Bülten: 2019-35 Beyanname Verme Süreleri, Ödeme Sürelerinin Son Günü Şeklinde Kalıcı Olarak Uzatıldı

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu, Gümrük İdareleri tarafından alınan vergi resim ve harçlar hariç genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanan usul kanunudur.

Her bir verginin özel kanununda o vergiye ilişkin konular detaylı olarak belirlenmiş olup genel konular için ise Vergi Usul Kanuna atıf yapılmıştır, yahutta Vergi Usul Kanununda konu kesin olarak hükme bağlanmıştır.

Örneğin her bir verginin özel kanununda o vergiye ilişkin beyannamenin ne zaman verileceğine dair hüküm mevcut olmakla birlikte tüm beyannameler için verilme süresinin uzatılmasına ilişkin ortak hüküm ise 213 sayılı VUK’nda mevcuttur.

Nitekim anılan Kanun’un Beyanname verme ve ödeme sürelerinde yetki başlıklı Mükerrer Madde 28’inci maddesine göre Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, beyannamelerin verilme ve ödeme sürelerinin son gününü, kanunî süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkilidir.”

Mevcut Kanunlar’ın yürürlüğe girdiği tarihten bu tarafa, ekonomk ve teknolojk gelişmelere bağlı olarak bir beyannamenin hazırlanması için gereken iş ve işlemler ve buna bağlı olarak meslek mensuplarının harcalamaları gereken birim işgücü ihtiyacı artmış, ilaveten üzerine bir de (ÖTV, Ba-BS formları gibi) yeni vergiler ile beyan  ve bildirim türleri uygulamaya girmiş ancak kanunlarda yer alan beyan ve bildirim sürelerinde bir değişiklik olmamıştır.

O sebeple son dönemlerde aşırı yoğunluktan dolayı sık sık beyannamelerin kanuni süresi içerisinde hazırlanmasının gecikmesi nedeniyle meslek mensupları ve mükellefler ile bunların oluşturduğu  mesleki kuruluşların isteği ile beyanname verme sürelerinin uzatılmasının talep edilmesi süreklilik arzeder hale gelmiş, öyleki son 15 yıl içerisinde hemen hemen her yıl yıllık gelir vergisi beyanname verme süresi uzatılmak zorunda kalınmıştır.

İşin acı yönü, özellikle geçtiğimiz son üç ay içerisinde aşırı işyogunluğu ve sorumluluk duygusunun yükseklilğine bağlı stresten dolayı meslek mensuplarının işbaşında vefaat haberleri duyulur olmuştur.

Maliye Bakanlığı bu soruna duyarsız kalmamış, mükellef odaklı ve çözüme dönük yaklaşım sergileyerek, Kanunun verdiği yetkiyi kullanarak, beyannme verme sürelerini bir defaya mahsus olmaksızın kalıcı olarak uzatmıştır.

Bu amaçla, 29 Mart 2019 tarih ve 115 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile, 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren verilmesi gereken Muhtasar, Damga Vergisi, Katma Değer Vergisi, Kurumlar Vergisi, Yıllık Gelir Vergisi ve Geçici Vergi Beyannamelerinin verilme süreleri, tek seferde ödenen vergilerde ödeme süresinin, taksitle ödenen vergilerde ise ilk taksit ödeme süresinin son günü bitimine kadar uzatılmıştır. 

Söz konusu Sirküler ile yapılan düzenlemeden sonra, beyanname türleri itibarıyla yeni beyanname verme ve ödeme süreleri aşağıdaki gibi olmuştur;

Beyanname Türü Beyanname Verilme Zamanı Ödeme Zamanı
Muhtasar Takip eden ayın 26’sı Takip eden ayın 26’sı
Damga Vergisi Takip eden ayın 26’sı Takip eden ayın 26’sı
Katma Değer Vergisi Takip eden ayın 26’sı Takip eden ayın 26’sı
Yıllık Gelir Vergisi (Basit Usul) Şubat Ayının son günü Şubat Ayının son günü
Yıllık Gelir Vergisi Mart Ayının son günü Mart Ayının son günü
Kurumlar Vergisi Nisan Ayının son günü Nisan Ayının son günü
Geçici Vergi 1. Dönem 17 Mayıs 17 Mayıs
Geçici Vergi 2. Dönem 17 Ağustos 17 Ağustos
Geçici Vergi 3. Dönem 17 Kasım 17 Kasım
Geçici Vergi 4. Dönem 17 Şubat 17 Şubat

 

Tablo tetkik edildiğinde, her bir vergi türü itibariyle beyanname verme süresinin o verginin ödeme süresine ötelendiği görülmektedir. Yani eskiden her bir verginin beyanname verme süresi ile ödeme süresi arasında 2 veya 3 gün boşluk varken bu defa o verginin beyannamesinin verilme süresi ödeme süresine eşitlenmiş/ötelenmiş oldu.

Diğer taraftan kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflerin beyanname verme süreleri de yukarıdaki esaslar dahilinde ödeme süresinin son gününe kadar uzamış olmaktadır.

Bu durumda, ödeme sürelerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığından, beyannamenin verilme süresinin son gün/saatinde beyannamede yer alan verginin de ödenmiş olması gerekecektir. O sebeple mükelleflerin nakit dengelerini yeni duruma göre ayarlamaları önem arzetmekteidr.

Beyanname kanuni süresinde vermiş olmakla birlikte, beyanname üzerinden tahakkuk eden verginin tahsilinin/ödemesinin kanuni süresinde yapılmamış olması ise bir diğer usul kanunumuz olan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir.

Söz konusu Kanun’un Gecikme Zammı, Nispet ve Hesabı  başlıklı 51. Maddesine göre; Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı (2 sayılı Cumhurbaşkanı Karar ı05/09/2018 Tarihinden İtibaren geçerli olmak üzere) %2 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.Gecikme zammı bir liradan az olamaz.

Kanun metninden de anlaşıcağı üzere, gecikme zammının günlük olarak hesaplanıyor olması dolayısıyla (nasılsa gecikme zammı çok bir şey tutmaz düşüncesiyle), takakkuk eden verginin bir yada birkaç gün sonra ödenmesinde çok sakınca görülmediği düşünülecek olsa da böyle durumlarda vergiye uyumlu mükellef statüsünde olan mükellefler bu statülerini kaybedeceklerinden kendilerine tanınan %5’lik vergi indirimminden faydanlanma haklarını da kaybedeceklerdir. Bu durumda tahakkuk eden vergiyi kanuni süresinde ödemeyen mükellefin kaybı tahmininden daha fazla olacaktır.

O sebeple beyannmae dönemlerinde mükelleflerin meslek mensupları ile sıkı iletişim içesinde olmaları, gerekli bilgi ve belgeleri son günü beklemeksizin ofislere iletmeleri ve muhtemel tahakkuk tutarlarını öğrenerek bu tutarda likit  kalmaları bundan sonra daha  da önem arzetmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-34 Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 25) İle, Daha Önce Yapılan Ve Yakın Zamanda Yürürlüğe Giren Bir Takım Yasal Düzenlemelere Yönelik Ana Tebliğde Uyum Değişiklikleri Yapıldı

23.03.2019 tarih ve 30723 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 25) ile, daha önce yapılan ve yakın zamanda yürürlüğe giren bir takım yasal düzenlemelere ilişkin Ana Tebliğde (Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde) yapılan değişikliklere yer verilmiştir.

Sırasıyla kur farkları, basılı kitap ve süreli yayınların teslimine yönelik KDV istisnası, imalat sanaayi yatırımlarıma ilişkin iade, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin yenilenebilir ve diğer enerji tesislerinin inşasına ilişkin KDV istisnası, UEFA 2019 Süper Kupa Finali ve 2020 Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarına yönelik getirilen KDV istisnası ve hasılat esaslı vergilendirmeye ilişkin usul ve esaslara ilişkin açıklamalar aşağıdaki gibidir.

1) Kur farklarının KDV matrahına dahil olduğuna ilişkin açıklamalar

3065 Katma Değer Vergisi Kanununda, kur farklarının KDV’ye tabi olduğuna ilişkin açık, net bir hüküm bulunmamasına rağmen, İdarenin ikincil mevzuatta kur farklarının da matraha dahil olduğu yönünde düzenleme yapması tartışmalara konu olmakta konunun mükelleflerce yargıya taşınması durumunda da İdare aleyhine kararlar çıkmaktaydı.

Bu amaçla 7161 sayılı Kanunun 18’inci maddesiyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Matraha Dahil Olan Unsurlar” başlıklı 24’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “fiyat farkı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı,” ibaresi eklendi. Bu suretle bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkının, matrahın bir unsuru olduğu hususu  kanunda yer almış oldu. Düzenlemenin yürürlük tarihi ise 01.02.2019 idi.

Bu yasal düzenlemeye ilişkin olarak 25 nolu Tebliğ ile KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümleri değiştirilmiş, bu amaçla;

–  (I/B-11.2.) bölümünün birinci paragrafında yer alan “fiyat farkı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı,” ibaresi eklenmiş,

– (II/A-8.9.) bölümünün üçüncü paragrafının sonuna “Ancak, iade talep dilekçesinin verildiği tarihten sonra imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarına ilişkin olarak iade hesabında herhangi bir düzeltme yapılmaz.” cümlesi eklenmiştir.

– Aynı Tebliğin (III/A-5.) bölümünün birinci paragrafının (c) bendinde yer alan, “fiyat farkı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı,” ibaresi eklenmiş,

– (III/A-5.3.) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki örnek eklenmiştir.

“Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkları KDV matrahına dahildir. Buna göre, matraha dahil olacak kur farklarının hesabında, mal ve hizmet bedeline isabet eden kur farkları dikkate alınır, hesaplanan KDV’ye ilişkin ortaya çıkan kur farkları matraha dahil edilmez.

Örnek: (A) Ltd. Şti., (B) A.Ş.’ye mal tesliminde bulunmuş, bu teslime ilişkin 1.000 Dolar üzerinden 180 Dolar KDV hesaplamıştır. Teslim tarihinde döviz kuru 4 TL iken 6 ay sonra yapılan ödeme sırasında döviz kuru 4,40 TL olmuştur.

