İşletme Döneminde Yatırımlardan Elde Edilen Kazançlara İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulaması

     Giriş

Bir önceki yazımızda “yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulaması” ile ilgili imalat sanayiine yönelik yapılan son değişiklikleri de kapsayan çalışmamız yayımlandı. Bu yazımızda yatırımın tamamlanıp işletme dönemine geçilmesiyle birlikte yatırımdan elde edilen kazancın tespit edilmesi ve indirimli kurumlar vergisinin nasıl uygulanacağına yönelik ilgili kanun, tebliğ ve çeşitli tarihlerde verilen özelgeleri referans alarak hazırladığımız çalışmamızın meslektaşlarımıza yararlı olmasını dileriz.

  1. Kapsam

Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlardan elde edilen kazançlarla ilgili olarak indirimli kurumlar vergisi uygulamasına, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren başlanılır. Yatırımın işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren yatırımdan elde edilen kazanca, teşvik belgesinde yer alan ve vergi indirimi içeren yatırım tutarını aşmamak üzere, gerçekleştirilen yatırım harcaması dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar indirimli oranda kurumlar vergisi uygulanır.

Yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade etmektedir. Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.

  1. Yatırım Dönemi ▬ İşletme Dönemi

“Yatırım Dönemi” ifadesinden, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma fiilen başlanılan tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin başından tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan sürenin anlaşılması gerekmektedir.

Yatırımın fiilen tamamlandığı tarihin, tamamlama vizesinin yapılmasına ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihinden önceki geçici vergilendirme dönemine isabet etmesi halinde ise yatırımın fiilen tamamlandığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin son gününün yatırım döneminin sona erdiği tarih olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Buna göre; yatırım fiilen tamamlanmış ise, yatırımın ilgili geçici vergi döneminin son günü tamamlandığı ve “İşletme Dönemi” ne geçildiği kabul edilmelidir.

  1. Yatırım Cinsleri

Teşvik belgeleri kapsamında yapılacak yatırım cinsleri 2012/1 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ” de tanımlanmıştır.

Komple Yeni Yatırım: Mal ve hizmet üretimine yönelik olarak ana makine ve teçhizat ile yardımcı tesisleri içeren, gerektiğinde arazi-arsa ve bina-inşaat harcamalarını da ihtiva eden, yatırımın yapılacağı yerde aynı üretim konusunda mevcut tesisi veya mevcut tesisi ile altyapı bütünlüğü bulunmayan yatırımları,

Tevsi Yatırım: Mevcut bir yatırıma üretim hattı veya makine ve teçhizat ilavesiyle kapasitenin artırılmasına yönelik olan ve mevcut tesis ile alt yapı müşterekliği oluşturarak bir bütün teşkil eden yatırımları,

Modernizasyon: Mevcut tesislerin üretim hatlarında teknik ve/veya ekonomik ömrünü tamamlamış makine ve teçhizata uygun parçaların eklenmesini veya mevcut makine ve teçhizatın yenileri ile değiştirilmesini, tesiste eksik kalmış bölümlerin tamamlanmasını, nihai ürünün doğrudan kalitesinin yükseltilmesini veya modelinin değiştirilmesini içeren yatırımları,

Ürün Çeşitlendirme: Mevcut tesisler ile altyapı müşterekliği olan, aynı işletmede mevcut makine ve teçhizata yapılacak ilave yatırımla farklı bir nihai ürün elde edilmesine yönelik yatırımları,

Entegrasyon: Mal ve hizmet üreten tesislerin mevcut üretim hatlarında elde edilen nihai ürüne bütünleyici nitelikte ara malı verecek ve/veya üretilmekte olan nihai ürünü ara malı olarak kullanabilecek şekilde, mevcut tesise ileri ve/veya geriye doğru entegre olan, yatırımın konusu ve projenin özelliği dikkate alınarak kaideten aynı il sınırları içinde veya aynı yerde ve aynı tesis bünyesinde olan yatırımları, ifade eder.

  1. Yatırım Cinsleri Yönünden Kazancın Tespit Edilmesi

İndirimli Kurumlar Vergisi uygulamasına yönelik genel açıklayıcı hükümler bulunan 10 Seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde, tevsi yatırım ve komple yeni yatırım cinslerinden söz edilmiştir. Modernizasyon, ürün çeşitlendirme, entegrasyon cinsi yatırımların kazanç tespitinden bahsedilmese de bu yatırım türlerinin tevsi yatırımlar ile benzer özellikler taşıdığına yönelik idarece verilen özelgeler bulunmaktadır. “Ekonomi Bakanlığı tarafından yatırım teşvik belgesine bağlanan modernizasyon yatırımlarının da tevsi yatırımlara benzer özellikler taşıdığı görülmektedir.” (1) (2)

4.1.Tevsi Yatırım: Kurumlar Vergisi Kanunu 32/A maddesinin 4 numaralı fıkrasına tevsi yatırımlarda indirimli kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin düzenleme yer almaktadır.

4.1.a) Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanır.

Kazancın ayrı hesaplarda izlenmesi: (3) “Söz konusu tevsi yatırımdan elde edilen brüt satış kârının tespit edilebilmesi halinde, müşterek genel giderler ile diğer faaliyetlerinizden doğan gelir ve giderlerinizden tevsi yatırım ile ilgili olanların da bu kazancın tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Müşterek genel giderler ile diğer faaliyet gelir ve giderlerinizden ne kadarının tevsi yatırım ile ilgili olduğunun bilinmemesi durumunda ise müşterek giderler ile diğer faaliyet gider ve zararlarının eski yatırımlarınız ve yeni tevsi yatırımınız dolayısıyla oluşan maliyetlerin toplam maliyetiniz içindeki payı, faaliyet dışındaki gelirlerinizin de eski ve yeni yatırımlarınızdan elde edilen hasılatların toplam hasılatınız içindeki payı esas alınarak dağıtılması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, tevsi yatırımdan elde edilen ve şirketinizce tespit edilebilen kazanca ilişkin işlemlerin dönem içinde gerçekleştikçe ayrı hesaplara alınmak suretiyle takip edilmesi esas olmakla birlikte, müşterek genel giderler ile diğer faaliyet gelir ve giderlerinizden ne kadarının tevsi yatırım ile ilgili olduğunun bilinmemesi durumunda, yukarıda belirtildiği şekilde yapılacak hesaplamaların her bir geçici vergilendirme dönemi sonu itibariyle kayıtlarda gösterilmesi mümkündür.”

Yatırıma isabet eden müşterek giderler tutarı:

Yatırımdan elde edilen ürünlerin satış maliyeti X Müşterek giderler
Toplam satış maliyeti

 

Yatırıma isabet eden müşterek gelirler tutarı:

Yatırımdan elde edilen hasılat X Müşterek gelirler
Toplam hasılat

4.1.b) Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır.

Tevsi yatırıma isabet eden kazanç tutarı = Gerçekleşen tevsi yatırım tutarı X Ticari bilanço kârı
Dönem sonu toplam sabit kıymet tutarı

“Dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet” ifadesinden Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesi uyarınca amortisman mevzuunu oluşturan iktisadi kıymetlerin anlaşılması, dolayısıyla boş arazi-arsa ve amortismana tabi olmayan diğer kıymetlerle ilgili tutarların bu hesaplamada dikkate alınmaması; sabit kıymet tutarının hesabında ise bu kıymetlerin birikmiş amortismanları düşülmeden önceki brüt tutarlarının dikkate alınması gerekmektedir.

Ayrıca mevcut sabit kıymet tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazancın tespit edileceği geçici vergilendirme dönemleri için, ilgili geçici vergilendirme döneminin son günü; hesap dönemleri için ise ilgili hesap döneminin son günü itibarıyla tespit edilecek ve indirimli oran uygulanacak kazancın hesaplanmasında dikkate alınacaktır.

4.2.Komple Yeni Yatırım: Mezkûr kanun ve tebliğde komple yeni yatırım cinsinden kaynaklı kazancın tespiti ile ilgili bir hüküm olmamakla birlikte yatırımdan elde edilen kazancın ayrı şekilde tespit edilmesi esastır. İdarenin vermiş olduğu çeşitli özelgelerde bu yöndedir;

“(4) İndirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazançların, teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma ilişkin gelir ve giderler ayrı hesaplarda takip edilmek suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, … tarihinde tamamlama vizesi yapılan yatırım teşvik belgenizde “komple yeni yatırım” olarak dikkate alınan otelinizin işletilmesinden elde ettiğiniz kazancın, bu otele ilişkin gelirler ve katlandığınız giderlerin ayrı alt hesaplarda takip edilmek suretiyle ayrıştırılarak tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, işin mahiyetine en uygun dağıtım anahtarı kullanılarak hesaplanan ortak gider paylarının kazancın tespitinde dikkate alınması mümkün olup bu şekilde tespit edilen kazancınıza yatırım teşvik belgenizde belirlenen oranlar dikkate alınarak indirimli kurumlar vergisi uygulanacaktır.”

“(5) Özelge talep formunuz ekinde yer alan ve 2012/3305 sayılı Karara göre düzenlenmiş olan yatırım teşvik belgesinin incelenmesinden, yapmış olduğunuz yatırımın “komple yeni yatırım” olduğu ve yatırımın konusunu da maden, taşocağı ve inşaat makineleri imalatı faaliyetlerinin oluşturduğu anlaşılmıştır. Buna göre, eski fabrikada ve teşvik belgesine konu komple yeni yatırım kapsamındaki yeni fabrikalarda iç içe geçmiş şekilde üretilerek satışı yapılan ürünlerin satışından elde edilen kazancın, sadece yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştirdiğiniz komple yeni yatırımınızdan kaynaklanan kısmı indirimli kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Üretimin bir kısmının eski fabrikanızda bir kısmının da yeni fabrikalarınızda gerçekleştirildiği dikkate alındığında, işin mahiyetine uygun bir dağıtım anahtarı kullanılarak üretilen bu ürünlerin satışından elde edilen kazancın yatırım teşvik belgesi kapsamındaki komple yeni yatırımlarınıza isabet eden kısmının ayrıştırılması ve bu suretle tespit edilen yatırımdan elde edilen kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkündür.”

  1. Özellik Arz Eden Hususlar

►Yatırımın kısmen faaliyete geçmesi: “(6) 2012/3305 sayılı BKK’ya göre düzenlenmiş olan yatırım teşvik belgeniz kapsamındaki yatırımınızın kısmen faaliyete geçmiş olması halinde gerek işletilen kısımdan elde edilen kazanca gerekse anılan BKK’nın 15 inci maddesinin beşinci fıkrası dikkate alınarak diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması gerekmektedir.”

