Bülten: 2019/18 Yurt Dışına Giden İşçinin Sigortalılık Durumu ve Emekliliğe Etkisi

Eğer yurt dışına işçinizi gönderecekseniz dikkat etmeniz gereken pek çok nokta var. Bunlardan birincisi; geçici yada gideceği ülkede ikamet edip orada yaşayan sürekli bir işçi olacağına bakılmaktadır.

Şöyle ki, sürekli olarak yabancı bir ülkede yaşayan ve orada bulunan bir firmada çalışan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı o ülkenin mevzuatı uyarınca sigortalı ve yine o ülkenin kanunlarına tabi olaracaktır.

Eğer bu kişiler Türkiye’ye kesin dönüş yaptıklarında Türkiye’de emeklilik ile ilgili işlemlerinde Türkiye ile karşı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi olup olmamasına göre işlem yapılabilmektedir.

Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması olan ülkeler ve sözleşmelere ait detaylar ise tablo halinde şöyledir:

Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri Neleri İçermektedir?

– Her iki akit taraf vatandaşlarının, hak ve yükümlülük bakımından eşit işlem görmesi,

– Bir yardım hakkının doğup doğmadığının saptanmasında, diğer akit taraf ülkesinde geçen sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi,

-Hastalık halinde, sigortalının ve aile bireylerinin, diğer akit taraf ülkesinde bulundukları sırada da sağlık yardımlarından yararlanmaları,

– Aile bireylerinin, öteki ülkede otursalar dahi, aile yardımlarından (çocuk paraları ve zamları) yararlanmaları,

– Yaşlılık aylığı için gerekli yaşı, diğer akit taraf ülkesine döndükten sonra tamamlayan sigortalıya emekli aylığı bağlanması,

– Akit taraf ülkesinde çalışmaları nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalının, ikametini öteki akit taraf ülkesine nakletse dahi aylığını almaya devam etmesi,

– Sigortalının ölümü halinde, hak sahipleri sıfatıyla diğer akit taraf ülkesinde oturan aile bireylerine dul-yetim aylığı bağlanması ve toptan ödeme yapılması gibi haklar sağlanmaktadır.

 

Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri Ülkeler Bazında Hangi Sigorta Kollarını Kapsamaktadır?

2019 yılı itibari ile yürürlükte bulunan 30 sosyal güvenlik sözleşmenin 10’u yalnızca uzun vadeli, 19’u ise hem uzun vadeli hem de kısa vadeli sigorta kollarına ait düzenlemeleri kapsamakta iken 1 sosyal güvenlik sözleşmesinde (Libya) sigorta kollarına ait herhangi bir düzenleme olmayıp sadece mevzuat tayinine ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Ülkemizin taraf olduğu sosyal güvenlik sözleşmelerinden aşağıda belirtilen ülkelerle imzalanan sözleşmeler malullük yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin hükümlerin yanı sıra sağlık yardımlarına ilişkin hükümleri de içermektedir:

Almanya, Makedonya, Lüksemburg, Hollanda, Azerbaycan, Hırvatistan, Belçika, Romanya, Sırbistan, Avusturya, Çekya, Karadağ, Fransa, Bosna -Hersek, İtalya, K.K.T.C, Arnavutluk, Macaristan, Tunus.

Yukarıda belirtilen ve sağlık uygulaması bulunan Almanya, İtalya, Karadağ, Belçika, Tunus ve Macaristan haricindeki diğer 13 ülke sözleşmelerinde yalnızca hizmet akdi ile çalışanlar ve bunların aile bireyleri kısa vadeli sigorta kolları kapsamına alınmıştır. Ancak, Azerbaycan ile hastalık sigortasına ilişkin uygulama henüz yürürlüğe girmemiştir.

Sözleşmeler, vatandaşlarımıza gerek kısa vadeli gerekse uzun vadeli sigorta kollarından kazandıkları haklarını ülkemizde de kullanma imkanını sağlarken, sözleşmeye taraf olan ülkenin sigorta kurumu veya talep sahibi adına bu yardımların Türkiye’de hangi kuruluş tarafından yapılacağını ve uygulamada hangi mevzuatın esas alınacağını da kesin olarak belirlemiştir.

 

Geçici Süreli Yurt Dışına Gönderilen İşçinin Sigortalılık Durumu

Diğer bir tarafta ise, yurtdışına geçici olarak giden sigortalılar bulunmaktadır. Geçici olarak yurtdışına gönderilen sigortalıların bu süreleri aynen yurtiçinde geçmiş hizmet gibi değerlendirilmekte. Sigortalıların işleri nedeniyle geçici olarak yurt dışında bulunmaları ile ilgili 5510 S. Kanun 10. Maddesi özetle “ilgili Kanununa göre 4a, 4b veya 4c’li de olsa geçici süreyle yurt dışında görevlendirilmeleri/bulunmaları halinde, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülükleri devam eder.” denilmektedir.

Peki, Geçici Görevle Yurtdışına Giden Sigortalılar İçin Neler Yapılmalı?

İşverenler geçici görevle yurtdışına işçi göndereceği zaman gerekli izinleri alması ve ilgili kurumlara bildirimde bulunması gerekmektedir.

Öncelikle işverenin bağlı olduğu İşkur ve Sosyal Güvenlik Merkezine başvurarak, istenen belgeleri hazırlamaları ve sunmaları gerekiyor. İstenen bilgi ve belgeler bazen farklılık göstermekle birlikte bazıları şunlardır:

Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından istenen belgeler:

  • SGK müdürlüğüne hitaben geçici görev tarihleri (gün ay yıl olarak) gidilen ülkedeki işveren temsilciliğinin adı, adresi ve unvanı ile yapılacak işin mahiyetini belirtir işverence yazılmış RESMİ TALEP YAZISI
  • İki firma arasındaki İŞ SÖZLEŞMESİ
  • İşyeri tarafından görevli olarak gönderilen işçinin gittiği ülkede görevli bulunacağı temsilcilik ile işveren arasındaki MUTABAKAT YAZISI (TÜRKÇE TERCÜMESİ)
  • İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİ FOTOKOPİSİ
  • Evrakları imzalayan yetkilinin imzasının bulundu imza sirküleri fotokopisi
  • İnşaat işi için yurt dışına işçi götürülmesi halinde bunlara ek olarak ilgili ülkedeki konsolosluktan iş alındı belgesi de temin edip götürülmesi gerekiyor. İş alındı belgesinde işin süresi (başlangıç ve bitiş tarihleri) ve götürülecek işçi sayısı belirtilmiş olmalı.
  • İstenen evraklar Her bir görevli için hazırlanacak

 

İşkur tarafından istenen belgeler:

  • Türkiye İş Kurumundan izin almak gerekmektedir
    • Türk Firmalarından İstenilecek Belgeler
      • Ticaret sicil gazetesi örneği (bir defaya mahsus olmak üzere)
      • Taahhüt işleri için işin alındığı ülkedeki dış temsilciliğimizce ya da ülkemizdeki yetkili kamu kurumundan alınacak yazı veya İş Alındı Belgesi.
      • Taahhüt işleri dışındaki işler için işyerinde çalıştırılacak işçi sayısını belirten dış temsilciliğimizden alınacak yazı veya Uygun Görüş Belgesinin aslı veya dış temsilciliğimizce gönderilen faks.
      • Yurtdışında yapı, tesis, bakım, onarım işleri; sınaî ve teknolojik imalât, tesisat ve montaj işleri; işletme, yönetim, bakım ve idame işleri; proje, mühendislik, müşavirlik işleri yapacak olan firmalardan; Bayındırlık ve İskân Bakanlığından alınan Yurt Dışı Müteahhitlik Belgesi veya Yurt Dışı Geçici Müteahhitlik Belgesi (Genel Müdürlükçe belirlenen ülkelerden Irak için bu belge istenmez.).
      • Firmaların yürürlükte bulunan sosyal güvenlik mevzuatı hükümleri gereğince işçilerin sosyal güvenliğini sağladığına ilişkin belge.
      • Firma yetkililerinin noterce onaylanmış imza sirküleri, işlemlerin vekil aracılığıyla yapılacağı hallerde vekaletname veya yetki belgesinin aslı ya da aslı görüldükten sonra Kurum tarafından onaylanacak örneği (bir defaya mahsus olmak üzere).

 

