Bülten: 2020-39 7194 Sayılı Kanun’la Yapılan Düzenlemelerin Uygulanmasına İlişkin 311 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere 7 Aralık 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile;

– Binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmiş,

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesini yeniden düzenlenerek, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasını sağlanmak üzere, 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınması sağlanmış,

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesini yeniden düzenlenerek gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (2019 için500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesini zorunlu hale getirilmiş,

– 193 Sayılı GVK’nun 23. Maddesinde yapılan değişiklikle, hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan belirli bir tutardaki taşıma bedeli gelir vergisinden istisna edilmiş,

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 121’inci maddesinde yapılan değişiklikle vergiye uyumlu mükellef uygulamasından faydalanma şartlarında mükellefler lehine olumlu düzenlemeler yapılmış,

– Telif kazançlarına ilişkin istisna düzenlemesine kısıtlama getirilmiş,

– 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödeyenler tarafından yapılan ödeme üzerinden tevkifat yapılma zorunluluğu getirilmiş

– Spor hakemlerine ödenen ücretlere yönelik mevcut gelir vergisi istisnası daraltılmış,

– Sporcuların ücretleri üzerinden kesilerek vergi dairesine ödenen gelir vergisinin spor kulüplerine iadesine yönelik uygulama yürürlükten kaldırılmış ancak, vergi iadesine yönelik işleyiş farklılaştırılmış,

– Sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatında yeni sisteme geçilmiştir.

Bu defa 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 7194 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ve 193 sayılı Kanunla ilgili diğer bazı hususların açıklanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlenmiştir.

Tebliğde yer alan düzenlemelerden öne çıkan hususlar aşağıda özetlenmiştir.

1) Binek Otomobillere Getirilen Gider ve Amortisman Kısıtlaması

Bu hususa Tebliği’n Beşinci Bölümünde Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi başlığı altında detaylı şekilde yer verilmiştir.

Binek otomobilden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin olarak;

– Öncelikle Tebliğ’in 12. Maddesinde binek otomobilden ne anlaşılması gerektiği açık şekilde tanımlanmıştır. Böylelikle, mükelleflerin panelvan tazı araçlarda yaşadığı kafa karışıklığı giderilmiş ve hiçbir yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek şekilde tüm özellikleri tek tek sıralanmak suretiyle vergi uygulamaları bakımından hangi araçların binek taşıt olduğu hangilerinin ise binek taşıt olarak kabul edilmeyeceği hususu net şekilde ortaya konulmuştur.  Bundan böyle vergi uygulamaları bakımından bir taşıtın binek araç olarak kabul edilmeyeceğini anlamak için taşıtın sadece Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.03 pozisyonunda yer alması yeterli olmayacak, ayrıca Tebliğin 12. Maddesinde yer alan özellikleri taşıyıp taşımadığını da bakılması gerekecektir.

Kira bedellerinin ilgili yıl için belirlenen azami tutarı aşması halinde, aşan kısma ait KDV’nin durumuna ilişkin olarak; 

– Bilindiği üzere kiralanan taşıtların kira bedellerinin gider olarak dikkate alınabilecek kısmı, aylık kira bedelinin KDV hariç (2020 yılı için) 5.500 Türk lirasına kadarlık kısmıdır. 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince binek otomobillerin kira bedellerinin ilgili yıl için belirlenen azami tutarı aşması halinde, aşan kısma ait KDV gelir ve kurumlar vergisi yönünden kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmayacaktır.

– Diğer taraftan banka ve sigorta şirketleri gibi faaliyetleri KDV’den istisna olan işletmelerde ise indirim konusu yapılamayan KDV dahil 5.500 TL’lik tutar, safi kazancın tespitinde direk gider olarak dikkate alınabilecektir.

– Finansal kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin yapılan ödemeler için aylık kiralama ise gideri kısıtlaması söz konusu olmayacaktır. Finansal kiralama yoluyla edinilen binek otomobiller için yapılan ödemeler anapara ve faiz ödemesi olarak ayrıştırılarak, faiz gideri ilk yıl Haklar hesabında izlenen binek otomobilin maliyetine dâhil edilecek, sonraki yıllarda ise tercihen gider veya maliyet olarak dikkate alınacaktır.

Yukarıda yer alan hususlara yönelik Tebliğ’in 13. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

Binek otomobillerin tamir, bakım, yakıt ve benzeri cari giderlerine ilişkin olarak;

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i, gelir ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir. Bu kapsamdaki giderler genel olarak taşıtların tamir, bakım, yakıt, sigorta ve benzeri cari giderleridir. Örneğin otopark, köprü/otoyol geçiş ücretleri ve binek otomobilin iktisabına ilişkin ödenen faiz giderleri (2020 hesap dönemine isabet eden) bu kapsamda sayılmış olup yapılan giderlerin işletmeye veya envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Bu konuya yönelik olarak Tebliğ’in 14. Maddesinde değişik varyasyonlara göre yeterli örnekler mevcuttur.

Binek otomobillerin günlük kiralanması durumunda gider kısıtlamasının ne şekilde olacağına ilişkin olarak; 

Binek otomobillerin günlük kiralanması durumunda gider kısıtlaması, günlük kiralama bedelinin hesaplanması suretiyle uygulanacaktır. Kiralamanın yapıldığı tarihte gider olarak dikkate alınabilecek aylık azami kiralama giderinin o ayın gün sayısına bölünmesiyle elde edilecek tutar dikkate alınacaktır. Tebliğ’in 13. Maddesindeki 2 Nolu örnek buna ilişkindir.

140.000 TL’lik Kanuni amortisman ayırma  sınırının üzerinde olan tutarlardan ayrıldığı için  KKEG olarak dikkate alınan amortismanın, araç satışı sırasında “Diğer İndirim” olarak kullanılabilmesi hususuna ilişkin olarak;

Binek otomobiller için amortismana esas bedelden daha fazla tutar üzerinden amortisman ayırması durumunda, genel hükümlere göre ayrılan amortisman tutar ile amortismana esas bedel üzerinden ayrılan amortisman tutarı arasındaki fark, kanunen kabul edilmeyen gider sayılarak o yıla ilişkin gelir veya kurumlar vergisi kazancına ilave edilecektir. Söz konusu binek otomobillerinin satışı halinde ise ilgili yıllarda amortisman ayırma aşamasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak kazanca ilave olunan tutarların toplamı vergiye tabi olmayan gelir olarak dikkate alınacak ve bu tutar, gelir veya kurumlar beyannamesinde “Diğer İndirimler” satırında gösterilmek suretiyle kazanç üzerinden indirim konusu yapılabilecektir. Tebliğ’in 14. Maddesindeki 14. Örnek buna ilişkindir.

07.12.2019 tarihinden önce satın alınmış olan binek otomobillerde amortisman uygulamasına ilişkin olarak;

7/12/2019 tarihinden önce iktisap edilmiş binek otomobillerde amortisman, değişiklik öncesi hükümlere göre gider yazılabilecektir. Tebliğ’in 14. Maddesinde konuya ilişkin 15. Nolu Örnek mevcuttur.

Kanunun yürürlüğe girdiği 07.12.2019 tarihi ile 31.12.2019 tarihleri arasında satın alınan binek

otomobillerde amortisman uygulamasına ilişkin olarak;  

Amortismanlara ilişkin gider kısıtlaması 7194 sayılı Kanunun yayımlandığı 7/12/2019 tarihinden sonra iktisap edilen binek otomobillere uygulanacak olup, bu tarih ile 2019 yılı sonuna kadar iktisap edilenler için müteakip vergilendirme dönemlerinde gider olarak dikkate alınabilecek amortismana esas bedel; ÖTV ve KDV hariç ilk iktisap bedeli 135.000 Türk lirası, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde amortismana tâbi tutarı 250.000 Türk lirasıdır. Ancak, bu tarih aralığında iktisap edilen binek otomobiller için 2019 yılında amortisman gideri kısıtlaması söz konusu olmayacak, bu otomobiller için ayrılan amortismanlar Kanunun yayımı tarihinden önceki hükümlere göre gider olarak indirim konusu yapılabilecektir. 2020 yılı başta olmak üzere müteakip yıllarda ise söz konusu binek otomobiller amortisman gider kısıtlamasına tabi olacak, amortismana esas bedelin tespitinde 2019 yılı için belirlenen tutar dikkate alınacaktır

2) İşverenlerce Hizmet Erbabının İşyerine Gidip Gelmesi İçin Sağlanan Menfaatlere İlişkin İstisna  

01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilen ücret gelirlerine uygulanmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendi uyarınca, işverenler tarafından hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerine yönelik taşıma hizmeti verilmediği durumlarda, hizmet erbabına verilen toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları için yapılan ödemeler nedeniyle sağlanan menfaatler istisna kapsamına alınmış olup 2020 yılı için bu tutar KDV hariç günlük 12 TL olarak belirlenmiştir.

Hizmet erbabının toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının temini suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisnadan faydalanılabilmesi için;

– İşveren tarafından, hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla ulaşım vasıtası temini veya hizmet satın alınması suretiyle taşıma hizmeti verilmiyor olması,

– Taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının, münhasıran hizmet erbabının işyerine gidip gelmesi için kullanacağı toplu taşıma araçlarında geçerli olması (Ulaşım bedeli için yüklenen tutarın sadece ulaşımda kullanılabilecek şekilde sınırlandırıldığı başka amaçlarla da kullanılabilen ödeme araçlarının kullanımı bu şartın ihlali sayılmaz),

– Yapılan ödemenin fiilen çalışılan günlerle sınırlı olması,

– Ulaşım bedelinin günlük belirlenen tutarı (2020 yılı için 12 TL’yi) aşmaması,

– Toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının teminine ilişkin harcamaların belgelendirilmesi,

gerekmektedir.

