Bülten: 2019/17 Yurt Dışı Hizmet Borçlanmasının Usul ve Esasları

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 15.08.2019 tarih 2019/16 sayılı Genelgesi ile, “19/7/2019 tarihli ve 30836 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun” değişiklik yapılan maddelerin usul ve esaslarını açıklamıştır.

3201 sayılı Kanunda gerçekleştirilen düzenlemeler 1/8/2019 (dahil) tarihi itibariyle yürürlüğe girecek olup anılan tarih itibariyle yapılacak iş ve işlemler aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda yürütülecektir.

  1. Yurt dışında geçen süreler için borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borçlanma tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Kanununun 82’nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %45’i olacaktır. Buna göre, 1/8/2019-31/12/2019 tarihleri arasında bir günlük borçlanma tutarının alt sınırı 38,38 TL, üst sınırı ise 287,82 TL olarak uygulanacaktır.
  2. Yurt dışı sürelerinin borçlandırılmasında, başvuru sahibince talep dilekçesinde belirtilen gün sayısı, SGK’ ya ibraz edilen ispatlayıcı belgede kayıtlı bulunan son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir.

Örnek 1: 26/8/2019 tarihinde Almanya’da geçen sigortalılık sürelerinden 5400 gün borçlanmak istediğini belirterek borçlanma talebinde bulunan sigortalının, borçlanmaya esas belgesinde 1/5/1990-30/4/2000 ve 1/1/2010-6/9/2016 süreleri kayıtlıdır. Buna göre, öncelikle belgede kayıtlı son tarih olan 6/9/2016 tarihinden 1/1/2010 tarihine kadar 2406 gün, kalan 2994 gün ise 30/4/2000 tarihinden geriye doğru olmak üzere borçlandırılacaktır.

  1. Yurt dışında geçen sürelerin borçlanılmasında esas alınacak sigortalılık statüsü 1/8/2019 (dahil) tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilecektir. Buna göre, 1/8/2019 tarihinden itibaren yurt dışı sürelerini borçlanma talebinde bulunanların borçlanma işlemleri talep tarihindeki en son sigortalılık statüsüne bakılmaksızın 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) kapsamında sonuçlandırılacaktır.
  2. Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olanlar ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri ve sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri 1/8/2019 (dahil) tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılacaktır. Buna göre borçlanma işlemleri;

 

  • İsviçre prim transferi yapılmış sürelere ilişkin yapılacak borçlanma işlemleri Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü (EHGM) Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından,
  • Başvuru sahiplerinin borçlanma işlemleri, Kimlik Paylaşım Sisteminden tespit edilecek adresin bulunduğu ildeki, kimlik Paylaşım Sisteminde adres kaydı bulunmuyor ise nüfusa kayıtlı olunan ildeki, adres tespit edilemediği durumlarda ise müracaat edilen ildeki, kimlik Paylaşım Sisteminde birden fazla kayıtlı adresi bulunan sigortalı veya hak sahiplerinin tercih ettikleri adresin bulunduğu ildeki, Sosyal güvenlik il müdürlükleri / sosyal güvenlik merkezlerince, yürütülecektir.
  1. Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması halinde bu sürelerin, 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde yer alan hükümler esas alınarak Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 2: Türkiye’de 1/9/2018-10/9/2018 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki sigortalı, 26/8/2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle SGK’ ya ibraz ettiği belgede kayıtlı olan 1/1/1990-31/12/2006 tarihleri arasında Almanya’da geçen 6120 gün sigortalılık süresinin tamamını borçlanma talebinde bulunmuştur. Tahakkuk eden borçlanma tutarını 3/9/2019 tarihinde ödeyen sigortalının borçlanılan süreleri ve bu sürelere ait prime esas kazançları Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olan 1/9/2018 tarihinden geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 3: Türkiye’de 1/9/2018-10/9/2018 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı olan ve 26/8/2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle 3600 gün borçlanmak isteyen sigortalının SGK’ ya ibraz ettiği borçlanmaya esas belgede 1/1/1990-31/12/2006 tarihleri arasında Almanya’da geçen 6120 gün sigortalılık süresi bulunmaktadır. Buna göre, belgede kayıtlı son tarih olan 31/12/2006 tarihinden 3600 gün geriye doğru olmak üzere 1/1/1997-31/12/2006 tarihleri arasındaki süre borçlanma hesabında esas alınacaktır. Tahakkuk eden borçlanma tutarının tamamını 3/9/2019 tarihinde ödeyen sigortalının borçlanılan süreleri ve bu sürelere ait prime esas kazançları Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olan 1/9/2018 tarihinden geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 4: Türkiye’de sigortalılığı bulunmamakla birlikte, 26/8/2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle 1/1/1990-31/12/2006 tarihleri arasında Fransa’da geçen 6120 gün sigortalılık süresinin tamamını borçlanan ve tahakkuk eden borçlanma tutarını 3/9/2019 tarihinde ödeyen sigortalının borçlanılan süreleri ve bu sürelere ait prime esas kazançları borçlanma tutarının tamamının ödendiği tarih olan 3/9/2019 tarihinden geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

  1. 8/5/2008 tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanlardan tebliğ edilen borçlanma tutarını bu tarihten önce ya da sonra ödemiş olanlardan, bu tarihten sonra yeni bir borçlanma yapmayanların kazançları, önceki kurallar çerçevesinde borçlanma yapılan aylara mal edilecektir.

Örnek 5: Sigortalı 2/4/2007 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle 1/1/1985-31/12/2006 tarihleri arasında Avusturya’da geçen sigortalılık süresini borçlanarak tahakkuk eden borçlanma tutarının tamamını 30/4/2007 tarihinde ödemiş ve yeni bir borçlanma yapmamıştır. Buna göre, ilgili hangi tarihte aylık talebinde bulunursa bulunsun, borçlanılmış ve 1/1/1985-31/12/2006 tarihleri arasına mal edilmiş olan gün sayıları ve prime esas kazançlarının mal edildiği sürelerde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aylık bağlama işlemleri sonuçlandırılacaktır.

  1. 1/8/2019 tarihinden önce aylık bağlanmış olanlar ile aylık bağlanması için talepte bulunup aylık başlangıç tarihi 1/8/2019’a (dahil) kadar olanlar hakkında değişiklikten önceki hükümler uygulanacaktır.

Örnek 6: 1/3/1985-10/1/1999 tarihleri arasında Hırvatistan’da geçen sigortalılık sürelerini borçlanarak ödeyen ve borçlanılan süreleri 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında değerlendirilen sigortalı 24/7/2019 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunmuştur. Talep tarihi itibariyle aylık bağlanması için aranan koşulları yerine getiren sigortalıya 1/8/2019 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlanacağından, sigortalının borçlandığı ve 1/3/1985-10/1/1999 tarihleri arasına mal edilmiş olan gün sayıları ve prime esas kazançlarının mal edildiği sürelerde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aylık bağlama işlemleri sonuçlandırılacaktır.

