İŞ AKDİNİN HAKSIZ FESHEDİLDİĞİNE İLİŞKİN TAZMİNAT ALACAK DAVASI

9. Hukuk Dairesi        

 2021/2032 E.  

 2021/5271 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y  K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili müvekkilinin, iş aktinin haksız ve kötüniyetli olarak feshedildiği iddiasıyla, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat alacaklarının davalı işverenden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Belediye vekili, husumet itirazında bulunarak, davacının iddiasının yersiz olduğunu, muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, Belediye bütçesinin personel giderlerini karşılamaması nedeniyle iş eksilişi yapılarak tasarruf amaçlı işçi çıkarıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozma ilamına uyularak, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gereğince mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E., 2007/611 K.).
Somut uyuşmazlıkta, bozma sonrası Mahkemece “Hüküm” kısmın da sadece bozma konusu yapılan husus hakkında hüküm kurulmuş, bozma öncesi kabul edilen ihbar tazminatı ve reddedilen manevi tazminat talebi hakkında hüküm kurulmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarihli ve 2012/13-747 esas, 2012/84 karar sayılı ilamında ve Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği gibi, Yargıtay tarafından bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun olmalıdır.
Mahkemece HMK.nun 297. maddesine uygun ve tüm talepleri karşılayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Somut olayda, davacının kıdemi altı aydan az olup iş güvencesi kapsamında olmamakla beraber, davalı işverenin fesih hakkını kötüye kullandığı davacı tarafından ispatlanamadığından şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekmekte olup, davacının bu yöndeki temyiz itirazları da yerinde değildir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/25 Evde Üretilen Malların İnternetten Satışında Esnaf Muaflığına İlişkin 314 Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere, 11/11/2020 Tarih ve 7256 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Vergiden Muaf Esnaf başlıklı 9. Maddesinin birinci fıkrasının onuncu bendinde yapılan değişiklikle madde metni revize edilmiş, yapılan değişiklikle 01/01/2021 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere; Ayrı bir iş yeri açmaksızın ve sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın oturdukları evlerde imal ettikleri malları internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanların Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alması, Türkiye’de kurulu bankalarda bir ticari hesap açması ve tüm hasılatını münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil etmesi şartıyla muafiyetten yararlanabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, bankalar, bu bent kapsamında açılan ticari hesaplara aktarılan tutarlar üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %4 (bir ve üzeri işçi çalıştırıldığı durumda %2) oranında gelir vergisi tevkifatı yapmak ve 98 ve 119 uncu maddelerdeki esaslar çerçevesinde beyan edip ödemekle yükümlü olacaklardır. Bu hasılat tutarı üzerinden ayrıca 94’üncü madde kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

İstihdama bağlı indirimli oranın uygulanması için ise ilgili ayda bir işçinin en az on gün süreyle çalıştırılması gerekir.

Diğer taraftan bu bent kapsamında elde edilen hasılatın (2021 yılı için) 240.000,00 TL’yi aşması hâlinde ise mükellef izleyen takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilecek ve tekrar bu muafiyetten faydalanamayacaktır.

Benzer şekilde bentte yer alan hasılat koşulu dışındaki diğer şartların ihlal edildiğinin tespit edilmesi hâlinde de muafiyetten faydalanılamayacak olup bu durumda zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunacaktır.

Bentte yer alan oranları ve tutarı, yarısına kadar indirmeye ve iki katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Yine 11/11/2020 Tarih ve 7256 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Diğer indirimler” başlıklı 89. Maddesin eklenen 16. Bent ile, 01/01/2021 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere;

– Tam mükellef gerçek kişilerin, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 225 inci maddesi kapsamında dolaylı temsilci olarak yetkili kılınan Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle gerçekleştirdikleri mal ihracatı kapsamında elde ettikleri kazancın %50’sini gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirebilecekleri, bu indirimden yararlanılabilmesi için bu kapsamda sayılan;

  1. a) İhracattan kaynaklanan hasılatları toplamı yıllık 400.000 Türk lirasına kadar olanların, ilgili yılda kendilerinin sigortalı olmasının,
  2. b) İhracattan kaynaklanan hasılatları toplamı yıllık 800.000 Türk lirasına kadar olanların, ilgili yılda kendilerinin sigortalı olması ve en az ortalama bir tam zamanlı ya da eş değer kısmi zamanlı işçi çalıştırmasının,
  3. c) İhracattan kaynaklanan hasılatları toplamı yıllık 1.600.000 Türk lirasına kadar olanların, ilgili yılda kendilerinin sigortalı olması ve en az ortalama iki tam zamanlı ya da eş değer kısmi zamanlı işçi çalıştırmasının,
  4. d) İhracattan kaynaklanan hasılatları toplamı yıllık 2.400.000 Türk lirasına kadar olanların, ilgili yılda kendilerinin sigortalı olması ve en az ortalama üç tam zamanlı ya da eş değer kısmi zamanlı işçi çalıştırmasının,

şart olduğu,

– Cumhurbaşkanının bu bentte yer alan oran, tutar ve sayıları yarısına kadar indirmeye ve iki katına kadar artırmaya,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye

Yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu defa 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9’uncu ve 89’uncu maddelerinde, 11/11/2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin açıklanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan tebliğ, 30 Nisan 2021 tarih ve 31470 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, bu Tebliğde, bahsi geçen 9’uncu ve 89’uncu maddelerde yapılan değişiklikler kapsamında; evde imal edilen ürünlerin internet ve benzeri ortamlarda satışında esnaf muaflığı uygulaması ve gelir vergisi mükelleflerince gerçekleştirilen mikro ihracat kapsamında elde edilen kazançlara indirim uygulanmasına ilişkin usul ve esaslara yönelik açıklanmalara yer verilmiştir.

Giriş bölümü dahil üç bölümden oluşan tebliğin birinci bölümünde Evlerde Üretilen Malların İnternetten Satışında Esnaf Muaflığı altında 9’unca maddedeki değişikliklerin uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bu bölümün ilk maddesinde (yukarıda bahsettiğimiz) yasal düzenlemelere değinilmiş, esnaf muaflığından faydalanabilmek için gerekli olan genel şatlar (9’uncu maddenin 1. ve 6. bentleri) özetlenmiştir. Akabinde 7256 sayılı Kanunla eklenen 10. bentte yer alan şartlar kanuna paralel tekrarlanmıştır. Buna göre;

Evlerde Üretilen Malların İnternetten Satışında Esnaf Muaflığı

Muafiyetten yararlanma şartları

Evde üretilen malların internetten satışında esnaf muaflığından faydalanılabilmesi için genel şartlara ilaveten;

  1. a) İkametgâhlarının bulunduğu yerdeki tarha yetkili vergi dairesine başvurarak “Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi” alınması,
  2. b) Türkiye’de Kurulu bankalarda internetten yapılan satış gelirlerinin tahsilini ve bu gelirleri üzerinden tevkifat yapılmasını teminen bir ticari hesap açılması ve tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi,

gerekmektedir.

Bunun yanı sıra bir takvim yılında elde edilen hasılatın (2021 yılı için) 240.000,00 TL’yi aşması halinde, içinde bulunulan takvim yılında esnaf muaflığından faydalanılabilecek, izleyen takvim yılının başından itibaren ise esnaf muaflığından faydalanılamayacaktır. Muaflığa ilişkin şartları kaybedenler ise izleyen takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilecek ve bir daha aynı muafiyetten faydalanamayacaklardır. Belirtilen hasılat tutarı ((2021 yılı için; 240.000,00) her yıl yeniden değerlenme oranında artırılmak suretiyle yeniden belirlenecektir.

Birden fazla ürünün imal edilerek internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması durumunda ise tüm ürünlerden elde edilen toplam hasılat dikkate alınacaktır,

Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olanlar ile faaliyetini, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar bu muafiyetten yararlanamayacaklardır.

Bu muafiyetten faydalanılabilmesi için evlerde imal edilen ürünlerin münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması şart olup, satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının ise diğer şekillerde yapılması halinde ise muafiyetten faydalanılması mümkün değildir.

Şartların varlığı halinde, 9’uncu maddenin 1 ve 6 numaralı bentleri kapsamında esnaf muaflığından faydalanılması mümkündür. Ancak 9’uncu maddenin 6 ve 10 numaralı bentlerinde düzenlenen muafiyetlerden aynı takvim yılında aynı anda faydalanılması ise mümkün değildir.

9’uncu maddenin 6 numaralı bendi kapsamında muafiyetten faydalananlardan, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içerisinde yapılan satışların ilgili yılda geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını geçmesi nedeniyle esnaf muafiyetini kaybedecek ve izleyen takvim yılı başı itibarıyla gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilecek olanlar, izleyen yıl Ocak ayının sonuna kadar mezkûr maddenin birinci fıkrasının 10 numaralı bendinde belirtilen şartları sağlamaları halinde, izleyen yılda bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilecektir.

