Bülten: 2022/37 Bazı ÖTV Tutar ve Oranlarında Değişiklikler Yapıldı

19 Nisan 2022 tarihli ve 31814 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5429, 5430 ve 5431 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları ile fermente edilmiş diğer içeceklerde asgari maktu vergi tutarında, bazı tütün mamullerinin ÖTV oranında ve cep telefonlarının ÖTV oranlarına esas ÖTV matrahlarında değişiklikler yapılmıştır.

  1. Fermente edilmiş diğer içeceklerde asgari maktu vergi tutarı

5429 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (III) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan 2206.00 G.T.İ.P. numaralı malların asgari maktu ÖTV tutarı aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.

G.T.İ.P No Mal İsmi Eski tutar Yeni tutar
2206.00 Fermente edilmiş diğer içecekler (elma şarabı, armut şarabı, bal şarabı, sake gibi), tarifenin başka yerinde belirtilmeyen veya yer almayan fermente edilmiş içeceklerin karışımları ve fermente edilmiş içeceklerle alkolsüz içeceklerin karışımları 17,3457 29,5849

 

  1. Bazı tütün mamullerinde ÖTV oranı

19/04/2022 Tarihli ve 5430 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (III) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan 2403.19.10.00.19 ve 2403.19.90.00.19 G.T.İ.P. numaralı bazı tütün mamüllerine uygulanan ÖTV oranı aşağıdaki gibi yeniden belirlenmiştir.

G.T.İ.P No Mal İsmi Eski Vergi Oranı (%) Yeni Vergi Oranı (%) Asgari Maktu Vergi Tutarı (TL) Maktu Vergi Tutarı (TL)
2403.19.10.00.19 Diğerleri (Net muhtevası 500 gr.ı geçmeyen ambalajlarda olanlar) 40 55 0,0921 0,8370
2403.19.90.00.19 Diğerleri (Net muhtevası 500 gr.ı geçen ambalajlarda olanlar) 40 55 0,0921 0,8370

 

  1. Cep telefonlarının ÖTV oranlarına esas ÖTV matrahları

19/04/2022 Tarihli ve 5431 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede yer alan cep telefonlarının ÖTV oranlarına esas ÖTV matrahları aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.

G.T.İ.P No Mal İsmi Vergi Oranı (%)
8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları 25
Özel tüketim vergisi matrahı 1.500 TL’yi aşmayanlar (Eski düzenleme 640 TL’yi aşmayanlar) 40
Özel tüketim vergisi matrahı 1.500 TL‘yi aşıp, 3.000 TL‘yi aşmayanlar (Eski düzenleme 640 TL’yi aşıp, 1.500 TL’yi aşmayanlar) 50
Diğerleri  

 

Yapılan değişiklikler söz konusu malların 19 Nisan 2022 tarihinden itibaren ithalatında veya tesliminde geçerli olacak şekilde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Kararlar ektedir.

Bülten 2022- 37 Eki 4530 sayılı karar

Bülten 2022- 37 Eki 4529 sayılı karar

Bülten 2022- 37 Eki 4531 sayılı karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/36 Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:41) Yayımlandı

21 Nisan 2022 tarihli ve 31816 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:41)” Tebliğ ile;

– İmalatçılar tarafından yapılan mal ihracında ihracat bedeline göre iade alınabilmesine imkan sağlanmış,

– İsteğe bağlı tam tevkifat uygulaması getirilmiş,

– Demir çelik ürünlerinin teslimi KDV tevkifatı kapsamına alınmış,

– Konut ve arsa teslimlerindeki KDV oran uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmiş,

– Konut teslimlerinde KDV oranının tespitinde esas alınan “Net Alan” ibaresi yeniden tanımlanmış,

– Perakende teslimin tanımı yeniden yapılmış,

– İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin özel matrah uygulayarak yaptıkları araç teslimlerindeki KDV oranına ilişkin açıklamalara yer verilmiş,

– KDV indirimleri sonrasında yeni oranlar tebliğ metnine eklenmiştir.

Yapılan bu düzenleme ve değişikliklere ilişkin açıklama ve değerlendirmeler konu başlıkları itibariyle aşağıdaki gibidir;

1) İmalatçılar tarafından yapılan mal ihracında ihracat bedeline göre iade alınabilmesi imkanı getirildi

Yapılan değişiklikle, imalatçılar tarafından yapılan mal ihracatında ihracat bedeline göre iade alma müessesi seçimlik hak olarak getirilmiştir.

Buna göre, sektör ayrımı yapılmaksızın imal ettikleri malları doğrudan ihraç eden imalatçılar, ihracat teslimlerine ilişkin olarak yüklendikleri KDV tutarına bakılmaksızın ihracat bedelinin %10’una kadar olan kısmı, devreden KDV tutarı ile sınırlı olarak iade talep edebileceklerdir.

İmalatçıların bu bölüm kapsamındaki 10.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilecektir. Süresinde düzenlenmiş YMM Tam Tasdik Sözleşmesi bulunan mükellefler için bu sınır 100.000 TL olarak uygulanacaktır.

Düzenlemeden faydalanma zorunluluğu bulunmamakta olup dileyen mükellefler bu uygulama ile %10 iade talebinde bulunabilecek, yahut yüklenilen KDV hesaplayarak KDV beyanında 301 koduyla iade talebinde bulunabileceklerdir.

Örneğin, ihracat istisnası: 100.000 TL, yüklenilen KDV tutarı: 8.000 TL olan bir firma, düzenleme ile 100.000 x %10 = 10.000 TL KDV iadesi talep edilebilecektir.

Ayrıca, bu kapsamda iade talep eden imalatçıların, aynı ihracat teslimi ile ilgili olarak iadesini alamadığı tutar için ayrıca yüklenilen KDV tutarına göre iade talep etmeleri mümkün değildir. Bu durumda iade/istisna oranı %10’u geçen mükellefler bu düzenlemeyi seçmeleri durumunda %10’u aşan iade tutarlarından vazgeçmiş olacaklardır. Örneğin, ihracat istisnası: 100.000 TL, yüklenilen KDV tutarı: 15.000 TL olan bir mükellef 100.000x%10= 10.000 TL tutarında KDV iadesi talep etmesi durumunda iade talep ettiği tutar ile yüklenilen KDV tutarı arasında 5.000 TL’nin iadesi talep etmekten vaçgeçmiş olacaktır.

İmalatçıların doğrudan ihraç ettikleri malların bünyesinde yurtiçi veya yurt dışından KDV ödemeksizin temin ettiği malların bulunması halinde, ihracat bedeline ilişkin iadenin hesabında, ihracat bedelinden bu şekilde temin edilen malların bedeli düşülecektir. İade edilecek KDV kalan tutar dikkate alınarak belirlenecektir.

Diğer taraftan, bir dönem bu uygulamadan yararlanan mükellefler diğer dönemlerde yüklenilen KDV’nin iadesi uygulamasından faydalanabileceklerdir.

İmalatçıların mal ihracatından kaynaklanan bu kapsamda yapacakları iade taleplerinde, diğer belgelerin yanı sıra, ihracatın beyan edildiği dönemden önceki son 24 döneme ilişkin indirilecek KDV listesi talep edilecektir. Ancak aynı dönemleri kapsayan indirilecek KDV listesinin bir defa verilmesi yeterli olacaktır. Önceki dönemlerin herhangi birisinde ödenecek KDV beyan edilmesi durumunda, ödenecek KDV beyan edilen dönemden sonraki dönemlere ilişkin indirilecek KDV listesi verilmesi yeterli sayılmaktadır.

Söz konusu düzenleme 1 Mayıs 2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

2) İsteğe bağlı tam tevkifat uygulaması

Bilindiği üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığı vergi alacağını güvence altına almak amacıyla gerekli gördüğü hallerde işlemlere taraf olanları verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten mükellefle birlikte sorumlu tutabilmektedir.

Mevcut düzenlemeye göre Hazine ve Maliye Bakanlığınca tevkifat uygulaması kapsamına alınan işlemlerde alıcılar tarafından tevkifat yapılması ihtiyari olmayıp zorunludur.

41 Seri nolu Tebliğ ile yapılan değişiklikle isteğe bağlı tam tevkifat uygulaması getirilmiştir.

Buna göre, mükellefler, yazılı bir sözleşme düzenleyerek bir yıl süreyle anlaştıkları satıcı mükelleflerden, kısmi tevkifat uygulanacak hizmetler ile kısmi tevkifat uygulanacak teslimlere (2.1.3.2.13. Diğer Hizmetler ve 2.1.3.3.7. Diğer Teslimler hariç) ilişkin alımlarında tevkifat sorumluluklarının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, hesaplanan KDV’nin tamamını sorumlu sıfatıyla beyan edip ödeyebileceklerdir.

Bir yıllık sürenin bitimini izleyen yıllarda uygulamaya devam edilmesinin istenmesi halinde sözleşmenin aynı süreyle yenilenmesi gerekecek olup ir yıllık süre dolmadan söz konusu uygulamadan vazgeçilmesi mümkün olmayacaktır.

Alıcı mükelleflerin, söz konusu sözleşmelerin bir örneği ile bu kapsamda işlem yapacak satıcı mükelleflerin bilgilerini, (adı soyadı/unvanı, vergi dairesi, vergi kimlik numarası, sözleşme uygulama dönemi), işleme ilişkin KDV beyannamesinin verilmesinden önce liste halinde bağlı oldukları vergi dairesine vermeleri gerekmekte olup sözleşmelerin feshedilmesi, tadili vb. durumlarında da KDV beyannamesinin verilmesinden önce bağlı oldukları vergi dairesine işleme ilişkin bildirimde bulunulması gerekmektedir.

