Bülten: 2023/03 25.04.2023 Tarihli Ve 32171 Sayılı Resmi Gazete’ de 7166 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlanmıştır.

İlgili karar ile; 12/1/1995 tarihli ve 95/6430 sayılı Kararnamenin eki Karar’ ın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine parantez içi hüküm eklenerek “Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar (Münhasıran bir iş yeri açmaksızın gezici olarak veya pazar takibi suretiyle perakende emtia alım-satımı ile uğraşanlar hariç)” şeklinde düzeltilmiştir.

Yapılan düzenlemeyle,  münhasıran bir iş yeri açmaksızın gezici olarak veya pazar takibi suretiyle perakende emtia alım-satımı ile uğraşan mükellefler şartları sağlamaları ve başvurmaları neticesinde başvuru tarihini izleyen ayın başından itibaren basit usule geçebilirler.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2023/01 24.04.2023 Tarihli Ve 32170 Sayılı Resmi Gazetede Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA III) Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği (Sıra No: 1) Yayımlandı

AB sahip olduğu standartlara uyum sağlanmasına yönelik kapasitesinin geliştirilmesi ve ekonomik ve sosyal gelişmişlik seviyesini artırma  hedefiyle tahsis edilen AB fonları beş konu kapsamında ilgili kuruluşlarımızca kullandırılmakta olup bu hususlar; Geçiş Dönemi Desteği ve Kurumsal Yapılanma, Sınır Ötesi İşbirliği, Bölgesel Kalkınma, İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi ve Kırsal Kalkınma (IPARD) alanlarındadır.

2021-2027 dönemi Avrupa Birliği (AB) mali yardımları ile ilgili Türkiye-AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) Çerçeve Anlaşması 7424  sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve 13/12/2022 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. 24.04.2023 tarihli remi gazetede ise IPA III Çerçeve Anlaşmasının 28. maddesinde yer alan vergi istisnalarına ilişkin hükümlerin uygulama usul ve esaslarını içeren 1 Sıra No.lu Türkiye-AB IPA III Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği düzenlenmiştir. Bu tebliğ ile vergi istisnalarına ilişkin usul ve esaslar ile KDV İstisna Sertifikası için Başvurusu Yapılacak Makamın belirlenmesinde esas alınacak parasal tutarlar ve tedarik sözleşmesi düzenleme alt limiti yeniden belirlenmiştir.

Buna göre, bahse konu Tebliğin 4.2.2.1. KDV İstisna Sertifikası Başvurusu Yapılacak Makam başlıklı maddesi;

– “Vergi Dairesi Başkanlığı Kurulu olan illerde (EK-1/a) bulunanlardan, imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 40 (kırk) milyon Türk Lirasından (40 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Vergi Dairesi Başkanlığına (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olanlar bu Vergi Dairesi Başkanlığına); Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 40 (kırk) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına” olarak,

– “Vergi Dairesi Başkanlığı kurulu olmayan illerde (EK-1/b) bulunanların imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 20 (yirmi) milyon Türk Lirasından (20 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne; Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 20 (beş) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına başvuracaklardır” olarak

değiştirilmiştir.

– Ayrıca, I sıra Nolu IPA III Genel Tebliğinin 4.2.2.6. KDV İstisna Sertifikasının Kullanılması bölümünün birinci fıkrası “KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edilecek mal, hizmet ile yapılan işler için Tedarikçi tarafından düzenlenecek fatura tutarı ya da aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarının (KDV Hariç) 15 (on beş) bin Türk Lirasını (15 bin Türk Lirası dâhil)’yi aşması durumunda Birlik Yüklenicisi öncelikle Tedarikçi ile bir örneği Tebliğin ekinde (EK-7) yer alan “Tedarik Sözleşmesi” yapacaktır” şeklinde ve beşinci fıkrası “Birlik Yüklenicisinin KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edeceği mal, hizmet ile yapılan işler için Tedarikçinin düzenlediği fatura tutarı ve aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarı(KDV hariç) 15 (on beş) bin Türk Lirası (15 bin Türk Lirası dâhil) ve altında ise; Tedarik Sözleşmesi yapmak ve Hibe Yararlanıcısına onaylatmak şartı aranmaksızın, KDV İstisna Sertifikasının ibrazı ve bir örneğinin verilmesi ile yukarıdaki şerh düşülerek düzenlenecek fatura veya benzeri evrakta KDV hesaplanmayacaktır.” olarak değiştirilmiştir.

Buna göre 6647 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan 22/6/2015 tarihinde yürürlüğe giren IPA II Çerçeve Anlaşması kapsamında finanse edilen sözleşmelere, bu Anlaşmanın 28 inci maddesi ve 13/2/2016 tarihli ve 29623 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA II) Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği (Sıra No:1) uygulanmaya devam edecektir.

24.04.2023 tarih 1 Sıra No.lu Tebliğde yer alan KDV İstisna Sertifikası için Başvurusu Yapılacak Makamın belirlenmesinde esas alınacak parasal tutarlar ve tedarik sözleşmesi düzenleme alt limiti, bildirimler, cezalar bakımından yer alan hükümler 6647 sayılı Kanunla Onaylanması Uygun Bulunan IPA II Çerçeve Anlaşması ve aynı anlaşmaya istinaden yayımlanan Genel Tebliği  bakımından da diğer hükümleri aynı kalmak kaydıyla uygulanacaktır.

IPA III Anlaşması kapsamında birlik yüklenicileri, Birlik Sözleşmesine uygun olarak verilen  hizmet, tedarik edilen mal,  yapılan iş için KDV’den muaf tutulmaktadır. Bu muafiyetten faydalanabilmek için  “Birlik Yüklenicisi’ nin   “KDV İstisna Sertifikası’ nı ve KDV İadelerini yine aynı tebliğde belirtilen makamlardan talep etmesi gerekmektedir. KDV İstisna sertifikası alımı için başvurular, sertifikanın kullanımı ve  tam istisna kapsamındaki uygulama nedeni ile KDV iadesi alınması durumunda iadenin usul ve esasları açıklanmıştır.

Tebliğ’de   ÖTV istisnası ve uygulaması,  ÖTV iadesi usul ve esaslarını da açıklamaktadır.

IPA III Anlaşması kapsamında Gelir Vergisi Kanununa geçici 84’üncü madde eklenmiştir. Eklenen bu maddeye göre AB organlarından alınan hibeler özel bir fon hesabında tutulacak ve gelir olarak dikkate alınmayacaktır. Ayrıca sağlanan hibelerle finanse edilen yıllara sâri inşaat ve onarım işlerine ilişkin ödemeler üzerinden ve yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden, fon hesabından yapılan harcama tutarları ile sınırlı olmak üzere, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır. Tebliğde Gelir ve Kurumlar Vergisi İstisnasının uygulama esasları da açıklanmıştır.

 

Diğer yandan Tebliğde; Veraset ve İntikal Vergisi, Damga Vergisi, Harçlar, Özel İletişim Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi ile ithalatta alınan vergilere ilişkin istisna ve bu istisnaların uygulanması ayrıntılı açıklanmıştır.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/55 Varlık Barışı Düzenlemesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere 05.07.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7417 Sayılı Kanun’un 50’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 15’inci madde ile varlık barışı uygulaması bir kez daha getirilmişti.

Bu defa, 09.08.2022 tarihli 31918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No 1) ile yeni varlık barışı düzenlemesinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş olup Tebliğde yer alan düzenlemelerin özeti aşağıdaki gibidir;

a-  Kapsama giren varlıklar

Düzenlemenin kapsamına;

– Gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar

girmektedir.

b- Bildirim zamanı

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar için 31/3/2023 tarihine kadar Tebliğ ekinde (Ek1) yer alan form ile banka veya aracı kurumlara bildirim yapılabilecektir. Yurt dışı varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.

Türkiye’de bulunan varlıklar ise Tebliğ ekinde (Ek-3) beyanname ile 31/3/2023 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilebilecektir.

c- Varlıkların bildirim değeri

Gerek yurt dışında bulunan varlıklar gerekse yurt içinde bulunan varlıklar bildirildiği veya beyan edildiği tarih itibarıyla aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenecektir;

  1. a) Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle.
  2. b) Altın, rayiç bedeliyle.
  3. c) Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla.

ç) Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından;

Pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

– Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla,

– Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

d- Taşınmazlar, rayiç bedeliyle.

Bildirim veya beyanlarda söz konusu varlıkların Türk lirası karşılığı bedelleri esas alınacaktır.

Tebliğin uygulanmasında rayiç bedel, söz konusu varlıkların bildirildiği veya beyan edildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup, bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.

Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların bildirildiği veya beyan edildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınacaktır.

Döviz cinsinden varlıklarda, bunların bildirildiği veya beyan edildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınacaktır.

