Bülten: 2019-03 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50. Maddesinde değişiklik

18.01.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “7161 No’lu Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25’inci maddesinde 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akdine tabi” olarak değiştirilmiştir.”

Bu madde değişikliği ile işten çıkış tarihinden önceki 120 gün içinde aşağıdaki durumlarda dahi eksik günü olanlar diğer şartları da sağlamış olmaları durumunda işsizlik ödeneği almaya hak kazanılabilecektir.

  • Devamsızlık
  • Ücretsiz izin
  • İşten çıkış tarihinde çalışmama
  • Kısmi süreli çalışma
  • İstirahat

Böylelikle yapılan yeni düzenleme işten çıkış tarihinden önce 120 gün için prim ödenmesi şartı ortadan kaldırılarak sigortalı olarak bildirilmiş olma yeterliliği getirilmiştir.

İşsizlik ödeneği alabilmenin diğer şartları:

  1. Son 3 yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şartı ile;
  • 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
  • 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
  • 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

Süre ile işsizlik ödeneği ödenecektir.

  1. SGK işten çıkış kodu;
    • 04-Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi
    • 05-Belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi
    • 12-Askerlik
    • 15-Toplu işçi çıkarma
    • 17-İşyerinin kapanması
    • 18-İşin sona ermesi
    • 23-İşçi tarafından zorunlu nedenle fesih
    • 24-İşçi tarafından sağlık nedeniyle fesih
    • 25-İşçi tarafından işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih
    • 27-İşveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih
    • 28-İşveren tarafından sağlık nedeni ile fesih
    • 31-Borçlar Kanunu, Sendikalar Kanunu, Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında kendi istek ve kusuru dışında fesih
    • 32-4046 sayılı Kanunun 21. maddesine göre özelleştirme nedeni ile fesih
    • 33-Gazeteci tarafından sözleşmenin feshi
    • 34– İşyerinin devri, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle fesih
    • 40-696 KHK ile kamu işçiliğine geçilememesi sebebiyle çıkış

Kodlarından biri ile işten çıkış yapılması durumunda işsizlik ödeneği almaya hak kazanılmaktadır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Şirketlerin ‘Elektronik Tebligat Adresi’ almak için PTT’ye başvurmalarına gerek yokmuş

6 Aralık 2018 tarihli ve 30617 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Elektronik Tebligat Yönetmeliği ile, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler tarafından Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) vasıtasıyla elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş ve söz konusu düzenleme ile; Anonim Şirketler, Limited Şirketler, Kollektif Şirketler ve Komandit Şirketlere 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında yapılacak tebligatların elektronik ortamda yapılması zorunlu hale getirilmişti.

Ayrıca; 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, kanunla kurulanlar da dâhil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri (Dernekler, vakıflar, kooperatifler), noterler, baro levhasına yazılı avukatlar, sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları,   adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim de kapsama dahil edilmişti.

Yapılan düzenlemeye göre Elektronik Tebligat Kanunu uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden yürütülecek olup Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alacak.

Diğer taraftan kendilerine elektronik tebligat alma zorunluluğu getirilen şirketlerin, elektronik tebligat adresi almak üzere 31 Ocak 2019 tarihine kadar PTT’ye başvurmaları gerekmekteydi. Başvuruya, Şirket MERSİS’e kayıtlı ise MERSİS numarası ve sistem bilgilerinin, MERSİS’e kayıtlı değilse tabi oldukları sistem bilgilerinin de eklenmesi zorunlu bulunmaktaydı.

PTT’nin de başvurunun yapıldığı tarihten itibaren 1 ay içinde elektronik tebligat adresini, Şirketin sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturması ve UETS’ye kaydetmesi, daha sonra ise adres sahibi Şirkete göndermesi gerekiyordu.

PTT kendisine yapılan yoğun başvuruların üstesinden gelememiş olsa gerek, elektronik tebligat adresi alınmasıyla ilgili 17.01.2017 tarihinde internet üzerinden aşağıdaki gibi bir duyuru yaptı.

