Bülten: 2018-42 1 Ocak 2019’dan itibaren geçerli olmak üzere internet ortamında verilen reklam hizmeti ve bunlara aracılık edenlere yapılan ödemelerden % 15 tevkifat yapılacak

Bülten: 2018/42
19.12.2018

1 Ocak 2019’dan itibaren geçerli olmak üzere internet ortamında verilen reklam hizmeti ve bunlara aracılık edenlere yapılan ödemelerden % 15 tevkifat yapılacak

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun Vergi Tevkifatı başlıklı 94. Maddesinde, kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin maddenin devamındaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.

Buna paralel şekilde, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun;

–  Vergi kesintisi başlıklı 15. maddesinde de kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorunda oldukları,

– Dar mükellefiyette vergi kesintisi başlıklı 30. maddesinde ise dar mükellefiyete tâbi kurumların maddenin devamındaki bentlerde sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı, hüküm altına alınmıştır.

Gerek (193 s. GVK) Madde 94 gerekse (5530 s. KVK) Madde 15 ve Madde 30 metninde yer alan benzer düzenlemelere göre Cumhurbaşkanı maddelerde belirtilen vergi kesintisi oranlarını belirtilen hadler dahilinde indirmeye yahut artırmaya yetkilidir.

Bu yetki kapsamında 19/12/2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (ve bu tarihte yürürlüğe giren) 18/12/2018 tarih ve 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15’inci maddesinin birinci fıkrasında sayılanlara internet ortamında verilen reklam hizmetleri vergi kesintisi kapsamına alınmış olup 01/01/2019 tarihinden itibaren yapılacak ödemelere uygulanmak üzere, bu hizmetlere ilişkin olarak hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemelerden, ödeme yapılan kişilerin mükellef olup olmamasına bakılmaksızın %15 oranında vergi kesintisi yapılacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-41 E-kitap, e-dergi ve e-gazeteler için KDV oranı artırıldı

Bülten: 2018/41
19.12.2018

E-kitap, e-dergi ve e-gazeteler için KDV oranı artırıldı

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanun’un “Oran” başlıklı 28. Maddesine göre katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10’dur. Cumhurbaşkanı (eski haliyle Bakanlar Kurulu) bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir.

 

Bu kapsamda katma değer vergisi oranları, değişik tarihlerde çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları (BKK) ile farklı mal teslimleri ile hizmet ifaları için perakende yahut toptan safhalarda farklı oranlarda uygulanagelmiştir.

 

Akabinde 30/12/2007 tarihli ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile mal ve hizmet teslimlerinde uygulanacak katma değer vergisi oranlarının belirlenmesi amacıyla o tarihe kadar geçmişte yapılan tüm düzenlemeler yürürlükten kaldırılmış ve KDV oranları için temel bir düzenleme yapılmıştır.

 

Bu düzenlemede, mal ve hizmetlere halen uygulanmakta olan üçlü oran sistemi ve oranlar aynen korunmuş, mal teslimi ve hizmet ifalarına uygulanacak KDV oranı;

– Karara ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1,

– Karara ekli (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8,

– Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için % 18

olarak belirlemiştir.

 

Bu suretle, %10 olan genel oran Kanunun verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulunun almış olduğu kararla öteden beri %18 olarak uygulanmakta, ilaveten yine Bakanlar Kurulunca belirlenen ve I Sayılı Liste, II Sayılı Liste olarak adlandırılan Kararname Eki Listelerde yer alan mal ve hizmet için ise %1 veya %8 olarak (indirimli şekilde) uygulanmaktadır.

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Bakanlar Kurulunun bu yetkisi yapılan kanuni düzenlemelerle Cumhurbaşkanına geçmiş ve mal ve hizmet grupları itibariyle oran değişiklikleri Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılır hale gelmiştir.

 

Bu kapsamda 19 Aralık 2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 475 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bahis konusu (2007/13033 sayılı Karara ekli) I Sayılı Listenin 8. sırası ile II Sayılı Listenin B) DİĞER MAL VE HİZMETLER başlıklı bölümünün 14. Sırası, 01.01.2019 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.

 

Eski Hali Yeni Hali
8- Gazete ve dergiler (21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Kanun hükümlerine göre poşetlenerek satılanların tesliminde bu Kararın 1’inci maddesinin (a) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır.), bu yayınların elektronik ortamda satışı (elektronik gazete ve dergi okuyucu, tablet ve benzerleri hariç) 8- Gazete ve dergiler (Bu yayınların elektronik ortamda satışı, elektronik gazete ve dergi okuyucu, tablet ve benzerlerinin teslimi ile 21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Kanun hükümlerine göre poşetlenerek satılanların tesliminde, bu Kararın 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanır.)
14- Kitap ve benzeri yayınlar (21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Kanun hükümlerine göre poşetlenerek satılanların tesliminde bu Kararın 1 inci maddesinin (a) bendinde öngörülen vergi oranı uygulanır.), elektronik kitap (e-kitap) ve benzeri yayınların elektronik elektronik ortamda satışı (elektronik kitap okuyucu, tablet ve benzerleri hariç) kurşun kalem, boya kalemleri, sulu boya ve pastel boyalar, okul defterleri, silgi, kalemtıraş, cetvel, pergel, gönye, iletki, 14- Kitap ve benzeri yayınlar (Elektronik kitap (e-kitap) ve benzeri yayınların elektronik ortamda satışı, elektronik kitap okuyucu, tablet ve benzerlerinin teslimi ile 21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Kanun hükümlerine göre poşetlenerek satılanların tesliminde, bu Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanır.), kurşun kalem, boya kalemleri, sulu boya ve pastel boyalar, okul defterleri, silgi, kalemtıraş, cetvel, pergel, gönye, iletki,

 

Yapılan bu değişiklik ile 01/01/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere;

– Gazete ve dergilerin elektronik ortamda satışı,

– Elektronik gazete ve dergi okuyucu, tablet ve benzerlerinin teslimi,

– Elektronik kitap (e-kitap) ve benzeri yayınların elektronik ortamda satışı,

– Elektronik kitap okuyucu, tablet ve benzerlerinin teslimi

%18 oranında KDV’ye tabi olacaktır.

Halen elektronik ortamda satışı yapılanlar dahil;

– gazete ve dergiler %1 oranında,

– kitap ve benzeri yayınlar ise %8 oranında

KDV’ye tabidir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-40 Yılbaşından itibaren marketlerde poşetler paralı olacak

Bülten: 2018/40                                                                                                            

11.12.2018

Yılbaşından itibaren marketlerde poşetler paralı olacak

10.12. 2018 tarihli ve 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2872 sayılı Çevre Kanununda bazı değişiklikler yapılmıştır.

 

Yapılan bu değişikliklerle;

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenleme Yapma yetkisi genişletilmiştir.
  • Yurt içinde piyasaya arz edilen Çevre Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ithalatçılardan söz konusu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması getirilmiştir.

7153 sayılı Kanun ile 2872 Kanun ile sayılı Çevre Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi (aşağıdaki şekilde) değiştirilmiş olup böylece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geri kazanım katılım payı, plastik poşet ve plastik ambalaj kullanımının azaltılması, depozito uygulaması ve kirliliğin önlenmesine yönelik teminat alınması konularında Yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

 

Metnin önceki ve yeni hali aşağıdaki gibidir;

 

Eski Hali Yeni Hali
Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesi için uyulması zorunlu standartlar ile vergi, harç, katılma payı, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve temiz teknolojilerin teşviki,

 

 

 

 emisyon ücreti ve kirletme bedeli

 

alınması, karbon ticareti gibi piyasaya dayalı mekanizmalar ile ekonomik araçlar ve teşvikler kullanılır.

Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesi için uyulması zorunlu standartlar ile vergi, harç, katılma payı, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve temiz teknolojilerin teşviki,

geri kazanım katılım payı, plastik poşet ve plastik ambalaj kullanımının azaltılması, depozito uygulaması,

emisyon ücreti, kirletme bedeli ve

kirliliğin önlenmesine yönelik teminat

alınması ve karbon ticareti gibi piyasaya dayalı mekanizmalar ile ekonomik araçlar ve teşvikler kullanılır.

Bu hususlara ilişkin idari ve teknik usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.

 

 

7153 sayılı Kanun ile 2872 Kanun’a, “Geri kazanım katılım payı” başlıklı EK 11’inci madde, “Depozito” başlıklı EK12’nci madde ve “Poşet Ücreti” başlıklı EK 13’üncü madde eklenmiştir.

