Bülten: 2019/10 Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde Değişiklik

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce mevzuat bölümünde yayımlanan 2019/9 sayılı Genelge ile 22.02.2013 tarihli ve 2013/11 sayılı Genelgede değişiklikler yapılmıştır.

2019/9 sayılı Genelge ile sigortalılık işlemlerinde yapılan değişiklikler aşağıda belirtilmiştir.

  1. Gençleri spora teşvik etmek, gelecek vadeden sporculara sahip çıkmak, belli spor branşlarını güçlendirmek vb. gibi nedenlerden dolayı bazı sporculara, kulüpleri tarafından düzenli ödemeler yapılmaktadır. Sporcularla yapılan sözleşmelerde aylık ödenecek ücretin asgari ücret veya üzerinde belirlenmesi durumunda, bunlar Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, aksi halde sigortalı sayılmayacaktır.
  2. Köy korucularına, hizmetin devamı süresince ödenecek ücretin köy ihtiyar meclisince tespit edileceği ve köy bütçesinden karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu mevzuat hükümlerine göre göreve başlayan köy korucularının Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılması gerekmektedir.
  3. Dernek başkanları ile derneğin yönetim ve denetim kurullarına seçilenler, bu göreve seçimle geldiklerinden, aralarındaki hukuki ilişki vekalet akdine dayandığı için sigortalı sayılmayacaklardır. Bu görevlerinden dolayı huzur hakkı veya sair bir ad altında ücret almaları akdin niteliğini değiştirmeyecektir. Ancak, dernek başkanları ile derneğin yönetim, denetim kurullarına seçilenler ve dernek üyeleri; bu görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak, üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, geriye dönük yapılan bildirimler ise cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.
  4. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince kooperatif başkanları ile kooperatifin yönetim ve denetim kurullarına seçilenler, bu göreve seçimle geldiklerinden aralarındaki hukuki ilişki, vekalet akdine ve kanunda belirtilen görevlerini yerine getirmelerine dayandığından sigortalı sayılmayacaklardır. Bu görevlerinden dolayı huzur hakkı veya sair bir ad altında ücret almaları akdin niteliğini değiştirmeyecektir. Ancak, kooperatif başkanları ile kooperatifin yönetim, denetim kurullarına seçilenler ve üyeleri; bu görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, geriye dönük yapılan bildirimler ise cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.
  5. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince vakıflarda, diğer tüzel kişiliklerden farklı olarak zorunlu organ tektir ve o da yönetim organıdır. Yönetim organı dışında vakıf senedinde başkaca organlara yer verilmesine engel yoktur. Vakıflarda yönetim organı tek kişiden oluşabileceği gibi bir kuruldan da oluşabilir. Yönetim organının tek kişiden oluştuğu vakıflarda vakıf başkanının kendisi ile hizmet akdi ilişkisi kurmasına imkan olmadığından, yönetim organının tek kişiden oluştuğu vakıfların faaliyetlerinde vakıf başkanlarının kanundan doğan görevleri haricinde, üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları halinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmayacaktır.

Yönetim organının kurul halinde görev yaptığı vakıflarda; vakıf başkanları, vakıf faaliyetlerinde görev alan mütevelli heyeti, denetim kurulu üyeleri, bağlı oldukları mevzuattan doğan görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak, üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, geriye dönük yapılan bildirimler ise cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.

Ayrıca vakıflara ait işyerlerinde hizmet akdine tabi olarak çalışanların Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaları gerekmektedir. Vakıf adına bankada hesap açma, para çekme, para yatırma, kamu ya da özel kuruluşlarca yapılacak yazılı/sözlü borçlandırıcı işlemlerin yerine getirilmesi için tesis edilen vekalet ilişkisi, kişinin yöneticilik faaliyetini yerine getirmesine yönelik olup, sigortalılık niteliğinin belirlenmesinde belirleyici unsur olarak dikkate alınmayacaktır.

  1. İhtiyat pilot olarak çalıştırılanlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaları sebebiyle yaşlılık veya emekli aylığı kesilmiş olanlardan bu maddenin beşinci fıkrasının (d) bendi kapsamında görevlendirilenler hariç olmak üzere herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık ve emekli aylığı alanlar hakkında 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükümleri uygulanmaz.” hüküm gereğince, ihtiyat pilot olarak çalıştırılanlar Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalı sayılacak, haklarında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır.
  2. 5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre ay 30 gün, yıl 360 gün olarak kabul edilmekte olup, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındakiler hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılabilmektedirler. Kanunun 82 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 53 üncü maddeye göre belirlenen aynı sigortalılık halinde birden fazla işte çalışması nedeniyle kazançların prime esas kazanç üst sınırına kadar olan kısmı alınacaktır.
  3. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanların iş kazası geçirdikleri gün için (geçici iş göremezlik belgesi olması hali de dahil olmak üzere) Kuruma hizmet bildirilecektir.

Ancak, bildirilen bu hizmetin sigortalıya verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç olarak değerlendirilmesi durumunda; denetim sonucunda bulunacak günlük kazançlar hariç olmak üzere, Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazancın alt sınırını aşamaz.

  1. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılardan 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanların ay içerisinde birden fazla işyerinden bildirilen kısmi çalışmalarının bulunması halinde, kısmi çalışma sürelerinin o ayın hangi gününe denk geleceği hususunda bir tespit yapılamadığından, kısmi çalışma süreleri toplanacak ve 30 günü geçmeyecek şekilde hizmet kaydı oluşturulacaktır. Aylık prime esas kazancın tespiti de, kısmi süreli çalışmalara ilişkin prime esas kazançların toplanarak, aylık azami kazanç tutarını geçmeyecek şekilde dikkate alınacaktır.
  2. Askerlik yapmakta olanların askerlik yükümü nedeniyle yaptığı çalışmalar 506 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi, Kanunun da 6 ncı maddesi kapsamında olmakla birlikte, askerlik şubesinden sevk belgesini almasına rağmen birliğine teslim oluncaya kadar geçen sürede veya erken terhis mahiyetinde izinli sayılan sürelerde hizmet akdine dayalı olarak bir veya birkaç işverenin işyerinde çalıştıkları takdirde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
  3. Resmi meslek ve sanat okulları ile yetkili resmi makamların izniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve yüksek okullarda fiilen normal eğitim süreleri içinde yapılan, tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler, sigortalı sayılmamakta iken 6764 sayılı Kanunla, Kanunun 6 ncı maddesinin (f) bendinde yapılan düzenleme ile “Resmi meslek ve sanat okulları ile yetkili resmi makamların izniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve” ibaresi kaldırıldığından 9/12/2016 tarihinden itibaren sadece yüksek okullarda fiilen normal eğitim süreleri içinde yapılan, tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler sigortalı sayılmayacaktır.
  4. Kayyımlar işveren adına ve hesabına işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimseler olduğundan ve bu göreve mahkeme yoluyla atandıkları için kayyımla işveren arasında hizmet akdi ilişkisi oluşmadığından kayyım olarak görevlendirildikleri yerlerden dolayı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmayacaklardır.

Şirkete ortaklığından dolayı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olup aynı zamanda ortağı olduğu şirkete kayyım olarak atananların sigortalılığı (4/b) kapsamında devam edecektir.

Kayyımlık görevi; Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında devam eden sigortalılık durumu ile kayyım atandıktan sonra Kanun kapsamında sigortalılık niteliği taşınması hallerini etkilemeyecektir.

  1. 5510 sayılı Kanunun 100 üncü maddesi kapsamında Kurum internet sisteminin devre dışı kaldığı durumlarda işverenlerce kağıt ortamında düzenlenen bildirgeler işleme alınır. Kurumca belirlenen diğer hallerde de bildirgeler kağıt ortamında alınabilir.
  2. İşyerinin kanun kapsamında olması durumunda;
    1. Aylık prim ve hizmet belgesinde işten ayrılış tarihi bulunan sigortalılar için işten ayrılış bildirgesi bir ay süreli tebligat ile işverenden istenecek, yapılan tebligata rağmen bildirgenin verilmemesi halinde işten ayrılış bildirgesi aylık prim ve hizmet belgesindeki işten ayrılış tarihine göre,

Aylık prim ve hizmet belgesinde işten ayrılış tarihi bildirilmemiş ve işten ayrılış bildirgesinin verilmemiş olması halinde işten ayrılış bildirgesi bir ay süreli tebligat ile işverenden istenilecek, verilmemesi halinde sigortalının aylık prim ve hizmet belgesindeki son bildirim tarihi esas alınarak,

  1. İşyerinin “Kontrollü” ve “Şüpheli” kapsamında olması durumunda, aylık prim ve hizmetbelgesinde hizmeti bildirilmesine rağmen işten ayrılış bildirgesi verilmeyen ve işverene ulaşılamayan hallerde denetim sonuçlanıncaya kadar sigortalının bu işyerinden son bildirim tarihi esas alınarak, işten ayrılış bildirgesi ünitece re’sen düzenlenecektir.