  • İşçilerle yurt dışı işçi sözleşmesini yapmak bu sözleşmeleri Türkiye İş Kurumuna onaylatmak gerekmektedir.
    • Hizmet Akitleri İle İlgili İşlemler
      • Firmaların, Kurum ya da özel istihdam büroları kanalıyla veya kendilerinin doğrudan temin ettikleri işçileri için, örneği Genel Müdürlükçe (İstihdam Dairesi Başkanlığı) hazırlanan hizmet akdini imzalamaları ve il/şube müdürlüklerine onaylatmaları zorunludur.
    • Hizmet Akitlerinin Düzenlenmesi
      • Hizmet akitlerinin işçi, işveren veya vekili tarafından imza edilmiş olmasına ve iki dilde imzalanması gereken sözleşmelerin de Türkçe ve yabancı dil karşılıklarının yazılmış olmasına dikkat edilir.
      • Sözleşmede belirlenen ücret Türkiye’de 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan brüt asgari ücretten düşük olamaz.
    • Hizmet Akitlerinin Onaylanması
      • Tarafların yurtdışı hizmet akitlerinin imzalanması esnasında hazır bulunması esas olmakla birlikte, kendi olanağıyla iş bulan işçiler, işveren tarafından adlarına düzenlenmiş vekâletnameleri ibraz etmeleri halinde işveren tarafı bulunmasa dahi hem kendi hem de işveren adına hizmet akdini imzalayabilirler.
      • İşveren vekili, firma adına yetkili olduklarını belgelemek suretiyle sözleşmeyi imzalayabilir, bu belgelerle sözleşmeyi işveren veya işveren vekili olarak imzalayan kişinin yetki belgesi (şirket kararı, vekâletname vb) ve imza sirküsü firma dosyasında muhafaza edilir. (Vekâletnamelerde “Kurum nezdinde hizmet akitlerini imzalamaya, ücretleri belirlemeye ve diğer tüm işlemleri yapmaya yetkilidir.” ibaresinin bulunması gerekir.)
      • Hizmet akdinde taraflarca doldurulacak kısımların eksiksiz ve okunaklı olmasına; kaşelerin, imzaların ve mühürün belirgin olmasına dikkat edilir. Sözleşmelerin yazımında yapılacak hatalar okunacak biçimde çizilir ve doğrusu yazılarak, onaylayan il/şube müdürlüğü personeli tarafından parafe edilerek mühürlenir.
      • Hizmet akitlerinin seri numaralarının bulunmaması halinde her nüshaya, “İşverene, Kuruma, İşçiye ve vize işlemleri için düzenlenmişse, ayrıca Konsolosluğa ait” olduğunu gösteren kaşe basılır.
      • Özel istihdam bürolarınca, işçi ve işverenlere il/şube müdürlüklerinde imzalatılan hizmet akitlerinin aynı gün, özel istihdam bürolarında imzalanan hizmet akitlerinin ise en geç 15 gün içerisinde (İşçiler yurtdışına çıkmadan önce) il/şube müdürlüklerine onaylatılması zorunludur.
      • Üç nüsha olarak düzenlenen hizmet akitleri işçi, işveren veya vekili tarafından il/şube müdürlüğü yetkililerinin huzurunda imzalanabileceği gibi, işçi ve işveren tarafından Kurum dışında imzalanmış olarak işveren veya vekilince getirilmesi halinde de son sayfasına, tarih kaşesi basılıp mühürün üstüne isim ve unvan belirtilmek suretiyle bir yetkili tarafından imza edilerek onaylanabilir.
      • Onay işlemi tamamlanan sözleşme taraflarca il/şube müdürlüğünde imzalanmış ise bir nüshası işveren veya vekiline bir nüshası işçiye verilir, diğer bir nüshası ise il/şube müdürlüğünde kalır. İşçi ve işveren tarafından il/şube müdürlüğü dışında imzalanmış olarak getirilen sözleşmeler ise “İşçi ve işverence hariçte imzalanmıştır.” şerhi ile onaylanmasına müteakip bir nüshası işveren veya vekiline verilir, bir nüshası işçinin sözleşmede belirtilen yazışma adresine il/şube müdürlüğünce taahhütlü olarak postalanır, diğer bir nüshası ise il/şube müdürlüğünde kalır.

 

Yurt dışında geçirilen çalışma günleri borçlanılabilir mi? Emekliliğe nasıl etki eder?

Eğer yurtdışına geçici süreyle gidilmiş ise borçlanma yapılamaz. Çünkü, 5510 Sayılı Kanun’un 10. Maddesi gereğince bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülükleri devam etmektedir.

Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde çalışan Türk vatandaşları Türkiye’de de öncesinde yada sonrasında çalışması olabilir. Bu durumda bu şahısların emekliliğinde hizmetler birleştirilmez ve emeklilik her ülke mevzuatına göre ayrı ayrı değerlendirilir.

Ancak kişi sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkede geçen hizmetlerini borçlanıp Türkiye’de emekli olabilir. Burada kişinin Türkiye’de çalışmasının bulunup bulunmamasının önemi bulunmamaktadır.

Diğer bir taraftan anlaşmalı ülkedeki çalışmalar birleştirilir Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkelerde çalışan Türk vatandaşları Türkiye’de de çalışmaları varsa, emekliliğinde her iki ülkedeki hizmetler birleştirilerek kısmi emekli aylığı bağlanır. Eğer kişi yurt dışında geçen hizmetlerini borçlanırsa bu kısmi aylık tam aylığa çevrilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-65 Polipropilen Üretiminde Kullanılacak Propan Teslimlerinde ÖTV Sıfırlandı

16/09/2019 tarih ve 30890 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1542 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ÖTV Kanununa ekli (I) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan 2711.12 G.T.İ.P. numaralı (sıvılaştırılmış) propanın, polipropilen üretim tesislerinde, 2711.14.00.00.12 G.T.İ.P. numaralı propilen üretiminde kullanılmak üzere tesliminde ÖTV tutarı sıfıra indirilmiştir.

Karar 1 Ekim 2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Polipropilen, otomotiv sanayinde kullanılan parçalardan, tekstil ve yiyecek paketlemesine kadar çok geniş kullanım alanı olan termoplastik bir polimer türü olup, bu karar ile 1 Ekim 2019 tarihinden itibaren sıvılaştırılmış propanın, propilen üretiminde kullanılmak amacıyla alınması halinde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulanmayacaktır.

Hali hazırda 2711.12 G.T.İ.P. numaralı (sıvılaştırılmış) propanın tesliminde kilogram başına 1,7780 TL ÖTV uygulanmaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-64 Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı Uygulama Esasları ve Öncelikli Ürün Listesi Tebliğleri Yayımlandı

Bilindiği üzere 26 Kasım 2016 tarihinde yayımlanan 2016/9495 sayılı Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar ile Ülkemizin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçlarını karşılayacak, arz güvenliğini sağlayacak, dışa bağımlılığını azaltacak, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirecek, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların proje bazlı olarak desteklenmesi hedeflenmiştir.

07 Ağustos 2019 tarih ve 30855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’da değişiklik yapan 1402 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve 2016/9495 sayılı Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar’da değişiklik yapan 1403 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı” yatırım teşvik kararına eklenmiştir.

Nitekim 1402 sayılı Karar ile;

– “Öncelikli Ürün Listesi”, “Program Değerlendirme Komitesi” , “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı” kavramları tanımlanmış,

– Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen stratejik yatırımlarda gelir vergisi stopajı desteği ve sigorta primi desteği verilebilmesine imkan sağlanmış,

– Stratejik yatırım olarak değerlendirilecek yatırımlarda değişiklik yapılmış,

– Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen stratejik yatırımlar için faiz veya kar payı desteği oran ve tutarları belirlenmiş,

– Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen stratejik yatırımlarda sigorta primi işveren hissesi desteği, gelir vergisi stopajı desteği getirilmiş,

– Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımların KOSGEB ve/veya TÜBİTAK tarafından da desteklenebilmesi imkanı getirilmiştir.

1403 Sayılı Kararda ise;

–  Müracaat ve müracaatta aranacak belgelere ilişkin düzenlemelere,

– Başvuruların değerlendirilmesine ilişkin düzenlemelere,

– Yatırımın devrine ilişkin düzenlemelere,

– Yurt içi ve yurt dışı yerleşik aracı kuramlardan sağlanan faiz veya kâr payı desteğine ilişkin düzenlemelere,

yer verilmiştir.

Bu defa 18.09.2019 tarih ve 30892 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı Uygulama Esasları Tebliği ile programın uygulamasına yönelik açıklamaların yer verilmiş, “Öncelikli Ürün Listesi Tebliği” ile de yine program kapsamında desteklenmesine öncelik verilecek ürünler belirlenmiştir.

Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı Uygulama Esasları Tebliği’ne göre;

Program, Türkiye’de katma değerli üretimin artırılması amacı doğrultusunda, Bakanlık ve bağlı/ilgili kuruluşları tarafından sağlanan destek ve teşviklerin orta-yüksek ve yüksek teknoloji seviyeli sektörlere yoğunlaştırılmasına yönelik özel bir programdır. Programda, Türkiye için kritik öneme sahip ve gelecek potansiyeli yüksek ürünlerin ülke içinde üretim kapasitesinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Bu kapsamda, Bakanlık tarafından ithalat bağımlılığının azaltılması, rekabet yoğunlaşması, yurt içi üretim yetkinlikleri, küresel talebin gelişim trendi, gelecek potansiyeli gibi çeşitli kriterler göz önünde bulundurularak belirlenen Öncelikli Ürün Listesine yönelik olarak Bakanlık tarafından sağlanan yatırım teşvikleri ile KOSGEB ve TÜBİTAK tarafından sağlanan proje desteklerinin tek pencere mekanizması ile sunulması öngörülmektedir. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu teknolojik gelişime katkı sağlayacak yatırım projelerinin, uçtan uca bir yönetişim ve destek modeli ile Program kapsamında hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

Program kapsamında tanımlanan destekler, Öncelikli Ürün Listesindeki ürünlerin üretilmesine ilişkin yatırım projelerine münhasıran kullandırılır.

Program kapsamında başvuru, değerlendirme ve izleme süreçlerine dair bilgi akışı ve iletişim, Program Portalı vasıtasıyla program yönetim ofisi tarafından sağlan ve ofis yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştırmak amacıyla yatırımcılara bilgi ve destek sağlayabilir.

Program amacına uygun yatırım projeleri için AR-GE, ticarileşme, yatırım ve üretim süreçlerinden ilgili proje başvurusu kapsamında Komite tarafından gerekli ve uygun görülenlerin tamamını kapsayacak şekilde uçtan uca destek sağlanır.

Program kapsamında desteklenecek yatırım projelerinde; yatırımcının, üretilecek ürünün potansiyel bir alıcısı ile proje paydaşı olarak geliştirme sürecinde ve ürüne yönelik talep konusunda işbirliği yapması beklenir.

Başvurular için Bakanlık Öncelikli Ürün Listesindeki ürünlere yönelik olarak duyuru yapmak suretiyle çağrıda bulunacaktır.

Programa sadece Ülkede yerleşik sermaye şirketleri başvurabilecektir.

Program kapsamında desteklenecek yatırımlarda, çağrı duyurusunda yer alan ürünlere yönelik olma ve çağrı duyurusunda belirlenen proje kapsamında yapılması öngörülen toplam harcamaların tutarından oluşan asgari proje tutarını karşılama koşulu aranacaktır.

