Kümülatif Gelir Vergisinin Taşınması Hakkında

Kısa Dönem Askerlik gibi nedenlerle aynı yıl içinde aynı işyerinden çıkarak, tekrar aynı işyerine işe girmesi durumunda kalan gelir vergisinden devam edilir.

Emekli olup, tekrar aynı işyerinde çalışanlar içinde mevcut gelir vergisinden devam edilecektir.

Bu durumda sıfırlanma olmayacaktır.

Bir diğer uygulama da aynı işverene ait başka şubelere nakil esnasında çalışanın ücreti eski vergi matrahından devam edilecektir. Bu durum da vergi matrahı sıfır olmayacaktır.

Maliye Bakanlığını Özelgesinde;

160 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde, “…Buna göre, bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, yeni işe başlayan personelin çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret gelirinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94 ve 103’üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi aşamasında daha önce çalışmış olduğu işverenden elde ettiği kümülatif ücret matrahının yeni iş yerinde çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret matrahı ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla yeni iş yerinde söz konusu personelin elde edeceği ücretlerin tevkif suretiyle vergilendirilmesine esas olarak başlangıçta “0” matrahın dikkate alınması gerekmektedir.

(10.06.2011 /B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 103/708)

Sonuç olarak yeni işe başlayan personelin çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret gelirinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94 ve 103’üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi aşamasında daha önce çalışmış olduğu işverenden elde ettiği kümülatif ücret matrahının yeni iş yerinde çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret matrahı ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kıdem Tazminatı Fonunun Kurulması Tasarısı Hakkında Bilgilendirme

1475 sayılı İş Kanunu kıdem tazminatını düzenleyen mülga 14. Maddesi yürürlükteki 4857 sayılı iş Kanununun Geçici 6. maddesiyle Kıdem Tazminatı Fonu kuruluna kadar yürürlükte bırakmıştır. Söz konusu Geçici 6. maddeye göre; “Kıdem Tazminatı için bir Kıdem Tazminatı Fonu kurulur. Kıdem Tazminatı Fonu’na ilişkin kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.”

Şuan kıdem tazminatı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesi hükümleri gereği; “Yasa kapsamına giren işçilerin iş sözleşmelerinin; işveren tarafından haklı sebepler dışında, İşçi  tarafından  haklı  sebeplerle,  muvazzaf  askerlik  sebebi  ile,  bağlı  bulundukları  sosyal  güvenlik kuruluşundan yaşlılık, emeklilik veya malûllük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla feshedilmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye ( kıdem tazminatı tavanını geçmemek koşuluyla) 30 günlük (giydirilmiş) ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenmesini” öngörmektedir.

Kıdem Tazminatı Fonunun Kurulması Tasarısının Hükümleri:

  • Bu kanunun amacı kapsamına giren işçilere ve hak sahiplerine belirtilen esaslara göre kurulacak Kıdem Tazminatı Fonundan hak edecekleri kıdem tazminatının ödenmesi ve bu tazminatın güvence altına alınmasıdır (Mad/1).
  • Kıdem Tazminatı Fonu, Yönetim Kurulu tarafından işletilir ve yönetilir. Fon Yönetim Kurulu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının önerisi üzerine müşterek kararname ile atanacak bir temsilci ile en fazla işvereni temsil eden işveren konfederasyonu tarafından seçilen iki ve en fazla işçiyi temsil eden işçi konfederasyonunca seçilen bir üyeden oluşur (Mad/4).
  • Bu kanunun kapsamına giren işçiler,
    • Bağlı oldukları kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı bağlanması yahut toptan ödeme almak amacıyla hizmet akitlerini feshetmeleri halinde,
    • İşverence hizmet akdinin feshedilmesi durumunda işçinin hak kazandığı yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı veya toptan ödeme almak amacıyla ilgili kuruma veya sandığa başvurması halinde,
    • Adına en az 10 yıl Fona prim ödenen işçinin isteği halinde,
    • İşçinin ölümü halinde kanuni mirasçıları, kıdem tazminatına hak kazanırlar (Mad/7).
    • İşçilere veya hak sahiplerine Fona prim ödenmiş olan her tam yıl için prim hesabına esas olan ücretinin otuz günü tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için veya toplam prim ödeme süresi bir yılın altında kalanlar için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. Kıdem tazminatına esas alınacak ücret, işçinin çalıştığı ve adına prim yatırılan son takvim yılının ortalamasıdır. Prim ödenen toplam süre bir yılın altında ise, prim yatırılan ayların ortalaması esas alınır. Aynı kıdem süresi için birden fazla kıdem tazminatı ödenmez. Kıdem tazminatının hesabında ve primlerin tahsilinde esas alınacak ücretlerin en az miktarı İş Kanunu’nun 33 üncü maddesine göre belirlenen asgari ücret, üst sınırı ise Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre ödenecek azami emeklilik ikramiyesi miktarıdır (Mad/8).
    • Kıdem Tazminatı Fonuna ödenecek aylık prim miktarı maddenin 2’nci fıkrası hükümlerine göre hesaplanacak aylık kazancın % 3’ünü geçmemek koşulu ile Fon yönetim kurulunun önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir (Mad/13).