Yapılan bu düzenlemeye göre;

  • Yurt içinde piyasaya arz edilen Çevre Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ithalatçılardan söz konusu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması getirilmiştir.
  • Bu kapsamda kaynakların verimli yönetimi ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla plastik poşetler satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye ücret karşılığı verilecektir. Uygulanacak taban ücret 25 kuruştan az olmamak üzere Bakanlıkça oluşturulacak komisyon aracılığı ile belirlenecek ve her yıl için güncellenecektir.
  • Geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü tarihi takip eden ayın on beşine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına beyan edilecek ve beyanı takip eden ikinci ayın son gününe kadar Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına ödenecektir.
  • Kanuna aykırı olarak geri kazanım katılım payını ödemediği tespit edilenlere katılım payı tutarının %20 fazlası idari para cezası olarak verilecektir.
  • Kanuna aykırı olarak plastik poşetleri ücretsiz verdiği tespit edilen satış noktalarına depo alanı hariç kapalı satış alanının her metrekaresi için 10 Türk lirası idari para cezası verilecektir.
  • Bakanlık, çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla, belirleyeceği ambalajlar için depozito uygulamasını 01/01/2021 tarihinden itibaren zorunlu tutacak olup bu doğrultuda, depozito kapsamındaki ambalajlı ürünlerin satışını gerçekleştiren satış noktaları ise depozito uygulaması toplama sistemine katılım sağlamakla yükümlü olacaklardır.
  • Kanuna aykırı olarak depozito uygulanmadan yıllık piyasaya sürülen ambalaj için piyasaya
    sürenlere ton başına 100 Türk lirası idari para cezası verilecek olup depozito sisteminin uygulanmasına yönelik usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle

 

Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra en çok merak edilen konu 25 kuruşluk poşet paralarının nereye gideceği oldu. Özellikle sosyal medyada poşet ücretlerinin marketlere kalacağı ve bu şekilde milyarlarca lira kazanacakları iddia edildi.

Büyük çok bir ihtimalle, marketler kasada tahsil ettikleri poşet bedelleri içinden maliyetlerini alacaklar poşet ücretinin kalanını ise Bakanlığa aktaracaklar.

Kanun’a göre, bu hususta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı düzenleme yapmaya yetkili olup Yılbaşından önce Bakanlığın Yönetmelik yayımlaması beklenmektedir.

 

Bahsi geçen Ek Madde metinleri aşağıdaki gibidir;

“Geri kazanım katılım payı

EK MADDE 11- Yurt içinde piyasaya arz edilen bu Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ithalatçılardan bu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilir. Bu listedeki ürünlerden herhangi birinin piyasaya arzının, farklı bir ürünün, malzemenin veya eşyanın ithalatı ile birlikte gerçekleşmesi halinde geri kazanım katılım payı ithalatçıdan tahsil edilir. Bu listede yer alan tutarlar takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarların %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, bu suretle tespit edilen tutarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir.

Geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü tarihi takip eden ayın onbeşine kadar Bakanlığa beyan edilir ve beyanı takip eden ikinci ayın son gününe kadar Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına ödenir. Katılım payının beyan edilmediğinin veya eksik beyan edildiğinin Bakanlıkça tespiti halinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının bir ay içinde ödenmesi gerektiği ilgiliye tebliğ edilir. Süresinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının beyan edilmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanır. Süresinde ödenmeyen katılım payı Bakanlığın bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir. Bu madde kapsamında tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir.

Ülkenin tamamında Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda depozito sistemi uygulayan, piyasaya süren/ithalatçı, depozitolu olarak piyasaya sürdükleri ürünler için bu maddenin birinci fıkrasından muaf tutulur. Muafiyet uygulamasında depozito uygulanan miktar esas alınır. Muafiyet uygulanmasına ilişkin esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.

Depozito

EK MADDE 12- Çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla Bakanlık, belirleyeceği ambalajlar için depozito uygulamasını 1/1/2021 tarihinden itibaren zorunlu tutar. Bu doğrultuda, depozito kapsamındaki ambalajlı ürünlerin satışını gerçekleştiren satış noktaları depozito uygulaması toplama sistemine katılım sağlamakla yükümlüdür.

Depozito sisteminin uygulanmasına yönelik usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Poşet ücreti

EK MADDE 13- Kaynakların verimli yönetimi ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla plastik poşetler satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye ücret karşılığı verilir. Uygulanacak taban ücret 25 kuruştan az olmamak üzere Bakanlıkça oluşturulacak komisyon aracılığı ile belirlenir ve her yıl için güncellenir.

Bu maddedeki düzenlemelere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”

Çevre Kanuna ekli (1) sayılı liste aşağıdaki gibidir;

 

(I) SAYILI LİSTE
GERİ KAZANIM KATILIM PAYI TUTARI
Ürün Cinsi Tutar
Plastik poşet (Plastik alışveriş torbaları) 15kr./adet
lastik (Binek araç) 2 Tl/adet
lastik (Otobüs, kamyon, kamyonet, yükleyici ve kazıcı lastikleri ve diğerleri) 4 Tl/adet
lastik (İş makinası lastikleri) 10 Tl/adet
Dolgu lastikler 5 Tl/adet
Akümülatör (Kurşun asitli olanlar)  20 kr./kg
Akümülatör (Nikel kadmiyumlu olanlar) 50 kr./kg
Akümülatör (Diğerleri) 5 kr./kg
Çinko karbon piller 2 Tl/kg
Alkali silindirik piller 2 Tl/kg
Alkali düğme piller  3 Tl/kg
Düğme piller çinko-hava ve gümüş oksitli 10 Tl/kg
lityum düğme piller 10 Tl/kg
lityum silindirik şarjlı ve primer pil çeşitleri (Araç bataryaları hariç) 5 Tl/kg
Otomotiv pilleri (Kurşun içerenler hariç)  15 Tl/kg
lityum içeren araç bataryaları 15 Tl/kg
Diğer şarjlı piller 5 Tl/kg
Madeni yağ 50 kr./kg
Bitkisel yağ 10 kr./kg
Elektrikli ve elektronik eşya: Televizyon/Monitör 20 kr./kg
Elektrikli ve elektronik eşya: Bilişim telekomünikasyon ekipmanları (Televizyon ve monitörler hariç) 20 kr./kg
Elektrikli ve elektronik eşya: Aydınlatma ekipmanları 10 kr./adet
Elektrikli ve elektronik eşya: Küçük ey aletleri ve diğerleri 20 kr./kg
Elektrikli ve elektronik eşya: Beyaz eşyalar (Buzdolabı/Soğutucular/İklimlendirme cihazları hariç) 25 kr./kg
Elektrikli ve elektronik eşya: Buzdolabı/Soğutucular/îklimlendirme cihazları 30 kr./kg
İlaç 1 kr./kutu veya şişe
Ürün Cinsi Kg Başma Alınacak Tutar (kr.) Adet Başına Alınacak Tutar (kr.)
PLASTİK AMBALAJ
İçecek Ambalajları (Adet)
0,33 litreye kadar 1
0,3301-0,75 litre arası 2
0,7501-1,5 litrearası 3
1,501 litre üzeri 4
Diğerleri (Poşet Hariç) (kg) 40
METAL AMBALAJ
İçecek Ambalajlan (Adet)   3
Diğerleri (kg) 50  
KOMPOZİT AMBALAJ
Kâğıt-Karton Ağırlıklı Kompozit İçecek Ambalajları (Adet)    
0,25 litreye kadar   1
0,2501-0,5 litrearası   2
0,501 litre üzeri   4
Diğerleri (kg) 50  
KAĞIT KARTON AMBALAJ (kg) 20  
CAM AMBALAJ
İçecek Ambalajları (Adet)    
0,25 litreye kadar   1
0,2501-0,5 litre arası   2
0,501-1 litre arası   3
1,01-5 litre arası   4
5,01 litre üzeri ‘   10
Diğerleri (kg) 10  
AHŞAP AMBALAJ
AHŞAP AMBALAJ (Adet)   10

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-39 Yabancıların Türkiye’de Gayrımenkul Almak Suretiyle İstisnai Yolla Türk Vatandaşlığını Kazanmasının Şartları Hafifletildi

Bülten: 2018/39
07.12.2018

Yabancıların Türkiye’de Gayrımenkul Almak Suretiyle İstisnai Yolla Türk Vatandaşlığını Kazanmasının Şartları Hafifletildi

Türk Vatandaşlığı edinmeye ilişkin 5901 sayılı “Türk Vatandaşlığı Kanunu” (R.G. Tarihi: 12.06.2009, No:27256) ve bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin olarak, Türk vatandaşlığının kazanılmasına, kaybına, ispatına ve çok vatandaşlığa ilişkin işlemlerin yürütülmesinde uygulanacak usul ve esasları belirlemek, uygulamada birliği sağlamak amacıyla hazırlanmış “Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” mevcuttur. (R.G. Tarihi: 06.04.2010, No. 27544)

 

Bu düzenlemelere göre Türk Vatandaşlığı, doğumla veya sonradan olmak üzere iki yolla kazanılır.