Örnek 1: Bayan (A), sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın evinde ürettiği ekmek, bazlama, kurabiye ve pasta ile reçel, salça ve turşu gibi ürünleri internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır. Bayan (A) bu ürünlerin satışı dolayısıyla 2021 yılında 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalanmaktadır. Bayan (A)’nın internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 50.000 TL, 2021 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 42.930 TL’yi aştığından, Bayan (A) izleyen takvim yılı başından itibaren 6 numaralı bent kapsamında muafiyetten faydalanamayacaktır. Ancak Bayan (A), 2022 yılı Ocak ayının sonuna kadar maddenin birinci fıkrasının 10 numaralı bendinde belirtilen şartları sağlaması kaydıyla 2022 yılında internet ve benzeri alanlar üzerinden yapacağı satışları için 10 numaralı bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilecektir.

Bankalar tarafından yapılacak işlemler ve tevkifat uygulaması

Bankalar tarafından, Gelir Vergisi Kanunu’nun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen 10 numaralı bent hükmü kapsamında Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi ibraz edenlere, münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlarda yapılacak mal satışlarına ilişkin elde edilen hasılatın yatırılacağı ticari bir hesap açılacaktır. Birden fazla bankada veya aynı bankanın değişik şubelerinde birden fazla ticari hesap açılması mümkün bulunmaktadır. Açılacak ticari hesaba yatırılan tüm ödemelerden tevkifat yapılacağından, açılacak hesabın münhasıran esnaf muafiyeti kapsamındaki satış bedellerin tahsili için kullanılması gerekmektedir.

Bankalar, bu ticari hesaplara aktarılan tutarlar üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapacaklar ve bir aya ilişkin aktarılan tutarlar üzerinden tevkif edilen vergileri, 98 ve 119’uncu maddelerdeki esaslar çerçevesinde muhtasar beyanname ile beyan edip ödeyeceklerdir. Yapılan gelir vergisi tevkifatları, 3/1/2012 tarihli ve 28162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 281)’nde yapılan açıklamalar çerçevesinde bankaların şubeleri veya banka genel müdürlükleri tarafından verilen muhtasar beyannameyle beyan edilip ödenebilecektir.

Bu bent kapsamında esnaf muaflığından yararlanan kişilerin bir veya üzeri işçi çalıştırdığı durumlarda tevkifat oranı %2 olarak uygulanacaktır. İndirimli oranın uygulanması için ilgili ayda bir işçinin en az on gün süreyle çalıştırılması gerekmektedir. İndirimli tevkifat oranından faydalanmak isteyenler, faaliyetlerinde işçi çalıştırdığını, Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan tevsik edici belgelerle birlikte ticari hesap açtıkları bankalara bildireceklerdir. Çalıştırılan işçinin, işten çıkartılması veya ayrılması durumları da ayrıca ilgili bankalara bildirilecektir. Çalışanın işten ayrıldığı yönünde bir bildirimde bulunulmadığı sürece bildirim tarihini izleyen dönemlerde de indirimli tevkifat uygulamasına devam edilecektir.

İşçi çalıştırıldığını veya çalıştırılan işçinin işten ayrıldığının bankaya bildirilmesi sorumluluğu muafiyetten yararlanan kişilerdedir. Bankalar kendilerine yapılan bildirim durumuna göre vergi tevkifatı yapacaklardır. İlgili ayda on günden fazla işçi çalıştırılmadığı halde çalıştırıldığının bildirilmesi veya çalıştırılan işçinin işten ayrıldığının bildirilmemesi nedeniyle eksik yapılan tevkifatın sorumluluğu vergiden muaf esnafta olup, eksik hesaplanan vergiler muafiyetten yararlananlar adına cezalı olarak tarh edilecek ve bunlardan gecikme faiziyle birlikte tahsil edilecektir.

Bir takvim yılında elde edilen hasılatın Kanunda öngörülen tutarı aşması durumunda da takvim yılının sonuna kadar muafiyet devam edeceğinden, bankalarca ticari hesaba aktarılan tutarlardan tevkifat yapılmaya devam edilecektir. Dolayısıyla bankaların, bir takvim yılında elde edilen hasılatın Kanunda öngörülen tutarı aşıp aşmadığının kontrolü yönünde bir sorumlulukları bulunmamaktadır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendi kapsamında elde edilen hasılat tutarı üzerinden gelir vergisi tevkifatı bankalar tarafından yapılacağından, mezkûr bent kapsamında bulunanlardan mal alımı yapanlardan Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca tevkifat yapmakla yükümlü olanlarca, ayrıca gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Satışa konu malların, tutarı ödenip tevkifat yapıldıktan sonra herhangi bir nedenle iade edilmesi halinde, söz konusu mal bedelleri üzerinden yapılan vergi tevkifat tutarı muafiyetten yararlanan kişinin yazılı başvurusu üzerine, tevkifatın yatırıldığı ve ödendiği vergi dairesi tarafından yersiz ödenen vergiler kapsamında red ve iade edilebilecektir.

Muafiyetten faydalananların yükümlülükleri ve belgelendirme

193 Sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri olmayacaktır. Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

193 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalanmak isteyenlerin, tarha yetkili vergi dairelerine başvurarak bu Tebliğin Ek-1’inde yer alan “Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi (GVK Madde 9/10 Kapsamında Olanlar İçin)” almaları gerekmektedir. Bu belgeyi alarak esnaf muaflığından faydalananların üç yılda bir tarha yetkili vergi dairelerine başvurarak durumlarını güncellemeleri gerekmektedir.

Esnaf vergi muafiyeti belgesi, ilgili bölümleri doldurulduktan sonra vergi dairesince onaylanacaktır. Söz konusu belge, geçerli olduğu süre içerisinde çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.

İnternet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlarda, ürünün satışının tevsik edilmesi, güvenli bir şekilde taşınması ve alıcıya ulaşması için, onaylı esnaf vergi muafiyeti belgesi örneğinin (fotokopisinin) alt kısmında boş olarak yer alan ürün satışına ilişkin bölümün vergiden muaf esnaf tarafından doldurulması ve ürünle birlikte gönderilmesi mümkündür.

Örnek 2: 193 Sayılı Kanunun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (B) evinde ürettiği çeyizlik eşyaları (masa örtüsü, perde, yatak örtüsü ve benzeri) internette satmaya başlamış ve Bayan (C)’ye 1 adet masa örtüsü ve 2 adet yatak örtüsünü kargo ile göndermiştir.

Satışa konu ettiği ürünün satışının tevsik edilmesi, güvenli bir şekilde taşınması ve alıcıya ulaşması için onaylı esnaf muafiyeti belgesinin bir örneğinin, belgenin alt kısmında boş olarak yer alan ürün satışına ilişkin bölümde yer alan, ürün cinsi kısmına masa örtüsü ve yatak örtüsü, ürün miktarı kısmına 1 ve 2 adet ile ürün bedeli kısmına da her bir ürünün toplam bedeli yazılmak suretiyle doldurularak ürünle birlikte gönderilmesi mümkün bulunmaktadır.

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, mezkûr madde kapsamında faaliyette bulunanlardan yapılan mal alımlarının, tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran bu ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.

Örnek 3: 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bay (D), evinde ürettiği tespih, pipo ve süs eşyası niteliğindeki bibloları, internet ortamında satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.

Hediyelik eşya alım satım faaliyeti nedeniyle gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olan Bay (E), Bay (D)’den internet üzerinden 5.000 TL’lik ürün satın almış ve bedelini Bay (D)’nin bildirdiği banka hesabına aktarmıştır.

Bay (E) tarafından Bay (D)’den satın alınan ürünlerin, gider pusulası veya gider pusulasında bulunması gereken bilgileri ihtiva eden banka dekontuna istinaden belgelendirilmesi mümkündür.

Satın alınan ürünlerine ilişkin Bay (D)’nin banka hesabına aktarılan tutar üzerinden banka tarafından tevkifat yapılacağından, Bay (E) tarafından 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca ayrıca gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesiyle Mal İhracatı Kapsamında Elde Edilen Kazançlarda İndirim

Tebliğin üçüncü bölümünde elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle mal ihracatı kapsamında elde edilen kazançlarda indirime ilişkin düzenlemenin uygulamasına yönelik açıklamalara yer verilmiştir. Yasal düzenlemelere tanımlara ilişkin maddelerden sonra bahsi geçen düzenlemeden faydalanılabilme şartları düzenlenmiş olup buna göre; İndirimden, 4458 sayılı Kanunun 225’inci maddesi kapsamında dolaylı temsilci olarak yetkili kılınan Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle mal ihracatı gerçekleştiren tam mükellef gerçek kişiler yararlanabilecektir.