İsteğe bağlı tam tevkifat uygulaması kapsamında alıcı tarafından tevkifata tabi tutulan KDV, 2 No.lu KDV Beyannamesinin “Vergi Bildirimi” kulakçığının, “İsteğe Bağlı Tam Tevkifat Uygulanan İşlemlere Ait Bildirim” tablosunda beyan edilecektir. Tablonun “İşlem Türü” alanı, bu alana ilişkin işlem türü listesinden seçim yapılmak suretiyle doldurulacaktır. “Matrah” alanına, işlemin KDV hariç bedeli, “Oran” alanına işlemin tabi olduğu KDV oranı girilecektir. Alıcı tarafından tevkif edilen KDV tutarını gösteren “Vergi” alanı, e-beyanname programı tarafından hesaplanacaktır.

İsteğe bağlı tam tevkifat uygulaması kapsamındaki işlemleri yapan satıcı mükellefler ilgili döneme ait 1 No.lu KDV Beyannamesinin iki ayrı bölümüne kayıt yapacaklardır. Birinci kayıt, “Matrah” kulakçığında “İsteğe Bağlı Tam Tevkifat Uygulanan İşlemler” tablosuna; ikinci kayıt “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “İsteğe Bağlı Tam Tevkifat Kapsamına Giren İşlemler” tablosuna yapılacaktır.

İsteğe bağlı tam tevkifata tabi tutulan KDV ile sınırlı olmak üzere satıcılar KDV iadesi talep edebileceklerdir. Bu uygulamadan kaynaklanan KDV iade talepleri, her bir işlem için Tebliğin (I/C-2.1.5.) “Tevkifata Tabi İşlemlerde KDV İadesi” bölümünde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirilecektir. İade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması şarttır.

Söz konusu düzenleme 1 Mayıs 2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

3) Demir-çelik ürünleri tesliminin KDV tevkifatı kapsamına alındı

41 Seri nolu Tebliğ ile yapılan değişiklikle; cevherden, hurdadan veya diğer hammaddelerden üretilen demir- çelik ve alaşımlarından mamul her türlü uzun (çubuk, inşaat demiri, profil, kangal demir, filmaşin, tel, halat, hasır, boru, lama vb.) veya yassı (levha, sıcak haddelenmiş yassı ürünler, soğuk haddelenmiş yassı ürünler ve kaplanmış yassı ürünler vb.) demir-çelik ve alaşımı ürünler için 4/10 oranında KDV tevkifatı getirilmektedir.

Demir-çelik ve alaşımlarından mamul eşya (kapı, kapı kolu, köşebent, vida, somun, vida soketi, dübel, kilit, çivi, flanş, maşon, dirsek, kanca, menteşe, yay, bilya, rulman, zincir vb.) teslimlerinde ise tevkifat uygulanmayacaktır.

Buna göre; İthalatçılar tarafından yapılan teslimleri ile münhasıran cevherden üretilenlerinin üreticiler tarafından ilk tesliminde tevkifat uygulanmayacak, bu safhalardan sonraki el değiştirmelerde ise tevkifat uygulanacaktır.

Bununla birlikte, demir-çelik ve alaşımlarından mamul ürünlerin hurdadan, diğer hammaddelerden veya hurda, cevher ve diğer hammaddeler birlikte kullanılarak üretilmesi halinde bu ürünlerin ilk üreticilerinin teslimi dâhil her safhasındaki teslimlerinde tevkifat uygulanacaktır.

Söz konusu düzenleme 1 Mayıs 2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

4) Konut teslimlerinde KDV oranının tespitinde esas alınan “Net Alan” ibaresi Yargı kararına uygun olarak yeniden tanımlandı

Bilindiği üzere, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin net alan deyiminin “konut içerisinde duvarlar arasında kalan temiz alan” olarak tanımlanan faydalı alanı ifade ettiğine ilişkin bölüm Danıştay’ın 02.03.2017 tarih ve E.2014/4835, K.2017/2170 sayılı Kararı ile iptal edilmiş, daha sonra bu Karar Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 30.5.2019 tarihli ve E.2018/5023, K.2019/4297 sayılı Kararı ile kesinleşmişti.

41 Seri nolu Tebliğ ile yapılan değişiklikle; bağımsız bölüm net alanın, Danıştay’ın iptal kararında atıfta bulunduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının “Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği”ne göre hesaplanacağına ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur.

Bahsi geçen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne göre net alan şu şekilde tanımlanmıştır;

“Bağımsız bölüm net alanı: İçerden bağlantılı piyesleri ile birlikte bağımsız bölümün içerisindeki boşluklar hariç, duvarlar arasında kalan temiz alanı (Bu alana; kapı ve pencere eşikleri, 2.5 santimetreyi geçmemek koşuluyla sıva payları, kolonlar, duman, çöp, atık, tesisat ve hava bacaları ile ışıklıklar, bağımsız bölüm içindeki asansör ve galeri boşlukları, tesisat odası, merdivenlerin altlarında 1.80 metre yüksekliğinden az olan yerler, tek bağımsız bölümlü müstakil binalarda bağımsız bölüm içindeki otopark, sığınak, odunluk, kömürlük, hidrofor ve arıtma tesisi alanı, su ve yakıt deposu ve kazan dairesi dâhil edilmez. Açık çıkmalar, balkonlar, zemin, çatı ve kat terasları, kat ve çatı bahçeleri gibien az bir cephesi açık olan mekânlar ile aynı katta veya farklı katta olup bağımsız bölümün eklentisi olan mekânlar ile ortak alanlar bağımsız bölüm net alanı içinde değerlendirilmez. Bağımsız bölümün içten bağlantılı olarak çatı araları dâhil birden fazla katta yer alan mekânlardan oluşması halinde bu katlardaki bağımsız bölüme ait alanlar birlikte değerlendirilerek bağımsız bölüm net alanı bulunur.)”

5) Konut ve arsa teslimlerinde KDV oranlarına ilişkin açıklamalar yapıldı

Hatırlanacağı üzere, 29/3/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile;

– 16/5/2012 Tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde yapılan konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısmı için %1,

– Belediyeler, il özel idareleri, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve bunların % 51 veya daha fazla hissesine ya da yönetiminde oy hakkına sahip oldukları işletmeler tarafından konut yapılmak üzere projelendirilmiş arsaların (sosyal tesisler için ayrılan bölümler dahil) net alanı 150 m2’nin altındaki konutlara isabet eden kısmı için %1,

– Yukarıdaki kapsama girmeyen konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısmı için %8, aşan kısım içinse %18,

(önceki düzenlemede 150 m2’yi aşıyorsa aşan kısım itibariyle değil tamamı için %18 KDV oranı uygulanmaktaydı),

– Arsa ve arazi teslimleri için %18 yerine %8,

oranında KDV uygulanması kararlaştırılmıştı.

Ayrıca, (Kararın yürürlük tarihi olan) 1 Nisan 2022 tarihinden önce yapı ruhsatı alınmış veya kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri tarafından ihalesi yapılmış projeler kapsamında inşa edilen konutlar için 1’inci ve 4’üncü maddelerde kaldırılan veya değiştirilen hükümlerin uygulanmasına devam olunacağına hükmedilmiştir.

41 Seri nolu Tebliğ ile, yukarıda değinilen değişiklikler dikkate alınarak KDV Genel Uygulama Tebliğindeki örnekler ve açıklamalar güncellenmiş, ayrıca 1 Nisan 2022 tarihi itibariyle yapı ruhsatı alınmış veya kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri tarafından ihalesi yapılmış projeler kapsamında inşa edilen konutlar için aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir:

1/4/2022 tarihinden önce yapı ruhsatı alınmış veya kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri tarafından ihalesi yapılmış projeler kapsamında inşa edilen konutların, bu tarihten sonraki tesliminde;

– Net alanı 150 m2’ye kadar olan konutlar için KDV oranı,

  • Büyükşehir statüsünde olmayan yerlerde (%1),
  • Büyükşehirlerde, 2007/13033 sayılı BKK’nın 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kaldırılmadan önceki 1 inci maddesinin altıncı fıkrasına ilişkin yukarıda yer alan açıklamalar da dikkate alınarak (%1), (%8) veya (%18)

olarak uygulanır.

– Net alanı 150 m2’yi aşan konutlarda ise genel vergi oranı (%18) uygulanır.

Öte yandan, 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 2007/13033 sayılı BKK eki

– (I) sayılı listenin “B) DİĞER MAL VE HİZMETLER” bölümünün 11 inci sırasına eklenen hükümle “16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde yapılan konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısmı” 1/4/2022 tarihinden itibaren (%1) oranında,

– (II) sayılı listeye eklenen 35 inci sırası uyarınca da “konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısmı,” 1/4/2022 tarihinden itibaren (%8) oranında

KDV’ye tabidir.

Buna göre, 1/4/2022 tarihinden sonra alınan yapı ruhsatlarına göre yapılan konut teslimlerinde, konutun net alanının;

– 150 m2 veya daha az olması durumunda KDV oranı (%8),

– 150 m2’den fazla olması durumunda ise satış bedelinin 150 m2’ye kadar olan kısmı için KDV oranı (%8), 150 m2’nin üzerindeki kısmı için KDV oranı (%18)

olarak uygulanır.