“(7) Diğer taraftan, yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması suretiyle bu dönemde faydalanılabilecek yatırıma katkı tutarına ulaşılması durumunda yatırım döneminde indirimli vergi uygulamasına son verilmelidir. Yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlanmasıyla birlikte, yatırım döneminde faydalanılan tutardan sonra kalan yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar tevsi yatırımdan elde ettiğiniz kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkündür. İndirimli kurumlar vergisinin, tevsi yatırımlardan elde edilen kazancın ayrı hesaplarda izlenerek tespit edilebilmesi halinde, bu kazanca; kazancın ayrı şekilde tespit edilmesinin mümkün olmaması halinde ise, yapılan yatırım tutarının dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına oranlanmasıyla bulunan kazanca uygulanacağı tabiidir.”

►Teşvik belgesi kapsamında fiilen yapılan yatırım harcaması tutarının, yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcaması tutarını aşması: “(8) Teşvik belgesi kapsamında fiilen yapılan yatırım harcaması tutarının, yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcaması tutarını aşması durumunda indirimli kurumlar vergisi matrahının tayininde, yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcaması tutarı dikkate alınacaktır.”

►Teşvik belgesi kapsamında finansal kiralama yoluyla edinilen kıymetlerin indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınacak yatırıma katkı tutarın belirlenmesinde hangi tutarın dikkate alınacağı: “(9) Bu hüküm ve açıklamalar ile Ekonomi Bakanlığının …tarih ve …sayılı yazısında belirtilen, “Yatırım teşvik belgesi kapsamında finansal kiralama yoluyla temin edilen makine ve teçhizatın halen kiralama süreleri devam etse dahi tamamlama vizesinde, firmanız muhasebe kayıtlarında “260-Haklar Hesabında” belirtilen mal bedeli tutarı dikkate alınarak işlem yapılmaktadır.” görüşü çerçevesinde, indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınacak yatırıma katkı tutarının belirlenmesinde, yatırım teşvik belgesi kapsamında finansal kiralama yoluyla edindiğiniz iktisadi kıymetler için Vergi Usul Kanununun mükerrer    290 ıncı maddesi hükümleri çerçevesinde “260. Haklar Hesabı”nda yer alan tutarın dikkate alınması gerekmektedir.”

►Finansman giderleri ile kur farklarının yatırıma katkı tutarının tespitinde dikkate alınıp alınamayacağı: “(10) Yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi; aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması mümkün bulunmakta olup 163 ve 334 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan faiz giderleri ve kur farkları, indirimli kurumlar vergisine esas olan yatırıma katkı tutarını değiştirmeyecek, Ekonomi Bakanlığının teşvik belgesine göre belirlenen indirimli kurumlar vergisine esas yatırıma katkı tutarı finansman giderleri dolayısıyla artmayacak veya azalmayacaktır.”

  1. Kanunda Belirtilen Şartlara Uyulmaması Halinde Yapılacak İşlemler

Hesap dönemi itibarıyla 32/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartların sağlanamadığının tespit edilmesi halinde, söz konusu vergilendirme döneminde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Dolayısıyla, anılan maddenin ikinci fıkrasında verilen yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen hususlara uyulmaması halinde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil edilecektir. Ancak, mezkûr ikinci fıkrada belirtilen şartların sağlanamaması dışında, haksız bir nedenle indirimli kurumlar vergisi uygulamasından yararlanılması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergilere ilişkin olarak vergi ziyaının gerçekleşeceği tabiidir.

Uygulamalı Örnek (Yatırımın Kısmen Faaliyete Geçmesi)

XYZ SAN. TİC. A.Ş.’nin 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile imalat sanayiine yönelik düzenlenmiş, bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında komple yeni yatırım cinsinde yatırım teşvik belgesi bulunmaktadır.

» Yatırım teşvik belgesinde toplam yatırım tutarı 17.000.000 TL olup bunun 2.000.000 TL’si arazi ve arsa olarak belirlenmiş ve yatırımına 2020 hesap döneminde başlamıştır.

» 2021 hesap döneminde kısmen işletilmeye başlanan bu yatırımın 12.000.000 TL’lik kısmı gerçekleştirilmiş (arazi-arsa hariç) ve 2021 hesap döneminde bu yatırımından 300.000 TL (kazanç ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilmiştir), diğer faaliyetlerinden de 4.000.000 TL kazanç elde etmiştir.

  • Katkı Sağlanabilecek Toplam Yatırım: (17.000.000 – 2.000.000) = 15.000.000 TL
  • Önceki Dönemlerde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı: 3.080.000 TL

(2020 Hesap Döneminde Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Kazanç Dolayısıyla)

  • Vergi İndirim Oranı: %100 (Herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde, 2021 ve sonraki yıllar kurum kazançlarına yeniden yüzde 20 kurumlar vergisi uygulanacaktır.) (İmalat sanayiine yönelik; (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, vergi indirimi oranı tüm bölgelerde %100 oranında uygulanır. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

 

  • Yatırıma Katkı Oranı: %40+%15 (İmalat sanayiine yönelik; (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1/1/2020 ile 31/12/2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için; her bir bölgede geçerli olan yatırıma katkı oranına 15 puan ilave edilir. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

 

Yatırım Döneminde;

  • Yatırıma Katkı Tutarının Kullanılabilecek Kısmı: %80
  • Gerçekleştirilecek Yatırım Harcamaları için Kullanılabilecek Kısmı: %100 (İmalat sanayiine yönelik; (US-97 Kodu:15-37) düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 1/1/2020 ile 31/12/2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için; yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına uygulanacak oranı %100 olmak üzere uygulanır. 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

 

Çözüm:

Bu durumda,

2021 hesap döneminde    = Gerçekleştirilen Yatırım Harcaması x Yatırıma katkı oranı

gerçekleştirilen yatırım     = 12.000.000 TL x (%40+%15)

dolayısıyla hak kazanılan = 6.600.000 TL

yatırıma katkı tutarı

 

-Yatırımdan elde edilen kazanç…………………………….:300.000 TL

-İndirimli KV olmasaydı ödenecek KV……………………..:  60.000 TL

 

Toplam yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde yararlanılabilecek 6.600.000 TL’lik kısmından kalan (6.600.000-3.080.000) 3.520.000 TL’lik kullanılabilir tutar için; henüz tamamlanmamış, kısmen işletilmeye başlanılmış bu yatırımından 2021 hesap döneminde elde ettiği 300.000 TL kazancı üzerinden hesaplanan 60.000 TL yatırıma katkı tutarından faydalanabilecektir.

Öte yandan, XYZ A.Ş.’nin teşvik belgesi kapsamındaki yatırımı henüz tamamlanmadığından yatırım döneminde diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına da indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkün bulunmaktadır. Bu kapsamda yararlanılacak yatırıma katkı tutarıyla ilgili hesaplama ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

Diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulamasındaki üst sınır:  

  1. Sınır:

Yatırım döneminde yararlanabilecek →    6.600.000 TL

yatırıma katkı tutarı

 

[(yatırım harcaması tutarı x yatırıma katkı oranı) x belirlenen oran]

[(12.000.000 TL x (%40+%15) x %100)] = 6.600.000 TL

[3.000.000 TL x %40 x %80] = 960.000 TL *Toplam yatırım tutarının büyük bir kısmı gerçekleştirildiğinden yararlanabilecek yatırıma katkı tutarının belirlenmesinde 1. sınırda kalınmıştır. Örnekte diğer faaliyetlerden elde edilen kazancın daha fazla olması durumunda, hak kazanılmayan tutar üzerinden yararlanabilecek yatırıma katkı tutarının önüne geçmek adına hesaplanan bu tutar dikkate alınmamıştır. Katkı sağlanabilecek toplam yatırım tutarından kalan (harcama yapılmayan) kısım kadar ilave yatırım harcaması yapılması şartıyla dikkate alınabilecektir.

  1. Sınır:

Gerçekleştirilen yatırım harcaması    →   12.000.000 TL

Yatırım döneminde yararlanılabilecek 6.600.000 TL’lik yatırıma katkı tutarından kalan (6.600.000-3.080.000-60.000) 3.460.000 TL’lik kullanılabilir tutar için; 2021 hesap döneminde yatırımın henüz tamamlanmaması-işletme dönemine geçilmemesinden dolayı diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına da indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkün bulunmaktadır. Tahsilinden vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı (4.000.000 TL x %20) 800.000 TL’dir.

 

Kurumlar vergisi matrahı (4.000.000+300.000)   4.300.000 TL
İndirimli KV olmasaydı ödenecek KV (4.300.000 TL x %20)     860.000 TL
Yararlanılabilecek azami yatırıma katkı tutarı (6.600.000 – 3.080.000)  3.520.000 TL
İndirimli KV matrahı (4.000.000+300.000)  4.300.000 TL
İndirimli orana tabi matrah üzerinden hesaplanan KV                                           (vergi indirim oranı %100 olması nedeniyle)                0 TL
Genel orana tabi matrah                 0 TL
Cari dönemde yararlanılan toplam yatırıma katkı tutarı (800.000 + 60.000)      860.000 TL

Buna göre, 2021 hesap döneminde hak kazanılan yatırıma katkı tutarının (6.600.000-3.080.000=3.520.000TL) bu yatırımın kısmen işletilmesinden elde edilen kazanca ve diğer faaliyetlerden elde edilen kazanca indirimli kurumlar vergisi uygulanması nedeniyle tahsilinden vazgeçilen 860.000 TL’lik yatırıma katkı tutarından faydalanmıştır. Dolayısıyla kalan (6.600.000-3.080.00-60.000-800.000) 2.660.000 TL’lik yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar, gerçekleştirilen yatırım harcaması üzerinden hak kazanılan yatırıma katkı tutarını aşmamak üzere; yatırım dönemi (tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan süre; yatırımın fiilen tamamlandığı tarihin, tamamlama vizesinin yapılmasına ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihinden önceki geçici vergilendirme dönemine isabet etmesi halinde ise yatırımın fiilen tamamlandığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin son gününün yatırım döneminin sona erdiği tarih) bitene kadar diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlarla birlikte, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki bu yatırımdan elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                        HESAPLAMA TABLOSU
Toplam Yatırım Tutarı (İndirimli KV Kapsamında Olmayan Harcamalar Hariç)  15.000.000 TL
Yatırıma Katkı Oranı (%40+%15) 55
Vergi İndirim Oranı 100
Toplam Yatırıma Katkı Tutarı 8.250.000 TL
Fiilen Gerçekleştirilen Yatırım Harcaması (Yatırımın Başlangıcından İtibaren) 12.000.000 TL
Fiili Yatırım Harcaması Nedeniyle Hak Kazanılan Yatırıma Katkı Tutarı 6.600.000 TL
Önceki Dönemlerde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı                                       (Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Kazanç Dolayısıyla) 3.080.000 TL
Cari Dönemde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı

(Yatırımdan Elde Edilen Kazanç Dolayısıyla)

60.000 TL
Cari Dönemde Yararlanılan Yatırıma Katkı Tutarı

(Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Gelirler Dolayısıyla)

800.000 TL
Cari Dönemde Yararlanılan Toplam Yatırıma Katkı Tutarı 860.000 TL
Cari Dönem Dahil Olmak Üzere Yararlanılan Toplam Yatırıma Katkı Tutarı 3.940.000 TL
Sonraki Döneme Devreden Yatırıma Katkı Tutarı 2.660.000 TL

Öte yandan, XYZ A.Ş.’nin yatırım döneminden sonra (işletme döneminde) diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar genel oranda kurumlar vergisine tabi tutulacak olup bu dönemden itibaren, toplam yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde kullanılmayan kısmına ulaşılıncaya kadar, sadece yatırım teşvik belgesi kapsamındaki bu yatırımdan elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecektir.