“Kontrollü” ve “Şüpheli” işyerlerinde denetim sonucunda sigortalının işten ayrılış tarihinin bu tarih dışında bir tarih olması halinde işten ayrılış tarihi denetim raporuna göre değiştirilecektir.

  1. Yurt dışında çalışan veya ikamet etmelerinden dolayı 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları sonlandırılanların, ikametlerini ülkemize taşısalar dahi, 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları yeniden başlatılmayacaktır. İkameti Türkiye’de olup yurda giriş çıkış yapanların 2925 sayılı Kanuna göre sigortalılıkları devam ettirilecektir.

Ancak, yurt dışına çıkış tarihinden itibaren aralıksız bir yıl Türkiye’de hiç bulunmayanların süreksiz çalışmalarından söz edilemeyeceğinden, yurt dışına çıkış yapılan tarih itibariyle sigortalılıkları sonlandırılacaktır.

2925 sayılı Kanuna göre sigortalılık, askerlik görevini yapanların askere alındıkları, tutukluluk ve hükümlülük kararı verilenlerin karar verildiği tarihten itibaren sona erdirilecektir.

2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 1/10/2008 tarihi ve sonrasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması sebebiyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı başlatılıp devam edenlerden, bu Genelgenin yürürlük tarihinden sonra 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olma talebinde bulunanların, geriye dönük 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları başlatılmayacaktır.

Ancak, 1/10/2008 tarihi ve sonrasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması sebebiyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı başlatılan ve devam edenlerden 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olma talebinde bulunmuş olanların sigortalıkları devam ettirilecektir. 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı devam edenlerden 2925 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (c) bendi gereği sigortalılığı sona erdirilenlerin, bu durumun ortadan kalkması halinde 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı tekrar başlatılmayacak, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

  1. Hizmet akdi unsurlarını taşımayan köy ve mahallelerde sürü yöneticiliği (çobanlık) faaliyeti yapanlarda, talep etmeleri halinde Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
  2. 5510 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edildiğinde müracaat tarihi itibariyle önceki sigortalılığı sona ermeden ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılığının başlatıldığı sonradan tespit edilenlerin, ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılığı zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle başlatılacaktır.

Ayrıca, zorunlu sigortalılığı sona ermeden ek 5 inci madde kapsamında sigortalılığı başlatılanlardan tescil tarihi itibariyle sigortalılığı iptal edilenlerin, talepte bulunmaları halinde prim iadesi yapılmamış olması şartıyla zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılıkları başlatılacaktır.

Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalılığı devam ederken daha sonra ziraat odasında üye kaydı olduğu tespit edilenlerin, tespit edildiği tarihe kadar ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilecek, tespit tarihi itibariyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalılıkları başlatılacaktır.

  1. Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sigortalılığı;

-4 üncü maddeye istinaden sigortalı olarak çalışmaya başlamaları halinde çalışmaya başladıkları tarihten,

-Sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunanların borçsuz olmaları halinde talep tarihinden,

-Prim borcu olanlardan talepte bulunanların primi ödenmiş son günden,

-Gelir ya da aylık talebinde bulunanların aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,

-Kanunun ek 5 nci maddesi kapsamında prim ödeyen ve sadece bu kapsamda prim borcu bulunan sigortalıların, tahsis talep tarihinden önce veya sonra ek 5 prim borcunu ödemek istemeyerek talepte bulunmaları halinde, sigortalılıkları primi ödenmiş son günden,

-Ölen sigortalının ölüm tarihinden,

itibaren sona erecektir.

Ek 5 inci maddeye göre sigortalılık; askerlik görevini yapanların askere alındıkları, tutukluluk ve hükümlülük kararı verilenlerin karar verildiği tarihten itibaren sona erdirilecektir.

Ayrıca, yurt dışına çıkış yapanlardan, çıkış tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ülkemize giriş yapmayanların süreksiz çalışmalarından söz edilemeyeceğinden, yurt dışına çıkış yaptığı tarih itibariyle, sigortalılıkları sona erdirilecek, ancak ek 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalıların, yurt dışına giriş çıkış tarihleri arasında bir yıldan az süreolması halinde sigortalılıkları kesintiye uğratılmadan devam ettirilecektir.

Bu şekilde ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılıkları sona erenlerin, Kanunun 4 üncü maddesine tabi çalışmasının sona erdiği, askerlik görevi sona erenlerin son bulduğu, tutuklu veya hükümlülerin tahliye edildiği, yurt dışına çıkanların Türkiye’ye döndükleri tarihi takip eden gün itibariyle yeniden sigortalılıkları başlatılacak, bunlardan ayrıca, “Tarım İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” veya “Orman İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” istenilmeyecektir.

  1. 5510 sayılı Kanunun ek 6 inci maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edildiğinde, müracaat tarihi itibariyle önceki sigortalılığı sona ermeden ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılığının başlatıldığı sonradan tespit edilenlerin, ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılığı zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle başlatılacaktır.

Ayrıca, zorunlu sigortalılığı sona ermeden ek 6 ncı madde kapsamında sigortalılığı başlatılanlardan tescil tarihi itibariyle sigortalılığı iptal edilenlerin, talepte bulunmaları halinde zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılıkları başlatılacaktır.

5510 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalılıkları sona erenlerin sigortalılıkları; kısmi süreli iş sözleşmesindeki çalışma süresinin devam ettiği veya çalışmanın sonlandığına ilişkin bir hüküm bulunmaması halinde, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine tabi çalışmasının sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle ek 6 kapsamında bulunan sigortalılık kendiliğinden başlatılacak, bunlardan ayrıca Sanatçı Olarak Kısmi Süreli Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” veya “Şehir İçi Toplu Taşıma Araçlarında Kısmi Süreli Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” alınmayacaktır.

5510 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesine tabi sigortalılığı olup sigortalılığın başladığı tarihten itibaren prim ödemesi bulunmayanların yazılı olarak sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunmaları halinde, ek 6 ncı maddeye tabi sigortalılıkları sona erdirilmeyecektir.

  1. 5510 sayılı Kanunun (4/b) kapsamında kayıt ve tescili yapılan muhtar sigortalılardan muhtarlık görevlerine devam ederlerken yetkili makamlarca bu görevinden uzaklaştırılan, açığa alınan veya tutuklanan muhtarların bu durumları, muhtarlık görevlerinin sona erdiği sonucunu doğurmadığından, bu durumda olan muhtarların (4/b) kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilecektir.

Ancak muhtarlardan görevlerinden uzaklaştırılan, açığa alınan, tutuklananlardan muhtarlık görevinin sona ermesine karar verilenlerin, muhtarlık görevinin sona erdiği tarihten itibaren (4/b) kapsamındaki sigortalılıkları sona erdirilecektir. Görevine son verilen muhtarların bildirimleri il/ilçe mülki amirlikleri tarafından yapılacaktır.

  1. Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması bulunan sözleşmeli veya sözleşmesiz ülke vatandaşı olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye’de ikamet ettikleri sürece Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılacaktır. Bunların vatandaşı bulunduğu ülkede sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmaları ya da buralardan emekli aylığı alıyor olmaları sigortalılık durumlarını etkilemeyecektir.
  2. 1479 sayılı Kanunun mülga 24 üncü maddesinde; kollektif şirketlerin, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer, limited şirketlerin, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, donatma iştirakleri ortakları ile anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları bu Kanuna göre sigortalı sayılmıştır.

