Bülten 2018-32 Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 500 TL Olarak Yeniden Belirlendi

Bülten: 2018/32
10.11.2018

Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım İzin Harcı 500 TL Olarak Yeniden Belirlendi

1-     Yapılan Yasal Değişiklik

9 Kasım 2018 tarihli ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım Harcı Tutarının Yeniden Belirlenmesine Dair Karar (Karar Sayısı: 320)” ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII- Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasında yer alan maktu harç tutarı 500 TL olarak yeniden belirlendi.

Yeni haliyle bahsi geçen (1) numaralı fıkra hükmüne göre, ticari mahiyette olmaksızın, yolcuların kendi kullanımları için yurt dışından getirdikleri (alıcısı bulunan verici portatif telsiz) telefon cihazları kullanım izni, 500 TL tutarında harca tabi olup söz konusu harç, elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması işleminden önce ödenmekte ve elektronik kimlik bilgisinin kayıt altına alınması için yapılan başvuru sırasında harcın ödendiğine ilişkin belge görülmeden, harç ödenmeden kayıt işlemi yapılamamaktadır.

Harç ödenmeden kayıt işlemi yapılan ve kullanıma açılan cihazlar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanıma kapatılmakta ve ödenmeyen yahut eksik ödenen harç %50 fazlasıyla ilk kayıt tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmekte, bu tahsilat yapılmadan cihaz kullanıma açılamamaktadır.

2-     Yasal Değişiklik Yapılmasına Yol Açan Nedenler 

Bilindiği üzere Ülkemizde birçok üründe gerek kamu hizmetlerine finansman sağlamak gerekse tüketimi kısmak yahut iç piyasayı korumak amacıyla gümrükte yahut dahilde birden fazla vergi alınmakta bu da o malların yurtiçi fiyatının belirlenmesinde etken olmaktadır.

Örneğin cep telefonları iç piyasada satışa sunulmazdan evvel katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, TRT bandrolü gibi birden fazla vergiye tabi tutulmakta, firma karı da dikkate alındığında ithal edilen bir telefonun fiyatı, vergiler nedeniyle maliyetinin iki katına çıkabilmektedir.

Ülkeler arası bu fiyat farklılıkları, sektörde yeni yöntemlerin geliştirilmesine sebep olmakta ve bu defa seyahat vb amaçla yurtdışına gidenler dönüşte yanlarında cep telefonu getirerek bu telefonu kullanma yahut getirdikleri telefonları daha yüksek fiyata başkalarına satarak seyahatlerini amorti etme yolunu seçmektedirler. Bu suretle de vergiden kaçınmış olmaktadırlar.

 

Bu gerekçeyle 31.05.2012 tarihinde 6322 sayılı Kanun 20. Maddesi ile 492 sayılı Harçlar
Kanununda yapılan değişlikle, yolcu beraberi olarak getirilen cep telefonları için (100 TL) kullanım izin harcı getirildi. Kanuni tutar, her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak 170,00 TL olmuştu.

Diğer taraftan son dönemdeki ekonomik dalgalanmalar ve özellikle ABD ile yaşanan ekonomik ve siyasi krize bağlı olarak başta ABD menşeili ürünler olmak üzere bazı malların gümrük vergilerinde artışa gidilmesi yurtdışından getirilen telefonların görece ucuz kalmasına yol açtı. Bunu telafi etmek amacıyla da 170 TL tutarındaki harç 500 TL yükseltildi. Muhtemelen 01.01.2019 tarihinde diğer vergilerle birlikte bu tutar (Aralık ayı sonunda ilan edilecek) yeniden değerleme oranında artırılarak 600 TL gibi olacak.

Normalde herhangi bir vatandaş yurtdışına çıktığında, şahsi kullanımı amacıyla yanında bir adet cep telefonu getirebilmekte, bunu da harcını ödeyerek kullanıma açtırabilmektedir. Bu şekilde yurtdışından cep telefonu getirip kullanıma açtıran bir kişi 2 yıl geçmedikçe aynı yöntemle telefon getirememekte yahut 2 yıl içerisinde yine telefon getirmiş olsa dahi getirdiği telefonu kendi kimlik ve pasaport bilgilerini kullanarak kullanıma açtıramamaktadır.

Bu şekildeki iyi niyetli düzenlemeler bir şekilde istismar edilmekte, rantın olduğu yerde alternatif yöntemler hızlıca devreye girmekte ve yurt dışına çıkan ancak yanında telefon getirmeyen kişilerin bilgileri kullanılarak, yüksek fiyatlı akıllı cep telefonları çok daha ucuz fiyatla iç piyasaya sunulmakta bu da fiyatları kırmakta, pazarda dengeleri bozmaktadır.

Bu tür yöntemlerle yolcu beraberinde getirilen telefonlar, resmi yollarla kayıt içine alınacak biçimde alış verişe konu olmadığı için ciddi vergi kaybına yol açmakta, döviz kurları nedeniyle iç piyasada zaten fiyatların yükselmiş olması pazarın daralmasına yol açmakta, kayıtlı işletmelere ve sektöre zarar vermektedir.

3-     Yolcu Beraberi Gelen Telefon Kayda Alınması Süreci

Öncelikle, telefonun yolcu beraberinde (bizzat yolcunun üzerinde, cebinde, el çantasında) getirilmesi gerekmekte olup posta yahut kargo vb yöntemlerle getirilen telefonlar, gümrük mevzuatı gereği vergiye tabi olabilir yahut bu durum kaçakçılık kapsamında değerlendirilebilir.

Ayrıca yurtdışı giriş çıkış işleminin yasal yollardan yapılmış olması, pasaport yahut kimlik bilgilerine göre yurt dışı girişi çıkış işlemlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sorgulama ekranında yer alması gerekmektedir.

