KDV İadesi Talep Etmeyi Unutmayın

1 OCAK 2019 TARİHİNDEN İTİBAREN UYGULANACAK KDV İADE TALEP SÜRELERİ 5 YILDAN 2 YILA DÜŞTÜ

 

15 Şubat 2019 gün ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca  yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 23)’ün 13 ncü maddesiyle ile aynı Tebliğin (IV/A) bölümünün sonuna aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

Yapılan ekleme, 2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan KDV iade talep süreleri ile ilgilidir.

  1. İade Talep Süresi

2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki iade talep sürelerine uyulur.

8.1. İndirimli Orana Tabi İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

3065 sayılı Kanunun (29/2) nci maddesine göre, Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirim yoluyla giderilemeyen ve tutarı Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan verginin iadesinin en geç izleyen yıl talep edilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede mükelleflerin, indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (yılın sonuna kadar verilen Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, Tebliğin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.

Örnek 1: (Y) Gıda A.Ş., 2019 yılında yaptığı indirimli orana tabi teslimlerinden doğan KDV iadesini 2020/Temmuz beyannamesinin “Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” tablosundan 439 kodlu satırı seçerek beyan etmiştir. Mükellef 15/11/2020 tarihinde standart iade talep dilekçesi ve belgeleri ibraz etmiş ancak bu iade talebine ilişkin yüklenilen KDV listesini vermemiştir. Mükellef, yüklenilen KDV listesini 15/7/2021 tarihinde sisteme girmiştir.

 

Buna göre, (Y) Gıda A.Ş. KDV iade talebini süresinde beyan etmekle birlikte, yüklenilen KDV listesini süresinde (31/12/2020 tarihine kadar) sisteme girmediğinden mükellefin iade talebi reddedilecektir.

Örnek 2: (M) İnşaat Ltd. Şti. 2019 yılında teslim ettiği indirimli orana tabi konutlarla ilgili olarak vermiş olduğu 2020/Kasım beyannamesine ilişkin 439 kodlu satırda 500 bin TL “İadeye Konu Olan KDV” beyan etmiştir. (M) İnşaat Ltd. Şti., 27/12/2020 tarihinde standart iade talep dilekçesi ve diğer belgeleri ibraz ederek artırımlı teminat vermek suretiyle iade talebinde bulunmuştur.

Buna göre, (M) İnşaat Ltd. Şti., 2019 yılındaki indirimli orana tabi işlemlerinden kaynaklanan KDV iadesini süresi içinde usulüne uygun olarak talep ettiğinden, iade talebi vergi dairesi tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılacaktır.

8.2. Tam İstisna Kapsamındaki İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre, iade talebinin, iade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar yapılması zorunludur.

Buna göre, Kanunun 32 nci maddesi ile geçici maddelerde yer alan tam istisna kapsamındaki işlemlere ilişkin iade talebinde bulunacak mükelleflerin, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde istisnaya ilişkin yüklenilen KDV sütununu doldurmaları ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, Tebliğin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.

Örnek 1: (T) Makine A.Ş., 2019/Şubat döneminde YTB sahibi firmaya sattığı makinelerle ilgili olarak KDV beyannamesinde “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 308 kodlu satırda istisnayı ve bu teslimle ilgili yüklenimini beyan etmiştir.

İade talebi için bu beyan tek başına yeterli değildir. Mükellefin iade talebinin geçerlik kazanması için en geç 31/12/2021 tarihine kadar standart iade talep dilekçesi ve istisnaya ilişkin diğer belgelerin ibrazı zorunludur. 

Örnek 2: (Z) Ltd. Şti., 15 Ocak 2019 tarihinde gümrük çıkış beyannamesi kapanan bir ihracat işlemini Ocak/2019 KDV beyannamesinin “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 301 kodlu satırda beyan etmiş, ancak yüklenilen KDV bölümünü boş bırakarak ihracata ilişkin yüklendiği KDV’yi indirim yoluyla gidermeyi tercih etmiştir.

(Z) Ltd. Şti.’nin bu ihracat işlemine ilişkin iade talep edebilmesi için en geç 31/12/2021 tarihine kadar Ocak/2019 KDV beyannamesinde düzeltme yaparak yüklenilen KDV’yi beyan etmesi ve aynı süre içerisinde standart iade talep dilekçesiyle Tebliğin (II/A-1.1.4.) bölümünde sayılan belgeleri ibraz etmesi gerekmektedir.

8.3. Kısmi Tevkifat Uygulanan İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

Mükelleflerin, 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi kapsamındaki kısmi tevkifat uygulanan işlemlerine ilişkin iade taleplerini, tevkifata tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, tevkifata tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, Tebliğin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.”

İade talep süresi dolduktan sonra düzeltme beyannamesi verilerek iade talep edilebilir mi?

Yukarıda belirtilen iade talep sürelerinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme KDV beyannamesi verilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir.

KDV iade talep süresinde yapılan bu değişiklik, hangi tarihten itibaren doğan iadeler için geçerli?

KDV Kanununun 32. Maddesinde yapılan söz konusu değişiklik 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. Dolayısıyla, 7104 sayılı Kanunla KDV iadelerine getirilen iade talep süresi, 2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden doğan KDV iade talepleri için geçerli. Yani, 2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden doğan KDV iadelerinin, iadeye konu işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi gerekiyor.

 

‘İade Talep Süresi’ konusunda yapılan bu düzenleme, 2018 ve önceki yıllara ilişkin KDV iadeleri içinde geçerli mi?

7104 sayılı Kanunla yapılan düzenleme 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğinden ve 2019 yılından itibaren doğacak KDV iade talepleri için geçerli olduğundan, 2018 ve önceki yıllara ilişkin KDV iadelerinin, önceden olduğu gibi 5 yıllık tarh zamanaşımı süresi içerisinde düzeltme yapılarak talep edilmesi mümkün bulunuyor. Yani, yapılan değişiklik 2018 ve öncesi dönemlerde doğan KDV iadeleri için geçerli değildir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergiye Uyumlu Mükelleflere Tanınan % 5 İndirimin Mahsubu İçin Son Tarih

Gelir Vergisi Kanunu’nun Mükerrer 121’inci maddesiyle, vergiye uyumlu mükelleflere 1 milyon TL’den fazla olmamak üzere, hesaplanan verginin % 5 vergi indirimi olarak indirilmektedir. Bununla ilgili şartlar özet olarak şu şekilde sıralanabilir.

  • Beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki iki yıla ait vergi beyannamelerinin süresinde verilmiş ve ödenmiş olması, (250 TL’ye kadar eksik ödemeler dikkate alınmaz)
  • Bu üç yıla ait beyana tabi vergi türleri itibariyle ikmalen, resen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması, (yargı kararıyla terkin edilenler dikkate alınmaz)
  • İndirimin yapılacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle 1.000 TL üzerinde vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmaması.

Ayrıca tecil terkin uygulamasından yararlanan mükelleflerin, şartların gerçekleşmemesi nedeniyle terkin edilemeyen vergilerini, tecil süresinin bitiminden itibaren 15 gün içinde ödemeleri halinde, şartlar ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

Bu şartların sağlanıp sağlanmadığı, gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin elektronik ortamda onaylanması sırasında Gelir İdaresi bilgi işlem sistemi tarafından mükelleflere bildirilmektedir.

Bu uygulamadan yararlanan mükellefler, beyannamenin “kalan vergi indirimi” satırındaki tutarı, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerden mahsup edilebilecektir.  Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarların daha sonra mahsuben iade edilmesi mümkün değildir. Örneğin, 2018 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde kalan vergi indirimi satırındaki tutarın 30 Nisan 2020 tarihine kadar mahsup edilmemesi halinde bu tarihten sonra mahsup imkanı bulunmayacaktır.