Kaynakça

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  • Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ
  • 10 Seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
  • 1950 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
  • Özelgeler

 

 

                 1 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 14.05.2013 tarih ve 38418978-125[32/A-12/1]-446 sayılı özelgesi

                 2 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 24.02.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 32/A-738 sayılı özelgesi

                 3 Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı 28.11.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01-125[ÖZG-12/26]-419 sayılı özelgesi

                 4 Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı 10.06.2016 tarih ve 17192610-125[ÖZG-2015-55]-147 sayılı özelgesi

                 5 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 29.12.2017 tarih ve 38418978-125[32A-15/4]-531740 sayılı özelgesi

                 6 Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı 03.04.2014 tarih ve 17192610-125[ÖZG-13/7]-91 sayılı özelgesi

                 7 Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı 10.05.2016 tarih ve 50426076-125[32/A-2015/20-260]-87 sayılı özelgesi

                 8 İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 17.02.2015 tarih ve 62030549-125[32A-2013/331]-269 sayılı özelgesi

                 9 Kırşehir Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğü 10.05.2016 tarih ve 66491453-007-3 sayılı özelgesi

                10 İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 17.07.2014 tarih ve 84098128-125[32A-201322]-436 sayılı özelgesi

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/12 Elektronik Belge Uygulamalarına Geçişe İlişkin 509 Sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde Değişiklik Yapıldı

09.02.2021 Tarih ve 31390 sayılı Resmi Gazete’de elektronik belge uygulamalarına geçişe ilişkin  19.10.2019 tarih ve 509 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapan 526 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlandı.

Söz konusu Tebliğ ile elektronik belge uygulamalarına ilişkin yapılan güncel değişiklikler konu başlıkları itibariyle aşağıda değerlendirilmiştir.

1) Sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden tüm mükelleflere e-fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu getirildi

Tebliğin 1’inci maddesi ile 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “IV.1.4. e-Fatura Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu” başlıklı bölümünün (a) fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş;

6. Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayan sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden tüm mükellefler (hastane, tıp merkezleri, dal merkezleri, diyaliz merkezleri, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri, tanı, tetkik ve görüntüleme merkezleri, laboratuvarlar, eczaneler, tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri, optisyenlik müesseseleri, işitme merkezi, kaplıcalar, beşeri tıbbi ürün/ürün sunan ve/veya üreten özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri, ecza depoları vb.).

Yine bu Tebliğin 2’nci maddesi ile aynı Tebliğin “IV.1.5. e-Fatura Uygulamasına Geçiş Süresi” başlıklı bölümünün birinci fıkrasına aşağıdaki (d) bendi eklenmiştir;

d) Bu Tebliğin “IV.1.4” numaralı bölümünün (a) fıkrasının (6) numaralı bendinde sayılanlar 1/7/2021 tarihinden itibaren, bu tarihten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayanlar ise söz konusu Kuruma fatura düzenlemeye başlamadan önce e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır.

Buna göre, Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayan sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden tüm mükelleflerin e-Fatura uygulamasına dâhil olmaları ve e-Fatura uygulamasına kayıtlı diğer kullanıcılara faturalarını e-Fatura olarak düzenlemeleri ve bunlardan e-Fatura olarak almaları zorunlu hale gelmiştir.

Ayrıca yukarıda sayılan mükelleflerin 01/07/2021 tarihinden itibaren, bu tarihten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayanların ise söz konusu Kuruma fatura düzenlemeye başlamadan önce e-Fatura uygulamasına geçmeleri gerekmektedir.

 

 

2) E-Arşiv faturanın özel entegratör kuruluşların sistemleri aracılığıyla düzenlenebilmesi imkanı getirildi

Tebliğin 3’üncü maddesi ile aynı Tebliğin “IV.2.4.3. e-Arşiv Fatura Olarak Düzenlenme Zorunluluğu Getirilen Diğer Faturalar” başlıklı bölümünün birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
“e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1/1/2020 tarihinden itibaren düzenlenecek faturaların, vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi (vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5 Bin TL’yi) aşması halinde, söz konusu faturaların, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, “e-Arşiv Fatura” olarak Başkanlıkça sunulan e-Belge düzenleme portali üzerinden düzenlenmesi zorunludur. Söz konusu faturaların bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde e-Arşiv Fatura yerine matbu (kağıt) fatura olarak düzenlenmesi veya alınması halinde, faturayı düzenleyen ile nihai tüketici dışındaki vergi mükellefiyeti bulunan alıcı hakkında düzenlenen veya alınan her bir kağıt fatura için ayrı ayrı olmak üzere Kanunun 353 üncü maddesinde öngörülen cezai hüküm uygulanır.”

 

“e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1/1/2020 tarihinden itibaren düzenlenecek faturaların, vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi (vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5 Bin TL’yi) aşması halinde, söz konusu faturaların, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, “e-Arşiv Fatura” olarak Başkanlıkça sunulan e-Belge düzenleme portali üzerinden ya da Başkanlığın e-Belge düzenleme portaline gerekli entegrasyonları sağlayarak Başkanlıktan izin alan özel entegratör kuruluşların sistemleri aracılığıyla düzenlenmesi zorunludur. Söz konusu faturaların bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde e-Arşiv Fatura yerine matbu (kağıt) fatura olarak düzenlenmesi veya alınması halinde, faturayı düzenleyen ile nihai tüketici dışındaki vergi mükellefiyeti bulunan alıcı hakkında düzenlenen veya alınan her bir kağıt fatura için ayrı ayrı olmak üzere Kanunun 353 üncü maddesinde öngörülen cezai hüküm uygulanır.”

 

Buna göre e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren düzenlenecek faturaların, vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi (vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5.000 TL’yi) aşması halinde, Gelir İdaresi Başkanlığınca sunulan e-belge düzenleme portali üzerinden düzenlenme zorunluluğu Başkanlığın e-belge düzenleme portaline gerekli entegrasyonları sağlayarak Başkanlıktan izin alan özel entegratör kuruluşların sistemleri aracılığıyla düzenlenebilmesi yönünde genişletilmiştir.

3) E-İrsaliye uygulamasına yönelik açıklamalar

Tebliğin 4’üncü maddesi ile aynı Tebliğin “IV.3.6. e-İrsaliye Uygulamasına Geçiş Süresi” başlıklı bölümünün ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
1/1/2020 tarihinden itibaren Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle EPDK’dan lisans alanlar, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler, maden ruhsat veya sertifikası alanlar, şeker imalini gerçekleştirenler, demir, çelik ürünlerinin imal, ithal veya ihracını gerçekleştirenler, Gübre Takip Sistemine dahil olanlar, Hal Kayıt Sistemi kapsamındaki sebze ve meyvelerin toptan ticaretini yapmaya başlayanlar için, e-İrsaliye uygulamasına geçme zorunluluğu, söz konusu işlemlerinin gerçekleştirildiği ayı izleyen dördüncü ayın başından itibaren başlayacaktır. “1/1/2020 tarihinden itibaren; Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (I) sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle EPDK’dan lisans alanlar, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler, maden ruhsat veya sertifikası alanlar (yaptıkları sözleşmeye istinaden maden üretim faaliyetinde bulunan mükellefler dahil), şeker imalini gerçekleştirenler, demir, çelik ürünlerinin imal, ithal veya ihracını gerçekleştirenler, Gübre Takip Sistemine dahil olanlar, Hal Kayıt Sistemi kapsamındaki sebze ve meyvelerin toptan ticaretini yapmaya başlayan tüccar veya komisyoncular söz konusu şartların sağlandığı ayı izleyen dördüncü ayın başından, ilgili hesap dönemi brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 25 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin ise müteakip hesap döneminin yedinci ayı başından itibaren e-İrsaliye uygulamasına geçmeleri ve bu tarihten itibaren düzenleyecekleri sevk irsaliyelerini bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, e-İrsaliye olarak düzenlemeleri ve kayıtlı kullanıcılardan e-İrsaliye olarak almaları zorunludur.”

 

Yapılan bu değişiklikle;

– Hal Kayıt Sistemi kapsamındaki sebze ve meyvelerin toptan ticaretini yapmaya başlayanlar ifadesinin hem tüccar hem de komisyoncuları kapsadığı,

– İlgili hesap dönemi brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 25 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin müteakip hesap döneminin yedinci ayı başından itibaren e-İrsaliye uygulamasına geçmelerinin zorunlu oluğu,

açıklanmış,

– İlgili hesap dönemi brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) 25 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin müteakip hesap döneminin dördüncü ayı başından itibaren E-İrsaliye düzenlemeleri ve kayıtlı kullanıcılardan e-İrsaliye olarak almalarının zorunluluğu, müteakip hesap döneminin yedinci ayı başı olarak değiştirilmiştir (Diğer mükelleflerin durumlarında değişiklik yapılmamıştır).

4) E-Döviz alım-satım belgesi uygulamasını tüm mükelleflerin kullanabilmesi

Tebliğin 5’inci maddesi uyarınca, aynı Tebliğin “IV.10.1. Genel Olarak” başlıklı bölümünün birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
e-Döviz Alım-Satım Belgesi uygulaması, döviz alım ve satım faaliyetinde bulunan yetkili müesseseler tarafından kağıt ortamda düzenlemekte olan Döviz Alım Belgesi ve Döviz Satım Belgesi’nin, elektronik ortamda düzenlenmesi, muhatabına talebi doğrultusunda elektronik veya kağıt ortamda iletilebilmesi, elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilebilmesine imkan veren uygulamadır. “e-Döviz Alım-Satım Belgesi uygulaması, döviz alım ve satım faaliyetinde bulunan yetkili müesseseler dahil olmak üzere ilgili mevzuat gereğince döviz alım-satım belgesi düzenleyebilen tüm mükellefler tarafından kağıt ortamda düzenlemekte olan Döviz Alım Belgesi ve Döviz Satım Belgesi’nin, elektronik ortamda düzenlenmesi, muhatabına talebi doğrultusunda elektronik veya kağıt ortamda iletilebilmesi, elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilebilmesine imkan veren uygulamadır.”

 

 

Yapılan değişiklikle, e-Döviz Alım-Satım Belgesi uygulaması, ilgili mevzuat gereğince döviz alım-satım belgesi düzenleyebilen tüm mükellefler tarafından kullanılabilecektir.