  1. 1/8/2019 (dahil) tarihinden sonra borçlanılan yurt dışı süreleri 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında değerlendirileceğinden, sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri de bu kapsamda gerçekleştirilecektir. Bunların kısmi aylıklarının tam aylığa dönüştürülmesinde, kısmi aylığın başlangıç tarihi itibariyle mülga 2829 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun 53’üncü maddesine göre belirlenecek statü esas alınacak olup kısmi aylıkların tam aylığa dönüştürülmesi aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda yürütülecektir:
  • Yurt dışı hizmet borçlanma talepleri, sosyal güvenlik sözleşmesine istinaden kısmi aylık alanların dosyalarının bulunduğu birime intikal ettirilecektir.
  • Yurt dışı hizmet borçlanma talebini alan birim, borçlanma talebine istinaden mülga 2829 sayılı Kanuna veya 5510 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre aylığın bağlanacağı statüyü belirleyecektir. Ancak, yapılacak borçlanma ile aylığın bağlanması gereken statüye göre tam aylığa hak kazanılamaması durumunda borçlanma işlemi gerçekleştirilmeyerek talep sahibine tam aylığa yetecek süresi bulunmadığı belirtilerek borçlanma talebinin reddedildiği bilgisi verilecektir.

Örnek 7: Türkiye’de 3/6/1985-5/11/1986 tarihleri arasında 370 gün ve Almanya’da 1/1/1988-31/12/1999 tarihleri arasında 4320 gün toplam 4690 gün sigortalılık süresi bulunan 1/1/1957 doğumlu erkek sigortalıya 12/11/2018 tarihli tahsis talebine istinaden Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesine istinaden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında 1/12/2018 tarihi itibariyle kısmi aylık bağlanmıştır. Kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi için 12/11/2019 tarihinde yapılan borçlanma talebi, Türkiye hizmeti ile borçlanacağı yurt dışı süresi birlikte değerlendirildiğinde kısmi aylığın başladığı tarih itibariyle 4/1-(b) kapsamında aylık bağlanması için öngörülen 15 yıl prim ödeme süresi (5400 gün) şartı yerine gelmediğinden reddedilecektir.

  1. Türkiye’deki sigorta başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması halinde borçlanılan süreler borçlanılan sürelerin geçtiği ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 8: 1.2.1995 tarihinde Türkiye’de sigortalı çalışması başlayan sigortalı 1.5.2010-31.12.2013 süresi Afganistan’da geçen sürelerini borçlandığında bu süreler hizmetin geçtiği tarih aralığı olan 1.5.2010-31.12.2013 süresine mal edilecektir.

  1. 4/1-(a) ve 4/1-(b) kapsamında bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi aynı statüde yapılacaksa, kısmi aylığı bağlayan birim, yurt dışı borçlanma işlemlerini ve kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi işlemini gerçekleştirecektir.
  2. 4/1-(c) kapsamında bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi aynı statüde yapılacaksa, borçlanma işlemleri EHGM Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecektir. İlgilinin borçlanma tutarının tamamını ödemesini müteakip, EHGM(Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü) Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığınca kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi için borçlanma tutarının ödendiği bilgisi anılan Başkanlığa bildirilecektir. 4/1-(c) kapsamında bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi 4/1-(b) kapsamında yapılacaksa borçlanma işlemleri EHGM Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecek, borçlanma tutarının ödenmesini müteakip bağlanan kısmi aylığın kesilmesi ve tam aylık bağlanması için dosya muhteviyatının ”3.2. Borçlanma İçin Başvurulacak Birimler” başlığı altında belirtilen SGİM/SGM’ye intikal ettirilmek üzere EHGM Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına bilgi verilecektir.
  3. Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından 4/1-(a) kapsamında bağlanan kısmi aylığın borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi 4/1-(b) statüsünde yapılacaksa, borçlanma işlemleri anılan Başkanlık tarafından gerçekleştirilecektir. 4/1-(a) kapsamında Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi 4/1-(b) kapsamında yapılacaksa, kısmi aylığı bağlayan birim borçlanma işlemlerini gerçekleştirecek, borçlanma tutarının ödenmesini müteakip bağladığı kısmi aylığı keserek tam aylık bağlanması için dosya muhteviyatını aynı ildeki 4/1-(b) kapsamında aylık bağlayan üniteye intikal ettirecektir.
  4. Yurt dışı borçlanma süreleri 1/8/2019 (dahil) tarihinden itibaren 4/1-(b) kapsamında değerlendirileceğinden, 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklarca yurt dışı borçlanması yapılmayacaktır. Kısmi aylıkların tam aylığa dönüştürülmesine ilişkin borçlanma talepleri hariç olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesine tabi sandıklara yapılan borçlanma talepleri ilgili sandık tarafından reddedilecektir. Kısmi aylıkların tam aylığa dönüştürülmesine ilişkin borçlanma talebini alan sandık, ilgilinin dosyasında bulunan borçlanmaya esas yurt dışı hizmet belgesiyle birlikte talep dilekçesini vakit geçirmeksizin SGK’nın ilgili birimine intikal ettirecektir. Başvuru tarihi olarak, borçlanma talebinin sandık evrak kayıtlarına girdiği tarih esas alınacaktır.
  5. Yurt dışı borçlanma başvurusunda bulunanların, yurt dışında geçen ve borçlanmaya esas olacak sürelere ait aşağıdaki belgeleri ibraz etmeleri gerekmektedir.

14.1. Talep sahiplerinin sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmiş ülkelerde geçen sigortalılık ve/veya işsizlik sürelerini borçlanabilmeleri için;

  • İlgili ülke sigorta kurumlarınca düzenlenmiş sigortalılık sürelerini gösterir belgenin aslıyla birlikte Türkiye’de yeminli tercüme bürolarınca ya da yurt dışında bulunan Türk temsilciliklerince akredite edilmiş tercümanlarca yapılmış ve ilgili temsilcilikçe onaylanmış tercümesinden,
  • İlgili ülkelerdeki Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerden alınacak hizmet belgesinden durumlarına uygun olanını SGK’ ya ibraz etmeleri gerekmektedir.

14.2. Talep sahiplerinin sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmemiş ülkelerde geçen sigortalılık ve/veya işsizlik sürelerini borçlanabilmeleri için; ilgili ülkelerdeki Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerden alınacak hizmet belgesini ibraz etmeleri gerekmektedir.

