilgili kurumları olan Sosyal Güvenlik Kurumu ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na beyan edilip ödenmektedir.

Her iki işlemi teke düşürmek ve bu suretle mükelleflerin ve meslek mensuplarının işyükünü hafifletme amacıyla,  27 Ekim 2018 tarihli ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlaan “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No: 1) ile vergi kanunlarına göre vergi dairesine verilmesi gereken “Muhtasar Beyanname” ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri bildirmekle yükümlü olanlar tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi gereken “Aylık Prim ve Hizmet Belgesi”nin birleştirilmesi sonucunda oluşturulan “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi”nin verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmiştir.

İlk Tebliğin geçici 2. Maddesine göre, pilot bölge seçilen Kırşehir ili merkez ve ilçelerinde bulunan mükellefler/işverenler için bu Tebliğin uygulanmasına, Haziran ayında verilmesi gereken beyannameler dahil olmak üzere 10/06/2017 tarihinden itibaren başlanmıştır.

Akabinde 30/3/2017 tarih ve 30023 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:2) ile 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin geçici 1 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “bu Tebliğin yayım tarihini izleyen ayın sonuna kadar” ibaresi “2/5/2017 tarihine kadar” olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik sonucunda 31/3/2017 tarihine kadar gönderilmesi gereken “Vergi Kimlik Numarası ile Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarasının Eşleştirilmesine İlişkin Bildirim” (Ek-8)’in gönderilme süresi 2/5/2017 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bu defa 21.12.2017 tarih ve 30277 nolu Resmi Gazetede yayımlanan Muhtasar Ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 3) yayımlanmıştır.

3 Sıra Nolu Tebliğ ile18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’in 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası geçici 2 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış, aynı Tebliğe geçici 3 üncü maddeden sonra gelmek üzere başlığıyla birlikte aşağıdaki madde eklenmiştir.

Uygulamaya geçişin yaygınlaştırılması

GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Uygulamaya geçişin yaygınlaştırılması kapsamında; Kırşehir ilindeki mükellefler/işverenler için 1/6/2017 tarihinden itibaren başlamış olan bu Tebliğin uygulanmasına Amasya, Bartın ve Çankırı illeri merkez ve ilçelerinde bulunan mükellefler/işverenler (281 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen bankalar hariç) için 1/1/2018 tarihinden itibaren başlanacaktır.

(2) Birinci fıkra kapsamına giren mükelleflerce/işverenlerce Amasya, Bartın, Çankırı ve Kırşehir illeri dışındaki başka bir ilde istihdam edilmekle birlikte ücret ödemeleri veya tahakkuku bu illerde yapılan çalışanların ücret ödemeleri üzerinden tevkif edilen vergiler ile sigortalıların prime esas kazanç ve hizmet bilgilerini içeren Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Amasya, Bartın, Çankırı veya Kırşehir illerindeki yetkili vergi dairelerine elektronik ortamda gönderilecektir.

(3) Amasya, Bartın, Çankırı veya Kırşehir illerinde istihdam edilmekle birlikte ücret ödemesi veya tahakkuku bu iller dışında bir ilde yapılan çalışanların ücret ödemeleri üzerinden tevkif edilen vergilere ait muhtasar beyanname, ücret ödemesi veya tahakkukun yapıldığı yer vergi dairesine verilecektir. Ayrıca bu sigortalılara ait aylık prim ve hizmet belgeleri ise elektronik ortamda (e-bildirge) Kuruma verilmeye devam edilecektir.”

Aynı Tebliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Geçici 4 üncü maddesi 1/1/2018 tarihinde,”

“ç) Diğer maddeleri 1/7/2018 tarihinde”

Akabinde 29.05.2017 tarih ve 30435 Nolu Resmi Gazetede yayımlanan ve ana tebliğde değişiklik yapan 4 nolu Tebliğ ile 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi “ç) Diğer maddeleri 1/10/2018 tarihinde” şekilde değiştirilmiş bu suretle 01/07/2018 tarihi 1 Ekim 2018 olarak ötelenmiş ve düzenlemenin tüm Türkiye’de uygulanmaya başlama süresi bu tarihe ertelenmiştir.

