Bülten: 2019-102 Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) Kayıt Süresi Bir Kez Daha Uzatıldı

Günümüzde gerek gerçek kişiler gerekse, kamu kurum ve kuruluşları ile yerli veya yabancı şirketler, faaliyetleri kapsamında çok sayıda kişisel veri elde edebilmekte ve kullanmakta, daha iyi hizmet sunmak yahut ticaret hacmini artırmak gayesiyle daha fazla kişisel veriye ulaşma ve bu verileri üçüncü kişilerle paylaşma hedefi içerisinde olmaktadır.

Diğer taraftan başkasına ait daha fazla kişisel veriye sahip olmak, birtakım kolaylıklar ve avantajlar sağlamakla birlikte bu verilerin güvenliğine dair çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu riskler nedeniyle kişisel verilerin korunması ve buna yönelik hukuki bir altyapının oluşturulması amacıyla 2010 yılında yapılan değişiklikle Anayasamızın 20. Maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve kişisel verilerin korunması hakkı Anayasal güvence altına alınmıştır;

“MADDE 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Akabinde temel hak ve hürriyetlerin korunması sağlamak, Türkiye’de kişisel veri işlenmesi konusunda gerçek ve tüzel kişilerin uyacakları usul ve esasların belirlemek, veri sorumlularınca rastgele  yahut Kanuna aykırı şekilde kişisel veri işlemenin önüne geçmek, yetkisiz kişilerce kişisel verilere erişim sağlamanın ve hukuka aykırı olarak paylaşmanın sonucunda kişilik haklarının ihlal edilmesinin önüne geçek amacıyla 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Mecliste kabul edilerek 07.04.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

6698 Sayılı Kanun ile aynı zamanda idari ve mali özerkliğe sahip, Adalet Bakanlığı ile ilişkili kamu tüzel kişiliğini haiz olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu kurulmuştur.

Kişisel Verileri Koruma Kurumunun görevleri ise; Kanunun uygulanmasını sağlamak, Kanun çerçevesinde düzenleyici ve denetleyici işlem yapmak, gerekli görülen alanlarda ikincil düzenlemeler yapmak, veri sorumlularının tamamen şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri doğrultusunda Kanuna uygun bir şekilde kişisel veri işlemesini sağlamak olarak tanımlanmıştır.

Bu kapsamda adı geçen Kurum tarafından, Kanunun uygulanmasına yönelik olmak üzere veri sorumlularının uyması gereken bazı usul ve esasları düzenleyen “Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik” ile “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik” hazırlanmış ve bu yönetmelikler 01.01.2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 16. maddesine göre, Kanun hükümleri veya Kurul kararlarıyla istisna tutulanlar hariç olmak üzere kişisel veri işleyen gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının kişisel veri işlemeye başlamadan önce Veri Sorumluları Siciline ve Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne kaydolmaları gerekmekte olup Türkiye’de yerleşik olan veri sorumluları doğrudan, Türkiye’de yerleşik olmayan veri sorumluları ise yetkilendirecekleri temsilcisi vasıtasıyla sicile kayıt olabilirler

Aşağıda sayılan gerçek ve tüzel kişiler ise Kanun Hükmü yahut Kurul Kararı ile veri işleme sorumluluğundan istisna tutulmuşlardır;

– Herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla yalnızca otomatik olmayan yollarla kişisel veri işleyenler,

– Noterler,

– 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na göre kurulmuş derneklerden, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na göre kurulmuş vakıflardan ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa göre kurulmuş sendikalardan yalnızca ilgili mevzuat ve amaçlarına uygun, faaliyet alanlarıyla sınırlı ve sadece kendi çalışanlarına, üyelerine, mensuplarına ve bağışçılarına yönelik kişisel veri işleyenler,

– Siyasi partiler,

– Avukatlar,

– Gümrük müşavirleri,

– Arabulucular,

– Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler,

– Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olan gerçek veya tüzel kişi veri sorumlularından ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olmayanlar.

6698 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünün başlama tarihleri ile ilgili karar alma ve bunu ilan etme yetkisi Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na ait olup Kurul, 19/07/2018 tarih ve 2018/88 sayılı Kararı ile, Veri Sorumluları Siciline;

– Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 30.09.2019 tarihine kadar,  

– Yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 30.09.2019 tarihine kadar,  

– Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olmakla birlikte ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 31.03.2020 tarihine kadar,

– Kamu kurum ve kuruluşu veri sorumlularının 30.06.2020 tarihine kadar

kayıt yaptırmalarına  karar vermiştir.

Diğer taraftan Kurul tarafından alınan (7 Eylül 2019 tarih ve 30881 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) 03.09.2019 tarih ve 2019/265 sayılı Karar ile; “Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeleri için belirlenen sürenin 31.12.2019 tarihine kadar uzatılmasına” karar verilmiştir.

Ancak kamuoyundan ve özellikle de meslek örgütlerinden gelen yoğun baskı ve talep üzerine Kurul bu süreleri bir kez daha uzatmak durumunda kalmıştır.

En son KVKK’nin internet sitesinde yayınlanan son duyuruya göre;

Son durum itibariyle Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü yerine getirme süresine ilişkin özet tablo aşağıdaki gibidir;

 

VERİ SORUMLUSU SON KAYIT TARİHİ
Yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları 30.06.2020
Yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları 30.06.2020
Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den olmakla birlikte ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları 30.09.2020
Kamu Kurum ve Kuruluşları Veri Sorumlusu 31.12.2020

Diğer taraftan Kanunda öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde uygulanacak idari yaptırımlar Kanunun 18. maddesinde düzenlenmiş olup bu kapsamda; aydınlatma ve veri güvenliğini sağlama, Kurul kararlarını yerine getirme ile Sicile kayıt ve bildirim yükümlülüklerine aykırı davranılması kabahat olarak öngörülerek idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. İdari yaptırımlara karar verme yetkisi Kurul’a ait olup Kurul tarafından verilecek yaptırım kararlarına karşı ise yargı yolu açıktır.

Kanunun 18. Maddesine göre Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket eden veri sorumlusu olan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişiler hakkında 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilecektir. Bunun yanı sıra Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı eylemlerin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bünyesinde işlenmesi hâlinde, Kurulun yapacağı bildirim üzerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşların da görev yapanlar hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılacaktır.

Bunun haricinde Kurulun yaptırım kararların ne şekilde uygulanacağına ilişkin şu ana kadar yayımlanmış ikincil mevzuatta daha detaylı daha açık bir düzenleme mevcut değildir.

Sonuç olarak, Veri Sorumluları Siciline kayıt süresi yukarıdaki tabloda yer aldığı şekilde, uzatılarak, yeniden belirlenmiş olup konunun, kurumun, mevzuatın yeni olması,  kayıt zorunluluğu ve ceza kesme kriterlerindeki belirsizlikler gibi hususlar dikkate alındığında bu ötelemenin son derece yerinde olduğu düşünülmektedir. Diğer taraftan bir an önce bu belirsizlikleri ortadan kaldıracak düzenlenmelerin yapılması, konu hakkında kamuoyunun ve ilgililerin çok daha etkin ve detaylı şekilde bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-101 2020 Yılı Günlük Brüt Asgari Ücret %15,3’lük Artışla 98,10 TL Oldu

Hatırlanacağı üzere 26.12.2019 günü, iş sözleşmesi ile çalışan ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin asgari ücretini tespit etmek amacıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk başkanlığında toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, işçinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretinin 01/01/2020-31/12/2020 tarihleri arasında (98,10) doksan sekiz lira on kuruş olarak tespitine karar vermiştir.

 

Bahsi geçen, 2020 yılında uygulanacak asgari ücret tutarına ilişkin, 26/12/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Karar 27 Aralık 2019 tarih ve 30991 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

Öncekine oranla %15,03 lük artış ile belirlenen ve 2020 yılında asgari ücretli çalışanlara ödenecek ücret tutarı ile asgari ücretlinin işverene maliyetleri aşağıdaki şekilde olmaktadır.

 

2020 Yılında Geçerli Brüt Asgari Ücret ve Yasal Kesintiler
Brüt Ücret (98,10 x 30) 2.943,00 TL
Sigorta Primi İşçi Payı 412,02 TL
İşsizlik Sigortası Primi İşçi Payı 29,43 TL
Gelir Vergisi Matrahı 2.501,55 TL
Gelir Vergisi 375,23 TL
Damga Vergisi 22,34 TL
Kesintiler Toplamı 839,02 TL
Asgari Geçim İndirimi (Bekâr ve Çocuksuz) 220,73 TL
NET ÜCRET (Asgari Ücret + AGİ Dahil) 2.324,70 TL
Asgari Ücretlinin İşverene Maliyeti
Asgari Ücret 2.943,00 TL
SGK Primi % 15,5 (İşveren Payı) 456,17 TL
İşveren İşsizlik Sigorta Fonu 58,86 TL
İşverene Toplam Maliyeti 3.458,03 TL

 

Diğer taraftan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Asgari Geçim İndirimi başlıklı 32. Maddesine göre (ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde) ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5, üçüncü çocuk için %10, diğer çocuklar için % 5’inin toplamı asgari geçim indirimine esas tutar olarak belirlenmekte ve bu şekilde belirlenen tutar ile aynı Kanun’un 103’üncü maddesindeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutar, ücret gelirleri toplamı için hesaplanan vergiden mahsup edilmektedir.

 

Diğer bir ifadeyle ücret geliri elde eden kişi bekar olup olmaması evli ise çocuklu olup olmaması çocuklu ise çocuk sayısı gibi kriterler esas alınarak belirlenen tutarın belirli bir yüzdesi oranında daha az vergi ödemekte, daha doğrusu işveren tarafından bu tutardaki vergi tevkif edilmek yerine ücretliye direk ödenmektedir. Böylece ücretli, asgari ücret tutarına ilaveten, kendisinden kesilip devlete ödenmesi gerekirken, bahsi geçen mevzuat gereği kesilmeyip kendisine ödenen vergi kadar daha fazla maaş almaktadır. Bu işlem bu ve işleme isabet eden tutar ise yukarıdaki tabloda AGİ, Asgari Geçim İndirimi Tutarı olarak yer almaktadır.

 

Son duruma göre ücretlinin medeni ve ailevi durumuna göre, bu düzenleme kapsamında yararlanabileceği aylık AGİ tutarları aşağıdaki gibi olmaktadır.

 

Ücretlinin Medeni ve Ailevi Durumu 2020 Yılı Aylık İndirim Tutarı (TL)
Bekar (ve çocuksuz) 220,73
Boşanmış (ve çocuksuz) 220,73
Evli, eşi çalışmıyor 264,87
Evli, eşi çalışmıyor, 1 çocuklu 297,98
Evli, eşi çalışmıyor, 2 çocuklu 331,09
Evli, eşi çalışmıyor, 3 çocuklu 375,23
Evli, eşi çalışmıyor, 4 çocuklu 375,23
Evli, eşi çalışmıyor, 5 çocuklu 375,23
Evli, eşi çalışıyor 220,73
Evli, eşi çalışıyor, 1 çocuklu 253,83
Evli, eşi çalışıyor, 2 çocuklu 286,94
Evli, eşi çalışıyor, 3 çocuklu 331,09
Evli, eşi çalışıyor, 4 çocuklu 353,16
Evli, eşi çalışıyor, 5 çocuklu 375,23
Boşanmış, 1 çocuklu 253,83
Boşanmış, 2 çocuklu 286,94
Boşanmış, 3 çocuklu 331,09

 

Bülten 2019-101 Eki Komisyon Kararı


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-98 2020 Yılında Uygulanacak Motorlu Taşıtlar Vergisi Tutarlarının Belirlenmesine İlişkin Yeniden Değerleme Oranı %12 Olarak Belirlendi.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinin B fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun (TUİK) Üretici Fiyatları Genel Endeksinde (ÜFE) meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmi Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Nitekim anılan Kanun hükümleri uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı 23/12/2019 tarih ve 30987 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 512 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeniden değerleme oranını % 22,58 (YirmiİkiVirgülElliSekiz) olarak tespit etmiştir.