 

Hüseyin DEMİR  
Yeminli Mali Müşavir  

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-41 Bazı Mallara İlişkin KDV Oranları ile ÖTV Oran ve Tutarlarında ile Değişiklik Yapıldı

01.05.2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1013 sayılı Bazı Bakanlar Kurulu Kararlarında Değişiklik Yapılması ve Bazı Mallara Uygulanacak Özel Tüketim Vergisi Oran ve Tutarları ile Özel Tüketim Vergisi Oranlarına Esas Özel Tüketim Vergisi Matrahlarının Yeniden Belirlenmesi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı mal ve hizmetlere ilişkin KDV ve ÖTV oran ve matrahlarında değişiklik yapılmış olup, bu Karar ile;

– Darülaceze Başkanlığı’na yapılan inşaat taahhüt işlerinin 01/05/2019 tarihinden itibaren %1 oranında KDV’ye tabi olması,

– Montaj ve hareket ettirici mekanizması kısmen alüminyum, plastik ve benzeri malzeme içeren perdelerin 01/05/2019 tarihinden itibaren %8 oranında KDV’ye tabi olması,

– Bazı tütün mamullerinin asgari maktu vergi tutarlarının arttırılması,

– Alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazlarının (cep telefonlarının) özel tüketim vergisi oranlarına esas özel tüketim vergisi matrahları ile özel tüketim vergisi oranlarının %50’ye kadar arttırılması,

– Hurdaya çıkarılan araçlar ile ilgili terkin edilecek ÖTV tutarının tespitinde matrahın 46.000 TL’den 70.000 TL’ye çıkarılması,

kararlaştırılmıştır. Yapılan düzenlemelerin konu başlıkları itibariyle detayları aşağıdaki gibidir;

1- KDV Oranlarında Yapılan Değişiklikler

a- Bilindiği üzere, 2007/13033 sayılı Karar’a ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayanlar için % 18 oranında KDV uygulanmaktadır.

1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 1. Maddesi  ile bahsi geçen 2007/13033 sayılı Karar’a; a) Ekli (I) sayılı listenin 12’nci sırası, 12- Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” şeklindeyken “12- Konut yapı kooperatifleri ile Darülaceze Başkanlığı’na yapılan inşaat taahhüt işleri,” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklik sonrası Darülaceze Başkanlığı’na yapılan inşaat taahhüt işlerinde uygulanacak KDV oranı %1 olmuştur.

b- Yine 1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 1. Maddesi  ile 2007/13033 sayılı Karar’a; Ekli (II) sayılı listesinin “B) DİĞER MAL VE HİZMETLER” bölümünün 5’inci sırası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“5- Yukarıdaki 4 numaralı sırada yazılı mensucat, vatka, keçe ve dantela, kordela, kordon ve işlemelerden mamul; iç ve dış giyim eşyası (şapka, kravat, kaşkol, şal, eşarp, kemer, çorap, eldiven vb. dahil), omuz vatkası, astar, apolet, ilikleme tertibatı, cep, kol, yaka, rozet ve fırfır ile bunların benzerleri, havlu, bornoz, perde (montaj ve hareket ettirici mekanizması kısmen alüminyum, plastik ve benzeri malzeme içerenler dahil), çarşaf, yastık, yorgan, battaniye, uyku tulumu, her türlü kılıf ve örtüler ile bunların benzeri ev tekstil ürünleri (taşıtlarda kullanılanlar dahil) (yataklar hariç) ile kıymetli taş ve madenler hariç her nevi maddeden mamul fermuar, çıtçıt, düğme, kopça, boncuk ve benzerleri,”

Böylece; montaj ve hareket ettirici mekanizması kısmen alüminyum, plastik ve benzeri malzeme içeren perdelerde KDV oranının %8 olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.

2- ÖTV Oranlarında ve Tutarlarında Yapılan Değişiklikler

a-1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 2. Maddesi  ile ÖTV Kanununa ekli (III) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan bazı malların asgari maktu vergi tutarları aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir. Yapılan bu düzenleme ile ÖTV oran ve tutarları artırılmak sureriyle sigara fiyatlarında artışa gidilmiştir.

G.T.İ.P. NO Mal İsmi Eski Hali Yeni Hali
Vergi

 Oranı

(%)

Asgari

Maktu

Vergi

Tutarı

 (TL)

Maktu

Vergi

Tutarı
(TL)

Vergi Oranı (%) Asgari

Maktu

Vergi

Tutarı

(TL)

Maktu

Vergi

Tutarı

(TL)

2402.20 Tütün içeren sigaralar 67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200
2402.90.00.00.00 Diğerleri (Tütün yerine geçen maddelerden yapılmış purolar, uçları açık purolar, sigarillolar ve sigaralar)            
-Tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaralar 67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200
24.03 Diğer mamul tütün ve mamul tütün yerine geçen maddeler;
“homojenize” veya yeniden tertip edilmiş tütün; tütün hülasa ve esansları

(2403.11.00.00.00, 2403.19.10.00.19, 2403.19.90.00.19,
2403.91.00.00.00, 2403.99.10.00.00, 2403.99.90.00.00 hariç)
67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200
2403.99.10.00.00 Enfiye ve çiğnemeye mahsus tütün 67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200

 

b- 7166 sayılı Kanunun 9’uncu madde ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “indirmeye %25’e kadar artırmaya,” ibaresi “indirmeye; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için %50’ye, diğer mallar için %25’e kadar artırmaya; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya,” şeklinde değiştirilmiş yapılan bu değişiklikle 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazları , cep telefonları, için Cumhurbaşkanına belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye dört katına kadar artırmaya yetki verilmişti.

Bu defa bahsi geçen yetkiye istinaden 1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 3. Maddesi ile Kanuna ekli (IV) sayılı listenin 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numarasında yer alan malların ÖTV oranlarına esas ÖTV matrahları ile ÖTV oranları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. Yapılan bu düzenleme sonrası ÖTV tutar ve oranlarındaki artışa cep telefonları fiyatlarında artış gerçekleştirilmiştir.

G.T.İ.P. NO Eski düzenleme Yeni düzenleme
Mal İsmi Vergi

Oranı (%)

Mal İsmi Vergi

Oranı (%)

8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telden cihazları 25 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telden cihazları 25
– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşmayanlar – Özel tüketim vergisi matrahı 640 TL’yi aşmayanlar
– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşıp, 2.400 TL’yi aşmayanlar 25 – Özel tüketim vergisi matrahı 640 TL’yi aşıp, 1.500 TL’yi aşmayanlar 40
– Diğerleri 25 – Diğerleri 50

 

c- 7103 Sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesi ile, 31/12/2019 tarihine kadar uygulanmak üzere, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, 16 ve daha büyük yaştaki araçların adına kayıtlı gerçek veya tüzel kişiler tarafından doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması ve ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescilinin silinmesi şartıyla, aynı cins bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinden, Bakanlar Kurulunca, 10.000 TL’yi aşmamak üzere, araçların cinsleri ve özelliklerine (motor silindir hacmi, sınıfı, özel tüketim vergisi oranına esas matrahı gibi) göre belirlenecek kısmın terkin edilmesine imkan tanınmış ve akabinde yayımlanan 2018/11750 Sayılı Karar ile yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden ÖTV’nin terkin edilecek kısmı ile ilgili olarak araçlara göre belirleme yapılmıştı.

Bu defa 1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 4. Maddesi ile bahsi gçeen 2018/11750 sayılı Kararı eki Kararın 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tablo aşağıdaki gibi değiştirilerek bu kapsamda terkin edilecek ÖTV tutarları tabloda yer aldığı şekilde yeniden belirlenmiştir.

Eski düzenleme Yeni düzenleme:
Yeni Aracın Özel Tüketim Vergisi Matrahı (TL) Terkin Edilecek Özel Tüketim Vergisi Tutarı (TL) Yeni Aracın Özel Tüketim Vergisi Matrahı (TL) Terkin Edilecek Özel Tüketim Vergisi Tutarı (TL)
Matrahı 46.000 TL’yi aşmayanlar için 10.000 Matrahı 70.000 TL’yi aşmayanlar için 10.000
Matrahı 46.000 TL’yi aşıp, 80.000 TL’yi aşmayanlar için 8.000 Matrahı 70.000 TL’yi aşıp, 120.000 TL’yi aşmayanlar için 8.000
Matrahı 80.000 TL’yi aşanlar için 3.000 Matrahı 120.000 TL’yi aşanlar için 3.000

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-40 Enflasyon Oranına Bağlı Olarak Değişken Faiz Oranı Uygulanan 1 Yıldan Uzun Vadeli Hesaplar İçin Uygulanacak Stopaj Oranı %0 Olarak Belirlendi

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67’nci maddesi hükmü uyarınca, elde edilen mevduat faizleri stopaja tabi olup buna ilişkin stopaj oranları 2006/10731 Sayılı Karar ile belirlenmiştir.