 

Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması ise, yetkili makamların buna ilişkin olumlu kararı ile mümkün olup yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması yolları a) Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılması, b) Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, c) Türk vatandaşlığının yeniden kazanılması, d) Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması şeklinde sıralanmaktadır.

 

Türk vatandaşlığının sonradan kazanılması yollarından olan “Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması” yolu, son dönemde gündemi epey işgal eder hale gelmiştir.

 

Şöyleki;

 

Bahsi geçen Kanun’un “Türk Vatandaşlığının Kazanılmasında İstisnai Haller” başlıklı 12. Maddesinde göre;

 

“Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

 

  1. a) Türkiye’ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.

 

  1. b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.

 

  1. c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.

 

  1. d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.”

 

Bahsi geçen Yönetmeliğin “Türk Vatandaşlığının İstisnai Olarak Kazanılması, Başvuru İçin Gerekli Belgeler Ve Yapılacak İşlemler” başlıklı 20. Maddesinde ise yukarıda metni yer alan ve Kanun’un 12. Maddesinde yer alan vatandaşlığın istisnai olarak kazanılasına ilişkin esaslar belirlenmişken, 12.1.2017 tarih ve 29946 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile;

Ana Yönetmeliğin 20’nci maddesinde (aşağıdaki ilave bent eklenmek suretiyle) değişikliğe gidilmiştir. Buna göre;

 

Aşağıdaki şartlardan herhangi birini sağlayan yabancı, Kanunun 12’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir;

 

  1. a) En az 2.000.000 Amerikan Doları tutarında sabit sermaye yatırımı gerçekleştirdiği Ekonomi Bakanlığınca tespit edilen,

 

  1. b) En az 1.000.000 Amerikan Doları tutarında taşınmazı tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın aldığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tespit edilen,

 

  1. c) En az 100 kişilik istihdam oluşturduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca tespit edilen,

 

ç) En az 3.000.000 Amerikan Doları tutarında mevduatı üç yıl tutma şartıyla Türkiye’de faaliyet gösteren bankalara yatırdığı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca tespit edilen,

 

  1. d) En az 3.000.000 Amerikan Doları tutarında Devlet borçlanma araçlarını üç yıl tutmak şartıyla satın aldığı Hazine Müsteşarlığınca tespit edilen.

 

…..fıkrada belirtilen parasal değerlerin belirlenmesinde, tespit tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının efektif satış kuru esas alınır.

 

Bu suretle, Kanun’un verdiği yetkiye istinaden yapılan Yönetmelik değişikliği ile Ülkede belirtilen koşullarda uygun şekilde yatırım yapan yabancıların istisnai yolla, Bakanlar Kurulu Kararıyla vatandaşlığa alınmalarının esasları belirlenmiştir.

 

Bu defa 05.05.2017 tarih ve 30057 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yine Ana Yönetmelikte değişiklik yapan Yönetmelik ile;

 

“11/2/2010 tarihli ve 2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

 

  1. e) En az 1.500.000 Amerikan Doları tutarında gayrimenkul yatırım fonu katılma payı veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma payı aldığı ve üç yıl süre ile elinde tuttuğu Sermaye Piyasası Kuruluşunca tespit edilen.”

 

Akabinde, 19.08.2018 tarih ve 30540 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yine Ana Yönetmelikte değişiklik yapan Yönetmelik ile;

 

11/2/2010 tarihli ve 2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin;

 

– 20 nci maddesinin;

 

  • ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde,
  • aynı fıkranın (a) bendinde yer alan “2.000.000 Amerikan Doları”, “Ekonomi Bakanlığınca” ibareleri sırasıyla “500.000 Amerikan Dolan veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası”, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca” şeklinde,

 

  • (b) bendinde yer alan “1.000.000 Amerikan Doları” ibaresi “250.000 Amerikan Dolan veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası” şeklinde,

 

  • (c) bendinde yer alan “100”, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca” ibareleri sırasıyla, “50”, “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca” şeklinde,

 

  • (ç) bendinde yer alan “3.000.000 Amerikan Doları” ibaresi “500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası” şeklinde,

 

  • (d) bendinde yer alan “3.000.000 Amerikan Dolan”, “Hazine Müsteşarlığınca” ibareleri sırasıyla “500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası”, “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde,

 

  • (e) bendi “En az 500.000 Amerikan Dolan veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutarında gayrimenkul yatırım fonu katılma payı veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma payını en az üç yıl elinde tutma şartıyla satın aldığı Sermaye Piyasası Kurulunca tespit edilen.” şeklinde değiştirilmiş,

 

– Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “efektif satış kuru” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve/veya çapraz döviz kuru” ibaresi eklenmiş,

 

– Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

 

  • “(7) İkinci fıkra kapsamında yapılacak vatandaşlık kazanma başvuruları ile ilgili süreci takip etmek amacıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulabilir.

 

  • (8) İkinci fıkra kapsamında yapılacak yatırım türleri arasında belirtilen süreyi tamamlamak amacıyla geçişkenlik mümkündür.”

 

Yapılan bu değişiklikle, yabancıların Türk vatandaşlığını kazanabilmek için;

 

– Karşılamak zorunda olduğu en az sabit sermaye yatırımı 2 milyon dolardan 500 bin dolara,

 

– Tapu kayıtlarına üç yıl satılmama şerhi koyularak Türkiye’de taşınmaz mal edimi yoluyla vatandaşlık kazanılabilmesi için öngörülen tutar 1 milyon dolardan 250 bin dolara,

 

– Belirli miktar mevduatı üç yıl süreyle Türk bankalarında tutma şartı veya devlet borçlanma araçlarının alımı suretiyle vatandaşlık kazanılabilmesi için öngörülen tutar sınırı 3 milyon dolardan 500 bin dolara,

 

– Gayrimenkul yatırım fonu katılma payı veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma payı alınmasında öngörülen tutar sınırı 1.5 milyon dolardan 500 bin dolara, düşürülmüş,

 

– Ayrıca, istihdam oluşturma yoluyla Türk vatandaşlığı kazanılabilmesi için öngörülen istihdam miktarı sınırı ise 100 kişiden 50 kişiye düşürülmüş,

 

– Yatırım türleri arasında belirlenen süreyi tamamlamak amacıyla geçişkenlik mümkün hale getirilmiş,

 

– Yönetmeliğe göre bu parasal değerlerin belirlenmesinde Merkez Bankası’nın efektif satış kurunun yanı sıra çapraz döviz kurun da esas alınabilmesine imkan tanınmıştır.

 

En son 07.12.2018 tarih ve 30618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yine Ana Yönetmeliği değiştiren Yönetmelik ile;

 

11/2/2010 tarihli ve 2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20’nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “satın aldığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmuş, en az 250.000 Amerikan Dolan veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutan peşin olarak yatırılan taşınmazın satışının vaat edildiğine dair noterden düzenlenen sözleşmenin üç yıl süreyle devri ve terkini yapılmayacağı taahhüdüyle tapu siciline şerh edildiği” ibaresi eklenmiştir.

 

Yapılan bu son değişiklikle, yabancıların 250 bin dolarlık gayrimenkul alımı karşılığı Türk vatandaşlığı kazanması uygulamasında, gayrimenkulün satış vaadi de geçerli olacaktır. Söz konusu tutarda taşınmazın peşin olarak satışının vaat edildiğine dair noterden düzenlenen sözleşmenin üç yıl süreyle devri ve terkini yapılamayacağı taahhüdüyle tapu siciline şerh edilmesi de vatandaşlık kazanımı için yeterli olacaktır.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-38 7143 Sayılı Kanun Kapsamında Yurt Dışında Bulunan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılmasına İlişkin Kayıt, Beyan, Bildirim Ve Ödeme Süreleri Uzatıldı

Bülten: 2018/38
01.12.2018

7143 Sayılı Kanun Kapsamında Yurt Dışında Bulunan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılmasına İlişkin Kayıt, Beyan, Bildirim Ve Ödeme Süreleri Uzatıldı

Kamu oyunda vergi affı yahut matrah artırımı olarak anılan, kamuya ait kesinleşmiş borçların yapılandırılmasının yanı sıra, matrah artırımı nedeniyle yargıya taşınmış ihtilafların sulh yoluyla giderilmesi, işletme kayıtlarının faizsiz ve cezasız olarak gerçek duruma uygun hale getirilmesi, bazı işletmelerde stok düzeltmesi, matrah artırımı suretiyle vergi incelemesinden muafiyet, devam eden incelemelerde bir takım kolaylıklar sağlanması, beyan dışı bırakılmış bir takım gelirlere pişmanlıkla faizsiz  ve cezasız beyan imkanı getirilmesi, yurt içi ve yurt dışında bulunan bazı varlıkların ekonomiye kazandırılması gibi diğer bir takım imkanlar da sunan 7143 sayılı Kanun kapsamında tahakkuk etmiş borçların 01 Ekim 2018 tarihinde sona eren ilk taksit ödeme süresi daha önce 15 Ekim 2018 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmış olup ikinci taksitin ödeme süresi ise 30 Kasım 2018 tarihinde sona ermekteydi.

