Bülten: 2024-18 Transfer Fiyatlandırması, Kontrol Edilen Yabancı Kurum Ve Örtülü Sermayeye İlişkin Formun Doğru Bir Şekilde Doldurulması Ve Gerekli Belgelerin Zamanında Teslim Edilmesi İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  1. Zamanlama: Formun doldurulması ve gerekli belgelerin teslim edilmesi için belirlenen son tarih olan 30 Nisan 2024 Salı gününe kadar bu işlemlerin tamamlanmış olması gerekiyor.
  1. İlişkili Kişilerle Yapılan İşlemler: Formda, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım/satım işlemleri ile ilgili detaylı bilgilerin doğru bir şekilde girilmesi gerekiyor. Bu işlemlerle ilgili net tutarların 30.000 TL’nin altında olması durumunda bilgi verilmesine gerek bulunmamaktadır. Form, kontrol edilen yabancı kurum ve ortaklarla olan işlemleri de içermektedir.
  2. Kurumlar Vergisi Beyannamesi Ekinde Gönderme: Doldurulan form, kurumlar vergisi beyannamesi ile birlikte ilgili vergi dairesine elektronik olarak gönderilmelidir.
  3. Özel Hesap Dönemi: Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerin de bir hesap dönemi içinde ilişkili kişilerle yaptıkları mal veya hizmet alım ya da satım işlemleri ile ilgili olarak formu doldurmaları ve kurumlar vergisi beyannamesi ekinde bağlı bulundukları vergi dairesine göndermeleri gerekmektedir.
  4. Serbest Bölgeler ve Teknoparklar: Bu tür alanlarda faaliyet gösteren kurumlar vergi istisnasından yararlanabilir, ancak ilişkili kişilerle gerçekleştirilen işlemleri beyan etmek zorundadırlar.
  5. Şubelerin Durumu: Türkiye’deki kurumların serbest bölgelerdeki veya yurt dışındaki şubelerinin ayrıca form doldurma yükümlülüğü yoktur. Ancak ana merkezleri bu işlemleri beyan etmek zorundadır.
  6. Yatırım Fonları: Kurumlar vergisinden istisna edilmiş olsa bile, tüm kurumlar vergisi mükellefleri formu doldurmalıdır. Ancak, eğer belirtilen işlemler gerçekleşmemişse form doldurulmayabilir.
  7. Emsallere Uyumluluk: İşlemlerin emsal fiyat veya bedel üzerinden gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine bakılmaksızın, ilişkili kişilerle yapılan tüm işlemlerin tutarları formda belirtilir.
  8. Cezai Yaptırımlar: Formun eksik veya hatalı doldurulması durumunda Vergi Usul Kanunu’na göre cezai yaptırımlar uygulanabilir. Bu cezalar, maliyet ve zaman açısından önemli olabilir.
  9. TF Raporu ile Uyum: Form, yıllık Transfer Fiyatlandırması Belgelendirme Raporu ile uyumlu olmalıdır. Bu uyumu sağlamak için rapor hazırlık çalışmalarına zamanında başlanmalı ve yeterli kaynak ayrılmalıdır.
  10. Faturası alınan ancak henüz teslim alınmayan mallar da dahil olmak üzere, ticari mal alımlarının tümü formda belirtilmelidir. Yoldaki mallar için fatura alındığı ve kayda alındığı durumda, bu mallar ticari mal alımı olarak değerlendirilir ve ilgili bölümlerde formda gösterilmelidir.
  11. Formda iade, iskonto ve diğer indirimler düşüldükten sonra kalan net tutarlar belirtilecektir.
  12. KDV ve ÖTV’ye benzer BSMV ve Özel İletişim Vergisi gibi diğer işlem vergilerinin de formda belirtilecek tutarlara dâhil edilmemesi, tutarların işlem vergisiz olarak belirtilmesi gereklidir.
  13. Sermaye veya kâr payı oranı ne olursa olsun kurumların gerçek kişi ortakları “İlişkili kişi” oldukları için kurum tarafından gerçek kişi ortaklara yapılan ücret ödemelerinin forma dâhil edilmesi gerekmektedir.
  14. Transfer fiyatlandırmasına ilişkin işlemlerde kullanılan yöntemlerin belirlenmesi ve işlemlerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir. Bu yöntemlerin seçimi, işlev ve risk analizlerine dayanmalı ve her işlemin özel şartlarına uygun olarak belirlenmelidir. Seçilen yöntemin diğer mevcut yöntemlerle karşılaştırmalı olarak incelenmesi gerekmektedir. Form III’deki tabloda alım ve satım tutarlarının kullanılan transfer fiyatlandırması yöntemleri bazında dağıtılması gerekmektedir. Bu da, ilişkili işlem tiplerine göre yöntemlerin doğru bir şekilde seçilmesi ve alım-satım tutarlarının yöntem bazında ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği anlamına gelir.
  15. Kurumun yurt dışı iştiraklerine ilişkin bilgilerin belirlenmesi ve doldurulması konusunda bir tereddüt bulunmaktadır. Ancak, görüş ve değerlendirmelere göre, bu bilgilerin sadece kontrol edilen yabancı kurumlar için doldurulması gerekmektedir. Yani, sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az %50’sine sahip olunan yurtdışı iştiraklerin bilgileri tabloya yazılmalıdır. Eğer kontrol edilen yabancı kurum şartlarını taşıyorsa, serbest bölgelerdeki iştiraklerin bilgileri de belirtilmelidir.
  16. Örtülü sermaye uygulamasına ilişkin bilgilerin doldurulmasıyla ilgili olarak, bazı soruların cevapları açıklığa kavuşturulmalıdır. Örtülü sermaye durumunun varlığına bakılmaksızın, ortak veya ortakla ilişkili kişilerden alınmış bir borç bulunması halinde Tablo V doldurulmalıdır. Faiz ödenmemiş olsa bile, yabancı para cinsinden borçlanmalarda kur farkı giderleri dikkate alınmalıdır ve bu bilgiler Tablo V’de belirtilmelidir. Ticari borçlar örtülü sermaye kapsamında değerlendirilmeyebilir, ancak her durumda şirketin kendi faaliyetlerine göre analiz edilmelidir. Yabancı para cinsinden borçlanmalarda kur farkları, borcun alındığı tarihteki döviz kuru esas alınarak belirlenmelidir.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2024-17 29/11/2022 Tarihli Ve 6434 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı İle Bağımsız Denetime Tabi Olma Eşik Değerleri Ve Tabi Tutulacak Şirketlerin Kapsamı Güncellenmiştir