10/3/2013 tarihli ve 28583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (Posta ve Hızlı Kargo Taşımacılığı) (Seri No: 4) uyarınca, miktarı brüt 300 kilogramı ve değeri 15.000 Avro’yu geçmeyen mallar için dolaylı temsilci olarak yetkili kılınan Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından elektronik ticaret gümrük beyannamesi düzenlenebileceğinden, miktar veya değer itibarıyla bu sınır içerisinde yer alan malların ihracatından elde edilen kazançlar beyanname üzerinden indirim konusu yapılabilecektir.

İndirim şartı olarak belirtilen işçi çalıştırma sayısının tespitinde, mükelleflerin ilgili takvim yılında aylık ya da üç aylık olarak verdikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirdikleri çalışan sayılarının ortalaması dikkate alınacaktır.

Mezkûr bent kapsamında yapılan mal ihracatından kaynaklanan döviz cinsi hasılatların Türk lirasına çevrilmesinde, satış hasılatının fiili ihraç tarihi itibarıyla tahakkuk ettiği kabul edilerek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının o gün için tespit ve ilan ettiği döviz alış kuru dikkate alınacaktır.

Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle gerçekleştirilen mal ihracatı dışında, mükelleflerin başka şekillerde ihracat gelirlerinin olması, söz konusu indirimden yararlanmalarına engel teşkil etmeyecektir. Ancak anılan mükellefler tarafından diğer şekillerde yapılan ihracat kazançları beyanname üzerinden indirim konusu yapılamayacak olup, yalnızca Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı aracılığıyla bent kapsamında yapılan mal ihracatından elde edilen kazançlar indirime konu edilebilecektir.

Örnek 4: Tam mükellef Bay (F), büro mobilyalarının imalatı faaliyetinin yanında mobilya aksesuarlarının perakende ticareti faaliyetiyle de iştigal etmektedir. Mükellefin bu faaliyetlerine ilişkin ihracat gelirleri de bulunmaktadır. Bay (F)’nin 2021 takvim yılında elde etmiş olduğu gelirler aşağıdaki gibidir:

Bay (F), ihraç etmiş olduğu mobilya aksesuarlarını hızlı kargo taşımacılığı yapan şirket aracılığıyla büro mobilyalarını ise lojistik tırlar vasıtasıyla yurtdışındaki alıcılarına teslim etmektedir.

Buna göre Bay (F), Kanundaki diğer şartların da oluşması halinde, sadece mobilya aksesuarlarının ihracından elde ettiği kazanç için indirimden faydalanabilecek olup, lojistik tırlar vasıtasıyla yaptığı büro mobilyalarının ihracatından elde ettiği kazanç için indirimden faydalanamayacaktır. İndirim şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde hızlı kargo taşımacılığı yapan şirket aracılığıyla yapılan mobilya aksesuarlarından elde edilen ihracat hasılat bedeli dikkate alınacak olup, Bay (F) tarafından bu kapsamdaki ihracat faaliyetinden 900.000 TL ihracat hasılatı elde edildiğinden, ilgili dönemde mükellefin kendisinin sigortalı olması ve en az ortalama iki tam zamanlı ya da eş değer kısmi zamanlı işçi çalıştırması koşuluyla söz konusu indirimden faydalanılabilecektir.

Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle gerçekleştirilen mal ihracatı yanında, başka şekillerde de ihracatları bulunan mükelleflerin, faaliyetlerine ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarını ayrı ayrı izlemeleri gerekmektedir. Bu mükelleflerin indirim konusu yapılabilecek ihracat faaliyetine ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarını diğer faaliyetlerle ilişkilendirmemeleri ve kayıtlarını da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutmaları şarttır.

Mezkûr bent kapsamında belirtilen şartlar dâhilinde yapılan ihracat faaliyetleri ile bu kapsama girmeyen diğer faaliyetlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler, indirim konusu yapılabilecek ihracat faaliyetlerinden elde edilecek hasılatların toplam hasılat içindeki oranı dikkate alınarak dağıtılacaktır. İndirim kapsamında kabul edilen faaliyetler ile bu kapsamda değerlendirilmeyen faaliyetlerde müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanları ise bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre dağıtımının yapılması gerekmektedir. Hangi işte ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar ise, müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.

Hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler ve Posta İdaresine dolaylı temsil yetkisi verilerek yapılan mal ihracatlarına yönelik 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine eklenen  (16) numaralı bendin alt bentlerinde yer alan tutarlar, indirimden yararlanabilmek için bu kapsamda elde edilebilecek azami ihracat hasılatlarını göstermektedir. Bu bağlamda, bir takvim yılı içerisinde söz konusu bendin (a), (b) ve (c) alt bentlerinde yer alan hasılat tutarlarının aşılması halinde, indirimden yararlanabilmek için bir sonraki alt bentte yer alan istihdam şartlarının sağlanması gerekmektedir. Diğer taraftan, (d) alt bendinde yer alan hasılat tutarından daha fazla ihracat hasılatı elde eden mükellefler, sigortalı olma ve işçi çalıştırma şartlarını sağlasalar bile söz konusu indirimden yararlanamayacaklardır.

Örnek 5: Tam mükellef Bay (G), oltu taşından tespih ve süs eşyaları üretmekte olup, söz konusu ürünleri hem yurtiçine hem de yurtdışına satmaktadır. Mükellef yurtdışındaki alıcılara, hızlı kargo taşımacılığı yapan şirket aracılığı ile ürünlerin teslimini gerçekleştirmektedir. Mükellefin 2021 yılında söz konusu ürünlerin ihracatından elde ettiği hasılatı 3.000.000 TL’dir.

Buna göre Kanundaki diğer şartlar sağlansa dahi, bir takvim yılında hızlı kargo taşımacılığı yapan şirket tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesi aracılığıyla elde edilen ihracat hasılatı, Kanunda belirtilen ihracat hasılatının azami tutarı olan 2.400.000 TL’yi aştığından, mükellef Bay (G) söz konusu indirimden faydalanamayacaktır.

Örnek 6: Tam mükellef Bay (H), 2021 takvim yılında kendisine ait tekstil atölyesinde üretmiş olduğu bebek giyim ürünlerini, hızlı kargo taşımacılığı yapan şirket tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle ihraç etmiştir. Mükellef 2021 takvim yılı içerisinde gerçekleştirilen ihracat kapsamında 1.650.000 TL hasılat elde etmiş olup, ihracat kazancı 500.000 TL’dir. İlgili takvim yılında mükellef sigortalı olup, iki tam zamanlı da işçi çalıştırmaktadır. Buna göre Bay (H) 2021 takvim yılında üç tam zamanlı işçi çalıştırmadığından söz konusu indirimden faydalanamayacaktır.

Mezkûr bent kapsamında ihraç edilen malların sonradan çeşitli nedenlerle tamamen veya kısmen geri gelmesi halinde, geri gelen mallara tekabül eden tutarlar indirim konusu yapılamayacaktır.

Yazılım, tasarım, mimarlık, mühendislik başta olmak üzere her türlü hizmet ihracı kapsamında elde edilen kazançlar düzenleme kapsamında yer almamaktadır.

193 sayılı Kanunun 89’uncu maddesine eklenen (16) numaralı bent kapsamında, Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler tarafından düzenlenen elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle gerçekleştirilen mal ihracatından kaynaklanan kazancın %50’si (bentte yer alan diğer şartlar dâhilinde) kazancın elde edildiği takvim yılına ait verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden indirim konusu yapılabilecektir.

Mezkûr bent kapsamında elde edilen kazançların indirim konusu yapılabilmesi için yıllık gelir vergisi beyannamesinde vergiye tabi gelirin bulunması gerekmekte olup, zarar halinde indirim söz konusu olmayacaktır. İndirim konusu yapılamayan tutarların gelecek yıllara devri mümkün değildir.

Örnek 7: Türkiye’de yerleşik Bay (I), üretmiş olduğu kalem ve anahtarlıktan oluşan set şeklindeki ürünleri hem yurtiçinde satmakta hem de yurtdışına ihraç etmektedir. Malların yurtdışındaki alıcılara teslimi, hızlı kargo taşımacılığı yapan şirket aracı kılınarak elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle gerçekleştirilmektedir. Mükellefin 2021 takvim yılında bu ihracattan elde ettiği hasılatı 450.000 TL, ihracat kazancı ise 200.000 TL’dir.

Mükellef Bay (I) 2021 takvim yılındaki faaliyetleri nedeniyle 5.000 TL zarar beyan etmiştir.