Ön başvuru ile üretilmesi planlanan ürünün temel kriterleri sağlayıp sağlamadığı program yönetim ofisi tarafından tespit edilecektir. Ön başvuruda sunduğu bilgi ve belgelerin, Program ve çağrı duyurusu kapsamında belirlenen temel kriterleri sağladığı tespit edilen firma kesin başvuru yapmaya davet edilecektir.

Ön başvuru sonrasında kesin başvuru yapmaya davet edilen firma, çağrı planlarında öngörülen takvim dâhilinde, proje fizibilitesi ve bağımsız değerlendirme raporunun yanı sıra Program Portalında yayınlanacak diğer bilgi ve belgeler ile kesin başvurusunu tamamlayacaktır.

Kesin başvurusu öngörülen takvim içerisinde eksiksiz tamamlanan projeler değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

Komite, destekleme kararı verilen projeler için hangi destek unsurlarının tanımlanacağına ve ilgili mevzuatta yer alan sınır ve koşullar çerçevesinde kalmak kaydıyla destek unsurlarının miktar ve sürelerine, proje süreci boyunca sağlanacak toplam destek tutarına ilgili mevzuat çerçevesinde karar verecektir. Proje kapsamında sağlanacak toplam destek tutarı, proje kapsamında üretilmesi öngörülen ürünü üretmek amacıyla kurulacak yatırım tesisinin üretime geçmesini müteakiben bu tesisin 10 yıl süresince sağlayacağı öngörülen cari yıl fiyatlarına göre hesaplanan toplam katma değer katkısının %50’sinden ve proje kapsamında yapılması öngörülen AR-GE ve yatırım harcamalarının toplam tutarından fazla olamayacaktır.

Program kapsamında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için projelerin ihtiyaçlarına göre, AR-GE destekleri ve yatırım destekleri birbirini tamamlayıcı bir şekilde tek pencere uygulaması çerçevesinde tanımlanacaktır.

Program kapsamında desteklenmesine karar verilen projeler; ilgili TÜBİTAK destek programı kapsamında TÜBİTAK tarafından, KOSGEB Stratejik Ürün Destek Programı kapsamında KOSGEB tarafından, 2012/3305 sayılı Karar veya 2016/9495 sayılı Karar hükümleri çerçevesinde Bakanlık tarafından sağlanan desteklerden yararlandırılabilecektir.

Öncelikli Ürün Listesi Tebliği ile;

Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar hükümleri çerçevesinde Öncelikli Ürün Listesinin tespit edilmesi, Türkiye’de katma değerli üretimin artırılması hedefine yönelik olarak, 11’inci Kalkınma Planında belirlenmiş olan orta-yüksek ve yüksek teknoloji seviyesindeki odak sektörlerde, yerli üretimin sağlanması veya üretim kapasitesinin artırılması için öncelik verilecek ürünlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.

Buna göre, orta-yüksek ve yüksek teknoloji düzeyine sahip sektörler olan;

– Kimya (NACE Kodu 20),

– Eczacılık ile Tıbbi ve Dişçilikle İlgili Araç Gereçler İmalatı (NACE Kodu 21, NACE Kodu 3250),

– Bilgisayar, Elektronik ve Optik (NACE kodu 26),

– Elektrikli Teçhizat (NACE kodu 27),

– Makine (NACE kodu 28),

– Ulaşım Araçları (NACE Kodları 29 ve 30)

sektörlerinde yer alan veya bu sektörlerin gelişimi için kritik önemi olan diğer sektör ürünleri arasından seçilen ürünler, sektörler bazında bu Tebliğe ekli listeler şeklinde ilan edilecektir.

Listeler; dış ticaret verileri, küresel rekabet koşulları, yerel ve küresel talep trendi, yurt içi üretim yetkinliği ve kapasitesi, sektörel ve sektörler arası teknolojik gelişime katkı gibi kriterler dikkate alınarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenecek olup ürünler, sektör özelindeki dinamikler de dikkate alınarak, farklı seviyelerde ürün kodları, ürün nitelikleri veya kullanılan teknolojiler şeklinde tanımlanabilecektir.

İlk olarak makine sektörüne ilişkin öncelikli ürünler, Tebliğ ekinde (Ek-1’de yer) alan listede aşağıda yer aldığı şekilde belirlenmiştir;

Makine sektörüne ilişkin öncelikli ürünler (EK 1) 

Armonize Sistem Koduna (HS6) Göre Ürünler
HS6 Kodu HS6 Tanımı
731511 Demir/çelikten makaralı zincirler
840721 Deniz taşıtları için kıvılcım ateşlemeli motorlar-dıştan takmalı
840890 Diğer amaçlar için motorlar-dizel, yarı dizel (1)
841231 Doğrusal hareketli (silindirler) pnömatik güç motorları
841330 İçten yanmalı pistonlu motorlar yakıt, yağ/soğutma pompaları
841370 Diğer santrifujlü pompalar (2)
841410 Vakum pompaları
841430 Soğutma cihazlarında kullanılan kompresörler
841459 Diğer vantilatörler-aspiratörler (3)
841480 Diğer amaçlar için kullanılan kompresör, vantilatör, aspiratör (4)
841590 Klima cihazlarının aksam-parçaları
841869 Isı pompaları; diğer soğutucu-dondurucu tertibat olanlar (5)
841950 Isı değiştiriciler (eşanjörler)
841960 Hava/diğer gazları sıvılaştırmaya mahsus makineler
842123 îçten yanmalı motorlar için yağ-yakıt filtreleri
842129 Diğer sıvı fıltre/antma cihazları (6)
842139 Diğer motorlar için hava filtreleri (7)
842199 Filtre, arıtma cihazlarının aksam, parçaları
842230 Şişe, kutu ve benzeri doldurma, kapsülleme, içecekleri gazlandırma makineleri
842710 Elektrik motorlu, kendinden hareketli forklift ve diğer yük arabalar
842720 Kendinden hareketli diğer forklift-yük arabaları
842810 Asansörler, skipli yük kaldırıcıları
842833 Sürekli hareketli bantlı tip elevatör-konveyörler
842952 Kulesi 360 derece dönebilen yükleyiciler
844110 Kâğıt/karton kesme makineleri
844140 Kâğıt hamuru, kâğıt/kartondan kalıpla eşya imaline mahsus makineler
844180 Kâğıt hamuru, kâğıt, karton işleyen diğer makine ve cihazlar
844316 Fleksografik baskı yapan makinalar
844520 Dokumaya elverişli lifleri eğirmeye mahsus makineler
844630 Dokuma makineleri (mekiksiz); kumaş genişliği < 30 cm.
844712 Dairesel örgü tezgahları-silindir çapı > 165mm
844790 Diğer örgü, gipür, tül, dantela ve benzeri imali için makine ve cihazlar (8)
844851 Örgü makinelerine ait platin, iğne, ilmik oluşturan diğer eşya (9)
845221 Otomatik üniteli dikiş makineleri
845710 Metal işleme merkezleri
845811 Sayısal kontrollü olan yatay torna tezgâhları-metal işleyen
846693 (84.56-84.61) dörtlü kırılımmdaki makinelere ait aksam-parçalar (10)
846721 Her türlü, elektro-mekanik, elle kullanılan matkaplar
846722 Elle kullanılan, elektro-mekanik testereler
846729 Elle kullanılan, elektro-mekanik diğer aletler
847710 Kauçuk/plastik enjeksiyon makinaları
847720 Kauçuk/plastik için ekstrüzyon makineleri
847790 Kauçuk/plastik eşya imal makinelerinin aksam-parçaları
847950 Sınai robotlar
847981 Metal işleyen makineler (elektrik tel bobin halinde sarmaya mahsus olan dahil)
847982 Karıştırma, yoğurma, kırma, öğütme, homojenleştirme ve benzeri makineleri
847989 Kendine özgü fonksiyonlu diğer makine ve cihazlar (11)
847990 Kendine özgü fonksiyonlu diğer makinelerin aksam, parçaları (12)
848120 Yağlı hidrolik/pnömatik transmisyon valfları
848210 Bilyeli rulmanlar
848220 Konik makaralı rulmanlar (konik bilezik ve makara grupları dahil)
848240 îğneli rulmanlar
848320 Yatak kovanları (rulmanlı olanlar)
848330 Yatak kovanları (rulmansız olanlar) mil yatakları
(1) Açıklama: Jeneratör ve benzeri yerlerde kullanılan motorlar

(2) GTİP kodu 841370519000, 841370599000, 841370759000, 841370309000 olanlar

(3) GTİP kodu 841459209000, 841459409000 olanlar

(4) GTİP kodu 841480229000, 841480599000, 841480199000 841480119000 olanlar

(5) GTİP kodu 8418699001000 olanlar

(6) İçecek ve yağlar haricindeki sıvıların filtre edilmesi/arıtılması için cihazlar

(7) İçten yanmalı motorlar haricindeki motorlar için hava filtreleri

(8) GTİP kodu 844790000019, 844790000011 olanlar

(9) GTİP kodu 844851900011 olanlar

(10) Maddenin aşındırılarak işlenmesine mahsus makinelere ait aksam-parçalar

(11) GTİP kodu 847989979000 olanlar

(12) GTİP kodu 847990809019 olanlar

 

Yenilikçi Teknoloji Alanına Göre Ürünler
Servo Teknolojileri
Servo motor
Lineer servo motor
Seri/paralel elastik eyleyiciler
Değişken esnekliğe sahip eyleyiciler
Akım tabanlı kuvvet kontrolüne yönelik eyleyiciler
Doğadan esinlenen (bio-inspired) eyleyiciler
Yüksek hassasiyete, yüksek verimliliğe sahip servo eyleyiciler
Robotik ve Otomasyon Sistem Bileşenleri
Veri toplama kartı
Gerçek zamanlı işletim sistemi
Harmonik dairesel ve benzeri redüktör teknolojileri
Planetscrew, sonsuz dişli türü güç iletim modülü
Kablo tahrikli sistemler
Ortam şartlarına uyumlu hassas/güçlü/esnek/eksik tahrikli tutucular (pnömatik, servo,hidrolik)
Kuvvet, tork ve dokunsal sensörler
Lidar ve inffared sensörler