Getirilen telefonu kaydettirme süresi Türkiye’ye giriş yapılan tarihten itibaren 120 gün olup, bu süre içerisinde kaydı yaptırılmayan telefonların bir daha aynı kişi tarafından kayıt ettirilmesi imkanı kalmamaktadır.

Kayıttan önce 2018 yılı için yeni güncellenen 500 TL tutarındaki harcın, internet vergi dairesi üzerinden yahut vergi daireleri yada anlaşmalı banka şubeleri (Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Denizbank, ING Bank, HSBC Bank, Şekerbank, Garanti Bankası, TC Ziraat Bankası, İş Bankası) aracılıyla ödenmesi gerekmektedir. Harç ödemesi esnasında yolcunun ad-soyad, TC kimlik numarasının yanı sıra kayıt edilmek istenen telefonun IMEI numarasının da bildirilmesi gerekmektedir.

Bir sonraki aşamada, e-devlet sisteminde yer alan ‘IMEI Kayıt’ menüsü üzerinden, IMEI numarası, telefon numarası, pasaport numarası ve Türkiye’ye giriş tarihi gibi bilgileri doldurularak kayıt yaptırılması gerekmektedir. Kayıt altına alınmak istenilen telefonda *#06# tuşlandığında IMEI numarası ekranda görülmektedir. Yanlış IMEI ile yapılan kayıtların düzeltilmesi mevzuat gereği mümkün olamamaktadır.

Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu kişilerin e-devlet sistemi üzerinden işlem yapmaları imkanı olmadığından, bu durumda olan (diplomat, askeri personel, öğrenci ve TR’de ikamet eden) kişilerin vergi dairesi ya da ilgili bankaya yatırılmış olan harç bedelinin ödendiğini gösteren makbuz aslı ve pasaport aslını ibraz etmek suretiyle ilgili GSM işletmecisine (Turkcell, Vodafone, Türk Telekom [Avea] ) ait abone kayıt merkezine müracaat etmesi halinde kayıt işlemini yaptırabilmeleri mümkündür.

18 yaşından küçük kişilerin de yurt dışından yolcu beraberinde cihaz getirebilme ve kendi adlarına kayıt yaptırma hakkı bulunmakta olup bu kişiler için kayıt başvuruları anne, baba ya da yasal temsilcilerinin kendi e-devlet sayfaları üzerinden başvuru türü olarak “çocuğumun bilgileri ile başvuru yapacağım” seçeneği işaretlenerek ve 18 yaşından küçük kişinin bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilebilmektedir.

Diğer taraftan hangi cihazın kim tarafından yurda sokulduğu yönünde gümrükte henüz bir tespit yapılmadığından, başkasına getirtilen bir telefon son 4 ayda (120 gün içerisinde) yurtdışından gelen ve yanında telefon getirmemiş olan birinin kimlik ve giriş çıkış bilgileri kullanılarak ta işletilebilir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-30 Bedelsiz Parsel Tahsisine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı

2 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararında,

Organize Sanayi Bölgelerinde yer alan parsellerin tamamen veya kısmen yatırımcılara tahsisinde,

1. Kademe gelişmiş ilçelerde indirim uygulanmaması,

2. Kademe gelişmiş ilçelerde % 60 indirimli uygulanması,

3. Kademe gelişmiş ilçelerde % 80 indirimli uygulanması,

4, 5 ve 6. Kademe ilçelerde ise bedel alınmaması kararlaştırılmıştır.

İlçe listeleri ekte yer almaktadır.

Ekteki kararnamede değişiklik yapıldığından, indirim oranlarının yukarıda belirtildiği şekilde dikkate alınması gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Örtülü Sermayenin İstisnası

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde yahut kurumsal olmakla birlikte aile şirketi görünümünde olan işletmelerde, şirket ile ortaklar yahut ortakların sahibi olduğu diğer işletmeler yada bunların ilişkili olduğu kişi ve kurumlar arasında karşılıksız nakit hareketlerinin, avans yahut cari hesap bakiyelerinin olması kaçınılmazdır.

Bu kapsamdaki ilişkilerin vergi mevzuatı yönünden dikkat edilmesi gereken yönleri olup, kar dağıtımı ve huzur hakkı gibi resmi durumlar dışında, ortakların işletmeden nakit çekmemeleri yahut nakdi karşılığı olan fayda sağlamamaları, bu tür ilişkilerin kaçınılmaz olduğu durumlarda ise emsal bedel üzerinden işletme lehine faiz, kira vb adlar altında gelir tahakkuklarının mutlaka yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan bazen bunun tersi olarak, işletmenin zor durumda kalmış olması ve ortakların işletmeye nakit koyması yahut kredi temin etmesi de mümkün olabilmektedir. Böyle durumlarda da vergi güvenlik müesseseleri devreye girmekte ve kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşması durumunda bu durum örtülü sermaye olarak kabul edilmekte ve aşan kısmı için ödenen ve hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler kurum kazancının tespitinde indirim olarak kabul edilmemektedir.

Ancak bu durumun istisnası olarak, ortaklar vasıtasıyla kurumların kredibilitesi olan grup şirketlerinin, iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmaların örtülü sermaye sayılmayacağı yönünde düzenlemeler ikincil mevzuatta yer almaktadır.

 

Buna uygun olarak artık verilen özelgelerde, şirketin finansman ihtiyacını karşılamak üzere şirket ortaklarının bankadan kendi adlarına temin ettikleri kredileri, tamamen aynı şartlarla şirketine kullandırmaları ve bu durumun ispat edici vesikalarla belgelendirilmesi halinde, söz konusu krediler dolayısıyla katlanılan faizlerin ve masrafların şirket tarafından kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılmasının mümkün bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı; 08.01.2016 t. ve  62030549-125[8-2014/174]-1625 sayılı KV özelgesi)


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-29 2017 Yılı İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Doğan KDV İade Talebinin En Geç Kasım 2018 Dönemi KDV Beyannamesi ile Talep Edilmesi Gerekmektedir

Bülten: 2018/29
02.11.2018

2017 Yılı İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Doğan KDV İade Talebinin En Geç Kasım 2018 Dönemi KDV Beyannamesi ile Talep Edilmesi Gerekmektedir.