01.05.2019 tarihli ve 30761 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1015 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bahsi geçen 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendine“iv) Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda % 0,” cümlesi eklenmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesap türleri için uygulanacak stopaj oranı, 1 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere, % 0 (sıfır) olarak belirlenmiş olup diğer hesap türleri için uygulanmakta olan stopaj oranlarında herhangi bir değişkilik yapılmamıştır.

Son duruma göre mevduat türleri itibariyle geçerli olan stopaj oranları aşağıdaki gibidir.

Hesap Türü Stopaj Oranı
i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda 15%
ii) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda 12%
iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda 10%
iv) Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda 0%

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-39 Madenlerde Devlet Hakkı Tutarının Tespiti

Madenlerin milli menfaatlere uygun olarak aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usulleri düzenleyen 3213 Sayılı Maden Kanunu’nda Devlet hakkı, Maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olarak tanımlanmıştır. Devlet hakkının ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olduğundan, ruhsat sahibine rödövans karşılığı üretim hizmeti veren gerçek ya da tüzel kişilerin ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kanun’un 14’üncü maddesine göre Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. Tüvenan madenin, zenginleştirme işleminden geçtikten sonra satılması halinde zenginleştirme işlemlerine ait maliyetler ve amortismanlar düşüldükten sonraki fiyat, ocak başı fiyat olarak esas alınır. Devlet hakkına emsal olacak ocak başı satış fiyatı her yıl Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından her maden için ayrı ayrı olmak üzere belirlenmekte olup, beyan edilecek Devlet hakkı emsal fiyatının altında olamamaktadır.

Devlet hakkı, kaynak tuzlaları, lületaşı ve oltutaşı hariç olmak üzere, işletme izni olan maden ruhsatlarından en az ruhsat bedeli kadar Devlet hakkı alınır. Yer altı işletme yöntemi ile üretim yapılması halinde Devlet hakkının % 50’si alınmaz.

MAPEG, Devlet hakkının, Maden Kanunu hükümlerine uygun ve doğru bir şekilde hesap ve beyan edilmesine ilişkin tüm hususları, ruhsat sahasının büyüklüğü, maden grubu veya türü, işletme cirosu veya işletmenin kamuya ait olup olmaması hususlarını dikkate alarak, 3568 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yeminli mali müşavirlerin tasdikine tabi tutabilir.

Aşağıdaki hallerde beyan formunun yeminli mali müşavirlerin tasdiki ve ruhsat sahibinin imzası ile verilmesi zorunludur:

  • Kamu kurum ve kuruluşlarına ait olmayıp, Bakır, Kurşun, Çinko, Demir, Pirit, Manganez, Krom, Civa, Antimuan, Kalay, Vanadyum, Arsenik, Molibden, Tungsten (Volframit, Şelit), Kobalt, Nikel,  Kadmiyum,  Bizmut, Titan (İlmenit, Rutil), Alüminyum (Boksit, Gipsit, Böhmit), Nadir toprak elementleri (Seryum Grubu, Yitriyum Grubu) ve Nadir toprak mineralleri (Bastnazit, Monazit, Ksenotim, Serit, Oyksenit, Samarskit, Fergusonit), Sezyum, Rubidyum, Berilyum, İndiyum, Galyum, Talyum, Zirkonyum, Hafniyum, Germanyum, Niobyum, Tantalyum, Selenyum, Telluryum, Renyum madenlerinin yurt içinde entegre tesislerde kullanılarak metal hale getirilmesi nedeniyle % 75 Devlet hakkı indiriminin uygulanması.
  • Yeraltı işletme yöntemi ile üretim yapılması nedeniyle % 50 Devlet hakkı indiriminin uygulanması.
  • Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için % 50, altın, gümüş ve platin için % 40 Devlet hakkı indirimi uygulanması. (I. Grup madenler, II. Grup (a) ve (c) bendi madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol ve benzeri yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi hariç.)

Beyan formunun yeminli mali müşavirlere tasdik ettirilmemesi halinde, Devlet hakkı beyanları verilmemiş sayılır. Yeminli mali müşavirler yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, kaybına uğratılan Devlet hakkından ve kesilecek cezalardan ruhsat sahibi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.

Devlet hakkının tamamı, her yıl haziran ayının son gününe kadar ruhsat sahibi tarafından MAPEG muhasebe birimi hesabına yatırılır.

Süresinde tahakkuk ettirilmeyen Devlet hakkına, tahakkuk ettirilmesi gereken ayın son gününden tahakkuk ettirildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanır.

Devlet hakkı oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

 

    MADEN ORAN %
I. a. İnşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakıl. 4
  b. Tuğla-kiremit kili, Çimento kili, Marn, Puzolanik kayaç (Tras) ile çimento ve seramik sanayilerinde kullanılan ve diğer gruplarda yer almayan kayaçlar 4
II. a. Kalsit, Dolomit, Kalker, Granit, Andezit, Bazalt gibi kayaçlardan agrega, hazır beton ve asfalt yapılarak kullanılan kayaçlar. 4
  b. Mermer, Traverten, Granit, Andezit, Bazalt gibi blok olarak üretilen taşlar ile dekoratif amaçla kullanılan doğal taşlar. 4,5
  c. Kalsit, Dolomit, Kalker, Granit, Andezit, Bazalt gibi kayaçlardan entegre çimento, kireç ve kalsit öğütme tesisinde kullanılan kayaçlar. 4
III.   Deniz, göl, karbondioksit (CO2) gazı (jeotermal, doğal gaz ve petrollü alanlar hariç) Hidrojen Sülfür (7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümleri mahfuz kalmak kaydıyla). 5
III.   Kaynak suyundan elde edilecek eriyik halde bulunan tuzlar 1
IV. a. Kaolen, Dikit, Nakrit, Halloysit, Endellit, Anaksit, Bentonit, Montmorillonit, Baydilit, Nontronit, Saponit, Hektorit, İllit, Vermikülit, Allofan, İmalogit, Klorit, Sepiyolit, Paligorskit (Atapuljit), Loglinit ve bunların karışımı killer, Refrakter killer, Jips, Anhidrit, Alünit (Şap), Halit, Sodyum, Potasyum, Lityum, Kalsiyum, Magnezyum, Klor, Nitrat, İyot, Flor, Brom ve diğer tuzlar, Bor tuzları (Kolemanit, Uleksit, Borasit, Tinkal, Pandermit veya bünyesinde en az %10 B2O3 içeren diğer Bor mineralleri), Stronsiyum tuzları (Selestin, Stronsiyanit), Barit, Vollastonit, Talk, Steattit, Pirofillit, Diatomit, Olivin, Dunit, Sillimanit, Andaluzit, Dumortiorit, Disten (Kyanit), Fosfat,
Apatit, Asbest (Amyant), Manyezit, Huntit, Tabiî Soda mineralleri (Trona, Nakolit, Davsonit), Zeolit, Pomza,
Pekştayn, Perlit, Obsidyen, Grafit, Kükürt, Flüorit, Kriyolit, Zımpara Taşı, Korundum, Diyasporit, Kuvars,
Kuvarsit ve bileşiminde en az %80 SiO2 ihtiva eden Kuvars kumu, Feldispat (Feldispat ve Feldispatoid grubu
mineraller), Mika (Biyotit, Muskovit, Serisit, Lepidolit, Flogopit), Nefelinli Siyenit, Kalsedon (Sileks, Çört).
3
  b. Turba, Linyit, Taşkömürü, (…) (2) Antrasit, Asfaltit, Bitümlü Şist, Bitümlü Şeyl, (…) (1) Kokolit ve Sapropel (Petrol Kanunu hükümleri mahfuz kalmak kaydıyla). 3
  c. Demir, Pirit, Manganez, Civa, Antimuan, Kalay, Vanadyum, Arsenik, Molibden, Tungsten (Volframit, Şelit), Kobalt, Nikel, Kadmiyum, Bizmut, Titan (İlmenit, Rutil), , Nadir toprak elementleri (Seryum Grubu, Yitriyum Grubu) ve Nadir toprak mineralleri (Bastnazit, Monazit, Ksenotim, Serit, Oyksenit, Samarskit, Fergusonit), Sezyum, Rubidyum, Berilyum, İndiyum, Galyum, Talyum, Zirkonyum, Hafniyum, Germanyum, Niobyum, Tantalyum, Selenyum, Telluryum, Renyum. 3
    Altın, Gümüş, Platin, Bakır, Kurşun, Çinko, Krom, Alüminyum (Boksit, Gipsit, Böhmit), Uranyum oksit. Kanuna ekli tablo
  ç. Uranyum, Toryum, Radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddeler. 8
V.   Elmas, Safir, Yakut, Beril, Zümrüt, Morganit, Akuvamarin, Heliodor, Aleksandirit, Agat, Oniks, Sardoniks, Jasp, Karnolin, Heliotrop, Kantaşı, Krizopras, Opal (İrize Opal, Kırmızı Opal, Siyah Opal, Ağaç Opal), Kuvars kristalleri (Ametist, Sitrin, Neceftaşı (Dağ kristali), Dumanlı Kuvars, Kedigözü, Avanturin, Venüstaşı, Gül Kuvars), Turmalin (Rubellit, Vardelit, İndigolit), Topaz, Aytaşı, Turkuaz (Firuze), Spodümen, Kehribar, Lazurit (Lapislazuli), Oltutaşı, Diopsit, Amozonit, Lületaşı, Labrodorit, Epidot (Zeosit, Tanzonit), Spinel, Jadeit, Yeşim veya Jad, Rodonit, Rodokrozit, Granat Minarelleri (Spesartin, Grosüllar Hessanit, Dermontoit, Uvarovit, Pirop, Almandin), Diaspor Kristalleri, Kemererit. 4