14.3. Kanuna göre yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin borçlandırılabilmesi için fotoğraf, künye bilgileri ve yurda giriş çıkış tarihlerinin kayıtlı olduğu pasaport sayfa fotokopileri veya emniyet müdürlüklerinden alınacak yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir çizelge ile birlikte;

  • İkamet edilen ülke mercilerinden alınacak ikamet belgesinin, Türkiye’de yeminli tercüme bürolarınca ya da yurt dışında bulunan Türk temsilciliklerince akredite edilmiş tercümanlarca yapılmış ve ilgili temsilcilikçe onaylanmış tercümesinden,
  • Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerce düzenlenen ikamet belgesinden durumlarına uygun olan belgenin SGK’ ya ibraz edilmesi gerekmektedir.
  1. Yurt dışında geçen sürelerin borçlandırılabilmesi için “Yurt Dışı Süreleri Borçlanma Talep Dilekçesi” veya “Bulgaristan Hizmetlerini Borçlanma Talep Dilekçesi”nin usulüne göre doldurulup imzalandıktan sonra SGK’nın ilgili birimine doğrudan verilmesi ya da posta yolu ile gönderilmesi gerekmektedir. Faks ya da elektronik postayla yapılan başvurulara istinaden borçlanma işlemi yapılmayacaktır.
  2. Yurt dışı borçlanması yapılırken SGK’ ya ibraz edilmesi gereken yurda giriş çıkış çizelgelerinin, söz konusu çizelgede kayıtlı yurda giriş çıkış tarihlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü Pasaport Giriş/Çıkış Bilgileri Projesi’nden temin edilmesi durumunda, ibrazı istenmeyecektir.

 

Yurt dışı hizmet borçlanması yapmak isteyen sigortalıların yukarıda belirtilen Genelge esasları doğrultusunda hareket etmeleri gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Hesaplanan Kurumlar Vergisinden Mahsup Edildikten Sonra Kalan Ödenen Geçici Vergi Kaynaklı İade Alacağının Mahsup Sıralaması Hakkında

Geçici verginin sosyal güvenlik kurumuna olan borca mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkin  T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı (Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü) tarafından, Geçici verginin sosyal güvenlik kurumuna olan borca mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkin verilen 09.07.2019 tarih ve 49327596-125.32[KVK.2019.ÖZ.33]-E.125694 sayılı Özelge aşağıdaki gibidir;

“İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 2018 yılı kurum geçici vergi ödemelerinizi KDV iade alacağınızdan mahsup ettiğiniz, 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinden doğan ödenen geçici vergiden iade alacağınızın bulunduğu belirtilerek söz konusu iade alacağınızın Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borcunuza mahsuben ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında;

“Kurumlar vergisi mükelleflerince, (dar mükellefiyete tâbi kurumlarda ticarî ve ziraî kazançlarla sınırlı olarak) câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenir.” hükmü yer almaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Geçici Vergi” başlıklı Mükerrer 120 nci maddesinin beşinci fıkrasında,

“Bir önceki takvim yılında üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı, o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir.” hükmü yer almaktadır.

Konuya ilişkin olarak ayrıntılı açıklamalara, 252 seri no. lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.Geçici Verginin Mahsubu ve İadesi ” başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar” başlıklı 23 üncü maddesinde “Tahsil edilip de kanuni sebeplerle reddi icabeden amme alacakları, istihkak sahiplerinin reddiyatı yapacak olan amme idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle reddolunur…” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun maddesinin, amme idaresi lehine getirdiği hükümle, amme alacağının korunmasına öncelik verilmiştir. Madde, borçlunun vergi dairelerine muacceliyet (ödenebilirlik) kazanmış borcu bulunması halinde, iadesi gereken amme alacağının bu borçlara mahsup edilmesi ve bakiyesinin borçluya nakden iade edilmesi sonucunu getirmektedir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Primlerin ödenmesi” başlıklı 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrasında “…6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince reddiyat yapılması durumunda anılan maddenin birinci fıkrasına göre yapılacak mahsuptan sonra Kurumun prim ve diğer alacaklarından muaccel olanlara mahsup yapılır. Kurumun tahsil ettiği prim ve diğer alacaklardan reddi icap edenler, istihkak sahiplerinin Kuruma olan muaccel borçlarına mahsubundan sonra Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan muaccel borçlara mahsup edilmek üzere reddolunur. Bu suretle yapılan ödemelerde, reddedilen tutarın Kuruma ve/veya alacaklı tahsil dairesinin hesabına geçtiği tarihte ödeme yapılmış sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Kurum tarafından müştereken belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, 23/12/2017 tarihli ve 30279 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri:A Sıra No:9 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklikle Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölümüne “VI. Tahsil Edilen Amme Alacaklarından Yapılacak Reddiyat Sebebiyle Mahsuplar” başlıklı bölüm eklenmiş ve söz konusu bölümde 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrasının uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edildikten sonra kalan ödenen geçici vergi kaynaklı iade alacağınızın;

– öncelikle Bakanlığımıza bağlı tüm tahsil dairelerine olan muaccel borçlarınıza mahsup yapılması,

– bu mahsup sonrası kalan bir tutarın bulunması halinde bu tutarın, alacaklı amme idaresi olan Devletin gümrük mevzuatından doğan amme alacaklarını takiple görevli Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine bulunan muaccel borçlarınıza mahsup edilmesi,

– bu mahsup sonrasında da iadesi gereken bir tutarın bulunması halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) olan ve 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen muaccel prim ve diğer borçlarınıza ödenmek üzere SGK’ya aktarılması,

gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.”

Saygılarımızla.

KARDEM YMM

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İkinci El Ticari Araç Alım Satımında Uygulanacak KDV Oranı Hakkında

Geçtiğimiz yıl yaşanan kur atakları karşısında alınan ekonomik tedbirler kapsamında ticari araçların teslimindeki %18 KDV oranı  %1’e indirilmiş ve bu indirim önce 31/03/2019 tarihine kadar uzatılmış akabinde 21 Mart 2019 tarlihli Resmi Gazetede yayımlanan 843 sayılı Karar ile de bu tarih 30 Haziran 2019 olarak yeniden revize edilmişti.

Dolayısıyla 31.06.2019 tarihine kadar ticari araç alım satımlarında KDV oranı geçici olarak %18 yerine %1 olarak uygulanmıştı.

Bu durum uygulamada mükelleflerde kafa karışıklığı yaratmış, bir çok mükellef ileride cezalı durumla karşılaşırız korkusuyla ne yapacaları hususunda tereddüt yaşamaya başlamıştı. Nihayet kullanılmış (ikinci el) motorlu taşıt ticaretiyle iştigal eden mükelleflerinin yaşadığı bu tereddüt İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca yayımlanan özelge ile açıklığa kavuştu.

