Yurt Dışına Mal Ya Da Sabit Kıymet Alımı İçin Gönderilen Avansların Geri Alınamaması Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılması

Yurt dışından mal veya sabit kıymet alımı için gönderilen avansların geri alınamaması durumunda, bu durum bir ticari risk olarak kabul edilir. Belirli şartları karşılaması durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkündür. Bu durumda, vergi mevzuatında belirtilen genel şartlar çerçevesinde hareket edilir.

Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılabilmesinin Genel Şartları:

Bir alacağın şüpheli alacak olarak değerlendirilip karşılık ayrılabilmesi için söz konusu

alacağın;

1- Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ilgili olması,

2- Dava veya icra safhasında bulunması ya da yapılan protestoya veya yazı ile birdefadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacak olması,

3- Teminatsız bir alacak olması

Avans Mahiyetinde Yapılan Ödemelerin Geri Alınamaması Durumunda Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılması:

30.01.2019 tarih ve 62030549-120[40-2017/501]-96708 sayılı özelge: “…ileride teslim alınacak bir mal için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve tahsil edilemediği durumlarda karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

21/06/2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1952 sayılı özelge: “… hizmet taahhüdü karşılığı olarak navlun avansı ödemesinde bulunduğunuz şirketin, taahhüdünü yerine getirmemesi ve diğer şartların da sağlanması halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

23.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.17.02-VUK-11-25-183 sayılı özelge: “… ileride teslim alınacak bir hizmet için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve tahsil edilemediği durumlarda diğer şartların da sağlanması halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

22.04.2015 tarih ve 64597866-105[323-2015]-11212 sayılı özelge: “… müşterilerinizle olan cari hesaplara yaptığınız avans mahiyetindeki ödemelerin ticari faaliyetinizin devamı için yapıldığı anlaşıldığından, diğer şartların da sağlanması halinde bu alacaklar için icra takibine başladığınız veya dava açtığınız yıl karşılık ayırmanız mümkündür.”

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili alacak olarak kabul edilen avans ödemelerine şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilir.  Ancak amortismana tabi iktisadi kıymet alımı için yapılan avans ödemesi özellikli bir durum oluşturmaktadır. 26.07.2019 tarih ve 11395140-105[VUK-1-20431]-608121 sayılı özelge ile idare   “şirketiniz yönetim kurulu üyesine tahsis edilmek üzere binek oto alımına ilişkin olarak ödenen avanstan kaynaklı alacağınız ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesine yönelik bulunmadığından” karşılık ayrılamaz demiştir. Burada konu yapılan ödemenin avans ödemesi olması hususu dışında ticari kazancın elde edilmesine kaynak teşkil etmeyen bir ödemeye karşılık ayrılamayacağını vurgulamıştır. Bu ayrık durum dışında diğer şartların tam olduğu avans ödemeleri için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilecektir.

Yurt Dışı Şüpheli Alacakların Dava Veya İcra Safhasında Bulunması

 İdare yurt dışı alacaklar için yurt içindeki mahkemelerde dava açmanın veya icra dairelerinde takip başlatmanın borcun tahsil edilmesine yönelik tüm çabanın gösterilmediği şeklinde değerlendirmektedir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’na tahsil edilemeyen yurt dışı alacağına karşılık ayrılıp ayrılamayacağı 03.10.2018 ve 62030549-125[6-2015/356]-881164sayılı özelge ile sorulmuştur. İdare “iş yaptığınız firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde “ karşılık ayrılmasının mümkün olduğu görüşünü ortaya koymuştur.  Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’ da aynı konuda sorulan sorulara aynı görüşü esas alarak cevap vermiştir.

Konuya ilişkin olarak Danıştay 4. Dairesi 27.05.2010 tarih ve 2008/399 E 2010/3271 K sayılı kararı ile “İncelenen dosyada, uyuşmazlık konusu borcun para borcu olması nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 73 üncü maddesi uyarınca aksine sözleşme olmaması halinde para borcunun ifa yeri alacaklı ikametgahı olarak belirlenmesi karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 10 uncu maddesi ve İcra ve İflas Kanunu’nun 50 nci maddesi gereğince para borcunun ifa yeri olan alacaklı ikametgahındaki icra dairesinin de yetkili icra dairesi olduğu anlaşılmaktadır” konuyu açıklığa kavuşturmuştur.

Ayrıca Danıştay Üçüncü Dairesi 28.12.2015 tarih ve 2011/5130 E 2015/10182 K sayılı kararı ile dördüncü daireyle görüş birliğini ortaya koymakla birlikte bir duruma daha dikkat çekmiştir.  Bu kararda “sırf gider kaydı yapabilmek için şeklen açılmış davalar olduğu yolunda tespit bulunmadığından, şirketin ilgili dönemde tahsil edemediği alacaklarının şüpheli alacak olarak ayrılabileceğine” diyerek idarenin sırf gider kaydı yapabilmek için şeklen açılmış davalar olduğu yönünde olumsuz tespit yapması durumunda mahkemenin nerede açıldığının önemi de kalmayacaktır.

 

Share: