Bülten: 2023/01 24.04.2023 Tarihli Ve 32170 Sayılı Resmi Gazetede Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA III) Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği (Sıra No: 1) Yayımlandı

AB sahip olduğu standartlara uyum sağlanmasına yönelik kapasitesinin geliştirilmesi ve ekonomik ve sosyal gelişmişlik seviyesini artırma  hedefiyle tahsis edilen AB fonları beş konu kapsamında ilgili kuruluşlarımızca kullandırılmakta olup bu hususlar; Geçiş Dönemi Desteği ve Kurumsal Yapılanma, Sınır Ötesi İşbirliği, Bölgesel Kalkınma, İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi ve Kırsal Kalkınma (IPARD) alanlarındadır.

2021-2027 dönemi Avrupa Birliği (AB) mali yardımları ile ilgili Türkiye-AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) Çerçeve Anlaşması 7424  sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve 13/12/2022 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. 24.04.2023 tarihli remi gazetede ise IPA III Çerçeve Anlaşmasının 28. maddesinde yer alan vergi istisnalarına ilişkin hükümlerin uygulama usul ve esaslarını içeren 1 Sıra No.lu Türkiye-AB IPA III Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği düzenlenmiştir. Bu tebliğ ile vergi istisnalarına ilişkin usul ve esaslar ile KDV İstisna Sertifikası için Başvurusu Yapılacak Makamın belirlenmesinde esas alınacak parasal tutarlar ve tedarik sözleşmesi düzenleme alt limiti yeniden belirlenmiştir.

Buna göre, bahse konu Tebliğin 4.2.2.1. KDV İstisna Sertifikası Başvurusu Yapılacak Makam başlıklı maddesi;

– “Vergi Dairesi Başkanlığı Kurulu olan illerde (EK-1/a) bulunanlardan, imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 40 (kırk) milyon Türk Lirasından (40 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Vergi Dairesi Başkanlığına (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olanlar bu Vergi Dairesi Başkanlığına); Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 40 (kırk) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına” olarak,

– “Vergi Dairesi Başkanlığı kurulu olmayan illerde (EK-1/b) bulunanların imzaladıkları Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 20 (yirmi) milyon Türk Lirasından (20 milyon Türk Lirası dâhil) az olanlar o ildeki Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne; Birlik Sözleşmesinde kendisine ayrılan bütçe payı 20 (beş) milyon Türk Lirasından fazla olanlar ise Gelir İdaresi Başkanlığına başvuracaklardır” olarak

değiştirilmiştir.

– Ayrıca, I sıra Nolu IPA III Genel Tebliğinin 4.2.2.6. KDV İstisna Sertifikasının Kullanılması bölümünün birinci fıkrası “KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edilecek mal, hizmet ile yapılan işler için Tedarikçi tarafından düzenlenecek fatura tutarı ya da aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarının (KDV Hariç) 15 (on beş) bin Türk Lirasını (15 bin Türk Lirası dâhil)’yi aşması durumunda Birlik Yüklenicisi öncelikle Tedarikçi ile bir örneği Tebliğin ekinde (EK-7) yer alan “Tedarik Sözleşmesi” yapacaktır” şeklinde ve beşinci fıkrası “Birlik Yüklenicisinin KDV İstisna Sertifikası kullanmak suretiyle Birlik Sözleşmesi kapsamında temin edeceği mal, hizmet ile yapılan işler için Tedarikçinin düzenlediği fatura tutarı ve aynı Birlik Sözleşmesi kapsamında aynı Tedarikçiden yapılacak alımların toplam tutarı(KDV hariç) 15 (on beş) bin Türk Lirası (15 bin Türk Lirası dâhil) ve altında ise; Tedarik Sözleşmesi yapmak ve Hibe Yararlanıcısına onaylatmak şartı aranmaksızın, KDV İstisna Sertifikasının ibrazı ve bir örneğinin verilmesi ile yukarıdaki şerh düşülerek düzenlenecek fatura veya benzeri evrakta KDV hesaplanmayacaktır.” olarak değiştirilmiştir.

Buna göre 6647 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan 22/6/2015 tarihinde yürürlüğe giren IPA II Çerçeve Anlaşması kapsamında finanse edilen sözleşmelere, bu Anlaşmanın 28 inci maddesi ve 13/2/2016 tarihli ve 29623 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA II) Çerçeve Anlaşması Genel Tebliği (Sıra No:1) uygulanmaya devam edecektir.

24.04.2023 tarih 1 Sıra No.lu Tebliğde yer alan KDV İstisna Sertifikası için Başvurusu Yapılacak Makamın belirlenmesinde esas alınacak parasal tutarlar ve tedarik sözleşmesi düzenleme alt limiti, bildirimler, cezalar bakımından yer alan hükümler 6647 sayılı Kanunla Onaylanması Uygun Bulunan IPA II Çerçeve Anlaşması ve aynı anlaşmaya istinaden yayımlanan Genel Tebliği  bakımından da diğer hükümleri aynı kalmak kaydıyla uygulanacaktır.

IPA III Anlaşması kapsamında birlik yüklenicileri, Birlik Sözleşmesine uygun olarak verilen  hizmet, tedarik edilen mal,  yapılan iş için KDV’den muaf tutulmaktadır. Bu muafiyetten faydalanabilmek için  “Birlik Yüklenicisi’ nin   “KDV İstisna Sertifikası’ nı ve KDV İadelerini yine aynı tebliğde belirtilen makamlardan talep etmesi gerekmektedir. KDV İstisna sertifikası alımı için başvurular, sertifikanın kullanımı ve  tam istisna kapsamındaki uygulama nedeni ile KDV iadesi alınması durumunda iadenin usul ve esasları açıklanmıştır.

Tebliğ’de   ÖTV istisnası ve uygulaması,  ÖTV iadesi usul ve esaslarını da açıklamaktadır.

IPA III Anlaşması kapsamında Gelir Vergisi Kanununa geçici 84’üncü madde eklenmiştir. Eklenen bu maddeye göre AB organlarından alınan hibeler özel bir fon hesabında tutulacak ve gelir olarak dikkate alınmayacaktır. Ayrıca sağlanan hibelerle finanse edilen yıllara sâri inşaat ve onarım işlerine ilişkin ödemeler üzerinden ve yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden, fon hesabından yapılan harcama tutarları ile sınırlı olmak üzere, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır. Tebliğde Gelir ve Kurumlar Vergisi İstisnasının uygulama esasları da açıklanmıştır.

 

Diğer yandan Tebliğde; Veraset ve İntikal Vergisi, Damga Vergisi, Harçlar, Özel İletişim Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi ile ithalatta alınan vergilere ilişkin istisna ve bu istisnaların uygulanması ayrıntılı açıklanmıştır.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İndirimli Kurumlar Vergisi

Birçok işletmeyi yakından ilgilendiren İndirimli Kurumlar Vergisi zaman zaman çeşitli düzenlemelere tabii olmaktadır. Kurumlar vergisi üzerinden indirim sağlayan Gelir İdaresi Başkanlığı birçok işletmenin vergilerini hafifletmek adına bu tür bir çalışma yapmaktadır. İndirimli Kurumlar Vergisi projesinden yararlanmak için belirli şartlar bulunuyor. Bu şartları tamamlayan her işletmenin indirimli bir şekilde vergi ödemesi yapması mümkün olmaktadır. Düzenleme sonucunda çeşitli gelir ve gider kalemlerinde bulunan kurumlar vergisinin daha düşük oranlarla ödenmesine olanak sağlanmaktadır. İndirimli bir şekilde vergilerini ödemeyi isteyen işletme sahiplerinin Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvuru yapması gerekmektedir. Başvuru durumunun ortalama bir hafta içerisinde sonuçlanması ve olumlu olması halinde indirimli bir şekilde vergi ödemeniz mümkün olmaktadır.

İndirimli Kurumlar Vergisi Nedir?

İndirimli Kurumlar Vergisi, ihracattan elde edilen gelirler veya üretim faaliyetleri sonucunda oluşan kazançların indirimli bir şekilde ödenmesini kapsamaktadır. İndirimli Kurumlar Vergisi nedir sorgularının son zamanlarda artması birçok işletme sahibini de meraklandırmaktadır. Toplam vergi oranı üzerinden bir puanlık indirim uygulanmasını sağlayan düzenleme sayesinde vergilerinizi daha düşük tutarlar üzerinden ödemeniz mümkün olmaktadır.