Bildirimde bulunduktan sonra, yapılan hataların düzeltilmesi ya da bildirime konu edilen varlıkların azaltılması amacıyla 31/3/2023 tarihine kadar yapılacak düzeltmelerde varlıkların ilk bildirim tarihindeki değerleri esas alınacaktır.

Türkiye’de bulunan varlıkların, vergi dairelerine beyan edildiği tarih itibarıyla yukarıda yer alan esaslar çerçevesinde belirlenen Türk lirası karşılığı bedelleriyle bu varlıkların yasal defterlere kaydedilmesi gerekmekte olup, söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.

d- Varlığa sahip olma tarihi

Varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olma ve bunu ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kanunda belirtilen sürelerde varlığın yurda getirilmesi veya kayıtlara alınması yeterlidir.

e- Vergi oranı

Yurt dışından getirilen varlıklar için getirilme süresini dikkate alarak %1, %2 ve %3 olmak üzere üç farklı oranda vergiye tabidir.

Yurt içi varlıklardan ise %3 oranında sabit ve tek oranda vergi alınması öngörmektedir.

Buna göre;

Yurt dışı varlıkların bildiriminde, banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden;

– 30/9/2022 tarihine kadar yapılan bildirimler için %1,

– 1/10/2022 tarihi ila 31/12/2022 tarihi (bu tarih dahil) arasında yapılan bildirimler için %2,

– 31/3/2023 tarihine kadar yapılan bildirimler için %3

oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir.

Bildirilen varlıkların, Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edildiği veya yurt dışından getirilerek bu hesaplara yatırıldığı tarihten itibaren en az 1 (bir) yıl süreyle tutulması halinde vergi %0 olarak uygulanacaktır. Bu takdirde, banka ve aracı kurumlar tarafından bildirim esnasında tahsil edilerek vergi dairesine ödenen vergi, bildirim sahibinin ilgili vergi dairesine başvurusu üzerine iade edilecektir.

Yurt içi varlıkların bildiriminde vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %3 oranında vergi tarh edilecek ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Beyan edilen varlıklara ilişkin ödenen bu vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

f- Bildirilen veya beyan edilen varlıkların kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi

Bildirilen veya beyan edilen varlıkların, defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi zorunludur.

Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıkların, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirime veya beyana konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim veya beyan tarihinden itibaren 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Diğer taraftan işletmenin tasfiye edilmesi halinde bu tutarlar vergilendirilmeyecektir. Fon hesabında tutulan bu tutarların, devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, bildirimde veya beyanda bulundukları söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.

Defter tutan mükelleflerce Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim veya beyan tarihinden itibaren 2 yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

g- Yurt dışında bulunan varlıkların kredilerin ödenmesi ve sermaye avanslarının karşılanmasında kullanılması

Yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/3/2023 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır.

05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 05/07/2022 tarihinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların en geç 31/3/2023 tarihine kadar defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışı hükümlerinden yararlanılabilecektir.

h- Taşınmazlar için tapu harcı ödenmemesi

Yurt içi varlık barışı kapsamında beyan edilerek işletme kayıtlarına alınacak taşınmazların işletmeye devrine ilişkin tapuda yapılacak işlemlerden, tapu harcı alınmayacaktır. Ayrıca bu taşınmazların işletmeye devri Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 80 inci maddesi kapsamında, elden çıkarma sayılmayacak ve değer artış kazancı yönünde vergilendirilmeyecektir.

Tapuda yapılacak taşınmaz devir işlemlerinde tapu harcının alınmaması için maddede belirtilen beyannamenin verilmesini müteakiben, ilgili vergi dairesinden, beyan edilen taşınmazların tapu kayıtlarına ilişkin bilgileri de içerecek şekilde Varlık Barışı kapsamında şirket adına beyan edilerek özel fon hesabına alındığını (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterildiğini) ve bu çerçevede tapu işleminde harç alınmayacağı hususunda beyanın yapıldığı vergi dairesinden alınacak yazı, ilgili tapu sicil müdürlüğüne ibraz edilecektir.

ı- Bildirime tabi varlıklarda amortisman uygulaması

Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanununda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

i- Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen varlıkların durumu

Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirketin ortakları adına Varlık Barışı kapsamına giren varlıkları 05.07.2022 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının;

– Şirket adına bildirime konu edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ya da

– Türkiye’de bulunan ancak 5/7/2022 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarının şirket adına beyan edilmek suretiyle bu düzenlemeden yararlanılabilmesi

mümkündür.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek bu düzenlemeden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde bu düzenlemeden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.

j- İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller

Bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bu hükümden yararlanabilmek için;

Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların;

– Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,

–  Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi,

–  Bildirime konu edilen varlıkların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,

Türkiye’de bulunan ve beyana konu edilen varlıkların;

– Beyan edilen varlıkların defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar tarafından banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını (taşınmazlar hariç) gösterir belgelerle tevsik edilmesi,

– Bu kapsamda beyan edilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi,

gerekmektedir.

Bildirilen veya beyan edilen varlıklar dışındaki diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri veya takdire sevk işlemleri dolayısıyla, Varlık Barışı kapsamında bildirimde veya beyanda bulunan mükellefler hakkında matrah farkı bulunması durumunda;

– Bulunan matrah farkının bildirime veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen veya beyan edilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacaktır.

– Bulunan matrah farkının bildirime veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti halinde, bu farkın bildirilen veya beyan edilen varlık tutarından fazla olması durumunda, yalnızca aradaki fark tutar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden vergi tarhiyatı yapılacaktır.

Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra Varlık Barışı kapsamında bildirimde veya beyanda bulunulması durumunda ise vergi incelemesi ve takdir komisyonu kararına istinaden bulunan matrah farkları üzerinden vergi tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecek ve bildirime veya beyana konu edilen tutarlar mahsuba konu edilemeyecektir.

k- Düzeltme yapılamaması

Bildirim ve beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin düzeltme yapılamayacaktır. Bu çerçevede, 31/3/2023 tarihine kadar yapılan bildirimlerin bu tarihten sonra düzeltilmesi mümkün olmayacaktır.

Söz konusu Tebliğ ve ekleri ektedir.

Bülten 2022-55 Eki Tebliğ Ekleri

Bülten 2022-55 Eki Tebliği

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/54 Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 10)

Bilindiği üzere, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listede yarı römorklar için çekiciler, binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş motorlu taşıtlar, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, özel amaçlı motorlu taşıtlar, motosiklet, helikopter, uçak, gemi, yat, eğlence ve spor tekneleri gibi taşıtlar yer almaktadır.

26.07.2022 Tarih ve 31904 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 10) ile Cumhurbaşkanı’na, (II) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları ve bu oranlara esas özel tüketim vergisi (ÖTV) matrahlarının alt ve üst sınırlarını üç katına kadar artırmaya ve binek otomobillerin de sınıflandırıldığı 87.03 tarife pozisyonunda yer alan mallar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye yetkili verilmiş, ayrıca ÖTV (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nde de diğer bazı değişiklikler yapılmıştır.

Yapılan değişikliklere aşağıda yer verilmiştir.

a- Motorlu Araç Ticareti Yapanlar Ticareti Yapanlara İlişkin Düzenlemeler

Tebliğin 1 inci maddesinde;

– “18/4/2015 tarihli ve 29330 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (I/B/4) bölümünün üçüncü paragrafında yer alan “vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan yazının” ibaresi “vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan Kayıt ve Tescile Tabi Taşıtların İthalatında ÖTV Aranmaksızın İşlem Tesisi İçin Motorlu Araç Ticareti İle İştigal Edildiğine Dair Belge’nin” olarak değiştirilmiş,

– Dördüncü paragrafında yer alan “yer alan yazı” ibaresinden sonra gelmek üzere “en fazla iki yıl süreyle ve vize süresince geçerli olmak üzere” ibaresi eklenmiş ve,

– Aynı paragrafta yer alan “sanayi sicil belgesinin yenilenmesi veya değişikliği,” ibaresi “sanayi sicil belgesinin yenilenmesi, değişikliği veya vize edilmesi,” olarak değiştirilmiştir.

Söz konusu değişiklik sonrası Tebliğin (I/B/4) bölümü aşağıdaki gibi olmuştur.

“I- MÜKELLEFİYET

B- TANIMLAR

  1. Motorlu Araç Ticareti Yapanlar

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine göre, “motorlu araç ticareti yapanlar ”, kayıt ve tescile tabi olan taşıtları satmak üzere imal, inşa veya ithal edenler ile fabrika, ana bayi, bölge bayii, bayi, yetkili satıcı, acenteler ve Maliye Bakanlığınca bu nitelikte olduğu tespit edilenlerdir.

