Bülten: 2019-02 Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Bireysel Emeklilik Sistemi ile ilgili 27.12.2018 tarih ve 30638 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikte önemli değişiklik yapılmıştır.

Sisteme dahil edilirken çalışan sayısının belirlenmesinde, birden fazla işyeri olan işverenler için bütün işyerlerindeki çalışanların toplamı esas alınmaktadır.

Son değişiklik ile işverenlerden, çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına dahil etmesi gerektiği tarihte dahil etmeyenler, bu yönetmeliğin yayımlandığı 27.12.2018 tarihten itibaren 2 aylık süre içerisinde yapılması gereken tüm kesintiler yaparak emeklilik şirketine nakden intikal ettirdiği tarih itibari ile emeklilik planına dahil edilmiş ve bu işlemi tesis eden işverenler, çalışanlarını süresi içerisinde emeklilik planına dahil etme yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılacaktır.

Burada dikkat edilecek husus çalışanların emeklilik planına dahil edilmesi gerektiği tarih itibari ile yaşlarının kontrol edilmesi ve ilgili tarihte 45 yaşını doldurmamış olması gerekmektedir.

 

Yönetmelik ile getirilen yeni bir uygulama ise çalışanların emeklilik planına yeniden dahil edilmesi. Bu madde kapsamında da daha önce emeklilik sistemine dahil edilmiş ancak, CAYMA veya AYRILMA hakkını kullanmış olan çalışanlar, 3 yıl içerisinde bir defalığına otomatik olarak emeklilik planına tekrar dahil edilecektir. Bu madde hükmü ile tekrar emeklilik planına dahil edilecek çalışanların 45 yaşını doldurup doldurmadıkları tespitinde ise 01.01.2017 tarihi esas alınacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Geç gelen faturada yer alan KDV’nin indirim sorununun çözümü 1 yıl gecikecek gibi

Fatura, çeşitli nedenlerle kimi zaman süresinde düzenlenmemekte kimi zaman da süresinde düzenlenmiş olmasına rağmen alıcıya olması gereken zamanda iletilememektedir.

Diğer taraftan muhasebenin ve vergilemenin temel payandalarından bir tanesi de dönemsellik kavramı olup, birçok ekonomik veri ve en önemlisi de vergi hesaplamaları dönemsellik ilkesi esas alınarak belirlenmektedir.

O sebeple de özellikle hesap döneminin sona ermesinden ve son döneme ilişkin beyan ve bildirimlerin verilme süresinden sonra karşı tarafa ulaştırılan faturalar, alıcı açıcından ciddi sorun haline gelmektedir. En büyük sorun da KDV açısından ortaya çıkmaktadır, çünkü son dönemin KDV beyannamesi takip eden ayın 23. günü akşamına kadar verilmek zorunda iken, geçici vergi yahut gelir/kurumlar vergisi açısından bu süre daha uzun olmaktadır.

Örneğin vergilendirme dönemi takvim yılı olan işletmelerde, 2017 yılına ait faturanın 2018 yılının Ocak ayının 23. Günü akşamına (bitimine) kadar gelmesi halinde sorun bertaraf edilebilir, ancak fatura 24/01/2018-25/04/2018 tarihleri arasında gelirse, KDV dahil tutar 2017 yılı kurum beyanında indirim konusu yapılarak, 2018 yılında da “681” hesaba kaydedilip, 2018 yılı için KKEG olarak dikkate alınabilir. Ancak bu durumda faturada yer alan KDV indirim konusu yapılamaz/idi ((KDV yönünden 01 Ocak 2019 tarihinden önceki mevzuata göre).

Bu sorunun çözümü amacıyla 7104 sayılı Yasa ile KDV Kanununda yapılan düzenleme ile, alış vesikalarında gösterilen KDV tutarının yasal defterlere kaydedilmiş olması şartıyla vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılını takip eden takvim yılının sonuna kadar indirebilmesine imkan tanındı. Bu amaçla, Katma Değer Vergisi Kanununun ‘Vergi İndirimi’ başlıklı 29’uncu maddenin 3’üncü fıkrasında yer alan İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” ibaresi, “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.” şeklinde değiştirildi ve bu değişiklik 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.