İndirimli Kurumlar Vergisi Ankara

İndirimli Kurumlar Vergisi’nden yararlanmak için belirli şartları yerine getirmeniz gerekmektedir. Eğer ihracat yapıyorsanız veya direkt olarak üretim gerçekleştiren bir işletmeyseniz sizlerde kurumlar vergisindeki indirimden yararlanabilirsiniz. İndirimli Kurumlar Vergisi Ankara içerisinde yer alan birçok işletmeyi doğrudan ilgilendiren bir düzenlemedir. Düzenlemenin sonucunda bazı işletmeler 1 puanlık indirim alırken bazı işletmeler ise 5 puanlık indirimden yararlanabilmektedir. Beyanname üzerinden hesaplanan tutarın %5’i oranında indirim yapılmasını sağlayan düzenleme sayesinde hem gelir hem de kurumlar vergisi ödemelerini indirimli bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

İndirimli Kurumlar Vergisi İstanbul

Kurumlar Vergisi’nin indirimli ödenmesi işletme sahipleri tarafından sık sık gerçekleştirilen bir durumdur. İndirimli Kurumlar Vergisi İstanbul içerisinde yer alan birçok vergi dairesi üzerinden gerçekleşebilmektedir. Vergi dairelerine yapılan başvurular sonucunda olumlu görülmeniz halinde indirim kampanyasından yararlanmanız mümkün olmaktadır. Beyannamelerini eksiksiz bir şekilde tamamlamış ve teslim etmiş olan işletme sahiplerinin başvuru yapması ve indirim hakkı kazanmasına olanak sağlanmaktadır. İndirimli bir şekilde gelir veya kurumlar vergisinin ödenmesi tek bir defaya mahsus olmayıp şartların devam etmesi halinde sürekli olarak devam eden bir kampanyadır.

İndirimli Kurumlar Vergisi YMM

İndirimli Kurumlar Vergisi’nden yararlanıp yararlanamayacağını bilmeyen işletme sahipleri ise soluğu mali müşavirlik ofislerinde almaktadır. İndirimli Kurumlar Vergisi YMM araştırması yapan kişiler birçok farklı mali müşavirlik şirketi ile anlaşma yapmaktadır. Sizler adına tüm işlemleri sağlayan yeminli mali müşavirlerin bu konuda indirim almanıza da yardımcı olduğu bilinmektedir. İndirimli Kurumlar Vergisi için herhangi bir başvuru süresinin ise olmadığı belirtilmektedir. Eğer bir işletmeniz varsa ve gerekli olan tüm şartları taşıyorsa sizlerde indirim hakkı için başvurabilir ve vergi indirimi almaya hak kazanabilirsiniz.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İndirimli Kurumlar Vergisi Nedir ? İndirimli Kurumlar Vergisi Nasıl Hesaplanır?

İndirimli kurumlar vergisi, kurumların sunulan çeşitli koşulları sağlaması durumunda daha düşük vergi ödemesi yapmaları durumudur. Sadece yatırım teşvik belgesine sahip yatırımlar bu işlemden faydalanabilir.

Şahıs şirketleri dışındaki anonim ya da limited gibi şirketler kurumlar vergisi ödemek zorundadır.  Kurumlar vergisi, bahsi geçen kurumların bir yıl içerisinde elde ettikleri kazanç üzerinden hesaplaması yapılan vergidir.

Kurumun ya da kişinin yatırım teşvik belgesine sahip olabilmesi için E-TUYS üzerinden başvuru yapması gerekmektedir. Yatırım başvurusu onaylanan kurum İndirimli kurumlar vergisi faydalarından yararlanabilir.

İndirimli kurumlar vergisi, sadece yatırım teşvik belgesi onayı almış olan kurumların kullanabildiği bir vergidir. Gerekli koşulları sağlayan kurumların devlete ödemesi gerekenden daha az tutarda vergi ödemesini sağlayan bir durumdur.

Kurumlar vergisi, anonim, limited gibi şirketlerin ödemesi gereken vergi türüdür. Şahıs şirketleri bu vergiyi ödemez. Zorunlu olan kurumların bir tam yıl içerisinde kazandıkları kazanç ile hesaplanan vergi, kurumlar vergisidir.

Yatırım teşvik belgesi ise gerekli koşulları sağlayan kurum veya kişilerin elektronik ortam olan E-TUYS üzerinden başvurarak elde edebilecekleri belgedir.  İndirimli kurumlar vergisi başvurusu onaylanmış kurumlar tarafınca kullanılabilir.

Sistemin ilk uygulanmaya başlandığı yıllarda, kazanç elde edemeyen kurumlar indirimli vergiden faydalanamıyordu. Yeni getirilen düzenlemeler sayesinde kurum yatırıma başladıysa, yatırım yapılırken teşvik tutarından fazla para kullanılmadıysa ve teşvik belgesi tarihi le indirimli vergi tarihi uyuşuyorsa bu uygulamadan yararlanabilir.

Hem içerisinde bulunduğu devlete hem de kendine fayda sağlayabilmesi için yatırım teşvik belgesine sahip olan kurumlar, daha fazla kazanç elde edebilsin diye indirimli vergiden de yararlanır.

İndirimli Kurumlar Vergisi Nasıl Hesaplanır?

Yatırıma yapılan teşvik ile faaliyete başlayan kurumun yatırıma katkı tutarına ulaşılana kadar indirimli vergi ödemesi durumu devam eder. Toplam yatırım ile yatırıma katkı oranının çarpılması ile yatırıma katkı tutarı elde edilir.

Bir örnek ile açıklayacak olursak, kuruma 30.000.000 TL (30 bin) toplam yatırım olduğunu düşünelim. Yatırım teşvik belgesi ile sağlanan katkı oranı %30 ise kurumun yararlanacağı indirimli kurumlar vergisi 30.000.000 * 0,30 = 9.000.000 TL (9 bin) olarak hesaplanır. Yani devlet bu kurumdan 9.000.000 TL değerindeki vergiyi almaktan feragat etmiştir. Bu tutar kurumun ödeyeceği vergiden düşülür.

İndirimli kurumlar vergisinin uygulanmaya başladığı yıllarda kurumlar kazanç elde edemiyorsa uygulamadan yararlanamıyordu. Ancak yapılan yeni düzeltmeler ile kuruma teşvik tutarından fazla para yatırılmaması, yatırıma başlanmış olması, yatırım tarihi ile uygulamanın yapıldığı tarihlerin uyuşması gibi durumlar sağlandığında yatırım teşvik belgesine sahip kurumlara indirimli kurumlar vergisi de uygulanabilir.

Yatırım teşvik belgesine sahip olan, aynı zamanda indirimli kurumlar vergisinden de yararlanan kurum, vergiye vermediği parayı kendi gelişimi için kullanabilir. Bu belge kurumun veya kişinin kendine ve devletine fayda sağlayabilmesi amacıyla verilir ve kurumlar bu doğrultuda onaylanır.

Yatırıma teşvik belgesi kapsamında olan yatırımdan gelen kazanç, belgede bulunan yatırım katkısı ve vergi indirimi oranları ile işletmenin tamamen ya da kısmen faaliyete geçmesi dönemindeki hesap zamanından başlayarak, yatırıma katkı tutarına ulaşılana kadar indirimli kurumlar vergisi aracılığıyla faydalanabilir. Yatırıma katkı tutarı hesaplaması, toplam yatırım bütçesi ile yatırıma katkı oranının çarpılması sonucu elde edilir.

Örneklendirerek açıklayacak olursak; toplam teşvik bütçesi 40.000.000 TL (40 bin) olsun. Yatırıma katkı oranını da %25 alalım. Bu miktarlar ile yatırıma katkı tutarı hesaplaması şu şekilde olacaktır:

40.000.000 * 0,25 = 10.000.000 TL (10 bin)

Bu durumda devlet bu işletmeden verilen süre boyunca toplam 10 bin Türk Lirası vergi almaktan feragat edecektir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Şirket Kuruluşu Nasıl Yapılır ?

Şirket kurmak, günümüz şartlarında oldukça kolaylaşmıştır. Kendi şirketini kurmaya karar veren birey, öncelikle sektör ve piyasa ile ilgili araştırma yapmalıdır. Böylece daha önce şirket kurmuş başarılı ve başarısız kişilerden kendine ders çıkarabilir.

Piyasa araştırması yapıldıktan sonra işinizin alanına en çok uyan şirket türünü belirlemelisiniz. 3 tip şirket türü vardır:

  • Anonim şirketler; sabit vergi oranına sahiptir. Bu nedenle sermayesi çok olan bireylerin tercih etmesi gerekir. Minimum sermaye 50 bin TL’dir.
  • Limited şirketler; minimum sermaye 10 bin TL’dir. En fazla 50 ortak tarafından kurulabilirler.
  • Şahıs şirketleri; sermaye şartı yok ve şirketi kurması ve kapatması kolaydır.

Şirket kurmak, uğraştırıcı ver zor bir süreç olarak biliniyor. Bazı şirket türleri için birtakım gereklilikler bulunsa da genel olarak o kadar zor bir işlem değildir. Bu işe kalkışmadan önce sektörde başarılı ve başarısız olmuş kişileri çok iyi araştırmalı ve kendinize ders çıkartmalısınız.