İşverenler tarafından, hizmet erbabına; ulaşım bedelinin nakit olarak verilmesi, ulaşım bedeli karşılığının, hediye kartı ve benzeri ulaşım harcaması dışında diğer alışverişlerde de kullanılabilecek ödeme araçları şeklinde verilmesi, araç tahsis edilmesi, çalışılmayan günler için de ulaşım bedeli ödenmesi, işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla taşıma hizmeti verilmesinin yanında ilave olarak toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları verilmesi durumlarında ise istisnadan faydalanılamayacak olup, yapılan bu ödemeler ve sağlanan menfaatler net ücret kabul edilerek brüte iblağ edilmek suretiyle gelir vergisine tabi tutulacaktır.

İşverence hizmet erbabının ikamet ettiği mahallerin tümüne taşıma hizmeti sağlanmadığı veya taşıma hizmetinin belirli merkez mahallere yapıldığı ve hizmet erbabının ikametgahından bu mahallere ve bu mahallerden ikametgahına ulaşım için de yol masrafı yaptığı durumlarda, işverence verilen toplu taşıma hizmetinden faydalanmayan veya bu hizmete ulaşım için toplu taşıma araçlarını kullanmak zorunda olan hizmet erbabına verilen toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları verilmesi durumunda da istisnadan faydalanılacaktır.

İşverenlerce hizmet erbabı için yapılan ulaşım bedeli ödemelerinin birden fazla ayı kapsayacak şekilde toplu olarak yapılması durumunda, hizmet erbabının çalıştığı günler dikkate alınarak her bir aya isabet eden tutar ayrı ayrı istisna kapsamında değerlendirilecektir. 

Hizmet erbabının izin, rapor ve benzeri nedenlerle çalışmadığı günlere ilişkin ilgili ayda peşin olarak yapılan ve istisnaya konu edilmiş olan taşıma gideri ödemeleri için işverenlerce ilgili ayda düzeltme yapılabileceği gibi, ertesi ay için yapılan taşıma gideri ödemelerinden de mahsup edilmesi mümkün bulunmaktadır. Konuya ilişkin Tebliğ’in 8. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

İşverenlerce hizmet erbabına, işyerine gidip gelmesi için toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları vermek suretiyle sağlanan menfaatlerin vergiden istisna edilecek kısmının da ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

İşverenlerin hizmet erbabına toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları vermek suretiyle sağladığı menfaatler için bir günlük (2020 yılı için 12 TL) ulaşım bedeline katma değer vergisi dahil değildir. Ulaşım bedelinin istisnaya isabet eden tutarına ait yüklenilen katma değer vergisi işverenlerce indirim konusu yapılabilecektir. İşverenler tarafından istisna tutarından daha fazla ödeme yapılması halinde, istisna tutarını aşan kısım (istisna tutarına aşan kısma isabet edilmek suretiyle gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır. Ancak istisna tutarını aşan kısma isabet eden ve ücret olarak kabul edilen KDV indirim konusu yapılamayacaktır. Konuya ilişkin Tebliğ’in 8. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

3) Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesi

Konu Tebliğ’in Yedinci Bölümünde açıklanmıştır olup yeni düzenlemeye göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 86’ncı maddesi uyarınca, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (2020 yılı için 600 Bin TL) üzerinde ücret geliri elde edenlerin de beyanname vermeleri gerekmektedir. Buna göre;

– Tek işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, ücret gelirleri toplamı 103’üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşması,

Birden fazla işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, birinci işverenden aldıkları ücret gelirleri de dâhil olmak üzere ücretleri toplamının gelir vergisi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşması,

Birden fazla işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, birden sonraki işverenden alınan ücretleri toplamının gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 49.000 TL) aşması,

halinde, ücret gelirleri yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

– Ücret gelirlerinin beyan edilip edilmeyeceği kendi içinde değerlendirilecek olup, diğer gelirlerin bulunması halinde bu gelirler hesaplamaya dahil edilmeyecektir. Yine, diğer gelirlerin beyan edilip edilmeyeceğinin tespitinde de ücret gelirleri hesaplamaya dahil edilmeyecektir.

– Yıllık beyanname verilmesi durumunda, eğitim ve sağlık harcamaları ile bağış ve yardımlar gibi bazı harcamaların beyan edilen gelirden indirilmesi mümkündür.

– Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden yıl içinde tevkif suretiyle ödenen vergiler mahsup edilebilecektir.

– Tevkifata tabi tutulmamış ücret gelirleri (193 sayılı Kanunun 64’üncü maddesinde yer alan diğer ücretler hariç), tutarı ne olursa olsun yıllık beyannameyle beyan edilecektir.

Konuya ilişkin Tebliğ’in 19. maddesinde örnekler mevcuttur.

Özel sektörde birden fazla işverenin yanında çalışanların durumuna ilişkin olarak;

Aşağıdaki hallerde, hizmet erbabının ücretlerinin birden fazla işverenden elde edildiği kabul edilir:

– Bir özel sektör işvereninin yanında çalışan hizmet erbabının, yıl içerisinde bu işverenden elde ettiği ücretinin yanı sıra, başka bir özel sektör işvereninden ya da kamu kurum veya kuruluşundan da elde ettiği ücret gelirleri,

– Aynı takvim yılı içinde bir özel sektör işvereninin yanında çalışmakta iken, işten ayrılarak başka bir özel sektör işvereninin yanında ya da kamu kurum veya kuruluşunda çalışmaya başlanılması nedeniyle elde ettiği ücret gelirleri,

– Aynı takvim yılı içinde, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin yanında çalışan hizmet erbabının, söz konusu mükelleflerin ortağı oldukları iş ortaklığı veya adi ortaklıklar bünyesinde çalışmaya başlamaları halinde elde ettikleri ücret gelirleri.

Hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret geliri elde etmesi durumunda her bir işverenden elde edilen ücret ayrı ayrı vergilendirilecek olup ücret matrahları birbiri ile ilişkilendirilmeyecektir. Hizmet erbabının işveren değişikliği yapması durumunda, yeni işverenden alınacak ücret, eski işverenden aldığı ücret matrahı ile ilişkilendirilmeden sıfır matrah esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir.

Aynı takvim yılı içinde tek işverenden elde edildiği kabul edilen ücretler, kümülatif matrah esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir.

Yıl içerisinde işveren değiştiren hizmet erbabı, ücret gelirine ilişkin gelir vergisi matrahını yeni işverenine bildirmek suretiyle ücretinin gelir vergisi tarifesine göre kümülatif olarak vergilendirilmesini talep edebilir. Bu durumda yeni işveren kümülatif matrahı dikkate alarak tevkifat yapar. Yıl içinde birden fazla işverenden elde ettiği ücret gelirleri kümülatif matrah dikkate alınarak vergilenen hizmet erbabının bu gelirlerini yıllık beyannameyle beyan etme yükümlülüğü bulunması durumunda, yıllık beyannamede bildirilen matrah üzerinden hesaplanan gelir vergisinden kümülatif matrah dikkate alınmak suretiyle tevkif suretiyle ödenen vergiler mahsup edilebilecektir.

Aşağıdaki hallerde, hizmet erbabının ücretlerinin tek işverenden elde edildiği kabul edilir:

– İki ayrı özel sektör firmasının birleşmesi (devir, nev’i değişikliği ve bölünme halleri dahil),

– 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulan yerlerde çalışan hizmet erbabının, yıl içinde alt işvereninin değişmesi,

– Ortaklık halinde faaliyette bulunan işyerlerinde, ortaklardan herhangi birinin değişmesi.

İstisna kapsamında ücret geliri elde edenlerin durumuna ilişkin olarak;

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 86’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı için yıllık beyanname verilmemekte ve diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmemektedir.

Türk Uluslararası Gemi Sicilinde kayıtlı gemilerde ve yatlarda çalışan personele ödenen ücretler ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun Geçici 2’nci maddesine göre Ar-Ge, tasarım ve destek personeline ödenen ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Anılan Kanunlar kapsamında çalışan ve şartları taşıyan hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılmamaktadır. Dolayısıyla, istisna kapsamındaki bu ücretlerin beyan edilmesi ve beyanname verilip verilmeyeceğinin tespitinde dikkate alınması söz konusu değildir.

Serbest bölgede çalışanların ücretlerinden ve Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin ücretlerinden kesilen gelir vergisi, verilen muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilerek işverene kalmaktadır. Anılan Kanunlar kapsamında çalışan ve şartları taşıyan hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması nedeniyle, bu ücretlerin de Gelir Vergisi Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beyanname verilip verilmeyeceğinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilenler dışında, diğer Kanunlarda ve Gelir Vergisi Kanunda, ücret gelirlerine ilişkin yer alan gelir vergisi istisnaları ile tahakkuktan terkin düzenlemelerinde de bu madde hükümleri geçerli olacaktır. Konuya ilişkin Tebliğ’in 22. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

4) İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu Uyarınca Karşı Tarafa Yükletilen Vekalet Ücretinin Vergilendirilmesi ve Gelir Vergisi Tevkifat Uygulaması

 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesi gereğince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Buna göre, karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin;

– Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,

– Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,

– Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması esnasında,

gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekalet ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Vekalet ücretini ödemekle yükümlü olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekalet ücreti ödemelerinden ise tevkifat yapılmayacak, ancak işverenin vekalet ücretini avukata ödemesi esnasında ise işverence ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.

Mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilecek ve iç yüzde yöntemiyle KDV hesaplanarak, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilecektir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatı KDV hariç tutar üzerinden yapılacaktır.

İcra işleminin durdurulması için, ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun ilamın icrasını durdurabilmek için takip edilen vekalet ücreti dahil borç tutarı için teminat verildiği ve istinaf veya temyiz başvurusunun reddedilmesi üzerine teminata konu paranın alacaklının avukatına ödendiği durumlarda, vekalet ücretine ilişkin nakden veya hesaben ödemenin ne zaman gerçekleşeceği bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Anı şekilde, icra işlemleri sonucu borçluya haciz uygulanması ve hacze konu mallarının satılması veya borcun, kefil ve benzeri üçüncü kişilerden tahsil edilmesi durumlarında da borçlunun gelir vergisi tevkifatı yapması söz konusu olmayacaktır. Bu durumlarda da serbest meslek erbabı olan avukat tarafından borçlu adına serbest meslek makbuzu düzenlenerek avukat tarafından elde edilen tevkifata konu olmayan vekalet ücreti, serbest meslek kazancına dahil edilerek ilgili geçici vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir.

Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, doğrudan avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir.

Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, icra ve iflas müdürlükleri aracılığıyla avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir. Bu durumda düzenlenen makbuzun bir nüshasının icra iflas müdürlüğüne verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan alacaklıya (davayı kazanan) ödenmesi halinde, alacaklı (davayı kazanan)  tarafından borçlu (davayı kaybeden) adına fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi gerekmektedir.

Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin serbest meslek erbabı olan avukata ödenmesi halinde, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun ödemeyi yapan alacaklı (davayı kazanan) adına düzenlenmesi gerekmektedir.

Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin ücretli çalışanı olan avukata ödenmesi halinde ise ödemenin ücret bordrosu düzenlenmek suretiyle yapılması gerekmektedir.

5) Dar Mükelleflerin (Kurumlar Dâhil) Türkiye’ye Getirdikleri Yabancı Paralarla İktisap Ettikleri Menkul Kıymetlerin ve İştirak Hisselerinin Elden Çıkarılmasında Vergilendirme

 

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 81’inci maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, dar mükelleflerin (kurumlar dahil), yabancı sermaye mevzuatına göre ilgili mercilerden izin almak suretiyle Türkiye’ye bizzat getirdikleri nakdî veya aynî sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetler ile iştirak hisselerini elden çıkarmalarından doğan değer artışı kazançlarının hesabında, kazancın kur farkından doğan kısmı gelir veya kurumlar vergisinden istisnadır.

 

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanun hükmüne istinaden, dar mükelleflerin (kurumlar dâhil) Türkiye’de iktisap edecekleri menkul kıymet veya iştirak hisselerinin karşılığında getirecekleri yabancı paralar için yabancı sermaye mevzuatına göre ilgili mercilerden izin alma şartı kaldırılmış olup, bu kapsamda mükelleflerin söz konusu mercileri bilgilendirmeleri yeterli olacaktır.

 

İstisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisabına ilişkin yabancı paraların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi veya Türkiye’deki bankalara transfer edilmesi şarttır. Söz konusu bedellerin Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisabından önce veya sonra getirilmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Ancak, Türkiye’ye getirilen yabancı paraların bu kapsamda Türkiye’ye getirilmiş olduğu hususunun mükelleflerce tevsik edilmesi gerekmektedir.

 

Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisap edenlerin farklı kişiler olması durumunda Türkiye’ye getirilecek yabancı paraların,  menkul kıymet veya iştirak hisselerini iktisap edecek olan dar mükelleflerce (kurumlar dâhil) kendi adlarına getirilmesi şart değildir. Yabancı paraları yurt dışından transfer edenler veya getirenler ile bu paralarla Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisap edenlerin farklı kişiler olmasının söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

 

Dar mükelleflerce (kurumlar dâhil), bedeli Türkiye’ye getirilmek suretiyle iktisap edilen Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin müteakip dönemlerde başka dar mükelleflerce satın alınması ve bu menkul kıymetleri veya iştirak hisselerini satın alan dar mükelleflerin iktisaba ilişkin ödenmesi gereken söz konusu bedelleri Türkiye’ye getirmemeleri durumunda, önceki iktisaba ilişkin Türkiye’ye getirilmiş yabancı para bedeli kadarlık kısım hariç olmak üzere Türkiye’ye getirilmeyen yabancı para bedeli kısmı için kur farkı istisnasından yararlanılamayacaktır.

 

Söz konusu istisnadan yararlanılabilmesi için dar mükelleflerin (kurumlar dâhil) Türkiye’de elde ettikleri kazançlarının, münhasıran bu menkul kıymet veya iştirak hisseleri dolayısıyla elde edilen menkul sermaye iratlarından ve bu kıymet veya hisselerin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançlarından ibaret olması şarttır. Bu mükelleflerin, Türkiye’de menkul kıymet alım satımıyla devamlı olarak uğraşmaları halinde, kur farkından doğan kazançlar da ticarî kazancın hesabında dikkate alınacaktır.

 

6) Amatör Spor Yarışmalarını Yöneten Hakemlere Ödenen Ücretlerde İstisna

 

7194 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi ile 193 sayılı Kanunun 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“ Teşvik gayesiyle verilen aşağıda yazılı ikramiye ve mükafatlar Gelir Vergisinden müstesnadır.

 

 

  1. Amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler (basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerinde görev alanlar hariç);”

 

Konuya ilişkin olarak Tebliğ’in Dördüncü Bölümünde, 9. Ve 10. Maddelerinde detaylı açıklamalara  yer verilmiş olup buna göre;

 

193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış ve ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Aynı maddede, bu Kanunun uygulanmasında spor hakemlerine yapılan ödemeler veya sağlanan para, ayın ve menfaatlerin de ücret sayıldığı hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının 7194 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi (4) numaralı bendinde, tüm spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler gelir vergisinden istisna edildiğinden, söz konusu ücretler gelir vergisine tabi tutulmamıştır.

 

7194 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 1/1/2020 tarihinden itibaren elde edilen ücret gelirlerine uygulanmak üzere 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan spor yarışmalarını yöneten hakemlerin aldıkları ücretlere ilişkin istisna hükmü yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme ile;

 

– Basketbol ve voleybol spor dallarının en üst ligleri hariç amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlerin bu görevleri dolayısıyla aldıkları ücretlere yönelik gelir vergisi istisnası aynen korunmuştur.

 

– Profesyonel spor yarışmalarını yöneten spor hakemleri ile basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerindeki yarışmaları yöneten spor hakemlerinin aldıkları ücretler istisna kapsamından çıkarılmıştır.

 

– Profesyonel spor yarışmalarını yöneten hakemler ile basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerindeki yarışmaları yöneten hakemlere bu faaliyetleri nedeniyle 1/1/2020 tarihinden itibaren yapılan ödemeler ücret hükümlerine göre vergilendirilecektir.,

 

– 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılanlar tarafından istisna kapsamına girmeyen spor hakemlerine yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

 

Profesyonel spor yarışmaları ile basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerindeki yarışmaları yöneten spor hakemlerince elde edilen ücret gelirleri toplamının, gelir vergisi tarifesinin dördüncü diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşması halinde bu ödemeler yıllık gelir vergisi beyannamesiyle de beyan edilecektir. Yine, bahse konu spor hakemlerinin birden fazla işverenden ücret geliri elde etmesi ve birden sonraki işverenden elde ettiği ücret gelirleri toplamının, gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 49.000 TL) aşması halinde, birinci işverenden alınan ücret geliri dahil tüm ücret gelirleri yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir. Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden tevkif suretiyle ödenen gelir vergisi mahsup edilebilecektir.

 

– Basketbol ve voleybol spor dallarının en üst ligleri hariç amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler istisna kapsamında olduğundan, bu ücret ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacak ve bu ücret gelirleri için yıllık beyanname verilmeyecektir. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de istisna kapsamındaki ücret gelirleri beyannameye dâhil edilmeyecektir.

 

7) Sporculara Yapılan Ücret ve Ücret Sayılan Ödemelerin Vergilendirilmesi

 

7194 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatı oranlarını ve vergilendirilmesini belirleyen geçici 72 nci maddesinin uygulama süresi, 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmıştır. Ayrıca, söz konusu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan % 15 oranı % 20 olarak belirlenmiştir.