6306 sayılı Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde 1/4/2022 tarihinden sonra alınan yapı ruhsatlarına göre yapılan konutların tesliminde, konutun net alanının;

– 150 m2 veya daha az olması durumunda KDV oranı (%1),

– 150 m2’den fazla olması durumunda ise satış bedelinin 150 m2’ye kadar olan kısmı için KDV oranı (%1), 150 m2’nin üzerindeki kısmı için KDV oranı (%18)

olarak uygulanır.

Konutların tesliminde uygulanacak KDV oranlarına ilişkin örneklere aşağıda yer verilmiştir.

Örnek 1: (S) İnşaat Taahhüt A.Ş. 2021 yılında Yozgat’ta yapı ruhsatı aldığı inşaatta aynı yıl tamamladığı ve stoklarında yer alan konutlardan net alanı 120 m2 konutu 600.000 TL bedelle, 160 m2 konutu ise 900.000 TL bedelle 10/5/2023 tarihinde satmıştır.

Bu durumda (S) İnşaat Taahhüt A.Ş.nin hesaplayacağı KDV;

– 120 m2 konut için: (600.000x%1)=6.000 TL

– 160 m2 konut için: (900.000x%18)=162.000 TL olacaktır.

Yapı ruhsatının 1/4/2022 tarihinden sonra alınmış olması halinde (S) İnşaat Taahhüt A.Ş.nin hesaplayacağı KDV;

– 120 m2 konut için: (600.000x%8)=48.000 TL

– 160 m2 konut için:

(900.000×150/160x%8)+(900.000×10/160x%18)=67.500+10.125=77.625 TL olacaktır.

Örnek 2: (T) inşaat şirketi 6306 sayılı Kanun kapsamında İstanbul’da inşa ettiği konutlardan 7/3/2022 tarihinde yapı ruhsatı alınan net alanı 120 m2 olan konutu 1.500.000 TL bedelle; 11/4/2022 tarihinde yapı ruhsatı alınan net alanı 120 m2 olan konutu 1.400.000 TL ve net alanı 160 m2 olan konutu 2.000.000 TL bedelle 2/1/2024 tarihinde satmıştır.

Bu durumda, her bir konut için;

– (1.500.000x%1)=15.000 TL,

– (1.400.000x%1)=14.000 TL,

– (2.000.000×150/160x%1)+(2.000.000×10/160x%18)=18.750+22.500=41.250 TL

KDV hesaplanacaktır.”

6) İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin özel matrah uygulayarak yaptıkları araç teslimlerinde KDV oranı değişikliğine ilişkin açıklamalara yer verildi

Bilindiği üzere, KDV Kanununun “Özel Matrah Şekilleri” başlıklı 23’üncü maddesinin (f) bendinde; ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce, katma değer vergisi mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dâhil) alınarak vasfında değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde matrahın, alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutar olduğu hüküm altına alınmıştır.

29/03/2022 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan değişiklikle,  ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin, KDV mükellefi olmayanlardan KDV uygulanmaksızın satın aldıkları ve özel matrah uyguladıkları teslimlerde %1 yerine %18 oranında KDV uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

41 Seri nolu Tebliğ ile yapılan değişiklikle, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce başka bir yetkili satıcıdan özel matrah uygulanarak satın alınan binek otomobillerin, %18 KDV oranı uygulanarak satın alınan binek otomobil olarak değerlendirilemeyeceğinden, tesliminde satış bedelinin tamamı üzerinden %1 oranında KDV hesaplanacağı açıklanmıştır.

Söz konusu 41 Seri nolu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 36 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/35 Menkul Satış Sözleşmelerinde TL Cinsinden Ödeme Zorunluluğu Getirildi

Bilindiği üzere, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

19 Nisan 2022 tarihli ve 31814 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2022-32/66) ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8 inci maddesinin 9 uncu fıkrasının sonuna “Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur.” cümlesi eklenmiştir.

Tapılan bu değişiklikle, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkün olmakla birlikte, sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunlu hale getirilmiştir.

Buna göre; 19.04.2022 tarihinden itibaren mal satış sözleşmelerindeki ödeme yükümlülüklerinin
Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunlu hale gelmiş olup, ödemelerin
döviz olarak gerçekleştirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Taşıt dışındaki menkul mal
satışlarına ilişkin faturalar önceden olduğu gibi döviz cinsinden düzenlenebilecek, ancak döviz
cinsinden düzenlenen bu faturalara ilişkin ödemeler sadece Türk Lirası cinsinde yapılabilecektir.

Ayrıca, yine bu Tebliğ ile aynı Tebliğ maddesinin on beşinci fıkrasında yer alan “kararlaştırılması” ibaresi “kararlaştırılması, ödenmesi ve kabul edilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Buna göre, kamu kurum ve kuruluşlarının veya Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması, ödenmesi ve kabul edilmesi mümkündür.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığınca 21.04.2022 tarihinde Tebliğ değişikliğine ilişkin basın duyurusu da yayınlamıştır.

 Yayınlanan Basın Duyurusu uyarınca;

– 19.04.2022 tarihinden önce kendi aralarında akdetmiş oldukları menkul satış sözleşmelerinin ifası kapsamında 2022-32/66 sayılı Tebliğ’in yürürlük tarihi öncesinde dolaşıma girmiş bulunan döviz cinsinden kıymetli evraklar kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi şartının aranmaması,

– 19.04.2022 tarihinden önce düzenlenmiş faturalar kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi şartının aranmaması,

⎯ Borsa İstanbul A.Ş. Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası’nda döviz cinsinden gerçekleştirilen kıymetli maden ve kıymetli taş alım satım işlemleri ile bu işlemlerin takası kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi şartının aranmaması hususları,

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca uygun bulunmuştur.

Yine yapılan basın duyurunda; Tebliğ’de geçen “menkul” ibaresinin gayrimenkul tanımına girmeyen her türlü mal ve eşyayı kapsadığının,

– Yapılan değişikliğin Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdettikleri/akdedecekleri menkul satış sözleşmeleri konusu ödeme yükümlülüklerine ilişkin olması sebebiyle, Türkiye’de yerleşik kişiler ile dışarıda yerleşik kişiler arasında akdedilmiş/akdedilecek menkul satış sözleşmelerine ilişkin ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunluluğunun bulunmadığının,

– Yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 19.04.2022 tarihi ve bu tarih sonrasında döviz cinsinden düzenlenmiş olan çek vb. ödeme araçlarının Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdettikleri/akdedecekleri menkul satış sözleşmeleri konusu ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde kullanılmasının mümkün olmadığının,

– Yapılan değişikliğin taşıt satış sözleşmelerinin mevcut durumunu değiştiren bir hüküm içermediğinin, 19.04.2022 tarihinde gerçekleştirilen değişiklik öncesinde olduğu gibi değişiklik sonrasında da Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri taşıt satış sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olmadığının,

– 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin, Tebliğ’in 8’inci maddesinin on yedinci fıkrasına tabi olduğunun ve bu sözleşmelere ilişkin yükümlülüklerin 19.04.2022 tarihinde yapılan değişiklik kapsamında olmadığının,

– 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılmasının Tebliğ’in 8’inci maddesinin on sekizinci fıkrası uyarınca mümkün olduğunun ve bu işlemlere ilişkin yükümlülüklerin 19.04.2022 tarihinde yapılan değişiklik kapsamında olmadığının,

– Tebliğin 8’inci maddesinin diğer fıkralarında yer alan menkul satış sözleşmeleri dışındaki sözleşmelere ilişkin ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden kabul edilmesi ve yerine getirilmesine yönelik herhangi bir değişiklik yapılmadığının ve mevcut istisnaların geçerli olduğunun,

belirtilmesinde fayda görüldüğü açıklanmıştır.

Diğer taraftan, gerek Tebliğde gerekse basın açıklamasında Türk Lirasi ödemelerde dikkate alınacak kurlara ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.   Ödemelerde esas alınacak döviz kuru konusunda tarafların kendi aralarında anlaştıkları döviz kurunu kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

Değişikliklere ilişkin karşılaştırmalı tablo aşağıdaki gibidir.

Öncesi Hali Yeni Hali
(9) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür. (9) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur.

15) On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının veya Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

(16) Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası antlaşmaların ifası kapsamında gerçekleştirilecek olan projeler dahilinde; yükleniciler veya görevli şirketlerin ve bunların sözleşme imzaladığı tarafların üçüncü taraflarla akdedeceği veya bahsi geçen projeler çerçevesinde akdedilecek, gayrimenkul satış sözleşmeleri ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

(15) On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının veya Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması, ödenmesi ve kabul edilmesi mümkündür.

(16) Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası antlaşmaların ifası kapsamında gerçekleştirilecek olan projeler dahilinde; yükleniciler veya görevli şirketlerin ve bunların sözleşme imzaladığı tarafların üçüncü taraflarla akdedeceği veya bahsi geçen projeler çerçevesinde akdedilecek, gayrimenkul satış sözleşmeleri ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Söz konusu Tebliğ  ekte olup değişiklikler 19.4.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bülten 2022- 35 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/34 7394 Sayılı Kanun Resmi Gazete’de Yayımlanarak Yürürlüğe Girdi

7394 Sayılı “Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 15 Nisan 2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup yürütme ve yürürlük maddeleri dahil toplam 40 maddeden oluşan Kanun ile vergi kanunlarında yapılan değişiklikler konu başlıkları itibariyle aşağıdaki gibidir;

  1. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

1.1. Etkin pişmanlık hükümlerinden soruşturma ve kovuşturma aşamasında da yararlanılması imkânı getirildi

Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 371’inci maddesinde etkin pişmanlık müessesesine, 359’uncu maddesinde ise kaçakçılık suçları ve cezalarına yer verilmiş olup 359’uncu maddede “371’inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz” hükmü yer almaktadır. Ancak metinde yer alan etkin pişmanlık müessesinden soruşturma ve kovuşturma aşamasında yararlanılamamaktadır.