Şirket kurmaya karar verdiğinizde öncelikle sermayenizi ve buna en uygun şirket türünü belirlemelisiniz. Sermayeniz kısıtlı ve 50’den az ortağınız varsa Limited Şirketi kurabilirsiniz. En az 10 bin sermaye gereklidir. Minimum 1 ortakla şirket kurabilirsiniz.

Anonim şirketler için sermaye 50 binden fazla olmalıdır. Bilinmelidir ki bu şirketi kurarken bankaya sermayenin ¼’ü yatırılır. Ayrıca en az 5 kişi tarafından kurulabilir.

Şahıs şirketleri ise sermaye limiti istemez.  Şirketi kurmak ve kapatmak kolaydır. Tek kişi tarafından kurulabilir.

Şirket Kurma Aşamaları Nelerdir?

Şirket türünü ve ismini seçtikten sonra şirket kuruluşu için geriye resmi işler kalıyor. Seçilen şirket tipine göre gerekli olan evraklar değişse de tamamlanması gereken adımlar değişiklik göstermez.

Şirket kurma kararı alındıktan sonra işinde iyi olan bir mali müşavir ile çalışılmalıdır. Mali müşavir, gerekli olan belgeler ve adımlar için yönlendirecektir. Şirket kuruluşu kararı aldıktan ve şirket tipini belirledikten sonra güvendiğiniz bir mali müşavir ile çalışmaya başlamalısınız. Anlaştığınız mali müşavir ile birlikte şirketin esas sözleşmesini hazırlayınız. Sözleşme; adres, şirket müdürü, ortakların hisse tutarları, şirket unvanı, sermaye tutarı gibi bilgileri içermelidir.

Kurulumun ilk adımı tescil işlemlerinin yapılmasıdır. Bunun için Ticaret Odası’na kayıt yaptırmalı ve Vergi Dairesi’ne giderek vergi yükümlülüğü açtırılmalıdır. Şirket için bir adres belirlenmeli ve bu mali müşavire bildirilmelidir. Bunun ardından müşavir şirket ana sözleşmesini hazırlayacaktır.

Sözleşme hazırlandıktan sonra isminiz ile açılacak MERSİS sistemine girilir ve kayıt numarası alınır. Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne gittikten sonra kayıt numarası memura verilir ve esas sözleşme onaylanır.

Onaylanan şirket esas sözleşmesi ile vergi dairesinden potansiyel vergi numarası temin edilir. Bu numara ile gerekli ise bankaya para yatırma işlemi gerçekleştirilir. Şirket kurma aşaması tamamlandıktan sonra verilen numara şirketin vergi numarası olacaktır.

Ticaret Odası’ndan şirket müdürünün imza sirküleri alması gerekir. Şirket tescili yapıldığı gün tüm işlemler noterde onaylanmalıdır. Bütün gerekli adımlar tamamlandıktan sonra şirkete Vergi Dairesi’nden teftiş için geleceklerdir. Onların tutanak tutma işlemi de gerçekleştikten sonra resmi olarak şirketiniz açılabilir.

Şirket kurma aşamaları noterden imza sirküleri almak ve mali müşavire noterin onayı ile vekaletname vermekle devam eder. Vergi dairesinden şirket adına verilen hesap numarasına eğer anonim şirket kurulacaksa sermayenin ¼’ünün yatırılması gerekir.  Para yatırıldıktan sonra numara bloke edilir ancak şirket kurulumu tamamlandığında bloke açılır. Diğer tip şirketlerde para yatırma durumu yoktur.

Son adım olarak ise vergi dairesinden görevli kişiler şirketin bulunduğu adrese kontrole gelecektir. Şirket sahiplerinin kontrol zamanında şirkette bulunması gereklidir. Tutanağın tamamlanmasından sonra kurulum işlemleri sona ermektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yatırım Teşvik Belgesi Nasıl Alınır ?

Yatırım Teşvik Belgesi, en açıklayıcı hali ile yapılan yatırımın öznel özelliklerini içeren, içerisinde bulunan değerler ve şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesi durumunda üzerine kayıtlı olan destek ögelerinden fayda sağlayabilmesini sağlayan bir belgedir. Bu belgeden gerçek ve tüzel kişiler, kamu kuruluşları, dernek ve vakıflar şartları sağladıkları sürece faydalanabilir.

Yatırım Teşvik Belgesi almak için yatırımın sektörüne ve türüne göre belgeler istenebilir. Ama istenen belli başlı belgeler bulunmaktadır. Öncelikle başvuru E-TUYS isimli elektronik ortamda gerçekleşir. Sistemde yetkilendirme işlemleri yapıldıktan sonra elektronik imza yardımı ile başvuru yapılabilir. Yetkilendirme işlemleri KEP sistemi üzerinden yapılmaktadır.

Onaylanan belge sayesinde kullanılarak yatırımınızı düzeltebilir ya da yeni girişim yapabilirsiniz. Başvurusu reddedilen yatırımların Yatırım Teşvik Belgesi faydaları kullanabilmesi mümkün değildir. Ayrıca müracaatı kaçıranlar da belgeyi kullanamazlar.

Yatırım Teşvik Belgesi Avantajları Nelerdir?

Yatırım Teşvik Belgesi, üretim ve istihdamın artması, bölgelerdeki gelişimsel farkların azalması, ülkenin rekabet gücünün artmasını sağlayacak AR-GE çalışmaları gibi amaçlar doğrultusunda ortaya çıkartılmış bir belgedir. Kişi ve kurumların hem kendilerini hem de Türkiye’yi daha iyi bir konuma getirmelerini amaçlar.

Projenin içeriğine göre 2 ile 4 yıl süresi olan belgeye ek süre verilebilmektedir. Belge yatırımcıya alacağı makinelerde KDV ve gümrük vergisi kaldırılması, %10 ile 60 arası vergi indirimi, faiz desteği, yatırım yeri verilmesi, sigorta prim desteği gibi destekler sağlar. Bunların dışındaki Yatırım Teşvik Belgesi avantajları;

  • Yatırım için verilen arazide belge süresince emlak vergisi muafiyeti,
  • Teşvik ile inşası yapılan binalarda 5 yıl emlak vergisi muafiyeti,
  • Belge sayesinde yapılan binalardan inşaat harcı ve belediye harcı alınmaması,
  • Yatırım için gerekli belgelerden harç ve damga vergisi istenmemesi gibi faydaları vardır.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/55 Varlık Barışı Düzenlemesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere 05.07.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7417 Sayılı Kanun’un 50’nci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 15’inci madde ile varlık barışı uygulaması bir kez daha getirilmişti.

Bu defa, 09.08.2022 tarihli 31918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No 1) ile yeni varlık barışı düzenlemesinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş olup Tebliğde yer alan düzenlemelerin özeti aşağıdaki gibidir;

a-  Kapsama giren varlıklar

Düzenlemenin kapsamına;

– Gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar

girmektedir.

b- Bildirim zamanı

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar için 31/3/2023 tarihine kadar Tebliğ ekinde (Ek1) yer alan form ile banka veya aracı kurumlara bildirim yapılabilecektir. Yurt dışı varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.

Türkiye’de bulunan varlıklar ise Tebliğ ekinde (Ek-3) beyanname ile 31/3/2023 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilebilecektir.

c- Varlıkların bildirim değeri

Gerek yurt dışında bulunan varlıklar gerekse yurt içinde bulunan varlıklar bildirildiği veya beyan edildiği tarih itibarıyla aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenecektir;

  1. a) Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle.
  2. b) Altın, rayiç bedeliyle.
  3. c) Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla.

ç) Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından;

Pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

– Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla,

– Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

d- Taşınmazlar, rayiç bedeliyle.

Bildirim veya beyanlarda söz konusu varlıkların Türk lirası karşılığı bedelleri esas alınacaktır.

Tebliğin uygulanmasında rayiç bedel, söz konusu varlıkların bildirildiği veya beyan edildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup, bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.

Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların bildirildiği veya beyan edildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınacaktır.

Döviz cinsinden varlıklarda, bunların bildirildiği veya beyan edildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınacaktır.

Bildirimde bulunduktan sonra, yapılan hataların düzeltilmesi ya da bildirime konu edilen varlıkların azaltılması amacıyla 31/3/2023 tarihine kadar yapılacak düzeltmelerde varlıkların ilk bildirim tarihindeki değerleri esas alınacaktır.

Türkiye’de bulunan varlıkların, vergi dairelerine beyan edildiği tarih itibarıyla yukarıda yer alan esaslar çerçevesinde belirlenen Türk lirası karşılığı bedelleriyle bu varlıkların yasal defterlere kaydedilmesi gerekmekte olup, söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.

d- Varlığa sahip olma tarihi

Varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olma ve bunu ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kanunda belirtilen sürelerde varlığın yurda getirilmesi veya kayıtlara alınması yeterlidir.

e- Vergi oranı

Yurt dışından getirilen varlıklar için getirilme süresini dikkate alarak %1, %2 ve %3 olmak üzere üç farklı oranda vergiye tabidir.

