ÖZELGE DVK 2019-3 Alacak Temlik ve Satış Sözleşmesinin damga vergisinden istisna olup olmadığı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2017/483]-52670 16.01.2019
Konu : Alacak Temlik ve Satış Sözleşmesinin damga vergisinden istisna olup olmadığı hk  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, … San. ve Tic. A.Ş.nin … Finansman Türk A.Ş.’den kullandığı krediden kaynaklanan borcunu ödeyememesi nedeni ile … Finansman Türk A.Ş.’nin bu krediden kaynaklanan alacağını icradaki fer’ileri ile birlikte şirketinize devretmek istediği, bu kapsamda şirketiniz ile … Finansman Türk A.Ş. arasında düzenlenen “Alacak Temlik ve Satış Sözleşmesi” başlıklı kağıdın damga vergisinden istisna olup olmadığı hakkında bilgi verilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtların damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükmüne yer verilmiş olup, damga vergisinden istisna edilen kağıtların sayıldığı (2) sayılı tablonun “IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünde yer alan (23) ve (30) numaralı fıkraları 9/8/2016 tarih ve 29796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 29 uncu maddesiyle aşağıdaki şekilde;

(23) Bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına, geri ödenmelerine, devrine ve krediden doğan alacakların temlikine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç)

(30) Finansman şirketlerince kullandırılacak kredilere, bunların devrine, teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç)

yeniden düzenlenmiştir.

Buna göre, 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun (23) numaralı fıkrasında, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin devrine ve temlikine istisna hükmü tanınmış olmasına rağmen, aynı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun (30) numaralı fıkrasında ise finansman şirketlerince kullandırılan kredilere, bunların devrine, teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhleri kapsamakta olup, finansman şirketlerince kullandırılan kredilerden doğan alacakların temlikine ilişkin düzenlenen kağıtların istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, … Finansman Türk A.Ş. ile şirketiniz arasında düzenlenen 25/9/2017 tarihli Alacak Temlik ve Satış Sözleşmesinin, 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/30 numaralı fıkrasına göre damga vergisinden istisna edilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-2 Bakım ve onarım sözleşmesinde, yapılacak bakım bedelinin birim fiyatları belirlendiği halde bakım bedelinin belli olmaması nedeniyle sözleşmenin damga vergisine tabi olup olmadığı hakkında

T.C.

KARABÜK VALİLİĞİ

Gelir Müdürlüğü

 

Sayı : 35831311-010[DV]-E.1187 18.01.2019
Konu : Damga Vergisi  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, Şirketiniz ile … İşletmeleri Limited Şirketi arasında yapılan bakım ve onarım sözleşmesinde yapılacak bakım bedelinin birim fiyatları belirlendiği, bakım bedelinin belli olmaması nedeniyle sözleşmenin damga vergisine tabi olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde; bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu; 10 uncu maddesinde, damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli para, maktu vergide kağıtların mahiyetlerinin esas olduğu, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği hükme bağlanmıştır.

Bu kapsamda, sözleşmenin düzenlendiği tarihte belli parayı ihtiva etmesi veya kağıdın eklerinde belli paranın tespitine imkan veren donelerin var olması veyahut atıf yapılan başka bir kağıttan belli paranın bulunabilmesi halinde, sözleşmenin bu tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Özelge talep formunuza ekli “… Sözleşmesi”nin incelenmesinde, şirketiniz ile … İşletmeleri Limited Şirketi arasında düzenlendiği, sözleşmenin konusunun, … İşletmeleri Limited Şirketinin haddehanesinde kullanılan 600-1000 KW arası ve motor gücü 600 KW’ın altındaki muhtelif doğru akım(DC) motorlarının ve manyetik karıştırıcıların tamir ve bakım işlerini olduğu, bakım bedelinin her bir 630 KW-670 KW-800 KW-1000 KW DC motorları için … TL, 600 KW’ın altındaki DC motorlar için ise … TL, çelikhane manyetik karıştırıcı bakımı hiç bir hasar tespit edilmediği takdirde … TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz ile … İşletmeleri Limited Şirketi arasında düzenlenen sözleşmenin, bakımı yapılacak … İşletmeleri Ltd. Şti.’nin haddehanesinde kullanılan motorların sayısı ile sözleşmede belirtilen birim fiyatlarının çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-1 Taşeron Sözleşmesinin Damga Vergisine Tabi Olup Olmadığı Hakkında

 T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Konya Vergi Dairesi Başkanlığı

 

Sayı : 37009108-155[2017-E.390634] – 12724 05/02/2019
Konu : Taşeron Sözleşmesinin Damga Vergisine tabi olup-olmadığı hk.
İlgi :  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızın incelenmesinden, … Konut Yapı Kooperatifi ile şirketiniz arasında “… İşleri Taşeron Sözleşmesi” düzenlendiği belirtilerek, söz konusu sözleşmeye 13/03/2017 tarih ve 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden sıfır nispetinde damga vergisi uygulanıp uygulanamayacağı hususunda görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde; bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olacağı; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılarak buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı; mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; mükerrer 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında, Bakanlar Kurulunun, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yer alan maktu vergileri (maktu ve nispi vergilerin asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) ile nispi vergileri birlikte veya ayrı ayrı, maktu vergilerde on katına, nispi vergilerde ise bir katına kadar artırmaya, uygulanmakta olan maktu vergileri yarısına kadar, nispi vergileri ise kâğıt türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye bu had ve miktarlar arasında yeni had, miktar ve nispetler tespit etmeye yetkili olduğu hükümleri yer almaktadır.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün “A.Belli parayı ihtiva eden kağıtlar” başlıklı fıkrasının (1) numaralı bendinde, mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin; 6824 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile eklenen (15) numaralı bendinde ise, resmi şekilde düzenlenen kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapı müteahhitleri ile alt yükleniciler arasında düzenlenen inşaat taahhüt sözleşmelerinin nispi damga vergisine tabi olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 15/03/2017 tarihli ve 30008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 13/03/2017 tarihli ve 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün “A.Belli parayı ihtiva eden kağıtlar” başlıklı fıkrasının (15) numaralı bendinde yer alan, resmi şekilde düzenlenen kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapı müteahhitleri ile alt yükleniciler arasında düzenlenen inşaat taahhüt sözleşmelerine “0” (sıfır) nispetinde damga vergisi uygulanacağı karara bağlanmıştır.

Özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, … Belediye Başkanlığı ile … Konut Yapı Kooperatifi arasında …/…/2010 tarihinde … Noterliği nezdinde “Düzenleme Şeklinde … İnşaat Yapım İşi Sözleşmesi” imzalandığı ve … Konut Yapı Kooperatifi ile şirketiniz arasında …/…/2017 tarihinde “… İşleri Taşeron Sözleşmesi” imzalandığı anlaşılmıştır.

Buna göre, … Konut Yapı Kooperatifi ile şirketiniz aranızda düzenlenen “… İşleri Taşeron Sözleşmesi”nin …/…/2010 tarihli “Düzenleme Şeklinde … Kat Karşılığı İnşaat Yapım İşi Sözleşmesi” ile ilgili olduğunun ilgili belediyeden alınacak bir yazıyla tevsik edilmesi halinde, söz konusu taşeron sözleşmesine 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun I/A-15 fıkrası hükmü gereğince damga vergisi nispetinin “0” sıfır olarak uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/19 Şirket Ortaklarının Sigortalılığı

Şirket ortaklarının hangi sigorta türünden sigortalı olacakları; şirketlerin türüne, ortağın şirketteki görevine ve sigortalılık süresine göre farklılık göstermektedir. Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi ortakları ile limited şirketlerin tüm ortaklalrının 5510 sayılı kanun uyarınca normal şartlarda 4/b kapsamında sigortalı olması gerekmektedir. Ancak bazı kriterlere göre bu durum değişmektedir. Buna göre, 01.10.2008 tarihinde yapılan değişiklikle şirket ortaklarının sigortalılık statüleri için 01.10.2008 tarihi öncesi ve sonrası olarak ele alınmaktadır.

01.10.2008 tarihinde yapılan değişikliğe göre 4/a kapsamında sigortalı olarak çalıştığı limited şirkete ortak olan bir kişi, ortak olduğu tarih 01.10.2008 öncesi ise 4/a kapsamında sigortalı olmaya devam edebilir.

01.10.2008 öncesi 4/a kapsamında sigortalı olduğu anonim şirkette yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi durumunda  4/a kapsamında sigortalanmaya devam edebilir. Fakat bu noktada kişinin 4/a sigortalığınında bir gün dahi boşluk olursa pasif olan 4/b kapsamında sigortalılığı devreye girer ve bu kişiler ortağı olduğu şirketlerde bir daha 4/a kapsamında sigortalı olamayacaktır. Daha önce bültenimizde de yer verdiğimiz 24.04.2019 tarih ve 2019/9 nolu SGK Genelgesinde; “2008/Ekim öncesinde 4/a kapsamında hizmet akdiyle çalışırken, çalıştıkları işyerine veya başka bir şirkete ortak, anonim şirkette ise kurucu ortak veya yönetim kurulu üyesi olanlar, 4/a kapsamındaki sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar 4/b kapsamına alınmayacaktır. 4/a kapsamındaki çalışmaları sona erdirip en az bir gün ara vererek ortağı olduğu şirketten yeniden hizmet akdine tabi çalışmaya başlanması durumunda hizmetler kesintiye uğramış kabul edilecektir.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca; anonim şirket kurucu ortakları 1/10/2008 tarihinden sonra Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmadıklarından kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı hizmet akdine tabi çalışmaları kaydıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilmesinde sakınca bulunmamakta olup, geçici 22 nci madde kapsamında prim ödemekte iken (Değişik, 24/4/2019 tarihli ve 2019/9 sayılı Genelge) ortağı olduğu işyerlerinden (a) bendi kapsamında sigortalı olarak bildirilenlerin de iradelerini (a) bendi sigortalısı olma yönünde kullandıkları hususu dikkate alınarak geçici 22 nci madde gereğince devam ettirilen (b) bendi sigortalılıkları sona erdirilecektir.

Hatalı prim yatıranlar dikkat!

Yukarıdaki koşullar dikkate alınmaması durumunda, yanlış yatırılan primler iptal edilir ve 4/b kapsamında tescili yapılarak, iptal edilen primler cari usullere göre aktarılacaktır ve 4/b kapsamında emekli olabileceksiniz. Bu durumda fazla ödenen primler yanacaktır.

Bu nedenle emeklilikte sorun yaşamamak için yukarıdaki kriterlerin iyi incelenmesi ve değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

Başka bir şirkette 4/a kapsamında sigortalı olanların durumu:

Yukarıdaki kriterlere göre 4/b kapsamında sigortalı sayılan ve başka bir şirkette 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar için, 01.03.2011 tarihinde 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 4/a sigortalılığının 4/b sigortalılığına üstünlüğü ilkesi gereği, 4/a kapsamında sigortalı sayılacaklarından ve 4/b sigortalılığı için prim ödemeyeceklerdir. Bu düzenlemeyle emekliliğine 1.261 gün kalan 4/b kapsamındaki sigortalı, 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayan biri SSK’lı olarak emekli olabilmektedir.

Ortağı olduğu şirketten 4/a kapsamında hizmeti bildirilen ve kendinden başka 4/a kapsamında sigortalı kalmayan şirket ortaklarının, çalıştıkları şirketin sermaye şirketi olması halinde ise, 4/a kapsamında sigortalılığı devam ettirilecektir.

2013/11 sayılı Genelgede değişiklik yapan 2014/5 sayılı SGK Genelgesinde 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden kendilerini sigortalı göstermesine ilişkin verilen örnekte ise; “03/04/2008 tarihinde limited şirket ortağı olan sigortalı bu tarihten itibaren kendi işyerinden 506 sayılı Kanuna göre kendini sigortalı bildirmiş olup, 24/12/2012 tarihinde de diğer çalışanlarını işten çıkararak bu tarihten sonra tek başına sigortalı olarak bildirmeye devam etmiştir. 24/12/2012 tarihinden itibaren söz konusu işyerinde başkaca sigortalı çalışmadığından 23/12/2012 tarihinde (a) bendi kapsamındaki sigortalılığının sona ermesi, 24/12/2012 tarihi itibariyle (b) bendi kapsamında sigortalılığının başlatılması gerektiği” hükmüne yer verilmiştir.

