Bülten 2018-24 23 Ekim 2018 tarih ve 214 sayılı Karar ile, İhracatçılara Hususi Damgalı Pasaport Verilmesine İlişkin Esaslar Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’da Değişiklik Yapıldı

Bülten: 2018/23

24.10.2018

 23 Ekim 2018 tarih ve 214 sayılı Karar ile, İhracatçılara Hususi Damgalı Pasaport Verilmesine İlişkin Esaslar Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’da değişiklik Yapıldı

Yapılan değişiklik ile bahsi geçen Karar’ın 4. Maddesi aşağıdaki gibi değiştirildi.

“Son üç takvim yılı itibariyle yıllık ortalama 5’inci maddede belirtilen tutarda ihracat yapan firmaların yetkililerine 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile; Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, görevi kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamaları, ayrıca devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya topluluklara üyelik, mensubiyet, iltisak ya da bunlarla irtibatlarının bulunmaması kaydıyla iki yıl süreyle hususi damgalı pasaport verilebilir. Bu Karar uyarınca hususi damgalı pasaport alabilecek durumda bulunanların eş ve çocuklarına hususi damgalı pasaport verilmez.”

Yukarıda yer alan metinde, değişiklikten önceki halinden farklı olarak “ayrıca devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya topluluklara üyelik, mensubiyet, iltisak ya da bunlarla irtibatlarının bulunmaması kaydıyla” ibaresinin eklendiği görülmüştür. Bu suretle FETÖ, YPG/PYD gibi terör örgütleri ile ilişkisi olanların bu madde kapsamında pasaport almalarının önüne geçilmiş oldu.

Madde metninde yapılan ve ihracatçılarımızı ilgilendiren asıl değişiklik ise metnin ilk halinde yer alan “ilgili her takvim yılında ihracat yapmak şartıyla” ibaresinin kaldırılmış olmasıdır. Değişikliğin ihracatçılarımızı ilgilendiren yönü burası olup, eskiden 3 yıllık sürenin her yılında ihracat yapmış olma şartı aranırken yapılan değişiklikle bu şart kaldırılmış ve son üç yılın herhangi birinde ihracat yapılmış olunması yeterli bulunmuştur.

Nitekim bahsi geçen kararın 5. Maddesine göre

Son üç takvim yılı itibariyle, yıllık ortalama ihracatı;

  • 1 milyon ABD doları (1 milyon dahil) ile 10 milyon ABD doları arasında olan firmaların 1 (bir) yetkilisine,
  • 10 milyon ABD doları (10 milyon dahil) ile 25 milyon ABD doları arasında olan firmaların 2 (iki) yetkilisine,
  • 25 milyon ABD doları (25 milyon dahil) ile 50 milyon ABD doları arasında olan firmaların 3 (üç) yetkilisine,
  • 50 milyon ABD doları (50 milyon dahil) ile 100 milyon ABD doları arasında olan firmaların 4 (dört yetkilisine,
  • 100 milyon ABD doları (100 milyon dahil) üzerinde olan firmaların 5 (beş) yetkilisine,

Hususi damgalı pasaport verilebilmektedir.

Diğer taraftan son üç yılın herhangi birinde ihracat yapılmamış olunsa bile son üç yılın ihracat ortalamasının yukarıda yer alan haddi yakalaması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2018 Yılı 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Uygulanacak İdari Para Cezaları

6102 Sayılı Ticaeret Kanunu’nda Kabahat Olarak Tanımlanan Fiil/Fiiller 2015 2016 2017 2018
Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunulması (Md.38/1) 2.466 2.603 2.702 3.092
Tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmaması ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamaması  (Md.39/1, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Tescil edilen ticaret unvanının, ticari işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılmaması (Md.39/2, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Ticari mektuplarda ve ticari defterlerin dayanağını oluşturan belgelerde ticaret unvanının, işletmenin merkezinin, ticaret sicili numarasının ve şirket internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise internet sitesi adresinin gösterilmemesi, internet sitesi yükümlülüğü olan sermaye şirketlerince bu bilgilerin internet sitesine konulmaması (Md.39/2, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
İnternet sitesi kurma yükümlülüğü olan anonim şirketlerin; yönetim kurulu başkan ve üyelerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarını, limited şirketlerin; müdürlerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarını, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin de yöneticilerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarını, internet sitelerinde yayımlamamaları (Md.39/2, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Tacirin, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını tescil ve ilan ettirmemesi (Md.40/1, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Tacirin kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı, notere onaylattırdıktan sonra sicil müdürlüğüne vermemesi, tacir tüzel kişi ise, unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzalarının notere onaylattırılarak sicil müdürlüğüne verilmemesi (Md.40/2, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubelerinin, açıldıkları günden itibaren onbeş gün içinde kendilerini ve seçtikleri ticaret unvanını bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan ettirmemeleri, şube adına temsile yetkili kişilerin imzalarını notere onaylattıktan sonra sicil müdürüne vermemeleri (Md.40/3, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubelerinin, açıldıkları günden itibaren onbeş gün içinde kendilerini ve seçtikleri ticaret unvanını bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan ettirmemeleri, şube adına temsile yetkili kişilerin imzalarını notere onaylattıktan sonra sicil müdürüne vermemeleri, yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atamamaları (Md.40/4, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Gerçek kişi tacirin ticaret unvanındaki adının ve soyadının kısaltılarak yazılması (Md.41, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Kollektif şirketin ticaret unvanında, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketin ve türünü gösterecek bir ibareye yer verilmemesi (Md.42/1, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Adi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanlarında, komandite ortaklardan en az birinin adının ve soyadının, şirketin ve türünün gösterilmemesi, bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları ve soyadlarına yer verilmesi (Md.42/2, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin, ticaret unvanlarında işletme konusunun gösterilmemesi, ticaret unvanlarında, “anonim şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin bulunmaması, bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibarelerin, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılması (Md.43, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanlarında adlarının bulunmaması, donatma iştirakinin ticaret unvanında, ortak donatanlardan en az birinin adı ve soyadının veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adının yer almaması, ticaret unvanındaki soyadların ve geminin adının kısaltılması, ticaret unvanında donatma iştirakinin belirtilmemesi (Md.44, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılmaması (Md.45,51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Her şubenin, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmaması (Md.48, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Merkezi yabancı ülkede bulunan bir işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmemesi (Md.48, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
İşletme adının tescil ve ilan ettirilmemesi (Md.53, 51/2) 2.466 2.603 2.702 3.092
Defterlerin üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulmaması (64/1, 562/1-a) 4.934 5.209 5.408 6.190
İşletme faaliyetlerinin oluşumunun ve gelişmesinin defterlerden izlenememesi (Md.64/1, 562/1-a) 4.934 5.209 5.408 6.190
Tacirin, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamaması (Md.64/2, 562/1-b) 4.934 5.209 5.408 6.190
Ticari defterlerin açılış veya kapanış onaylarının yaptırılmaması (Md.64/3, 562/1-c) 4.934 5.209 5.408 6.190
Defterlerin Türkçe tutulmaması (Md.65/1, 562/1-d) 4.934 5.209 5.408 6.190
Defterlerde, kısaltmaların, harflerin, rakamların ve sembollerin kullanılması halinde bunların anlamlarının açıkça belirtilmemesi (Md.65/1, 562/1-d) 4.934 5.209 5.408 6.190
Defterlere yazımların ve diğer gerekli kayıtların eksiksiz doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılmaması (Md.65/2, 562/1-d) 4.934 5.209 5.408 6.190
Defterlere yapılan bir kaydın, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilmesi ve değiştirilmesi (Md.65/3, 562/1-d) 4.934 5.209 5.408 6.190
Defterlerde, kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmelerin yapılması (Md.65/3, 562/1-d) 4.934 5.209 5.408 6.190
Defterlerin ve diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda, bu bilgilerin her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmemiş olması (Md.65/4, 562/1-d) 4.934 5.209 5.408 6.190
Hileli envanter çıkarılması (Md.66, 562/1-e) 4.934 5.209 5.408 6.190
Elektronik ortamda saklanan belgelerin ibraz edilememesi (Md.86, 562/1-f) 4.934 5.209 5.408 6.190
Finansal tabloların, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan muhasebe standartlarına göre düzenlenmemesi (Md.88, 562/2) 4.934 5.209 5.408 6.190