Yurt içi varlıklardan ise %3 oranında sabit ve tek oranda vergi alınması öngörmektedir.

Buna göre;

Yurt dışı varlıkların bildiriminde, banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden;

– 30/9/2022 tarihine kadar yapılan bildirimler için %1,

– 1/10/2022 tarihi ila 31/12/2022 tarihi (bu tarih dahil) arasında yapılan bildirimler için %2,

– 31/3/2023 tarihine kadar yapılan bildirimler için %3

oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir.

Bildirilen varlıkların, Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edildiği veya yurt dışından getirilerek bu hesaplara yatırıldığı tarihten itibaren en az 1 (bir) yıl süreyle tutulması halinde vergi %0 olarak uygulanacaktır. Bu takdirde, banka ve aracı kurumlar tarafından bildirim esnasında tahsil edilerek vergi dairesine ödenen vergi, bildirim sahibinin ilgili vergi dairesine başvurusu üzerine iade edilecektir.

Yurt içi varlıkların bildiriminde vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %3 oranında vergi tarh edilecek ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Beyan edilen varlıklara ilişkin ödenen bu vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

f- Bildirilen veya beyan edilen varlıkların kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi

Bildirilen veya beyan edilen varlıkların, defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi zorunludur.

Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıkların, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirime veya beyana konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim veya beyan tarihinden itibaren 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Diğer taraftan işletmenin tasfiye edilmesi halinde bu tutarlar vergilendirilmeyecektir. Fon hesabında tutulan bu tutarların, devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, bildirimde veya beyanda bulundukları söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.

Defter tutan mükelleflerce Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim veya beyan tarihinden itibaren 2 yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

g- Yurt dışında bulunan varlıkların kredilerin ödenmesi ve sermaye avanslarının karşılanmasında kullanılması

Yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/3/2023 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır.

05/07/2022 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 05/07/2022 tarihinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların en geç 31/3/2023 tarihine kadar defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla varlık barışı hükümlerinden yararlanılabilecektir.

h- Taşınmazlar için tapu harcı ödenmemesi

Yurt içi varlık barışı kapsamında beyan edilerek işletme kayıtlarına alınacak taşınmazların işletmeye devrine ilişkin tapuda yapılacak işlemlerden, tapu harcı alınmayacaktır. Ayrıca bu taşınmazların işletmeye devri Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 80 inci maddesi kapsamında, elden çıkarma sayılmayacak ve değer artış kazancı yönünde vergilendirilmeyecektir.

Tapuda yapılacak taşınmaz devir işlemlerinde tapu harcının alınmaması için maddede belirtilen beyannamenin verilmesini müteakiben, ilgili vergi dairesinden, beyan edilen taşınmazların tapu kayıtlarına ilişkin bilgileri de içerecek şekilde Varlık Barışı kapsamında şirket adına beyan edilerek özel fon hesabına alındığını (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterildiğini) ve bu çerçevede tapu işleminde harç alınmayacağı hususunda beyanın yapıldığı vergi dairesinden alınacak yazı, ilgili tapu sicil müdürlüğüne ibraz edilecektir.

ı- Bildirime tabi varlıklarda amortisman uygulaması

Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanununda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

i- Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen varlıkların durumu

Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirketin ortakları adına Varlık Barışı kapsamına giren varlıkları 05.07.2022 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının;

– Şirket adına bildirime konu edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ya da

– Türkiye’de bulunan ancak 5/7/2022 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarının şirket adına beyan edilmek suretiyle bu düzenlemeden yararlanılabilmesi

mümkündür.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek bu düzenlemeden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde bu düzenlemeden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.

j- İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller

Bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Bu hükümden yararlanabilmek için;

Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların;

– Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,

–  Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi,

–  Bildirime konu edilen varlıkların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,

Türkiye’de bulunan ve beyana konu edilen varlıkların;

– Beyan edilen varlıkların defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,

– Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar tarafından banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını (taşınmazlar hariç) gösterir belgelerle tevsik edilmesi,

– Bu kapsamda beyan edilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi,

gerekmektedir.

Bildirilen veya beyan edilen varlıklar dışındaki diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri veya takdire sevk işlemleri dolayısıyla, Varlık Barışı kapsamında bildirimde veya beyanda bulunan mükellefler hakkında matrah farkı bulunması durumunda;

– Bulunan matrah farkının bildirime veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen veya beyan edilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacaktır.

– Bulunan matrah farkının bildirime veya beyana konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti halinde, bu farkın bildirilen veya beyan edilen varlık tutarından fazla olması durumunda, yalnızca aradaki fark tutar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden vergi tarhiyatı yapılacaktır.

Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra Varlık Barışı kapsamında bildirimde veya beyanda bulunulması durumunda ise vergi incelemesi ve takdir komisyonu kararına istinaden bulunan matrah farkları üzerinden vergi tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecek ve bildirime veya beyana konu edilen tutarlar mahsuba konu edilemeyecektir.

k- Düzeltme yapılamaması

Bildirim ve beyan süresi sona erdikten sonra bildirim veya beyanlara ilişkin düzeltme yapılamayacaktır. Bu çerçevede, 31/3/2023 tarihine kadar yapılan bildirimlerin bu tarihten sonra düzeltilmesi mümkün olmayacaktır.

Söz konusu Tebliğ ve ekleri ektedir.

Bülten 2022-55 Eki Tebliğ Ekleri

Bülten 2022-55 Eki Tebliği

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/54 Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 10)

Bilindiği üzere, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listede yarı römorklar için çekiciler, binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş motorlu taşıtlar, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, özel amaçlı motorlu taşıtlar, motosiklet, helikopter, uçak, gemi, yat, eğlence ve spor tekneleri gibi taşıtlar yer almaktadır.

26.07.2022 Tarih ve 31904 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 10) ile Cumhurbaşkanı’na, (II) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları ve bu oranlara esas özel tüketim vergisi (ÖTV) matrahlarının alt ve üst sınırlarını üç katına kadar artırmaya ve binek otomobillerin de sınıflandırıldığı 87.03 tarife pozisyonunda yer alan mallar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye yetkili verilmiş, ayrıca ÖTV (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nde de diğer bazı değişiklikler yapılmıştır.

Yapılan değişikliklere aşağıda yer verilmiştir.

a- Motorlu Araç Ticareti Yapanlar Ticareti Yapanlara İlişkin Düzenlemeler

Tebliğin 1 inci maddesinde;

– “18/4/2015 tarihli ve 29330 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (I/B/4) bölümünün üçüncü paragrafında yer alan “vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan yazının” ibaresi “vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan Kayıt ve Tescile Tabi Taşıtların İthalatında ÖTV Aranmaksızın İşlem Tesisi İçin Motorlu Araç Ticareti İle İştigal Edildiğine Dair Belge’nin” olarak değiştirilmiş,

– Dördüncü paragrafında yer alan “yer alan yazı” ibaresinden sonra gelmek üzere “en fazla iki yıl süreyle ve vize süresince geçerli olmak üzere” ibaresi eklenmiş ve,

– Aynı paragrafta yer alan “sanayi sicil belgesinin yenilenmesi veya değişikliği,” ibaresi “sanayi sicil belgesinin yenilenmesi, değişikliği veya vize edilmesi,” olarak değiştirilmiştir.

Söz konusu değişiklik sonrası Tebliğin (I/B/4) bölümü aşağıdaki gibi olmuştur.

“I- MÜKELLEFİYET

B- TANIMLAR

  1. Motorlu Araç Ticareti Yapanlar

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine göre, “motorlu araç ticareti yapanlar ”, kayıt ve tescile tabi olan taşıtları satmak üzere imal, inşa veya ithal edenler ile fabrika, ana bayi, bölge bayii, bayi, yetkili satıcı, acenteler ve Maliye Bakanlığınca bu nitelikte olduğu tespit edilenlerdir.

Bayilik, yetkili satıcılık veya acentelik ilişkisinin noter nezdinde yapılmış sözleşme ile tesis edilmiş olması aranır.

Kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edenlerin, motorlu araç ticareti ile iştigal ettiklerini, ilgili ticaret sicili müdürlüğünden alınan ve faaliyet/işletme konuları arasında motorlu araç ticareti veya benzeri ifadelerin bulunduğuna dair “Sicil Tasdiknamesi”nin veya yazının aslını ya da noter onaylı örneğini gümrük idarelerine ibraz etmek suretiyle tevsik etmeleri halinde, ithal aşamasında ÖTV aranmaksızın işlem tesis edilir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nezdinde yürütülen Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden kuruluşu yapılarak tescil işlemi gerçekleştirilenlerden “Sicil Tasdiknamesi” veya yazı ibrazı istenmez. Bu kapsamdakilerin MERSİS numaraları üzerinden sicil kayıtlarındaki faaliyet konularının kontrol edilmesi suretiyle motorlu araç ticareti ile iştigal edip etmedikleri tespit edilir.