PTT’DEN ULUSAL ELEKTRONİK TEBLİGAT SİSTEMİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

15 Mart 2018 tarih ve 30361 Sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 7101 Sayılı ” İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 7/A maddesi değiştirilmiş olup Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi adıyla yeni bir uygulama devreye alınmıştır.

PTT A.Ş. tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi Projesi 1 Ocak 2019 tarihi itibarıyla devreye alınmıştır.  Kanun kapsamında adres oluşturulması için gerekli bilgiler;

  • İlgili kamu kurum veya kuruluşundan,
  • Mahallî idareler bakımından İçişleri Bakanlığından,
  • İlgili kamu iktisadi teşebbüsünden,
  • İlgili kamuya ait ortaklıktan,
  • Şirketler ve kooperatifler bakımından Gümrük ve Ticaret Bakanlığından,
  • İlgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu veya üst kuruluşundan,
  • Türkiye Noterler Birliğinden,
  • Türkiye Barolar Birliğinden,       

İstenmiş olup adreslerin oluşturulması yine aynı kanal üzerinden sağlanacaktır. Bu doğrultuda mevcut kanun ve yönetmelik gereği  ticari tüzel kişiliklerin bilgileri de Ticaret Bakanlığı’ndan talep edilmiş olup, gelen bilgiler doğrultusunda E-Tebligat adresleri PTT A.Ş. tarafından toplu olarak açılacak ve Bakanlık tarafından hesaplarla ilgili duyuru yapılmasına müteakip,  hesap sahiplerince E-Tebligat hesaplarının aktif hale getirilmesi ile tebligat iletileri söz konusu adreslere iletilmeye başlanacaktır.

Hesaplar aktif olmadan tebligat adreslerine gönderim yapılmayacaktır. Ticari şirketlerin bu kapsamda Bakanlıkça yapılacak duyuruyu beklemesi gerekmektedir.

Sosyal medya ve bazı yayın organlarında belirtildiği gibi 31 Ocak 2019’a kadar tebligat hesaplarının açtırılması zorunluluğu bulunmamaktadır.  Söz konusu hesaplar Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi tarafından toplu olarak oluşturulacak olup herhangi bir PTT Merkezi veya Şubelerine başvuru yapılmasına gerek yoktur. Bu nedenle 31 Ocak’a  kadar PTT Merkez ve gişelerinden hesapların açılması gerektiğine dair duyum ve yönlendirmelere itibar edilmemelidir.

Elektronik Tebligat Adresleri adres sahiplerince aktif edilene kadar, tebligat elektronik yolla değil PTT A.Ş. tarafından fiziksel yolla sahiplerine iletilmeye devam edecektir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun ek 2. Maddesine göre PTT’nin, elektronik tebligat sisteminin yürütülmesi için gerekli bilgi ve belgeleri ilgili kurum, kuruluş veya birliklerden isteme yetkisi, ilgili kurum, kuruluş veya birliklerin de, talep edilen bilgi ve belgeleri PTT’ye göndermeleri zorunlulukları bulunmaktadır.

Gelinen noktada, PTT’de tek tek başvurularla uğraşmak yerine yetkisini kullanarak, Ticaret Bakanlığı’ndan şirketlerle ilgili olarak gerekli bilgileri isteme, gelen bilgilere göre şirketlerin elektronik tebligat adreslerini oluşturduktan sonra yine Ticaret Bakanlığı ve ilgili kuruluşları vasıtasıyla şirketlere ulaştırma yolunu seçmiş oldu. Buna göre PTT, Ticaret Bakanlığı’ndan toplu alacağı bilgilere istinaden şirketlerin tebligat adreslerini oluşturacak ve akabinde Bakanlık veya ilgili kuruluşları vasıtasıyla oluşturulan adreslerini şirketlere gönderecek.

Mevcut durum itibariyle şirketlerin elektronik tebligat adresi almak için PTT’ye başvurmalarına gerek bulunmamakta olup, PTT’nin yaptığı bu duyuru sonrası elektronik tebligat adresinin geç verilmesinden artık şirketlerin sorumlu tutulması mümkün görünmemektedir. 17 Ocak 2019


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-02 Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Bireysel Emeklilik Sistemi ile ilgili 27.12.2018 tarih ve 30638 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikte önemli değişiklik yapılmıştır.