Fon yasasının yürürlüğünden sonra işe girecek olanlara ise kıdem tazminatları işverenlerince 30 günlük çıplak ücret veya 20 günlük giydirilmiş ücret tutarında ödenir. İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında bir “Kıdem Tazminatı Garanti Fonu” oluşturulur. İşverenlerce ödenmekte olan SSK. Primi İşveren Payının ya da işverenlerce ödenmekte olan İşsizlik Sigortası priminin %0.5’i bu fona aktarılır. İşverenin ödeme aczine düşmesi, ya da iflas veya konkordato ilan etmesi vb. nedenlerle işvereninden kıdem tazminatını yasal yollarla tahsil olanağı bulunmayanlara tazminatları bu fondan ödenir. Kıdem Tazminatı Garanti Fonunun oluşumu ve uygulaması ile ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/06 Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun İle 01.02.2019-30.04.2019 Tarihleri Arasında Ek İstihdam Teşviki

22.02.2019 Tarih ve 30694 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 7166 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanununun 8. Maddesi ile 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 19 uncu maddesine son fıkrasından önce gelmek üzere “1/2/2019 ila 30/4/2019 tarihleri arasında işyerlerinde 2018 yılı Ocak ila Aralık ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısına ilave olarak işe alınanların, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenlerle feshedilmesi hariç olmak üzere, işe alındıkları tarihten itibaren dokuz aylık sürede iş sözleşmesi feshedilmeksizin çalıştırılmaları halinde bu maddede belirtilen prim desteği ile birlikte işe alındıkları ay dâhil üç aylık süre için prim ödeme gün sayısının 67,36 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar Fondan karşılanmak üzere işverene destek olarak ayrıca sağlanır. Bu fıkra kapsamında işverene sağlanan ücret desteği işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarına mahsup edilir, ancak işverene ödenmez.” şeklinde hüküm getirilmiştir.

Bilindiği üzere 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 19 uncu maddesine göre uygulanmakta olan 27103/17103 numaralı teşviklere ek olarak, 01.02.2019 ila 30.04.2019 tarihleri arasında işe alınanlar 2018 yılı Ocak ila Aralık ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısına ilave olması ve işe alındıkları tarihten itibaren dokuz aylık sürede iş sözleşmesi feshedilmeksizin (işveren tarafından haklı nedenlerle feshedilmesi hariç) çalıştırılmaları halinde bu maddede belirtilen 27103/17103 prim desteği ile birlikte işe alındıkları ay dâhil üç aylık süre için prim ödeme gün sayısının 67,36 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar (30 gün çalışan 1 kişi için 2.020,80-TL) işverene destek olarak işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarına mahsup edilecek olup, eğer borcu yoksa 2019 Aralık ayı dahil prim tutarına mahsup edilecektir.

Bu teşvikten faydalanmak için 27103/17103 teşvikinden faydalanma şartlarının yanında ek olarak, 01.02.2019 ila 30.04.2019 tarihleri arasında işe almış olmak, 2018 yılında en düşük sayıda bildirilen bildirgedeki işçi sayısına ilave olması ve dokuz ay süre ile iş sözleşmesi feshedilmeksizin çalıştırmak yeterli olacaktır.

Teşvik ile ilgili uygulama detaylarının SGK tarafından duyurulmasıyla uygulama bültenimizi de yayımlayacağız.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-24 7166 Sayılı Torba Kanunla Yapılan Diğer Bazı Değişiklikler

22 Şubat 2019 Tarih ve 30694 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un ile getirilen düzenlemelerden bir kısmına ayrı başlıklar altında daha önceki bültenlerimizde yer verilmişti.

Bu defa 7166 saıylı Kanun ile getirilen diğer bazı düzenlemelere maddeler halinde aşağıda değinilmiştir;

1) Bayram ikramiyesi sonrası engellilere evde bakım desteğinde oluşan sıkıntı giderildi

Bilindiği üzere ilgili Kanuna göre, engellilere “evde bakım hizmeti desteği” uygulamasından faydalanabilmek için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden az olması şartı aranmaktaydı. Geçtiğimiz yıl bayramlarda bir maaş ikramiye verilmesi uygulaması sonrası kişi  başına düşen aylık gelirin yükselmesi sebebiyle bir çok kişi “evde bakım hizmeti desteği” uygulamasından faydalanamadı.

7166 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddeleri ile yapılan düzenleme sonrası bayram ikramiyeleri dahil edilerek yapılan hesaplama sonucunda evde bakım hizmeti desteği kesilen engellilere bu hizmetten yeniden  yararlanma imkanı getirildi. Diğer taraftan daha önce bu sebeple ödenemeyen yardım tutarlarının da defaten ödenmesi imkan tanındı. Söz konusu 1. ve 2. madde metinleri aşağıdaki gibidir;

 MADDE 1 – 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu fıkranın uygulanmasında, 5510 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesi uyarınca Ramazan ve Kurban bayramlarında ödenen bayram ikramiyeleri hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının hesaplanmasına dâhil edilmez.”