Bayilik, yetkili satıcılık veya acentelik ilişkisinin noter nezdinde yapılmış sözleşme ile tesis edilmiş olması aranır.

Kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edenlerin, motorlu araç ticareti ile iştigal ettiklerini, ilgili ticaret sicili müdürlüğünden alınan ve faaliyet/işletme konuları arasında motorlu araç ticareti veya benzeri ifadelerin bulunduğuna dair “Sicil Tasdiknamesi”nin veya yazının aslını ya da noter onaylı örneğini gümrük idarelerine ibraz etmek suretiyle tevsik etmeleri halinde, ithal aşamasında ÖTV aranmaksızın işlem tesis edilir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nezdinde yürütülen Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden kuruluşu yapılarak tescil işlemi gerçekleştirilenlerden “Sicil Tasdiknamesi” veya yazı ibrazı istenmez. Bu kapsamdakilerin MERSİS numaraları üzerinden sicil kayıtlarındaki faaliyet konularının kontrol edilmesi suretiyle motorlu araç ticareti ile iştigal edip etmedikleri tespit edilir.

MERSİS üzerinden bu kontrolün yapılmasının mümkün olmaması halinde, bunlardan da söz konusu belge veya yazının ibrazı istenir. Bunun yanı sıra, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edecek olanların, bu kapsamdaki ithalatlarında ÖTV aranmaksızın işlem tesisi için gümrük müdürlüklerince, ilk iktisabı yapılmamış ÖTV’ye tabi motorlu araçların ticaretinin ithalatçılar tarafından icra edildiğine dair bağlı olunan (Değişik ibare:RG-26/7/2022-31904) vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan ‘Kayıt ve Tescile Tabi Taşıtların İthalatında ÖTV Aranmaksızın İşlem Tesisi İçin Motorlu Araç Ticareti İle İştigal Edildiğine Dair Belge’nin aslı veya noter onaylı örneği de aranır. Bu yazı, vergi daireleri tarafından en fazla iki yıllık dönemleri kapsayacak şekilde verilir ve yazının geçerlilik süresi içinde yapılan ithalatlar bakımından geçerlidir.

Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında, Maliye Bakanlığınca bu nitelikte oldukları tespit edilenler, Türkiye ’de kayıt ve tescil edilmemiş motorlu araçlar üzerinde tadilat veya ek imalat yapmak suretiyle motorlu araç ticaretiyle uğraşanlardır. Bunların, taşıtların tadilatını veya bu taşıtlarla ilgili ek imalat yaptıklarını gösteren sanayi sicil belgesine sahip olmaları gerekir. Bu mükellefler, durumlarını tevsik eden sanayi sicil belgesinin aslı veya noter onaylı örneğiyle birlikte Gelir İdaresi Başkanlığına başvururlar. Yapılacak yoklama ve değerlendirme sonucuna göre başvuru sahibi mükelleflere, kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtların tadilatı veya ek imalatını yaparak bunları satmak üzere yurt içinden alımında veya ithalinde, ÖTV uygulanmaması gerektiğine dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1) olarak yer alan yazı (Ek ibare: RG-26/7/2022-31904) en fazla iki yıl süreyle ve vize süresince geçerli olmak üzere verilebilir. Ayrıca, (Değişik ibare: RG- 26/7/2022-31904) sanayi sicil belgesinin yenilenmesi, değişikliği veya vize edilmesi, unvan, adres, vergi kimlik numarası değişikliği gibi durumlarda, Gelir İdaresi Başkanlığına başvurularak, yeni bir yazı verilmesi talep edilir. Sanayi sicil belgesinin yenilenmesi veya değişikliği halinde, yeni sanayi sicil belgesinin aslı veya noter onaylı örneğiyle birlikte başvurulması gerektiği tabiidir.

Gelir İdaresi Başkanlığından söz konusu yazıyı alan mükellefler, kayıt ve tescil edilmemiş taşıtları tadilat veya ek imalat yaparak satmak üzere yurt içinden alımında veya ithalinde, bu yazının aslını veya noter onaylı örneğini satıcıya veya gümrük idaresine vermek suretiyle ÖTV ödemeksizin işlem yaptırabilir. İthalde bu yazıyı ibraz edenlerden, ayrıca vergi dairesi yazısı aranmaz.

Söz konusu yazıya istinaden ÖTV uygulanmaksızın satın alınan Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki taşıtların, tadilat veya ek imalat yapılarak mezkûr Kanunun 1 inci maddesi kapsamında tesliminde, tadilat veya ek imalat yapanlar tarafından ÖTV beyan edilip ödeneceği tabiidir. Ayrıca, yazı sahibi mükellefler tarafından, tadilat veya ek imalat sonrası kayıt ve tescile tabi taşıtların satılmak üzere bayileri veya acentelerine teslimi ÖTV’ye tabi değildir. Ancak, bu taşıtların söz konusu bayi veya acenteler tarafından ilk iktisap kapsamında satışı ÖTV’ye tabidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarına taşıt temin eden Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü yukarıda belirtilen nitelikler aranmaksızın, motorlu araç ticareti yapanlar kapsamındadır.”

Bilindiği üzere, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edenlerin, motorlu araç ticareti ile iştigal ettiklerini, ilgili ticaret sicili müdürlüğünden alınan ve faaliyet/işletme konuları arasında motorlu araç ticareti veya benzeri ifadelerin bulunduğuna dair “Sicil Tasdiknamesi”nin veya yazının aslını ya da noter onaylı örneğini gümrük idarelerine ibraz etmek suretiyle tevsik etmeleri halinde, ithal aşamasında ÖTV aranmaksızın işlem tesis edilmektedir. Ayrıca, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edecek olanların, bu kapsamdaki ithalatlarında ÖTV aranmaksızın işlem tesisi için gümrük müdürlüklerince, ilk iktisabı yapılmamış ÖTV’ye tabi motorlu araçların ticaretinin ithalatçılar tarafından icra edildiğine dair bağlı olunan vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan yazının aslı veya noter onaylı örneği de aranmaktadır.

Yapılan düzenleme bu düzenleme ile, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edecek olanların, bu kapsamdaki ithalatlarında ÖTV aranmaksızın işlem tesisi için gümrük müdürlüklerince, ilk iktisabı yapılmamış ÖTV’ye tabi motorlu araçların ticaretinin ithalatçılar tarafından icra edildiğine dair bağlı olunan vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan “Kayıt ve Tescile Tabi Taşıtların İthalatında ÖTV Aranmaksızın İşlem Tesisi İçin Motorlu Araç Ticareti İle İştigal Edildiğine Dair Belge”nin aslı veya noter onaylı örneği de aranacaktır.

Buna ilaveten, Hazine ve Maliye Bakanlığınca Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş motorlu araçlar üzerinde tadilat veya ek imalat yapmak suretiyle motorlu araç ticaretiyle uğraşan mükelleflere, kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtların tadilatı veya ek imalatını yaparak bunları satmak üzere yurt içinden alımında veya ithalinde, ÖTV uygulanmaması gerektiğine dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1) olarak yer alan yazı verilebilmektedir.

Tebliğ ile yapılan düzenlemeye göre, söz konusu yazı, en fazla iki yıl süreyle ve vize süresince geçerli olmak üzere verilebilecektir.

b- ÖTV Ödenerek Satın Alınan Taşıtların İhracat Teslimlerine İlişkin Düzenlemeler

10 Seri No.lu Tebliğin 2 nci maddesi ile aynı Tebliğin (II/A/2) bölümünün birinci paragrafında yer alan “(2)” ibaresi “(3)” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan düzenleme ile daha önce 7104 Sayılı Kanun’un 24’üncü maddesiyle ÖTV Kanunu’nun 5’inci maddesinde yapılan ve 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğe uygun olarak Tebliğin ilgili bölümü güncellenmiştir.

c- ÖTV Matrahında Özellikli Durumlarda Değişiklik Yapılmıştır

Bilindiği üzere, ÖTV mükellefleri tarafından yapılan ve taşıtın teslimi veya ilk iktisabında alıcıdan ayrıca alınan; aksesuar, boya koruma, kuaför, ek garanti ve benzeri teslim ve hizmetlere ilişkin bedeller de ÖTV matrahına dâhildir.

10 Seri No.lu Tebliğin 3 üncü maddesi ile aynı Tebliğin (III/A/3) bölümünün üçüncü paragrafına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Muvazaalı olmamak şartıyla, söz konusu teslim ve hizmetlerin ÖTV mükellefleri tarafından taşıtın teslimi veya ilk iktisabından sonra yapılması halinde, anılan işlemlere ilişkin bedellerin taşıtın ÖTV matrahına dâhil olmadığı tabiidir.”