Örneğe göre ortağı oldukları şirketten 4/a kapsamında sigortalı olarak bildirilmeye devam eden sigortalıların dikkat etmeleri gereken çok önemli bir nokta da, o şirkette başka 4/a kapsamında sigortalılarının da çalışıyor olması gerekmektedir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu aksaklığı telafi edilebilir yanı bulunmamaktadır.

Şirket ortaklarının yukarıdaki açıklamalar kapsamında sigortalılıklarının gözden geçirilmesini, değişik uygulamaları olan işverenlerin emekliliklerinde sorun yaşamamaları için gerekli düzeltme işlemlerini yapmalarını önemle hatırlatırız.

 

Konu İle İlgili Bazı Örnekler:

ÖRNEK 1-     1/3/2001 tarihi itibariyle 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı başlatılan sigortalı (A)’nın, 1/8/2006 tarihinde başlayan vergi kaydına istinaden 1/10/2008 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılmıştır. Sigortalı (A)’nın bu genelgenin yürürlük tarihinden sonra 1/10/2008 tarihi itibariyle 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalı olmak için talepte bulunması halinde bu talebi dikkate alınamayacağından 4/b sigortalılığı devam ettirilecektir.

ÖRNEK 2-     1/9/2005 tarihinden itibaren 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı devam eden sigortalı (B)’nin, 23/5/2007 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetinden dolayı 1/10/2008 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılmıştır. Sigortalı (B)’nin 15/12/2015 tarihli talebine istinaden 4/b sigortalılığı iptal edilerek 1/10/2008 tarihi itibariyle 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı başlatılmıştır. Ancak sigortalı (B)’nin 1/4/2018 tarihinde 4/a kapsamında başlayan zorunlu sigortalılığının 15/8/2018 tarihinde sona erdiği anlaşıldığından 1/9/2018 tarihi itibariyle 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı başlatılacaktır.

ÖRNEK 3-     1/11/2007 tarihinden itibaren 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı devam eden sigortalı (C)’nin, 24/8/2008 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetinden dolayı 1/10/2008 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılmıştır. Sigortalı (C)’nin 20/4/2018 tarihli talebine istinaden 4/b kapsamında sigortalılığı iptal edilerek 1/10/2008 tarihi itibariyle 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı başlatılmıştır. Ancak sigortalı (C)’nin 3/6/2018 tarihinde 4/a kapsamında başlayan zorunlu sigortalılığının bu Genelgenin yürürlük tarihinden sonrasona erdiği anlaşıldığından, vergi kaydının devam etmesinden dolayı 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı başlatılmayacak ve 4/b kapsamında sigortalılığı devam ettirilecektir.

ÖRNEK 4-     Şirket ortağı olup Kurumca 4/b kapsamında tescili yapılanların, ortağı olduğu şirketten daha sonra 4/a kapsamında kapsamında bildirilmesi 1479 sayılı Kanunun mülga 24’üncü maddesi kapsamında şirket ortağı olması nedeniyle 4/b kapsamında sigortalı olan şirket ortağının, daha sonraki bir tarihte ortağı olduğu şirketten 4/a kapsamında sigortalı bildirilmesi halinde, önce başlayan sigortalılık sona ermediği sürece diğer sigortalılık devreye girmeyeceğinden, 4/a kapsamındaki sigortalılık iptal edilecek 4/b kapsamındaki sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

ÖRNEK 5-     Limited şirket ortağı (A), 1/6/1997 tarihinden itibaren 4/b kapsamında sigortalı iken 15/8/2007 tarihinden itibaren ortağı olduğu şirketten 4/a kapsamında bildirilmeye başlanmıştır. Sigortalı (A)’nın 4/b kapsamında sigortalılığının daha önce başlaması nedeniyle, 15/8/2007 tarihinde başlatılan 4/a sigortalılığı geçerli sayılmayacağından 4/b kapsamında sigortalılığı devam ettirilecektir.

ÖRNEK 6-     17/8/1999 tarihinden itibaren (E) limited şirket ortağı olan ancak, 4/b kapsamında tescil edilmeyen sigortalı (B), 1/2/2000 tarihinden itibaren ortağı olduğu (E) limited şirketinden 4/a kapsamında sigortalı bildirilmeye başlanmış ve şirket ortaklığı halen devam etmektedir. Sigortalı (B)’nin 4/a kapsamında 1/2/2000 tarihinde başlatılan tescil kaydı beyan kabul edilip, 4/b kapsamında şirket ortağı olduğu 17/8/1999 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılacak ve (E) limited şirketinden bildirilen 4/a kapsamındaki hizmet süreleri 4/b kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir.

ÖRNEK 7-     7/9/2001 tarihinden itibaren (Y) limited şirket ortağı olan ancak, 4/b kapsamında tescil edilmeyen sigortalı (C), 1/1/2002 tarihinden itibaren ortağı olduğu (Y) limited şirketinden 4/a kapsamında sigortalı bildirilmeye başlanmış ve bu kapsamda yapılan bildirimler şirket ortaklığının sona erdiği 12/3/2013 tarihine kadar devam etmiştir. Sigortalı (C)’nin 4/a kapsamında 1/1/2002 tarihinde başlatılan tescil kaydı, bildirim olarak kabul edilecek ve 4/b kapsamında (Y) limited şirketine ortak olduğu 7/9/2001 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılacak ve (Y) limited şirketinden 1/1/2002 tarihi itibariyle başlatılan 4/a kapsamındaki sigortalılık süreleri şirket ortaklığının sona erdiği 12/3/2013 tarihine kadar 4/b kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir.

ÖRNEK 8-     23/5/2003 tarihinde (A) anonim şirketi kurucu ortağı olan ve yine 23/5/2003 tarihinden itibaren kurucu ortağı olduğu (A) anonim şirketinden 4/a kapsamında sigortalı bildirimi yapılan sigortalı (D), şirket ortaklığından dolayı Kuruma herhangi bir bildirimde bulunmamıştır. (A) anonim şirketi ortaklığı halen devam eden sigortalı (D)’nin 4/b kapsamında şirket ortağı olduğu 23/5/2003 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılacak,1/10/2008 tarihinden yönetim kurulu üyeliği olmadığından 30/9/2008 tarihi itibariyle 4/b sigortalılığı sonlandırılarak 1/10/2008 tarihinden sonraki (A) anonim şirketindeki 4/a hizmetleri geçerli sayılacaktır.