MADDE 2 – 2828 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 17- Ek 7 nci maddeye göre evde bakım yardımı almakta iken 5510 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesi uyarınca 2018 yılında ödenen bayram ikramiyeleri nedeniyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir şartının aşılması hâlinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar evde bakım yardımı henüz kesilmemiş olanların yardımları kesilmeksizin ödenmeye devam olunur, kesilmiş olanların yardımları kesildiği tarih itibarıyla tekrar başlatılır ve kesilen döneme ilişkin ödenmeyen yardım tutarları defaten kendilerine ödenir.”

2) İşyerlerinde (A), (B) ve (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğüne ilişkin süre uzatıldı

 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun geçici 4’üncü maddesi aşağıdaki gibidir;

GEÇİCİ MADDE 4 – (1) (Değişik: 4/4/2015-6645/6 md.) Bu Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2018 tarihine kadar (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi; tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2017 tarihine kadar (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi kaydıyla yerine getirilmiş sayılır.

(2) (Ek: 12/7/2013-6495/55 md.) Bakanlık, usul ve esaslarını belirlemek kaydıyla, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlara, Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmiş olan prim gün sayısı ile sahip oldukları belge sınıfı gibi hususları dikkate alarak üst sınıflardaki iş güvenliği uzmanlığı belgesi alabilmeleri için fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmak şartıyla en fazla iki sınav hakkı verilmesine dair gerekli düzenlemeyi yapmaya yetkilidir.

(3) (Ek: 4/4/2015-6645/6 md.) İkinci fıkraya göre iş güvenliği uzmanlığı belge yükseltme sınavlarında başarılı olup belge almaya hak kazananların hakları saklıdır.”

Madde metninden anlaşıldığı üzere;

– Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2020 tarihine kadar (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi,

– Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, 1/1/2019 tarihine kadar (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi,

kaydıyla yerine getirilmiş sayılmaktadır.

7166 Sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde görev yapan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde hizmet verebilmekte olan B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme süreleri 01/07/2020 (kamu kurumları ve ellinin altında çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi) tarihine uzatılmıştır. Bahsi geçen 7166/16. Madde metni aşağıdaki gibidir.

“MADDE 16- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1/1/2020 tarihine kadar” ve “1/1/2019 tarihine kadar” ibareleri “38 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan yürürlük tarihine kadar” şeklinde değiştirilmiştir.”

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-23 Cep Telefonlarında Fiyatına Göre Faklı Oranlarda ÖTV Oranı Uygulanabilecek

7166 sayılı Kanunun 9’uncu madde ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “indirmeye %25’e kadar artırmaya,” ibaresi “indirmeye; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için %50’ye, diğer mallar için %25’e kadar artırmaya; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya,” şeklinde değiştirilmiştir. Yapılan değişikliğe ilişkin karşılaştırmalı metin aşağıdaki gibidir;

Önceki Hali Sonraki Hali
Oran veya tutar

Madde 12 – 1. Özel tüketim vergisi, bu Kanuna ekli listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar ve/veya oranlarda alınır.

2. Cumhurbaşkanı, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere; (1)

d) (IV) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları sıfıra kadar indirmeye %25’e kadar artırmaya,

 

 

 

 

 

 

Yetkilidir.

Oran veya tutar

Madde 12 – 1. Özel tüketim vergisi, bu Kanuna ekli listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar ve/veya oranlarda alınır.

 

2. Cumhurbaşkanı, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere; (1)

 

d) (IV) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları sıfıra kadar indirmeye; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için %50’ye, diğer mallar için %25’e kadar artırmaya; 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı mallar için belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya, (2)

Yetkilidir.

 

Yapılan bu değişiklikle 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları için Cumhurbaşkanına, belirlenen oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını dörtte birine kadar indirmeye, dört katına kadar artırmaya yetki verilmiştir.

Ayrıca 7166 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi ile 4760 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı listede yer alan 8517.12.00.00.11 G.T.İ.P. numaralı ürüne ilişkin satır değiştirilmiş olup buna ilişkin  karşılaştırma aşağıdaki gibidir.

 

Önceki Hali Sonraki Hali
8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları 25 8517.12.00.00.11 Alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları

– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşmayanlar

– Özel tüketim vergisi matrahı 1.200 TL’yi aşıp, 2.400 TL’yi aşmayanlar
– Diğerleri

25

 

 

25

 

 

25

 

Yapılan bu değişik sonrası mobil telefon cihazlarında için fiyatına göre farklı ÖTV oranı uygulanmasına imkan tanınmıştır.