MERSİS üzerinden bu kontrolün yapılmasının mümkün olmaması halinde, bunlardan da söz konusu belge veya yazının ibrazı istenir. Bunun yanı sıra, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edecek olanların, bu kapsamdaki ithalatlarında ÖTV aranmaksızın işlem tesisi için gümrük müdürlüklerince, ilk iktisabı yapılmamış ÖTV’ye tabi motorlu araçların ticaretinin ithalatçılar tarafından icra edildiğine dair bağlı olunan (Değişik ibare:RG-26/7/2022-31904) vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan ‘Kayıt ve Tescile Tabi Taşıtların İthalatında ÖTV Aranmaksızın İşlem Tesisi İçin Motorlu Araç Ticareti İle İştigal Edildiğine Dair Belge’nin aslı veya noter onaylı örneği de aranır. Bu yazı, vergi daireleri tarafından en fazla iki yıllık dönemleri kapsayacak şekilde verilir ve yazının geçerlilik süresi içinde yapılan ithalatlar bakımından geçerlidir.

Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında, Maliye Bakanlığınca bu nitelikte oldukları tespit edilenler, Türkiye ’de kayıt ve tescil edilmemiş motorlu araçlar üzerinde tadilat veya ek imalat yapmak suretiyle motorlu araç ticaretiyle uğraşanlardır. Bunların, taşıtların tadilatını veya bu taşıtlarla ilgili ek imalat yaptıklarını gösteren sanayi sicil belgesine sahip olmaları gerekir. Bu mükellefler, durumlarını tevsik eden sanayi sicil belgesinin aslı veya noter onaylı örneğiyle birlikte Gelir İdaresi Başkanlığına başvururlar. Yapılacak yoklama ve değerlendirme sonucuna göre başvuru sahibi mükelleflere, kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtların tadilatı veya ek imalatını yaparak bunları satmak üzere yurt içinden alımında veya ithalinde, ÖTV uygulanmaması gerektiğine dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1) olarak yer alan yazı (Ek ibare: RG-26/7/2022-31904) en fazla iki yıl süreyle ve vize süresince geçerli olmak üzere verilebilir. Ayrıca, (Değişik ibare: RG- 26/7/2022-31904) sanayi sicil belgesinin yenilenmesi, değişikliği veya vize edilmesi, unvan, adres, vergi kimlik numarası değişikliği gibi durumlarda, Gelir İdaresi Başkanlığına başvurularak, yeni bir yazı verilmesi talep edilir. Sanayi sicil belgesinin yenilenmesi veya değişikliği halinde, yeni sanayi sicil belgesinin aslı veya noter onaylı örneğiyle birlikte başvurulması gerektiği tabiidir.

Gelir İdaresi Başkanlığından söz konusu yazıyı alan mükellefler, kayıt ve tescil edilmemiş taşıtları tadilat veya ek imalat yaparak satmak üzere yurt içinden alımında veya ithalinde, bu yazının aslını veya noter onaylı örneğini satıcıya veya gümrük idaresine vermek suretiyle ÖTV ödemeksizin işlem yaptırabilir. İthalde bu yazıyı ibraz edenlerden, ayrıca vergi dairesi yazısı aranmaz.

Söz konusu yazıya istinaden ÖTV uygulanmaksızın satın alınan Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki taşıtların, tadilat veya ek imalat yapılarak mezkûr Kanunun 1 inci maddesi kapsamında tesliminde, tadilat veya ek imalat yapanlar tarafından ÖTV beyan edilip ödeneceği tabiidir. Ayrıca, yazı sahibi mükellefler tarafından, tadilat veya ek imalat sonrası kayıt ve tescile tabi taşıtların satılmak üzere bayileri veya acentelerine teslimi ÖTV’ye tabi değildir. Ancak, bu taşıtların söz konusu bayi veya acenteler tarafından ilk iktisap kapsamında satışı ÖTV’ye tabidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarına taşıt temin eden Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü yukarıda belirtilen nitelikler aranmaksızın, motorlu araç ticareti yapanlar kapsamındadır.”

Bilindiği üzere, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edenlerin, motorlu araç ticareti ile iştigal ettiklerini, ilgili ticaret sicili müdürlüğünden alınan ve faaliyet/işletme konuları arasında motorlu araç ticareti veya benzeri ifadelerin bulunduğuna dair “Sicil Tasdiknamesi”nin veya yazının aslını ya da noter onaylı örneğini gümrük idarelerine ibraz etmek suretiyle tevsik etmeleri halinde, ithal aşamasında ÖTV aranmaksızın işlem tesis edilmektedir. Ayrıca, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edecek olanların, bu kapsamdaki ithalatlarında ÖTV aranmaksızın işlem tesisi için gümrük müdürlüklerince, ilk iktisabı yapılmamış ÖTV’ye tabi motorlu araçların ticaretinin ithalatçılar tarafından icra edildiğine dair bağlı olunan vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan yazının aslı veya noter onaylı örneği de aranmaktadır.

Yapılan düzenleme bu düzenleme ile, kayıt ve tescile tabi taşıtları satmak üzere ithal edecek olanların, bu kapsamdaki ithalatlarında ÖTV aranmaksızın işlem tesisi için gümrük müdürlüklerince, ilk iktisabı yapılmamış ÖTV’ye tabi motorlu araçların ticaretinin ithalatçılar tarafından icra edildiğine dair bağlı olunan vergi dairesi müdürlüğünden/başkanlığından alınan “Kayıt ve Tescile Tabi Taşıtların İthalatında ÖTV Aranmaksızın İşlem Tesisi İçin Motorlu Araç Ticareti İle İştigal Edildiğine Dair Belge”nin aslı veya noter onaylı örneği de aranacaktır.

Buna ilaveten, Hazine ve Maliye Bakanlığınca Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş motorlu araçlar üzerinde tadilat veya ek imalat yapmak suretiyle motorlu araç ticaretiyle uğraşan mükelleflere, kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtların tadilatı veya ek imalatını yaparak bunları satmak üzere yurt içinden alımında veya ithalinde, ÖTV uygulanmaması gerektiğine dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1) olarak yer alan yazı verilebilmektedir.

Tebliğ ile yapılan düzenlemeye göre, söz konusu yazı, en fazla iki yıl süreyle ve vize süresince geçerli olmak üzere verilebilecektir.

b- ÖTV Ödenerek Satın Alınan Taşıtların İhracat Teslimlerine İlişkin Düzenlemeler

10 Seri No.lu Tebliğin 2 nci maddesi ile aynı Tebliğin (II/A/2) bölümünün birinci paragrafında yer alan “(2)” ibaresi “(3)” olarak değiştirilmiştir.

Yapılan düzenleme ile daha önce 7104 Sayılı Kanun’un 24’üncü maddesiyle ÖTV Kanunu’nun 5’inci maddesinde yapılan ve 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğe uygun olarak Tebliğin ilgili bölümü güncellenmiştir.

c- ÖTV Matrahında Özellikli Durumlarda Değişiklik Yapılmıştır

Bilindiği üzere, ÖTV mükellefleri tarafından yapılan ve taşıtın teslimi veya ilk iktisabında alıcıdan ayrıca alınan; aksesuar, boya koruma, kuaför, ek garanti ve benzeri teslim ve hizmetlere ilişkin bedeller de ÖTV matrahına dâhildir.

10 Seri No.lu Tebliğin 3 üncü maddesi ile aynı Tebliğin (III/A/3) bölümünün üçüncü paragrafına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Muvazaalı olmamak şartıyla, söz konusu teslim ve hizmetlerin ÖTV mükellefleri tarafından taşıtın teslimi veya ilk iktisabından sonra yapılması halinde, anılan işlemlere ilişkin bedellerin taşıtın ÖTV matrahına dâhil olmadığı tabiidir.”

Tebliğde yapılan bu değişiklik ile araçların ÖTV mükellefleri tarafından yapılan ve taşıtın teslimi veya ilk iktisabında alıcıdan ayrıca alınan; aksesuar, boya koruma, kuaför, ek garanti ve benzeri teslim ve hizmetlere ilişkin bedeller de ÖTV matrahına dahil olduğu ancak muvazaalı olmamak şartıyla, söz konusu teslim ve hizmetlerin ÖTV mükellefleri tarafından taşıtın teslimi veya ilk iktisabından sonra yapılması halinde, anılan işlemlere ilişkin bedellerin taşıtın ÖTV matrahına dahil olmadığına ilişkin yeni hüküm getirilmiştir.

Söz konusu değişiklik sonrası Tebliğin (III/A/3) bölümü aşağıdaki gibi olmuştur.