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-23 Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair (21 Seri No’lu) Tebliğ

Bülten: 2018/23
10.10.2018

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair (21 Seri No’lu) Tebliğ Yayımlandı

Tebliğ ile yapılan değişiklikler özetle aşağıdaki gibidir;

a-    26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.4.3.1.) bölümünün yedinci ve sekizinci paragrafları değiştirilmiştir.

Bahsi geçen parağrafların değişmeden önceki hali aşağıdaki gibidir;

2.1.3.4.3.Beyannamenin Düzenlenmesi

2.1.3.4.3.1. Alıcıların Beyanı

Sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz.

 Sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen KDV’nin ödenmiş olması halinde, bu verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar; söz konusu verginin ödenmemiş olması halinde ise normal vade tarihinden yapılacak tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi uygulanır.”

Bahsi geçen parağrafların değişiklikten sonraki hali aşağıdaki gibidir

“2.1.3.4.3.Beyannamenin Düzenlenmesi

2.1.3.4.3.1. Alıcıların Beyan

Sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş ve Hazineye ödenmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz. Sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen ve Hazineye ödenen bu verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme faizi alıcıdan aranır.

Söz konusu vergi satıcı tarafından beyan edilmiş olmakla birlikte, tahakkuk eden verginin ödenmemesi veya ödenecek KDV çıkmaması nedenleriyle Hazineye ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar alıcıdan aranır.”

Yapılan bu değişikliklerle, Katma Değer Vergisi Kanunu tevkifat uygulaması kapsamındaki işleme ilişkin olarak alıcının KDV tevkifatını beyan etmemesi yahut eksik beyan etmesi durumunda yapılacak işlemlere ilişkin açıklamalar bu suretle netleştirilmiştir.

Son duruma göre, sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaması için söz konusu verginin satıcı tarafından Hazineye ödenmiş olması şartı getirilmiştir. Sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen ve Hazineye ödenen bu verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme faizi alıcıdan aranacaktır.

Diğer taraftan söz konusu verginin satıcı tarafından beyan edilmiş olması ancak tahakkuk eden verginin ödenmemesi veya ödenecek KDV çıkmaması nedeniyle Hazineye ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar ise alıcıdan aranacaktır.

 

b-    Aynı Tebliğin (II/B-15.2.1.) bölümünün ikinci paragrafının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Üniversitelere yapılacak bağışlarda, uygulama imar planı, parselasyon planı veya vaziyet planı olmaması gibi nedenlerle inşaat ruhsatı alınamaması halinde, istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesinin onayında ruhsat yerine üniversitenin inşaatla ilgili sorumlu biriminin uygun görüşü aranır.”

Yapılan bu değişiklikle, KDV Kanunun 13/1-k maddesinde yer alan “Genel ve Özel Bütçeli Kamu İdarelerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve Köylere Bağışlanan Tesislerin İnşasına İlişkin İstisna” uygulamasında üniversitelere yapılacak bağışlarda, uygulama imar planı, parselasyon planı veya vaziyet planı olmaması gibi nedenlerle inşaat ruhsatı alınamaması halinde, istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesinin onayında ruhsat yerine üniversitenin inşaatla ilgili sorumlu biriminin uygun görüşünün alınması yeterli görülmüştür.

 

c-     Aynı Tebliğin (III/B-3.1.1.) bölümünün sekizinci paragrafı ile (III/B-3.1.2.) bölümünün beşinci paragrafında yer alan “ay içi hesaplamalarda” ibaresi “ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, indirimli orana tabi işlemlerde azami iade tutarının belirlenmesine ilişkin ek açıklamalar yapılmıştır.

Bilindiği üzere indirimli orana tabi teslim veya hizmetle ilgili olarak yılı içinde talep edilen mahsuben iade tutarlarının hesaplanmasında yüklenilen vergi ile söz konusu işlemler üzerinden hesaplanan vergi arasındaki farkın, (%1) oranına tabi işlemler için işlem bedelinin (%17)’sini, (%8)’e tabi işlemler için ise işlem bedelinin (%10)’unu aşan kısmı, iade hesabına dahil edilmemektedir.

Azami iade tutarının belirlenmesinde iade talebinde bulunulan döneme kadar yapılan toplam işlem bedeli dikkate alınmakta olup; Tebliğ değişikliği uyarınca ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle azami iade edilebilir tutarın aşılması bu durumu değiştirmeyecektir.

Benzer şekilde izleyen yıl içerisinde talep edilen nakden/mahsuben iade tutarlarının hesaplanmasında da azami iade tutarının belirlenmesinde, iade talebinde bulunulan yıldaki toplam işlem bedeli esas alınacak olup, ay içi hesaplamalarda doğrudan yüklenimler nedeniyle azami iade edilebilir tutarın aşılması bu durumu değiştirmeyecektir.