Bu değişikliklerle birlikte, bağımsız denetime tabi olma eşik değerleri ve tabi tutulacak şirketlerin kapsamı güncellenmiştir. Bağımsız denetime tabi olacak şirketler için aşağıdaki eşik değerler belirlenmiştir:

  • Aktif toplamı: 150 milyon Türk Lirası
  • Yıllık net satış hasılatı: 300 milyon Türk Lirası
  • Çalışan sayısı: 150 kişi

Bağımsız denetime tabi olma ölçütleri özel olarak belirlenen şirketler dışında kalan ve tek başına veya bağlı ortaklıklar ve iştiraklerle birlikte sayılan üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan şirketler bağımsız denetime tabi olacaktır.

Bağımsız denetime tabi şirketler;

  • Söz konusu ölçütlerden en az ikisine ait sınırların art arda iki hesap döneminde altında kalması ya da
  • Bir hesap döneminde söz konusu ölçütlerden en az ikisinin sınırlarının %20 veya daha fazla altında kalması durumlarında, takip eden hesap döneminden itibaren bağımsız denetim kapsamından çıkacaklardır.

Ayrıca, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun düzenlemesine tabi olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar arasına yeni kriterler eklenmiştir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından lisans, sertifika veya yetki belgesi alıp bu kurumun düzenlemelerine tabi olarak faaliyet gösteren ve bağımsız denetim yükümlülüğü bulunan şirketler, bağımsız denetime tabi olacaklar arasına dahil edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından düzenleme ve denetime tabi ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları, bağımsız denetime tabi olacaklar arasına alınmıştır.

Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları da bağımsız denetime tabi olacaklar listesine eklenmiştir.

Bu karar, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2024-16 Yapılan Güncellemelere Göre Kurumlar Vergisi Beyannamesi Ve Kurum Geçici Vergi Beyannamesinde Bir Dizi Değişiklik Yapılmıştır

Kurumlar Vergisi Beyannamesi Değişiklikleri:

İstisna ve İndirimler Bölümünde Değişiklikler:

  • İştirak kazançlarına ilişkin kodlar ve açıklamalar güncellenmiştir.
  • Yurtdışı iştirak kazançlarına ilişkin yeni kodlar eklenmiştir.
  • Sponsorluk harcamaları ve çeşitli yardımlar için yeni kodlar eklenmiştir.