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-38 İhraç Edilen Kara Taşıtlarında Kullanılan İlk Dolum Yağları ve Akaryakıtların ÖTV’sinin İadesine İlişkin ÖTV Tebliğ Yayımlandı

28.02.2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 796 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 2’nci maddesi ile; ÖTV Kanununa ekli (I) sayılı listedeki vergi tutarları uygulanarak teslim edilen ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının vergi tutarlarının, bu malların aynı Kanuna ekli (II) sayılı listedeki 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alan (tır çekicisi, minibüs, midibüs, otobüs, otomobil, kamyonet, kamyon ve motosiklet gibi) mallardan ihraç edilmiş olanların üretim sürecinde kullanılmış olduğunun tespiti halinde sıfır olarak uygulanacağına, bu kapsamda kullanılan ilk dolum akaryakıtlarında ÖTV tutarı sıfır olarak uygulanacak akaryakıt miktarının, üretilerek ihraç edilmiş her bir mal adedi için, 87.03 G.T.İ.P. numarasındaki mallarda “7” litreyi, 87.11 G.T.İ.P. numarasındaki mallarda “2” litreyi, diğer mallarda ise “15” litreyi geçemeyeceği ve ihraç edilen mallarda kullanılmış ilk dolum yağları ve akaryakıtlarına daha önce uygulanan vergi tutarı için, ÖTV Kanununun 12’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının uygulanacağına yönelik düzenleme yapılmıştı.

Bu defa konuya ilişkin hazırlanan Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 6), 12/04/2019 tarih ve 30743 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/03/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

6 Seri Nolu Tebliğ ile Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde değişiklik yapılarak, Genel Tebliğinin “III- İNDİRİMLİ VERGİ UYGULAMALARI VE MÜTESELSİL SORUMLULUK” başlıklı bölümünün “C” alt bölümünden sonra gelmek üzere “Ç” alt bölümü eklenmiş ve diğer alt bölüm buna göre teselsül ettirilmiş, ilave edilen bu bölümde ise 796 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 2’nci maddesinde düzenlenen indirimli vergi uygulamasından kaynaklanan vergi farklılaştırmasının, kara taşıtı imalatçılarına iade yöntemiyle uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Tebliğde, ihraç edilen kara taşıtlarında kullanılmış ilk dolum yağları ve akaryakıtları ile ilgili işlemler, ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının teslimine ilişkin ÖTV’nin beyanı, ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının üretim sürecinde kullanılması ve üretilen kara taşıtlarının ihraç edilmesine ilişkin süreler, iade talep edebilecekler, iadesi talep edilebilecek vergi tutarı, iade süresi ve iade uygulaması ile ilgili diğer işlemler başlıklar halinde açıklayıcı örnekler verilerek işlenmiş olup öne çıkan hususlar şu şekildedir;

İhraç edilecek kara taşıtlarının üretim sürecinde kullanılmak üzere 01.03.2019 tarihinden itibaren, ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtları için iade uygulamasından yararlanılabilmesi için, bunların ithal veya satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde kara taşıtlarının üretim sürecinde kullanılmış olması ve üretilen bu kara taşıtlarının da yine aynı sürede ihraç edilmiş olması gerekmektedir.

Bununla birlikte 01.03.2019 tarihinden önce ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtları bakımından iade uygulamasından yararlanılabilmesi için ise bunların ithal veya satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde kara taşıtlarının üretim sürecinde kullanılmış olması ve üretilen bu kara taşıtlarının da yine 01.03.2019 tarihinden itibaren ihraç edilmiş olması gerekmektedir.

İlk dolum yağlarında ÖTV’nin tamamının iadesi talep edebilecek olup ilk dolum akaryakıtlarında ise araç türlerine göre aşağıdaki tabloda gösterilen azami akaryakıt miktarını geçmeyecek şekildeki kullanımlara isabet eden ÖTV tutarının iadesi talep edebilecektir.

G.T.İ.P. Mal Adı Azami Akaryakıt Miktarı
87.03 Binek Otomobil 7 Litre
87.11 Motosiklt 2 Litre
87.01.20 Tır çekicisi 15 Litre
87.02 Otobüs, Midibüs, Minibüs 15 Litre
87.04 Kamyon, Kamyonet 15 Litre

 

İade talepleri mükelleflerin KDV yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine verilecek standart iade talep dilekçesi ile elektronik ortamda yapılacak olup iade talebi nakden veya mahsuben yapılabilecektir.

01.03.2019 tarihinden sonra ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının, ithal ya da satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde bahsi geçen malların üretim sürecinde kullanılmış ve üretilen kara taşıtlarının da aynı süre içinde ihraç edilmiş olması halinde, yine bu süreler içerisinde iade talebinde bulunulabilecektir. Ancak, şartlara uygun kullanımın yapılmış olması kaydıyla ihracatın 12’nci ay içerisinde gerçekleşmesi durumunda buna ilişkin iade talepleri, bu ayı takip eden ay sonuna kadar yapılabilecektir. Bu süreler geçtikten sonra iade talep edilemeyecektir.

01.03.2019 tarihinden önce ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtları için ise, bunların ithal veya satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde bahsi geçen malların üretim sürecinde kullanılmış ve üretilen kara taşıtlarının da bu süre içinde ihraç edilmiş olması şartıyla yine aynı süre içinde sözü edilen vergi dairesinden iade talebinde bulunulabilecektir.

Bu taleplerin yukarıdaki süreler göz önünde bulundurularak, üretilen kara taşıtlarının ihracatını takip eden ay başından itibaren kullanımların gerçekleştiği döneme yönelik en az birer aylık dönemler itibariyle yapılması gerekmektedir.

Nakden iade taleplerinin tamamı ve benzer şekilde teminat çözüm işlemleri vergi inceleme raporuna göre sonuçlandırılacaktır.

