Bülten: 2019-30 KDV İadesi Alacağınızın Yarısı On İş Günü İçinde Banka Hesabınızda

Katma Değer Vergisi (KDV) iadelerinde ödeme sürecinin hızlandırılmasına ait belirlenen şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak 2019 ve sonrasındaki KDV iade alacak işlemlerinden kaynaklanan “Yeminli Mali Müşavir KDV İadesi Tasdik Raporu” ile talep edilen KDV iade taleplerinin yüzde 50’si 10 iş günü içinde mükellefe iade edilecek.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı.

2019/Mart başından itibaren yürürlüğe giren düzenleme ile Yeminli Mali Müşavir (YMM) KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler bölümüne “KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması” eklendi.

Buna göre, ilgili şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak 2019 ve sonrasındaki işlemlerinden kaynaklanan, belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri, aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla “KDVİRA” sistemi tarafından sorgulanacak. Sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının yüzde 50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilecek.

Tebliğde, söz konusu düzenlemeden yararlanacak mükellefler için aranacak şartlar ise şöyle sıralandı:

  1. a) En az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması,
  2. b) Daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması,
  3. c) Kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin;

– Özel esaslara tabi olmaması, 

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması,

ç) Tebliğin (IV/A-6.) bölümünün birinci paragrafının (iv) ayrımı ve üçüncü paragrafı kapsamında iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması.

 

KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade yapılmasını müteakip, iade talebinin tamamına yönelik olarak KDVİRA sistemi tarafından üretilen KDV İadesi Kontrol Raporuna ilişkin kontroller, YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna ilişkin kontroller ile vergi dairesince yapılması gereken diğer kontroller genel usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Mükellefin kalan iade tutarı bu kontrol ve değerlendirmeler sonucuna göre yerine getirilir.

 

HİS ve İTUS sahibi mükelleflerin bu uygulamadan yararlanması mümkündür. Ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün değildir. HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılması da mümkün değildir.”

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-29 7162 sayılı Kanun ve 306 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile Yapılan Değişilik Sonrası Küçük Esnaf Muaflığı

Gerçek kişilerin gelirlerinin vergilendirilmesine yönelik 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunumuzda, gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içerisinde elde etmiş olduğu kazanç ve iratların safi tutarı olarak  tanımlanmış ve aynı Kanunda tanım kapsamında vergilendirilebilir kaynaklar 7 ayrı unsur altında sınıflandırılmıştır. Böylece gerek verginin tabana yayılması ve derinlik kazanması gerekse maliye politikası amacı olarak bir kısım sektörlerin zamanın koşullarına göre geçici yahut sürekli olarak teşvik edilebilmesi yahut tam tersine bir kısım sektörlerin kontrol ve baskı altında tutulabilmesi için mükellef veya mükellef grupları itibariyle farklı vergi politikası uygulanmasına ortam hazırlanmıştır.

Buna uygun olarak her bir gelir unsurundan elde edilen safi kazancın tespit yöntemleri, her bir kazanç unsuruna ilişkin muafiyet şartları ve istisna tutarları ile birbirinden bağımsız faaliyetler kapsamında elde edilen bu gelir unsurlarına yönelik defter tutma, beyan ve bildirimde bulunma, tevkifat yapma vb bir takım yükümlülükler ve sorumuluklar ayrı ayrı belirlenmiştir.

Örneğin en yaygın gelir unsuru olan ticari kazanç için basit usul ve gerçek usul olmak üzere iki farklı vergilendirme yöntemi belirlenmiş, gerçek usulde vergilendirme yöntemi için ise işletme hesabı esası ve bilanço esası olmak üzere tekrar iki farklı tespit yöntemi benimsenmiştir.

Ticari kazançta üçüncü bir yöntem olarak ise “vergilendirmeme yöntemi” sayılabilir. Şöyle ki, Kanunda yer alan esnaf muaflığı düzenlemesi ile; belirli şartları taşıyan, küçük esnaf olarak tanımlanabilecek yahut unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş, teknolojik gelişmeye ve kuşaklar arası farklılığa yenik düşmek üzere olan ancak kültürel miras olarak yaşaması ve yaşatılması gereken bir takım zanaat ve sanat faaliyetlerini ifa eden mükelleflerin tamamen vergi dışı bırakılmak suretiyle vergilendirilmemesi, bu suretle diğer teşviklere ilaveten vergi politikası aracılığıyla da bu mesleklerin yaşaması ve güçlenmesine destek olunması amaçlanmıştır.

Nitekim Gelir Vergisi Kanununda yer alan yedi gelir unsurundan biri olarak, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak tanımlanmış olup, bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki ortak özellikleri taşıyor olması gerekmektedir. Bunlar;

– Faaliyetin yerine getirilmesinin sermaye ve emeğe dayanıyor olması,

– Faaliyetin devamlı olması (Bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık olduğu varsayılacaktır),

– Gelir getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde yapılmış olması (İşyeri açma, işçi çalıştırılması, ticaret siciline kaydolunması vb.),

– Müessesenin, ticari ve sınai bir müessese şekil ve mahiyetinde olması,

şeklinde sıralabilir.

Diğer taraftan yine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “vergiden muaf esnaf” başlıklı 9. maddesine göre, ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.

  1. Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç)
  2. Bir işyeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hammallar gibi küçük sanat erbabı.
  3. Köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir işyeri açmak suretiyle yapanlardan 47 nci maddede yazılı şartları haiz bulunanlar (51 nci madde şümulüne girenler bu muafiyetten faydalanamazlar).
  4. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil) kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtaları işletenler; hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler, birlikte yaşıyan eşlerle velayet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir).
  5. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler.
  6. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden (0/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile elenen ibare) satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.
  7. Ticari işletmelere ait atıkları mutat olarak veya belli aralıklarla satın alanlar hariç olmak üzere, bir işyeri açmaksızın kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak suretiyle her türlü hurda maddeyi toplayarak veya satın alarak bu malların ticaretini yapanlara veya tekrar işleyenlere satanlar.
  8. Bu Kanunun 47 nci maddesinde yer alan şartları (basit usule tabi olmanın genel şartlarına) haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar.
  9. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinden üretilen elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlasını son kaynak tedarik şirketine satanlar (Bu bendin uygulanmasında üçüncü fıkra hükmü dikkate alınmaz.).
  10. Yukarıdaki bentlerde sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri Maliye Bakanlığınca kabul edilen ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler.

Anlaşılacağı üzere yukarıda yer alan ticari faaliyetlerde bulunanlar gelir vergisinden muaf olup tamamen vergi dışıdırlar. Bu şartları taşıyan mükelleflerin, yapmış oldukları faaliyetleri verginin konusuna ve kanunun kapsamına giriyor olmakla birlikte,  şartları korudukları sürece; hiçbir şekilde bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlardan dolayı vergilendirilemezler, ayrıca bu faaliyetlerine yönelik olarak işe başlama, işi bırakma, adres değişikliğini bildirme, defter tutma, belge bastırma ve düzenleme, beyanname verme, tevkifat yapma vb beyan, bildirim ve yükümlülükler atlıma girme görev ve sorumluluklarında da muafiyet ve kolaylıklar bulunmaktadır.

Diğer taraftan ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usûlde velir vergisine tâbi olanlar ile yukarıda sayılan işleri velir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar da esnaf muaflığından faydalanamazlar.

Esnaf muaflığı şartlarını topluca taşıyanlar bu muaflıktan yararlanabilmek için ilgili esnaf odasına kayıt olmak ve durumlarını tevsik etmek suretiyle belediyeden “Esnaf Muaflığı Belgesi” almak zorundadırlar.

Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yoklamaya yetkililer veya yoklamaya yetkililerle birlikte belediye zabıtalarınca müştereken yapılan denetimlerde, vergiden muaf esnafın bir takvim yılı içinde bir defa mal alış ve giderlerine ilişkin belgeleri yanında bulundurmadığının veya bulundurduğu belgenin satışını yaptığı mal ve hizmetle ilişkisinin olmadığının tespiti halinde, “Esnaf Muaflığı Belgesi” iptal edilir. Belgesi iptal edilenlerden muaflık şartlarını taşıyanlar, aynı faaliyete devam etmek istemeleri halinde yeniden belge almak zorundadırlar.

Bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak, milli piyango bileti satanlar ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilerin mallarını iş akdi ile bağlı olmaksızın bunlar adına kapı kapı dolaşmak suretiyle tüketiciye satanlar yukarıdaki şartlarla sınırlı olmaksızın gelir vergisinden muaftır.

Esnaf muaflığına ilişkin şartları taşıyanlara talepleri halinde vergi dairesince Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verilir. Bu belgenin şekil ve muhtevasının tayin ve tespiti ile iptali ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur. Diğer bir ifade ile esnaf muaflığından faydalananlar tarafından Gelir Vergisi Kanununun 94. Maddesinde sayılan kişi ve kurumlara mal ve hizmet teslimi yapılması durumunda, bu teslimleri dolayısıyla kendilerine yapılan ödemeler üzerinde ödeme yapanlarca tevkifat yapmak zorunlu olup yapılan bu tevkifatın geri iadesi de söz konusu değildir.

Yukarıda kanuni terimlere bağlı kalınarak özetlediğimiz esnaf muaflığı, getiriliş mantığına uygun olarak, günün koşullarına göre, gelişen ve değişen ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel şartlara göre sürekli güncellenmiş, canlı tutulmuştur.

Örneğin yukarıda yer alan 1. bendin parantez içi hükmü; “(Halı, kilim, battaniye, mensucat, trikotaj, saat, kıymetli maden ve madeni eşyalar gibi değeri yüksek olan maddeleri perakende olarak satanlarla, giyilecek eşya, gıda ve her türlü bakkaliye maddelerinin pazar takibi suretiyle satışını mutat meslek haline getirenler hariç)” şeklinde iken, 22/7/1998 tarih ve 4369 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile  (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç) şeklinde değiştirilmiş, bu suretle günün ekonomik, sosyolojik, kültürel şartlarına göre bent kapsamında esnaf muaflığından faydalananların faaliyet alanları değiştirilmiştir.

Yine 2008 yılında bent numaraları kaydırılarak araya eklenen (yukarıdaki son haliyle yer alan) 7. bent ile sosyolojik ve toplumsal bir gerçeğimiz olan; demirden yapılmış ve üzerinde telisten haznesi bulunan, iki adet tekeri olan ve insan gücüyle çekilerek hareket ettirilen motorsuz aparatlar ile kağıt vb hurda toplayan, ekmeğini ve geçimini çöpten ve sokaklardan çıkartan “kağıt topayıcıları” olarak adlandırılan emekçilerin esnaf muaflığı kapsamında oldukları ve bu suretle vergi dışı kaldıkları hususuna açıklık getirilmiştir.

Benzer şekilde 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle (8) numaralı bentten sonra gelmek üzere yukarıda yer alan haliyle (9) numaralı bent eklenmiş ve eski (9) numaralı bent (10) numaralı bent olarak teselsül ettirilmiş ve yapılan bu değişiklikle, el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanların basit usule tabi olmanın şartlarını taşıyor olsalar dahi (işletme büyüklüğü ölçüleri itibariyle işletme hesabı esası sınırlarına girmedikleri sürece) esnaf muaflığından faydalanmaya devam etmelerine imkan tanınmıştır.

Teknolojik gelişmeye dayalı değişikliğe örnek olarak, yine 7103 sayılı Kanunla maddeye eklenen 9 numaralı bent ile, binaların çatı ve cephelerine kurulan sistemler vasıtasıyla yapılan elektrik üretimini teşvik etmek amacıyla bu şekilde elektrik enerjisi üretimi yapanların faaliyetinin vergi dışı bırakılmak suretiyle desteklenmesi sağlanmıştır.

En son olarak, 18/1/2019 tarihli ve 7162 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 6. bentte yer alan “işyeri açmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden” ibaresi eklenmiştir. Böylece evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, (elekrik motoru vb) hareketli kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanların, satış tutarlarının belirlenen rakamsal tutarları aşmaması şartıyla esnaf muaflığından faydanlamaya devam edebilecekleri hususuna açıklık getirilmiştir.

