Bülten: 2022/50 5806 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı İle Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Ve Ar-Ge Veya Tasarım Merkezlerinde Uygulanacak Gelir Vergisi Stopajı Teşvik Oranında Yapılan Değişiklik

Bilindiği üzere, 03.02.2021 tarih ve 31384 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7263 sayılı Kanun ile 4691 sayılı Kanun kapsamında, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde çalışan AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretlerine tanınan vergi istisnası kaldırılarak 31/12/2028 tarihine kadar, bölgede çalışan AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi; verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edileceği hükme bağlanmış ve 4691 sayılı Kanun’un kapsamında Bölgede yer alan işletmelerde gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde yirmisini aşmamak kaydıyla maddede belirtilen durumlar haricinde ilgili personelin Bölge dışında geçirdikleri süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamına alınarak yüzde yirmi olarak belirlenen bu oranın Cumhurbaşkanı tarafından yüzde elliye kadar artırılabilmesi olanağı getirilmiştir.

Akabinde 17.10.2021 tarih ve 31631 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4625 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile Ar-Ge veya Tasarım Merkezlerinde Çalışan Personelin, 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun’unun Geçici 2’nci Maddesinin Üçüncü Fıkrası ile 5746 Sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerine uygulanmak üzere söz konusu bölge ve merkezler dışında geçirdikleri süreler bakımından yüzde yirmi olarak belirlenen oranın, 31/12/2022 tarihine kadar yüzde elli olarak uygulanmasına karar verilmişti.

Bu defa, 21 Temmuz 2022 tarih ve 31899 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5806 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile;

– Bahsedilen 16.10.2021 tarihli ve 4625 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yürürlükten kaldırılmasına,

4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanun’unun geçici 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile Ar-Ge veya Tasarım Merkezlerinde çalışan personelin toplam sayısına veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerine uygulanmak üzere söz konusu bölge ve merkezler dışında geçirilen süreler bakımından belirlenmiş olan oranın, 31.12.2023 tarihine kadar yüzde yetmiş beş olarak uygulanmasına,

karar verilmiştir.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022- 50 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/49 Gecikme Zammı, Gecikme Faizi, Pişmanlık Zammı ve Tecil Faizi Oranı Yeniden Belirlendi

a) Yeniden Belirlenen Gecikme Zammı, Gecikme Faizi ve Pişmanlık Zammı Oranı

21/7/2022 tarihli ve 31899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan Gecikme Zammı Oranının, Her Ay İçin Ayrı Ayrı Uygulanmak Üzere % 2,5 Olarak Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 5801)” Karar ile 30/12/2019 tarihinden bu yana aylık % 1,6 olarak uygulanan gecikme zammı oranı, 21/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %2,5’e yükseltilmiştir.

Bununla birlikte, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/3 üncü maddesi uyarınca gecikme faizi ve yine aynı Kanunun 371/5 maddesi uyarınca pişmanlık zammı oranı, gecikme zammı oranına atıfta bulunarak uygulandığından, gecikme faizi ve pişmanlık zammı oranı da 21/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere aylık %2,5 olarak uygulanacaktır.

b) Yeniden Belirlenen Tecil Faizi Oranı

21.07.202 Tarih ve 31899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tahsilat Genel Tebliği Seri: C Sıra No: 6 ile 30.12.2019 tarihinden bu yana yıllık %15 olarak uygulanan tecil faiz oranı 21/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %24’e yükseltilmiştir.

21/07/2022 tarihinden önce yapılan müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacakları ile bu tarihinden önce tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacaklarına tecil şartlarına uygun olarak ödendikleri sürece müracaat tarihlerinden itibaren eski tecil faizi oranı (%15) uygulanacaktır.

Aynı şekilde, 21/07/2022 tarihinden önce tecil talebinde bulunulmuş ve talep kabul edilerek tecil edilmiş amme alacaklarına yönelik tecilin ihlal edilmiş olması; ancak yeni talepler üzerine yeniden tecil yapılması (tecilin geçerli sayılması) halinde 20/07/2022 tarihine kadar eski tecil faizi oranı (%15), bu tarihten sonra ödenmesi gereken taksit tutarlarına ise yeni (%24) tecil faizi oranı uygulanacaktır.

Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizinin belirli yüzdesi esas alınarak anılan Kanunun 48/A maddesine göre tecil edilen alacaklar için hesaplanan tecil faizi oranı da bu Tebliğle belirlenen oran ve uygulama esasları dikkate alınarak tespit edilecektir.

Söz konusu Karar ve Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 49 Eki Tebliğ

Bülten 2022- 49 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/48 7417 Sayılı Torba Kanun Resmi Gazete’de Yayımlanarak Yürürlüğe Girdi

7417 Sayılı “Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 05/07/2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun teklif aşamasındaki metnine ilişki değerlendirmelere 2022/47 sayılı Bülten’de yer verilmiş olup bu defa benzer açıklamalara bir kez daha aşağıda yer verilmiştir.

  1. a) Defter ve belgelerin zayii olması durumunda dava açabilme süresinin uzatılmıştır

Bilindiği üzere, saklamakla yükümlü olunan defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, durumun mahkeme kararı ile tespiti için dava açabilmektedir.

Kanun’un 55’inci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’unun 82’nci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “onbeş” ibaresinin “otuz” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir. Böylece, tacirlere saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda bu durumu öğrendikleri andan itibaren 30 gün içinde dava açabilmelerine imkan getirilmektedir.

Bu düzenleme 05707/2022, yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. b) Özel usulsüzlük cezaları artırılmıştır

Kanun’un 27’inci maddesi ile “Özel Usulsüzlükler ve Cezaları a) Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasıbaşlıklı 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının; (1) ve (2) numaralı bentlerinde yer alan “240” ibareleri “1.000” şeklinde, “120.000” ibareleri “500.000” şeklinde, “12.000” ibaresi “50.000” şeklinde değiştirilmiştir.

Buna göre 01.08.2022 tarihinden geçerli olmak üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun 353’üncü maddesinde yer alan özel usulsüzlük cezaları aşağıdaki gibi olacaktır;

  1. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlenmesi ya da bu Kanunun 227, 231 ve 234 üncü maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için 1.000 Türk lirasından aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.

Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı 500.000  Türk lirasını geçemez.

  1. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin veya elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlendiğinin tespiti ya da bu belgelerin bu Kanunun 227 nci maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde, her bir belge için 1.000 Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesilir.

Ancak, her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı her bir tespit için  50.000 Türk lirasını, bir takvim yılı içinde ise  500.000 Türk lirasını geçemez.

Ayrıca, yine bu Kanun’un 28’inci maddesi ile elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla, bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğünü yerine getirmeyen/uygulamayan mükelleflere uygulanacak özel usulsüzlük cezaları artırılmıştır.

Buna göre 213 Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257’nci maddesinin birinci fıkrasının (7) ve (9) numaralı  bentlerinde yer alan;

  1. Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara ve/veya başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım satıma konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,
  2. Tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,”

zorunluluklara uymayanlar hakkında söz konusu Kanunun mükerrer 355 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alanlara (1) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (2) numaralı bendinde yer alanlara (2) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (3) numaralı bendinde yer alanlara (3) numaralı bentte yer alan tutarın 2 katı özel usulsüzlük cezası kesilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, bu Kanunla mükerrer 257 nci maddeye (9) numaralı bent olarak getirilen gerçek faydalanıcı bildirim ve muhafaza zorunluluğunu yerine getirmeyenlere, mükerrer 355’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan cezanın 3 kat artırımlı uygulanması imkânı sağlanmıştır.

Söz konusu düzenlemeler 01.08.2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  1. c) Nakit sermaye artışı indiriminin 5 yılla sınırlandırılması öngörülmektedir

Hatırlanacağı üzere 07.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6637 Sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasına (ı) bendi eklenerek, sermaye şirketlerinin nakit sermaye artırımlarına teşvik getirilmişti. Belirtilen düzenlemenin en önemli avantajlarından biri ise şirketler indirim hakkını sadece nakdi sermaye artışının yapıldığı yıl için değil her yıl için kullanabilecek olmaları ve matrahın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutarların sonraki dönemlere devredilebilmesiydi.

Kanun’un 49’uncu maddesi ile söz konusu 10/(ı) bendinin üçüncü paragrafında yapılması öngörülen değişiklikle, indirim düzenlemesindeki süresiz yararlanma hakkı, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi dikkate alınarak sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan, bu süre zarfında, kazanılan indirim tutarlarından, kazancın yetersizliği nedeniyle ilgili dönemlerde indirim konusu yapılamayan tutarlar, beş yıllık süre dolduktan sonra da indirime konu edilebilecek olup bu kapsamda bir sınırlamaya gidilmemektedir.

Ayrıca yine Kanun’un 50. maddesi ile yapılan bu değişiklik hükmünün, değişiklik öncesinde yapılan nakit sermaye artışları için de 5 hesap dönemi için uygulanacağı düzenlenmektedir. Buna göre, önceki dönemlerde artırım yapmış ve indirimden faydalanmış olan mükellefler, geçmiş dönemlerde indirimden faydalandıkları dönem sayısına bakılmaksızın 2022 dönemi dahil 5 hesap dönemi daha indirimden faydalanabileceklerdir.

Söz konusu düzenlemeler 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. d) 7394 sayılı Kanunla yapılan bazı düzenlemelerin yürürlüğünün netleştirilmesi

Hatırlanacağı üzere, 15.04.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7394 Sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle; bankalar, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi oranının %25 olarak uygulanması hükme bağlanmıştır.

Ayrıca aynı Kanunun 26’ncı maddesi ile söz konusu %25’lik oranın 01/07/2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01/01/2022 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 2022 takvim yılında da uygulanabilmesi hüküm altına alınmıştır.

7394 Sayılı Kanun’un 22’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendinde yapılan değişiklikle, münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının istisna kapsamında olmadığı hususuna açıklık getirilmiştir.

Bahsi geçen Kanun’un 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ise yukarıda yer verilen düzenlemelerin 2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

Bu defa Kanun’un 57’nci maddesi ile 7394 sayılı Kanunun 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan;

– “2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,” ibaresinin

– “2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,”

şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.  Böylece yukarıda yer verilen düzenlemelerin 2023 yılıyla sınırlı olmadığı hususu netlik kazanmıştır.