ÖRNEK 9-     1/1/1997 tarihinden itibaren (Z) limited şirket ortağı olan ancak, 4/b kapsamında tescil edilmeyen sigortalı (S), 1/1/2002 tarihinden itibaren ortağı olduğu (Z) limited şirketinden 4/a kapsamında sigortalı bildirilmeye başlanmış ve bu kapsamda yapılan bildirimler şirket ortaklığının sona erdiği 27/7/2011 tarihine kadar devam etmiştir. Sigortalı (S)’nin 4/a kapsamında (Z) limited şirketinde 1/1/2002 tarihinde başlatılan tescil kaydı, bildirim olarak kabul edilecek ve 4/10/2000 tarihi itibariyle 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılacaktır. (Z) limited şirketinden 1/1/2002 tarihi itibariyle başlatılan 4/a kapsamındaki sigortalılık süreleri şirket ortaklığının sona erdiği 23/7/2011 tarihine kadar 4/b kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir.

ÖRNEK 10-   13/5/2005 tarihinden itibaren (A) anonim şirketi işyerinden 4/a kapsamında sigortalı iken 20/6/2007 tarihinde, çalıştığı (A) anonim şirketine ortak ve yönetim kurulu üyesi olan ve kesintisiz devam eden 4/a kapsamındaki sigortalılığı 31/5/2016 tarihinde sona eren sigortalı (B)’nin, 4/a kapsamında sigortalılığı geçerli sayılarak 1/6/2016 tarihinden itibaren 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılacaktır.

ÖRNEK 11-   19/5/2004 tarihinden itibaren 4/a kapsamında (F) anonim şirketi işyerinden sigortalı iken, 30/6/2004 tarihinde (Y) limited şirketine ortak olan sigortalının (F) anonim şirketi işyerinden 4/a sigortalılığı 26/7/2005 tarihinde sona ermiş ve ortağı olduğu (Y) limited şirketi işyerinden 27/7/2005 tarihinden itibaren 4/a kapsamında işe giriş bildirgesi vererek 7/11/2017 tarihine kadar aralıksız 4/a kapsamında hizmet bildirimi yapılmıştır. 3/1/2018 tarihinde de (Y) limited şirketindeki ortaklığından ayrılmıştır. Her ne kadar 4/a kapsamında bildirilen hizmetlerin arasında boşluk olmadığı düşünülse de; H kişisi hizmet akdiyle çalıştığı (F) anonim şirketine değil, (Y) limited şirketine ortak olduğu için; 27/7/2005-7/11/2017 tarihleri arasındaki 4/a kapsamında bildirilen hizmeti iptal edilecek, 27/7/2005-3/1/2018 tarihleri arası 4/b kapsamında tescili yapılarak, iptal edilen primler cari usullere göre aktarılacaktır.

ÖRNEK 12-   20/5/2005 tarihinden itibaren ortağı olmadığı (Y) limited şirketinin işyerinden 4/a kapsamında sigortalı iken 30/7/2006 tarihinde (S) limited şirketine ortak olan sigortalı (K)’nın (Y) limited şirketi işyerinden 4/a sigortalılığı 1/2/2009 tarihinde sona ermiş ve 2/2/2009 tarihinden itibaren ortağı olduğu (S) şirketi işyerinden 4/a kapsamında bildirilmeye başlanmıştır. Hem hizmet akdiyle çalıştığı (Y) limited şirketine ortak olmadığı, hem de 2008 Ekim ayından itibaren ortağı olduğu şirketten 4/a kapsamında bildirilmesi mümkün olmadığı için; sigortalı (K)’nın 1/2/2009 tarihine kadar bildirilen 4/asigortalılığı geçerli sayılacak, 2/2/2009 tarihinden itibaren 4/b kapsamında sigortalılığı başlatılacaktır.

ÖRNEK 13-   (G) limited şirketinin İstanbul’daki işyerinde 20/9/1995 tarihinden beri 4/a kapsamında çalışmakta olan sigortalı (M) 7/2/2001 tarihinde (G)limitedşirketine ortak olmuştur.Sigortalı (M)’nin (X) limited şirketinin İstanbul işyerinden 29/3/2018 tarihinde işten ayrılışı, 30/3/2018 tarihinde de (G) şirketinin Ankara’da faaliyet gösteren işyerinden ise işe giriş bildirgesi verildiği tespit edilmiştir. Öncelikle sigortalı (M) çalıştığı işyerine ortak olduğu için; 4/a kapsamında 30/3/2018 tarihine kadar bildirilen hizmetleri geçerli sayılacaktır. Sigortalı (M) nin (G) limited şirketi ile olan hizmet akdi sonlanmadan, aynı şirketin farklı bir işyerinde, her ne kadar 1/10/2008 tarihinden sonra olsa da; geçiş işlemleri arasında tarih olarak bir boşluk olmadığı ve iki işyerinin de aynı vergi numarasına sahip olması nedenleri ile 29/3/2018 tarihinden sonra (G) limited işyerinin Ankara’da faaliyet gösteren işyerinden bildirilen 4/a kapsamındaki hizmetleri de geçerli sayılacaktır.

ÖRNEK 14-   (Z) limited şirketi işyerinde 3/1/1995 tarihinden beri 4/a kapsamında çalışmakta olan sigortalı (K) 7/11/2003 tarihinde (Z) ve (Y)limited şirketlerineortak olmuştur.Sigortalı (K)’nın (Z) limited şirketi işyerinden 27/7/2011 tarihinde işten ayrılışı verilmiş, 28/7/2011 tarihinde (Y) limited şirketinden işe giriş bildirgesi düzenlenerek ortaklığının devam ettiği 29/5/2018 tarihine kadar 4/a kapsamında hizmet bildirilmiştir. Sigortalı (K)’nın (Z) limited işyerinden 27/7/2011 tarihine kadar bildirilen hizmetleri geçerli kabul edilecektir. Ancak, kişinin önceden gelen hizmet akdi (Z) limited şirketi ile olduğu için; ortağı olduğu (Y) limited şirketinden hizmet bildirilmesi mümkün olmadığından, 28/7/2011-29/5/2018 tarihleri arasında (Y) işyerinden bildirilen hizmetleri iptal edilecektir. Sigortalı (K)’nın 28/7/2011 tarihinden itibaren 4/b kapsamında tescili yapılarak, iptal edilen primler cari usullere göre aktarılacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-70 Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Meslekler İlan Edildi

21/9/2006 tarihli ve 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Düzenlemeler Hakkında Kanun 7 Ekim 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup 1. Maddesinde Kanun’un amacı ve kapsamı; ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması, çalışma usûl ve esaslarının belirlenmesi ile ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamak olarak belirlenmiştir.