1479 sayılı Kanunun mülga 24 üncü maddesi kapsamında şirket ortağı olması nedeniyle (4/b) kapsamında sigortalı olan şirket ortağının, daha sonraki bir tarihte ortağı olduğu şirketten (4/a) kapsamında sigortalı bildirilmesi halinde, önce başlayan sigortalılık sona ermediği sürece diğer sigortalılık devreye girmeyeceğinden, (4/a) kapsamındaki sigortalılık iptal edilecek (4/b) kapsamındaki sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

Kanunun “1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlığını taşıyan geçici 8inci maddesinde; tarım sigortalıları hariç olmak üzere, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) kapsamındaki sigortalılık niteliği taşıdıkları halde Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

2008/Ekim öncesinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle çalışırken, çalıştıkları işyerine veya başka bir şirkete ortak, anonim şirkette ise kurucu ortak veya yönetim kurulu üyesi olanlar, 16-60 Ek sayılı Genelge gereğince (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar 4/(b) kapsamına alınmamaktadır.

1/10/2008 tarihinden önce 1479 sayılı Kanun kapsamında tescili yapılması gerektiği halde 506 sayılı Kanun kapsamında tescil yapıldığı söz konusu tarihten sonra tespit edilen sigortalılar, Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamında değerlendirilmeyecek, (4/a) kapsamında yapılan tescil kaydı beyan kabul edilerek, (4/b) kapsamında sigortalı olması gereken tarih itibariyle (4/b) kapsamında sigortalılığı başlatılacak ve (4/a) kapsamındaki hizmetler (4/b) kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir. (4/a) kapsamındaki hizmetlerin (4/b) kapsamında hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin iş ve işlemler cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.

Bu durum, (4/a) kapsamında çalışmaya başladığı tarih ile şirket ortağı olduğu tarih aynı olan sigortalılar için de uygulanacaktır. Burada esas olan, (4/a)kapsamında çalışma devam ederken (4/b) kapsamında sigortalılığı gerektiren şirket ortaklığının gerçekleşmesidir. Ancak, şirket ortağı olduğu gün diğer bir ifadeyle, (4/b) kapsamında sigortalı olması gerektiği halde aynı gün ortağı olduğu şirketten (4/a)kapsamında bildirim yapıldığı tespit edilenlerin,şirket ortaklığı nedeniyle (4/b) kapsamında bildirimi;

-Yapılanların (4/a) kapsamındaki sigortalılığı iptal edilecek (4/b) kapsamındaki sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

-Yapılmayanların ise, (4/a)kapsamında yapılan tescil kaydı bildirim kabul edilerek, (4/b) kapsamında sigortalı olması gereken tarih itibariyle (4/b) kapsamında sigortalılığı başlatılacak ve (4/a) kapsamındaki hizmetler 4/(b) kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir.

  1. 2008/Ekim öncesinde (4/a) kapsamında hizmet akdiyle çalışırken, çalıştıkları işyerine veya başka bir şirkete ortak, anonim şirkette ise kurucu ortak veya yönetim kurulu üyesi olanlar, (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar (4/b) kapsamına alınmayacaktır.

(4/a) kapsamındaki çalışmaları sona erdirip en az bir gün ara vererek ortağı olduğu şirketten yeniden hizmet akdine tabi çalışmaya başlanması durumunda hizmetler kesintiye uğramış kabul edilecektir.

Ortağı olduğu şirketten (4/a) kapsamında hizmeti bildirilen ve kendinden başka (4/a) kapsamında sigortalı kalmayan şirket ortaklarının, çalıştıkları şirketin sermaye şirketi olması halinde ise, (4/a) kapsamında sigortalılığı devam ettirilecektir.

  1. 1/3/2011 tarihinden önce tarım kapsamında kaydı bulunan ve aynı zamanda muhtar olan sigortalıların, tarım kapsamındaki sigortalılıkları 28/2/2011 tarihine kadar devam ettirilecek, 1/3/2011 tarihi itibariyle muhtar sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapılacaktır.

Köy veya mahalle muhtarlığı nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olanlardan aynı bendin alt bentlerine tabi olacak şekilde çalışmaları bulunması halinde, muhtar kapsamındaki sigortalılığı esas alınacaktır.

Tarımsal faaliyeti nedeniyle 1/11/2008 tarihi itibariyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında başlatılan sigortalılığı devam ederken,30/3/2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçiminde muhtar seçilenlerin seçildikleri tarih itibariyle tarım sigortalılıkları sonlandırılarak, seçildikleri tarih itibariyle muhtar bağ numarası ile (9 ile başlayan bağ numarası) muhtar statüsünde tescil kaydı yapılacaktır.

  1. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının(b) bendinin (3) numaralı alt bendinde şirket ortakları (4/b) kapsamında sigortalı sayılmış, 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise (4/b) kapsamında sigortalı sayılanların, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, (4/a) kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri öngörülmüştür.

Buna göre, 2008/Ekim sonrası şirket ortaklığı nedeniyle (4/b) kapsamında sigortalı olanlar kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden (4/a) bendi kapsamında sigortalı olamayacakları gibi, (4/a) kapsamında çalışırken çalıştığı işyerine ortak olanlar (4/b) kapsamına alınacak ve (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları sonlandırılacaktır. Kişinin çalıştığı işyeri dışında bir şirkete ortak olması halinde, Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği (4/a) kapsamında sigortalılığı devam ettirilecek ve (4/b) kapsamına alınmayacaktır.

Yine, (4/a) kapsamında çalıştığı anonim şirkette, ortak olmayan yönetim kurulu üyesi olanların (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilecek, ancak sigortalının yönetim kurulu üyeliği yanında anonim şirkete ortak olması halinde (4/a) kapsamındaki sigortalılığı sonlandırılarak (4/b) kapsamında sigortalı sayılacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İNDİRİMLİ ORAN KDV İADESİNE İLİŞKİN

İNDİRİMLİ ORAN KDV İADESİNE İLİŞKİN;

Katma Değer Vergisi Kanununun;

– 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler ile ithal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisini indirebilecekleri,

– 29/2 nci maddesinde ise bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamının, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki farkın sonraki dönemlere devredileceği ve iade edilemeyeceği; ancak 28 inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan verginin mahsubunun yapılabileceği,

hükmü yer almaktadır.

İndirimli KDV (% 1, % 8) oranına tabi teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirim yoluyla giderilememesi durumunda, indirimle giderilemeyen KDV nin, 74 ve 76 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerindeki açıklamalara uygun olarak yapılacak hesaplamalar çerçevesinde 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre iadesi mümkündür.

İndirimli orana tabi işlemlerde iade hesabına alınacak KDV, işlemin bünyesine giren vergi tutarı ile işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV tutarı arasındaki fark olacaktır.

Bu çerçevede, indirimli orana tabi bir işlem dolayısıyla iade edilecek vergi tutarı, iade hakkı doğuran işleme ait bedelin genel vergi oranı (% 18) ile çarpılması sonucu bulunacak tutardan işlem bedeli üzerinden indirimli oran (% 1 veya % 8) uygulanmak suretiyle hesaplanan tutar düşüldükten sonra bulunacak tutardan fazla olamayacaktır. Başka bir ifadeyle azami iade tutarı % 1 oranına tabi işlemler için işlem bedelinin % 17 si, % 8 e tabi işlemler için işlem bedelinin % 10 undan fazla olamayacaktır.

Buna göre, iade edilebilecek KDV ye ilişkin % 17 lik  veya % 10 luk  sınırın, prensip olarak aylık işlem bedeli üzerinden dikkate alınması gerekmekle birlikte, yıllık iade taleplerinde, yıllık bazda azami iade tutarının aşılmaması esastır. Öte yandan, çeşitli nedenlerle iade tutarının bu miktarları geçmesi halinde, geçen kısmın iadesi; Vergi İnceleme Raporu veya üst sınırı geçme gerekçeleri açıkça belirtilmek suretiyle YMM Raporu sonucuna göre gerçekleştirilecektir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

KDV İadesi Talep Etmeyi Unutmayın

1 OCAK 2019 TARİHİNDEN İTİBAREN UYGULANACAK KDV İADE TALEP SÜRELERİ 5 YILDAN 2 YILA DÜŞTÜ

 

15 Şubat 2019 gün ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca  yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 23)’ün 13 ncü maddesiyle ile aynı Tebliğin (IV/A) bölümünün sonuna aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

Yapılan ekleme, 2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan KDV iade talep süreleri ile ilgilidir.

  1. İade Talep Süresi

2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki iade talep sürelerine uyulur.