Nitekim doğrudan yüklenimler dolayısıyla iade edilebilecek KDV tutarı aşıldığında, aşan kısım sadece vergi inceleme raporuna dayanarak iade edilmekte, bu kısım YMM İade Raporuna dayanarak yahut teminat karşılığı iade edilmemektedir. ATİK’ler nedeniyle yüklenilen KDV’den dolayı azami iade edilebilir tutarının aşılması durumunda aşan kısım hiçbir şekilde iade edilmemektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-22 Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Gayrimenkul Alım Satım ve Kiralama Sözleşmelerine İlişkin Yeni Düzenlemeler Getirildi

Bülten: 2018/22
06.10.2018

Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Gayrimenkul Alım Satım ve Kiralama Sözleşmelerine İlişkin Yeni Düzenlemeler Getirildi

Daha önce 13 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişiklik yapılarak; Türkiye’de yerleşik kişilerin, ilgili Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin TL cinsinden belirleneceği, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyeceği, daha önce yapılmış yürürlükteki sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin ise (Bakanlıkça belirlenen haller dışında) Kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde Türk parası olarak taraflarca yeniden tespit edileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Bu defa 6 Ekim 2018 Cumartesi günkü Resmi Gazetede yayımlanan Tebliğde Hazine ve Maliye Bakanlığı, döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşmelere ilişkin ilave bir takım düzenlemelere yer verdi.

Bahsi geçen (Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Nolu Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasın Dair) 2018-32/51 Nolu Tebliğ’e göre;

– Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış  ve kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklar.

– Türkiye’de yerleşik kişiler; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan, kendi aralarında akdedecekleri, iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklar.

– Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklar.

Bu durumda;

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

– İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

-Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri,

döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak, serbestçe kararlaştırılabilecektir.

– Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, 16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilerin inşası, tamiri ve bakımı dışında kalan eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklardır.

– Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt satış ve taşıt kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul satış ve menkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

– Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

– 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama  (leasing) sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

– Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

– Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

– Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası andlaşmaların ifası kapsamında olmak kaydıyla; yüklenicilerin üçüncü taraflarla akdedeceği gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

– Hazine ve Maliye Bakanlığının 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

– Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

– Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

– Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az %50 hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür.

– Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir.

– Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir.

– Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir.

– Bu madde uyarınca akdedilecek sözleşmelerde istisna kapsamına alınan, ancak Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan sözleşmeler de anılan geçici madde hükmünden istisnadır

– Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

– Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.

– Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 02/01/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 02/01/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.

– Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller bu fıkranın ilk paragrafına göre iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir. Ancak, Türk parası olarak belirlemenin yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir yıl geçerli olmak üzere; anılan paragraf uyarınca Türk parası olarak belirlenen kira bedeli, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir. Bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli ise, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir ve belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu fıkrada belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

– Bu fıkra hükmü, bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar için uygulanmaz.

– Bu maddede, istisna tanınan tarafların mutabakatıyla yeni yapılacak sözleşmelerin Türk parası cinsinden yapılmasını veya mevcut döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi uyarınca Türk parası olarak yeniden kararlaştırılmasını talep etmesi durumunda sözleşmelerde yer alan bedeller Türk parası cinsinden kararlaştırılır.

Kararda bu hükümlerin Hazine ve Maliye Bakanı tarafından yürütüleceği belirtilmiş olup eski sözleşme bedellerinin TL olarak belirlenmesi işlemlerinden doğan ek yükümlülükler konusunda nasıl bir uygulama yapılacağı halen belirsizliğini korumaktadır.

Örneğin 35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde, vergiye tabi kâğıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kâğıt üzerinde yer alan dövizin, kâğıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisi hesaplanacağı açıklanmıştır. Diğer taraftanDamga Vergisi Kanunu’nun 14. maddesine göre, belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin değiştirilmesi halinde ise artan tutarın aynı oranda vergiye tabi tutulması gerekmektedir.

Sözleşmede yer alan döviz bedelinin TL olarak yeniden belirlenmesi için ya sözleşmenin değiştirilmesi yada ek sözleşme düzenlenmesi gerekmekte olup döviz cinsinden düzenlenmiş eski sözleşme bedelleri TL cinsinden yeniden belirlenirken kur farkından dolayı üzerinden vergi hesaplanmış damga vergisi matrahı artmış olacak bu da tarafların ek damga vergisi yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmalarına sebep olabilecektir. O sebeple bu konuda dikkatli davranılması, doğabilecek damga vergisi vb ek mali yükümlülüklerin ve buna bağlı geçmişe yönelik cezalı tarhiyat ihtimalinin bütçelenmesi gerekir.

Bir diğer konu, metinde sıklıkla geçen “Türkiye’de yerleşik olanlar” yahut “Türkiye’de yerleşik olmayanlar” kavramından kastın ne olduğudur. Mali mevzuatta; Yurt dışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahipleri dahil Türkiye’de ikametgah sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile yerleşmek niyetiyle bir takvim yılı içerisinde Türkiye’de devamlı olarak 6 aydan fazla oturanlar “Türkiye’de yerleşik kişi” olarak kabul edilmektedir. (Dışarıda yerleşik kişilerden Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre bir sermaye tahsisi suretiyle Türkiye’de şube açmış olan veya bir şirkete katılmış veya şirket kurmuş gerçek ve tüzel kişiler yalnızca bu faaliyetleri dolayısıyla Türkiye’de yerleşik sayılır).

İlaveten, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’nun 3. Maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır” hüküm gereğince düzenlemelere aykırı işlem gerçekleştirenler madde hükmünde yer alan tutarlarda idari para cezasına muhatap olabilirler.

Her ne kadar “üçbin” yahut “yirmibeşbin” rakamları görece küçük gibi görünse de uygulamada farklı durumlar ortaya çıkabilir. Şöyleki uygulayıcı konumundaki kamu görevlileri bu konudaki idari düzenlemelerdeki boşluğu aleyhe kullanıp, konuyu farklı yorumlayıp çok daha yüksek tutarlı ceza önerebilirler. Örneğin 5 yıllık bir söylemeye dayanarak yapılan kira ödemelerinde her ay ayrı bir olay yahut ayrı bir tespit olarak değerlendirilebilir ve her ay için ayrı ayrı üçbin yahut yirmibeş binliralık ceza ile karşı karşıya kalınabilir. Böyle durumlarda idari yargı yolu açık olup bu tür idari uygulamalara karşı dava açarak yoruma dayalı fiktif vergi/cezaların kaldırılması mümkün olmakla birlikte kesin değildir.

RESMİ GAZETE


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-21 Fiyat Etiketinde Yerli Üretim Logosu Kullanımına İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Bülten: 2018/21

05.10.2018

 Tüketicilere sunulan malların etiketlerinde ve fiyat listelerinde yer verilmesi zorunlu olan yerli üretim logosunun kullanımına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından 5 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Fiyat Etiketinde Yerli Üretim Logosu Kullanımına İlişkin Tebliğ yürürlüğe girdi.

7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 54 üncü ve 84 üncü maddeleri ile 28/6/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fiyat Etiketi Yönetmeliğinin 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanan Tebliğ, perakende olarak satışa sunulan malların etiketlerini ve fiyat listelerine ilişkin bir takım düzenlemeleri kapsamaktadır.