Tebliğde yapılan bu değişiklik ile araçların ÖTV mükellefleri tarafından yapılan ve taşıtın teslimi veya ilk iktisabında alıcıdan ayrıca alınan; aksesuar, boya koruma, kuaför, ek garanti ve benzeri teslim ve hizmetlere ilişkin bedeller de ÖTV matrahına dahil olduğu ancak muvazaalı olmamak şartıyla, söz konusu teslim ve hizmetlerin ÖTV mükellefleri tarafından taşıtın teslimi veya ilk iktisabından sonra yapılması halinde, anılan işlemlere ilişkin bedellerin taşıtın ÖTV matrahına dahil olmadığına ilişkin yeni hüküm getirilmiştir.

Söz konusu değişiklik sonrası Tebliğin (III/A/3) bölümü aşağıdaki gibi olmuştur.

“III- MATRAH, ORAN VE MÜTESELSİL SORUMLULUK A- MATRAH

  1. Özellikli Durumlar

Teslimi veya ilk iktisabı yapılan taşıta ilişkin vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler ÖTV matrahına dâhildir.

Bu kapsamda teslimi veya ilk iktisabı yapılan taşıta ilişkin satış anında veya daha sonraki bir tarihte ortaya çıkan vade farkı, fiyat farkı, faiz, vb. gelirler ÖTV matrahına dâhildir. Aynı şekilde satışı yapılan taşıtlara ilişkin olarak, banka kredisi temin edemeyen müşteriler için ÖTV mükellefleri tarafından bankalardan sağlanan kredilerle ilgili olarak mükellefler tarafından müşterilere yansıtılan kredi faiz tutarı da ÖTV matrahına dâhildir.

ÖTV mükellefleri tarafından yapılan ve taşıtın teslimi veya ilk iktisabında alıcıdan ayrıca alınan; aksesuar, boya koruma, kuaför, ek garanti ve benzeri teslim ve hizmetlere ilişkin bedeller de ÖTV matrahına dâhildir. (Ek cümle: RG-26/7/2022-31904) Muvazaalı olmamak şartıyla, söz konusu teslim ve hizmetlerin ÖTV mükellefleri tarafından taşıtın teslimi veya ilk iktisabından sonra yapılması halinde, anılan işlemlere ilişkin bedellerin taşıtın ÖTV matrahına dâhil olmadığı tabiidir.

Ancak, teslimi veya ilk iktisabı yapılan taşıt için, müşterinin vekâlet vermek suretiyle satıcı firmaya yaptırdığı trafik kayıt ve tescil işlemleri ile plaka çıkartılmasına ilişkin hizmet bedelinin müşteriye yansıtılmasında bu bedel, taşıtın ÖTV matrahına dâhil edilmez. Ancak mükelleflerin söz konusu hizmet bedeli için, rayicine göre yüksek bedel göstermek suretiyle taşıt bedelini, dolayısıyla ÖTV matrahını, azaltması halinde bu işlemler Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi gereğince, işlemlerin gerçek mahiyetinin esas olması prensibinden hareketle muvazaa olarak değerlendirilir ve buna göre işlem tesis edilir.

Aksam, parça veya mütemmim cüzü ile birlikte ithali/imalatçılar tarafından teslimi gerçekleştirilen taşıtların satışında ÖTV matrahı, söz konusu aksam, parça veya mütemmim cüz bedeli dâhil taşıtın ithalattaki KDV matrahından/imalatçı satış bedelinden düşük olamaz. İthalat/imalatçıdan satın alınması sonrasında, bunların taşıttan ayrı olarak satışa sunulması, bu şekilde işlem tesisine engel teşkil etmez. Öte yandan, söz konusu aksam, parça veya mütemmim cüzün, taşıtın ithalatı/imalatçıdan satın alınması sonrasında taşıttan çıkarılmak suretiyle satışı ÖTV’ye tabi olmaz. ”

d- Cumhurbaşkanı’na Yetki Verilmiştir

10 Seri No.lu Tebliğin 4 üncü maddesi ile; aynı Tebliğin (III/B/1) bölümünün üçüncü paragrafında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” olarak, “bir” ibaresi “ve bu oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını üç” olarak değiştirilmiş ve aynı paragrafta yer alan “sıfıra kadar indirmeye;” ibaresinden sonra gelmek üzere “bu sınırlar içinde kalmak şartıyla 87.03 GTIP numarasında yer alan mallar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye;” ibaresi eklenmiştir.

Tebliğde yapılan bu değişiklik ile Cumhurbaşkanına, motorlu araç ÖTV ve matrahlarının alt ve üst sınırını 3 katına kadar artırmasına ve sıfıra indirebilmesine ilişkin Kanun düzenlenmesiyle verilen yetki Genel Tebliğe işlenmiştir.

Söz konusu değişiklik sonrası Tebliğin (III/B/1 ) bölümü aşağıdaki gibi olmuştur

“III- MATRAH, ORAN VE MÜTESELSİL SORUMLULUK

B- ORAN

  1. Verginin Oranı ve Yetki

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kanuna ekli listelerde yer alan mallardan, karşılarında belirtilen tutar ve/veya oranlarda ÖTV alınacağı hükme bağlanmış olup, (II) sayılı listede bütün mallar için nispi vergi oranı öngörülmüştür.

Dolayısıyla, Tebliğin (III/A) bölümü çerçevesinde tespit edilen matraha, Kanuna ekli (II) sayılı listede belirlenen oran uygulanmak suretiyle ÖTV hesaplanır.

Öte yandan, mezkûr maddenin (2) numaralı fıkrasıyla, (Değişik ibare:RG-26/7/2022- 31904) Cumhurbaşkanı, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere;

– (II) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları (Değişik ibare: RG-26/7/2022- 31904) ve bu oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını üç katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye; (Ek ibare: RG-26/7/2022-31904) bu sınırlar içinde kalmak şartıyla 87.03 GTİP numarasında yer alan mallar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye; uygulanmakta olan oranları EURO normlarını sağlayan katalitik konvertör sistemi ile teçhiz edilmiş taşıtlarda yarısına kadar indirmeye, kanunî oranına kadar çıkarmaya,

Listede gümrük tarife pozisyonu veya tarife alt pozisyonu olarak yer alan malların her biri için belirlenmiş olan oranların alt ve üst sınırları içinde kalmak suretiyle, bu pozisyonların altında yer alan mallar itibarıyla farklı vergi oranları belirlemeye yetkili kılınmıştır. ”

e- İtfaiye Öncü Araçları ÖTV Kapsamından Çıkartılmıştır

10 Seri Nolu Tebliğin 5’inci maddesi ile aynı Tebliğe (III/B/2.8) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

2.9. İtfaiye Öncü Aracı

Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.03 tarife pozisyonunda yer alan “itfaiye öncü araçları ” ÖTV kapsamında değildir.

Kanunun uygulamasında itfaiye öncü aracından maksat, görülebilirliği/seçilirliği fazla olan bir renkle (kırmızı) boyanmış (giydirme değil), ön ve arka tarafına beyaz renk büyük harflerle “itfaiye öncü aracı” ibaresi ile her iki yan tarafına da itfaiye kurumunun acil çağrı telefon numarası ve araç plakası yazılmış (yapıştırma değil), kırmızı renk ışık veren, normal hava şartlarında 150 metreden görülebilen, dönerli, aralıklı yanıp sönen tepe lambalı cihaz (ışıklı uyarı cihazı) ile canavar düdüğü, siren ve çan gibi yine en az 150 metreden duyulabilecek şekilde ses çıkaran cihazların sabitlenmiş olduğu; taşıtlardaki zorunlu yangın tüpü ve ilk yardım malzemeleri dışında, ortalama bir yangına müdahale edilebilir boyutta yangın tüpü ile yangın yaralanmalarında kullanılacak nitelikte tıbbi malzemenin bulunduğu ilk yardım kutusunun sabit bir yerinin olduğu; araç içinde itfaiye öncü hizmetlerinde kullanılacak nitelikte teknik ekipman (kurtarma bıçağı, balyoz ve çekiç, kürek, ağaç testeresi, levye, eğri demir, spanfix germe kayışı, kesme makasları, kazma, balta, manivela gibi) ile donatılmış olan taşıtlardır.”

Yapılan bu değişiklik ile itfaiye öncü araçları ÖTV kapsamından çıkarılırken, araçların bu kapsamda ÖTV’ ye tabi olmadan teslimi için sahip olması gereken donanımsal özelliklerine ilişkin düzenleme gerçekleştirilmiştir.

f- Taşıtların Tadilatı veya Ek İmalatını Yapanlara Verilecek Yazı Örneği Güncellenmiştir

10 Seri Nolu Tebliğin 6’ncı maddesi ile aynı Tebliğin “TAŞITLARIN TADİLATI VEYA EK İMALATINI YAPANLARA VERİLECEK YAZI” başlıklı eki (EK 1) yazı, tebliğ ile yapılan değişikliklere uygun olarak aşağıdaki şekilde güncellenmiştir.

