20.11.2023 tarihli SGK Duyurusu

20.11.2023 tarihli SGK Duyurusunda;

Kısmi süreli iş sözleşmesi olmayan ve ay içerisinde hiç çalışması olmaması nedeniyle sıfır gün ve sıfır kazanç ile bildirimi yapılan sigortalılar için işverenlerce eksik gün nedeni olarak “07-Puantaj Kayıtları” kodunun aylık prim ve hizmet belgesinde/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde seçimi sistemsel olarak engellenmiştir.

İşverenlerin eksik çalışma günlerini bildirirken 07-Puantaj Kayıtları’nı seçmelerini kısıtlıyor. Bu kısıtlama, kullanıcılara iş süresi olmaksızın puantaj kayıtlarını kullanarak prim gün sayısını belirleme imkanı sunuyor. Yani, işverenler sadece giriş-çıkış saatlerine bakarak ve toplam çalışma saati miktarlarını belirli bir formülle hesaplayarak eksik günleri bildiremiyorlar. Kısıtlamalı sözleşme aksi takdirde, puantaj kayıtlarındaki çalışma süresi bir gün olarak kabul ediliyor. Bu, eksik çalışma nedenlerinin belirlenmesi ve bildirilmesi daha katı bir yaklaşım sunmaktadır.

Bu düzenleme, işverenlerin eksik çalışma nedenlerini belirleme ve bildirme sürecini daha fazla doğruluk ve kesinlik sağlamayı amaçlıyor. Özellikle, işverenlerin puantaj kayıtlarındaki çalışma sürelerini basit bir formülle değil, kısmi kesinti sözleşme olup olmadığına dikkat ederek belirlemeleri gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, sigortalıların puantaj kayıtlarında imzası bulunan her gün bir tam gün olarak kabul ve hafta içi altı gün çalışan sigortalıların yedinci günü de hafta tatiline hak kazandığı sayacaklarına dair bir kural da belirtiliyor. Bu düzenleme, işverenlerin eksik çalışma bildirimlerinin verimliliğini artırmayı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na daha iyi bilgiler sunmayı hedeflemektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2023/47 Bazı Elektrikli Otomobillerde ÖTV Matrahı Değiştirildi

18/11/2023 tarihli ve 32373 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 7803 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı elektrikli otomobillerde ÖTV matrahı değiştirildi.

Buna göre, sadece elektrik motorlu olanlardan (hybrid araçlar bu kapsamda değildir);

Motor gücü 160 kW’ı geçmeyen araçlarda %10 ÖTV oranı için esas alınan matrah eşiği 1.250.000 TL’den 1.450.000 TL’ye (bu matrahı aşanlarda %40 ÖTV oranı uygulanır) çıkarılmış,

Motor gücü 160 kW’ı geçen araçlarda  %50 ÖTV oranı için esas alınan matrah eşik tutarı olan 1.350.000 TL’de (bu matrahı aşanlarda %60 ÖTV oranı uygulanır) herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2023/46 Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelikte Yapılan Değişiklikler

14 Kasım 2023 tarihinde 32369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile bazı önemli değişiklikler yapılmıştır.

 

  1. Yetki Belgesi Grubu düzenlemeleri: devir ve birleşmelere (6 ay sonra uygulanmak üzere) kısıtlama getiriliyor. Devralma veya yeni şirket kurma yoluyla birleşme durumlarında “Yetki Belgesi Grubu” devralan veya yeni kurulan şirket tarafından birleşmenin ticaret siciline tescil tarihinden itibaren 1 yıl sonra kullanılabileceğine yönelik değişikliğe gidildi. (Bu uygulama 15.05.2024 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek)
  2. İş Deneyimi Belgelerinin Genişletilmesi: II-C, III-A, III-B VE IV-A grubuna ilave olarak “tek katlı I-B ve III-A” grubu yapım işlerinden elde edilmiş iş deneyimlerinin de dikkate alınabileceği düzenlenmiştir.
  3. (E) Grubu Yetki Belgesi Sahiplerinin İş Deneyimi: yapı yaklaşık maliyeti belge grubunun gerektirdiği asgari iş deneyim tutarının 1,15 katını geçmeyen yapım işlerini yapabilecekleri yönünde değişikliğe gidildi.
  4. Yetki belgesi grubunun tespitinde; II-C, III-A, III-B ve IV-A grubuna ilave olarak “tek katlı I-B ve III-A” grubu yapım işlerinden elde edilmiş iş deneyimlerinin de dikkate alınabileceği yönünde değişiklik yapıldı.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/14 Amortisman yöntemlerinin seçimlik olduğu ve basiretli bir mükellefin, bu seçim ile birlikte enflasyona karşı koruma tedbirlerinin sonuçlarını öngörmesi gerektiği, davacı tarafından binalarla ilgili normal amortisman yönteminin seçilmesi nedeniyle amortisman süresinin son yılında itfa edilemeyen bakiye değerin tamamının gider olarak yazılamayacağı hakkında