Tebliğe göre, etiketlerde ve fiyat listelerinde bulunması zorunlu hususlar, malın üretim yeri, malın ayırıcı özelliği, malın tüm vergiler dâhil satış fiyatı, malın birim fiyatı, malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih ve son olarak üretim yeri Türkiye olan mallar için Bakanlıkça tespit ve ilan edilen şekil, logo veya işaret olarak belirlendi.

Yine tebliğe göre, sanayi işletmeleri tarafından Türkiye’de üretilen mallar, Türkiye’de üretilen el ve ev sanatları ürünleri ile (27/10/1999 tarih ve 4458 sayılı) Gümrük Kanununun 18 inci maddesinde sayılan ürünlerden Türkiye’de elde edilen veya üretilen mallar yerli üretim kabul edilecektir.

Etiketlerde ve fiyat listelerinde kullanılması zorunlu olan ve şekli Bakanlıkça belirlenen yerli üretim logosuna Tebliğ ekinde yer verilmiş olup bu logonun etiketlerde ve fiyat listelerinde kolaylıkla görünebilir ve okunabilir şekilde yerleştirilmesi artık zorunlu tutulmuştur.

Yerli üretim logosu etiketlerde ve fiyat listelerinde Tebliğ ekinde belirtilen orijinal renklerinde ve şeklinde yer alacak olup logosunun küçültülmesi veya büyütülmesi gereken durumlarda yine tebliğ ekine yer alan oranlara uyulması gerekecektir.

Ticaret Bakanlığı, belediyeler ve ilgili odalar bu Tebliğ hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle görevlendirilmiş olup Tebliğe aykırı uygulamaların tespit edilmesi halinde, tespit edilen aykırılık, gereği yapılmak üzere aykırı uygulamayı yapanın merkezinin bulunduğu valiliğe gönderilecektir.

Yapılan olumsuz tespitler üzerine valiliklerce, Logo uygulamasına aykırı hareket edenlere Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Türk Ticaret Kanunu’nun ceza hükümleri kapsamında para cezası uygulanacaktır.

Uygulamanın başlamasıyla yerli ürüne olan talebin artması bekleniyor.

Tebliğ ekinde yer alan Logo aşağıdaki gibidir.

Yerli logonun büyültülmesi küçültülmesi durumunda uyulması gereken oranlar ise aşağıdaki gibidir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Enflasyon Muhasebesi Yürürlükten Mi Kalktı?

Enflasyon oranın çift haneli rakamlarda seyrettiği yıllarda mali tablolardaki verileri enflasyona karşı korumaya yönelik vergi sistemimizde, maliyet bedeli artırımı, yeniden değerleme müessesi, son giren ilk çıkar (LİFO) yöntemi gibi birtakım düzenlemeler mevcuttu. Ancak bu düzenlemeler mali tablolar kalemlerinin tamamını kavramaktan uzaktı.

2000’li yılların başında güçlü meclis desteğine sahip tek parti iktidarları ile yakalanan siyasi istikrar ile birlikte, başta yakalanan siyasi istikrarda emeği payı olduğunu düşünen işadamları olmak üzere TOBB dahil meslek odaları ve diğer baskı grupları, enflasyonun mali tablolar üzerindeki olumsuz etkisinden ve enflasyondan kaynaklanan fiktif karlar üzerinden hak etmedikleri tutarlarda vergi ödemekten kurtulacaklarını umarak Siyasi İktidarı ve doğal olarak Meclisi enflasyon muhasebesi uygulamasının yasalaştırılması konusunda ikna etmeyi başardılar.

Ancak aşağıda da değinileceği üzere ne Hükümeti, Meclisi buna ikna edenler ne siyasi iktidarın kendisi yahut bürokratları yahut teknokrat milletvekilleri, enflasyon canavarını yeneceklerine kendileri dahi inanmamış olmalılar ki, 2003 yılından bu tarafa yürürlükte kaldığı halde bugüne kadar bir kez dahi uygulanamayan bir yasal düzenleme yaptılar.

Şöyle ki 2003 yılında yapılan düzenleme ile Vergi Usul Kanuna eklenen geçici madde ile 31.12.2003 tarihli veriler bir defaya mahsus enflasyon düzeltmesine tabi tutuldu.

Ancak 01.01.2004 tarihinden sonraki veriler ise bu tarihten itibaren yürürlüğe girecek olan ve 213 Sayılı VUK Mükerrer 298. Maddesinde belirtilen şartların oluşması halinde enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktı. Söz konusu madde hükmüne göre, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından açıklanan Yİ-ÜFE artışının, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10’dan fazla olması şartları tekrar birlikte sağlanana kadar enflasyon düzeltmesi uygulanmayacaktı.(İstisna olarak, sadece sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden ve kazançlarını Bilanço esasına göre tespit eden gelir veya Kurumlar Vergisi mükellefi olan kuyumcuların, enflasyon düzeltme şartlarının oluşup oluşmama koşuluna bakılmaksızın, takip eden yıllarda her geçici vergi dönemi ve hesap dönemi sonu itibarıyla enflasyon düzeltmesi yapmaları zorunlu kılındı).

Ne ilginçtir ki o günden bu tarafa her iki değerdeki artış oranı hiçbir zaman birlikte (eşzamanlı) aşılamadı, dolasıyla yasal koşullar oluşamadığı için de enflasyon düzeltmesi hiçbir zaman yapılamadı.

Diğer bir ifade ile 2004 yılı başında yürürlüğe giren enflasyon düzeltmesi, o tarihteki mantıkla ufukla umutla hazırlanan yasal düzenlemelerde yer alan şartların gerçekleşememiş olması nedeniyle hiç uygulanamadığı için fiilen yürürlükten kalktı.

Öyle olunca da mükellefler bırakın mali tablolarını enflasyonun olumsuz etkilerinden arındırarak fiktif vergi ödemekten kurtulmayı, enflasyon düzeltmesi geldi diye yürürlükten kaldırılan maliyet bedeli artırımı, yeniden değerleme müessesi, LİFO gibi enflasyonun etkisinden korunmaya dönük sınırlı uygulama alanı olan avantajları da kaybettiler.

Sadece bununla da kalınmadı, amortisman uygulamasında da enflasyon düzeltmesi uygulamasına paralel birtakım değişiklikler yapıldı; Eskiden birbirine benzer özelliklere sahip kıymetler için bir ortak bir amortisman oranı uygulanırken yapılan değişiklikle amortismana tabi iktisadi kıymetin özelliğine göre farklı faydalı ömürler belirlenerek her bir kıymet için farklı amortisman oranları uygulanması yoluna gidildi. Bu yapılırken de düzenlemeler eskiye nazaran mükellef aleyhine oldu; faydalı ömürler uzun belirlendi, doğal olarak amortisman oranları düşürüldü, böylece mükellefler kıymetlerini daha uzun sürede itfa ederek erken yıllarda daha az gider düşmek ve vergiyi daha erken ödemek durumunda kaldılar.