Kanunun 2. Maddesinde, bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek ve Kanunda belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tâbi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip ve özel bütçeli, kısa adı MYK olan Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulduğu belirtilmiştir.

Kanun’un müteakip maddelerinde ise; Kurumun görev ve yetkileri tanımlanmış, Kurumun organlarının nelerden oluştuğu, organların ve hizmet birimlerinin görevleri belirlenmiştir.

Akabinde, Kurum tarafından görevlendirilen kurum ve kuruluşlarca hazırlanan meslek standartlarının ulusal meslek standardı olarak kabul edilebilmesi için gerekli incelemeyi yaparak Yönetim Kurulunun onayına sunmak üzere sektör komitelerinin kurulacağı; Sektör komitelerinin Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, meslekle ilgili diğer bakanlıklar, işçi ve işveren kuruluşları, meslek kuruluşları ve Kurumun birer temsilcisinden oluşacağı, ayrıca çalışmalara üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyelerinin de danışman olarak davet edilebileceği, sektör komitelerinin kurulması ve çalışmaları ile ilgili usûl ve esasların yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Kanun’un  Ulusal meslek standartlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulması başlıklı 21. Maddesinde;

– Meslek standartları, Kurum tarafından görevlendirilen kurum ve kuruluşlara hazırlatılır. Meslek standartları, meslekî yeterlilik düzeyleri ile ilgili uluslararası belgelere uygun olmak zorundadır. Bu standartlar sektör komitelerinde incelenir ve uygun bulunanlar Yönetim Kuruluna sunulmak üzere Başkanlığa verilir.

– Yönetim Kurulu tarafından onaylanan meslek standartları Resmî Gazetede yayımından sonra ulusal meslek standardı niteliğini kazanır.

– Yürürlükte olan meslek standartları en geç beş yılda bir yeniden değerlendirilir. Gerekli görülen meslek standartları, standart hazırlama usûlüne göre yenilenir. Değişikliklerin kabulü ve yayımlanması ikinci fıkrada belirtilen usûle tâbidir.

Hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan 23 Nisan 2015 tarih ve 29335 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile) 5544 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 1 – (1) Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, Kurumca standardı yayımlanan ve Bakanlıkça çıkarılacak tebliğlerde belirtilen mesleklerde, tebliğin yayım tarihinden itibaren on iki ay sonra bu Kanunda düzenlenen esaslara göre meslekî yeterlilik belgesine sahip olmayan kişiler çalıştırılamaz. 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre ustalık belgesi almış olanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı meslekî ve teknik eğitim okullarından ve üniversitelerin meslekî ve teknik eğitim veren okul ve bölümlerinden mezun olup, diplomalarında veya ustalık belgelerinde belirtilen bölüm, alan ve dallarda çalıştırılanlar için meslekî yeterlilik belgesi şartı aranmaz.

(2) Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görev alanlarını ilgilendiren mevzuatta bu maddede belirtilen hususlara ilişkin gerekli düzenlemeler bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde yapılır.

(3) Birinci fıkraya ilişkin denetimler iş müfettişlerince yapılır. Birinci fıkrada belirtilen hükümlere aykırı davranan işveren veya işveren vekillerine Çalışma ve İş Kurumu il müdürü tarafından her bir çalışan için beş yüz Türk lirası idari para cezası verilir. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.”

Bu defa yukarıda metni yer alan 21/9/2006 tarihli ve 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Düzenlemeler Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesine dayanılarak tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, çalışanlar için Meslekî Yeterlilik Kurumu Meslekî Yeterlilik Belgesi zorunluluğu getirilen meslekleri belirlemek ve yayımını sağlamak amacıyla (Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından) hazırlanan Meslekî Yeterlilik Kurumu Meslekî Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Mesleklere İlişkin Tebliğ (Sıra No: 2019/1) 3 Ekim 2019 tarih ve 30907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak bu tarihten geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

Tebliğin ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir;

“Belge zorunluluğu

MADDE 3 – (1) Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, Meslekî Yeterlilik Kurumu tarafından standardı yayımlanan ve ekteki listede belirtilen mesleklerde, Meslekî Yeterlilik Kurumu Meslekî Yeterlilik Belgesine sahip olmayan kişiler bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren on iki ay sonra çalıştırılamazlar.

(2) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre ustalık belgesi almış olanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı meslekî ve teknik eğitim okullarından ve üniversitelerin meslekî ve teknik eğitim veren okul ve bölümlerinden mezun olup, diplomalarında veya ustalık belgelerinde belirtilen bölüm, alan ve dallarda çalıştırılanlar için birinci fıkradaki belge şartı aranmaz.

Yaptırımlar

MADDE 4 – (1) 3 üncü maddeye ilişkin denetimler iş müfettişlerince yapılır. Bu Tebliğ hükümlerine aykırı davranan işveren veya işveren vekilleri hakkında 5544 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.”

Anlaşılacağı üzere, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından standardı yayımlanan ve (Tebliğ Eki listede yer alıp) aşağıdaki tabloda listede belirtilen mesleklerde, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren 12 ay sonra, “Meslekî Yeterlilik Kurumu Meslekî Yeterlilik Belgesi”ne sahip olmayan kişiler çalıştırılamayacaklardır.

Ancak, 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre ustalık belgesi almış olanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı meslekî ve teknik eğitim okullarından ve üniversitelerin meslekî ve teknik eğitim veren okul ve bölümlerinden mezun olup, diplomalarında veya ustalık belgelerinde belirtilen bölüm, alan ve dallarda çalıştırılanlar için belge şartı aranmayacaktır.

Tebliğ eli liste aşağıdaki gibi olup ekleriyle birlikte Tebliğ metni ekteki gibidir.

MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu Getirilen Meslekler Listesi
SIRA NO ULUSAL YETERLİLİK KODU ULUSAL YETERLİLİK ADI SEVİYESİ
1. IIUY0004-5 AĞIR VASITA TECRÜBE SÜRÜCÜSÜ Seviye 5
2. I2UY0071-3 ARMÜRLÜ DOKUMA KUMAŞ DESEN HAZIRLAMA ELEMANI Seviye 3
3. I2UY0072-4 ARMÜRLÜ DOKUMA KUMAŞ DESİNATÖRÜ Seviye 4
4. I2UY01I1-3 AY AKÇI(DERİ/KÜRK HAZIR GİYİM) Seviye 3
5. I2U YO 116-4 DERİ İŞLENTİ OPERATÖRÜ Seviye 4
6. 13UY0148-3 HADDECİ Seviye 3
7. 13UY0148-4 HADDECİ Seviye 4
8. IIUY0038-4 İPLİK OPERATÖRÜ Seviye 4
9. 15UY0218-2 İŞARETÇİ Seviye 2
10. I2UY0073-3 JAKARLI DOKUMA KUMAŞ DESEN HAZIRLAMA ELEMANI Seviye 3
11. I2UY0074-4 JAKARLI DOKUMA KUMAŞ DESİNATÖRÜ Seviye 4
12. I5UY0234-3 KARTONPİYER UYGULAYICISI Seviye 3
13. 12UY0113-4 KESİMCİ (DERİ/KÜRK HAZIR GİYİM) Seviye 4
14. I2UY0115-3 KESİMCİ (SARACİYE) Seviye 3
15. 12UY0088-3 LİMAN FORKLİFT OPERATÖRÜ Seviye 3
16. 12UY0064-3 LİMAN SAHA İSTİF MAKİNELERİ OPERATÖRÜ (CRS VE ECS) Seviye 3
17. 12U YO 112-4 MODEL MAKİNECİ (DERİ/KÜRK HAZIR GİYİM) Seviye 4
18. 12UY0077-5 OTOMASYON SİSTEMLERİ PROGRAMCISI Seviye 5
19. 14UY0193-4 OTOMOTİV KONTROL. TEST VE AYAR İŞÇİSİ Seviye 4
20. I3UY0120-4 TARİHİ ESER KORUMA VE RESTORASYON ELEMANI Seviye 4
21. 13UY0120-5 TARİHİ ESER KORUMA VE RESTORASYON ELEMANI Seviye 5
22. I4ÜY02Ö0-3 TAŞLAMA TEZGÂH İŞÇİSİ Seviye 3
23. 14UY0200-4 TAŞLAMA TEZGÂH İŞÇİSİ Seviye 4
24. 12UY0089-4 YÜKSEK GERİLİM KABLO AKSESUARLARI MONTAJCISI Seviye 4
25. 12UY0090-4 YÜKSEK GERİLİM TEÇHİZATI TEST ELEMANI Seviye 4
26. 12UY0090-5 YÜKSEK GERİLİM TEÇHİZATI TEST ELEMANI Seviye 5

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-69 Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı 1593) Yayımlandı

Bilindiği üzere 26 Kasım 2016 tarihinde yayımlanan 2016/9495 sayılı Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar ile Ülkemizin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçlarını karşılayacak, arz güvenliğini sağlayacak, dışa bağımlılığını azaltacak, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirecek, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların proje bazlı olarak desteklenmesi hedeflenmiştir.

Bu defa 02 Ekim 2019 Tarih ve 30906 sayılı Resmi Gazete’de “Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 1593)” ile bahsi geçen 2016/9495 sayılı Karar’da değişiklik yapılmış olup buna göre;

1)  1593 Kararın 1’inci maddesiyle, 2016/9495 sayılı Kararın “Diğer hükümler” başlıklı 12’nci maddesinin 4’üncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
Diğer Hükümler

MADDE 12

Diğer Hükümler

MADDE 12

(1)…

….

(4) Destek Kararı ile hibe desteğinden yararlandırılması öngörülen projeler için yatırımın başlangıç tarihini müteakip yatırımcıların, ilgili Kararda belirtilen süre ve limitlere uymak koşuluyla, Mayıs ve Kasım aylarında teşvik belgesi kapsamı sabit yatırım harcamalarını yeminli mali müşavir raporu ile Bakanlığa ibraz etmeleri halinde, söz konusu harcamalar Destek Kararı kapsamında değerlendirilerek tespit edilen hibe destek tutarı yatırımcıların hesabına aktarılır.

(1)…

….

(4) Hibe desteği, ilgili Destek Kararı ve bu Kararın uygulanmasına ilişkin Tebliğde belirlenen usul ve esaslara göre uygulanır.

 

Yapılan bu değişiklik sonrası, hibe desteği, ilgili Destek Kararı ve bu Kararın uygulanmasına ilişkin yayımlanacak Tebliğ ile belirlenecek usul ve esaslara göre uygulanacaktır.

 

2) 1593 Kararın 2’inci maddesiyle, 2016/9495 sayılı Karar’a aşağıdaki Ek Madde eklenmiştir.

 

EK MADDE 1- (1) Bu Karar kapsamında değerlendirilen asgari 5 Milyar TL sabit yatırım tutarında ve komple yeni yatırım niteliğindeki yatırım projelerine ilişkin olarak; 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununda tanımlanan yatırımcılar ile özel hukuka tabi yatırım proje sözleşmesi imzalamaya Bakan yetkilidir. Sözleşme kapsamında diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görev alanına giren iş ve işlemler, sorumlu kurum ve kuruluşlar tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde öncelikli olarak yerine getirilir. Söz konusu iş ve işlemlerin izlenmesi ve koordinasyonundan Bakanlık sorumludur.”

Karara eklenen ek madde ile, 5 milyar TL sabit yatırım tutarlı yabancı yatırımcılar için yatırım proje sözleşmesi imzalanmasında Bakan yetkilendirilmiş olup söz konusu iş ve işlemlerin izlenmesi ve koordinasyonundan da Bakanlık sorumlu tutulmuştur.

Buna göre, hibe desteğinden yararlandırılacak, asgari 5 milyar lira sabit yatırım tutarında ve komple yeni yatırım niteliğindeki yatırım projelerine ilişkin olarak, Doğrudan Yabancı Yatırımcılar Kanunu’nda tanımlanan yatırımcılar ile özel hukuka tabi yatırım proje sözleşmelerini Sanayi ve Teknoloji Bakanı imzalayabilecektir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-68 Bazı Avukatlık Hizmetlerinde KDV Oranı % 8 Olarak Yeniden Belirlendi

Bilindiği üzere, 2007/13033 sayılı Karar’a ekli;

–  I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1,

– II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8,

– Bu listelerde yer almayanlar için % 18

oranında KDV uygulanmaktadır.

