Bülten 2018-12 Mevduat Faiz Gelirlerinde Vergi Oranları Değiştirildi

Bülten: 2018/12                                                                                                              

31.08.2018  

Mevduat Faiz Gelirlerinde Vergi Oranları Değiştirildi

31.8.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 53 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararında, döviz tevdiat hesapları ile Türk Lirası vadeli mevduat hesaplarına yürütülen faiz gelirlerinden kesilen gelir vergisi oranlarında değişiklik yapılmıştır.

Buna göre, mevduat faiz gelirlerinden yapılacak stopaj oranları aşağıda gösterilmiştir.

VADE VADELİ TL % KATILIM TL % VADELİ DÖVİZ %
6 aya kadar (6 ay dahil) 5 5 20
6 ay-1 yıl (1 yıl dahil) 3 3 16
1 yıldan uzun 0 0 13

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67. Maddesindeki vergi oranlarının değiştirilmesine yönelik bu karar ile son dönemde özellikle ABD Doları ve Euro üzerindeki spekülatif etkilerle Türk Lirasının değer düşüşünün azaltılmasına yönelik yapılan bu düzenleme, 31.8.2018 tarihinden itibaren üç ay süreyle sınırlı olarak, bu süre içinde yeni açılan veya vadesi yenilenen vadeli hesaplara ödenecek faizler ve kar paylarına uygulanacaktır. Üç ayın sonunda yani 01.12.2018 tarihinden itibaren yeni açılacak veya vadesi yenilenen vadeli hesaplara uygulanacak vergi kesinti oranları Karar’dan önceki gibi uygulanmaya devam edecektir.

Aşağıdaki tabloda, tamamı TL olan, yarısı USD yarısı TL olan ve tamamı USD olan vadeli mevduat hesaplarının net getirileri arasında karşılaştırma yapılan örnek gösterilmiştir. (BSMV ihmal edilmiştir)

6 AYA KADAR VADELİ TL YARI YARIYA TL VE USD (TL KARŞILIĞI) VADELİ USD (TL KARŞILIĞI)
faiz geliri              100.000                                                     100.000                                 100.000
vergi stopaj tutarı                  5.000                                                       12.500                                   20.000
net faiz geliri                95.000                                                       87.500                                   80.000

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-11 7143 Süre Uzatımına İlişkin

Bülten: 2018/11
31.08.2018

7143 Sayılı Kanun’nun 10. maddesinin onüçüncü fıkrasının (h) bendinde yer alan süreler bitimi tarihinden itibaren altı ay uzatılmıştır.

31 Ağustos 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla,7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yenide Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 10. maddesinin onüçüncü fıkrasının (h) bendinde yer alan süreler, bitimi tarihinden itibaren altı ay uzatılmıştır.

 

Nitekim hahsi  geçen 10. maddenin onüçüncü fıkrasının (h) bendinde yer alan düzenleme ile;

 

“Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar ve tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışında elde ettikleri bazı kazançlarına ilişkin olarak;

 

Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların;

 

  • Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlarını,
  • Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançlarını,
  • Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançlarını,

 

31/10/2018 tarihine kadar elde edilenler de dahil olmak üzere, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2018 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi kaydıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olacağı” hüküm altına alınmıştı.

 

Bu defa bahsi geçen Karar ile, yukarıdaki düzenlemede yer alan 31/12/2018 tarihi 6 ay uzatılmış olup, buna göre düzenleme kapsamındaki kazançların Türkiye’ye transfer işlemleri 31/06/2019 tarihine kadar gerçekleştirilebilecektir.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yabancı Kurumlar Türkiye’de Nasıl Yapılanmalı ?

MERKEZİ TÜRKİYE’DE BULUNMAYAN ŞİRKETLER KURUMLAR VERGİSİNE TABİ MİDİR?

DAR MÜKELLEF KURUMLARIN VERGİLENDİRİLMESİ

    • KURUMLAR VERGİSİ TANITIMI
  • ŞİRKETLERDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİ YÜKÜ
  • TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
  • YABANCI KURUMLAR HANGİ DURUMLARDA KURUMLAR VERGİSİNE TABİ
  • KURUMLAR VERGİSİ ÖDEMEK ZORUNDA OLMAYAN DAR MÜKELLEF OLABİLİR Mİ?
  • İRTİBAT BÜROSU NASIL KURULUR?
  • İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ

KURUMLAR VERGİSİ TANITIMI
Sermaye şirketleri kurumlar vergisi mükellefidir. Türkiye’de kurum kazancı üzerinden % 20 oranında kurumlar vergisi ödenir.
Kurum kazancı, hasılat ile giderler arasında kalan tutara kanunen kabul edilmeyen giderler eklenip istisna kazançlar varsa bunlar düşüldükten sonra bulunan tutardır.
Kurumlar vergisi ödendikten sonra kalan kısım şirkette tutulmalıdır. Ortaklara kar dağıtımı yapıldığında öncelikle şirket tarafından % 15 gelir vergisi kesintisi yapılır. Ortaklar elde ettiği kar payının yarısı üzerinden gelir vergisi hesaplayıp yapılan kesintiyi mahsup ederler.

ŞİRKETLERDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİ YÜKÜ
Örneğin 100 birim kurum kazancından 20 birim kurumlar vergisi ödendikten sonra şirkette kalan 80 birim kar ortaklara dağıtılırsa, 12 birim daha vergi kesintisi yapılır. Ortaklar 80 birimin yarısı olan 40 birim üzerinden gelir vergisi öderler. Gelir vergisi tarifesinde 69.000 TL için 15.900 TL, fazlası için % 35 gelir vergisi hesaplanır. Buna göre örnekte ortalama % 30 vergi oranı uygulandığında 12 TL gelir vergisi hesaplanır ama şirket tarafından kesilen gelir vergisi mahsup edildiğinde toplam vergi yükü 20+12=32 olarak hesaplanmaktadır. En yüksek vergi dilimine giren bir kar dağıtımında vergi yükü % 34 olarak hesaplanmaktadır.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Vergilendirmede adaleti sağlamak üzere tam mükellef ve dar mükellef olmak üzere iki mükellefiyet türü mevcuttur. Hem kanuni hem de iş merkezi Türkiye’de bulunmayan şirketler dar mükellef olarak tanımlanmış ve sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmesine izin verilmiştir.
Dar mükelleflerin Türkiye’de vergilendirilebilmesi için;
1- Türkiye’de işyerinin olması (ticari faaliyetin icrasına tahsis edilen yer) veya
2- Türkiye’de daimi temsilci bulundurması,
3- Bu işyeri veya temsilciler aracılığı ile yapılan işlerden ticari kazanç elde edilmesi gerekmektedir.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?