Diğer taraftan, 3 Ekim günü açıklanan 2018/Eylül ayı enflasyon oranları gözleri yeniden enflasyon muhasebesi uygulamasına çevirdi. Nitekim 2018/Eylül ayına ait enflasyon oranı hemen hemen tüm çevrelerin beklentisinin üzerinde çıktı. Böylece 2018 yılına (içinde bulunulan hesap dönemine) ait enflasyon oranının %10’un çok çok üzerinde gerçekleşeceği artık kesinleşmiş oldu.

31.12.2018 tarihi itibariyle son üç hesap dönemine ait Yİ-ÜFE ise bu gidişle %60 oranını geçecek gibi görünmekte. Her ne kadar ikinci eşzamanlı şart son üç hesap dönemine ait Yİ-ÜFE’nin  % 100 oranını geçmesi olsa da bu oran % 99’da kaldığında ne olacak? Maalesef mevcut yasal düzenlemeye göre yine enflasyon muhasebesi uygulanamayacak.

31.12.2018 tarihi (bu yılın sonu) itibariyle bahis konusu %100 oranına (ikinci şart olan yasal orana) ulaşmak teknik olarak mümkün olmakla birlikte bu durum tüm çevrelerce arzu edilecek bir durum olmayacaktır. Nitekim bu haliyle dahi mevcut enflasyon oranı özellikle maliyet fiyatlarında yol açtığı belirsizlik sebebiyle piyasaları yeterince tedirgin etmektedir. O sebeple bu durum  (son üç yılın enflasyon oranları toplamının %100’ü geçmesi) kimsenin arzu etmeyeceği durum olacaktır.

Enflasyon muhasebesinin uygulanabilmesi için geriye bir ihtimal daha kalmaktadır; (son 36 aylık) enflasyonun yasal sınır olan %100 oranını görmesi yerine, bu yasal oranı 31.12.2018 tarihi itibariyle gerçekleşeceği kesinleşen orana düşürmek.

Şöyle ki; mevcut yasal düzenlemeye göre  “(2013 sayılı VUK Madde 298, 700 Sayılı KHK’nın 46 ncı maddesiyle değişen ibare; Yürürlük:09.07.2018) Cumhurbaşkanı; bu maddede yer alan % 100 oranını % 35’e kadar indirmeye veya tekrar kanunî seviyesine kadar yükseltmeye ……… yetkilidir”. Örneğin 31.12.2018 tarihi itibariye son üç hesap dönemine ait Yİ-ÜFE’nin %65 gibi bir oranı yakalayacağı kesinleştiğinde Sayın Cumhurbaşkanı Yasadan kaynaklanan yetkisini kullanarak mevcut %100 oranını bundan daha düşük bir oranda, örneğin  %60 olarak, yeniden belirlese böylece ilk defa enflasyon muhasebesi uygulaması imkanı doğar ve diğer şartları taşıyan mükellefler düzenlemenin getiriliş amacına uygun olarak mali tablolarını neredeyse 15 yıllık enflasyonun etkisinden arındırarak reel değerlere getirme imkanına kavuşurlar.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-20 Demir Çelik Ürünleri İthalatına Geçici Koruma Önlemi Uygulanmasına Dair Karar

Demir çelik ürünleri ithalatına geçici koruma önlemi uygulanmasına dair Cumhurbaşkanı imzalı 138 sayılı Karar 1 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı.

Buna göre başta demiryolu ve tramway hattı malzemeleri olmak üzere, paslanmaz çelik hammadde ve mamülleri, boru ve içi boş profiller, çubuk teller ve profiller gibi uzun mamuller ile demir veya alaşımlı alaşımsız çelikten yapılmış yassı hammadde ürünleri gibi ürünlerin ithalatında, tarife kontenjanlarını aşan kısımlar için 200 gün süreyle %25 oranında ek yükümlülük getirildi.

Kararda, (yukarıda genel olarak isimleri zikredilen ve) Gümrük Tarife Pozisyonu ve tanımı Karar eki listede belirtilen eşyaların ithalatında, ithalat artışının yerli üretimde neden olduğu ciddi zarar tehdidinin ve oluşabilecek telafisi güç zararların önlenebilmesi amacıyla eşyanın CIF kıymeti üzerinden ek mali yükümlülük uygulanmasına karar alındığı gerekçesine yer verildiği görülmüştür.

Karara göre, getirilen ek mali yükümlülük Gümrük Mevzuatının ilgili hükümlerine göre teminata başlanacaktır. Soruşturma sonucunda korunma önlemi alınması durumunda ise daha önce teminata bağlanan tutar Hazineye irat kaydedilecektir. Soruşturma sonucunda önlemin, geçici korunma önleminden daha düşük belirlenmesi halinde aradaki fark ilgililere iade edilecek ancak korunma önleminin geçici korunma önleminden daha yüksek olması halinde ise aradaki fark tahsil edilmeyecektir.  Soruşturma sonucunda korunma önlemi alınmasına gerek olmadığına karar verilmesi halinde geçici korunma önlemi yürürlükten kaldırılacak, bu durumda gümrük idarelerince teminata bağlanan tutar, Gümrük Mevzuatının teminata bağlanan vergilerin geri verilmesine ilişkin hükümleri dahilinde ilgililere iade edilecektir.

Diğer taraftan Karara ekli listede Gümrük Tarife Pozisyonu ve tanımı yer alan (ve yukarıda genel olarak isimleri sayılan) eşyanın ithalatında, ek mali yükümlükten muafiyet sağlamak üzere, ürün grupları itibariyle Karara ekli listede karşılarında gösterilen miktarlarda genel tarife kontenjanı açıldığı belirtilmiştir.

Nitekim Gümrük uygulamalarında belirli miktar veya belirli kıymetteki eşyanın düşük tarife uygulanması suretiyle yahut muaf olarak ithaline izin verilirken, belirlenen sınırları aşan ithalat için normal tarife uygulanması yoluyla tarife kontenjanları uygulanmaktadır.

Bunun yanı sıra Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yapılan ithalatta ilgili eşya için kullanılabilir genel tarife kontenjanı bulunması durumunda ek mali yükümlülük teminata bağlanmayacak ve bu kapsamda yapılan ithalat miktarı genel tarife kontenjanından düşülmeyecektir.