“III- MATRAH, ORAN VE MÜTESELSİL SORUMLULUK A- MATRAH

  1. Özellikli Durumlar

Teslimi veya ilk iktisabı yapılan taşıta ilişkin vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler ÖTV matrahına dâhildir.

Bu kapsamda teslimi veya ilk iktisabı yapılan taşıta ilişkin satış anında veya daha sonraki bir tarihte ortaya çıkan vade farkı, fiyat farkı, faiz, vb. gelirler ÖTV matrahına dâhildir. Aynı şekilde satışı yapılan taşıtlara ilişkin olarak, banka kredisi temin edemeyen müşteriler için ÖTV mükellefleri tarafından bankalardan sağlanan kredilerle ilgili olarak mükellefler tarafından müşterilere yansıtılan kredi faiz tutarı da ÖTV matrahına dâhildir.

ÖTV mükellefleri tarafından yapılan ve taşıtın teslimi veya ilk iktisabında alıcıdan ayrıca alınan; aksesuar, boya koruma, kuaför, ek garanti ve benzeri teslim ve hizmetlere ilişkin bedeller de ÖTV matrahına dâhildir. (Ek cümle: RG-26/7/2022-31904) Muvazaalı olmamak şartıyla, söz konusu teslim ve hizmetlerin ÖTV mükellefleri tarafından taşıtın teslimi veya ilk iktisabından sonra yapılması halinde, anılan işlemlere ilişkin bedellerin taşıtın ÖTV matrahına dâhil olmadığı tabiidir.

Ancak, teslimi veya ilk iktisabı yapılan taşıt için, müşterinin vekâlet vermek suretiyle satıcı firmaya yaptırdığı trafik kayıt ve tescil işlemleri ile plaka çıkartılmasına ilişkin hizmet bedelinin müşteriye yansıtılmasında bu bedel, taşıtın ÖTV matrahına dâhil edilmez. Ancak mükelleflerin söz konusu hizmet bedeli için, rayicine göre yüksek bedel göstermek suretiyle taşıt bedelini, dolayısıyla ÖTV matrahını, azaltması halinde bu işlemler Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi gereğince, işlemlerin gerçek mahiyetinin esas olması prensibinden hareketle muvazaa olarak değerlendirilir ve buna göre işlem tesis edilir.

Aksam, parça veya mütemmim cüzü ile birlikte ithali/imalatçılar tarafından teslimi gerçekleştirilen taşıtların satışında ÖTV matrahı, söz konusu aksam, parça veya mütemmim cüz bedeli dâhil taşıtın ithalattaki KDV matrahından/imalatçı satış bedelinden düşük olamaz. İthalat/imalatçıdan satın alınması sonrasında, bunların taşıttan ayrı olarak satışa sunulması, bu şekilde işlem tesisine engel teşkil etmez. Öte yandan, söz konusu aksam, parça veya mütemmim cüzün, taşıtın ithalatı/imalatçıdan satın alınması sonrasında taşıttan çıkarılmak suretiyle satışı ÖTV’ye tabi olmaz. ”

d- Cumhurbaşkanı’na Yetki Verilmiştir

10 Seri No.lu Tebliğin 4 üncü maddesi ile; aynı Tebliğin (III/B/1) bölümünün üçüncü paragrafında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” olarak, “bir” ibaresi “ve bu oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını üç” olarak değiştirilmiş ve aynı paragrafta yer alan “sıfıra kadar indirmeye;” ibaresinden sonra gelmek üzere “bu sınırlar içinde kalmak şartıyla 87.03 GTIP numarasında yer alan mallar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye;” ibaresi eklenmiştir.

Tebliğde yapılan bu değişiklik ile Cumhurbaşkanına, motorlu araç ÖTV ve matrahlarının alt ve üst sınırını 3 katına kadar artırmasına ve sıfıra indirebilmesine ilişkin Kanun düzenlenmesiyle verilen yetki Genel Tebliğe işlenmiştir.

Söz konusu değişiklik sonrası Tebliğin (III/B/1 ) bölümü aşağıdaki gibi olmuştur

“III- MATRAH, ORAN VE MÜTESELSİL SORUMLULUK

B- ORAN

  1. Verginin Oranı ve Yetki

Özel Tüketim Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kanuna ekli listelerde yer alan mallardan, karşılarında belirtilen tutar ve/veya oranlarda ÖTV alınacağı hükme bağlanmış olup, (II) sayılı listede bütün mallar için nispi vergi oranı öngörülmüştür.

Dolayısıyla, Tebliğin (III/A) bölümü çerçevesinde tespit edilen matraha, Kanuna ekli (II) sayılı listede belirlenen oran uygulanmak suretiyle ÖTV hesaplanır.

Öte yandan, mezkûr maddenin (2) numaralı fıkrasıyla, (Değişik ibare:RG-26/7/2022- 31904) Cumhurbaşkanı, topluca veya ayrı ayrı olmak üzere;

– (II) sayılı listedeki mallar için belirlenen oranları (Değişik ibare: RG-26/7/2022- 31904) ve bu oranlara esas özel tüketim vergisi matrahlarının alt ve üst sınırlarını üç katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye; (Ek ibare: RG-26/7/2022-31904) bu sınırlar içinde kalmak şartıyla 87.03 GTİP numarasında yer alan mallar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye; uygulanmakta olan oranları EURO normlarını sağlayan katalitik konvertör sistemi ile teçhiz edilmiş taşıtlarda yarısına kadar indirmeye, kanunî oranına kadar çıkarmaya,

Listede gümrük tarife pozisyonu veya tarife alt pozisyonu olarak yer alan malların her biri için belirlenmiş olan oranların alt ve üst sınırları içinde kalmak suretiyle, bu pozisyonların altında yer alan mallar itibarıyla farklı vergi oranları belirlemeye yetkili kılınmıştır. ”

e- İtfaiye Öncü Araçları ÖTV Kapsamından Çıkartılmıştır

10 Seri Nolu Tebliğin 5’inci maddesi ile aynı Tebliğe (III/B/2.8) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

2.9. İtfaiye Öncü Aracı

Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.03 tarife pozisyonunda yer alan “itfaiye öncü araçları ” ÖTV kapsamında değildir.

Kanunun uygulamasında itfaiye öncü aracından maksat, görülebilirliği/seçilirliği fazla olan bir renkle (kırmızı) boyanmış (giydirme değil), ön ve arka tarafına beyaz renk büyük harflerle “itfaiye öncü aracı” ibaresi ile her iki yan tarafına da itfaiye kurumunun acil çağrı telefon numarası ve araç plakası yazılmış (yapıştırma değil), kırmızı renk ışık veren, normal hava şartlarında 150 metreden görülebilen, dönerli, aralıklı yanıp sönen tepe lambalı cihaz (ışıklı uyarı cihazı) ile canavar düdüğü, siren ve çan gibi yine en az 150 metreden duyulabilecek şekilde ses çıkaran cihazların sabitlenmiş olduğu; taşıtlardaki zorunlu yangın tüpü ve ilk yardım malzemeleri dışında, ortalama bir yangına müdahale edilebilir boyutta yangın tüpü ile yangın yaralanmalarında kullanılacak nitelikte tıbbi malzemenin bulunduğu ilk yardım kutusunun sabit bir yerinin olduğu; araç içinde itfaiye öncü hizmetlerinde kullanılacak nitelikte teknik ekipman (kurtarma bıçağı, balyoz ve çekiç, kürek, ağaç testeresi, levye, eğri demir, spanfix germe kayışı, kesme makasları, kazma, balta, manivela gibi) ile donatılmış olan taşıtlardır.”

Yapılan bu değişiklik ile itfaiye öncü araçları ÖTV kapsamından çıkarılırken, araçların bu kapsamda ÖTV’ ye tabi olmadan teslimi için sahip olması gereken donanımsal özelliklerine ilişkin düzenleme gerçekleştirilmiştir.

f- Taşıtların Tadilatı veya Ek İmalatını Yapanlara Verilecek Yazı Örneği Güncellenmiştir

10 Seri Nolu Tebliğin 6’ncı maddesi ile aynı Tebliğin “TAŞITLARIN TADİLATI VEYA EK İMALATINI YAPANLARA VERİLECEK YAZI” başlıklı eki (EK 1) yazı, tebliğ ile yapılan değişikliklere uygun olarak aşağıdaki şekilde güncellenmiştir.

 

“EK 1 :TAŞITLARIN TADÎLATI VEYA EK İMALATINI YAPANLARA VERİLECEK YAZI

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı : ….