İşyeri varsa kurumlar vergisi de var.
İşyeri ; ticari faaliyetle uğraşılan irtibat büroları, temsilcilik ofisleri, emanet deposu, tercüme ve hukuk büroları, gümrüklü sahalarda açılan depolar ve benzerleridir.
Örneğin ana merkezin pazarladığı emtianın satışıyla ilgili işlerin yönetilmesi, haberleşme, emtianın tanıtılması, pazarlanması, taşınması, gümrük işlemlerinin yapılması, satış sözleşmesinin imzalanması gibi satın alma-satma zincirinin tamamı veya bir bölümünün yürütülmesi, irtibat bürosunun işyeri olduğuna karine teşkil etmektedir.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Daimi temsilci
Gelir Vergisi Kanunu’na göre daimi temsilci; bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına belirli veya belirsiz bir süreyle veya belirli ticari muameleleri yapmaya yetkili bulunan kimsedir.
Ticari mümessiller, tüccar vekilleri ve memurları, acente durumunda olanlar, giderleri (reklam giderleri hariç) devamlı olarak kısmen ya da tamamen temsil edilen tarafından ödenenler, mağaza veya depolarında temsil edilen hesabına konsinye mal bulunduranlar daimi temsilci sayılırlar.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Daimi temsilci varsa kurumlar vergisi de var.
Danıştay Kararı’na göre, mal satış sözleşmesinin tamamlanmasına kadar işin her evresinde etkin görevler üstlenerek muhtemel alıcılarla ilgili piyasa araştırması yapmak, sonuçlar hakkında merkeze bilgi vermek, alınması gereken tavır konusunda merkezi uyarmak ve kısaca sunu-istem ilişkisinin merkezin istemlerine uygun gelişip sonuçlanmasında temel rol oynamak daimi temsilcinin varlığına delildir.
Maliye Bakanlığı ise vermiş olduğu görüşlerde daha da ileri giderek, Yurtdışındaki yerleşik kuruluşların Türkiye’deki irtibat bürolarının daimi temsilci sayılmasını ve kazançlarının kurumlar vergisine tabi tutulmasını önermektedir.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Daimi temsilci varsa kurumlar vergisi de var.

İrtibat bürosuna atanacak müdüre veya Türkiye temsilcisine verilen vekaletnamede, bu müdürlere veya temsilciye; çek verme, imzalama, ciro etme gibi yetkilerin verilmesi temsilcinin daimi temsilci tanımına girdiğini göstermektedir. Bazı Yabancı Kurumların Türkiye’deki temsilcilikleri vergi incelemesine tabi tutulmuş ve daimi temsilci tanımına giren şahısların bulunduğu vekaletnameler ve sözleşmeler ile ispatlanmış, Türkiye’de elde edilmiş sayılan kazanç hesaplanarak cezalı kurumlar vergisi hesaplanmıştır.

YABANCI KURUMLAR HANGİ DURUMLARDA KURUMLAR VERGİSİNE TABİDİR
Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan yabancı kurumlar;
1- Türkiye’de iş yeri bulunuyorsa veya
2- Türkiye’de daimi temsilcisi bulunuyorsa
3- İşyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla kazanç elde ediyorsa,
Bu kazanç üzerinden % 20 oranında kurumlar vergisi öderler.

KURUMLAR VERGİSİ ÖDEMEK ZORUNDA OLMAYAN DAR MÜKELLEF OLABİLİR Mİ?
Yabancı kurumların Türkiye’deki ofislerinde; pazar araştırması, haberleşme, tanıtım, eğitim gibi ticari faaliyetin esaslı unsurlarını taşımayan faaliyetlerde bulunulursa ve herhangi bir kazanç elde edilmezse kurumlar vergisi hesaplanmaz ve ödenmez. Ancak yapılacak incelemelerde, bu faaliyetler ile kazancın elde edilmesi arasında bir illiyet bağı kurulması halinde (kurmak çok kolaydır) cezalı kurumlar vergisi ile karşılaşılması muhtemeldir.