Maddi Olay: Davacı şirket tarafından aktifindeki binalarla ilgili normal amortisman yöntemini seçmesi nedeniyle amortisman süresinin son yılında itfa edemediği 579.295,42 TL bakiye değerin tamamının gider olarak dikkate alınması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde fazladan tahakkuk ettirilen 115.859,08 TL’nin terkini ve yasal faizi ile iadesi istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5018 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenlemede eski düzenlemedeki gibi bina amortismanlarına ilişkin bir özel düzenlemeye yer verilmediği dolayısıyla yeni düzenleme ile artık binaların alış bedeli üzerinden amortisman uygulamasına son verildiği ve artık eski düzenlemenin aksine yeniden değerlemeye tabi tutulan binaların amortisman süresinin sonunda itfa olmamaları gibi bir durumun söz konusu olmadığı gibi yeni Kanuni düzenlemeye göre bina değerinin, amortisman süresinin sonunda yeniden değerleme ve enflasyon düzeltmesinde yapılan hesaplamadan kaynaklı bir artı değerin kalması durumunda ise kalan artı değerin son yılda yok edilmeyeceğine ilişkin Kanunda bir hüküm bulunmadığı ve amortismanın genel mantığı açısından da son yılda kalan değerin indirilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı kurumun aktifine kayıtlı binalar için normal amortisman yönteminin uygulanması nedeniyle amortisman süresinin sonunda kalan bakiye değerin son yılda gider olarak yazılmasının kabul edilmemesi suretiyle davacı kurum adına fazladan tahakkuk ettirilen 115.859,08-TL kurumlar vergisi tutarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu tutarın yasal faizi ile davacıya iadesine karar verilmiştir.

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 26.12.2017 tarih ve E: 2013/3324, K: 2017/9092 sayılı kararı:

Davacının söz konusu binalarla ilgili normal amortisman yöntemini seçmesi sebebiyle yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere amortisman süresinin sonunda iktisadi kıymetlerinin tamamen itfa olması gerekirken olmadığından bahisle kalan bakiye değerin son yılda gider olarak yazılması talebi olduğu anlaşılmaktadır. Bu hususta davacının binalarının iktisadi kıymetlerini kendiliğinden itfa edememesinin neden kaynaklandığının irdelenmesi gerekmektedir. Zira davacı tarafından dava konusu iddia yalnızca azalan bakiyeler usulüne göre dezavantajlı konumda olması ve iki usul arasındaki bu farklılığın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dayandırılmış; ancak normal şartlarda sürenin son yılında yok edilmiş olması gereken bu bakiye değerin neden kaldığına dair açıklama yapılmamıştır