8.1. İndirimli Orana Tabi İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

3065 sayılı Kanunun (29/2) nci maddesine göre, Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirim yoluyla giderilemeyen ve tutarı Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan verginin iadesinin en geç izleyen yıl talep edilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede mükelleflerin, indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (yılın sonuna kadar verilen Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, Tebliğin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.

Örnek 1: (Y) Gıda A.Ş., 2019 yılında yaptığı indirimli orana tabi teslimlerinden doğan KDV iadesini 2020/Temmuz beyannamesinin “Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” tablosundan 439 kodlu satırı seçerek beyan etmiştir. Mükellef 15/11/2020 tarihinde standart iade talep dilekçesi ve belgeleri ibraz etmiş ancak bu iade talebine ilişkin yüklenilen KDV listesini vermemiştir. Mükellef, yüklenilen KDV listesini 15/7/2021 tarihinde sisteme girmiştir.

 

Buna göre, (Y) Gıda A.Ş. KDV iade talebini süresinde beyan etmekle birlikte, yüklenilen KDV listesini süresinde (31/12/2020 tarihine kadar) sisteme girmediğinden mükellefin iade talebi reddedilecektir.

Örnek 2: (M) İnşaat Ltd. Şti. 2019 yılında teslim ettiği indirimli orana tabi konutlarla ilgili olarak vermiş olduğu 2020/Kasım beyannamesine ilişkin 439 kodlu satırda 500 bin TL “İadeye Konu Olan KDV” beyan etmiştir. (M) İnşaat Ltd. Şti., 27/12/2020 tarihinde standart iade talep dilekçesi ve diğer belgeleri ibraz ederek artırımlı teminat vermek suretiyle iade talebinde bulunmuştur.

Buna göre, (M) İnşaat Ltd. Şti., 2019 yılındaki indirimli orana tabi işlemlerinden kaynaklanan KDV iadesini süresi içinde usulüne uygun olarak talep ettiğinden, iade talebi vergi dairesi tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılacaktır.

8.2. Tam İstisna Kapsamındaki İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre, iade talebinin, iade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar yapılması zorunludur.

Buna göre, Kanunun 32 nci maddesi ile geçici maddelerde yer alan tam istisna kapsamındaki işlemlere ilişkin iade talebinde bulunacak mükelleflerin, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde istisnaya ilişkin yüklenilen KDV sütununu doldurmaları ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, Tebliğin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.

Örnek 1: (T) Makine A.Ş., 2019/Şubat döneminde YTB sahibi firmaya sattığı makinelerle ilgili olarak KDV beyannamesinde “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 308 kodlu satırda istisnayı ve bu teslimle ilgili yüklenimini beyan etmiştir.

İade talebi için bu beyan tek başına yeterli değildir. Mükellefin iade talebinin geçerlik kazanması için en geç 31/12/2021 tarihine kadar standart iade talep dilekçesi ve istisnaya ilişkin diğer belgelerin ibrazı zorunludur. 

Örnek 2: (Z) Ltd. Şti., 15 Ocak 2019 tarihinde gümrük çıkış beyannamesi kapanan bir ihracat işlemini Ocak/2019 KDV beyannamesinin “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 301 kodlu satırda beyan etmiş, ancak yüklenilen KDV bölümünü boş bırakarak ihracata ilişkin yüklendiği KDV’yi indirim yoluyla gidermeyi tercih etmiştir.

(Z) Ltd. Şti.’nin bu ihracat işlemine ilişkin iade talep edebilmesi için en geç 31/12/2021 tarihine kadar Ocak/2019 KDV beyannamesinde düzeltme yaparak yüklenilen KDV’yi beyan etmesi ve aynı süre içerisinde standart iade talep dilekçesiyle Tebliğin (II/A-1.1.4.) bölümünde sayılan belgeleri ibraz etmesi gerekmektedir.

8.3. Kısmi Tevkifat Uygulanan İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi

Mükelleflerin, 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi kapsamındaki kısmi tevkifat uygulanan işlemlerine ilişkin iade taleplerini, tevkifata tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, tevkifata tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.

İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, Tebliğin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.”

İade talep süresi dolduktan sonra düzeltme beyannamesi verilerek iade talep edilebilir mi?

Yukarıda belirtilen iade talep sürelerinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme KDV beyannamesi verilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir.

KDV iade talep süresinde yapılan bu değişiklik, hangi tarihten itibaren doğan iadeler için geçerli?

KDV Kanununun 32. Maddesinde yapılan söz konusu değişiklik 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. Dolayısıyla, 7104 sayılı Kanunla KDV iadelerine getirilen iade talep süresi, 2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden doğan KDV iade talepleri için geçerli. Yani, 2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden doğan KDV iadelerinin, iadeye konu işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi gerekiyor.

 

‘İade Talep Süresi’ konusunda yapılan bu düzenleme, 2018 ve önceki yıllara ilişkin KDV iadeleri içinde geçerli mi?

7104 sayılı Kanunla yapılan düzenleme 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğinden ve 2019 yılından itibaren doğacak KDV iade talepleri için geçerli olduğundan, 2018 ve önceki yıllara ilişkin KDV iadelerinin, önceden olduğu gibi 5 yıllık tarh zamanaşımı süresi içerisinde düzeltme yapılarak talep edilmesi mümkün bulunuyor. Yani, yapılan değişiklik 2018 ve öncesi dönemlerde doğan KDV iadeleri için geçerli değildir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergiye Uyumlu Mükelleflere Tanınan % 5 İndirimin Mahsubu İçin Son Tarih

Gelir Vergisi Kanunu’nun Mükerrer 121’inci maddesiyle, vergiye uyumlu mükelleflere 1 milyon TL’den fazla olmamak üzere, hesaplanan verginin % 5 vergi indirimi olarak indirilmektedir. Bununla ilgili şartlar özet olarak şu şekilde sıralanabilir.

  • Beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki iki yıla ait vergi beyannamelerinin süresinde verilmiş ve ödenmiş olması, (250 TL’ye kadar eksik ödemeler dikkate alınmaz)
  • Bu üç yıla ait beyana tabi vergi türleri itibariyle ikmalen, resen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması, (yargı kararıyla terkin edilenler dikkate alınmaz)
  • İndirimin yapılacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle 1.000 TL üzerinde vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmaması.

Ayrıca tecil terkin uygulamasından yararlanan mükelleflerin, şartların gerçekleşmemesi nedeniyle terkin edilemeyen vergilerini, tecil süresinin bitiminden itibaren 15 gün içinde ödemeleri halinde, şartlar ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

Bu şartların sağlanıp sağlanmadığı, gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin elektronik ortamda onaylanması sırasında Gelir İdaresi bilgi işlem sistemi tarafından mükelleflere bildirilmektedir.

Bu uygulamadan yararlanan mükellefler, beyannamenin “kalan vergi indirimi” satırındaki tutarı, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerden mahsup edilebilecektir.  Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarların daha sonra mahsuben iade edilmesi mümkün değildir. Örneğin, 2018 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde kalan vergi indirimi satırındaki tutarın 30 Nisan 2020 tarihine kadar mahsup edilmemesi halinde bu tarihten sonra mahsup imkanı bulunmayacaktır.

 

Hüseyin DEMİR  
Yeminli Mali Müşavir  

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-41 Bazı Mallara İlişkin KDV Oranları ile ÖTV Oran ve Tutarlarında ile Değişiklik Yapıldı

01.05.2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1013 sayılı Bazı Bakanlar Kurulu Kararlarında Değişiklik Yapılması ve Bazı Mallara Uygulanacak Özel Tüketim Vergisi Oran ve Tutarları ile Özel Tüketim Vergisi Oranlarına Esas Özel Tüketim Vergisi Matrahlarının Yeniden Belirlenmesi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı mal ve hizmetlere ilişkin KDV ve ÖTV oran ve matrahlarında değişiklik yapılmış olup, bu Karar ile;

– Darülaceze Başkanlığı’na yapılan inşaat taahhüt işlerinin 01/05/2019 tarihinden itibaren %1 oranında KDV’ye tabi olması,

– Montaj ve hareket ettirici mekanizması kısmen alüminyum, plastik ve benzeri malzeme içeren perdelerin 01/05/2019 tarihinden itibaren %8 oranında KDV’ye tabi olması,

– Bazı tütün mamullerinin asgari maktu vergi tutarlarının arttırılması,

– Alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazlarının (cep telefonlarının) özel tüketim vergisi oranlarına esas özel tüketim vergisi matrahları ile özel tüketim vergisi oranlarının %50’ye kadar arttırılması,

– Hurdaya çıkarılan araçlar ile ilgili terkin edilecek ÖTV tutarının tespitinde matrahın 46.000 TL’den 70.000 TL’ye çıkarılması,

kararlaştırılmıştır. Yapılan düzenlemelerin konu başlıkları itibariyle detayları aşağıdaki gibidir;

1- KDV Oranlarında Yapılan Değişiklikler

a- Bilindiği üzere, 2007/13033 sayılı Karar’a ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayanlar için % 18 oranında KDV uygulanmaktadır.