02.10.2019 Tarih ve 30906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1594 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar”a ekli (II) sayılı listenin  “B) DİĞER MAL VE HİZMETLER”  bölümüne eklenen  32. Sıra ile, aşağıda sayılan bazı avukatlık hizmetlerinin teslimindeki KDV oranı, 2 Ekim 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere  % 18’den % 8’e indirilmiştir.

Bu şekilde KDV oranı indirilen avukatlık hizmetleri aşağıdaki gibidir;

-Aile mahkemeleri, tüketici mahkemeleri ve çocuk mahkemelerinin görev alanına giren davalar ve işleri ile ilgili avukatlık hizmetleri,

-Vesayet davaları ve işleri ile ilgili avukatlık hizmetleri,

Bu davalara bağlı kanun yolları; iş uyuşmazlıklarında dava şartı olarak arabuluculuk ile bunlara bağlı ilamlı icra takipleri kapsamında verilen avukatlık hizmetleri.

Buna göre, yukarıda yer alan avukatlık hizmetlerinde KDV oranı % 8 olarak uygulanacak,  yukarıda yer alanların dışında kalan avukatlık hizmetleri için ise KDV oranı eskiden olduğu gibi %18 olarak (genel oranda) uygulanacaktır.

Bazı avukatlık hizmetlerinin tesliminde yapılan bu düzenleme, başta Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler olmak üzere benzeri hizmet sunan diğer serbest meslek mensuplarında da haklı bir beklenti oluşturmuştur. Nitekim emek ve beyin gücüne dayalı olarak üretilen müşavirlik hizmetinin maliyeti oluşurken yeterince KDV yüklenilemediği için teslim bedeli üzerinden hesaplanan KDV kimi zaman olduğu gibi ödenecek vergiye dönüşmekte bu da emek yoğun sektörlerde aşırı vergi yükü oluşturmaktadır. O sebeple bu tür bir düzenlemenin sadece bir meslek grubuna ve sadece belirli hizmetlere değil benzeri hizmetleri sunan tüm serbest meslek erbaplarına getirilmesi daha adil olacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-67 2 Ekim 2019 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Gecikme Zammı Oranı Yeniden Aylık Yüzde 2 Oldu

Özellikle konomik kriz dönemlerinde finansman sıkıntısı çeken mükellefler  başta maliye olmak üzere kamu kurumlarına olan vergi vb yükümlülüklerini erteleme yoluna gitmekte bu suretle vadesinde ödemeyerek kamuya olan borçlarını alternatif finansman kaynağı olarak kulanmaktadırlar.

Kamuya olan borçların normal vadesinde ödenmeyerek alternatif finansman kaynağı olarak kullanılmasının  önüne geçilebilmek için bu borçların vadesinde ödenmemesi halinde uygulanmakta olan gecikme zammı oranı artırılarak piyasa faiz oranlarına eşitlenmekte ve mükellefler tarafından  kamuya olan borçların normal vadesinde ödenmeyerek ertelenmesinin avantajı ortadan kaldırılmaktadır.

Nitekim 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesi hükmüne göre, amme alacağının vadesinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı belirlenen oranda gecikme zammı uygulanmakta, ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı ise günlük olarak hesap edilmektedir.

01.12.2000 Tarihine kadar aylık % 6 olarak uygulanmakta olan bu oran, o tarihten itibaten peyder pey %1.40’a kadar düşürülmüş, 05.09.2018 tarihinden geçerli olmak üzere uzunca bir aradan sonra ilk defa artırılarak %2’ye yükseltilmiştir.

Akabinde 29.06.2019 tarihli ve 30816 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1266 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesinde yer alan ve aylık % 2 olarak uygulanmakta olan gecikme zammı oranı, 1 Temmuz 2019 tarihinden itibaren aylık % 2,5’e yükseltilmiştir.

Bu defa 02 Ekim 2019 tarih ve 30906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1592 sayılı Karar ile  gecikme zammı oranı, 2/10/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden %2’ye indirilmiştir.

Bunun yanı sıra sadece gecikme zammı oranı değil bu orana bağlı olarak yine 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112. Maddesinde düzenlenen gecikme faizi oranı ile 371. Maddesinde düzenlenen pişmanlık zammı oranı da 2 Ekim 2019 tarihinden geçerli olmak üzere aylık % 2 olmuştur.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-66 İhracat Bedellerinin Türkiye’ye Getirilme Zorunluluğuna İlişkin İhracat Genelgesi’nde Değişiklik Yapıldı

4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek, bu tarihten itibaren 6 ay süreyle geçerli olmak üzere, ihracat bedellerin %80’nin yurda getirilmesinin tekrar zorunlu hale getirilmiş akabinde bu süre 04.03.2020 tarihine kadar uzatılmıştı.

Tebliğde genel olarak bu zorunluluğa ilişkin usul ve esaslara yönelik düzenlemelere yer verilmiş, ilaveten;

– Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Tebliğin tatbikatını temin etmek amacıyla gerekli göreceği her türlü tedbiri almaya, haklı durumları değerlendirip sonuçlandırmaya, tereddütlü hususları gidermeye, Tebliğde öngörülen haller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya, döviz getirme sürelerini uzatmaya, döviz getirme zorunluluğunu kısmen veya tamamen kaldırmaya, bu Tebliğde öngörülen miktarlar ile süreleri belirlemeye ve değiştirmeye yetkili olduğu,

– Tebliğin uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenecek usul ve esasların ise Merkez Bankasınca ilan edileceğinin,

Hüküm altına alınmıştı.

Bu yetki uyarınca Bakanlığın görüşü doğrultusunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca hazırlanan “İhracat Genelgesi” Bankanın internet sitesinde yayımlanmıştı (2018/31 Sayılı Bülten).

Bu defa T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 23.09.2019 tarih ve 370300 sayılı yazısı ile İhracat Genelgesi’nin “İhracat bedelinin diğer yöntemlerle tahsili” başlıklı 13’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasının sonuna Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan ihracata ilişkin bedellerin, ithalatçıya ait ve Türkiye’deki bankaların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki şubelerinden alınan kredi kartları ile tahsil edilmesi mümkündür” eklenmiş olup bahsi geçen fıkra aşağıdaki halini almıştır.