Bu kez 27.10.2018 tarih 30578 sayılı Resmi Gazete yayımlanan tebliğ değişikliği ile, Kırşehir, Amasya, Bartın ve Çankırı illeri merkez ve ilçelerinde bulunan mükellef/işverenler tarafından pilot olarak uygulanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi uygulamasına devam edileceği, uygulamanın tüm Türkiye’de uygulanmasına ise 01/07/2019 tarihi itibarıyla başlayacağı kararlaştırılmıştır.

Pilot illerde yapılan uygulamalarda ortaya çıkan aksaklıklar dikkate alınarak, her iki beyan ve bildirimin birleştirilmesi işlemleri esnasından öngörülenden fazla teknik sorunla karşılaşıldığı ve o sebeple uygulamanın genelleştirilmesinin ertelendiği düşünülmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-25 31/10/2018 Tarihli ve 287 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlandı

Bülten: 2018/25
31.10.2018

31/10/2018 Tarihli ve 287 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlandı

31 Ekim 2018 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Karar ile;

– Konut ve işyerlerine ilişkin tapu işlemlerinde uygulanan tapu harcı oranının toplamda yüzde 3 olarak uygulamasına yıl sonuna dek devam edilmesine karar verildi.

– Konut ve işyeri teslimlerindeki KDV oranının %18’den % 8’e indirilmesi uygulamasına yıl sonuna kadar devam edilmesine karar verildi.

– Mobilya sektöründe KDV oranı yıl sonuna yüzde % 18’den % 8’e indirildi.

– Ticari araçlarda KDV oranı yıl sonuna kadar %18’den yüzde %1’e indirildi,

– Binek otomobillerdeki ÖTV uygulamasında 15’er puana kadar indirim yapıldı.

– Beyaz eşya sektöründe ÖTV oranlarını yıl sonuna kadar sıfırlandı.

Konu başlıkları itibariyle detaylar aşağıdaki gibidir;

1-    Konut Ve İşyerlerine İlişkin Tapu İşlemleri Esnasında Alınan Tapu Harcı Oranındaki İndirimin Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

30/04/2018 tarih ve 2018/11674 sayılı Kararname ile 492 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na bağlı (4) sayılı tarifenin “1-Tapu İşlemleri” başlıklı bölümünün 20/a fıkrasında sayılan tapu işlemleri üzerinden “binde 20” nispetinde alınan tapu harcı, konut ve işyerlerinde (kat irtifakı tesis edilmiş olanlar dahil) “31/10/2018” tarihine kadar “binde 15” olarak belirlenmişti. Bu defa 2018/11674 sayılı kararda yer alan “31/10/2018” tarihi “31.12.2018” olarak değiştirilmiştir.

Bu durumda normalde (kat irtifakı tesis edilmiş olanlar dahil) konut ve işyerine ilişkin tapu işlemleri üzerinden tapu devri esnasında alıcı ve satıcı için ayrı ayrı olmak üzere “binde 20” olarak alınan tapu harcı, 2018 yılının sonuna kadar “binde 15” olarak alınmaya devam edilecektir.

Kanuni oran alıcı ve satıcı için ayrı ayrı olmak üzere binde 20 olup ticari teamüller gereği genellikle tapu harcı alıcılar tarafından ödenmektedir.  O sebeple de uygulamada alıcıların ödediği toplam vergi yükü “binde20 + binde 20 = binde 40” olmakta bu da % 4 olarak ifade edilmektedir. Bu düzenleme ile toplamda % 4 olan vergi yükü yıl sonuna kadar % 3 olarak uygulanmaya devam olunacaktır.

2-    Konut ve İşyeri Teslimlerindeki Katma Değer Vergisi Oranı İndirim Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın geçici 3’üncü maddesinde yer alan “31/10/2018” ibaresi  “31/12/2018” olarak değiştirilmiştir.

Öncesinde 5 Mayıs 2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karara Geçici 3’üncü Madde eklenmiş ve bu düzenleme ile “31/10/2018” tarihine kadar konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranının %18 yerine %8 olarak uygulanması kararlaştırılmıştı.

Son durum itibariyle, 2018 yılının sonuna kadar konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranı % 8 olarak uygulanmaya devam devam edilecektir.

Diğer taraftan bu değişiklik %8 ve %18’lik orana tabi konut teslimleri için geçerli olup öteden beri %1 oranında KDV’ye tabi olan konut satışları bu değişiklikten etkilenmemektedir. Nitekim net alanı 150 metrekarenin altındaki olan ve aşağıda aranan özellikleri taşıyan konut teslimleri, eskiden olduğu gibi halen %1 oranında KDV’ye tabidir.