5) E-Adisyon uygulaması

Tebliğin 6’ncı maddesi ile aynı Tebliğe aşağıdaki “IV.12. e-Adisyon Uygulaması” başlıklı bölüm eklenmiştir.

IV.12. e-Adisyon Uygulaması

IV.12.1. Genel Olarak

185, 200, 298 ve 299 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca, masada servis yapılan ve gerçek usulde (bilanço veya işletme hesabı esasına göre) vergilendirilen hizmet işletmeleri (lokanta, kafeterya, pastane, gazino, bar, pavyon gibi) tarafından kullanılması zorunluluğu bulunan ve kağıt ortamda düzenlenmekte olan “adisyon”un elektronik belge olarak düzenlenmesi, muhafaza ve ibraz edilebilmesi ile belge veya bilgilerinin Başkanlığa elektronik ortamda iletilmesine veya raporlanmasına ilişkin düzenlemeler bu bölümün konusunu oluşturmaktadır.

Bu Tebliğde düzenlenen e-Adisyon belgesi, yeni bir belge türü olmayıp, kâğıt ortamdaki “Adisyon” belgesi ile aynı hukuki niteliklere sahiptir.

IV.12.2. e-Adisyon Uygulamasına Dâhil Olma

e-Adisyon uygulaması bu Tebliğin “IV.12.4.” numaralı bölümünde belirtilen mükellefler dışındaki mükellefler için zorunlu bir uygulama olmayıp, uygulamaya dahil olmak isteyen mükelleflerin;

  1. a) e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamalarına dâhil olması,
  2. b) Bu Tebliğde açıklanan usul ve esaslara uygun olarak, e-Adisyon belgesini düzenleyebilme, muhafaza ve ibraz edebilme, belge ve bilgilerini elektronik ortamda Başkanlığa iletebilme konusunda gerekli hazırlıklarını tamamlamış olması,
  3. c) Bu Tebliğin “V.1.” numaralı bölümünde belirtilen, uygulamadan yararlanma yöntemleri arasında bulunan “Özel Entegratör Yöntemi” ya da “Doğrudan Entegrasyon Yöntemi”nden birisini tercih ederek başvuru esaslarına uygun şekilde e-Adisyon uygulamasına dâhil olmak için başvuruyu yapması,

gerekmektedir.

IV.12.3. e-Adisyon Belgesinin Düzenlenmesi ve Belgede Bulunması Gereken Bilgiler

Bu bölümde belirtilen gerçek usulde vergilendirilen hizmet işletmeleri tarafından sunulan hizmetin veya emtianın cins ve miktarını göstermek amacıyla düzenlenen adisyon belgeleri, e-Adisyon uygulamasına dahil olan mükellefler tarafından müşteriden sipariş alınırken Başkanlıkça belirlenen asgari bilgileri ihtiva edecek içerikte ve belirlenen belge formatında elektronik ortamda düzenlenecektir.

Elektronik ortamda düzenlenen adisyon belgesinin, hizmetin sunumu süresince müşterinin masasında kağıt çıktısının bulundurulması zorunlu olmayıp, oluşturulmaya başlanan (açılan) her adisyon belgesinin hizmetin tamamlanması ile birlikte eş zamanlı olarak, ayrıca üzerinde e-Adisyon Belgesinin evrensel tekil numarasının (ETTN) yer alacağı e-Fatura, e-Arşiv Fatura ya da yeni nesil ÖKC’lerden düzenlenen perakende satış fişinin düzenlenmesi zorunludur.

e-Adisyon belgesinde aşağıda yer alan bilgilerin bulunması zorunludur:

  1. a) Hizmet işletmesinin adı, soyadı veya unvanı, vergi dairesi, TCKN/VKN’si ve adresi,
  2. b) e-Adisyon belgesinin düzenlenme tarihi, saat ve dakika olarak düzenlenme zamanı, evrensel tekil numarası ve e-Belge numarası,
  3. c) Sunulan hizmetin veya emtianın adı (cinsi) ve miktarı,

ç) Hizmetin tamamlanması ile birlikte düzenlenecek e-Fatura, e-Arşiv Fatura veya yeni nesil ÖKC’den düzenlenecek perakende satış fişinde yer alacak vergiler hariç ve dahil toplam hizmet tutarı,

  1. d) Düzenlenen e-Adisyon belgesinin ilişkili olduğu e-Fatura veya e-Arşiv Fatura’nın evrensel tekil tanımlama numarası (ETTN) veya perakende satış fişinin düzenlendiği ÖKC’nin cihaz sicil numarası.

Başkanlık, ihtiyaç duyulması halinde söz konusu bilgilere ilave bilgilerin de e-Adisyon belgesinde bulunmasını, mükelleflere gerekli duyuruları ebelge.gib.gov.tr adresinde yaparak isteyebilir.

Mükellefler e-Adisyon belgesi üzerindeki zorunlu bilgilere ilave olarak ihtiyaçları doğrultusunda farklı bilgilere de yer verebileceklerdir.

IV.12.4. e-Adisyon Uygulamasına Geçiş Zorunluluğu

Başkanlık, adisyon belgesi düzenleyen hizmet işletmelerine, yıllık veya aylık satış hasılatı tutarlarını dikkate alarak, geçiş hazırlıkları için en az 3 ay geçiş süresi vermek ve yazılı bildirim ya da ebelge.gib.gov.tr adresinde duyurmak suretiyle e-Adisyon uygulamasına geçme zorunluluğu getirmeye yetkilidir.

Yazılı bildirim veya duyuru yapılan mükelleflerin yazılı bildirim ve duyuruda belirtilen süreler içinde e-Adisyon uygulamasına dâhil olmaları gerekmektedir. Yazılı bildirim veya duyuru yapılan mükelleflerin, yazıda veya duyuruda belirtilen süreler içinde e-Adisyon uygulamasına dahil olması ve düzenleyeceği adisyon belgelerini, e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeleri gerekmektedir. Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Kanunda öngörülen cezai hükümler uygulanır.

IV.12.5. e-Adisyon Uygulamasına Geçiş Süresi

Başkanlık tarafından e-Adisyon uygulamasına zorunlu olarak dahil olacağı yazılı bildirim veya duyuru ile bildirilen mükelleflerin, Başkanlık tarafından yapılan bildirim veya duyuruda belirtilen süre içinde e-Adisyon uygulamasına dahil olmaları ve bu tarihten itibaren bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde, adisyon belgesini, e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeleri zorunludur.

IV.12.6. Ceza Uygulaması

Zorunluluk getirildiği halde e-Adisyon uygulamasına süresi içinde geçmeyen mükellefler ile e-Adisyon şeklinde düzenlenmesi gereken adisyon belgesini, bu Tebliğin “V.7.” ve “VIII.” numaralı bölümlerinde belirtilen istisnai durumlar haricinde e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeyen mükellefler (kağıt adisyon olarak düzenleyenler dahil) hakkında Kanunda öngörülen cezai hükümler uygulanır.”

Buna göre masada servis yapılan ve gerçek usulde (bilanço veya işletme hesabı esasına göre) vergilendirilen hizmet işletmeleri (lokanta, kafeterya, pastane, gazino, bar, pavyon gibi) tarafından kullanılması zorunluluğu bulunan ve kâğıt ortamda düzenlenmekte olan “adisyon” elektronik belge olarak düzenlenecektir.

Gelir İdaresi Başkanlığı, adisyon belgesi düzenleyen hizmet işletmelerine, yıllık veya aylık satış hasılatı tutarlarını dikkate alarak, geçiş hazırlıkları için en az 3 ay geçiş süresi vermek ve yazılı bildirim ya da ebelge.gib.gov.tr adresinde duyurmak suretiyle e-Adisyon uygulamasına geçme zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Bunun dışındaki mükellefler için zorunluluk bulunmaktadır.

Yazılı bildirim veya duyuru yapılan mükelleflerin yazılı bildirim ve duyuruda belirtilen süreler içinde e-Adisyon uygulamasına dâhil olmaları gerekmektedir. Yazılı bildirim veya duyuru yapılan mükelleflerin, yazıda veya duyuruda belirtilen süreler içinde e-Adisyon uygulamasına dahil olması ve düzenleyeceği adisyon belgelerini, e-Adisyon belgesi olarak düzenlemeleri gerekmektedir.

6) Mali mühür üretimi ve satışı

Tebliğin 7’nci maddesi ile aynı Tebliğin “V.9. Mali Mühür” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Başkanlık, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilen elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlarından mali mühür üretimi konusunda Başkanlıkça belirlenen ve ebelge.gib.gov.tr internet adresinde yayımlanan “Mali Mühür Üretimi Başvuru, Değerlendirme ve İzin Kılavuzu”nda açıklanan teknik koşulları sağlayan kuruluşları da mali mühür üretimi ve satışı konusunda yetkilendirebilir. Başkanlıkça yetkilendirilen elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlar ebelge.gib.gov.tr adresinde yayınlanır.”

Buna göre Başkanlık, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilen elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlarından mali mühür üretimi konusunda Başkanlıkça belirlenen ve ebelge.gib.gov.tr internet adresinde yayımlanan “Mali Mühür Üretimi Başvuru, Değerlendirme ve İzin Kılavuzu”nda açıklanan teknik koşulları sağlayan kuruluşları da mali mühür üretimi ve satışı konusunda yetkilendirebilecektir. Başkanlıkça yetkilendirilen elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlar ebelge.gib.gov.tr adresinde yayınlanacaktır.

7) E-Belgelere ilişkin iptal/itiraz, ihbar ve ihtarların bildirilmesi

Tebliğin 8’inci maddesi ile aynı Tebliğe “V.10. e-Belgelere İlişkin İptal/İtiraz, İhbar ve İhtarların Bildirilmesi” başlıklı bölüm eklenmiştir.

 “V.10. e-Belgelere İlişkin İptal/İtiraz, İhbar ve İhtarların Bildirilmesi

Bu Tebliğ kapsamında düzenlenen e-Belgelere ilişkin olarak 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılan ihbar veya ihtarlar ile e-Belge iptal işlemlerinin 1/5/2021 tarihinden itibaren, ebelge.gib.gov.tr adresinde yayımlanacak kılavuzda belirtilen usul, esas ve süreler içinde, elektronik ortamda Başkanlık bilgi işlem sistemine bildirilmesi zorunludur.

Buna göre Tebliğ kapsamında düzenlenen e-Belgelere ilişkin olarak 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılan ihbar veya ihtarlar ile e-Belge iptal işlemlerinin 1 Mayıs 2021 tarihinden itibaren, ebelge.gib.gov.tr adresinde yayımlanacak kılavuzda belirtilen usul, esas ve süreler içinde, elektronik ortamda Başkanlık bilgi işlem sistemine bildirilmesi zorunludur.

Bahsi geçen 6102 sayılı Kanunun 18/3 fıkrası şu şekildedir; “(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.”