KDV Genel Uygulama Tebliği’ne göre indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmının, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade edilebileceği ifade edilmiştir.

Tebliğde iade talebinin en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabileceği belirtilmiştir. Üç aylık vergilendirme dönemine tabi olan mükelleflerde ise iade talebi en erken izleyen yılın ilk üç aylık, en geç üçüncü üç aylık vergilendirme dönemlerine ait beyannamelerle yapılabileceği açıklanmıştır.

Buna göre, 2017 yılı indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade talebinin Kasım/2018 dönemine ait KDV beyannamesinin verileceği en son tarih olan 24 Aralık 2018 tarihine kadar talep edilmesi gerekmekte olup bu tarihe kadar iade talebinde bulunmayan mükellefler bu haklarını kaybedeceklerdir.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nde yer alan düzenlemeye göre, süresinde (2018/Ocak-Kasım arası) ve usulüne uygun olarak iade talebinde bulunan mükelleflerin talep edilen iade tutarını artırmak amacıyla, sonraki yıllarda (2017 yılı için 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren) bu dönemlere ilişkin düzeltme beyannamesi ile iade talebinde bulunmaları söz konusu değildir.

Ancak izleyen yıl içerisinde talep edilen iade tutarının, aynı yıl içerisinde düzeltme beyannamesi ile artırılması mümkün olmakla birlikte artırılan kısmın iadesi münhasıran vergi inceleme raporuna göre yerine getirilecektir.

Bu nedenlerle, iade tutarının tam ve doğru hesaplanarak beyan edilmesi önemlidir. Fazla beyan edilen iade tutarının düşürülmesi amacıyla düzeltme beyannamesi verilmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-28 Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanma Zorunluluğunda Son Durum

Bülten: 2018/28
01.11.2018

Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanma Zorunluluğunda Son Durum

3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna göre, satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, bu Kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetindedirler.

Ödeme kaydedici cihazlar kullanılarak verilen satış fişleri ve rulolar mükelleflerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları yahut her yıl için belirlenen fatura düzenleme sınırının altında kalan satışların ve yaptıkları işlerin belgelendirilmesinde kullanılır ve fatura yerine geçer. Bu cihazlar kısaca ÖKC olarak adlandırılmakta, cihazlardan alınan çıktılar ise ÖKC (Yazar kasa) Fişi olarak adlandırılmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB’in) dijitalleşme ve elektronik denetim çalışmaları kapsamında, yazar kasaların günlük kapanış (Z) raporlarında yer alan mali bilgilerin GİB Bilgi Sistemine elektronik ortamda aktarılması konusunda da uzun zamandır süregelen çalışmaları mevcuttu.

Bu amaçla 16.06.2013 tarihinde yayımlanan 426 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bu konuda düzenleme yapılarak Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna göre mükelleflerin kullanmak zorunda oldukları ödeme kaydedici cihazların yerine “Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları” kullanma mecburiyeti getirildi.

Tebliğ kapsamına temel olarak Basit/Bilgisayar Bağlantılı ve EFT-POS özelliği olan cihazlar ile akaryakıt pompalarına bağlanan, sinema giriş bileti ve yolcu taşıma bileti düzenleyen ödeme kaydedici cihazlar girmekteydi.

Tebliğ ile (Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazlar) YN ÖKC’lerin teknik özellikleri onay sürecinin ne olduğu, bu cihazları kullanma mecburiyetinin başlama tarihleri, düzenleme aykırı hareket edilmesi durumlarında ne tür cezai müeyyideler uygulanacağı detaylı şekilde düzenlendi.

Diğer taraftan uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar, yaşanan teknik sıkıntılar ve özellikle mükelleflerin mali sıkıntıları da gözetilerek düzenlemeye geçilmesinde kademeli geçiş öngörüldü ve uygulama süreleri ertelenmek zorunda kalındı.

Bu amaçla yayımlanan 427 sıra nolu Tebliğ ile seyyar EFT-Pos kullanan mükellefler ile yol kenarı otopark hizmeti veren mükellefler için YNÖKC kullanma zorunluluğu ileri bir tarihe ertelendi.

Daha sonra yayımlanan 437 sıra nolu Tebliğ ile ana tebliğde yer alan YNÖKC kayıt sürelerinde güncelleme yapıldı.

450 sıra nolu Tebliğ ile z raporunu kâğıda basma zorunluluğu kaldırıldı.

465 sıra nolu Tebliğ ile yeni nesil ödeme kaydedici cihazların (YN ÖKC), Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi Sistemine (GİB BS) kaydı, kullanıcılara satışı ve satış sonrası servis ve benzeri işlemlerin elektronik ortamda yürütülmesine dair belirlenen usul ve esaslar belirlendi.

466 sıra nolu Tebliğ ile 426 nolu ana Tebliğ’in Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanma Mecburiyetinin Başlama Tarihleri adlı bölümünde değişiklik yapılarak, mükelleflerin 2014 yılı ciroları baz alınarak yeni nesil ÖKC kullanma zorunluluğunun başlama tarihine ilişkin kademeli bir geçiş öngörüldü.

473 nolu Tebliğ ile bir kısım mükellefler için düzenlemenin başlama tarihi tekrar ertelendi.

30.09.2017 tarihinde yayımlanan 483 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile birlikte YN ÖKC kullanım zorunluğunun kapsamı ve şartları netleştirilirken, hâlihazırda eski nesil ÖKC’leri (EN ÖKC) kullanmaya devam eden işletmelerden belirli koşulları sağlamaları talep edildi.