 

Söz konusu düzenlemeler yayımı tarihinde, 22 Şubat 2019 tarihi itibariyle, yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/05 2019 Yılında İlave İhtihdama İlave Teşvik Getirildi

27/03/2018 tarihli ve 30373 sayılı 2. Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 42 inci maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici 19. madde ile, İş-Kur’ a kayıtlı issizler arasından olmak üzere 01/01/2018 ila 31/12/2018 tarihleri arasında, işe alındığı yıldan önceki takvim yılında işyerinde kayıtlı sigortalı sayısının ortalamasına ilave olarak işe alınan, işe alındığı tarihten önceki 3 ay içinde en fazla 10 gün çalışması bulunan sigortalılar için imalat ve bilişim sektöründe faaliyet gösteren özel sektör işverenleri için ilgili döneme ait günlük brüt asgari ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere sigortalının prime esas kazancı üzerinden, diğer sektörlerde faaliyet gösteren özel sektör işverenleri için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı tutarında, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene prim desteği sağlanmıştı.

Bu defa 22 Şubat 2019 Tarihli 30694 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 7166 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. Maddesi ile  25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 19 uncu maddesine son fıkrasından önce gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

“1/2/2019 ila 30/4/2019 tarihleri arasında işyerlerinde 2018 yılı Ocak ila Aralık ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısına ilave olarak işe alınanların, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenlerle feshedilmesi hariç olmak üzere, işe alındıkları tarihten itibaren dokuz aylık sürede iş sözleşmesi feshedilmeksizin çalıştırılmaları halinde bu maddede belirtilen prim desteği ile birlikte işe alındıkları ay dâhil üç aylık süre için prim ödeme gün sayısının 67,36 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar Fondan karşılanmak üzere işverene destek olarak ayrıca sağlanır. Bu fıkra kapsamında işverene sağlanan ücret desteği işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarına mahsup edilir, ancak işverene ödenmez.”

Yapılan bu düzenlemeyle 2018 yılında getirilen teşviklere ilaveten 1/2/2019 ila 30/4/2019 tarihleri arasında işyerlerinde 2018 yılı Ocak ila Aralık dönemlerinde 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan dönemdeki sigortalı sayısına ilave olarak işe alınanların, bildirdiği gün sayısının 67,36 TL ile çarpılması sonucu bulunacak tutar (30 gün çalışan 1 sigortalı için bu tutar 2.020,80 TL), işverenin SGK’ya olan borçlarına, SGK borcu yoksa 2019 Aralık ayı dahil tahakkuk edecek prim tutarlarına mahsup edilecektir.

Bu teşvikten yararlanmak için, daha önceki teşvik ve desteklerden yararlanmak için gereken şartlara ilave olarak, 01/02/2019-30/4/2019 tarihleri arasında işyerlerinde 2018 yılı Ocak-Aralık döneminde 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan dönemdeki sigortalı sayısına ilave olarak işe alınanların 2019 Aralık ayı dahil, aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile SGK’ya bildirilmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-22 Poşet Beyannamelerinin Verilme Süresi Uzaltıldı

10.12. 2018 tarihli ve 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2872 sayılı Çevre Kanununda bazı değişiklikler yapılmıştı. Yapılan bu değişikliklerle, 01 Ocak 2019 tarihinden gererli olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geri kazanım katılım payı, plastik poşet ve plastik ambalaj kullanımının azaltılması, depozito uygulaması ve kirliliğin önlenmesine yönelik teminat alınması konularında Yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi verilmiş, Yurt içinde piyasaya arz edilen Çevre Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan ürünlerden poşetler için satış noktalarından, diğer ürünler için piyasaya sürenlerden/ithalatçılardan söz konusu listede belirtilen tutarda geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması getirilmişti.

Nitekim yılbaşından bu tarafa kaynakların verimli yönetimi ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla plastik poşetler satış noktalarında kullanıcıya veya tüketiciye taban ücret olan 25 kuruştan ücret karşılığı verilmeye başlandı.

İlk düzenlemede geri kazanım katılım paylarının ürünün piyasaya sürüldüğü tarihi takip eden ayın on beşine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına beyan edilerek beyanı takip eden ikinci ayın son gününe kadar Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına ödenmesi öngörülmüştü. Kanuna aykırı olarak geri kazanım katılım payını ödemediği tespit edilenlere ise katılım payı tutarının %20 fazlası idari para cezası olarak verilecek, ayrıca plastik poşetleri ücretsiz verdiği tespit edilen satış noktalarına ise depo alanı hariç kapalı satış alanının her metrekaresi için 10 Türk lirası idari para cezası verilecekti.

Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra en çok merak edilen konulardan bir tanesi de poşet beyannamesinin nereye ne şekilde kim tarafından verileceği oldu. Çünkü mükelleflere ait beyan ve bildirimlerin tamamının ne zaman nereye ne şekilde verileceği temel kanunlara istinaden düzenlenen ikincil mevcuatta detaylı şekilde düzenlenmiş olmasına rağmen, ivedi şekilde ele alınan ve yasalaşan poşet beyannmesi hususunda yasal alt yapı yetersizdi.