Buna göre Bay (I), Kanunda belirtilen diğer şartları taşımış olsa bile 2021 takvim yılında zarar beyan etmesi nedeniyle söz konusu indirimden faydalanamayacaktır. Ayrıca ilgili takvim yılında faydalanılamayan indirim tutarı (200.000 x %50=100.000 TL) gelecek yıla devredilemeyecektir.

Mükellefler geçici vergi dönemlerinde de anılan indirimden faydalanabileceklerdir. İndirimden yararlanılabilmesi için Posta İdaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler aracılığıyla yapılan mal ihracatından elde edilen hasılatlara ve çalıştırılan işçi sayılarına ilişkin Kanunda belirtilen şartların sağlanıp sağlanmadığı her bir geçici vergi dönemi için ayrı ayrı değerlendirilecektir. Geçici vergi dönemlerinde aranılacak azami hasılat tutarı, alt bentlerde yer alan ve bir takvim yılı için belirlenen hasılat tutarlarının geçici vergi dönemine tekabül eden kısmı olacaktır.

Örnek 8: Tam mükellef Bayan (İ)’nin kendisi sigortalı olup, mükellefin 2021 takvim yılında hızlı kargo taşımacılığı aracılığıyla mal ihracatından elde ettiği hasılat tutarları ile aylık olarak verdiği muhtasar beyannamelerinde bildirimde bulunduğu işçi sayılarına ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Yukarıdaki tabloya göre Bayan (İ)’nin birinci geçici vergi döneminde hasılatı 90.000 TL ve bu dönemde çalıştırdığı işçi sayısı ortalama 1,33 (4/3)’tür. Mükellef birinci geçici vergi döneminde (a) alt bendinde yer alan ve ilk geçici vergi dönemine tekabül eden [(400.000/(12/3))= 100.000 TL] hasılat sınırını geçmediğinden indirimden yararlanabilmesi için yalnızca kendisinin sigortalı olması yeterli olup, bu şart sağlandığından mükellef indirimden faydalanabilecektir.

İkinci geçici vergi döneminde Bayan (İ)’nin hasılatı 290.000 TL (90.000+200.000) ve bu dönemde çalıştırdığı işçi sayısı ortalama 1,66 (10/6)’dır. Mükellef ikinci geçici vergi döneminde (a) alt bendinde yer alan ve ikinci geçici vergi dönemine tekabül eden [(400.000/(12/6))= 200.000 TL] hasılat sınırını geçmiş olmakla birlikte (b) alt bendinde yer alan ve ikinci geçici vergi dönemine tekabül eden [(800.000/(12/6))=400.000 TL] hasılat sınırını geçmediğinden,  Bayan (İ)’nin indirimden yararlanabilmesi için kendisinin sigortalı olması ve en az ortalama bir tam zamanlı işçi çalıştırması yeterli olup, mükellef bu şartları sağladığından indirimden faydalanabilecektir.

Üçüncü geçici vergi döneminde Bayan (İ)’nin hasılatı 790.000 TL (90.000+200.000+500.000) ve bu dönemde çalıştırdığı işçi sayısı ortalama 2 (18/9)’dir. Mükellef üçüncü geçici vergi döneminde (c) alt bendinde yer alan ve üçüncü geçici vergi dönemine tekabül eden [(1.600.000/(12/9))=1.200.000 TL] hasılat sınırını geçmediğinden, indirimden yararlanılabilmesi için mükellefin sigortalı olması ve en az ortalama iki tam zamanlı işçi çalıştırılması yeterli olup, adı geçen bu şartları sağladığından indirimden faydalanabilecektir.

Dördüncü geçici vergi döneminde Bayan (İ)’nin hasılatı 1.400.000 TL (90.000+200.000+500.000+610.000) ve bu dönemde çalıştırdığı işçi sayısı ortalama 3 (36/12)’tür. Mükellef dördüncü geçici vergi döneminde (c) alt bendinde yer alan ve dördüncü geçici vergi dönemine tekabül eden (1.600.000 TL) hasılat sınırını geçmediğinden, Bayan (İ)’nin indirimden yararlanabilmesi için kendisinin sigortalı olması ve en az ortalama iki tam zamanlı işçi çalıştırması yeterli olup, mükellef bu şartları sağladığından indirimden faydalanabilecektir.

Mükellefler tarafından söz konusu kapsamda yapılan mal ihracatından kaynaklanan döviz cinsinden hasılatların fiili ihraç tarihinden ileriki bir tarihte tahsil edilmesi durumunda; tahsilatın yapıldığı tarihteki kur farkından dolayı oluşan kar veya zarar hasılat hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır.

Bülten 2021-25 Ek 1 Tebliğ Metni

Bülten 2021-25 Ek 2 Tebliğ Eki


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/24 Fesih Yasağı ve İşçiyi Ücretsiz İzine Ayırma Uygulaması Süresi Uzatıldı

Hatırlanacağı üzere, pandemiyle mücadele tedbirleri kapsamında 7244 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan değişiklikle;

– Her türlü iş veya hizmet sözleşmesinin, (4857 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında) işveren tarafından feshedilemeyeceği,

– Benzer şekilde üç aylık süreyi geçmemek üzere işverenin işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabileceği, bu kapsamda ücretsiz izne ayrılmanın işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermeyeceği,

yönünde düzenleme yapılmıştı.

Bu defa 30 Nisan 2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de “4857 Sayılı İş Kanunu’nun Geçici 10’uncu Maddesinin Birinci ve İkinci Fıkralarında Belirtilen Sürelerin 17/05/2021 Tarihinden İtibaren 30/06/2021 Tarihine Kadar Uzatılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 3930)” yayımlanmış olup bu Karar ile sözleşme fesih yasağı süresi ve işverenin işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırma yetkisi 17/05/2021 tarihinden itibaren 30/6/2021 tarihine kadar uzatılmıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/23 7318 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlandı

Yürürlük ve yürütme maddeleriyle birlikte toplam 17 maddeden oluşan ve;

– 213 sayılı Vergi Usul Kanunu olmak  başta olmak üzere, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 7226 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da değişiklik yapan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 30/4/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun ön çıkan yönleri başlıklar itibariyle 7 aşağıda özetlenmiştir.

1) Fatura düzenleme süresini indirme konusunda Bakanlığa yetki verildi

7318 Sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile 213 sayılı VUK’nun Fatura Nizamı başlıklı 231’inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir.

Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.

5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir.

Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı, mal veya hizmetin nev’i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkilidir.

 

Yapılan bu değişiklikle mal veya hizmetin nev’i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, 7 günlük fatura düzenleme süresini indirme (7 günlük süreden daha kısa belirlemeye) ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

2) Çeklerin bankalara ibrazı ile icra ve iflas takipleri 31/5/2021 tarihine kadar durduruldu

7318 Sayılı Kanun’un 15’inci maddesi ile 7226 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna eklenen geçici 3’üncü madde uyarınca çeklerin bankalara ibrazı ile icra ve iflas takipleri 31/05/2021 tarihine kadar durdurulmuştur.

Buna göre;

– İbraz süresinin son günü 30/04/2021 ila 31/05/2021 (bu tarihler dahil) tarihleri arasına isabet eden çekler, bu tarihler arasında ibraz edilemeyecek; 01/06/2021 tarihinden sonra, kalan ibraz süresi içinde ibraz edilebilecektir.

– 30/4/2021 ila 31/5/2021 (bu tarihler dahil) tarihleri arasında vadesi gelen kambiyo senedine dayalı alacaklar hakkında bu tarihler arasında icra ve iflas takibi başlatılamayacak, ihtiyati haciz kararı verilemeyecek ve başlamış olan takipler duracaktır.

– 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına giren kamu idarelerinin kamu hukukundan veya özel hukuktan doğan alacakları hakkında, 30/4/2021 ila 31/5/2021 (bu tarihler dahil) tarihleri arasında icra ve iflas takibi başlatılamayacaktır.

3) Petrol ve LPG sektöründe faaliyete bulunanlardan teminat alınması

7318 Sayılı Kanun’un 2’inci maddesi ile 213 sayılı VUK’nun Yetki başlıklı mükerrer 257’nci maddesinin birinci fıkrasına eklenen 8’inci bentle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında lisansa tabi faaliyetlerde bulunanlar ile bu madde uyarınca bandrol, pul, barkod, hologram, kupür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretleri kullanma zorunluluğu getirilen ürünleri imal veya ithal edenlerden teminat alınmasına yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

Yine 7318 Sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi ile 213 sayılı VUK’nun Bilgi vermekten çekinenler ile 107/A, 256, 257, mükerrer 257’nci madde ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza başlıklı mükerrer 355’inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, yukarıda yer verilen 8’inci bent kapsamındaki zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

4) Ödeme kaydedici cihazlara yapılan müdahalelere hapis cezası getirilmiştir

7318 Sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile 213 sayılı VUK’nun Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlıklı 359’uncu maddesinde yapılan değişikle, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihazlara müdahale edenler için hapis cezası getirilmiştir.