Bir diğer husus, Karar eki listede yer alan demir çelik ürünlerinin tümünün yine Karar eki diğer listede yer alan ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli olanlarının ithalatında ek mali yükümlülükten muafiyet sağlamak üzere tarife kontenjanı açıldığı görülmüştür. Buna göre belirli ülkeler tarife kontenjanı miktarı toplamda 518.803 ton olarak belirlenmiş olup ancak her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için bu sınır 172.934 tonu geçemeyecektir.

Karar eki diğer listede yer alan ek mali yükümlülük için gümrük muafiyeti tanınan ülkelerin tamamına yakının Asya, Afrika yahut Güney Amerika kıtalarında yer alan az gelişmiş dost ve müttefik ülkeler olduğu, bunların arasında başta Japonya, Çin, Rusya ve ABD olmak üzere (Kosova, Karadağ gibi ülkeler hariç) gelişmiş Avrupa ülkelerinin ise yer almadığı görülmüştür.

Bu açıdan bakıldığında Karar, “başta paslanmaz çelik olmak üzere demir çelik ürünleri ithalatı için yukarıda adı geçen ülkelere ek gümrük vergisi konuldu” şeklide okunabilir.

Nitekim ABD, Japonya, Çin ve Almanya paslanmaz çelik üretiminde ilk sıralarda yer almaktalar ve ne yazık ki Ülkemizde paslanmaz çelik üretimi henüz yapılamamaktadır.

Geçici koruma önlemi kapsamındaki Karar Eki (1 Nolu) Liste içeriği eşyalar aşağıdadır.

Sıra Ürün Grubu GTP Eşyanın Tanımı Genel Tarife Kontenjanı (Ton)
1 Yassı Mamuller 72.08 Demir veya alaşımsız çelikten yassı hadde ürünleri genişlikleri 600 mm veya daha fazla) (sıcak haddelenmiş) kaplanmamış) 3.117.670,00
72.09 Demir veya alaşımsız çelikten yassı hadde mamulleri genişliği 600 mm. veya daha fazla, soğuk haddelenmiş, kaplanmamış)
72.10 Demir veya alaşımsız çelikten yassı hadde mamulleri, genişliği 600 mm veya daha fazla olanlar (kaplanmış olanlar)
72.11 Demir ve alaşımsız çelikten yassı hadde mamulleri (genişlikleri 600 mm.den az ve kaplanmamış olanlar):
72.12 Demir veya alaşımsız çelikten yassı hadde ürünleri (genişlikleri 600 mm.den az ve kaplanmış olanlar)
72.25 Diğer alaşımlı çelikten yassı hadde mamulleri genişliği 600 mm.veya daha fazla)
72.26 Diğer alaşımlı çelikten yassı hadde mamulleri (genişliği 600 mm.den az olanlar)
2 Uzun Mamuller (Çubuklar, Teller ve Profiller) 72.13 Demir veya alaşımsız çelikten fılmaşin (sıcak haddelenmiş, kangal halinde) 558.534,00
72.14 Demir veya alaşımsız çelikten çubuklar (sadece dövülmüş, sıcak haddelenmiş veya sıcak çekilmiş, haddeleme işleminden sonra burulmuş olanlar dahil)
72.15 Demir veya alaşımsız çelikten diğer çubuklar
72.16 Demir veya alaşımsız çelikten profiller
72.17 Demir veya alaşımsız çelikten teller
72.27 Diğer alaşımlı çelikten fılmaşin (sıcak haddelenmiş, kangal halinde)
72.28 Diğer alaşımlı çelikten çubuk ve profiller; alaşımlı veya alaşımsız çelikten sondaj işlerinde kullanılan içi boş çubuklar
3 Boru ve İçi Boş Profiller 73.03 Dökme demirden ince ve kalın borular, içi boş profiller 273.901,00
73.04 Demir (dökme demir hariç) ve çelikten ince ve kalın borular ve içi boş profiller (dikişsiz)
73.05 Demir veya çelikten diğer ince ve kalın borular (kaynaklı, perçinli veya benzeri şekillerde kapatılmış) (iç ve dış kesitleri daire şeklinde olup, dış çapı 406,4 mm.yi geçenler)
73.06 Demir veya çelikten diğer ince ve kaim borular ve içi boş profiller(örneğin açık dikiş veya kaynak yapılmış, perçin yapılmış veya benzeri şekilleri kapatılmış)
4 Paslanmaz Çelikler* 72.19 Paslanmaz çelikten yassı hadde mamulleri (genişliği 600 mm. veya fazla olanlar 139.934,00
72.20 Paslanmaz çelikten yassı hadde mamulleri (genişliği 600 mm. den az olanlar)
5 Demiryolu ve Tramvay Hattı Malzemeleri 73.02 Demir veya çelikten demiryolu ve tramvay hattı malzemesi; raylar, kontrraylar, makas dilleri, makas göbekleri, kruvazman ve makaslar, gergi çubukları, dişli raylar, traversler, cebireler, yastık ve köşelikler, seletler, sıkıştırma levhaları ve kramponlar, rayların döşenmesi, eklenmesi veya sabitleştirilmesi için bağlantı levha ve çubukları ile özel olarak imal edilmiş diğer parçalar 27.044,00
“7219.11, 7219.12, 7219.13,7219.14,7219.21,7219.22,7219.23,7219.24,7220.11 ve 7220.12 GTP ‘li eşya hariç

Karar Eki (2 Nolu) Liste içeriği Belirli Ülkeler aşağıdadır.

Afganistan, Angola, Antigua Ve Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Azerbeycan-Nahçıvan, Bangladeş, Barbados, Beyaz Rusya, Belize, Benin, Bolivya, Bosna Hersek, Botsvana, Brezilya, Burkina Faso, Burundi, Bhutan, Cezayir, Cibuti, Cook Adaları, Çad, Kongo Dem. Cum., Dominik Cumhuriyeti, Dominika, Ekvator, Ekvator Ginesi, El Salvador, Endonezya, Eritre, Etiyopya, Fas, Fiji, Fildişi Sahili, Filipinler, Filistin, Fransız Polinez., Gabon, Gambiya, Gana, Gine, Gine-Bissau, Grenada, Guatemala, Guyana, Güney Afrika Cum., Güney Sudan, Gürcistan, Haiti, Hindistan, Honduras, Irak, İran, Jamaika, Kamboçya, Kamerun, Cape Verde, Karadağ, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kiribati, Kolombiya, Komorolar, Kongo, Kosova, Kostarika, Kuzey Kore, Küba, Laos, Lesotho, Liberya, Libya, Lübnan, Madagaskar, Makedonya, Malavi, Maldivler, Malezya, Mali, Marshal Adaları, Mozambik, Meksika, Mısır, Mikronezya, Moğolistan, Moldova, Montserrat, Moritanya, Morityus, Burma (Birmanya/Myanmar), Namibya, Nauru, Nepal, Nijer, Nijerya, Nikaragua, Niue, Orta Afrika Cumhuriyeti, Özbekistan, Pakistan, Palau, Panama, Papua Yeni Gine, Paraguay, Peru, Ruanda, Samoa, Sao Tome and Principe, Senegal, Seyşeller, Sırbistan, Sierra Leone, Solomon Adaları, Somali, Sri Lanka, St.Kitts ve Nevis, St.Lucia, St.Vincent ve Grenadines, Sudan, Surinam, Svaziland, Şili, Tacikistan, Tanzanya, Tayland, Doğu Timor, Togo, Tonga, Trinidad ve Tobago, Tunus, Tuvalu, Türkmenistan, Uganda, Umman, Uruguay, Ürdün, Vanuatu, Venezüella, Vietnam, Yemen, Zambiya, Zimbabve