Buna ilişkin hazırladığımız 2019/97 sayılı Bültenimizde de değindiğimiz üzere, (Cumhurbaşkanlığı’nca kendisine tanınan yetki çerçevesinde aksi yönde bir düzenleme yapılmadıkça ki; MTV yönünden aksi bir düzenleme yapıldı) yeniden değerleme oranına bağlı olarak çeşitli vergi, harç ve cezalar 01 Ocak 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere % % 22,58 (YirmiİkiVirgülElliSekiz) oranında artırılarak uygulanacaktır.

Diğer taraftan 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun “Yetki” başlıklı 10. Maddesinde;

“(Değişik: 26/12/1993-3946/35md.) (Mülga birinci fıkra: 25/12/2003-5035/49 md.) Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan taşıt değerleri ve vergi miktarları o yıl için Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır.

(Değişik üçüncü fıkra: 23/11/2000-4605/1 md.) Cumhurbaşkanı; (1)

  1. a) Yeniden değerleme oranının %50 fazlasını geçmemek, %20’sinden az olmamak üzere yeni oranlar tespit etmeye, taşıt değerlerini ayrı ayrı veya birlikte yeniden belirlemeye,(2)

…………………………………………………

  1. c) EURO normlarını sağlayan katalitik konvertör sistemi ile teçhiz edilmiş taşıtlarda tespit edilen bu oranı veya vergi miktarlarını % 50 nispetine kadar indirmeye,

Yetkilidir.

(Değişik dördüncü fıkra: 28/11/2017-7061/25 md.) Taşıt değerlerinin hesabında yüz Türk lirasına, ödenmesi gereken vergi miktarlarında ise bir Türk lirasına kadar olan kesirler dikkate alınmaz.”

hükmü yer almaktadır.

Buna ilaveten, 7061 Sayılı Kanunla 01 Ocak 2018 tarihinden geçerli olmak üzere 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenleme ile; otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerlerinin vergilendirme esasları değiştirilerek, mevcut vergilendirme kriterlerine aracın vergi değeri de eklenmiş ödenecek vergi tutarı, aracın değerine göre de farklılaştırılmıştır. Yapılan bu değişiklikle 01/01/2018 tarihinden önce kayıt ve tescil edilen araçlar ile bu tarihten sonra kayıt ve tescil edilen araçlar için farklı tarife uygulanması esasına geçilmiştir.

Bu durumda, 01/01/2020 tarihinden itibaren uygulanacak motorlu taşıtlar vergisi tutarları 2019 yılı tutarlarına oranla %12 oranında artırılarak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından (31.12.2019 tarihinden önce) yayımlanacak tebliğ ile ayrıca ilan edilecek olup fikir vermesi açısından Tebliğin ilgili bölümünün aşağıdaki gibi olması tahmin edilmektedir;

Motorlu taşıtlar vergisi tarifeleri

  1. (I) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

01/01/2018 tarihinden (bu tarih dahil) sonra kayıt ve tescil edilen otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar ile motosikletler aşağıdaki (I) sayılı tarifeye göre vergilendirilir.

Motor Silindir Hacmi (cm³) Taşıt Değeri (TL) Satır

No

Taşıtların Yaşları ile Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)  
1 – 3

yaş

4 – 6

yaş

7 – 11

yaş

12 – 15

yaş

16 ve

yukarı yaş

 
1- Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri
1300 cm³ ve aşağısı 46.300’ü aşmayanlar 1 964 672 376 284 101  
46.300’ü aşıp 81.100’i aşmayanlar 2 1.060 739 413 314 111  
81.100’i aşanlar 3 1.157 806 451 342 121  
1301 – 1600 cm³ e kadar 46.300’ü aşmayanlar 4 1.679 1259 730 516 198  
46.300’ü aşıp 81.100’i aşmayanlar 5 1.847 1.384 803 567 217  
81.100’i aşanlar 6 2.015 1.511 876 619 237  
1601 – 1800 cm³ e kadar 115.900’ü aşmayanlar 7 3.260 2.549 1.500 915 355  
115.900’ü aşanlar 8 3.557 2.780 1.637 999 388  
1801 – 2000 cm³ e kadar 115.900’ü aşmayanlar 9 5.136 3.956 2.325 1.384 545  
115.900’ü aşanlar 10 5.603 4.316 2.537 1.511 595  
2001 – 2500 cm³ e kadar 144.800’ü aşmayanlar 11 7.704 5.593 3.494 2.088 827  
144.800’ü aşanlar 12 8.406 6.102 3.811 2.278 902  
2501 – 3000 cm³ e kadar 289.700’ü aşmayanlar 13 10.742 9.355 5.839 3.140 1152  
289.700’ü aşanlar 14 11.720 10.194 6.369 3.426 1258  
3001 – 3500 cm³ e kadar 289.700’ü aşmayanlar 15 16.359 14.720 8.867 4.426 1.623  
289.700’ü aşanlar 16 17.847 16.057 9.672 4.828 1.772  
3501 – 4000 cm³ e kadar 463.600’ü aşmayanlar 17 25.722 22.211 13.080 5.839 2.325  
463.600’ü aşanlar 18 28.060 24.229 14.271 6.369 2.537  
4001 cm³ ve yukarısı 550.500’ü aşmayanlar 19 42.097 31.568 18.696 8.403 3.260  
550.500’ü aşanlar 20 45.924 30.749 20.396 9.166 3.557  
2- Motosikletler 
100-250 cm3’e kadar 180 136 100 63 25  
251 – 650 cm3’e kadar 373 282 180 100 63  
651 – 1200 cm3’e kadar 959 570 282 180 100  
1201 cm3 ve yukarısı 2.324 1.537 959 762 373  

 

21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 18 inci maddesiyle 197 sayılı Kanunun 5 inci maddesine eklenen fıkralar uyarınca;

 

– (I) sayılı tarifenin “1- Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri” başlıklı bölümünde yer alan ve sadece elektrik motoru olan taşıtlardan, motor gücü;

  1. a) 70 kW’ı geçmeyenler 1, 2, 3 satır numaralarında,
  2. b) 70 kW’ı geçen fakat 85 kW’ı geçmeyenler 4, 5, 6 satır numaralarında,
  3. c) 85 kW’ı geçen fakat 105 kW’ı geçmeyenler 7, 8 satır numaralarında,
  4. d) 105 kW’ı geçen fakat 120 kW’ı geçmeyenler 9, 10 satır numaralarında,
  5. e) 120 kW’ı geçen fakat 150 kW’ı geçmeyenler 11, 12 satır numaralarında,
  6. f) 150 kW’ı geçen fakat 180 kW’ı geçmeyenler 13, 14 satır numaralarında,
  7. g) 180 kW’ı geçen fakat 210 kW’ı geçmeyenler 15, 16 satır numaralarında,
  8. h) 210 kW’ı geçen fakat 240 kW’ı geçmeyenler 17, 18 satır numaralarında,

ı) 240 kW’ı geçenler 19, 20 satır numaralarında,

yer alan taşıt değerlerine ve yaşına isabet eden vergi tutarlarının %25’i oranında,

– (I) sayılı tarifenin “2- Motosikletler” başlıklı bölümünde yer alan ve sadece elektrik motoru olan taşıtlardan, motor gücü;

  1. a) 6 kW’ı geçen fakat 15 kW’ı geçmeyenler bu bölümün birinci satırında,
  2. b) 15 kW’ı geçen fakat 40 kW’ı geçmeyenler bu bölümün ikinci satırında,
  3. c) 40 kW’ı geçen fakat 60 kW’ı geçmeyenler bu bölümün üçüncü satırında,
  4. d) 60 kW’ı geçenler bu bölümün dördüncü satırında,

yaşları itibarıyla yer alan vergi tutarlarının %25’i oranında

vergilendirilecektir.

  1. (II) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

……………………………………….

 

  1. (IV) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

……………………………………….

 

  1. (I/A) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

 

31/12/2017 tarihinden (bu tarih dahil) önce kayıt ve tescil edilen otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar, 197 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesinde düzenlenen (I/A) sayılı tarifeye göre vergilendirilir.

 

Motor Silindir Hacmi (cm3) Taşıtların Yaşları ile Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)
1-3 yaş 4-6 yaş 7-11 yaş 12-15 yaş 16 ve yukarı
Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri
1300 cm3 ve aşağısı 964 672 376 284 101
1301-1600 cm3 e kadar 1.680 1.259 731 516 198
1601-1800 cm3 e kadar 2.965 2.316 1.364 831 323
1801-2000 cm3 e kadar 4.670 3.596 2.115 1.259 496
2001-2500 cm3 e kadar 7.003 5.085 3.177 1.898 752
2501-3000 cm3 e kadar 9.766 8.495 5.308 2.855 1.048
3001-3500 cm3 e kadar 14.872 13.382 8.061 4.023 1.476
3501-4000 cm3 e kadar 23.383 20.191 11.891 5.308 2.115
4001 cm3 ve yukarısı 38.272 28.699 16.996 7.638 2.965

 

7103 sayılı Kanunun 21’inci maddesiyle 197 sayılı Kanunun Geçici 8’inci maddesine eklenen fıkra uyarınca;  (I/A) sayılı tarifede yer alan ve sadece elektrik motoru olan taşıtlardan, motor gücü;

 

  1. a) 70 kW’ı geçmeyenler birinci satırında,
  2. b) 70 kW’ı geçen fakat 85 kW’ı geçmeyenler ikinci satırında,
  3. c) 85 kW’ı geçen fakat 105 kW’ı geçmeyenler üçüncü satırında,

 

  1. d) 105 kW’ı geçen fakat 120 kW’ı geçmeyenler dördüncü satırında,

 

  1. e) 120 kW’ı geçen fakat 150 kW’ı geçmeyenler beşinci satırında,

 

  1. f) 150 kW’ı geçen fakat 180 kW’ı geçmeyenler altıncı satırında,

 

  1. g) 180 kW’ı geçen fakat 210 kW’ı geçmeyenler yedinci satırında,

 

  1. h) 210 kW’ı geçen fakat 240 kW’ı geçmeyenler sekizinci satırında,

 

ı) 240 kW’ı geçenler dokuzuncu satırında,

 

yaşları itibarıyla yer alan vergi tutarlarının %25’i oranında vergilendirilecektir.

 

Bülten 2019-98 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-97 2019 Yılı Yeniden Değerleme Oranı %22,58 Olarak Belirlendi

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinin B fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun (TUİK) Üretici Fiyatları Genel Endeksinde (ÜFE) meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmi Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bunun yanı sıra 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 123. Maddesinin ikinci fıkrasında; Aynı Kanun’un 19, 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve mükerrer 121’inci maddelerinde yer alan maktu had ve tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı, bu şekilde hesaplanan maktu had ve tutarların %5’ini aşmayan kesirlerin dikkate alınmayacağı,  (700 Sayılı KHK’nın 45 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük:09.07.2018) Cumhurbaşkanı’nın bu surette tespit edilen had ve tutarları %50’sine kadar artırmaya veya indirmeye yetkili olduğu hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun hükümleri uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı 23/12/2019 tarih ve 30987 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 512 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeniden değerleme oranını % % 22,58 (YirmiİkiVirgülElliSekiz) olarak tespit etmiştir.