Buna göre, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımım değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da satış, denetim, otomasyon sistemi ve benzeri ilgili diğer sistemlere (akaryakıt istasyonu otomasyonu, pompa ve tank elektronik kontrol sistemleri gibi elektronik kontrol ve denetim sistemlerine veya akaryakıt şirketi veri merkezi gibi ilgili diğer sistemlere) fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin ödeme kaydedici cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, ödeme kaydedici cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer harici donanım ve sistemler ya da satış, denetim, otomasyon sistemi ve benzeri ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenlerin verenler üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

Aynı Kanun’un 5’inci maddesi ile yin 213 sayılı VUK’nun Bazı Kaçakçılık Suçlarının Cezalandırılmasında Usul başlıklı 367’nci maddesinde yapılan değişiklikle, yukarıdaki kapsamdaki suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenmesi ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ve kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmayacağı hüküm altına alınmıştır.

5) Petrol Piyasası Kanunu uyarınca yapılacak lisans başvuru, lisans tadili veya lisans süresi uzatılmasında vadesi geçmiş vergi borcu bulunmaması şartının getirilmesi

7318 Sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 3’üncü maddesinde yapılan değişiklikle, 5015 sayılı Kanun’a göre dağıtıcı, ihrakiye teslimi ve bayilik lisansları ile Kurum tarafından belirlenen diğer lisans türlerine ilişkin olarak lisans başvurusu, lisans tadili veya lisans süresi uzatılmasına ilişkin taleplerin yerine getirilmesi için 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmaması şartı getirilmektedir. Lisans sahiplerinin vadesi geçmiş borcu bulunmadığına dair bilgiler, Kurum tarafından Gelir İdaresi Başkanlığından temin edilebilecektir.

7318 Sayılı Kanun’un tam metni ekteki gibidir.

BÜLTEN 2021-23 Eki 718 Sayılı Kanun


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/22 Konaklama Tesislerinde KDV İndirimi Uygulaması 30/06/2021 Tarihine Kadar Uzatıldı

Bilindiği üzere 2007/13033 sayılı Karar’a ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için KDV oranı %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler içinse %8 olarak tespit uygulanmaktadır. Bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için ise aynı Kararın birinci maddesinin (a) bendi uyarınca %18 oranındaki genel KDV oranı uygulanmaktadır.

Daha önce pandemiden etkilenen sektörlere vergisel avantajlar sağlamak amacıyla, 23.12.2020 tarih ve 3318 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile konaklama tesislerinde sunulan geceleme hizmetleri için KDV oranın %1 uygulanmasına ilişkin karar 31/05/2021 tarihine kadar uzatılmıştı.

Bu defa 30/4/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 3931)” Karar ile 2007/13033 Sayılı Karar’a aşağıdaki geçici 9’uncu madde eklenmiştir:

GEÇİCİ MADDE 9- (1) 30/6/2021 tarihine kadar (bu tarih dahil) ekli (II) sayılı listenin ‘B) DİĞER MAL VE HİZMETLER’ bölümünün 25 inci sırasında yer alan geceleme hizmetleri için 1 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanır.”

Böylece, konaklama tesislerinde sunulan geceleme hizmetleri için KDV oranının %1 olarak uygulanmasına ilişkin Karar 30/06/2021 tarihine kadar uzatılmıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/21 Finansman Gider Kısıtlaması Uygulamasında Son Durum

15.6.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6322 Sayılı Kanun ile mükelleflerin finansman ihtiyaçlarını öz kaynaklar yoluyla karşılamalarını teşvik etmek amacıyla, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler” başlıklı 41’inci maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun, “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinde yapılan değişiklikle geçmişte “finansman gider kısıtlaması” olarak bilinen uygulama bazı değişikliklerle yeniden getirilmiş, bu hususta Cumhurbaşkanına düzenleme yapma yetkisi verilmiş,  ancak yakın zamana kadar bahsi geçen uygulaya ilişkin herhangi bir ikincil düzenleme yapılmamıştı.

Uzun bir aradan sonra, 4 Şubat 2021 tarih ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3490 sayılı Karar ile finansman gider kısıtlaması uygulaması fiilen hayata geçirildi ve 01/01/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere;

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi hükümlerine göre; kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kar payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unun gider olarak indirilmesi kabul edilmeyeceği,

– 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi hükümlerine göre (kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktöring ve finansman şirketleri hariç) kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin; faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının % 10’unun kurum kazancının tespitinde indirim olarak kabul edilmeyeceği,

kararlaştırılmıştı.

Bahsi geçen düzenlemelerde, belirlenen %10’luk gider kısıtlama oranını sektörler itibariyle farklılaştırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmiş olmasına karşın Karar’da böyle bir oran farklılaştırmasına gidilmediği, ilaveten 01 Ocak 2021 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olan bu uygulamaya ilişkin ilişkin bazı belirsizliklerin mevcut olduğu görülmüştü.

Gelir İdaresi Başkanlığı bahsi geçen düzenlemelerin uygulamasına yön vermek amacıyla hazırlamış olduğu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde (Seri No:1) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı’nı kamuoyunun da görüşünü almak üzere 24.03.2021 tarihinde resmi internet sitesinde yayınlamış olmakla birlikte henüz resmi olarak tebliğ yürürlüğe girmiş değildir. Diğer taraftan düzenlemelerin 1 Ocak tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olması ve 1. Geçici vergi dönemi beyanname verme süresinin yaklaşmış olduğu dikkate alındığında taslağın fazla değişikliğe uğramadan kısa sürede yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmektedir.

Taslağa göre, 3490 Karara istinaden yapılan düzenlemelere yön vermek üzere, Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin “11. Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı bölümünün “11.12. Kanunen yasaklanmış fiiller nedeniyle katlanılan giderler” alt başlıklı bölümünden sonra gelmek üzere “11.13. Finansman gider kısıtlaması” başlıklı alt bölümü eklenecektir.

“11.13. Finansman gider kısıtlaması” başlıklı alt bölüm on bir alt başlıktan oluşmakta olup, öne çıkan yönler aşağıdaki gibidir;

Kısıtlama kapsamına giren-girmeyen kurumlar vergisi mükellefleri

Finansman gider kısıtlaması, yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan kurumlar vergisi mükellefleri hakkında uygulanacaktır. Dolayısıyla “öz kaynak” kavramı bilançoya özgü bir tabir olduğu için, işletme hesabı esasına tabi mükellefler doğal olarak kapsam dışıdır.

İlaveten esas faaliyet konusu yabancı kaynak sağlamak olan yahut başlarına ait kaynakları yönetmek olan ve taslakta tek tek sayılan; emeklilik şirketleri, banka ve benzeri finansman kuruluşları, sigorta ve reasürans şirketleri, finansal kiralama şirketleri, faktoring ve finansman şirketleri ile sermaye piyasası faaliyetinde bulunan kurumlar da kapsam dışı bırakılmıştır.

Finansman gider kısıtlamasının uygulanacağı dönem

Kapsama giren mükellefler, 2021 yılının ilk geçici vergi döneminden başlamak üzere, her bir geçici vergilendirme döneminin son günü itibarıyla çıkarılmış bilançoyu esas alarak öz kaynak ve yabancı kaynak mukayesesi yaparak finansman gider kısıtlamasına tabi olup olmayacaklarını tespit edebileceklerdir. Doğal olarak aynı kıyaslama 31.12.20XX Tarihli yıllık bilançolarda da yapılacaktır. (Özel hesap dönemine tabi mükellefler de buna göre gerekli tarih uyarlamalarını yapacaklardır)

1/1/2021 tarihinden önce yapılan borçlanmalara ilişkin finansman giderlerinin durumu

Finansman gider kısıtlamasında finansman hizmetinin hangi yılda sağlandığı veya kredi sözleşmesinin hangi yılda yapıldığının önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle, dönem sonu itibarıyla kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, söz konusu yabancı kaynaklara ilişkin olarak mahiyet ve tutar itibarıyla 01/01/2021 tarihinden itibaren kesinleşen gider ve maliyet unsurları gider kısıtlamasına tabi tutulacaktır.