Nitekim bu suretle kanun metninde yer alan işyeri açmak suretiyle cümlesinin mefhumu muhalifinden hareketle, “işyeri açmak illa dükkan tutmakla olmaz, çağın koşulları gereği internet ortamında açılan web sitesi kanaatimce işyeri açmak hükmündedir, oysa bu işleri yapanların esnaf muaflığından faydalanabilmeleri için işyeri açmamış olmaları gerekir, o sebeple web sitesi üzerinden yapılan satış esnaf muaflığını bozar, o halde bu faaliyet üzerinden elde edilen kazanç vergilendirilmedir” şeklinde, vergi uygulayıcılarının yada idari yargıçların kanunun getiriliş amacını aşan görüş ve yorumlarının da önüne geçilmiş olunmaktadır.

En son olarak 15 Mart 2019 tarihli ve 30715 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 306)’nde 7161 ve 7162 sayılı Kanunlar ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan söz konusu değişiklikler ile ilgili açıklamalarda bulunulmuştur.

Konu başlığımıza yönelik olarak, bahsi geçen Tebliğin 4, 5, 6 ve 7. Maddelerinde “İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Yapılan Satışlarda Esnaf Muaflığı” başlığı altında 18/1/2019 tarihli ve 7162 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanunun 9. Maddesinde yapılan  değişiklik işlenmiştir. Tebliğde yapılan açıklamalar özetle aşağıdaki gibidir.

Evlerde üretilen ürünlerin satışında esnaf muaflığı

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında, evlerde kendi el emekleri ile imal ettikleri ürünleri bir işyeri açmaksızın satanlar, esnaf muaflığından faydalanabilmektedirler.

Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için;

– İmal edilen ürünlerin, 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında olması,

– Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletlerin kullanılmaması,

– Dışarıdan işçi çalıştırılmaması,

– Ürünlerin işyeri açmaksızın satılması,

– Ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılmaması,

– Ürünlerin, ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival ve panayırlarda satılmaması,

– Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olunmaması,

– Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması gerekmektedir.

Ürünlerin; ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere, düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.

Evlerde üretilen ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlarda satışı

7162 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 30/1/2019 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların, evlerde imal ettikleri ürünleri, internet ve benzeri elektronik ortamlarda da satmaları halinde esnaf muaflığından faydalanmaları mümkün hale getirilmiştir.

Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması gerekmektedir.

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde sayılan ürün çeşitlerinden, birden fazlasının üretilerek internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması durumunda, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, her bir ürün cinsi için ayrı ayrı değil tüm ürünlerin toplam satış tutarı için geçerlidir.

Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının muafiyet kapsamında diğer şekillerde yapılması halinde, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, sadece internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlar için geçerli olup, diğer şekillerde yapılan satışlarda tutar sınırlaması bulunmamaktadır.

İnternet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içerisinde yapılan satışların ilgili yılda geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını geçmesi halinde, esnaf muafiyeti kaybedilecek ve izleyen takvim yılı başı itibarıyla gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir.

Örnek : 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (A), evinde ürettiği tarhana, erişte ve mantıları, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.

Bayan (A)’nın, 2019 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 25.000 TL, diğer satış tutarı ise 10.000 TL dir.

Bayan (A), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 25.000 TL, 2019 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 30.700,80 TL’yi aşmadığından, muafiyetten faydalanmaya devam edecektir.

Örnek : 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bay (B), evinde ürettiği hediyelik turistik eşyaları belediye tarafından belirlenen geçici bir stantta ve internet üzerinden satmaktadır.

Bay (A)’nın 2019 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 35.000 TL, diğer satış tutarı ise 15.000 TL’dir.

Bay (A), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 35.000 TL, 2019 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 30.700,80 TL’yi aştığından, muafiyetini kaybedecek ve 1/1/2020 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olacaktır.

Evlerde üretilen ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlarda satışında vergi tevkifatı ve belgelendirme

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin son fıkrasında, “Bu muaflığın, 94’üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş ve aynı fıkranın (13) numaralı bendinde vergiden muaf esnafa yapılan ödemeler tevkifat kapsamına alınmış olup, 9’uncu maddenin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden yapılacak tevkifat oranı 6/6/2012 tarihli ve 2012/3322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %2 olarak belirlenmiştir.

Tevkifat yapmakla sorumlu olanlar tarafından, 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında, vergiden muaf esnaftan internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden veya muafiyet kapsamında diğer şekillerde satın alınan mallar için yapılan ödemeler üzerinden, aynı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca %2 oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.

Esnaf muaflığından yararlananlardan yapılan alışların tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satın alınan mallar için yapılan ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.

Örnek: 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (C), evinde ürettiği hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça ve yapma çiçekleri, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.

Bayan (C), internet üzerinden ticari kazancı nedeniyle gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olan Bay (E)’ye 2.000 TL ve (F) A.Ş.’ye 3.000 TL lik satış yapmıştır.

Bay (E) ve (F) A.Ş. tarafından Bayan (C)’den satın alınan ürünlerin, gider pusulası veya gider pusulasında bulunması gereken bilgileri ihtiva eden banka dekontuna istinaden belgelendirilmesi ve yapılan ödemeler üzerinden 193 sayılı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca da gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-28 Vergiye Uyumlu Mükelleflerde Vergi İndirimi Uygulaması

Genel Olarak

Vergisini zamanında ödeyemeyen mükellefler için uygulanan gecikme zammı oranları her zaman reel faiz oranlarının üzerinde tutulmasına rağmen sık sık çıkarılan matrah artırımı, taksitlendirme, yapılandırma gibi af uygulamalarıyla gecikme zammı oranlarının yüksekliği caydırıcılğını yitirmekte ve bu da vergisini zamanında ödeyen mükellefler nezdinde kendisini kötü hissetme ve bir nevi pişmanlık duygusunun oluşmasına neden olmaktaydı.

Vergisini zamanında ödeyen, vergiye uyumlu mükelleflerde gelişen bu duyguların bir nebze olsun hafifletilebilmesi amacıyla 6824 Sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga mükerrer 121’inci maddesi başlığı ile yeniden düzenlenmiş ve 01/01/2018 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi getirilmişti. Akabinde 301 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile uygulamanın usul ve esaslarına ilişkin açıklamada bulunulmuştu.

Buna ilaveten 7162 sayılı Kanun ile 01/01/2019 tarihinden itibaren vergiye uyumlu mükelleflerin vergi indiriminden yararlanabilmeleri için uymaları gereken eksik ödeme sınırı 10 TL’den 250 TL’ye yükseltilmişti.

Düzenlemenin Uygulamasına İlişkin Esaslar

Vergi indirimi, gerekli şartları taşıyarak uyumlu mükellef kapsamına giren mükelleflerin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin % 5’inin, vergi dairesine ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Vergi indirimi uygulamasından sadece, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefleri ile (Finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç)  kurumlar vergisi mükellefleri  yararlanabilmekte olup KDV, Damga Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi Özel Tüketim Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi vb diğer vergilerde vergi indirimi uygulaması söz konusu değildir.

Bunun için;

– Son üç döneme ait vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süreleri içerisinde ödenmiş olması (Uygulamadan 2019 yılında faydalanmak için; 2016, 2017 ve 2018 yılları),

– Bu dönemlerde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması,

– 2018 Hesap Dönemi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi / Kurumlar Vergisi Beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı ve cezalar dahil 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,

– 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde sayılan kaçakçılık suçu fiillerinin işlenmemiş olması.

gerekmektedir.

Buna ilaveten;

– Vergi indiriminden yararlanılabilmesi için sadece gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin değil, KDV, muhtasar, damga vergisi gibi diğer verilmesi gereken tüm beyannamelerin yasal süresinde verilmesi ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden tüm vergilerin yasal süresinde ödenmesi gerekmekte olup her bir beyanname itibarıyla 250 Türk lirası’na kadar yapılan eksik ödemeler, ihlal anlamına gelmemektedir.

– Kanuni süresi içinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak, kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler vergi indiriminden yararlanılmasına engel teşkil etmemektedir.

– 2016, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatların indirimin hesaplanacağı 2018 yılı gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği süreden önce kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması ve diğer şartların da sağlanması kaydıyla vergi indiriminden yararlanılması mümkündür. Ancak, yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararları, uzlaşma veya düzeltme hükümleri ile kısmen ortadan kaldırılması durumunda ise indirimden yararlanılamamaktadır.

Hesaplanan indirim tutarı, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 1.200.000 Türk lirası ile sınırlı olup hesaplanan vergi indirimi tutarı, öncelikle bu beyannameler üzerinden ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilebilecektir. Vergi indirimi tutarının ödenmesi gereken vergiden fazla olması halinde ise kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilecek ancak bu süre içerisinde mahsup edilemeyen tutarlar mükelleflere iade edilmeyecektir.

Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, şartları taşımadığının sonradan tespiti halinde ilgili vergilendirme döneminde indirim nedeniyle alınmayan vergiler mükelleflerden istenilecek olup ancak geri alınacak bu tutara vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.

İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanın gerçek durumu yansıtmadığının, indirimden yararlanıldıktan sonra tespit edilmesi durumunda, yapılan tarhiyatların kesinleşmesi halinde de yine indirim nedeniyle alınmayan vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften istenilecektir.

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 301)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 307)’de Yer Alan Hususlar

15  Mart 2019 tarihli ve 30715 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 301)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 307) ile indirim şartlarının varlığı açısından dikkate alınmak üzere eksik ödeme sınırının 10 TL’den 250 TL’ye yükseltilmesine ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur.

Buna göre;

– 193 sayılı Kanunun 7162 sayılı Kanunla değişik mükerrer 121’inci maddesine göre, 2018 yılına ilişkin olup 2019 yılında ve sonraki dönemlere ilişkin verilecek gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde vergi indiriminden faydalanılıp faydalanılamayacağının tespitinde her bir beyanname itibarıyla 250 TL’ye kadar yapılan eksik ödemeler, söz konusu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartının ihlali anlamına gelmeyecektir.

– Diğer taraftan, ilgili vergi kanunu gereğince tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde terkin edilecek vergilerin, söz konusu şartların sağlanamaması durumunda, kanunlarında öngörülen tecil süresinin bitiminden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi halinde, tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartı ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

Konuya ilişkin olarak Tebliğde yer alan örnek aynen aşağıdaki gibidir;

Örnek 4: (L) A.Ş., 2018 hesap dönemine ilişkin olarak 25/4/2019 tarihinde vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini vadesinde ödemiştir.

(L) A.Ş., 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin tüm vergi beyannamelerini kanuni süresi içerisinde vermiş ve 2017 yılı Mayıs ayına ilişkin verilen muhtasar beyanname üzerine tahakkuk eden 33,90 TL’lik vergi hariç, tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemiştir.

Buna göre, diğer şartların da sağlanmış olması kaydıyla, Mayıs 2017 dönemine ait muhtasar beyannameye ilişkin tahakkuk eden 33,90 TL’lik verginin süresinde ödenmemesi, (L) A.Ş.’nin vergi indiriminden yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.”


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-27 Uçak ve Uçak Simülatörlerinde Faydalı Ömür Süresi 10’dan 25 Yıla Çıkartıldı

09/03/2019 tarih ve 30709 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 333)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 506) ile amortismana tabi iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin ve normal amortisman oranlarının yer aldığı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 333)’nin ekinde yer alan listenin 6.12. ve 6.12.1 satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve listeye 6.12.1. satırından sonra gelmek üzere 6.12.2. satırı eklenmiştir.

Eski halinde; uçak ve helikopterler ile uçak simlatörleri için faydalı ömür 10 yıl yahut normal amortisman oranı %10 iken, yapılan değişiklik sonrası tablonun 6.12.1. satırında yer bulan uçak ve uçak simülatörlerinde faydalı ömür 25 yıl ve normal amortisman oranı ise %4 olarak yeniden belirlenmiştir.

Tablonun 6.12.2. satırına alınan helikopterler için ise faydalı ömür 10 yıl olarak aynen korunmuştur.

Bahsi geçen satırların önceki ve sonraki hali aşağıdaki gibidir;

Eski Hali Yeni Hali
No Amortismana Tabi İktisadi Kıymetler Faydalı Ömür (Yıl) Normal Amortisman Oranı No Amortismana Tabi İktisadi Kıymetler Faydalı Ömür (Yıl) Normal Amortisman Oranı
6.12. Uçak ve helikopterler 10 % 10,00 6.12. Uçak ve helikopterler
6.12.1. Uçak simülatörleri 10 % 10,00 6.12.1. Uçak ve uçak simülatörleri 25 % 4,00
6.12.2. Helikopterler 10 % 10,00

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-26 2018 Yılında Elde Edilen Kira Gelirlerinin Beyanına İlişkin Özellikli Durumlar

Bilindiği üzere bir takvim yılı boyunca elde edilen gelir ve kazançlar, bir sonraki yılın Mart ve Nisan aylarında beyan edilmekte, beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiler ise yine takip eden yılda beyanname verilmesini müteakip iki taksit halinde ödenmektedir.