İRTİBAT BÜROSU NASIL KURULUR?
İrtibat bürosu kurmak için Ekonomi Bakanlığı’na aşağıdaki belgelerle birlikte başvurulur:
a) Başvuru formu,
b) İrtibat bürosu tarafından yürütülecek işlerin kapsamını ve büronun ticari faaliyet yürütmeyeceğine ilişkin taahhüdü içeren beyanname ve beyannameyi imzalayan yabancı şirket yetkilisinin imza yetkisini gösterir belge,
c) Yabancı şirkete ait ve ilgili Türk Konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre tasdik edilmiş Faaliyet Belgesi,
ç) Yabancı şirket hakkında hazırlanmış Faaliyet Raporu veya bilanço ve gelir tablosu,
d) İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmekle görevli olarak atanan kişiye/kişilere verilecek yetki belgesi,
e) İrtibat bürosunun kuruluş işlemlerinin başka bir kimse aracılığı ile yürütülmesi durumunda vekâletname.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmalarına Göre İşyeri Nedir?
Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasındaki Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın 5. maddesine göre, yönetim yeri, şube, büro, fabrika, atölye, maden ocağı, petrol kuyusu vs, 12 ayı aşan şantiye işyeri sayılırken, aşağıdaki durumların varlığında işyeri kabul edilmez;
a) Teşebbüs olanaklarının, yalnızca malların veya ticari eşyanın depolanması, teşhiri veya teslimi amacıyla kullanılması;
b) Teşebbüse ait mal veya ticari eşya stoklarının yalnızca depolama, teşhir veya teslim amacıyla elde tutulması;
c) Teşebbüse ait mal ve ticari eşya stoklarının yalnızca bir başka teşebbüse işlettirilmesi amacıyla elde tutulması;
d) İşe ilişkin sabit bir yerin yalnızca teşebbüse mal veya ticari eşya satın alma veya bilgi toplama amacıyla elde tutulması;
e) İşe ilişkin sabit bir yerin teşebbüs için yalnızca hazırlayıcı veya yardımcı karakter taşıyan diğer herhangi bir işin yapılması amacıyla elde tutulması.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
İrtibat bürolarında yönetici olarak çalışan şahısların bağımlı temsilci olarak kabul edilmesi durumunda, bu bağımlı temsilcilerin kaynak ülkedeki faaliyetleri neticesinde mukim ülkedeki firmanın kaynak ülkede bir işyerine sahip olduğu kabul edilecek ve ticari kazanç olarak kaynak ülkenin vergilendirme hakkı doğacaktır.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi
İrtibat bürolarının ticari faaliyette bulunmaları yasak olduğundan kurumlar vergisi mükellefiyetleri yoktur.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Gelir Vergisi Stopajı (Muhtasar Beyanname Verilmesi) ve Damga Vergisi
İrtibat bürosunun iş yeri kiralamalarında gelir vergisi stopajı ödenir. Çalıştırılan personel için ticari faaliyette bulunulmaması ve aşağıdaki şartların sağlanması halinde gelir vergisi stopajı ödenmez. Bu istisnanın uygulandığı durumda damga vergisi de istisnadır.
1-Türkiye’de hizmet arzeden gerçek kişinin bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum olması, bu kurumun da Türkiye’de hiçbir şekilde kazanç elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması,
2-Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbâbı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde olması,
3-Dar mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak ödemenin bu kurumun yurtdışı kazançlarından karşılanması,
4-Ücretin döviz olarak ödenmesi,
5-Ödenen ücretin dar mükellef kurumun Türkiye’deki hesaplarına gider olarak kaydedilmemesi.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Sosyal Güvenlik Primi
İrtibat bürosunda çalıştırılan personel için sosyal güvenlik primi hesaplanarak bildirge verilir ve prim ödenir.

HÜSEYİN DEMİR
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Amortisman Oranları

Amortisman oranlarına aşağıdaki linke tıklayarak PDF olarak ulaşabilirsiniz.

Amortisman Oranları İçin Tıkla


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Şirketin Kendi Paylarını Satın Alması Durumunda Hassas Vergi Konuları

Türk Ticaret Kanunu’nda şirketlerin kendi paylarını % 10’u geçmemek üzere satın almalarına izin verilmiştir. Şirketin satın aldığı kendi paylarını sermaye azaltımı kararı alarak yok etmesi durumunda, payın itibari değeri ile satın alma değeri arasındaki fark, yani oluşan zarar, gider olarak dönem kazancından indirilmemelidir. Vergi idaresinin görüşleri de bu yönde olup, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1 maddesinde yer alan giderlerden olmaması nedeniyle bu zararların kazançtan indirilmesi vergi incelemelerinde eleştiri konusu yapılabilmektedir.

Şirketin kendi paylarını satın aldıktan sonra satması durumunda, oluşan karın vergilendirileceği, oluşan zararın ise gider olarak dikkate alınabileceği düşünülmektedir. Ancak şirketin kendi paylarını hem satın almasında hem de satışında, emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde pay değerlemeleri yapılmalı, muvazaalı işlem tesis edilmediği ispatlanmalıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesinde yer alan istisnanın, yani iştirak hisselerinin iki tam yıl aktifte tutulduktan sonra satışından elde edilen kazançların % 75’inin kurumlar vergisinden istisna olacağı hükmünün, şirketin kendi paylarının satışından elde edilen kazançlar için uygulanamayacağı yönünde baskın görüşler mevcuttur. Buna paralel şekilde, zarar oluşması durumunda kurum kazancından indirilebileceği konusu da yaygın görüş olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda vergi idaresinin görüşleri beklenmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Kavramı

Mevcut vergi sistemimizde, “gelir, bir gerçek kişinin (yahut kurumlar vergisi kanununda sayılan kurumların) bir takvim yılı içerisinde (01 Ocak – 31 Aralık tarihler arasında) elde ettiği kazanç ve iratlarının safi tutarı” olarak tanımlanmıştır.

Safi tutardan kasıt, farklı kazanç unsurlarının bir yada birkaçından “kar” , diğerlerinden “zarar” elde edilmesi halinde farklı unsurlardan elde edilen kar ve zararların bütün olarak birlikte değerlendirilmesi, karlardan zararların mahsubu sonucu net bakiyenin  dikkate alınmasıdır.

Safi kavramı ile kastedilen bir diğer anlam ise, bu unsurlardan yahut faaliyetlerden elde edilen kazanç hesaplanırken, elde edilen hasılattan, hasılatın elde edilmesi için yapılan gider ve harcamaların düşülmesi ve net bakiye üzerinden vergi hesaplanmasının sağlanmasına izin verilmiş olmasıdır.    

Diğer taraftan reel hayatta bazen birtakım eylemler (ceza kanuna aykırı olmadığı sürece) vergi mevzuatına uygun gerçekleşmeyebilir, yapılan her şey usule uygun olsa bile esasta vergi kaybına sebep olabilir.

Örneğin işletme sahibinin, kendisinin inşaa ettiği binanın en güzel dairesini ailesine tahsis etmesi, kendisinin, ailesinin yada bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir kısım eğitim, sağlık vb harcamalarını işletme bütçesinden finanse etmesi, iş seyahatine aile bireylerini de götürmesi, iş yemeklerine yakın arkadaşlarını da davet etmesi, örf adet gereği ağır misafirlerinin ulaşım konaklama vb giderlerini şirket hesabından ödemesi vb durumlara ilişkin onlarca örnek kaçınılmaz olduğu kadar ticari hayatın gerçeğidir, bir o kadar da doğaldır.   

Diğer taraftan bu iş ve işlemler, Devletin Anayasadan kaynaklanan egemenlik gücüne dayalı olarak çıkartılmış olan vergi mevzuatına uygun olmayabilir. Nitekim Yasa koyucu bu tür durumların varlığı halinde, vergi mevzuatı yönünden safi kazancın tespitinde dikkate alınmamakla birlikte, gerek muhasebe ilkeleri gereği gerekse ticari hayatın gerçekliğine uygun olan iş ve işlemlerin yasal kayıtlara birebir işlenmesinin doğru ve gerçekçi olması nedeniyle bu duruma müsaade etmiştir.