Öte yandan, 01/01/2021 tarihinden önce mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleşerek tahakkuk ve dönemsellik ilkeleri gereği 2020 yılı kurum kazancının tespitinde dikkate alınmış olan finansman giderlerinin finansman gider kısıtlamasına tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

Gider kısıtlaması kapsamına giren yabancı kaynaklara ilişkin giderlerin maliyete dahil edilmesi durumunda kısıtlama olmayacaktır

Gider ve maliyet unsurlarından yatırımın maliyetine eklenenler gider kısıtlaması kapsamı dışındadırlar. Finansman gider kısıtlaması kapsamında yatırım olarak kabul edilen kıymetlerin maliyet bedelinin hangi unsurlardan oluştuğu Vergi Usul Kanununun 262’nci maddesinde belirlenmiştir. Bu madde ve bu maddeye ilişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, zorunlu olarak ya da mükellefin ihtiyarında maliyete eklenen yabancı kaynaklara ait gider ve maliyetler gider kısıtlamasına konu olmayacaktır.

Finansman gideri benzeri bazı giderlerin durumu

Teminat mektubu komisyonları, tahvil ihracı ile ilgili olarak yapılan baskı ve benzeri giderler ile ipotek masrafları gibi herhangi bir yabancı kaynak kullanımına bağlı olmaksızın yapılan giderlerin gider kısıtlamasına konu edilmesi söz konusu değildir. Aynı şekilde bir finansman gideri olmayıp finansman geliri azalması niteliğinde olan erken ödeme iskontoları veya peşin ödeme iskontoları da gider indirimi kısıtlaması kapsamı dışındadır. Bir gider veya maliyet unsurunun gider kısıtlamasına konu edilmesi için bunların yabancı kaynak kullanımına ve bu kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğmuş olması gerekmektedir.

Öte yandan, kredi sözleşmelerine ilişkin olarak ödenen damga vergisi veya banka havale ücretlerine ilişkin ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi bir yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğmayan gider ve maliyet unsurları gider indirimi kısıtlaması uygulamasına tabi olmayacaktır. Bu giderlerden kredi faizleri üzerinden hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi bir yabancı kaynağın işletmede kullanım süresine bağlı olarak doğanların ise gider indirimi kısıtlaması uygulamasına konu edileceği açıktır.

Buna ilişkin Taslakta iki farklı örnek uygulamaya yer verilmiştir.

Geçici vergi dönemlerinde finansman gider kısıtlaması

Düzenleme 01/01/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmaya başlandığından;

– Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 2021 yılının ilk geçici vergilendirme döneminde,

– Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükelleflerde ise 2021 yılında başlayan özel hesap döneminin ilk geçici vergilendirme döneminde,

uygulanacaktır.

Önceki geçici vergilendirme dönemlerinde finansman gider kısıtlaması şartlarını taşımayan mükellefler, şartların oluştuğu geçici vergilendirme döneminden itibaren finansman gider kısıtlamasına tabi olacaklardır. Böyle durumlarda, geçmiş dönemlere ilişkin olarak düzeltme beyannamesi verilmeyecektir.

Yıllık dönemde finansman gider kısıtlamasına tabi olunup olunmayacağı ise hesap döneminin son günü itibarıyla çıkarılacak kesin bilanço esas alınarak tespit edilecektir.

 

Özel hesap dönemi 2021 yılı içinde sona eren mükelleflerin durumu

Özel hesap dönemi 2020 yılı içinde başlayıp 2021 yılında sona erecek mükellefler bahsi geçen dönem için finansman gider kısıtlamasına tabi tutulmayacaklardır. Ancak şartların oluşması halinde bu mükelleflerin, 2021 yılı içinde başlayıp 2022 yılında sona erecek özel hesap dönemlerinde finansman gider kısıtlamasını uygulamaya başlayacakları tabidir.

Yıllara sari inşaat ve onarma işleri ile uğraşan mükelleflerde gider kısıtlaması uygulaması

GVK  Madde 42 kapsamında faaliyet faaliyet gösteren mükelleflerin kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin finansman giderlerinin, işin kesin kâr veya zararının tespit edildiği yıl kazancının hesaplanmasında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerektiğinden, gider kısıtlamasına ilişkin uygulama da aynı dönemde yapılacaktır.

Birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması veya yıllara sari inşaat ve onarma işlerinin yanı sıra başka işlerin de bulunması halinde, yapılan finansman giderleri hangi yılın kâr veya zarar tutarının tespitinde dikkate alınıyorsa, o yılda gider indirimi kısıtlamasına konu edilecektir.

Öte yandan, gider indirimi kısıtlamasına ilişkin hükümler 01/01/2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleşmiş olan ancak yıllara sari inşaat ve onarma işlerinin kazancı işin bittiği yılın kazancı olarak beyan edileceğinden henüz kurum kazancının tespitinde dikkate alınmamış olan finansman giderlerinin, inşaat ve onarma işi kazancının hangi yıl beyan edildiğine bakılmaksızın, gider indirimi kısıtlanmasına konu edilmezler.

Taslakta buna ilişkin detaylı bir örnek uygulamaya yer verilmiştir.

Finansman gideri yanında finansman gelirinin de bulunması durumu

Finansman giderlerinin yanı sıra finansman geliri de elde etmiş olan mükelleflerin gider kısıtlaması uygulamasında söz konusu gelir ve giderlerini birbiri ile mukayese etmek suretiyle netleştirmeleri mümkün olmayıp finansman giderleri toplamının gider kısıtlamasına konu edilmesi gerekmektedir.

Taslakta buna ilişkin detaylı bir örnek uygulamaya yer verilmiştir.

Gider indirimi kısıtlaması uygulamasında kur farklarının durumu

Yabancı kaynağın hangi yılda kullanıldığına bakılmaksızın, yabancı kaynak kullanımından doğan kur farkı giderleri 2021 yılı kazancının tespiti de dahil olmak üzere döviz kurlarındaki değişim dikkate alınarak hesaplanan gerçek tutarları ile gider indirimi kısıtlamasına konu edilecektir.

Örtülü sermaye, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı ve binek otomobillerde gider kısıtlaması uygulamaları nedeniyle KKEG olarak dikkate alınan finansman giderlerinin durumu

İşletmenin kullanmış olduğu yabancı kaynaklara ilişkin faiz ve kur farkı gibi giderlerin örtülü sermaye, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı veya binek otomobillerde gider kısıtlaması uygulamaları nedeniyle zaten kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmamış olduğundan, KKEG olarak dikkate alınmış olan bu kısım finansman gider kısıtlamasına tabi tutarın hesabında dikkate alınır.

Taslakta bu konuya ilişkin detaylı iki örnek uygulamaya yer verilmiştir.

Adi ortaklıklarda finansman gider kısıtlaması

Bu tür ortaklıkların tüzel kişilikleri bulunmadığından, kazançları dolayısıyla gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmaları söz konusu değildir. Bu nedenle, adi ortaklık bünyesinde yürütülen faaliyetten doğan kâr veya zarar, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilendirilmektedir.

Finansman gider kısıtlaması uygulamasında adi ortaklıklar, adi ortaklığı oluşturan ortaklardan ayrı bir birim olarak değerlendirilecektir. Adi ortaklığın finansman giderleri, adi ortaklığın ortakları tarafından doğrudan kendi finansman giderlerine dahil edilmeyecektir. Ancak, bilançolarında yabancı kaynak tutarı öz kaynak tutarını aşan adi ortaklıklarda, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’u ortakların hisseleri oranında, verecekleri beyannamelerinde KKEG olarak dikkate alınacaktır.

Taslak düzenlemelerin 2021/1. Geçici vergilendirme döneminde uygulanmak üzere kısa sürede yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenilmektedir.

Tebliğ taslağı ektedir.

Tebliğ Taslağı


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yatırım Teşvik Belgesi Nasıl Alınır? Yatırım Teşvik Belgesi Avantajları Nelerdir?

Yatırım Teşvik Belgesi Nasıl Alınır?

Yatırım Teşvik Belgesi, Türkiye’de sermayenin yerli veya yabancı olmasına bakılmaksızın, kişi ve kurumların yararlanabilmesi için devletin sağladığı çokça desteğin sistemli şekilde uygulanabilmesi için düzenlenmiş belgedir. Yatırımcı veya girişimcilerin yatırım yaptıkları dönemde ya da işletme halini aldıkları dönemde ihtiyaç duyabilecekleri destek ögelerinden oluşur.

Yatırım Teşvik Belgesi’ni alabilmek için doğru şekilde ve doğru yerlere başvuru yapmak gerekir. Teknolojinin gelişmesi ve günümüz pandemi sürecinden dolayı işlemler online bir şekilde yapılmaktadır.

Belgeyi alabilmek için öncelikle E-TUYS için bakanlıkça yetkilendirme işlemleri onaylanmalı. Yetkilendirilme işleminden sonra kişinin vereceği e-posta adresine teyit mesajı ulaşır.  Yetkilendirilen kişi sisteme yatırımcı olarak kayıt olur ve kaydının onaylanmasını bekler. Onaylanan hesapla E-TUYS sisteminden elektronik imza yardımı ile başvuru yapabilir. Başvurusu onaylanan birey Yatırım Teşvik Belgesi faydaları ile işletme kurabilir ya da sahip olduğu işletmeyi kurtarabilir.