Buna göre, teslime konu malın bedeli 1.000 Dolar üzerinden ortaya çıkan kur farkı 400 TL [(4,40-4)x1.000] olup, bu fark üzerinden 72 TL KDV hesaplanacaktır.

(A) Ltd. Şti. tarafından, (B) A.Ş.’ye düzenlenecek kur farkı faturasında; matrah 400 TL, hesaplanan KDV ise 72 TL olacaktır.”

Buna göre;

– Bedelinin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, ödemenin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihten sonra yapılması durumunda bu ödeme nedeni ile ortaya çıkacak kur farkı tutarı üzerinden fatura düzenlenecek ve üzerinden KDV hesaplanacaktır.

– İhraç kayıtlı teslimler nedeniyle doğan KDV iadeleri için iade talep dilekçesinin verildiği tarihten sonra imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarına ilişkin olarak iade hesabında herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır.

– Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkları KDV matrahına dahil olacak ve kur farklarının hesabında, mal ve hizmet bedeline isabet eden kur farkları dikkate alınacak, hesaplanan KDV’ye ilişkin ortaya çıkan kur farkları ise matraha dahil edilmeyecektir.

Söz konusu Tebliğ değişikliği 23 Mart 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

2) Basılı kitap ve süreli yayınların tesliminde KDV istisnasına ilişkin açıklamalar

3065 Sayılı KDV Kanunu’nun 13. maddesine 7161 sayılı Kanunla eklenen (n) bendi ile, 01/02/2018 tarihinden geçerli olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayıncılık sertifikası verilmiş yayıncılar tarafından yapılan kitap ve süreli yayınların teslimi KDV’den istisna edilmişti. Ancak sertifikalı, sertifikasız satıcı ayırımı ve “100” TL’lik satış limiti gibi konular sektörde farklı KDV oranlarının uygulanmasına sebep olmuş yaşanan karmaşa ve karışıklık sonrası satışlar durma noktasına gelmişti.

Konu hızlı şekilde yeniden ele alınarak bu defa 22 Şubat 2019 Tarih ve 30694 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7166 sayılı Kanun’un 7. Maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi aşağıdaki şekilde yeniden değiştirilmişti;

“n) 21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu hükümlerine göre poşetlenerek satılanlar hariç olmak üzere basılı kitap ve süreli yayınların teslimi (Bu bent hükmünün uygulanmasında, bu maddenin ikinci fıkrasında belirlenen had uygulanmaz.),”

Yapılan bu yasal düzenleme sonrası yorgan gitti kavga bitti ve satıcının ve yayıncının sertifikalı olup olmasına bakılmaksızın, satış tutarına bakılmaksızın poşetlenerek satılmak zorunda olan muzır yayınlar hariç olmak üzere basılı kitap ve süreli yayınların teslimi düzenlemenin yayım tarihinden geçerli olmak üzere KDV’den istisna edildi.

Akabinde 25 Nolu Tebliğ ile Ana Tabliğde bu yasal değişikliğe ilişkin uyum düzenlemeleri yapıldı. Bu amaçla ana Tebliğin (II-B) “Araçlar, Kıymetli Maden Ve Petrol Aramaları İle Ulusal Güvenlik Harcamaları Ve Yatırımlarda İstisna” başlıklı bölümüne “17. Basılı Kitap ve Süreli Yayınların Tesliminde İstisna” başlıklı bölüm eklenerek, bu bölümde basılı kitap ve süreli yayınların tesliminde KDV istisnasına ilişkin usul ve esaslar detaylı şekilde yer verildi.

Buna göre;

– İlgili Yasa gereği poşetlenerek satılmak zorunda muzır yayınlar hariç her türlü kitap ve süreli yayınların ikinci el dahil her safhadaki teslimi 22/2/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

– Boyama defterleri, kitap şeklinde olmayan yaprak testler, mevzuat setlerinin güncellenmesi amacıyla gönderilen föyler, ciltli takvim, kartela, ezber kartları, kataloglar, broşürler gibi yayınlar kitap kapsamında değerlendirilememiştir. Bunların teslimi KDV’ye tabidir.

– Elektronik kitap (e-kitap) ile süreli yayınların elektronik ortamda satışı, elektronik kitap ve süreli yayın okuyucu, tablet ve benzerlerinin tesliminde istisna yoktur. Bunların teslimi KDV’ye tabidir.

– İstisna, basılı kitap ve süreli yayınların teslimine ilişkin olup, bunların basımına ilişkin alınan mal ve hizmetler KDV’ye tabidir.

– Program şeklindeki mevzuat bilgi bankası, soru bankası, online test ve benzerleri ile CD veya flash bellek gibi veri taşıyıcılarla satılan görüntülü eğitim setleri basılı kitap kapsamında değerlendirilememiş olup bunların satışı istisna kapsamında olmayıp  KDV’ye tabidir.

– 3065 sayılı Kanunun (13/n) maddesinde yer alan düzenleme tam istisna olup istisna kapsamında olup teslim yapanların düzenledikleri fatura ve benzeri belgelerde KDV gösterilmeyecek ve “3065 sayılı KDV Kanununun (13/n) maddesi hükmü gereğince KDV hesaplanmamıştır.” ibaresine yer verilecektir.

– Tam istisna kapsamında yüklenilen ve indirim yoluya giderilimeyen KDV’nin iadesine ilişkin usul ve esaslara ise Tebliğin ilgili bölümünde detaylı şekilde yer verilmiştir.

3) İmalat sanayii yatırımlarına ilişkin bina-inşaat harcamalarına sağlanan KDV iadesi teşvikinin uygulama süresinin uzatılmasına ilişkin açıklamalar

7161 Sayılı Kanunun 20’nci maddesiyle, 3065 sayılı KDV Kanunu’nun Geçici 37’nci maddesinde yapılan değişiklik ile imalat sanayii yatırımlarına ilişkin 2018 yılında yapılacak inşaat harcamaları dolayısıyla yüklenilecek KDV’nin iade edilmesine yönelik uygulamanın 2019 yılında da sürdürülmesine imkan sağlanmış, ayrıca Cumhurbaşkanına bu uygulamanın süresini 5 yıla kadar uzatma yetkisi verilmişti.

25 Nolu Tebliğ ile Ana Tebliğin (II/E-7.), (II/E-7.1.), (II/E-7.3.) bölümlerinde, yapılan bu yasal düzenlemeye ilişkin uyum değişiklikleri yapılmıştır.

4) Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin yenilenebilir ve diğer enerji tesislerinin yapımının KDV^den  istisna olduğuna ilişkin açıklamalar

Yine 7161 sayılı Kanun’un 17’nci maddesiyle KDV Kanununun istisnalara ilişkin 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin yenilenebilir ve diğer enerji tesislerinin inşasına ilişkin olarak bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları KDV’den istisna edilmişti.

25 Nolu Tebliğ ile Ana Tebliğ’de bu yasal düzenlemeye ilişkin uyum  değişiklikleri yapılmış bu amaçla ana Tebliğin (II/B-13.) ve (II/B-13.1.2.) bölümleri ile Ana Tebliğ ekinde  (Ek:26)’da yer alan “haberleşme” ibarelerinden sonra gelmek üzere “yenilenebilir ve diğer enerji” ibareleri ibareleri eklenmiştir.

5) UEFA 2019 Süper Kupa Finali ve 2020 Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarına yönelik KDV istisnasına ilişkin açıklamalar

7162 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen Geçici 40’ıncı Madde ile 2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarına ilişkin olmak üzere; Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile, katılımcı futbol kulüpleri ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlara,  bu müsabakalar dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna tutulmuş, söz konusu istisna düzenlemesi çerçevesinde mal teslimi ve hizmet ifasında bulunanlar yüklenilen vergilerin, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirebileceği, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergilerin ise 32’nci madde hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edileceği hüküm altına alınmıştı.

Bu defa 25 Nolu Tebliğ ile Ana Tebliğinin (II/E) “İndirim ve İade Hakkı Tanınan Diğer İstisnalar” başlıklı bölümüne, “10. 2019 UEFA Süper Kupa ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali Müsabakaları Kapsamında Yapılacak Teslim ve Hizmetlerde İstisna” başlıklı bölüm eklenerek, bu bölümde yapılan Yasal düzenlemeye ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.

6) Hasılat Esaslı Vergilendirme Yöntemine ilişkin açıklamalar

7104 sayılı Kanunla Katma Değer Vergisi Kanunun mülga 38’inci maddesi başlığı ile birlikte değiştirilerek “Hasılat Esaslı Vergileme” sistemi Kanuna monte edilmiş, yapılan bu düzenleme ile; Kararname ile belirlenecek olan sektörler ve mükellef grupları için indirim müessesesi devre dışı bırakılarak seçilecek olan sektörlerde faaliyet gösteren mükelleflerin gider ve maliyetleri için aldıkları belgelerde yer alan KDV’ler için 191  nolu hesabı çalıştırmadan, belgelerde yer  alan KDV dahil toplam tutarları diğer ilgili hesaplara alarak bu tutarları gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alacakları ve KDV dahil elde ettikleri hasılatın belirlenecek yüzdesininin ise direk, net, safi “Ödenecek KDV” olarak beyan edip ödeyecekleri bir sistem getirilmişti.

Düzenlemenin yürürlük tarihi 01.01.2019 olarak belirlenmiş olmakla birlikte düzenlemenin hayata geçebilmesi için Cumhurbaşkanı Kararı ile sektör ve oran konusunda belirleme yapılması gerekmekteydi. Bu konuda beklenen ilk Cumhurbaşkanı Kararı (06/02/2019 tarih ve 718 sayılı Karar) 07/02/2019 tarih ve 30679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Karar 2019 Mart başından itibaren yürürlüğe girmişti.