 

Üç Boyutlu Yazıcılar
Hibrit imalat sistemleri
Mikro dövme tabanlı eklemeli sistemler
Mikro-nano boyutlarda eklemeli imalat sistemleri
Elektronik devre sistemlerinin eklemeli imalatı
Eklemeli îmalat Makineleri
Metal toz püskürtme yöntemiyle çalışan eklemeli imalat makineleri (minimum 800 x 800 mm hacminde üretim kapasitesinde parça üretebilmesi)
Metal toz serme yöntemleriyle çalışan eklemeli imalat makineleri (minimum 800 x 800 mm hacminde üretim kapasitesinde parça üretebilmesi)
Entegre toz püskürtme ve lazer ergitme tabanlı eklemeli imalat sistemleri
En az 400 W’lık dinamik odaklama özellikli CW (continious wave) fiber lazer rezonatör ve optik sistemi
Elektron ışın tabancası ve odaklama sistemi
Aynı anda birden fazla malzemeyi kullanarak serim yapabilen sistemler
10-50 mikron boyutlarında toz ve 20-40 mikron katman kalınlıklarında toz serme sistemleri
Toz serme sisteminde kullanılan dinamik odaklama özellikli galvo optik tarama sistemi
Kompozit malzeme kullanarak eklemeli üretim yapan sistemler
Toz geri dönüşüm ve fîltreleme sistemleri
İleri Döküm Teknolojileri
Mukavemeti yüksek yumru grafitli dökme demire (Compacted Graphite Iron-CGI) yönelik döküm teknolojileri
İnce döküm teknolojileri
Hassas döküm teknolojileri (Vakum hassas ve benzeri teknolojiler)

 

EK ÖNCELİKLİ ÜRÜN LİSTESİ TEBLİĞİ

EK ÖNCELİKLİ ÜRÜN LİSTESİ TEBLİĞİ EKİ LİSTE

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-63 İhracat Bedellerinin Türkiye’ye Getirilme Zorunluluğuna İlişkin İhracat Genelgesi’nde Değişiklik Yapıldı

4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek, bu tarihten itibaren 6 ay süreyle geçerli olmak üzere, ihracat bedellerin %80’nin yurda getirilmesinin tekrar zorunlu hale getirilmiş akabinde bu süre 04.03.2020 tarihine kadar uzatılmıştı.

Tebliğde genel olarak bu zorunluluğa ilişkin usul ve esaslara yönelik düzenlemelere yer verilmiş, ilaveten;

– Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Tebliğin tatbikatını temin etmek amacıyla gerekli göreceği her türlü tedbiri almaya, haklı durumları değerlendirip sonuçlandırmaya, tereddütlü hususları gidermeye, Tebliğde öngörülen haller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya, döviz getirme sürelerini uzatmaya, döviz getirme zorunluluğunu kısmen veya tamamen kaldırmaya, bu Tebliğde öngörülen miktarlar ile süreleri belirlemeye ve değiştirmeye yetkili olduğu,

– Tebliğin uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenecek usul ve esasların ise Merkez Bankasınca ilan edileceğinin,

Hüküm altına alınmıştı.

Bu yetki uyarınca Bakanlığın görüşü doğrultusunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca hazırlanan “İhracat Genelgesi” Bankanın internet sitesinde yayımlanmıştı (2018/31 Sayılı Bülten).

Bu defa Bakanlığı’ın 17.09.2019 tarih ve 356693 sayılı yazısı ile İhracat Genelgesi’nin “İhracat bedellerinin yurda getirilmesi” başlıklı 4’üncü maddesine aşağıdaki 9’uncu fıkra eklenmiştir.

“(9) Yurt içinde serbest dolaşımda bulunan malların gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya söz konusu mağazaların depolarına antrepo rejimi kapsamında antrepo beyannamesi ile alındığı işlemler için 2018-32/48 sayılı Tebliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz.”

Yeni Fıkrada atıfta bulunulan, 2018-32/48 sayılı Tebliğin yine “İhracat bedellerinin yurda getirilmesi” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrası; (1) Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez. Söz konusu bedellerin en az %80’inin bir bankaya satılması zorunludur.” şeklinde olup buna göre, yurt içinde serbest dolaşımda bulunan malların gümrüksüz satış mağazalarına veya söz konusu mağazaların depolarına antrepo beyannamesi ile alındığı takdirde bu tür işlemler için ihracat bedellerinin yurda getirilmesi (ihracat bedellerinin fiili ihraç tarihinden itibaren en çok 180 gün içinde yurda getirilmesi ve bu bedellerin en az %80’inin bir bankaya satılması) zorunluluğu uygulanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-62 Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Gerek Yurtiçi Gerekse Yurtdışı Döviz Kredisi Kullanımına İlişkin Maddelerinde Değişiklik Yapıldı

Bilindiği üzere Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’a göre yabancı yatırımcıların Türkiye’de yeni şirket kurmaları, şube açmaları, mevcut bir şirkete doğrudan veya dolaylı iştirak etmeleri, sermaye artışında bulunmak ya da ortaklık payını devralmak suretiyle yatırım yapmaları 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe serbesttir.

32 Sayılı Karara istinaden yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in (Tebliğ No: 2008-32/34) 16. Maddesinde, Türk parası kıymetini koruma hakkında kararlar ve bu kararlara ilişkin tebliğler uyarınca Merkez Bankasınca çıkarılan genelgelerin tebliğ hükmünde olduğu belirtilmiş olup, bu yetkiye istinaden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan 2 Mayıs 2018 tarihli Sermaye Hareketleri Genelgesi ile, sermaye hareketleri kapsamında sermaye ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye ithaline ve Türkiye’den ihracına, gayrimenkul kıymetlere ilişkin gelir ve satış bedellerinin transferine, yurt dışından ve yurt içinden döviz kredisi kullanımlarına ilişkin bankalar ve finansal kuruluşlarca takip edilecek usul ve esaslar düzenlenmiştir.

Süreç içerisinde bahsi geçen Genelgede bir takım değişiklikler de yapılmış olup en son T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığının 05.09.2019 tarih ve 327156 sayılı yazısına istinaden Genelgenin  yatırım teşvik belgesi kapsamında gerek yurtiçi gerekse yurtdışı döviz kredisi kullanımına ilişkin olarak “Döviz geliri olma şartı aranmayan krediler” başlıklı 21. Maddesi ile “Döviz geliri olma şartı aranmayan krediler” başlıklı 40. maddelerinde değişiklik yapılmıştır.

İlgili maddelerde yapılan değişiklerin karşılaştırmalı hali aşağıdaki gibi olup, yapılan bu değişiklikle, yatırım teşvik belgesinde yabancı kaynak tutarının yer alması halinde en çok YTB’de belirtilen yabancı kaynak tutarı kadar döviz kredisi kullanılabileceği ibaresi, ilgili bentlere eklenmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
BEŞİNCİ BÖLÜM
Yurt Dışından Kredi Alınması
BEŞİNCİ BÖLÜM
Yurt Dışından Kredi Alınması
Döviz gelirlerine dayalı kredi kullanımı MADDE 20

(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde gerçekleştirilecek YTB kapsamındaki döviz kredisi kullanımları 15/6/2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile 20/6/2012 tarihli ve 28329 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2012/1) ile belirlenen esaslara uygun olarak yapılır.

Bu kapsamda; YTB’de özkaynak tutarının yer almaması halinde en çok YTB’de belirtilen topam yatırım tutarı kadar, YTB’de özkaynak tutarının yer alması halinde ise toplam yatırım tutarından özkaynak tutarı düşülerek hesaplanacak tutar kadar döviz kredisi kullanılabilir.

Döviz gelirlerine dayalı kredi kullanımı MADDE 20

(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde gerçekleştirilecek YTB kapsamındaki döviz kredisi kullanımları 15/6/2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile 20/6/2012 tarihli ve 28329 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2012/1) ile belirlenen esaslara uygun olarak yapılır.

Bu kapsamda; YTB’de yabancı kaynak tutarının yer alması halinde en çok YTB’de belirtilen yabancı kaynak tutarı kadar, YTB’de özkaynak tutarının yer alması halinde ise toplam yatırım tutarından özkaynak tutarı düşülerek hesaplanacak tutar kadar döviz kredisi kullanılabilir.(19)

Eski Hali Yeni Hali
ALTINCI BÖLÜM
Yurt İçinden Kredi Alınması
ALTINCI BÖLÜM
Yurt İçinden Kredi Alınması
Döviz geliri olma şartı aranmayan krediler MADDE 40

 

(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde gerçekleştirilecek YTB kapsamındaki döviz kredisi kullanımları Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ ile belirlenen esaslara uygun olarak yapılır.

Bu kapsamda; YTB’de özkaynak tutarının yer almaması halinde en çok YTB’de belirtilen toplam yatırım tutarı kadar, YTB’de özkaynak tutarının yer alması halinde ise toplam yatırım tutarından özkaynak tutarı düşülerek hesaplanacak tutar kadar döviz kredisi kullanılabilir.

Döviz geliri olma şartı aranmayan krediler MADDE 40

 

(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde gerçekleştirilecek YTB kapsamındaki döviz kredisi kullanımları Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ ile belirlenen esaslara uygun olarak yapılır.