Vergi Bildirimi Bölümündeki Değişiklikler:

  • Bazı vergi kalemleri kaldırılmıştır.

Ekler Bölümündeki Değişiklikler:

  • Enflasyon düzeltmesine ilişkin bilgilerin beyan edilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
  • Teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen kazançlar için kodlar güncellenmiştir.
  • Yeni istisnalara ilişkin bilgilerin beyan edilmesine yönelik tablolar eklenmiştir.

Özel Şirketlere İstisna Uygulaması:

  • Bazı istisnalardan sadece anonim şirketlerin yararlanması engellenmiştir.

2024/1 Kurum Geçici Vergi Beyannamesi Değişiklikleri:

İstisna ve İndirimler Bölümünde Değişiklikler:

  • İştirak kazançları ve diğer vergi kalemleri için kodlar ve açıklamalar güncellenmiştir.

Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler Bölümü:

  • Yeni istisna ve indirimler için kodlar eklenmiştir.

Ekler Bölümündeki Değişiklikler:

  • Teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen kazançlar için kodlar güncellenmiştir.
  • Kanunen kabul edilmeyen giderler tablosundaki bazı kalemler kaldırılmıştır.

Bilanço Beyanı Zorunluluğu:

  • Geçici vergi beyanlarında Tek Düzen Hesap Planı kullanan mükelleflerin cari döneme ilişkin bilanço bilgilerini beyan etmeleri zorunlu hale getirilmiştir.

Bu değişiklikler, beyanname süreçlerindeki detayları ve vergi ödeme hususlarındaki güncellemeleri içermektedir. Mükelleflerin güncellenmiş beyannameleri dikkatlice incelemesi ve gereken bilgileri doğru bir şekilde beyan etmesi önemlidir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2024-15 Alacak ve Borç Senetleri Reeskont Oranında Değişiklik Yapıldı

1/4/2024 tarihli R.G’de “Reeskont ve Avans İşlemlerinde Uygulanacak Faiz Oranlarının Tespiti” hakkında Tebliğ yayımlandı.

Buna göre, vadesine en çok 3 ay kalan senetler karşılığında yapılacak reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık yüzde 50,75; avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı ise yıllık yüzde 51,75 olarak tespit edilmiştir.

 

Dönem Reeskont (%) Avans (%)
 01.04.2024’den itibaren 50,75 51,75
01.12.2023’den itibaren 40,75 41,75
01.11.2023’den itibaren 35,75 36,75
28.09.2023’den itibaren 30,75 31,75
01.09.2023’den itibaren 25,75 26,75
24.06.2023’den itibaren 15,75 16,75
31.12.2022’den itibaren 9,75 10,75
31.12.2021’den itibaren 14,75 15,75
19.12.2020’den itibaren 15,75 16,75
13.06.2020’den itibaren 9 10
 21.12.2019’dan itibaren 12,75 13,75
11.10.2019’dan itibaren  17,25  18,25
29.06.2018’den itibaren 18,5 19,50

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE 2024-26 Şirket aktifinde kayıtlı taşınmaz satışında KDV ve KV istisnası hk.

28.02.2024 tarih E-64597866-130-4988 sayı ile Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’ na

Soru: Şirketin ana faaliyet konuları arasında gayrimenkul ticareti bulunmamaktadır. Şirketi tarafından… Yılında edinilen… Satıldığı, … Yılında edinilen… arsanın ise kamulaştırma kararı uyarınca… Yılında elden çıkarıldığı ayrıca, … Cins değişikliği yapılarak iş hanına dönüştürüldüğü ve bu binanın… Satılmasının planlandığı belirtilerek, söz konusu satış işleminin Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesi ve Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-r maddesi gereğince istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorulmuştur.