 

Maddede yapılan değişiklik sonrası, lig usulüne tabi spor dallarında en üst liglerdeki sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan tevkifat oranı %20 olarak belirlenmiş, diğer sporculara yapılan ödemelere ilişkin tevkifat oranlarında bir değişikliğe gidilmemiştir. Buna göre 1/1/2020 tarihinden itibaren sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden;

 

  1. a) Lig usulüne tabi spor dallarında;

 

1) En üst ligdekiler için % 20,

2) En üst altı ligdekiler için % 10,

3) Diğer liglerdekiler için % 5,

 

  1. b) Lig usulüne tabi olmayan spor dallarındaki sporculara yapılan ödemeler ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden % 5,

 

oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. 193 sayılı Kanunun geçici 72 nci maddesi kapsamında yapılan tevkifatın yanı sıra ayrıca aynı Kanunun 94’üncü maddesi kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

01/11/2019 tarihinden sonra akdedilerek geçerlilik kazanan veya 1/11/2019 tarihinden önce imzalanmakla birlikte bu tarihten sonra (süre uzatımı veya ücreti etkileyen değişiklikler gibi nedenlerle) yenilenen sporcu sözleşmelerine istinaden 1/1/2020 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

01/11/2019 tarihinden önce akdedilerek geçerlilik kazanan ve yine bu tarihten sonra süre uzatımı veya ücreti etkileyen bir değişiklik yapılmayan sözleşmeler sona erinceye kadar bu sözleşmelere istinaden yapılan ücret ödemelerinden %15 oranında tevkifat yapılmaya devam edilecektir.

Gerek sporculara yapılan ücret ödemelerinde tevkifat uygulaması gerekse sporculara yapılan ücret ödemelerinin beyanı ve tevkif suretiyle kesilen gelir vergisinin mahsubuna ilişkin detayl açıklama ve örneklere Tebliğ’in Onuncu Bölümünde yer verilmiştir.

 Tebliğin tam metni ekteki gibidir.

Bülten 2020-39 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-38 GVK Geçici 67’inci Maddede Yer Alan Oranlarda Yapılan Değişiklikle Finansman Bonoları ve Varlık Kiralama Şirketleri Tarafından İhraç Edilen Kira Sertifikalarında Stopaj Oranı %15’e Çıkarıldı

Bilindiği üzere, 193 Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67’nci maddesinde menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesine ilişkin özel düzenlemeler yer almakta olup, burada yer alan yer alan bazı kazanç ve iratlardan üzerinden yapılacak tevkifat oranları 2006/10731 sayılı Karar ile belirlenmiştir.

Bu defa 24/05/2020 tarih ve 31136 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23/5/2020 tarihli ve 2569 sayılı Kararı 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın l’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (c) bentlerinde değişiklik yapılmıştır.

Yapılan değişiklikle SPK tarafından onaylanmış finansman bonolarından ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından sağlanan gelirler ile bunların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %15 oranında stopaj yapılması öngörülmüştür.

Bahsi değişiklikler karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda yer almakta olup, değişiklikler 24/05/2020 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Önceki Hali Sonraki Hali
Kararın 1/a/1 Maddesi ile Yapılan Değişiklikler
(1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere hisse senetleri (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için % 0, 1) (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; paylara ve pay endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere paylar (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları payları hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için %0, 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonolarından ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından sağlanan gelirler ile bunların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %15
Kararın 1/a/3 Madde il Yapılan Değişiklikler
(2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar [(c) bendinde sayılanlar hariç] tarafından elde edilen kazançlar (yurt dışında ihraç edilen tahviller ve kira sertifikalarından elde edilenler hariç) için %10, 3) (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar [(c) bendinde sayılanlar hariç] tarafından elde edilen kazançlar (yurt dışında ihraç edilen tahviller, kira sertifikalan ve (1) numaralı alt bent kapsamında 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonoları ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından elde edilenler hariç) için %10,”
Kararın 1/ç Maddesi ile Yapılan Değişiklikler
(11) numaralı fıkrada yer alan oran; hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere hisse senetleri (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için % 0, diğer kazançlar için % 10. ç) (11) numaralı fıkrada yer alan oran; paylara ve pay endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere paylar (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları payları hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için %0, 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonoları ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar için %15, diğer kazançlar için %10,

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-37 Bankacılık Sistemi Üzerinden Yapılan Altım Alım Satım İşlemlerinin BSMV’ye Tabi Olduğuna Karar Verildi

6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28. Maddesine göre Banka ve sigorta şirketlerinin (10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere,) her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Kanun’un “Mükellef” başlıklı 30. Maddesi hükmüne göre banka ve sigorta muameleleri vergisini, banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öderler.

Kanun’un “Matrah” başlıklı 31. Maddesine göre banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı 28 inci maddede yazılı (kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları) paraların tutarıdır. Kambiyo alım ve satım muamelelerinde ise kambiyo satışlarının tutarı vergiye matrah olur.

Kanun’un “nispet (oran)” başlıklı 33. Maddesine göre (2447 sayılı Kanunun 8’inci maddesiyle değişen şekli) Banka ve sigorta muameleleri vergisinin nispeti % 15’tir. Kambiyo muamelelerinde ise nispet matrahın (7194 sayılı kanunun 8 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 07.12.2019) binde ikisidir.

 (4761 sayılı Kanunun 5’inci maddesiyle değişen fıkra. Yürürlük; 22.06.2002) (700 Sayılı KHK’nın 36 ncı maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 09.07.2018) Cumhurbaşkanı, bu maddede belirtilen vergi oranını bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1’e(5615 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 04.04.2007) kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve (7194 sayılı kanunun 8 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 07.12.2019) kambiyo muamelelerinde on katına, vergiye tabi diğer muamelelerde ise kanuni seviyesine kadar artırmaya yetkilidir.

Yukarıda kanuni düzenlemesi yer alan kambiyo işlemlerinden binde 1 vergi alınmasına ilk olarak 1998 yılında çıkarılan 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile başlanılmıştır.

Ancak, 2008/13459 sayılı BKK ile 15 Nisan 2008 tarihinden itibaren kambiyo vergisinin oranı binde sıfıra indirilmiştir. Akabinde 1106 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren kambiyo vergisinin oranı, bazı istisnalar hariç kambiyo işlemlerinde satış tutarı üzerinden alınmak üzere binde 1e yükseltilmiştir. Daha sonra binde 1 oranı, 7194 sayılı Kanunla 7 Aralık 2019 tarihinden itibaren binde 2’ye çıkartılmıştır.

En son 24 Mayıs 2020 tarih ve 31136 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2568 Sayılı Karar ile;

a- Kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden hesaplanması gereken BSMV oranı 24.05.2020 tarihinden itibaren binde 2’den yüzde 1’e çıkarılmıştır. Yani eskiden 1000 Liralık işlem üzerinden 2 Lira vergi alınırken, bu defa 1000 Liralık işlem üzerinden 10 Lira vergi alınır hale gelinmiş, vergi 5 (beş) kat artırılmıştır. Nitekim Cumhurbaşkanı Yasa’ya göre bu vergiyi 10 (on) katına kadar artırmaya yetkilidir.

  1. b) İlaveten, bankaların kendilerinde bulunan yatırım hesapları ve diğer hesaplar (vadeli, vadesiz, altın depo, altın fon vb.) üzerinden müşterilerine yapacakları kaydi altın satışlarına yüzde 1 oranında Kambiyo Vergisi (BSMV) getirilmiştir. Yani artık, bankalar fiziki teslimat olmaksızın kaydi olarak yapacakları altın satışları üzerinden yüzde 1 oranında Kambiyo Vergisi hesaplayıp, kesip bu tutarı Maliye’ye yatırmak zorundadırlar. Diğer taraftan çarşı pazar esnafından, kuyumcudan yapılan fiziki altın satışları ise kambiyo işlemi sayılmaması nedeniyle kambiyo vergisine tabi olmayacaktır. Çünkü yukarıda da değinildiği üzere kambiyo vergisinin mükellefi bankalardır. Kuyumcular vb esnaf banka değildir, o sebeple de kuyumcu esnafı altın alım satım işlemi üzerinden banka vergisi hesaplamak, kesmek beyan etmek ve ödemek zorunda değildir.

 

Anlaşılacağı üzere Kambiyo Vergisi (BSMV) yeni getirilmiş bir vergi değildir; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu içerisinde düzenlenmiş yıllardır uygulanmakta olan bir vergidir. Ancak on yılı aşkın bir süre kambiyo vergisinin döviz işlemlerinde binde sıfır olarak uygulanması son dönemde aniden binde bir, birde iki sonra da binde on gibi oranlarla yeniden uygulanmaya başlaması kamu oyunda yeni bir vergi getirildi algısı oluşturmuştur.

Diğer taraftan eskiden bankacılık sistemi üzerinden yapılan fiktif, kaydi alım satımlarının tamamı üzerinden değil sadece bankaların altım alım satım işleminden elde ettiği brüt kar üzerinden vergi alınmaktayken, yayımlanan son Karar ile işlem bedelinin tamamı üzerinden vergi alınması uygulamasına geçilmiştir. Bunun detaylarına metnin ilerleyen bölümünde yer verilecektir.

Önce bu düzenlemenin getiriliş amacını yorumlayacak olursak; dövizdeki ve altındaki son dönemlerde yaşanan dalgalanmaya paralel olarak, banka hesabına bağlı döviz ve altın hesabı açmak ve bu hesaplar üzerinden alım satım yaparak kazanç elde etmek gerekse birikim yapmak yada parasının değerini korumak isteyenler için cazip hale gelmiştir. Nitekim mevduat sahipleri ve özellikle de yabancı yatırımcılar! bu amaçlarla bankalarda vadeli ya da vadesiz altın hesabı, altın yatırım hesabı, altın fon hesabı gibi adlarla kolayca hesaplar açmakta, fiziki teslim olmaksızın kaydi, fiktif olarak bu hesaplar üzerinden altın alım satımı yapmakta ve vergisiz ciddi rant elde etmektedir. Bunun önüne geçebilmek amacıyla olsa gerek, Yasanın verdiği yetkiyle Hükümet (Cumhurbaşkanlığı) bu boşluğu doldurarak kaydi altın alımını da kambiyo işlemi gibi görerek bu işlemin tamamı üzerinden vergi alınması yoluna gitmiştir. Ancak yerli halka hitap eden kuyumculardan yapılan altın alım satımlarında herhangi ilave bir vergi getirilmesi söz konusu değildir.