8) E-Belge uygulamalarından yararlanma yöntemlerinden herhangi birini seçmeyenler için GİB tarafından re’sen tanımlama yapılması

Tebliğin 9’uncu maddesi ile aynı Tebliğin “VIII-Diğer Hususlar” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Başkanlık, kendilerine e-Belge uygulamalarına geçiş zorunluluğu getirilen mükelleflerin zorunluluklarının başlayacağı tarihe kadar e-Belge uygulamalarından yararlanma yöntemlerinden herhangi birini seçerek uygulamaya dahil olmamaları halinde, bu Tebliğin “V.1.1.” numaralı bölümünde belirtilen “GİB Portal Yöntemine göre kullanıcı hesaplarını re’sen tanımlamaya yetkilidir.”

Buna göre Gelir İdaresi Başkanlığının, kendilerine e-Belge uygulamalarına geçiş zorunluluğu getirilen mükelleflerin zorunluluklarının başlayacağı tarihe kadar e-Belge uygulamalarından yararlanma yöntemlerinden herhangi birini seçerek uygulamaya dahil olmamaları halinde, bu Tebliğin “V.1.1.” numaralı bölümünde belirtilen “GİB Portal Yöntemine göre kullanıcı hesaplarını re’sen tanımlamaya yetkili olduğu belirtilmiştir

Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup tam metni ektedir.

 

Bülten 2021-12 Eki Tebliğ

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/11 Yabancı Paraların 31.12.2010 Tarihi İtibariyle Yapılacak Değerlemesinde Esas Alınacak Kurların Tespit ve İlan Edildiği 525 Sıra Nolu VUK Genel Tebliği Yayımlandı

Bilindiği üzere 213 sayılı VUK’nun 280’inci maddesinde yabancı paraların değerlemesiyle ilgili olarak, “Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur. Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

Bu düzenlemeye göre yabancı paraların değerleme ölçüsü, borsa rayicidir. Diğer taraftan Ülkemizde döviz alım ve satımı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararla yapılan değişikliklerle genel olarak serbest bırakılmış olup henüz yabancı para borsası kurulmamıştır. O nedenle de yabancı paraları değerlemede uygulanacak kurlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca değerlemenin yapılacağı Aralık ayının son günü itibariyle TC Merkez Bankasından almak suretiyle Resmi Gazetede yayımlanarak tespit ve ilan edilmektedir.

Bakanlık bu şekilde efektif ve döviz alış olmak üzere iki farklı kur ilan etmekte olup efektif alış kurları, mükelleflerin nakit (banknot) yabancı paraları için uygulanmaktadır. Bankada mevcut yabancı paralar da efektif alış kuru ile değerlenmekte, döviz alış kurları ise yabancı para cinsinden düzenlenen mektuplar, senetler, kıymetli evraklar gibi nakit olmayan yabancı paralar için uygulanmaktadır.

Bakanlıkça kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmekte olup bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kurunun uygulanması gerekmektedir.

Diğer taraftan vergi uygulamaları bakımından bankaların Bakanlıkça belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Hazine ve Maliye Bakanlığınca 09 Şubat 2021 Tarihli ve 31390 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 525 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile borsada rayici olmayan yabancı paralar için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 31.12.2010 tarihinde yapılacak değerlemelere esas kurları aynı Kanunun 280’inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanarak tespit ve ilan etmiştir.

Döviz ve efektif kurlarının yer aldığı tebliğ eki tablo ile Tebliğ metni aşağıdaki gibidir.

 

SIRA NO DÖVİZLER KUR (TL)
1 I ABD Dolan 7,3405
2 1 Arjantin Pesosu 0,08744
3 1 Arnavutluk Leki 0,07278
4 1 Avustralya Doları 5,6076
5 1 Azerbaycan Yeni Manalı 4,3244
6 1 B.A.E. Dirhemi 2,0002
7 1 Bahama Doları 7,3471
8 1 Bahreyn Dinarı 19,4875
9 1 Bangladeş Takası 0,08665
10 1 Barbados Doları 3,6388
11 1 Bolivya Boliviyanosu 1,06867
12 1 Bosna Hersek Markı 4,5981
13 1 Botsvana Pulası 0,68107
14 1 Brezilya Reali 1,4101
15 1 Bulgar Levası 4,5798
16 1 Burundi Frangı 0.00379
17 1 Cezayir Dinarı 0,05563
18 1 Çek Korunası 0,34442
19 1 Çin Yuam 1,1182
20 1 Danimarka Kronu 1,209
21 1 Dominik Pesosu 0,1265
22 1 Endonezya Rupisi 0,00052
23 1 Etiyopya Birri 0,18678
24 1 Fas Dirhemi 0,82402
25 1 Filipin Pesosu 0,15293
26 1 Gana Yeni Sedisi 1,25377
27 1 Guatemala Çuetzali 0,94254
28 1 Guyana Doları 0,03512
29 1 Güney Afrika Randı 0,50288
30 1 Güney Kore Wonu 0,00676
31 1 Güney Sudan Lirası 0,04181
32 1 Gürcistan Larisi 2,2434
33 1 Haiti Gourdesi 0,1011
34 1 Hırvatistan Kunası 1,1949
35 1 Hindistan Rupisi 0,10025
36 1 Honduras Lempirası 0,30468
37 1 Hong Kong Doları 0,94771
38 1 İrak Dinarı 0,00503
39 1 İngiliz Sterlini 9,9438
40 100 İran Riyali 0,01738
41 1 İsveç Kronu 0,89313
42 1 İsviçre Frangı 8,2841
43 1 İzlanda Kronu 0,05776
44 100 Japon Yeni 7,093
45 1 Kanada Doları 5,7315
46 1 Katar Riyali 2,0048
47 1 Kazakistan Tengesi 0,01743
48 1 Kolombiya Pesosu 0,00211
49 1 Kosta Rika Kolonu 0,01204
50 1 Kuveyt Dinarı 23,9533
51 1 Laos Kipi 0,00079
52 1 Lesotho Lotisi 0,50292
53 1 Liberya Doları 0,04501
54 1 Libya Dinarı 5,4829
55 1 Lübnan Lirası 0,00486
56 1 Macar Forinti 0,02472
57 1 Makedonya Dinarı 0,14634
58 1 Malezya Ringgiti 1,8199
59 1 Meksika Pesosu 0,37021
60 1 Mısır Lirası 0,46695
61 1 Moldova Leyi 0,42728
62 1 Namibya Doları 0,50285
63 1 Nepal Rupisi 0,06264
64 1 Nijerya Nayrası 0,01927
65 1 Nikaragua Kordobası 0,21082
66 1 Norveç Kronu 0,8539
67 1 Özbekistan Somu 0,0007
68 1 Pakistan Rupisi 0,04546
69 1 Panama Balboası 7,3471
70 1 Paraguay Guaranisi 0,00107
71 1 Peru Yeni Solu 2,0304
72 1 Polonya Zlotisi 1,9902
73 1 Rumen Leyi 1,8373
74 I Rus Rublesi 0,09844
75 1 Sırp Dinarı 0,0767
76 1 Singapur Doları 5,5477
77 1 Somali Şilini 0,0127
78 1 Sri Lanka Rupisi 0,03961
79 1 Sudan Poundu 0,13327
80 1 Suriye Lirası 0,00584
81 1 Suudi Arabistan Riyali 1,9563
82 1 Svaziland Lilangenisi 0,50285
83 1 Şili Pesosu 0,01031
84 1 Tayland Bahtı 0,24531
85 1 Tunus Dinarı 2,7383
86 1 Türkmenistan Manalı 2,1022
87 l Ukrayna Hryvnası 0,25927
88 1 Umman Riyali 19,1081
89 1 Uruguay Pesosu 0,17425
90 1 Ürdün Dinarı 10,3626
91 1 Venezuela Bolivarı Fuertesi 0,00003
92 l Vietnam Dongu 0,00032
93 1 Yemen Riyali 0,02933
94 1 Yeni Belarus Rublesi* 2,83409
95 1 Yeni İsrail Şekeli 2,2886
96 1 Yeni Tay van Doları 0,26136
97 1 Yeni Zelanda Doları 5,287
98 1 Zambiya Kvaçası 0,3472
99 I Euro 9,0079
SIRA NO EFEKTİFLER KUR (TL)
1 1 ABD Doları 7,3353
2 1 Avustralya Doları 5,5818
3 1 Danimarka Kronu 1,2081
4 1 Euro 9,0015
5 1 İngiliz Sterlini 9,9369
6 1 İsveç Kronu 0,8925
7 I İsviçre Frangı 8,2717
8 100 Japon Yeni 7,0668
9 1 Kanada Doları 5,7103
10 1 Kuveyt Dinarı 23,594
11 1 Norveç Kronu 0,85331
12 1 Suudi Arabistan Riyali 1,9417

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/10 KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 34 Seri No.lu Tebliğ Yayımlandı

5 Şubat 2021 tarih ve 31386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 34 Seri No.lu Tebliğ ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde önemli bir takım değişiklikler yapılmış olup, konu başlıkları itibariyle yapılan değişiklikler aşağıda özetlenmiştir.

  1. a) Alıcı ve satıcının mücbir sebep kapsamında bulunması halinde (KDV) tevkifat uygulamasına devam edilecek

Bilindiği üzere, mücbir sebebin başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar geçen sürede, mücbir sebep kapsamında olan mükelleflerin ödevleri ertelenmektedir. Bu kapsamda beyanname verme yükümlülükleri ileri tarihe ertelenen mükelleflerin, mücbir sebep halinde bulunduğu süre içerisinde kısmi tevkifat kapsamındaki alımları için de tevkifat uygulanmamaktadır.

34 Nolu Tebliğin 1. Maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1.) bölümünün son paragrafının sonuna eklenen “Şu kadar ki, işleme taraf satıcı mükellefin de mücbir sebep kapsamında bulunması halinde, söz konusu alımlarda genel hükümler çerçevesinde tevkifat uygulamasına devam olunur.” cümlesi ile hem alıcının hem de satıcının mücbir sebep kapsamında bulunması halinde KDV tevkifatı uygulamasına devam edileceği hüküm altın alınmıştır.

  1. b) Faturasında Türk Lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk Lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden belgelere istinaden iade yapılabilmesi mümkün kılınmıştır

Bilindiği üzere, hizmet ihracına ilişkin beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye’ye gelmeden yerine getirilmemektedir.

Tebliğin 2’nci maddesiyle, aynı ana Tebliğin “İstisnanın Tevsiki ve Beyanı” başlıklı (II/A-2.2.) bölümünün birinci paragrafında parantez içi kısımda yer alan “dövizin” ibaresi “bedelin” olarak değiştirilmiş, dördüncü paragrafının sonuna “Bununla birlikte, faturasında Türk Lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk Lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden belgelere istinaden de iade yapılabilir.” cümlesi eklenmiş, beşinci paragrafında ve devamındaki “Örnek”te yer alan “döviz olarak” ibareleri yürürlükten kaldırılmış ve (II/A-2.3.) bölümünün birinci paragrafında parantez içi kısımda yer alan “dövizin” ibaresi “bedelin” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan bu düzenlemeler uyarınca, faturada Türk Lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk Lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden belgelere istinaden de iade yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.