Bu kapsamda 2018 yılında elde edilen ve 2019 Mart döneminde beyanı gereken kira gelirlerine ilişkin özellikli durumlar aşağıda özetlenmiştir.

  1. Kira Geliri Nedir?

Mevcut vergi sistemimizde halen uygulanmakta olan vergi kanunlarımız, kaynağına göre; gelir üzerinden alınan vergiler, harcama üzerinden alınan vergiler ve servet üzerinden alınan vergiler şeklinde gruplandırılabilir.

Gelir üzerinden alınan vergilere ilişkin ana vergi kanunu olan Gelir Vergisi Kanunumuzun 1. maddesinde “Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içerisinde elde etmiş olduğu kazanç ve iratların safi tutarıdır.” şeklinde tanımlanmış olup tanımda yer alan her bir kelimenin lafzından geniş manası vardır. Örneğin “bir gerçek kişi” kalıbından kasıt, insandır. İnsan dışındaki bir kişinin geliri vergilendirilemez, mesela tasarımcısı belli olmayan bir çizgi film kahramanı olan “Keloğlan” üzerinden oluşan kazancın, bu soyut ve canlı dahi olmayan varlık tarafından elde edildiği gerekçesiyle üzerinden vergi alınamaz. Gelirin bir anneden doğma, TC numarası, pasaport yahut benzeri belgeye sahip olabilme imkanı ve ihtimali olan 1 insan tarafından elde edilmiş olması gerekmektedir. 1’den fazla kişinin bir araya gelmesi sonucu oluşan ortaklıktan elde edilen kazanç, mevcut yasalara göre vergilendirilemez, ancak ve ancak ortaklığın kazancı kişilere hisseleri oranında pay edilerek her 1 kişinin kazancı ayrı ayrı vergilendirilebilir.

Tanımda yer alan “bir takvim yılı” ise 365’er günlük zaman dilimini ifade eder. Bu, “01 Ocak – 31 Aralık” tarihleri arası olabileceği gibi okullar için eğitim dönemi, çiftçiler veya turizmciler için sezon dikkate alınarak 365 günlük zaman diliminin başlangıç ve bitiş tarihleri farklı olarak belirlenebilir.

“Kazanç ve iratlar” , Kanunun 2. Maddesinde tek tek sayılmış olup bunlar; 1. Ticarî kazançlar, 2. Ziraî kazançlar, 3. Ücretler, 4. Serbest meslek kazançları, 5. Gayrimenkul sermaye iratları, 6. Menkul sermaye iratları, 7. Diğer kazanç ve iratlar şeklinde yedi adettir.

Bu unsurların herhangi birinden elde edilmeyen gelir üzerinden gelir vergisi alınamaz. En klasik örnek, kumardan elde edilen kazanç bu unsurlardan hiç birisi ile ilişkilendirilemez ve kumar geliri üzerinden maalesef gelir vergisi kanununa göre gelir vergisi alınamaz.

Tanımda yer alan “safi tutar” ’dan kasıt, bir unsurdan elde edilen hasılattan o hasılatın elde edilmesi için yapılan masrafların düşülmesi, buna ilaveten varsa şayet diğer bazı unsurlardan elde edilen zararın düşülmesi yahut aynı yada başka kanunlarla düşülmesine izin verilen bir takım kişisel tasarrufların düşülmesi ve kalan net tutar üzerinden vergi alınmasıdır. Örneğin aylık 2.500 TL kira geliri elde edilen bir kişinin geliri yıllık 30.000 TL’dir derken buradaki otuzbin lira hasılatı ifade eder. Üzerinden vergi alınacak gelir için ise safi tutara ulaşmak, bunun  için de brüt hasılattan bir takım gider ve indirimleri düşmek gerekecektir.

Yukarıda sayılan her bir gelir unsuruna ilişkin kazancı “elde etme” yöntemi ise farklılık arz eder. Benzer şekilde her bir unsur itibariyle, o unsurdan elde edilen gelirin safi tutarının belirlenmesi yöntemi de farklılık arz eder.

Bir diğer husus, bu yedi gelir unsurunun gerçek kişiler haricinde, kurumlar vergisi kanununda sayılan mükellefler tarafından elde edilmiş olması durumunda, bu kazançlar gelir vergisinin kapsamından çıkar ve bir diğer gelir üzerinden alınan vergi türü olan kurumlar vergisinin kapsamına girer. Örneğin bir doktor özel muayenehanesinde doktorluk yapıp, kazancının bir kısmını bankaya yatırıp kalan kısmı ile de ev alıp kiraya vermesi durumunda sırasıyla “serbest meslek kazancı”, “menkul sermaye iradı” ve “gayrımenkul sermaye iradı” elde etmişken, aynı doktorun tek kişilik limitet şirket kurarak aynı faaliyetleri şirket ünvanı adı altında yapması durumunda elde ettiği muayene ücreti, faiz geliri ve kira gelirinin tamamının adı “kurum kazancı” olarak değişir ve bu kazançların hesaplama beyan ve bildirim yöntemi artık kurumlar vergisi kanunu ile belirlenen esaslara tabi olur.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirler yukarıda sayılan yedi gelir unsurundan “gayrimenkul sermaye iradı” olarak ifade edilen unsurun kapsamına girmekte olup bu gelirler belirli koşullarda gelir vergisine tabi tutulmaktadır. Bahsi geçen mal ve haklar kanunda; “arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar, ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı, voli mahalleri ve dalyanlar, gayrimenkullerin ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı, demirbaş eşyası ve döşemeleri, gayrimenkul olarak tescil edilen haklar, arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı, alametifarika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar, telif hakları, gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları, motorlu nakil ve cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve tesisat ile bunların eklentileri” tek tek sayılmış olup kira gelirine konu mal ve hakların; “sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri ile kiralanmış bir mal veya hakkın kiraya verilmesinden gelir elde eden kiracılar” gayrimenkul sermaye iradı yönünden mükellef kabul edilmektedirler.

Özetle, gayrımenkul sermaye iradı, yukarıda sayılan mal ve hakların yine yukarıda sayılı kişiler tarafından kiraya verilmesinden elde edilen gelir olup halk arasında ise kira geliri deyince akla sadece ev ya da işyeri kirası gelir. Oysa, arabanın kiralanması, geminin kiralanması, telif hakkının kiralanması gibi diğer bazı yaygın kiralama şekillerine ilaveten kanun maddesinde tek tek sayılan mal ve haklardan elde edilen gelir (gayrımenkul sermaye iradı) kira geliri olarak kabul edilmektedir.

  1. Kira Geliri Ne Zaman ve Nasıl Elde Edilmiş Sayılır?

Önceki bölümdeki gelirin tanımı içerisinde yer alan son kavram “elde etme” kavramı olup yedi gelir unsurunun her biri itibariyle gelirin elde edilmiş sayılması farklı kabule tabidir.

Örneğin, yaygın bilinen serbest meslek kazancının tahsil esasına tabi olduğudur. Serbest avukat yahut serbest (özel muayenehanesi olan)  doktor, verdiği hizmetten elde ettiği gelirinin vergisini hizmeti verdiği yıl değil, hizmetin parasını tahsil ettiği yıl beyan eder.

Benzer şekilde, kira gelirinde de kısmi tahsil esası geçerlidir. Kira geliri için tahsilden kasıt, o gelir üzerin hak sahibinin tasarrufta bulunabilme imkanına kavuşmasıdır. Tahsilat nakit olabileceği gibi nakit benzeri değer yahut ayni bedel de olabilir. Kısaca kiracının borcunu azaltan her türlü hak devri tahsilat olarak kabul edilir. Bu; para, altın, çek, döviz olabileceği gibi kimi zaman kira karşılığı alınan mobilya, yahut kiracı doktora olunan muayene, kiracı psikoloktan alınan danışmanlık hizmeti yahut kiracının otelinde yapılan tatil olabilir.

Asıl vurgulanması gereken husus, kira geliri açısından; o yıla yada geçmiş yıllara ilişkin yapılan tahsilat, tahsilatın yapıldığı yılın geliri sayılır. Ancak gelecek yıllara ilişkin peşin tahsil edilen kiralar ise tahsilatın yapıldığı yılın değil ilgili olduğu yılın geliri olarak beyan edilir. Örnekle açıklayacak olursak; 2016, 2017, 2018 yılları için toplam 30.000,00 TL kira geliri 2018 yılında tahsil edildiğinde 30.000,00 TL’nin tamamı 2018 yılının geliri olarak beyan edilir. Ancak 2018, 2019 ve 2020 yılları için 2018 yılında 30.000,00 TL tahsil edilmesi durumunda bunun 10.000,00 TL’si 2018 yılında 10.000,00 TL’si 2019 yılında ve kalan 10.000,00 TL’si de ait olduğu yıl olan 2019 yılının kazancı olarak ilgili yılın beyannamesi ile beyan edilir.

Bir diğer husus, gayrımenkulün mesken (konut, oturmak yaşamak için ev) olarak kiraya verilmesi durumunda ister aylık, ister günlük haftalık, isterse yıllık olsun, kira tutarının 500,00 TL ve üzeri olması durumunda mutlaka bankaya yatırılmak yada PTT yoluyla ödenmesi zorunluluğu vardır. İşyerlerinde ise tutar sınırlaması olmaksızın her türlü işyeri kirasının banka ve PTT aracılığıyla ödenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Aksi halde, tespiti halinde her bir ödeme için ödenmesi gereken tutarın %5’i oranında cezaya muhatap olunma durumu söz konusudur.

  1. Ev Kirasız Para Faizsiz Olmaz

Vergilemenin temel mantığı gereği, Devletin egemenlik sahası içerisindeki kazançtan vergi alması esastır ve bu anayasal bir yetkidir. O sebeple kişinin şahsi kazancı aynı zamanda devlet payını da içerir. Kazancının içerisindeki Devlet payını hesaplayıp beyan etmek ve vergi adı altında ödemek ise kazancı elde eden kişinin (mükellefin) yükümlüğündedir. O sebeple kişinin, sahibi olduğu gayrımenkulü (kanunla tanınan istisnalar haricinde) üçüncü kişilere kira almadan tahsis etmesi yahut emsaline nazaran düşük kira bedeli alarak kiralaması hakkı elbette her zaman mevcuttur. Ancak böyle durumlarda eğer piyasa şartlarına uygun şekilde o gayrıkenkulü kaça kiralaması gerekir idiyse, devletin payını (vergiyi) o bedel üzerinden hesaplaması gerekir. Bu durum mali literatürde “ev kirasız, para faizsiz olmaz” şeklinde kabul görmüştür. O sebeple kişi, “ben asker arkadaşımın şirketine 500.000,00 TL karşılıksız borç verdim, o da benden kira almıyor” deme hakkına sahip değildir. Böyle durumlarda para sahibi emsal faiz üzerinden faiz kazancını hesaplayıp beyan etmek, mülk sahibi de emsal kira bedeli üzerinden kira gelirini beyan edip vergisini ödemekle mükelleftir.

Nitekim Kanun koyucu örf adet yahut devlet hizmeti gereği bu duruma bir takım istisnalar getirmiştir. Buna göre bazı durumlarda emsal kira aranmaz, bunlar şu şekildedir;

– Boş kalan gayrimenkullerin korunması amacıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması.

– Binaların mal sahiplerinin çocuklarının, anne ve babalarının veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi (Ancak, bu kimselerin her birinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmişse bu konutların yalnız birisi için emsal kira bedeli hesaplanmaz. Örnek olarak, mal sahibi baba, çocuğunun ikametine iki adet gayrimenkul tahsis etmişse sadece bir adet gayrimenkul için emsal kira bedeli hesaplanmayıp diğeri için emsal kira bedeli hesaplanacaktır.).

– Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi.

– Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalar.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, “çocuk, anne, baba” kavramı kanunda usul füru olarak tanımlanmış olup bu da alt soy yada üst soy olarak ta ifade edilir. Bunların ortak özellikleri ise aralarında kan bağının olmasıdır.  Kaynana Vergisine Dikkat!  Oysa kaynana ile damadı arasında kan bağı yoktur. Kaynana damadın evinde (damadı kızı ve torunları ile birlikte) oturursa kaynana için emsal kira hesaplanmaz, ancak damat kaynanasına diğer boş bir evini tahsis eder ise şayet, kaynanasına tahsis ettiği evi eğer başkasına kiraya vermiş olsaydı kaça kiraya verir idiyse, o emsal bedel üzerinden gelir beyan edip bunun vergisini ödemekle mükelleftir.