Azalan bakiyeler usulüne özgü olarak düzenlenen, amortisman süresinin sonunda itfa edilemeyen devreden bakiye değerin o yıl tamamen gider yazılmak suretiyle yok edileceği hükmünün, bina amortismanları için dezavantaj yaratan yeniden değerleme ve sonrasında getirilen enflasyon düzeltmesi karşısında net değerin sıfırlanmasını sağlayacağı açıktır. Kanun’da bu hüküm yalnızca azalan bakiyeler için öngörülmüş olup, kıyas yolu ile genişletilemez; zira normal amortisman yöntemi bakımından Kanun koyucu kasıtlı olarak susmuştur. Amortisman yöntemlerinin seçimlik olduğu ve basiretli bir mükellefin, bu seçim ile birlikte enflasyona karşı koruma tedbirlerinin sonuçlarını öngörmesi gerektiği aşikar olduğundan; davacı şirket tarafından binalarla ilgili normal amortisman yöntemini seçmesi nedeniyle amortisman süresinin son yılında itfa edemediği bakiye değerin tamamının gider olarak yazılması gerektiği iddiasının davalı idare tarafından kabul edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2023/45 14/11/2023 tarihli ve 32369 sayılı Resmi Gazete’de Gecikme Zammı, Gecikme Faizi, Pişmanlık Zammı ve Tecil Faizi Oranı Yeniden Belirlendi

Gecikme Zammı, Gecikme Faizi ve Pişmanlık Zammı Oranı

7782 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile aylık %2,5 olarak uygulanan gecikme zammı oranı, 14/11/2023 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %3,5’e çıkarılmıştır.

Bununla birlikte, Vergi Usul Kanununun 112/3 üncü maddesi uyarınca gecikme faizi ve yine aynı Kanunun 371/5 maddesi uyarınca pişmanlık zammı oranı, gecikme zammı oranına atıfta bulunarak uygulandığından, gecikme faizi ve pişmanlık zammı oranı da 14/11/2023 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %3,5 olarak uygulanacaktır.

Tecil Faizi Oranı

Tahsilat Genel Tebliği (Seri: C Sıra No: 7) ile %24 olarak uygulanan tecil faiz oranı 14/11/2023 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %36’ya çıkarılmıştır.

14/11/2023 tarihinden önce yapılan müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacakları ile bu tarihinden önce tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacaklarına tecil şartlarına uygun olarak ödendikleri sürece müracaat tarihlerinden itibaren eski tecil faizi oranı (%24) uygulanacaktır.

14/11/2023 tarihinden önce tecil talebinde bulunulmuş ve talep kabul edilerek tecil edilmiş amme alacaklarına yönelik tecilin ihlal edilmiş olması; ancak yeni talepler üzerine yeniden tecil yapılması (tecilin geçerli sayılması) halinde 13/11/2023 tarihine kadar eski tecil faizi oranı (%24), bu tarihten sonra ödenmesi gereken taksit tutarlarına ise yeni (%36) tecil faizi oranı uygulanacaktır.

Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizinin belirli yüzdesi esas alınarak anılan Kanunun 48/A maddesine göre tecil edilen alacaklar için hesaplanan tecil faizi oranı da bu Tebliğle belirlenen oran ve uygulama esasları dikkate alınarak tespit edilecektir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergiye Uyumlu Mükelleflere %5 Vergi İndirimi Uygulaması

Vergisel yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getiren ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerinin ödüllendirilmesi bağlamında, bu mükelleflerin; Gelir vergisi ve kurumlar vergisinden %5 oranında vergi indirimi getirilmiştir. (Mükerrer Md. 121)

 

a-Yararlanabilecek Mükellefler:

– Vergi indirimi uygulamasından yalnızca, ticari, zirai, serbest meslek kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilirler.

 

b- Yararlanamayacak Mükellefler:

– Finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları vergi indiriminden yararlanamazlar.

– V.U.K 359. maddesinde sayılan fiilleri (kaçakçılık), beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında işleyenler ve fiilleri kesinleşenler vergi indiriminden yararlanamazlar.

– Ücret, gmsi, msi ve diğer kazanç ve irat elde edenler yasada kapsam dışı bırakıldığından vergi indiriminden yararlanamazlar.

Mükellefte Aranan Şartlar:

 

  1. Mükellefin en az 3 dönem, ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması.
  2. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk etmiş vergilerin kanuni süresinde ödemiş olması. (Kanuni süresinde verilmiş bir beyannamenin, kanuni süresinden sonra düzeltilmesi veya pişmanlıkla verilen beyannameler indirim şartlarının ihlali sayılmaz. Her bir beyanname itibariyle 10 Türk lirası’na kadar yapılan eksik ödemeler şartların ihlali sayılmaz.)