Sisteme dahil edilirken çalışan sayısının belirlenmesinde, birden fazla işyeri olan işverenler için bütün işyerlerindeki çalışanların toplamı esas alınmaktadır.

Son değişiklik ile işverenlerden, çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına dahil etmesi gerektiği tarihte dahil etmeyenler, bu yönetmeliğin yayımlandığı 27.12.2018 tarihten itibaren 2 aylık süre içerisinde yapılması gereken tüm kesintiler yaparak emeklilik şirketine nakden intikal ettirdiği tarih itibari ile emeklilik planına dahil edilmiş ve bu işlemi tesis eden işverenler, çalışanlarını süresi içerisinde emeklilik planına dahil etme yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılacaktır.

Burada dikkat edilecek husus çalışanların emeklilik planına dahil edilmesi gerektiği tarih itibari ile yaşlarının kontrol edilmesi ve ilgili tarihte 45 yaşını doldurmamış olması gerekmektedir.

 

Yönetmelik ile getirilen yeni bir uygulama ise çalışanların emeklilik planına yeniden dahil edilmesi. Bu madde kapsamında da daha önce emeklilik sistemine dahil edilmiş ancak, CAYMA veya AYRILMA hakkını kullanmış olan çalışanlar, 3 yıl içerisinde bir defalığına otomatik olarak emeklilik planına tekrar dahil edilecektir. Bu madde hükmü ile tekrar emeklilik planına dahil edilecek çalışanların 45 yaşını doldurup doldurmadıkları tespitinde ise 01.01.2017 tarihi esas alınacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Geç gelen faturada yer alan KDV’nin indirim sorununun çözümü 1 yıl gecikecek gibi

Fatura, çeşitli nedenlerle kimi zaman süresinde düzenlenmemekte kimi zaman da süresinde düzenlenmiş olmasına rağmen alıcıya olması gereken zamanda iletilememektedir.

Diğer taraftan muhasebenin ve vergilemenin temel payandalarından bir tanesi de dönemsellik kavramı olup, birçok ekonomik veri ve en önemlisi de vergi hesaplamaları dönemsellik ilkesi esas alınarak belirlenmektedir.

O sebeple de özellikle hesap döneminin sona ermesinden ve son döneme ilişkin beyan ve bildirimlerin verilme süresinden sonra karşı tarafa ulaştırılan faturalar, alıcı açıcından ciddi sorun haline gelmektedir. En büyük sorun da KDV açısından ortaya çıkmaktadır, çünkü son dönemin KDV beyannamesi takip eden ayın 23. günü akşamına kadar verilmek zorunda iken, geçici vergi yahut gelir/kurumlar vergisi açısından bu süre daha uzun olmaktadır.

Örneğin vergilendirme dönemi takvim yılı olan işletmelerde, 2017 yılına ait faturanın 2018 yılının Ocak ayının 23. Günü akşamına (bitimine) kadar gelmesi halinde sorun bertaraf edilebilir, ancak fatura 24/01/2018-25/04/2018 tarihleri arasında gelirse, KDV dahil tutar 2017 yılı kurum beyanında indirim konusu yapılarak, 2018 yılında da “681” hesaba kaydedilip, 2018 yılı için KKEG olarak dikkate alınabilir. Ancak bu durumda faturada yer alan KDV indirim konusu yapılamaz/idi ((KDV yönünden 01 Ocak 2019 tarihinden önceki mevzuata göre).

Bu sorunun çözümü amacıyla 7104 sayılı Yasa ile KDV Kanununda yapılan düzenleme ile, alış vesikalarında gösterilen KDV tutarının yasal defterlere kaydedilmiş olması şartıyla vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılını takip eden takvim yılının sonuna kadar indirebilmesine imkan tanındı. Bu amaçla, Katma Değer Vergisi Kanununun ‘Vergi İndirimi’ başlıklı 29’uncu maddenin 3’üncü fıkrasında yer alan İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” ibaresi, “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” şeklinde değiştirildi ve bu değişiklik 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.