İlk iki taksit çok önemliydi; Nitekim Kanun gereği ilk iki taksitin vaktinde ödenmesi gerekmekte olup eğer ilk iki taksit süresinde mücbir sebep haricinde ödenmez ise yapılandırma bozulmaktaydı.

Bu defa yine Cumhurbaşkanlığı’nca 30 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazete’nin Mükerrer sayısında yayımlanan 405 sayılı Karar ile 7143 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin onüçüncü fıkrasının (a), (b), (c) ve (e) bentlerinde yer alan sürelerin bitim tarihlerinden itibaren 6 ay uzatılmasına mezkur madde gereğince karar verilmiştir.

Bahsi geçen fıkra ve bent hükümleri, yurt dışında bulunan bazı varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ilişkin düzenlemelere yönelik kayıt, beyan, bildirim ve ödeme süreleri ile tasarruf sürelerini kapsamakta olup fıkra ve bent metinleri ile metinlerin içerdiği sürelerin eski ve halleri aşağıdaki gibidir.

 

7143 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin onüçüncü fıkrası ile onüçüncü fıkranın (a), (b), (c) ve (e) bentleri ve bentlerde geçen sürelerin eski ve yeni halleri

Diğer hükümler

MADDE 10- ( 1)……………..

(13) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar ve tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışında elde ettikleri bazı kazançları hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.

………………..

 

İlgili Bendin Orijinal Metni Eski Süre Yeni Süre
a) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu fıkradaki hükümler çerçevesinde, 30/11/2018 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilirler.  

 

30/11/2018

 

 

31/05/2019

b) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, 31/12/2018 tarihine kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.  

31/12/2018

 

30/06/2019

c) (a) bendi kapsamına giren varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve bu fıkranın yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 30/11/2018 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu fıkra hükümlerinden yararlanılır.  

 

 

30/11/2018

 

 

 

31/05/2019

e) Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30/11/2018 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen sözkonusu varlıklar, 30/11/2018 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, sözkonusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, 31/12/2018 tarihine kadar ödenir.  

 

 

30/11/2018

 

 

 

 

 

 

31/12/2018

 

 

 

31/05/2019

 

 

 

 

 

 

30/06/2019

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-37 2018 Yılı Yeniden Değerleme Oranı %% 23,73 Olarak Belirlendi

 

Bülten: 2018/37 30.11.2018

 

2018 Yılı Yeniden Değerleme Oranı %% 23,73 Olarak Belirlendi

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinin B fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun (TUİK) Üretici Fiyatları Genel Endeksinde (ÜFE) meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmi Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bunun yanı sıra 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 123. Maddesinin ikinci fıkrasında; Aynı Kanun’un 19, 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve mükerrer 121’inci maddelerinde yer alan maktu had ve tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı, bu şekilde hesaplanan maktu had ve tutarların %5’ini aşmayan kesirlerinin dikkate alınmayacağı,  (700 Sayılı KHK’nın 45 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük:09.07.2018) Cumhurbaşkanı’nın bu surette tespit edilen had ve tutarları %50’sine kadar artırmaya veya indirmeye yetkili olduğu hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığı 30/11/2018 tarih ve 30611 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 503 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2018 yılı için yeniden değerleme oranını % % 23,73 (yirmiüç virgül yetmişüç) olarak tespit ve ilan etmiştir.

Cumhurbaşkanlığı’nca kendisine tanınan yetki çerçevesinde aksi yönde bir düzenleme yapılmadıkça, yeniden değerleme oranına bağlı olarak çeşitli vergi, harç ve cezalar 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere % % 23,73 (yirmiüç virgül yetmişüç) oranında artırılarak uygulanacaktır.

Aynı zamanda 2018 yılına ait dördüncü geçici vergi dönemi için de geçerli olacak olan bu oran;

– GVK’da yer alan gelir vergisi dilimleri,

– Konutların kiraya verilmesinde uygulanan istisna tutarı,

– Yemek yardımı istisnası,

– VUK’ta yer alan fatura düzenleme sınırı ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları gibi had ve miktarlar,

– Maktu damga vergileri, harçlar,

– KDV iadelerine ilişkin asgari had ve tutarlar,

– Yıllık KDV iadeleri için geçerli asgari iade tutarları,

gibi belli başlı had ve tutarların 2019 yılında uygulanacak tutarlarının belirlenmesinde geçerli olacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-36 27.11.2018 tarih ve 30608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliklerle cep telefonu, tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi ile hava yolları, seyahat acenteleri ve konaklamayla ilgili yurt içine ilişkin harcamalardaki taksit sınırını yeniden belirlendi

 

Bülten: 2018/36 28.11.2018

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi ile hava yolları, seyahat acenteleri ve konaklamayla ilgili yurt içine ilişkin harcamalardaki taksit sınırını yeniden belirledi. Hemen akabinde Ticaret Bakanlığı da cep telefonu satışlarındaki taksit sayısını buna uygun şekilde güncelledi.

BDDK Tarafından hazırlanan ve 27.11.2018 tarih ve 30608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve ilgili yönetmeliklerde değişiklik yapan yönetmeliklerle, cep telefonu satışlarına ve hava yolları, seyahat acenteleri ve konaklamayla ilgili yurtiçi harcamalarına ilişkin kredi vadesi ve kredi kartı taksit sayısı yeniden belirledi.

Buna göre banka kartları, kredi kartları ve kredi işlemleri ile finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esaslarını düzenleyen yönetmeliklerde değişiklik öngören yönetmeliklere göre taksit sayısı;

– Tablet ve bilgisayar satışlarında 6 ayı,

– Fiyatı 3,500 TL’nin üzerinde olan cep telefonu satışlarında 6 ayı,

– Fiyatı 3,500 TL’ye kadar olan cep telefonu satışlarında ise 12 ayı

aşamayacak.

Diğer taraftan, ilgili Yönetmeliklere eklenen geçici maddeler ile fiyatı 3,500 TL’nin üzerinde olan cep telefonu satışlarındaki 6 aylık sınır 31.12.2019 tarihine kadar 12 olarak uygulanacak. Diğer bir ifade ile yıl sonuna kadar tüm cep telefonlarında taksit sayısı 12 ay olarak uygulanacak. 01 Ocak 2019 tarihinden sonra ise fiyatı 3,500 TL’nin üzerinde olan cep telefonu satışlarındaki taksit sayısı yeniden 6 ay olarak uygulanmaya devam edecek.

Benzer şekilde yine ilgili Yönetmeliklerinde yapılan değişiklikle hava yolları, seyahat acenteleri ve konaklamayla ilgili yurt içine ilişkin harcamalarda taksit sınırı 6 aydan 9 aya çıkarıldı.

BDDK’nın, cep telefonu alımı için kullanılan tüketici kredilerinde taksit süresini 6 aydan 12 aya çıkartan düzenlemesinin hemen ardından, Ticaret Bakanlığı’nca hazırlanan Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik de 28 Kasım 2018 tarih ve 30609 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, televizyon ile ses ve görüntü sistemleri satışlarında taksitlendirme süresi 3 ay, bilgisayar ve tablet bilgisayarla fiyatı 3 bin 500 TL’nin üzerindeki cep telefonu satışlarında ise 6 ay olacak.

Benzer şekilde Yönetmeliğe eklenen geçici maddeyle fiyatı 3 bin 500 TL’yi aşan cep telefonlarının satışında 6 ay olan taksitlendirme süresi 31 Ocak 2019’a kadar 12 ay olarak uygulanacak, 01 Ocak 2019 tarihinden sonra ise aksi yönde bir gelişme olmaz ise bu ürünlerde taksit sayısı yeniden 6 ay olarak uygulanacak.

İlgili Yönetmeliklerde değişiklik yapan Yönetmelik maddeleri ile değiştirilen maddelerin değişmeden önceki hallerine ilişkin karşılaştırma ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir;

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

                              BANKALARIN KREDİ İŞLEMLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİKTE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 1/11/2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmeliğin 12/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “cep telefonu, tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.”  ibaresi “tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasına kadar olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi on iki ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici 4 üncü madde eklenmiştir.

 

ESKİ HALİ YENİ HALİ DEĞERLENDİRME
“cep telefonu, tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” “tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasına kadar olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi on iki ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” – Tablet ve bilgisayar alımlarına ilişkin kredilerde 6 aylık vade aynen korunmuştur.

 

– Fiyatı 3.500,00 TL’ye kadar olan cep telefonlarına ilişkin kredilerde vade 12 aya çıkartılmıştır.