Bahsi geçen Karar ile, özel halk otobüsü işletmecilerininin hasılat esaslı vergilendirme yönetiminden yararlanabilcekleri ve vergi oranının ise %1,5 olması kararlaştırılmıştı.

Bu defa 25 nolu Tebliğ ile Ana Tebliğde yapılan değişiklikle, Kararın hükümlerinin yürütülmesine ilişkin  beklenen tebliğsel düzenlemeler yapılmıştır. Bu amaçla  KDV Genel Uygulama Tebliğinin (V.) “Verginin Tarhı ve Ödenmesi” başlıklı bölümüne “2. Hasılat Esaslı Vergilendirme” başlıklı bölüm eklenerek, hasılat esaslı vergilendirme uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre;

– Hasılat esaslı vergilendirme usulüne sadece Cumhurbaşkanı Kararı ile kapsama alınan sektörler ve meslek gruplarında yer verilen mükellefler geçebilcektir.

– Sisteme geçiş isteğe bağlı olup bu kapsamda vergilendirilmek isteyen mükellefler, bağlı oldukları vergi dairesine başvurarak bu usule geçmeyi talep edecebilceklerdir. Başvuru üzerine vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapılacak ve şartları sağlayan mükelleflere, bu kapsamda vergilendirilmelerinin uygun görüldüğü yazılı olarak tebliğ edilecektir. Söz konusu mükellefler tebliğ tarihini takip eden vergilendirme döneminden itibaren hesaplayacakları KDV’yi hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre aylık vergilendirme dönemleri itibarıyla beyan edeceklerdir.

– Bu usule geçen mükellefler hasılat esaslı vergilendirme yöntemine geçtikleri dönemden itibaren iki yıl geçmedikçe bu usulden çıkamayacaklardır.

– Hasılat esaslı vergilendirme usulüne geçen mükellefler, vergiye tabi işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeller üzerinden mal ve hizmetlere uygulanan KDV oranlarını belirleyen 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listelerde belirlenen oranlara göre KDV hesaplayacak, fatura ve benzeri belgeler üzerinde bu KDV’yi göstereceklerdir.

– Bu usule tabi mükelleflerin ödeyecekleri vergi, vergiye tabi işlemlerin bedeli ve buna ilişkin hesaplanan KDV tutarlarının toplamına ilgili Cumhurbaşkanı Kararında belirlenen oran uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

– Hasılat esaslı vergilendirme usulüne tabi mükellefler, bu usule göre hesapladıkları vergiyi 4 No.lu KDV Beyannamesi ile vergilendirme dönemini takip eden ayın yirmidördüncü günü akşamına kadar beyan edecek ve aynı ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar ödeyeceklerdir.

– Hasılat esaslı vergilendirme usulüne tabi mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen KDV ile 2 No.lu KDV beyannamesiyle tevkif suretiyle ödedikleri KDV ve ithal ettikleri mal ve hizmetler dolayısıyla ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapamayacaklardır

– Bu kapsamdaki mükellefler, indirilecek KDV tutarları ile hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre beyan ederek ödedikleri KDV tutarlarını, işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet olarak, yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla alıcılar için hesapladıkları ve düzenledikleri belgelerde gösterdikleri KDV’yi ise gelir olarak dikkate alacaklardır.

Söz konusu Tebliğ değişikliği 01/03/2019 tarihinden geçerli olmak üzere 23 Mart 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-33 İkinci El Araçların Tesliminde Uygulanacak KDV Oranına İlişkin Sorunlardan Bir Tanesi Daha Çözüldü

Kanunsuz vergi olmaz sözüne dayanak teşkil eden “verginin kanuniliği ilkesi”, Anayasamızın 73. maddesin 3. fıkrasında yer alan “vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, kaldırılır ve değiştirilir.” hükmü ile anayasal zemine oturtulmuştur.

Böylece seçilmiş ve/veya atanmış yöneticilerin keyfi yahut yeterli alt yapı çalışması yapmadan hatalı kararlar almasının ve bu suretle vergi tekniğinden uzak, haksız ve orantısız salınan vergiler yoluyla vatandaşların mülkiyet hakkını ihlal etmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

O sebeple yeni bir vergi kanunu çıkarma hak ve yetkisi TBMM’ye ait olup, yeni bir vergi konulması yahut mevcut verginin kaldırılması ancak TBMM’den yasa çıkarmakla mümkündür.

Bunun bir istisnası ise Anayasamızın yine 73. maddenin son fıkrasında, yer alan “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir” düzenlemesidir.

Özellikle vergi yasası çıkarmanın son derece zor ve zaman isteyen bir süreç olduğu dikkate alındığında, bu yetki sayesinde yürütme organına, kendisine duyulan güveni de istismar etmeksizin, sadece gereksinim duyulduğunda ekonomiye hızlı şekilde müdahale etme imkanı tanınmıştır.

Buna uygun şekilde çıkarılan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’un 28’inci maddesine göre (genel) KDV oranı %10 olup Bakanlar Kurulu’na bu oranı;

–  4 katına kadar artırma,

– %1’e kadar indirme,

– bu sınırlar dahilinde (%1 ila %40 oranları dahil bu oran aralıklarında) muhtelif mal ve hizmetler için farklı oranlar tesbit etme,

– bazı malların toptan ve perakende safhası için farklı oranlar belirleme,

yetkisi verilmiştir.

Bakanlar Kurulu bu yetki çerçevesinde, çıkarmış olduğu çok sayıda Kararname ile bugüne kadar %1 ila % 40 arasında olmak üzere onaltı farklı KDV oran uygulatmıştır.

Son durum itibariyle; Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye dayanılarak mal ve hizmetlere uygulanan KDV oranlarını belirleyen 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1’inci maddesiyle mal teslimleri ile hizmet ifalarına uygulanacak KDV oranları, söz konusu Kararnameye;

– Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için (% 18),

– Ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için (% 1),

– Ekli (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için (% 8),

olarak tespit edilmiştir.

Bu defa 22 Mart 2019 tarihli ve 30722 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 845)” ile 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli (I) sayılı listenin 9’uncu sırasının sonunda yer alan parantez içi ifadenin sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerde bu Kararın birinci maddesinin (a) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanarak satın alınan araçların tesliminde, bu araçların alımında uygulanan katma değer vergisi oranı uygulanır.”

Bu değişiklik sonrasında %1 Oranında KDV’ye tabi mal ve hizmetlerin yer aldığı I Sayılı Listenin 9’uncu sırası aşağıdaki gibi olmuştur;

“Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.90.50.00.00 Kullanılmış olanlar ile 87.03 pozisyonundaki binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil). [(Yalnız binek otomobilleri, steyşın vagonlar, yarış arabaları, arazi taşıtları, jipler, vb., motorlu karavanlar, elektrik, gaz, güneş enerjili vb. motorlu taşıtlar, “8703.10.11.00.00 özellikle kar üzerinde hareket etmek için dizayn edilmiş sıkıştırma ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu olanlar (dizel veya yarı dizel) veya kıvılcım ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu taşıtlar”, “8703.10.18.00.00 diğerleri”][Ambulanslar, mahkum taşımaya mahsus arabalar, para arabaları, cenaze arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtlar hariç.] (Katma Değer Vergisi Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklenilen katma değer vergisini indirim hakkı bulunan mükelleflerin, bu araçları tesliminde bu Kararın 1 inci maddesinin (a) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır.{845 sayılı Karar ile eklenen ibare} İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce bu Kararın birinci maddesinin (a) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanarak satın alınan araçların tesliminde, bu araçların alımında uygulanan katma değer vergisi oranı uygulanır.),

Yapılan bu değişiklik ile, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce %18 oranında KDV uygulanarak satın alınan araçların tesliminde de %18 oranında KDV uygulanmasına imkan tanınmıştır.

Nitekim öncesinde, alıcı ve satıcının gerçek usulde gelir vergisi mükellefi ve KDV mükellefi olup olmaması, alıcının satış bedeli içerisinde yer alan KDV’yi indirim hakkının olup olmaması gibi ihtimallere göre aynı tür binek oto üzerinden duruma göre %1 veya %18 oranında KDV uygulanması söz konusu olabilmekte, diğer bir ifadeyle aynı aracın satın alındığı – satıldığı kişiye göre satış fiyatında, uygulanan vergi oranından kaynaklanan farklılık oluşmaktaydı.

2018 Yılında yine İkinci El Oto Alımı ile iştigal eden mükelleflerin rahatlatılması, kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla KDV mevzuatında iyileştirmeler yapılmış, bu amaçla Katma Değer Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapan 7104 sayılı Kanun ile ikinci el araç ya da gayrimenkul alıp satanlara yönelik olmakla birlikte bunlardan alım yapanların da daha az vergi ödeyecekleri ilave düzenlemeler yapılmış; ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce, katma değer vergisi mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dahil) alınarak vasfında esaslı değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde matrah olarak alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutarın esas alınmasına imkan tanınmıştı.

Böylelikle ikinci el araç alıp satanların satış bedeli üzerinden değil, satış- alış bedeli arasındaki fark üzerinden KDV hesaplamalarına imkan tanınmıştı.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-32 21/03/2019 Tarihinde Yayımlan 842 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Bir Kısım BSMV ve Tevkifat Oranlarında Değişiklik Yapılmıştır

21 Mart 2019 tarihli ve 30721 sayılı Resmi Gazete’de “193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü ve Geçici 67’nci Maddeleri ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15’inci ve 30’uncu Maddelerinde Yer Alan Tevkifat Oranları ile 6802 Sayılı Gider Vergileri Kanununun 33’üncü Maddesinde Yer Alan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Nispetleri Hakkında Karar (Karar Sayısı: 842)” yayımlanmıştır.

Bahsi geçen Karar ile, bir kısım BSMV ve stopaj oranlarında değişiklik yapılmıştır.