Nitekim Ocak ayında yürürlüğe giren bu uygulamaya ilişkin ilk beyan ve bildirimlerin Şubat ayında yapılması beklenirken, tam bir belirsizlik havası oluştu. Tüm gözler 3568 sayılı Yasa Kapsamında yetki almış (SMMM, YMM) meslek mensuplarına çevrildi, ancak Yasada poşet beyannamelerinin 3568 sayılı Yasa kapsamında sözleşme imzalanmış meslek mensuplarınca verileceği yönünde bir düzenleme yoktu. Yine kısa süreli yaşanan karmaşa ve şokun ardından, bu hususta eksik düzenleme yapıldığı fark edildi, 22 Şubat 2019 tarihli ve 30694 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanunun ile 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklikle konu kısmen netlik kazandı.

7166 sayılı Kanun’un 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda değişiklik yapan maddleri aşağıdaki gibidir;

MADDE 3 – 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun ek 11 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü/ithal edildiği tarihi takip eden ayın yirmi dördüncü günü sonuna kadar ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar tarafından ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecek vergi dairesine beyan edilerek aynı ayın sonuna kadar ödenir. Katılım payının süresinde beyan edilmediğinin veya eksik beyan edildiğinin tespiti halinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının bir ay içinde ödenmesi gerektiği ilgiliye tebliğ edilir. Süresinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının beyan edilmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanarak aynı Kanuna göre tahsil edilir. Bu madde kapsamında tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir.”

“Hazine ve Maliye Bakanlığı, geri kazanım katılım payının beyan ve ödeme sürelerini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkilidir.

Geri kazanım katılım payı beyannamelerinin verilme sürelerini; kapsama girenlerin sektörleri, gayrisafi işhasılatları, istihdam edilen işçi sayıları dikkate alınarak il ve ilçe sınırları itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte aylık, üç aylık veya altı aylık dönemler halinde tespit etmeye; beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine zorunluluk getirmeye, bu beyannamelerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermeye, bu kişileri aracı kılmaya veya zorunlu tutmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, Bakanlığın görüşünü alarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

 

MADDE 4 – 2872 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 4- Ek 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarına ilişkin verilmesi gereken beyannameler 24/4/2019 tarihine (bu tarih dâhil) kadar verilir ve bu beyanlar üzerine ödenmesi gereken geri kazanım katılım payları 30/4/2019 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenir.”

Yasa maddelerinden de anlaşılacağı üzere, yapılan bu değişiklikler sonrasında; geri kazanım katılım payları ürünün piyasaya sürüldüğü/ithal edildiği tarihi takip eden ayın yirmi dördüncü günü sonuna kadar ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine beyan edilecek olup daha önceki düzenlemede, payın takip eden ayın onbeşine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığına beyan edilme zorunluluğu bulunuyordu. Böylece beyan ve ödeme süresi muhtasar ve KDV beyannamelerinin süresinden de öte atılmış oldu. Bu durum gerek mükelleflere muhtemelen bu yeni beyanı sırtlamak zorunda kalacak olan meslek mensuplarına nefes aldırcaktır.

İlaveten Hazine ve Maliye Bakanlığın’a geri kazanım katılım payının beyan ve ödeme sürelerini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirleme konusunda yetki verilmiş ancak 2872 sayılı Kanunun Poşet Ücreti başlıklı Ek 13’üncü maddesinde bir değişiklik yapılmamış olup bu maddedeki düzenlemelere ilişkin usul ve esasların belirleme yetkisi halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na aittir.

Yine geçici madde ile Ocak ve Şubat ayına ait beyannamelerin Mart ayına ilişkin beyan süresi içerisinde beyan edilmesi hususunda mükelleflere hak tanınmış olup bu süre içerisinde gerek Hazine ve maliye Bakanlığı gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemelerle konunun netliğe kavuşacağı beklenmektedir.

Çünkü mevcut haliyle yapılan yasal düzenleme, beyan sürelerinin ayın onbeşinden  ayın yirmidördüne ötelenmesi ve yaşanan belirsizlik nedeniyle mükelleflerin cezalı duruma düşmemeleri için  Ocak ve Şubat dönemi beyanlarının verilme sürelerinin ötelenmesi haricinde esaslı bir yenilik içermemektedir. Ancak görünen o ki; “Hazine ve Maliye Bakanlığı …beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine zorunluluk getirmeye, bu beyannamelerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermeye, bu kişileri aracı kılmaya veya zorunlu tutmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye,…. yetkilidir.” ibaresinin verdiği yetkiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı kısa süre içerisinde yapması beklenilen ikincil mevzuat düzenlemeleri ile kafalardaki soru işaretlerini cevaplandıraktır.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-19 “KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması”nın Detaylarının Yer Aldığı Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 24) Yayımlandı

20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 24) ile 26/04/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A.4) bölümüne; “4.1. Genel Olarak” ve “4.2. KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması” alt başlıkları eklenerek, uygulamaya ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Buna göre Yeminli Mali Müşavir (YMM) KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler bölümüne “KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması” eklenerek, bazı şartları taşıyan mükelleflerin, Ocak 2019 ve müteakip dönem işlemlerinden kaynaklanan, belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri, aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla “KDVİRA” sistemi aracılığıyla yapılacak sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının% 50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilecek.

Yeni düzenleme yahut yeni iade sisteminden yararlanacak mükelleflerin; en az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması, daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması, kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin özel esaslara tabi olmaması, Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması, Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması ile daha önceki bazı iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması şartlarını taşıyor olmaları gerekecek.