Konu:…….

ilgi: ../../20.. tarihli dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçeniz ve eklerinin tetkiki ile söz konusu dilekçenize istinaden Başkanlığımızca yapılan araştırma neticesinde, .  Vergi       Dairesi Başkanlığı/Defterdarlığı …  Vergi Dairesi Müdürlüğünün …….  vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, yukarıda belirtilen adreste “…. …….. …… ………. ………… …… ……… faaliyetinde bulunduğunuz ve bu kapsamda “……. ………….. ………….. ………… ………” üretimi konusunda 20.. tarihli ve.. numaralı sanayi sicil belgesini haiz olduğunuz anlaşılmıştır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanununun 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası ve Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (I/B/4) bölümü uyarınca. Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki taşıtların tadilatını veya bu taşıtlarla ilgili ek imalat yaptığınızı gösterir sanayi sicil belgenize istinaden bu yazının düzenlendiği tarihten itibaren iki yıllık (sanayi sicil belgenizin zorunlu vize süresinin daha erken bir tarihte dolacak olması durumunda en geç zorunlu belge vize süresince) süre içinde taşıtların tadilatı ve ek imalatını yaparak satmak üzere motorlu araç ticareti yapanlardan alımınızda veya ithalinizde, bu yazının aslı veya noter onaylı örneği ibraz edilmek şartıyla ÖTV uygulanmaksızın işlem yapılması mümkündür.

Öte yandan, bu yazıya istinaden ÖTV uygulanmaksızın satın alınan Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki taşıtların, tadilat veya ek imalat yapılarak mezkûr Kanunun 1 inci maddesi kapsamında tesliminde, Firmanız tarafından ÖTV beyan edilip ödeneceği; mezkûr Genel Tebliğin (VI/B/3) bölümü kapsamında elektronik ortamda verilme zorunluluğu bulunan bildirimlerin (“Ek 9: Tadilat /Ek îmalat Yazısı Alanlar İçin Bildirim”) süresinde ve eksiksiz olarak verilmesi gerektiği tabidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Başkan a.”

 

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022-54 Eki ÖTV II Sayılı Tebliğ Eki

Bülten 2022-54 Eki ÖTV II Sayılı Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/53 Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 14 Uncu Maddesinin Dördüncü Fıkrasında Yer Alan Kur Korumalı Mevduat Uygulamasına Dair 5872 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

27.07.2022 tarih ve 31905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5872 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan istisnanın, kurumların 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralar itibarıyla da uygulanmasına, 5520 sayılı Kanunun mezkur maddesi gereğince karar verilmiştir.

5872 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan değişiklik sonrası 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının güncel hali aşağıdaki şekli almıştır;

“Kurumların 31 Haziran 2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda söz konusu hesapların dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır. Cumhurbaşkanı istisnayı 30/9/2022 tarihli bilançolarda yer alan yabancı paralar itibarıyla da uygulatmaya yetkilidir.”

Bu değişiklik öncesinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmünce; kurumların, 31.03.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraları istisna kapsamında (kur korumalı mevduat uygulaması) bulunmaktayken ayrıca mezkur madde gereğince Cumhurbaşkanının kurumların 30.06.2022 ve 30.09.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraları da istisna kapsamına alma yetkisi bulunmaktaydı.

5872 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurumların 30.06.2022 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraları kur korumalı mevduat uygulaması kapsamına alınmıştır. Diğer bir ifadeyle kur korumalı mevduat uygulamasının süresi uzatılmıştır.

Söz konusu Karar ektedir.

Bülten 2022-53 Eki 5872 Sayılı Karar 20220727-1


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/52 540 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

Bilindiği üzere 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ticari işlemler ve finansal hareketlerin izlenmesi ve vergiyi doğuran olayların mali kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit edilmesi ve böylece kayıt dışılığı önlemek amacı doğrultusunda, tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna ilişkin limit 01/01/2016 tarihinden itibaren 7.000 Türk Lirasına düşürülmüştür. Söz konusu Tebliğ’in “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümünde ise aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmayan tahsilat ve ödemelere değinilmiştir.

23.07.2022 tarih ve 31901 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 540 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 24/12/2015 tarihli ve 29572 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 459)’nin “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümüne (ğ) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir:

“h) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların tevsik zorunluluğu kapsamında olmayan yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişilerle yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemelerin (şu kadar ki, düzenlenecek faturalara söz konusu kişilerin pasaport numarasının yazılması ve bu bent kapsamında nakit tahsil edilen tutarların, tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar tarafından tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsikinin sağlanması zorunludur.) ”

Buna göre söz konusu parantez içi hükümden faydalanılabilmesi için;

– Yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişiler adına düzenlenecek faturalara söz konusu kişilerin pasaport numarasının yazılması ve

– Yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişilerden nakit tahsil edilen tutarların, tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar tarafından tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsikinin sağlanması

zorunludur.

Bu düzenleme sonrasında 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ nin “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümünün son durumu aşağıdaki gibidir;

a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanun’unda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bunlara ait döner sermaye işletmelerinin işlemlerine konu tahsilat ve ödemelerin,

b) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanun’unda tanımlanan sermaye piyasası aracı kurumlarında yapılan işlemlere konu tahsilat ve ödemelerin,

c) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda tanımlanan yetkili döviz müesseselerinin yapacakları döviz alım satım işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ç) Tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

e) 5018 sayılı Kanunda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

f) 6362 sayılı Kanun uyarınca kurulan Borsa İstanbul A.Ş. bünyesinde yer alan Kıymetli Madenler Piyasasında işlem yapma yetkisi verilenlerin, faaliyet konuları kapsamında yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

g) Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler tarafından; 11/3/2010 tarihli ve 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulmuş olan toptancı hallerinde faaliyet gösteren tüccar, üretici, üretici örgütleri ve komisyonculara yapılan sebze ve meyve, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, su ve su ürünleri, bal ve yumurta gibi diğer gıda madeleri, kesme çiçek ve süs bitkileri satışları ile söz konusu yerler dışında yapılmakla birlikte anılan Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında bildirime tabi tutulmuş satışlara ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ğ) Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilere ait ürünlerin, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu kapsamında kurulan ticaret borsalarına mezkur Kanun’un 46 ncı maddesinde belirtilen süreler dahilinde tescil ettirilerek gerçekleşen satışlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

h) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların tevsik zorunluluğu kapsamında olmayan yabancılar ve/veya Türkiye mukimi olmayan gerçek kişilerle yapacakları işlemlere ilişkin tahsilat ve ödemelerin (şu kadar ki, düzenlenecek faturalara söz konusu kişilerin pasaport numarasının yazılması ve bu bent kapsamında nakit tahsil edilen tutarların, tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar tarafından tahsilatı takip eden ilk iş günü sonuna kadar aracı finansal kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsikinin sağlanması zorunludur.),

aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 52 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2022/51 539 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı

23.07.2022 tarih ve 31901 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve yayım tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 539 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun Ek 1’inci maddesinde yer alan yetkiye istinaden uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının miktarları belirlenmiş olup söz konusu tebliğde yer alan düzenlemelerden öne çıkan hususlara aşağıda yer verilmiştir.

Tebliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;

“(1) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun Ek 1 inci maddesinde yer alan yetkiye istinaden uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının miktarlarını belirlemek bu Tebliğin amaç ve kapsamını teşkil etmektedir.”

hükmü yer almaktadır.

Tebliğin “Yasal mevzuat ve dayanak” başlıklı 2 nci maddesinde;

“ (1) 213 sayılı Vergi Usul Kanun’unun;

Ek 1 inci maddesinde; “Mükellef tarafından, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları ile 5.000 Türk lirasını aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının (359 uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza ve 370 inci maddenin (b) fıkrası kapsamında kendilerine ön tespite ilişkin yazı tebliğ edilen mükelleflere mezkur maddeye göre kesilen ceza hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda, vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin kanun hükümlerine yeterince nüfuz edememekten ya da 369 uncu maddede yazılı yanılmadan kaynaklandığının veya bu Kanun’un 116, 117 ve 118 inci maddelerinde yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunduğunun veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idare bu bölümde yer alan hükümler çerçevesinde mükellefler ile uzlaşabilir. Uzlaşma konusu verginin matrah farkları itibariyle bölünebildiği durumlarda uzlaşma sadece toplam matrah farkının bu bölümüne isabet eden vergi kısmı için de yapılabilir. Uzlaşmaya konu edilebilecek usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tespitinde cezayı gerektiren fiil bazında kesilecek toplam ceza tutarı dikkate alınır ve 5.000 Türk lirasını aşmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için Kanun’un 376 ncı maddesindeki indirim oranı %50 artırımlı olarak uygulanır…

Sürekli, geçici ve merkezi uzlaşma komisyonlarının teşkili, uzlaşmaya müracaat etmeye yetkili olanların belirlenmesi, uzlaşmanın şekli, uzlaşmaya konu edilebilecek vergi, resim ve harçların belirlenmesi, uzlaşma komisyonlarının yetkileri, uzlaşmanın yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.