7394 Sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kaçakçılık suçları ve cezaları” başlıklı 359’uncu maddesinde yapılan değişiklikle, belirlenen şartların yerine getirilmesi durumunda etkin pişmanlık müessesinden soruşturma ve kovuşturma aşamasında da yararlanılması imkanı getirilmiştir.

Yeni duruma göre 359’uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilecektir.

Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Belirtilen bu ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa açılan davalardan feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şartlarının yerine getirilmiş olması gerekmektedir.

Buna ilaveten bahsi geçen 4’üncü maddenin son bendinde yer alan “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43’üncü maddesi uygulanır ” hükmü ile hapis cezalarının üst sınırı da dörtte birden dörtte üç oranına kadar artırılmıştır.

Söz konusu değişiklik, 15/04/2022, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

1.2. Vergi daireleri tarafından düzenlenen ve vergi dairesince imzalanması gereken belgelerin bu daireler adına Gelir İdaresi Başkanlığınca imzalanması imkanı getirildi

7394 Sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasına “usul ve esasları belirlemeye” ibaresinden sonra gelmek üzere;

“, vergi dairesince bu Kanun ile diğer kanunlar kapsamında yapılan işlemlerde elektronik imza, mühür veya onay kullandırmaya, vergi daireleri tarafından düzenlenen ve vergi dairesince imzalanması gereken belgelerin Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda imzalanmasına, mühürlenmesine veya onaylanmasına izin vermeye, elektronik imza, mühür veya onayın kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye”

ibaresi ile fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Vergi daireleri tarafından düzenlenen ve imzalanması gereken belgelerin, Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda imzalanması, mühürlenmesi veya onaylanması durumunda belgeler vergi dairesi tarafından imzalanmış, mühürlenmiş veya onaylanmış sayılır.”

Anlaşılacağı üzere, yapılan bu değişikliklerle, 213 sayılı Kanun’un “Vergi dairesi” başlıklı 4’üncü maddesinde yapılan düzenlemeyle; vergi dairesince yapılan işlemlerde elektronik imza, mühür veya onay kullandırma, vergi daireleri tarafından düzenlenen ve vergi dairesince imzalanması gereken belgelerin bu daireler adına Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda imzalanması, mühürlenmesi veya onaylanmasına izin verme, elektronik imza, mühür veya onayın kullanım usul ve esaslarını düzenleme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

Söz konusu değişiklikler, 15/04/2022, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  1. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

2.1. Reklam yasağı kararına rağmen, reklam yasağı getirilen sosyal ağlara reklam vermeyi sürdüren gelir vergisi mükelleflerinin bu harcamalarının vergi matrahının tespitinde gider kabul edilmemesine ilişkin düzenleme yapıldı

Bilindiği üzere 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un ek 4’üncü maddesi uyarınca, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye’de en az bir kişiyi temsilci olarak belirlemeleri gerekmekte olup, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanmıştır.

Bu defa 7394 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler” başlıklı 41’inci maddesinin birinci fıkrasına ve yine bu 7394 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentle, 5651 sayılı Kanun’un ek 4’üncü maddesi uyarınca hakkında reklam yasağı kararı verilmiş olmasına rağmen, reklam yasağı getirilenlere reklam vermeye devam eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu harcamalarının vergi matrahının hesaplanmasında gider olarak kabul edilmemesi düzenlenmesi getirilmiştir.

Söz konusu değişiklikler, 15/04/2022, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2.2. Bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşu ile sözleşme düzenleyerek hekimlik faaliyetini yürüten hekimlerin serbest meslek erbabı olarak kabul edilmesine açıklık getirildi

7394 Sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Serbest Meslek Erbabı” başlıklı 66’ncı maddesinin ikinci fıkrasına eklenen bentle bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşu ile sözleşme düzenleyerek hekimlik faaliyetini yürüten hekimlerin serbest meslek erbabı olarak kabul edilmesi ve kazançlarının serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi hüküm altına alınmıştır.

Yapılan bu düzenlemeye göre, 5510 Sayılı Kanun’un 4/b maddesi kapsamında sigortalı olarak aynı Kanunun Ek 10’uncu maddesi kapsamında çalışan hekimler serbest meslek erbabı olarak kabul edilecek olup ücretli olarak çalışan hekimlerin gelirleri ise önceden olduğu gibi ücret olarak göre vergilendirilmeye devam edilecektir.

Söz konusu değişiklikler, 15/04/2022, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  1. 5520 Kurumlar Vergisi Kanununda Yapılması Öngörülen Düzenlemeler

3.1. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarına tanınan kazanç istisnasının kapsamı belirlendi

Bilindiği üzere 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden istisnadır. Diğer taraftan, esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan gayrı menkul yatırım ortaklığı mükelleflerinin istisna kapsamında olup olmadıkları yönünde yargıya taşman ihtilaflar söz konusu olmuştur.

7394 sayılı Kanun’un 22’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde yapılan değişiklikle münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının istisna kapsamında olmadığı hususuna açıklık getirilmiştir.

Söz konusu bu değişiklik, 2023 yılı vergilendirme dönemine ilişkin kurum kazançlarına uygulanmak üzere 15/4/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

3.2. Katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirleri istisna kapsamına alındı

Bilindiği üzere, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “İstisnalar” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca kurumların, 01.01.2022 tarihinden itibaren, tam mükellefiyete tabi diğer yatırım fonu katılma paylarından elde ettikleri kâr payları (portföyünde yabancı para birimi cinsinden varlık ve altın ile diğer kıymetli madenler ve bunlara dayalı sermaye piyasası araçları bulunan yatırım fonlarından elde edilen kazançlar hariç) kurumlar vergisinden istisnadır. Söz konusu bu düzenleme yukarıda mevcut haliyle fon katılma paylarının fona iadesi suretiyle elde edilen kazançları kapsamamaktadır. Ayrıca söz konusu fonların katılma paylarından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 279’uncu maddesi kapsamında dönem sonu değerlemesine tabi olanlar açısından, bu değerlemeden doğan kazançlar da istisna kapsamında değildir.

7394 Sayılı Kanun’un 22’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde yapılan değişiklikle bahsi geçen yatırım fonlarından elde edilen kar paylarına ilave olarak katılma paylarının fona iadesi suretiyle elde edilen kazançlar da istisna kapsamına alınmıştır. Bu payların dönem sonu değerlenmesinden kazanç oluşması halinde ise bu kazançlar da istisna olarak değerlendirilmektedir.

Ayrıca, yatırım fonlarının katılma paylarının iki yıldan uzun süreyle elde tutulması halinde satışından doğan kazançların da %75 oranında istisnaya tabi olması sağlanmıştır.

Söz konusu değişiklikler 15/4/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

3.3. Finans sektöründe kurumlar vergisi oranı %25 olarak belirlendi

7394 Sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunu’nun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle; bankalar, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi oranının %25 olarak uygulanması hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca aynı Kanunun 26’ncı maddesi ile söz konusu değişikliğin 01/07/2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01/01/2022 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 2022 takvim yılında da uygulanabilmesine imkan sağlanmıştır.

Buna göre yukarıda sayılan kurumlar için 2022 yılı ikinci geçici vergi döneminden itibaren başlanmak üzere kurumlar vergisi oranı %25 olarak uygulanacaktır.

Mevcut haliyle diğer kurumlar için kurumlar vergisi oranı 2022 yılı için %23 olup yeni bir değişiklik yapılmadığı takdirde 2023’ten itibaren tekrar yüzde 20 olarak uygulanacaktır.

3.4. Sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi durumunda ortaklarca şirketlere aktarılan “sermaye tamamlama fon tutarlarının” kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaması

Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi sermayenin kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin olup zararın, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisine eşit veya bu tutardan çok olması halinde, toplantıya çağrılan genel kurul;

  1. a) TTK’nin 473 ilâ 475’inci maddelerine göre sermaye azaltımı yapılmasına,
  2. b) Sermayenin tamamlanmasına,
  3. c) Sermayenin artırılmasına,

karar verebilmektedir.

Sermayenin tamamlanması, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılması olup sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde her ortak zarar sebebiyle karşılıksız kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksızdır. Ayrıca yapılan ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak nitelendirilmemektedir.

Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan ödemeler öz kaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanmakta ve takip edilmektedir. Sermaye tamamlama fonu yalnızca zararların mahsup edilmesi suretiyle kullanılabilmektedir.

7394 Sayılı Kanun’un 23’üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6’ncı maddesine eklenen aşağıdaki fıkra ile sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde ortaklarca şirketlere bu kapsamda aktarılan tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaması hüküm altına alınmıştır.

(3) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesi uyarınca sermayenin tamamlanmasına karar verilen şirketin ortakları tarafından zarar sebebiyle karşılıksız kalan kısmı kapatacak miktarda aktarılan tutarlar kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaz.”

Söz konusu değişiklikler 15/4/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  1. Katma Değer Vergisi Kanunda Yapılması Öngörülen Düzenlemeler

4.1. Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ile yabancılara KDV istisnası kapsamında teslim edilen konut veya iş yerinin elde tutma süresi 3 yıla çıkartılmıştır

Bilindiği üzere3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna” başlıklı 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca, konut veya iş yeri olarak inşa edilen binaların ilk tesliminde uygulanmak ve bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmek kaydıyla, resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları hariç olmak üzere, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir işyeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara yapılan konut veya iş yeri teslimleri KDV’den istisnadır.