Buna göre;

  1. Karar’ın 5’inci maddesi ile; varlık finansmanı fonları tarafından münhasıran portföylerinde yer alan ipotek teminatlı menkul kıymetler karşılık gösterilerek ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlerin,ipotek teminatlı menkul kıymetleri karşılık gösterilen ihraççı bankalarca iktisap edilmesi durumunda, ihraççı bankalarca bu menkul kıymetler dolayısıyla elde edilen dönemsel getiriler (varlığa dayalı menkul kıymete karşılık gösterilen ipotek teminatlı menkul kıymet tutarını aşan kısma isabet eden getiriler hariç) için banka ve sigorta muameleleri vergisi oranı %1 olarak yeniden belirlenmiştir.  Uygulama yayımı tarihinde yürürlüğe  girmiştir.
  2. Karar’ın 4’üncü maddesiyle;

bir yıla kadar vadeli döviz mevduat hesaplarında stopaj oranı %16’dan %20’ye yükseltilmiş,

bir yıldan uzun vadeli döviz mevduatlar için stopaj oranı ise yüzde %13’ten 18’e yükseltilmiştir.

Yapılan bu değişiklik, 21.03.2019 tarihinden itibaren vadesiz ve özel cari hesaplara ödenecek faizler ve kâr payları ile söz konusu tarihten itibaren açılacak veya vadesi yenilenecek vadeli hesaplara ödenecek faizler ve kâr payları için uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  1. Kararın;

– 1’inci maddesiyle, Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesi uyarınca gerçek kişilere yapılacak ödemelerde stopaj oranlarına ilişkin (2009/14592 sayılı Kararının eki Karar’ın  1 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (b) alt bendinde)

– 2’nci maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanununun 30’uncu maddesi uyarınca dar mükellef kurumlara yapılan ödemelerde stopaj oranlarına ilişkin (2009/14593 sayılı Kararının eki Karar’ın  1 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (b) alt bendinde),

– 3’üncü maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanununun 15’inci maddesi uyarınca tam mükellef kurumlara yapılan ödemelerde stopaj oranlarına ilişkin (2009/14593 sayılı Kararının eki Karar’ın  1’inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (b) alt bendinde)

değişiklikler yapılmış ve bu suretle tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen gelirlere uygulanacak stopaj oranları, yine tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirlere uygulanacak stopaj oranları da yeniden belirtlenmiştir.

Bahsi geçen 842 sayılı Karar ektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-31 KDV, ÖTV ve Tapu Harçlarında Yapılmakta Olan İndirim Süreleri Yeniden Uzatıldı

Geçtiğimiz yıl içersinde ABD’nin başta Çin olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi ile girdiği ticaret savaşlarının etkileri ülke ekonomilerinde üzerinde giderek artan şekilde hissedilmeye başlanmış, rahip krizi ile birlikte Ülkemiz üzerindeki etkisi ise iktisaden izah edilemeyen şekilde gerçekleşen kur atakları ile zirve yapmıştı.  O dönemde bu çatışmanın ne zaman ne şekilde son bulacağı belli olmadığı için Hükümet tarafından bir dizi ekonomik tedbirler alınmış, bu kapsamda; otomotiv, mobilya ve inşaat gibi özellikle ihracata ve istihdama direk ve ciddi oranda katkı sağlayan sektörlerde geçici süreyle vergi indirimine gidilmiş, gelişmelere binaen indirim süreleri yenilenerek uzatılmıştı.

31.12.2018 tarihinde son bulacak bu indirimlere ilişkin süreler görülen lüzum üzerine daha önce 31.03.2019 olarak revize edilmişti.

Bu defa 21 Mart 2019 tarlihli Resmi Gazetede yayımlanan 843 sayılı Karar ile bahsi geçen sektörlerdeki vergi indirimleri 30 Haziran 2019 ve 31 Aralık 2019 olarak yeniden revize edildi.

Buna göre;

  1. Tapu harçlarında indirim uygulamasında son durum: Daha önce alıcıdan binde yirmi ve satıcıdan binde yirmi olmak üzere (KDV hariç) toplam işlem bedeli üzerinden binde kırk (% 4) oranında alınan tapı harcı, binde yirmiden binde onbeşe düşürülmüş, böylece alıcıdan ve satıcıdan toplamda %4 yerine % 3 oranında tapu harcı alınması kararlaştırılmıştı. En son 31/03/2019 tarihine devam etmesi öngörülen bu indirimin süresi bu defa alınan Karar ile 31/12/2019 tarihine kadar uzatılmış oldu. Son durum itibariyle 2019 yılının sonuna kadar tapu işlemleri üzerinden toplamda %4 yerine %3 oranında indirimli tapuca harcı alınacaktır.
  2. Konut ve İşyeri teslimlerindeki KDV indirimi uygulamasında son durum: Daha önce %18 oranında katma değer vergisine tabi konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranı %18’den %8’e indirilmiş, 2018 yılının sonunda sona eren bu uygulama görülen lüzum üzerine 31 Mart 2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

Bu defa alınan Karar ile KDV indirim uygulamasının süresi 31.12.2019 olarak revize edilmiş oldu. Son durum itibariyle normalde %18 oranında katma değer vergisine tabi olan konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranının 2019 yılının sonuna kadar %8 olarak uygulanmasına devam edilecektir.

Diğer taraftan bu değişiklik %8 ve %18’lik orana tabi konut teslimleri için geçerli olup öteden beri %1 oranında KDV’ye tabi olan konut satışları bu değişiklikten etkilenmemektedir. Nitekim net alanı 150 metrekarenin altındaki olan ve aşağıda aranan özellikleri taşıyan konut teslimleri, eskiden olduğu gibi halen %1 oranında KDV’ye tabidir.

Buna göre; Yapı ruhsatı 01.01.2013- 31.12.2016 tarihleri arasında alınmış bulunan konut inşaatı projeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla bunların iştirakleri tarafından ihalesi 01.01.2013-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan konut inşaatı projelerindeki net alanı 150 metrekarenin altında olan ve,

  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirler dışında olan,
  • 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki,
  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılmayan,
  • Lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere inşa edilen konutlarda yapı ruhsatının alındığı tarihte üzerinde yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine istinaden tespit edilen arsa birim metrekare değeri; 500 TL’den az (500 TL hariç) olan, konutlar ile yapı ruhsatı 1.1.2013 tarihinden önce alınmış bulunan,

konutların tesliminde KDV oranı %1 olarak uygulanmaya devam edilecektir.

  1. Mobilya Sektöründeki KDV indirimi uygulamasında son durum: Benzer şekilde normalde %18 oranında katma değer vergisine tabi olan bu sektörde KDV oranı %8’e indirilmiş ve bu uygulamanın süresi 31/03/2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

Bu defa alınan Karar ile bu uygulamanın süresi ise 30 Haziran 2019 tarihine kadar yeniden uzatılmış oldu.

Diğer taraftan, mükellefler indirimli orana tabi işlemlere ait iade hesabına bu madde kapsamında teslim ettikleri mallar nedeniyle yüklendikleri malları dahil edemeyeceklerdir. Daha doğrusu indirimli orandaki bu teslimlere ilişkin KDV iadesi alınması söz konusu olamayacaktır.

  1. Ticari araç teslimlerindeki KDV indirimi uygulamasındaki son durum: Alınan tedbirler kapsamında (Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.20, 87.02, 87.04, 87.05 gümrük tarife istatistik pozisyon numaralarında yer alan) kamyon, kamyonet, minübüs gibi bazı ticari araçların teslimindeki %18 KDV oranı %1’e indirilmiş ve bu indirim 31/03/2019 tarihine kadar uzatılmıştı. Bu defa alınan Karar ile bu uygulamanın 30/06/2019 tarihine kadardevam etmesi kararlaştırılmıştır.
  2. Binek Otomobillerdeki ÖTV indirimi uygulamasında son durum: Daha önce 31/10/2018 Tarihli ve 287 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın 5’inci Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, 06/06/2002 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numaralı malların vergi oranları 287 nolu Karara ekli (2) sayılı cetvelde yer aldığı şekilde belirlenmiş daha sonra bu uygulama da 31 Mart 2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

Bahsi geçen ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numaraları malların ise binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar olduğu görülmekteydi.

Bahsi geçen değişiklikten önceki oranlar ile Kararda yer alan ve 31/03/2019 tarihine kadar geçerli geçici oranlar karşılaştırıldığında esas olarak insan taşımak üzere tasarlanmış binek otomobil ve benzeri araçların ÖTV oranlarında indirime gidildiği görülmüştü.

Nitekim en dikkat çeken durum ise indirim motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen araçlarda %15’e varan oranlarda ÖTV indirimine gidilmişti.

Bu defa bu uygulamanın süresinin de 30/06/2019 tarihinde kadar yeniden uzatılmasına karar verilmiştir.

  1. Motorsikletten alınan ÖTV’nin sıfırlanması uygulamasında son durum: 2018 Yılının Şubat ayı içerisinde motor hacmi 250 cc’ye kadar olan motosikletler için ÖTV’nin yüzde 22’den yüzde 8’e indirilmesi yönünde karar alınmış akabinde enflasyonla topyekün mücadeleye, ekonomide dengelenmeye ve istihdama destek amacıyla alınan kararlar kapsamında motosikletten alınan ÖTV önce 3 ay süreyle sıfırlanmış bu defa, 31 Aralık 2018 tarihli ve 30642 sayılı 4. Mükerrer Gazetede yayımlanan 540 sayılı karar ile;

– Motor silindir hacmi 250 cc’yi geçmeyen motorsikletler,

– Motor gücü 20 kw’ı geçmeyen elektrikli bisiklet/motorsiklet tarzı taşıtlar ile,

– Sürekli nominal gücü 250 watt’ı geçmeyen, yardımcı bir elektrik motoru olan, pedal yardımlı, iki, üç ve dört tekerli taşıtlar,

için 01.01.2109- 31.03.2019 (bu tarih dahil) tarihleri arasında ÖTV oranının %0 olarak uygulanmasına, (bu malların satışından ÖTV alınmamasına) karar verilmişti.

Bu defa bu uygulamanın da 30/6/2019 tarihine kadar yeniden uzatılmasına karar verilmiştir.