Cumhurbaşkanlığı’nca kendisine tanınan yetki çerçevesinde aksi yönde bir düzenleme yapılmadıkça, yeniden değerleme oranına bağlı olarak çeşitli vergi, harç ve cezalar 01 Ocak 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere % % 22,58 (YirmiİkiVirgülElliSekiz) oranında artırılarak uygulanacaktır.

Aynı zamanda 2019 yılına ait dördüncü geçici vergi dönemi için de geçerli olacak olan bu oran;

– VUK’ta yer alan fatura düzenleme sınırı ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları gibi had ve miktarlar,

– GVK’da yer alan gelir vergisi dilimleri,

– Konutların kiraya verilmesinde uygulanan istisna tutarı,

– Yemek yardımı istisnası,

– Maktu damga vergileri, harçlar,

– KDV iadelerine ilişkin asgari had ve tutarlar,

– Yıllık KDV iadeleri için geçerli asgari iade tutarları,

gibi 2020 yılında uygulanacak belli başlı had ve tutarların belirlenmesinde de geçerli olacaktır.

Diğer taraftan kendisine tanınan yetki çerçevesinde, motorlu taşıtlar vergisi yönünden yeniden değerleme oranı %12 olarak farklı belirlenmiş belirlenmiş olup bu husus bir sonraki Bültenimizde değerlendirilmiştir.

Bülten 2019-97 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-96 Alacak ve Borç Senetleri Reeskont İşlemlerinde Uygulanacak Faiz Oranı Yeniden Belirlendi

Bilindiği üzere 213 sayılı Kanunun 281’inci maddesinde; “Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi uygulanır.

Bankalar ve bankerler ile sigorta şirketleri alacaklarını ya Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile değerleme günü kıymetine irca ederler.” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanunun 285’inci maddesinde de “Borçlar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Vadesi gelmemiş olan senede bağlı borçlar değerleme günü kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde senette faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddinde bir faiz uygulanır.

Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri borçlarını, Cumhuriyet Merkez Bankasına resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddiyle, değerleme günü kıymetine irca ederler.

Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tâbi tutmak zorundadırlar.” hükmü bulunmaktadır.

Buna göre, 213 sayılı Kanun uyarınca vadesi gelmemiş olan alacak ve borç senetlerinin reeskonta tâbi tutulması mümkün olup, bir ödeme aracı olarak kullanılmakla beraber yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler çerçevesinde vergi uygulamaları bakımından vadeli çekler için de reeskont uygulamasından yararlanılması mümkündür.

Diğer taraftan 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile 21/12/2019 tarihinden geçerli olmak üzere, vadesine en çok 3 ay kalan senetler karşılığında yapılacak reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık %12,75; avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı ise yıllık %13,75 olarak yeniden belirlenmiştir.

Bu durumda, geçici vergi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde 21/12/2019 tarihinden itibaren reeskont hesaplanmasında uygulanacak faiz oranının yıllık %13,75 olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Değişiklik ve yürürlük tarihleri itibariyle Reeskont ve Avans İşlemlerinde Uygulanan T.C. Merkez Bankası Faiz Oranları tablosu aşağıdaki gibidir.

Yürürlük Tarihi Reeskont İşlemlerinde 
Uygulanan İskonto Oranı (%)
Avans İşlemlerinde 
Uygulanan Faiz Oranı (%)
01.01.1990 40 45
20.09.1990 43 48,25
23.11.1990 45 50,75
15.02.1991 48 54,50
27.01.1994 56 65
21.04.1994 79 98
12.07.1994 70 85
27.07.1994 63 75
01.10.1994 55 64
10.06.1995 52 60
01.08.1995 50 57
02.08.1997 67 80
30.12.1999 60 70
17.05.2002 55 64
14.06.2003 50 57
08.10.2003 43 48
15.06.2004 38 42
13.01.2005 32 35
25.05.2005 28 30
20.12.2005 23 25
20.12.2006 27 29
28.12.2007 25 27
09.04.2009 19 20
12.06.2009 18 19
22.12.2009 15 16
30.12.2010 14 15
29.12.2011 17 17,75
19.06.2012 16 16,50
20.12.2012 13,50 13,75
21.06.2013 9,50 11
27.12.2013 10,25 11,75
14.12.2014 9 10,50
31.12.2016 8,75 9,75
29.06.2018 18,50 19,50
11.10.2019 17,25 18,25
21.12.2019 12,75 13,75

Bülten 2019-96 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-95 Ticaret Sicil Yönetmeliğinde Değişiklikler Yapılmıştır

14 Şubat 2011 tarihinde yayımlanan ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, ticaret sicili ve tescile ilişkin genel hükümler içermekte olup, Kanun’un “Yönetmelik” başlıklı 26. Maddesinde Ticaret sicili müdürlüğünün kurulması, sicil defterlerinin tutulması, tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların, sicil müdürlerinin kararlarına karşı itiraz yollarının, sicil müdür ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak niteliklerin, disiplin işleri ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usullerin Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği hüküm atlına alınmıştır.

6102 sayılı Kanununun 26’ncı maddesine dayanılarak, ticaret sicili kayıtlarının tam ve sağlıklı tutulmasını ve emredici hukuk kuralları çerçevesinde kayıtların aleniyetinin ve üçüncü kişiler dahil tarafların hukuki güvenliğinin teminat altına alınmasını sağlamak amacıyla ticaret sicili müdürlüklerinin kurulmasına ve işleyişine, sicil defterlerinin tutulmasına, ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına, tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine, ticaret sicili müdürlüklerinin kararlarına karşı itiraz yollarına, ticaret sicili müdür ve müdür yardımcıları ile diğer personelde aranacak niteliklere ve disiplin işlerine ilişkin usul ve esaslar ile ticaret siciline ilişkin diğer hususları kapsar şekilde hazırlanan Ticaret Sicil Yönetmeliği yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve zaman zaman yapılan değişikliklerle uygulanagelmiştir.

Bahsi geçen 26. Maddede yer alan yetki gereğince, 1819 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 12 Aralık 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konu Yönetmelik ile Ana Yönetmelikte birçok maddede değişiklik yapılmış olup yapılan bu değişikliklerin uygulamada büyük farklılıklar yaratmamakla birlikte, ilgili mevzuattaki değişikliklere uyum sağlayıcı değişiklikler olduğu gözlemlenmiştir.

Bununla birlikte yapılan bu değişikliklere ilişkin öne çıkan hususlara, konu başlıkları itibariyle aşağıda değinilmiştir.

Noterde Gerçekleştirilen İşlemlere İlişkin Düzenlemelerde Değişiklikler Yapılmıştır

Ticaret sicil işlemlerinde esas alınacak imza beyanlarının noterlere onaylatıldıktan sonra ilgili ticaret sicil müdürlüğüne verilmesi gerekirken 10.03.2018 tarih ve 7099 sayılı Kanun’un 21. Maddesi ile 6102 sayılı Kanunu’nun 40. Maddesinde yapılan değişiklikle, imza beyanının artık sadece Ticaret Sicili Müdürlüğü’nde yetkilendirilmiş bir personelin huzurunda verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna uygun şekilde, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinde geçen “Noter huzurunda düzenlenmiş” ibaresi “Kanunun 40. maddesi uyarınca düzenlenmiş” ibaresi ile değiştirilmiştir.

Bunun yanı sıra anonim, kolektif ve komandit şirketlerin kurucu imzalı şirket sözleşmeleri için gerekli olan imza örnekleri, noter onaylı olarak ya da ilgili müdürlükte huzurda imza edilmek suretiyle de verilebilecektir.

Yine ilgili değişiklik kapsamında, tacirlerin kullanacakları ticaret unvanı ve unvan altına atacağı imza ile; tüzel kişi tacirlerin imzaya yetkili kimselerin imzalarının notere onaylatılması ve işbu onaylatılacak imzaların en az üç defa atılmış olması şartları kaldırılmıştır. Bunun yerine ticaret unvanının, bunun altına atılacak imzayı yahut tüzel kişi ise unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzalarının müdürlük huzurunda verilmesi yeterli görülmüştür.

Yine bu husustaki bir diğer değişiklik; Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 110. maddesinde düzenlenen ve kooperatiflere ilişkin tescil edilecek olgular arasında sıralanan “şirket sözleşmesindeki imzaların noter onay tarihi” ibaresi “şirket sözleşmesinin ortaklar tarafından müdürlükte imzalandığı tarih” olarak revize edilmiştir.

Farklı Ticaret Sicil Çevresine Taşınma İşlemlerinde Kolaylıklar Getirilmiştir

Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 111. Maddesinde bir ticari işletmenin veya ticaret şirketinin Türkiye’deki merkezinin başka bir sicil bölgesine taşınmasının tesciline ilişkin başvurularda, şirket sözleşmesinin değişikliğine ilişkin belgelere ek olarak müdürlükçe istenilecek belgeler sıralanmış olup buna göre daha önce buna ilişkin başvurularda, şirket sözleşmesinin değişikliğine ilişkin belgelere ek olarak önceki değişiklikleriyle beraber şirketin eski merkezinin olduğu müdürlükçe onaylı şirket sözleşmesinin bir örneği, eski merkezde yapılan en son tescilin yayımlandığı sicil gazetesi ve eski merkezdeki sicil kaydının örneğinin ibrazı gerekiyor iken yeni düzenlemeyle birlikte eski merkezdeki müdürlükten alınacak “sicil özeti” nin müdürlüğe verilmesi yeterli görülmüştür.

Benzer şekilde Yönetmeliğin 124. maddesi halihazırda (MERSİS) Merkezi Sicil Kayıt Sistemi’nde şube kayıtlarından merkez kayıtlarına, merkez kayıtlarından şube kayıtlarına erişim sağlandığında, müdürlüklerce birinci fıkra kapsamında ayrıca bir bildirim yapılmayacağı düzenlemesi bulunmaktayken yapılan yeni düzenleme ile merkez kayıtlarında meydana gelen değişikliklerin şube kayıtlarında da tescil edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

Geçici Konkordato Mühleti, Tescil Kapsamına Dahil Edilmiştir

Son dönemlerde gündemde olan konulardan bir tanesi de konkordato olup, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 138. maddesinde mahkemenin konkordato mühleti verildiğini ilgili müdürlüğe bildirmesi ve buna ilişkin kararı göndermesini müteakip ilgili müdürlüğün bu bildirim üzerine gecikmeksizin konkordato mühleti verilmesine ilişkin karan tescil edeceği hüküm altına alınmış, bu şekilde konkordato mühleti verilmesi halinde tescili zorunlu olgular maddede sıralanmıştır.

Bu defa maddede yapılan değişiklikle tescil edilecek unsurlar “geçici” ve “kesin” konkordato olarak nitelendirilerek yenilenmiş ve bu suretle geçici konkordato mühleti de tescil kapsamına dahil edilmiştir İlaveten konkordato talebinin reddinin yanı sıra tasdiki, tasdik talebinin reddi ve mühletinin uzatılması kararlarının da tescil olunacağı hüküm altına alınmıştır.

Yapılan Diğer Bir Kısım Değişikler

Türk Ticaret Kanunun mülga 349. maddesine uygun bir şekilde kurucular tarafından imzalanmış kurucular beyanının ibrazı bir anonim şirketin kuruluşunun tesciline ilişkin başvurular için aranan şartlar arasından çıkarılmıştır.

Yine değişiklik ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında, Rekabet Kurumunun gelirleri arasında yer alan ve yeni kurulacak olan anonim ve limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin ve sermaye artırımı halinde artan kısmın on binde dördü nispetinde yapılacak ödemelere ilişkin “banka dekontu” ibaresi, “ödemenin yapıldığını gösterir belge” ifadesiyle değiştirilmiştir. Bu suretle ödeme yönetimi genişletilmiş diğer bir ifadeyle ödemenin tevsiki genişletilmiştir.