Bu kapsamda; YTB’de yabancı kaynak tutarının yer alması halinde en çok YTB’de belirtilen yabancı kaynak tutarı kadar, YTB’de özkaynak tutarının yer alması halinde ise toplam yatırım tutarından özkaynak tutarı düşülerek hesaplanacak tutar kadar döviz kredisi kullanılabilir.(35)

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Ödeme Emri Tebliğine Karşı Yapılabilecek İşlemler

Bilindiği üzere (İl Özel İdareleri ve Belediyeler dahil) Devlete ait olan her türlü vergi, resim, harç ve cezalar ile bunlara ilişkin zam ve faizler 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilir.

Her ne sebeple olursa olsun takibe maruz kalmış (gerçek veya tüzel kişi) mükelleflerin takip dolayısıyla usulüne uygun şekilde yapılmış tebliğat sonrasında, kullanabilecekleri yasal haklarının yanı sıra (takip haksız yere başlatılmış dahi olsa) bir takım sorumluluk ve yükümlülükleri de başlamış olmaktadır.

O sebeple ödeme emrine muhatap olunması durumunda bilinçli hareket edilmesi, konuya duyarlılık gösterilmesi, alanında uzman kişi veya kurumlardan mali danışmanlık alınması muhtemel haksız takipten doğan mali kayıpların önüne geçecektir. Nitekim “Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” misali alanında uzman olmayan kişilerden alınacak yardımlar da maldan eder.

Bu kapsamda, ödeme emri ve ödeme emrine maruz kalınması durumunda yapılacak iş ve işlemler ile ilgili özet bilgilere aşağıda yer verilmiştir.

Ödeme emri, 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre vadesinde ödenmeyen kamu alacakları için kamu borcunu vadesinde ödemeyenler adına vergi dairesince düzenlenen ve borçlulara, borçlarını ödemeleri veya bu borçlarla ilgili mal bildiriminde bulunmaları konusunda yapılan bir bildirimdir.

Ödeme emrinin düzenlenmesi ile vergi dairesi, aynı zamanda kamu alacağının tahsili için cebri tahsilat işlemlerine de başlamış olur.

Asıl borçlulardan tahsilat yapılamaması veya tahsilat yapılamayacağının anlaşılması halinde; kanuni temsilci, limited şirket ortağı, yabancı şahıs veya kurumların mümessilleri gibi yasa gereği borçtan sorumlu olanlara da ödeme emri tebliğ edilerek borcun ödenmesi veya mal bildiriminde bulunması istenilir.

Ödeme emrinde; borcun asıl ve ferilerinin (gecikme faizi gibi) türü ve tutarı, borcun nereye ödeneceği, süresinde ödenmeyen borcun vergi dairesince cebren tahsil edileceği, süresinde ödenmeyen borç ile ilgili mal bildiriminde bulunulması gerektiği, borçlunun mal bildiriminde bulunmadığı takdirde üç ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılacağı, gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı, ödeme emrine karşı hangi mahkemede dava açılabileceği, borçlu hacze kabil malı olmadığı yolunda bir bildirim yapacak ise; en son kanuni ikametgah ve işyeri adreslerini, var ise kayıtlı olduğu diğer vergi dairelerini ve kamu idarelerini ve bu idarelerdeki kayıt ve hesap numaralarını, nüfus kayıt örneğini bildirmek zorunda olduğu, geçerli bir nedeni olmadan bu bildirimleri yapmayan kişilerin elli güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı hususları yer alır.

Ödeme emrinde yer alan amme alacağının, süresinde ödenmeyen kısmı için vadesinin bitim tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen tam aylar için %2,5 oranında gecikme zammı hesaplanır. Ay kesirleri için ise gecikme zammı günlük olarak hesaplanır.

Ödeme emrine maruz kalınması durumunda yapılacak işlemlerden bir tanesi, ödeme emrinde yer alan amme alacağının ödenmesidir.

Ödemeler, Gelir İdaresi Başkanlığına ait (www.gib.gov.tr) internet sitesi (İnteraktif Vergi Dairesi ve GİB Mobil Uygulaması) üzerinden;

– Anlaşmalı bankaların kredi kartları ile,

– Anlaşmalı bankaların banka kartları veya banka hesabından,

– Yabancı ülkede faaliyet gösteren bankaların; kredi kartları, banka kartları ve diğer ödeme yöntemleri ile,

Yahut;

– Anlaşmalı bankaların şubelerinden,

– Anlaşmalı bankaların internet bankacılığı, telefon bankacılığı, mobil bankacılık gibi alternatif ödeme kanallarından,

– PTT işyerlerinden,

– Ve tüm vergi dairelerinden,

yapılabilmektedir.

Ödeme durumunda; ödeme emri içeriği kamu borcunun/alacağının türü, içeriği vb hususlarda alacaklı kamu idaresi ile borçlu mükellef arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, ödeme emri içeriği borcun mükellef tarafından kabul edildiği zımnen kabul edilmiş olunur.

Ödeme emri tebliği karşısında yapılabilecek bir diğer işlem mal bildiriminde bulunmaktır. Mal bildirimi; amme borçlusunun, amme alacağını karşılayacak miktarda, gerek kendi elindeki gerekse üçüncü şahıslar elindeki menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve haklarının türünü, içeriğini ve miktarını veya malı olmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynakları ile buna nazaran borcunu ne şekilde ödeyebileceğini vergi dairesine yazılı veya sözlü olarak beyan etmesidir. Borçlunun, “haczedilebilecek malım yoktur” şeklindeki yazılı beyanı da mal bildirimi hükmündedir.

Mal bildiriminde, borçlunun kendisinde veya borçluya ait olup da üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklarının yer alması gerekmekte olup yapılan mal bildiriminin borçlunun borcuna yetecek tutarda olması gerekmektedir. Borçlu, bildirimde bulunduğu mallarının çeşidini, içeriğini, türünü, değerini belirtmelidir. Borçlu, her türlü gelirlerini veya haczedilebilecek malının olmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını da ayrıca mal bildiriminde belirtmelidir. Borçlu, mal bildiriminde borcunu ne şekilde ödeyebileceğini belirtmelidir. Mal bildirimi yazılı veya sözlü olarak vergi dairesine yapılmalıdır.

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen ve malı olmadığı yolunda bildirimde bulunan kamu borçlusu, bu bildirim ile birlikte veya bildirimin tarihinden itibaren 15 gün içinde;

– En son kanuni ikametgah ve iş adreslerini bildirmek,

– Varsa devamlı mükellefiyetleri bulunan diğer vergi dairelerini ve kamu idarelerini ve bu idarelerdeki hesap ve kayıt numaralarını bildirmek,

– Nüfus kayıt örneğini vermek,

zorundadır.

Bu zorunluluğu geçerli bir sebebi olmadan zamanında yerine getirmeyenler ise elli güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.

Borçlunun ödeme emrinde yer alan borcu karşılayacak tutarda mal bildiriminde bulunması yeterli olup, borçlu mal bildiriminde bulunur gibi  tüm mal varlığını bildirmek yahut borcundan fazla tutarda mal bildiriminde bulunmak zorunda değildir.

Diğer taraftan mal bildirimi gerçeğe uygun olmak zorunda olup, gerçeğe aykırı surette mal bildirimi yapanlar yahut yaşayış tarzları mal bildirimine uymayanlar hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası uygulanır.

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, tebliğ tarihinden itibaren en geç 15. gün  içerisinde borcunu ödemez ve mal bildiriminde de bulunmazsa mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapis cezasıyla tazyik olunur. Ödeme emrine karşı dava açılması durumunda bu 15 günlük süre, ret kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.

Hapsen tazyik kararı, tahsil dairesinin talebi üzerine icra mahkemesi tarafından verilir ve Cumhuriyet Savcılığınca derhal infaz olunur. Borçlu mal bildiriminde bulunduğu anda hapsen tazyik kararı alınmış olsa dahi infaz edilemez ve borçlu hapsedilmişse derhal tahliye edilir.

Malı olmadığını beyan eden yahut borca yetecek kadar mal göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde vergi dairesine bildirmeye mecburdur.

Sonradan edinilen mallarını ve malvarlığındaki artışlarını belirtilen süre içinde bildirmeyerek kamu alacağının tahsiline engel olan veya tahsilini zorlaştıran borçlu, bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Borçlunun, mal bildiriminde gösterdiği veya vergi dairesince tespit edilen malları ile borçluya ait olup da üçüncü şahıslarda bulunan mallardan borcuna yetecek miktarı vergi dairesince haciz olunur. Yapılan takibat sonunda borçlu borcunu rızaen ödemediği takdirde, vergi dairesince haciz olunan mallar satışa çıkarılarak kamu alacağı tahsil edilir.

Amme alacağının tahsili için hakkında takip muamelelerine başlanan borçlu, kısmen veya tamamen tahsile engel olmak veya tahsili zorlaştırmak maksadıyla mallarından bir kısmını veya tamamını;

– Mülkünden çıkararak, telef ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette,

– Gizleyerek, kaçırarak muvazaa yolu ile başkasının uhdesine geçirerek veya aslı olmayan borçlar ikrar ederek yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı surette,

varlığını yok eder veya azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamaya yetmezse altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ödeme emri tebliğine karşı yapılabilecek bir diğer işlem dava açmaktır.

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu;

– Böyle bir borcunun olmadığını,

– Borcunu kısmen ödediğini,

– Borcunun zamanaşımına uğradığını,

iddia ederek tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeme emrine karşı vergi mahkemesinde dava açabilir.

Ödeme emrinde yer alan borcun bir kısmına dava açılabilir. Ancak dava dilekçesinde dava açılacak kısmın türü ve tutarının açıkça gösterilmesi gerekir. Aksi halde dava açılmamış sayılır.

Dava açılması durumunda, davayı gören mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmediği sürece borçlu hakkındaki takip işlemleri devam eder.

Açmış olduğu davada tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, haksız çıkılan borç tutarı kadar olan kamu alacağı % 10 zamla tahsil edilir.