Ekonomideki dalgalanmaların yanı sıra teknolojideki gelişmenin ve dijitalleşmenin yaygınlaşmasına paralel olarak internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler ciddi artış göstermiş ve önemsenemeyecek kazanç kapısı haline gelmiştir. Nitekim altın hesaplarının kıymetli maden olarak değerlendirilmesi halinde, bireysel yatırımcı açısından, altın ticareti yapılmadığı sürece, altındaki değer artışı üzerinden gelir vergisi ödenmemekte; altın hesaplarından bir faiz elde ediliyorsa da elde edilen bu kazanç menkul sermaye iradı olarak kabul edilerek kaynağında tevkifat yoluyla nihai olarak vergilendirilmektedir. Dolayısıyla bu şekil alım satım üzerinden ne gelir vergisi ne BSMV, KDV ödenmemektedir.  Öyle olunca da bu durum kaydi, fiktif, sanal vb ne şekil ifade edilirse edilsin, bankacılık sistemi üzerinden yapılan altın alım satımı ile reel piyasada fiziki teslime, el değiştirmeye dayalı klasik yönteme göre yapılan altın alım satımları arasında rekabet vergisel yönden ciddi bir eşitsizliğine yol açmaktadır.

Bu durum öteden beri Maliyenin takibindeyken, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı denetim birimi olan Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından düğmeye basılmış ve yapılan çalışmalarda bankaların fiziki teslimat olmaksızın yapmış olduğu altın alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Müfettişlerde tereddüt hasıl olduğu gerekçesiyle İdareden görüş sorulmuştur.

Yine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olan ve görüş vermekle görevli icracı birim olan Gelir İdaresi Başkanlığı, bu alan yetkili bir diğer birim olan Türkiye Bankalar Birliği’ne gönderdiği yazılı metinde VDK’nın uyarısı ve görüş talebine istinaden yapılan değerlendirmede oluşan tereddütleri gidermek amacıyla konunun asıl muhatabı olarak Kambiyo Genel Müdürlüğü’nden görüş sormuştur.

Bu gelişmeler neticesinde Karar Merci konumundaki Genel Müdürlük; “Kıymetli maden ve dövizin kambiyo mevzuatında düzenlenen değerler olması, kambiyo mevzuatında kıymetli maden depo hesaplarında işlem gören kaydi tutarların açık bir tanımının yer almaması ve özü itibarıyla fiziki teslimat yapılmadığı sürece kaydi ve değeri dövizle belirlenen bir tutarın söz konusu olması hususları dikkate alındığında; vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir” yönünde görüş vererek noktayı koymuştur.

Daha önce de değinildiği üzere verilen bu idari görüşe istinaden yayımlanan 24 Mayıs 2020 tarihli 2568 sayılı Karar’a kadar bankacılık sistemi üzerinden yapılan altım alım satımlarında, Bankalar altın alım satım işlemlerinin tamamı üzerinden değil, kendilerine kalan net kar üzerinden (%5) BSMV ödemekteyken şimdi işlem bedelinin tamamı üzerinden binde 2 oranında BSMV öder hale getirildiler.

Haliyle bu durum birçok tartışmayı da beraberinde getirdi; Altının ticari bir ürün/emtia olduğu, yatırım aracı olmadığı o sebeple mevcut yasalara göre getirilen bu idari düzenlemenin hukuki dayanağının olmadığı vb vb.

Asıl önemlisi, bu tarihe kadar yapılan işlemlerden de geçmişe dönük vergi farkı hesaplaması yapılıp yapılmayacağı! Nitekim içinde bulunulan vergilendirme dönemi hariç geçmişe doğru son beş yıllık dönemde her an vergi incelemesi yapılarak eksik ödenen verginin tamamlanması ve gecikme faizi ve cezası ile alınması mümkün. İdare, ilave yasal düzenleme yapmadan sadece mevcut mevzuatı yorumlayarak değiştirmiş olduğu idari görüşle bankacılık sistemi üzerinden yapılan altın alım satımının tamamının BSMV’ye tabi olduğunu bugün (24 Mayısta) kabul etmiş ise şayet bu durumda zamanaşımı dilimi içerisinde geçmişe dönük benzer işlemlerin tamamını gözden geçirerek bu işlemler üzerinden ne şekilde vergi alındığını da denetlemesi ve yeni oluşan görüşe göre verginin konusuna giren ancak vergi dışı kalan bu işlemler üzerinden cezalı tarhiyat yapması gerekir.

Sonuç olarak, 24 Mayıstan itibaren;

– Bankacılık sistemi üzerinden yapılan döviz alım satımında alım satım bedeli üzerinden yüzde bir, binde on oranında BSMV hesaplanıp kesilecektir.

– Bankacılık sistemi üzerinden yapılan altın alım satımı vb işlemleri üzerinden yine yüzde bir veya binde on oranında BSMV hesaplanıp kesilecektir.

– Geleneksel yöntemlerle kuyumcu esnafı tarafından yapılan ve fiziki teslime el değiştirmeye konu altın alım satımı hiçbir şekilde BSMV’ye tabi değildir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-36 Şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile genel kurullar geçici süreyle elektronik ortamda yapılabilir

Türk Ticaret Kanunu’na göre, şirket sözleşmelerinde hüküm bulunmak şartıyla genel kurulların elektronik ortamda yapılabilmesi mümkündür. Elektronik genel kurul sistemi Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından sağlanmaktadır. Ticaret Bakanlığı Covid19 salgını nedeniyle şirket sözleşmelerinde hüküm bulunmasa dahi e-genel kurul yapılabilmesine imkan tanımıştır. MKK’nın internet sitesinde yer alan başvuru formu, genel kurul gündemi, pay sahipleri listesi ve imza sirkülerinin hazırlanarak MKK’ya gönderilmesi gerekmektedir.

Yönetim kurulu toplantılarının da elektronik ortamda yapılabildiği düşünüldüğünde, gerek yönetim kurulu üyeleri gerekse ortaklar dünyanın neresinde olursa olsunlar şirket genel kurulunun yapılabileceği anlamına gelmektedir.

MKK, e-genel kurul uygulamasının kullanılması için indirimli hizmet bedelini 2.500 TL +kdv olarak belirlemiştir.

Yönetim kurulu üyeleri ve ortakların elektronik ya da mobil imza sahibi olmaları ve e-genel kurul uygulamasını gerçekleştirecek sertifika sahibi veya bu konuda deneyimli bir yönetici bulundurmaları yeterlidir.

İlk yapılacak genel kurulda, şirket sözleşmelerine aşağıdaki metnin eklenmesi, daha sonraki yıllarda e-genel kurul yapılabilmesine olanak sağlayacaktır.

“Genel kurul toplantısına elektronik ortamda katılım

Şirketin genel kurul toplantılarına katılma hakkı bulunan hak sahipleri bu toplantılara, Türk Ticaret Kanununun 1527 nci maddesi uyarınca elektronik ortamda da katılabilir. Şirket, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca hak sahiplerinin genel kurul toplantılarına elektronik ortamda katılmalarına, görüş açıklamalarına, öneride bulunmalarına ve oy kullanmalarına imkan tanıyacak elektronik genel kurul sistemini kurabileceği gibi bu amaç için oluşturulmuş sistemlerden de hizmet satın alabilir. Yapılacak tüm genel kurul toplantılarında esas sözleşmenin bu hükmü uyarınca, kurulmuş olan sistem üzerinden hak sahiplerinin ve temsilcilerinin, anılan Yönetmelik hükümlerinde belirtilen haklarını kullanabilmesi sağlanır.”

MKK’nın açıklaması aşağıda yer almaktadır.

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

MKK Duyurusudur

Kuruluşumuz tarafından sunulan Elektronik Genel Kurul Sistemi (e-GKS) ile genel kurul toplantıları elektronik ortamda hukuken geçerli olarak yapılabilmektedir.

01.10.2012 tarihinden itibaren halka açık şirketler için kurumsal yönetim ilkeleri gereği eGKS kullanılmaktadır. 31.12.2019 tarihine kadar 2.927 adet genel kurul elektronik ortamda düzenlenmiş, 130.284 kişi elektronik ortamda katılmıştır.

Ticaret Bakanlığı’mız tarafından koronavirüs önlemleri kapsamında şirket sözleşmelerinde hüküm bulunmasa dahi, şirketlerin elektronik ortamda genel kurul veya yönetim/müdürler kurulu toplantısı gerçekleştirebilmelerine olanak sağlanmıştır.

Şirketlerimizin e-GKS’de genel kurul yapmak için Kuruluşumuza ekli dilekçe ile başvurması yeterlidir. Kuruluşumuzca, içinde bulunduğumuz küresel salgın tehdidi düşünülerek, şirketlerimize en az maliyet yansıtmak amacıyla, isteğe bağlı e-GKS kullanım bedeli %50 indirim yapılarak 2.500 TL +KDV olarak belirlenmiştir.