Söz konusu düzenlemeler 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. e) Kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilebilmesi öngörülmektedir

Kanun’un 24’üncü maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Teminat ve değerlenmesi” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yapılması öngörülen değişiklikle, sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulamalarında teminat olarak kabul edilebilmesi düzenlenmektedir.

Ayrıca Kanun’un 25’inci maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde yapılan değişikliğe uygun olarak menkul mal satışlarına iştirak edeceklerin vermeleri gereken teminatın türüne yönelik hükümlerin düzenlendiği “Satış şekli, artırma ve ilan” başlıklı 85’inci maddede de değişiklik yapılması öngörülmekte ve para yerine teminat mektubu alınabilmesi hükmü revize edilerek Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin de teminat olarak alınabilmesine imkân sağlanmaktadır.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. f) Gerçek faydalanıcı bilgisinin temin edilmesine yönelik düzenleme

Hatırlanacağı üzere, 13/07/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 529 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kurumlar vergisi mükellefleri ile diğer bazı kişilere gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimini verme zorunluluğu getirilmişti.

Kanun’un 26’ncı maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Yetki” başlıklı mükerrer 257’nci maddesinin birinci fıkrasına eklenmesi öngörülen 9’uncu bent ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yönelik yetki verilmiştir.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. g) Varlık barışı uygulaması

Hatırlanacağı üzere, en son ki varlık barışı uygulaması 11/11/2020 tarihli ve 7256 sayılı Kanun’un 21’inci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 93’üncü madde ile yürürlüğe konulmuş ve bu varlık barışı uygulaması kapsamındaki süreler 30/06/2022 tarihi itibariyle sona ermişti.

Bu defa Kanun’un 50’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 15’inci madde ile yeni bir varlık barışı düzenlemesi hayata geçirilmiştir.

Düzenleme, önceki varlık barışı uygulamaları ile benzerlikler gösterse de kademeli vergilendirme uygulaması ve vergi incelemesi gibi önemli farklılar taşımaktadır. Buna göre;

Varlık barışı kapsamına;

– Gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar

girmektedir.

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar 31/03/2023 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilecek, Türkiye’de bulunan varlıklar ise yine 31/03/2023 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilecektir.

Varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olma ve bunu ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kanunda belirtilen sürelerde varlığın yurda getirilmesi veya kayıtlara alınması, uygulamadan yararlanmak için yeterli olacaktır.

Bunun yanı sıra düzenleme, yurt dışından getirilen varlıklar için getirilme süresini dikkate alarak %1, %2 ve %3 şeklinde üç farklı oranda vergi ödenmesi öngörülmektedir. Yurt içi varlıklar için ise sadece %3 oranında vergi ödenmesi öngörülmüştür

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen yurtdışı varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden;

– 30/09/2022 tarihine kadar yapılan bildirimler için %1,

– 01/10/2022 tarihi ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dahil) arasında yapılan bildirimler için %2,

– 31/03/2023 tarihine kadar yapılan bildirimler için ise %3

oranında peşin vergi kesintisi yapacaklar, bahsi geçen kurumlar yaptıkları bu kesintiyi bildirimi izleyen ayın 15’inci günü akşamına kadar sorumlusu sıfatıyla bağlı oldukları vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir.

Bildirilen varlıkların, Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edildiği veya yurt dışından getirilerek bu hesaplara yatırıldığı tarihten itibaren en az 1 (bir) yıl süreyle hesaplarda tutulması halinde vergi oranı %0 olarak uygulanacaktır. Bu takdirde, banka ve aracı kurumlar tarafından bildirim esnasında tahsil edilerek vergi dairesine ödenen vergi, bildirim sahibinin ilgili vergi dairesine başvurusu üzerine kendisine iade edilecektir.

Vergi dairelerine beyan edilen yurtiçi varlıkların değeri üzerinden ise %3 (yüzde üç) oranında vergi tarh edilecektir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir. Bu vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

Yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/03/2023 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır.

05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 05/07/2022 tarihinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların en geç 31/3/2023 tarihine kadar defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışı hükümlerinden yararlanılabilecektir.

Düzenleme kapsamında bildirilen veya beyan edilen yurt içi ve yurt dışı varlıklar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim veya beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilecektir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kapsamda kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Bu fon hesabı bildirim veya beyan tarihinden itibaren 2 (iki) yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacak, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyecektir.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak ve bildirim veya beyan tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, beyan dışındaki diğer şartlar aranmaksızın varlık barışı düzenlemesinden yararlanabileceklerdir. Bunlar tarafından taşınmaz dışındaki varlıkların en geç beyan tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.

Yurt içi varlık barışı kapsamında beyan edilerek işletme kayıtlarına alınacak taşınmazların işletmeye devrine ilişkin tapuda yapılacak işlemlerden, tapu harcı alınmayacaktır.

Ayrıca bu taşınmazların işletmeye devri 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80’inci maddesi kapsamında, elden çıkarma sayılmayacak ve değer artış kazancı yönünde vergilendirilmeyecektir.

Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanununda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bu hükümden yararlanabilmek için;

– Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 (üç) ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,

– Bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmesi ve GVK geçici 93 üncü maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmesi,

gerekmektedir.

Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen veya beyan edilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmayacaktır.

Bulunan matrah farkının, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılacaktır.

Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirim veya beyana konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılacaktır.

Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra varlık barışı kapsamında yapılan bildirim ve beyanlar dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda tarhiyat yapılabilecektir.

Bildirim ve beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin düzeltme yapılamayacaktır.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. h) Asgari ücret desteği uygulaması

Kanun’un 64’üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 88’inci maddeyle, işverenlere, 2022 yılı Temmuz ile Aralık ayları/dönemi için günlük 3,33 TL (aylık 100 TL) asgari ücret desteği verilmesi öngörülmüştür

Buna göre, 4/a kapsamında ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;

– 2021 Yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde prime esas günlük kazancı 179 Türk lirası ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2022 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,

– 2022 Yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,

2022 yılı Temmuz ilâ Aralık ayları/dönemi için günlük 3,33 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilecek ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. Ancak prime esas günlük kazanç tutarı 6356 sayılı Kanun hükümleri uyarınca toplu iş sözleşmesine tabi özel sektör işverenlerine ait işyerleri için 358 Türk lirası olarak esas alınacaktır.

Bu kapsamda destekten yararlanılacak ayda/dönemde, 2021 yılı Ocak ilâ Aralık ayları/döneminde aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile 4/a bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından en az sigortalı bildirimi yapılan aydaki/dönemdeki sigortalı sayısının altında bildirimde bulunulması hâlinde bu destekten yararlanılmayacaktır.

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

  1. I) Elektrik motorlu araçlara ÖTV düzenlemesi

Kanun’un 44’üncü maddesi ile sadece elektrik motorlu olan binek otomobiller için özel tüketim vergisi oranlarına ilişkin matrahlar belirlenmiş ve ÖTV oranlarında değişiklik yapılmıştır.

Buna göre, ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan “-Diğerleri; — Sadece elektrik motorlu olanlar” satırı altındaki mallar ve özel tüketim vergisi oranları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 G.T.İ.P. NO   Mal İsmi Vergi Oranı (%)
87.03

 

— Sadece elektrik motorlu olanlar

— Motor gücü 160 kW’ı geçmeyenler

—- Özel tüketim vergisi matrahı 700.000 TL’yi aşmayanlar

—- Diğerleri

— Motor gücü 160 kW’ı geçenler

—- Özel tüketim vergisi matrahı 750.000 TL’yi aşmayanlar

—- Diğerleri

 

 

10

40

 

50

60

 

Söz konusu düzenleme 05/07/2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Kanun metni ektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/47 Yeni (Torba) Kanun Teklifi Hakkında

Yürütme ve yürürlük maddeleri dahil toplam 57 maddeden oluşan ve 28 Haziran 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan “Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile, vergi kanunlarında da bir takım düzenlemeler yapılması öngörülmekte olup, bunlar konu başlıkları  itibariyle aşağıda özetlenmiştir.

  1. a) Defter ve belgelerin zayii olması durumunda dava açabilme süresinin uzatılması öngörülmektedir

Bilindiği üzere, saklamakla yükümlü olunan defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, durumun mahkeme kararı ile tespiti için dava açabilmektedir.

Teklifinin 48’inci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’unun 82’nci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “onbeş” ibaresinin “otuz” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir. Böylece, tacirlere saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle zayii olması durumunda bu durumu öğrendikleri andan itibaren 30 gün içinde dava açabilmelerine imkan getirilmektedir.

  1. b) Özel usulsüzlük cezalarının artırılması öngörülmektedir

Teklifin 25’inci maddesi ile,

“Özel Usulsüzlükler ve Cezaları a) Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması” başlıklı 353’üncü maddesinin birinci fıkrasının; (1) ve (2) numaralı bentlerinde yer alan “240” ibarelerinin “1.000” şeklinde, “120.000” ibarelerinin “500.000” şeklinde, “12.000” ibaresinin “50.000” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.

Teklifin bu şekilde yasalaşması durumunda yayım/yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun 353’üncü maddesinde yer alan özel usulsüzlük cezaları aşağıdaki gibi olacaktır;

  1. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlenmesi ya da bu Kanunun 227, 231 ve 234 üncü maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için 1.000 Türk lirasından aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.

Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı 500.000  Türk lirasını geçemez.

  1. Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin veya elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlendiğinin tespiti ya da bu belgelerin bu Kanunun 227 nci maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde, her bir belge için 1.000 Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesilir.

Ancak, her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı her bir tespit için  50.000 Türk lirasını, bir takvim yılı içinde ise  500.000 Türk lirasını geçemez.

Ayrıca, yine bu Kanun Teklifinin 26’ncı maddesi ile elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla, bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğünü yerine getirmeyen/uygulamayan mükelleflere uygulanacak özel usulsüzlük cezalarının artırılması öngörülmektedir.

Buna göre, Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (7) ve (9) numaralı  bentlerinde yer alan;

  1. Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara ve/veya başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım satıma konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,

(Kanun teklifinin 24’üncü maddesi ile aşağıdaki bendin eklenmesi öngörülmekte)

  1. Tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,”

zorunluluklara uymayanlar hakkında söz konusu Kanunun mükerrer 355 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alanlara (1) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (2) numaralı bendinde yer alanlara (2) numaralı bentte yer alan tutarın 5 katı, (3) numaralı bendinde yer alanlara (3) numaralı bentte yer alan tutarın 2 katı özel usulsüzlük cezası kesilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, bu Kanunla mükerrer 257 nci maddeye (9) numaralı bent olarak getirilen gerçek faydalanıcı bildirim ve muhafaza zorunluluğunu yerine getirmeyenlere, mükerrer 355’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan cezanın 3 kat artırımlı uygulanması ön görülmektedir.