Bu süreçte, işletmelerden gelen geri bildirimler doğrultusunda, 483 No’lu tebliğde belirli hükümleri değiştiren ve YNÖKC’lerin mali hafızaları doluncaya kadar kullanmasıyla ilgili kuralları belirleyen 489 No’lu Tebliğ yayımladı. Bu tebliğ ile eski nesil ödeme kaydedici cihazı bulunan tüm mükelleflerin herhangi bir başvuru ve işletme büyüklüğü ölçüsü şartına bağlı olmaksızın söz konusu cihazlarını 10 yıllık kullanım süresi aşılmış olsa dahi ekonomik ömürleri de dikkate alınacak şekilde cihazların mali hafızaları doluncaya veya mali hafızanın değişimini gerektiren bir durum oluşuncaya kadar kullanma imkanı getirildi.

Yeni düzenleme ile ayrıca mükelleflere 483 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 01/07/2018 tarihinden itibaren bildirme yükümlülüğü verilmiş olan yeni ve eski nesil ödeme kaydedici cihazlardan gerçekleştirilen satışlara ait mali bilgilerin Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilmesi işleminde, ÖKC TSM Merkezleri aracılığı ile bildirim yapılmasının yanı sıra Gelir İdaresi Başkanlığından e-Arşiv uygulaması kapsamında izin alan özel entegratör firmaların bilgi işlem sistem aracılığıyla (e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olma zorunluluğu bulunmaksızın) veya Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından internet vergi dairesi üzerinden oluşturulan ve mükelleflerin kendileri tarafından da kullanılabilecek elektronik portaller üzerinden bildirebilmesine imkan sağlayacak yöntemlere de yer verilerek bildirim işlemlerinin kolaylaştırılması sağlandı.

Daha önce yayımlanan 483 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunun Genel Tebliği ile; 01.07.2018 tarihinden itibaren ödeme kaydedici cihazlardan gerçekleştirilen satışlara ait mali bilgilerin Gelir İdaresi Başkanlığı’na elektronik ortamda bildirilmesi zorunluluğu, perakende mal ve hizmet satışlarında kullanılan harici satış uygulama yazılımları ile bunlara ait harici donanımların 01.04.2018 tarihine kadar ÖKC’lerle bağlantılı ve entegre çalışmasının temin edilmesi zorunluluğu getirilmiş, 01.07.2018 tarihinden itibaren ÖKC’lerden ÖKC fişi dışında fatura, gider pusulası, giriş ve yolcu taşıma bileti, müstahsil makbuzu ve serbest meslek makbuzu belgelerinin de düzenlenebilmesine imkan verilmişti.

Bu defa yayımlanan 498 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Tebliği ile; 483 no.lu tebliğde belirtilen söz konusu zorunlulukların başlangıç tarihleri 01.10.2018 tarihine ertelenmiş, ÖKC’lerden gerçekleştirilen ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na elektronik ortamda bildirilmesi öngörülen bilgilerin, ÖKC’lerden düzenlenecek diğer belgelerin içerik, format ve standardı ile bildirim ve diğer usul ve esasların Gelir İdaresi Başkanlığınca hazırlanacak ve duyurulacak teknik kılavuzlarla belirlenebilmesi hususunda Gelir İdaresi Başkanlığına yetki verilmişti. (GİB tarafından hazırlanan teknik kılavuzun 24 Eylül 2018 tarihli 3.0 sürümü resmi web sitesinde mevcuttur)

En son olarak, 31/10/2018 tarihli ve 30196 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 483)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 502) ile ÖKC
Günlük Kapanış (Z) Raporlarında yer alan mali bilgilerin GİB Bilgi Sistemine
elektronik ortamda aktarılmasına başlama süresi 1 Ekim 2018 tarihinden 1 Ocak 2019
tarihine ertelenmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-27 İmar Barışına Başvuru Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

Bülten: 2018/27
31.10.2018

İmar Barışına Başvuru Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

18/05/2018 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile  03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici madde ile afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla;

– 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması,

– bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceği,

– başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği,

– yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında kayıt bedeli alınacağı,

– kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu,

– ……………………………………..” hüküm altına alınmış olup “İmar Barışı” olarak adlandırılan bu uygulama kapsamında 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştı.

Bu defa 31 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 257 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Yapı Kayıt Belgesi için başvuru süresi 31/12/2018 tarihine uzatılmış olup Yapı Kayıt Belgesi bedelinin ödenme süresinde ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. O sebeple söz konusu bedellerin en geç 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-26 “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi” Uygulamasının Tüm Türkiye’de Başlaması “01/07/2019” Tarihine Ertelendi

Bülten: 2018/26
31.10.2018

 

“Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi” Uygulamasının Tüm Türkiye’de Başlaması “01/07/2019” Tarihine Ertelendi

Gerek mükelleflerin gerekse meslek mensuplarının işgücü ve zaman kaybının önüne geçilmesi amacıyla resmi prosedürlerin azaltılması öteden beri tartışılagelmiştir. Bunlardan her iki grubu ortak ilgilendiren ve en güncel olanı ise muhtasar beyanname ile SGK Hizmet Bildirgesinin birleştirilmesi talepleri idi.

Nitekim işveren tarafından çalışanlara yapılan ücret ödemesi esnasında brüt ücretten çalışanın elde ettiği ücret gelirinin vergisi kesilmekte, daha sonra da yine çalışanın ücretinden sosyal güvenlik kurumuna ödenmek üzere işçi payı kesilmekte, kalan net tutar ise çalışana ödenmektedir. Akabinde yapılan kesintiler ayrı ayrı bildirge ve beyannamelerle ilgili kurumları olan Sosyal Güvenlik Kurumu ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na beyan edilip ödenmektedir.