  1. Bir kısım beyaz eşyadaki ÖTV sıfırlanması uygulamasında son durum: Daha önce alınan kararlar ile ÖTV Kanununa ekli IV sayılı listede yer alan bazı mallara ilişkin %6,7 oranındaki ÖTV sıfırlanmış ve bu uygulamanın da 31 Mart 2019 tarihine kadar devam etmesi kararlaştırılmıştı.

Benzer şekilde alınan Karar ile, bahsi geçen listede yer alan ve beyaz eşya olarak adlandırılan klima, buzdolapları, dondurucular, çamaşır makinesi, çamaşır kurutma makinesi, elektrikli süpürgeler, ev işlerinde kullanılan gıda öğütücüleri ve karıştırıcı gibi emtilardaki ÖTV sıfırlaması uygulamasının da 30/06/2019 tarihine kadar devam etmesine karar verilmiştir.

Bahsi geçen düzenlemelerin yer aldığı 843 sayılı Karar ektedir.

Bülten 2019-31 Eki 843 Sayılı Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-30 KDV İadesi Alacağınızın Yarısı On İş Günü İçinde Banka Hesabınızda

Katma Değer Vergisi (KDV) iadelerinde ödeme sürecinin hızlandırılmasına ait belirlenen şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak 2019 ve sonrasındaki KDV iade alacak işlemlerinden kaynaklanan “Yeminli Mali Müşavir KDV İadesi Tasdik Raporu” ile talep edilen KDV iade taleplerinin yüzde 50’si 10 iş günü içinde mükellefe iade edilecek.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı.

2019/Mart başından itibaren yürürlüğe giren düzenleme ile Yeminli Mali Müşavir (YMM) KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler bölümüne “KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması” eklendi.

Buna göre, ilgili şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak 2019 ve sonrasındaki işlemlerinden kaynaklanan, belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri, aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla “KDVİRA” sistemi tarafından sorgulanacak. Sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının yüzde 50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilecek.

Tebliğde, söz konusu düzenlemeden yararlanacak mükellefler için aranacak şartlar ise şöyle sıralandı:

  1. a) En az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması,
  2. b) Daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması,
  3. c) Kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin;

– Özel esaslara tabi olmaması, 

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması,

ç) Tebliğin (IV/A-6.) bölümünün birinci paragrafının (iv) ayrımı ve üçüncü paragrafı kapsamında iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması.

 

KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade yapılmasını müteakip, iade talebinin tamamına yönelik olarak KDVİRA sistemi tarafından üretilen KDV İadesi Kontrol Raporuna ilişkin kontroller, YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna ilişkin kontroller ile vergi dairesince yapılması gereken diğer kontroller genel usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Mükellefin kalan iade tutarı bu kontrol ve değerlendirmeler sonucuna göre yerine getirilir.

 

HİS ve İTUS sahibi mükelleflerin bu uygulamadan yararlanması mümkündür. Ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün değildir. HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılması da mümkün değildir.”

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

KDV İADE İŞLEMLERİNDE VERGİ DAİRESİ TARAFINDAN YAPILAN YOKLAMA

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 127. maddesinde yoklamadan maksadın; mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmek olduğu açıklanmıştır.

 

KDV İadelerinde Yoklama İşlemlerine ilişkin bilgilere 26.04.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Yoklama ve Değerlendirme” başlıklı IV/D.7 bölümünde yer verilmiştir.

İlk defa iade talebinde bulunan mükellefler ile iade taleplerinde kayda değer bir artış olan mükelleflerin iade talepleri, gerekli belgelerin elektronik ortamda gönderilmesi ve/veya vergi dairesine verilmesinden sonra, vergi dairesince yapılacak yoklama ve değerlendirme sonunda yerine getirilir.

 

Daha önce hakkında, KDV iadesi ile ilgili olumlu vergi inceleme raporu bulunan ve bu raporlara göre herhangi bir ceza uygulanmaksızın vergi iadesi yapılan mükellefler hakkında yoklama yapılmaz. Aynı şekilde mükelleflerin YMM tam tasdik sözleşmesi bulunan takvim yılına ilişkin iade taleplerine bağlı olarak yoklama yapılmaz.

 

150 m2’nin Altındaki Konut Teslimlerinden Dolayı Talep Edilen İndirimli Oran İade Talebiyle İlgili Yapılacak Yoklamalarda Tespit Edilecek Hususlar aşağıdaki gibidir.

1-İadeye konu İnşaat projelerinin sayısı

2-Her İnşaat projesinin blok sayısı kat sayısı

3-Konut sayısı, varsa işyeri sayısı

4-İnşaatlar arsa karşılığı yapıldıysa, arsa sahiplerine kaç daire verildiği

5-İade talebine konu teslimlerin kaç daireden oluştuğu, konutların hangi yıl teslim edildiği,

6-Teslimi yapılmayan konut olup olmadığı,

7-Konutların 150 m2nın altında olup olmadığı 150m2 nin üzerinde konut olup olmadığı

8-Konutların bulunduğu alanda konutların dışında sosyal alan, alışveriş merkezi vb. Yapıların bulunup bulunmadığı

9-Konutların eşyalı veya eşyasız mı satıldığı

10-Konutlar eşyalı satıldıysa eşyaların teslimi genel oranda KDV ye tabi olduğundan bunların teslimi ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmediği

11-Konut ile birlikte satılan eşyalar için yüklenilen KDV nin iadeye konu edilip edilmediği

12-Yapı ruhsatının hangi tarihte alındığı (Yapı ruhsatı 01.01.2013-31.12.2016) tarihleri arasında alınan konut inşaat projelerinde

a)Arsa m2 birim değeri 500 TL (500 TL hariç) altında olanlar için %1

b)Arsa m2 birinin değeri 500 TL-1000 TL (1000 TL hariç) Aralığında olanlar için %8

c)Arsa m2 birim değeri 1000 TL Ve üstü için %18 olarak uygulanacaktır.

Yapı ruhsatının 01.01.2017 tarihinden sonra alınan konut projelerinde;
            a)Arsa m2 birim değeri 1000 TL (1000 TL hariç) altında olanlar için %1

b)Arsa m2 birim değeri 1000 TL-2000 TL (2000 TL dahil) Aralığında olanlar için %8

c)Arsa m2 birim değeri 2000 tL Ve üstü için %18 olarak uygulanacaktır.

13-Ortaklara ve ilişkili kişilere satışlarının olup olmadığı.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-29 7162 sayılı Kanun ve 306 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile Yapılan Değişilik Sonrası Küçük Esnaf Muaflığı

Gerçek kişilerin gelirlerinin vergilendirilmesine yönelik 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunumuzda, gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içerisinde elde etmiş olduğu kazanç ve iratların safi tutarı olarak  tanımlanmış ve aynı Kanunda tanım kapsamında vergilendirilebilir kaynaklar 7 ayrı unsur altında sınıflandırılmıştır. Böylece gerek verginin tabana yayılması ve derinlik kazanması gerekse maliye politikası amacı olarak bir kısım sektörlerin zamanın koşullarına göre geçici yahut sürekli olarak teşvik edilebilmesi yahut tam tersine bir kısım sektörlerin kontrol ve baskı altında tutulabilmesi için mükellef veya mükellef grupları itibariyle farklı vergi politikası uygulanmasına ortam hazırlanmıştır.

Buna uygun olarak her bir gelir unsurundan elde edilen safi kazancın tespit yöntemleri, her bir kazanç unsuruna ilişkin muafiyet şartları ve istisna tutarları ile birbirinden bağımsız faaliyetler kapsamında elde edilen bu gelir unsurlarına yönelik defter tutma, beyan ve bildirimde bulunma, tevkifat yapma vb bir takım yükümlülükler ve sorumuluklar ayrı ayrı belirlenmiştir.

Örneğin en yaygın gelir unsuru olan ticari kazanç için basit usul ve gerçek usul olmak üzere iki farklı vergilendirme yöntemi belirlenmiş, gerçek usulde vergilendirme yöntemi için ise işletme hesabı esası ve bilanço esası olmak üzere tekrar iki farklı tespit yöntemi benimsenmiştir.

Ticari kazançta üçüncü bir yöntem olarak ise “vergilendirmeme yöntemi” sayılabilir. Şöyle ki, Kanunda yer alan esnaf muaflığı düzenlemesi ile; belirli şartları taşıyan, küçük esnaf olarak tanımlanabilecek yahut unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş, teknolojik gelişmeye ve kuşaklar arası farklılığa yenik düşmek üzere olan ancak kültürel miras olarak yaşaması ve yaşatılması gereken bir takım zanaat ve sanat faaliyetlerini ifa eden mükelleflerin tamamen vergi dışı bırakılmak suretiyle vergilendirilmemesi, bu suretle diğer teşviklere ilaveten vergi politikası aracılığıyla da bu mesleklerin yaşaması ve güçlenmesine destek olunması amaçlanmıştır.

Nitekim Gelir Vergisi Kanununda yer alan yedi gelir unsurundan biri olarak, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak tanımlanmış olup, bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki ortak özellikleri taşıyor olması gerekmektedir. Bunlar;

– Faaliyetin yerine getirilmesinin sermaye ve emeğe dayanıyor olması,

– Faaliyetin devamlı olması (Bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık olduğu varsayılacaktır),

– Gelir getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde yapılmış olması (İşyeri açma, işçi çalıştırılması, ticaret siciline kaydolunması vb.),

– Müessesenin, ticari ve sınai bir müessese şekil ve mahiyetinde olması,

şeklinde sıralabilir.

Diğer taraftan yine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “vergiden muaf esnaf” başlıklı 9. maddesine göre, ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.