Özetle ev kirasız olmaz, gayrımenkul sermaye iradına konu bir mal veya hak (yukarıda sayılan istisnalar hariç) bedelsiz yada düşük bedelle başkasının kullanımına tahsis edilemez. Böyle durumlarda,  kiraya verilen bina ve arazilerde emsal kira bedeli, varsa yetkili özel makamlarca veya mahkemelerce saptanmış kira bedelidir. Bina veya arazi dışında kalan mal ve haklarda ise emsal kira bedeli, bunların maliyet bedelinin %10’udur. Bu bedel bilinmiyorsa, Vergi Usul Kanunu’nun servetlerin değerlemesi hakkındaki hükümlerine göre belli edilen değerlerinin %10’udur.

Örneğin damadı, 2018 yılında emlak vergisi değeri 500.000 TL olan bir apartman dairesini bedelsiz olarak kaynanasına tahsis etmesi durumunda (500.000 x %5) = 50.000 TL emsal kira bedelini sanki fiilen tahsil etmiş gibi beyan edip bunun üzerinden hesaplanacak vergiyi ödemek zorundadır.

 

  1. Mesken Olarak Kiraya Verilen Gayrimenkullerde İstisna Uygulaması

Binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın belirli bir tutarı gelir vergisinden istisnadır. Bu tutar yeniden değerleme oranında artırılarak her yıl için farklı uygulanmaktadır. Örneğin 2018 yılı için 4.400 TL istisna tutarı, 2017 yılı için 3.900 TL, 2019 yılı için ise 5.400 TL olarak belirlenmiştir.

Buna göre, diğer bazı şartların da sağlanması durumunda 2018 yılında elde edilen konut kira gelirinin yıllık toplamı  4.400 TL’yi geçmiyorsa bu gelir beyan edilmeyecek ve bunun üzerinden vergi hesaplanıp ödenmeyecektir. Yıllık konut kira gelirinin istisna tutarını aşması durumunda ise toplam konut kira geliri tutarından 4.400 TL istisna tutarı düşülebilecek ve kalan tutardan gider İndirimi de yapıldıktan sonra bulunan matrah üzerinden Gelir Vergisi hesaplanarak ödenecektir.

Konut kira gelirlerinde istisna uygulamasından faydalanmak için gerekli şartlar ise şu şekildedir;

– İstisna uygulaması sadece konut (mesken, oturmaya yaşama mahsus ev) olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen gelirler için söz konusudur. Konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanacaktır. İşyeri kira gelirine istisna uygulanmayacaktır.

– Bir kişi birden fazla konuttan kira geliri elde etse bile, istisna kira gelirleri toplamına bir defa uygulanacaktır, diğer bir ifade ile kirada birden fazla mesken olması durumunda meskenlerden sadece bir tanesinin gelirine istisna uygulanır, her bir mesken için ayrı ayrı istisna uygulanması mümkün değildir.

– Bir diğer şart, kira gelirinin yanında gerçek usulde gelir vergisi beyannamesi vermeyi gerektirir ticari, zirai veya mesleki kazancın olmaması gerekir. Örneğin kirada evi olan hem de muayenehanesi olan bir doktor bu istisnadan faydalanamaz. Yine benzer şekilde istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı (2018 yılı için 120.000 TL) aşanlar da bu istisnadan faydalanamazlar.

– Yine, istisnadan faydalanabilmek için yanlış ve kesik beyan ve bildirimde bulunulmamış olması da gerekmektedir. Örneğin istisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi ve bu durumun mali idare tarafından ortaya çıkarılması durumunda istisnadan faydalanma hakkı düşecektir.

Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirilmesinde, her bir ortak için (2018 yılı için)  4.400 TL’lik istisna ayrı ayrı uygulanacaktır. Benzer şekilde mirasın paylaşılmamış olması halinde, her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanacaktır.

 

  1. Safi Kira Gelirinin Tespitinde İndirilebilecek Giderler Nelerdir?

Gelirin tanımı içerisinde yer alan “safi” kavramından kasıt, üzerinden vergi hesaplanacak tutardır. Dolayısıyla bir gelir unsurundan elde edilen brüt hasılat üzerinden değil, o hasılatın elde edilmesi için sarf edilen bir takım harcamalar düşüldükten sonra kalan safi tutar üzerinden vergi hesaplanır. Buradan hareketle aylık bin liradan kiraya verilen bir ev için tahsil edilen 12.000 TL üzerinden değil, bu hasılatın elde edilmesi için yapılan yahut kanunlarla öngörülen diğer bir takım gider ve İndirimler düşüldükten sonra kalan kısım üzerinden vergi hesaplanır.

Kira geliri elde edenlerin genelde defter tasdik etme, belge alma verme gibi yükümlülükleri bulunmadığı için, bu kazanç unsurunun hesaplanma, beyan ve bildirim yöntemleri mümkün olduğunda hafifletilmiş ve gün geçtikçe de kolaylaştırılmıştır.

Bu amaçla da beyan edilecek kira gelirleri tutarının tespiti için iki yöntem benimsenmiştir. Götürü usul ve gerçek usul olarak ifade edilen bu yöntemlerden, götürü usulde,  elde edilen hasılatın %15’i yapılmış olması muhtemel giderlerin karşılığı olarak hasılattan indirilir ve kalan tutar safi gelir olarak beyan edilir. Ancak hakları kiraya verenler, götürü gider yöntemini uygulayamazlar, çünkü götürü gider gerçekten yapıldığı varsayılan yada yapılması mümkün olan giderlere karşılık kanunun takdir ettiği bir gider olup haklar için binada, arabada, gemide olduğu gibi gerçek bir gider yapılabilmesi söz konusu değildir. Örneğin, işyeri kira geliri ile birlikte hakların kiraya verilmesinden kira geliri de elde eden mükellefler, verecekleri gelir vergisi beyannamelerinde haklara ilişkin kira geliri de yer aldığından gerçek gider yöntemini seçmek zorundadırlar.

Kira geliri elde edip de mesken istisnasından yararlanabilecek mükellefler için %15 oranındaki götürü gider, istisna tutarı düşüldükten sonra bulunan tutar üzerinden hesaplanacaktır.

Mükellefler gerçek veya götürü gider yönteminden herhangi birini seçmekte özgürdürler. Ancak bu seçim, taşınmaz malların tümü için yapılır, bunlardan bir kısmı için gerçek gider, diğer kısmı için götürü gider yöntemi seçilemez ve götürü gider yöntemini seçen mükellefler, iki yıl geçmedikçe gerçek gider yöntemine dönemezler.

Gerçek gider yönteminde ise; safi iradın bulunması için gayrisafi hasılattan kanunla belirlenen ve aşağıda sayılan giderler indirilebilir.

– Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,

– Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile orantılı olan idare giderleri,

– Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,

– Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara harcanan borçların faiz giderleri,

– Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin %5’i (İktisap bedelinin %5’i tutarındaki bu İndirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır. 2014 yılından önce iktisap edilen konutlar için İndirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.),

– Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları,

– Kiraya verilen mal ve haklar için ayrılan amortismanlar ile kiraya veren tarafından yapılan ve gayrimenkulün iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar (Bu harcamalar 2018 takvim yılı için 1.000 TL’yi aşıyor ise maliyet olarak dikkate alınabilir.),

– Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri,

– Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler,

– Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedeli (indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır.), Türkiye’de yerleşik olmayan mükelleflerin (Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları dahil), yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri Türkiye’de elde edilen kira gelirinden gider olarak İndirim konusu yapılamaz.

– Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

Gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin, yukarıda sayılanlardan yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince istendiğinde ibraz etmeleri de gerekmektedir.

Diğer taraftan gerçek gider yönteminin seçilmesi ve konut kira gelirlerine uygulanan istisnadan yararlanılması durumunda, gerçek gider tutarının istisnaya isabet eden kısmı, gayri safi hasılattan indirilemeyecektir. Vergiye tabi hasılata isabet eden indirilebilecek gider kısmı ise aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanabilir.

İndirilecek Gider = Toplam Gider x Vergiye Tabi Hasılat(*)
Toplam Hasılat

(*) Vergiye Tabi Hasılat = Toplam Hasılat – Mesken Kira Geliri İstisnası

Örnek üzerinden açıklamak gerekirse, başkaca geliri bulunmayan bir mükellef sahibi olduğu konutu 2018 yılında kiraya vermiş ve karşılığında 38.000 TL kira geliri elde etmiş, kiranın elde edildiği konut ile ilgili de (yukarıda sayılanlar arasında yer alan) 9.500 TL tutarında harcama yapmış olsun. Bu durumda 2018 yılı için geçerli istisna tutarı düşüldüğünce mükellefin vergiye tabi hasılatı (38.000 – 4.400) = 33.600 TL olmakta İndirilebilecek Gideri ise (9.500 x 33.600) / 38.000 = 8.400 TL olmaktadır. Normalde mükellef 9.500 TL gerçek gider yapmışken, bu tutarın tamamını hasılatından düşememekte, istisnadan faydalandığı için giderin istisnaya isabet eden kısmından da vazgeçmek durumunda kalmaktadır. Bu durumda mükellef elde ettiği brüt hasılattan önce 4.400 TL tutarındaki istisnayı düşecek, daha sonra gerçek giderlerinin 8.400 TL’lik kısmını düşecek kalan kısmı ise vergiye tabi kira geliri olarak beyan edecektir.

  1. Kiralama İşleminden Zarar Edilmesi Durumu

Gelirin tanımında yer alan safi kavramının lafsından daha geniş anlam ifade ettiği belirtilmişti. Safiden kasıt, gelirin elde edilmesi için yapılan giderlerin düşülmesinin yanı sıra, diğer gelir unsurlarında doğan zararlar ile kanunların izin verdiği bir takım giderlerin de indirilmesi idi.

Kira gelirinde de zarar etmek mümkündür; kira gelirini elde etmek için yapılan gider ve harcamalar o dönem içerisinde elde edilen kira geliri tutarından yüksek olabilir. Yahut, kira gelirinin elde edildiği gayrımenkulün kendisinde bir değer düşüklüğü veya fiziki kayıp, eksilme de vb manada zarar meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda gayrimenkul sermaye iradına konu olan sermayenin kendisinde meydana gelen eksilmeler iradın gayri safi miktarının tespitinde gider olarak kabul edilmezler.

Ancak gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının hesabında giderlerin fazlalığı dolayısıyla doğan zararlar ise beş yılı geçmemek üzere gelecek yıllarda elde edilen kira gelirlerinden gider olarak düşülebilir.

Bu durumun iki istisnası vardır:

– Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin, kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedellerini İndirim konusu yapmaları durumunda gayrimenkul sermaye iradı yönünden bir zarar doğar ise bu zarar gelecek yıllarda elde edilen gayrimenkul sermaye iradından İndirim konusu yapılamaz.

– Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkule ait iktisap bedelinin %5’i oranındaki tutarın hasılattan indirilemeyen kısmı, gider fazlalığı olarak dikkate alınamaz.

Buna göre, söz konusu hallerde oluşacak gider fazlalığının gayrimenkul sermaye iradı yönünden gelecek yıla devreden zarar olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

  1. İşyeri Kiralarında Vergi Kesintisi

Üzerinden kira geliri elde edilen mal veya hak, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından kiralanmışsa şayet, bu durumda kiracılar yapacakları kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi (tevkifat) yapmak zorundadırlar. Ancak bu yapılan bu tevkifat nihai vergilendirme olmayıp, bilinen ve oluşan kanaatin aksine mal veya hak sahibinin bildirim beyan ve ödeme gibi yükümlülüklerini tamamen ortadan kaldırmaz.

Kiracı olan söz konusu kişi ve kuruluşlar, yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarı üzerinden, mal veya hak sahibinin yıllık gelir vergisine mahsuben, %20 oranında gelir vergisi kesintisi yapmak zorundadırlar. Bu vergi kesintisi, gelecek aylara veya yıllara ait olmak üzere peşin ödenen kira bedeli üzerinden de yapılacaktır. Örneğin; 3 aylık veya 1 yıllık işyeri kirası peşin tahsil edildiğinde, bu durumda peşin tahsil edilen kiranın tamamı vergi kesintisine tabi tutulacaktır.

Kiraya verilen gayrimenkulün hem konut hem de işyeri olarak kullanılması halinde ise; kiralanan yerin tamamı veya bir kısmı işyeri olarak kullanıldığı sürece, kira bedelinin tamamı üzerinden vergi kesintisi yapılacaktır.