Borcun tamamına veya bir kısmına karşı vergi mahkemesinde açılan davanın tamamen veya kısmen reddi durumunda, yukarıda da değinildiği üzere, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir. Bu 15 günlük süre içerisinde ödeme emrine konu borcun tamamen ödenmesi halinde, mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü de kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

İlk derece mahkemesinde açtığı davayı kaybeden borçlunun, açtığı davaya konu tutarın (2019 yılı için 6.000 TL’yi aşması halinde) üst yargıya başvurması mümkündür.

Borcun bir kısmına karşı dava açılması dava konusu yapılmayan kısım için mal bildiriminde bulunma süresini uzatmaz.

Netice itibariyle, ödeme emri tebliğine karşı yapılabilecek işlemler; ödeme, mal bildiriminde bulunma ve vergi mahkemesinde dava açma şeklinde  üç çeşit olup vergi mahkemesinde dava açılmasından önce alanında uzman kurumsal firmalarından profesyonel hizmet alınması hizmet alınması, ileride yaşanması muhtemel mağduriyetlerin ve mali kayıpların önüne geçecektir.

Saygılarımızla.

KARDEM YMM

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-61 Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) Kayıt Süresi Uzatıldı

Günümüzde gerek gerçek kişiler gerekse, kamu kurum ve kuruluşları ile yerli veya yabancı şirketler, faaliyetleri kapsamında çok sayıda kişisel veri elde edebilmekte ve kullanmakta, daha iyi hizmet sunmak yahut ticaret hacmini artırmak gayesiyle daha fazla kişisel veriye ulaşma ve bu verileri üçüncü kişilerle paylaşma hedefi içerisinde olmaktadır.

Diğer taraftan başkasına ait daha fazla kişisel veriye sahip olmak, birtakım kolaylıklar ve avantajlar sağlamakla birlikte bu verilerin güvenliğine dair çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu riskler nedeniyle kişisel verilerin korunması ve buna yönelik hukuki bir altyapının oluşturulması amacıyla 2010 yılında yapılan değişiklikle Anayasamızın 20. Maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve kişisel verilerin korunması hakkı Anayasal güvence altına alınmıştır;

“MADDE 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Akabinde temel hak ve hürriyetlerin korunması sağlamak, Türkiye’de kişisel veri işlenmesi konusunda gerçek ve tüzel kişilerin uyacakları usul ve esasların belirlemek, veri sorumlularınca rastgele  yahut Kanuna aykırı şekilde kişisel veri işlemenin önüne geçmek, yetkisiz kişilerce kişisel verilere erişim sağlamanın ve hukuka aykırı olarak paylaşmanın sonucunda kişilik haklarının ihlal edilmesinin önüne geçek amacıyla 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Mecliste kabul edilerek 07.04.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

6698 Sayılı Kanun ile aynı zamanda idari ve mali özerkliğe sahip, Adalet Bakanlığı ile ilişkili kamu tüzel kişiliğini haiz olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu kurulmuştur.

Kişisel Verileri Koruma Kurumunun görevleri ise; Kanunun uygulanmasını sağlamak, Kanun çerçevesinde düzenleyici ve denetleyici işlem yapmak, gerekli görülen alanlarda ikincil düzenlemeler yapmak, veri sorumlularının tamamen şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri doğrultusunda Kanuna uygun bir şekilde kişisel veri işlemesini sağlamak olarak tanımlanmıştır.

Bu kapsamda adı geçen Kurum tarafından, Kanunun uygulanmasına yönelik olmak üzere veri sorumlularının uyması gereken bazı usul ve esasları düzenleyen “Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik” ile “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik” hazırlanmış ve bu yönetmelikler 01.01.2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 16. maddesine göre, Kanun hükümleri veya Kurul kararlarıyla istisna tutulanlar hariç olmak üzere kişisel veri işleyen gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının kişisel veri işlemeye başlamadan önce Veri Sorumluları Siciline ve Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne kaydolmaları gerekmekte olup Türkiye’de yerleşik olan veri sorumluları doğrudan, Türkiye’de yerleşik olmayan veri sorumluları ise yetkilendirecekleri temsilcisi vasıtasıyla sicile kayıt olabilirler

Aşağıda sayılan gerçek ve tüzel kişiler ise Kanun Hükmü yahut Kurul Kararı ile veri işleme sorumluluğundan istisna tutulmuşlardır;

– Herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla yalnızca otomatik olmayan yollarla kişisel veri işleyenler,

– Noterler,

– 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na göre kurulmuş derneklerden, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na göre kurulmuş vakıflardan ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa göre kurulmuş sendikalardan yalnızca ilgili mevzuat ve amaçlarına uygun, faaliyet alanlarıyla sınırlı ve sadece kendi çalışanlarına, üyelerine, mensuplarına ve bağışçılarına yönelik kişisel veri işleyenler,

– Siyasi partiler,

– Avukatlar,

– Gümrük müşavirleri,

– Arabulucular,

– Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler,

– Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olan gerçek veya tüzel kişi veri sorumlularından ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olmayanlar.

6698 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünün başlama tarihleri ile ilgili karar alma ve bunu ilan etme yetkisi Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na ait olup Kurul, 19/07/2018 tarih ve 2018/88 sayılı Kararı ile, Veri Sorumluları Siciline;

– Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 30.09.2019 tarihine kadar,  

– Yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 30.09.2019 tarihine kadar,  

– Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olmakla birlikte ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 31.03.2020 tarihine kadar,

– Kamu kurum ve kuruluşu veri sorumlularının 30.06.2020 tarihine kadar

kayıt yaptırmalarına  karar vermiştir.

Diğer taraftan Kurul tarafından alınan (7 Eylül 2019 tarih ve 30881 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) 03.09.2019 tarih ve 2019/265 sayılı Karar ile; “Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeleri için belirlenen sürenin 31.12.2019 tarihine kadar uzatılmasına” karar verilmiştir.

Son durum itibariyle Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü yerine getirme süresine ilişkin özet tablo aşağıdaki gibidir;

 

VERİ SORUMLUSU SON KAYIT TARİHİ
Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları 31.12.2019
Yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları 31.12.2019
Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den olmakla birlikte ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları 31.03.2020
Kamu Kurum ve Kuruluşları Veri Sorumlusu 30.06.2020

Diğer taraftan Kanunda öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde uygulanacak idari yaptırımlar Kanunun 18. maddesinde düzenlenmiş olup bu kapsamda; aydınlatma ve veri güvenliğini sağlama, Kurul kararlarını yerine getirme ile Sicile kayıt ve bildirim yükümlülüklerine aykırı davranılması kabahat olarak öngörülerek idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. İdari yaptırımlara karar verme yetkisi Kurul’a ait olup Kurul tarafından verilecek yaptırım kararlarına karşı ise yargı yolu açıktır.

Kanunun 18. Maddesine göre Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket eden veri sorumlusu olan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişiler hakkında 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilecektir.

Bunun haricinde Kurulun yaptırım kararların ne şekilde uygulanacağına ilişkin şu ana kadar yayımlanmış ikincil mevzuatta daha detaylı daha açık bir düzenleme mevcut değildir.

Sonuç olarak, yıllık çalışan sayısı 50’den fazla veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den fazla olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının Veri Sorumluları Siciline kayıt süresi 30.09.2019 tarihinden 31.12.2019 tarihine ertelenmiş (uzatılmış) olup konunun, kurumun, mevzuatın yeni olması,  kayıt zorunluluğu ve ceza kesme kriterlerindeki belirsizlikler gibi hususlar dikkate alındığında bu ötelemenin son derece yerinde olduğu düşünülmektedir. Diğer taraftan bir an önce bu belirsizlikleri ortadan kaldıracak düzenlenmelerin yapılması, konu hakkında kamuoyunun ve ilgililerin çok daha etkin ve detaylı şekilde bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-60 İhracaat Bedellerinin Yurda Getirilme Zorunluluğu 6 Ay Daha Uzatıldı

Çok daha öncesinde ihrracaat bedellerinin yurda getirilmesi zorunlu iken, 8 Şubat 2008 tarihinde 32 Sayılı Kararda ve Kambiyo Mevzuatında yapılan değişikle bu zorunluluk kaldırılmış, bu suretle ihracat bedellerinin Türkiye’ye getirilmesi uygulamasına son verilmiş ve tasarrufu serbest bırakılmıştı.

 

Ancak 4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek, bu tarihten itibaren 6 ay süreyle geçerli olmak üzere, ihracat bedellerin %80’nin yurda getirilmesi tekrar zorunlu hale getirilmişti.

 

Akabinde, bahsi geçen tebliğde yer alan “Bu Tebliğin uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar ise Merkez Bankasınca ilan edilir” cümlesine istinaden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından konuya ilişkin hazırlanan ve uyglamanın detaylarının yer aldığı “İhracat Genelgesi” Bankanın internet sitesinde yayımlanmıştı.

 

Akabinde 3 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Ana Tebliğ’de değişiklik yapan Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getrilmesi ve %80’inin bir bankaya satılmak suretiyle TL’ye çevrilmesi zorunluluğu 4 Eylül 2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

 

Gerek bahsi geçen Tebliğler gerekse İhracaat Genelesine ilişkin duyuru ve açıklamalarımıza 2018/13, 2018/31, 2019/25 sayılı Bültenlerimizde yer verilmişti.

 

Bu defa yine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve ihracat bedellerinin yurda getirilmesi ve bankalara satılma zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin uygulama süresini yeniden 6 ay daha uzatan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’De Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/55)” 31.08.2019 tarih ve 30874 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

 

Bu Tebliğ ile 04.09.2019 tarihi itibariyle sona eren düzenlemenin uygulama süresi, 04.03.2020 tarihine kadar, yeniden 6 ay daha uzatılmış oldu.

Söz konusu Tebliğ aşağıdaki gibidir.