Bu çerçevede, tüm şirketlerimizin genel kurul toplantılarının e-GKS’den yapmasının mümkün olduğunu, genel kurul toplantılarında e-GKS’nin kullanılması durumunda pay sahiplerinin veya temsilcilerinin bu toplantılara elektronik imza veya mobil imzaları ile katılıp haklarını kullanabileceklerini, şirketlerimizin ve pay sahiplerinin bilgisine sunarız.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-35 Talep Edilmesi Halinde Yatırım Teşvik Belgelerine 1 Yıla Kadar Ek Süre Verilmesine İlişkin Karar Yayımlandı

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 2501 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karara; göre; deprem, salgın gibi doğal ve biyolojik afet hallerinde yarım kalan ve tamamlanamayan yatırımlara ilişkin, 11/03/2020 tarihinden önce düzenlenen ve bu tarih itibariyle süresi devam eden yatırım teşvik belgelerinin süresi, talep edilmesi halinde bir yıla kadar uzatılabilecektir.

Ancak 2012/3305 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’ın Geçici 6’ncı maddesinden yararlananlar bu imkandan yararlanamayacaklardır. Bahsi geçen Geçiçi 6’ncı maddede “Güvenlik sorunları nedeniyle yarım kalan veya tamamlanamayan yatırımlardan, 01/06/2015 tarihinden önce düzenlenen ve bu tarih itibarıyla süresi devam eden Yatırım Teşvik Belgeleri kapsamındaki yatırımların tamamlanabilmesini teminen belgede öngörülen orijinal süreyi geçmemek üzere talep edilmesi halinde ilave süre verilebilir.” hükmü yer almakta olup, buna göre 2012/3305 Sayılı Kararın geçici 6. maddesi hükmünden daha önce yararlanmış olanlar, Covid19 kapsamında verilen bu haktan yararlanamayacaklardır.

Diğer taraftan, 2012/3305 sayılı Kararın; gerek 24’üncü maddesinin ikinci fıkrasında gerekse (9/11/2018 tarihli) geçici 12’nci maddesinde, öngörülen sürede gerçekleştirilemeyen yatırımlara ek süre verilmesine ilişkin başka düzenlemelere de yer verilmiş olmakla birlikte, 2501 Sayılı Karar’da sadece 2012/3305 sayılı Karar’ın geçici 6’ncı maddesinin birinci fıkrası hükmünden daha önce yararlananlara yönelik bir kısıtlama getirilmiştir.

O sebeple daha önce 2012/3305 sayılı Kararın; gerek 24’üncü maddesinin ikinci fıkrası gerekse (9/11/2018 tarihli) geçici 12’nci maddesinde yer alan ek süre haklarını kullananlar da, covid19 kapsamındaki bu haktan yararlanabileceklerdir.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2020-35 Eki 2501 Sayılı Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-34 2020 I. Geçici Vergi Dönemine Ait Gelir ve Kurum Geçici Vergi Beyannamelerinin Verilme ve Ödeme Süresi 28 Mayıs 2020 Perşembe Günü Sonuna Kadar Uzatıldı

Bilindiği üzere, 2020 I. Geçici Vergi Dönemine Gelir ve Kurum Geçici Vergi Beyannamelerinin 18 Mayıs 2020 günü sonuna kadar verilmesi ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de aynı süre içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 28. Maddesinde ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın, beyannamelerin verilme ve ödeme sürelerinin son gününü, kanunî süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Koronavirüs salgınının ekonomik se sosyal hayat üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla, Bakanlık geçtiğimiz süreçte bu yetkisini, geçen yıla ilişkin gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri ile geçtiğimiz aylara ilişkin katma değer vergisi beyannamelerinin uzatılmasında kullanmıştır.

Bu defa da Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 12.05.2020 tarihli ve 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile 18 Mayıs 2020 günü sonuna kadar verilmesi gereken 2020 I. Geçici Vergi Dönemine (Ocak-Şubat-Mart) ait Gelir ve Kurum Geçici Vergi Beyannamelerinin verilme süreleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerini 28 Mayıs 2020 Perşembe günü sonuna kadar uzatılmıştır.

Söz konusu uzatma, ilgili geçici vergi dönemi itibarıyla beyanname verme tarihi 18 Mayıs 2020 günü sonu olan özel hesap dönemine sahip mükellefleri de kapsamaktadır.

Söz konusu Sirkülerin tam metni ektedir.

Bülten 2020-34 Eki Sirküler


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-33 Koronavirüs (COVİD19) Salgını Nedeniyle İlan Edilen Mücbir Sebep Döneminde KDV İade Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere 24/3/2020 tarihli ve 31078 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 518 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile Koronavirüs (COVID-19) salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden doğrudan etkilenen ve mezkur Tebliğ ile belirlenen mükelleflerin mücbir sebep halinde olduğunun kabul edilmesi uygun bulunmuş ve mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerin ilgili dönemlere ilişkin KDV beyannamelerinin verilme süresi ileri tarihe uzatılmıştı.

Diğer taraftan, mücbir sebep kapsamında olsun veya olmasın, mükelleflerin KDV iade talebinde bulunabilmeleri için, söz konusu vergiye ilişkin beyannamelerin verilmiş olması ve bu beyannamelerde iadesi talep edilen KDV tutarının gösterilmesi gerekir.

Bu bakımdan, mücbir sebep döneminde de mükellefler ancak KDV beyannamesi vermek ve gerekli belgeleri vergi dairesine ibraz etmek suretiyle KDV iade talebinde bulunabilir.

Konuya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’nca 08 Mayıs 2020 tarihli ve 31121 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 32) ile 518 Sıra Nolu Tebliği ile ilan edilen mücbir sebep döneminde KDV iade uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre mücbir sebep döneminde KDV iade taleplerinin yerine getirilmesinde, bu Tebliğin muhtelif bölümlerinde iade türleri itibarıyla belirlenen usul ve esaslar korunmakla birlikte, 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinde yer alan KDV beyannamelerinin (uzayan) verilme tarihini takip eden aybaşına kadar yapılacak iade taleplerine (ATU ve ön kontrol raporuna dayalı iadeler hariç) istinaden KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilecek “KDV İadesi Kontrol Raporu”nda yer alan sonuçlar bakımından aşağıda belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda işlem tesis edilmesi uygun görülmüştür.

  1. a) Mahsuben iade talepleri;

1- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda olumsuzluk bulunmadığı tespit edilen tutarlar bakımından mahsuben iade talebi genel esaslara göre yerine getirilir.

2- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda, alım yapılan mükelleflerin (alt mükellefler dahil) mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara isabet eden kısmın mahsuben iadesi;

– HİS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %12,5’i oranında,

– İTUS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %25’i oranında,

– HİS ve İTUS sertifikası sahibi olmayan mükelleflerin YMM raporu, vergi inceleme raporu veya teminat aranmayan iade taleplerinde % 50’si oranında, YMM raporu, vergi inceleme raporu veya teminat aranan iade taleplerinde ise bu tutarın %120’si oranında teminat verilmesi halinde yerine getirilir.

3- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda, yukarıda belirtilen sebep dışındaki, tespit edilen olumsuzluklara isabet eden mahsup talebi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Örneğin; HİS ve İTUS sertifikası bulunmayan (A) Ltd. Şti., Nisan/2020 dönemindeki ihracat teslimleri nedeniyle 26/5/2020 tarihinde verdiği KDV beyannamesinde 250.000 TL tutarında iade beyan etmiştir. (A) Ltd. Şti., standart iade talep dilekçesi ile 250.000 TL iade tutarının vergi borçlarına mahsubunu talep etmiş ve iade taleplerinde aranan belgeleri elektronik ortamda göndermiştir. KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda iadesi talep edilen tutarın 120.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmemiş, 130.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmiştir. Bu 130.000 TL’nin 100.000 TL’lik kısmı mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerin ilgili dönem KDV beyannamesini vermemiş olmasından kaynaklı olup, 30.000 TL’lik kısmı ise mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara ilişkindir.

Bu durumda, (A) Ltd. Şti.’nin Nisan/2020 dönemindeki ihracat teslimlerine ilişkin mahsuben iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen 120.000 TL’lik kısmının genel hükümler çerçevesinde; olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmının ise 50.000 TL teminat verilmesi halinde yerine getirilmesi mümkündür. Olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara isabet eden 30.000 TL’lik kısmı genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

(A) Ltd. Şti.’nin İTUS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 25.000 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarındaki mahsuben iade talebi yerine getirilir.

(A) Ltd. Şti.’nin HİS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 12.500 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarındaki mahsuben iade talebi yerine getirilir.

  1. b) Nakden iade talepleri;

1- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda olumsuzluk bulunmadığı tespit edilen tutarlar bakımından nakden iade talebi genel esaslara göre yerine getirilir.

2- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda, alım yapılan mükelleflerin (alt mükellefler dahil) mücbir sebep nedeniyle KDV beyannamesi vermemesi ve/veya Ba-Bs bildiriminde bulunmamasından kaynaklandığı tespit edilen olumsuzluklara isabet eden kısmın nakden iadesi;

– HİS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %30’u oranında,

– İTUS sertifikası sahibi mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %60’ı oranında,

– HİS ve İTUS sertifikası sahibi olmayan mükelleflerin iade taleplerinde, bu tutarın %120’si

Oranında teminat verilmesi halinde yerine getirilir.

3- KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama neticesinde üretilen kontrol raporunda ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda, yukarıda belirtilen sebep dışındaki, tespit edilen olumsuzluklara isabet eden nakden iade talebi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Örneğin; HİS ve İTUS sertifikası bulunmayan (B) A.Ş., Mayıs/2020 dönemindeki indirimli orana tabi konut teslimleri nedeniyle 26/6/2020 tarihinde verdiği KDV beyannamesinde 500.000 TL tutarında iade beyan etmiştir. (B) A.Ş., standart iade talep dilekçesi ile bu tutarın nakden iadesini talep etmiş ve iade taleplerinde aranan belgeleri elektronik ortamda göndermiştir. KDVİRA sistemi tarafından yapılan sorgulama ve vergi dairesince yapılan kontroller sonucunda iadesi talep edilen tutarın 350.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmemiş, 150.000 TL’lik kısmı için olumsuzluk tespit edilmiştir. Bu 150.000 TL’nin 100.000 TL’lik kısmı mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerin ilgili dönem KDV beyannamesini vermemiş olmasından kaynaklı olup, 50.000 TL’lik kısmı ise mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara ilişkindir.

Bu durumda, (B) A.Ş.’nin Mayıs/2020 dönemindeki indirimli orana tabi konut teslimleri nedeniyle nakden iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen 350.000 TL’lik kısmının genel hükümler çerçevesinde; olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmının ise 120.000 TL tutarında teminat verilmesi halinde yerine getirilmesi mümkündür. Olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunmayan mükelleflerden (veya mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden mücbir sebep kapsamında olmayan dönemlerde) yapılan alımlara isabet eden 50.000 TL’lik kısmı genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

(B) A.Ş.’nin İTUS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 60.000 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarındaki nakden iade talebi yerine getirilir.

(B) A.Ş.’nin HİS sertifikası sahibi olması halinde, olumsuzluk tespit edilen kısmın mücbir sebep kapsamında bulunan mükelleflerden yapılan alımlara isabet eden 100.000 TL’lik kısmı için 30.000 TL teminat verilmesi halinde, 100.000 TL tutarında nakden iade talebi yerine getirilir.

Diğer taraftan, 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinde yer alan KDV beyannamelerinin (uzayan) verilme tarihinin dolmasını müteakip bu bölümde yer alan düzenlemelerden yararlanılan iade taleplerine ilişkin olarak KDVİRA sistemi tarafından yeniden sorgulama yapılarak rapor üretilir ve mükelleflerin mücbir sebep kapsamındaki dönemlere ilişkin nakden ve mahsuben iade talepleri bu raporlar dikkate alınarak vergi dairelerince genel hükümler çerçevesinde sonuçlandırılır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-32 2020 / Şubat ve Mart Dönemlerine Ait KDV Beyannamelerinin Verilme Süresi Uzatıldı

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan 21 Nisan 2020 tarih ve 129 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile, (vergilendirme dönemi üç aylık olan mükelleflerin 2020/Ocak-Şubat-Mart dönemi dahil) 24 Nisan 2020 tarihine kadar verilmesi gereken 2020/Şubat ve 27 Nisan 2020 tarihine kadar verilmesi gereken 2020/Mart dönemine ait Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme ve ödeme süreleri 28 Nisan 2020 Salı günü sonuna kadar uzatılmıştır.

 

Söz konusu Sirkülerin orijinal metni ekteki gibidir.

Bülten 2020-32 Eki VUK-129-Sirküler


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-31 30 Nisan 2020 Tarihine Kadar Oluşturulması ve İmzalanması Gereken e-Defterlerin Oluşturulma ve İmzalanma Süresi 1 Haziran 2020 Tarihine Uzatıldı

Bilindiği üzere, 30 Nisan 2020 günü sonuna kadar verilmesi gereken 2019 hesap dönemine ait Kurumlar Vergisi beyannamesinin verilme süresi ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenme süresi 17 Nisan 2020 tarih ve 127 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile, 1 Haziran 2020 Pazartesi günü sonuna kadar uzatılmıştır.

Diğer taraftan 3 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğde yer alan yer alan ve e-Defter ve berat dosyalarının oluşturma süreleri ile ilgili “Hesap dönemlerinin son ayına ait defter ve berat dosyaları, gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin verildiği ayın son gününe kadar” şeklindeki ibare, elektronik defter (e-Defter) uygulamasına dâhil olan kurumlar vergisi mükellefleri tarafından 30 Nisan 2020 günü sonuna kadar oluşturulması ve imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma süresi ile aynı sürede Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken “Elektronik Defter Beratları”nın yüklenme süresinin uzayıp uzamadığı, uzamışsa da hangi tarihe kadar uzadığı hususunda tereddüt doğurmuştur.

Bunun  üzerine Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan 20 Nisan 2020 tarih ve 128 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile, oluşan tereddüt giderilmiş ve mücbir sebepler kapsamında olmayan kurumlar vergisi mükelleflerinin 30 Nisan 2020 günü sonuna kadar oluşturulması ve imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma süresi ile aynı sürede Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken Elektronik Defter Beratları’nın yüklenme süresinin 1 Haziran 2020 Pazartesi günü sonuna kadar uzatıldığını açıklanmıştır.

Söz konusu Sirkülerde yapılan açıklamalar aşağıdaki gibidir;

1) Elektronik Defterlerin Oluşturulma ve İmzalanma Süresi ile Elektronik Defter Beratlarının Yüklenme Süresinin Uzatılması:

518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen mücbir sebepler kapsamında olmayan kurumlar vergisi mükelleflerinin 30 Nisan 2020 günü sonuna kadar oluşturulması ve imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma süresi ile aynı sürede Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken “Elektronik Defter Beratları”nın yüklenme süresi 1 Haziran 2020 Pazartesi günü sonuna kadar uzatıldı.

2) Ticari Kazançları Basit Usulde Tespit Edilen Mükelleflerin Defter-Beyan Sistemine Yapılması Gereken Kayıt Süresinin Uzatılması:

30 Nisan 2020 günü sonuna kadar Defter-Beyan Sistemine kaydedilmesi gereken 2020/Ocak-Şubat-Mart dönemine ilişkin alış ve giderler ile satış ve hasılatlara ilişkin kayıt süresi 31 Temmuz 2020 Cuma günü sonuna kadar uzatıldı.

Söz konusu Sirkülerin tam metni ekteki gibidir.

Bülten 2020-31 Eki VUK-128-Sirküler

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-30 Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılmasına Yönelik Hükümler İçeren 7244 Sayılı Torba Kanun Yürürlüğe Girdi

Yeni Tip Koronavirüsü (nCOVID-19) salgınının önlenmesi ve etkilerinin azaltılması amacıyla Ülkemizde ticari, ekonomik ve sosyal hayata ilişkin birtakım tedbirler alınmaya devam edilmektedir.

Bu kapsamda, hazırlanan 7244 sayılı Torba Kanun, 16.04.2020 günü TBMM’de kabul edilerek, 17 Nisan 2020 tarih ve 31102 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yürütme ve yürürlük maddeleri dahil 18 maddeden ibaret olan ve birbirinden farklı konuların aynı maddede içiçe yer aldığı Torba Kanun’la yapılan düzenlemelere ilişkin öne çıkan hususlar aşağıda özetlenmiştir.

  1. Uygunluk testinin tamamlanması beklenilmeksizin kısa çalışma ödeneğinin başlatılmasına imkan sağlanmıştır

7244 Sayılı Torba Kanun’un 6’ncı maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 23’üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesine “başvurular,” ibaresinden sonra gelmek üzere “uygunluk tespitleri hariç olmak üzere” ibaresi eklenmiştir. Yapılan bu değişiklikle bahsi geçen 23’üncü aşağıdaki halini almıştır.

30/6/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere, yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için, ek 2 nci maddenin üçüncü fıkrasında işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanır. Bu koşulu taşımayanlar, kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam eder.

Bu madde kapsamında kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, iş yerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekir. Bu madde kapsamında yapılan başvurular, uygunluk tespitleri hariç olmak üzere başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılır.

Bu madde kapsamında yapılan başvuru tarihini 31/12/2020 tarihine kadar uzatmaya ve birinci fıkrada belirlenen günleri farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Yapılan bu değişiklikle uygunluk tespitinin tamamlanması beklenilmeksizin, işverenin beyanına göre kısa çalışma ödeneğinin çalışana ödenebilmesine imkan sağlanmıştır. Böylelikle koronavirüsün sebep olduğu yoğun başvurulara ilişkin iş ve işlemlerin süratle sonuçlandırılması ve bu sayede kısa çalışmanın etkinliğinin arttırılması amacıyla, sadece koronavirüs sebebiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için gereken müfettiş uygunluk tespitinin tamamlanması beklenmeksizin, işverenlerin beyanı doğrultusunda kısa çalışma ödemeleri gerçekleştirilebilecektir.

Diğer taraftan hatalı bilgi halinde ise ödenen ücretler gerekli faiziyle işverenden geri tahsil edilecektir.

Kısa çalışma ödenekleri ise Mayıs ayından itibaren her ayın beşinden beşine üç ay için ödenecektir.