  1. c) İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında yapılacak teslim ve hizmetlerde istisna süresi uzatıldı 

Tebliğin 3’üncü maddesiyle, ana Tebliğin (II/E-5.), (II/E-5.1.) ve (II/E-5.3.) bölümlerinin birinci paragraflarında yer alan “İstanbul İl Özel İdaresine” ibareleri “İstanbul Valiliğine” olarak, (II/E-5.) ve (II/E-5.1.) bölümlerinin birinci paragraflarında yer alan “31/12/2020” ibareleri “31/12/2025” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında yapılacak teslim ve hizmetlerde istisna süresi 31/12/2025 tarihine uzatılmıştır.

  1. d) 2021 UEFA şampiyonlar ligi finali müsabakaları kapsamında yapılacak teslim ve hizmetler istisna kapsamına alınmıştır

Tebliğin 4’üncü maddesiyle, ana Tebliğin (II/E-10.) bölümünün başlığında ve birinci paragrafında yer alan “2020” ibareleri “2021” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, 2021 UEFA şampiyonlar ligi finali müsabakaları kapsamında yapılacak teslim ve hizmetler de KDV istisnası kapsamına alınmıştır.

  1. e) Milli Eğitim Bakanlığına bilgisayar ve donanımlarının bedelsiz teslimleri ile bunlara ilişkin yazılım teslimi ve hizmetlerindeki istisna süresi uzatılmıştır

Tebliğin 5’inci maddesiyle, ana Tebliğin (II/G-3.) bölümünün birinci paragrafında yer alan “31/12/2020” ibaresi “31/12/2023” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, KDV Kanunu’nun Geçici 23’üncü maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığına bilgisayar ve donanımlarının bedelsiz teslimleri ile bunlara ilişkin yazılım teslimi ve hizmetleri ile bu mal ve hizmetlerin bağışı yapacak olanlara teslim ve ifasında uygulanan KDV istisnası süresi  31/12/2023 tarihine kadar uzatılmıştır.

  1. f) Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun Ek 1’inci maddesi kapsamında yapılan devirlere KDV istisnası getiriliştir

Hatırlanacağı üzere, 02/12/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7257 sayılı “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen Geçici Madde ile 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun Ek 1’inci maddesi kapsamındaki devirler katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Tebliğin 6’ncı maddesiyle, söz konusu düzenlemeye ilişkin açıklama getirmek amacıyla, ana Tebliğin “Geçici Maddelerde Yer Alan İstisnalar” (II/G.)  bölümünün sonuna başlığı ile birlikte aşağıdaki bölümler eklenmiştir.

9. Doğal Gaz Piyasası Kanununun Ek 1 inci Maddesi Kapsamında Yapılan Devirler

3065 sayılı Kanuna 7257 sayılı Kanunla eklenen geçici 41 inci maddede;

“18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun ek 1 inci maddesi kapsamındaki devirler katma değer vergisinden müstesnadır. Bu kapsamda yapılan işlemler için yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler nedeniyle hesaplanan vergiden indirilir. İndirim yoluyla giderilemeyen vergiler iade edilmez. Hazine ve Maliye Bakanlığı istisna uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

hükmü yer almaktadır.

İstisna uygulaması, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun ek 1 inci maddesi kapsamındaki devirleri kapsamakta olup, söz konusu istisna kapsamında işlem yapan mükelleflerin, bu işlemlere ilişkin olarak yüklendikleri vergileri indirim konusu yapmaları mümkündür. Bununla birlikte, söz konusu işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen verginin iadesinin talep edilmesi mümkün bulunmamaktadır.”

  1. g) Yapı kullanma izin belgesi bulunan ve mülkiyeti devredilen konutların tesliminde iade uygulaması

Tebliğ’in 7’nci maddesiyle ana Tebliğin indirimli orana tabi işlemlerde iade uygulamasına ilişkin olarak, “Vergi İnceleme Raporuna Göre Mahsuben İade” başlıklı (III/B-3.4.8.) bölümünden sonra gelmek üzere başlığı ile birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

3.4.9. Yapı Kullanma İzin Belgesi Bulunan ve Mülkiyeti Devredilen Konutların Tesliminde İade

İndirimli orana tabi konut teslimleri nedeniyle iade talebinde bulunulabilmesi için konutların tamamlanarak alıcılara fiilen teslim edildiğinin tevsiki gerekmektedir.

Gayrimenkul satışlarında mülkiyetin devri ise gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescil edilmesi suretiyle gerçekleşmektedir.

Diğer taraftan, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 30 uncu maddesine göre, yapı inşaatının tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye veya valilikten yapı kullanma izni alınması mecburidir. Bu izin, yapı sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespitine ilişkindir.

Bu itibarla, yapı kullanma izin belgesi bulunan ve tapuda mülkiyet devri gerçekleşen konutlara ilişkin KDV iade talepleri, konutun fiilen kullanımına ilişkin başkaca bir belge aranmasına veya bu bağlamda bir yoklama yapılmasına gerek bulunmaksızın değerlendirmeye alınır.

Yapılan bu değişiklikle, yapı kullanma izin belgesi bulunan ve tapuda mülkiyet devri gerçekleşen konutlara ilişkin KDV iade talepleri, konutun fiilen kullanımına ilişkin başkaca bir belge aranmasına veya bu bağlamda bir yoklama yapılmasına gerek bulunmaksızın değerlendirmeye alınacaktır.

  1. h) (ÖTV’ye tabi olan malların indirimli oran uygulanmak suretiyle tesliminden kaynaklanan KDV iade alacağının, bu mallara ilişkin ÖTV borçlarına mahsuben iadesi hariç) KDV iade alacağı ÖTV Kanunu’ndan doğan borçlara mahsup edilemeyecek

Bilindiği üzere, mükellefler, KDV iade alacaklarını, vergi dairelerince takip edilen amme alacaklarına, ithalde alınan vergilere ve SGK prim borçlarına mahsup edebilmektedirler.

Tebliğin 8’inci maddesiyle, ana Tebliğin KDV iadesine ilişkin, “Mahsup Edilebilecek Borçlar” başlıklı (IV/A-2.1.1.) bölümünün birinci paragrafının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

Şu kadar ki, 3065 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, KDV iade alacağı ÖTV Kanunundan doğan borçlara (ÖTV’ye tabi olan malların indirimli oran uygulanmak suretiyle tesliminden kaynaklanan KDV iade alacağının, bu mallara ilişkin ÖTV borçlarına mahsuben iadesi hariç) mahsup edilemez.

Yapılan bu düzenleme uyarınca, KDV iade alacağı ÖTV Kanunundan doğan borçlara (ÖTV’ye tabi olan malların indirimli oran uygulanmak suretiyle tesliminden kaynaklanan KDV iade alacağının, bu mallara ilişkin ÖTV borçlarına mahsuben iadesi hariç) mahsup edilemeyecektir.

ı) Özel esaslar uygulamasına ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde yeni düzenlemeler yapıldı

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 370. maddesinin (b) fıkrasında, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış olan sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin ön tespitler bakımından mükelleflere ön tespite ilişkin yazının tebliğ edilebileceği ve mükelleflerin beyanlarını düzeltebilecekleri düzenlenmiştir.

Tebliğin 9’uncu maddesiyle, aynı Tebliğin “İşlemlerin Gerçekliğini İspat” başlıklı (IV/E-5.) bölümünün ikinci paragrafı ile yedinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Tebliğin ikinci paragrafında yapılan düzenleme uyarınca, söz konusu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların 30/7/2020 tarihli ve 31201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve izaha davet uygulamasına ilişkin 519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirlendiği açıklanmıştır.

Benzer şekilde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 370’inci maddesinin (b) fıkrası uygulaması kapsamında, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin ön tespit yazısına konu beyanlarını düzeltmeyen mükellefler özel esaslara alınmaktadır.

Tebliğin yedinci paragrafında yapılan düzenleme uyarınca, mükellefin söz konusu belgelere isabet eden KDV’yi indirimlerinden çıkararak düzelttiğini veya hiç indirim hesaplarına almadığını vergi dairesine tevsik etmesi ya da Tebliğin “Genel Esaslara Dönüş” başlıklı (IV/E-7.2.2) bölümünde yer alan ve aşağıda yer verilen şartlardan birini sağlaması halinde, (birinci paragrafın (a) ayrımı hariç) vergi incelemesi neticesi beklenmeksizin, genel esaslara dönüşü yapılacaktır.

– Olumsuz tespitin ilişkin olduğu belgelere dayanılarak indirim ve iade konusu yapılan KDV tutarlarının sahte belge için üç katı, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge için iki katı teminat gösterilmesi,

– İlgili dönem veya daha sonraki bir dönemle ilgili inceleme sonucunda düzenlenecek olumlu raporun vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi,

– Tespitin veya tespite dayanılarak tesis edilen işlemlerin yargı kararıyla iptal edilmesi,

– Özel esaslar kapsamına alınılan dönemi takip eden vergilendirme döneminden itibaren bu süre içerisinde başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla (süre dolmadan önce yapılan tespitlerde en son tespit tarihinden itibaren), sahte belge kullanma tespitlerinde üç yıl, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma tespitlerinde iki yıl geçmesi.

Eski Hali: Yeni Hali:  
Öte yandan, aynı Kanunun 370’inci maddesinde, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükelleflerin izaha davet edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin olarak 25/7/2017 tarihli ve 30134 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde izaha davetin kapsamı ve şekli, ön tespitin niteliği, izaha daveti yapacak ve yapılan izahı değerlendirecek merciler, davet yapılacaklar, yapılan izahta kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar belirlenmiştir. 213 sayılı Kanunun 370’inci maddesinde yer alan izaha davet uygulaması kapsamında izaha davet komisyonlarınca yapılması gereken işlemler 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki açıklamalara göre yerine getirilir, izaha davet uygulaması kapsamına girmeyen işlemlerin gerçekliğini ispatta ise bu Tebliğdeki hükümler uygulanır. Bu düzenlemeler çerçevesinde, izaha davet kapsamında olan ve izahı kabul edilen mükellefler hakkında özel esaslar uygulanmaz. “Öte yandan, 213 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin (b) fıkrasında, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış olan sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin ön tespitlerbakımından mükelleflere ön tespite ilişkin yazının tebliğ edilebileceği ve mükelleflerin beyanlarını düzeltebilecekleri düzenlenmiştir. Söz konusu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 30/7/2020 tarihli ve 31201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirlenmiştir. Buna göre, 213 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin (b) fıkrasında yer alan uygulama kapsamında ön tespit ve izah değerlendirme komisyonlarınca yapılması gereken işlemler 519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki açıklamalara göre yerine getirilir, mezkur uygulama kapsamına girmeyen işlemler bakımından ise bu Tebliğin bu bölümündeki açıklamalar uygulanır.”  
Yapılan izahın izaha davet komisyonlarınca yeterli bulunmaması ve mükellef tarafından Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesinde öngörülen işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda incelemeye veya takdire sevk işlemleri yapılan mükellefler de aynı şekildeözel esaslara alınır. “213 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin (b) fıkrası uygulaması kapsamında, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin ön tespit yazısına konu beyanlarını düzeltmeyen mükellefler özel esaslara alınır.Ancak, mükellefin söz konusu belgelere isabet eden KDV’yi indirim hesaplarından çıkararak düzelttiğini veya hiç indirim hesaplarına almadığını vergi dairesine tevsik etmesi ya da Tebliğin (IV/E-7.2.2) bölümünde yer alan şartlardan [birinci paragrafın (a) ayrımı hariç] birini sağlaması halinde, vergi incelemesi neticesi beklenmeksizin, genel esaslara dönüşü yapılır.”