Her iki işlemi teke düşürmek ve bu suretle mükelleflerin ve meslek mensuplarının işyükünü hafifletme amacıyla,  27 Ekim 2018 tarihli ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlaan “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No: 1) ile vergi kanunlarına göre vergi dairesine verilmesi gereken “Muhtasar Beyanname” ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri bildirmekle yükümlü olanlar tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi gereken “Aylık Prim ve Hizmet Belgesi”nin birleştirilmesi sonucunda oluşturulan “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi”nin verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmiştir.

İlk Tebliğin geçici 2. Maddesine göre, pilot bölge seçilen Kırşehir ili merkez ve ilçelerinde bulunan mükellefler/işverenler için bu Tebliğin uygulanmasına, Haziran ayında verilmesi gereken beyannameler dahil olmak üzere 10/06/2017 tarihinden itibaren başlanmıştır.

Akabinde 30/3/2017 tarih ve 30023 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:2) ile 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin geçici 1 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “bu Tebliğin yayım tarihini izleyen ayın sonuna kadar” ibaresi “2/5/2017 tarihine kadar” olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik sonucunda 31/3/2017 tarihine kadar gönderilmesi gereken “Vergi Kimlik Numarası ile Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarasının Eşleştirilmesine İlişkin Bildirim” (Ek-8)’in gönderilme süresi 2/5/2017 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bu defa 21.12.2017 tarih ve 30277 nolu Resmi Gazetede yayımlanan Muhtasar Ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 3) yayımlanmıştır.

3 Sıra Nolu Tebliğ ile18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’in 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası geçici 2 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış, aynı Tebliğe geçici 3 üncü maddeden sonra gelmek üzere başlığıyla birlikte aşağıdaki madde eklenmiştir.

Uygulamaya geçişin yaygınlaştırılması

GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Uygulamaya geçişin yaygınlaştırılması kapsamında; Kırşehir ilindeki mükellefler/işverenler için 1/6/2017 tarihinden itibaren başlamış olan bu Tebliğin uygulanmasına Amasya, Bartın ve Çankırı illeri merkez ve ilçelerinde bulunan mükellefler/işverenler (281 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen bankalar hariç) için 1/1/2018 tarihinden itibaren başlanacaktır.

(2) Birinci fıkra kapsamına giren mükelleflerce/işverenlerce Amasya, Bartın, Çankırı ve Kırşehir illeri dışındaki başka bir ilde istihdam edilmekle birlikte ücret ödemeleri veya tahakkuku bu illerde yapılan çalışanların ücret ödemeleri üzerinden tevkif edilen vergiler ile sigortalıların prime esas kazanç ve hizmet bilgilerini içeren Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Amasya, Bartın, Çankırı veya Kırşehir illerindeki yetkili vergi dairelerine elektronik ortamda gönderilecektir.

(3) Amasya, Bartın, Çankırı veya Kırşehir illerinde istihdam edilmekle birlikte ücret ödemesi veya tahakkuku bu iller dışında bir ilde yapılan çalışanların ücret ödemeleri üzerinden tevkif edilen vergilere ait muhtasar beyanname, ücret ödemesi veya tahakkukun yapıldığı yer vergi dairesine verilecektir. Ayrıca bu sigortalılara ait aylık prim ve hizmet belgeleri ise elektronik ortamda (e-bildirge) Kuruma verilmeye devam edilecektir.”

Aynı Tebliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Geçici 4 üncü maddesi 1/1/2018 tarihinde,”

“ç) Diğer maddeleri 1/7/2018 tarihinde”

Akabinde 29.05.2017 tarih ve 30435 Nolu Resmi Gazetede yayımlanan ve ana tebliğde değişiklik yapan 4 nolu Tebliğ ile 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi “ç) Diğer maddeleri 1/10/2018 tarihinde” şekilde değiştirilmiş bu suretle 01/07/2018 tarihi 1 Ekim 2018 olarak ötelenmiş ve düzenlemenin tüm Türkiye’de uygulanmaya başlama süresi bu tarihe ertelenmiştir.

Bu kez 27.10.2018 tarih 30578 sayılı Resmi Gazete yayımlanan tebliğ değişikliği ile, Kırşehir, Amasya, Bartın ve Çankırı illeri merkez ve ilçelerinde bulunan mükellef/işverenler tarafından pilot olarak uygulanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi uygulamasına devam edileceği, uygulamanın tüm Türkiye’de uygulanmasına ise 01/07/2019 tarihi itibarıyla başlayacağı kararlaştırılmıştır.

Pilot illerde yapılan uygulamalarda ortaya çıkan aksaklıklar dikkate alınarak, her iki beyan ve bildirimin birleştirilmesi işlemleri esnasından öngörülenden fazla teknik sorunla karşılaşıldığı ve o sebeple uygulamanın genelleştirilmesinin ertelendiği düşünülmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-25 31/10/2018 Tarihli ve 287 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlandı

Bülten: 2018/25
31.10.2018

31/10/2018 Tarihli ve 287 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Yayımlandı

31 Ekim 2018 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Karar ile;

– Konut ve işyerlerine ilişkin tapu işlemlerinde uygulanan tapu harcı oranının toplamda yüzde 3 olarak uygulamasına yıl sonuna dek devam edilmesine karar verildi.

– Konut ve işyeri teslimlerindeki KDV oranının %18’den % 8’e indirilmesi uygulamasına yıl sonuna kadar devam edilmesine karar verildi.

– Mobilya sektöründe KDV oranı yıl sonuna yüzde % 18’den % 8’e indirildi.

– Ticari araçlarda KDV oranı yıl sonuna kadar %18’den yüzde %1’e indirildi,

– Binek otomobillerdeki ÖTV uygulamasında 15’er puana kadar indirim yapıldı.

– Beyaz eşya sektöründe ÖTV oranlarını yıl sonuna kadar sıfırlandı.