Düzenlemenin ilk halinde, kapsama giren beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin yasal süresinde ödenmesi koşulu aranıyordu. Bu koşul 2019 yılı sonlarında 7194 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle tahakkuk eden vergilerin, indirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle ödenmiş olması şeklinde değiştirildi.

  1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son 2 yıl içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibariyle (mükellefin vermiş olduğu vergi türleri itibariyle, örneğin muhtasar, kdv, damga gibi mükellefin tabi olduğu tüm vergi türlerindeki beyannameleri dikkate alınacaktır.) ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması gerekmektedir. (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya V.U.K’nun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda şartların ihlali sayılmayacaktır.)

26 Ekim 2021 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7338 sayılı Kanun’la bu koşulda üç değişiklik  yapıldı. Tarhiyat yapılmamış olması koşulu, kesinleşmiş tarhiyat olmaması şeklinde değişti. İlgili  maddede geçen vergi beyannameleri ibaresi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri,  geçici vergi beyannameleri, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile Hazine ve Maliye  Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi  beyannameleri olarak değişti. Ayrıca kesinleşen tarhiyatın indirim sınırının %1’inden az olması  durumunda indirim koşullarının ihlal edilmemiş sayılması öngörüldü. Bu değişiklikler 1 Ocak 2022  tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere  yürürlüğe girdi.

Değişiklik sonrası düzenlemeye göre, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu  yıldan önceki son iki yıl içerisinde kesinleşmiş olması koşuluyla vergi beyannamelerindeki vergi  türleri itibariyle ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması gerekiyor.  Düzenlemeye göre, kesinleşen tarhiyatların, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl için geçerli olan, indirim tutarının üst sınırının %1’ini aşmaması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmıyor. İndirim sınırı, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken kurumlar vergisi beyannameleri için 4.400.000 lira. Buna göre, 44.000 liraya kadar olan tarhiyatlar için indirim olanağı kaybedilmiyor.

  1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle vergi aslı (vergi cezaları dahil) 000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması gerekmektedir. (Vergi aslına bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ile diğer kamu kurumlarına örneğin sgk, belediye gibi kurumlara olan borçlar hesaplamada dikkate alınmayacaktır.)
  2. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında V.U.K 359. maddesinde sayılan fiillerin işlenmemiş olması gerekmektedir. (V.U.K 359. maddesinde sayılan fiilleri işleyenlerin, bu fiillerinin kesinleşmiş yargı kararları ile ortadan kaldırılması halinde şartların ihlali sayılmayacaktır.)

 

c- Vergi İndirimi Uygulaması ve Kapsamı

1- Bu uygulama, 1.1.2018 tarihinden sonra verilecek yani 2017 takvim yılı gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri için söz konusu olacaktır.

2- Yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5 i, ödenmesi gereken gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilecektir.

3- Gelir vergisinde gelirin toplanması esas olduğundan, gelir vergisi mükellefleri için de yalnızca ticari, zirai ve serbest meslek kazançları indirim uygulamasından yararlanacağı için, mükellefin başkaca gelir unsuru bulunması halinde (msi, gmsi, ücret ve diğer kazanç ve irat) yararlanılacak indirim oranı ve  tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır:

Vergi İndiriminden Yararlanılacak Oran: (Ticari Kazançlar + Zirai Kazançlar +Serbest Meslek Kazançları) / Toplam Gelir Vergisi Matrahı

Vergi İndiriminden Yararlanılacak Tutar: (Hesaplanan Gelir Vergisi x Vergi İndiriminden Yararlanılacak Oran) x 0,05

4- Her hal ve takdirde hesaplanan İndirim sınırı, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken kurumlar vergisi  beyannameleri için 4.400.000 Türk lirasını aşamayacaktır.  ( Bu tutar her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacaktır. Bu şekilde hesaplanan tutarın, %5 ini aşmayan kesirler dikkate alınmayacaktır.)

Koşulların sağlanmadığı sonradan anlaşılmasında uygulama

Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, öngörülen şartları taşımadığının sonradan tespiti hâlinde, ilgili vergilendirme döneminde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergilerin, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilmesi gerekiyor.

İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanların gerçek durumu yansıtmadığının indirimden yararlanıldıktan sonra tespiti üzerine yapılan tarhiyatların kesinleşmesi hâlinde de aynı hükmün uygulanacağına ilişkin düzenleme, 7338 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldı. Bu değişiklik, 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girdi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2023/44 Döviz Pozisyonunu Etkileyen İşlemlerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından İzlenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayınlandı

“Döviz Pozisyonunu Etkileyen İşlemlerin TCMB Tarafından İzlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelikte” değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler kısaca aşağıdaki gibidir;

  • 2023 yılı Mart ayında başlatılan, 10 milyon Türk lirası ve üzeri toplam nakdi ve gayrinakdi kredi bakiyesi bulunan firmalardan alınan Özet Döviz Pozisyon Raporlaması uygulamasına son verilmiştir.
  • Raporlama kapsamına girecek firmaların tespitinde öngörülen 15 milyon ABD doları ve üzeri yabancı para kredi yükümlülüğü bulunma şartı, toplam nakdi kredi bakiyesi ilgili aylık hesap döneminin son iş günü itibarıyla 100 milyon Türk lirası ve üzerinde olma veya geçmiş bir yıllık hesap dönemindeki net satış hasılatı veya aktif büyüklüğü 500 milyon Türk lirası ve üzerinde olma şeklinde değiştirilmiştir.
  • Elektronik imza ve buna ilişkin işlemler yönetmelikten çıkarılmıştır.
  • Sistem kullanıcılarına, kullanıcı tanımlama ve veri girişleriyle ilgili bildirimlerin e-posta aracılığıyla yapılacağı Önceki düzenlemede yer alan kısa mesaj ile doğrulama bildirimleri kaldırılmıştır.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/13 Amortismana tabi olmayan kıymetlerin, enflasyon düzeltmesi uygulanmış değerinin altında bir bedelle satılması halinde, 31.12.2003 tarihli düzeltilmiş maliyetin altında kalan kısmın zarar olarak kabul edilemeyeceği hakkında

Maddi Olay: Davacı kurum 2004 yılı kurumlar vergisi beyannamesini enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş olan yatırım fonu katılma belgelerinin satılması sonucu ortaya çıkan ve 31.12.2003 tarihli düzeltilmiş değerle, düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden kısmın zarar olarak kabul edilmemiştir. Bunun sonucunda Kurumlar Vergisi Beyannamesini gelecek döneme devreden cari yıl zararının azaltıldığı ihtirazi kaydıyla vererek dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Düzeltmeye konu menkul kıymetlerin 31.7.2004 tarihinden önce düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle satılması sonucu oluşan fark tutarın, 2004 yılında zarar olarak dikkate alınıp, alınmayacağına ilişkin olduğu, Vergi Usul Kanunu’nun geçici 25. maddesine 5228 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile eklenen (l) bendinde “Bu madde uyarınca düzeltilen kalemlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farkları maliyet bedeli addolunur.Şu kadar ki, amortismana tabi olmayan kıymetlerin düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle satılması halinde, düzeltilmiş değerle düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zarar, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmaz” hükmünün mevcut olduğu, buna göre 31.12.2003 tarihli bilançoların enflasyonun olumsuz etkilerinden arındırılması için enflasyon düzeltme işlemine tabi tutulacağı, düzeltme işlemine tabi tutulan kıymetlerin düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle satılması halinde ise oluşan zararın, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacağının açık olduğu, davacı kurumun 2000 yılında temin ettiği ve 31.12.2003 tarihli bilançoda düzeltmeye tabi tuttuğu yatırım fonu katılma bedellerini 2004 yılında düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle sattığı, bu nedenle düzeltilmiş değerle düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zararın matrahın tespitinde dikkate alınmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin  25.12.2008 tarih ve E: 2006/2595, K: 2008/6239 sayılı kararı: 1.1.2004 tarihinden itibaren yapılacak enflasyon düzeltmesi işlemleri ve bunun doğuracağı vergisel sonuçlar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin A fıkrasının 5 numaralı bendinde, “Enflasyon düzeltmesine tabi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon farkları maliyet addolunur.” denilmektedir. Bu nedenle, 1.1.2004 tarihinden itibaren yapılacak işlemlerde anılan maddenin uygulanması ve kazancın tespitinde en son düzeltilmiş değerlerin maliyet olarak kabul edilmesi, amortismana tabi olmayan kıymetlerin düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle satılması halinde ise, 31.12.2003 tarihli düzeltilmiş maliyetin altında kalan kısmın kanun maddesi gereği zarar olarak kabul edilmemesi, 1.1.2004 tarihinden itibaren yapılan enflasyon düzeltmesi işlemleri çerçevesinde oluşan maliyet artışı nedeniyle bir satış zararı doğması halinde ise bu zararının tamamının mali zarar olarak kabul edilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada ise satışın ne zaman yapıldığı ve zararın hangi tarihli düzeltilmiş maliyet esas alınarak belirlendiği konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacının ihtilafa konu amortismana tabi olmayan kıymetlerini hangi tarihte sattığı ve hangi tarihli düzeltilmiş maliyet esas alınarak zarar tespit edildiğinin saptanması ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus araştırılmadan karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 4.Vergi Mahkemesinin 30.11.2005 günlü ve E:2005/714, K:2005/1637 sayılı kararının belirtilen hususlar araştırılarak yeniden bir karar verilmek üzere bozulmasına, 25.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2023/43 İthalatta KDV Matrahı