“(4) İhracat bedelinin kredi kartıyla tahsil edildiği işlemlerde, kredi kartının yurt dışından verilmiş olduğunun tespiti şarttır. Bu işlemlerde, fiş (slip) bedelinin ihracatçıya ödendiği tarih itibarıyla talebe göre her bir fiş için ayrı ayrı ya da fiş bedellerinin tamamı için tek bir DAB düzenlenebilir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan ihracata ilişkin bedellerin, ithalatçıya ait ve Türkiye’deki bankaların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki şubelerinden alınan kredi kartları ile tahsil edilmesi mümkündür.”

Yapılan bu değişiklik ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan ihracat bedellerinin, ithalatçıya ait olup Türkiye’deki bankaların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki şubelerince verilen kredi kartı ile tahsiline imkan tanınmıştır.

Genelgenin güncel hali ekteki gibidir.

Bülten 2019- 66 Eki İhracat Genelgesi


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Ücretlinin Yıl İçerisinde Birden Fazla İşverenden Ücret Geliri Elde Edilmesi Sorunu

Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. Maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tâbi olduğu belirtilmiş ve gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlanmış, Kanunun 2. Maddesinde ise gelir vergisine tabi kazanç unsurları arasında “ücretler” de sayılmıştır. Aynı Kanun’un 61. maddesinde ücretin tarifi yapılmış, 63. maddesinde gerçek ücretlerin hesaplanma yöntemine yer verilmiş, 86. maddesinde birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının gelir vergisi tarifesinde yer alan ikinci gelir dilimindeki tutarı aşması durumunda ücret gelirlerinin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

İlaveten Kanun’un 89. maddesinde gelir vergisi matrahının tespitinde, beyannamede bildirilecek gelirlerden yapılacak indirimler sıralanmış, 94. maddesinde vergi tevkifatının hangi gelirler üzerinden yapılacağı, 103. maddesinde ise bu tevkifatın tarifesinin ne olacağı açıklanmış ve 108. maddesinde ise vergilendirme döneminin takvim yılı olduğu belirtilmiştir.

Buna göre birden fazla işverenden ücret almakla beraber, bir takvim yılı içerisinde birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamını 103. Maddenin ikinci diliminde yer alan tutarı (örneğin 2017 yılı için 30.000 TL, 2018 yılı için 34.000 TL, 2019 yılı için 40.000 TL’yi) geçerse şayet o yılda elde edilen ücretlerin tamamının gerçek usulde vergilendirilmek üzere yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmesi gerekmektedir.

İşverenlerin sorumluluğu sadece 94. Madde kapsamında yaptıkları tevkifatla sınırlı olup, böyle durumlardaki beyan zorunluluğu ücret gelirini elde eden gerçek kişilere; işgörenlere aittir.

Bu şekilde aynı takvim yılı içerisinde birden fazla işverenden elde ettikleri ücret gelirlerinden birinciden sonraki işverenlerden elde edilen ücretler toplamı gelir vergisi kanunun 103 maddesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmesi durumunda, işgörenlerce beyanname verilmesi gerekecektir. Beyanname, vergi dairesine kağıt ortamında verilebileceği gibi hazır beyan sistemi kullanılarak internet üzerinden, yahut 3568 sayılı Yasa kapsamında yetki almış mali müşavirlerce e-beyan şeklinde verilebilir.

Elde edilen ücretler toplamından vergi matrahına ulaşırken, kanunda yer alan tutarlarla sınırlı olmak üzere; şahıs sigorta primleri (%15, eğitim ve sağlık harcamaları(%10), bağış ve yardımlar (%5 – %10), Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan bağışlar, Türkiye Kızılay Derneği ile Türkiye Yeşilay Cemiyetine yapılan nakdi bağış ve yardımlar indirim olarak dikkate alınacaktır.

Özetle, birden fazla işverenden elde edilen ücretlerin toplamından çeşitli indirim ve giderlerin düşülmesiyle vergiye tabi gelir bulunacak ve bu tutar üzerinden gelir vergisi hesaplanacaktır. Bu şekilde hesaplanan gelir vergisinden işverenler tarafından daha önce yapılan kesintiler mahsup edikten sonra varsa hesaplanan gelir vergisinden yüksek olmamak şartıyla yurt dışından ödenen vergiler mahsup edilecektir.

İlgili dönemde elde ettiği ücret gelirlerinden gider ve indirimler düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisi, kesinti yoluyla ödenen vergilerin toplamından fazla olması durumunda aradaki fark kadar “Ödenecek Gelir Vergisi” doğacaktır. Kesinti yoluyla ödenen vergilerin daha fazla olması durumunda ise aradaki fark vergi dairesince mükellefe/işgörene iade edilecektir.

Daha önce de değinildiği üzere, yıl içerisinde birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirleri nedeniyle beyanname verilmesi gerektirir şartların oluşması durumunda beyan zorunluğu işgörene ait olup işverenin (kendi ödediği ücretten yapması gereken tevkifat haricinde) herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Diğer taraftan özellikle grup içi şirketler arası personel transferleri esnasında, çalışanlarının ileride cezalı tarhiyatla karşılaşıp mağdur olmamaları adına, takvim yılı başından itibarenki kümülatif vergi matrahı üzerinden hesaplama yapılması ve ücretlinin şartların oluşması durumunda her hal ve takdirde yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olduğu hususunda bilgilendirilmesi önem arzermektedir. (Maliyenin görüşü, her bir işverenin kümülatif matrahı sıfır olaral kabul etmesi yönünde olmakla bilirkte, grupiçi transferlerde kümülatif matrah üzerinden işlem yapılması ve personelin bu şekilde bilgilendirilmesi önerilir.)

Nitekim özellikle son dönemlerde muhtasar ve prim hizmet beyanlarının birleştirilmesi çalışmaları kapsamında ortaya çıkmış olsa gerek, bir takvim yılı içerisinde birden fazla işveren tarafından ücret ödemesi yapılan kişiler tespit edilebilmekte ve izaha davet edilmektedirler.

Bir diğer husus, işveren ile işgörenin net ücret üzerinden anlaşmaya varmış olması durumunda da beyan zorunluluğu ücret gelirini elde eden gerçek kişiye, işgörene ait olup böyle durumlarda vergi farkı adı altında yapılacak ödemelerin de ücret geliri olarak değerlendirilip tekrar tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.

Saygılarımızla.

KARDEM YMM


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”