İkinci el araç alım satımı ile iştigal eden bir mükellef tarafından, ticari araç teslimlerinde indirimli (% 1 oranında) katma değer vergisi (geçici) uygulaması öncesinde % 18, geçici uygulama döneminde ise % 1 KDV oranından satın alınmış olan bir ticari ticari aracın; geçici dönem içinde veya bu dönem bittikten sonra satılması halinde uygulanması gereken KDV oranı hususunda görüş talep edilmesi üzerine İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 5 Temmuz 2019 Tarih ve 39044742-130[Özelge]-E.550616 sayılı özelgesinde aşağıdaki açıklamaları yapmıştır;

“KDV oranları, 3065 sayılı KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak maddede yer alan sınırlar dahilinde, 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişmeden önce Bakanlar Kurulu, değişiklik sonrasında ise Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir.

Bu kapsamda, KDV oranları, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, sözü edilen listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak belirlenmiştir.

Söz konusu BKK eki (I) sayılı listenin 9 uncu sırasında, “Aşağıda tanımları yapılan motorlu taşıtlardan yalnız “kullanılmış” olanlar, “Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.90.50.00.00 Kullanılmış olanlar ile 87.03 pozisyonundaki binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil). [(Yalnız binek otomobilleri, steyşın vagonlar, yarış arabaları, arazi taşıtları, jipler, vb., motorlu karavanlar, elektrik, gaz, güneş enerjili vb. motorlu taşıtlar, “8703.10.11.00.00 özellikle kar üzerinde hareket etmek için dizayn edilmiş sıkıştırma ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu olanlar (dizel veya yarı dizel) veya kıvılcım ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu taşıtlar”,”8703.10.18.00.00 diğerleri”] [Ambulanslar, mahkum taşımaya mahsus arabalar, para arabaları, cenaze arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtlar hariç.] (Katma Değer Vergisi Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklenilen katma değer vergisini indirim hakkı bulunan mükelleflerin, bu araçları tesliminde bu Kararın 1 inci maddesinin (a) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır. İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce bu Kararın birinci maddesinin (a) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanarak satın alınan araçların tesliminde, bu araçların alımında uygulanan katma değer vergisi oranı uygulanır.)” hükmüne yer verilmiştir.

Bahse konu (I) sayılı listenin 9 uncu sırasının sonunda yer alan parantez içi ifadenin sonuna 845 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1 inci maddesiyle eklenen cümle, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin binek otomobili teslimine ilişkin olup, özelge talep formunda söz konusu faaliyetle iştigal ettiği belirtilen Şirketiniz için anılan hükmün uygulanması mümkündür.

Diğer taraftan, 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 4 üncü maddesiyle; 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.20 (Yarı römorkler için çekiciler), 87.02 (10 veya daha fazla kişi taşımaya mahsus (sürücü dahil) motorlu taşıtlar), 87.04 (Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar), 87.05 (Özel amaçlı motorlu taşıtlar (insan veya eşya taşımak üzere özel olarak yapılmış olanlar hariç) (örneğin; kurtarıcılar, vinçli taşıtlar, itfaiye taşıtları, beton karıştırıcı ile mücehhez taşıtlar, yol süpürmeye mahsus arabalar, püskürtme yapan arabalar, seyyar atölyeler, seyyar radyoloji üniteleri) GTİP numaralarında yer alan malların KDV oranı % 1 olarak belirlenmiştir.

Ayrıca, 541 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 1 inci maddesi ile 8716.20.00.00.00 (Tarımda kullanılmaya mahsus kendinden yüklemeli veya boşaltmalı römork ve yarı römorklar), 8716.31.00.00.00 (Tanker römork ve yarı römorklar), 8716.39 (Diğerleri), 8716.40.00.00.00 (Diğer römorklar ve yarı römorklar) ibareleri 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 4 üncü maddesine eklenmek suretiyle, araç teslimlerindeki indirimli KDV oranı (% 1) uygulamasının kapsamı genişletilmiş; 535 ve 843 sayılı Cumhurbaşkanı kararlarıyla da geçici uygulamanın süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.

Buna göre, ikinci el araç ticaretiyle iştigal eden Şirketiniz tarafından;

– 287 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki Kararın 4 üncü maddesi ile 541 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki Kararın 1 inci maddesi kapsamında olan motorlu kara taşıtlarının, geçici dönem içinde satın alınması veya satılması halinde % 1 KDV oranı; bu dönem öncesinde veya dönem bittikten sonra satın alınması veya satılması halinde ise % 18 KDV oranı,

– % 1 KDV oranı uygulanarak satın alınan binek otomobillerinin tesliminde % 1; %18 KDV oranı uygulanarak satın alınan binek otomobillerinin 845 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının yürürlüğe girdiği 22/3/2019 tarihinden itibaren tesliminde ise %18 KDV oranı uygulanması gerekmektedir.

Saygılarımızla.

KARDEM YMM

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

KDV İadesini Süresinde Talep Etmeyi Unutmayın

Genek kural olarak Mali İdare, hakkında vergi incelemesine başlanıldığını mükellefe yazılı olarak bildirmek ve bu tarihten itibaren; iade incelemelerini 3 ay içerisinde, belirli konu yada konularla sınırlı incelemeleri 6 ay içerisinde, konu sınırlaması olmaksızın her türlü iş ve işlemlerin kontrol edilebildiği tam incelemeleri ise 12 ay içerisinde tamamlatmak zorundadır.

Bununla birlikte mükellefler de iade taleplerini, iadeye konu işlemin gerçekleştiği andan itibaren belirli bir süre içesinde yapmak zorundadır.

Örneğin 3065 sayılı KDV Kanununun 29/2. Maddesine göre mükellefler (%1, %8 gibi) indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iadelerini iadeye konu işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın en geç Kasım ayı beyannamesinin verileceği, yani 26 Aralık tarihine kadar talep etmek zorundadırlar.

Yakın zaman kadar durum böyleyken, indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade talepleri haricindeki diğer iade talepleri için mükellef yönünden kısıtlayıcı bir süre mevcut olmadığından mükellefler zamanaşımı süresi içerisinde, istedikleri zaman geçmişe dönük düzeltme beyannamesi vermek suretiyle iade talebinde bulunabilmekteydiler.

Ancak 7104 sayılı Kanunun 10. maddesiyle 3065 sayılı KDV Kanununun 32. maddesinin birinci fıkrasına “İndirilemeyen Katma Değer Vergisi” ibaresinden sonra gelmek üzere “işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla” ibaresi eklendi ve bu değişiklik 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girdi.