Düzenleme öncesi hükümlere göre bahsi geçen istisna kapsamında teslim alınan konut veya iş yerinin bir yıl içerisinde elden çıkarılması halinde ise zamanında tahsil edilmeyen verginin, tecil faiziyle birlikte tapu işleminden önce elden çıkaran tarafından ödenmesi şartı mevcuttur.

7394 Sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi ile 3065 sayılı KDV Kanun’un 13’üncü maddesinde yapılan değişiklikle bahsi geçen 1 yıllık süre 3 yıla çıkartılmıştır.

Söz konusu değişiklik 15/4/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

4.2. Teşvik belgeli yatırımlar kapsamında yapılan inşaat işlerine ilişkin yüklenilen KDV’nin iadesine ilişkin düzenleme istisna kapsamına alınmıştır

7394 Sayılı Kanun’un 11’inci maddesi ile imalat sanayine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iadesi uygulaması, istisna uygulamasına çevrilmiş, ayrıca turizme yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan inşaat işleri de bu istisna kapsamına alınmaış ve süresi 31/12/2025 tarihine kadar uzatılmıştır.

Buna göre, imalat sanayi ile turizme yönelik yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki inşaat işlerine ilişkin mal teslimleri ve hizmet ifaları 31/12/2025 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna olup Cumhurbaşkanlığının bu süreyi 3 yıla kadar uzatma yetkisi bulunmaktadır.

Bu kapsamda yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilecek, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise talebi üzerine istisna kapsamında işlem yapan mükellefin iade edilecektir.

Cumhurbaşkanı, yukarıda yer alan süreyi üç yıla kadar uzatmaya yetkili olacaktır.

Söz konusu değişiklik 01/05/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

4.3. Elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de üreten mükelleflere verilen mühendislik hizmetleri 31/12/2023 tarihine kadar KDV’den istisna edilmiştir

7394 Sayılı 12’nci maddesi ile 3065 Katma Değer Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 42’inci maddeyle, Türkiye’de gerçekleştirdikleri Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirdikleri elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de imal eden mükelleflere bu araçların geliştirilmesine yönelik verilen ve yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan mühendislik hizmetleri 31/12/2023 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Söz konusu değişiklik 15/4/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu 7394 sayılı Kanun’un tam metni ektedir.

Bülten 2022- 34 7394 Sayılı Kanun


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/33 Yeni Kanun Teklifi ile Vergi Kanunlarında Yapılması Öngörülen Düzenlemeler

25 Mart 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan “Hâzineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile vergi kanunmlarında yapılması öngörülen bazı düzenlemeler konu başlıları itibariyle aşağıdaki gibidir;

1) 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Düzenlemeler

1.1. Finans sektöründe kurumlar vergisi oranının %25 olarak uygulanması

Teklifin 25’inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılması öngörülen değişiklikle; bankalar, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi oranının %25 olarak uygulanması öngörülmektedir. Kanun Teklifinin 26’ncı maddesi ile de söz konusu %25’lik oranın 2022 takvim yılında da uygulanabilmesi düzenlenmektedir.

1.2. Sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi durumunda ortaklarca şirketlere aktarılan “sermaye tamamlama fon tutarlarının” kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaması

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, son yıllık bilançolarında sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılan şirketlerin kendiliğinden sona ermiş sayılmaması için, genel kurulca sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar verilmektedir. Bu amaçla ortaklar tarafından sermaye tamamlama fonu olarak aktarılan tutarlar söz konusu Kanun çerçevesinde sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde kabul edilmemekte ve karşılıksız bir ödeme niteliğini haiz olduğu belirtilmektedir. Ayrıca yapılan bu ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak da nitelendirilmemektedir.

Bu Kanun Teklifinin 23 üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ncı maddesine eklenmesi öngörülen fıkra ile sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde ortaklarca şirketlere bu kapsamda aktarılan tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaması sağlanmaktadır.

1.3. Katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirlerin istisna kapsamına alınması

Kurumlar Vergisi Kanununun “İstisnalar” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca kurumların, 01.01.2022 tarihinden itibaren, tam mükellefiyete tabi diğer yatırım fonu katılma paylarından elde ettikleri kâr payları (portföyünde yabancı para birimi cinsinden varlık ve altın ile diğer2 kıymetli madenler ve bunlara dayalı sermaye piyasası araçları bulunan yatırım fonlarından elde edilen kazançlar hariç) kurumlar vergisinden istisnadır.

Düzenleme mevcut haliyle fon katılma paylarının fona iadesi suretiyle elde edilen kazançları kapsamamaktadır. Ayrıca söz konusu fonların katılma paylarından Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi kapsamında dönem sonu değerlemesine tabi olanlar açısından, bu değerlemeden doğan kazançlar da istisna kapsamında değildir.

Bu Kanun Teklifinin 22’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunun 5 inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle belirtilen yatırım fonlarından elde edilen kar paylarına ilave olarak katılma paylarının fona iadesi suretiyle elde edilen kazançlar da istisna kapsamına alınmakta, bu payların dönem sonu değerlenmesinden kazanç oluşması halinde ise bu kazançlar da istisna olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, yatırım fonlarının katılma paylarının iki yıldan uzun süreyle elde tutulması halinde satışından doğan kazançların da %75 oranında istisnaya tabi olması sağlanmaktadır.

1.4. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarına tanınan kazanç istisnasının kapsamı

Bilindiği üzere 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden istisnadır.

Teklifin 22’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının istisna kapsamında olmadığı hususuna açıklık getirilmektedir.

Böylece gayrimenkul yatırım ortaklığı esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan bu mükelleflerin istisna kapsamında olup olmadıkları hususunda yargıya taşınan ihtilafların önünün kesilmesi amaçlanmaktadır.

  1. 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

2.1. Etkin pişmanlık hükümlerinden soruşturma ve kovuşturma aşamasında yararlanılmasına imkan verilmesi

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 371’inci maddesinde etkin pişmanlık müessesesine, 359’uncu maddesinde ise kaçakçılık suçları ve cezalarına yer verilmiş olup, 359’uncu maddede “371’inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz” hükmüne yer verilmiştir. Diğer taraftan, etkin pişmanlık hükümlerinden soruşturma ve kovuşturma aşamasında yararlanılamamaktadır.

Teklifinin 4’üncü maddesi ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun “Kaçakçılık suçları ve cezaları” başlıklı 359’uncu maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle etkin pişmanlık hükümlerinden soruşturma ve kovuşturma aşamasında yararlanılmasına imkan verilmektedir.

Buna göre, 359 ‘uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilecektir.

Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Belirtilen bu ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şart olarak sayılmaktadır.

Ayrıca, bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır denilerek hapis cezalarının üst sınırı artırılmaktadır.

2.2. Vergi daireleri tarafından düzenlenen ve vergi dairesince imzalanması gereken belgelerin bu daireler adına Gelir İdaresi Başkanlığınca imzalanması

Teklifinin 3’üncü maddesi ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi dairesi” başlıklı 4’üncü maddesinde yapılması öngörülen düzenlemeyle, vergi dairesince yapılan işlemlerde elektronik imza, mühür veya onay kullandırma, vergi daireleri tarafından düzenlenen ve vergi dairesince imzalanması gereken belgelerin bu daireler adına Gelir İdaresi Başkanlığınca elektronik ortamda imzalanması, mühürlenmesi veya onaylanmasına izin verme, elektronik imza, mühür veya onayın kullanım usul ve esaslarını düzenleme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

  1. 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunda Yapılması Öngörülen Düzenlemeler

3.1. Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ile yabancılara KDV istisnası kapsamında teslim edilen konut veya iş yerinin elde tutma süresinin 3 yıla çıkarılması

Bilindiği üzere 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna” başlıklı 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca, konut veya iş yeri olarak inşa edilen binaların ilk tesliminde uygulanmak ve bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmek kaydıyla, resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısiyle yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları hariç olmak üzere, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir işyeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara yapılan konut veya iş yeri teslimleri KDV’den istisnadır.

İstisna kapsamında teslim alınan konut veya iş yerinin bir yıl içerisinde elden çıkarılması halinde ise zamanında tahsil edilmeyen verginin, tecil faiziyle birlikte tapu işleminden önce elden çıkaran tarafından ödenmesi şarttır.

Teklifinin 10’uncu maddesi ile 3065 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle yukarıda anılan bir yıllık süre üç yıla çıkarılmaktadır.

3.2. Teşvik belgeli yatırımlar kapsamında yapılan inşaat işlerine ilişkin yüklenilen KDV’nin iadesine ilişkin düzenlemenin istisna uygulaması kapsamına alınması

Teklifin 11’inci maddesi ile imalat sanayine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iadesi uygulaması, istisna uygulamasına çevrilmekte, ayrıca turizme yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılan inşaat işleri de bu istisna kapsamına alınmakta ve süresi 31/12/2025 tarihine kadar uzatılmaktadır.

Buna göre, imalat sanayi ile turizme yönelik yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki inşaat işlerine ilişkin mal teslimleri ve hizmet ifaları 31/12/2025 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna olacaktır.

Bu kapsamda yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilecektir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler, istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilecektir.

Cumhurbaşkanı, yukarıda yer alan süreyi üç yıla kadar uzatmaya yetkili olacaktır.

3.3. Elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de üreten mükelleflere verilen mühendislik hizmetlerinin 31/12/2023 tarihine kadar KDV’den istisna edilmesi

Teklifin 12’nci maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na eklenmesi öngörülen geçici 42’inci maddeyle, Türkiye’de gerçekleştirdikleri Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirdikleri elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de imal eden mükelleflere bu araçların geliştirilmesine yönelik verilen ve yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan mühendislik hizmetleri 31/12/2023 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna edilmektedir.