İleriki bölümde değinileceği üzere, yapılan bu kesinti her zaman nihai vergileme olmayıp, mal veya hak sahibinin bu gelirini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olması durumunda, kesilen bu vergi beyanname ile beyan edilen kazanç üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecek, hatta bir kısmı ise iade edilebilecektir.

  1. Kira Gelirinin Beyanı

Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden;

– Bir takvim yılı içinde elde ettiği konut kira geliri, istisna tutarını (2018 yılı için 4.400 TL) aşanlar,

– İşyeri kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılanlardan, kira gelirlerinin brüt tutarı beyanname verme sınırını (2018 yılı için 34.000 TL) aşanlar, (Beyanname verme sınırı olan 34.000 TL’nin aşılıp aşılmadığının tespitinde gelir vergisi kesintisine tabi brüt kira gelirleri ile konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alınacaktır.),

– Bir takvim yılı içinde mal ve hakların kiralanmasından elde edilen gelirlerden kesinti ve istisna uygulamasına konu olmayan ve tutarı beyanname verme sınırını (2018 yılı için 1.800 TL) aşanlar,

kiradaki mal ve haklarından elde ettikleri kira gelirleri için yıllık beyanname vereceklerdir.

Diğer bir ifade ile, 2018 yılında mesken olarak kiraya verdikleri gayrımenkulden elde ettikleri kira gelirinin toplamının (2018 yılı için), 4.400 TL’nin altında kalmış olması, gayrımenkulün işyeri olarak kiralanmış ve kira ödemesi üzerinden stopaj yapılmış olması durumunda brüt kira geliri toplamının 34.000 TL’nin altında kalmış olması yahut kesinti ve istisna uygulamasına konu olmayan 1.800 TL’yi aşmayan kira gelirleri için beyanname verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Son duruma örnek olarak; kiraya tabi mal, basit usule tabi bir mükellefe işyeri olarak kiraya verilmiş olmakla birlikte basit usule tabi mükellefin 94’üncü madde kapsamında kesinti yapma zorunluluğu olmadığından kira ödemesini brüt tutar olarak yapmak durumundadır. Dolayısıyla kesinti yapma zorunluluğu, gayrımenkulün işyeri olarak kiraya verilmesinden değil, kesinti yapmak zorunda olanlara kiraya verilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.  1.800 TL’lik sınır ise kira gelirine özgü bir istisna değil, tüm gelir unsurlarından elde edilen gelirlerinin toplamına ilişkin beyan sınırıdır. Tüm gelir unsurlarında elde edilen gelirleri toplamı bu tutarın altında kalanların yıllık beyanname verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bir diğer husus, gelirin tanımından hareketle, gelir vergisi her bir kişiyi ayrı ayrı vergilendirmeyi hedefler. O sebeple aile bireylerinin her biri için, reşit olsun olmasınlar sahip oldukları mal ve haklardan elde ettikleri kira gelirleri ayrı ayrı beyanname verilmesi gerekmektedir. Küçük ve kısıtlıların mükellef olması durumunda bunlar adına verilecek olan yıllık gelir vergisi beyannamesi veli, vasi veya kayyum tarafından imzalanacaktır.

Mal ve haklara hisseli olarak sahip olunması halinde, her ortağın sadece kendi hissesine karşılık gelen kira gelirlerini beyan etmesi gerekmektedir.

  1. Yıllık Beyannameye Dahil Edilen Gelirlerden Yapılacak İndirimler

Yine gelirin tanımından hareketle, safi kavramı tüm gelir unsurlarında elde edilen kazanç ve iratların, gelirlerin toplanarak toplam tutar üzerinden vergi almayı hedefler.

Safi tutara ulaşmak için önce her bir gelir unsurunun hasılatı ile giderleri ayrı ayrı karşılaştırılır. Daha sonra ise yedi gelir unsurundan elde edilen karlar veya (istisnai durumlar hariç) zararlar toplanarak ikinci karlar toplamından zararlar toplamı mahsup edilerek ikinci bir netleştirme işlemine tabi yapılır.

Daha sonra ise gerek Gelir Vergisi Kanunu gerekse diğer kanunlarda belirtilen ve yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlere ilişkin İndirimler kalan bakiye üzerinden düşülür.

Genel prensip olarak, belirli kazanç unsurlarına sahip kişiler (zarar oluşması yahut hiç kazanç, hasılat elde edilmemiş olması gibi durumlarda) boş dahi olsa yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadırlar.

Bu şekilde verilmek zorunda olunan beyanname üzerinde,  Gelir Vergisi Kanunu veya diğer kanunlarda yer alan İndirimlerin düşülebilmesi için yıllık beyanname ile bildirilecek bir gelirin bulunması ve yapılacak İndirimlerin ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekmektedir.

İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan İndirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır.

Buna göre İndirim konusu yapılabilecek bazı unsurlar şunlardır:

9.1. Hayat/Şahıs Sigorta Primleri

Yıllık gelir vergisi beyannamesinde, hayat/şahıs sigortaları için ödenen primlerin beyan edilen gelirin %15’ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde İndirim konusu yapılabilecektir.

Yıllık beyannamede matrahın tespitinde dikkate alınacak sigorta primleri;

– Mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait birikim priminin alındığı hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ile,

– Ölüm, kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinin %100’ünden,

oluşmaktadır.

İndirim konusu yapılacak primlerin toplamı, beyan edilen gelirin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır.

2018 yılı gelirlerine ilişkin olarak kullanılacak olan asgari ücretin yıllık brüt tutarı 24.354 TL’dir.

01/01/2013 tarihinden sonra bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının İndirim konusu yapılması mümkün değildir.

9.2. Eğitim ve Sağlık Harcamaları

Aşağıda belirtilen şekilde yapılan eğitim ve sağlık harcamaları beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilebilecektir.

– Eğitim ve sağlık harcamaları Türkiye’de yapılmalıdır.

– Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.

– Söz konusu harcamalar mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır. “Küçük çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmektedir.

9.3. Bağış ve Yardımlar

Gelir vergisi mükellefleri; genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilecek gelirin %5’ini (kalkınmada öncelikli yöreler kapsamındaki illerde zikredilen kurum/ kuruluş, dernek veya vakıflara yapılan bağış ve yardımların yıllık toplamı beyan edilecek gelirin %10’unu) aşmamak üzere, makbuz karşılığında yaptıkları bağış ve yardımları yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerinden İndirim konusu yapabilirler.

Diğer taraftan aşağıya sayılan bağış ve yardımların tamamı herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın İndirim konusu yapılabilir.

– Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin ve Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı beyan edilen gelirden indirilebilecektir.

Okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu ve diğer tesisler ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılan ibadethane ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin yapımı veya bu tesislerin faaliyetlerine devam edebilmeleri için yapılan bağış ve yardımların (harcamaların) herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın vergi matrahının tespitinde dikkate alınabilmesi için bu bağış ve yardımların genel bütçeye dahil daireler, özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köylere yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılan ibadethaneler ve/veya Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin ve Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası veya faaliyetine devam etmesine yönelik yapılan bağış ve yardımların; anılan amaçlarla kurulmuş bulunan vakıf veya derneklere de yapılması mümkündür.

– Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedellerinin tamamı beyan edilecek gelirden indirilebilecektir.

– Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen çalışmalara ilişkin harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların tamamı beyan edilen gelirden İndirim konusu yapılabilecektir.

– Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına makbuz karşılığı yapılan ayni veya nakdi bağışların tamamı İndirim konusu yapılabilecektir.

– İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı İndirim konusu yapılabilecektir.

– EXPO 2016 Antalya Ajansına yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı İndirim konusu yapılabilecektir.

9.4. Sponsorluk Harcamaları

Gelir Vergisi Kanunu’nun 89 uncu maddesinin sekizinci bendine göre yapılan sponsorluk harcamalarının;

– Amatör spor dalları için %100’ü,

Profesyonel spor dalları için %50’si,

yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden İndirim konusu yapılabilecektir.

9.5. Bireysel Katılım Yatırımcısı İndirimi

Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 82’inci maddesine göre, 31/12/2022 tarihine kadar bireysel katılım yatırımcısı tam mükellefler gerçek kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra iktisap ettikleri tam mükellef anonim şirketlere ait iştirak hisselerini en az iki tam yıl elde tutmaları şartıyla, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümlerine göre hesapladıkları hisselerin tutarlarının %75’ini yıllık beyannamelerine konu kazanç ve iratlarından hisselerin iktisap edildiği dönemde indirebilirler. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen araştırma, geliştirme ve yenilikçilik programları kapsamında projesi son beş yıl içinde desteklenmiş kurumlara iştirak sağlayan bireysel katılım yatırımcıları için bu oran %100 olarak uygulanır.

9.6. Diğer Kanunlara Göre Tamamı İndirilecek Bağış ve Yardımlar

Diğer kanunlara göre tamamı indirilecek bazı bağış ve yardımlar şöyledir;

– Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına yapılan bağışlar,

– Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’na yapılan bağışlar ve yardımlar,

– Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na yapılan bağışlar,

– Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na yapılan bağışlar,

– Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına yapılan bağışlar,

– Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu kapsamında kurulan ormanlarda ağaçlandırma, bakım ve koruma masraflarının tamamı,

– İlköğretim ve Eğitim Kanunu uyarınca yapılan bağışlar,

– Üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar.

Bağış ve yardımın nakden yapılmaması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu teşkil eden mal veya hakkın varsa mukayyet değeri, yoksa Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre Takdir Komisyonunca tespit edilecek değeri esas alınır.

  1. Beyannamenin Verilme Zamanı Ve Yeri

Mükelleflerin, 1 Ocak 2018 – 31 Aralık 2018 dönemine ait beyana tabi gayrimenkul sermaye iradı gelirleri için 1 Mart – 25 Mart 2019 tarihleri arasında beyannamelerini vermeleri gerekmektedir.

Beyannameler;

– Hazır Beyan Sistemi aracılığıyla internet ortamında,

– Bağlı bulunulan (ikametgâhın bulunduğu yer vergi dairesi) vergi dairesine kâğıt ortamında,

– 3568 sayılı Kanun gereği elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış meslek mensupları ile sözleşme imzalanarak e-beyanname sisteminden,

verilebilir.

Hazır Beyan Sisteminde, kira beyannamesi elektronik ortamda onaylandığı anda beyanname verilmiş sayılır. Kağıt ortamında hazırlanan beyanname; kayıtsız (adi) posta ile gönderilmiş veya özel dağıtım şirketleri tarafından getirilmiş ise vergi dairesi evrak kayıt tarihinde, kayıtlı posta (Taahhütlü, Acele Posta Servisi, Kurye vb.) ile gönderilmiş ise zarfın üzerine PTT tarafından tatbik edilen kabul tarihinde verilmiş sayılır.

Takvim yılı içinde ülkeyi terk edenler, yurt dışına çıkma tarihinden önceki 15 gün içinde beyanname vermek zorundadırlar. Ölüm halinde ise beyanname ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde mirasçılar tarafından verilecektir. Vefat eden mükelleflere ait – ölüm tarihinin içinde bulunduğu takvim yılı başından ölüm tarihine kadar olan döneme tekabül eden (GMSİ+ÜCRET+DKİ+MSİ)-kıst dönem beyannameleri (1001 D Kodlu Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi) https://ebeyanname.gib.gov.tr/index. html adresindeki Beyanname Düzenleme Programı (BDP) üzerinden elektronik ortamda verilebilmektedir.

Sadece kira geliri elde eden 60 yaş üzeri mükellefler ile engelli mükelleflerden yaşlılığı, engeli veya hastalığı nedeniyle vergi dairesine gidemeyecek durumda olanların, bağlı oldukları vergi dairesini veya Türkiye genelinde Vergi İletişim Merkezini (VİMER – 189) arayarak randevu almaları durumunda, Gelir İdaresi Başkanlığı uzman personeli mükellefin adresine giderek mükellefin beyannamesini doldurmasına yardımcı olmaktadır.

  1. Hazır Beyan Sistemi

Hazır Beyan Sistemi; beyana tabi gelirleri sadece ücret, gayrimenkul sermaye iradı (kira geliri), menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlardan ya da bunların bir kaçından oluşan mükelleflerin yıllık gelir vergisi beyannamelerinin, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından önceden hazırlanarak internet ortamında mükelleflerin onayına sunulduğu hızlı ve kullanımı kolay bir sistemdir. Kira geliri elde eden mükellefler;

– Kimlik bilgilerini girip özel güvenlik sorularını cevaplayarak,

– İnteraktif Vergi Dairesi (ivd.gib.gov.tr) şifreleri ile şifre yok ise anında İnteraktif Vergi Dairesi internet sayfasından “Kayıt Ol” ile online şifre edinerek, İnternet Vergi Dairesi şifrelerini kullanarak (Şifre yoksa herhangi bir vergi dairesinden ücretsiz alınabilir.)