Buna göre; Yapı ruhsatı 01.01.2013- 31.12.2016 tarihleri arasında alınmış bulunan konut inşaatı projeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla bunların iştirakleri tarafından ihalesi 01.01.2013-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan konut inşaatı projelerindeki net alanı 150 metrekarenin altında olan ve,

  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirler dışında olan,

 

  • 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki,

 

  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılmayan,

 

  • Lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere inşa edilen konutlarda yapı ruhsatının alındığı tarihte üzerinde yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine istinaden tespit edilen arsa birim metrekare değeri; 500 TL’den az (500 TL hariç) olan, konutlar ile yapı ruhsatı 1.1.2013 tarihinden önce alınmış bulunan,

konutların tesliminde KDV oranı %1 olarak uygulanmaya devam edilecektir.

3-    Mobilya Sektöründe KDV Oranı Yıl Sonuna Kadar % 8 Olarak Uygulanacaktır

Kararın 3’üncü Maddesinde, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere Karara ekli (1) sayılı cetvelde yer alan malların tesliminde katma değer vergisi oranı % 8 olarak belirlenmiştir.

Karar eki (I) sayılı cetvelde ise mobilya sektöründe yer alan ürünlerin olduğu görülmekte olup bu durumda yıl sonuna kadar mobilya sektöründe (Karar eki I sayılı cetvelde yer alan ürünlerde) KDV oranı %8 olarak uygulanacaktır.

Diğer taraftan maddenin ikinci bendine göre, mükellefler indirimli orana tabi işlemlere ait iade hesabına bu madde kapsamında teslim ettikleri mallar nedeniyle yüklendikleri malları dahil edemeyeceklerdir.

4-    Ticari Araçlarda KDV Oranı Yıl Sonuna Kadar %1 Olarak Uygulanacaktır

Kararın 4’üncü Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, (8701.20, 87.02, 87.04, 87.05 G.T.İ.P. numaralı) bazı ticari araçların tesliminde katma değer vergisi oranı % 1 olarak belirlenmiştir.

Benzer şekilde mükellefler indirimli orana tabi işlemlere ait iade hesabına bu madde kapsamında teslim ettikleri mallar nedeniyle yüklendikleri malları dahil edemeyeceklerdir.

5-    Binek Otomobillerin ÖTV Oranlarında Yıl Sonuna Kadar % 15’e Varan Oranlarda İndirime Gidildi

Kararın 5’inci Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, 06/06/2002 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numaralı malların vergi oranları Karara ekli (2) sayılı cetvelde yer aldığı şekilde belirlenmiştir.

Bahsi geçen ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numaraları malların ise binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar olduğu görülmektedir.

Değişiklikten önceki oranlar ile Kararda yer alan ve 31/12/2018 tarihine kadar geçerli geçici oranlar karşılaştırıldığında esas olarak insan taşımak üzere tasarlanmış binek otomobil ve benzeri araçların ÖTV oranlarında indirime gidildiği görülmüştür.

En dikkat çeken durum ise indirim motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyenlerde olup bu özellikteki araçlarda %15’e varan oranlarda ÖTV indirimine gidildiği görülmüştür.

6-    Yıl Sonuna Kadar Beyaz Eşyada ÖTV Oranı Sıfırlandı

Kararın 6’ıncı Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, yine 06/06/2002 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede yer alan mallardan, Karar eki (3) sayılı cetvelde yer alan malların özel tüketim vergisi oranları %0 (sıfır) olarak belirlenmiştir.

Bahsi geçen Karar eki (3) sayılı cetvel incelendiğinde cetvelde yer alan malların klima cihazları, buzdolapları, dondurucular ve diğer soğutucu ve dondurucu cihazlar, gazla çalışan anında su ısıtıcılar, termosifonlar, çamaşır makinası, elektrikli süpürge, bir kısım elektrikli ısıtıcılar gibi temel beyaz eşyalar olduğu görülmektedir.

Bu ürünler daha önce % 6,7 onanında ÖTV’ye tabi idi. Bu durumda, listede yer alan ve genel olarak beyaz eşya olarak adlandırılan ürünler için yıl sonuna kadar ÖTV oranı sıfırlanmıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”