 

 

 

 

 

 

 

31 Ağustos 2019 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 30874
TEBLİĞ
Hazine ve Maliye Bakanlığından:

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN

TEBLİĞ (İHRACAT BEDELLERİ HAKKINDA) (TEBLİĞ NO: 2018-32/48)’DE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2019-32/55)

MADDE 1 – 4/9/2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’in 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “1 yıl” ibaresi “18 ay” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
4/9/2018 30525
Tebliğde Değişiklik Yapan Tebliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
3/3/2019 30703

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/17 Yurt Dışı Hizmet Borçlanmasının Usul ve Esasları

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 15.08.2019 tarih 2019/16 sayılı Genelgesi ile, “19/7/2019 tarihli ve 30836 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun” değişiklik yapılan maddelerin usul ve esaslarını açıklamıştır.

3201 sayılı Kanunda gerçekleştirilen düzenlemeler 1/8/2019 (dahil) tarihi itibariyle yürürlüğe girecek olup anılan tarih itibariyle yapılacak iş ve işlemler aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda yürütülecektir.

  1. Yurt dışında geçen süreler için borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borçlanma tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Kanununun 82’nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %45’i olacaktır. Buna göre, 1/8/2019-31/12/2019 tarihleri arasında bir günlük borçlanma tutarının alt sınırı 38,38 TL, üst sınırı ise 287,82 TL olarak uygulanacaktır.
  2. Yurt dışı sürelerinin borçlandırılmasında, başvuru sahibince talep dilekçesinde belirtilen gün sayısı, SGK’ ya ibraz edilen ispatlayıcı belgede kayıtlı bulunan son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir.

Örnek 1: 26/8/2019 tarihinde Almanya’da geçen sigortalılık sürelerinden 5400 gün borçlanmak istediğini belirterek borçlanma talebinde bulunan sigortalının, borçlanmaya esas belgesinde 1/5/1990-30/4/2000 ve 1/1/2010-6/9/2016 süreleri kayıtlıdır. Buna göre, öncelikle belgede kayıtlı son tarih olan 6/9/2016 tarihinden 1/1/2010 tarihine kadar 2406 gün, kalan 2994 gün ise 30/4/2000 tarihinden geriye doğru olmak üzere borçlandırılacaktır.

  1. Yurt dışında geçen sürelerin borçlanılmasında esas alınacak sigortalılık statüsü 1/8/2019 (dahil) tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilecektir. Buna göre, 1/8/2019 tarihinden itibaren yurt dışı sürelerini borçlanma talebinde bulunanların borçlanma işlemleri talep tarihindeki en son sigortalılık statüsüne bakılmaksızın 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) kapsamında sonuçlandırılacaktır.
  2. Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olanlar ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri ve sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri 1/8/2019 (dahil) tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılacaktır. Buna göre borçlanma işlemleri;

 

  • İsviçre prim transferi yapılmış sürelere ilişkin yapılacak borçlanma işlemleri Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü (EHGM) Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından,
  • Başvuru sahiplerinin borçlanma işlemleri, Kimlik Paylaşım Sisteminden tespit edilecek adresin bulunduğu ildeki, kimlik Paylaşım Sisteminde adres kaydı bulunmuyor ise nüfusa kayıtlı olunan ildeki, adres tespit edilemediği durumlarda ise müracaat edilen ildeki, kimlik Paylaşım Sisteminde birden fazla kayıtlı adresi bulunan sigortalı veya hak sahiplerinin tercih ettikleri adresin bulunduğu ildeki, Sosyal güvenlik il müdürlükleri / sosyal güvenlik merkezlerince, yürütülecektir.
  1. Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması halinde bu sürelerin, 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde yer alan hükümler esas alınarak Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 2: Türkiye’de 1/9/2018-10/9/2018 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki sigortalı, 26/8/2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle SGK’ ya ibraz ettiği belgede kayıtlı olan 1/1/1990-31/12/2006 tarihleri arasında Almanya’da geçen 6120 gün sigortalılık süresinin tamamını borçlanma talebinde bulunmuştur. Tahakkuk eden borçlanma tutarını 3/9/2019 tarihinde ödeyen sigortalının borçlanılan süreleri ve bu sürelere ait prime esas kazançları Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olan 1/9/2018 tarihinden geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 3: Türkiye’de 1/9/2018-10/9/2018 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı olan ve 26/8/2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle 3600 gün borçlanmak isteyen sigortalının SGK’ ya ibraz ettiği borçlanmaya esas belgede 1/1/1990-31/12/2006 tarihleri arasında Almanya’da geçen 6120 gün sigortalılık süresi bulunmaktadır. Buna göre, belgede kayıtlı son tarih olan 31/12/2006 tarihinden 3600 gün geriye doğru olmak üzere 1/1/1997-31/12/2006 tarihleri arasındaki süre borçlanma hesabında esas alınacaktır. Tahakkuk eden borçlanma tutarının tamamını 3/9/2019 tarihinde ödeyen sigortalının borçlanılan süreleri ve bu sürelere ait prime esas kazançları Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olan 1/9/2018 tarihinden geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 4: Türkiye’de sigortalılığı bulunmamakla birlikte, 26/8/2019 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle 1/1/1990-31/12/2006 tarihleri arasında Fransa’da geçen 6120 gün sigortalılık süresinin tamamını borçlanan ve tahakkuk eden borçlanma tutarını 3/9/2019 tarihinde ödeyen sigortalının borçlanılan süreleri ve bu sürelere ait prime esas kazançları borçlanma tutarının tamamının ödendiği tarih olan 3/9/2019 tarihinden geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilecektir.

  1. 8/5/2008 tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanlardan tebliğ edilen borçlanma tutarını bu tarihten önce ya da sonra ödemiş olanlardan, bu tarihten sonra yeni bir borçlanma yapmayanların kazançları, önceki kurallar çerçevesinde borçlanma yapılan aylara mal edilecektir.

Örnek 5: Sigortalı 2/4/2007 tarihli yurt dışı borçlanma talep dilekçesiyle 1/1/1985-31/12/2006 tarihleri arasında Avusturya’da geçen sigortalılık süresini borçlanarak tahakkuk eden borçlanma tutarının tamamını 30/4/2007 tarihinde ödemiş ve yeni bir borçlanma yapmamıştır. Buna göre, ilgili hangi tarihte aylık talebinde bulunursa bulunsun, borçlanılmış ve 1/1/1985-31/12/2006 tarihleri arasına mal edilmiş olan gün sayıları ve prime esas kazançlarının mal edildiği sürelerde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aylık bağlama işlemleri sonuçlandırılacaktır.

  1. 1/8/2019 tarihinden önce aylık bağlanmış olanlar ile aylık bağlanması için talepte bulunup aylık başlangıç tarihi 1/8/2019’a (dahil) kadar olanlar hakkında değişiklikten önceki hükümler uygulanacaktır.

Örnek 6: 1/3/1985-10/1/1999 tarihleri arasında Hırvatistan’da geçen sigortalılık sürelerini borçlanarak ödeyen ve borçlanılan süreleri 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında değerlendirilen sigortalı 24/7/2019 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunmuştur. Talep tarihi itibariyle aylık bağlanması için aranan koşulları yerine getiren sigortalıya 1/8/2019 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlanacağından, sigortalının borçlandığı ve 1/3/1985-10/1/1999 tarihleri arasına mal edilmiş olan gün sayıları ve prime esas kazançlarının mal edildiği sürelerde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aylık bağlama işlemleri sonuçlandırılacaktır.

  1. 1/8/2019 (dahil) tarihinden sonra borçlanılan yurt dışı süreleri 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında değerlendirileceğinden, sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri de bu kapsamda gerçekleştirilecektir. Bunların kısmi aylıklarının tam aylığa dönüştürülmesinde, kısmi aylığın başlangıç tarihi itibariyle mülga 2829 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun 53’üncü maddesine göre belirlenecek statü esas alınacak olup kısmi aylıkların tam aylığa dönüştürülmesi aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda yürütülecektir:
  • Yurt dışı hizmet borçlanma talepleri, sosyal güvenlik sözleşmesine istinaden kısmi aylık alanların dosyalarının bulunduğu birime intikal ettirilecektir.
  • Yurt dışı hizmet borçlanma talebini alan birim, borçlanma talebine istinaden mülga 2829 sayılı Kanuna veya 5510 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre aylığın bağlanacağı statüyü belirleyecektir. Ancak, yapılacak borçlanma ile aylığın bağlanması gereken statüye göre tam aylığa hak kazanılamaması durumunda borçlanma işlemi gerçekleştirilmeyerek talep sahibine tam aylığa yetecek süresi bulunmadığı belirtilerek borçlanma talebinin reddedildiği bilgisi verilecektir.

Örnek 7: Türkiye’de 3/6/1985-5/11/1986 tarihleri arasında 370 gün ve Almanya’da 1/1/1988-31/12/1999 tarihleri arasında 4320 gün toplam 4690 gün sigortalılık süresi bulunan 1/1/1957 doğumlu erkek sigortalıya 12/11/2018 tarihli tahsis talebine istinaden Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesine istinaden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında 1/12/2018 tarihi itibariyle kısmi aylık bağlanmıştır. Kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi için 12/11/2019 tarihinde yapılan borçlanma talebi, Türkiye hizmeti ile borçlanacağı yurt dışı süresi birlikte değerlendirildiğinde kısmi aylığın başladığı tarih itibariyle 4/1-(b) kapsamında aylık bağlanması için öngörülen 15 yıl prim ödeme süresi (5400 gün) şartı yerine gelmediğinden reddedilecektir.

  1. Türkiye’deki sigorta başlangıcından sonraki sürelerin borçlanılması halinde borçlanılan süreler borçlanılan sürelerin geçtiği ilgili aylara mal edilecektir.