Konu başlıkları itibariyle detaylar aşağıdaki gibidir;

1-    Konut Ve İşyerlerine İlişkin Tapu İşlemleri Esnasında Alınan Tapu Harcı Oranındaki İndirimin Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

30/04/2018 tarih ve 2018/11674 sayılı Kararname ile 492 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na bağlı (4) sayılı tarifenin “1-Tapu İşlemleri” başlıklı bölümünün 20/a fıkrasında sayılan tapu işlemleri üzerinden “binde 20” nispetinde alınan tapu harcı, konut ve işyerlerinde (kat irtifakı tesis edilmiş olanlar dahil) “31/10/2018” tarihine kadar “binde 15” olarak belirlenmişti. Bu defa 2018/11674 sayılı kararda yer alan “31/10/2018” tarihi “31.12.2018” olarak değiştirilmiştir.

Bu durumda normalde (kat irtifakı tesis edilmiş olanlar dahil) konut ve işyerine ilişkin tapu işlemleri üzerinden tapu devri esnasında alıcı ve satıcı için ayrı ayrı olmak üzere “binde 20” olarak alınan tapu harcı, 2018 yılının sonuna kadar “binde 15” olarak alınmaya devam edilecektir.

Kanuni oran alıcı ve satıcı için ayrı ayrı olmak üzere binde 20 olup ticari teamüller gereği genellikle tapu harcı alıcılar tarafından ödenmektedir.  O sebeple de uygulamada alıcıların ödediği toplam vergi yükü “binde20 + binde 20 = binde 40” olmakta bu da % 4 olarak ifade edilmektedir. Bu düzenleme ile toplamda % 4 olan vergi yükü yıl sonuna kadar % 3 olarak uygulanmaya devam olunacaktır.

2-    Konut ve İşyeri Teslimlerindeki Katma Değer Vergisi Oranı İndirim Süresi Yıl Sonuna Kadar Uzatıldı

24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın geçici 3’üncü maddesinde yer alan “31/10/2018” ibaresi  “31/12/2018” olarak değiştirilmiştir.

Öncesinde 5 Mayıs 2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karara Geçici 3’üncü Madde eklenmiş ve bu düzenleme ile “31/10/2018” tarihine kadar konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranının %18 yerine %8 olarak uygulanması kararlaştırılmıştı.

Son durum itibariyle, 2018 yılının sonuna kadar konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranı % 8 olarak uygulanmaya devam devam edilecektir.

Diğer taraftan bu değişiklik %8 ve %18’lik orana tabi konut teslimleri için geçerli olup öteden beri %1 oranında KDV’ye tabi olan konut satışları bu değişiklikten etkilenmemektedir. Nitekim net alanı 150 metrekarenin altındaki olan ve aşağıda aranan özellikleri taşıyan konut teslimleri, eskiden olduğu gibi halen %1 oranında KDV’ye tabidir.

Buna göre; Yapı ruhsatı 01.01.2013- 31.12.2016 tarihleri arasında alınmış bulunan konut inşaatı projeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla bunların iştirakleri tarafından ihalesi 01.01.2013-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan konut inşaatı projelerindeki net alanı 150 metrekarenin altında olan ve,

  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirler dışında olan,

 

  • 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki,

 

  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılmayan,

 

  • Lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere inşa edilen konutlarda yapı ruhsatının alındığı tarihte üzerinde yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine istinaden tespit edilen arsa birim metrekare değeri; 500 TL’den az (500 TL hariç) olan, konutlar ile yapı ruhsatı 1.1.2013 tarihinden önce alınmış bulunan,

konutların tesliminde KDV oranı %1 olarak uygulanmaya devam edilecektir.

3-    Mobilya Sektöründe KDV Oranı Yıl Sonuna Kadar % 8 Olarak Uygulanacaktır

Kararın 3’üncü Maddesinde, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere Karara ekli (1) sayılı cetvelde yer alan malların tesliminde katma değer vergisi oranı % 8 olarak belirlenmiştir.

Karar eki (I) sayılı cetvelde ise mobilya sektöründe yer alan ürünlerin olduğu görülmekte olup bu durumda yıl sonuna kadar mobilya sektöründe (Karar eki I sayılı cetvelde yer alan ürünlerde) KDV oranı %8 olarak uygulanacaktır.

Diğer taraftan maddenin ikinci bendine göre, mükellefler indirimli orana tabi işlemlere ait iade hesabına bu madde kapsamında teslim ettikleri mallar nedeniyle yüklendikleri malları dahil edemeyeceklerdir.

4-    Ticari Araçlarda KDV Oranı Yıl Sonuna Kadar %1 Olarak Uygulanacaktır

Kararın 4’üncü Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, (8701.20, 87.02, 87.04, 87.05 G.T.İ.P. numaralı) bazı ticari araçların tesliminde katma değer vergisi oranı % 1 olarak belirlenmiştir.

Benzer şekilde mükellefler indirimli orana tabi işlemlere ait iade hesabına bu madde kapsamında teslim ettikleri mallar nedeniyle yüklendikleri malları dahil edemeyeceklerdir.

5-    Binek Otomobillerin ÖTV Oranlarında Yıl Sonuna Kadar % 15’e Varan Oranlarda İndirime Gidildi

Kararın 5’inci Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, 06/06/2002 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numaralı malların vergi oranları Karara ekli (2) sayılı cetvelde yer aldığı şekilde belirlenmiştir.

Bahsi geçen ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numaraları malların ise binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar olduğu görülmektedir.

Değişiklikten önceki oranlar ile Kararda yer alan ve 31/12/2018 tarihine kadar geçerli geçici oranlar karşılaştırıldığında esas olarak insan taşımak üzere tasarlanmış binek otomobil ve benzeri araçların ÖTV oranlarında indirime gidildiği görülmüştür.

En dikkat çeken durum ise indirim motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyenlerde olup bu özellikteki araçlarda %15’e varan oranlarda ÖTV indirimine gidildiği görülmüştür.