– e-Devlet üzerinden,

Sisteme 7 gün 24 saat giriş yapabilirler.

Kira geliri yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar da Hazır Beyan Sisteminden yararlanabilmektedir. Buna göre, vergi dairesinde mükellefiyet kaydı bulunmadığında, sistem üzerinden hazırlanan kira beyannamesi elektronik ortamda onaylandığı anda, şahıs adına vergi dairesinde mükellefiyet tesisi ve vergi tahakkuku işlemleri otomatik olarak gerçekleştirilmektedir. Onaylanan kira geliri beyanına ilişkin ödemeler anlaşmalı bankalardan veya tüm vergi dairelerinden yapılabilir.

Ayrıca, sistemden anlaşmalı bankaların banka ve kredi kartlarının yanı sıra internet bankacılığı kullanılarak da vergi borcu ödenebilir.

Hazır Beyan Sistemine erişim ve uygulama hakkında detaylı bilgiye Gelir İdaresi Başkanlığının www.gib.gov.tr adresinden veya İnteraktif Vergi Dairesinden (ivd.gib.gov.tr) ulaşılabilinir.

  1. Uygulanacak Vergi Tarifesi

2018 yılında elde edilen kira gelirlerine ilişkin olarak 2019 yılının Mart ayında verilecek beyannamede uygulanacak vergi aşağıdaki gibidir:

14.800 TL’ye kadar 15%
34.000 TL’nin 14.800 TL’si için 2.220 TL, fazlası 20%
80.000 TL’nin 34.000 TL’si için 6.060 TL, (ücret gelirlerinde 120.000 TL’nin 34.000 TL’si için 6.060 TL), fazlası 27%
80.000 TL’den fazlasının 80.000 TL’si için 18.480 TL, (ücret gelirlerinde 120.000 TL’den fazlasının 120.000 TL’si için 29.280 TL), fazlası 35%

 

  1. Kesilen Vergilerin Mahsubu Ve İadesi

Daha önce de değinildiği üzere beyannamede gösterilen gelire dâhil kazanç ve iratlardan Gelir Vergisi Kanunu’na göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilir ve mahsubu yapılan miktar gelir vergisinden fazla olursa aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade edilir.

  1. Verginin Ödenmesi

2018 yılında elde edilen kira gelirlerine ilişkin olarak verilecek yıllık gelir vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin 2019 yılının Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksit olmak üzere;

– Birinci taksitin damga vergisi ile birlikte 1 Nisan 2019 tarihine kadar,

– İkinci taksitin ise 31 Temmuz 2019 tarihine kadar,

ödenmesi gerekmektedir.

Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını gerektiren durumlarda, beyan üzerine tarh edilen vergiler beyanname verme süreleri içinde ödenecektir.

Vergi;

– Gelir İdaresi Başkanlığı’na ait ait www.gib.gov.tr internet sitesi (İnteraktif Vergi Dairesi ve GİB Mobil uygulaması) üzerinden;

– Anlaşmalı bankaların kredi kartları ile,

– Anlaşmalı bankaların banka kartları veya banka hesabından,

– Yabancı ülkede faaliyet gösteren bankaların; kredi kartları, banka kartları ve diğer ödeme yöntemleri ile,

Anlaşmalı bankaların;

– Şubelerinden,

– Alternatif ödeme kanallarından (İnternet Bankacılığı, Telefon Bankacılığı, Mobil Bankacılık vb.),

– PTT işyerlerinden,

– Tüm vergi dairelerinden,

ödenebilmektedir.

  1. Kira Gelirlerinin Beyanına İlişkin Örnekler

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, vatandaşlarımızın bilgilendirilmesine yönelik olarak 2018 yılı kira gelirlerinin beyanına ilişkin hazırlanan rehberde yer alan örnekler aşağıdaki gibidir.

Örnek 1: Mükellef (A), 2018 yılında tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 30.000 TL işyeri kira geliri ve 65.000 TL mevduat faizi ile birlikte konut olarak kiraya verdiği dairesinden 4.200 TL kira geliri elde etmiştir.

İşyeri Kira Geliri (Brüt) 30.000 TL
Konut Kira Geliri 4.200 TL
Mevduat Faizi 65.000 TL
Beyan Edilecek Gelir Tutarı Yok

 

Tevkif yoluyla vergilendirilen 65.000 TL tutarındaki mevduat faizi geliri, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67’nci maddesi kapsamında tutarı ne olursa olsun beyan edilmeyecektir.

Örnekte, 4.400 TL’lik istisna haddinin altında 4.200 TL konut kira geliri elde edildiğinden, söz konusu gelir beyana konu edilmeyecektir.

Tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş işyeri kira geliri olan 30.000 TL ise (2018 yılı için geçerli olan) 34.000 TL’lik beyan sınırını aşmadığından yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir.

Bu durumda, mükellefin 2018 yılına ilişkin beyan edilecek geliri yoktur.

Örnek 2: Mükellef (B), 2018 yılında konut kredisi kullanarak 350.000 TL’ye aldığı dairesini aylık 2.000 TL’den konut olarak kiraya vermiş ve 24.000 TL kira geliri elde etmiştir.

Beyana tabi başka geliri olmayan mükellef, gerçek gider yöntemini seçmiş olup, bu konut ile ilgili 1.300 TL asansör ve sigorta gideri yapmıştır. Konut kredisi için 2018 yılında bankaya ödenen faiz tutarı da 3.500 TL’dir.

Mükellef (B), konut olarak kiraya vermiş olduğu daire için 2018 yılında ödediği asansör, sigorta ve faiz gideri ile birlikte iktisap bedelinin %5’i olan (350.000 x %5=) 17.500 TL’yi İndirim konusu yapabilecektir.

İndirim Yapılacak Toplam Gider = 1.300 + 3.500 + 17.500 = 22.300 TL’dir.

Gerçek gider usulünü seçen mükellefler, vergiden istisna edilen kısma isabet eden giderleri hasılatlarından gider olarak indiremeyecekler, sadece vergiye tabi hasılata isabet eden giderleri indirebileceklerdir. Bunun için toplam gider tutarının vergiye tabi hasılata isabet eden kısmının hesaplanması gerekir.

Vergiye tabi hasılata isabet eden gider, aşağıdaki formüle göre hesaplanacaktır.

Vergiye Tabi Hasılat= Toplam Hasılat – Konut Kira Geliri İstisnası = 24.000 – 4.400 = 19.60 TL

İndirilecek Gider = Toplam Gider x Vergiye Tabi Hasılat(*)
Toplam Hasılat

 

İndirilecek Gider = 22.300 x 19.600 = 18.211,66 TL
24.000

 

Mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Gayrisafi İrat Toplamı 24.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 4.400 TL
Kalan (24.000 – 4.400) 19.600 TL
İndirilebilecek Gerçek Gider Tutarı 18.211,66 TL
Vergiye Tabi Gelir (19.600-18.211,66) 1.388,34 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 208,25 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 208,25 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Örnek 3: Mükellef (C), 2018 yılında konut olarak kiraya verdiği dairesinden 38.000 TL ve işyeri olarak kiraya verdiği dairesinden ise 70.000 TL brüt kira geliri elde etmiştir. İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden yıl içinde 14.000 TL tevkifat yapılmıştır.

Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.

Konut kira gelirinin istisnayı aşan tutarı ile işyeri kira geliri toplamı olan (33.600+70.000=) 103.600 TL, 2018 yılı için beyan sınırı olan 34.000 TL’yi aştığı için, tevkifata tabi tutulmuş olan işyeri kira geliri de konut kira geliri ile birlikte beyan edilecektir.

Mükellefin elde ettiği gelir toplamı (ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı) 2018 yılı için 120.000 TL’yi aşmadığından 4.400 TL’lik istisnadan yararlanacaktır.

Konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanır.

Mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Gayrisafi İrat Toplamı (38.000 + 70.000) 108.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 4.400 TL
Kalan [(38.000-4.400)+70.000] 103.600 TL
%15 Götürü Gider (103.600 x %15) 15.540 TL
Vergiye Tabi Gelir (103.600 – 15.540) 88.060 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 21.301 TL
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergiler 14.000 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (21.301-14.000) 7.301 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Örnek 4: Mükellef (D), 2018 yılında, ihraç tarihi 30/07/2005 olan döviz cinsinden Devlet tahvilinden 450.000 TL faiz geliri ile işyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 150.000 TL brüt kira geliri elde etmiştir. İşyeri için ödenen kira bedelleri üzerinden 30.000 TL’lik gelir vergisi kesintisi yapılmıştır.

Mükellef (D), işyeri kira geliri ile ilgili olarak götürü gider yöntemini seçmiştir. Mükellef (D)’nin elde ettiği faiz geliri, 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilen döviz cinsinden Devlet tahvili faiz geliri olduğundan İndirim oranı uygulanmayacak olup, işyeri kira geliri tutarı ile döviz cinsinden Devlet tahvili faiz geliri toplamı 34.000 TL olan beyan sınırını aştığı için beyan edilecektir.

Mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Devlet tahvili faizi 450.000 TL
Gayrimenkul sermaye iradı (işyeri) 150.000 TL
Götürü Gider (150.000 X %15) 22.500 TL
Safi Kira Geliri (150.000 – 22.500) 127.500 TL
Toplam Gelir (450.000 + 127.500)) 577.500 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 192.605 TL
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergi 30.000 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 162.605 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Örnek 5: Mükellef (E) ve eşi Mükellef (F), 2018 yılında ayrı ayrı 1/2 hissesine sahip oldukları dairelerini konut olarak kiraya vermeleri sonucu 30.000 TL kira geliri elde etmişlerdir.

Mükellef (E) ayrıca 2018 yılında işyeri olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 20.000 TL brüt kira geliri elde etmiştir. İşyeri için ödenen kira bedeli üzerinden 4.000 TL gelir vergisi tevkifatı yapılmıştır.

Mükellef (F) aynı zamanda mali müşavirlik faaliyetinden dolayı 2018 yılında 140.000 TL serbest meslek kazancı elde etmiştir. Yıl içinde serbest meslek kazancından 28.000 TL tevkifat yapılmıştır.

Her iki mükellef de götürü gider yöntemini seçmiştir.

Mükelleflerin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Mükellef (E)’nin Beyanı:

Örnekte kiraya verilen konut 1/2 hisseli olduğundan elde 30.000 TL kira gelirinin (30.000/2) 15.000 TL’sini Mükellef (E), 15.000 TL’sini de Mükellef (F) ayrı ayrı beyan edecektir.

Mükellef (E)’nin gelir vergisi tevkifatına tabi tutulan işyeri kira gelir 20.000 TL ile hissesine düşen konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna tutarını aşan kısmı (15.000-4.400 =) 10.600 TL birlikte dikkate alındığında (20.000 + 10.600 =) 30.600 TL 2018 yılı için beyanname verme sınırı olan 34.000 TL’yi aşmadığından, işyeri kira geliri beyannameye dâhil edilmeyecek olup, sadece hissesine düşen 15.000 TL konut kira geliri beyan edilecektir.

Gayrisafi İrat Toplamı 15.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 4.400 TL
Kalan (15.000 – 4.400) 10.600 TL
%15 Götürü Gider (10.600 x %15) 1.590 TL
Vergiye Tabi Gelir (10.600 – 1.590) 9.010 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 1.351,50 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 1.351,50 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Mükellef (F)’nin Beyanı:

Mükellef (F)’nin, konut olarak kiraya verilen daireden hissesine düşen kira geliri 15.000 TL’dir.

Kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olan mükellefler, 4.400 TL’lik konut kira geliri istisnasından yararlanamazlar. Mükellef, gerçek usulde gelir vergisine tabi serbest meslek erbabı olduğundan, konut kira geliri istisnasından yararlanamayacaktır. Yıllık gelir vergisi beyannamesinde serbest meslek kazancıyla birlikte kira gelirini de beyan etmek zorundadır.