Hatırlanacağı üzere kısa çalışma ödeneğinden faydalanmak için bir önceki “Torba Yasa” ile işçiler için aranan şartlardan 600 gün süreyle işsizlik sigortası primi ödemiş olmak yerine 450 güne, son 120 gün hizmet akdine tabi olarak aralıksız çalışmak şartını da 60 güne indirerek daha fazla işçinin kapsama girmesi sağlanmıştı. Ancak bu şartları sağlayamayan çok sayıda işçi belirtilen ödenekten mahrum kalmıştı. Yeni “Torba Yasa” ile bu işçilere de her gün için 39,24; aylık 1.177 Türk lirası nakdî ücret desteği verilecektir.

  1. Ücretsiz izne ayrılan işçilere nakdi ücret desteği verilecektir

7244 Sayılı Torba Kanun’un 7’nci maddesi ile yine 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici 24’üncü maddeyle, ücretsiz izne ayrılan işçilere ve 15.3.2020 tarihinden sonra işten çıkarılmış olup işsizlik ödeneğinden istifade edemeyen işçilere, her gün için İşsizlik Fonundan 39,24 TL (aylık 1.177,20 TL) nakdi ücret desteği verilecek olup yapılan ödemelerden (binde 7,59 oranında) damga vergisi kesintisi yapılacaktır.

Bu kapsamda verilecek nakdi ücret desteğinden yararlanma süresini 6 ay süreyle Cumhurbaşkanı uzatabilecektir.

Ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin fiilen
çalıştırıldığının tespiti halinde ise işverene, bu şekilde çalıştırılan her işçi ve çalıştırıldığı her ay için ayrı ayrı olmak üzere fiilin işlendiği tarihteki 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesince belirlenen aylık brüt asgari ücret tutarında çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince idari para cezası uygulanır ve ödenen nakdi ücret desteği ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.

  1. İş sözleşmeleriüç ay süreyle işveren tarafından feshedilemeyecektir

Torba Kanunun 9’uncu maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen Geçici 10’uncu madde gereğince, İş Kanunu kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin iş sözleşmesi, 17.04.2020 tarihten 17.07.2020 tarihine kadar 3 ay süreyle işveren tarafından feshedilemeyecektir. Ancak ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri haller hariçtir. Fesih yasağı uygulanan hallerde işveren işçiyi ücretsiz izne ayırabilecek olup fesih yasağı süresini ise 6 aya kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

  1. Kâr dağıtım sınırlaması getirilmesi

Kanunun 12’nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen Geçici 13’üncü madde ile, kâr dağıtımına yasal sınırlama getirilmiştir.

Buna göre, (yabacı şirketlerin Türkiye şubeleri ve şahıs şirketleri hariç) 30.9.2020 tarihine kadar sermaye şirketlerinde;

– 2019 yılı net dönem kârının yalnızca %25’ine kadarının dağıtımına karar verilebilecek,

– Geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemeyecek,

– Genel kurulca yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemeyecek,

– Genel kurulca, 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının %25’ini (yüzde yirmi beşini) aşan kısma ilişkin ödemeler 30.09.2020 tarihine kadar ertelenecektir.

  1. Salgından etkilenen işletmelerden yıllık ilan ve reklam vergileri ile çevre temizlik vergisi alınmayacaktır 

Torba Kanunun 1’inci maddesinin 1/(g) bendi ile yeni tip koronavirüs (nCovid-19) salgını kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle, faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin yıllık ilan ve reklam vergileri ile çevre temizlik vergilerinin, faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunulamayan dönemlere isabet eden kısmı alınmayacaktır.

  1. Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri faaliyetlerinin belirlenen bölge sınırlar dışında da yapılabilmesine Cumhurbaşkanı tarafından izin verilebilecektir

Torba Kanunun 2’nci maddesinin (ğ) bendi ile yeni tip koronavirüs (nCovid-19) salgını kaynaklı zorlayıcı sebeplerle, Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından izin verilmesi durumunda 11.3.2020 tarihinden itibaren 4 ay süreyle sınırlı olmak üzere;

– 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde yürütülen faaliyetler, Ar-Ge ve tasarım merkezleri dışında da yapılabilecektir,

–  4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında bölge sınırları içinde yürütülen faaliyetler, bölge dışında da yürütülebilecektir.

Bu süre 3 aya kadar uzatılabilecektir.

  1. Geçmiş dönem elektrik tüketiminden dolayı TEDAŞ’a olan borçlara yapılandırma imkanı getirilmiştir

Kanunun 1’inci maddesinin 1/(i) bendi ile geçmiş dönem elektrik tüketiminden kaynaklı TEDAŞ’a olan borçlara ilişkin yapılandırma imkanı getirilmiştir.

Buna göre, vadesi 01.02.2020 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla geldiği hâlde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş ve yapılandırılmamış borçlar için 2021 yılının Eylül ayı sonuna kadar TEDAŞ’a iletilmek üzere dağıtım/perakende satış şirketlerine veya TEDAŞ’a yazılı başvuruda bulunulması halinde bu alacaklar yapılandırılacaktır. Bu kapsamda yapılandırılan alacakların ilk taksiti 2021 yılının Ekim ayının son gününe kadar ödenmek üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam üç eşit taksitte ödenecektir.

  1. Belediyelere ait taşınmazlara ilişkin satış, ecrimisil ve kiralama bedellerine erteleme imkanı getirilmiştir

Kanunun 1 inci maddesinin 1/(ç) bendi ile Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan taşınmazlara ilişkin satış, ecrimisil ve kiralamadan kaynaklanan bedellerin veya tutarların, 19.3.2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine;

– Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve birliklerde meclis,

– Bağlı kuruluşlarda ise yetkili karar organı,

yetkili kılınmıştır.

Bu süreler, bitiminden itibaren ilgisine göre Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilecek olup söz konusu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecektir.

Faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin ise faaliyette bulunmadığı döneme ilişkin olarak kira bedelleri tahsil edilmeyecektir.

  1. Hazine taşınmazlarına ilişkin olarak sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bedeller ile ecrimisil bedellerine erteleme imkanı getirilmiştir

Kanunun 1’inci maddesinin 1/(a) bendi ile Hazine taşınmazlarına ilişkin olarak sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bedeller ile ecrimisil bedellerinden 01.04.2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenleri başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelemeye Çevre ve Şehircilik Bakanı yetkili kılınmıştır.

Bu süreler, bitiminden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilecektir.

Bu alacaklar ertelenen süre sonunda ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecektir.

  1. Seyahat acentesi belgesinin devredilebilmesine sınırlama getirilmiştir

Bilindiği üzere, seyahat acenteliği faaliyeti göstermek için Bakanlıktan işletme belgesi almak zorunlu olup Kanunun 3’üncü maddesi ile 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun 4’üncü maddesinde yapılan değişiklikle, işletme belgesi bir işletmeye mahsus olmak üzere tüzel kişilere verilecektir. İşletme belgesi acenta unvanından bağımsız olarak başka bir tüzel kişiliğe devredilebilecektir.

Devir edilen acentenin unvanı veya iltibasa yol açacak bir unvan 10 yıl içerisinde başka bir seyahat acentesine kullandırılmayacak ve devir eden tüzel kişiliğe 3 yıl içerisinde yeniden işletme belgesi verilmeyecektir.

Bunun yanı sıra Kanunun 1 inci maddesinin 1/ı bendi gereğince Türkiye Seyahat Acentaları Birliği 2020 yılında yıllık aidat almayacaktır.

  1. Torba Kanun ile yapılan diğer bazı düzenlemeler

 eklenen Ek 1’inci madde ile üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamayacaktır.

– Kanunun 1’inci Maddesinin 1/b bendi ile, Turizm tesisi maksadıyla verilen izinler hariç olmak üzere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince Devlet ormanlarında gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına verilen izinler ile Orman Genel Müdürlüğü tarafından 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu gereğince kiraya verilen mesire yerleri ve taşınmazlardan 1/4/2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken bedeller başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelenmiştir.

– Kanunun 1’inci Maddesinin 1/c bendine göre, Millî Parklar Kanununa tabi yerlerde 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan kiralamalardan 01/04/2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken bedeller başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelenecektir. Bu süreleri bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatmaya Tarım ve Orman Bakanı yetkili olup bu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecektir.

– Kanunun 1’inci Maddesinin 1/d bendine göre, Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarının gelir vergisi tevkifatı beyan ve ödeme süreleri, tüm sosyal sigorta prim ödemeleri ile 1053 sayılı Belediye Teşkilâtı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yaptığı yıllık taksit ödemelerinden, 17/04/2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenler 3 ay ertelenmiş olup bu süreler, Cumhurbaşkanı tarafından bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatılabilecektir.

– Kanunun 10’uncu maddesi ile, deprem, yangın, sel gibi doğal afetler ile salgın hastalık veya Hazine ve Maliye Bakanlığı bilişim sistemlerinin herhangi bir nedenle çalışmaması gibi mücbir sebep hallerinde; veri, bilgi ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazına ilişkin yöntemler Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecektir.

Mücbir sebep hallerinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı bilişim sistemleri üzerinden yürütülen işlemlerde yaşanabilecek gecikme nedeniyle ilgililere, gecikme faizi, gecikme zammı ve ceza gibi yaptırımlar uygulanmayacaktır.

Söz konusu Kanunun tam metni ektedir.

Bülten 2020-30 Eki 7244 Sayılı Torba Kanun Metni


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”