  1. Gelir Vergisi Kanununda Yapılması Öngörülen Düzenlemeler

4.1. Reklam yasağı kararına rağmen, reklam yasağı getirilen sosyal ağlara reklam vermeyi sürdüren gelir vergisi mükelleflerinin bu harcamalarının vergi matrahının tespitinde gider kabul edilmemesi

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un Ek 4’üncü maddesi uyarınca, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye’de en az bir kişiyi temsilci olarak belirlemeleri gerekmekte olup, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanmıştır.

Teklifin 1’inci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler” başlıklı 41’inci maddesinin birinci fıkrasına ve yine bu Kanun Teklifinin 24’üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentle, 5651 sayılı Kanunun ek 4’üncü maddesi uyarınca hakkında reklam yasağı kararı verilmiş olmasına rağmen, reklam yasağı getirilenlere reklam vermeye devam eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu harcamalarının vergi matrahının hesaplanmasında gider olarak kabul edilmemesi düzenlenmektedir.

4.2. Bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşu ile sözleşme düzenleyerek hekimlik faaliyetini yürüten hekimlerin serbest meslek erbabı olarak kabul edilmesi

Teklifin 2’nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun Serbest Meslek Erbabı başlıklı 66’ncı maddesinin ikinci fıkrasına eklenmesi öngörülen bentle bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşu ile sözleşme düzenleyerek hekimlik faaliyetini yürüten hekimlerin serbest meslek erbabı olarak kabul edilmesi ve kazançlarının serbest meslek kazancı hükümlerine göre vergilendirilmesi düzenlenmektedir.

Söz konusu Kanun Teklifi ektedir.

Bülten 2022- 33 Eki Kanun Teklifi


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/32 BSMV Oranın Belirlenmesine Dair 5349 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

23.03.2022 Tarihli ve 31787 sayılı Resmi Gazete’de 6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33’üncü Maddesinde Yer Alan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Nispetlerinin Tespiti Hakkındaki 28/8/1998 Tarihli ve 98/11591 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki Kararda değişiklik yapılmasına daire 5349 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır.

5349 sayılı Karar’ın 1’inci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33’üncü maddesinde yer alan banka ve sigorta muameleleri vergisi nispetlerinin tespitine ilişkin 28/8/1998 tarihli ve 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 ’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“7) 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 4 ’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında açılan Türk lirası hesapların vade sonu hesap bakiyesi kullanılmak suretiyle hesap sahiplerine ilgili banka tarafından yapılan kambiyo satışları,”

Yapılan bu değişiklik ile 8/11591 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki Karar’ın 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (e-7) alt bendi gereğince Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında açılan Türk lirası hesapların vade sonu hesap bakiyesi kullanılmak suretiyle hesap sahiplerine ilgili banka tarafından yapılan kambiyo satışlarında banka ve sigorta muameleleri vergisi oranı sıfır olarak belirlenmiştir.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022- 32 Eki Karar

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/31 Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesinde Yer Alan Bazı İndirimli Stopaj Oranlarının Uygulama Süresi Uzatıldı

01/04/2022 Tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 31/03/2022 tarihli ve 5360 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın Geçici 2’nci ve Geçici 3’üncü maddelerinde yer alan “31/3/2022” tarihi “30/06/2022” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu düzenleme ile; mevduat, katılma payı ile tahvil, bono ve kira sertifikaları getirilerine ilişkin olarak daha önce getirilmiş olan indirimli gelir vergi tevkifatına yönelik düzenlemenin süresi uzatılmıştır.

Bu düzenleme sonrasında 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın Geçici 2’nci ve Geçici 3’üncü maddeleri uygulamasının son hali aşağıdaki gibi olmuştur.

  1. A) Türk Lirası Mevduat faizi ve kar payı gelirlerine uygulanacak stopaj oranları

30/06/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vadesiz ve özel cari hesaplara ve 30/09/2020 ile 30/06/2022 tarihleri arasında (bu tarih dâhil) açılan veya vadesi bu tarihler arasında yenilenen hesaplara ödenecek faizler ve kâr paylarına aşağıda yer alan stopaj oranları uygulanacaktır.

2) Mevduat faizlerinden;

  1. i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %5,
  2. ii) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %3,

iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0,

  1. iv) Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0,

3) Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından;

  1. i) Vadesiz, ihbarlı ve özel cari hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %5,
  2. ii) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %3,

iii)1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0.

  1. B) Banka tahvil ve bonoları ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına uygulanan stopaj oranları

23/12/2020 ile 30/06/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen, bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara aşağıda yer alan stopaj oranları uygulanacaktır.

– Vadesi 6 aya kadar (6 ay dâhil) olanlara sağlanan gelirlerden %5,

– Vadesi 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) olanlara sağlanan gelirlerden %3,

– Vadesi 1 yıldan uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0,

– 6 aydan az süreyle (6 ay dâhil) elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %5,

– 1 yıldan az süreyle (1 yıl dâhil) elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %3,

– 1 yıldan fazla süreyle elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %0.

  1. C) Yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacak stopaj oranları

23/12/2020 ile 30/06/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen (değişken, karma, eurobond, dış borçlanma, yabancı, serbest fonlar ile unvanında “döviz” ifadesi geçen yatırım fonları hariç) yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlara %0 oranında tevkifat uygulanacaktır.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022- 31


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/30 Bazı Mal ve Hizmet Teslimlerine İlişkin KDV Oranlarında Değişiklik Yapıldı

Bilindiği üzere 2007/13033 sayılı Karar’a göre KDV Kanunu’a ekli;

– (I) Sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1,

(II) Sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8,

Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, diğer tüm vergiye tabi işlemler için % 18 oranında (genel oranda),

katma değer vergisi uygulanmaktadır.

29/03/2022 Tarihli ve 31793 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranlarında değişiklikler yapılmıştır. Buna göre;

– Konut teslimlerindeki KDV oranı yeniden düzenlenerek konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısmı için %8 (6306 sayılı Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde yapılan konutlarda %1), 150 m2’nin üzerindeki kısımlar içinse (6306 sayılı Kanun kapsamındakiler dahil) %18 olarak belirlenmiştir. Kararın yürürlüğe girdiği tarihten önce yapı ruhsatı alınmış veya kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri tarafından ihalesi yapılmış projeler kapsamında inşa edilen konutlar için eski hükümler uygulanmaya devam edilecektir.

– Arsa ve arazi teslimlerinde KDV oranı %18’den %8’e indirilmiştir.

– Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifikalandırılan tüm tohumluk ve fidanların KDV oranı %1’e indirilmiştir. Buna göre, daha önce; buğday, arpa, mısır, çeltik, fasulye, yer fıstığı, ayçiçeği, soya, şeker pancarı, patates, pamuk, nohut, yonca, korunga, adi ve diğer fiğler, sorgum, sudan otu ve sorgum-sudan melezinin sertifikalı tohumlukları ile sertifikalı meyve fidanları için uygulanan %1 KDV oranı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifıkalandınlan tohumluk ve fidanların tümü için uygulanacaktır.

– İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal eden mükelleflerce özel matrah uygulanarak yapılan kullanılmış araç teslimlerinde KDV oranı %18 olarak belirlenmiştir. Bilindiği üzere, KDV Kanununun “Özel Matrah Şekilleri” başlıklı 23 üncü maddesinin (f) bendinde; ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce, katma değer vergisi mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dâhil) alınarak vasfında değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde matrahın alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutar olduğu hüküm altına alınmıştır. Yapılan değişiklik uyarınca,  ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden mükelleflerin, KDV mükellefi olmayanlardan KDV uygulanmaksızın satın aldıkları ve özel matrah uyguladıkları teslimlerde %1 yerine %18 oranında KDV uygulanacaktır.Bülten 2022- 30 Eki Karar

–  Yatlar, kotralar, tekneler ve gezinti gemilerinin KDV oranı %18 olarak belirlenmiştir.

– Tarife ve GTİP bazlı %8 KDV oranı uygulanan tıbbi cihazlar için, güncel mevzuat düzenlemeleri esas alınarak Sağlık Bakanlığı uygulamaları ile uyum sağlanmıştır. Yapılan değişiklik uyarınca, daha önce sadece yukarıda anılan (II) sayılı listenin 22 nci sırasında GTİP numaraları belirlenen tıbbi eşyalar için %8 KDV oranı uygulanmaktayken; şimdi, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Tıbbi Cihaz Yönetmeliği” ve “İn Vitro Tanı Amaçlı Tıbbi Cihaz Yönetmeliği” hükümlerine tabi olan tüm cihazların teslimi ile bunların kiralanması hizmetleri için %8 KDV oranı uygulanacaktır.

– Yeme içme hizmetlerindeki birinci sınıf işletme, üç yıldız ve üzeri otel gibi yerler için yapılan ayrım kaldırılarak bu hizmetlerin tamamında KDV oranı %8 olarak belirlenmiştir. Yapılan değişiklikle,(II) sayılı listenin 24’üncü sırasında yer alan “(birinci sınıf lokanta ruhsatı ya da işletme belgesine sahip olan yerler ile üç yıldız ve üzeri oteller, tatil köyleri ve benzeri tesislerin bünyesindeki lokantalar hariç)” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, böylece birinci sınıf lokanta ruhsatı ya da işletme belgesine sahip olan yerler ile üç yıldız ve üzeri oteller, tatil köyleri ve benzeri tesislerin bünyesindeki lokantalarda verilen hizmetler için KDV oranı %18’ten %8’e indirilmiştir. Diğer taraftan, bu yerlerde verilen hizmetlerin alkollü içeceklere isabet eden kısmı için %18 KDV oranı uygulanmaya devam edilecektir.