Yatırım Teşvik Belgesi Avantajları Nelerdir?

Teşvik Belgesine sahip kişi çeşitli avantajlara da sahip olur. Bu avantajlar yatırımın yapılacağı sektöre, yere ve başka birçok detaya göre değişiklik gösterebilir. İstenilen tüm konularda yardım sağlanamasa da bazı alanlarda faklı faydalar sağlanır;

  • Teknopark benzeri yerlere yapılan yatırımlarda,
  • KOBİ yatırımı yapılmasına ve KOBİ2lerin gelişmesinde,
  • Bulunduğu bölgenin gelişimine büyük katkıda bulunacak ve ekonomisinde yüksek miktarda artışa sebep olacak yatırımlarda,
  • Teknoloji ile ilgili alanda gerekli kurumlardan onay alan yatırımlarda,
  • Tamamı ile çevre koruma ve doğa ile ilgili yatırımlarda,
  • Ham madde üretim, işleme ve satma gibi yatırımlarda.

Yatırım Teşvik Belgesi avantajları oldukça çoktur. Ancak bu belgenin verilmediği durumlar bulunmaktadır. Müracaatı kaçıran yatırımlara, gelişimini tamamlamayan ya da aldığı teçhizatları kullanmamış yatırımlara, gazete basımı dışında baskı yapacak yatırımlara destek sağlanmamaktadır. Bu gibi durumlarla yapılan başvurular ret cevabı alır.

Yatırım Teşvik Belgesi hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İnşaat Muhasebesi Nedir ? İnşaat Muhasebesi Nasıl Yapılır ?

İnşaat Muhasebesi Nedir?

İnşaat muhasebesi, benzersiz bir defter tutma ve finansal yönetim biçimidir. Müteahhitlerin yapılan işleri ve bu işlerin şirket üzerindeki etkilerini izlemelerine yardımcı olmak amacıyla özel olarak tasarlanmıştır.  Genel muhasebenin temel ilkelerinden aynan yararlanır ancak birkaç farklı özelliğe sahiptir.

Diğer endüstrilerle karşılaştırıldığında, inşaat müteahhitliği muhasebe açısından birkaç farklı özelliğe sahiptir. Bu özelliklerden biri muhasebenin projeye dayalı olmasıdır. Bir diğeri üredim merkezi olmamasıdır. Sonuncusuysa sözleşmelerin uzatılmış ödemeler ile uzun vadeli olmasıdır.

Borçlar, krediler ve mali tablolar gibi genel muhasebenin temellerine ek olarak, müteahhitlerin hesaba katmaları gereken birçok ek yöne sahip olan inşaat muhasebesi, anlaşılması zaman alan bir konudur. İş maliyeti, proje merkezli, merkezi olmayan işi yürütmek sayısız değişken doğurur.

İnşaat Muhasebesi Nasıl Yapılır?

İnşat muhasebesi yapmak uğraştırıcı olsa da işi düzenli yapabilmek için gereklidir. Muhasebede defter tutma görmezden gelinemeyecek bir konudur. Defter tutma yalnızca giderleri yönetmeye yardımcı olmakla kalmaz, daha iyi iş kararları almanıza yardımcı olur. Ayrıca finansal işlemleri kaydedebilir ve maaş bordosunu tutabilirsiniz. Bunu doğru bir şekilde yapabilmek için bazı adımları izlemelisiniz:

  • İşletme giderlerini takip etmek önemli bir husustur. Kişisel ödemelerinizle karışmaması için ayrı bir işletme hesabı açmalısınız.
  • İnşaat muhasebesi yapımı hakkında bilinmesi gereken en önemli şey günü gününe kayıt tutulması gerektiğidir. Doğru kayıt tutmak, işletmenin finansal durumunu takibi kolaylaştırır.
  • Vergi sürelerini kaçırmamak çok önemlidir. Doğru kayıtlar tutmak ve vergi beyannamesini önceden hazır etmek sizi istenmeyen cezalardan koruyacaktır.
  • Nakit akışınızı yönetin. Müşterileri düzenli faturalandırmaya, pahalı malzemeler ve işçilik için önceden ödeme talep etmeye dikkat edin.

İnşaat muhasebesi hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2021/18 Kurumlar Vergisi Oranını da Değiştiren 7136 Sayılı Torba Kanun Yürürlüğe Girdi

Yürütme ve yürürlük maddeleriyle birlikte 15 maddeden oluşan ve içerisinde vergi kanunlarının da yer aldığı toplam 7 farklı kanunda değişiklik yapan 7316 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 22/4/2021 tarih ve 31462 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Torba Kanun ile, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda da bazı değişiklikler yapılmış olup, konu başlıkları itibariyle yeni düzenlemelere ilişkin detaylar aşağıdaki gibidir;

1) 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi oranında değişiklik yapıldı

Bilindiği üzere uzun yıllardan beri yüzde 20 olarak uygulanan kurumlar vergisi oranı 2018, 2019, 2020 yılları kazançları için yüzde 22 olarak uygulanmaktaydı.

7136 Sayılı Kanun’un 11’inci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 13’üncü Maddeye göre, kurumlar vergisi oranı; 2021 yılı kurum kazançları için %25, 2022 yılı kurum kazançları için ise %23 oranında uygulanacaktır. Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler için ise bu oran ilgili yıl içinde başlayan hesap dönemlerine ait kazançlarına uygulanacaktır.

Diğer taraftan Torba Kanun’un yürütme (14’üncü) maddesine göre, oran değişikliği 01/07/2021 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01/01/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 01/01/2021 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 22/4/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Buna göre (normal hesap dönemine tabi mükellefler için);

– 2021/I. Geçici Vergi Dönemine (Ocak-Şubat-Mart) ait kurum geçici vergi beyanında kurumlar vergisi oranı %20 olarak uygulanacak,

– 2021/2. (Ocak-Haziran), 2021/3. (Ocak-Eylül), 2021/4. (Ocak-Aralık) Geçici Vergi Dönemine ait kurum geçici vergi beyannamelerinde ise bu oran %25 oranında uygulanacaktır.

Ancak her ne kadar geçici vergi beyannamesi üç ayda bir veriliyor olsa da vergi kümülatif matrahlar toplamları üzerinden hesaplandığından, ikinci ve sonraki dönemlerde kar çıkması durumunda ilk dönem kazancı için de %25 oranında vergi hesaplanmış ve ödenmiş olacaktır.

2) Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda sayılan menkul malların ve gayrimenkullerin satış işlemlerinde değişiklikler yapıldı

7136 Sayılı Kanun’un 1., 2., 3., 4. ve 5. maddeleriyle, 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında haczedilen menkul malların ve gayrimenkullerin satışına ilişkin değişiklikler yapılmıştır. Buna göre;

– Kanun’un1’nci maddesiyle 6183 sayılı Kanun’un 85. Maddesinde yapılan değişiklikle, muhafazası tehlikeli veya masraflı olan menkul malların da pazarlık usulü ile satılmasına imkân sağlanmıştır.

– Kanun’un 2’nci maddesiyle 6183 sayılı Kanun’un 86. Maddesinde yapılan değişiklikle, artırma sonucunda kendisine ihale edilen malı almaktan vazgeçen kişilerin ödemeleri gereken yıllık %5 oranındaki faiz yerine tecil faizi oranında faiz ödemelerine imkan sağlanmıştır.

– Kanun’un 3’nci maddesiyle 6183 sayılı Kanun’un 90. Maddesinde yapılan değişiklikle, gayrimenkullerin fiziki ortamlara ilaveten elektronik ortamlarda kurulacak komisyonlar huzurunda da açık artırma ile satışına imkân sağlanmıştır.

– Kanun’un 4’nci maddesiyle 6183 sayılı Kanun’un 97. Maddesinde yapılan değişiklikle, gayrimenkul kendisine ihale olunan kimsenin bedeli ödememesi nedeniyle ihalenin feshedilmesi durumunda bu kişinin sorumlu olacağı tutarlar netleştirilmiştir. Buna göre İhale bedelinin tamamını ödememek suretiyle ihalenin feshine sebep olan kimse teklif ettiği bedel ile bir sonraki ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve fark üzerinden hesaplanacak tecil faizi oranında faizden sorumlu olacaktır.

– Kanun’un 5’nci maddesiyle 6183 sayılı Kanun’a 97’nci maddesinden sonra gelmek üzere “Menkul ve gayrimenkul malların elektronik ortamda satışı” başlıklı 97/A maddesi eklenmiştir. Bu madde ile, menkul ve gayrimenkul malların bu Kanun hükümlerine göre elektronik ortamda açık artırma ile satılabilmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

3) ÖTV Kanunu (III) sayılı liste kapsamındaki malların (içecek ve tütün mamülleri) komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle satışındaki vergiyi doğuran olayın tanımı değiştirildi

Bilindiği üzere, ÖTV Kanunu’nun “Vergiyi doğuran olay” başlıklı 3’üncü maddesinin (d) bendi uyarınca, komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda malların alıcıya tesliminde ÖTV doğmaktaydı.