Bu amaçla safi tutarın hesabında gerek defter kayıtları üzerinde yapılacak bir takım kayıtlar gerekse beyanname üzerinde yapılacak ilaveler ile bu tür giderlerin vergi matrahının (safi kazancın) tespitinde dikkate alınmasına imkan tanımıştır. Daha doğrusu gerek Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu gibi ana Kanunlarda gerekse Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gibi Usul Kanunlarında yada diğer özel kanunlarda safi tutarın hesabında indirilebilecek giderleri ve indirilemeyecek giderleri saymıştır. 

Buradan hareketle, Kanunen Kabul Edilmeyen Gider kapsamındaki bu düzenlemelerden önemli ve öncelikli olanlara aşağıda toplu halde yer verilmiştir. (Cümle sonlarında yer alan parantez içi açıklamalar kanun adı kısaltmasını ve madde numarasını ifade etmektedir)

  • Ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesiyle ilgili olmayan faaliyetler için yapılan harcamalar. (G.V.K. 40/1)
  • Dönem içerisinde ödenmeyen sigorta primleri (Aralık ayına ait primler Ocak ayında ödenmek koşuluyla Aralık ayında gider yazılabilir.) (G.V. K. 40/2)
  • İşle ilgili olmakla birlikte, mukavelename, ilâm veya kanun emrine dayanmayan zarar, ziyan ve tazminat ödemeleri. (G.V. K. 40/3)
  • İşle ilgili olmayan veya yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip bulunmayan seyahat ve ikamet giderleri.(G.V. K. 40/4)
  • İşletmeye dâhil olmayan, kiralama yoluyla da edinilmemiş taşıtlara ait giderler. (G.V. K.40/5)
  • V.U.K. hükümlerine uygun olarak ayrılmayan amortisman giderleri (G.V. K. 40/7)
  • İşverenlerce, sendikalara ödenen aidatların bir aylık tutarının işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük toplamını aşan kısmı. (G.V. K. 40/8)
  • Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya ayın olarak aldıkları sair değerler. (G.V. K. 41/1)
  • Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar. (G.V. K. 41/2)
  • Teşebbüs sahibinin, işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler.(G.V. K. 41/3)
  • Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük Çocuklarının işletmede cari hesap ve diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler. (G.V. K. 41/4)
  • Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan cezalar ve tazminatlar.(G.V. K. 41/6)
  • Her türlü vergi cezaları. (G.V.K. 41/6)
  • Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları. (G.V. K. 41/8)
  • A.A.T.U.H.K. hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler. (G.V. K. 90)
  • Gelir Vergisi ile Diğer Şahsi Vergiler. (G.V. K 90)
  • V.U.K. hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri. (G.V. K. 90)
  • Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin maliyet bedeline dâhil edilmesi gereken harcamalar doğrudan gider kaydedilmez.   (V.U.K /269, 270, 271, 272, 273)
  • Giderlerin kayıtlara intikali tevsik edici vesikalara dayanmak zorunda olup belgesiz gider kaydı mümkün değildir. Sadece VUK 228’nci maddesinde öngörülen hallerde belgesiz gider kaydı yapılabilir. (V.U.K. 227.228)
  • Satın alınan veya imal edilen emtianın maliyet bedeline dâhil edilmesi gereken unsurlar doğrudan gider yazılamaz. (V.U.K.  274, 275)
  • Gelecek hesap dönemlerine ait olan peşin ödenmiş giderler, ilgili oldukları dönemde gider yazılmak üzere aktifleştirilirler. (V.U.K. 283)
  • KDV hariç satın alma bedeli 1.000,00 TL  (2012 yılı için) üzerinde olan sabit kıymetler doğrudan gider yazılamaz. Amortismana tabi tutularak yok edilirler. (V.U.K. 313)
  • Amortismanların gider kaydı için, V.U.K. hükümlerine uygun olarak hesaplanması gerekir. (V.U.K. 313)
  • Beş yıldan fazla nakledilen geçmiş yıl zararları. (K.V.K. 9/a)
  • 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile  3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının profesyonel spor dalları için % 50’sini aşan kısmı. (K.V.K. 10/b)
  • Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ini aşan kısmı. (K.V.K. 10/c)
  • Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler. (K.V.K. 11/a)
  • Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler. (K.V.K. 11/b)
  • Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar. (K.V.K. 11/c)
  • Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler.  (K.V.K. 11/ç)
  • A.A.T.U.H.K. hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler. (K.V.K. 11/d)
  • Her türlü para cezaları, vergi cezaları. (K.V.K. 11/d)
  • Kurumlar Vergisi. (K.V.K. 11/d)
  • Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak kaydıyla, menkul kıymetlerin itibari değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler. (K.V.K. 11/e)
  • Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları. (K.V.K. 11/f)
  • Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri. (K.V.K. 11/g)
  • Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri. (K.V.K. 11/h)
  • Kanunen kabul edilmeyen giderler nedeniyle yüklenilen KDV‘de kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayda alınır.  (K.D.V. 30)
  • İşletmeye dâhil olup, M.T. V.K.’nun (I), (III) ve (IV) sayılı tarifelerde yer alan taşıtlardan binek otomobilleri, deniz ve hava araçları için ödenen (Ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç) vergi ve cezalar ile gecikme zamları. (M.T.V.K. 14)
  • “Özel İletişim Vergisi” gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez. (Gider Vergileri Kanunu 39)

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-10 7143 Sayılı Kanun Tebliğinde Yapılan Değişikliğe İlişkin

Bülten: 2018/10
18.08.2018

7143 Sayılı Kanun’la getirilen yurtdışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Tebliğde yapılan değişiklikle, transferin yapıldığı yurtdışı hesaplarının başkalarına ait olup olamayacağı hususundaki belirsizlik giderildi.

18 Temmuz 2018 tarihli Resmî Gazete yayımlanan ve 7143 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 4) ile;

  • 7143 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurtdışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.”

  • Aynı Tebliğe 8 inci maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, 7143 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin onüçüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek bu fıkra hükmünden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurtdışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.”