Hızlandırılmış İade Sistemi (HİS) ve İndirimli Teminat Uygulaması Sistemi (İTUS) sahibi mükelleflerin de bu uygulamadan yararlanması da mümkün olup ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün olamayacaktır.

Diğer taraftan HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra, bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılamayacak.

 

İlgili Tebliğ aşağıdaki gibidir.

 

20 Şubat 2019 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 30692
TEBLİĞ

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

(SERİ NO: 24)

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin  (IV/A) kısmında yer alan “4.YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna Dayalı İadeler” bölüm başlığından sonra gelmek üzere “4.1. Genel Olarak” bölüm başlığı eklenmiş ve bu bölümden sonra gelmek üzere başlığıyla birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

4.2. KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulaması

Aşağıdaki şartları sağlayan mükelleflerin, Ocak/2019 ve sonrasındaki işlemlerinden kaynaklanan, Tebliğin (IV/A-3) bölümünde belirlenen sınırı aşan ve işlem türü itibariyle YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile talep edilebilen nakden iade talepleri; standart iade talep dilekçesi, YMM KDV İadesi Tasdik Raporu ile Tebliğin ilgili bölümlerinde iade taleplerine ilişkin aranan belgelerin tamamının ibraz edilmesi kaydıyla KDVİRA sistemi tarafından sorgulanır. Sorgulama sonucunda üretilen “KDV İadesi Ön Kontrol Raporu”na göre iade talebinin olumsuzluk tespit edilmeyen kısmının %50’si KDV İadesi Ön Kontrol Raporunun oluşturulmasından itibaren on iş günü içinde mükellefe iade edilir.

  1. a) En az 24 dönem (vergilendirme dönemi 3 aylık olanlar için en az 8 dönem) KDV beyannamesi vermiş olması,
  2. b) Daha önce en az üç vergilendirme dönemine ilişkin iade talebinin sonuçlanmış olması,
  3. c) Kendisi, ortakları, ortaklıkları ve kanuni temsilcilerinin;

– Özel esaslara tabi olmaması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda bireysel olarak veya organize bir şekilde sahte belge düzenleme tespiti nedeniyle incelemeye sevk edilmemiş olması,

– Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimlerince iade taleplerinin riskli iade kapsamında incelemeye sevk edilmemiş olması,

ç) Tebliğin (IV/A-6.) bölümünün birinci paragrafının (iv) ayrımı ve üçüncü paragrafı kapsamında iade taleplerinin incelemeye sevk edilmemiş olması.

KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade yapılmasını müteakip, iade talebinin tamamına yönelik olarak KDVİRA sistemi tarafından üretilen KDV İadesi Kontrol Raporuna ilişkin kontroller, YMM KDV İadesi Tasdik Raporuna ilişkin kontroller ile vergi dairesince yapılması gereken diğer kontroller genel usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Mükellefin kalan iade tutarı bu kontrol ve değerlendirmeler sonucuna göre yerine getirilir.

HİS ve İTUS sahibi mükelleflerin bu uygulamadan yararlanması mümkündür. Ancak bu uygulamadan faydalanmak için başvuran mükelleflerin, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna göre iade edilecek/edilen tutardan sonra kalan iade tutarına ilişkin olarak HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade uygulamalarından faydalanmaları mümkün değildir. HİS, İTUS, ATU ve teminat karşılığı iade talep ettikten sonra bu iade taleplerinden vazgeçilerek aynı iade talebi için bu uygulamadan faydalanılması da mümkün değildir.”

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihini izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-18 23 Nolu Tebliğ İle Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde Yapılan Diğer Bir Kısım Değişiklikler

15.02.2019 Tarihli ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 23)” ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde bazı değişiklikler yapılmış olup bunlardan; “Geç Gelen Faturada Yer Alan KDV’nin İndirimi” konusu 2019/15 Nolu Bültenimizde, “KDV İade Taleplerine İlişkin Süreler” konusu 2019/16 Nolu Bültenimizde, “Değersiz Alacaklara İlişkin KDV” konusu ise 2019/17 Nolu Bültenimizde işlenmişti.

Bu defa, 23 Nolu Tebliğ ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde yapılan diğer bir kısım değişiklikler ise konularına göre aşağıda özetlenmiştir.

1) İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan onaylı yazı alınması zorunluluğu şartlı olarak kaldırıldı

Bilindiği üzere ihraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı, ihraç kaydıyla teslimlerden kaynaklanan iade taleplerinde aranan belgeler arasındadır.

23 Nolu Tebliğ’in 4. Maddesi ile Ana Tebliğin (II/A-8.13.) bölümünün ilk paragrafındaki ” – İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı,” ibaresi “– Gümrük beyannamesi üzerinde imalatçı firma bilgisine ilişkin kayıt bulunmaması halinde, ihraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı” olarak değiştirilmiş olup yapılan değişiklik sonucunda gümrük beyannamesi üzerinde imalatçı firma bilgisine ilişkin kayıt bulunması şartıyla ihraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı artık aranılmayacaktır.