 

Yapılan bu değişiklikle, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımına  ilişkin, izaha davet müessesesi kapsamında beyanlarını düzelten mükelleflerin, bu  düzeltmelerinin KDV özel esas uygulaması açısından da geçerli olduğu ve bu  şekilde beyanlarını düzeltenler için özel esasların uygulanmayacağı açıklanarak,  aynı konu hakkında iki işlem yapılması önlenmiş oldu.

Ayrıca, söz konusu belgeleri kayıtlarına hiç almamış veya izaha davet  uygulamasından önce kayıtlarından çıkarmış olanların, bu durumlarını vergi  dairelerine açıklamaları durumunda, özel esas uygulamasına muhatap olmamaları  sağlanarak KDV iade süreçlerinde yaşanabilecek olası gecikmelerin önüne geçilmiştir.

Bülten 2021-10 Ek Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/9 Değerli Konut Vergisi Tebliği Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere, 21.11.2019 tarih ve 7193 Sayılı Kanun ile mali güce göre vergilendirme ilkesini esas alarak 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenleme ile Türkiye sınırları içinde bulunan ve emlak vergisine esas bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenmiş değeri 5 milyon TL ve bu tutarı aşan mesken nitelikli taşınmazlardan “Değerli Konut Vergisi” alınması öngörülmüş, yeni ihdas edilen Değerli Konut Vergisine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/90 sayılı Bültenimizde yer verilmişti.

Akabinde 20 Şubat 2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7221 sayılı Kanun ile yine 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenleme ile değerli konut vergisine ilişkin önemli bir takım değişiklikler yapılmış olup;

– Daha önce değerli konut vergisinin matrahı, “bina vergi değeri” ve “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değer” den “yüksek olanı” olarak belirlenmişken, 7221 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun; 42’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değeri 5.000.000 Türk lirası ve” ibaresi “29 uncu maddeye göre belirlenen bina vergi değeri 5.000.000 Türk lirasının” şeklinde değiştirilmiş,

–  Genel ve özel bütçeli idareler ile belediyelere ilaveten üniversiteler de muafiyet kapsamına alınarak, daha önce yapılan teknik hata giderilmiş,

– İlaveten gelir durumuna bakmaksızın Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olanlar da muafiyet kapsamına alınarak, bu konudaki haklı eleştiriler dikkate alınmış ve yaşanması muhtemel mağduriyetlerin önüne geçilerek Kanun, amacına, mali güce göre vergilendirme ilkesine uygun hale getirilmiş,

– Verginin matrahı ve tarifesi değiştirilmiş; Değerli konut vergisinin matrahının değeri, 5.000.000 lirayı aşan konutlarda bu tutarı aşan kısmı olarak belirlenmiş, Cumhurbaşkanına, izleyen yıllar için matrahın belirlenmesindeki artış oranını belirleme hususunda sınırlı ve şartlı yetki verilmiş,

– En önemlisi de 7221 sayılı Kanun ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 24. Madde ile değerli konut vergisine ilişkin mükellefiyetin başlangıcı 2021 yılına ertelenmiştir.

Buna göre, 2021 yılında;

– Değerli konut vergisi beyannamesi verilecek, değerli konut vergisi tahakkuk ettirilecektir.

Buna ilişkin olarak 15 Ocak 2021 tarih ve 31365 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Değerli Konut Vergisi Uygulama Genel Tebliği ile uygulamanın esaslarına ilişkin detaylara yer verilmiştir. Tebliğe göre;

Bina vergi değerinin, (2020 yılı için) 5.000.000 TL’yi aşması halinde, bu durumun gerçekleştiği tarihi takip eden yılın başından itibaren değerli konut vergisi mükellefiyeti başlayacaktır.

Bina vergi değeri 2020 yılında 5.000.000 TL’yi aşan mesken nitelikli taşınmazın sahipleri değerli konut vergisinin mükellefidirler ve 2021 yılında değerli konut vergisini beyan edip ödeyeceklerdir.

Yıl içerisinde mükellefiyetin başlamasını gerektirecek durumun meydana gelmesi halinde mükellefiyet takip eden yıldan itibaren başlayacak olup değerli konut vergisi beyannamesi de takip eden yılın Şubat ayının 20’nci günü sonuna kadar verilecektir.

Örneğin, vergiye tabi tabi mesken nitelikli bir taşınmazı 2021 yılı içerisinde satın alan bir kişinin mükellefiyeti takip eden yıldan itibaren başlayacak ve beyanname 2022 yılı Şubat ayının 20’nci günü sonuna kadar verilecektir.

Değerli konut vergisi hesaplamasında belediyelerce belirlenen bina vergi değeri esas alınacak olup 2021 yılı için açıklanan değerli konut vergisi alt ve üst sınırları 78 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ile şu şekilde belirlenmiştir.

5.227.000 TL ile 7.841.000 TL arasında olanlar (bu tutar dahil)  
5.227.000 TL’yi aşan kısmı için (Binde 3)
10.455.000 TL’ye kadar olanlar (bu tutar dahil) 7.841.000 TL’si için  
7.842 TL, fazlası için (Binde 6)
10.455.000 TL’den fazla olanlar 10.455.000 TL’si için 23.526 TL,  
fazlası için (Binde 10)

 

Değerli konut vergisi konusuna giren mesken nitelikli taşınmazın mükellefiyetin başladığı 1 Ocak ile 20 Şubat tarihleri arasında elden çıkarılması durumunda da 20 Şubat 2021 tarihine kadar verilmesi gereken beyannameye bu taşınmazın dahil edilmesi ve bu taşınmaz için tahakkuk edecek verginin tamamının ödenmesi gerekmektedir.

Tebliğ2de konuya ilişkin verilen Örnek aşağıdaki gibidir.

“ÖRNEK 1: Mükellef (A)’nın, değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli 3 adet taşınmazı bulunmaktadır. Bu taşınmazlardan, birinci taşınmazın 2020 yılı bina vergi değeri 5.500.000 TL, ikinci taşınmazın 2020 yılı bina vergi değeri 6.000.000 TL, üçüncü taşınmazın 2020 yılı bina vergi değeri 6.500.000 TL’dir.

Mükellef (A)’ya ait mesken nitelikli taşınmazların 2020 yılı bina vergi değerleri 1319 sayılı Kanunun 42 nci maddesinde belirtilen değeri aştığından söz konusu taşınmazlar değerli konut vergisinin konusuna girmektedir. Dolayısıyla, mükellef (A)’nın mükellefiyeti, takip eden yıl olan 2021 yılı başından itibaren başlayacaktır.

Mükellef (A) 2021 yılına ilişkin değerli konut vergisi beyannamesini 2021 yılı Şubat ayının 20 nci günü sonuna kadar vermiş olup tahakkuk eden verginin ilk taksitini Şubat ayının sonuna kadar ödemiştir. Mükellef (A) 2020 yılı bina vergi değeri 6.000.000 TL olan mesken nitelikli taşınmazını 2021 yılı Mayıs ayı içerisinde mükellef (B)’ye satmıştır.

Bu durumda, mükellef (A) tahakkuk eden değerli konut vergisinin ikinci taksitini de Ağustos ayı sonuna kadar ilgili vergi dairesine ödeyecektir.

Mükellef (A), değerli konut vergisi konusuna giren söz konusu mesken nitelikli taşınmazını mükellefiyetinin başladığı 1 Ocak ile 20 Şubat arasında elden çıkarması durumunda da 20 Şubat 2021 tarihine kadar vermesi gereken beyannameye bu taşınmazını dahil edecek ve bu taşınmaz için tahakkuk edecek verginin tamamını ödemekle mükellef olacaktır.”

Mesken nitelikli taşınmaza paylı mülkiyet halinde malik olanlar hisseleri oranında mükellef olacaklar, elbirliği mülkiyette ise malikler vergiden müteselsilen sorumlu olacaklardır.

Değerli konut vergisine tabi olan mesken nitelikli taşınmazların daha sonraki yıllarda bina vergi değerinin, beyannamenin verileceği yılda geçerli tutarın altında kalması halinde ise bu durum mükellef tarafından tevsik edici belgeler ile birlikte ilgili vergi dairesine bildirilecek  ve bu durumda ilgili yıla ilişkin beyanname verilmeyecektir.

Diğer taraftan, yanan, yıkılan, tamamen kullanılmaz hale gelen veya vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan mesken nitelikli taşınmazlardan dolayı mükellefiyet ise bu olayların vuku bulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren sona erecektir.

Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olanların bu taşınmazı ile birden fazla mesken nitelikli taşınmazı bulunanların değerli konut vergisinin konusuna giren en düşük değerli mesken nitelikli tek taşınmazı (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) için değerli konut vergisi muafiyeti uygulanacak, bu muafiyet bu kişilerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım için de uygulanacaktır.

Birden fazla mesken nitelikli taşınmazı bulunan mükellefler, değerli konut vergisi konusuna giren en düşük değerli mesken nitelikli tek taşınmazını, Tebliğ ekinde yer alan (Ek 2A) “Birden Fazla Meskeni Olanların, Muafiyet Uygulanacak En Düşük Değerli Tek Meskenlerine (İntifa Hakkına Sahip Olunan Dahil) İlişkin Bildirim” ile beyanname verme süresi içerisinde ilgili vergi dairesine bildirmeleri gerekmektedir.

Örneğin, 2020 yılında mükellef (M)’nin mesken nitelikli 3 adet taşınmazı bulunsun, bu taşınmazlardan birincisinin bina vergi değeri 3.000.000 TL, ikincisinin bina vergi değeri 6.000.000 TL, üçüncüsünün bina vergi değeri ise 7.000.000 TL olsun;

Buna göre;

– Mükellef (M)’ye ait mesken nitelikli birinci taşınmazın 2020 yılı bina vergi değeri 5.000.000 TL’yi aşmadığından bu taşınmaz verginin konusuna girmeyecektir.