Ana Yönetmelikte değişiklik yapan Yönetmelik metni ve buna ilişkin Cumhurbaşkanı kararı ektedir.

KARAR

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-94 7194 Sayılı Kanunda Yer Alan Diğer Bazı Düzenlemeler

Bir önceki bültenimizde de yer aldığı üzere; 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 7 Aralık 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Dört bölümden ve 53 maddeden oluşan Kanun yürürlüğe girmezden evvel, içeriğindeki hususlardan bir kısmına ilişkin değerlendirmelerimize 2019/85, 86, 87, 88, 89, 90 nolu Bültenlerimizde konu başlıkları itibariyle ayrı ayrı yer verilmiştir.

Nitekim;

– Kanun’un, binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmesine yönelik 13. ve 14. maddeleriyle ilgili değerlendirmelerimize 2019/85 sayılı Bültenimizde,

– Kanun’un, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesini yeniden düzenleyen, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasını sağlanmak üzere, 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınmasını amaçlayan 17. maddesine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/86 sayılı Bültenimizde,

– Kanun’un 15. maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesini yeniden düzenleyen ve gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesini zorunlu hale getiren düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerimize yine 2019/86 sayılı Bültenimizde,

– Kanun’un, izaha davet müessesesinde sürelerin ve tutarların artırılması, cezada indirim oranının artırılması, kanun yolundan vazgeçme müessesesi ihdas edilmesi, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerle ilgili yeni tedbirler alınması gibi 213 sayılı Vergi Usul Kanunda önemli değişikliklerin yapıldığı 24., 25., ve 26. maddelerine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/87 sayılı Bültenimizde,

– Kanun’un ilk yedi maddesi ile yeni ihdas edilen dijital hizmet vergisine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/88 sayılı Bültenimizde,

– Kanun’un 9. Maddesi ile yeni ihdas edilen konaklama vergisine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/89 sayılı Bültenimizde,

– Kanun’un 30 ila 37’inci maddeler ile yeni ihdas edilen değerli konut vergisine ilişkin değerlendirmelerimize 2019/90 sayılı Bültenimizde,

yer verilmiştir.

Bu bültenimizde ise 7194 sayılı Kanunda yer alan diğer bazı düzenlemelere yer verilmiş olup, buna ilişkin değerlendirmeler konu başlıkları itibariyle aşağıdaki gibidir;

  1. A) 193 Sayılı GVK’unda yapılan değişiklikle, belirli bir tutardaki taşıma bedeli gelir vergisinden istisna edilmiştir

 

7193 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle, 193 sayılı Kanunun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendinde yer alan “taşıma giderleri” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki parantez içi hüküm eklenmiştir;

 

“(İşverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük ulaşım bedelinin 10 Türk lirasını aşmaması ve buna ilişkin ödemenin toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının temini şeklinde yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması hâlinde aşan kısım ile hizmet erbabına ulaşım bedeli olarak nakden yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.)”

Bilindiği üzere, 193 sayılı GVK’nun 23. Maddesinin 10. fıkrası uyarınca, hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan taşıma giderleri gelir vergisinden istisnadır.

Yapılan bu değişiklikle, çalışanlara toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları temin edilerek günlük 10 TL’ye kadar verilmekte olan taşıma bedeli gelir vergisinden istisna edilmiş olup bu ad altında yapılan ödemelerin 10 TL’yi aşması durumunda ise aşan kısım kümülatif ücret matrahına eklenip tevkifata tabi tutulacaktır.

Bu düzenleme 01/01/2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  1. B) Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanma şartları yumuşatıldı

Hatırlanacağı 6824 Sayılı Kanun’un 4’üncü maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga mükerrer 121’inci maddesi başlığı ile yeniden düzenlenmiş ve 01/01/2018 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi getirilmişti. Akabinde 301 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile uygulamanın usul ve esaslarına ilişkin açıklamada bulunulmuştu. 7162 sayılı Kanun ile 01/01/2019 tarihinden itibaren vergiye uyumlu mükelleflerin vergi indiriminden yararlanabilmeleri için uymaları gereken eksik ödeme sınırı 10 TL’den 250 TL’ye yükseltilmişti.

Vergiye uyumlu mükelleflere sağlanan vergi indiriminden faydalanabilmenin şartlardan biri de, verilmesi gereken tüm vergi beyannamelerinin süresinde verilmiş olması ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmesi idi.

7193 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 121’inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentleri ile beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) olması,”

 

“3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla, (1) numaralı bent kapsamındaki vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenmiş olması (Ödemenin, ilgili mevzuatı gereği istenilen bilgi ve belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibraz edilmiş olması koşuluyla, vergi kanunları gereği doğan iade alacaklarından mahsuben yapılmış olması ve indirimden yararlanıldıktan sonra söz konusu iade alacağı tutarının mahsuben ödemesi talep edilen vergi borcu tutarının altına düşmesi hâlinde, eksik ödenmiş duruma gelen vergilerin mahsuben ödenmek istenilen tutarın %10’unu aşmaması kaydıyla, eksik ödenmiş vergiler dolayısıyla veya vergi kanunları gereğince, tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin, şartların sağlanamaması hâlinde kanunlarında belirlenen tecil süresinin sonunu takip eden onbeşinci günün bitimine kadar ödenmesi şartıyla, bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.), ayrıca, vergi aslı (vergi cezaları ile fer’i alacaklar dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,”

“Bu maddede geçen vergi beyannameleri ibaresi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri, geçici vergi beyannameleri, muhtasar, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi beyannamelerini; vergi ibaresi, anılan Bakanlığa bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri ifade eder.”

Kanun metninde de anlaşıldığı üzere, 7194 Sayılı Kanun ile yapılan bu değişiklikle, vergiye uyumlu mükellef uygulamasından faydalanma şartlarında mükellefler lehine olumlu düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre;

– Vergi beyannameleri ibaresi; yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri, geçici vergi beyannameleri, muhtasar, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile KDV ve ÖTV beyannameleri şeklinde genişletilerek yeniden sınırlandırılmıştır. Eskiden bu uygulamadan sadece gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri faydalanabilmekteyken yukarıda sayılan beyanname türleri uygulama kapsamında alınmış bu defa da veraset intikal vergisi veya damga vergisi beyannameler kapsam dışı tutulmuştur.

 

– Kapsama yeni alınan bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilere ilişkin ödeme koşulu da gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme süresine eşitlenmiştir. Buna uygun olarak zamanında verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin zamanında ödenmemesi halinde bu durum ihlal olmaktan çıkartılmış, “eksik ödemeler” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

Buna göre, 2019 yılı içerisinde başka bir vergi beyannamesini kanuni süresinde vermiş, ancak beyanname üzerinden tahakkuk eden verginin ödemesini süresinde yapmamış bir mükellef, indirimin hesaplanacağı 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesini vermeden önce söz konusu vergiyi ve gecikme zammını öderse, beyannameyi verdiği gün itibarıyla indirim hakkından da yararlanabilecektir.

– Bir diğer husus mahsuben yapılan ödemelerde, sonradan yapılan tespitlere istinaden ödemenin eksik yapıldığının anlaşılması durumunda, %10 hata payı verilmiş, bu şekilde %10 oranına kadar eksik ödeme yapıldığını tespit edilmiş olması durumunun indirimden faydalanılmasına engel teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenleme, 01/01/2020 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 07/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  1. C) Telif kazançlarına ilişkin istisna düzenlemesine kısıtlama getirildi

 

Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Serbest Meslek Kazançlarında (İstisnalar) başlıklı 18’nci maddesine göre; Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır. Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir. Yukarıda yazılı kazançların arızî olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez. Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94’üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

 

Diğer taraftan, yine 193 sayılı GVK’nun 94/2-a maddesi hükmü uyarınca bu kapsama giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17 oranında stopaj yapılmaktadır.

 

7193 sayılı Kanun’un 10. Maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 18’inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

 

“Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103’üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94’üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.”

 

Yapılan bu düzenlemeyle, 103. maddedeki gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (500 Bin TL’nin) üzerinde telif kazancı elde eden serbest meslek erbapları, 18’nci madde kapsamındaki bu istisnadan faydalanamayacaklar ve kazançlarının tamamı için beyanname vereceklerdir. Ancak yukarıda belirtilen ve %17 oranında tevkif suretiyle ödenen vergiler ise beyannamede üzerinden hesaplanan vergiden ayrıca mahsup edilecektir.

 

Bu düzenleme de 10/01/2020 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere 7/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  1. D) Karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini ödemekle yükümlü olanların ödemenin avukatın müvekkiline yapılması

 

7193 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun sayılı 94’üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

 

“9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.”

 

Buna göre, Kanun metninde anlaşılacağı üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödeyenler tarafından yapılan ödeme üzerinden tevkifat yapılacaktır.

 

Yapılan bu düzenleme de 7/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  1. E) Kambiyo işlemlerinde BSMV oranın artırılmıştır

 

7193 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle, 13/7/1956 tarih ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “binde biridir” ibaresi “binde ikisidir” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etmeye yetkilidir” ibaresi “kambiyo muamelelerinde on katına, vergiye tabi diğer muamelelerde ise kanuni seviyesine kadar artırmaya yetkilidir” şeklinde değiştirilmiştir.

 

Yapılan bu değişiklikle, kambiyo işlemlerinde banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) oranı binde 1’den binde 2’ye çıkartılmış, ayrıca bu oranı 10 katına kadar artırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmiştir.

 

Bu değişiklik 7/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  1. F) Sporcular ve hakemlere ödenen ücretlerin vergilendirilmesine yönelik olarak yapılan değişiklikler

 

7194 Sayılı Kanun ile;

 

– Spor hakemlerine ödenen ücretlere yönelik mevcut gelir vergisi istisnası daraltılmış,

 

– Sporcular tarafından spor faaliyetinin icrası karşılığı elde edilen ücretlerin belirli durumlarda yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi sağlanmış,

 

– Şehit yakınları ve gaziler ile başarılı sporculara yapılan yersiz ödemeler terkin edilmiş,

 

– Sporcu ve spor hakemlerine ödenen ücretlerin vergilendirilmesinde de etki edecek biçimde gelir vergisi tarifesine yeni dilim ve oran eklenmiş,

 

– Sporcuların ücretleri üzerinden kesilerek vergi dairesine ödenen gelir vergisinin spor kulüplerine iadesine yönelik uygulama yürürlükten kaldırılmış ancak, vergi iadesine yönelik işleyiş farklılaştırılmıştır.

 

Bunlara ilişkin değerlendirmeler aşağıdaki gibidir;

 

– Spor hakemlerine ödenen ücretlere yönelik mevcut gelir vergisi istisnası daraltılmıştır

 

Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) yürürlükteki 29’uncu maddesinin ilgili bölümü şu şekildedir.

 

Teşvik İkramiye ve Mükafatları

Madde 29

Teşvik gayesiyle verilen aşağıda yazılı ikramiye ve mükafatlar Gelir Vergisi’nden müstesnadır:

  1. ………………….
  2. …………………
  3. (2361 sayılı Kanunun 20’nci maddesiyle değişen bent) Spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler.”

 

7193 sayılı Kanun’un 29. Maddesiyle 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi; “4. Amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler (basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerinde görev alanlar hariç);” aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

Yapılan bu düzenlemeyle, amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretlere ilişkin istisna uygulanmasına devam edilmesine izin verilmiş ancak basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerinde görev hakemlere ödenen ücretlere ilişkin istisna ise kaldırılmıştır.