2) Kısmi istisna kapsamında olan bazı teslim ve hizmetler nedeniyle yüklenen KDV’nin indirimine imkan sağlandı

7104 Sayılı Kanun’un 9’uncu maddesiyle, 3065 KDV Kanununun “İndirilemeyecek Katma Değer Vergisi” başlıklı 30’uncu maddesinde yapılan değişiklikle aşağıda sayılan kısmi istisna kapsamında olan teslim ve hizmetler nedeniyle yüklenilen KDV’nin indirimine imkan sağlanmıştı.

– Özel okul, üniversite ve yüksekokullar tarafından verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri (17/2-b),

– Öğrenci yurtları tarafından verilen bedelsiz yurt hizmetleri (17/2-b),

– Kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları (17/2-b),

– 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları (17/2-b),

– Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi (17/2-b),

– Yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilik ve konsoloslukları ile yabancı hayır ve yardım kurumlarına, 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapacakları teslim ve hizmetlere ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler (17/2-c),

– Tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine münhasır olmak üzere, bu projelendirmelerden yararlananlara verilen mimarlık hizmetleri ile projelerin uygulanması kapsamında yapılacak teslimler (17/2-d),

– Serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri (17/4-ı),

– Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri (17/4-ö).

23 Nolu Tebliğin 5’inci maddesiyle, yukarıda belirtilen düzenlemeye ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinde değişiklikler yapılmış ve 01/01/2019 tarihinden itibaren bu istisna kapsamında yapılan işlemlere ilişkin yüklenilen KDV’nin indirilebileceği, ancak indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iade edilemeyeceği açıklanmıştır. İlaveten yine 23 Nolu Tebliğin 9’uncu maddesiyle aynı düzenlemeye yönelik olarak Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinin (III/C-2.1) bölümünde değişiklikler yapılmıştır.

01/01/2019 tarihinden itibaren söz konusu istisnalar kapsamında yapılan işlemlere ilişkin yüklenilen KDV indirilebilecek ancak indirim yoluyla giderilemeyen KDV iade edilmeyecektir.

3) Teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde üretilen oyun yazılımlarının teslimi KDV’den istisna tutulmuştur.

7104 Sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun Geçici 20’nci maddesinde yapılan değişiklikle, teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunanların, bu bölgelerde ürettikleri oyun yazılımlarının teslimi KDV’den istisna edilmiştir. Ayrıca, yine bu madde ile KDV’den istisna edilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimine imkan tanınmıştı.

23 Nolu Tebliğin 6’ncı maddesiyle, yukarıda belirtilen düzenlemeye ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde değişiklikler yapılmış olup 01/01/2019 tarihinden itibaren geçerli olan bu istisna kapsamında yapılan işlemlere ilişkin yüklenilen KDV indirilebilecek ancak indirim yoluyla giderilemeyen KDV iade edilmeyecektir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-17 01/01/2019 Tarihinden İtibaren, 213 Sayılı Kanunun 322’nci Maddesine Göre Değersiz Hale Gelen Alacaklara İlişkin Hesaplanan ve Beyan Edilen KDV’nin İndirim Konusu Yapılması Mümkün Hale Geldi

İşletmeler, avans vermek, teminat vermek, borç vermek suretiyle alacaklı duruma düşebildikleri gibi (içerisinde KDV barındırır vaziyette) vadeli satış yapmak suretiyle de alacaklı olabilmekte ve bazı durumlarda da alacağını kısmen yada tamamen yahut olması gereken zamanda alamama riskiyle karşı karşıya gelebilmektedirler.

Diğer taraftan yine işletmeler dönemsellik ilkesi gereği belirli faaliyetleri çerçevesinde yapmış oldukları iş ve işlemler karşılığında belirli dönemlerde devletin vergi payını hesaplayıp buna ilişkin beyan ve bildirimlerde bulunmaktadırlar.

Örneğin işletmenin satış işlemi sonucunda mal veya hizmet teslim ettiği ve faturasını düzenlendiği anda gelir/kurumlar vergisi açısından gelir ve buna bağlı KDV tahakkuk etmiş olmaktadır. Kar/Zarar ve Devreden/Ödenecek durumuna bağlı olarak bu işlemin; KDV açısından hemen ertesi ay, gelir veya kurumlar vergisi açıcından ise ilk geçici vergi dönemi itibariyle ödenecek vergiye ve doğal olarak işletmeden nakit çıkışına yansıması olmaktadır. Öyle olunca da mükellefler, henüz kasasına girmemiş ve belki hiçbir zaman girmeyecek olan bir kaydi hasılattan kaynaklanan vergileri peşinen ödemek durumunda kalmaktadır.

Yasa koyucu bu tür risklerin gerçekleşmesi durumunda mükellefleri korumak amacıyla belirli koşulların gerçekleşmesi şartıyla şüpheli hale gelen alacakları (213 sayılı VUK’nun 323’üncü maddesi ile) karşılık ayırmak suretiyle giderleştirme imkanı getirmiştir.