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurtiçi Üfe Verileri 2018

YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ  VE DEĞİŞİM ORANI (GENEL Yİ-ÜFE )
ENFLASYON DÜZELTMESİNDE VE DEĞER ARTIŞ KAZANCI HESAPLAMASINDA KULLANILIR
[2003=100]
Yıl Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Year Jan. Feb. March April May June July August Sep. Oct. Nov. Dec.
Endeks-Index
2006 123,51 123,83 124,14 126,54 130,05 135,28 136,45 135,43 135,11 135,73 135,33 135,16
2007 135,09 136,37 137,70 138,80 139,34 139,19 139,28 140,47 141,90 141,71 142,98 143,19
2008 143,80 147,48 152,16 159,00 162,37 162,90 164,93 161,07 159,63 160,54 160,49 154,80
2009 155,16 156,97 157,43 158,45 158,37 159,86 158,74 159,40 160,38 160,84 162,92 163,98
2010 164,94 167,68 170,94 174,96 172,95 172,08 171,81 173,79 174,67 176,78 176,23 178,54
2011 182,75 185,90 188,17 189,32 189,61 189,62 189,57 192,91 195,89 199,03 200,32 202,33
2012 203,10 202,91 203,64 203,81 204,89 201,83 201,20 201,71 203,79 204,15 207,54 207,29
2013 206,91 206,65 208,33 207,27 209,34 212,39 214,50 214,59 216,48 217,97 219,31 221,74
2014 229,10 232,27 233,98 234,18 232,96 233,09 234,79 235,78 237,79 239,97 237,65 235,84
2015 236,61 239,46 241,97 245,42 248,15 248,78 247,99 250,43 254,25 253,74 250,13 249,31
2016 250,67 250,16 251,17 252,47 256,21 257,27 257,81 258,01 258,77 260,94 266,16 274,09
2017 284,99 288,59 291,58 293,79 295,31 295,52 297,65 300,18 300,90 306,04 312,21 316,48
2018 319,60 328,17 333,21 341,88 354,85 365,60 372,06 396,62
YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ  (Yİ-ÜFE)  YILLIK DEĞİŞİM
BİR ÖNCEKİ YILIN AYNI AYINA GÖRE DEĞİŞİM (%)
(ENFLASYON DÜZELTMESİNDE  KULLANILAN ENDEKS)
Yıl Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Year Jan. Feb. March April May June July August Sep. Oct. Nov. Dec.
2006 5,11 5,26 4,21 4,96 7,66 12,52 14,34 12,32 11,19 10,94 11,67 11,58
2007 9,37 10,13 10,92 9,68 7,14 2,89 2,08 3,72 5,02 4,41 5,65 5,94
2008 6,44 8,15 10,50 14,56 16,53 17,03 18,41 14,67 12,49 13,29 12,25 8,11
2009 7,90 6,43 3,46 -0,35 -2,46 -1,86 -3,75 -1,04 0,47 0,19 1,51 5,93
2010 6,30 6,82 8,58 10,42 9,21 7,64 8,24 9,03 8,91 9,92 8,17 8,87
2011 10,80 10,87 10,08 8,21 9,63 10,19 10,34 11,00 12,15 12,58 13,67 13,33
2012 11,13 9,15 8,22 7,65 8,06 6,44 6,13 4,56 4,03 2,57 3,60 2,45
2013 1,88 1,84 2,30 1,70 2,17 5,23 6,61 6,38 6,23 6,77 5,67 6,97
2014 10,72 12,40 12,31 12,98 11,28 9,75 9,46 9,88 9,84 10,10 8,36 6,36
2015 3,28 3,10 3,41 4,80 6,52 6,73 5,62 6,21 6,92 5,74 5,25 5,71
2016 5,94 4,47 3,80 2,87 3,25 3,41 3,96 3,03 1,78 2,84 6,41 9,94
2017 13,69 15,36 16,09 16,37 15,26 14,87 15,45 16,34 16,28 17,28 17,30 15,47
2018 12,14 13,71 14,28 16,37 20,16 23,71 25,00 32,13

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-19 Sıfır Otomobil Satışlarında ÖTV ve Fiyat İndirimine Gidildi

Bülten: 2018/19
24.09.2018
 

Ülkemiz vergi sistemi AB uyum süreciyle birlikte mevzuat bazında çağdaş seviyelere getirilmiş olmakla birlikte, uygulama halen olması gereken düzeyde değildir. Nitekim dünya genelinde yapılacak sıralama sonuçlarına göre Türkiye toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergileri en yüksek paya sahip ülkelerden birisi olarak yerini almaktadır.

Diğer taraftan dolaylı vergilerin vergi adaletine ters düşen vergiler olduğu diğer bir ifade ile, bu vergilerin yapısı itibariyle zengine az fakire ise fazla yük yüklediği herkesçe kabul bilinmektedir. Örneğin ücretli çalışan birisi de sıfır araba satın alıp deposuna benzin alınca aynı vergiyi ödemekte, işveren (zengin) de araba satın alıp deposuna benzin alınca aynı vergiyi ödemektedir.

Bunun düzeltilememesinin sebeplerinden bir kısmı, denetim ve verilendirme sisteminin yapısal sorunları, piyasa derinliğinin yeterli seviyede olmaması, mükellef bilincinin yeterince gelişmemiş olması vb olarak sayılabilir.

Fakat asıl sebeplerinden bir tanesi de bu vergilerin maliye politikası aracı olarak kullanılmasıdır. Bu tür vergiler bazı dönemlerde, bütçe gelirlerini artırmaktan daha çok politika aracı olarak kullanılmakta, örneğin belli ürünlerde yapılacak ÖTV artışı, o malı nispi olarak daha pahalı hale getireceği için bunun yerine ihtiyaçların yurt içinde üretilen başka mallarla ikame edilmesine yahut o mala olan talebin kısılmasına olanak vermektedir. Tersi durumda, ÖTV azaltımı durumunda ise o mala olan talep artmakta, buna bağlı olarak ta malın tüketimi artmaktadır.