Konut Kira Geliri 15.000 TL
%15 Götürü Gider (15.000 x %15) 2.250 TL
Safi İrat (15.000 – 2.250) 12.750 TL
Serbest Meslek Kazancı 140.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (140.000 + 12.750) 152.750 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 43.942,50 TL
Kesinti Yoluyla Ödenen Vergiler 28.000 TL
Ödenecek Gelir Vergisi (43.942,50-28.000) 15.942,50 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Örnek 6: Mükellef (G), sahibi olduğu iki daireyi konut olarak kiraya vermesi sonucunda 2018 yılında toplam 115.000 TL kira geliri elde etmiştir. Mükellef, 16.10.2018 tarihinde Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastaneye 35.000 TL ve 20.11.2018 tarihinde kamuya ait bir yetiştirme yurduna 30.000 TL nakit olarak bağışta bulunmuştur.

Beyana tabi başka geliri bulunmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir. Mükellefin elde ettiği gelir toplamı (ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı) 2018 yılı için 120.000 TL’yi aşmadığından 4.400 TL’lik istisnadan yararlanacaktır.

Mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Gayrisafi İrat Toplamı 115.000 TL
Vergiden İstisna Tutar 4.400 TL
Kalan (115.000 – 4.400) 110.600 TL
%15 Götürü Gider (110.600 x %15) 16.590 TL
Safi İrat (110.600 – 16.590) 94.010 TL
Hastane ve Yetiştirme Yurduna Yapılan Bağış ve Yardımlar (30.000+35.000) 65.000 TL
Vergiye Tabi Gelir (94.010 – 65.000) 29.010 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 5.062 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 5.062 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Örnekte, kamuya ait yetiştirme yurduna nakit olarak yapılan 35.000 TL ile Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastaneye nakit olarak yapılan 30.000 TL ’nin tamamı İndirim konusu yapılabilecektir.

Örnek 7: Mükellef (H), sahibi bulunduğu işyerini 2018 yılında basit usulde vergilendirilen bir mükellefe kiralamış ve 7.000 TL işyeri kira geliri elde etmiştir.

Basit usuldeki mükelleflerden elde edilen ve vergi kesintisi ile istisna uygulamasına tabi olmayan işyeri kira gelirlerinde, beyanname verme sınırı 1.800 TL’dir. Mükellefin, 7.000 TL tutarındaki işyeri kira gelirinin 2018 yılı için beyanname verme sınırı olan 1.800 TL’yi aşması nedeniyle tamamı beyan edilecektir.

Götürü gider yöntemini seçen mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

İşyeri Kira Geliri 7.000 TL
%15 Götürü Gider (7.000 x %15) 1.050 TL
Vergiye Tabi Gelir (7.000 – 1.050) 5.950 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 892,50 TL
Ödenecek Gelir Vergisi 892,50 TL
Damga Vergisi 72,70 TL

 

Örnek 8: Mükellef (I), üç dairesini konut olarak kiraya vermesi sonucu yıllık 20.000 TL, 18.400 TL ve 15.000 TL kira geliri elde etmiştir. Beyana tabi başka geliri olmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir.

Mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Mükellefin, 2018 yılında kiraya verdiği üç konuttan elde ettiği toplam kira geliri (20.000+18.400+15.000=) 53.400 TL’dir.

Birden fazla konuttan kira geliri elde edilmesi halinde, istisna kira gelirleri toplamına bir defa uygulanacaktır.

Konut Kira Geliri 53.400 TL
Vergiden İstisna Tutar 4.400 TL
Kalan (53.400 – 4.400) 49.000 TL
%15 Götürü Gider (49.000 x %15) 7.350 TL
Vergiye Tabi Gelir (49.000 – 7.350) 41.650 TL
Hesaplanan Gelir Vergisi 8.125,50 TL

 

Örnek 9: Mükellef (İ), 2018 yılında iki işverenden tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücret gelirleri ve işyeri kira geliri ile tevkifatsız mesken kira geliri elde etmiştir. Beyan edilecek gelir tutarı şöyle hesaplanacaktır.

1. İşverenden Alınan Ücret 80.000 TL
2. İşverenden Alınan Ücret 27.000 TL
Konut Kira Geliri 24.000 TL
İşyeri Kira Geliri (Brüt) 20.000 TL
Toplam Gelir Tutarı 151.000 TL
Beyan Edilecek Gelir Tutarı (24.000+20.000=) 44.000 TL
Mesken İstisnası Yararlanamaz
%15 Götürü Gider İndirimi (44.000X%15) 6.600 TL
Safi İrat Tutarı (44.000-6.600=) 37.400 TL
Beyan Edilecek Gelir Tutarı 37.400 TL

 

Mükellefin, tevkifata tabi 1. işverenden sonraki 2. işverenden alınan ücret tutarı olan 27.000 TL, 2018 yılı için beyan sınırı olan 34.000 TL’yi aşmadığından ücret gelirleri beyan edilmeyecektir.

Tevkifatsız olan ve 2018 yılı için 4.400 TL’lik istisna sınırını aşan mesken kira geliri mutlaka beyan edilecektir.

Konut kira gelirinin istisnayı aşan tutarı (24.000-4.400=) 19.600 TL ile tevkifatlı işyeri kira geliri toplamı (19.600+20.000=) 39.600 TL, 2018 yılı için beyan sınırı olan 34.000 TL’yi aştığı için, tevkifata tabi tutulmuş olan işyeri kira geliri de konut kira geliri ile birlikte beyan edilecektir. Ancak, GVK’nın 21. maddesi gereğince beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ücret ve kira geliri toplamı 151.000 TL olduğundan ve bu tutarda 2018 yılı için vergi tarifesinin 3. diliminde ücret gelirleri için belirlenen 120.000 TL’yi aştığından, mükellef mesken istisnasından yararlanamayacaktır.

Örnek 10: Serbest meslek faaliyetinde bulunan Mükellef (J), 2018 yılında elde ettiği serbest meslek kazancı yanında tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş iki işverenden ücret geliri ile tevkifatlı işyeri kira geliri elde etmiştir. Beyan edilecek gelir tutarı şöyle hesaplanacaktır.

 

Serbest Meslek Kazancı 150.000 TL
1. İşverenden Alınan Ücret 40.000 TL
2. İşverenden Alınan Ücret 35.000 TL
İşyeri Kira Geliri (Brüt) 20.000 TL
Beyan Edilecek Gelir Tutarı 245.000 TL

 

Mükellef, 150.000 TL tutarındaki serbest meslek kazancı nedeniyle mutlaka yıllık beyanname verecektir.

Birinci işverenden alınan 40.000 TL’lik ücret geliri hariç, ikinci işverenden alınan 35.000 TL ücret geliri 2018 yılı için 34.000 TL’lik beyan sınırını aştığından ücret gelirlerinin tamamı beyannameye dâhil edilecektir.

Serbest meslek kazancı ile tevkifata tabi ücret gelirleri ve işyeri kira geliri tutarının toplamı olan (150.000+75.000+20.000=) 245.000 TL, 2018 yılı için 34.000 TL’lik beyan sınırını aştığından, tevkifatlı işyeri kira gelirini de beyan edecektir.

Bu durumda, beyana tabi gelir toplamı 245.000 TL olup yıl içinde serbest meslek kazancından, ücret gelirinden ve işyeri kira gelirinden yapılan gelir vergisi kesintileri hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-25 İhracaat Bedellerinin Yurda Getirilme Zorunluluğu 6 Ay Uzatıldı

Çok daha öncesinde ihrracaat bedellerinin yurda getirilmesi zorunlu iken, 8 Şubat 2008 tarihinde 32 Sayılı Kararda ve Kambiyo Mevzuatında yapılan değişikle bu zorunluluk kaldırılmış, bu suretle ihracat bedellerinin Türkiye’ye getirilmesi uygulamasına son verilmiş ve tasarrufu serbest bırakılmıştı.

Ancak 4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek, bu tarihten itibaren 6 ay süreyle geçerli olmak üzere, ihracat bedellerin %80’nin yurda getirilmesi tekrar zorunlu hale getirilmişti.

Akabinde, bahsi geçen tebliğde yer alan “Bu Tebliğin uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar ise Merkez Bankasınca ilan edilir” cümlesine istinaden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından konuya ilişkin hazırlanan ve uyglamanın detaylarının yer aldığı “İhracat Genelgesi” Bankanın internet sitesinde yayımlanmıştı.

Gerek Tebliğ gerekse İhracaat Genelesine ilişkin duyuru ve açıklamalarımıza 2018/13 ve 2018/31 sayılı Bültenlerimizde yer verilmişti.

Bu defa T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 3 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ana Tebliğ’de değişiklik yapan Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen ve Resmi Gazete’nin 4 Eylül 2018 tarihli sayısında yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de “6 ay” olarak belirtilen yürürlük süresi “1 yıl” olarak değiştirildi. Böylece söz konusu 2018-32/48 Nolu tebliğle daha önce belirlenen şartlar çerçevesinde ihracat bedellerinin yurda getrilmesi ve %80’inin bir bankaya satılmak suretiyle TL’ye çevrilmesi zorunluluğu 6 ay uzatılmış oldu. Nitekim daha önceki düzenlemeye göre 4 Eylülde başlayan 6 aylık süre 3 Mart 2019 tarihi itibariyle dolmaktaydı. Bu defa bu zorunluluk tekrar 4 Eylül 2019 tarihine kadar uzatılmış oldu.

Tekraren, konuya ilişkin olarak Merkez Bankasınca daha önce yayımlanan tebliğ ve ihracaat genelgesinin detaylarına 2018/13 ve 2018/31 sayılı Bültenlerimizde yer verilmiş olup yeni bir genelge yayımlanması durumunda gerekli paylaşım yapılacaktır.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/53) ise aşağıdaki gibidir.

3 Mart 2019 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 30703
TEBLİĞ
Hazine ve Maliye Bakanlığından:

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN

TEBLİĞ (İHRACAT BEDELLERİ HAKKINDA) (TEBLİĞ NO: 2018-32/48)’DE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2019-32/53)

MADDE 1 – 4/9/2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’in 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “6 ay” ibaresi “1 yıl” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-24 7166 Sayılı Torba Kanunla Yapılan Diğer Bazı Değişiklikler

22 Şubat 2019 Tarih ve 30694 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un ile getirilen düzenlemelerden bir kısmına ayrı başlıklar altında daha önceki bültenlerimizde yer verilmişti.

Bu defa 7166 saıylı Kanun ile getirilen diğer bazı düzenlemelere maddeler halinde aşağıda değinilmiştir;

1) Bayram ikramiyesi sonrası engellilere evde bakım desteğinde oluşan sıkıntı giderildi

Bilindiği üzere ilgili Kanuna göre, engellilere “evde bakım hizmeti desteği” uygulamasından faydalanabilmek için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden az olması şartı aranmaktaydı. Geçtiğimiz yıl bayramlarda bir maaş ikramiye verilmesi uygulaması sonrası kişi  başına düşen aylık gelirin yükselmesi sebebiyle bir çok kişi “evde bakım hizmeti desteği” uygulamasından faydalanamadı.

7166 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddeleri ile yapılan düzenleme sonrası bayram ikramiyeleri dahil edilerek yapılan hesaplama sonucunda evde bakım hizmeti desteği kesilen engellilere bu hizmetten yeniden  yararlanma imkanı getirildi. Diğer taraftan daha önce bu sebeple ödenemeyen yardım tutarlarının da defaten ödenmesi imkan tanındı. Söz konusu 1. ve 2. madde metinleri aşağıdaki gibidir;

 MADDE 1 – 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu fıkranın uygulanmasında, 5510 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesi uyarınca Ramazan ve Kurban bayramlarında ödenen bayram ikramiyeleri hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının hesaplanmasına dâhil edilmez.”

MADDE 2 – 2828 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 17- Ek 7 nci maddeye göre evde bakım yardımı almakta iken 5510 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesi uyarınca 2018 yılında ödenen bayram ikramiyeleri nedeniyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir şartının aşılması hâlinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar evde bakım yardımı henüz kesilmemiş olanların yardımları kesilmeksizin ödenmeye devam olunur, kesilmiş olanların yardımları kesildiği tarih itibarıyla tekrar başlatılır ve kesilen döneme ilişkin ödenmeyen yardım tutarları defaten kendilerine ödenir.”

2) İşyerlerinde (A), (B) ve (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğüne ilişkin süre uzatıldı

 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun geçici 4’üncü maddesi aşağıdaki gibidir;

GEÇİCİ MADDE 4 – (1) (Değişik: 4/4/2015-6645/6 md.) Bu Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2018 tarihine kadar (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi; tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2017 tarihine kadar (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi kaydıyla yerine getirilmiş sayılır.