–  %8 Oranına tabi tarım makinelerinin kapsamına bir takım makinalar dahil edilmiştir. (II) Sayılı listenin 28 inci sırasındaki tabloda yer alan “8434.10.00.00.00 Süt sağma makinaları” satırı “84.34 Süt sağma makinaları ve sütçülükte kullanılan makina ve cihazlar” olarak değiştirilmiş ve tablonun sonuna 30/12/2021 tarihli ve 5045 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelinin aşağıdaki sıraları eklenmiştir.

Buna göre, daha önce sadece süt sağma makinalarına uygulanan %8 KDV oranı; 84.34 Süt sağma makinaları ve sütçülükte kullanılan makina ve cihazlar, 8418.69.00.99.19 – Diğerleri (Yalnız süt soğutma tankları), 8433.60.00.00.00 – Yumurtaları, meyvaları veya diğer tarım ürünlerini ağırlık veya büyüklüklerine göre ayırmaya veya temizlemeye mahsus makina ve cihazlar için de uygulanacaktır. Bu makinalar için daha önce %18 oranında KDV hesaplanmaktaydı.

– Sabun, şampuan, deterjan, dezenfektanlar, ıslak mendil, tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt mendil ve peçete ile bebek ve yetişkin bezleri, hijyenik ped vb. ürünlerin teslimlerinde KDV oranı %18’den %8’e indirilmiştir.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022- 30 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/29 Enflasyon Düzeltmesinin Ertelenmesi ile Yabancı Paralar ve Altın Hesaplarının TL Mevduata Dönüştürülmesinden Elde Edilen Kazançlara İstisna Uygulamasına İlişkin 7352 Sayılı Kanun Yayımlandı

29/01/2022 Tarih ve 31734 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7352 sayılı “Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile enflasyon düzeltmesinin ertelenmesi ile yabancı paralar ve altın hesaplarının Türk Lirası mevduatına dönüştürülmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulamasına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Diğer taraftan, aynı tarihte TL mevduata dönüşümde kurumlar vergisi istisnasına ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığınca hazırlanan “19 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğ Taslağı” da kamuoyunun bilgisine sunuldu.

A- Enflasyon Düzeltmesi Uygulamasının Ertelenmesi

7352 Sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 33 – Geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2021 ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) ile 2023 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde mükerrer 298 inci madde kapsamındaki enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz.

Mükerrer 298 inci maddenin (Ç) fıkrası uygulaması açısından, birinci fıkrada enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemler enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak değerlendirilir.

31/12/2023 tarihli mali tablolar, enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı geçmiş yıllar kâr/zararı hesabında gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tabi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez.

Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası hükümleri, mükerrer 298 inci maddenin (A) fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında olan mükellefler bakımından geçerli değildir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Bu Kanunun 1 inci maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na eklenen Geçici 33’üncü madde ile 2021 ve 2022 hesap dönemleri (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemleri itibariyle) ile 2023 hesap dönemi geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.

Diğer taraftan, 31/12/2023 tarihli mali tablolar enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kar/zarar farkı geçmiş yıllar kar/zararı hesabında gösterilecektir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tâbi tutulmayacak, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmeyecektir.

Yukarıda anılan Geçici 33’üncü maddenin ikinci paragrafında, “Bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (Ç) fıkrası uygulaması açısından, birinci fıkrada enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemler enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak değerlendirilir.” hükmüne yer verilerek, mükelleflerin 213 sayılı VUK’un 298’inci maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen ve 01.01.2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren sürekli yeniden değerleme uygulamasından faydalanabilmelerine imkan sağlanmaktadır.

Hatırlanacağı üzere, 26.10.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7338 Sayılı Kanun ile ihdas edilen ve 01.01.2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren (VUK Geçici 32’nci mad.) “tek seferlik” yeniden değerleme uygulaması ve (VUK mük. 298/ç) “sürekli yeniden değerleme” uygulaması düzenlenmiştir.

Buna göre;

– 7338 Sayılı Kanun’un 31 inci maddesi ile VUK’un mükerrer 298 inci maddesi başlığı “Enflasyon düzeltmesi, yeniden değerleme oranı ve yeniden değerleme:” şeklinde değiştirilmiş ve bu maddeye, yeniden değerleme uygulamasını getiren (ç) fıkrası eklenmiştir. Sürekli yeniden değerleme uygulaması sayesinde, tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (enflasyon düzeltmesi yapanlar ile kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç) enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği hesap dönemlerinin sonu itibarıyla, bilançolarına dâhil bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerini (bu niteliklerini korudukları müddetçe sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilenler hariç) ve bunlar üzerinden ayrılmış olup bilançolarının pasifinde gösterilen amortismanları yeniden değerleme oranı ile değerleyebileceklerdir. Yapılan değerlemeye ilişkin herhangi bir vergi hesaplanmayacaktır. Bu değerleme uygulaması 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’na eklenen Geçici 32’nci madde ile tek seferlik yeniden değerleme uygulaması getirilmiştir. Tek seferlik yeniden değerleme uygulaması sayesinde isteyen mükellefler, yukarıda belirtilen 213 sayılı VUK’nun mük. 298/ç maddesinde düzenlenen sürekli yeniden değerleme öncesinde uygulanmak üzere, ilk kez yeniden değerleme yapılacak hesap döneminden önceki hesap döneminin sonu itibarıyla yasal defter kayıtlarında yer alan taşınmazlar ile amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini maddede yer alan kapsam, şart ve hükümlere uymak koşuluyla yeniden değerleyebileceklerdir. Bu uygulamada, pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarı üzerinden %2 oranında vergi hesaplanacaktır. Bu değerleme uygulaması 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

B- Yabancı Paralarını Türk Lirasına Çeviren Mükelleflere Tanınan Kur Ve Faiz
İstisnası

7352 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 14- (1) 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendi
hükmüne istinaden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi
kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen hesaplar ile ilgili olarak;
kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını, dördüncü geçici
vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevirmeleri ve bu
suretle elde edilen Türk lirası varlığı, bu kapsamda açılan en az üç ay vadeli Türk lirası
mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda aşağıda belirtilen kazançlar
kurumlar vergisinden müstesnadır:

  1. a) Bu fıkra kapsamındaki yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan
    kur farkı kazançlarının 1/10/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasındaki döneme isabet eden
    kısmı,
  2. b) 2021 yılı dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevrilen hesaplarla ilgili oluşan kur farkı kazançları ile söz konusu hesaplardan dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar.

(2) Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.

(3) Kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altın hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.

(4) Bu maddede öngörülen süre ve şekilde dönüşüm kuru/fiyatı üzerinden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına çevrilen yabancı paralar ile altın hesaplarına ilişkin olarak bu istisnayla sınırlı olmak üzere Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.

(5) Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan istisna hükümleri, aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançları hakkında da uygulanır.

(6) Türk lirası mevduat veya katılma hesabından vadeden önce çekim yapılması durumunda bu madde kapsamında istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.”

 

  1. İstisnadan Yararlanacak Olan Mükellefler

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinde yer alan istisnadan kurumlar vergisi mükellefleri ile gelir vergisi mükellefleri yararlanacaktır. Ancak işletme hesabı esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri anılan istisnadan yararlanamayacaktır.

Diğer taraftan kanun maddesinde aksine bir hüküm bulunmadığından anılan istisnadan dar mükellef esasına göre vergilendirilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de yararlanabilecektir.

  1. Yabancı Paraların Türk Lirasına Dönüştürülmesi

14.01.1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun
4’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk Lirası
mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru
üzerinden Türk Lirasına çevrilen hesaplar ile ilgili olarak; mükelleflerin 31.12.2021 tarihli
bilançolarında yer alan yabancı paralarını dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin
beyannamenin verilme tarihine kadar Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk
Lirası varlığı bu kapsamda açılan en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma
hesaplarında değerlendirmeleri gerekmektedir.

Buna göre mükellefler 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını
2021 yılı 4. geçici vergilendirme dönemine ilişkin beyannamenin verileceği 17.02.2022 tarihine
kadar Türk lirasına çevirmeleri ve en az 3 aylık Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri zorunlu tutulmuştur.

Yine geçici 14’üncü maddenin birinci fıkrasının kapsamına girmemekle birlikte, mükelleflerin 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk Lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kar payları ile diğer kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden istisnadır.

Buna göre 2022 yılı sonuna kadar yabancı paralarım dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk Lirasına çevirmek suretiyle en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendiren mükelleflerin bu hesaplardan elde edecekleri kazançların da (faiz, kar payı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yapılan destek ödemeleri dâhil) gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Bu kapsamda bir geçici vergi döneminden sonra Türk Lirasına dönüşümün gerçekleşmesi durumunda dönem sonu ile Türk Lirasına çevrildiği tarih aralığına isabet eden kur farkı kazançları da istisna edilmiştir.

  1. İstisna Kapsamında Olan Kazançlar

Yabancı paralarını Kanun maddesinde belirtilen şekilde Türk Lirasına dönüştüren mükelleflerin bu yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının 1/10/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasındaki döneme isabet eden kısmı ile 2021 yılı dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevrilen hesaplarla ilgili oluşan kur farkı kazançları ve söz konusu hesaplardan dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar istisna kapsamına alınmıştır.