Tebliğ metni ektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurt Dışında ve Yurt İçinde Kesilen Vergiler ile Ödenen Geçici Vergilerin Kurumlar Vergisinden Mahsup Sıralaması

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32, 33 ve 34’üncü maddelerinde, ödenen geçici vergi ile yurt içinde ve yurt içinde kesinti yoluyla ödenen vergilerin kurumlar vergisinden mahsup edilebileceği, 252 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ve 1 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde,  kesinti yoluyla ödenen vergiler ile geçici verginin nasıl mahsup edileceği açıklanmıştır. Buna göre, hesaplanan kurumlar vergisinden öncelikle yabancı ülkelerde ödenen vergilerin mahsup edileceği, ardından yurt içinde kesinlen vergilerin mahsup edileceği ve son olarak geçici verginin mahsup edileceği 1 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde örnekle açıklanmıştır. Hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilemeyen tutar kalırsa, öncelikle geçici verginin sonra yurt içinde kesilen vergilerin nakden ya da mahsuben iadesi mümkündür. Yurt dışında kesilen vergilerin izleyen 3 yıl içinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubu edilmesi gerekli olup diğer vergi borçlarına mahsubu mümkün değildir. Anılan Tebliğdeki örnek aynen aşağıya alınmıştır.

 

34.7. Yurt dışında ödenen vergilerin, yurt içinde ödenen vergilerin ve geçici verginin mahsup sırası

Yurt dışında ödenen vergiler, Kurumlar Vergisi Kanununa göre hesaplanan kurumlar vergisinden öncelikle mahsup edilecek, artan tutarın bulunması halinde yurt içinde kesinti suretiyle ödenen vergiler ve geçici vergi mahsup edilecektir. Ayrıca, Kanunun 33 üncü maddesinde yer alan sınırlamalar asıl olmak kaydıyla zarar mahsubu veya istisnalar sonucu ilgili yılda Türkiye’de vergiye tabi kurum kazancının oluşmaması nedeniyle Türkiye’deki beyannamelere dahil edilen yurt dışı kazançlar üzerinden mahallinde ödenen vergilerin kısmen veya tamamen mahsubuna imkan bulunmazsa, bu mahsup hakkı izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılabilecektir.

Örnek: Tam mükellef (Z) A.Ş., 2006 yılında (D) ülkesinde bulunan şubesinden Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında istisna olarak değerlendirilmeyen 150.000.- YTL karşılığı kurum kazancı elde etmiş ve bu kazanç üzerinden %30 oranında 45.000.- YTL kurumlar vergisi ödemiştir. Kurumun yurt içindeki faaliyetlerinden elde ettiği kazanç ise 750.000.- YTL olup 60.000.- YTL kesinti suretiyle ödenen vergi, 110.000.- YTL de ödenen geçici vergisi bulunmaktadır. (Yurt dışından elde edilen yabancı para karşılığı kâr payları ve ödenen vergiler YTL cinsinden hesaplanmıştır.)

Kurum kazancı ………………………………………………………………………………..  900.000.- YTL
Hesaplanan kurumlar vergisi……………………………………………………………….. 180.000.- YTL
Mahsuplar (–)…………………………………………………………………………………. 200.000.- YTL

–   Yurt dışında ödenen verginin mahsup edilebilecek kısmı………………. 30.000.- YTL

(150.000 x %20 = 30.000)

–   Kesinti suretiyle yurt içinde ödenen vergi………………………………….. 60.000.- YTL

–   Geçici vergi ……………………………………………………………………..  110.000.- YTL

Ödenecek kurumlar vergisi………………………………………………………………………………….. 0
İadesi gereken geçici vergi …………………………………………………………………  20.000.- YTL

Örnekte görüldüğü üzere, yurt dışında ödenen vergiler öncelikle mahsup edilecek, sırasıyla yurt içinde kesinti suretiyle ödenen vergiler ve geçici vergi mahsup edilecek, mahsup edilemeyen geçici vergi tutarı olan 20.000.- YTL  mükellefe iade edilebilecektir. Yurt dışında ödenen verginin 15.000.- YTL’lik kısmının ise mahsup sınırını aştığı için câri yılda veya sonraki yıllarda mahsup edilebilmesi mümkün değildir.

 

 

Saygılarımızla.  
KARDEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK AŞ  

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Örtülü Sermaye Sayılan İşlemlerde, Kur Farkı Gelirleri Üzerinden Vergi Ödemek Zorunda Değilsiniz!

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinde; “Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 11’inci maddesinde örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Son dönemlerde döviz kurlarındaki aşırı dalgalanma nedeniyle ortaklar tarafından şirkete verilen döviz borçları için oluşan kur farkları gelir ve gider bakımından yüksek değerlere ulaşmaktadır. Ortakların örtülü sermaye kapsamında değerlendirilen borçlara isabet eden kur farkları, şirket açısından gider yazılamamaktadır. Tersine, borç verildiği tarihteki döviz kurunun sonradan düşmesi nedeniyle değerleme gününde ya da borcun ödenmesinde oluşan kur gelirleri de kurum kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınmamalıdır. Bunu gelir hesaplarında gösteren şirketlerin fazladan vergi ödemeleri  ortaya çıkmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan aşağıdaki özelgede de bu durum açıklanmıştır.

“Sayı : 16700543-125[17-515-80]-57752

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin kısa veya uzun vadeli ortaya çıkan nakit ihtiyacı için gerçek kişi ortağınızın şahsi paralarından döviz veya TL cinsinden yıl içinde bir defa veya devamlı borç para adığını, Şirketinizin aldığı bu borçlar karşılığında gerçek kişi ortağınıza herhangi bir faiz, komisyon ve benzeri adlar altında hiçbir bedel ödemediğini, döviz olarak aldığı borçlar nedeniyle Şirketiniz bünyesinde gerek değerleme gerekse ödeme sırasında kur farkı oluştuğunu belirterek, borçlandığınız bu paralarla ilgili herhangi bir faiz ödenmemesinin transfer fiyatlandırması veya örtülü sermaye kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, ortağınıza döviz olarak borçlanılması durumunda Şirketiniz lehine oluşan kur farkının gelir, aleyhe oluşan kur farkının ise gider olarak kaydedildiği bu durumun işletmeden çekilen değer olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında da, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde ise safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.

Kurumlar Vergisi Kanununun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin, (c) bendinde ise transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Örtülü sermaye” başlıklı 12 nci maddesinin;

– Birinci fıkrasında, “Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.”

– Yedinci fıkrasında, “Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır…” hükmü yer almaktadır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “12.4.Örtülü sermaye üzerinden yapılan ödemeler veya hesaplanan tutarların kâr payı sayılması ve yapılacak düzeltme işlemleri” başlıklı bölümünde “Örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacaktır. Kur farkları bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Kanunun 13 üncü maddesinin;

– Birinci fıkrasında, kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı; alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,

– İkinci fıkrasında, ilişkili kişinin kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade ettiği, ilişkinin doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluştuğu durumların örtülü kazanç dağıtımı kapsamında sayılması için en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının olması şartı arandığı, ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında oy veya kâr payı hakkının olduğu durumlarda da tarafların ilişkili kişi sayıldığı, ilişkili kişiler açısından bu oranların topluca dikkate alınacağı,

– Üçüncü fıkrasında, emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,

– Dördüncü fıkrasında, kurumların, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, bu fıkrada belirtilen yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit edeceği,

– Altıncı fıkrasında, tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazancın, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacağı

hükme bağlanmıştır.

Konuya ilişkin 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğin “4- Emsallere Uygunluk İlkesi” başlıklı bölümünde, “… Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi tanımına uygun herhangi bir ilişki olmayan kişilerin tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa ya da Pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutardır. Bu fiyat veya bedel, işlem anında hiçbir etki olmaksızın objektif olarak belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerde uygulanan fiyat veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.

Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi veya kurumlar arasındaki işlemlerde fiyat, piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde de aynı koşullar geçerli olmalıdır. Dolayısıyla, taraflar arasındaki ilişkinin mal veya hizmet fiyatlandırmasına herhangi bir etkisi bulunmamalıdır.

İlişkili kişiler arasındaki mal veya hizmet alım ya da satım işlemlerinde uygulanan fiyat veya bedelin piyasa fiyatını yansıtmaması durumunda, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan bu fiyat veya bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edildiği kabul edilecektir…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre,

– Şirketiniz tarafından ortağınızdan alınmış borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi halinde bu borçlarla ilgili olarak örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin, Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre gider olarak yazılması mümkün bulunmamakla birlikte, örtülü sermaye kabul edilen borçlanmalarda oluşacak kur farkı gelirlerinin de söz konusu borcun örtülü sermaye olarak kabul edilmesinin bir sonucu olarak, vergiye tabi kurum kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.

– Şirketinize kullandırılan borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi durumunda örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kar payı olarak değerlendirilecektir.

– Şirketinizin gerçek kişi ortağından borçlandığı paralarla ilgili olarak herhangi bir faiz ödemesi durumunda, gerçek kişi ortağa ödenecek faiz bedelinin emsallere uygun olması gerekmektedir. Emsallere uygun faiz bedelinin tespitinde Kanunun 13 üncü madde hükmü ve 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğinde açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanının kullanılacağı tabiidir.

Öte yandan, Şirketinizin nakit ihtiyacı olmadığı halde gerçek kişi ortağınızdan alınan paralara ilişkin ortaya çıkan kur farklarının, ticari kazancınızın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgisi olmadığından, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.”

 

Saygılarımızla.  
KARDEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK AŞ  

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-37 5.000 ABD Doları veya Karşılığı Türk Lirasını Geçmeyen Tutardaki İhracat İşlemlerinin Bedellerin Tamamının Tasarrufu Serbest Bırakıldı

4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek, bu tarihten itibaren 6 ay süreyle geçerli olmak üzere, ihracat bedellerin %80’nin yurda getirilmesi tekrar zorunlu hale getirilmişti.

Bahsi geçen tebliğ ile verilen yetkiye istinaden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından konuya ilişkin hazırlanan ve uygulamanın detaylarının yer aldığı 6 Eylül 2018 tarihli “İhracat Genelgesi” yayımlanmış ilerleyen süreçte ise şartların iyileşmesi sebebiyle T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 3 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ana Tebliğ’de değişiklik yapan Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen ve Resmi Gazete’nin 4 Eylül 2018 tarihli sayısında yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de “6 ay” olarak belirtilen yürürlük süresi “1 yıl” olarak değiştirilerek ihracat bedellerinin yurda getrilmesi ve %80’inin bir bankaya satılmak suretiyle TL’ye çevrilmesi zorunluluğu 4 Eylül 2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

Konuya ilişkin değerlendirmelerimize 2018/13, 2018/31 ve 2019/25 sayılı Bültenlerimizde yer verilmişti.

Bu defa Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 25.03.2019 tarih ve 6675 sayılı yazısına istinaden bahsi geçen 6 Kasım 2018 tarihli İhracat Genelgesi’nin “İhracatçının Serbest Kullanımına Bırakılan Dövizler” başlıklı 22. maddesinin birinci fıkrasına “5.000,- ABD doları veya karşılığı Türk lirasını geçmeyen tutardaki İhracat İşlemleri” ibaresi eklenmiş olup Genelgenin anılan 22’nci maddesi aşağıdaki son şeklini almıştır.

İhracatçının Serbest Kullanımına Bırakılan Dövizler

MADDE 22  (1) Hizmet ihracatı, transit ticaret, Türkiye’de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satış, Türkiye’de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satış, mikro ihracat ve 5.000,- ABD doları veya karşılığı Türk lirasını geçmeyen tutardaki ihracat işlemlerinde bedellerin tamamının tasarrufu serbesttir.

(2) CFR ve CIF teslim şekline göre gerçekleştirilen ihracatta, navlun ve sigorta bedeli ile kiracının satın alma hakkı bulunmayan finansal ve ticari kiralama sözleşmesi çerçevesinde elde edilen kira bedelleri hizmet bedeli döviz olarak kabul edilir.

Söz konusu değişiklik ile 5.000,- ABD doları veya karşılığı Türk lirasını geçmeyen tutardaki ihracat işlemlerinin bedellerin tamamının tasarrufu serbest bırakılmıştır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-36 Oto Galericilerin İkinci El Araç Alım Satımındaki KDV Sorunlardan Bir Tanesi Daha Çözüldü

Son dönemlerde ikinci el oto alım satımı ile iştigal eden ve galerici olarak adlandırılan esnaf grubunun yapısal ve kronik sorunlarına peşpeşe güzel dokunuşlar gerçekleştirildi.

Bunlardan ilki, geçtiğimiz yıl ikinci el oto alım satımı ile iştigal eden mükelleflerin rahatlatılması, kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla 7104 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan “İkinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce, katma değer vergisi mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dahil) alınarak vasfında esaslı değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde matrah, alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutardır.” düzenlemesiydi.

Nitekim bu düzenleme yapılmazdan evvel, KDV’siz alınan aracın satışı esnasında (maliyet + kar/komisyon) toplam satış bedeli üzerinden KDV hesaplanmakta, doğan vergi ise esnafa ve nihai tüketiciye haksız ve ağır gelmekteydi. O sebeple de bu sorun sektörde kayıt dışılığı teşvik etmekteydi. Çünkü her sorun kendi çözümünü üretiyordu; oto galericiler bu durumdan kaçınmak için alım satımını yaptıkları araçları kendi üzerlerine almaksızın, doğrudan müşterisini bulduktan sonra alıcının adına devrederek neticede yine aradaki komisyon kadar belge düzenliyorlardı. Hiç belge düzenlenmemesi durumunda ise işlem tamamen kayıtdışı gerçekleşiyordu.

Bu sorunun çözümü amacıyla, 7104 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanunun (23/f) maddesi yukarıda yer aldığı şekilde değiştirilerek, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle uğraşan mükellefler tarafından KDV mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dâhil) alınarak vasfında esaslı değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı tesliminde KDV matrahı, alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutar olarak belirlendi.   Yapılan bu değişiklikle, KDV mükellefi olmayanlardan veya istisna kapsamında KDV ödenmeksizin alınan ikinci el motorlu kara taşıtlarının satışında düzenlenecek faturalarda alış bedeli ile satış bedeli arasındaki fark üzerinden KDV hesaplanması sağlandı. Aslında olması gereken mevcut fiili durum, resmi hale getirilmiş oldu.

Ancak kervan yolda düzülür misali, bazı hususların gözden kaçmış olduğu uygulamada ortaya çıktı.  Çünkü sektördeki sorunlardan bir tanesi de binek otomobillerde KDV indirimi sorunu idi. KDV Kanununun mantığı gereği bir mal alınırken yüklenilen KDV’nin o malın satışı esnasında hesaplanan KDV ile kıyaslanması ve aradaki farkın ödenecek KDV olarak beyan edilip ödenmesi esastır. Gelir Vergisinin mantığı gereği yine o malın alımı için katlanılan (KDV hariç) maliyetin o malın satımı esnasında tahakkuk eden (Hesaplanan KDV hariç) satış bedeli ile kıyaslanması ve aradaki farkın kar/zarar hesabına alınması esastır.  O sebeple KDV’nin indirim konusu yapılmak yerine maliyet olarak dikkate alınıp hasılat ile kıyaslanmak zorunda bırakılması her iki Kanunun da işleyiş sistemine ters gelmekte bu durum hesaplama, kayıt ve beyanlarda mantık hatası vermektedir.

Bilindiği üzere (esas faaliyet konusu bunların işletmeciliği olanlar hariç olmak üzere) binek otomobillerin alımında ödenen KDV indirim konusu yapılamamakta, gider ve maliyet olarak dikkate alınmaktadır. Oysa aynı binek otomobilin satışı esnasında ise %1 KDV’li fatura düzenlenmektedir.