Gümrükler Genel Müdürlüğü ithalatta KDV matrahına dahil edilmesi gereken tutarlara ilişkin açıklamaların yer aldığı 03.11.2023 tarihli ve 90236029 sayılı yazı yayınlanmıştır.

  • İthalatta KDV matrahı tespit edilirken, 4458 sayılı Gümrük Kanununa göre belirlenen gümrük kıymetine, ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar dahil edilmekte olup gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar oluşan fiyat farkı, kur farkı, vade farkı gibi ödemeler de ithalatta KDV matrahına dahil bulunmaktadır.
  • Bu durumda, ithalatta KDV matrahına dahil olup zamanında tahsil edilmeyen vergiler üzerinden hesaplanan ilave tutarlar da ithalatta KDV matrahını etkilemekte olup geçici ithal edilen eşyanın serbest dolaşıma girişi neticesinde 4458 sayılı Kanunun 207 nci maddesi kapsamında tahsil edilen tutarın ithalat işlemi nedeniyle ortaya çıkan bir yükümlülük olarak 3065 sayılı Kanunun 21/c maddesi kapsamında ithalatta KDV matrahına dahil edilmesi gerekmektedir.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Taşınmazların Kısmi Bölünme İle İşletmeden Vergisiz Çıkarılması İçin Son 2 Ay

Kurumlar vergisi kanunu 19. Maddede yer alan düzenlemeye göre işletme aktifinde yer alan taşınmaz, iştirak hisseleri ile üretim ve hizmet işletmelerinin işletme aktifinden kısmi bölünme ile yeni kurulan ya da var olan bir işletmeye defter değeri ile aktarılması halinde herhangi bir vergi ( kv, kdv, tapu harcı) ödenmeyecektir.

Ancak 01.01.2024 tarihinden itibaren bu hak sınırlandırılmış ve taşınmazların bölünmesi ile başka bir şirkete aktarılmayacaktır. Yani, işletme aktifindeki taşınmazların bir kısmını bölme ile işletmeden vergisiz çıkarma imkânı 2024 yılından itibaren ortadan kalkmış olacaktır.

Söz kanun maddesinde taşınmazlar için verilen bu hak 7456 sayılı kanun ile kaldırıldı.

7456 sayılı kanunun geçerlilik tarihi 01.01.2024 olarak belirlendi.

Böylece 01.01.2024 tarihine kadar taşınmazların kısmi bölünmeye konu edilmesi mümkün olup, bu tarihten itibaren taşınmazlar kısmi bölünme ile başka şirkete aktarılamayacak.

İştirak hissesi ile üretim ve hizmet işletmelerinin kısmi bölünme ile vergisiz devri devam etmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”