  GEÇİCİ MADDE 4 – (1) 12/A maddesinin üçüncü fıkrasında fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerde altı ay olan vade sınırı 31/1/2019 tarihine kadar on iki ay olarak uygulanır.”

 

– Fiyatı 3.500,00 TL’nin üzerinde olan cep telefonlarına ilişkin kredilerde vade bu yılın sonuna kadar 12 ay olarak uygulanacak olup 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren ise yeniden 6 ay olarak uygulanacaktır.

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG VE FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN

KURULUŞ VE FAALİYET ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 24/4/2013 tarihli ve 28627 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11/A maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “cep telefonu, tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” ibaresi “tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasına kadar olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi on iki ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici 5 inci madde eklenmiştir.

 

ESKİ HALİ YENİ HALİ DEĞERLENDİRME
cep telefonu, tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” “tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasına kadar olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi on iki ayı, fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayı aşamaz.” – Tablet ve bilgisayar alımlarına ilişkin kredilerde 6 aylık vade aynen korunmuştur.

 

– Fiyatı 3.500,00 TL’ye kadar olan cep telefonlarına ilişkin kredilerde vade 12 aya çıkartılmıştır.

  GEÇİCİ MADDE 5 – (1) 11/A maddesinin ikinci fıkrasında fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerde altı ay olan vade sınırı 31/1/2019 tarihine kadar on iki ay olarak uygulanır.”

 

– Fiyatı 3.500,00 TL’nin üzerinde olan cep telefonlarına ilişkin kredilerde vade bu yılın sonuna kadar 12 ay olarak uygulanacak olup 01 Ocak 2019 tarihinde itibaren ise yeniden 6 ay olarak uygulanacaktır.

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

MADDE 1 – 10/3/2007 tarihli ve 26458 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu süre; elektronik eşya alımlarında üç ay, bilgisayar alımlarında, kulüp ve derneklere yapılan ödemelerde, taşımacılık ile ilgili harcamalarda, havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt dışına ilişkin harcamalarda altı ay, havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt içine ilişkin harcamalarda, sağlık ve sosyal hizmetler ile ilgili harcamalarda ve sağlık ürünü alımlarında, vergi ödemelerinde dokuz ay olarak uygulanır.”

 

ESKİ HALİ YENİ HALİ DEĞERLENDİRME
“(7) [Birinci Cümle] Mal veya hizmet alımı sonrası belli bir ücret karşılığı borcun taksitlendirilmesi veya ödemenin ertelendiği dönemler de dâhil olmak üzere, kredi kartları ile gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımları ile nakit çekimlerinde taksitlendirme süresi on iki ayı geçemez.

[İkinci Cümle] Bu süre; elektronik eşya alımlarında üç ay, bilgisayar alımlarında, kulüp ve derneklere yapılan ödemelerde, havayolları, seyahat acenteleri, taşımacılık ve konaklama ile ilgili harcamalarda altı ay, sağlık ve sosyal hizmetler ile ilgili harcamalarda ve sağlık ürünü alımlarında, vergi ödemelerinde dokuz ay olarak uygulanır.

 

 

 

[Üçüncü Cümle] Kredi kartlarıyla gerçekleştirilecek kuyum, telekomünikasyon, doğrudan pazarlama ile ilgili harcamalar, yurt dışında yapılan harcamalar ve yemek, gıda, alkollü içecek, akaryakıt, kozmetik, ofis malzemesi ile hediye kart, hediye çeki ve benzeri şekillerde herhangi somut bir mal veya hizmeti içermeyen ürünlerin alımlarında taksit uygulanamaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[İkinci Cümle] “Bu süre; elektronik eşya alımlarında üç ay, bilgisayar alımlarında, kulüp ve derneklere yapılan ödemelerde, taşımacılık ile ilgili harcamalarda, havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt dışına ilişkin harcamalarda altı ay, havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt içine ilişkin harcamalarda, sağlık ve sosyal hizmetler ile ilgili harcamalarda ve sağlık ürünü alımlarında, vergi ödemelerinde dokuz ay olarak uygulanır.”

 

Birinci Cümle aynen korunmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yapılan değişiklikle hava yolları, seyahat acenteleri ve konaklamayla ilgili yurt içine ilişkin harcamalarda taksit sınırı 6 aydan 9 aya çıkarılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Üçüncü Cümle aynen korunmuştur.

 

 

Ticaret Bakanlığından:

PERAKENDE TİCARETTE UYGULANACAK İLKE VE KURALLAR HAKKINDA
YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 6/8/2016 tarihli ve 29793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmeliğin 12/B maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Birinci fıkradaki süre; televizyon ile ses ve görüntü sistemleri satışlarında üç ay, bilgisayar ve tablet bilgisayar ile fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu satışlarında altı ay olarak uygulanır.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici 3 üncü madde eklenmiştir.

……….

ESKİ HALİ YENİ HALİ DEĞERLENDİRME
MADDE 12/B- [Birinci Fıkra] (1) Perakende işletmelerce; mal veya hizmet satışı sonrası belli bir ücret karşılığı borcun taksitlendirilmesi veya ödemenin ertelendiği dönemler de dahil olmak üzere, kıymetli evrak düzenlenerek veya düzenlenmeksizin gerçekleştirilecek taksitli mal ve hizmet satışlarında taksitlendirme süresi on iki ayı geçemez.

[İkinci Fıkra] (2) Birinci fıkradaki süre; televizyon ile ses ve görüntü sistemleri satışlarında üç ay, bilgisayar, tablet bilgisayar ve cep telefonu satışlarında altı ay altı ay olarak uygulanır.”

 

 

 

[Üçüncü Fıkra] (2) Perakende işletmelerce kuyum satışlarında taksitlendirme yapılamaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[İkinci Fıkra] (2) Birinci fıkradaki süre; televizyon ile ses ve görüntü sistemleri satışlarında üç ay, bilgisayar ve tablet bilgisayar ile fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu satışlarında altı ay olarak uygulanır.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Birinci Fıkra aynen korunmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İkinci Fıkrada yapılan değişiklik ile fiyatı 3 bin 500 liranın üzerindeki cep telefonu satışlarında taksitlendirme süresi 12 aydan 6 ay indirilmiş oldu.

 

 

Üçüncü Fıkra aynen korunmuştur.

 

  “GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 12/B maddesinin ikinci fıkrasında fiyatı üç bin beş yüz Türk Lirasının üzerinde olan cep telefonu satışlarında altı ay olan taksitlendirme süresi 31/1/2019 tarihine kadar on iki ay olarak uygulanır.”

 

Benzer şekilde Yönetmeliğe eklenen geçici maddeyle fiyatı 3 bin 500 lirayı aşan cep telefonlarının satışında 6 ay olan taksitlendirme süresi 31 Ocak 2019’a kadar 12 ay olarak uygulanacak, 01 Ocak 2019 tarihinden sonra ise aksi yönde bir gelişme olmaz ise tekrar 6 ay olarak uygulanacaktır.

Diğer bir ifade ile yıl sonuna kadar tüm cep telefonu satışlarında taksit süresi 12 ay olmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-35 Türk Lirasına Uyarlanacak Sözleşmelerde Damga Vergisi Polemiği Kısmen Sona Erdi

Bülten: 2018/35
23.11.2018

Bilindiği üzere, 13 Eylül 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, döviz cinsinden kararlaştırılmış sözleşme bedellerinin TL olarak değiştirilmesi ilişkin zorunluluk getirilmiş, daha önce döviz cinsinden düzenlenmiş yürürlükteki sözleşmelerin ise (Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenen haller dışında) taraflarca TL taraflarca yeniden belirlenmesi gerektiği de belirtilmişti.

Akabinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan Tebliğler ile konuya ilişkin düzenlemelerin detaylarına ilan ve izah edilmişti. (06.10.2018 t. ve 30557 sayılı R.G.’de yayımlanan 2018-32/51, nolu ve 16.11.2018 t. ve 30597 sayılı R.G.’de yayınlanan 2018-32/52 nolu Tebliğ).

Buna yönelik olarak yayımladığımız 2018/18 ve 2018/22 sayılı Bültenlerimizde konu ele alınmış ve bu bültenlerimizde; sözleşme bedellerinin TL olarak belirlenmesi işlemlerinden doğan ek yükümlülükler konusunda nasıl bir uygulama yapılacağının belirsizliğini korumakta olduğu, döviz cinsinden düzenlenmiş eski sözleşme bedellerinin TL cinsinden yeniden belirlenirken kur farkından dolayı üzerinden vergi hesaplanmış damga vergisi matrahının artmış olacağı, bunun da tarafların ek damga vergisi yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmalarına sebep olabileceği, o sebeple bu konuda dikkatli davranılması ve doğabilecek damga vergisi vb ek mali yükümlülüklerin ve buna bağlı geçmişe yönelik cezalı tarhiyat ihtimalinin bütçelenmesi gerektiği şeklinde uyarılarımız olmuştu.