  1. c) Nakit sermaye artışı indiriminin 5 yılla sınırlandırılması öngörülmektedir

Hatırlanacağı üzere 07.04.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6637 Sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasına (ı) bendi eklenerek, sermaye şirketlerinin nakit sermaye artırımlarına teşvik getirilmişti. Belirtilen düzenlemenin en önemli avantajlarından biri ise şirketler indirim hakkını sadece nakdi sermaye artışının yapıldığı yıl için değil her yıl için kullanabilecek olmaları ve matrahın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutarların sonraki dönemlere devredilebilmesiydi.

Teklifinin 43’üncü maddesi ile söz konusu 10/(ı) bendinin üçüncü paragrafında yapılması öngörülen değişiklikle, indirim düzenlemesindeki süresiz yararlanma hakkı, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi dikkate alınarak sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan, bu süre zarfında, kazanılan indirim tutarlarından, kazancın yetersizliği nedeniyle ilgili dönemlerde indirim konusu yapılamayan tutarlar, beş yıllık süre dolduktan sonra da indirime konu edilebilecek olup bu kapsamda bir sınırlamaya gidilmemektedir.

Ayrıca yine Teklifin 44’üncü maddesi ile yapılan bu değişiklik hükmünün, değişiklik öncesinde yapılan nakit sermaye artışları için de 5 hesap dönemi için uygulanacağı düzenlenmektedir. Buna göre, önceki dönemlerde artırım yapmış ve indirimden faydalanmış olan mükellefler, geçmiş dönemlerde indirimden faydalandıkları dönem sayısına bakılmaksızın 2022 dönemi dahil 5 hesap dönemi daha indirimden faydalanabileceklerdir.

  1. d) 7394 sayılı Kanunla yapılan bazı düzenlemelerin yürürlüğünün netleştirilmesi

Hatırlanacağı üzere, 15.04.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7394 Sayılı Kanun’un 25’inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunun “Kurumlar vergisi ve geçici vergi oranı” başlıklı 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle; bankalar, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri, elektronik ödeme ve para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketlerinin kurum kazançları üzerinden kurumlar vergisi oranının %25 olarak uygulanması hükme bağlanmıştır.

Ayrıca aynı Kanunun 26’ncı maddesi ile söz konusu %25’lik oranın 01/07/2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01/01/2022 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 2022 takvim yılında da uygulanabilmesi hüküm altına alınmıştır.

7394 Sayılı Kanun’un 22’nci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendinde yapılan değişiklikle, münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi esas faaliyet konusu gayrimenkullerle ilgili portföy işletmeciliği olmayan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının istisna kapsamında olmadığı hususuna açıklık getirilmiştir.

Bahsi geçen Kanun’un 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ise yukarıda yer verilen düzenlemelerin 2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

Bu defa Kanun Teklifinin 50’nci maddesi ile 7394 sayılı Kanunun 39’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan;

– “2023 yılı vergilendirme dönemi kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,” ibaresinin

– “2023 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,”

şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.  Böylece yukarıda yer verilen düzenlemelerin 2023 yılıyla sınırlı olmadığı hususu netlik kazanmış olacaktır.

  1. e) Kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilebilmesi öngörülmektedir

Teklifin 22’nci maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “Teminat ve değerlenmesi” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yapılması öngörülen değişiklikle, sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulamalarında teminat olarak kabul edilebilmesi düzenlenmektedir.

Ayrıca Teklifin 23’üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde yapılan değişikliğe uygun olarak menkul mal satışlarına iştirak edeceklerin vermeleri gereken teminatın türüne yönelik hükümlerin düzenlendiği “Satış şekli, artırma ve ilan” başlıklı 85’inci maddede de değişiklik yapılması öngörülmekte ve para yerine teminat mektubu alınabilmesi hükmü revize edilerek Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin de teminat olarak alınabilmesine imkân sağlanmaktadır.

  1. f) Gerçek faydalanıcı bilgisinin temin edilmesine yönelik düzenleme

Hatırlanacağı üzere, 13/07/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 529 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kurumlar vergisi mükellefleri ile diğer bazı kişilere gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimini verme zorunluluğu getirilmişti.

Kanun Teklifin 24’üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Yetki” başlıklı mükerrer 257’nci maddesinin birinci fıkrasına eklenmesi öngörülen 9’uncu bent ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yönelik yetki verilmesi öngörülmektedir.

Söz konusu Kanun Teklifi ektedir.

Bülten 2022- 47 Eki Teklif


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/46 Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yayımlandı

Bilindiği üzere, 26.10.2021 tarihli ve 31640 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan 7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 17’nci ve 18’inci maddelerinde yer alan düzenlemelerle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 139’uncu ve 140’ıncı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

Diğer taraftan 7338 sayılı Kanunun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 139’uncu ve 140’ncı maddelerinde değişiklik yapan 17’nci ve 18’inci maddelerinin yürürlük tarihi 01.07.2022 olarak belirlenmiştir.

Buna bağlı olarak, Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 28.06.2022 tarih ve 31880 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup söz konusu Yönetmeliğin yürürlük tarihi 01.07.2022 olarak belirlenmiştir.
Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikler konu başlıkları itibariyle aşağıda özetlenmiştir.

  1. Yönetmeliğin “İşe Başlama ve İncelemeye Hazırlık” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
1’inci maddesi ile 31/10/2011 tarihli ve 28101 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on” ibareleri “beş” olarak değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle Yönetmeliğin “İşe Başlama ve İncelemeye Hazırlık” başlıklı 7’nci maddesinde yer verilen işe başlama süresi ile işe başlanılamaması halinde verilecek ek süre 10’ar günden 5’er güne düşürülmüştür.

  1. Yönetmeliğin “İncelemeye Başlama” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
2’nci maddesi ile Yönetmeliğin “İncelemeye Başlama” başlıklı 9’uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“MADDE 9- (1) Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, inceleme görevinin verilmesinden itibaren en geç on beş gün içinde incelemeye başlarlar. Bu süre içinde incelemeye başlanılamaması halinde durum gerekçeli bir yazı ile bağlı bulunulan birime bildirilir. İlgili birim, incelemeye başlanılamamasını haklı kılan bir mazeretin varlığı halinde en fazla beş gün ilave süre verebileceği gibi inceleme görevini başka bir inceleme elemanına da verebilir.

(2) Vergi incelemesine, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından düzenlenecek “İncelemeye Başlama Bildirimi” ile başlanır. İncelemeye Başlama Bildiriminin bir örneği nezdinde inceleme yapılana, bir örneği vergi incelemesi yapmaya yetkili olanın bağlı bulunduğu inceleme ve denetim birimine, bir örneği ise mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine gönderilir.

(3) İncelemeye başlama tarihi, incelemeye başlama bildiriminin düzenlendiği tarihtir.

(4) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun aramaya ilişkin hükümleri saklıdır.

(5) Vergi incelemesine başlanılmasına ilişkin diğer hususlar, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı bulundukları birimler tarafından belirlenir.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle Yönetmeliğin “İncelemeye Başlama” başlıklı 9’uncu maddesinde yer verilen incelemeye başlama süresi 30 günden 15 güne; incelemeye başlanılamaması halinde verilecek ek süre ise 15 günden 5 güne düşürülmüştür.

Yine Yönetmeliğin 9’uncu maddesinde Vergi Usul Kanunundaki düzenlemelere paralel olarak vergi incelemesine, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından düzenlenecek “İncelemeye Başlama Bildirimi” ile başlanılacağı ve incelemeye başlama tarihinin İncelemeye Başlama Bildiriminin düzenlendiği tarih olacağı hüküm altına alınmıştır.

  1. Yönetmeliğin “Kimlik ibrazı” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
3 üncü maddesi ile Yönetmeliğin “Kimlik İbrazı” başlıklı 10’uncu maddesi;

“MADDE 10- (1) Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar yanlarında memuriyet sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı resmi bir kimlik bulundururlar ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu kimliği ilgililere gösterirler.”

şeklinde değiştirilmiştir.

  1. Yönetmeliğin “İncelemeye Başlama Tutanağının Muhteviyatı” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
4 üncü maddesi ile Yönetmeliğin “İncelemeye Başlama Tutanağının Muhteviyatı” başlıklı 11’inci maddesinde “başlıkta yer alan “tutanağının” ibaresi “bildiriminin” olarak değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “tutanağında” ibaresi “bildiriminde” olarak değiştirilmiş ve aynı fıkranın (a), (e) ve (f) bentleri ise,

“a) İnceleme yapılanın kimlik bilgileri, unvanı, adresi,”

“e) Vergi türü”,

“f) Bildirimin düzenlenme tarihi ve vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların imzası ”

şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle Yönetmeliğin 11’inci maddesinde “İncelemeye Başlama Bildiriminin Muhteviyatına” ilişkin düzenlemeler yapılmış ve “Vergi türü” ile “Bildirimin düzenlenme tarihi ve vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların imzası” bildirimin muhteviyatına dahil edilmiştir.

  1. Yönetmeliğin “Defter ve Belgelerin Alınması” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
5’inci maddesi ile Yönetmeliğin “Defter ve Belgelerin Alınması” başlıklı 12’inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye dördüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.

“(4) Mükelleflerin, Bakanlığın elektronik olarak tutulmasına izin verdiği defter ve belgeleri Bakanlık tarafından oluşturulan sistemi kullanmak suretiyle elektronik ortamda ibraz etmesi esastır.”

“(5) Mükellefin işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgâh adresi ile inceleme görevi verilenin çalışma yerinin aynı ilde bulunmaması halinde, defter ve belgeler mükellefin işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgâh adresinin bulunduğu ildeki dairede teslim alınır. Mükellefin talebi halinde defter ve belgeler inceleme görevi verilenin sürekli çalışma yerindeki dairede de teslim alınabilir. Bu fıkranın uygulanmasında dördüncü fıkra hükmü saklıdır.