 

“EK 1 :TAŞITLARIN TADÎLATI VEYA EK İMALATINI YAPANLARA VERİLECEK YAZI

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı : ….

Konu:…….

ilgi: ../../20.. tarihli dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçeniz ve eklerinin tetkiki ile söz konusu dilekçenize istinaden Başkanlığımızca yapılan araştırma neticesinde, .  Vergi       Dairesi Başkanlığı/Defterdarlığı …  Vergi Dairesi Müdürlüğünün …….  vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, yukarıda belirtilen adreste “…. …….. …… ………. ………… …… ……… faaliyetinde bulunduğunuz ve bu kapsamda “……. ………….. ………….. ………… ………” üretimi konusunda 20.. tarihli ve.. numaralı sanayi sicil belgesini haiz olduğunuz anlaşılmıştır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanununun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası ve Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (I/B/4) bölümü uyarınca. Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki taşıtların tadilatını veya bu taşıtlarla ilgili ek imalat yaptığınızı gösterir sanayi sicil belgenize istinaden bu yazının düzenlendiği tarihten itibaren iki yıllık (sanayi sicil belgenizin zorunlu vize süresinin daha erken bir tarihte dolacak olması durumunda en geç zorunlu belge vize süresince) süre içinde taşıtların tadilatı ve ek imalatını yaparak satmak üzere motorlu araç ticareti yapanlardan alımınızda veya ithalinizde, bu yazının aslı veya noter onaylı örneği ibraz edilmek şartıyla ÖTV uygulanmaksızın işlem yapılması mümkündür.

Öte yandan, bu yazıya istinaden ÖTV uygulanmaksızın satın alınan Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki taşıtların, tadilat veya ek imalat yapılarak mezkûr Kanunun 1 inci maddesi kapsamında tesliminde, Firmanız tarafından ÖTV beyan edilip ödeneceği; mezkûr Genel Tebliğin (VI/B/3) bölümü kapsamında elektronik ortamda verilme zorunluluğu bulunan bildirimlerin (“Ek 9: Tadilat /Ek îmalat Yazısı Alanlar İçin Bildirim”) süresinde ve eksiksiz olarak verilmesi gerektiği tabidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Başkan a.”

 

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022-54 Eki ÖTV II Sayılı Tebliğ Eki

Bülten 2022-54 Eki ÖTV II Sayılı Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/53 Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 14 Uncu Maddesinin Dördüncü Fıkrasında Yer Alan Kur Korumalı Mevduat Uygulamasına Dair 5872 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

27.07.2022 tarih ve 31905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5872 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan istisnanın, kurumların 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralar itibarıyla da uygulanmasına, 5520 sayılı Kanunun mezkur maddesi gereğince karar verilmiştir.

5872 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan değişiklik sonrası 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının güncel hali aşağıdaki şekli almıştır;

“Kurumların 31 Haziran 2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda söz konusu hesapların dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır. Cumhurbaşkanı istisnayı 30/9/2022 tarihli bilançolarda yer alan yabancı paralar itibarıyla da uygulatmaya yetkilidir.”

Bu değişiklik öncesinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmünce; kurumların, 31.03.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraları istisna kapsamında (kur korumalı mevduat uygulaması) bulunmaktayken ayrıca mezkur madde gereğince Cumhurbaşkanının kurumların 30.06.2022 ve 30.09.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraları da istisna kapsamına alma yetkisi bulunmaktaydı.

5872 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurumların 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraları kur korumalı mevduat uygulaması kapsamına alınmıştır. Diğer bir ifadeyle kur korumalı mevduat uygulamasının süresi uzatılmıştır.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022-53 Eki 5872 Sayılı Karar 20220727-1


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/52 540 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

Bilindiği üzere 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ticari işlemler ve finansal hareketlerin izlenmesi ve vergiyi doğuran olayların mali kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit edilmesi ve böylece kayıt dışılığı önlemek amacı doğrultusunda, tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna ilişkin limit 01/01/2016 tarihinden itibaren 7.000 Türk Lirasına düşürülmüştür. Söz konusu Tebliğ’in “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümünde ise aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmayan tahsilat ve ödemelere değinilmiştir.

23.07.2022 tarih ve 31901 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 540 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 24/12/2015 tarihli ve 29572 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 459)’nin “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümüne (ğ) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir:

“h) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların tevsik zorunluluğu kapsamında olmayan yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişilerle yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemelerin (şu kadar ki, düzenlenecek faturalara söz konusu kişilerin pasaport numarasının yazılması ve bu bent kapsamında nakit tahsil edilen tutarların, tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar tarafından tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsikinin sağlanması zorunludur.) ”

Buna göre söz konusu parantez içi hükümden faydalanılabilmesi için;

– Yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişiler adına düzenlenecek faturalara söz konusu kişilerin pasaport numarasının yazılması ve

– Yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişilerden nakit tahsil edilen tutarların, tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar tarafından tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsikinin sağlanması

zorunludur.

Bu düzenleme sonrasında 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ nin “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümünün son durumu aşağıdaki gibidir;

a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanun’unda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bunlara ait döner sermaye işletmelerinin işlemlerine konu tahsilat ve ödemelerin,

b) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanun’unda tanımlanan sermaye piyasası aracı kurumlarında yapılan işlemlere konu tahsilat ve ödemelerin,

c) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda tanımlanan yetkili döviz müesseselerinin yapacakları döviz alım satım işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ç) Tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

e) 5018 sayılı Kanunda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

f) 6362 sayılı Kanun uyarınca kurulan Borsa İstanbul A.Ş. bünyesinde yer alan Kıymetli Madenler Piyasasında işlem yapma yetkisi verilenlerin, faaliyet konuları kapsamında yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

g) Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler tarafından; 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulmuş olan toptancı hallerinde faaliyet gösteren tüccar, üretici, üretici örgütleri ve komisyonculara yapılan sebze ve meyve, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, su ve su ürünleri, bal ve yumurta gibi diğer gıda madeleri, kesme çiçek ve süs bitkileri satışları ile söz konusu yerler dışında yapılmakla birlikte anılan Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında bildirime tabi tutulmuş satışlara ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ğ) Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilere ait ürünlerin, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu kapsamında kurulan ticaret borsalarına mezkur Kanun’un 46 ncı maddesinde belirtilen süreler dahilinde tescil ettirilerek gerçekleşen satışlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

h) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların tevsik zorunluluğu kapsamında olmayan yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişilerle yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemelerin (şu kadar ki, düzenlenecek faturalara söz konusu kişilerin pasaport numarasının yazılması ve bu bent kapsamında nakit tahsil edilen tutarların, tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar tarafından tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsikinin sağlanması zorunludur.),

aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 52 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/51 539 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı

23.07.2022 tarih ve 31901 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 539 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun Ek 1’inci maddesinde yer alan yetkiye istinaden uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının miktarları belirlenmiş olup söz konusu tebliğde yer alan düzenlemelerden öne çıkan hususlara aşağıda yer verilmiştir.

Tebliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;

“(1) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun Ek 1 inci maddesinde yer alan yetkiye istinaden uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının miktarlarını belirlemek bu Tebliğin amaç ve kapsamını teşkil etmektedir.”

hükmü yer almaktadır.

Tebliğin “Yasal mevzuat ve dayanak” başlıklı 2 nci maddesinde;

“ (1) 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun;

Ek 1 inci maddesinde; “Mükellef tarafından, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları ile 5.000 Türk lirasını aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının (359 uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza ve 370 inci maddenin (b) fıkrası kapsamında kendilerine ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükelleflere mezkur maddeye göre kesilen ceza hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda, vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da 369 uncu maddede yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya bu Kanun’un 116, 117 ve 118 inci maddelerinde yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idare bu bölümde yer alan hükümler çerçevesinde mükellefler ile uzlaşabilir. Uzlaşma konusu verginin matrah farkları itibariyle bölünebildiği durumlarda uzlaşma sadece toplam matrah farkının bu bölümüne isabet eden vergi kısmı için de yapılabilir. Uzlaşmaya konu edilebilecek usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tespitinde cezayı gerektiren fiil bazında kesilecek toplam ceza tutarı dikkate alınır ve 5.000 Türk lirasını aşmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için Kanun’un 376 ncı maddesindeki indirim oranı %50 artırımlı olarak uygulanır…

Sürekli, geçici ve merkezi uzlaşma komisyonlarının teşkili, uzlaşmaya müracaat etmeye yetkili olanların belirlenmesi, uzlaşmanın şekli, uzlaşmaya konu edilebilecek vergi, resim ve harçların belirlenmesi, uzlaşma komisyonlarının yetkileri, uzlaşmanın yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.