 

Kanun teklif aşamasında istisnanın tamamen kaldırılmasına yönelik olarak düzenleme öngörülmüşken, komisyon görüşmeleri sırasında amatör spor dallarının gelişimini teşvik etmeye yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulduğu ve bu bağlamda amatör spor dallarında görev alan hakemlere ödenen ücretlere yönelik istisna uygulamasının devam etmesinin faydalı olacağı gerekçesiyle verilen önergelerle madde bu halini almıştır.

 

– Sporcuların ücretleri üzerinden kesilerek vergi dairesine ödenen gelir vergisinin spor kulüplerine iadesine yönelik uygulama yürürlükten kaldırılmış ancak, vergi iadesine yönelik işleyiş farklılaştırılmıştır

 

Bilindiği üzere 3289 sayılı Kanunun Ek 12’nci maddesiyle, Türkiye’de faaliyette bulunan; Spor Genel Müdürlüğü veya Türkiye Futbol Federasyonuna tescil edilmiş olan ve Türkiye’de faaliyette bulunan spor kulüpleri ile Türkiye Futbol Federasyonu veya bağımsız spor federasyonlarına kayıt ve tescilini yaptıran sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketleri tarafından sporculara ödenen ücretlerden tevkif edilerek ilgili vergi dairesine yatırılan gelir vergisi tutarlarının, amatör spor dallarında kullanılmak üzere, 01.05.2018 tarihinden itibaren ilgili işverene red ve iade edilmesi sağlanmaktadır.

 

Bu uygulamaya ilişkin detayla 13.06.2018 tarih ve 30450 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sporcu Ücretlerinden Tevkif Yoluyla Alınan Gelir Vergisinin İadesi Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiş olup buna göre 01.05.2018 tarihinden itibaren ödenen ücretler üzerinden tevkif edilen vergilerin iadesi yapılmaktadır.

 

7193 sayılı Kanunun 40’ncı maddesiyle 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun Ek 12’nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Amatör sporun desteklenmesi

EK MADDE 12- Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de faaliyette bulunan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketleri tarafından sporculara ödenen ücretlerden tevkif edilerek ilgili vergi dairesine kanuni süresinde beyan edilen ve ödenen gelir vergisinden Gençlik ve Spor Bakanlığının talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanınca uygun görülen pay, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına açılacak özel hesaba Hazine ve Maliye Bakanlığınca aktarılır. Özel hesaba aktarılan tutarlar aşağıdaki harcamalar dışında kullanılamaz:

 

  1. a) Amatör spor dallarında sportif faaliyet gösteren sporculara, bunların çalıştırıcılarına ve diğer spor elemanlarına yapılan ücret ve ücret sayılan ödemeler (Her bir sporcu, çalıştırıcı ve diğer spor elemanları için yıllık olarak yapılacak ödeme, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü gelir diliminde yer alan ve ilgili yılda ücretler için geçerli olan tutarın üç katını aşamaz.),

 

  1. b) Bu fıkranın (a) bendi kapsamındaki sporcu, çalıştırıcılar ve diğer spor elemanlarının, sportif faaliyetlerine ilişkin iaşe, ibate, seyahat, sağlık, eğitim-öğretim harcamaları ile amatör spor dallarına ilişkin hazırlık kampları, müsabaka, malzeme ve ekipman, federasyon vize, lisans, tescil ve katılım harcamaları. Özel hesaptan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketlerine aktarılan tutarlar ile bu tutarlardan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider, indirim veya maliyet olarak dikkate alınamaz.

 

Özel hesaba aktarılan tutarların kullanılması ve denetlenmesi ile maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı müştereken yetkilidir.”

 

Söz konusu değişikliğe göre artık spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketleri tarafından sporculara ödenen ücretlerden tevkif edilerek muhtasar beyanname ile beyan edilen vergiler, ilgili işverenlerce açılan özel hesaplara iade edilmeyecek; bu vergilerden, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanı’nca uygun görülen pay, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına açılacak özel hesaba Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca aktarılacak ve maddede belirtilen amaçlar dahilinde kullanılmak üzere, özel hesaptan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketlerine aktarılacaktır. Bu tutarlar ile bu tutarlardan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider, indirim veya maliyet olarak dikkate alınmayacaktır.

 

Düzenleme 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

– Şehit yakınları ve gaziler ile başarılı sporculara yapılan yersiz ödemeler terkin edilmiştir

 

7193 sayılı Kanunun 48’inci maddesiyle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

 

“GEÇİCİ MADDE 79- 5434 sayılı Kanunun mülga 64 üncü maddesi, bu Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 2330 sayılı Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara, 1005 sayılı Kanun, 3713 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesine, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanuna ve 24/6/2008 tarihli ve 5774 sayılı Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanuna göre aylık bağlanmış olanların kendilerine veya bunlardan ölenlerin hak sahiplerine, bu kapsamda maddenin yürürlük tarihine kadar yapılan ve bu Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olduğu Kurumca tespit edilen fazla veya yersiz ödemelere ilişkin borç çıkarılmaz, çıkarılmış borçların ödenmemiş olan kısımları terkin edilir, maddenin yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar iade ve mahsup edilmez.

2330 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerine aykırı olacak şekilde ödenen ve bu Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olduğu Kurumca tespit edilen fazla veya yersiz olarak yapılan ödemeler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.”

 

– Sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatı ve yeni ücretlendirme sistemi hakkında

 

7193 sayılı Kanunun 21’inci maddesiyle 193 sayılı Kanunun geçici 72’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “31/12/2023” şeklinde, fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “% 15,” ibaresi “%20,” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(2) Bu ödemeler üzerinden 94 üncü madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz. Bu madde kapsamındaki gelirler toplamının, 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü diliminde yer alan tutarı aşması hâlinde, bu gelirler yıllık beyannameyle beyan edilir. Yıllık beyanname verilmesi durumunda, beyan edilen bu gelirler üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca vergi dairesine ödenmiş olması şartıyla, bu Kanuna göre kesilen vergiler mahsup edilir.”

 

Yapılan bu değişiklikle, 193 Gelir Vergisi Kanunun sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatı oranlarını belirleyen geçici 72’nci maddesinin uygulama süresi 31/12/2019 tarihinden 31/12/2023 tarihine uzatılmış ayrıca lig usulüne tabi spor dallarında en üst liglerdeki sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan tevkifat oranı %20 olarak değiştirilmiştir.

 

Maddenin “31/12/2019” ibaresini “31/12/2023” şeklinde değiştiren hükmü 7/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiş olup diğer hükümleri ise 01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere 7/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Yine 7193 sayılı Kanunun 22’inci maddesiyle 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 91- 1/1/2019-31/12/2019 tarihleri arasında elde edilen ücret gelirlerine, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 103 üncü maddede yapılan değişiklik öncesi tarife uygulanır.

Mükerrer 123 üncü maddeye bu maddeyi ihdas eden Kanunla eklenen 40/1 maddesi ile 68 inci maddede yer alan 5.500 Türk liralık kira tutarı hakkında, 2019 yılına ilişkin olarak 1/1/2020 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde yeniden değerleme yapılmaz.

Geçici 72 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde ve ikinci fıkrasında bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, 1/11/2019 tarihinden önce akdedilerek geçerlilik kazanmış sporcu sözleşmeleri kapsamında yapılan ücret ödemelerine uygulanmaz. Daha önceki sözleşmeler kapsamında yapılan ücret ödemeleri için geçici 72 nci maddenin değişiklik öncesi hükümleri uygulanır. 1/11/2019 tarihinden önceki sözleşmelere ilişkin olarak 1/11/2019 tarihinden sonra yapılan süre uzatımı ve ücreti etkileyen değişiklikler bu kapsamda değildir.”

 

Düzenleme yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Spora ve sporculara yönelik değişiklikler birlikte değerlendirildiğinde;

 

– Sporculara yönelik özel vergileme sisteminin uygulama süresi 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmıştır.

 

– Lig usulüne tabi spor dallarından en üst ligdeki müsabakalara katılan spor kulüpleri tarafından sporcularına yapılan ödemeler üzerinden yapılan vergi tevkifatı oranı %15’den %20’ye çıkarılmış, diğer alt ligler ve lig usulüne tabi olmayan spor dallarındaki sporculara yapılan ödemeler üzerindeki vergi tevkifat oranında herhangi bir değişik yapılmamıştır.

 

– Tüm sporcular için geçerli olmak üzere, “ücret ödemeleri üzerinden yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez.” uygulaması terk edilerek hükmü kaldırılarak, vergi tevkifatının nihai vergileme olmasından vazgeçilmiş, 193 sayılı GVK’nın 103’üncü maddesinde yapılan düzenlemelere göre, belirli tutarın üzerinde gelir elde eden sporcuların da yıllık beyanname vermeleri sağlanmıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-93 Tekrar Görüşülmek Üzere Meclise İade Edilen 7193 sayılı Kanun, 50. Maddesi Çıkartılarak, 7194 Kanun Numarası ile Aynen Yasalaştı

Hatırlanacağı üzere, 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 21.11.2019 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş olup söz konusu Kanun’un onaylanmasını müteakip Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmekteyken bahsi geçen Kanun, Cumhurbaşkanlığınca onaylanmayıp veto edilerek bir daha görüşülmek üzere Meclis’e iade edilmişti.

Nitekim 7193 sayılı Kanun ile, birçok Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapılarak bir nevi Kanun torba haline getirilmişti.

Bunlardan bir tanesi de; 7193 sayılı Kanun’un 50 Maddesi ile, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “üretim faaliyeti durdurulamaz ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımların gerçekleştirilmemesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmaması nedeniyle” ibaresi ve ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere yeni bir metin eklenmişti.

Bu defa 2 Aralık Pazartesi günü İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 7193 sayılı Kanun’u, bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca o gün TBMM’ye geri gönderdiği ifade edilerek, veto gerekçesinin yer aldığı uzun bir bilgilendirme metni yayımlanmıştı.

Açıklamada, söz konusu kanunun geri gönderilme gerekçesi olarak özetle; Kanunda diğer düzenlemelerin yanında, elektrik üretim işletmelerine çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları (bacalarına filtre takmaları) amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30.6.2022 tarihine kadar uzatılmasının öngörülmekte olduğu, oysa değişiklik öngörülen düzenlenin ilk olarak 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Kanun’da yer aldığı ve bunun için 31.12.2018 tarihine kadar süre verildiği, daha sonra da 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Kanunla bu sürenin 31.12.2019 olarak belirlendiği, böylece 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeleri (bacalarına filtre takmaları) için bu şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanındığı, verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu, bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunmasının da devletin başta gelen anayasal ödevi ve herkesin insani görevi olduğu, hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen incelenen 7193 sayılı Kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılmasının devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacağı, bu sebeple incelenen Kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görüldüğü, bu gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, 50’nci maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca geri gönderildiği açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.

Böylece 2 Aralık 2019 tarihinde TBMM Başkanlığına geri gelen Kanun, 3-4 Aralık 2019 tarihleri arasında hızlıca komisyonlarda görüşülmüş, 50. Maddesi tamamen iptal edilip takip eden maddeleri de birer madde geri kaydırılarak, 5 Aralık 2019 tarihinde 7194 Kanun numarası ile Meclis tarafından aynen kabul edilmiştir.

7 Aralık 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un tam metni ekteki gibidir.

Kanun yürürlüğe girmezden evvel içeriğindeki hususlardan bir kısmına ilişkin değerlendirmelerimize 2019/85, 86, 87, 88, 89 nolu Bültenlerimizde konu başlıkları itibariyle ayrı ayrı yer vermiştir.

Orada da değindiğimiz üzere, 7194 Sayılı Kanun’un dört bölümden ve 53 maddeden oluşmaktadır.