Örneğin; sürücü kursu, taksicilik şirketi, rent a car gibi (esas faaliyet konusu binek oto ile işletmecilik yapmak olan) şirketlerden ikinci el olarak satın alınan binek otomobil nedeniyle ödenen %18 KDV indirilemeyerek maliyete dahil edilmekte, bunların tekrardan satışa konu olması durumunda ise %1 KDV hesaplanarak tahsil ve beyan edilmektedir. Bu durum ise “İnd KDV – Hes. KDV”, “maliyet-hasılat” denklemlerini bozmaktadır.

Bu sorunun aşılması için de, 22/03/2019 tarih ve 30722 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 845 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin, %18 oranında KDV ödeyerek satın aldıkları araçların satışında da % 1 yerine % 18 oranında KDV hesaplamalarına imkan tanındı. 22 Mart 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe giren bu düzenleme sayesinde, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin; sürücü kursu, taksicilik şirketi, rent a car gibi esas faaliyet konusu bunların işletmeciliği olan mükelleflerden %18 KDV ödeyerek aldıkları ikinci el binek otomobilleri yine % 18 KDV hesaplayarak satmalarına imkan sağlanmış oldu.

Aynı gün içerisinde Hazine ve Maliye Bakanlığının web sitesine, ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden mükellefler tarafından alım satıma konu edilen binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen KDV tutarlarının indirim konusu yapılmasının 22 Mart 2019 tarihi itibariyle uygun görüldüğüne ilişkin tebliğ taslağı kamoyunun bilgisine sunuldu.

Akabinde bu taslak, 26 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Tebliğ olarak 22/03/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 28/03/2019 tarih ve 30728 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden mükellefler, 22/03/2019 tarihinden sonra alım-satıma konu etmek üzere satın aldıkları binek otomobillerin alış belgelerinde gösterilen KDV’yi indirim konusu yapabilecekler.

Bu mükelleflerce;

– %1 KDV oranı uygulanarak satın alınan binek otomobillerinin tesliminde %1,

– %18 KDV oranı uygulanarak satın alınan binek otomobillerinin tesliminde %18

KDV oranı uygulanacaktır.

Diğer taraftan, ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden mükellefler tarafından 22/03/2019 tarihinden önce (satılmak üzere) alınan, ancak 22/03/2019 tarihi itibarıyla henüz satılmamış olup, ticari mal stoklarında bulunan binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen ve daha önce indirim konusu yapılamayan KDV tutarlarının, bu araçların teslim edildiği döneme ilişkin KDV beyannamesinde indirim konusu yapılması uygun görülmüştür.

Ancak, söz konusu binek otomobillerin daha önce maliyetine dahil edilen KDV tutarlarına ilişkin kayıtların düzeltilmesi gerektiği tabiidir.

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden mükelleflerin alım-satım amacı dışında satın aldıkları ve işletmede kullandıkları binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal edenler, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlardır.

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal etmekle birlikte henüz yetki belgesi almamış olanlar, anılan Yönetmeliğe göre yetki belgesi alınması için verilen süre ile sınırlı olmak üzere yetki belgesi olmaksızın, bu kapsamda işlem yapabilirler.

Tebliğde yer alan ve yukarıda özetlenen düzenleme sonrası, sektörde son derece gereksiz yere yaşamak zorunda kalınan, ticaretin işleyişine aykırı olduğu gibi kanunların dahi işleyiş sistemine ve mantığına da aykırı olan sorunlardan bir tanesi daha çözüme kavuşturulmuş oldu.

Yukarıda yer alan açıklamaların yer aldığı ikincil mevzuatta, örneklere yer verilmediği için konu soyut kalmakta o sebeple fiili uygulayıcıları haricinde, daha önce böyle bir durumla karşılaşmamış ilgililer konuyu canlandırmakta güçlük çekmektedirler.

Konuya açıklık getirmesi amacıyla değişik varyasyonlara göre hazırlanan örnekler aşağıdaki gibidir.

(Geçtiğimiz yıl yaşanan kur atakları karşısında alınan ekonomik tedbirler kapsamında ticari araçların teslimindeki %18 KDV oranı  %1’e indirilmiş ve bu indirim önce 31/03/2019 tarihine kadar uzatılmış akabinde 21 Mart 2019 tarlihli Resmi Gazetede yayımlanan 843 sayılı Karar ile 30 Haziran 2019 olarak yeniden revize edilmiştir.  Normalde 31.06.2019 tarihine kadar ticari araç alım satımlarında KDV oranı geçici olarak %18 yerine %1 olmasına karşın daha iyi anlaşılabilmesi için örneklerde bu durum ihmal edilmiştir.)

Örnek 1 : Öğretmen Ali, 90.000,00 TL’ye satın aldığı otomobilini, model yükseltmek için mesai arkadaşı Öğretmen Bekir’e 100.000,00 TL’ye satmıştır.

Alıcı ve satıcı devlet memuru olup her ikisinin de gerçek usulde mükellefiyet kaydını gerektirir bir durum söz konusu değildir. Kâr amacı gütmeksizin gerçekleşen arızi nitelikteki bu alışverişten dolayı gerek alıcının gerekse satıcının vergisel yönden herhangi bir mükellefiyet kaydı açtırma, beyan ve bildirimde bulunma vb ödev ve yükümlülükleri yoktur.

Örnek 2 : Öğretmen Ali, 90.000,00 TL’ye aldığı otomobilini model yükseltmek için oto galericilik yapan arkadaşı Cemil’e 100.000,00 TL’ye satmıştır. Cemil ise otomobili aynı gün içerisinde ortak arkadaşları Bekir’e 110.000,00 TL’ye satmıştır.

Cemil (İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında) ticari faaliyet yapan gerçek usulde gelir vergisi ve KDV mükellefiyeti olan, bilanço usulüne tabi bir mükelleftir. Cemil, tevkifat yapmaksızın Öğretmen Ali adına gider pusulası düzenleyerek önce otomobili portföyüne almalıdır.  Bu şekilde düzenleyeceği belgede yer alan tutar aynı zamanda Galerici Cemil’in gelir vergisi açısından Satılacak! Malının! Maliyeti olacaktır.

Akabinde satış gerçekleştiğinde Cemil tarafından mükellefiyet durumuna bakmaksızın Bekir adına toplamda 110.000,00 TL fatura kesilmesi gerekmekte olup fatura satırlarının içeriğinin aşağıdaki gibi olması gerekir;

A Maliyet /Araç Alış Bedeli 100.000,00
b= [ (a-d) / 1,01] Alış Satış Farkı (Komisyon veya kazanç) 9.900,99
c= (b * 0,01) %1 KDV (Komisyona isabet eden) 99,01
d= (a+b+c) Toplam Tutar / Araç Satış Bedeli 110.000,00

 

Düzenlenen bu faturanın 100.000,00 TL’lik kısmının “Özel Matrah Şekline Tabi İşlemlerde Matraha Dahil Olmayan Bedel” satırına alınması gerekmektedir.

Alış satış arasındaki KDV hariç fark olan 9.900,99 TL ile ve bu tutara isabet eden %1 oranındaki 99,01 TL’nin ise “Tevkifat Uygulanmayan İşlemler“ satırına alınması gerekmektedir.

”Teslim ve Hizmetlerin Karşılığını Teşkil Eden Bedel” toplamının ise 99.900,99 TL olması gerekmektedir.

Örnekte görüldüğü üzere; Galerici Cemil, alış esnasında KDV indiremediği halde eskiden satış esnasında 110.000,00 TL’nin tamamı üzerinden KDV ayrıştırması gerekirken, 7104 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası, alım satım arasındaki net fark içinden KDV ayrıştırma imkanına kavuşmuş bu suretle bu alış veriş işleminde yarattığı net katma değer kadar ( 9.900,99 TL) üzerinden (%1 oranında 99,01 TL) net KDV hesaplar duruma gelmiştir.

Bu durumda Galerici Cemil açısından [(YİS – STMM)= Brür Kar] denklemi [(109.900,99 – 100.000,00) = 9.900,99 TL] şeklinde olacak, [(Hes. KDV – İnd KDV)= Ödn. KDV] denklemi ise  [(99,01 – 0)= 99,01 TL] şeklinde olacaktır.