1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 1. Maddesi  ile bahsi geçen 2007/13033 sayılı Karar’a; a) Ekli (I) sayılı listenin 12’nci sırası, 12- Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” şeklindeyken “12- Konut yapı kooperatifleri ile Darülaceze Başkanlığı’na yapılan inşaat taahhüt işleri,” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklik sonrası Darülaceze Başkanlığı’na yapılan inşaat taahhüt işlerinde uygulanacak KDV oranı %1 olmuştur.

b- Yine 1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 1. Maddesi  ile 2007/13033 sayılı Karar’a; Ekli (II) sayılı listesinin “B) DİĞER MAL VE HİZMETLER” bölümünün 5’inci sırası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“5- Yukarıdaki 4 numaralı sırada yazılı mensucat, vatka, keçe ve dantela, kordela, kordon ve işlemelerden mamul; iç ve dış giyim eşyası (şapka, kravat, kaşkol, şal, eşarp, kemer, çorap, eldiven vb. dahil), omuz vatkası, astar, apolet, ilikleme tertibatı, cep, kol, yaka, rozet ve fırfır ile bunların benzerleri, havlu, bornoz, perde (montaj ve hareket ettirici mekanizması kısmen alüminyum, plastik ve benzeri malzeme içerenler dahil), çarşaf, yastık, yorgan, battaniye, uyku tulumu, her türlü kılıf ve örtüler ile bunların benzeri ev tekstil ürünleri (taşıtlarda kullanılanlar dahil) (yataklar hariç) ile kıymetli taş ve madenler hariç her nevi maddeden mamul fermuar, çıtçıt, düğme, kopça, boncuk ve benzerleri,”

Böylece; montaj ve hareket ettirici mekanizması kısmen alüminyum, plastik ve benzeri malzeme içeren perdelerde KDV oranının %8 olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.

2- ÖTV Oranlarında ve Tutarlarında Yapılan Değişiklikler

a-1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 2. Maddesi  ile ÖTV Kanununa ekli (III) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan bazı malların asgari maktu vergi tutarları aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir. Yapılan bu düzenleme ile ÖTV oran ve tutarları artırılmak sureriyle sigara fiyatlarında artışa gidilmiştir.

G.T.İ.P. NO Mal İsmi Eski Hali Yeni Hali
Vergi

 Oranı

(%)

Asgari

Maktu

Vergi

Tutarı

 (TL)

Maktu

Vergi

Tutarı
(TL)

Vergi Oranı (%) Asgari

Maktu

Vergi

Tutarı

(TL)

Maktu

Vergi

Tutarı

(TL)

2402.20 Tütün içeren sigaralar 67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200
2402.90.00.00.00 Diğerleri (Tütün yerine geçen maddelerden yapılmış purolar, uçları açık purolar, sigarillolar ve sigaralar)            
-Tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaralar 67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200
24.03 Diğer mamul tütün ve mamul tütün yerine geçen maddeler;
“homojenize” veya yeniden tertip edilmiş tütün; tütün hülasa ve esansları

(2403.11.00.00.00, 2403.19.10.00.19, 2403.19.90.00.19,
2403.91.00.00.00, 2403.99.10.00.00, 2403.99.90.00.00 hariç)
67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200
2403.99.10.00.00 Enfiye ve çiğnemeye mahsus tütün 67 0,0000 0,4200 67 0,2679 0,4200

 

b- 7166 sayılı Kanunun 9’uncu madde ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “indirmeye %25’e kadar artırmaya,” ibaresi “indirmeye; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için %50’ye, diğer mallar için %25’e kadar artırmaya; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya,” şeklinde değiştirilmiş yapılan bu değişiklikle 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı alıcısı bulunan verici portatif (cellular) telsiz telefon cihazları , cep telefonları, için Cumhurbaşkanına belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye dört katına kadar artırmaya yetki verilmişti.

Bu defa bahsi geçen yetkiye istinaden 1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 3. Maddesi ile Kanuna ekli (IV) sayılı listenin 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numarasında yer alan malların ÖTV oranlarına esas ÖTV matrahları ile ÖTV oranları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. Yapılan bu düzenleme sonrası ÖTV tutar ve oranlarındaki artışa cep telefonları fiyatlarında artış gerçekleştirilmiştir.

G.T.İ.P. NO Eski düzenleme Yeni düzenleme
Mal İsmi Vergi

Oranı (%)

Mal İsmi Vergi

Oranı (%)

8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telden cihazları 25 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telden cihazları 25
– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşmayanlar – Özel tüketim vergisi matrahı 640 TL’yi aşmayanlar
– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşıp, 2.400 TL’yi aşmayanlar 25 – Özel tüketim vergisi matrahı 640 TL’yi aşıp, 1.500 TL’yi aşmayanlar 40
– Diğerleri 25 – Diğerleri 50

 

c- 7103 Sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesi ile, 31/12/2019 tarihine kadar uygulanmak üzere, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, 16 ve daha büyük yaştaki araçların adına kayıtlı gerçek veya tüzel kişiler tarafından doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması ve ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescilinin silinmesi şartıyla, aynı cins bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinden, Bakanlar Kurulunca, 10.000 TL’yi aşmamak üzere, araçların cinsleri ve özelliklerine (motor silindir hacmi, sınıfı, özel tüketim vergisi oranına esas matrahı gibi) göre belirlenecek kısmın terkin edilmesine imkan tanınmış ve akabinde yayımlanan 2018/11750 Sayılı Karar ile yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden ÖTV’nin terkin edilecek kısmı ile ilgili olarak araçlara göre belirleme yapılmıştı.

Bu defa 1013 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 4. Maddesi ile bahsi gçeen 2018/11750 sayılı Kararı eki Kararın 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tablo aşağıdaki gibi değiştirilerek bu kapsamda terkin edilecek ÖTV tutarları tabloda yer aldığı şekilde yeniden belirlenmiştir.

Eski düzenleme Yeni düzenleme:
Yeni Aracın Özel Tüketim Vergisi Matrahı (TL) Terkin Edilecek Özel Tüketim Vergisi Tutarı (TL) Yeni Aracın Özel Tüketim Vergisi Matrahı (TL) Terkin Edilecek Özel Tüketim Vergisi Tutarı (TL)
Matrahı 46.000 TL’yi aşmayanlar için 10.000 Matrahı 70.000 TL’yi aşmayanlar için 10.000
Matrahı 46.000 TL’yi aşıp, 80.000 TL’yi aşmayanlar için 8.000 Matrahı 70.000 TL’yi aşıp, 120.000 TL’yi aşmayanlar için 8.000
Matrahı 80.000 TL’yi aşanlar için 3.000 Matrahı 120.000 TL’yi aşanlar için 3.000

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-40 Enflasyon Oranına Bağlı Olarak Değişken Faiz Oranı Uygulanan 1 Yıldan Uzun Vadeli Hesaplar İçin Uygulanacak Stopaj Oranı %0 Olarak Belirlendi

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67’nci maddesi hükmü uyarınca, elde edilen mevduat faizleri stopaja tabi olup buna ilişkin stopaj oranları 2006/10731 Sayılı Karar ile belirlenmiştir.

01.05.2019 tarihli ve 30761 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1015 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bahsi geçen 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendine“iv) Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda % 0,” cümlesi eklenmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesap türleri için uygulanacak stopaj oranı, 1 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere, % 0 (sıfır) olarak belirlenmiş olup diğer hesap türleri için uygulanmakta olan stopaj oranlarında herhangi bir değişkilik yapılmamıştır.