Mükerrer 414 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Bu Kanunda yer alan maktu hadler ile asgari ve azami miktarları belirtilmiş olan para ile ödenecek ceza miktarları, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak bu Kanun uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan maktu had ve miktarların yüzde beşini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, bu suretle tespit edilen had ve miktarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye, nispi hadleri ise iki katına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye veya tekrar kanuni seviyesine getirmeye yetkilidir .”

hükümleri yer almaktadır.

Tebliğin “Uzlaşma komisyonlarının tarh edilen vergi ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin yetkisi ve yetkili uzlaşma komisyonlarının tespiti başlıklı 3 üncü maddesinde;

“(1) Uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergi miktarına ilişkin yetki sınırı bu Tebliğ ekinde yer alan listede (Ek 1) belirlenmiştir.

(2) Vergi dairesi/malmüdürlüğü uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan uzlaşma talepleri ilgili vergi dairesi başkanlığı/defterdarlık uzlaşma komisyonunca, bunların yetkisini aşan uzlaşma talepleri ise sırasıyla Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonunca incelenip sonuçlandırılacaktır.

(3) Uzlaşma görüşmesinin yapılacağı yetkili komisyon, vergi/ceza ihbarnamesindeki tarh edilen vergi miktarına göre belirlenecektir. Aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla tarhiyatın yapıldığı durumlarda yetkili komisyon en yüksek vergi miktarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre belirlenecektir. Uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer ihbarnamelerin de en yüksek vergi miktarını içeren ihbarname için belirlenen yetkili uzlaşma komisyonunda incelenmesi gerekmektedir.

(4) Kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulan hallerde ise cezanın hesaplanmasına esas teşkil eden vergi miktarı dikkate alınarak yetkili uzlaşma komisyonu belirlenecektir. Vergi miktarı hangi uzlaşma komisyonunun yetkisi içerisinde kalıyor ise vergi ziyaı cezası için yapılan uzlaşma talepleri de bu komisyonda görüşülecektir.

Yukarıdaki şekilde kesilen vergi ziyaı cezalarının birden fazla olması halinde ise yetki, cezanın hesaplanmasına esas teşkil eden en yüksek vergi miktarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre belirlenerek uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer ihbarnamelerle birlikte yetkili uzlaşma komisyonunda görüşülecektir.”

hükümleri yer almaktadır.

Tebliğin “Uzlaşma komisyonlarının usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin yetkisi ve yetkili uzlaşma komisyonlarının tespiti” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“(1) Uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin yetki sınırı bu Tebliğ ekinde yer alan listede (Ek 2) belirlenmiştir.

(2) Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için yapılan ve vergi dairesi/malmüdürlüğü uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan uzlaşma talepleri ilgili vergi dairesi başkanlığı/defterdarlık uzlaşma komisyonunca, bunların yetkisini aşan uzlaşma talepleri ise sırasıyla Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonunca incelenip sonuçlandırılacaktır.

(3) Uzlaşma kapsamına alınan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tutarı, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 414 üncü maddesi uyarınca, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanun’unun mükerrer 298 inci maddesine göre tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle belirlenecek olup belirlenen tutarlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete’de ilan edilecektir. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezasının uzlaşma kapsamına girip girmediğinin tespitinde vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinde geçerli olan 213 sayılı Kanun’un Ek 1 inci maddesindeki 5.000 Türk liralık (1/1/2022’den itibaren 6.800 Türk lirası) tutarın mezkur Kanun’un 414 üncü maddesi gereğince artırılmış bulunduğu tutar dikkate alınacaktır.

(4) Aynı yıl veya muhtelif yıllar için hem vergi tarhiyatının yapıldığı hem usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesildiği durumlarda uzlaşma görüşmesinin yapılacağı komisyon tarh edilen vergi miktarına göre belirlenecektir. Uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer vergi/ceza ihbarnamelerinin de en yüksek vergi miktarını (tarhiyatı) içeren vergi/ceza ihbarnamesi için belirlenen yetkili uzlaşma komisyonunda incelenmesi gerekmektedir.

(5) Vergi tarh edilmeksizin aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi durumunda, yetkili komisyon en yüksek ceza miktarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre belirlenecektir. Uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer ihbarnamelerin de en yüksek ceza miktarını içeren ihbarname için belirlenen yetkili uzlaşma komisyonunda incelenmesi gerekmektedir.

(6) Aynı yıl veya muhtelif yıllar için usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarıyla birlikte, kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulan hallerde ise yetkili uzlaşma komisyonunun tespiti için cezanın hesaplanmasına esas teşkil eden vergi miktarı dikkate alınacak ve vergi miktarı hangi uzlaşma komisyonunun yetkisinde kalıyor ise kesilen ceza/cezalar için yapılan talepler de uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından aynı komisyonda görüşülecektir. ”

hükümleri yer almaktadır.

Tebliğin “Tebliğin yayımı tarihinden önce uzlaşma komisyonlarına intikal etmiş uzlaşma taleplerinin durumu” başlıklı geçici 1 inci maddesinde;

“(1) Bu Tebliğin yayımı tarihine kadar uzlaşma günü tayin edilmemiş uzlaşma talepleri hakkında da bu Tebliğ hükümleri uygulanacaktır. Ancak uzlaşma günü tayin edilmiş olup çeşitli nedenlerle uzlaşma günü ertelenmiş olan mükelleflerin uzlaşma talepleri ise uzlaşmayı erteleyen komisyon tarafından sonuçlandırılacaktır. ”

hükmüne yer verilmiştir.

539 Sıra No.lu Tebliğin ekinde yer alan 1 numaralı listede, mal müdürlüğü, vergi dairesi müdürlüğü, vergi dairesi başkanlıkları, defterdarlıklar bünyesinde kurulan uzlaşma komisyonları ile vergi daireleri koordinasyon uzlaşma komisyonları ve merkezi uzlaşma komisyonunun uzlaşmaya konu vergi miktarlarına ilişkin yetki sınırları belirlenmiştir.

Tebliğin ekinde yer alan 2 numaralı listede ise, mal müdürlüğü, vergi dairesi müdürlüğü, vergi dairesi başkanlıkları, defterdarlıklar bünyesinde kurulan uzlaşma komisyonları ile vergi daireleri koordinasyon uzlaşma komisyonları ve merkezi uzlaşma komisyonunun uzlaşmaya konu usulsüzlük ve özel usulsüzlük ceza miktarlarına ilişkin yetki sınırları belirlenmiştir.

Söz konusu Tebliğ’de vergi dairesi/malmüdürlüğü uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan vergi ve cezalara ilişkin uzlaşma talepleri ilgili vergi dairesi başkanlığı/defterdarlık uzlaşma komisyonunca, bunların yetkisini aşan vergi ve cezalara ilişkin uzlaşma taleplerinin ise sırasıyla Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonunca incelenip sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.

Tebliğ’de belirtilen uzlaşmaya girecek komisyonların, vergi veya ceza ihbarnamesindeki tarh edilen vergi miktarına göre belirleneceği belirtilmiştir. Yetki sınırlarının belirlenmesinde ise Tebliğ’in ekinde yer verilen listelerde belirtilen tutarların dahil olduğu dip not olarak düşülmüştür.

Tebliğ’de ayrıca aşağıda yer verilen;

– Aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla tarhiyatın yapıldığı,

– Kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulması,

– Aynı yıl veya muhtelif yıllar için hem vergi tarhiyatının yapıldığı hem usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesildiği,

– Vergi tarh edilmeksizin aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi ve

– Aynı yıl veya muhtelif yıllar için usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarıyla birlikte, kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulması,

durumlarında yetkili uzlaşma komisyonlarının nasıl belirleneceğine dair düzenlemeler yapılmıştır.

Yine söz konusu Tebliğ’de, uzlaşma kapsamına alınan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tutarının, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 414 üncü maddesi uyarınca, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanun’unun mükerrer 298 inci maddesine göre tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle belirleneceği ve yeniden belirlenen tutarların Hazine ve Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete’de ilan edileceği belirtilmiştir.