Özetle bu Bültenlerimizde, 13 Eylül 2018 tarihinden önce döviz cinci düzenlenmiş bulunan sözleşmelerin TL’ye çevrilmesi esnasında, sözleşmelerin diğer hükümlerinde bir değişiklik olmaması şartıyla bu işlemin Damga Vergisi Kanunu’nun 14. maddesine göre yapılan bir değişiklik olacağı o sebeple belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin bu kapsamda değiştirilmesi halinde sadece döviz kurundaki artıştan kaynaklanan artışın aynı oranda vergiye tabi tutulması gerektiği yönünde görüş bildirilmişti.

Nihayet Gelir İdaresi Başkanlığı, 22 Kasım 2018 tarihinde yayımladığı 22 Sıra No’lu Damga Vergisi Sirküleri ile bu konuya yönelik açıklamalarda bulunarak bahsettiğimiz belirsizlikleri kısmen giderdi.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan bahis konusu Sirkülerde;

  1. a)85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında döviz cinsinden düzenlenmiş olan sözleşmelerin bedellerinin Türk Lirası (TL) olarak yeniden belirlenmesine ilişkin düzenlenen kağıtların;

– Sözleşmelerin diğer maddelerinde bir değişiklik yapılmaksızın münhasıran bedele ilişkin düzenleme yapılması,

– Yapılacak değişiklik sonrası TL cinsinden belirlenecek toplam bedelin, ilk sözleşmede yer alan döviz cinsinden bedel ile değişikliğe ilişkin kağıdın düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca ilan edilen cari döviz satış kurunun çarpımı suretiyle bulunacak tutarı geçmemesi,

– İlk sözleşmeye atıf yapılmış olması,

şartlarını birlikte taşıması halinde söz konusu değişikliğe ilişkin kağıtlardan ayrıca damga vergisi aranılmayacağı,

  1. a)Sözleşme bedelinin TL’ye uyarlanmasına yönelik düzenlenen kağıdın,

– yabancı para ile düzenlenen sözleşmenin diğer maddelerinde bir değişiklik yapılmaksızın, düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kurlarına göre hesaplanacak tutardan daha yüksek bir bedel içermesi durumunda, ilk sözleşmedeki damga vergisinin azami tutardan ödenmemiş olması kaydıyla, artan tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerektiği,

– yabancı para cinsinden düzenlenen sözleşmelerde damga vergisinin azami tutardan ödenmiş olması halinde ise, değişikliğe ilişkin kağıdın yukarıda belirtilen nitelikleri haiz olması kaydıyla, artan bedel nedeniyle bu kağıttan ayrıca damga vergisi aranmayacağı,

  1. c)Bedelin TL olarak belirlenmesine ilişkin düzenlenen kağıdın, ilk sözleşme yerine yeni bir sözleşme olarak veya aynı sonucu doğuracak şekilde bedel dışındaki unsurları da değiştirecek şekilde düzenlenmesi halinde, bu kağıt için genel hükümler çerçevesinde damga vergisi aranılacağı,

şeklinde açıklamalarda bulunulmuştur.

Sirkülerdeki örnekler birebir aşağıdadır:

“Örnek 1:

5/5/2016 tarihinde toplam sözleşme bedeli 100.000 USD olan bir sözleşme imzalandığını; 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında, 2016 tarihli sözleşmenin diğer koşullarında bir değişiklik olmaksızın sözleşme bedelinin Türk parası ile değiştirilmesi için 14/9/2018 tarihinde ilk sözleşmeye atıf yapan bir sözleşme düzenlenmiş olduğunu varsayalım (14/9/2018 tarihinde geçerli TCMB döviz satış kuru 1 USD=6,3681).

İlk sözleşmedeki toplam tutarın değiştirilmesi durumunda:

Değişikliğe ilişkin sözleşmenin düzenlendiği 14/9/2018 tarihi itibarıyla 5/5/2016 tarihli sözleşmenin toplam bedeli, (100.000 USD *6,3681) 636.810 Türk Lirası olarak dikkate alınacaktır. Buna göre, bedelin Türk Lirası olarak belirlenmesine ilişkin 14/9/2018 tarihli sözleşmede,

– Bedelin 636.810 Türk Lirası veya altında bir bedel olarak belirlenmesi durumunda, değişikliğe ilişkin kağıt nedeniyle damga vergisi aranmayacaktır.

– Bedelin 636.810 Türk Lirasını geçmesi halinde, değişikliğe ilişkin kağıt için artan tutar üzerinden nispi damga vergisi alınacaktır.

İşin bir kısmının gerçekleşmesi nedeniyle bakiye tutarın değiştirilmek istenmesi durumunda:

Değişikliğe ilişkin sözleşmenin düzenlendiği 14/9/2018 tarihi itibarıyla 5/5/2016 tarihli sözleşmeye konu işin %60’ının tamamlandığı durumda, kalan %40’lık kısmı için ilk sözleşmenin bedeli, (40.000 USD *6,3681) 254.724 Türk Lirası olarak dikkate alınacaktır. Buna göre, işin kalan kısmına ilişkin bedelin Türk Lirası olarak belirlenmesine yönelik düzenlenen 14/9/2018 tarihli sözleşmede,

– Bedelin 254.724 Türk Lirası veya altında bir bedel olarak belirlenmesi durumunda, değişikliğe ilişkin kağıt nedeniyle damga vergisi aranmayacaktır.

– Bedelin 254.724 Türk Lirasını geçmesi halinde, artan tutar üzerinden nispi damga vergisi alınacaktır.”

“Örnek 2:

5/5/2016 tarihinde 10 yıllık sözleşme imzalandığını, sözleşmede yıllık bedelin 10.000 USD, toplam sözleşme bedelinin ise 100.000 USD olduğu belirlemelerine yer verildiği; daha sonra 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 20/9/2018 tarihinde sözleşme bedelinin Türk parasına çevrildiğini ve sözleşme süresinin de aynı bedelle 1 yıl uzatıldığı varsayıldığında, sözleşmenin Türk Lirasına çevrilmesinde bedel artmasa dahi süre uzatımı nedeniyle uzatılan süre için belirlenen yeni bedel ve uzayan süre dikkate alınmak suretiyle damga vergisi hesaplanması gerekecektir.

Diğer taraftan, ilk sözleşmenin başka hükümlerinde de değişiklik olması veya bu sözleşme yerine geçecek tamamen yeni bir sözleşme yapılması durumunda, bu sözleşme ihtiva ettiği toplam tutar üzerinden genel hükümler çerçevesinde nispi damga vergisine tabi olacaktır.”

Sonuç olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan 22 Sıra Nolu Damga Vergisi Sirküleri ile, döviz cinsi sözleşmelerin TL’ye çevrilmesine ilişkin belirsizlik büyük ölçüde giderilerek bu konudaki polemiklere kısmen son verilmiş olundu.

Ancak önce TL’ye çevrilip sonra tekrar döviz cinsine çevrilen sözleşmelerde durum ne olacak? Şöyle ki; 16 Kasım 2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete’de “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/52)” ile daha önce 6 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve döviz cinsi yahut dövize endeksli yapılan sözleşmelere  istisna getiren “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/51)” değiştirilmiş, yapılan bu düzenleme ile tarafların bazı sözleşmelerini yeniden  döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecekleri yönünde istisnalar getirilmişti.

Bu konu 2018/33 Nolu Bülten işlenmiş olup, örneğin gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmeleri, gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmeleri, eser sözleşmeleri artık yeniden döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

Bu gelişme akabinde, örneğin 13 Eylül öncesi döviz cinsi düzenlenmiş olan bir gayrimenkul satış veya kiralama sözleşmesinin 13 Eylül’den sonra TL’ye çevrildiğini ve sözleşme bedelinin TL cinsinden yeniden belirlenmesi esnasında aleyhte oluşan kur farkından dolayı fark damga vergisi ödenmek durumunda kalındığını varsayalım. Bu defa (16 Kasım’dan sonra) tekrar taraflar aynı sözleşmenin bedelinin döviz cinsinden belirlenmesine karar verirlerse, henüz daha bir ay gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen olaki sözleşme bedelinin içerdiği döviz kurunda gevşeme olmuş olursa, daha önce ödenmiş olan fark damga vergisi de lehe azalmış olacaktır. Oysa yapılan düzenlemelerde, böyle bir durumun gerçekleşmesi ihtimali karşısında gereksiz yere ödenmiş olan damga vergisi farkının mahsup veya iadesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu durumda, İdarenin bu tür yasal düzenlemeleri zamanında yapmamasından kaynaklanan yük mükellefin üzerinde kalacak gibi görünmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2018-34 Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapıldı

Bülten: 2018/34

21.11.2018       

Bilindiği üzere, BDDK tarafından hazırlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik15.08.2018 tarih ve 30510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve bu Yönetmelik ile Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar ile finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin alacaklarının Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yeniden yapılandırma sözleşmelerine bağlanmak şartıyla yeniden yapılandırılması imkanı getirilmişti.