  1. Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç)
  2. Bir işyeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hammallar gibi küçük sanat erbabı.
  3. Köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir işyeri açmak suretiyle yapanlardan 47 nci maddede yazılı şartları haiz bulunanlar (51 nci madde şümulüne girenler bu muafiyetten faydalanamazlar).
  4. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil) kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtaları işletenler; hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler, birlikte yaşıyan eşlerle velayet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir).
  5. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler.
  6. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden (0/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile elenen ibare) satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.
  7. Ticari işletmelere ait atıkları mutat olarak veya belli aralıklarla satın alanlar hariç olmak üzere, bir işyeri açmaksızın kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak suretiyle her türlü hurda maddeyi toplayarak veya satın alarak bu malların ticaretini yapanlara veya tekrar işleyenlere satanlar.
  8. Bu Kanunun 47 nci maddesinde yer alan şartları (basit usule tabi olmanın genel şartlarına) haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar.
  9. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinden üretilen elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlasını son kaynak tedarik şirketine satanlar (Bu bendin uygulanmasında üçüncü fıkra hükmü dikkate alınmaz.).
  10. Yukarıdaki bentlerde sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri Maliye Bakanlığınca kabul edilen ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler.

Anlaşılacağı üzere yukarıda yer alan ticari faaliyetlerde bulunanlar gelir vergisinden muaf olup tamamen vergi dışıdırlar. Bu şartları taşıyan mükelleflerin, yapmış oldukları faaliyetleri verginin konusuna ve kanunun kapsamına giriyor olmakla birlikte,  şartları korudukları sürece; hiçbir şekilde bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlardan dolayı vergilendirilemezler, ayrıca bu faaliyetlerine yönelik olarak işe başlama, işi bırakma, adres değişikliğini bildirme, defter tutma, belge bastırma ve düzenleme, beyanname verme, tevkifat yapma vb beyan, bildirim ve yükümlülükler atlıma girme görev ve sorumluluklarında da muafiyet ve kolaylıklar bulunmaktadır.

Diğer taraftan ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usûlde velir vergisine tâbi olanlar ile yukarıda sayılan işleri velir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar da esnaf muaflığından faydalanamazlar.

Esnaf muaflığı şartlarını topluca taşıyanlar bu muaflıktan yararlanabilmek için ilgili esnaf odasına kayıt olmak ve durumlarını tevsik etmek suretiyle belediyeden “Esnaf Muaflığı Belgesi” almak zorundadırlar.

Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yoklamaya yetkililer veya yoklamaya yetkililerle birlikte belediye zabıtalarınca müştereken yapılan denetimlerde, vergiden muaf esnafın bir takvim yılı içinde bir defa mal alış ve giderlerine ilişkin belgeleri yanında bulundurmadığının veya bulundurduğu belgenin satışını yaptığı mal ve hizmetle ilişkisinin olmadığının tespiti halinde, “Esnaf Muaflığı Belgesi” iptal edilir. Belgesi iptal edilenlerden muaflık şartlarını taşıyanlar, aynı faaliyete devam etmek istemeleri halinde yeniden belge almak zorundadırlar.

Bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak, milli piyango bileti satanlar ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilerin mallarını iş akdi ile bağlı olmaksızın bunlar adına kapı kapı dolaşmak suretiyle tüketiciye satanlar yukarıdaki şartlarla sınırlı olmaksızın gelir vergisinden muaftır.

Esnaf muaflığına ilişkin şartları taşıyanlara talepleri halinde vergi dairesince Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi verilir. Bu belgenin şekil ve muhtevasının tayin ve tespiti ile iptali ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur. Diğer bir ifade ile esnaf muaflığından faydalananlar tarafından Gelir Vergisi Kanununun 94. Maddesinde sayılan kişi ve kurumlara mal ve hizmet teslimi yapılması durumunda, bu teslimleri dolayısıyla kendilerine yapılan ödemeler üzerinde ödeme yapanlarca tevkifat yapmak zorunlu olup yapılan bu tevkifatın geri iadesi de söz konusu değildir.

Yukarıda kanuni terimlere bağlı kalınarak özetlediğimiz esnaf muaflığı, getiriliş mantığına uygun olarak, günün koşullarına göre, gelişen ve değişen ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel şartlara göre sürekli güncellenmiş, canlı tutulmuştur.

Örneğin yukarıda yer alan 1. bendin parantez içi hükmü; “(Halı, kilim, battaniye, mensucat, trikotaj, saat, kıymetli maden ve madeni eşyalar gibi değeri yüksek olan maddeleri perakende olarak satanlarla, giyilecek eşya, gıda ve her türlü bakkaliye maddelerinin pazar takibi suretiyle satışını mutat meslek haline getirenler hariç)” şeklinde iken, 22/7/1998 tarih ve 4369 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile  (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç) şeklinde değiştirilmiş, bu suretle günün ekonomik, sosyolojik, kültürel şartlarına göre bent kapsamında esnaf muaflığından faydalananların faaliyet alanları değiştirilmiştir.

Yine 2008 yılında bent numaraları kaydırılarak araya eklenen (yukarıdaki son haliyle yer alan) 7. bent ile sosyolojik ve toplumsal bir gerçeğimiz olan; demirden yapılmış ve üzerinde telisten haznesi bulunan, iki adet tekeri olan ve insan gücüyle çekilerek hareket ettirilen motorsuz aparatlar ile kağıt vb hurda toplayan, ekmeğini ve geçimini çöpten ve sokaklardan çıkartan “kağıt topayıcıları” olarak adlandırılan emekçilerin esnaf muaflığı kapsamında oldukları ve bu suretle vergi dışı kaldıkları hususuna açıklık getirilmiştir.

Benzer şekilde 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle (8) numaralı bentten sonra gelmek üzere yukarıda yer alan haliyle (9) numaralı bent eklenmiş ve eski (9) numaralı bent (10) numaralı bent olarak teselsül ettirilmiş ve yapılan bu değişiklikle, el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanların basit usule tabi olmanın şartlarını taşıyor olsalar dahi (işletme büyüklüğü ölçüleri itibariyle işletme hesabı esası sınırlarına girmedikleri sürece) esnaf muaflığından faydalanmaya devam etmelerine imkan tanınmıştır.

Teknolojik gelişmeye dayalı değişikliğe örnek olarak, yine 7103 sayılı Kanunla maddeye eklenen 9 numaralı bent ile, binaların çatı ve cephelerine kurulan sistemler vasıtasıyla yapılan elektrik üretimini teşvik etmek amacıyla bu şekilde elektrik enerjisi üretimi yapanların faaliyetinin vergi dışı bırakılmak suretiyle desteklenmesi sağlanmıştır.

En son olarak, 18/1/2019 tarihli ve 7162 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 6. bentte yer alan “işyeri açmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden” ibaresi eklenmiştir. Böylece evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, (elekrik motoru vb) hareketli kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanların, satış tutarlarının belirlenen rakamsal tutarları aşmaması şartıyla esnaf muaflığından faydanlamaya devam edebilecekleri hususuna açıklık getirilmiştir.

Nitekim bu suretle kanun metninde yer alan işyeri açmak suretiyle cümlesinin mefhumu muhalifinden hareketle, “işyeri açmak illa dükkan tutmakla olmaz, çağın koşulları gereği internet ortamında açılan web sitesi kanaatimce işyeri açmak hükmündedir, oysa bu işleri yapanların esnaf muaflığından faydalanabilmeleri için işyeri açmamış olmaları gerekir, o sebeple web sitesi üzerinden yapılan satış esnaf muaflığını bozar, o halde bu faaliyet üzerinden elde edilen kazanç vergilendirilmedir” şeklinde, vergi uygulayıcılarının yada idari yargıçların kanunun getiriliş amacını aşan görüş ve yorumlarının da önüne geçilmiş olunmaktadır.

En son olarak 15 Mart 2019 tarihli ve 30715 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 306)’nde 7161 ve 7162 sayılı Kanunlar ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan söz konusu değişiklikler ile ilgili açıklamalarda bulunulmuştur.

Konu başlığımıza yönelik olarak, bahsi geçen Tebliğin 4, 5, 6 ve 7. Maddelerinde “İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Yapılan Satışlarda Esnaf Muaflığı” başlığı altında 18/1/2019 tarihli ve 7162 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanunun 9. Maddesinde yapılan  değişiklik işlenmiştir. Tebliğde yapılan açıklamalar özetle aşağıdaki gibidir.

Evlerde üretilen ürünlerin satışında esnaf muaflığı

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında, evlerde kendi el emekleri ile imal ettikleri ürünleri bir işyeri açmaksızın satanlar, esnaf muaflığından faydalanabilmektedirler.

Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için;

– İmal edilen ürünlerin, 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında olması,

– Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletlerin kullanılmaması,

– Dışarıdan işçi çalıştırılmaması,

– Ürünlerin işyeri açmaksızın satılması,

– Ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılmaması,

– Ürünlerin, ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival ve panayırlarda satılmaması,

– Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olunmaması,

– Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması gerekmektedir.

Ürünlerin; ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere, düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.

Evlerde üretilen ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlarda satışı

7162 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 30/1/2019 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların, evlerde imal ettikleri ürünleri, internet ve benzeri elektronik ortamlarda da satmaları halinde esnaf muaflığından faydalanmaları mümkün hale getirilmiştir.

Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması gerekmektedir.

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde sayılan ürün çeşitlerinden, birden fazlasının üretilerek internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması durumunda, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, her bir ürün cinsi için ayrı ayrı değil tüm ürünlerin toplam satış tutarı için geçerlidir.

Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının muafiyet kapsamında diğer şekillerde yapılması halinde, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, sadece internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlar için geçerli olup, diğer şekillerde yapılan satışlarda tutar sınırlaması bulunmamaktadır.

İnternet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içerisinde yapılan satışların ilgili yılda geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını geçmesi halinde, esnaf muafiyeti kaybedilecek ve izleyen takvim yılı başı itibarıyla gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir.

Örnek : 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (A), evinde ürettiği tarhana, erişte ve mantıları, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.

Bayan (A)’nın, 2019 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 25.000 TL, diğer satış tutarı ise 10.000 TL dir.

Bayan (A), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 25.000 TL, 2019 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 30.700,80 TL’yi aşmadığından, muafiyetten faydalanmaya devam edecektir.