(6) Nezdinde inceleme yapılacak olanla temas kurulamaması veya ilgili ile temas kurulmasına rağmen verilen sürede defter ve belgelerin ibraz edilmemesi gibi hallerde inceleme, ilgilinin vergi dairesindeki dosyasında yer alan belgeler, elektronik ortamda tutulmasına izin verilen veriler ve diğer kaynaklardan elde edilen her türlü bilgi ve belgeler ile varsa Başkanlığın risk analizi sonuçlarına dayalı olarak yürütülür.”

Bu değişiklik ile Yönetmeliğin “Defter ve Belgelerin Alınması” başlıklı 12’nci maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda mükelleflerin, Bakanlığın elektronik olarak tutulmasına izin verdiği defter ve belgeleri Bakanlık tarafından oluşturulan sistemi kullanmak suretiyle elektronik ortamda ibraz etmeleri esas kılınmakla birlikte; elektronik ortamda ibrazı mümkün olmayan defter ve belgelerin Yönetmelikteki hüküm çerçevesinde mükellefin işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgah adresinin bulunduğu ildeki dairede teslim alınması imkanı da sağlanmıştır.

  1. Yönetmeliğin “İncelemenin Yapılacağı Yer” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
6’ncı maddesi ile Yönetmeliğin “İncelemenin Yapılacağı Yer” başlıklı 13’üncü maddesi;

“MADDE 13- (1) Vergi incelemeleri esas itibarıyla dairede yapılır.

(2) İncelemeye tabi olanın defter ve belgelerini ibraz etmesi kendisinden yazılı olarak
istenir.

(3) İstenilen defter veya belgeleri belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve belgelerini daireye getirmeleri için uygun bir süre verilir.

(4) İncelemenin dairede yapılması, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi olanın iş yerinde tespit yapılmasına ve çalışmalarda bulunmasına engel değildir.

(5) Mükellef ve vergi sorumlusunun yazılı olarak talepte bulunması ve iş yerinin müsait olduğunun tespit edilmesi halinde, inceleme iş yerinde de yapılabilir.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle Yönetmeliğin “İncelemenin Yapılacağı Yer” başlıklı 13’üncü maddesinde Vergi Usul Kanunu’nun 139’uncu maddesine paralel olarak incelemenin esas itibarıyla dairede yapılacağı belirtilmiştir.

  1. Yönetmeliğin “İnceleme Tutanakları” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
7’nci maddesi ile Yönetmeliğin “İnceleme Tutanakları” başlıklı 16’ncı maddesinin üçüncü fıkrası;

“(3) İncelemenin dairede yapıldığı durumlarda, nezdinde inceleme yapılanın işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgâh adresi ile vergi incelemesi yapmaya yetkili olanın çalışma yerinin aynı ilde bulunmaması halinde tutanaklar, nezdinde inceleme yapılanın işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgâh adresinin bulunduğu ildeki dairede imza edilir. Nezdinde inceleme yapılanın talep etmesi halinde tutanaklar vergi incelemesi yapmaya yetkili olanın sürekli çalışma yerindeki dairede de imzalanabilir. Düzenlenen tutanakların birer nüshasının tutanakları imza edenlere verilmesi zorunludur.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle Yönetmeliğin “İnceleme Tutanakları” başlıklı 16’ncı maddesinde yapılan değişiklikle incelemenin dairede yapıldığı durumlarda, nezdinde inceleme yapılanın işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgah adresi ile vergi incelemesi yapmaya yetkili olanın çalışma yerinin aynı ilde bulunmaması halinde tutanaklar, nezdinde inceleme yapılanın işyeri adresi, işyeri adresinin bulunmaması halinde ikametgah adresinin bulunduğu ildeki dairede imza edilmesi imkanı da getirilmiştir.

  1. Yönetmeliğin “Defter Ve Belgelerin İadesi” Başlıklı Maddesinde Yapılan Değişiklikler

28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
8’inci maddesi ile Yönetmeliğin “Defter Ve Belgelerin İadesi” başlıklı 22’nci maddesinin birinci fıkrasına;

“Şu kadar ki, Bakanlık tarafından oluşturulan sistem üzerinden ibraz edilen elektronik defter ve belgeler, ilgili rapor değerlendirme komisyonunun rapora ilişkin nihai değerlendirmesini müteakip en geç otuz gün içerisinde sistemden silinir.”

cümlesi eklenmiştir.

Yapılan bu düzenlemeyle Yönetmeliğin “Defter ve Belgelerin İadesi” başlıklı 22’nci maddesinde Bakanlık tarafından oluşturulan sistem üzerinden ibraz edilen elektronik defter ve belgelerin inceleme tamamlandıktan sonra sistemden silinmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Söz konusu Yönetmelik ektedir.

Bülten 2022- 46 Eki Yönetm


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/45 Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67’nci Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranlarının Belirlenmesine Dair 5752 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde yer alan bazı kazanç ve iratlardan yapılacak tevkifat oranları 2006/10731 sayılı Karar ile belirlenmiştir.

28 Haziran 2022 tarihli ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de bazı indirimli stopaj oranlarında süre uzatımı yapılmasına ilişkin 5752 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile;

– 2006/10731 sayılı Kararın geçici 2’inci ve geçici 3’üncü maddesinde yer alan stopaj oranlarının uygulama süreleri 30/06/2022 tarihinden 31/12/2022 tarihine uzatılmıştır.

– Ayrıca ipotek finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ürünlerden elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacak stopaj oranı 31/12/2022 tarihine kadar yüzde 5 olarak belirlendi.

5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na ekli Karar’ın 2 nci maddesi ile 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki Karara aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

Geçici Madde 5 – (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen, 6362 sayılı Kanun kapsamında kurulan ipotek finansmanı kuruluşları (bu şirketin kurucusu olduğu varlık finansman fonları ve konut finansman fonları dahil) tarafından ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetler, ipoteğe dayalı menkul kıymetler, ipotek teminatlı menkul kıymetler ve varlık teminatlı menkul kıymetlerden elde edilen gelir ve kazançlara 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (ç) bendinde yer alan oranlar %5 olarak uygulanır. ”

5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na ekli Karar’ın 3 üncü maddesi ile 24/12/2021 tarihli 4970 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 3- Bu Karar, kur korumalı vadeli mevduat ve katılma hesaplarında, Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi uygulaması kapsamında bankalarda açılan Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.”

5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na ekli Karar’ın 4 üncü maddesi ile 30/12/2021 tarihli 5046 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 3- Bu Karar, Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi uygulaması kapsamında altın depo hesapları, altın cinsinden katılma fonu hesaplan ile işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesaplarından dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevrilen mevduat ve katılma hesaplarında uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.”

5752 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na ekli Karar’ın 3 üncü ve 4 üncü maddeleriyle yapılan değişiklikler sonrasında; Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67 nci maddesi uyarınca yapılacak tevkifat oranlarının %0 olarak uygulanmasında, yurtiçi ve yurtdışı gerçek ve tüzel kişi ayrımına son verilmiş ve dönüşüme tabi hesapların 20/12/2021 ve 31/12/2021 tarihleri itibariyle mevcut olmalarına ilişkin sınırlama kaldırılmıştır.

Güncel duruma aşağıda yer verilmiştir.

  1. A) Türk Lirası Mevduat faizi ve kar payı gelirlerine uygulanacak stopaj oranları

31/12/2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vadesiz ve özel cari hesaplara ve 30/09/2020 ile 31/12/2022 tarihleri arasında (bu tarih dâhil) açılan veya vadesi bu tarihler arasında yenilenen hesaplara ödenecek faizler ve kâr paylarına aşağıda yer alan stopaj oranları uygulanacaktır.

2) Mevduat faizlerinden;

  1. i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %5,
  2. ii) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %3,

iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0,

  1. iv) Enflasyon oranına bağlı olarak değişken faiz oranı uygulanan 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0,
  2. v) Kur korumalı vadeli mevduat hesapları ile döviz tevdiat hesaplarından dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen mevduat hesaplarında %0.
  3. vi) Altın cinsinden mevduat hesaplarından dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevrilen mevduat hesaplarında %0.

3) Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından;

  1. i) Vadesiz, ihbarlı ve özel cari hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dâhil) vadeli hesaplarda %5,
  2. ii) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli hesaplarda %3,

iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %0.

  1. iv) Kur korumalı katılma hesaplan ile döviz cinsinden katılım fonu hesaplarından dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen katılma hesaplarında %0.
  2. v) Altın cinsinden katılım fonu hesaplarından dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevrilen katılma hesaplarında %0.
  3. B) Banka tahvil ve bonoları ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına uygulanan stopaj oranları

23/12/2020 ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen, bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara aşağıda yer alan stopaj oranları uygulanacaktır.

– Vadesi 6 aya kadar (6 ay dâhil) olanlara sağlanan gelirlerden %5,

– Vadesi 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) olanlara sağlanan gelirlerden %3,

– Vadesi 1 yıldan uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0,

– 6 aydan az süreyle (6 ay dâhil) elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %5,

– 1 yıldan az süreyle (1 yıl dâhil) elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %3,

– 1 yıldan fazla süreyle elde tutulanların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %0.

  1. C) Yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacak stopaj oranları

23/12/2020 ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dâhil) arasında iktisap edilen (değişken, karma, eurobond, dış borçlanma, yabancı, serbest fonlar ile unvanında “döviz” ifadesi geçen yatırım fonları hariç) yatırım fonlarından elde edilen gelir ve kazançlara %0 oranında tevkifat uygulanacaktır.

  1. D) İpotek Finansmanı Kuruluşları Tarafından İhraç Edilen Ürünlerden Elde Edilen Gelir ve Kazançlara Uygulanacak Stopaj Oranı

Bu Kararın 2 nci maddesi ile 2006/10731 sayılı Karara eklenen geçici 5 inci maddeye göre;

28/6/2022 ile 31/12/2022 tarihi (bu tarih dahil) arasında iktisap edilen, 6362 sayılı Kanun kapsamında kurulan ipotek finansmanı kuruluşları (bu şirketlerin kurucusu olduğu varlık finansmanı fonları ve konut finansmanı fonları dahil) tarafından ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetler, ipoteğe dayalı menkul kıymetler, ipotek teminatlı menkul kıymetler ve varlık teminatlı menkul kıymetlerden elde edilen gelir ve kazançlara, 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (ç) bendinde yer alan oranlar %5 olarak uygulanacaktır.

Söz konusu Kararlar ektedir.