Finansal Yeniden Yapılandırma Programı olarak adlandırılabilecek bu düzenlemenin bir diğer dayanağını ise Bankacılık Kanunu’nun  93’üncü maddesinin BDDK’ya verdiği yetkiye dayanarak  hazırlanan ve 15.08.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik” uyarınca Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanan ve BDDK tarafından onaylanan 11.09.2018 tarihli “Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması”  oluşturmaktaydı.

Öncesinde Ana Yönetmelik ile; Finansal Yeniden Yapılandırma kapsamına alınacak alacakların neler olduğu, borçluların niteliklerinin neler olduğu, alacakların asgari tutarının ne olduğu gibi hususların TBB tarafından hazırlanacak Çerçeve Anlaşma’da belirleneceği hüküm altına alınmıştı.

Akabinde TBB tarafından hazırlanan 11 Eylül 2018 tarihli Çerçeve Anlaşma ile yeniden yapılandırılacak borçların anapara (nakit + gayrinakit) borç toplamının 100 milyon TL’den faza olması şartı getirilmişti.

Nitekim ilaveten bahsi geçen Çerçeve Anlaşma ile anlaşmanın taraflarının kimler olduğu, amacının ne olduğu, konusunun ne olduğu, finansal yeniden yapılandırma uygulanacak borçluların kimler olduğu, bu çerçeve anlaşması kapsamında öngörülen uzlaşma sürecinin gerçekleştirilebilmesini teminen ve sürecin uygulanması aşamalarında görev yapmak üzere oluşturulacak alacaklı kuruluşlar konsorsiyumunun ne şekilde oluşturulabileceği, antlaşmaya ilişkin temel prensiplerin ve tarafların yükümlülüklerinin neler olduğu, anlaşmanın uygulama sürecinin ne şekilde olduğu ve bu süreçteki prensiplerin neler olduğu,  borçlu ile yapılacak finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin şartlarının neler olduğu, çerçeve anlaşmasını imzalayan alacaklı kuruluşların sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli Hakem Kurulunun nasıl oluşacağı, Çerçeve Anlaşması’nın süresinin ne olacağı vb hususlar, tüm detayları ile açıklanmıştı.

Bu defa finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması yönetmeliğinde bir kısım değişiklik yapılarak Yönetmeliğin bazı maddeleri de iptal edildi.

 

Bu amaçla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan ve 21 Kasım 2018 Tarih ve 30602 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, bu borçlarının yeniden yapılandırılması ve yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi uygulamasında “makul süre” sınırı getirildi. Yapılan yeni düzenlemeye göre, yapılandırma yapılabilmesi için, yapılandırma kapsamına alınacak borçların “makul bir süre içinde” geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespiti gerekmekte.

Eski haline göre, finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti BDDK’nın uygun göreceği bir kuruluş tarafından yapılabilecek iken, Yönetmelikte yapılan değişiklik ile bu tespitin sadece çerçeve anlaşmalar ile belirlenecek kuruluşlar tarafından yapılması hüküm altına alındı, “BDDK’nın uygun göreceği bir kuruluş” ibaresi metinden çıkartıldı.

Bir diğer önemli değişiklik; bir borçluyla yapılan sözleşmenin çerçeve anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, çerçeve anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunlu tutuldu.

İlaveten aynı konuya yönelik yapılan düzenlemeye göre, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların finansal yeniden yapılandırma sürecine katılmalarına ilişkin esaslar çerçeve anlaşmalarıyla belirlenecek. Bu kurum ve kuruluşlar talepleri halinde alacaklı kuruluşların rızasına ve kabul nisaplarına bağlı olmaksızın finansal yeniden yapılandırmaya dahil olabilecekler.

Yine Yönetmeliğin 9. maddesinin aynı risk grubuna dahil olan borçlulara piyasa faizlerinin altında faiz uygulanmayacağı ve ilave finansman sağlanamayacağına ilişkin fıkrası ile sözleşmelere taraf olan alacaklıların borçluya ait müşteri sırrı niteliği taşıyan bilgileri birbirlerine ve kanunen açıkça yetkili kılınan merciler dışında kalanlara vermelerini sınırlayan fıkrası metinden çıkartıldı.

İlaveten yapılan değişiklik ile borçlu kuruluş için tanım getirildi. Buna göre borçlu şirketler finans sektörü dışındaki şirketleri kapsıyor. Bir diğer ifade ile finans sektörü kapsamındaki kuruluşlar borçlu olarak kabul edilmiyor yahut, finans sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yeniden yapılandırma yapma imkanı elinden alınmış oluyor.

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması ekte olup bahsi geçen Yönetmelik değişikliklerine ilişkin karşılaştırmalı tablo ise aşağıdadır.

 

DEĞİŞTİREN (YENİ) MADDELER DEĞİŞTİRİLEN / KALDIRILAN  MADDELER
MADDE 1 – 15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;

a) Alacaklı kuruluşlar: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde geçen bankaları ve 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 3 üncü maddesinde geçen şirketleri,

 

b) Birlik: Türkiye Bankalar Birliğini,

 

c) Borçlu: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlar, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 35 inci maddesinde belirtilen Sermaye Piyasası Kurumları, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa tabi kuruluşlar, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununa tabi kuruluşlar ile 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanuna tabi kuruluşlar dışında kalan şirketleri,

 

ç) Çerçeve Anlaşmaları: Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca imzalanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını,

 

 

d) Kanun: 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

 

e) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

 

 

f) Sözleşme: Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerini,

 

ifade eder.

 

 

 

 

 

 

 

(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;

a) Alacaklı kuruluşlar: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde geçen bankaları ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 3 üncü maddesinde geçen şirketleri,

 

b) Birlik: Türkiye Bankalar Birliğini,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

c) Çerçeve Anlaşmaları: Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca imzalanacak Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını,

 

ç) Kanun: 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

 

d) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

 

 

e) Sözleşme: Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerini,

 

ifade eder.

 

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(1) Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını makul bir süre içinde geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz.

 

 

(2) Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını imzalayacak alacaklılar adına finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti, bu Çerçeve Anlaşmalar ile belirlenecek kuruluşlar tarafından yapılır.

 

 

 

 

 

(1) Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz.

 

(2) Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını imzalayacak alacaklılar adına finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti, bu Çerçeve Anlaşmalar ile belirlenecek ve Kurul tarafından uygun görülecek bir kuruluş tarafından yapılır.

 

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(3) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur.

 

(4) Yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların finansal yeniden yapılandırma sürecine katılmalarına ilişkin usul ve esaslar Çerçeve Anlaşmalarıyla belirlenir. Bunlar, talepleri halinde Alacaklı Kuruluşların rızasına ve kabul nisaplarına bağlı olmaksızın finansal yeniden yapılandırmaya dahil olabilirler.

 

 

 

 

(3) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında sözleşme imzalandığı takdirde, bu sözleşmeleri imzalayan borçlulardan olan alacaklara ilişkin zamanaşımı, sözleşme tarihi itibarıyla kesilmiş sayılır.

 

 

 

 

(4) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur.

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 7’nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

(2) Çerçeve Anlaşmalarını imzalayanların bu anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli olmak üzere Hakem Kurulu oluşturulur. Hakem Kurulu, Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği tarafsız ve görevinin gerektirdiği, bilgi ve deneyime sahip üç kişiden oluşur. Hakem Kurulu kararlarını en az iki üyenin aynı yöndeki oyu ile alır. Hakem Kurulunun çalışma esas ve usulleri ile aldığı kararların hüküm ve sonuçları Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir.”

 

 

 

 

 

(2) Çerçeve Anlaşmalarında, tarafların anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli olmak üzere Hakem Kurulu oluşturulur. Hakem Kurulu, Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği tarafsız ve görevinin gerektirdiği, bilgi ve birikime sahip üç kişiden oluşur. Hakem Kurulu kararlarını en az iki üyenin aynı yöndeki oyu ile alır. Hakem Kurulunun çalışma esas ve usulleri ile aldığı kararların hüküm ve sonuçları Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir.

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. (Yürürlükten kaldırılan metinler)

 

(2) Kanunun 49 uncu maddesinde tanımlandığı şekliyle aynı risk grubuna dahil oldukları borçlulara piyasa faizlerinin altında faiz uygulayamazlar ve ilave finansman sağlayamazlar.