Son duruma göre mevduat türleri itibariyle geçerli olan stopaj oranları aşağıdaki gibidir.

Hesap Türü Stopaj Oranı
i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda 15%
ii) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda 12%
iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda 10%
iv) Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda 0%

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-39 Madenlerde Devlet Hakkı Tutarının Tespiti

Madenlerin milli menfaatlere uygun olarak aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usulleri düzenleyen 3213 Sayılı Maden Kanunu’nda Devlet hakkı, Maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım olarak tanımlanmıştır. Devlet hakkının ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olduğundan, ruhsat sahibine rödövans karşılığı üretim hizmeti veren gerçek ya da tüzel kişilerin ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kanun’un 14’üncü maddesine göre Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. Tüvenan madenin, zenginleştirme işleminden geçtikten sonra satılması halinde zenginleştirme işlemlerine ait maliyetler ve amortismanlar düşüldükten sonraki fiyat, ocak başı fiyat olarak esas alınır. Devlet hakkına emsal olacak ocak başı satış fiyatı her yıl Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından her maden için ayrı ayrı olmak üzere belirlenmekte olup, beyan edilecek Devlet hakkı emsal fiyatının altında olamamaktadır.

Devlet hakkı, kaynak tuzlaları, lületaşı ve oltutaşı hariç olmak üzere, işletme izni olan maden ruhsatlarından en az ruhsat bedeli kadar Devlet hakkı alınır. Yer altı işletme yöntemi ile üretim yapılması halinde Devlet hakkının % 50’si alınmaz.

MAPEG, Devlet hakkının, Maden Kanunu hükümlerine uygun ve doğru bir şekilde hesap ve beyan edilmesine ilişkin tüm hususları, ruhsat sahasının büyüklüğü, maden grubu veya türü, işletme cirosu veya işletmenin kamuya ait olup olmaması hususlarını dikkate alarak, 3568 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yeminli mali müşavirlerin tasdikine tabi tutabilir.

Aşağıdaki hallerde beyan formunun yeminli mali müşavirlerin tasdiki ve ruhsat sahibinin imzası ile verilmesi zorunludur:

  • Kamu kurum ve kuruluşlarına ait olmayıp, Bakır, Kurşun, Çinko, Demir, Pirit, Manganez, Krom, Civa, Antimuan, Kalay, Vanadyum, Arsenik, Molibden, Tungsten (Volframit, Şelit), Kobalt, Nikel,  Kadmiyum,  Bizmut, Titan (İlmenit, Rutil), Alüminyum (Boksit, Gipsit, Böhmit), Nadir toprak elementleri (Seryum Grubu, Yitriyum Grubu) ve Nadir toprak mineralleri (Bastnazit, Monazit, Ksenotim, Serit, Oyksenit, Samarskit, Fergusonit), Sezyum, Rubidyum, Berilyum, İndiyum, Galyum, Talyum, Zirkonyum, Hafniyum, Germanyum, Niobyum, Tantalyum, Selenyum, Telluryum, Renyum madenlerinin yurt içinde entegre tesislerde kullanılarak metal hale getirilmesi nedeniyle % 75 Devlet hakkı indiriminin uygulanması.
  • Yeraltı işletme yöntemi ile üretim yapılması nedeniyle % 50 Devlet hakkı indiriminin uygulanması.
  • Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için % 50, altın, gümüş ve platin için % 40 Devlet hakkı indirimi uygulanması. (I. Grup madenler, II. Grup (a) ve (c) bendi madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol ve benzeri yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi hariç.)

Beyan formunun yeminli mali müşavirlere tasdik ettirilmemesi halinde, Devlet hakkı beyanları verilmemiş sayılır. Yeminli mali müşavirler yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, kaybına uğratılan Devlet hakkından ve kesilecek cezalardan ruhsat sahibi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.

Devlet hakkının tamamı, her yıl haziran ayının son gününe kadar ruhsat sahibi tarafından MAPEG muhasebe birimi hesabına yatırılır.

Süresinde tahakkuk ettirilmeyen Devlet hakkına, tahakkuk ettirilmesi gereken ayın son gününden tahakkuk ettirildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanır.

Devlet hakkı oranları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

 

    MADEN ORAN %
I. a. İnşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakıl. 4
  b. Tuğla-kiremit kili, Çimento kili, Marn, Puzolanik kayaç (Tras) ile çimento ve seramik sanayilerinde kullanılan ve diğer gruplarda yer almayan kayaçlar 4
II. a. Kalsit, Dolomit, Kalker, Granit, Andezit, Bazalt gibi kayaçlardan agrega, hazır beton ve asfalt yapılarak kullanılan kayaçlar. 4
  b. Mermer, Traverten, Granit, Andezit, Bazalt gibi blok olarak üretilen taşlar ile dekoratif amaçla kullanılan doğal taşlar. 4,5
  c. Kalsit, Dolomit, Kalker, Granit, Andezit, Bazalt gibi kayaçlardan entegre çimento, kireç ve kalsit öğütme tesisinde kullanılan kayaçlar. 4
III.   Deniz, göl, karbondioksit (CO2) gazı (jeotermal, doğal gaz ve petrollü alanlar hariç) Hidrojen Sülfür (7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümleri mahfuz kalmak kaydıyla). 5
III.   Kaynak suyundan elde edilecek eriyik halde bulunan tuzlar 1
IV. a. Kaolen, Dikit, Nakrit, Halloysit, Endellit, Anaksit, Bentonit, Montmorillonit, Baydilit, Nontronit, Saponit, Hektorit, İllit, Vermikülit, Allofan, İmalogit, Klorit, Sepiyolit, Paligorskit (Atapuljit), Loglinit ve bunların karışımı killer, Refrakter killer, Jips, Anhidrit, Alünit (Şap), Halit, Sodyum, Potasyum, Lityum, Kalsiyum, Magnezyum, Klor, Nitrat, İyot, Flor, Brom ve diğer tuzlar, Bor tuzları (Kolemanit, Uleksit, Borasit, Tinkal, Pandermit veya bünyesinde en az %10 B2O3 içeren diğer Bor mineralleri), Stronsiyum tuzları (Selestin, Stronsiyanit), Barit, Vollastonit, Talk, Steattit, Pirofillit, Diatomit, Olivin, Dunit, Sillimanit, Andaluzit, Dumortiorit, Disten (Kyanit), Fosfat,
Apatit, Asbest (Amyant), Manyezit, Huntit, Tabiî Soda mineralleri (Trona, Nakolit, Davsonit), Zeolit, Pomza,
Pekştayn, Perlit, Obsidyen, Grafit, Kükürt, Flüorit, Kriyolit, Zımpara Taşı, Korundum, Diyasporit, Kuvars,
Kuvarsit ve bileşiminde en az %80 SiO2 ihtiva eden Kuvars kumu, Feldispat (Feldispat ve Feldispatoid grubu
mineraller), Mika (Biyotit, Muskovit, Serisit, Lepidolit, Flogopit), Nefelinli Siyenit, Kalsedon (Sileks, Çört).
3
  b. Turba, Linyit, Taşkömürü, (…) (2) Antrasit, Asfaltit, Bitümlü Şist, Bitümlü Şeyl, (…) (1) Kokolit ve Sapropel (Petrol Kanunu hükümleri mahfuz kalmak kaydıyla). 3
  c. Demir, Pirit, Manganez, Civa, Antimuan, Kalay, Vanadyum, Arsenik, Molibden, Tungsten (Volframit, Şelit), Kobalt, Nikel, Kadmiyum, Bizmut, Titan (İlmenit, Rutil), , Nadir toprak elementleri (Seryum Grubu, Yitriyum Grubu) ve Nadir toprak mineralleri (Bastnazit, Monazit, Ksenotim, Serit, Oyksenit, Samarskit, Fergusonit), Sezyum, Rubidyum, Berilyum, İndiyum, Galyum, Talyum, Zirkonyum, Hafniyum, Germanyum, Niobyum, Tantalyum, Selenyum, Telluryum, Renyum. 3
    Altın, Gümüş, Platin, Bakır, Kurşun, Çinko, Krom, Alüminyum (Boksit, Gipsit, Böhmit), Uranyum oksit. Kanuna ekli tablo
  ç. Uranyum, Toryum, Radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddeler. 8
V.   Elmas, Safir, Yakut, Beril, Zümrüt, Morganit, Akuvamarin, Heliodor, Aleksandirit, Agat, Oniks, Sardoniks, Jasp, Karnolin, Heliotrop, Kantaşı, Krizopras, Opal (İrize Opal, Kırmızı Opal, Siyah Opal, Ağaç Opal), Kuvars kristalleri (Ametist, Sitrin, Neceftaşı (Dağ kristali), Dumanlı Kuvars, Kedigözü, Avanturin, Venüstaşı, Gül Kuvars), Turmalin (Rubellit, Vardelit, İndigolit), Topaz, Aytaşı, Turkuaz (Firuze), Spodümen, Kehribar, Lazurit (Lapislazuli), Oltutaşı, Diopsit, Amozonit, Lületaşı, Labrodorit, Epidot (Zeosit, Tanzonit), Spinel, Jadeit, Yeşim veya Jad, Rodonit, Rodokrozit, Granat Minarelleri (Spesartin, Grosüllar Hessanit, Dermontoit, Uvarovit, Pirop, Almandin), Diaspor Kristalleri, Kemererit. 4