Böylelikle, özellikle dönem sonlarında faturanın geç gelmesi gibi sebeplerle yıl aşımından kaynaklanan KDV indirim hakkı kayıplarının önüne geçilmiş olundu.

Ancak bu defa 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren bu değişiklik, “01.01.2019 tarihinden sonra düzenlenen belgeler için mi geçerli olacak?” yoksa “01.01.2019 tarihinden sonra yapılan kayıtlar için mi geçerli olacak?” sorusunu/sorununu akla getirdi. Daha açık anlatımla, “2018 tarihli belgede yer alan KDV, 2019 yılında indirim konusu yapılabilecek mi?” yoksa, “bu düzenleme 2019 tarihli olup 2020 tarihinde kayda geçen belgeler için mi geçerli olacak?”

Henüz bu sorunun cevabı belirsizliğini korumakta olup Hazine ve Maliye Bakanlığının bu sorunun cevabını içerir düzenleme yapması beklenmelidir.

Bakanlığın bu tür gri konulara hazineci yaklaşımla baktığı dikkate alındığında, yapılan düzenlemenin 01.01.2019 ve sonraki tarihli olup 01.01.2020 tarihinden sonra kayda geçecek belgeler için geçerli olacağı yönünde görüş beyan etmesi yüksek ihtimaldir. Diğer bir anlatımla, Bakanlığın görüşünün 2018 tarihli belgelerde yer alan KDV’nin 2019 kayıtlarında indiriminin kabul edilmeyeceği yönünde olması beklenmektedir.

Öyle olunca da geç gelen faturada yer alan KDV’nin indirimin sorununun çözümü de bir yıl gecikecek gibi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergi İnceleme Süreleri Yeniden Belirlendi, KDV İadesi İncelemesinde Süre 3 Ay Oldu

Mevcut vergi kanunlarına göre vergilendirilmesi gereken bir olay her ne sebeple olursa olsun maliyenin gözünden kaçtığında belirli bir süre sonra bu komu zamanaşımına uğramakta ve bu olay üzerinden vergi alma hakkı ortadan kalkmaktadır.

Zamanaşımı olarak tanımlanan bu süre, olayın meydana geldiği yıldan itibaren beşinci yılın sonunda dolmaktadır.

Bu amaçla yasal defter ve belgelerin takip eden beş dönem boyunca muhafaza edilmesi ve her an istenildiğinde (15 gün içerisinde) ilgili birime ibraz edilmesi de yasal zorunluluk, yükümlülüktür.

Eskiden inceleme elemanları herhangi bir sebeple inceleme için teslim aldıkları yasal defter ve belgeleri zamanaşımı süresi içerisinde tutabilmekte, incelemeyi zamanaşımı süresi içerisine yayabilmekte ve hatta bazen zamanaşımı dolmazdan evvel matrah türleri itibariyle takdir komisyonlarına müracaat ederek incelemenin çok daha uzun sürmesine sebep olmaktaydılar.

Mükellef odaklı yaklaşım ve mükellef hakları gereği yapılan yasal düzenlemeler sonrasında mükelleflerin bir kısım hakları yasal zemine oturtuldu. Bunlardan bir tanesi de başlanılan incelemenin belirli bir sürede bitirilmesi zorunluğu idi.

7104 sayılı Kanunun 19’uncu maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi değiştirilmek suretiyle vergi inceleme süreleri yeniden belirlendi ve farklı olarak KDV İade incelemelerinde süre 3 ay ile sınırlandırıldı.

Buna göre göre incelemeye başlanıldığı tarihten itibaren;

  • Tam incelemenin 1 yıl,
  • Sınırlı incelemenin 6 ay,
  • Katma değer vergisi iade incelemelerinin ise  3 ay

içinde incelemenin bitirilmesi esastır.

Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde;

  • Tam inceleme için en fazla 6 ay,
  • Sınırlı inceleme için en fazla 6 ay,
  • Katma değer vergisi iade incelemesi için ise en fazla 2 ay

ek süre alınabilmektedir.

Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedeninin yazılı olarak mükellefe bildirilmesi gerekmektedir.

Bu düzenlemeler 01.01.2019 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin yapılacak incelmelerde uygulanmak üzere 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Ve İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Üretilen Oyun Yazılımlarının Teslimi KDV’den İstisna Tutulmuştur

7104 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun Geçici 20 nci maddesinde yapılan değişiklikle, teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunanların, bu bölgelerde ürettikleri oyun yazılımlarının teslimi KDV’den istisna edilmiştir.

Ayrıca, yine bu madde ile KDV’den istisna edilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimine imkan tanınmıştır.

Yapılan yasal düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler İçin KDV’nin Ödeme Süresinin Uzatılması Hususunda Hazine Ve Maliye Bakanlığına Yetki Verilmiştir

7104 sayılı Kanunun 13’üncü maddesiyle Katma Değer Vergisi Kanunu’nun  “Verginin ödenmesi” başlıklı 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle Hazine  ve Maliye Bakanlığına, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ödemeleri gereken verginin ödeme zamanını, beyannamenin verildiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar uzatma yetkisi verilmiştir.

Yeni sistemin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmesi beklenmektedir.

Yapılan yasal düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Hasılat Esaslı Vergileme Sistemi

7104 sayılı Kanunun 12’nci maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen 38’inci maddeyle hasılat esaslı KDV sistemi getirilmiştir.

Buna sisteme göre;

Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamındaki gelir vergisi mükelleflerince ödenmesi gereken katma değer vergisi, indirilecek katma değer vergisi ile ilişkilendirilmeksizin, alıcılardan tahsil edilen katma değer vergisi dahil toplam hasılata sektör bazında belirlenen oranın uygulanması suretiyle hesaplanacaktır.

Bu mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisini ve hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre beyan ederek ödedikleri katma değer vergisini kazancın tespitinde işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet, yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları katma değer vergisini kazancın tespitinde gelir olarak dikkate alacaktır.

Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen sektörler ve meslek grupları kapsamında yer almak kaydıyla mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine, ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen mükelleflerden tercih edenlerin bu sisteme geçebilecek ve sisteme geçenler en az 2 yıl süreyle bu sistemde kalacaklardır.

Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinden, yıllık iş hacimleri ikinci sınıf tüccarlar için belirlenen ilgili haddin iki katına kadar olanları hasılat esaslı vergilendirme usulü kapsamına alma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.

Yeni sistemin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmesi beklenmektedir.

Yapılan yasal düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Doğrudan İhracat Yapan İmalatçılara, İhracat Bedelinin Belli Bir Oranı Kadar KDV’yi İade Alabilmesi İmkânı Getirilmiştir

7104 sayılı Kanunun 10’uncu maddesiyle 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 32’nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan ibare değişikliğiyle imal ettikleri malları bizzat ihraç eden imalatçılara, yüklenilen katma değer vergisi yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırabilme hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

Bu suretle Hazine ve Maliye Bakanlığının bu yetkisini kullanacağı sektörlerde faaliyet gösteren imalatçı mükellefler, doğrudan ihracat işlemleriyle ilgili olarak yüklendikleri katma değer vergisini hesaplamak zorunda kalmayacaklar. Nitekim mükelleflerin belge bazlı yüklenilen KDV listesini hem iş yükünü artırmakta ve zaman kaybına sebep olmaktaydı.

Yapılan düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İade Hakkı Doğuran İşlemler Nedeniyle Yüklenilen Ve İndirim Yoluyla Giderilemeyen Katma Değer Vergisinin İadesinin Talep Edilebileceği Süre 2 Yılla Sınırlandırılmıştır

7104 sayılı Kanunun 10’uncu maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “İstisna Edilmiş İşlemlerde İndirim” 32 nci maddesinin birinci fıkrasına “indirilemeyen Katma Değer Vergisi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla” ibaresi eklenmiş, bu suretle ibareyle iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin iadesinin talep edilebileceği süre, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonu olarak belirlenmiş, iade talep etme hakkı 2 yıl olarak sınırlandırılmıştır.

Yapılan düzenleme 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”