Böylece 2019 ve müteakip vergilendirme döneminde gerçekleşecek iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin iadesinin talep edilebileceği süre Kanunda açıkça yer almış oldu.

Akabinde 23 Seri Nolu Tebliğ’in 13’ncü maddesiyle ile Ana Tebliğin (IV/A) bölümünün sonuna 8. İade Talep Süresi” başlıklı bölüm eklenerek yapılan bu değişiklikler sonrası 2019 ve sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan KDV iade talep sürelerine ilişkin usul ve esalar yeniden belirlenerek konu Tebliğde örneklerle detaylı şekilde açıklandı.

Buna göre;

  • Kanun metninde ve tebliğde yer alan iade talep sürelerinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi vermek suretiyle iade talep edilmesi kesinlikle mümkün değildir.
  • 7104 sayılı Kanunla getirilen iade talep süreleri, 2019 ve müteakip vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan KDV iade talepleri için geçerlidir.
  • 2018 ve önceki yıllara ilişkin işlemlerden kaynaklanan iadeler, eskiden olduğu gibi 5 yıllık tarh zamanaşımı süresi içerisinde düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle talep edilebilir.
  • 2019 ve müteakip vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden doğan KDV iadeleri, iadeye konu işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar (2 yıllık süre içerisinde) talep edilmek zorundadır.
  • Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren 6 ay içerisinde ibrazı zorunludur.
  • YMM Raporunun süresi içerisinde ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilecektir.
  • İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iade talepleri, en geç işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Kasım döneminde beyannameye dahil edilmeli bu yılın sonuna kadar talep dilekçesiyle birlikte gerekli diğer belgelerle iadenin talep edilmesi gerekir. KDV beyannamesinde bu süre içerisinde iadenin talep edilmemesi veya iade talep dilekçesi ve eklerinin verilmemesi iade hakkını ortadan kaldırmaktadır. İadenin talep edilebilmesi için gerekli olan YMM raporunun ise indirimli orana tabi işlemi izleyen yılın sonundan itibaren 6 ay içinde ibrazı zorunludur, bu süre içinde ibraz edilmezse talep incelemeye sevk edilerek vergi müfettişince düzenlenecek inceleme raporu sonucuna göre değerlendirilir.

Örnek : Mart/2019 döneminde indirimli orana tabi işlem nedeniyle oluşan iade edilebilir KDV, Kasım/2020 dönemi KDV beyannamesinde en geç 26 Aralık tarihine kadar ilgili satıra kaydedilmelidir. Bu tarihe kadar düzeltme beyannamesi verilmesi mümkündür. 31.12.2020 tarihine kadar iade talep dilekçesi ile birlikte indirilecek KDV listesi, yüklenilen KDV listesi, satış faturaları listesi, teminat mektubu ve diğer belgelerin sisteme yüklenmesi zorunludur. Bu işlemlerin yapılmaması iade talebinin reddedilmesi sonucunu doğuracaktır. 30.6.2021 tarihine kadar yeminli mali müşavir KDV tasdik raporunun vergi dairesine verilmemesi halinde talep vergi incelemesine sevk edilir.

  • Tam istisna kapsamında olan ihracat, ihraç kayıtlı teslimler, araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırım teşvik belgesi kapsamındaki teslimler, uluslar arası taşıma işleri, diplomatik ve uluslar arası anlaşmalar kapsamında istisna edilen teslim ve hizmetler ile engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları teslimleri nedeniyle oluşan iade alınabilir KDV, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar KDV beyannamesinin ilgili satırına yüklenilen KDV tutarının girilmesi ve iade talep dilekçesi ve eki belgelerin sisteme girilmesi suretiyle talep edilebilir, aksi halde iade talebine olumsuz cevap verilir. Yeminli mali müşavir raporu gerektiği durumlarda ise işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren 6 ay içinde raporun vergi dairesine teslimi gerekmektedir.

Örnek : Nisan/2019 döneminde yapılan ihracat nedeniyle iade edilebilir KDV, 31.12.2021 tarihine kadar beyannamenin yüklenilen KDV satırına girilmelidir. Ayrıca bu tarihe kadar iade talep dilekçesiyle birlikte indirilecek KDV listesi, yüklenilen KDV listesi, satış faturaları listesi, teminat mektubu (tercihe bağlı), hesaplama tablosu ve gerekli diğer belgelerle birlikte sisteme yüklenir. Bu süre geçtiğinde düzeltme yoluyla iade talep etmek mümkün değildir. Yeminli mali müşavir raporuyla nakden iade alınması gerekiyorsa KDV iade tasdik raporunun 30.6.2022 tarihine kadar vergi dairesine teslim edilmesi gerekir. Bu süre içinde raporun teslim edilememesi veya teslim edilmeyeceğinin bildirilmesi halinde iade talebi vergi incelemesine gönderilir.

  • Kısmi tevkifat işlemlerinden doğan KDV iadelerinde de, tam istisna işlemlerden kaynaklanan iade süreleri geçerlidir.

 

Hüseyin DEMİR
Yeminli Mali Müşavir

İndirimli oran kdv iadesi


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/16 Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinin Ülke Genelinde Uygulanması 01.01.2020 Tarihine Ertelendi

Uygulamaya ilk olarak 01.06.2017 tarihinde Kırşehir ilimizde başlanan ve daha sonra 01.01.2018 tarihinde Amasya, Bartın ve Çankırı illerimizde eklenerek uygulamaya devam edilen Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinin ülke genelinde uygulamaya geçilmesi en son 01.07.2019 tarihine ertelenmişti. 27.07.2019 tarih ve 30844 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile yeniden değişikliğe gidilmiş olup, 01.01.2020 tarihinde başka bir değişiklik olmazsa ülke genelinde uygulaya geçilecektir.

Bilindiği üzere Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi ile ülke genelinde uygulanmaya başlanacağı hükme bağlanan;

Meslek kodunun yanlış bildirilmesine idari para cezası uygulanması ve Meslek Mensuplarının sorumluluğu da yukarıda belirttiğimiz pilot iller haricinde, 01.01.2020 tarihinden itibaren uygulamaya geçilecektir.

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/15 Fazla Mesai Yaptıran İşverenler Dikkat

Hiç şüphe yok ki işverenlerin ve işçilerin en çok dert yandığı noktalardan birisi de fazla çalışma süreleri ve ücretleridir. Fazla çalışmaya ilişkin hükümler 4857 sayılı İş Kanunu 41. maddesinde düzenlenmiştir.