Yapılan bu değişiklikle, daha önce 7143 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerdeki, “varlıkların Türkiye’ye getirilmesinde transferin yapıldığı yurtdışı hesaplarının başkalarına ait olup olamayacağı” hususundaki belirsizlik giderilmiş, yayımlanan yeni Tebliğ ile şirketlere yapılan transferlerde yurtdışındaki hesap sahibinin öneminin olmadığı vurgulanmış ancak gelir vergisi mükellefler için farklı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre;

  • Transfer işlemlerinde yurtiçindeki hesabın sahibi ile yurtdışından transferi yapanların farklı kişiler olması, düzenlemeden faydalanılmasına engel teşkil etmeyecektir.
  • Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının şirket veya ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf ediliyor olması düzenlemeden faydalanılmasına mani teşkil etmeyecektir.
  • Ancak, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının “gerçek kişilere ait olduğu” halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurtdışındaki şirketlerce tasarruf ediliyor olması durumunda yine düzenlemeden faydalanılmasına engel teşkil etmemekle birlikte başka nedenlerle yapılacak incelemelerde, söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekecektir.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Aktifleştirilmesi Gereken Giderler

Türk Vergi Sistemi vergilendirmede dönemsellik ilkesini benimsemiş olup, genel olarak gelir kurumlar vergisi gibi kazanç üzerinden alınan vergiler, o yılın “01 Ocak – 31 Aralık” tarihleri arasındaki faaliyetler üzerinden alınmaktadır.

Yani bu tarihleri kapsar hasılat ile gider ve maliyetler birbiri ile karşılaştırılmakta ve artı bakiye üzerinden vergi alınmaktadır.

Ancak faaliyetin yürütülmesi için bir kısım harcamalar vardır ki bunların faydası bir yılı aşmakta bu tür harcamalara konu varlıklar, işletme bünyesinde kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren bir yıldan fazla faydalı olmaktadır. Böyle durumlarda da bu tür harcamaların kullanıldıkları, fayda sağladıkları yılların hasılatı ile kıyaslanması gerekmektedir.

Bunu temin amacıyla da vergi mevzuatımızda amortisman uygulamasına yer verilmiştir. Buna göre yıpranmaya aşınmaya kıymetten düşmeye müsait, işletmede bir yıldan fazla kullanılan (işletmede en az bir yılbaşı geçiren) ve tutarı o yıl için belirlenen rakamın üzerinde olan varlıkların maliyeti kullandıkları faysa sağladıkları yıl sayısına bölünmekte ve her yıl o kadarlık kısmı o yılın hasılatından gider yahut maliyet olarak düşülmektedir.

İşletmelerde en sık karşılaşılan ve alışkanlık kazanması nedeniyle gözden kaçan yahut önemsenmeyerek öyle olması tercih veyahut öyle olması arzu edilen konulardan bir tanesi de aktifleştirmek ve amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilmesi gereken bir kısım harcamaların içinde bulunulan yılda tek seferde direk gider yazılmasıdır.

Bu amaçla, amortisman uygulamasına ilişkin dikkat edilmesi gereken bir kısım konular bentler halinde aşağıya alınmıştır; 

  • Sıfır alınmış olması durumunda amortisman ayrılması şartlarını taşıyan varlığa, ikinci el alınması durumunda da amortisman ayrılmalıdır.
  • Boş olan arazi ve arsalar için amortisman ayrılmaz iken, üzerinde bina, tesis, yol vb ayrılmaz bir bütünlük arz eden yapı bulunan arsalara ürerindeki bina vb yapısı ile birlikte amortisman ayrılır.
  • Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin aktife girdikleri yıl sonuna kadar oluşan kredi faizi ve kur farkları maliyet bedeline dahil edilerek amortisman yoluyla itfa edilmelidir.
  • Bilgisayar vb cihazlar ile bunlar için gerekli işletim sistemleri vb birbirinden ayrı alınabiliyor ise yazılımlar için ayrı donanımlar için ayrı ayrı amortisman ayrılmalıdır.
  • İktisadi kıymet kullanıma hazır hale geldiği tarihten itibaren amortisman ayrılmaya başlanmalıdır. Yapılmakta olan yatırımlarda takip edilen ve henüz aktife alınmamış bir varlık için yahut stoklara girdiği halde henüz ambalajı açılmamış demonte vaziyette bir makine için amortisman ayrılmaya başlanılmamalıdır.
  • İktisadi veya teknik açıdan bir bütünlük oluşturan aktif kıymetlerde, bütünü oluşturan parçaların tamamı aktife girmeli ve kullanıma hazır hale gelmiş olmalıdır. Örneğin koltukları 28 Aralıkta gelen, sehpaları, halı ve perdeleri 3 Ocakta gelen ofis takımları için amortisman ayrılmaya fiilen fiziken kullanıma hazır hale geldiği, fayda sağlamaya başladığı andan itibaren, yeni yılda başlanılmış olmalıdır.

Ticari örf ve teamüle göre birlikte alınıp satılması mutad olan ve teknik niteliği bulunmayan ve belli bir hizmetin yapılmasına topluca katılan değerlerin de bir bütün olarak ele alınması gerekir. Halı perde örneğinde olduğu gibi…

Tuz ve peçete işletmenin mutfağında gerekli sarf malzemesidir; tıpkı tuzluk ve peçetelik gibi. Ancak tuzluk ve peçetelik; masa, sandalye, çatal bıçak takımı, tava tencere ile hem iktisadi ve teknik bütünlük arz eden hem de örf ve teamüllere göre yemek takımı ile birlikte satılan mutfak malzemesidir. Böyle olunca tuz ve peçede o yılın hatta o ayın gideridir, kullanıldığı dönemde giderleştirilebilir; oysa tuzluk ve peçetelik yemek takımı ile birlikte alınıp satılan kullanılan, bir bütünün parçası olan malzeme olup aktifleştirilmelidir.

  • Gayrimenkullerde, maliyetinin oluşmasından sonra ortaya çıkan bazı giderler doğrudan gider yazılmak yerine maliyet bedeline eklenmek ve amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilmelidir.

Rutin bakım, tamir ve temizlik vb giderleri haricinde, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan yahut ömrünü uzatan harcamalar varlıklarının maliyet bedeline eklenmesi gerekir.