Buna göre, mükelleflerin döviz tevdiat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk Lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk Lirası varlıkları en az üç ay vadeli Türk Lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda, dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının son üç aya isabet eden kısmı istisna edilmiştir. Ayrıca yabancı para cinsinden varlıkların Türk Lirasına çevrildiği tarihte oluşan kur farkı kazançları ile vade sonunda elde edilen faiz ve kar payları kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. Mezkur istisnaya, dönüşümün desteklenmesi kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan destek ödemeleri ve dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan faiz ve kar payları da dâhil edilmiştir.

  1. Altın Cinsi Hesapların Dönüşümü

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince; mükelleflerin, 31.12.2021 tarihli bilançolarında yer alan altın hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.

  1. Dönüşüm Kapsamında Açtırılan Hesaplardan Vadesinden Önce Çekim Yapılması

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinin son fıkrasında Türk lirası mevduat veya katılma hesabından vadeden önce çekim yapılması durumunda anılan madde kapsamında istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunacağı hüküm altına alınmıştır.

Söz konusu Kanun metni ektedir.

Bülten 2022- 29 Eki 7352 Sayılı Kanun


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/28 Ücretlerin Vergilendirilmesine İlişkin 319 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı

Bilindiği üzere 7349 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun ücret istisnalarını düzenleyen 23’üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (18) numaralı bent ile hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri vergi dışı bırakılmıştır.

Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir. Ödenecek vergi tutarı, bu suretle bulunan vergi tutarının içinde istisna tutara isabet eden kısım düşülmek suretiyle hesaplanır. İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşamaz. Birden fazla işverenden ücret alanlarda bu istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanır.

27.01.2022 Tarih ve 31732 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 319 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda 22.12.2021 tarih ve 7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişikliklere ilişkin usul ve esasların açıklanmış olup 01.01.2022 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanan istisnaya ilişkin bahsi geçen Tebliğ’de yapılan açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

İstisnanın Kapsamı ve Uygulaması

7349 Sayılı Kanun’la, 193 Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (18) numaralı bent ile 01.01.2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere, hizmet erbabının ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir.

İstisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde, hizmet erbabının ilgili aydaki gelirine ilişkin verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenecektir.

İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi, ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşmayacaktır.

Hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanacaktır.

Ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde, maaş ödemesinin yanı sıra aynı dönemde yapılan ve ücret olarak değerlendirilen prim, ikramiye, huzur hakkı, mesai ücreti, döner sermaye ücreti, ek ders ücreti gibi ödemeler de dikkate alınmak suretiyle kümülatif matrah esas alınarak vergilendirme yapılmaktadır. İlgili dönemlerde uygulanan indirim ve istisnalar bu ödemelerin toplamına bir kez uygulanmaktadır. Dolayısıyla ilgili ayda yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerin toplamına anılan istisnanın bir kez uygulanması gerekmektedir.

Öte yandan yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı, bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine, sporculara yapılan ödemeler gibi ücret sayılan ödemelerin vergilendirilmesinde, anılan istisnanın uygulanması mümkündür.

Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 32’nci maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulaması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

Asgari ücretle çalışan ve istisna uygulaması nedeniyle vergi ödemeyecek olan hizmet erbabı da dahil olmak üzere Gelir Vergisi Kanunu’nun 31’inci maddesi kapsamında vergi indiriminden faydalanmak üzere başvuruda bulunanların engellilik indirimine ilişkin işlemleri önceden olduğu gibi Gelir İdaresi Başkanlığınca değerlendirilerek sonuçlandırılacaktır. Asgari ücretli olarak çalışan ve bu nedenle ilgili ayda istisna nedeniyle vergi ödemeyecek olan hizmet erbabı, engellilik indiriminden faydalanamayacak olmakla birlikte onaylanan başvuruları üzerine şartları dahilinde emeklilik başvurularını yapabilecektir. Asgari ücretin üzerinde ücret alan ve vergi indirimine hak kazanan hizmet erbabının, gelir vergisi matrahının yeterli olması halinde, hem engellilik indiriminden hem de aynı Kanun’un 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen istisnadan faydalanması mümkün bulunmaktadır.

Asgari Ücretli Olarak Çalışanlarda Gelir Vergisi İstisnası

Hizmet erbabının ücret gelirinin, ilgili ayda geçerli olan asgari ücretin brüt tutarı kadar olması halinde, brüt tutardan, işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi kesintisi yapılacak, gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmayacaktır.

Öte yandan hizmet erbabının asgari ücretiyle birlikte mesai ücreti, sosyal yardım, ikramiye gibi ücret sayılan gelirler elde etmesi durumunda ise toplam ücret gelirinin; ilgili ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan kısmı gelir vergisinden istisna olacak, bu tutarı aşan kısım vergilendirilecektir.

İstisna tutarını aşan kısmın vergilendirilmesinde, istisna kapsamında olan matrah da dikkate alınarak vergi tarifesinin uygulanacak dilim ve vergi oranı belirlenecektir. İstisna suretiyle sağlanan menfaat asgari ücretin ilgili ayda hesaplanan vergisini geçemeyecektir.

Asgari ücretin üzerinde ücret geliri elde edenlerde gelir vergisi istisnası

Hizmet erbabının elde ettiği ücret ve ücret sayılan gelirlerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 31 ve 63’üncü maddesinde yer alan indirimler düşülecek ve varsa Kanunun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendi hariç 23 ve müteakip maddelerinde düzenlenen istisna kapsamındaki ücret ödemeleri gelir vergisi matrahına dahil edilmeyecektir. Bu şekilde belirlenen gelir vergisi matrahına gelir vergisi tarifesi uygulanarak vergi hesaplanacaktır. Bu suretle hesaplanan vergiden istisna tutara isabet eden vergi düşülmek suretiyle ödenecek vergi belirlenecektir. Bu istisna suretiyle sağlanan menfaat asgari ücretin ilgili ayda hesaplanan vergisini geçemeyecektir.

Tam zamanlı çalışmayan hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri ile yeni işe başlayan ve işten ayrılan hizmet erbabına yapılan kıst ücret ödemelerine istisna tam olarak uygulanacaktır.

Birden Fazla İşverenden Ücret Alınması Durumunda İstisnanın Uygulanması

Aynı zamanda birden fazla işverenden ücret alınması halinde, istisna uygulaması,
sadece en yüksek ücretin elde edildiği işveren tarafından gerçekleştirilecektir. Söz konusu
işverene bu durumu bildirme yükümlülüğü hizmet erbabına aittir. Birden fazla işverenden aynı
tutarda ücret alındığı durumda, istisnayı uygulayacak olan işvereni hizmet erbabı kendisi
belirleyecektir. İstisnadan faydalanılan işverende, istisnanın tamamından faydalanılamaması
durumunda kalan tutar için diğer işverende istisnadan faydalanılması mümkün değildir.

Yıllık Beyanname Verilmesi Halinde İstisna Uygulaması

Hizmet erbabının ücret gelirlerinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 86’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre yıllık beyanname ile beyan edilmesinin gerekmesi durumunda, yıl içinde istisna uygulamasından faydalanıldığı için yıllık beyannamede söz konusu istisna uygulamasına yer verilmeyecek ve yıllık beyannamede ücret gelirlerinin toplamı üzerinden hesaplanan vergiden, yıl içinde istisna öncesi hesaplanan vergiler mahsup edilecektir.

Tevkif suretiyle vergilendirilmemiş ücret gelirlerinin yıllık gelir vergisi matrahının, asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşmaması halinde, bu gelirler beyan edilmeyecektir.

Söz konusu, gelirlerin asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşması halinde ise bu gelirlerin tamamı beyan edilecek ve hesaplanan gelir vergisinden asgari ücretin yıllık matrahı üzerinden hesaplanan vergi indirim konusu yapılacaktır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun Kaldırılan 64’üncü Maddesi Kapsamında Bulunan Diğer Ücretlilerin Durumu

7349 Sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi ile 193 Gelir Vergisi Kanunu’nun 64’üncü maddesi 01.01.202 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Söz konusu düzenleme ile bu madde kapsamında bulunan;

  1. a) Kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı yanında çalışanların,
  2. b) Özel hizmetlerde çalışan şoförlerin,
  3. c) Özel inşaat sahiplerinin ücretle çalıştırdığı inşaat işçilerinin,

ç) Gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanların,

elde ettikleri ücretler, işverenlerin tevkifat yapma yükümlülüğü bulunmadığından tevkifata tabi olmayan ücret kapsamında değerlendirilecektir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 64’üncü maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle, bu kapsamda bulunan hizmet erbabının vergi karnesi almasına ve karnesini vergi dairesine ibraz ederek vergilerini tarh ve tahakkuk ettirmesine gerek bulunmamaktadır. Bu kapsamda olanların 01.01.2022 tarihinden itibaren elde ettikleri tevkif suretiyle vergilendirilmemiş ücret gelirleri Kanunun genel hükümlerine tabi olacaktır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendi uyarınca, bu kapsamda bulunan hizmet erbabının 01.01.2022 tarihinden itibaren elde ettiği ücret gelirlerine ilişkin matrahlarının, asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşmaması halinde, istisna kapsamına giren bu ücretleri için yıllık beyanname verilmeyecektir.

Hizmet erbabının elde ettiği ücret gelirlerinin, istisna tutarını aşması halinde ise elde edilen ücret gelirinin tamamı yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecek ve hesaplanan gelir vergisinden asgari ücret üzerinden hesaplanan yıllık gelir vergisi mahsup edilerek ödenecek vergi hesaplanacaktır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde yer alan söz istisnaya ilişkin detaylı açıklamalara ve uygulama örneklerine 319 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer verilmiş olup söz konusu Tebliğ ektedir.

 

Bülten 2022- 28 Eki 319 Nolu Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”