Bülten 2022- 45 Eki Karar


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/44 Tevkifata Tabi İşlemlerde KDV İade Taleplerinin Yerine Getirilmesi için KDV’nin Ödenmiş Olması Şartı Kalktı

Bilindiği üzere, 16/2/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 35 Seri No.lu KDV Tebliğinin 15’inci maddesi ile tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması şartı getirilmişti.

1 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ değişikliğinin yürütmesi, Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/02/2022 tarih ve Esas No:2021/2647 sayılı Kararı ile durdurulmuş; bu karara karşı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan itiraz ise Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca 23/3/2022 tarih ve İtiraz No: 2022/3 sayılı Karar ile reddedilmiştir.

Bunun üzerine, Gelir İdaresi Başkanlığınca hazırlanan 13.5.2022 tarih ve 63230 sayılı Genel Yazı’da “Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/02/2022 tarih ve Esas No:2021/2647 sayılı Kararı ile KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 35 Seri No.lu Tebliğin 15’inci maddesinin yürütmesi durdurulduğundan, tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade taleplerinin yerine getirilmesinde alıcı tarafından 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması şartı mükelleften aranmayacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.

Bununla birlikte aynı yazıda, bu kapsamdaki iade taleplerine ilişkin olarak vergi dairelerince, alıcılar tarafından tevkif edilen KDV’nin Hazineye intikal edip etmediği hususunun araştırılması ve Hazineye intikal etmediği tespit edilen vergilerin takip ve tahsili bakımından gecikmeksizin işlem yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

Bahsi geçen yazı aşağıdaki gibidir:

T.C. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı: E-64994458-130[5509-815]-63230

Konu: Genel Yazı

DAĞITIM YERLERİNE

Tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu Katma Değer Vergisi (KDV) Beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmesine ilişkin KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 35 Seri No.lu Tebliğin 15 inci maddesindeki “Aynı Tebliğin (I/C-2.1.5.1.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “şartı aranmaz” ibaresi “şarttır” olarak değiştirilmiştir.” şeklindeki düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Danıştay Dördüncü Dairesinin 1/2/2022 tarih ve Esas No:2021/2647 sayılı Kararı ile anılan Tebliğin 15 inci maddesinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş olup, bu karara karşı Bakanlığımız tarafından yapılan itiraz üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca 23/3/2022 tarih ve İtiraz No:2022/3 sayılı Kararı ile itirazımızın reddine karar verilmiştir.

Buna göre, Danıştay Dördüncü Dairesinin 1/2/2022 tarih ve Esas No:2021/2647 sayılı Kararı ile KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 35 Seri No.lu Tebliğin 15 inci maddesinin yürütmesi durdurulduğundan, tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması şartı mükelleften aranmayacaktır.

Ancak, bu kapsamdaki iade taleplerine ilişkin olarak vergi dairelerince, alıcılar tarafından tevkif edilen KDV’nin Hâzineye intikal edip etmediği hususunun araştırılması ve Hazineye intikal etmediği tespit edilen vergilerin takip ve tahsili bakımından gecikmeksizin işlem yapılması uygun olacaktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

                                                                                                           Mehmet ARABACI

                                                                                                           Bakan a.

                                                                                                           Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı

Ek :

1- Danıştay Dördüncü Dairesinin 1/2/2022 tarih ve Esas No:2021/2647 sayılı Kararı
2-Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 23/3/2022 tarih ve İtiraz No:2022/3 sayılı Kararı

Dağıtım :
Vergi Dairesi Başkanlıklarına Defterdarlık Gelir Müdürlüklerine

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/43 İhracatçı ile Üreticiye Kurumlar Vergisi Oranının 1 Puan İndirimli Uygulanmasına İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere, 22 Ocak 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun’un 15 inci maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

(1) İhracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanır.

(8) Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettiği kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanır. Bu kazançların ihracata isabet eden kısmı için yedinci fıkra hükmüne göre ayrıca indirim uygulanmaz.

(9) Yedinci ve sekizinci fıkralardaki indirimli oranlar, madde kapsamındaki diğer indirimler uygulandıktan sonraki kurumlar vergisi oranı üzerine uygulanır.”

Bahsi geçen Kurumlar Vergisi Kanunu 32’nci madde düzenlemesi, 01/01/2022 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu defa ihracat yapan kurumlar ile üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlarda kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanmasına ilişkin açıklamaların yer aldığı 20 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Tebliği 14 Mayıs 2022 tarihli ve 31835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, Tebliğ ile söz konusu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Tebliğde öne çıkan hususlar özetle aşağıdaki gibidir;

1.1. Kurumlar Vergisi Oranın İndirimli Uygulanması

Bilindiği üzere 7351 sayılı Kanun’un 15’inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (Kanun) 32’nci maddesine eklenen hükümlerle ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına ve sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanacaktır.

Bu kapsamda 20 No’lu Tebliğ’in 1’inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne “32.1.2. İhracat yapan kurumlar ile üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlarda kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanması” başlıklı yeni bölüm eklenmiş olup söz konusu uygulama aşağıda özet olarak açıklanmıştır.

1.1.1.   Kapsam Ve Yararlanacak Olanlar

Kurumlar vergisi mükellefleri, gerek ihracat faaliyetlerinden gerekse üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranını 1 puan indirimli uygulayabileceklerdir.

İhracat yapan kurumların münhasıran ihracat faaliyetinden elde ettikleri kazançları, sanayi sicil belgesini haiz kurumların ise münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançları söz konusu 1 puanlık indirime konu edilebilecektir.

1.1.2.   Kurumlar Vergisi Oranının 1 Puan İndirimli Uygulanmasının Şartları

İhracat yapan kurumların ihracattan elde ettikleri kazançlarıyla sınırlı olmak üzere kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanabilmesi için ihracat faaliyetiyle iştigal etmeleri yeterli olacaktır.

Üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarıyla sınırlı olmak üzere kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli olarak uygulanabilmesi için ise bu kurumların;

Sanayi sicil belgesine sahip olma ve

Fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etme

şartlarını birlikte sağlamaları gerekmektedir.

Buna göre, sanayi sicil belgesini haiz olmakla birlikte fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etmeyen veya fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etmesine rağmen sanayi sicil belgesini haiz  olmayan kurumlar Kanunun 32’nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmünden yararlanamayacaklardır.

1.1.3.   İndirimin Uygulanacağı Dönem

Hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükellefler Tebliğde belirtilen şartları sağlamak kaydıyla 1/1/2022 tarihinden itibaren üretim ve ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları için 1 puanlık bu indirimden yararlanabileceklerdir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesi uyarınca, takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun olmayıp Hazine ve Maliye Bakanlığınca kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükellefler ise 2022 takvim yılında başlayan özel hesap döneminin başından itibaren bu kapsamda elde edecekleri kazançlarına 1 puanlık oran indirimini uygulayabileceklerdir.

1.1.4.   İhracat Faaliyetlerinden Elde Edilen Kazançlarda Kurumlar Vergisi Oranının 1 Puan İndirimli Uygulanması

İhracat yapan kurumlar, gerek mal gerekse hizmet ihraçlarından elde ettikleri kazançlarına münhasır olmak üzere ilgili dönemde geçerli olan kurumlar vergisi oranını 1 puan indirimli uygulayabileceklerdir. Bu madde uygulamasında hizmet ihracı, yurt dışındaki bir müşteri için yapılan ve yurt dışında faydalanılan hizmetleri kapsamaktadır. Ayrıca, karşılıklı olmak şartıyla uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışındaki müşteriler için Türkiye’de verilen roaming hizmetlerinden elde edilen kazançlar da oranın 1 puan indirimli uygulanacağı kazançlar arasında kabul edilecektir.

Mükelleflerin; ihracat faaliyetlerinin yanı sıra diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarının da bulunması halinde, ihracattan kaynaklanan ve 1 puan indirim uygulanacak matrah, ihracattan elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle tespit edilecektir.

Öte yandan, 1 puan indirim uygulanacak kazanç tutarının gerek ihracattan elde edilen kazancı gerekse ilgili dönem safi kurum kazancını aşamayacağı tabiidir.

Dolayısıyla, mükelleflerin ihracat faaliyetinden elde ettiği kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde safi kurum kazancını aşmamak kaydıyla ihracat faaliyetinden elde edilen kazancın tamamına 1 puan indirim uygulanabilecektir.

Ayrıca, Kanunun 32’nci maddesinin yedinci fıkrasının uygulamasında yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye girmeksizin başka bir ülkedeki müşteriye satılmak suretiyle ihraç edilmesi halinde de bu faaliyetten elde edilen kazanç için 1 puan indirimden yararlanılabilecektir. Yurt içinden, serbest bölgeler ile gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara yapılan satışlar da ihracat olarak kabul edilecek ve bu faaliyetten elde edilen kazançlara 1 puan indirim uygulanabilecektir.

İndirimli oran uygulanacak matrah: Matrah x İhracat faaliyetinden elde edilen kazanç
Ticari bilanço karı (TBK)
 

1.1.5.   Üretim Faaliyetlerinden Elde Edilen Kazançlarda Kurumlar Vergisi Oranının 1 Puan İndirimli Uygulanması

Sanayi sicil belgesini haiz olan ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar, münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranını 1 puan indirimli uygulayabileceklerdir. Birden fazla konuda üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin üretimden elde ettikleri kazancın tespitinde, üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar (varsa üretimden doğan zararlarla) bir bütün olarak değerlendirilecektir. Sanayi sicil belgesini haiz olan ve münhasıran bu belge kapsamında yazılım, bilişim ve benzeri hususlarda gerçekleştirilen üretim faaliyeti sonucu elde edilen kazançlara da kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanabilecektir.

Sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerin üretim faaliyetlerinin yanı sıra diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar bulunması halinde, üretim faaliyetinden elde edilen ve 1 puan indirim uygulanacak matrah, fiilen yapılan üretimden elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle tespit edilecektir.

İndirimli oran uygulanacak matrah: Matrah x Üretim faaliyetinden elde edilen kazanç
Ticari bilanço karı

Öte yandan, bu şekilde hesaplanan ve 1 puan indirim uygulanacak kazanç tutarının gerek üretimden elde edilen kazancı gerekse ilgili dönem safi kurum kazancını aşamayacağı tabiidir.