Örneğin aktifte kayıtlı eski fakat halen kullanılacak olan bir binaya boya badana yapılması, asansör takılması, bahçe duvarı örülmesi, bahçesindeki otlarının biçilip ağaçlarının budanması için yapılan harcamaların bir kısmı direk gider yazılabilecekken diğer bir kısmı ise amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilecektir. Çünkü asansörün ve bahçe duvarının ömrü, binanın kalan ömrüne eşitken, binanın boya badanası bir yıl içinde kirlenecek, bahçedeki otlar ve dallar yeniden uzayacaktır.

Benzer şekilde ofis olarak kullanılacak bir yapının, zemin ve tavan işleri, klima havalandırma yolları ve spot tavana gömme elektrik işleri ile ilgili yapılan harcamaların değer arttırıcı niteliği taşıdığının kabul edilmesi ve binanın maliyet bedeline eklenerek binanın kalan ömrüne göre amortismana tabi tutulması, ancak alçıpan ve duvar kağıdı gibi kısımlarının değiştirilmesi ile ilgili yapılan harcamaların ise normal bakım, tamir ve temizlik giderleri olarak kabul edilmesi ve gayrımenkulün maliyet bedeline eklenmeden doğrudan gider yazılması gerekir.

Bir başka örnek; satılan malların ambalajında kullanılmakla birlikte karşılığında “depozito” adı altında bir bedel tahsil edilen ve İşletmeye geri dönüşü mümkün olan tahta paletler amortisman yoluyla itfa edilecekken satılan malların ambalajında kullanılmak suretiyle ilk madde ve malzeme gideri olarak üretim maliyetine dahil edilen ve satılan malın satış bedeline eklenerek müşterinin mülkiyetine geçen tahta paletlerin ise amortismana tabi tutulmaları mümkün bulunmamaktadır.

  • Benzer şekilde gayrimenkulün kiralık olması durumunda ise o gayrimenkulün değerini artıran, onu genişleten yahut ömrünü artıran harcamalar da kira süresi içerisinde amortisman ayırmak suretiyle eşit tutarlar halinde giderleştirilecektir.
  • Üretim faaliyetlerinde sürekliliği sağlamak ve üretim faaliyetinde herhangi bir aksamaya meydan vermemek amacıyla aktife alınan, arıza durumu veya ihtiyaç anında işletme faaliyetine fiilen tahsis edilecek stratejik nitelikteki yedek parça ve ekipmanların; defter kayıtlarına geçirilmiş bulunması, değerleme gününde envantere dahil olması ve kullanılmaya hazır halde olması şartlarının bir arada sağlanması durumunda fiilen kullanılmaya başlanması beklenmeksizin aktife alındığı tarihten başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulmalıdır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-9 7143 Sayılı Kanunda Yer Alan Başvuru Süreleri Uzatılmıştır

Bülten: 2018/9
01.08.2018

Mevzuat Değişiklikleri Aşağıda Özetlenmiştir

7143 Sayılı Kanunda Yer Alan Başvuru Süreleri Uzatılmıştır

7143 Sayılı Kanun’un;

  • 2’nci maddesinde yer alan borçların yeniden yapılandırılması,
  • 3’üncü maddesinde yer alan dava hakkından vazgeçilmesi,
  • 4’üncü maddesinde yer alan inceleme aşamasında bulunan işlemler,
  • 7’nci maddesinde yer alan kesinleşmiş Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının yeniden yapılandırılması,
  • 8’nci maddesinde yer alan ön değerlendirme, araştırma veya tespit aşamasında olan eksik işçilik prim tutarları ile kesinleşmemiş idari para cezalarının yeniden yapılandırılması,
  • 10’uncu maddesinin altı, yedi ve sekizinci fıkralarında yer alan borçlar ,

için öngörülmüş olan başvuru, bildirim ve beyan süreleri 27/08/2018 tarihine uzatılmıştır.

Ancak;

  • Varlık barışı ile ilgili yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, maddedeki hükümler çerçevesinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara vergi ödenmeksizin bildirilme ve getirme süresi (md 10/13-g),
  • Yurtiçindeki varlıkların vergi ödenmeksizin bildirim süresi (md 10/13-g),
  • Meslek kuruluşları üyeleri ile odaların borçlarınailişkin başvuru süreleri ise uzatılmamıştır.

 

Mevzu bahis güncel başvuru süreleri, bildirim süreleri ve beyan sürelerine aşağıdaki tabloda yer verilmiş olup buna ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararının görüntüsü sayfa sonunda mevcuttur.

 