Diğer taraftan KDV Kanunu ve Gelir/Kurumlar Vergisi Kanunları arasındaki mantık çatışması nedeniyle, tahsili şüpheli hale gelen alacak içerisindeki KDV için karşılık ayrılıp ayrılamayacağı konusu uzun süre tartışma konusu olmuştur. Çünkü karşılık ayırmanın sonucu gelir/kurumlar vergisi matrahındaki azalmadır. Oysa tahsil edilemeyen alacak içerisindeki KDV ise daha önce Hesaplanan KDV’ye dahil edilerek ilgili döneminde KDV hesapları ile karşılaştırılmıştır. Aynı mantıktam hareketle tahsilatın şüpheli hale geldiği yahut imkansız hale geldiği tarihte şüpheli hale gelem alacak içerisinde yer alanKDV’nin de İndirilecek KDV’ye ilave edilmesi gerekir. Oysa yakın tarihe kadar KDV Kanununda buna dönük bir düzenleme öngörülmemiştir.

Usul yasası olan Vergi Usul Kanunu ile gelir üzerinden alınan Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Kanunları aynı kuşak kanunlar olmasına karşın, harcamalar üzerinden alınan KDV Kanunu 80’li yıllarda sisteme entegre edilmiş o sebeple de gelir üzerinden alınan vergiler ile harcama üzerinden alınan KDV’nin işleyiş sistemindeki mantık zaman zaman çatışmıştır. Nitekim şüpheli alacak için belirli şartların gerçekleşmesi durumunda gelir/kurumlar vergisi açısından karşılık ayrılması öngörülmüşken şüpheli alacak içerisinde KDV’nin de yer alması durumunda ne tür işlem yapılacağı yönünde herhangi bir kanunda buna yönelik düzenleme yer almamıştır.

Daha önceki yayınlarımızda da değindiğimiz üzere, Mali İdare bu tür yoruma açık durumlarda ötedenberi hazineci yaklaşımla mükellef aleyhine yorumlarda bulunmuş olup görüşünde ısrar etme ve yanlış dahi olsa son ana kadar görüşünü savunma eğiliminde olmuştur.

Nitekim Mali İdare uzun bir süre şüpheli alacak içerisinde KDV’nin de yer alması durumunda KDV için karşılık ayrılamayacağı yönünde görüş bildirmiş, daha sonra bu görüşünü daha fazla savunamayarak (2000’li yılların ortalarında) Tebliğ ile mükellef lehine düzenleme yapma yoluna gitmiştir. Ancak yukarıda da değinildiği üzere daha önce hesaplanıp ödenen, mükellefin cebinden nakit olarak çıkan KDV’nin çok daha sonraki bir tarihte, gelir/kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider/maliyet olarak dikkate alınmasının kabul edilmesi kanuni olmamasının yanı sıra hakkaniyete de uygun olmamıştır.

Süreç içerisinde konu olgunlaşmış olacak ki, 06 Nisan 2018 tarihinde yürürlüğe giren 7104 sayılı Kanun ile Katma Değer Vergisi Kanununun 29. Maddesine eklenen fıkra ile, 01/01/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 213 sayılı VUK’un 322. Maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilmesine imkan tanındı. Buna göre (3065 Madde 29/4); Vergi Usul Kanununun 322. Maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen katma değer vergisi, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilir. (Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 323. Maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan katma değer vergisinin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.)”

Buna ilaveten getirilen bu düzenleme değersiz alacaklarla birlikte, şüpheli alacakları da kapsamaktadır. Yukarıdaki madde metninde parantez içinde yer alan; “Şu kadar ki Vergi Usul Kanunu’un 323. Maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan katma değer vergisinin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.” ibaresi gereğince, daha önce gider olarak dikkate alınan şüpheli alacakların içerisinde yer alan KDV’nin de indirim konusu yapılabilmesi mümkündür. Ancak bu KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için ise, gider yazılan şüpheli alacakların içerisinde yer alan KDV’nin bir taraftan indirim konusu yapılırken aynı zamanda da aynı tutarın gelir hesaplarına da alınması gerekmektedir.

Bu defa 15.02.2019 Tarihli ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 23)” ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde bazı değişiklikler yapılmış olup bunlardan bir tanesi de yukarıda izah edilen konuya ilişkin açıklamalardır. Tebliğde yer alan açıklamalara göre özetle;

– 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren, 213 sayılı Kanunun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olup 213 sayılı Kanunun 323’üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan KDV’nin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması gerekmektedir.

– Kanunun (30/e) maddesinde, Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen KDV’nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği hüküm altına alınmış olup değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde satıcı tarafından indirim konusu yapılabildiğinden mükerrer vergi indirimine yol açmayacak şekilde değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen ve daha önce indirim konusu yapılmış KDV’nin, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde 1 No.lu KDV Beyannamesinin “Matrah” kulakçığında “Diğer İşlemler” tablosunda 505 kod numaralı “VUK 322 Kapsamına Giren Borçlara Ait KDV” satırı aracılığıyla beyan edilmesi gerekmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”