Cevap: Şirket aktifinde kayıtlı taşınmaz satışında; esas faaliyet konuları arasında bulunmasa da çok sayıda gayrimenkul alım-satımının yapılması taşınmaz ticareti ile uğraşıldığına karine teşkil edeceğinden, Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesi ve Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-r maddesi gereğince istisna kapsamında değerlendirilemez.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2024-14 40.3.1.1. Yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarına ilişkin istisna

1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne eklenen ve “40. Yabancı Paraların ve Altın Hesaplarının Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüştürülmesinden Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna Uygulaması” başlığını taşıyan bölümdeki “40.3.1.1. Yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarına ilişkin istisna” başlıklı alt bölüm, Danıştay Üçüncü Dairesi tarafından iptal edilmiştir.

Bu kararın gerekçesi, Kanun’da belirli konularda yöntem veya uygulama belirlemeyen bir durumun bulunması ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bu konuda yetki verilmemesidir. Dolayısıyla, Tebliğ’in bu konuda usul ve esasları belirlemesinin ve mükelleflere yükümlülük getirmesinin hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir.

İptal edilen bölümde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14. maddesi çerçevesinde yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının nasıl işleneceği ve istisna uygulamasının nasıl olacağına dair ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır. Bu açıklamalara göre, birden fazla hesap bulunması durumunda hesaplara giriş sırasının (FIFO yöntemi) kullanılması gerektiği, dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kambiyo kârının istisna uygulanacak kısmının Türk Lirasına dönüştürülen yabancı paraların oranına göre belirleneceği ve benzeri konulara açıklık getirilmiştir.

Ancak, Danıştay’ın kararıyla bu açıklamalar iptal edilmiş ve ilgili bölümdeki düzenlemelerin yürürlükten kalkması sağlanmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde, bu kararın not edildiği ancak ayrıca bir açıklama yapılmadığı ifade edilmektedir. Bu durumda, söz konusu Tebliğ’in ilgili bölümündeki düzenlemelerin artık geçerli olmadığı ve Kanun’un kendisine dayanarak hareket edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Sosyal Medya Platformlarından Alınan Reklam Hizmeti Karşılığında Yapılan Ödemelerin Vergilendirilmesi

Türkiye’de internet ortamında reklam hizmeti veren veya bu hizmete aracılık edenlerin, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yapılan ödemelerden %15 gelir/kurumlar vergisi stopajı yapmaları gerekmektedir.

Stopaj Uygulaması: Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında yapılan ödemelerde %15 stopaj uygulanmaktadır. Tam mükellef kurumlara yapılan ödemelerde stopaj oranı %0 olarak belirlenmiştir.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden Vergilendirme: Yayınlanan reklamların karşılığı Türkiye’deki şirketler tarafından ödenirken, ödemeyi yapan şirket sorumlu sıfatıyla KDV hesaplayıp beyan edecek ve ödeyecektir.

Sosyal Medya Hesapları Üzerinden Reklam Geliri Elde Eden Kişilerin Vergilendirilmesi Ve Vergi Yükümlülükleri

 Gelir Vergisi Yönünden Vergilendirme: Reklam geliri elde edenlerin bu geliri ticari kazanç olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Bu durumda, gelirin beyan edilmesi ve vergiye tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, kazancın serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi ve telif kazancı istisnasından faydalanılması da mümkündür.

Kurumlar Vergisi Yönünden Vergilendirme: Reklam geliri elde edenlerin bu geliri bir şirket üzerinden elde etmeleri durumunda, kurumlar vergisine tabi olacaklardır.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden Vergilendirme: Reklam geliri elde edenlerin aldıkları ödemeler üzerinden KDV hesaplamaları gerekmektedir. Türkiye’de alınan hizmetler için KDV oranı %18’dir.

Mükellefiyet Tesis Ettirilmemesi Durumunda Cezalı Tarhiyat Uygulaması: Vergi mükellefiyetini yerine getirmeyen kişilere cezalı tarhiyatlar uygulanabilir. Bu durumda, geçmişe dönük vergi cezaları ve faizlerle birlikte ciddi mali yükler ortaya çıkabilir.

Dava Yöntemleri ve Uzlaşma: Vergi tarhiyatlarına karşı dava açılabilir veya uzlaşma yoluyla çözüm aranabilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurt Dışına Mal Ya Da Sabit Kıymet Alımı İçin Gönderilen Avansların Geri Alınamaması Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılması

Yurt dışından mal veya sabit kıymet alımı için gönderilen avansların geri alınamaması durumunda, bu durum bir ticari risk olarak kabul edilir. Belirli şartları karşılaması durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkündür. Bu durumda, vergi mevzuatında belirtilen genel şartlar çerçevesinde hareket edilir.

Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılabilmesinin Genel Şartları:

Bir alacağın şüpheli alacak olarak değerlendirilip karşılık ayrılabilmesi için söz konusu

alacağın;

1- Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ilgili olması,

2- Dava veya icra safhasında bulunması ya da yapılan protestoya veya yazı ile birdefadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacak olması,

3- Teminatsız bir alacak olması

Avans Mahiyetinde Yapılan Ödemelerin Geri Alınamaması Durumunda Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılması:

30.01.2019 tarih ve 62030549-120[40-2017/501]-96708 sayılı özelge: “…ileride teslim alınacak bir mal için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve tahsil edilemediği durumlarda karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

21/06/2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1952 sayılı özelge: “… hizmet taahhüdü karşılığı olarak navlun avansı ödemesinde bulunduğunuz şirketin, taahhüdünü yerine getirmemesi ve diğer şartların da sağlanması halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

23.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.17.02-VUK-11-25-183 sayılı özelge: “… ileride teslim alınacak bir hizmet için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve tahsil edilemediği durumlarda diğer şartların da sağlanması halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

22.04.2015 tarih ve 64597866-105[323-2015]-11212 sayılı özelge: “… müşterilerinizle olan cari hesaplara yaptığınız avans mahiyetindeki ödemelerin ticari faaliyetinizin devamı için yapıldığı anlaşıldığından, diğer şartların da sağlanması halinde bu alacaklar için icra takibine başladığınız veya dava açtığınız yıl karşılık ayırmanız mümkündür.”

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili alacak olarak kabul edilen avans ödemelerine şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilir.  Ancak amortismana tabi iktisadi kıymet alımı için yapılan avans ödemesi özellikli bir durum oluşturmaktadır. 26.07.2019 tarih ve 11395140-105[VUK-1-20431]-608121 sayılı özelge ile idare   “şirketiniz yönetim kurulu üyesine tahsis edilmek üzere binek oto alımına ilişkin olarak ödenen avanstan kaynaklı alacağınız ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesine yönelik bulunmadığından” karşılık ayrılamaz demiştir. Burada konu yapılan ödemenin avans ödemesi olması hususu dışında ticari kazancın elde edilmesine kaynak teşkil etmeyen bir ödemeye karşılık ayrılamayacağını vurgulamıştır. Bu ayrık durum dışında diğer şartların tam olduğu avans ödemeleri için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilecektir.

Yurt Dışı Şüpheli Alacakların Dava Veya İcra Safhasında Bulunması

 İdare yurt dışı alacaklar için yurt içindeki mahkemelerde dava açmanın veya icra dairelerinde takip başlatmanın borcun tahsil edilmesine yönelik tüm çabanın gösterilmediği şeklinde değerlendirmektedir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’na tahsil edilemeyen yurt dışı alacağına karşılık ayrılıp ayrılamayacağı 03.10.2018 ve 62030549-125[6-2015/356]-881164sayılı özelge ile sorulmuştur. İdare “iş yaptığınız firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde “ karşılık ayrılmasının mümkün olduğu görüşünü ortaya koymuştur.  Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’ da aynı konuda sorulan sorulara aynı görüşü esas alarak cevap vermiştir.

Konuya ilişkin olarak Danıştay 4. Dairesi 27.05.2010 tarih ve 2008/399 E 2010/3271 K sayılı kararı ile “İncelenen dosyada, uyuşmazlık konusu borcun para borcu olması nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 73 üncü maddesi uyarınca aksine sözleşme olmaması halinde para borcunun ifa yeri alacaklı ikametgahı olarak belirlenmesi karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 10 uncu maddesi ve İcra ve İflas Kanunu’nun 50 nci maddesi gereğince para borcunun ifa yeri olan alacaklı ikametgahındaki icra dairesinin de yetkili icra dairesi olduğu anlaşılmaktadır” konuyu açıklığa kavuşturmuştur.