Dolayısıyla, mükelleflerin üretim faaliyetinden elde ettiği kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde safi kurum kazancını aşmamak kaydıyla üretim faaliyetinden elde edilen kazancın tamamına 1 puan indirim uygulanabilecektir.

Uygulamaya ilişkin örneklere 20 No’lu Tebliğ’de yer verilmiştir.

1.1.6.   İhracat Ve Üretim Faaliyetlerinin Birlikte Yapılması Halinde Kurumlar Vergisi Oranının 1 Puan İndirimli Uygulanması

Mükellefler, ürettikleri ürünlerin gerek yurt içi piyasalarda gerekse yurt dışı piyasalarda satışını gerçekleştirebilmektedirler. Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden mükelleflerin ürettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı, üretilen ürünlerin yurt içinde ve yurt dışında satılmasına göre ayrım yapılmaksızın, “üretim faaliyetinden elde edilen kazanç” olarak bu Kanunun 32’nci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 1 puan indirimli uygulanacaktır.

Bu Kanunun 32’nci maddesinin gerek yedinci gerekse sekizinci fıkraları bir bütün olarak değerlendirilecek olup mükellefler tarafından bu kapsamda üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazancın bir kısmı veya tamamı ihracattan kaynaklansa bile bu kazanca üretim faaliyetinden elde edilen kazanç olarak kurumlar vergisi oranı zaten 1 puan indirimli olarak uygulanacağı için, bu kazancın ihracata isabet eden kısmına ikinci defa indirime yol açacak şekilde ayrıca 1 puan indirim uygulanmayacaktır.

1.1.7. İhracat Ve Üretim Faaliyetlerinden Elde Edilen Kazanç Toplamının Ticari Bilanço Karından Büyük Olması Halinde Kurumlar Vergisi Oranının 1 Puan İndirimli Uygulanması

Sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerce üretim faaliyeti ile ihracat faaliyetinden elde edilen ve kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanacak olan kazancın safi kurum kazancını aşamayacağı tabiidir. Ancak, zaman zaman mükelleflerin diğer faaliyetlerinden zarar doğması nedeniyle üretim faaliyeti ile ihracat faaliyetinden elde edilen kazanç toplamı ticari bilanço karından fazla olabilmektedir.

Üretim ve ihracattan elde edilen toplam kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde, Kanunun 32’nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamında 1 puan indirim uygulanacak matrah, üretim ve ihracat faaliyetinden elde edilen toplam kazancın ayrı ayrı üretim ve ihracattan elde edilen kazanca oranına göre tespit edilecektir. Her halükarda üretim ve ihracattan elde edilen kazanç, safi kurum kazancını aşamayacaktır.

Aynı durum ticari bilanço karının sıfır olmasına rağmen kurumlar vergisi matrahının oluştuğu durumlar için de geçerli olacaktır.

1.1.8.   Üretim Veya İhracat Faaliyetinden Elde Edilen Kazancın İndirim Veya İstisnaya Konu Edilmesi Halinde Uygulama

1.1.8.1. İhracat Faaliyetinden Elde Edilen Kazancın Bir Kısmının Kanunun 10 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (Ğ) Bendi Kapsamında İndirime Konu Edilmiş Olması Halinde Uygulama

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleriyle ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50’sinin beyan edilen kurum kazancından indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

İhracat faaliyetiyle iştigal eden mükelleflerin hizmet ihracından elde ettikleri kazancın %50’lik kısmının Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınmış olması halinde, ihracat kazancının zaten söz konusu indirime konu edilerek vergi dışı bırakılmış olan kısmı için kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanması söz konusu olmayacaktır. İhracat faaliyetinden elde edilen kazancın Kanunun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan bu indirime konu edilen kısmı indirildikten sonra kalan tutar 1 puan indirimli oranın uygulanacağı matrahın tespitinde dikkate alınabilecektir. Aynı şekilde, 1 puan indirim uygulanacak matrahın hesabında indirime konu edilerek vergi dışı bırakılmış olan üretim veya ihracat kazancı, ticari bilanço karından da çıkarılacaktır.

1.1.8.2. Üretim Veya İhracat Faaliyetinden Elde Edilen Kazancın Kurumlar Vergisi İstisnasına Konu Edilmesi Halinde Uygulama

Gerek Kanundaki gerekse diğer kanunlardaki muhtelif düzenlemeler dolayısıyla mükelleflerin üretim ve ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi istisnası uygulanabilmektedir.

Mükelleflerin, Kanunun 32’nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamındaki faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmiş olması halinde, istisnaya konu edilen üretim veya ihracat kazancı için, Kanunun 32’nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamında kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli olarak uygulanması söz konusu olmayacaktır. Aynı şekilde, 1 puan indirim uygulanacak matrahın hesabında, istisnaya konu edilerek vergi dışı bırakılmış olan üretim veya ihracat kazancı, ticari bilanço karından da çıkarılacaktır.

1.1.9.  Payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında İlk Defa İşlem Görmek Üzere En Az %20 Oranında Halka Arz Edilen Kurumlarda Üretim Ve İhracat Faaliyetlerinden Elde Edilen Kazançlarda 1 Puan İndirim Uygulaması

Payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında ilk defa işlem görmek üzere en az %20 oranında halka arz edilen kurumların, paylarının ilk defa halka arz edildiği hesap döneminden başlamak üzere beş hesap dönemine ait kurum kazançlarının tamamına kurumlar vergisi oranı 2 puan indirimli olarak uygulanmaktadır.

Üretim veya ihracat faaliyetinden kaynaklanan kazanç için 1 puanlık oran indirimi, Kanunun 32’nci maddesinde yer alan diğer indirimler uygulandıktan sonra tespit edilen kurumlar vergisi oranına uygulanacaktır. Bu nedenle, mükelleflerce, aynı dönemde Kanunun 32’nci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarından yararlanılabilmesi halinde öncelikle 32’nci maddenin altıncı fıkrası hükmü (2 puan indirim) uygulanacak ardından yedinci ve sekizinci fıkralardaki 1 puanlık indirim hesaplanacaktır.

Dolayısıyla, bu şekilde ilk defa halka arz edilen kurumlarda üretim ve ihracat faaliyetiyle iştigal edilerek Kanunun 32’nci maddesinin yedinci ve/veya sekizinci fıkrası kapsamında bir kazanç elde edilmesi halinde, bu kurumların tüm matrahları için 2 puan indirim hesaplandıktan sonra üretim faaliyetleri ile ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları için (Kanunun 32’nci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında hesaplanan 2 puanlık indirime ilave olarak) 1 puan indirim daha uygulanacaktır.

1.1.10. İndirimli Kurumlar Vergisinden Yararlanılması Halinde Uygulama

Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlardan elde edilen kazançlara, ilgili teşvik belgesinde yer alan yatırıma katkı ve vergi indirim oranları dikkate alınarak yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren, yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar indirimli kurumlar vergisi uygulanabilmektedir. Ayrıca, bu mükelleflerin yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımları dolayısıyla yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde ettikleri kazançlarına indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Kanunun 32/A maddesi kapsamında indirimli kurumlar vergisinden yararlanacak olan sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerin aynı dönemde üretim faaliyetlerinden veya ihracat faaliyetlerinden kazanç elde etmiş olmaları halinde, hem Kanunun 32’nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamında 1 puanlık indirimden hem de Kanunun 32/A maddesi kapsamında yatırım teşvik belgelerindeki vergi indirim oranına göre indirimli kurumlar vergisinden aynı anda yararlanmaları söz konusu olabilmektedir.

Bu durumda, öncelikle Kanunun 32’nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamındaki matraha 1 puanlık indirim uygulanacak sonrasında ise tespit edilen indirimli bu orana Kanunun 32/A maddesi kapsamındaki vergi indirimi oranının uygulanması gerekecektir.

1.1.11. Diğer Hususlar

1.1.11.1. Genel Giderlerin Dağılımı

İndirim kapsamında kabul edilen faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde, indirim uygulanacak kazanca ilişkin hasılat, gider ve maliyet unsurlarının ayrı olarak tespit edilmesi esastır. Söz konusu indirim kapsamında kabul edilen faaliyetlerden elde edilen kazancın, kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, hasılat, maliyet ve gider unsurlarının; ayrı ayrı izlenmesi, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

Gider ve maliyet unsurlarının ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespitinin mümkün olmadığı hallerde ise müşterek genel giderler, indirim kapsamında olan faaliyetler ile indirim kapsamında olmayan faaliyetler arasında uygun bir dağıtım anahtarı tespit edilerek dağıtılabilecektir.

Öte yandan, indirim kapsamındaki faaliyetler ile bu kapsamda değerlendirilmeyen faaliyetlerde müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarına ilişkin amortismanların ise bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre dağıtımının yapılması gerekmektedir. Hangi işte ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar ise müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.

1.1.11.2. Münhasıran Üretim Veya İhracat Kazançlarına İsabet Eden Kur Farkı Ve Diğer Gelirlerin Durumu

Gerek ihracat faaliyeti gerekse üretim faaliyeti kapsamında doğan alacaklara isabet eden kur farkı, faiz ve benzeri gelirler 1 puan indirim uygulanacak kurum kazancı kapsamında değerlendirilirken, bu faaliyetler kapsamındaki alacakların tahsilinden sonra oluşan kur farkı, faiz ve benzeri gelirlerin ise söz konusu indirimden yararlanamayacağı tabiidir.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 43 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/42 320 Seri No’ lu Gelir Vergisi Genel Tebliği

26.05.2022 tarih ve 31847 sayılı Resmi Gazete’ de, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda, 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan değişiklikler ile 193 sayılı Kanunla ilgili diğer bazı hususların açıklanmasına ilişkin usul ve esasların açıklandığı 320 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği (320 No’ lu Tebliğ) yayımlanmıştır.

Tebliğde özetle;

– Basit usule tabi mükelleflerin ticari kazançlarının gelir vergisinden istisna edildiği ve bu kazançlar için beyanname verilmeyeceği,

– Bu mükelleflerin belge düzenleme ve kayıt tutma yükümlülüklerinin devam ettiği,

– Birden fazla motorlu araçla veya birden fazla işyerinde ticari faaliyette bulunulduğu durumlarda basit usulden faydalanılamayacağı,

– Basit usule tabi mükelleflerin, aynı faaliyetlerini internet ve benzeri elektronik ortamlarda da sürdürmesi halinde de basit usulden faydalanılacağı,

– İşin başında bilfiil çalışmak veya bulunmak kaydıyla, basit usulde faaliyette bulunulmadığı zamanlarda ücretli olarak çalışılmasının (kısmi süreli çalışma veya mevsimlik işçi olarak çalışma gibi), basit usulün ihlali sayılmayacağı,

hususlarında açıklamalara yer verilmiştir.