Örnek 8: 1.2.1995 tarihinde Türkiye’de sigortalı çalışması başlayan sigortalı 1.5.2010-31.12.2013 süresi Afganistan’da geçen sürelerini borçlandığında bu süreler hizmetin geçtiği tarih aralığı olan 1.5.2010-31.12.2013 süresine mal edilecektir.

  1. 4/1-(a) ve 4/1-(b) kapsamında bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi aynı statüde yapılacaksa, kısmi aylığı bağlayan birim, yurt dışı borçlanma işlemlerini ve kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi işlemini gerçekleştirecektir.
  2. 4/1-(c) kapsamında bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi aynı statüde yapılacaksa, borçlanma işlemleri EHGM Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecektir. İlgilinin borçlanma tutarının tamamını ödemesini müteakip, EHGM(Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü) Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığınca kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi için borçlanma tutarının ödendiği bilgisi anılan Başkanlığa bildirilecektir. 4/1-(c) kapsamında bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi 4/1-(b) kapsamında yapılacaksa borçlanma işlemleri EHGM Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecek, borçlanma tutarının ödenmesini müteakip bağlanan kısmi aylığın kesilmesi ve tam aylık bağlanması için dosya muhteviyatının ”3.2. Borçlanma İçin Başvurulacak Birimler” başlığı altında belirtilen SGİM/SGM’ye intikal ettirilmek üzere EHGM Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına bilgi verilecektir.
  3. Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından 4/1-(a) kapsamında bağlanan kısmi aylığın borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi 4/1-(b) statüsünde yapılacaksa, borçlanma işlemleri anılan Başkanlık tarafından gerçekleştirilecektir. 4/1-(a) kapsamında Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre bağlanan kısmi aylığın yapılacak borçlanma sonucunda tam aylığa dönüştürülmesi 4/1-(b) kapsamında yapılacaksa, kısmi aylığı bağlayan birim borçlanma işlemlerini gerçekleştirecek, borçlanma tutarının ödenmesini müteakip bağladığı kısmi aylığı keserek tam aylık bağlanması için dosya muhteviyatını aynı ildeki 4/1-(b) kapsamında aylık bağlayan üniteye intikal ettirecektir.
  4. Yurt dışı borçlanma süreleri 1/8/2019 (dahil) tarihinden itibaren 4/1-(b) kapsamında değerlendirileceğinden, 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklarca yurt dışı borçlanması yapılmayacaktır. Kısmi aylıkların tam aylığa dönüştürülmesine ilişkin borçlanma talepleri hariç olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesine tabi sandıklara yapılan borçlanma talepleri ilgili sandık tarafından reddedilecektir. Kısmi aylıkların tam aylığa dönüştürülmesine ilişkin borçlanma talebini alan sandık, ilgilinin dosyasında bulunan borçlanmaya esas yurt dışı hizmet belgesiyle birlikte talep dilekçesini vakit geçirmeksizin SGK’nın ilgili birimine intikal ettirecektir. Başvuru tarihi olarak, borçlanma talebinin sandık evrak kayıtlarına girdiği tarih esas alınacaktır.
  5. Yurt dışı borçlanma başvurusunda bulunanların, yurt dışında geçen ve borçlanmaya esas olacak sürelere ait aşağıdaki belgeleri ibraz etmeleri gerekmektedir.

14.1. Talep sahiplerinin sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmiş ülkelerde geçen sigortalılık ve/veya işsizlik sürelerini borçlanabilmeleri için;

  • İlgili ülke sigorta kurumlarınca düzenlenmiş sigortalılık sürelerini gösterir belgenin aslıyla birlikte Türkiye’de yeminli tercüme bürolarınca ya da yurt dışında bulunan Türk temsilciliklerince akredite edilmiş tercümanlarca yapılmış ve ilgili temsilcilikçe onaylanmış tercümesinden,
  • İlgili ülkelerdeki Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerden alınacak hizmet belgesinden durumlarına uygun olanını SGK’ ya ibraz etmeleri gerekmektedir.

14.2. Talep sahiplerinin sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmemiş ülkelerde geçen sigortalılık ve/veya işsizlik sürelerini borçlanabilmeleri için; ilgili ülkelerdeki Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerden alınacak hizmet belgesini ibraz etmeleri gerekmektedir.

14.3. Kanuna göre yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin borçlandırılabilmesi için fotoğraf, künye bilgileri ve yurda giriş çıkış tarihlerinin kayıtlı olduğu pasaport sayfa fotokopileri veya emniyet müdürlüklerinden alınacak yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir çizelge ile birlikte;

  • İkamet edilen ülke mercilerinden alınacak ikamet belgesinin, Türkiye’de yeminli tercüme bürolarınca ya da yurt dışında bulunan Türk temsilciliklerince akredite edilmiş tercümanlarca yapılmış ve ilgili temsilcilikçe onaylanmış tercümesinden,
  • Türk büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, çalışma ve sosyal güvenlik müşavirlikleri veya ataşelikleri gibi temsilciliklerce düzenlenen ikamet belgesinden durumlarına uygun olan belgenin SGK’ ya ibraz edilmesi gerekmektedir.
  1. Yurt dışında geçen sürelerin borçlandırılabilmesi için “Yurt Dışı Süreleri Borçlanma Talep Dilekçesi” veya “Bulgaristan Hizmetlerini Borçlanma Talep Dilekçesi”nin usulüne göre doldurulup imzalandıktan sonra SGK’nın ilgili birimine doğrudan verilmesi ya da posta yolu ile gönderilmesi gerekmektedir. Faks ya da elektronik postayla yapılan başvurulara istinaden borçlanma işlemi yapılmayacaktır.
  2. Yurt dışı borçlanması yapılırken SGK’ ya ibraz edilmesi gereken yurda giriş çıkış çizelgelerinin, söz konusu çizelgede kayıtlı yurda giriş çıkış tarihlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü Pasaport Giriş/Çıkış Bilgileri Projesi’nden temin edilmesi durumunda, ibrazı istenmeyecektir.

 

Yurt dışı hizmet borçlanması yapmak isteyen sigortalıların yukarıda belirtilen Genelge esasları doğrultusunda hareket etmeleri gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Hesaplanan Kurumlar Vergisinden Mahsup Edildikten Sonra Kalan Ödenen Geçici Vergi Kaynaklı İade Alacağının Mahsup Sıralaması Hakkında

Geçici verginin sosyal güvenlik kurumuna olan borca mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkin  T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı (Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü) tarafından, Geçici verginin sosyal güvenlik kurumuna olan borca mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkin verilen 09.07.2019 tarih ve 49327596-125.32[KVK.2019.ÖZ.33]-E.125694 sayılı Özelge aşağıdaki gibidir;

“İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 2018 yılı kurum geçici vergi ödemelerinizi KDV iade alacağınızdan mahsup ettiğiniz, 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinden doğan ödenen geçici vergiden iade alacağınızın bulunduğu belirtilerek söz konusu iade alacağınızın Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borcunuza mahsuben ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında;

“Kurumlar vergisi mükelleflerince, (dar mükellefiyete tâbi kurumlarda ticarî ve ziraî kazançlarla sınırlı olarak) câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenir.” hükmü yer almaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Geçici Vergi” başlıklı Mükerrer 120 nci maddesinin beşinci fıkrasında,

“Bir önceki takvim yılında üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı, o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edilir.” hükmü yer almaktadır.

Konuya ilişkin olarak ayrıntılı açıklamalara, 252 seri no. lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “2.Geçici Verginin Mahsubu ve İadesi ” başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar” başlıklı 23 üncü maddesinde “Tahsil edilip de kanuni sebeplerle reddi icabeden amme alacakları, istihkak sahiplerinin reddiyatı yapacak olan amme idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle reddolunur…” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun maddesinin, amme idaresi lehine getirdiği hükümle, amme alacağının korunmasına öncelik verilmiştir. Madde, borçlunun vergi dairelerine muacceliyet (ödenebilirlik) kazanmış borcu bulunması halinde, iadesi gereken amme alacağının bu borçlara mahsup edilmesi ve bakiyesinin borçluya nakden iade edilmesi sonucunu getirmektedir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Primlerin ödenmesi” başlıklı 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrasında “…6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince reddiyat yapılması durumunda anılan maddenin birinci fıkrasına göre yapılacak mahsuptan sonra Kurumun prim ve diğer alacaklarından muaccel olanlara mahsup yapılır. Kurumun tahsil ettiği prim ve diğer alacaklardan reddi icap edenler, istihkak sahiplerinin Kuruma olan muaccel borçlarına mahsubundan sonra Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan muaccel borçlara mahsup edilmek üzere reddolunur. Bu suretle yapılan ödemelerde, reddedilen tutarın Kuruma ve/veya alacaklı tahsil dairesinin hesabına geçtiği tarihte ödeme yapılmış sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Kurum tarafından müştereken belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, 23/12/2017 tarihli ve 30279 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri:A Sıra No:9 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklikle Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölümüne “VI. Tahsil Edilen Amme Alacaklarından Yapılacak Reddiyat Sebebiyle Mahsuplar” başlıklı bölüm eklenmiş ve söz konusu bölümde 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrasının uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edildikten sonra kalan ödenen geçici vergi kaynaklı iade alacağınızın;

– öncelikle Bakanlığımıza bağlı tüm tahsil dairelerine olan muaccel borçlarınıza mahsup yapılması,

– bu mahsup sonrası kalan bir tutarın bulunması halinde bu tutarın, alacaklı amme idaresi olan Devletin gümrük mevzuatından doğan amme alacaklarını takiple görevli Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine bulunan muaccel borçlarınıza mahsup edilmesi,

– bu mahsup sonrasında da iadesi gereken bir tutarın bulunması halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) olan ve 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen muaccel prim ve diğer borçlarınıza ödenmek üzere SGK’ya aktarılması,

gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.”

Saygılarımızla.

KARDEM YMM

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”