(2) (Ek: 12/7/2013-6495/55 md.) Bakanlık, usul ve esaslarını belirlemek kaydıyla, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlara, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmiş olan prim gün sayısı ile sahip oldukları belge sınıfı gibi hususları dikkate alarak üst sınıflardaki iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmak şartıyla en fazla iki sınav hakkı verilmesine dair gerekli düzenlemeyi yapmaya yetkilidir.

(3) (Ek: 4/4/2015-6645/6 md.) İkinci fıkraya göre iş güvenliği uzmanlığı belge yükseltme sınavlarında başarılı olup belge almaya hak kazananların hakları saklıdır.”

Madde metninden anlaşıldığı üzere;

– Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2020 tarihine kadar (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi,

– Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2019 tarihine kadar (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi,

kaydıyla yerine getirilmiş sayılmaktadır.

7166 Sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde görev yapan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde hizmet verebilmekte olan B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme süreleri 01/07/2020 (kamu kurumları ve ellinin altında çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi) tarihine uzatılmıştır. Bahsi geçen 7166/16. Madde metni aşağıdaki gibidir.

“MADDE 16- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1/1/2020 tarihine kadar” ve “1/1/2019 tarihine kadar” ibareleri “38 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan yürürlük tarihine kadar” şeklinde değiştirilmiştir.”

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-23 Cep Telefonlarında Fiyatına Göre Faklı Oranlarda ÖTV Oranı Uygulanabilecek

7166 sayılı Kanunun 9’uncu madde ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “indirmeye %25’e kadar artırmaya,” ibaresi “indirmeye; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için %50’ye, diğer mallar için %25’e kadar artırmaya; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya,” şeklinde değiştirilmiştir. Yapılan değişikliğe ilişkin karşılaştırmalı metin aşağıdaki gibidir;

Önceki Hali Sonraki Hali
Oran veya tutar

Madde 12 – 1. Özel tüketim vergisi, bu Kanuna ekli listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar ve/veya oranlarda alınır.

2. Cumhurbaşkanı, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere; (1)

d) (IV) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları sıfıra kadar indirmeye %25’e kadar artırmaya,

 

 

 

 

 

 

Yetkilidir.

Oran veya tutar

Madde 12 – 1. Özel tüketim vergisi, bu Kanuna ekli listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar ve/veya oranlarda alınır.

 

2. Cumhurbaşkanı, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere; (1)

 

d) (IV) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları sıfıra kadar indirmeye; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için %50’ye, diğer mallar için %25’e kadar artırmaya; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya, (2)

Yetkilidir.

 

Yapılan bu değişiklikle 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları için Cumhurbaşkanına, belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya yetki verilmiştir.

Ayrıca 7166 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi ile 4760 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı listede yer alan 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı ürüne ilişkin satır değiştirilmiş olup buna ilişkin  karşılaştırma aşağıdaki gibidir.

 

Önceki Hali Sonraki Hali
8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları 25 8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları

– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşmayanlar

– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşıp, 2.400 TL’yi aşmayanlar
– Diğerleri

25

 

 

25

 

 

25

 

Yapılan bu değişik sonrası mobil telefon cihazlarında için fiyatına göre farklı ÖTV oranı uygulanmasına imkan tanınmıştır.

 

Söz konusu düzenlemeler yayımı tarihinde, 22 Şubat 2019 tarihi itibariyle, yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-22 Poşet Beyannamelerinin Verilme Süresi Uzaltıldı

10.12. 2018 tarihli ve 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2872 sayılı Çevre Kanununda bazı değişiklikler yapılmıştı. Yapılan bu değişikliklerle, 01 Ocak 2019 tarihinden gererli olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geri kazanım katılım payı, plastik poşet ve plastik ambalaj kullanımının azaltılması, depozito uygulaması ve kirliliğin önlenmesine yönelik teminat alınması konularında Yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi verilmiş, Yurt içinde piyasaya arz edilen Çevre Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ithalatçılardan söz konusu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması getirilmişti.

Nitekim yılbaşından bu tarafa kaynakların verimli yönetimi ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla plastik poşetler satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye taban ücret olan 25 kuruştan ücret karşılığı verilmeye başlandı.

İlk düzenlemede geri kazanım katılım paylarının ürünün piyasaya sürüldüğü tarihi takip eden ayın on beşine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına beyan edilerek beyanı takip eden ikinci ayın son gününe kadar Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına ödenmesi öngörülmüştü. Kanuna aykırı olarak geri kazanım katılım payını ödemediği tespit edilenlere ise katılım payı tutarının %20 fazlası idari para cezası olarak verilecek, ayrıca plastik poşetleri ücretsiz verdiği tespit edilen satış noktalarına ise depo alanı hariç kapalı satış alanının her metrekaresi için 10 Türk lirası idari para cezası verilecekti.

Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra en çok merak edilen konulardan bir tanesi de poşet beyannamesinin nereye ne şekilde kim tarafından verileceği oldu. Çünkü mükelleflere ait beyan ve bildirimlerin tamamının ne zaman nereye ne şekilde verileceği temel kanunlara istinaden düzenlenen ikincil mevcuatta detaylı şekilde düzenlenmiş olmasına rağmen, ivedi şekilde ele alınan ve yasalaşan poşet beyannmesi hususunda yasal alt yapı yetersizdi.

Nitekim Ocak ayında yürürlüğe giren bu uygulamaya ilişkin ilk beyan ve bildirimlerin Şubat ayında yapılması beklenirken, tam bir belirsizlik havası oluştu. Tüm gözler 3568 sayılı Yasa Kapsamında yetki almış (SMMM, YMM) meslek mensuplarına çevrildi, ancak Yasada poşet beyannamelerinin 3568 sayılı Yasa kapsamında sözleşme imzalanmış meslek mensuplarınca verileceği yönünde bir düzenleme yoktu. Yine kısa süreli yaşanan karmaşa ve şokun ardından, bu hususta eksik düzenleme yapıldığı fark edildi, 22 Şubat 2019 tarihli ve 30694 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanunun ile 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklikle konu kısmen netlik kazandı.

7166 sayılı Kanun’un 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda değişiklik yapan maddleri aşağıdaki gibidir;

MADDE 3 – 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun ek 11 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü/ithal edildiği tarihi takip eden ayın yirmi dördüncü günü sonuna kadar ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar tarafından ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecek vergi dairesine beyan edilerek aynı ayın sonuna kadar ödenir. Katılım payının süresinde beyan edilmediğinin veya eksik beyan edildiğinin tespiti halinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının bir ay içinde ödenmesi gerektiği ilgiliye tebliğ edilir. Süresinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının beyan edilmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanarak aynı Kanuna göre tahsil edilir. Bu madde kapsamında tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir.”

“Hazine ve Maliye Bakanlığı, geri kazanım katılım payının beyan ve ödeme sürelerini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkilidir.

Geri kazanım katılım payı beyannamelerinin verilme sürelerini; kapsama girenlerin sektörleri, gayrisafi işhasılatları, istihdam edilen işçi sayıları dikkate alınarak il ve ilçe sınırları itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte aylık, üç aylık veya altı aylık dönemler halinde tespit etmeye; beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine zorunluluk getirmeye, bu beyannamelerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermeye, bu kişileri aracı kılmaya veya zorunlu tutmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, Bakanlığın görüşünü alarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

 

MADDE 4 – 2872 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 4- Ek 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarına ilişkin verilmesi gereken beyannameler 24/4/2019 tarihine (bu tarih dâhil) kadar verilir ve bu beyanlar üzerine ödenmesi gereken geri kazanım katılım payları 30/4/2019 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenir.”

Yasa maddelerinden de anlaşılacağı üzere, yapılan bu değişiklikler sonrasında; geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü/ithal edildiği tarihi takip eden ayın yirmi dördüncü günü sonuna kadar ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine beyan edilecek olup daha önceki düzenlemede, payın takip eden ayın onbeşine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına beyan edilme zorunluluğu bulunuyordu. Böylece beyan ve ödeme süresi muhtasar ve KDV beyannamelerinin süresinden de öte atılmış oldu. Bu durum gerek mükelleflere muhtemelen bu yeni beyanı sırtlamak zorunda kalacak olan meslek mensuplarına nefes aldırcaktır.

İlaveten Hazine ve Maliye Bakanlığın’a geri kazanım katılım payının beyan ve ödeme sürelerini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirleme konusunda yetki verilmiş ancak 2872 sayılı Kanunun Poşet Ücreti başlıklı Ek 13’üncü maddesinde bir değişiklik yapılmamış olup bu maddedeki düzenlemelere ilişkin usul ve esasların belirleme yetkisi halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na aittir.

Yine geçici madde ile Ocak ve Şubat ayına ait beyannamelerin Mart ayına ilişkin beyan süresi içerisinde beyan edilmesi hususunda mükelleflere hak tanınmış olup bu süre içerisinde gerek Hazine ve maliye Bakanlığı gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemelerle konunun netliğe kavuşacağı beklenmektedir.

Çünkü mevcut haliyle yapılan yasal düzenleme, beyan sürelerinin ayın onbeşinden  ayın yirmidördüne ötelenmesi ve yaşanan belirsizlik nedeniyle mükelleflerin cezalı duruma düşmemeleri için  Ocak ve Şubat dönemi beyanlarının verilme sürelerinin ötelenmesi haricinde esaslı bir yenilik içermemektedir. Ancak görünen o ki; “Hazine ve Maliye Bakanlığı …beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine zorunluluk getirmeye, bu beyannamelerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermeye, bu kişileri aracı kılmaya veya zorunlu tutmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye,…. yetkilidir.” ibaresinin verdiği yetkiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı kısa süre içerisinde yapması beklenilen ikincil mevzuat düzenlemeleri ile kafalardaki soru işaretlerini cevaplandıraktır.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-19 “KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması”nın Detaylarının Yer Aldığı Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 24) Yayımlandı

20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 24) ile 26/04/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A.4) bölümüne; “4.1. Genel Olarak” ve “4.2. KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması” alt başlıkları eklenerek, uygulamaya ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Buna göre Yeminli Mali Müşavir (YMM) KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler bölümüne “KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması” eklenerek, bazı şartları taşıyan mükelleflerin, Ocak 2019 ve müteakip dönem işlemlerinden kaynaklanan, belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri, aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla “KDVİRA” sistemi aracılığıyla yapılacak sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının% 50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilecek.

Yeni düzenleme yahut yeni iade sisteminden yararlanacak mükelleflerin; en az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması, daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması, kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin özel esaslara tabi olmaması, Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması, Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması ile daha önceki bazı iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması şartlarını taşıyor olmaları gerekecek.

Hızlandırılmış İade Sistemi (HİS) ve İndirimli Teminat Uygulaması Sistemi (İTUS) sahibi mükelleflerin de bu uygulamadan yararlanması da mümkün olup ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün olamayacaktır.

Diğer taraftan HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra, bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılamayacak.

 

İlgili Tebliğ aşağıdaki gibidir.

 

20 Şubat 2019 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 30692
TEBLİĞ

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(SERİ NO: 24)

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin  (IV/A) kısmında yer alan “4.YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler” bölüm başlığından sonra gelmek üzere “4.1. Genel Olarak” bölüm başlığı eklenmiş ve bu bölümden sonra gelmek üzere başlığıyla birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

4.2. KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması

Aşağıdaki şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak/2019 ve sonrasındaki işlemlerinden kaynaklanan, Tebliğin (IV/A-3) bölümünde belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri; standart iade talep dilekçesi, YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile Tebliğin ilgili bölümlerinde iade taleplerine ilişkin aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla KDVİRA sistemi tarafından sorgulanır. Sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının %50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilir.

  1. a) En az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması,
  2. b) Daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması,
  3. c) Kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin;

– Özel esaslara tabi olmaması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması,

ç) Tebliğin (IV/A-6.) bölümünün birinci paragrafının (iv) ayrımı ve üçüncü paragrafı kapsamında iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması.

KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade yapılmasını müteakip, iade talebinin tamamına yönelik olarak KDVİRA sistemi tarafından üretilen KDV İadesi Kontrol Raporuna ilişkin kontroller, YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna ilişkin kontroller ile vergi dairesince yapılması gereken diğer kontroller genel usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Mükellefin kalan iade tutarı bu kontrol ve değerlendirmeler sonucuna göre yerine getirilir.

HİS ve İTUS sahibi mükelleflerin bu uygulamadan yararlanması mümkündür. Ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün değildir. HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılması da mümkün değildir.”

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihini izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”