Örnek : 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bay (B), evinde ürettiği hediyelik turistik eşyaları belediye tarafından belirlenen geçici bir stantta ve internet üzerinden satmaktadır.

Bay (A)’nın 2019 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 35.000 TL, diğer satış tutarı ise 15.000 TL’dir.

Bay (A), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 35.000 TL, 2019 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 30.700,80 TL’yi aştığından, muafiyetini kaybedecek ve 1/1/2020 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olacaktır.

Evlerde üretilen ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlarda satışında vergi tevkifatı ve belgelendirme

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin son fıkrasında, “Bu muaflığın, 94’üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş ve aynı fıkranın (13) numaralı bendinde vergiden muaf esnafa yapılan ödemeler tevkifat kapsamına alınmış olup, 9’uncu maddenin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden yapılacak tevkifat oranı 6/6/2012 tarihli ve 2012/3322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %2 olarak belirlenmiştir.

Tevkifat yapmakla sorumlu olanlar tarafından, 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında, vergiden muaf esnaftan internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden veya muafiyet kapsamında diğer şekillerde satın alınan mallar için yapılan ödemeler üzerinden, aynı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca %2 oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.

Esnaf muaflığından yararlananlardan yapılan alışların tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satın alınan mallar için yapılan ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.

Örnek: 193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (C), evinde ürettiği hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça ve yapma çiçekleri, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.

Bayan (C), internet üzerinden ticari kazancı nedeniyle gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olan Bay (E)’ye 2.000 TL ve (F) A.Ş.’ye 3.000 TL lik satış yapmıştır.

Bay (E) ve (F) A.Ş. tarafından Bayan (C)’den satın alınan ürünlerin, gider pusulası veya gider pusulasında bulunması gereken bilgileri ihtiva eden banka dekontuna istinaden belgelendirilmesi ve yapılan ödemeler üzerinden 193 sayılı Kanunun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca da gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-28 Vergiye Uyumlu Mükelleflerde Vergi İndirimi Uygulaması

Genel Olarak

Vergisini zamanında ödeyemeyen mükellefler için uygulanan gecikme zammı oranları her zaman reel faiz oranlarının üzerinde tutulmasına rağmen sık sık çıkarılan matrah artırımı, taksitlendirme, yapılandırma gibi af uygulamalarıyla gecikme zammı oranlarının yüksekliği caydırıcılğını yitirmekte ve bu da vergisini zamanında ödeyen mükellefler nezdinde kendisini kötü hissetme ve bir nevi pişmanlık duygusunun oluşmasına neden olmaktaydı.

Vergisini zamanında ödeyen, vergiye uyumlu mükelleflerde gelişen bu duyguların bir nebze olsun hafifletilebilmesi amacıyla 6824 Sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga mükerrer 121’inci maddesi başlığı ile yeniden düzenlenmiş ve 01/01/2018 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi getirilmişti. Akabinde 301 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile uygulamanın usul ve esaslarına ilişkin açıklamada bulunulmuştu.

Buna ilaveten 7162 sayılı Kanun ile 01/01/2019 tarihinden itibaren vergiye uyumlu mükelleflerin vergi indiriminden yararlanabilmeleri için uymaları gereken eksik ödeme sınırı 10 TL’den 250 TL’ye yükseltilmişti.

Düzenlemenin Uygulamasına İlişkin Esaslar

Vergi indirimi, gerekli şartları taşıyarak uyumlu mükellef kapsamına giren mükelleflerin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin % 5’inin, vergi dairesine ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Vergi indirimi uygulamasından sadece, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefleri ile (Finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç)  kurumlar vergisi mükellefleri  yararlanabilmekte olup KDV, Damga Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi Özel Tüketim Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi vb diğer vergilerde vergi indirimi uygulaması söz konusu değildir.

Bunun için;

– Son üç döneme ait vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süreleri içerisinde ödenmiş olması (Uygulamadan 2019 yılında faydalanmak için; 2016, 2017 ve 2018 yılları),

– Bu dönemlerde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması,

– 2018 Hesap Dönemi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi / Kurumlar Vergisi Beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı ve cezalar dahil 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,

– 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde sayılan kaçakçılık suçu fiillerinin işlenmemiş olması.

gerekmektedir.

Buna ilaveten;

– Vergi indiriminden yararlanılabilmesi için sadece gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin değil, KDV, muhtasar, damga vergisi gibi diğer verilmesi gereken tüm beyannamelerin yasal süresinde verilmesi ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden tüm vergilerin yasal süresinde ödenmesi gerekmekte olup her bir beyanname itibarıyla 250 Türk lirası’na kadar yapılan eksik ödemeler, ihlal anlamına gelmemektedir.

– Kanuni süresi içinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak, kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler vergi indiriminden yararlanılmasına engel teşkil etmemektedir.

– 2016, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatların indirimin hesaplanacağı 2018 yılı gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği süreden önce kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması ve diğer şartların da sağlanması kaydıyla vergi indiriminden yararlanılması mümkündür. Ancak, yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararları, uzlaşma veya düzeltme hükümleri ile kısmen ortadan kaldırılması durumunda ise indirimden yararlanılamamaktadır.

Hesaplanan indirim tutarı, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 1.200.000 Türk lirası ile sınırlı olup hesaplanan vergi indirimi tutarı, öncelikle bu beyannameler üzerinden ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilebilecektir. Vergi indirimi tutarının ödenmesi gereken vergiden fazla olması halinde ise kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilecek ancak bu süre içerisinde mahsup edilemeyen tutarlar mükelleflere iade edilmeyecektir.

Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, şartları taşımadığının sonradan tespiti halinde ilgili vergilendirme döneminde indirim nedeniyle alınmayan vergiler mükelleflerden istenilecek olup ancak geri alınacak bu tutara vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.

İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanın gerçek durumu yansıtmadığının, indirimden yararlanıldıktan sonra tespit edilmesi durumunda, yapılan tarhiyatların kesinleşmesi halinde de yine indirim nedeniyle alınmayan vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften istenilecektir.

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 301)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 307)’de Yer Alan Hususlar

15  Mart 2019 tarihli ve 30715 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 301)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 307) ile indirim şartlarının varlığı açısından dikkate alınmak üzere eksik ödeme sınırının 10 TL’den 250 TL’ye yükseltilmesine ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur.

Buna göre;

– 193 sayılı Kanunun 7162 sayılı Kanunla değişik mükerrer 121’inci maddesine göre, 2018 yılına ilişkin olup 2019 yılında ve sonraki dönemlere ilişkin verilecek gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde vergi indiriminden faydalanılıp faydalanılamayacağının tespitinde her bir beyanname itibarıyla 250 TL’ye kadar yapılan eksik ödemeler, söz konusu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartının ihlali anlamına gelmeyecektir.

– Diğer taraftan, ilgili vergi kanunu gereğince tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde terkin edilecek vergilerin, söz konusu şartların sağlanamaması durumunda, kanunlarında öngörülen tecil süresinin bitiminden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi halinde, tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartı ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

Konuya ilişkin olarak Tebliğde yer alan örnek aynen aşağıdaki gibidir;

Örnek 4: (L) A.Ş., 2018 hesap dönemine ilişkin olarak 25/4/2019 tarihinde vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini vadesinde ödemiştir.

(L) A.Ş., 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin tüm vergi beyannamelerini kanuni süresi içerisinde vermiş ve 2017 yılı Mayıs ayına ilişkin verilen muhtasar beyanname üzerine tahakkuk eden 33,90 TL’lik vergi hariç, tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemiştir.

Buna göre, diğer şartların da sağlanmış olması kaydıyla, Mayıs 2017 dönemine ait muhtasar beyannameye ilişkin tahakkuk eden 33,90 TL’lik verginin süresinde ödenmemesi, (L) A.Ş.’nin vergi indiriminden yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.”


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/09 Uçuş Ve Dalış Hizmetlerinde İstisna, Tazminat Ödemelerinde İstisna Uygulaması, 27.03.2018 Tarihinden Önce Karşılıklı Sonlandırma Sözleşmesi veya İkale Sözleşmesi Kapsamında Ödenen Ek Tazminatlar Üzerinden Kesilen Gelir Vergisinin İadesi

GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 306)

“Uçuş Ve Dalış Hizmetlerinde İstisna, Tazminat Ödemelerinde İstisna Uygulaması, 27.03.2018 Tarihinden Önce Karşılıklı Sonlandırma Sözleşmesi veya İkale Sözleşmesi Kapsamında Ödenen Ek Tazminatlar Üzerinden Kesilen Gelir Vergisinin İadesi”

 

15.03.2019 tarih ve 30715 sayılı Resmi Gazete’de Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafında yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 306)’nde 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

23 ve 29 uncu maddelerinde, 18.01.2019 tarihli ve 30659 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve bültenlerimizde duyurduğumuz 17.01.2019 tarihli ve 7161 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişikliklere ilişkin açıklamaları,

9 ve 25 inci maddelerinde, 30.01.2019 tarihli ve 30671 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve bültenlerimizde duyurduğumuz 18.01.2019 tarihli ve 7162 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan değişiklikler ile aynı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 89 uncu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesini,

303 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde değişiklik yapılmasını kapsamaktadır.

Tebliğde “İkinci Bölüm Uçuş Ve Dalış Hizmetlerinde İstisna” başlığı altında;

7161 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına “17. Kamu kurum ve kuruluşları hariç Türk Hava Kurumu veya kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde uçuş maksadıyla görevlendirilen, hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren yetkili sivil havacılık otoritesince sertifikalandırılmış kabin memurlarına ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin %70’i (Cumhurbaşkanı, bu oranı %100’e kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.).” bendi eklenmiş,

7161 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi “2. Subay, astsubay, erbaş ve erlere ve ordu hizmetinde bulunan sivil makinistlere, uçuş, dalış gibi hizmetleri dolayısıyla verilen tazminatlar, gündelikler, ikramiyeler ve zamlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uçuş maksadıyla görevlendirilen, hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren personele fiilen uçuş hizmetleri ve kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde denizaltına dalış yapanlara fiilen dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı mahiyetteki ödemeler;” şekilde değiştirilmiştir.