7136 Sayılı Bu Kanun’un 8’inci  maddesi ile ÖTV Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yapılan değişiklikle, ÖTV Kanun’a ekli (III) sayılı liste kapsamındaki içecek ve tütün mamüllerinin, komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle satışında, imalatçı tarafından komisyoncuya veya konsinyi işletmelere verildiği anda vergilendirileceği hüküm altına alındı.

4) Prim teşviki, destek ve indirimlerinden geriye yönelik yararlanabilme imkanı kaldırıldı

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Ek 17’nci  maddesi uyarınca, 5510 Sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı dönemlere ilişkin gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan dönemi takip eden 6 ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden itibaren geriye dönük en fazla altı aya kadar olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilmekte yahut yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilmekteydi.

Bu defa 7136 satılı Kanun’un 10’uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un Ek 17’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, geriye yönelik prim teşviki, destek ve indirimlerden yararlanılamayacağı hüküm altına alınmış olup değişiklik 22/4/2021, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5) Bazı sektör çalışanlarına destek verilmesine ilişkin düzenlemeler getirildi

7136 Sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Geçici 24’üncü maddesinde yapılan değişiklikle, bazı sektör çalışanlarından Nisan ve Mayıs aylarında aylıksız izne ayrılanlara günlük 50,00 TL (aylık 1.500,00 TL) ödeme yapılması ilişkin düzenleme yapıldı. Buna göre aşağıda sayılan;

Yiyecek ve içecek sektörü, internet kafelerin faaliyetleri, spor ve eğlence eğitim kursları (futbol, dövüş sanatları, jimnastik, binicilik, yüzme, dalgıçlık, paraşüt, briç, yoga, vb. eğitimi ile profesyonel spor eğitimcilerinin faaliyetleri dahil, temel, orta ve yükseköğretim düzeyinde verilen eğitim hariç) spor tesislerinin işletilmesi (futbol, hokey, paten, golf, vb. sahaları, yarış pistleri, stadyumlar, yüzme havuzları, tenis kortları, bovling alanları, boks arenaları, vb. tesisler), yüzme kulüplerinin faaliyetleri, form tutma ve vücut geliştirme salonlarının faaliyetleri, bilardo salonlarının faaliyetleri, eğlence parkları ve lunaparkların faaliyetleri, düğün, balo ve kokteyl salonlarının işletilmesi (yiyecek ve içecek sunum hizmetleri hariç), bozuk para veya jetonla çalışan oyun makinelerinin işletilmesi (langırt, tilt, atari salonları, vb.), güzellik salonlarının faaliyetleri (cilt bakımı, kaş alma, ağda, manikür, pedikür vb.nin bir arada sunulduğu salonlar) (sağlık bakım hizmetleri hariç), hamam, sauna, vb. yerlerin faaliyetleri, kaplıca, ılıca, içmeler, spa merkezleri, vb. yerlerin faaliyetleri (konaklama hizmetleri hariç) zayıflama salonu, masaj salonu, solaryum, vb. yerlerin işletilmesi faaliyetleri (form tutma salonlarının ve diyetisyenlerin faaliyetleri hariç)

sektörlerde faaliyet gösteren işyerlerinde, 2021 yılı Mart ayında hizmet akdi bulunan ve ücretsiz izne ayrılan çalışanlardan halihazırda uygulanmakta olan nakdi ücret desteğinden faydalanmayanlara, 2021 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin olarak, ücretsiz izne ayrıldıkları dönem için, günlük 50,00 TL ödeme yapılacaktır. Ayrıca halihazırda nakdi ücret desteği alan kişiler için de destek tutarı 50 TL’ye çıkarılmıştır.

Bunun yanı sıra, aynı Kanun’un 7’nci maddesiyle yapılan değişikle (Yürürlük tarihi) 22/4/2021 tarihi itibariyle, sayılan özel sektör işyerlerinde 2021/Mart dönemine ait muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bu Kanun kapsamında bildirilen sigortalılar için 2021 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin 5510 sayılı Kanun’un 82’nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle İşsizlik Fonundan karşılanacaktır.

6) Geçici iş göremezlik ödeneğine esas günlük kazancın hesabında dikkate alınan 3 aylık dönemin 12 aya çıkarıldı

Bilindiği üzere geçici iş göremezlik ödeneği hesaplanırken ödeneğe esas kazanç, sigortalının son 3 aydaki ortalama kazancına göre belirlenmektedir.

7136 Sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 17’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, hastalık ve analık sigortasından ödenecek olan geçici iş göremezlik ödeneğine esas günlük kazancın hesabında dikkate alınan 3 aylık dönem 12 aya çıkarılmıştır.

İlaveten, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son bir yıl içerisinde 180 günden az kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olanlara hastalık ve analık halinde ödeneğe esas tutulacak günlük kazanç, iş göremezliğin başladığı tarihteki günlük prime esas kazanç alt sınırının iki katını geçemeyecektir. Böylece belirli bir prim ödeme gün sayısı şartını sağlamayan sigortalılara ödenek tutarında üst limit belirlenmesi suretiyle fazla ödenek ödenmesinin engellenmesi sağlanmıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yer Altı Maden İşletmelerinde Çalışan Personel Ücretlerinde İstisna

Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinde, “Toprak altı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışanların münhasıran yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretleri” gelir vergisinden istisna tutulmuştur. Yer altında çalışılan zamanların tespiti önem arz etmektedir.

Geçerliliği kalmayan 105 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, istisnanın uygulanması bakımından bir günün birkaç saatinde bile toprak altında çalışılmasının yeterli olacağı belirtilmişti. Ancak bu tebliği yürürlükten kaldıran 128 ve konuyu detaylandıran 135 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde, yer altında çalışan işçi, mühendis, jeolog, topoğraf gibi cevher istihsali ve bununla ilgili bütün işlerde çalışan hizmet erbabının sadece yer altında çalıştıkları süreye isabet eden ücret, ikramiye ve benzeri nitelikteki ödemelerin istisna edilebileceği açıklanmıştır.

Hafta tatili ve genel tatil günlerinden yer altında geçen zamana isabet eden süreler orantılı olarak istisna süreye dahil edilecektir. Bunun dışındaki izin günlerine isabet eden ücretler ise istisna kapsamına dahil edilmeyecektir.

Ayrıca, verilen özelgelerde, gelir vergisine tabi olan ücretin sigorta primi veya gelir vergisine tabi olmayan ücretin sigorta primi ayrımı yapılmaksızın, ücretin tamamı üzerinden kesilen sigorta priminin, gelir vergisi matrahının tespitinde vergiye tabi ücretten indirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

Damga Vergisi Kanunu’na ekli II sayılı listenin III/3 bendinde, “Toprakaltı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışan işçilerin yeraltındaki çalıştıkları günlere ait ücretleri ve primlerinin ödenmesinde düzenlenen kağıtlar” sayıldığından, bu kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.

Yer altında fiili olarak çalışılan sürelerle ilgili gelir vergisi istisnası uygulandığı için, personelin maden sahasına girişlerinin yanısıra yer altına giriş ve çıkış saatlerini tespit eden çizelgelerin tutulması ve gerektiğinde ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu açıklamalara göre hazırlanan tablo aşağıda yer almaktadır.

 

YER ALTINDA ÇALIŞILAN SÜRE HESABI (AYLIK)
Aylık bürüt ücret  8.000,00
Yan ödeme  1.000,00
Toplam brüt ücret  9.000,00
Bir günlük çalışma süresi (saat)           6,00
Bir haftalık çalışma süresi (saat)        30,00
Bir aylık çalışma süresi (saat)      120,00
Bir saatlik ücret tutarı        75,00
Yer altında çalışılan süre (saat)        90,00
Bu süreye isabet eden ücret  6.750,00
Vergiden istisna edilecek tutar  6.750,00
Vergiye tabi tutulacak ücret tutarı  2.250,00
Sigorta primi işçi  1.260,00
İşsizlik primi işçi        90,00
Gelir Vergisi Matrahı      900,00
Gelir Vergisi      135,00
Damga Vergisi        17,08
Kesinti toplamı  1.502,08
Net ele geçen  7.497,92

 

Personele avans verilmesi halinde istisna uygulanmayacak, ay sonunda yer altında geçen süreler hesaplanarak bu sürelere ilişkini ücretler istisna tutularak muhtasar beyannamede beyan edilecektir.

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”