Örnek 3 :  Araba kiralama (Rent A Car) faaliyeti haricinde başkaca bir faaliyeti bulunmayan  Bay Acar, sezon başında işletmek üzere 118.000,00 TL’ye sıfır otomobil satın almıştır. Araç alış bilgileri aşağıdaki gibidir.

a= (g/1,18) / (1+35) Aracın Vergisiz Bedeli 74.074
b (Kanuni oran) ÖTV Oranı 0,350
c =(a*b) ÖTV Tutarı 25.926
d (Kanuni oran) KDV Oranı 0,180
e=(a+b) * (1+d) KDV Tutarı 18.000
f= (c+e) Vergiler Toplamı 43.926
g= Fatura toplamı, yahut (a+f) Genel Toplam 118.000

 

Esas faaliyet konusu oto kiralama işi olması nedeniyle Bay Acar, bu amaçla satın almış olduğu araca ilişkin faturada yer alan 18.000,00 TL KDV’yi indirim konusu yapabilecektir.

Bay Acar, kiralama faaliyetinde kullanmak üzere satın aldığı sıfır otomobili kısa bir müddet işlettikten sonra müşteri memnuniyeti sağlamadığı gerekçesiyle döviz artışını dikkate alarak TL bazında aynı fiyata galericilik yapan Cemil adlı esnafa satmıştır.

Acar tarafından Cemil adına (100.000,00 + 18.000,00)= 118.000,00 TL tutarında KDV dahil araç satış bedeli faturası tanzim edilmesi gerekmektedir.

Yeni duruma göre Galerici Cemil, mükellefiyeti adına düzenlenen faturada yer alan 18.000,00 TL’yi indirim konusu yapabilecek, kendisi için ticari emtia mahiyetindeki aracın bedeli olan 100.000,00 TL’yi ise ticari emtia kapsamında stoklara alacaktır.

Örnek 4 : Galerici Cemil, esas faaliyet konusu oto kiralama işi olan Acar adlı mükelleften KDV dahil (100.000,00 + 18.000,00)= 118.000,00 TL’ye satın aldığı binek otoyu, kur artışının da etkisiyle %18 KDV dahil (118.644,07 + 21.355,93)=140.000,00 TL’ye  mali danışmanlık hizmeti aldığı X-YMM A.Ş.’ye satmıştır.

Galerici Cemil, alışı esnasında %18 KDV ödediği bu araç için satışı esnasında da %18 KDV hesaplamıştır.

X-YMM A.Ş., esas faaliyet konusu mali danışmanlık olması nedeniyle satın almış olduğu binek otoya ait adına düzenlenen faturada yer alan 21.355,93 TL tutarındaki KDV’yi indirim konusu yapamayacak, KDV dahil (118.644,07+21.355,93)=140.000,00 TL tutarındaki araç alım bedelini diğer masraflarla birlikte 254 nolu Hesaba almak suretiyle aktifleştirecek ilk yıl için KDV dahil toplam maliyet bedeli üzerinden kıst amortisman hesaplayacaktır. (İndirim konusu yapılamayan bu KDV’nin gider yazılması mümkündür)

Örnek 5 : (İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında) Galericilik yapmakta olan Cemil, X-YMM A.Ş.’den %1 KDV dahil 100.000,00 TL’ye almış olduğu ikinci el binek otomobili KDV dahil 110.000,00 TL’ye herhangi bir müşteriye ( vergiden muaf çiftçiye, öğretmene, X A.Ş’ye, Y Ltd. Şti.’ye vs, vs) satmıştır.

Bu durumda;

– Alış işlemi esnasında X -YMM A.Ş. tarafından Cemil adına  %1 KDV’li (99.009,90 + 990,10) = 100.000,00 TL tutarında fatura kesilmesi,

– Satış işlemi esnasında ise Cemil tarafından yeni alıcı adına yine %1 KDV’li (108.910,89 + 1.089,11)=  110.000,00 TL tutarında fatura kesilmesi,

gerekmektedir.

Bu durumda Galerici Cemil, alım satım esnasında yarattığı (108.910,89- 99.009,90)= 9.900,99 TL tutarındaki katma değerin (1.089,11- 990,10)= 99,01 TL tutarındaki KDV’sini Hazineye ödeyecektir.

Örnek 6 : (İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında) Galericilik yapmakta olan Cemil, Y İnşaat A.Ş.’den (%18 KDV dahil) 100.000,00 TL’ye almış olduğu (ticari araç kapsamındaki) ikinci el açık kasa pikapı KDV dahil 110.000,00 TL’ye herhangi bir müşteriye ( vergiden muaf çiftçiye, öğretmene, X A.Ş’ye, Y Ltd. Şti.’ye vs, vs) satmıştır.

Bu durumda;

– Alış işlemi esnasında Y İnşaat A.Ş. tarafından Cemil adına  %18 KDV’li (84.745,76+15.254,24)= 100.000,00 TL tutarında fatura kesilmesi,

– Satış işlemi esnasında ise Cemil tarafından yeni alıcı adına yine %18 KDV’li (93.220,34 + 16.779,66) 110.000,00 TL tutarında fatura kesilmesi,

Bu durumda Galerici Cemil, alım satım esnasında yarattığı (93.220,34 – 84.745,76)= 8.474,58 TL tutarındaki katma değerin (16.779,66 – 15.254,24) = 1.525,42 TL tutarındaki KDV’sini Hazineye ödeyecektir.

Örnek 7 : (İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında) Galericilik yapmakta olan Cemil, herhangi bir mükelliyet kaybı bulunmayan, çiftçilik yapmakta olan Dursun’dan 100.000,00 TL’ye almış olduğu (ticari araç kapsamındaki) ikinci el açık kasa pikapı 110.000,00 TL’ye herhangi bir müşteriye ( vergiden muaf çiftçiye, öğretmene, X A.Ş’ye, Y Ltd. Şti.’ye vs) satmıştır.

Bu durumda;

– Alış işlemi esnasında Çiftçi Dursun adına Cemil tarafından Cemil 100.000,00 TL tutarında gider pusulası düzenlenmesi,

– Satış işlemi esnasında ise Cemil tarafından yeni alıcı adına fatura kesilmesi, faturada satış bedelinin tamamı üzerinden değil, alım-satım arasındaki fark üzerinden %18 oranında KDV ayrıştırılması gerekmektedir.

Bu durumda Galerici Cemil, alım satım esnasında yarattığı (108.474,58 – 100.000,00)= 8.474,58 TL katma değerin [(Hesaplanan KDV – İndirilecek KDV= Ödenecek KDV)], (8.474,58 – 0) = 1.525,42 TL tutarındaki vergisini Hazineye ödeyecektir.

Örnek 8 : Galerici Cemil, sürücü kurusu işletmeciliği yapan bir mükellef tarafından eğitim amaçlı kullanılan otobüsü tekrar satmak üzere 118.000 TL’ye satın alarak portföyüne almıştır. Sürücü kursu tarafından satış işlemini müteakip süresinde ve usulünce düzenlenen %18 KDV dahil (100.000,00 +18.000,00)= 118.000,00 TL tutarındaki 28 Şubat 2019 tarihli fatura Galerici Cemil tarafından kabul edilmiş kayıt ve beyanlarına dahil ettirilmek üzere muhasebe ofisine gönderilmiştir.

28/03/2019 tarih ve 30728 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 26 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Tebliğ ile getirilen imkan gereğince Galerici Cemil, (22 Mart 2019 tarihinden önce) adına düzenlenen bu faturada yer alan ve daha önce stoklara alınmış olan 118.000,00 TL’yi 100.000,00 TL olarak düzelterek 18.000,00 TL’lik KDV’yi  isterse indirim  konusu yapabilecektir.

Otobüsü satması durumunda, satış bedeli üzerinden aynı oranda ayrıştırma yaparak KDV hesaplaması ve stoklardan da 100.000,00 TL düşerek Satılan Ticari Mallar Maliyetine eklemesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”