İşverenler işçiye fazla çalışma yaptırabilmek için öncelikle işçinin yazılı onayını alması gerekmektedir. Bu yazılı onay eskiden her yıl için ayrı ayrı alınması gerekmekte idi, ancak son düzenleme ile 01.01.2018 tarihinden sonra onay alınmış ise daha sonraki yıllar için alınmasına gerek görülmemektedir.

Fazla çalışma onayı alınan işçiye yine Kanunun aynı maddesi hükmü gereği “fazla çalışma süresi toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamaz”. Peki 270 saati aşan çalışmalarda risk nedir?

Bir yılda 270 saati aşan fazla mesainin olması durumunda işçi, iş akdini haklı sebeple feshedebilir. Yargıtay, 270 saati aşan fazla mesainin ücreti ödeniyor olsa da işçinin, yılda 270 saatin üzerinde fazla mesai yaptırılması gerekçesiyle iş akdini feshedebileceğini yerleşik uygulaması ile ortaya koymuştur.

Fazla mesai ücretinin tam ve eksiksiz hesaplanması da önemlidir. Zaten ücretin eksik hesaplanması ya da ödenmemesi işçiye iş akdinin haklı nedenlerle feshi için haklı neden doğurmaktadır.

Fazla çalışma saatlerinin denetlenmesi, risk analizlerinizin yapılması ve kontrol altında tutulması, için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Daha verimli ve risksiz bir çalışma sistemi her zaman mümkündür.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-59 Varlık Barışı Düzenlemesine İlişkin Usul ve Esasların Yer Aldığı Genel Tebliğ Yayımlandı

19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı I. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlan 7186 Sayılı Kanun ile varlık barışı uygulaması yeniden ele alınmış, söz konusu Kanunun 2’nci maddesinde getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin esaslarına yer verilmişti.

Bu defa 02 Ağustos 2019 tarih ve 30850 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1)” ile 7186 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre;

Düzenlemenin kapsamına, gerçek ve tüzel kişilere ait olup;

– Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile,

– Yurt içinde bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar,

girmektedir.

Yurt dışında bulunan varlıkların bildirilmesi, Türkiye’ye getirilmesi ve vergisinin ödenmesine ilişkin usul ve esaslara Tebliğin ikinci bölümünde ayrı alt başlık altında yer verilmiş olup yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Tebliğ ekinde yer alan form (Ek 1) ile 31/12/2019 tarihine  kadar  bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilmesi gerekmektedir.

Söz konusu varlıklara ilişkin olarak gerçek veya tüzel kişilerce vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.

Bildirime konu edilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yurda getirilmesi veya yurtiçideki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır.

19/07/2019 Tarihi itibarıyla yasal defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu tarihten önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması halinde söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışından faydalanılabilecektir.

Yurt dışında bulunan ancak varlık barışı kapsamına girmeyen varlıkların ise 31/12/2019 tarihine kadar varlık barışı kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle söz konusu madde hükümleri çerçevesinde Türkiye’ye getirilmesi mümkündür.

Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurt dışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının bu düzenleme hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 19/7/2019 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/12/2019 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır. Bu hükümden yararlananların, kredilerini kapattıklarına dair yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan alacakları tevsik edici belgelerin bir örneğini bildirimlerine eklemeleri gerekmekte olup bu bildirimi alan banka veya aracı kurumun, defter kayıtlarından düşme işlemine ilişkin kontrol yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Yurt dışında bulunan varlıklara ilişkin banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %1 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla Tebliğ ekinde (Ek-2’de) yer alan  beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edeceklerdir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince %1 oranında tarh edilen vergi, söz konusu beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlarca vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.

Benzer şekilde Türkiye’de bulunan varlıklara ilişkin usul ve esaslara Tebliğin üçüncü bölümünde ayrı alt başlık altında yer verilmiştir. Buna göre;

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/12/2019 tarihine kadar Tebliğ ekinde (Ek-3’te) yer alan beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine doğrudan beyan edilebileceği gibi elektronik ortamda da beyan edilebilecektir.

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, bu beyannamelerini de elektronik ortamda vereceklerdir.

Türkiye’de bulunan ve bu düzenleme kapsamında beyan edilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması durumunda, sermaye artırım kararının beyan tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın beyan tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilecektir.

Türkiye’de bulunan varlıkların vergi dairelerine beyan edilen değerleri üzerinden vergi dairelerince yine %1 oranında vergi tarh edilecektir. Bu şekilde hesaplanan vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, söz konusu madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek madde hükmünden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde madde hükmünden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.

Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dahil edilebileceği gibi aynı varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

Varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce banka veya aracı kurumlara bildirildiği ya da vergi dairelerine beyan edildiği tarih itibarıyla, Türk Lirası karşılığı bedelleriyle, kanuni defterlere kaydedilebilecek ve söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.

Ancak kayıtlara alınan varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından kazancın tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması için;

– Bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmiş olması,

– Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmiş olması gerekmektedir.

Söz konusu Tebliğ ve ekleri ektedir.

VARLIK BARIŞI TEBLİĞİ EKİ FORMLAR

VARLIK BARIŞI TEBLİĞİ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-58 2021’E KADAR BANKA KREDİ BORÇLARININ YAPILANDIRILMASINI DÜZENLEYEN KANUN YAYIMLANDI

Bankalar, finansal kiralama ve faktoring şirketlerine olan borçların yeniden yapılandırılması imkanı getirildi. Buna göre, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumlarının tespit edilmesi ve yapılandırma sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağına kanaat getirilmesi şartı bulunmaktadır. Aksi halde finansal yeniden yapılandırma yapılması mümkün değildir.

Finansal yeniden yapılandırmalarda, kredilerin vadelerini uzatmak, kredileri yenilemek, ilave kredi vermek, anapara, faiz, temerrüt faizi, gecikme cezaları ve kar paylari ile kredi ilişkisinden doğan diğer her türlü alacağı indirmek veya bunlardan kısmen veya tamamen vazgeçmek, teminat azaltmak, anapara, faiz ve kar payı alacaklarını kısmen veya tamamen iştirake çevirmek, özel amaçlı şirketler ile yatırım fonlarına ayni, nakdi ya da tahsil şartına bağlı bir bedel karşılığı devir veya temlik etmek, borçlu ya da üçüncü kişilere ait ayni değerler karşılığında kısmen veya tamamen tasfiye etmek, satmak, bilanço dışına çıkarmak, diğer alacaklı kuruluşlar ve alacaklılarla birlikte hareket ederek protokoller yapmak gibi gerekli görülen tedbirler alınır.

Finansal yapılandırmaya konu varlıkların satışlarında, taşınmazlarda % 50, diğer varlık satışlarında % 75 oranında kurumlar vergisi istisnası uygulanır. Ayrıca bu kapsamdaki iştirak hisseleri ile taşınmaz satışlarında katma değer vergisi istisnası getirilmiştir.

Tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları alacaklı için değersiz alacak, borçlu için vazgeçilen alacak olarak dikkate alınır.

Bu kapsamdaki işlemler harçlardan, düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden, tahsil edilecek tutarlar BSMV’den istisna tutulmuştur.

Borçlular tarafından alınmış olan teşvik belgelerinin süreleri, ihracat taahhüt süreleri ve kredi garanti kurumları tarafından verilen garanti ve kefaletlerin süreleri, finansal yapılandırma sözleşmelerindeki süreler kadar uzatılmış sayılır.

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-57 Posta ve Hızlı Kargo Yoluyla İthalattaki 22 Euroluk Muafiyet Sınırının Kaldırılmasına İlaveten Gerçek Kişilere Bir Ayda 5 Adet İşlem Sınırı Getirildi

16 Mayıs 2019 tarih ve 44 sayılı Bültenimizde de yer verdiğimiz üzere, yurtdışından yapılan alışverişlerde 22 euronun altındaki meblağlar için gümrük vegisi alınmaması yönünde düzenleme mevcutken “Amazon”, “Alibaba” gibi uygulamalar yoluyla başta Çin olmak üzere yurtdışından mektup yahut posta zarfı çerisinde kargo yoluyla on milyonlarca adet işlem gerçekleştirilmek suretiyle bu düzenleme istismar edilmeye başlanmıştı.

Bunun üzerine, bu durumun önüne geçebilmek amacıyla, 15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1111 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 44458 sayılı Gümrük Kanunun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile, kitap veya benzeri basılı yayın hariç olma üzere, bedeli 1500 euroyu geçmemek şartıyla posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşyanın değeri üzerinden;

– Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelmesi durumunda %18,

– Diğer ülkelerden gelmesi durumunda %20,

– 06/06/202 Tarih ve 4760 sayılı ÖTV Kanununa ekli (IV) sayılı listede yer alan eşya olması durumunda yukarıda yer alan oranlara ilavete %20,

oranında tek ve maktu bir vergi tahsil edilmesi kararlaştırıldı.

22 Euroluk muafiyet sınırının kaldırılması sonrasında posta ve hızlı kargo yolu ile getirilen her gönderi hem vergiye hem de gümrük işlemine konu olmak durumunda kaldı. Nitekim önceden 22 euroyu aşmayan ürünler için vergi alınmaksızın sadece kargo şirketi tarafından elektronik gümrük beyannamesi (ETG) düzenlenerek gönderi doğrudan tüketiciye teslim edilebiyordu.

Bu düzenleme sonrasında ise değeri 1 euro dahi olsa her türlü ürün hem vergiye tabi tutuldu hem de ETG uygulamasından yararlanamayarak ithalat rejimi kararına tabi hale geldi. Buna ilaveten her bir işlem için gümrük müşavirliği hizmet bedeli, ardiye bedeli gibi masraflar devreye girdi. Zaten 22 euroluk sınırın kaldırılmasındaki amaç tam da buydu; ithalatı kısıtlamaya yönelik bu uygulamalar ile yerli üreticinin korunması hedeflenmekteydi.

Bununla da yetinilmedi, 23 Temmuz 2019 tarih  ve 30840 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan  Gümrük Genel Tebliği (Posta Ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 7) ile  10/3/2013 tarihli ve 28583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4)’nin 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası;“(9) Kararın 126 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında aynı gerçek kişi adına bir ayda en fazla 5 taşıma senedi muhteviyatı eşyanın serbest dolaşıma girişine izin verilir.” şekilde değiştirildi.

İthalatı azaltmayı ve gerçek kişileri  yerli üreticiden alışverişe yönlendirmeyi amaçlayan bu karar sonrasında her bir gerçek kişi yurt dışından bu şekilde bir ayda en fazla 5 ürün sipariş edebilecek.

Diğer taraftan bir ayda aynı kişinin en fazla 5 adet ürün getirebilmesi sınırı sadece gerçek kişiler için gerçerli olup bu sınırlama kurumsal şirketlerleri kapsamamaktadır.

Ancak maliyetinin yanı sıra, özellikle numune ürünler için  ürünlerin gümrükten çekimi için geçen süre, üretim ve teslimat süresininin uzamasına, akabinde de pazar kaybına yol açabilecektir.  O sebeple 22 euroluk muafiyet sınırının numune ürünler için gözden geçiçirilmesi yahut özellikle numune ürünler konusunda gümrüklerdeki zaman kaybını önleyecek ilave tedbirlerin alınması faydalı olacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-56 7186 Sayılı Torba Kanunla Getirilen Diğer Bazı Düzenlemeler

7186 Sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerden,

– Yeni varlık barışı düzenlemesine ilişkin değerlendirmemize 2019/53 sayılı Bültende,

– Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için hasılat esaslı vergilendirme yöntemi getirilmesine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/54 sayılı Bültende,

– Yurtdışı çıkış harcı tutarının 15 TL’den 50 TL’ye yükseltildiğine ilişkin değerlendirmelerimize  2019/55 sayılı Bültende,

yer verilmiş olup yine 7186 Sayılı Kanunla getirilen diğer bazı düzenlemelere ilişkin değerlendirmeler ise konu başlıkları itibariyle aşağıda özetlenmiştir.

Elektrikli Motorlu Taşıt Araçlarını Ülkemizde İmal Eden Mükellefleri Vergisel Yönden Destekleyici Düzenlemeler Yapılmıştır

7186 Sayılı Kanunun 19. Maddesiyle 13/06/2006 tarih ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici 12. Madde ile 20/08/2016 tarih ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 80’inci maddesi kapsamında teşviklerden yararlanmasına karar verilen ve bu kapsamda sera etkisi yaratan egzoz gazı salınımını tamamen ortadan kaldıracak teknolojilerin geliştirilmesi için münhasıran Türkiye’de gerçekleştirdikleri Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirdikleri elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de imal eden mükelleflerin, destek kararında belirlenen kadarıyla, bu yatırımları dolayısıyla bu Kanunun 32/A maddesi kapsamında hak kazandıkları yatırıma katkı tutarını, söz konusu malların ilk iktisabı dolayısıyla 31/12/2035 tarihine kadar vergi dairesine ödenen özel tüketim vergisinin, takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla bu mükelleflere kısmen veya tamamen, nakden ya da vergi borçlarına mahsuben ödenmesi suretiyle kullandırmaya Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Borçluların Finansal Kurumlara Olan Borçlarının Yeniden Yapılandırılması İçin Getirilen Kredi Geri Ödeme Anlaşması Kapsamında Bir Takım İstisna ve Muafiyetler Getirildi

7186 Sayılı Kanunun 17. Maddesiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen geçici 32’nci madde uyarınca Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri ve finansman şirketleri ile bu maddede tanımlanan diğer finansal kuruluşlarla kredi ilişkisinde bulunan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmeliğe göre hazırlanan çerçeve anlaşmalarda belirlenen borçlular, bu kuruluşlar tarafından kullandırılmış olan kredilere ilişkin olarak alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân verilmesini sağlamak amacıyla, dahil oldukları risk grubundaki diğer borçlularla bir bütün olarak veya kısmen yeniden yapılandırmaya tabi tutulabilecektir.