7143 SAYILI KANUNA İLİŞKİN GÜNCEL BAŞVURU, BİLDİRİM VE BEYAN SÜRELERİ

Madde 2 YENİDEN YAPILANDIRMAYA İLİŞKİN SÜRELER
  Eski Hali Son Hali
Yeniden yapılandırmaya konu olacak alacakların vadesinin son tarihi 31.03.2018 31.03.2018
Borçların yeniden yapılandırılması için başvuru süresi 31.07.2018 27.08.2018
Maliye Bakanlığına, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine ödenecek borçların ilk taksitini ödeme süresi 27.09.2018 27.09.2018
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitinin ödeme süresi 27.08.2018 27.08.2018
MADDE 3 DAVA HAKKINDAN VAZGEÇMEYE İLİŞKİN SÜRELER    
Dava hakkından vazgeçmek için başvuru süresi 31.07.2018 27.08.2018
MADDE 4 İNCELEME AŞAMASINDA BULUNAN İŞLEMLERE İLİŞKİN SÜRELER    
Devam eden incelemelerde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kaymak kaydıyla 31.07.2018 (İhbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün) 27.08.2018 (İhbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün)
MADDE 5 MATRAH ARTIRIMINA İLİŞKİN SÜRELER    
Matrah artırımları için başvuru süresi. 27.08.2018 27.08.2018
MADDE 6 İŞLETME KAYITLARININ DÜZELTİLMESİNE İLİŞKİN SÜRELER    
İşletmede mevcut olduğu hâlde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve envanter listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle defterlerine kaydedilme süresi 27.08.2018 27.08.2018
Eczanelerin stoklarında kaydi olarak yer aldığı halde fiilen bulunmayan ilaçlarını maliyet bedeli üzerinden fatura düzenleyerek kayıtlarından çıkarma süresi 27.08.2018 27.08.2018
Eczanelerin stoklarından çıkardıkları için ilaçlar için maliyet bedeli üzerinden %4 oranında KDV hesapladıkları KDV’yi beyan ve ödeme süresi 27.09.2018 27.09.2018
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kayıtlarında yer aldığı hâlde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirme süresi 27.08.2018 27.08.2018
Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan malların kayıt ve beyanlarına intikal süresi 27.08.2018 27.08.2018
Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların dikkate alınacağı bilanço tarihi 31/12/2017 31/12/2017
Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların vergi dairelerine beyan edilmesi suretiyle kayıtların düzeltilmesi süresi 27.08.2018 27.08.2018
MADDE 7 SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ALACAKLARINA İLİŞKİN SÜRELER    
Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları için başvuru süresi 31.07.2018 27.08.2018
MADDE 8    
Ön değerlendirme, araştırma veya tespit aşamasında olan eksik işçilik prim tutarları ile kesinleşmemiş idari para cezaları 31.07.2018 27.08.2018
MADDE 9/17 MÜCBİR SEBEP HALİNE İLİŞKİN SÜRELER    
31/5/2017 tarihinde mücbir sebep hali sonlandırılan mükelleflerin, mücbir sebep halinin devam ettiği dönemlere ilişkin beyannamelerini 31/8/2017 tarihine kadar vererek tahakkuk eden vergilerini ikişer aylık dönemler halinde 30 eşit taksitte ödeyecek olan mükelleflere getirilen olanaktan yararlanamayan mükellefler için beyanname ve bildirimlerin verilme süresi 27.08.2018 27.08.2018
VARLIK BARIŞINA İLİŞKİN SÜRELER    
I- Yurtdışındaki Varlıkların Vergi Ödenmeksizin Bildirim Süresi; Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, maddedeki hükümler çerçevesinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilme ve getirme süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
II- Yurtdışındaki Varlıkların %2 Oranında Vergisinin Ödeneceği Bildirim Süresi; Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, maddedeki hükümler çerçevesinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilme süresi 30 Kasım 2018  
Banka ve aracı kurumların kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi ödeme süresi 31 Aralık 2018  
Bildirilen varlıkların, Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilme süresi Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay  
III- Yurtiçindeki Varlıkların Vergi Ödenmeksizin Bildirim Süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
IV- Yurtiçindeki Varlıkların %2 Oranında Vergisinin Ödeneceği Bildirim Süresi; Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin sahip oldukları, Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların beyan süresi 30 Kasım 2018 30 Kasım 2018
Türkiye’de bulunan ve beyan edilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesaplanan verginin ödenme süresi 31 Aralık 2018 31 Aralık 2018
SMMM ve YMM’lerin üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların TÜRMOB’a olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmı için başvuru süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
SMMM ve YMM’lerin üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların TÜRMOB’a olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksitinin ödeme süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
TAŞINMAZ DEĞERLEMESİNE İLİŞKİN SÜRELER    
Tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerine kayıtlı bulunan taşınmazlarını değerlemelerinin son günü (7144 s. Kanun) 27.09.2018 27.09.2018
DİĞER ALACAKLAR    
(6) İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14’üncü, 21’inci, 23 üncü, 39’uncu ve 76’ncı maddeleri, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 10’uncu, 26’ncı, 27’nci ve 28 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanunun mülga 63’üncü maddesi ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 129’uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malullük, adi malullük ve ölüm halleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ- ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. 31.07.2018 27.08.2018
(7) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fazla veya yersiz olarak ödendiği tespit edilen ve 506 sayılı Kanunun, 1479 sayılı Kanunun, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun, 2926 sayılı Kanunun, 5434 sayılı Kanunun mülga hükümleri ve 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi gereğince tahsil edilmesi gereken gelir ve aylıklara ilişkin borç asılları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ- ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. 31.07.2018 27.08.2018
(8) Belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bunlara ait şirketlerin ^mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlar hakkında yaptıkları irtifak hakkı ve kiralama işlemlerinden kaynaklanan (kaynak sularının kira bedeli dâhil) ve vadesi 31/3/2018 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan kullanım bedelleri ve hasılat payları asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer’ileri yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami on sekiz eşit taksitte 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre hesaplanan katsayı ile birlikte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu fıkra hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkilidir. 31.07.2018 27.08.2018

 

7143 SAYILI KANUNDA YER ALAN BAZI BAŞVURU SÜRELERİNİN UZATILMASINA DAİR CUMHURBAŞKANLIĞI KARARI

Karar Sayısı: 7

31 Temmuz 2018

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-8 501 Sıra Nolu VUK Kanunu Genel Tebliği Yayımlanmıştır

Bülten: 2018/8
10.07.2018

Mevzuat Değişiklikleri Aşağıda Özetlenmiştir

501 Sıra Nolu VUK Kanunu Genel Tebliği Yayımlanmıştır

Kamu borçlarının belirli bir vadede ödenmesi gerekmekte olup zamanından önce ödeme yapanlar için erken ödeme indimi yapılmakta, zamanında ödeme yapmayanlardan ise gecikme zammı alınmaktadır. Buna rağmen borcunu ödemeyenlere de bir kısım ilave yaptırımlar uygulanmaktadır. Bunlardan bir tanesi de kamuoyunda “vergi yüzsüzlerinin ilanı” olarak bilinen, belirli bir tutarın üzerinde borcu olan mükelleflerin belirlenen esaslar çerçevesinde bu durumunun topluma duyurulması uygulamasıdır.

Nitekim Maliye Bakanlığı, vadesi geçtiği halde ödenmemiş belirli bir tutarın üzerindeki vergi borç ve cezaları teşhir etmektedir. Bu amaçla hazırlanan listeler vergi dairelerine asılmakta, akabinde de Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yayımlanarak kamuoyu ile paylaşılmaktadır.