İlaveten, Tebliğin yayım tarihine kadar uzlaşma günü tayin edilmemiş uzlaşma talepleri hakkında Tebliğde yer alan düzenlemelerin uygulanacağı ancak uzlaşma günü tayin edilmiş olup çeşitli nedenlerle uzlaşma günü ertelenmiş olan mükelleflerin uzlaşma taleplerinin ise uzlaşmayı erteleyen komisyon tarafından sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 51 Eki Tebliğ Eki Tablo

Bülten 2022- 51 Eki Tebliğ

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/50 5806 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı İle Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Ve Ar-Ge Veya Tasarım Merkezlerinde Uygulanacak Gelir Vergisi Stopajı Teşvik Oranında Yapılan Değişiklik

Bilindiği üzere, 03.02.2021 tarih ve 31384 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7263 sayılı Kanun ile 4691 sayılı Kanun kapsamında, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde çalışan AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretlerine tanınan vergi istisnası kaldırılarak 31/12/2028 tarihine kadar, bölgede çalışan AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi; verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edileceği hükme bağlanmış ve 4691 sayılı Kanun’un kapsamında Bölgede yer alan işletmelerde gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde yirmisini aşmamak kaydıyla maddede belirtilen durumlar haricinde ilgili personelin Bölge dışında geçirdikleri süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamına alınarak yüzde yirmi olarak belirlenen bu oranın Cumhurbaşkanı tarafından yüzde elliye kadar artırılabilmesi olanağı getirilmiştir.

Akabinde 17.10.2021 tarih ve 31631 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4625 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile Ar-Ge veya Tasarım Merkezlerinde Çalışan Personelin, 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun’unun Geçici 2’nci Maddesinin Üçüncü Fıkrası ile 5746 Sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerine uygulanmak üzere söz konusu bölge ve merkezler dışında geçirdikleri süreler bakımından yüzde yirmi olarak belirlenen oranın, 31/12/2022 tarihine kadar yüzde elli olarak uygulanmasına karar verilmişti.

Bu defa, 21 Temmuz 2022 tarih ve 31899 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5806 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile;

– Bahsedilen 16.10.2021 tarihli ve 4625 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yürürlükten kaldırılmasına,

4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun’unun geçici 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile Ar-Ge veya Tasarım Merkezlerinde çalışan personelin toplam sayısına veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerine uygulanmak üzere söz konusu bölge ve merkezler dışında geçirilen süreler bakımından belirlenmiş olan oranın, 31.12.2023 tarihine kadar yüzde yetmiş beş olarak uygulanmasına,

karar verilmiştir.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022- 50 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/49 Gecikme Zammı, Gecikme Faizi, Pişmanlık Zammı ve Tecil Faizi Oranı Yeniden Belirlendi

a) Yeniden Belirlenen Gecikme Zammı, Gecikme Faizi ve Pişmanlık Zammı Oranı

21/7/2022 tarihli ve 31899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan Gecikme Zammı Oranının, Her Ay İçin Ayrı Ayrı Uygulanmak Üzere % 2,5 Olarak Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 5801)” Karar ile 30/12/2019 tarihinden bu yana aylık % 1,6 olarak uygulanan gecikme zammı oranı, 21/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %2,5’e yükseltilmiştir.

Bununla birlikte, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/3 üncü maddesi uyarınca gecikme faizi ve yine aynı Kanunun 371/5 maddesi uyarınca pişmanlık zammı oranı, gecikme zammı oranına atıfta bulunarak uygulandığından, gecikme faizi ve pişmanlık zammı oranı da 21/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %2,5 olarak uygulanacaktır.

b) Yeniden Belirlenen Tecil Faizi Oranı

21.07.202 Tarih ve 31899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tahsilat Genel Tebliği Seri: C Sıra No: 6 ile 30.12.2019 tarihinden bu yana yıllık %15 olarak uygulanan tecil faiz oranı 21/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %24’e yükseltilmiştir.

21/07/2022 tarihinden önce yapılan müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacakları ile bu tarihinden önce tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacaklarına tecil şartlarına uygun olarak ödendikleri sürece müracaat tarihlerinden itibaren eski tecil faizi oranı (%15) uygulanacaktır.

Aynı şekilde, 21/07/2022 tarihinden önce tecil talebinde bulunulmuş ve talep kabul edilerek tecil edilmiş amme alacaklarına yönelik tecilin ihlal edilmiş olması; ancak yeni talepler üzerine yeniden tecil yapılması (tecilin geçerli sayılması) halinde 20/07/2022 tarihine kadar eski tecil faizi oranı (%15), bu tarihten sonra ödenmesi gereken taksit tutarlarına ise yeni (%24) tecil faizi oranı uygulanacaktır.

Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizinin belirli yüzdesi esas alınarak anılan Kanunun 48/A maddesine göre tecil edilen alacaklar için hesaplanan tecil faizi oranı da bu Tebliğle belirlenen oran ve uygulama esasları dikkate alınarak tespit edilecektir.

Söz konusu Karar ve Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 49 Eki Tebliğ

Bülten 2022- 49 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/48 7417 Sayılı Torba Kanun Resmi Gazete’de Yayımlanarak Yürürlüğe Girdi

7417 Sayılı “Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 05/07/2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun teklif aşamasındaki metnine ilişki değerlendirmelere 2022/47 sayılı Bülten’de yer verilmiş olup bu defa benzer açıklamalara bir kez daha aşağıda yer verilmiştir.

  1. a) Defter ve belgelerin zayii olması durumunda dava açabilme süresinin uzatılmıştır

Bilindiği üzere, saklamakla yükümlü olunan defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, durumun mahkeme kararı ile tespiti için dava açabilmektedir.

Kanun’un 55’inci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’unun 82’nci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “onbeş” ibaresinin “otuz” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir. Böylece, tacirlere saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda bu durumu öğrendikleri andan itibaren 30 gün içinde dava açabilmelerine imkan getirilmektedir.

Bu düzenleme 05707/2022, yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. b) Özel usulsüzlük cezaları artırılmıştır

Kanun’un 27’inci maddesi ile “Özel Usulsüzlükler ve Cezaları a) Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasıbaşlıklı 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının; (1) ve (2) numaralı bentlerinde yer alan “240” ibareleri “1.000” şeklinde, “120.000” ibareleri “500.000” şeklinde, “12.000” ibaresi “50.000” şeklinde değiştirilmiştir.

Buna göre 01.08.2022 tarihinden geçerli olmak üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun 353’üncü maddesinde yer alan özel usulsüzlük cezaları aşağıdaki gibi olacaktır;

  1. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlenmesi ya da bu Kanunun 227, 231 ve 234 üncü maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için 1.000 Türk lirasından aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.

Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı 500.000  Türk lirasını geçemez.

  1. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin veya elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlendiğinin tespiti ya da bu belgelerin bu Kanunun 227 nci maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde, her bir belge için 1.000 Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesilir.

Ancak, her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı her bir tespit için  50.000 Türk lirasını, bir takvim yılı içinde ise  500.000 Türk lirasını geçemez.

Ayrıca, yine bu Kanun’un 28’inci maddesi ile elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla, bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğünü yerine getirmeyen/uygulamayan mükelleflere uygulanacak özel usulsüzlük cezaları artırılmıştır.

Buna göre 213 Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257’nci maddesinin birinci fıkrasının (7) ve (9) numaralı  bentlerinde yer alan;

  1. Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara ve/veya başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım satıma konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,
  2. Tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,”

zorunluluklara uymayanlar hakkında söz konusu Kanunun mükerrer 355 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alanlara (1) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (2) numaralı bendinde yer alanlara (2) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (3) numaralı bendinde yer alanlara (3) numaralı bentte yer alan tutarın 2 katı özel usulsüzlük cezası kesilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, bu Kanunla mükerrer 257 nci maddeye (9) numaralı bent olarak getirilen gerçek faydalanıcı bildirim ve muhafaza zorunluluğunu yerine getirmeyenlere, mükerrer 355’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan cezanın 3 kat artırımlı uygulanması imkânı sağlanmıştır.

Söz konusu düzenlemeler 01.08.2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  1. c) Nakit sermaye artışı indiriminin 5 yılla sınırlandırılması öngörülmektedir

Hatırlanacağı üzere 07.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6637 Sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasına (ı) bendi eklenerek, sermaye şirketlerinin nakit sermaye artırımlarına teşvik getirilmişti. Belirtilen düzenlemenin en önemli avantajlarından biri ise şirketler indirim hakkını sadece nakdi sermaye artışının yapıldığı yıl için değil her yıl için kullanabilecek olmaları ve matrahın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutarların sonraki dönemlere devredilebilmesiydi.

Kanun’un 49’uncu maddesi ile söz konusu 10/(ı) bendinin üçüncü paragrafında yapılması öngörülen değişiklikle, indirim düzenlemesindeki süresiz yararlanma hakkı, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi dikkate alınarak sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan, bu süre zarfında, kazanılan indirim tutarlarından, kazancın yetersizliği nedeniyle ilgili dönemlerde indirim konusu yapılamayan tutarlar, beş yıllık süre dolduktan sonra da indirime konu edilebilecek olup bu kapsamda bir sınırlamaya gidilmemektedir.