Kanun’un;

– İlk yedi maddesi ve ilk üç bölümünde yeni ihdas edilen dijital vergisi düzenlenmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 30 ila 37’inci maddeler ile (Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 42 ila 49’uncu maddelerle) değerli belirlenen tutarı aşan konutlardan alınmak üzere değerli konut vergisi ihdas edilmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 9. Madde ile, tıpkı dijital hizmet vergisi ve değerli konut vergisi gibi yeni ihdas edilen konaklama hizmeti ile bu hizmetle birlikte sunulan hizmetlerden alınmak üzere konaklama vergisine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş,

– Kanun’un 24, 25, 26 ve 26. Maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunda, izaha davet müessesesinde sürelerin ve tutarların artırılması, cezada indirim oranının artırılması, kanun yolundan vazgeçme müessesesi ihdas edilmesi, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerle ilgili yeni tedbirler alınması gibi önemli değişiklikler yapılmış,

– Kanun’un 17 Maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesi yeniden düzenlenerek, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasının sağlanması amacıyla, mevcut tarifenin ilk dört dilimi aynen korunmak suretiyle 500.000,00 TL’ye kadar gelir elde eden grupların vergi yüklerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınması amaçlanmış,

– Kanun’un 15. Maddesiyle yine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesi yeniden düzenlenerek, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesi zorunlu hale getirilmiş,

– Kanun’un 13. ve 14 maddeleriyle, binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmiştir.

Dikkat çekilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de, Kanun’un yürürlük maddeleri ile kanunların geriye yürümezliği ilkesinin epey zorlanmış olmadır.

Kanun’un 01/04/2020 veya 01/01/2020 tarihlerinde yahut yayımını takip eden üçüncü ayın sonunda yürürlüğe girecek maddeleri açısından bir sorun yaşanmayabilir. Fakat, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan gelir vergisi tarifesini (ücret geliri dışındaki gelirler için) %35’ten %40’a çıkaracak olan düzenleme, 01/01/2019 tarihinden beri elde edilegelmekte olan ve takip eden 2020 yılının Mart ayında beyan edilecek olan gelirler için de uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Oysa kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereği bu düzenlemenin 01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilmeye başlanacak olan gelirlere uygulanmak üzere girecek şekilde düzenlenmiş olsaydı bu ilke de zorlanmamış olurdu.

Bu tür durumlarda henüz tamamlanmamış bir olay sebebiyle gerçek manada geriye yürümezlik söz konusu olmadığı için Yasama yahut Yürütme, özellikle vergi alanında zaman zaman buna benzer düzenlemeler yapmakta, düzenlemeler dava konusu edildiği vakit kamu yararı gerekçe gösterilerek Yargının da Yasama ve Yürütmenin yanında yer aldığı görülmektedir.

Kanun’un bahsi geçen maddesinin bu haliyle, yani 01 Ocak 2019 tarihinden bu tarafa elde edilegelen gelirleri de kapsayacak şekilde, takvim yılının kapanmasına, vergilendirme döneminin tamamlanmasına, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesine sayılı günler kala yürürlüğe girmiş olması geriye yürümezlik ilkesini ciddi manada zorlamış olmaktadır. Bu durum vatandaşların, mükelleflerin Yasama organına olan güvenini de zedelemektedir. Nitekim vatandaşların mali sonuçları olan bir işlem tesis etmezden evvel mevcut mali düzenlemeleri esas alarak vergi planlaması yapması, iş ve işlemi yapıp yapmamaya, vergi doğuran olayı başlatıp başlatmamaya öyle karar vermesi doğal haklarıdır. Oysa takvim yılının, vergilendirme döneminin başında geçerli olan bir kural, dönemin kapanmasına sayılı günler kala mükellef aleyhine değiştirilmiş, mükelleflerin dönem başında mevcut hükümlere göre yapmış oldukları planları geçersiz kalmıştır.

Bu durumunda, bir yol daha kalmaktadır; o da kanunların geriye yürümezliği ilkesi gerekçe gösterilerek, mükelleflerin 2019 yılında elde edilmiş olan gelirlerinin beyanı esnasında ihtirazi kayıtla beyanname vererek, kendi beyanlarına dava açma hakları bulunmaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-92 Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefleri İçin Hasılat Esaslı Vergilendirme Yönteminin Usul ve Esaslarının Belirlenmesine Yönelik 309 Sıra Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere, (06.04.2018 T., 30388 s. R.G.) 7104 sayılı Kanun’un 12’nci maddesiyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun mülga 38 inci maddesi “Hasılat esaslı vergilendirme” başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiş, Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle ilk defa indirim müessesenin dışına çıkılarak İngiltere modeli yeni bir vergilendirme yöntemine geçiş imkanı getirilmişti.

Bu sistemde, Kararname ile belirlenecek olan sektörler ve mükellef grupları için indirim müessesesi devre dışı bırakılmış, İdare tarafından Kararname seçilecek olan sektörlerde faaliyet gösteren mükelleflerin gider ve maliyetleri için aldıkları belgelerde yer alan KDV’ler için 191  nolu hesabı çalıştırmadan, belgelerde yer  alan KDV dahil toplam tutarlarının diğer ilgili hesaplara alınarak bu tutarların gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınması, KDV dahil elde edilen hasılatın belirlenecek yüzdesinin ise direk, net, safi “Ödenecek KDV” olarak beyan edip ödenmesine imkan sağlanmıştı.

Bu şekilde belirlenecek mükelleflerin belge alma verme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik yapılmamış, sadece Ödenecek KDV’nin hesaplanmasında indirim müessesi devre dışı bırakılmış, Ödenecek KDV’nin, (Hesaplanan KDV dahil) elde edilen hasılatın belirli bir yüzdesi esas alınarak belirlenmesi yoluna gidilmişti.

Sistemde, gerek KDV mükellefleri gerekse tüketiciler açısından Ödenecek KDV ve fiyat mekanizmasında herhangi bir değişiklik oluşmamış, bu kapsama alınan mükelleflerin sattıkları mal ve hizmetin oranı neyse aynı oranlar üzerinden KDV hesaplamaları ve düzenledikleri belgelerde bu tutara ayrıca yer vermelerine devam edilmişti. Sistemin getirdiği tek değişiklik Ödenecek KDV’nin belirlenme yöntemi olmuştu.

KDV yönünden hasılat esaslı vergileme rejimine ilişkin düzenlemenin yürürlük tarihi 01.01.2019 olarak belirlenmiş olmakla birlikte bu konuda beklenen ilk Cumhurbaşkanı Kararı (06/02/2019 t. ve 718 s. Karar) 07/02/2019 tarih ve 30679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 2019/Mart başından itibaren yürürlüğe girmiş olan Kararda KDV yönünden hasılat esaslı vergilendirme yönetiminde belirlenen ilk sektör özel halk otobüsleri olmuştu.

Buna göre, faaliyet konusu sadece özel halk otobüsü işletmeciliği olan ve sadece akıllı kart ile yolcu bindiren mükelleflerin, eğer isterlerse adlarına düzenlenen belgelerde yer alan katma değer vergisini (İndirilecek KDV’yi) dikkate almaksızın, sadece elde ettikleri (Hesaplanan KDV dahil) toplam hasılatın %1,5’ini Ödenecek KDV olarak beyan edip ödemelerine imkan tanınmıştı.

Bu defa 19 Temmuz 2019 tarih ve 30836 sayılı I. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7186 Sayılı Torba)Kanun”’un 1’inci maddesiyle, katma değer vegisindeki uygulamaya paralel benzer bir düzenleme  kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi için de getirilmişti.

Getirilen bu yeni düzenleme ile; şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükelleflerden talepte bulunanların katma değer vergisinin yanı sıra gelir veya kurumlar vergisi yönünden  de hasılat esas vergilendirme yönteminden faydalanabilmelerine imkan tanınmıştır.

Buna göre bahsi geçen mükellef gurubunun söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının (KDV Kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler için hesapladıkları KDV dahil tutarın) %10’u bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak esas alabilmelerine imkan sağlanmış, vergiye tabi kazancın bu suretle tespitinde ilgili faaliyete ilişkin giderler dikkate alınmaksızın ve bu kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulanmaksızın bu oranın ner, saf kazanç olarak belirlenmesi hüküm altına alınmıştı.

Yasal düzenlemeye göre, kazançları bu şekilde tespit edilen mükellefler 2 yıl geçmedikçe bu usulden çıkılamayacaklardır. Bir takvim yılı içinde iki kez ceza kesilen mükellefler, cezanın kesildiği ve takip eden iki takvim yılına ait kazançları için bu hükümlerden yararlanamayacaklardır.

Bu hükümler gelir vergisi mükelleflerinin yanı sıra kurumlar vergisi mükellefleri hakkında da uygulanacak olup Cumhurbaşkanı yüzde 10 oranını iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, kanuni oranına getirmeye yetkilidir.

Bahsi geçen düzenlemere ilişkin değerlendirmelere 2019/10 , 2019/54 sayılı bültenlerimizde yer verilmişti.

Bu defa 03/12/2019 tarih 30967 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 309 Sıra Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile “Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti Uygulaması” açısından uygulamadan yararlanabilecek mükellefler ve faydalanma şartları, uygulamadan yararlanmaya ilişkin taleplerin değerlendirilmesi, bu kapsamdaki mükellefler için vergiye tabi kazancın hesaplanması uygulamaya ilişkin şartların kaybedilmesi ve uygulamadan çıkış koşulları, örnek uygulamalar eşliğinde detaylı şekilde açıklanmış olup Tebliğ metni aynen aşağıdaki gibidir.

 

 

3 Aralık 2019 SALI Resmî Gazete Sayı : 30967
TEBLİĞ

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 309)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Dayanak

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 113 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

(2) Bu Tebliğ, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin, söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri vergiye tabi kazançlarının 193 sayılı Kanunun 113 üncü maddesinde düzenlenen Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti yoluyla tespit edilmesine ilişkin açıklamaları kapsamaktadır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) 7186 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle yeniden düzenlenen Gelir Vergisi Kanununun 113 üncü maddesi aşağıdaki gibidir:

”Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti:

Madde 113 – Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükelleflerin talep etmeleri hâlinde söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının (25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler için hesapladıkları katma değer vergisi dâhil tutarın) %10’u bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak esas alınır. Vergiye tabi kazancın bu suretle tespitinde ilgili faaliyete ilişkin giderler dikkate alınmaz ve bu kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulanmaz.

Kazançları birinci fıkra kapsamında tespit edilenlerin;

  1. a) Bu faaliyetlerine ilişkin gider veya maliyetleri, vergiye tabi diğer kazanç veya iratlarının tespitinde dikkate alınmaz.
  2. b) Bu kazançları dışındaki beyana tabi diğer kazanç veya iratları hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
  3. c) İki yıl geçmedikçe bu usulden çıkmaları mümkün değildir.

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükümleri uyarınca bir takvim yılı içinde iki kez ceza kesilen mükellefler, cezanın kesildiği ve takip eden iki takvim yılına ait kazançları için bu madde hükümlerinden yararlanamaz.

Bu madde hükümleri kurumlar vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır.

Cumhurbaşkanı, birinci fıkrada yer alan oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, kanuni oranına getirmeye; Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

İKİNCİ BÖLÜM

Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti Uygulaması

Uygulamadan yararlanabilecek mükellefler ve faydalanma şartları

MADDE 3 – (1) Hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden gelir (kazançları basit usulde tespit edilenler dâhil) veya kurumlar vergisi mükelleflerinden bu hususta talepte bulunanlar yararlanabileceklerdir.