Yayım tarihi itibariyle yürürlüğü girmiş bulunan 320 No’ lu Tebliğ ile düzenlenen hükümler aşağıda başlıklar halinde açıklanmıştır.

Yasal Düzenleme

Bilindiği üzere 7338 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun (Kanun) Mükerrer 20’nci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen hükümle (Mükerrer Madde 20/A) bu kanuna göre basit usulde tespit olunan mükelleflerin 46 ncı maddeye göre tespit edilen kazançlarının gelir vergisinden müstesna olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca, 7338 sayılı Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile 193 sayılı Kanunun 46 ncı ve 89 uncu maddelerinde, istisna düzenlemesine uygun olarak bazı ibare değişiklikleri yapılmış ve bazı düzenlemeler yürürlükten kaldırılmıştır.

Basit Usulde Kazanç Tespitinde Genel Esaslar

Kendi işinde bilfiil çalışan veya bulunan, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde belirtilen kira tutarını (2021 takvim yılı için büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerler için 12.000 TL, diğer yerler için 7.600 TL, 2022 takvim yılı için büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerler için 16.000 TL, diğer yerler için 10.000 TL) aşmayan ve 48 inci maddesinde yer alan alış-satış ve/veya hasılat sınırı altında kalan küçük esnaf ve sanatkârların kazançları basit usulde tespit edilmektedir.

193 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde basit usulden faydalanamayacak olanlar bentler halinde sayılmıştır. Bu maddede sayılan mükelleflerin kazançları, şartları taşısalar dahi hiçbir şekilde basit usulde tespit edilmez. Basit usulden yararlanamayacak mükellefler 193 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde aşağıdaki şekilde sayılmıştır:

Kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortakları.

İkrazat işleriyle uğraşanlar.

Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar.

ç) Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar.

Sigorta prodüktörleri.

Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler.

Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar.

Tavassut işi yapanlar (dayıbaşılar hariç).

ğ) Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler.

Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri (yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar hariç).

ı) Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dâhil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dâhil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.

193 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan yetki kullanılarak yayımlanan 25/10/1982 tarihli ve 8/5521 sayılı, 31/1/1992 tarihli ve 92/2683 sayılı ve 12/1/1995 tarihli ve 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile bazı mükellefler gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmıştır.

8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ülke genelinde uygulanmak üzere, zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı gerçek usulde vergilendirilmektedir.

92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ülke genelinde uygulanmak üzere, her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinesi ile elektrikle çalışan benzeri eşyaların alım, satım ve üretimi ile uğraşan mükellefler gerçek usulde vergilendirilmektedir.

95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile;

Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya illeri,

10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile büyükşehir belediyesi sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerleri,

12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında büyükşehir belediyesi kurulan ve büyükşehir belediyesi sınırları içerisine alınan yerleri,

hariç; mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde,

Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,

Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,

İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,

Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,

Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,

Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler,

gerçek usulde vergilendirilmektedir.

Basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybeden mükellefler, ertesi takvim yılı başından,

Basit usulün şartlarını haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler dilekçelerinde belirttikleri tarihten veya izleyen takvim yılı başından,

Yeni işe başlayanlar işe başlama tarihinden,

Basit usule tabi iken Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinde yer alan basit usulden faydalanılamayacak faaliyetlere başlayan mükellefler bu faaliyete başladıkları tarihten, itibaren gerçek usulde vergilendirilmektedir.

193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları topluca taşıyan ve arka arkaya son iki yıl alış, satış ve/veya hâsılat tutarlarının her biri aynı Kanunun 48 inci maddesinde yazılı hadlerden düşük olan gerçek usule tabi mükellefler, bu şartın gerçekleşmesini izleyen yılın Ocak ayının başından otuz birinci günü akşamına kadar yazılı olarak bağlı bulundukları vergi dairesine başvurmaları halinde basit usule geçebileceklerdir.

Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.

Basit Usulde Tespit Olunan Kazançlarda Gelir Vergisi İstisnası

Basit usule tabi mükelleflerin 193 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre tespit edilen ticari kazançları gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Basit usulde kazanç istisnasından yararlanacak olan mükellefler, istisna kapsamındaki bu kazançlar için yıllık beyanname vermeyecek ve diğer gelirleri dolayısıyla beyanname vermeleri halinde de bu kazançlarını beyannameye dahil etmeyeceklerdir.

Basit usulde kazanç istisnası, 1/1/2021 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden, basit usule tabi mükelleflerin 2021 yılında elde ettiği ticari kazançları da bu istisna kapsamındadır.

Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekte iken, 193 sayılı Kanunun 47 ve 48 inci maddelerinde yer alan şartları kaybeden mükelleflerin ticari kazançları, izleyen takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirileceğinden, bu mükellefler şartların kaybedildiği yıl için de söz konusu istisnadan yararlanabileceklerdir.

Takvim yılı içinde basit usulden gerçek usule geçen mükellefler, gerçek usule geçtikleri tarihe kadar elde ettikleri kazançları için istisnadan yararlanacak, bu tarihten itibaren ise söz konusu istisnadan yararlanamayacaklardır.

Gerçek usulde vergilendirilmekteyken izleyen takvim yılının başında basit usule geçen mükellefler, basit usule geçtikleri tarihten itibaren kazanç istisnasından yararlanabileceklerdir.

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendinin (a) alt bendi kapsamında, başbayiler hariç olmak üzere, 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan şans oyunlarına ilişkin olarak; bilet, kupon ve benzerlerini satanlara, düzenlenen her türlü bahis ve şans oyunlarının oynatılmasına aracılık edenlere, diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden 2012/3322 sayılı Bakanlar

 

 

Kurulu Kararı uyarınca %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılmaktadır. Basit usule tabi mükelleflerin elde ettikleri ticari kazançları gelir vergisinden istisna edildiğinden, bu mükelleflere 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendinin (a) alt bendi kapsamında yapılan ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapılmayacaktır.

193 sayılı Kanunun mükerrer 20 nci maddesine göre, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, maddede belirtilen şartlarla gelir vergisinden müstesnadır. Ayrıca aynı maddede, istisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hallerinde dahi yıllık beyanname verileceği belirtilmiş olup genç girişimcilerde kazanç istisnasından faydalanılabilmesi için beyanname verilmesi gerekmektedir. Basit usule tabi mükelleflerin 193 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre tespit edilen ticari kazançları gelir vergisinden istisna edildiğinden ve bu kazançları beyan edilmeyeceğinden basit usule tabi mükelleflerin genç girişimcilerde kazanç istisnasından yararlanmaları söz konusu olmayacaktır.

Basit Usulde Kayıtların Tutulması Ve Belge Düzeni

7338 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen mükerrer 20/A maddesi ile basit usule tabi mükelleflerin elde ettikleri ticari kazançları gelir vergisinden istisna edilmiş olup, belge düzeni ve kayıtların tutulması uygulaması ve mükellefiyeti ile ilgili diğer ödevlerin yerine getirilmesi hususlarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Dolayısıyla, basit usule tabi mükellefler; kayıtlarının tutulması, belge düzeni ve mükellefiyetleri ile ilgili diğer yükümlülüklerini, mevcut mevzuat hükümleri kapsamında yerine getirmeye devam edeceklerdir.

Bu kapsamda, basit usule tabi mükellefler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura, perakende satış vesikaları ve diğer belgeleri düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar. Diğer taraftan, söz konusu mükellefler faaliyetlerinde kullandıkları belgeleri, 6/12/1998 tarihli ve 23545 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 215) ve 30/6/1999 tarihli ve 23741 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 225)’nde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde temin etmeye devam edeceklerdir. Ayrıca, “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesi” düzenledikleri meslek odaları veya meslek mensupları aracılığıyla “Defter-Beyan Sistemi” üzerinden kayıtlarının tutulmasına da devam edilecektir.

Basit Usule Tabi Olan Mükelleflerde Vergi Levhası

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesinde, gelir vergisi mükellefleri (kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) ile sermaye şirketlerinin her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı almak zorunda oldukları belirtilmiştir. Basit usule tabi mükelleflerin 1/1/2021 tarihinden itibaren 193 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre tespit edilen ticari kazançları gelir vergisinden istisna edildiğinden ve bu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyeceğinden, bu kapsamda bulunan mükelleflerin ticari kazançları üzerinden vergi tarhiyatı yapılması söz konusu değildir. Dolayısıyla, ticari kazançları vergi tarhına esas olmayan basit usule tabi mükelleflerin vergi levhası alma zorunlulukları bulunmamaktadır.

Basit Usule Tabi Olmaya İlişkin Diğer Hususlar

Birden Fazla Ticari Araçla Veya Birden Fazla İşyerinde Faaliyette Bulunma

193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde belirtilen basit usule tabi olmanın genel şartlarından birisi de kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmaktır. İşinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartın ihlali sayılmamaktadır. Ölüm halinde iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmadıklarına bakılmamaktadır.

Basit usule tabi mükelleflerin, sahibi veya işleticisi sıfatıyla birden fazla motorlu araçla veya birden fazla işyerinde ticari faaliyette bulunmaları, 193 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak” şartının ihlali sayılacaktır. Dolayısıyla bu şekilde faaliyette bulunan mükellefler basit usulden faydalanamayacaktır.

Basit usule tabi olan mükelleflerin, başka bir iş yerinde ücretli olarak çalışmaları, kendi işinde bilfiil çalışma veya bulunma şartının ihlali olarak kabul edilmekte ve bu mükelleflerin basit usulden faydalanmaları mümkün bulunmamaktadır. Ancak, işin başında bilfiil çalışmak veya bulunmak kaydıyla, basit usulde faaliyette bulunulmadığı zamanlarda ücretli olarak çalışılması (kısmi süreli çalışma veya mevsimlik işçi olarak çalışma gibi), işin başında bilfiil çalışma veya bulunma şartının ihlali sayılmayacaktır. Başka bir işyerinde ücretli olarak çalışan basit usule tabi mükelleflerin kendi işlerinde bilfiil çalışıp çalışmadıkları veya işlerinin başında bulunup bulunmadıkları hususu vergi dairelerince yoklama ile tespit edilecek ve mükellefiyet durumları bu tespite göre değerlendirilecektir.