Mükerrer 414 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Bu Kanunda yer alan maktu hadler ile asgari ve azami miktarları belirtilmiş olan para ile ödenecek ceza miktarları, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak bu Kanun uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan maktu had ve miktarların yüzde beşini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, bu suretle tespit edilen had ve miktarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye, nispi hadleri ise iki katına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye veya tekrar kanuni seviyesine getirmeye yetkilidir .”

hükümleri yer almaktadır.

Tebliğin “Uzlaşma komisyonlarının tarh edilen vergi ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin yetkisi ve yetkili uzlaşma komisyonlarının tespiti başlıklı 3 üncü maddesinde;

“(1) Uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri vergi miktarına ilişkin yetki sınırı bu Tebliğ ekinde yer alan listede (Ek 1) belirlenmiştir.

(2) Vergi dairesi/malmüdürlüğü uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan uzlaşma talepleri ilgili vergi dairesi başkanlığı/defterdarlık uzlaşma komisyonunca, bunların yetkisini aşan uzlaşma talepleri ise sırasıyla Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonunca incelenip sonuçlandırılacaktır.

(3) Uzlaşma görüşmesinin yapılacağı yetkili komisyon, vergi/ceza ihbarnamesindeki tarh edilen vergi miktarına göre belirlenecektir. Aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla tarhiyatın yapıldığı durumlarda yetkili komisyon en yüksek vergi miktarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre belirlenecektir. Uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer ihbarnamelerin de en yüksek vergi miktarını içeren ihbarname için belirlenen yetkili uzlaşma komisyonunda incelenmesi gerekmektedir.

(4) Kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulan hallerde ise cezanın hesaplanmasına esas teşkil eden vergi miktarı dikkate alınarak yetkili uzlaşma komisyonu belirlenecektir. Vergi miktarı hangi uzlaşma komisyonunun yetkisi içerisinde kalıyor ise vergi ziyaı cezası için yapılan uzlaşma talepleri de bu komisyonda görüşülecektir.

Yukarıdaki şekilde kesilen vergi ziyaı cezalarının birden fazla olması halinde ise yetki, cezanın hesaplanmasına esas teşkil eden en yüksek vergi miktarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre belirlenerek uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer ihbarnamelerle birlikte yetkili uzlaşma komisyonunda görüşülecektir.”

hükümleri yer almaktadır.

Tebliğin “Uzlaşma komisyonlarının usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin yetkisi ve yetkili uzlaşma komisyonlarının tespiti” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“(1) Uzlaşma komisyonlarının uzlaşma konusu yapabilecekleri usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin yetki sınırı bu Tebliğ ekinde yer alan listede (Ek 2) belirlenmiştir.

(2) Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için yapılan ve vergi dairesi/malmüdürlüğü uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan uzlaşma talepleri ilgili vergi dairesi başkanlığı/defterdarlık uzlaşma komisyonunca, bunların yetkisini aşan uzlaşma talepleri ise sırasıyla Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonunca incelenip sonuçlandırılacaktır.

(3) Uzlaşma kapsamına alınan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tutarı, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 414 üncü maddesi uyarınca, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanun’unun mükerrer 298 inci maddesine göre tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle belirlenecek olup belirlenen tutarlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete’de ilan edilecektir. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezasının uzlaşma kapsamına girip girmediğinin tespitinde vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinde geçerli olan 213 sayılı Kanun’un Ek 1 inci maddesindeki 5.000 Türk liralık (1/1/2022’den itibaren 6.800 Türk lirası) tutarın mezkur Kanun’un 414 üncü maddesi gereğince artırılmış bulunduğu tutar dikkate alınacaktır.

(4) Aynı yıl veya muhtelif yıllar için hem vergi tarhiyatının yapıldığı hem usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesildiği durumlarda uzlaşma görüşmesinin yapılacağı komisyon tarh edilen vergi miktarına göre belirlenecektir. Uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer vergi/ceza ihbarnamelerinin de en yüksek vergi miktarını (tarhiyatı) içeren vergi/ceza ihbarnamesi için belirlenen yetkili uzlaşma komisyonunda incelenmesi gerekmektedir.

(5) Vergi tarh edilmeksizin aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi durumunda, yetkili komisyon en yüksek ceza miktarını içeren vergi/ceza ihbarnamesine göre belirlenecektir. Uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından diğer ihbarnamelerin de en yüksek ceza miktarını içeren ihbarname için belirlenen yetkili uzlaşma komisyonunda incelenmesi gerekmektedir.

(6) Aynı yıl veya muhtelif yıllar için usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarıyla birlikte, kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulan hallerde ise yetkili uzlaşma komisyonunun tespiti için cezanın hesaplanmasına esas teşkil eden vergi miktarı dikkate alınacak ve vergi miktarı hangi uzlaşma komisyonunun yetkisinde kalıyor ise kesilen ceza/cezalar için yapılan talepler de uzlaşmada birliğin sağlanması bakımından aynı komisyonda görüşülecektir. ”

hükümleri yer almaktadır.

Tebliğin “Tebliğin yayımı tarihinden önce uzlaşma komisyonlarına intikal etmiş uzlaşma taleplerinin durumu” başlıklı geçici 1 inci maddesinde;

“(1) Bu Tebliğin yayımı tarihine kadar uzlaşma günü tayin edilmemiş uzlaşma talepleri hakkında da bu Tebliğ hükümleri uygulanacaktır. Ancak uzlaşma günü tayin edilmiş olup çeşitli nedenlerle uzlaşma günü ertelenmiş olan mükelleflerin uzlaşma talepleri ise uzlaşmayı erteleyen komisyon tarafından sonuçlandırılacaktır. ”

hükmüne yer verilmiştir.

539 Sıra No.lu Tebliğin ekinde yer alan 1 numaralı listede, mal müdürlüğü, vergi dairesi müdürlüğü, vergi dairesi başkanlıkları, defterdarlıklar bünyesinde kurulan uzlaşma komisyonları ile vergi daireleri koordinasyon uzlaşma komisyonları ve merkezi uzlaşma komisyonunun uzlaşmaya konu vergi miktarlarına ilişkin yetki sınırları belirlenmiştir.

Tebliğin ekinde yer alan 2 numaralı listede ise, mal müdürlüğü, vergi dairesi müdürlüğü, vergi dairesi başkanlıkları, defterdarlıklar bünyesinde kurulan uzlaşma komisyonları ile vergi daireleri koordinasyon uzlaşma komisyonları ve merkezi uzlaşma komisyonunun uzlaşmaya konu usulsüzlük ve özel usulsüzlük ceza miktarlarına ilişkin yetki sınırları belirlenmiştir.

Söz konusu Tebliğ’de vergi dairesi/malmüdürlüğü uzlaşma komisyonlarının yetkisini aşan vergi ve cezalara ilişkin uzlaşma talepleri ilgili vergi dairesi başkanlığı/defterdarlık uzlaşma komisyonunca, bunların yetkisini aşan vergi ve cezalara ilişkin uzlaşma taleplerinin ise sırasıyla Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu veya Merkezi Uzlaşma Komisyonunca incelenip sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.

Tebliğ’de belirtilen uzlaşmaya girecek komisyonların, vergi veya ceza ihbarnamesindeki tarh edilen vergi miktarına göre belirleneceği belirtilmiştir. Yetki sınırlarının belirlenmesinde ise Tebliğ’in ekinde yer verilen listelerde belirtilen tutarların dahil olduğu dip not olarak düşülmüştür.

Tebliğ’de ayrıca aşağıda yer verilen;

– Aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla tarhiyatın yapıldığı,

– Kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulması,

– Aynı yıl veya muhtelif yıllar için hem vergi tarhiyatının yapıldığı hem usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesildiği,

– Vergi tarh edilmeksizin aynı yıl veya muhtelif yıllar için birden fazla usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi ve

– Aynı yıl veya muhtelif yıllar için usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarıyla birlikte, kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile 213 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları için uzlaşma başvurusunda bulunulması,

durumlarında yetkili uzlaşma komisyonlarının nasıl belirleneceğine dair düzenlemeler yapılmıştır.

Yine söz konusu Tebliğ’de, uzlaşma kapsamına alınan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tutarının, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 414 üncü maddesi uyarınca, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanun’unun mükerrer 298 inci maddesine göre tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle belirleneceği ve yeniden belirlenen tutarların Hazine ve Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete’de ilan edileceği belirtilmiştir.

İlaveten, Tebliğin yayım tarihine kadar uzlaşma günü tayin edilmemiş uzlaşma talepleri hakkında Tebliğde yer alan düzenlemelerin uygulanacağı ancak uzlaşma günü tayin edilmiş olup çeşitli nedenlerle uzlaşma günü ertelenmiş olan mükelleflerin uzlaşma taleplerinin ise uzlaşmayı erteleyen komisyon tarafından sonuçlandırılacağı belirtilmiştir.

Söz konusu Tebliğ ektedir.

Bülten 2022- 51 Eki Tebliğ Eki Tablo

Bülten 2022- 51 Eki Tebliğ

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”