(2) Hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından faydalanılabilmesi için;

  1. a) Uygulamadan yararlanmak isteyen mükelleflerin şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunması,
  2. b) Bu faaliyetlerden kaynaklanan hasılatın tamamının elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde edilmesi,
  3. c) Gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine uygulamadan yararlanma hususunda yazılı olarak talepte bulunulması

şarttır. Bu bağlamda, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamının elektronik ücret toplama sistemi aracılığıyla elde edilmemesi durumunda, bu uygulamadan faydalanılamayacağı tabiidir.

Örnek 1: Bay (A), özel halk otobüsü ile şehir içi yolcu taşıma faaliyetinde bulunmaktadır. Bay (A), bu faaliyetinden kaynaklanan hasılatının bir kısmını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla, diğer kısmını ise yolculardan nakden tahsil etmektedir. Buna göre, şehir içi yolcu taşıma faaliyetinden kaynaklanan hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi aracılığı ile elde etmeyen Bay (A)’nın, bu faaliyetine ilişkin olarak hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından yararlanması mümkün değildir.

Uygulamadan yararlanmaya ilişkin talepte bulunulması ve bu taleplerin değerlendirilmesi

MADDE 4 – (1) Hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmek isteyen mükelleflerin, gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine bir dilekçe ile başvurarak bu usule geçme hususunda talepte bulunmaları gerekmektedir. Bu mükelleflerin, başvurularına ilişkin dilekçelerine uygulamadan yararlanma şartlarını sağladıklarına dair bilgi ve belgeleri eklemeleri gerekmektedir.

(2) Vergi dairelerince bu başvurular bir ay içerisinde incelenerek, şartları sağlayıp sağlamadıkları ve taleplerinin kabul edilip edilmediği hususu mükelleflere yazı ile bildirilecektir.

(3) Talepleri kabul edilen mükellefler, söz konusu bildirimin kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçeceklerdir. Aralık ayı içerisinde bu hususta başvuruda bulunan mükelleflerden şartları sağlayanlar için vergi dairelerince bir sonraki takvim yılı içerisinde kendilerine yazı ile bildirim yapılanlar, bildirimin yapıldığı takvim yılının başından itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçeceklerdir.

(4) Yeni işe başlayan mükelleflerden kazançlarını bu usule göre tespit etmek isteyenlerin, işe başlama bildirimiyle birlikte hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanmak istediklerini ayrı bir dilekçe ile belirtmeleri gerekmektedir. Bu mükellefler, söz konusu taleplerinin kabul edilmesi halinde işe başlama tarihinden itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından yararlanacaklardır.

Örnek 2: Ticari kazancı basit usulde tespit edilen Bayan (B), özel halk otobüsü ile şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunmakta ve hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi aracılığıyla elde etmektedir. Bayan (B), hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmek için 3/12/2019 tarihinde bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur. Vergi dairesince mükellefin başvurusu incelenerek, şartları taşıdığı tespit edilmiş ve hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçebileceği 19/12/2019 tarihinde kendisine bildirilmiştir. Buna göre, mükellef kendisine yapılan bildirim tarihini takip eden yılın başından, yani 1/1/2020 tarihinden itibaren bu faaliyetinden elde ettiği kazancını hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplayacaktır.

Vergiye tabi kazancın hesaplanması

MADDE 5 – (1) Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan ve bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde eden mükelleflerden başvuruları vergi dairesi tarafından kabul edilenler, söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının %10’unu bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç olarak beyan edeceklerdir.

Örnek 3: Şehir içi yolcu taşıma faaliyetine ilişkin kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen ve bu faaliyetine ilişkin hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi aracılığı ile elde eden Bay (C), 1/1/2020 tarihinden itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmiştir. Vergiye tabi başka bir faaliyeti bulunmayan mükellefin, 2020 takvim yılına ait gayrisafi hasılatı ve giderleri aşağıdaki gibidir.

Buna göre Bay (C), 2020 takvim yılına ilişkin olarak vereceği yıllık gelir vergisi beyannamesinde hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre elde ettiği gayrisafi hasılat tutarının %10’u olarak hesapladığı (90.000 * %10) = 9.000 TL’yi vergiye tabi ticari kazanç olarak beyan edecektir. Bay (C), 2020 takvim yılında hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne tabi olduğundan, şehir içi yolcu taşıma faaliyetine ilişkin bu dönemdeki giderlerini ticari kazancının ve gelir vergisi matrahının tespitinde dikkate alamayacaktır.

(2) Hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanan mükelleflerden 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilenler, hasılat esaslı kazancın tespitinde bu faaliyetlerine ilişkin hesapladıkları katma değer vergisi dâhil tutarı gayrisafi hasılat tutarı olarak dikkate alacaklardır.

Örnek 4: Münhasıran şehir içi yolcu taşıma faaliyeti ile iştigal eden ve bu faaliyetine ilişkin hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi ile elde eden (A) Ltd. Şti., bu faaliyetine ilişkin olarak 1/1/2020 tarihinden itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmiştir. Mükellef kurum, Ocak/2020 döneminden itibaren de Katma Değer Vergisi Kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilmekte olup, 2020 takvim yılında bu faaliyetine ilişkin hesapladığı katma değer vergisi dâhil gayrisafi hasılat tutarı ve giderleri aşağıdaki gibidir.

Buna göre; (A) Ltd. Şti. 2020 hesap dönemine ilişkin olarak vereceği kurumlar vergisi beyannamesinde hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre elde ettiği gayrisafi hasılat tutarının %10’u olarak hesapladığı (767.000 TL * %10) = 76.700 TL’yi vergiye tabi kurum kazancı olarak beyan edecektir.

(3) Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetine ilişkin vergiye tabi kazancın hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplanmasında, bu faaliyete ilişkin giderler dikkate alınmayacak ve bu usule göre tespit edilen kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulanmayacaktır.

Örnek 5: Şehir içi yolcu taşıma faaliyeti dolayısıyla adına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilen 28 yaşındaki Bay (Ç), bu faaliyetine 1/4/2020 tarihinde başlamış olup, vergi dairesine vermiş olduğu işe başlama bildirimi ekinde yer alan dilekçesinde hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanmak istediğini belirtmiştir. Bay (Ç), şehir içi yolcu taşıma faaliyetine ilişkin hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi aracılığıyla elde etmektedir. Bay (Ç), 5/7/2020 tarihinde bağlı bulunduğu vergi dairesine vermiş olduğu dilekçede, 1/7/2020 tarihinden itibaren konfeksiyon ürünlerinin perakende satışı faaliyetine de başladığını bildirmiştir. Bay (Ç)’nin 2020 takvim yılında söz konusu faaliyetlerinden elde ettiği gelirler ile maliyetlerine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Buna göre Bay (Ç)’nin;

  1. a) 1/4/2020-31/12/2020 tarihleri arasında şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinden hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplanan kazancı (300.000 TL*%10) = 30.000 TL’dir.
  2. b) 1/7/2020-31/12/2020 tarihleri arasında konfeksiyon ürünlerinin perakende satışı faaliyetine ilişkin kazancı (530.000 TL– 480.000 TL) = 50.000 TL’dir.

Bay (Ç)’nin, 2020 takvim yılına ilişkin vergiye tabi ticari kazancı toplamı (Konfeksiyon ürünlerinin satışından elde ettiği kazanç + hasılat esaslı kazanç)=(50.000 TL + 30.000 TL) = 80.000 TL olarak hesaplanacaktır.

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesinde düzenlenen genç girişimcilerde kazanç istisnasına ilişkin tüm şartları taşıyan Bay (Ç), 20/8/2020 tarihinde kamuya yararlı bir derneğe 5.000 TL tutarında nakdi bağış yapmıştır.

Buna göre Bay (Ç), sadece konfeksiyon ürünlerinin perakende satışından elde ettiği 50.000 TL için Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesinde düzenlenen genç girişimcilerde kazanç istisnasından yararlanabilecek, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinden hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplanan kazancı olan 30.000 TL, söz konusu istisnaya konu edilemeyecektir. Dolayısıyla Bay (Ç)’nin 2020 yılına ilişkin gelir vergisi matrahının tespitinde, konfeksiyon ürünlerinin perakende satışından elde ettiği kazancı genç girişimci kazanç istisnası tutarının altında kaldığından dikkate alınmayacak, sadece şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinden elde ettiği ticari kazancı dikkate alınacaktır.

Hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinden hesaplanan kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulanamayacağından ve Bay (Ç)’nin konfeksiyon ürünlerinin perakende satışından elde ettiği kazancının tamamı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesinde düzenlenen genç girişimcilerde kazanç istisnasına konu edildiğinden, beyana tabi başkaca geliri bulunmayan Bay (Ç)’nin, kamuya yararlı derneğe yapmış olduğu nakdi bağışı beyanname üzerinde indirim konusu yapması mümkün değildir.

(4) Hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçen mükelleflerin şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetleri yanında vergiye tabi başkaca faaliyetlerinin veya kazanç ya da iratlarının bulunması halinde, şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetlerine ilişkin gider veya maliyetlerini, vergiye tabi diğer kazanç veya iratlarının tespitinde dikkate almaları mümkün değildir. Bu mükellefler, diğer faaliyetlerinden dolayı elde ettikleri kazanç veya iratları nedeniyle 193 sayılı Kanunun 113 üncü maddesi hükmünden de faydalanamayacaklardır.

(5) Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyeti ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler, bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan maliyetlerin toplam maliyetler içindeki oranı dikkate alınarak dağıtılacaktır. Bu dağıtım sonucunda müşterek genel giderlerden şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetine düşen pay, diğer faaliyetlere ilişkin vergiye tabi kazancın ve gelir ya da kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Örnek 6: (B) A.Ş., şehir içi yolcu taşıma faaliyetinin yanında otel işletmeciliği faaliyetinde de bulunmaktadır. Şehir içi yolcu taşıma faaliyeti kapsamında hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi ile elde eden (B) A.Ş., 1/1/2020 tarihinden itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmiştir. (B) A.Ş.’nin 2020 yılında söz konusu faaliyetlerine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

(B) A.Ş., şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyeti ile bu kapsama girmeyen işleri birlikte yaptığı için şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetine ilişkin gider veya maliyetini ve müşterek giderlerden şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetine düşen payı vergiye tabi diğer kazanç veya iratlarının tespitinde dikkate almayacak ve hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre tespit edilen kazanca herhangi bir indirim veya istisna uygulamayacaktır.

Buna göre; (B) A.Ş.’nin;

  1. a) 2020 yılında otel işletmeciliği faaliyetine ilişkin;

– hasılat toplamı 750.000 TL,

– müşterek genel giderlerden otel işletmeciliği faaliyetine düşen pay tutarı, [50.000 TL * (580.000 TL / (420.000 TL + 580.000 TL))]= 29.000 TL dâhil maliyet toplamı, (580.000 TL + 29.000 TL) = 609.000 TL ve

  1. b) 2020 yılında şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinden hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplanan kazancı (500.000 TL * %10) = 50.000 TL’dir.

(B) A.Ş.’nin, 2020 hesap dönemine ilişkin kurum kazancı (hasılat toplamı– maliyet toplamı) + hasılat esaslı kazanç = [(750.000 TL– 609.000 TL) + 50.000 TL] = 191.000 TL olarak hesaplanacaktır.

Müşterek genel giderlerden şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetine düşen [50.000 TL * (420.000 TL / (420.000 TL + 580.000 TL))] = 21.000 TL pay tutarının kurum kazancının ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınması mümkün değildir.

Mükellefin hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplanan kazancına herhangi bir indirim ve istisna uygulanmayacak ve bu tutar kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından beyanname üzerinde indirilebilecek tutarların hesabında da dikkate alınmayacaktır.