– İkinci ve üçüncü taşınmazlar o yıl için belirlenen değeri aştığından verginin konusuna girmekte olup mükellefin değerli konut vergisinin konusuna giren birden fazla mesken nitelikli taşınmazı olduğu için söz konusu taşınmazlardan bina vergi değeri en düşük olan taşınmaz (6.000.000 TL), 1319 sayılı Kanunun 46’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği vergiden muaf olacaktır. Bu durumda mükellefin söz konusu taşınmazı (Ek 2A) ile bildirmesi gerekecektir.

– 7.000.000 TL değerindeki diğer konut için ise değerli konut vergisi ödenecektir.

Esas faaliyet konusu bina inşası olanların işletmelerine kayıtlı bulunan ve henüz ilk satışa, devir ve temlike konu edilmemiş yeni inşa edilen mesken nitelikli taşınmazlar ilk satışa, devir ve temlike konu edilmediği sürece vergiden muaf olacaklardır. Bu muafiyet hükmü arsa karşılığı inşaat işlerinde sözleşme gereği taahhüt işini üstlenen müteahhide kalan mesken nitelikli taşınmazlar için de uygulanacaktır. Söz konusu taşınmazların kiraya verilmesi veya sair surette kullanılması durumunda ise muafiyetten yararlanılması mümkün değildir.

Mükellefler beyannamelerini, mesken nitelikli taşınmazın bulunduğu yer belediyesinden alınan bina vergi değerini (beyanname verilen yıl ve bir önceki yıla ilişkin) gösteren belgeyi eklemek suretiyle, ilgili yılın Şubat ayının 20’nci günü sonuna kadar taşınmazın bulunduğu yer vergi dairesine vereceklerdir.

Mükellefler beyannamelerini elektronik ortamda kendileri gönderebilecekleri gibi aynı zamanda Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler ile sözleşme imzalamak suretiyle e-beyanname şeklinde de verebileceklerdir. Beyannamenin elektronik ortamda verilmesi durumunda, beyannameye eklenecek bina vergi değerini gösteren belge, beyannamenin verildiği tarihi takip eden 15 gün içinde elden veya posta yoluyla ilgili vergi dairesine gönderilecektir.

Beyan edilmesi gereken birden fazla değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli taşınmaza sahip olan mükellefler (tam mülkiyet, paylı mülkiyet ve intifa hakkı sahipleri), bu taşınmazların tamamı için bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek 1A) 1 No.lu Değerli Konut Vergisi Beyannamesini kullanarak tek beyanname vereceklerdir. Birden fazla meskeni olanların, muafiyet uygulanacak en düşük değerli tek meskenleri beyannameye dahil edilmeyecek, bu meskene ilişkin bilgiler Tebliğ ekinde yer alan (Ek 2A) ile bildirilecektir.

Aynı beyannamede beyan edilen taşınmazların farklı vergi dairelerinin yetki alanında bulunması durumunda beyanname, mükellefçe bu taşınmazların bulunduğu yer yetkili vergi dairelerinden herhangi birine verilebilecektir.

Gelir veya kurumlar vergisi yönünden mükellefiyeti bulunan mükellefler değerli konut vergisi beyannamelerini bağlı bulundukları bu vergi dairelerine vereceklerdir.

Elbirliği ile mülkiyete konu taşınmazlara ilişkin yapılacak beyanlarda Tebliğ ekinde yer alan (Ek 1B) 2 No.lu Değerli Konut Vergisi Beyannamesi kullanılacaktır. Elbirliği ile mülkiyete konu taşınmazlara ilişkin beyanlarda, her bir taşınmaz için ayrı beyanname verilecektir.

Değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli bir taşınmaza elbirliği ile mülkiyet halinde malik olunması durumunda mükellefler, müşterek imzalı bir beyanname verebilecekleri gibi bir mükellef tarafından münferiden de beyanname verilmesi mümkündür. Bu kapsamda münferiden beyanname verilmesi durumunda, diğer malikler de beyannamede gösterilecek, bu maliklerce ayrıca beyanname verilmeyecektir. Münferiden veya müştereken verilen beyannameye maliklerin durumlarına uygun (Ek 2A) ve (Ek 2B) eklenecektir.

Mesken nitelikli taşınmaza gerek paylı mülkiyet gerekse elbirliği ile mülkiyet halinde malik olunması durumunda, mesken nitelikli taşınmazın, değerli konut vergisinin konusuna girip girmeyeceğinin belirlenmesinde ve matrahın hesaplanmasında taşınmazın toplam değeri esas alınacaktır.

Bülten 2021-09 Ek Tebliğ Eki

Bülten 2021-09 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/8 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Tevkifatı Oranı Yüzde 5 Olarak Belirlenmiştir

Hatırlanacağı üzere, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin tevkifatı oranı yüzde 3 olarak uygulanmaktaydı.

04 Şubat 2021 tarih ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerindeki tevkifatı oranına ilişkin yayımlanan 3491 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile;

– Gelir vergisi tevkifat oranlarına ilişkin 2009/14592 Sayılı Kararda ve,

– Kurumlar vergisi tevkifat oranlarına ilişkin 2009/14593 ve 2009/14594 Sayılı Kararda

değişiklik yapılarak,  yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin vergi tevkifatı oranı, 1 Mart 2021 tarihinden itibaren yapılan ödemelere uygulanmak üzere yüzde 3’ten yüzde 5‘e çıkarılmıştır.

Bülten 2021-08 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/7 Finansman Gider Kısıtlaması Fiilen Yeniden Hayata Geçirildi

Hatırlanacağı üzere, 15.6.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6322 Sayılı Kanun ile mükelleflerin finansman ihtiyaçlarını öz kaynaklar yoluyla karşılamalarını teşvik etmek amacıyla, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler” başlıklı 41’inci maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun, “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinde yapılan değişiklikle geçmişte “finansman gider kısıtlaması” olarak bilinen uygulama bazı değişiklikler yeniden getirilmişti. Ancak bugüne kadar bahsi geçen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin herhangi bir Karar yayımlanmamıştı.

Bu defa 4 Şubat 2021 tarihli ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3490 sayılı Karar ile finansman gider kısıtlaması uygulaması yeniden fiilen hayata geçirilmiş olmaktadır.

Buna göre 01/01/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere;

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi hükümlerine göre; kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kar payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unun gider olarak indirilmesi kabul edilmeyecektir,

– 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi hükümlerine göre; kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktöring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının % 10’u kurum kazancının tespitinde indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Bahsi geçen düzenlemelerde, belirlenen %10’luk gider kısıtlama oranını sektörler itibariyle farklılaştırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmiş olmasına karşın Karar’da böyle bir oran farklılaştırmasına gidilmediği görülmektedir.

01 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan bu uygulamaya ilişkin ilişkin bazı belirsizlikler mevcut olup Bakanlığın konuya ilişkin ilave açıklamalar yapması gerekmekte/beklenmektedir.

Bülten 2021-07 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/6 Konaklama Hizmet Sözleşmelerinin Yeniden Döviz Cinsinden Yapılabilmesi İmkanı Sağlandı

Hatırlanacağı üzere 06.10.2018 tarihli ve 30557 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’De Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018/32-51) ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar gereğince tespiti Bakanlığa bırakılan konularda düzenleme yapılmış, 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de değişiklik yapılarak Tebliğin mülga 8’inci maddesi başlığı ile birlikte yeniden düzenlenerek döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşmeler ile ilgili düzenlemelerde bulunulmuştu.

Daha sonra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi internet sitesinde 06/11/2018 tarihinde duyurulan “İhracat Genelgesi”nde de, ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esaslar hakkında açıklamalarda ve düzenlemelerde bulunulmuştu.

Bu defa 30 Ocak 2021 tarihli ve 31380 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2021-32/59  No’lu “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile 28/2/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8’inci maddesinin yedinci fıkrasına aşağıdaki (d) bendi eklenmiştir.

“d) Türkiye’de yerleşik kişilerin Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinde akdedeceği konaklama hizmet sözleşmeleri.”

Buna göre, Tebliğin yürürlük tarihi olan 30/1/2021 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşik kişilerin Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinde akdedecekleri konaklama hizmet sözleşmeleri, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

Yapılan bu düzenleme sonrasında, ilgili Tebliğin “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde olmuştur.

(7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

  1. a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,
  2. b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,
  3. c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurtdışında sonlanan, yurtdışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri.

  1. d) Türkiye’de yerleşik kişilerin Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinde akdedeceği konaklama hizmet sözleşmeleri.

Tebliğ yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olup, 30.01.2021 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşik kişilerin Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinde akdedecekleri konaklama hizmet sözleşmeleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

Bülten 2021-06 Eki


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/5 Riskli Yapı İnşaat Taahhüt İşlerinde KDV Oranı Düşürüldü

Bilindiği üzere, KDV oranları; 2007/13033 sayılı Karar’a ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8 olarak tespit edilmiştir. Bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için ise aynı Kararın birinci maddesinin (a) bendi uyarınca % 18 oranında KDV uygulanmaktadır.

30 Ocak 2021 tarihli ve 31380 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3470 sayılı “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile 2007/13033 Sayılı Karar’a ekli (I) sayılı listenin 13 üncü sırasının sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir:

6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde taşınmaz maliklerine ait mevcut inşaat alanının bir buçuk katına kadar olan yeni inşaat alanında yapılacak olan konutlara ilişkin inşaat taahhüt işleri,

Yapılan bu değişiklik ile, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapılara yönelik dönüşüm projeleri çerçevesinde taşınmaz maliklerine ait mevcut inşaat alanının 1,5 katına kadar olan yeni inşaat alanlarında yapılacak konutlara ilişkin inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi (KDV) yüzde 1 olarak belirlenmiştir.

Daha önceki uygulamada, taşınmaz maliklerinin müteahhitlere arsa payı vermeden dönüşüm projelerini doğrudan kendileri yaptırarak aynı alanda konut inşa etmek istemeleri ve bunun için müteahhitlerden inşaat taahhüt hizmeti almaları halinde, bu hizmetlere genel oranda yüzde 18 KDV hesaplanıyordu. Alınan bu karar ile, başta deprem olmak üzere doğal afet risklerine karşı yenilenme zorunluğu doğan konutlarla ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak isteyen yapı malikleri için vergi indirimi imkanı sağlanmış oldu.

Bülten 2021-05 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/4 Bir Kısım Hizmetlere Uygulanan Özel İletişim Vergisi Oranı Değiştirildi

30 Ocak 2021 tarihli ve 31380 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3469 sayılı “6802 Sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) Bentlerindeki Oranların Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunun 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan hizmetlere uygulanmakta olan özel iletişim vergisi oranları 30 Ocak 2021 tarihinden geçerli olmak üzere %7,5’den % 10’a çıkartılmıştır.

Buna göre;

a) Her nevi mobil elektronik haberleşme işletmeciliği kapsamındaki (ön ödemeli hatlara yüklemeler için yapılan satışlar dâhil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri %10,

b) Radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetleri %10,

c) Kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmeti %10,

d) (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına girmeyen diğer elektronik haberleşme hizmetleri %10

oranında özel iletişim vergisine tâbidir

Bülten 2021-04 Eki


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”