6-    Yıl Sonuna Kadar Beyaz Eşyada ÖTV Oranı Sıfırlandı

Kararın 6’ıncı Maddesine göre, 31/12/2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uygulanmak üzere, yine 06/06/2002 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede yer alan mallardan, Karar eki (3) sayılı cetvelde yer alan malların özel tüketim vergisi oranları %0 (sıfır) olarak belirlenmiştir.

Bahsi geçen Karar eki (3) sayılı cetvel incelendiğinde cetvelde yer alan malların klima cihazları, buzdolapları, dondurucular ve diğer soğutucu ve dondurucu cihazlar, gazla çalışan anında su ısıtıcılar, termosifonlar, çamaşır makinası, elektrikli süpürge, bir kısım elektrikli ısıtıcılar gibi temel beyaz eşyalar olduğu görülmektedir.

Bu ürünler daha önce % 6,7 onanında ÖTV’ye tabi idi. Bu durumda, listede yer alan ve genel olarak beyaz eşya olarak adlandırılan ürünler için yıl sonuna kadar ÖTV oranı sıfırlanmıştır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Başkaları Adına Verilmiş Özelge Diğer Mükellefler Açısından Bağlayıcı Mıdır?

Başkaları Adına Verilmiş Özelge Diğer Mükellefler Açısından Bağlayıcı Mıdır?

Vergi kanunları konuyu ana hatları ile belirlemekte, detaylara ilişkin düzenleme yapma konusunda ise (Cumhurbaşkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi) ilgili Kurumları yetkili kılabilmektedir.

İlgili kurum ise kendisine tanınan kanuni yetki çerçevesinde gerek gördüğü hususlarda
kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ gibi ikincil mevzuat ile konuya yön vermektedir. Buna rağmen mevut düzenlemelerde gözden kaçan yahut henüz karşılaşılmayan bir durum ortaya çıktığında ya da açık olmayan, tereddüt duyulan konularda bu defa İdare bizzat ilgilisine talebe istinaden yine yazılı görüş bildirmektedir. Bu şekilde, yetkili makamlar tarafından ilgilisine bildirilen yazılı görüşe ise özelge denilmektedir.

Vergi Usul Kanunumuzda, vergi yasaları ile belirlenen kurallara aykırı hareket edilmesi durumunda mükelleflere ne tür cezalar önerileceği hüküm altına alınmıştır. Bunun istisnası ise verilen özelgeye göre hareket edilmesinde ortaya çıkmaktadır.

Nitekim yine Vergi Usul Kanunu’na göre, tereddüt ettikleri bir hususta yetkili makamlar tarafından kendilerine verilen yazılı görüşe göre hareket eden bir mükellef, verilen özelge yanlış olsa dahi cezaya muhatap tutulamamaktadır (213 s. VUK, Md. 369). Mefhumu muhalifinden hareketle, mevcut özelgeye aykırı hareket edilmesi durumunda cezaya muhatap kalınacağı aşikardır.

Diğer taraftan her ne kadar verilen özelge şahsa/mükellefe özel olsa da İdarenin ve uygulayıcıların bu husustaki kesin görüşünü ifade etmesi yönünden diğer muhatapları da dolaylı yoldan bağlar hale gelmiştir.

Mükelleflerden gelen yazılı görüş (özelge) talepleri Gelir İdaresi Başkanlığı’nca bir havuzda toplanmakta, yazılı taleplere verilen cevaplar da yine havuza atılmakta ve aynı konuda başka bir mükellef yazılı görüş talep ettiğinde havuzda yer alan cevap metni şahsa özel yeni cevapta aynen yer almaktadır. Bu şekilde aynı soruya farklı vergi dairesi başkanlıkları tarafından farklı cevap verilmesinin önüne geçilmiş olunmaktadır. Asıl önemlisi artık vergi inceleme elemanları da inceleme yaparken yahut raporlarını düzenlerlerken eleştiri yaptıkları hususlarda daha önce verilen özelgelere aykırı görüş ileri sürememekte yahut rapor içeriği konularda daha önce verilen özelgelere uygun rapor yazmak durumundadırlar.

O sebeple tereddüt edilen bir hususta eğer tebliğlerde ve diğer ikincil mevzuatta açık düzenleme yer almıyor ise Gelir İdaresi Başkanlığı resmi internet sitesinde yer alan örnek özelgeler arasında aynı konuda verilmiş bir özelgenin mevcut olması durumunda, bu özelgeye uygun hareket edilmesi muhtemel bir vergi incelemesinde bu konuda eleştiri ile karşılaşılması riskini ortadan kaldıracaktır.

Sonuç olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından herhangi bir konuda şahsa/mükellefe özel verilen yazılı görüş (özelge), başta Vergi İnceleme Elemanları olmak üzere Mali İdare çalışanları ve diğer mükellefler açısından da bağlayıcıdır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İhracat Nedeniyle Düzenlenen Fatura, Gümrük Beyannamesinin Kapandığı (Malın Fiilen Yurtdışı Edildiği, Gümrük Hattını Geçtiği) Yahut Malın Fabrikada! Teslim Edildiği Tarihte Beyan Konusu Edilebilir.

İhracat Nedeniyle Düzenlenen Fatura, Gümrük Beyannamesinin Kapandığı (Malın Fiilen Yurtdışı Edildiği, Gümrük Hattını Geçtiği) Yahut Malın Fabrikada! Teslim Edildiği Tarihte Beyan Konusu Edilebilir.

Katma Değer Vergisi ile Gelir/kurumlar vergisi arasında zaman zaman çatışmalar yaşanabilmektedir. Birinde vergiyi doğuran olayın tahakkuka bağlanması diğerinde ise vergiyi doğuran olayın (genel olarak) teslim şartına bağlanmış olması çatışmanın ana sebeplerinden birini oluşturmaktadır.