Madde uyarınca yapılacak finansal yeniden yapılandırmalara ilişkin usul ve esaslar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde hazırlanan çerçeve anlaşmalar ile belirlenecek olup madde hükümleri 19.07.2019 tarihinden itibaren iki yıl süreyle uygulanacaktır. Bu süreyi iki yıl daha uzatmaya ise Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır.

Söz konusu düzenleme ile ilgili getirilmiş olan vergi istisna ve muafiyet düzenlemeleri aşağıdaki gibidir.

Maddeye göre yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca;

  1. a) Yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre alınan damga vergisinden,
  2. b) Alacaklı kuruluşlar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,
  3. c) Kullandırılan ve kullandırılacak krediler kaynak kullanımını destekleme fonundan,

istisna edilmiştir.

Söz konusu istisnalar, alacaklı kuruluşların çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmeler kapsamındaki işlemleri dolayısıyla doğrudan veya dolaylı edindikleri varlıkları ve teminatları, alacaklı kuruluşların kendi aralarında veya borçluya devri hariç, elden çıkardıkları hâllerde uygulanmaz.

13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan istisna hükmü, kanuni takibe alınma şartı aranmaksızın alacaklı kuruluşlara ilgili varlıklarını çerçeve anlaşmaları ve düzenlenen sözleşmeler kapsamında devreden kurumlar ile bu suretle ilgili varlıkları devralan söz konusu alacaklı kuruluşların bu varlıkları satışından doğan kazançları hakkında da uygulanır.

25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde yer alan istisna hükmü, ilgili varlıkların çerçeve anlaşmaları ve düzenlenen sözleşmeler kapsamında alacaklı kuruluşlara devir ve teslimi ile bu suretle ilgili varlıkları devralan alacaklı kuruluşların bu varlıkları devir ve tesliminde de uygulanır.

Sözleşme hükümleri uyarınca tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları 213 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı için değersiz alacak, borçlu için ise vazgeçilen alacak olarak dikkate alınır. Alacaklı kuruluşlar tarafından dahil oldukları risk grubunda bulunan borçlularla yapılan yeniden yapılandırma işlemlerinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz.

Sözleşmelere göre borçları yeniden yapılandırılan borçlular tarafından alınmış olan teşvik belgelerinin süreleri ve ihracat taahhüt süreleri ile 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun Geçici 20’nci Maddesi çerçevesinde sağlanan kefaletleri de içermek üzere kredi garanti kurumları tarafından verilen garanti ve kefaletlerin süreleri, sözleşmeler ile belirlenen süreler kadar uzatılmış sayılır.

Bu madde hükümlerine göre finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınan bir borçlunun borçlarının sözleşmenin imza tarihini izleyen yılın başından itibaren iki yıl içerisinde tekrar finansal yeniden yapılandırmaya konu edilmesi hâlinde, bu madde hükmünde belirtilen vergi istisnaları ve teşvikler uygulanmaz.

Sözleşmeler ile uygulamaya konulan işlemlerin gerçekleşmemesi hâlinde dahi, uygulanmış olan vergi, fon ve harç istisnaları geri alınmaz.

Maddeye göre yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmeler için sağlanan vergi istisnaları ve teşvikler, bu madde kapsamında düzenlenen sözleşmelere istinaden yapılacak işlemlere 19.07.2019 tarihinden itibaren belirlenen iki yıllık süreyle sınırlı olmaksızın uygulanır.

Tahsil İmkanı Kalmaması Nedeniyle Kayıttan Düşülen Kredilerin Değersiz Alacak Sayılmasına İmkan Tanındı

7186 Sayılı Kanunun 16. Maddesiyle 19/10/2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 53’üncü maddesinin başlığı “Karşılıklar, teminatlar ve kayıttan düşme” şeklinde değiştirilmiş olup Madde metninde yapılan değişiklikle de; Bankaların, krediler ile ilgili olarak doğmuş veya doğması muhtemel zararların karşılanması için yeterli düzeyde karşılık ayrılmasına, kredilerin kalitesine ve sınıflandırılmasına, garantilerin ve teminatların alınmasına, bunların değerinin ve güvenilirliğinin ölçülmesine, takibe alınan kredilerin izlenmesi ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre kayıttan düşülmesine, kredilerin yeniden yapılandırılması dâhil geri ödenmelerine ilişkin politikaları oluşturmak ve uygulamak, bunları düzenli olarak gözden geçirmek, tüm bu hususları icra edebilecek gerekli yapıları tesis etmek ve işletmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemey ise Kurul yetkili kılınmıştır.

Diğer taraftan bu madde uyarınca krediler ile ilgili olarak ayrılan özel karşılıkların tamamı ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilebilecek olup bu madde uyarınca özel karşılık ayrıldıktan sonra tahsil imkânı kalmaması nedeniyle kayıttan düşülen krediler ise 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesi hükümleri kapsamında değersiz alacak addolunacaktır.

Benzer şekilde 7186 Sayılı Kanunun 26. Maddesiyle 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 16’ncı maddesine eklenen ibareyle özel karşılık ayrıldıktan sonra tahsil imkânı kalmaması nedeniyle kayıttan düşülen alacaklar da yine 213 sayılı Kanunun 322’nci maddesi hükümleri kapsamında değersiz alacak addolunacaktır.

Faktoring Şirketlerinin Ayırdıkları Özel Karşılık Tutarını Kurumlar Vergisi Matrahının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alabilmelerine İmkan Sağlandı

Öncesinde 05.12.2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7061 Sayılı Kanun ile finansal kiralama ve finansman şirketlerinin ayırdıkları özel karşılık tutarlarını gider yazmalarına imkan tanınmıştı.

Bu defa 7186 Sayılı Kanunun 26’ncı maddesiyle, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 16’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Finansal kiralama ve finansman şirketleri” ibaresi “Şirket” şeklinde değiştirilmek suretiyle faktoring şirketlerine de ayırdıkları özel karşılık tutarını, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alabilmelerine imkan sağlanmıştır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”