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-38 İhraç Edilen Kara Taşıtlarında Kullanılan İlk Dolum Yağları ve Akaryakıtların ÖTV’sinin İadesine İlişkin ÖTV Tebliğ Yayımlandı

28.02.2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 796 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 2’nci maddesi ile; ÖTV Kanununa ekli (I) sayılı listedeki vergi tutarları uygulanarak teslim edilen ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının vergi tutarlarının, bu malların aynı Kanuna ekli (II) sayılı listedeki 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alan (tır çekicisi, minibüs, midibüs, otobüs, otomobil, kamyonet, kamyon ve motosiklet gibi) mallardan ihraç edilmiş olanların üretim sürecinde kullanılmış olduğunun tespiti halinde sıfır olarak uygulanacağına, bu kapsamda kullanılan ilk dolum akaryakıtlarında ÖTV tutarı sıfır olarak uygulanacak akaryakıt miktarının, üretilerek ihraç edilmiş her bir mal adedi için, 87.03 G.T.İ.P. numarasındaki mallarda “7” litreyi, 87.11 G.T.İ.P. numarasındaki mallarda “2” litreyi, diğer mallarda ise “15” litreyi geçemeyeceği ve ihraç edilen mallarda kullanılmış ilk dolum yağları ve akaryakıtlarına daha önce uygulanan vergi tutarı için, ÖTV Kanununun 12’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının uygulanacağına yönelik düzenleme yapılmıştı.

Bu defa konuya ilişkin hazırlanan Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 6), 12/04/2019 tarih ve 30743 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/03/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

6 Seri Nolu Tebliğ ile Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde değişiklik yapılarak, Genel Tebliğinin “III- İNDİRİMLİ VERGİ UYGULAMALARI VE MÜTESELSİL SORUMLULUK” başlıklı bölümünün “C” alt bölümünden sonra gelmek üzere “Ç” alt bölümü eklenmiş ve diğer alt bölüm buna göre teselsül ettirilmiş, ilave edilen bu bölümde ise 796 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 2’nci maddesinde düzenlenen indirimli vergi uygulamasından kaynaklanan vergi farklılaştırmasının, kara taşıtı imalatçılarına iade yöntemiyle uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Tebliğde, ihraç edilen kara taşıtlarında kullanılmış ilk dolum yağları ve akaryakıtları ile ilgili işlemler, ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının teslimine ilişkin ÖTV’nin beyanı, ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının üretim sürecinde kullanılması ve üretilen kara taşıtlarının ihraç edilmesine ilişkin süreler, iade talep edebilecekler, iadesi talep edilebilecek vergi tutarı, iade süresi ve iade uygulaması ile ilgili diğer işlemler başlıklar halinde açıklayıcı örnekler verilerek işlenmiş olup öne çıkan hususlar şu şekildedir;

İhraç edilecek kara taşıtlarının üretim sürecinde kullanılmak üzere 01.03.2019 tarihinden itibaren, ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtları için iade uygulamasından yararlanılabilmesi için, bunların ithal veya satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde kara taşıtlarının üretim sürecinde kullanılmış olması ve üretilen bu kara taşıtlarının da yine aynı sürede ihraç edilmiş olması gerekmektedir.

Bununla birlikte 01.03.2019 tarihinden önce ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtları bakımından iade uygulamasından yararlanılabilmesi için ise bunların ithal veya satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde kara taşıtlarının üretim sürecinde kullanılmış olması ve üretilen bu kara taşıtlarının da yine 01.03.2019 tarihinden itibaren ihraç edilmiş olması gerekmektedir.

İlk dolum yağlarında ÖTV’nin tamamının iadesi talep edebilecek olup ilk dolum akaryakıtlarında ise araç türlerine göre aşağıdaki tabloda gösterilen azami akaryakıt miktarını geçmeyecek şekildeki kullanımlara isabet eden ÖTV tutarının iadesi talep edebilecektir.

G.T.İ.P. Mal Adı Azami Akaryakıt Miktarı
87.03 Binek Otomobil 7 Litre
87.11 Motosiklt 2 Litre
87.01.20 Tır çekicisi 15 Litre
87.02 Otobüs, Midibüs, Minibüs 15 Litre
87.04 Kamyon, Kamyonet 15 Litre

 

İade talepleri mükelleflerin KDV yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine verilecek standart iade talep dilekçesi ile elektronik ortamda yapılacak olup iade talebi nakden veya mahsuben yapılabilecektir.

01.03.2019 tarihinden sonra ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının, ithal ya da satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde bahsi geçen malların üretim sürecinde kullanılmış ve üretilen kara taşıtlarının da aynı süre içinde ihraç edilmiş olması halinde, yine bu süreler içerisinde iade talebinde bulunulabilecektir. Ancak, şartlara uygun kullanımın yapılmış olması kaydıyla ihracatın 12’nci ay içerisinde gerçekleşmesi durumunda buna ilişkin iade talepleri, bu ayı takip eden ay sonuna kadar yapılabilecektir. Bu süreler geçtikten sonra iade talep edilemeyecektir.

01.03.2019 tarihinden önce ithal edilen veya ÖTV (I) sayılı liste mükelleflerinden ÖTV ödenerek satın alınan ilk dolum yağları ve akaryakıtları için ise, bunların ithal veya satın alma tarihini takip eden ay başından itibaren 12 ay içinde bahsi geçen malların üretim sürecinde kullanılmış ve üretilen kara taşıtlarının da bu süre içinde ihraç edilmiş olması şartıyla yine aynı süre içinde sözü edilen vergi dairesinden iade talebinde bulunulabilecektir.

Bu taleplerin yukarıdaki süreler göz önünde bulundurularak, üretilen kara taşıtlarının ihracatını takip eden ay başından itibaren kullanımların gerçekleştiği döneme yönelik en az birer aylık dönemler itibariyle yapılması gerekmektedir.

Nakden iade taleplerinin tamamı ve benzer şekilde teminat çözüm işlemleri vergi inceleme raporuna göre sonuçlandırılacaktır.

Tebliğ metni ektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurt Dışında ve Yurt İçinde Kesilen Vergiler ile Ödenen Geçici Vergilerin Kurumlar Vergisinden Mahsup Sıralaması

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32, 33 ve 34’üncü maddelerinde, ödenen geçici vergi ile yurt içinde ve yurt içinde kesinti yoluyla ödenen vergilerin kurumlar vergisinden mahsup edilebileceği, 252 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ve 1 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde,  kesinti yoluyla ödenen vergiler ile geçici verginin nasıl mahsup edileceği açıklanmıştır. Buna göre, hesaplanan kurumlar vergisinden öncelikle yabancı ülkelerde ödenen vergilerin mahsup edileceği, ardından yurt içinde kesinlen vergilerin mahsup edileceği ve son olarak geçici verginin mahsup edileceği 1 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde örnekle açıklanmıştır. Hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilemeyen tutar kalırsa, öncelikle geçici verginin sonra yurt içinde kesilen vergilerin nakden ya da mahsuben iadesi mümkündür. Yurt dışında kesilen vergilerin izleyen 3 yıl içinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubu edilmesi gerekli olup diğer vergi borçlarına mahsubu mümkün değildir. Anılan Tebliğdeki örnek aynen aşağıya alınmıştır.