…………………

(4) Sözleşmelere taraf olan alacaklıların borçluya ait müşteri sırrı niteliği taşıyan bilgileri birbirlerine ve kanunen açıkça yetkili kılınan merciler dışında kalanlara vermeleri ve açıklamaları yasaktır. Yapılacak sözleşmeye bu hususta hüküm konulması veya ilave bir gizlilik anlaşması yapılması zorunludur.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-33 Döviz Cinsi Yahut Dövize Endeksli Sözleşme Sınırlamasının İstisna Hallerini Düzenleyen Tebliğde Değişiklik Yapıldı

Döviz Cinsi Yahut Dövize Endeksli Sözleşme Sınırlamasının İstisna Hallerini Düzenleyen Tebliğde Değişiklik Yapıldı

16 Kasım 2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete’de “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/52)” ile daha önce 6 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve döviz cinsi yahut dövize endeksli yapılan sözleşmelere  istisna getiren “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/51)” değiştirilmiştir.

Yapılan değişiklikler aşağıda özetlenmiştir.

  1. a) Tebliğin ilk haline göre Türkiye’de yerleşik kişilerce yapılan gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmelerine herhangi bir istisna getirilmemişti. Yapılan düzenleme ile taraflar bazı gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmelerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecekler.

Buna göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin veya dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

  1. b) Daha önceki metinde buna ilişkin herhangi bir düzenleme (istisna vb) mevcut değilken, yeni eklenen bende göre; Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesiamacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.
  2. c) Benzer şekilde daha önceki metinde buna ilişkin herhangi bir düzenleme (istisna vb) mevcut değilken, yeni eklenen bende göre; Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasınailişkin gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.
  3. d) “Türkiye’de yerleşik kişilerin; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan, kendi aralarında akdedecekleri, iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar” hükmüne istisna getirilmiş olup, buna göre gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmeleri, dövize endeksli olarak düzenlenebilecektir.
  4. e) Eski düzenlemenin aksine, döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmalarının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

  1. f) Eski düzenlemeye göre Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt satış ve kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkünken, “iş makineleri dâhil” ibaresi metinden çıkartılmış ve son duruma göre, iş makineleriyle ilgili satış ve kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilmesine imkan tanınmıştır.

 

  1. g) Eski düzenlemeye göre, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkünken, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu madde kapsamına eklenmiştir.

 

  1. h) Eski metne göre dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Yapılan düzenleme ile “ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler” ibaresi metne eklenmiştir.

 

ı) Eski metne göre, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değilken, bende eklenen cümle ile 32 sayılı Kararın Geçici 8’inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan bu kapsamdaki kıymetli evrakların dövize endeksli olabileceği belirtilmiştir.

 

  1. i) Eski metne göre, Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4’üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir hükmü mevcutken, bende eklenen “Ancak, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür.” cümlesi ile taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

  1. j) eski metne göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4’üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilirken, bende eklenen cümle ile madde kapsamındaki kişilerce düzenlenen ancak yurt dışında ifa edilen sözleşmelere bu fıkra hükmü uygulanmayacağı belirtilmiştir.

 

  1. k) Yeni eklenen bend ile 32 sayılı Kararın Geçici 8’inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, taşıt kiralama ve yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmelerinin anılan geçici madde hükmünden istisna olduğu belirtilmiştir.

 

  1. l) Benzer şekilde, 32 sayılı Kararın Geçici 8’inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmelerinin istisna olduğu belirtilmiştir.

 

Önceki ve sonraki düzenlemelere ilişkin orijinal metinlerinin karşılaştırılmasına dair tablo aşağıdaki gibidir;

 

Eski Hali Yeni Hali Fark
(1) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

(1) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

“serbest bölgeler dahil” ibaresi metinden çıkartılmıştır.

 

2) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

(2) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

“serbest bölgeler dahil” ibaresi metinden çıkartılmıştır.

 

  (3) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin veya bu maddenin on dokuzuncu fıkrasında belirtilen kişilerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayanlar ile dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin alıcı veya kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

  (4) Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Düzenleme yeni eklenmiştir.
  5) Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Düzenleme yeni eklenmiştir.
(3) Türkiye’de yerleşik kişiler; yurt dışında ifa edilecekler dışında kalan, kendi aralarında akdedecekleri, iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

6) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; yurt dışında ifa edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında kalan iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

Gemi adamlarının taraf oldukları iş sözleşmelerinin, dövize endeksli olarak düzenlenebilmesine imkan tanınmıştır.

 

(4) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri.

 

(7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,

b) İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

c) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

ç) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan, yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan veya yurt dışında başlayıp yurtdışında sonlanan hizmet sözleşmeleri.

 

Benzer düzenlemeler aynen korunmuştur.
(5) Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, 16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilerin inşası, tamiri ve bakımı dışında kalan eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

 

(8) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

Döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmalarına imkan tanınmıştır.

 

(6) Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

(9) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

İş makineleriyle ilgili satış sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir.

 

(7) Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmeleri dışında kalan, menkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

(10) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

Benzer şekilde iş makineleri kiralama sözleşmelerinde; sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırabilecektir.

 

(8) Türkiye’de yerleşik kişilerin; kendi aralarında akdedecekleri, bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

(11) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile yurt dışında üretilen donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(9) 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

(12) 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(10) Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

(13) 32 sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(11) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. (14) Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler yer almaktadır.
(12) Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

15) On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının veya Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

“On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla” ibaresi eklenmiştir.

 

(13) Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası antlaşmaların ifası kapsamında olmak kaydıyla; yüklenicilerin üçüncü taraflarla akdedeceği gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

 

(16) Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası andlaşmaların ifası kapsamında gerçekleştirilecek olan projeler dahilinde; yükleniciler veya görevli şirketlerin ve bunların sözleşme imzaladığı tarafların üçüncü taraflarla akdedeceği veya bahsi geçen projeler çerçevesinde akdedilecek, gayrimenkul satış sözleşmeleri ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

 

proje vurgusu yapılarak metin genişletilmiştir.

 

(14) Hazine ve Maliye Bakanlığının 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. (17) 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Bu işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

 

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak yapılan sözleşmelerde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu madde kapsamına eklenmiştir.

 

(15) Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

(18) 32 sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler içermektedir
(16) Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin  taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. (19) Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin işveren veya hizmet alan olarak taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Madde kapsamına ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler de dahil edilmiştir.

 

(17) Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az %50 hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür. (20) Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az yüzde elli hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür.

 

Benzer düzenlemeler içermektedir.
(18) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir. (21) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir. Ancak, 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan bu kapsamdaki kıymetli evraklar anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

32 sayılı Kararın Geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan bu kapsamdaki kıymetli evrakların dövize endeksli olabileceği belirtilmiştir.

 

(19) Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir. (22) Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirilir. Ancak, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür.

 

Taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

(20) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ile doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir. (23) Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir. Ancak, sözleşmenin yurt dışında ifa edilmesi durumunda bu fıkra hükmü uygulanmaz.

 

yurt dışında ifa edilen sözleşmelere bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı belirtilmiştir.

 

(21) Bu madde uyarınca akdedilecek sözleşmelerde istisna kapsamına alınan, ancak Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan sözleşmeler de anılan geçici madde hükmünden istisnadır. (24) Bu madde uyarınca akdedilecek sözleşmelerde istisna kapsamına alınan, ancak 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan sözleşmeler de anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

Benzer düzenlemeler içermektedir.
  (25) 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, taşıt kiralama ve yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

 
(22) Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır. (26) 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmeleri anılan geçici madde hükmünden istisnadır.

 

32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmelerinin istisna olduğu belirtilmiştir.

 

(23) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur. (27) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.

 

 
(24) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.

 

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller bu fıkranın ilk paragrafına göre iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir. Ancak, Türk parası olarak belirlemenin yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir yıl geçerli olmak üzere; anılan paragraf uyarınca Türk parası olarak belirlenen kira bedeli, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir. Bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli ise, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir ve belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu fıkrada belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

 

Bu fıkra hükmü, bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar için uygulanmaz.

 

(28) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.

 

32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller bu fıkranın ilk paragrafına göre iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir. Ancak, Türk parası olarak belirlemenin yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir yıl geçerli olmak üzere; anılan paragraf uyarınca Türk parası olarak belirlenen kira bedeli, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir. Bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli ise, taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir ve belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu fıkrada belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

 

Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar ile gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar için bu fıkra hükmü uygulanmaz.”

 

Bir çok kısmı farklı düzenlemeler içermektedir.

 

Faklı olarak gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar için bu fıkra hükmünün geçerli olmadığı belirtilmiştir.

 

(25) Bu maddede, istisna tanınan tarafların mutabakatıyla yeni yapılacak sözleşmelerin Türk parası cinsinden yapılmasını veya mevcut döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi uyarınca Türk parası olarak yeniden kararlaştırılmasını talep etmesi durumunda sözleşmelerde yer alan bedeller Türk parası cinsinden kararlaştırılır.” Metinden çıkartılmıştır.
Yürürlük Maddesi Yürürlük Maddesi Son

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”