Son dönemlerde ülkemizde yaşanan başta ekonomik sorunlar gözetilerek olsa gerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan imzası ile (24 Eylül Pazartesi günü) yayımlanan kararla, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu kapsamında yer alan otomobil vb araçların ÖTV matrahı (vergisiz fiyat limitleri) ve oranları yeniden tespit edildi. Böylece döviz kurundaki artışın otomobil pazarına olumsuz etkilerini azaltabilmek amacıyla Özel Tüketim Vergisi oranlarına esas matrahlar ve vergi oranları değiştirilerek otomobil fiyatlarının nispeten ucuzlaması ve piyasasının canlanması hedeflendi.

Buna göre;

  • motor silindir hacmi 1600 cc ve altı araçlar için ÖTV matrahının alt limiti yüzde 52 artışla 46 bin TL’den 70 bin TL’ye, üst limiti ise yüzde 50 artışla 80 bin TL’den 120 bin TL’ye yükseltildi.
  • Matrahı 70 bin TL’yi aşmayan araçlar için ÖTV oranı % 45, 70 bin lirayı aşıp 120 bin lirayı aşmayanların oranı % 50, matrahı 120 bin TL’yi aşan 1.6 litre ve altı araçlarda ise ÖTV oranı % 60 olarak belirlendi.
  • Motor gücü 50 kilovatı geçip motor silindir hacmi 1800 cc’yi geçmeyen elektrik araçlar için ÖTV matrahının limitleri normal motorlu araçlarla aynı olarak belirlendi.
  • Vergi matrahı 85 bin TL’nin altındaki araçlarda ÖTV oranı % 45 olurken, 135 bin TL’yi aşmayanlarda bu % 50, 135 bin TL’nin üzerindeki araçlarda ise % 60 oldu. Matrah değeri 170 bin TL’nin altındaki araçlarda ise vergi oranı % 100 olurken, 170 bin TL’nin üzerindeki araçlarda ÖTV % 110 olarak belirlendi.
  • Motor silindir hacmi 2000 cc’yi geçenler için ise limitler 170 bin TL’yi aşmayanlar ve 170 bin TL’yi aşanlar olarak belirlendi. 170 bin TL’yi aşmayanların vergisi % 100 ve % 110 olurken, 170 bin TL’yi aşanların ise ÖTV oranı % 160 olarak belirlendi.

ÖTV hesaplanırken aracın motor silindir hacminin yanı sıra o aracın fiyatı da ÖTV oranın belirlenmesinde etkili olmakta, diğer bir ifade ile aynı silindir hacmine sahip araçtan, ucuz olanından daha az oranda ÖTV, pahalı olanından daha fazla oranda ÖTV alınmaktadır. Örneğin 1600 cc’den düşük motor hacmine sahip olup (KDV, ÖTV olmaksızın / vergisiz) fabrika çıkış fiyatı yahut gümrük giriş fiyatı 40.000 TL üzeri olan bir aracın vergili fiyatı 71.700,00 TL iken aynı motor hacmine sahip fakat vergisiz fiyatı 70.000,00 TL üzeri olan aracın vergili fiyatı ise 133.200,00 TL olmaktadır.

Yapılan düzenlemede bir diğer dikkat çekici husus, MTV’de de olduğu gibi, 1600 cc’ye kadar motor hacmine sahip ve görece daha ucuz durumda olan motorlu araçlarda da ÖTV oranları düşük tutularak bu araçlar daha yüksek motor hacmine sahip araçlara kıyasla daha cazip halde tutulmaya çalışılmıştır.

Fikir vermesi amacıyla 90 bin 100 bin bandındaki bir araç için ÖTV oranlarının yeniden belirlenmesi sonrası oluşan fiyat avantajına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.

Eski Hali Baz Fiyat %50 ÖTV Ara Toplam=

 (Baz Fiyat + ÖTV)

%18 KDV G.Toplam=

(Ara Toplam + KDV)

55.000,00 27.500,00 82.500,00 14.850,00 97.350,00
Yeni Hali Baz Fiyat %45 ÖTV Ara Toplam =

(Baz Fiyat + ÖTV)

%18 KDV G.Toplam=

(Ara Toplam + KDV)

55.000,00 24.750,00 79.750,00 14.355,00 94.105,00
Fark 0,00 2.750,00 2.750,00 495,00 3.245,00

 

Görüldüğü üzere, baz fiyatı 55.000,00 TL olan bir aracın ÖTV oranlarındaki yeni düzenleme sonrasında (ÖTV ve KDV dahil) fiyatı 3.245,00 TL ucuzlamaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-18 Kiralama sözleşmelerinin Türk Lirası Üzerinden Yapılması

Bülten 2018-18 Bundan böyle menkul, gayrimenkul alım satım ve kiralama sözleşmeleri Türk Lirası üzerinden yapılacak, mevcut sözleşmeler 30 gün içinde Türk Lirası’na dönüştürülecek.

13 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişiklik yapıldı.

Söz konusu karara göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin, ilgili Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri TL cinsinden belirlenecek, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyecek.

Daha önce yapılmış yürürlükteki sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller ise (Bakanlıkça belirlenen haller dışında) Kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde Türk parası olarak taraflarca yeniden tespit edilecek.

Kararda, bu hükümlerin Hazine ve Maliye Bakanı tarafından yürütüleceği belirtilmiş olup ilerleyen günlerde eski sözleşme bedellerinin TL olarak belirlenmesi işlemlerinden doğan ek yükümlülükler konusunda nasıl bir uygulama yapılacağı şimdilik belirsizliğini korumaktadır. O sebeple adı geçen Bakanlıkça yeni düzenleme yahut açıklamaların yapılması gerekmekte, beklenmektedir.

Örneğin 35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde, vergiye tabi kâğıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kâğıt üzerinde yer alan dövizin, kâğıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisi hesaplanacağı açıklanmıştır. Diğer taraftan, Damga Vergisi Kanunu’nun 14. maddesine göre, belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin değiştirilmesi halinde ise artan tutarın aynı oranda vergiye tabi tutulması gerekmektedir.

Sözleşmede yer alan döviz bedelinin TL olarak yeniden belirlenmesi için ya sözleşmenin değiştirilmesi yada ek sözleşme düzenlenmesi gerekmekte olup döviz cinsinden düzenlenmiş eski sözleşme bedelleri TL cinsinden yeniden belirlenirken bugünkü kurun esas alınması gerekeceğinden daha önce üzerinden vergi hesaplanmış damga vergisi matrahı artmış olacak bu da tarafların ek damga vergisi yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmalarına sebep olabilecektir.

O sebeple konuya ilişkin gelişmelerin yakında takip edilmesi ve bu konuda yapılacak yeni açıklama yahut düzenlemelere göre hareket edilmesi yerinde olacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”