 

34.7. Yurt dışında ödenen vergilerin, yurt içinde ödenen vergilerin ve geçici verginin mahsup sırası

Yurt dışında ödenen vergiler, Kurumlar Vergisi Kanununa göre hesaplanan kurumlar vergisinden öncelikle mahsup edilecek, artan tutarın bulunması halinde yurt içinde kesinti suretiyle ödenen vergiler ve geçici vergi mahsup edilecektir. Ayrıca, Kanunun 33 üncü maddesinde yer alan sınırlamalar asıl olmak kaydıyla zarar mahsubu veya istisnalar sonucu ilgili yılda Türkiye’de vergiye tabi kurum kazancının oluşmaması nedeniyle Türkiye’deki beyannamelere dahil edilen yurt dışı kazançlar üzerinden mahallinde ödenen vergilerin kısmen veya tamamen mahsubuna imkan bulunmazsa, bu mahsup hakkı izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılabilecektir.

Örnek: Tam mükellef (Z) A.Ş., 2006 yılında (D) ülkesinde bulunan şubesinden Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında istisna olarak değerlendirilmeyen 150.000.- YTL karşılığı kurum kazancı elde etmiş ve bu kazanç üzerinden %30 oranında 45.000.- YTL kurumlar vergisi ödemiştir. Kurumun yurt içindeki faaliyetlerinden elde ettiği kazanç ise 750.000.- YTL olup 60.000.- YTL kesinti suretiyle ödenen vergi, 110.000.- YTL de ödenen geçici vergisi bulunmaktadır. (Yurt dışından elde edilen yabancı para karşılığı kâr payları ve ödenen vergiler YTL cinsinden hesaplanmıştır.)

Kurum kazancı ………………………………………………………………………………..  900.000.- YTL
Hesaplanan kurumlar vergisi……………………………………………………………….. 180.000.- YTL
Mahsuplar (–)…………………………………………………………………………………. 200.000.- YTL

–   Yurt dışında ödenen verginin mahsup edilebilecek kısmı………………. 30.000.- YTL

(150.000 x %20 = 30.000)

–   Kesinti suretiyle yurt içinde ödenen vergi………………………………….. 60.000.- YTL

–   Geçici vergi ……………………………………………………………………..  110.000.- YTL

Ödenecek kurumlar vergisi………………………………………………………………………………….. 0
İadesi gereken geçici vergi …………………………………………………………………  20.000.- YTL

Örnekte görüldüğü üzere, yurt dışında ödenen vergiler öncelikle mahsup edilecek, sırasıyla yurt içinde kesinti suretiyle ödenen vergiler ve geçici vergi mahsup edilecek, mahsup edilemeyen geçici vergi tutarı olan 20.000.- YTL  mükellefe iade edilebilecektir. Yurt dışında ödenen verginin 15.000.- YTL’lik kısmının ise mahsup sınırını aştığı için câri yılda veya sonraki yıllarda mahsup edilebilmesi mümkün değildir.

 

 

Saygılarımızla.  
KARDEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK AŞ  

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Örtülü Sermaye Sayılan İşlemlerde, Kur Farkı Gelirleri Üzerinden Vergi Ödemek Zorunda Değilsiniz!

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinde; “Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 11’inci maddesinde örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Son dönemlerde döviz kurlarındaki aşırı dalgalanma nedeniyle ortaklar tarafından şirkete verilen döviz borçları için oluşan kur farkları gelir ve gider bakımından yüksek değerlere ulaşmaktadır. Ortakların örtülü sermaye kapsamında değerlendirilen borçlara isabet eden kur farkları, şirket açısından gider yazılamamaktadır. Tersine, borç verildiği tarihteki döviz kurunun sonradan düşmesi nedeniyle değerleme gününde ya da borcun ödenmesinde oluşan kur gelirleri de kurum kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınmamalıdır. Bunu gelir hesaplarında gösteren şirketlerin fazladan vergi ödemeleri  ortaya çıkmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan aşağıdaki özelgede de bu durum açıklanmıştır.

“Sayı : 16700543-125[17-515-80]-57752

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin kısa veya uzun vadeli ortaya çıkan nakit ihtiyacı için gerçek kişi ortağınızın şahsi paralarından döviz veya TL cinsinden yıl içinde bir defa veya devamlı borç para adığını, Şirketinizin aldığı bu borçlar karşılığında gerçek kişi ortağınıza herhangi bir faiz, komisyon ve benzeri adlar altında hiçbir bedel ödemediğini, döviz olarak aldığı borçlar nedeniyle Şirketiniz bünyesinde gerek değerleme gerekse ödeme sırasında kur farkı oluştuğunu belirterek, borçlandığınız bu paralarla ilgili herhangi bir faiz ödenmemesinin transfer fiyatlandırması veya örtülü sermaye kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, ortağınıza döviz olarak borçlanılması durumunda Şirketiniz lehine oluşan kur farkının gelir, aleyhe oluşan kur farkının ise gider olarak kaydedildiği bu durumun işletmeden çekilen değer olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında da, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde ise safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.

Kurumlar Vergisi Kanununun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin, (c) bendinde ise transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Örtülü sermaye” başlıklı 12 nci maddesinin;

– Birinci fıkrasında, “Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.”

– Yedinci fıkrasında, “Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır…” hükmü yer almaktadır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “12.4.Örtülü sermaye üzerinden yapılan ödemeler veya hesaplanan tutarların kâr payı sayılması ve yapılacak düzeltme işlemleri” başlıklı bölümünde “Örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacaktır. Kur farkları bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Kanunun 13 üncü maddesinin;

– Birinci fıkrasında, kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı; alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,

– İkinci fıkrasında, ilişkili kişinin kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade ettiği, ilişkinin doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluştuğu durumların örtülü kazanç dağıtımı kapsamında sayılması için en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının olması şartı arandığı, ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında oy veya kâr payı hakkının olduğu durumlarda da tarafların ilişkili kişi sayıldığı, ilişkili kişiler açısından bu oranların topluca dikkate alınacağı,

– Üçüncü fıkrasında, emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,

– Dördüncü fıkrasında, kurumların, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, bu fıkrada belirtilen yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit edeceği,

– Altıncı fıkrasında, tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazancın, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacağı

hükme bağlanmıştır.

Konuya ilişkin 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğin “4- Emsallere Uygunluk İlkesi” başlıklı bölümünde, “… Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi tanımına uygun herhangi bir ilişki olmayan kişilerin tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa ya da Pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutardır. Bu fiyat veya bedel, işlem anında hiçbir etki olmaksızın objektif olarak belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerde uygulanan fiyat veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.

Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi veya kurumlar arasındaki işlemlerde fiyat, piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde de aynı koşullar geçerli olmalıdır. Dolayısıyla, taraflar arasındaki ilişkinin mal veya hizmet fiyatlandırmasına herhangi bir etkisi bulunmamalıdır.

İlişkili kişiler arasındaki mal veya hizmet alım ya da satım işlemlerinde uygulanan fiyat veya bedelin piyasa fiyatını yansıtmaması durumunda, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan bu fiyat veya bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edildiği kabul edilecektir…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre,

– Şirketiniz tarafından ortağınızdan alınmış borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi halinde bu borçlarla ilgili olarak örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin, Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre gider olarak yazılması mümkün bulunmamakla birlikte, örtülü sermaye kabul edilen borçlanmalarda oluşacak kur farkı gelirlerinin de söz konusu borcun örtülü sermaye olarak kabul edilmesinin bir sonucu olarak, vergiye tabi kurum kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.

– Şirketinize kullandırılan borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi durumunda örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kar payı olarak değerlendirilecektir.

– Şirketinizin gerçek kişi ortağından borçlandığı paralarla ilgili olarak herhangi bir faiz ödemesi durumunda, gerçek kişi ortağa ödenecek faiz bedelinin emsallere uygun olması gerekmektedir. Emsallere uygun faiz bedelinin tespitinde Kanunun 13 üncü madde hükmü ve 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğinde açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanının kullanılacağı tabiidir.

Öte yandan, Şirketinizin nakit ihtiyacı olmadığı halde gerçek kişi ortağınızdan alınan paralara ilişkin ortaya çıkan kur farklarının, ticari kazancınızın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgisi olmadığından, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.”

 

Saygılarımızla.  
KARDEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK AŞ  

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”