Bunun yanı sıra vergi almak devletin nasıl anayasal bir hakkı ise; devlete vergi verme borcu olan mükelleflerin de birtakım hakları bulunmaktadır. Bu haklardan biri de mükellefin vergi mahremiyetinin korunması hakkıdır.   Vergi mahremiyeti kısaca; vergileme süreciyle ilgili olarak ortaya çıkan ve vergileme ilişkisi içinde öğrenilen bilgilerin, mükellefler ile bilgi sahibi kişiler arasında gizli kalması ve üçüncü şahıslara açıklanmaması gerektiğini ifade eder. Nitekim vergi işlemleri nedeniyle öğrenilen bilgilerin açıklanması, mükellefleri maddi manevi zarara sokabileceği gibi vergi idaresine karşı olan güvenlerinin sarsılmasına da neden olur. Bu nedenle de vergi kanunlarında yer verilen hükümlerle mükelleflerin vergi mahremiyetleri korunmuş, bu mahremiyeti ihlal edenler hakkında da şikayete bağlı olarak cezai yaptırım öngörülmüştür. Bunun bir takım istisnaları mevcut olup, Bakanlıkça belirlenecek bir tutarın üzerinde olup vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve ceza tutarlarının açıklanması (vergi yüzsüzlerinin ilanı) da vergi mahremiyeti ihlali dışında tutulmuştur.

Yayımlanan bu Tebliğ ile, kesinleşen vergi ve cezalar ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve cezaların açıklanmasına ilişkin Bakanlıkça yapılacak açıklamaya ilişkin usul ve esasların düzenlenmiş özetle her bir vergi dairesi itibariyle 250.000,00 TL ve üzeri kesinleşmiş borcu olan mükellefler belirlenen usuller çerçevesinde ilan edilecektir.

Buna ilaveten başta 7143 sayılı Kanun olmak üzere geçmişe dönük olarak daha önce yürürlüğe giren yapılandırma, taksitlendirme vb adlar altında anılan düzenlemelerden faydalanan mükelleflerin belirlenen bu tutarın üzerinde kesinleşmiş borçları olsa dahi bu mükellefler kapsam (ilan dışı) bırakılmıştır.

Konuyla ilgili olarak 500 Seri Nolu VUK Genel Tebliği’nde yer alan düzenlemelerin detaylarına (müteakip sayfada yer alan) Tebliğ metninden bakmak mümkündür.

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 501)

Resmi Gazete Tarihi: 09/07/2018
Resmi Gazete No: 30473

Yetki

MADDE 1 – (1) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline devredebilir. Ayrıca, kamu görevlilerince yapılan adli ve idari soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm uyarınca, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar dolayısıyla kesinleşen vergi ve cezalar ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve cezaların açıklanmasına ilişkin usuller 27/1/2001 tarihli ve 24300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293) ile tespit edilmiştir.

Açıklamanın yapılması

MADDE 2 – (1) Anılan maddenin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden;

  1. a) 2018 yılında yapılacak açıklamaların, vergi dairesinin ilan koymaya mahsus yerlerinde asılmak suretiyle 17/8/2018 ile 17/9/2018 tarihleri (bu tarihler dahil olmak üzere) arasında Türkiye genelindeki vergi dairelerinde, 24/9/2018 ile 9/10/2018 tarihleri arasında ise Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yapılması,
  2. b) Açıklama kapsamına, her bir vergi dairesine 250.000 TL ve daha fazla borcu olan veya bu tutar ve üzerinde kesinleşen vergi ve cezası bulunan mükelleflerin alınması,
  3. c) Yapılacak açıklamada, 31/12/2017 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde 30/6/2018 tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ve nev’i itibarıyla Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293) ile açıklama kapsamına alındığı belirtilen vergi ve cezalar ile 1/6/2017-31/5/2018 tarihleri arasında kesinleşen tarhiyatların dikkate alınması,

ç) Açıklanacak bilgiler, açıklamanın yapılacağı yer ve diğer hususlarda Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293) ile belirlenen esaslara uyulması, ancak aynı Tebliğin “İnternet Ortamında Açıklama” başlıklı III/B bölümündeki hazırlanan listelerin gönderileceği adresler ile ilgili açıklamaları bakımından Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Defterdarlıkların Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293)’nin;

1) (I-A) Bölümüne göre hazırlanan listelerin birer örneğini Gelir İdaresi Başkanlığı, Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı (III), Vergilendirme Müdürlüğü, Devlet Mahallesi Merasim Cad. No:9/1 Çankaya/ANKARA adresine göndermeleri,

2) (I-B) Bölümüne göre hazırlanan listelerin birer örneğini Gelir İdaresi Başkanlığı, Tahsilât ve İhtilaflı İşler Daire Başkanlığı II, Tahsilât Takip ve Koordinasyon Müdürlüğü, Yeni Ziraat Mah. Etlik Cad. No:16 06110 Dışkapı/ANKARA adresine göndermeleri,

uygun görülmüştür.

Açıklama kapsamına alınmayan alacaklar

MADDE 3 – (1) Açıklama kapsamına;

  1. a) 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi ve 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun geçici 5 inci maddesi uyarınca Hazine Müsteşarlığı Belediye Uzlaşma Komisyonu Başkanlığına yaptıkları takas ve mahsuba ilişkin başvuruları kabul edilen, büyükşehir belediyeleri/belediyelerden ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sermayesinin %50’sinden fazlası büyükşehir belediyelerine/belediyelere ait şirketlerden vadesi 31/12/2004 tarihi ve öncesine rastlayan,
  2. b) 5216 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında daha önce uzlaşmaya girmemiş olan büyükşehir belediyeleri ve bağlı idareleri ile üyeleri belediyelerden oluşan mahalli idare birliklerinden Hazine Müsteşarlığına borçlu olan ve 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 167 nci maddesine istinaden başvuruda bulunmuş olanlara ait vadesi 31/12/2004 tarihi ve öncesine rastlayan,
  3. c) 4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesine göre taksitlendirilen,

ç) 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılması devam eden,

  1. d) 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 73 üncü maddesine göre yapılandırılması devam eden,
  2. e) 6552 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan,
  3. f) 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre yapılandırılması devam eden,
  4. g) 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yapılandırılması devam eden (Kanunun 5 inci maddesi kapsamındakiler dahil),

ğ) 11/5/2018 tarihli 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre yapılandırılan (Kanunun 11 inci maddesi kapsamındakiler dahil),

alacakların alınmaması uygun görülmüştür.

Yürürlük

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”