Ayrıca yine Kanun’un 50. maddesi ile yapılan bu değişiklik hükmünün, değişiklik öncesinde yapılan nakit sermaye artışları için de 5 hesap dönemi için uygulanacağı düzenlenmektedir. Buna göre, önceki dönemlerde artırım yapmış ve indirimden faydalanmış olan mükellefler, geçmiş dönemlerde indirimden faydalandıkları dönem sayısına bakılmaksızın 2022 dönemi dahil 5 hesap dönemi daha indirimden faydalanabileceklerdir.

Söz konusu düzenlemeler 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. d) 7394 sayılı Kanunla yapılan bazı düzenlemelerin yürürlüğünün netleştirilmesi

Hatırlanacağı üzere, 15.04.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7394 Sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle; bankalar, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi oranının %25 olarak uygulanması hükme bağlanmıştır.

Ayrıca aynı Kanunun 26’ncı maddesi ile söz konusu %25’lik oranın 01/07/2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01/01/2022 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 2022 takvim yılında da uygulanabilmesi hüküm altına alınmıştır.

7394 Sayılı Kanun’un 22’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendinde yapılan değişiklikle, münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının istisna kapsamında olmadığı hususuna açıklık getirilmiştir.

Bahsi geçen Kanun’un 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ise yukarıda yer verilen düzenlemelerin 2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

Bu defa Kanun’un 57’nci maddesi ile 7394 sayılı Kanunun 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan;

– “2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,” ibaresinin

– “2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,”

şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.  Böylece yukarıda yer verilen düzenlemelerin 2023 yılıyla sınırlı olmadığı hususu netlik kazanmıştır.

Söz konusu düzenlemeler 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. e) Kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilebilmesi öngörülmektedir

Kanun’un 24’üncü maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Teminat ve değerlenmesi” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yapılması öngörülen değişiklikle, sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulamalarında teminat olarak kabul edilebilmesi düzenlenmektedir.

Ayrıca Kanun’un 25’inci maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde yapılan değişikliğe uygun olarak menkul mal satışlarına iştirak edeceklerin vermeleri gereken teminatın türüne yönelik hükümlerin düzenlendiği “Satış şekli, artırma ve ilan” başlıklı 85’inci maddede de değişiklik yapılması öngörülmekte ve para yerine teminat mektubu alınabilmesi hükmü revize edilerek Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin de teminat olarak alınabilmesine imkân sağlanmaktadır.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. f) Gerçek faydalanıcı bilgisinin temin edilmesine yönelik düzenleme

Hatırlanacağı üzere, 13/07/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 529 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kurumlar vergisi mükellefleri ile diğer bazı kişilere gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimini verme zorunluluğu getirilmişti.

Kanun’un 26’ncı maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Yetki” başlıklı mükerrer 257’nci maddesinin birinci fıkrasına eklenmesi öngörülen 9’uncu bent ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yönelik yetki verilmiştir.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. g) Varlık barışı uygulaması

Hatırlanacağı üzere, en son ki varlık barışı uygulaması 11/11/2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanun’un 21’inci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 93’üncü madde ile yürürlüğe konulmuş ve bu varlık barışı uygulaması kapsamındaki süreler 30/06/2022 tarihi itibariyle sona ermişti.

Bu defa Kanun’un 50’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 15’inci madde ile yeni bir varlık barışı düzenlemesi hayata geçirilmiştir.

Düzenleme, önceki varlık barışı uygulamaları ile benzerlikler gösterse de kademeli vergilendirme uygulaması ve vergi incelemesi gibi önemli farklılar taşımaktadır. Buna göre;

Varlık barışı kapsamına;

– Gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar

girmektedir.

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar 31/03/2023 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilecek, Türkiye’de bulunan varlıklar ise yine 31/03/2023 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilecektir.

Varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olma ve bunu ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kanunda belirtilen sürelerde varlığın yurda getirilmesi veya kayıtlara alınması, uygulamadan yararlanmak için yeterli olacaktır.

Bunun yanı sıra düzenleme, yurt dışından getirilen varlıklar için getirilme süresini dikkate alarak %1, %2 ve %3 şeklinde üç farklı oranda vergi ödenmesi öngörülmektedir. Yurt içi varlıklar için ise sadece %3 oranında vergi ödenmesi öngörülmüştür

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen yurtdışı varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden;

– 30/09/2022 tarihine kadar yapılan bildirimler için %1,

– 01/10/2022 tarihi ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dahil) arasında yapılan bildirimler için %2,

– 31/03/2023 tarihine kadar yapılan bildirimler için ise %3

oranında peşin vergi kesintisi yapacaklar, bahsi geçen kurumlar yaptıkları bu kesintiyi bildirimi izleyen ayın 15’inci günü akşamına kadar sorumlusu sıfatıyla bağlı oldukları vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir.

Bildirilen varlıkların, Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edildiği veya yurt dışından getirilerek bu hesaplara yatırıldığı tarihten itibaren en az 1 (bir) yıl süreyle hesaplarda tutulması halinde vergi oranı %0 olarak uygulanacaktır. Bu takdirde, banka ve aracı kurumlar tarafından bildirim esnasında tahsil edilerek vergi dairesine ödenen vergi, bildirim sahibinin ilgili vergi dairesine başvurusu üzerine kendisine iade edilecektir.

Vergi dairelerine beyan edilen yurtiçi varlıkların değeri üzerinden ise %3 (yüzde üç) oranında vergi tarh edilecektir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir. Bu vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

Yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/03/2023 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır.

05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 05/07/2022 tarihinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların en geç 31/3/2023 tarihine kadar defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışı hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Düzenleme kapsamında bildirilen veya beyan edilen yurt içi ve yurt dışı varlıklar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim veya beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilecektir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kapsamda kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Bu fon hesabı bildirim veya beyan tarihinden itibaren 2 (iki) yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacak, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyecektir.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak ve bildirim veya beyan tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, beyan dışındaki diğer şartlar aranmaksızın varlık barışı düzenlemesinden yararlanabileceklerdir. Bunlar tarafından taşınmaz dışındaki varlıkların en geç beyan tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.

Yurt içi varlık barışı kapsamında beyan edilerek işletme kayıtlarına alınacak taşınmazların işletmeye devrine ilişkin tapuda yapılacak işlemlerden, tapu harcı alınmayacaktır.

Ayrıca bu taşınmazların işletmeye devri 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80’inci maddesi kapsamında, elden çıkarma sayılmayacak ve değer artış kazancı yönünde vergilendirilmeyecektir.

Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanununda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bu hükümden yararlanabilmek için;

– Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 (üç) ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,

– Bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmesi ve GVK geçici 93 üncü maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmesi,

gerekmektedir.

Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen veya beyan edilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmayacaktır.

Bulunan matrah farkının, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılacaktır.

Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirim veya beyana konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılacaktır.

Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra varlık barışı kapsamında yapılan bildirim ve beyanlar dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda tarhiyat yapılabilecektir.

Bildirim ve beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin düzeltme yapılamayacaktır.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. h) Asgari ücret desteği uygulaması

Kanun’un 64’üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 88’inci maddeyle, işverenlere, 2022 yılı Temmuz ile Aralık ayları/dönemi için günlük 3,33 TL (aylık 100 TL) asgari ücret desteği verilmesi öngörülmüştür

Buna göre, 4/a kapsamında ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;

– 2021 Yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde prime esas günlük kazancı 179 Türk lirası ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2022 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,

– 2022 Yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,

2022 yılı Temmuz ilâ Aralık ayları/dönemi için günlük 3,33 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. Ancak prime esas günlük kazanç tutarı 6356 sayılı Kanun hükümleri uyarınca toplu iş sözleşmesine tabi özel sektör işverenlerine ait işyerleri için 358 Türk lirası olarak esas alınacaktır.

Bu kapsamda destekten yararlanılacak ayda/dönemde, 2021 yılı Ocak ilâ Aralık ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 4/a bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması hâlinde bu destekten yararlanılmayacaktır.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. I) Elektrik motorlu araçlara ÖTV düzenlemesi

Kanun’un 44’üncü maddesi ile sadece elektrik motorlu olan binek otomobiller için özel tüketim vergisi oranlarına ilişkin matrahlar belirlenmiş ve ÖTV oranlarında değişiklik yapılmıştır.

Buna göre, ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan “-Diğerleri; — Sadece elektrik motorlu olanlar” satırı altındaki mallar ve özel tüketim vergisi oranları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 G.T.İ.P. NO   Mal İsmi Vergi Oranı (%)
87.03

 

— Sadece elektrik motorlu olanlar

— Motor gücü 160 kW’ı geçmeyenler

—- Özel tüketim vergisi matrahı 700.000 TL’yi aşmayanlar

—- Diğerleri

— Motor gücü 160 kW’ı geçenler

—- Özel tüketim vergisi matrahı 750.000 TL’yi aşmayanlar

—- Diğerleri

 

 

10

40

 

50

60

 

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Kanun metni ektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”