Bu çatışmalardan bir tanesi de ihracat durumunda ortaya çıkmaktadır. İhracat sürecinde, alıcı satıcı arasında anlaşma sağlanması, akreditif işlemleri, nakliyeci ayarlanması, yükleme evraklarının hazırlanması, malların yüklenmesi ve çeki listesinin hazırlanması, çıkış gümrüğü, odalar ve ihracatçı birlikleri nezdindeki işlemlerin takibi, fiili ihracat için çıkış gümrüğündeki işlemler, en önemlisi de  beyannamenin açılması ve onaylı gümrük çıkış beyannamelerinin gümrük idarelerinden alınması gibi işlemler belirli bir takvime bağlı olarak gerçekleşmekte, bu süre zarfında da aylık beyan dönemi atlanmakta bazen de (işlemlerin Aralık ayının son günlerinde başlaması durumunda) yıl atlanmaktadır.

Vergi Kanunları ve Usul Kanunu bu durumları kapsayacak şekilde detaylı düzenlenmemiş olabilmekte böyle durumlarda düzenleme yapmak üzere bazen Bakanlar Kurulunu (Cumhurbaşkanını) veya Mali İdareyi düzenleme yapmaya yetkili kılmaktadır.

Nitekim Mali İdare ise bu tür konulara tebliğler ve özelgelerle açıklık getirme yoluna gitmekte olup, ihracata ilişkin fatura tarihi ve ihracat kapanış tarihlerinin farklı olması durumunda ihracata konu satış işleminin KDV ve Kurumlar Vergisi açısından beyan edileceği dönemin belirlenmesine ilişkin Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 08/04/2016 tarih ve 93767041-130[39-2014/176]-33 sayılı özelgenin ilgili bölümlerine aşağıda yer verilmiştir.

“(Kurumlar Vergisi Yönünden)…………… Ticari kazançta elde etme tahakkuk esasına bağlanmış bulunmaktadır. Bu esas dikkate alındığında, bir gelir veya gider unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Bu durumda, yurt dışındaki alıcının satış akdine konu olan malı satıcının Türkiye’deki fabrikasında, deposunda veya herhangi bir işyerinde alıcı veya adına hareket eden tarafından teslim alınacağının satış akdinde belirlenmiş olması halinde, satıcının belirtilen işyerinde malı teslim etmesiyle satış akdi tamamlanmış ve gelir tahakkuk etmiş olacağından söz konusu gelirin bu tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin kurum kazancı olarak değerlendirileceği tabiidir.

Diğer taraftan, ihracatta malın satıcının Türkiye’deki işyerinde teslim alınması hariç olmak üzere, Şirketiniz tarafından gerçekleştirilen ihracat faaliyetlerine ilişkin elde edilen gelirin fiili ihraç tarihi itibarıyla tahakkuk ettiğinin kabul edilmesi ve ihracata ilişkin maliyet ve hasılatların bu tarihin içinde bulunduğu hesap dönemi kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

(Katma Değer Vergisi Yönünden)………… Buna göre, faturaları Aralık/2013 döneminde düzenlenmesine rağmen VEDOP sisteminde beyanname kapanış tarihleri Ocak/2014 dönemi olarak görünen ihracata ilişkin faturalar Ocak/2014 dönemi beyannamesinde beyan edilecektir.

Diğer taraftan, 29/3 maddesinde indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Anlaşıldığı üzere; ihracat bedeli için kurumlar vergisi yönünden iki farklı durum ortaya çıkmaktadır; Birincisi, eğer ihracata konu malın yurtiçinde alıcı yahut adına hareket eden kişi tarafından (satıcının fabrikasında, deposunda vb işyerinde) teslim alınacağı yönünde satış akdi mevcut ise bu durumda ihracat bedelinin malın teslim edildiği tarihi kapsar dönemde safi kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekecektir. Cümlede geçen “satış akdi” kavramından yazılı aktin kastedildiği düşünülmektedir. Aksi halde gerçekleşen satışın kendisi zaten (sözlü) bir akittir. O halde bu yönde bir sözleşme mevcut değilse ikinci durum olarak ihracata konu malın gümrük hattını geçtiği tarihi kapsayan dönemde mal bedeli beyan konusu yapılabilir.

İhracata ilişkin düzenlenen faturalar ise katma değer vergisi açısından malın gümrük hattını geçtiği tarihin (intaç tarihinin) içinde bulunduğu ayda beyannameye dahil edilecektir.

İlaveten, ihracata konu mal nedeniyle alış ve gider belgelerinde yer alan katma değer vergisi, her hal ve takdirde takvim yılı aşılmamak kaydıyla bu vesikaların yasal defterlere kayıt edildiği dönemde indirim konusu yapılacaktır. (06.04.2018 Tarih ve 30383 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlan 7104 Sayılı Kanunla KDV Kanununun 29’uncu maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, indirim hakkı vergiyi doğuran olayın vukuu bulduğu takvim yılını takip eden yıl olarak değiştirilerek KDV indirimi imkânı için süre uzatılmış olup bu uygulama 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girecektir)

Bir diğer husus otomasyona geçilmezden evvel Gelir İdaresi ile Gümrük İdaresi arasında; beyanname üzerindeki sınır gümrüğünün koyduğu işaretlerin (tarih, kaşe vb) okunamaması, başka sebeplerle şüpheye düşülmesi gibi nedenlerle malın gümrük hattından hangi tarihte geçtiğinin teyidine ilişkin yazışmalar olabilmekteydi. Tüm bu iş ve işlemler ihracattan kaynaklanan iade sürecini olumsuz etkilemekteydi. Uzunca bir süredir vergi dairelerinin otomasyona alınmış olması ve gelir idaresi ile gümrük idaresinin sistemi arasında entegrasyon sağlanmış olması nedeniyle artık malın sınır gümrüğünden geçtiği tarih doğru ve kesin olarak taraflarca bilinebilmektedir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”