(6) Hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçen ve şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetleri yanında vergiye tabi başkaca faaliyetleri de bulunan mükelleflerce, söz konusu uygulama kapsamında bulunan ve bulunmayan faaliyetlerine ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi, uygulama kapsamındaki faaliyete ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtlarının da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

Uygulamadan çıkış

MADDE 6 – (1) Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetine ilişkin kazançları hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne göre hesaplanan mükellefler, bu usule geçtikleri tarihten itibaren iki yıl geçmeden bu usulden çıkamayacaklardır.

(2) Bu usulden çıkmak isteyen mükellefler, iki yıllık sürenin tamamlanması kaydıyla, gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine verecekleri dilekçelerine istinaden, takip eden yılın başından itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden çıkabileceklerdir.

Örnek 7: Şehir içi yolcu taşıma faaliyetine ilişkin hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi aracılığı ile elde eden Bay (D), 1/1/2020 tarihi itibariyle hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmiştir. Buna göre; Bay (D) 1/1/2022 tarihinden önce söz konusu usulden çıkamayacaktır.

Bay (D), 15/7/2022 tarihinde bağlı bulunduğu vergi dairesine verdiği dilekçede takip eden yılın başından itibaren bu usulden çıkmak istediğini belirtmiştir. Buna göre Bay (D), 1/1/2023 tarihinden itibaren vergiye tabi kazancının tespitinde hasılat esaslı kazanç tespiti usulünü uygulamayacaktır.

Uygulamaya ilişkin şartların kaybedilmesi

MADDE 7 – (1) Hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından yararlanan mükellefler hakkında, bu uygulamadan yararlandıkları dönemlerle sınırlı olmak üzere, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca bir takvim yılı içerisinde iki kez ceza kesilmesi halinde, bu mükellefler cezanın kesildiği ve takip eden iki takvim yılı boyunca bu uygulamadan yararlanamazlar. Söz konusu mükellefler anılan fıkralar uyarınca ikinci cezanın kesildiği takvim yılının başından itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından çıkarlar.

Örnek 8: Şehir içi yolcu taşıma faaliyeti ile iştigal eden ve hasılatının tamamını elektronik ücret toplama sistemi ile elde eden (C) Ltd. Şti., 1/1/2020 tarihinden itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçmiştir. (C) Ltd. Şti.’ye bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından 25/10/2019, 2/1/2020 ve 5/2/2020 tarihlerinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Buna göre, uygulamadan yararlanılmaya başlanılan takvim yılından önce kesilen söz konusu ceza, (C) Ltd. Şti.’nin bu uygulamadan yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.

Öte yandan, (C) Ltd. Şti. hakkında hasılat esaslı kazanç tespiti usulüne geçtiği 1/1/2020 tarihinden sonra, bir takvim yılı içerisinde Vergi Usul Kanununun 353 üncü maddesinin birinci veya ikinci fıkraları uyarınca iki kez özel usulsüzlük cezası kesilmesi nedeniyle mükellef kurum, 1/1/2020 tarihinden itibaren hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından faydalanamayacak olup, cezaların kesildiği yılı takip eden iki takvim yılı boyunca da bu uygulamadan yararlanamayacaktır.

(2) Hasılat esaslı kazanç tespiti uygulamasından yararlanan mükelleflerin bu faaliyete ilişkin hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla elde etmemeleri halinde, bu mükellefler söz konusu durumların gerçekleştiği yılın başından itibaren bu uygulamadan çıkarlar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Son Hükümler

Yürürlük

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-91 7193 sayılı Kanun Tekrar Görüşülmek Üzere Meclise İade Edildi

7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 21.11.2019 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş olup söz konusu Kanun’un Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasını müteakip Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmekteydi. Ancak bahsi geçen 7193 sayılı Cumhurbaşkanlığınca, bir daha görüşülmek üzere Meclis’e iade edildi.

Kanun yürürlüğe girmezden evvel içeriğindeki hususlardan bir kısmına ilişkin değerlendirmelerimize 2019/85, 86, 87, 88, 89 nolu Bültenlerimizde konu başlıkları itibariyle ayrı ayrı yer vermiştir.

Orada da değindiğimiz üzere, 7193 Sayılı Kanun’un dört bölümden ve 54 maddeden oluşmaktaydı. Kanun’un;

– İlk yedi maddesi ve ilk üç bölümünde yeni ihdas edilen dijital vergisi düzenlenmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 30 ila 37’inci maddeler ile (Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 42 ila 49’uncu maddelerle) değerli belirlenen tutarı aşan konutlardan alınmak üzere değerli konut vergisi ihdas edilmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 9. Madde ile, tıpkı dijital hizmet vergisi ve değerli konut vergisi gibi yeni ihdas edilen konaklama hizmeti ile bu hizmetle birlikte sunulan hizmetlerden alınmak üzere konaklama vergisine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş,

– Kanun’un 24, 25, 26 ve 26. Maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunda, izaha davet müessesesinde sürelerin ve tutarların artırılması, cezada indirim oranının artırılması, kanun yolundan vazgeçme müessesesi ihdas edilmesi, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerle ilgili yeni tedbirler alınması gibi önemli değişiklikler yapılmış,

– Kanun’un 17 Maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesi yeniden düzenlenerek, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasının sağlanması amacıyla, mevcut tarifenin ilk dört dilimi aynen korunmak suretiyle 500.000,00 TL’ye kadar gelir elde eden grupların vergi yüklerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınması amaçlanmış,

– Kanun’un 15. Maddesiyle yine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesi yeniden düzenlenerek, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesi zorunlu hale getirilmiş,

– Kanun’un 13. ve 14 maddeleriyle, binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmişti.

Bunun yanı sıra Kanun’un diğer maddeleriyle de başka Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde bir çok değişiklikler yapılarak bir nevi kanun torba haline getirilmişti.

Nitekim 7193 sayılı Kanun’un 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “üretim faaliyeti durdurulamaz ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımların gerçekleştirilmemesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmaması nedeniyle” ibaresi ve ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“Ancak çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımlara dair yapım sözleşmesi ile iş termin planını 30/06/2020 tarihine kadar Bakanlığa sunmayan üretim tesisleri bu haklardan yararlanamaz. İş termin planı sunulan üretim tesisleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu iş termin planına uyum açısından 01/07/2020 tarihinden itibaren dört ayda bir denetlenir. Yapılan her bir denetimde bu iş termin planına uygun olmadığı tespit edilen tesislere 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 20’nci maddesinde yer alan ilgili idari para cezaları yirmi kat artırılarak uygulanır. İş termin planındaki herhangi bir işin yapımının belirtildiği süreye göre bir yıl geciktiğinin tespiti halinde üretim tesisinin faaliyeti durdurulur. Bu madde kapsamında verilen idari para cezalarına karşı dava açılması cezanın tahsil işlemlerini durdurmaz.”

Bu defa 2 Aralık Pazartesi günü İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 7193 sayılı Kanun’u, bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca o gün TBMM’ye geri gönderdiği ifade edildi.

Açıklamada, söz konusu kanunun geri gönderilme gerekçesi olarak, şunlar kaydedildi.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 21.11.2019 tarihinde kabul edilen, 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ incelenmiştir.

Bu kanunda, diğer düzenlemelerin yanında, Elektrik Üretim Anonim Şirketi veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretim tesislerine, bunlardan özelleştirilenlere ve daha sonra özelleştirilecek olanlara, çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30.6.2022 tarihine kadar uzatılması öngörülmektedir.

Değişiklik öngörülen düzenleme ilk olarak 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 8’inci maddesinde yer almıştır. Maddede belirtilen şirketlere çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süre verilerek, bu sürenin üç yıla kadar uzatılabileceği yönünde Bakanlar Kuruluna yetki tanınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 22.5.2014 tarihli ve E.2013/65, K.2014/93 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin iptal edilmesi üzerine 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Kanunun 25’inci maddesiyle geçici 8’inci madde yeniden düzenlenmiş ve bu defa şirketlere tanınan süre 31.12.2019 olarak belirlenmiştir.

Enerji ihtiyacının sürekli olduğu ve artarak devam ettiği, enerjinin ve dolayısıyla enerji sektörünün ülkemizin hedefleri ve gelişimi için hayati önem arz ettiği hususları göz önüne alındığında, elektrik üretim tesislerinin varlığının korunmasının ve desteklenmesinin devletin temel politikalarından biri olması gerektiği şüphesizdir. Nitekim 6446 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanınması da bu yaklaşımın bir tezahürüdür. Verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu açıktır.

Bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin başta gelen anayasal ödevi ve herkesin insani görevidir. Nitekim Anayasa’nın 56’ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hususu da hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi gerekli mevzuatın yürürlüğe konması ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir.

 

Vatandaşlar ise bu mevzuatın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sorumludur. Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir. Günümüz şartlarında çevre kirliliğine yol açmadan, özellikle hava, su ve toprak kalitesini bozmadan da enerji üretiminin gerçekleştirilmesi mümkündür. Hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen incelenen kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılması devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacaktır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı hem vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Bu sebeple, incelenen Kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’, 50’nci maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.”

7193 Sayılı Kanun’da, birden çok kanun ve hükmünde kararnamede değişiklik yapılmış olmakla birlikte, ilgili mevzuat gereği, kanunun sadece bir maddesinin veto edilmesi diğer maddelerinin ise yayımlanarak yürürlüğe girme imkanı bulunmamaktadır. O sebeple Kanun kül halinde veto edilmiş ve yeniden görüşülmek üzere Meclise iade edilmiştir.

Asıl değinilmesi gereken konu; Kanun’un 01/04/2020 yahut 01/01/2020 tarihlerinde yahut yayımından üç ay sonra yürürlüğe girecek maddeleri açısından bir sorun yaşanmayabilir. Fakat, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan gelir vergisi tarifesini (ücret geliri dışındaki gelirler için) %35’ten %40’a çıkaracak olan düzenleme, 01/01/2019 tarihinden beri elde edilegelmekte olan ve takip eden 2020 yılının Mart ayında beyan edilecek olan gelirler için de uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecekti. Oysa kanunların geriye yürümezliği ilkesi geresi bu düzenlemenin 01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilmeye başlanacak olan gelirlere uygulanmak üzere girecek şekilde düzenlenmiş olsaydı bu ilke de zorlanmamış olurdu. Bu tür durumlarda henüz tamamlanmamış bir olay sebebiyle gerçek manada geriye yürümezlik söz konusu olmadığı için Yasama yahut Yürütme özellikle vergi alanında zaman zaman buna benzer düzenlemeler yapmakta, düzenlemeler dava konusu edildiği vakit kamu yararı gerekçe gösterilerek Yargının da Yasama ve Yürütmenin yanında yer aldığı görülmektedir.

 

Eğer veto edilen Kanun 01/01/2020 tarihinden önce tekrar görüşülüp kabul edilip yayımlanarak yürürlüğe girecek olursa bu durumda çok bir şey değişmemiş olacaktır.  Ancak Kanun’un 31.12.2019 tarihine kadar yayımlanması sağlanamaz ise bahsi geçen düzenleme ciddi tartışmaları beraberinde getirecektir. Muhtemelen Kanunun bu tarihe yetişmemesi durumunda bazı maddelerinin yürürlük tarihlerinin de yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.

 

İlk ihtimalin gerçekleşmesi durumunda, yani Kanun’un bu haliyle yani 01 Ocak 2019 tarihinden bu tarafa elde edilegelen gelirleri de kapsayacak şekilde yıl sonundan önce yayımlanması durumunda, kanunların geriye yürümezliği ilkesi gerekçe gösterilerek, mükelleflerin 2019 yılında elde edilmiş olan gelirlerinin beyanı esnasında ihtirazi kayıtla beyanname vererek, kendi beyanlarına dava açma hakları bulunmaktadır.

Bülten 2019-91 Eki 7194 Sayılı Kanun Metni


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”