Örnek 1: (A) Hava yollarında çalışan ve bekâr olan pilot Bay (B)’ye, 2019 yılı Şubat ayında brüt 40.000 TL ücret ödenmiştir. Bay (B)’nin kendi adına ödediği 1.000 TL şahıs sigorta pirimi bulunmaktadır.

Pilot (B)’nin 2019 Şubat ayına ilişkin ödenen ücretine uygulanacak gelir vergisi istisnası tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Brüt ücret 40.000,00 TL
SGK primi  (%14 + %1)* 2.878,20 TL
Şahıs sigorta primi 1.000,00 TL
Safi ücret (gelir vergisi matrahı) 36.121,80 TL
İstisna edilecek matrah (36.121,80 x %70) 25.285,26 TL
Vergiye tabi matrah 10.836,54 TL
Hesaplanan gelir vergisi 1.625,48 TL
Asgari geçim indirimi tutarı 191,88 TL
Ödenecek gelir vergisi 1.433,60TL
*2019 yılı sigorta prim tavan tutarı olan 19.188 TL dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.

 

Örnek 2: (C) Hava yollarında çalışan ve bekâr olan kabin memuru Bayan (Ç)’ye, 2019 yılı Şubat ayında brüt 10.000 TL ücret ödenmiştir. Bayan (Ç)’nin kendi adına ödediği 1.000 TL şahıs sigorta pirimi bulunmaktadır.

Kabin memuru Bayan (Ç)’nin 2019 Şubat ayına ilişkin ödenen ücretine uygulanacak gelir vergisi istisnası tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Brüt ücret 10.000,00 TL
SGK primi  (%14 + %1) 1.500,00 TL
Şahıs sigorta primi 1.000,00 TL
Safi ücret (gelir vergisi matrahı) 7.500,00 TL
İstisna edilecek matrah (7.500 x %70) 5.250,00 TL
Vergiye tabi matrah 2.250,00 TL
Hesaplanan gelir vergisi 337,50 TL
Asgari geçim indirimi tutarı 191,88 TL
Ödenecek gelir vergisi 145,62 TL

 

193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yapılan düzenlemeye göre, subay, astsubay, erbaş ve erlere ve ordu hizmetinde bulunan sivil makinistlere, uçuş, dalış gibi hizmetleri dolayısıyla verilen tazminatlar, gündelikler, ikramiyeler ve zamlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uçuş maksadıyla görevlendirilen, hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren personele fiilen uçuş hizmetleri ve kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde denizaltına dalış yapanlara fiilen dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin istisna uygulaması önceden olduğu şekilde devam etmektedir.

Tebliğin “Dördüncü Bölüm Tazminat Ödemelerinde İstisna Uygulaması” başlığı altında;

7162 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 193 sayılı Kanunun tazminat ve yardımlarda gelir vergisi istisnasını düzenleyen 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi “1. Ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlar ile 25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ve 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre ödenen işe başlatmama tazminatı;” şekilde değiştirilmiştir

Bu değişiklikler ile;

7162 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yapılan değişiklik ile hizmet erbabına ölüm, engellilik ve hastalık gibi durumlarda ödenen tazminat ve yardımlara uygulanan gelir vergisi istisnası aynen korunmuş, gelir vergisinden istisna edilen işsizlik nedeniyle verilen tazminatlar ile işe başlatmama tazminatlarının hangi tazminatlar olduğuna açıklık getirilmiştir.

193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre hizmet erbabına;

  1. a) Ölüm, engellilik ve hastalık gibi durumlarda ödenen tazminat ve yardımlar,
  2. b) 4447 sayılı Kanun uyarınca ödenen işsizlik ödeneği,
  3. c) 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre ödenen işe başlatmama tazminatları, gelir vergisinden istisnadır.

4447 sayılı Kanun uyarınca sigortalı işsizlere Kanunda belirtilen şartları taşımaları halinde işsiz kaldıkları dönem için yine Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan işsizlik ödeneği ödemeleri ile 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işverenin bir ay içinde işe başlatmadığı durumda, işçiye, en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında ödenen tazminat istisna kapsamındadır.

4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre, arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların, işçinin işe başlatılmaması konusunda anlaşmaları halinde, iş sözleşmesi feshedilen hizmet erbabına en çok sekiz aylık ücreti tutarında ödenen işe başlatmama tazminatları da istisna kapsamındadır.

Karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar ise 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde düzenlenen istisna kapsamında olmayıp, aynı maddenin birinci fıkrasının 27.03.2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanunla değişik (7) numaralı bendi kapsamında değerlendirilecektir.

Tebliğin “Beşinci Bölüm 27.03.2018 Tarihinden Önce Karşılıklı Sonlandırma Sözleşmesi veya İkale Sözleşmesi Kapsamında Ödenen Ek Tazminatlar Üzerinden Kesilen Gelir Vergisinin İadesi” başlığı altında;

 

7162 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 193 sayılı Kanuna,

“GEÇİCİ MADDE 89 – 27.03.2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, hizmet erbabının düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca red ve iade edilir.

Bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmez.

Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.” geçici maddesi eklenmiştir.

İade talebinde bulunacaklardan ibrazı istenen belgeler ise şunlardır:

  1. İade talep dilekçesi (Ek-1 aşağıda örneği verilmiştir),
  2. Kesintiyi yapmakla sorumlu olan işverenden temin edilen ikale sözleşmesi örneği,
  3. Söz konusu sözleşmeye istinaden yapılan ödemelere ilişkin kesinti tutarlarını gösterir belge (ücret bordrosu vb.),
  4. İlgili vergi dairesince gerekli görülen diğer belge ve bilgilerin ibrazı zorunlu tutulmuştur.

Söz konusu hizmet erbabının iade talebine konu ödemenin işten ayrılma karşılığı yapılan ek ödeme niteliğinde olduğunu kesin olarak ispatlayan diğer belgeleri de ibraz etmeleri gerekmektedir.

Ayrıca madde kapsamında başvuruda bulunabilecek hizmet erbabı dilekçelerini, elden veya posta yoluyla ilgili vergi dairesine verebileceği gibi İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda da verebilmelerine olanak tanınarak büyük kolay sağlanmıştır.

İşverenler, iade işleminin yapılabilmesi için, hizmet erbabı, vekilleri veya ilgili vergi dairesince istenilen bilgi ve belgeleri, ivedi bir şekilde temin ve ibraz etmekle yükümlüdürler.

Yeni başvurularda 01.01.2014 tarihinden önceki dönemler zamanaşımına uğradığından, bu dönemlere ilişkin başvurular kabul edilmeyecektir. Düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde yapılmış olması şartıyla, maddenin yürürlüğe girdiği 30.01.2019 tarihinden önce yapılan ve düzeltme veya şikayet aşamasında bulunan düzeltme talepleri üzerine de gerekli red ve iade işlemleri yapılacaktır.

İade kapsamında tutulan ödemeler ise şöyledir:

Düzenleme kapsamında yapılacak iadeler, 27.03.2018 tarihinden önce karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesi gibi sözleşmeler kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları, bonus ödemesi, hizmet ödülü, ek ödeme gibi çeşitli adlar altında yapılan ve ek tazminat niteliğinde olan ödemelerden kesilen gelir vergisiyle sınırlı bulunmaktadır.

Karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesinde, işten ayrılma nedeniyle verildiği açık olan ek tazminat niteliğindeki ödemelerin ücret bordrosunda değişik adlarla (prim, iyi niyet ödemesi, teşekkür ödemesi, bonus, paket ödemesi, Ek-1, Ek-2 vb.) görünmesi, bu ödemeler üzerinden kesilen vergilerin iadesine engel teşkil etmeyecektir.

Karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesinde ayrı ayrı görünmekle birlikte, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, prim, ek ödeme ve izin ücreti gibi ödemelerin, ücret bordrosunda (ikale tazminatı, ek ödeme, ek tazminat ve paket ödemesi gibi adlarla) toplu bir halde gösterildiği durumlarda ise, toplam ödeme içerisindeki ek tazminat ödemesinin belirlenmesi ve bu tutara isabet eden verginin iadesinin sağlanması gerekmektedir.

Karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesinde yer verilen veya bu sözleşmeler kapsamında yapılan ödemelerin dahil edildiği ilgili ayın ücret bordrosunda yer alan ve ek tazminat niteliğinde olmayan ihbar tazminatı, normal ücret, mesai ücreti, resmi tatil ücreti, yıllık izin ücreti, yol ücreti, yemek ücreti, sigorta ödemeleri, sosyal yardımlar, geçmiş veya mevcut dönemdeki çalışmalar karşılığı yapılan hizmet primi ve ikramiye ödemeleri ile ücret kapsamında olan benzeri ödemelerden kesilen gelir vergisinin iade edilmesi söz konusu değildir.

27.03.2018 tarihinden (bu tarih dahil) sonra düzenlenen sözleşmeler ile bu tarihten önce düzenlenmiş olmakla birlikte öngörülen ek tazminat ödemesinin 27.03.2018 tarihinden (bu tarih dahil) sonra yapıldığı durumlarda, geçici madde hükmünden faydalanılması mümkün değildir.

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 303)’nde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 27.03.2018 tarihinden sonra hizmet erbabına ödenen kıdem tazminatı ve ikale sözleşmesine istinaden yapılan ek tazminat ödemesi toplamının, hizmet erbabının çalıştığı süre dikkate alınarak hesaplanan en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesini aşmayan kısmının gelir vergisinden istisna edilmesi ve bu tutar üzerinden vergi kesintisi yapılmaması gerekmekte olup, istisna limitini aşan ek tazminat ödemelerinin ise ücret olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, 27.03.2018 tarihinden sonra hizmet erbabına ödenen ve istisna limitini aşan ek tazminat ödenmelerinden kesilen vergilerin iadesi mümkün değildir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”