Ayrıca Danıştay Üçüncü Dairesi 28.12.2015 tarih ve 2011/5130 E 2015/10182 K sayılı kararı ile dördüncü daireyle görüş birliğini ortaya koymakla birlikte bir duruma daha dikkat çekmiştir.  Bu kararda “sırf gider kaydı yapabilmek için şeklen açılmış davalar olduğu yolunda tespit bulunmadığından, şirketin ilgili dönemde tahsil edemediği alacaklarının şüpheli alacak olarak ayrılabileceğine” diyerek idarenin sırf gider kaydı yapabilmek için şeklen açılmış davalar olduğu yönünde olumsuz tespit yapması durumunda mahkemenin nerede açıldığının önemi de kalmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE 2024-25 İntifa senetleri için ödenecek bedellerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

16.02.2024 tarih 64597866-125[6]-4021 sayı ile Büyük Mükellefler  Vergi Dairesi Başkanlığı’ na

Soru: Şirket devir yoluyla birleşmiş ve bu birleşme işlemi … tarihinde tescil edilmiştir. Tüm borç ve alacakları ile birlikte birleşme suretiyle devralınan ve infisah eden şirketin kuruluşunda üçüncü kişilere vermiş olduğu kurucu intifa senetleri bulunmaktadır. Devralan şirketin devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine eş değerli haklar tanımasını ya da intifa senetlerinin birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değerleri ile satın alınmasını zorunlu kılması nedeniyle devrolan şirketin üçüncü kişilere verdiği intifa senetlerinin Şirket tarafından satın alınıp karşılığında da satın alma bedeli ödenmiştir. Yasal zorunluluk ve birleşme sözleşmesi uyarınca bedelleri ödenen bu senetler iptal edilecek ve söz konusu intifa senetleri için ödenecek olan bedellerin şirketin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı sorulmuştur.

Cevap:

Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

Birleşme hallerinde devralan şirketin, intifa senetlerini birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın alması durumunda söz konusu intifa senetlerinin kaynağa dönüşü söz konusu olmakta olup herhangi bir sermaye payını temsil etmeyen ve sahiplerine kardan pay alma dışında pay sahipliği hakkı tanımayan intifa senetlerinin birleşme durumunda ihraç eden şirkete iade edilerek imha veya itfasından doğan gelirlerin kar payı olarak değerlendirilmesi, gelir vergisi tevkifatı yapılması ve gerçek kişilerce elde edilen söz konusu kar paylarının yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden

Şirkete Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddelerinde belirtilen şartlar dahilinde devrolan şirketin intifa senedi sahiplerine Türk Ticaret Kanununun 140 ıncı maddesi uyarınca intifa senetlerinin satın alınması nedeniyle yapılan kar payı niteliğindeki ödemelerin, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi veya Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi uyarınca kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Örtülü Sermaye Kapsamında Bulunan İlişkili Şirketine Borç Para Kullandıran Tam Mükellef Bir Kurumun Elde Ettiği Gelir (Faiz Ve Kur Farkı Gelirleri), İştirak Kazancı İstisnası Olarak Değerlendirilebilmesinin Kuralları

  • İştirak edilen bir şirkete borç verilmişse ve o şirket, ilgili dönemde kurumlar vergisi beyannamesinde zarar beyan etmişse, borç veren şirketin elde ettiği faiz gelirine iştirak kazancı istisnası uygulanamaz. Yani, borç veren şirketin kazancı üzerinden vergi avantajı sağlanamaz.
  • İştirak edilen şirket, elde ettiği faiz gelirinden daha fazla bir kurumlar vergisi matrahı beyan etmişse, borç veren şirketin elde ettiği faiz gelirinin tamamı iştirak kazancı istisnası olarak vergiye tabi kazançtan düşülebilir. Yani, borç veren şirketin bu faiz geliri üzerinden vergi avantajı sağlanabilir.
  • Ancak, iştirak edilen şirket elde ettiği faiz gelirinden daha az bir kurumlar vergisi matrahı beyan etmişse, borç veren şirketin elde ettiği faiz gelirinin sadece iştirakin kurumlar vergisi matrahı kadar olan kısmı iştirak kazancı istisnası olarak vergiye tabi kazançtan düşülebilir. Yani, borç veren şirketin bu durumda tam vergi avantajı sağlanamaz, ancak iştirakin matrahı kadar olan kısım için avantaj sağlanabilir.
  • Eğer kullandırılan borcun bir kısmı örtülü sermaye kapsamındaysa, vergi matrahı belirlenirken örtülü sermayeye isabet eden kısım dikkate alınır ve vergi istisnası bu çerçevede değerlendirilir.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”