İnternet Ve Benzeri Elektronik Ortamlarda Faaliyette Bulunma

193 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde, 47 ve 48 inci maddelerde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançlarının basit usulde tespit olunacağı belirtilmiştir. Aynı Kanunun “Basit Usulün Hududu” başlıklı 51 inci maddesinde de basit usulden faydalanamayacak mükellefler bentler halinde sayılmıştır. Buna göre,

Basit usule tabi mükelleflerin, aynı faaliyetlerini internet ve benzeri elektronik ortamlarda da sürdürmesi basit usulün şartlarını ihlal sayılmayacaktır.

Basit usule tabi olan mükellefin sürdürdüğü faaliyetinin dışında, internetten ve benzeri elektronik ortamlardan da başka bir faaliyette bulunması (193 sayılı Kanunun mükerrer 20/B maddesinde belirtilen faaliyetlerde bulunanlar hariç) durumunda, birden fazla alanda faaliyette bulunulmuş olunacağından, söz konusu mükelleflerin basit usulden yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

193 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan faaliyetlerde veya bu maddenin verdiği yetkiye istinaden yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararlarında belirtilen faaliyetlerde bulunan mükellefler gerçek usulde vergilendirildiğinden bu mükelleflerin faaliyetlerini internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapmaları durumunda da gerçek usulde vergilendirilmeleri gerekmektedir.

ç) 193 sayılı Kanunun mükerrer 20/B maddesinde belirtilen sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliği faaliyetlerinde bulunan ve bu faaliyetlerinden elde ettiği gelirleri dolayısıyla kazanç istisnasından faydalanan mükelleflerin, bu faaliyetlerde bulunması, şartları dahilinde basit usul kapsamında yürüttükleri faaliyetlerinin basit usule tabi olmasına engel değildir.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 42 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/41 Ar-Ge veya Tasarım Merkezi ile Bölge Dışında Geçirilen Sürelerde Gelir Vergisi Stopaj Teşviki Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Bilindiği üzere, 5746 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi ve 4691 Sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca, gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde / teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan personelin toplam sayısının veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerinin %20’sini aşmamak kaydıyla, bu merkezler dışında geçirilen süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilmektedir.

Cumhurbaşkanı, %20 olarak belirlenen bu oranı belirleyeceği bölgesel ve/veya sektörel alanlarda %75’e kadar artırmaya veya tekrar kanuni oranına kadar indirmeye yetkilidir. 17/10/2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4625 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu %20 oranının, 31/12/2022 tarihine kadar %50 olarak uygulanmasına karar verilmiştir.

28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3’üncü maddesinde ve 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesinde gelir vergisi stopaj teşvikine yönelik olarak 21/12/2021 tarihli ve 7346 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20’nci ve 28’inci maddeleri ile yapılan değişikliklerin uygulamasına ilişkin usul ve esasların açıklanmasına iişkin olarak, 27.05.2022 tarih ve 31848 sayılı Resmi Gazete’de Seri No’ lu 5746 Sayılı Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Genel Tebliği (9 No’ lu Tebliğ) yayımlanmıştır.

12.10.2021 Tarihi itibariyle yürürlüğü girmiş bulunan 9 No’ lu Tebliğ ile düzenlenen hükümler aşağıda başlıklar halinde açıklanmıştır.

  1. Yasal Düzenleme

Bilindiği üzere 7346 sayılı Kanun’un 28 inci maddesi ile 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında bazı ibare değişiklikleri yapılmış ve aynı fıkranın altıncı ve yedinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Buna ilave olarak gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan personelin toplam sayısının veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde yirmisini aşmamak kaydıyla bu fıkrada belirtilen durumlar haricinde bu merkezler dışında geçirilen süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. Cumhurbaşkanı, yüzde yirmi olarak belirlenen bu oranı belirleyeceği bölgesel ve/veya sektörel alanlarda yüzde yetmiş beşe kadar artırmaya veya tekrar kanuni oranına kadar indirmeye yetkilidir.”

7346 sayılı Kanun’ un 20 nci maddesi ile 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında bazı ibare değişiklikleri yapılmış ve aynı fıkranın dokuzuncu ve onuncu cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Buna ilave olarak gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında Bölgede çalışan personelin toplam sayısının veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde yirmisini aşmamak kaydıyla bu fıkrada belirtilen durumlar haricinde Bölge dışında geçirilen süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. Cumhurbaşkanı, yüzde yirmi olarak belirlenen bu oranı belirleyeceği bölgesel ve/veya sektörel alanlarda yüzde yetmiş beşe kadar artırmaya veya tekrar kanuni oranına kadar indirmeye yetkilidir.”

7346 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklikler 12/10/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  1. Ar-Ge Veya Tasarım Merkezi İle Bölge Dışında Geçirilen Sürelerde Gelir Vergisi Stopaj Teşviki Uygulaması

Gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında, Ar-Ge veya tasarım merkezleri ile teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan personelin toplam sayısının veya teşvike konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde yirmisini aşmamak kaydıyla bu merkezler veya bölgeler dışında geçirilen süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilecektir. Cumhurbaşkanına, yüzde yirmi olarak belirlenen bu oranı, belirleyeceği bölgesel ve/veya sektörel alanlarda, yüzde yetmiş beşe kadar artırma veya tekrar kanuni oranına kadar indirme yetkisi verilmiştir.

17/10/2021 tarihli ve 31631 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan 16/10/2021 tarihli ve 4625 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Ar-Ge veya tasarım merkezleri ile teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan personelin, 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerine uygulanmak üzere söz konusu bölge ve merkezler dışında geçirdikleri süreler bakımından yüzde yirmi olarak belirlenen oranın, 31/12/2022 tarihine kadar yüzde elli olarak uygulanmasına karar verilmiştir.

Yüzde elli oranının geçerli olduğu dönemlerde Ar-Ge, tasarım veya destek personelinin, çalışma süresinin yarısını merkez veya bölge içinde, yarısını merkez veya bölge dışında çalışarak geçirmiş olması durumunda, bu personele ödenen ücretin tamamı teşvik kapsamında değerlendirilecektir.

Ar-Ge, tasarım veya destek personelinin, çalışma süresinin tamamını merkez veya bölge içinde çalışarak geçirmiş olması durumunda, bu personele ödenen ücretin tamamı teşvik kapsamında değerlendirilecektir. Bu personelin merkez veya bölge içi çalışması nedeniyle, çalışma süresinin tamamını merkez veya bölge dışında geçirmiş olan diğer bir Ar-Ge, tasarım veya destek personeline ödenen ücretin tamamı da teşvike konu edilebilecektir.

Yüzde elli oran uygulaması, merkez veya bölge içinde çalışılan süreye isabet eden süre kadar merkez veya bölge dışında gerçekleştirilen çalışma sürelerini de teşvik kapsamına almaktadır.

Tam zamanlı olarak merkezde çalışan bir personelin, hak kazanılmış hafta tatili veya hafta sonları çalışılmayan işletmelerde hafta sonları ile 2429 sayılı Kanunda belirtilen tatil günlerinde çalışmaması ve yıllık ücretli iznini kullanması durumunda bu sürelere isabet eden ücretler de teşvik kapsamındadır.

5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında;

Ar-Ge veya tasarım merkezleri ile bölge alanı dışında gerçekleştirilmesi uygun bulunan zorunlu faaliyetlere ilişkin süreler,

Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile bölgede yer alan işletmelerde çalışan Ar-Ge veya tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere merkez veya bölge dışında geçirdiği süreler (aylık ders saati kadar),

Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan doktora mezunu personel tarafından, üniversitelerde Ar-Ge ve yenilik alanında haftalık 8 saati aşmamak kaydıyla ders verilmesi suretiyle geçirilen süreler,

Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan Ar-Ge ve tasarım personeli tarafından, teknoloji geliştirme bölgelerinde bulunan girişimcilere haftalık 8 saati aşmamak kaydıyla mentorluk yapılması suretiyle geçirilen süreler,

teşvik kapsamında olduğundan, merkez ve bölge dışında çalışılan %50’lik sürenin hesabında bu süreler de merkezde veya bölgede geçirilen süre olarak kabul edilecektir.

Teşvik aylık bazda uygulandığından merkez veya bölge içinde ve dışında geçirilen sürelerin hesabında haftalık 45 saati geçmeyecek şekilde aylık çalışma süreleri dikkate alınacaktır. İlgili aylarda çalışılan iş günü sayısı ve günlük çalışma saatine göre hesaplamalar değişebilir. Yine, aylar itibarıyla teşvik kapsamındaki ücret tutarları ve ücretleri teşvike konu edilen personel de değişebilir. Merkezde veya bölgede çalışan personelin Ar-Ge, tasarım veya destek personeli olması, merkez veya bölge içinde veya dışında çalışılan sürenin veya merkezde veya bölgede çalışan personel sayısının hesabını etkilemeyecektir.

Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin her birinin çalışma süresinin yarısını merkezde veya bölgede geçirmesi veya toplam personelin yarısının çalışma süresinin tamamını merkezde veya bölgede geçirmesi durumlarında, tüm personele ödenen ücretler teşvik kapsamında değerlendirilecektir.

Ar-Ge, tasarım ve destek personeli tarafından toplamda merkezde veya bölgede çalışılması gereken sürenin yarısının merkezde veya bölgede çalışılarak geçirilmesi durumunda, hangi personelin ne kadar süre çalıştığına bakılmaksızın tüm personele ödenen ücretlerin teşvik kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin toplam çalışma süresinin yarısından daha az bir oranda merkezde veya bölgede çalıştığı veya toplam Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin yarısından azının çalışma süresinin tamamını merkezde veya bölgede çalışarak geçirdiği durumlarda, merkezde veya bölgede çalışılan süre dikkate alınmak suretiyle, merkez veya bölge dışında çalışılan sürelerden ücretine teşvik uygulanacak personel işverence belirlenecektir.

Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin tamamının merkez veya bölge dışında çalışması ve merkez veya bölgede çalışan personel bulunmaması durumunda hiçbir personel teşvik kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Teşvikten fazladan faydalanıldığı durumlarda, fazladan faydalanılan teşvik tutarları işverenden vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 41 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”