Böylelikle, özellikle dönem sonlarında faturanın geç gelmesi gibi sebeplerle yıl aşımından kaynaklanan KDV indirim hakkı kayıplarının önüne geçilmiş olundu.

Ancak bu defa 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren bu değişiklik, “01.01.2019 tarihinden sonra düzenlenen belgeler için mi geçerli olacak?” yoksa “01.01.2019 tarihinden sonra yapılan kayıtlar için mi geçerli olacak?” sorusunu/sorununu akla getirdi. Daha açık anlatımla, “2018 tarihli belgede yer alan KDV, 2019 yılında indirim konusu yapılabilecek mi?” yoksa, “bu düzenleme 2019 tarihli olup 2020 tarihinde kayda geçen belgeler için mi geçerli olacak?”

Henüz bu sorunun cevabı belirsizliğini korumakta olup Hazine ve Maliye Bakanlığının bu sorunun cevabını içerir düzenleme yapması beklenmelidir.

Bakanlığın bu tür gri konulara hazineci yaklaşımla baktığı dikkate alındığında, yapılan düzenlemenin 01.01.2019 ve sonraki tarihli olup 01.01.2020 tarihinden sonra kayda geçecek belgeler için geçerli olacağı yönünde görüş beyan etmesi yüksek ihtimaldir. Diğer bir anlatımla, Bakanlığın görüşünün 2018 tarihli belgelerde yer alan KDV’nin 2019 kayıtlarında indiriminin kabul edilmeyeceği yönünde olması beklenmektedir.

Öyle olunca da geç gelen faturada yer alan KDV’nin indirimin sorununun çözümü de bir yıl gecikecek gibi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergi İnceleme Süreleri Yeniden Belirlendi, KDV İadesi İncelemesinde Süre 3 Ay Oldu

Mevcut vergi kanunlarına göre vergilendirilmesi gereken bir olay her ne sebeple olursa olsun maliyenin gözünden kaçtığında belirli bir süre sonra bu komu zamanaşımına uğramakta ve bu olay üzerinden vergi alma hakkı ortadan kalkmaktadır.

Zamanaşımı olarak tanımlanan bu süre, olayın meydana geldiği yıldan itibaren beşinci yılın sonunda dolmaktadır.

Bu amaçla yasal defter ve belgelerin takip eden beş dönem boyunca muhafaza edilmesi ve her an istenildiğinde (15 gün içerisinde) ilgili birime ibraz edilmesi de yasal zorunluluk, yükümlülüktür.

Eskiden inceleme elemanları herhangi bir sebeple inceleme için teslim aldıkları yasal defter ve belgeleri zamanaşımı süresi içerisinde tutabilmekte, incelemeyi zamanaşımı süresi içerisine yayabilmekte ve hatta bazen zamanaşımı dolmazdan evvel matrah türleri itibariyle takdir komisyonlarına müracaat ederek incelemenin çok daha uzun sürmesine sebep olmaktaydılar.

Mükellef odaklı yaklaşım ve mükellef hakları gereği yapılan yasal düzenlemeler sonrasında mükelleflerin bir kısım hakları yasal zemine oturtuldu. Bunlardan bir tanesi de başlanılan incelemenin belirli bir sürede bitirilmesi zorunluğu idi.

7104 sayılı Kanunun 19’uncu maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi değiştirilmek suretiyle vergi inceleme süreleri yeniden belirlendi ve farklı olarak KDV İade incelemelerinde süre 3 ay ile sınırlandırıldı.

Buna göre göre incelemeye başlanıldığı tarihten itibaren;

  • Tam incelemenin 1 yıl,
  • Sınırlı incelemenin 6 ay,
  • Katma değer vergisi iade incelemelerinin ise  3 ay

içinde incelemenin bitirilmesi esastır.

Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde;

  • Tam inceleme için en fazla 6 ay,
  • Sınırlı inceleme için en fazla 6 ay,
  • Katma değer vergisi iade incelemesi için ise en fazla 2 ay

ek süre alınabilmektedir.

Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedeninin yazılı olarak mükellefe bildirilmesi gerekmektedir.

Bu düzenlemeler 01.01.2019 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin yapılacak incelmelerde uygulanmak üzere 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Ve İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Üretilen Oyun Yazılımlarının Teslimi KDV’den İstisna Tutulmuştur

7104 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun Geçici 20 nci maddesinde yapılan değişiklikle, teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunanların, bu bölgelerde ürettikleri oyun yazılımlarının teslimi KDV’den istisna edilmiştir.

Ayrıca, yine bu madde ile KDV’den istisna edilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimine imkan tanınmıştır.

Yapılan yasal düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler İçin KDV’nin Ödeme Süresinin Uzatılması Hususunda Hazine Ve Maliye Bakanlığına Yetki Verilmiştir

7104 sayılı Kanunun 13’üncü maddesiyle Katma Değer Vergisi Kanunu’nun  “Verginin ödenmesi” başlıklı 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle Hazine  ve Maliye Bakanlığına, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ödemeleri gereken verginin ödeme zamanını, beyannamenin verildiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar uzatma yetkisi verilmiştir.

Yeni sistemin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmesi beklenmektedir.

Yapılan yasal düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Hasılat Esaslı Vergileme Sistemi

7104 sayılı Kanunun 12’nci maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen 38’inci maddeyle hasılat esaslı KDV sistemi getirilmiştir.

Buna sisteme göre;

Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamındaki gelir vergisi mükelleflerince ödenmesi gereken katma değer vergisi, indirilecek katma değer vergisi ile ilişkilendirilmeksizin, alıcılardan tahsil edilen katma değer vergisi dahil toplam hasılata sektör bazında belirlenen oranın uygulanması suretiyle hesaplanacaktır.

Bu mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisini ve hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre beyan ederek ödedikleri katma değer vergisini kazancın tespitinde işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet, yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları katma değer vergisini kazancın tespitinde gelir olarak dikkate alacaktır.

Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen sektörler ve meslek grupları kapsamında yer almak kaydıyla mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine, ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen mükelleflerden tercih edenlerin bu sisteme geçebilecek ve sisteme geçenler en az 2 yıl süreyle bu sistemde kalacaklardır.

Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinden, yıllık iş hacimleri ikinci sınıf tüccarlar için belirlenen ilgili haddin iki katına kadar olanları hasılat esaslı vergilendirme usulü kapsamına alma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.

Yeni sistemin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmesi beklenmektedir.

Yapılan yasal düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Doğrudan İhracat Yapan İmalatçılara, İhracat Bedelinin Belli Bir Oranı Kadar KDV’yi İade Alabilmesi İmkânı Getirilmiştir

7104 sayılı Kanunun 10’uncu maddesiyle 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 32’nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan ibare değişikliğiyle imal ettikleri malları bizzat ihraç eden imalatçılara, yüklenilen katma değer vergisi yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırabilme hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

Bu suretle Hazine ve Maliye Bakanlığının bu yetkisini kullanacağı sektörlerde faaliyet gösteren imalatçı mükellefler, doğrudan ihracat işlemleriyle ilgili olarak yüklendikleri katma değer vergisini hesaplamak zorunda kalmayacaklar. Nitekim mükelleflerin belge bazlı yüklenilen KDV listesini hem iş yükünü artırmakta ve zaman kaybına sebep olmaktaydı.

Yapılan düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İade Hakkı Doğuran İşlemler Nedeniyle Yüklenilen Ve İndirim Yoluyla Giderilemeyen Katma Değer Vergisinin İadesinin Talep Edilebileceği Süre 2 Yılla Sınırlandırılmıştır

7104 sayılı Kanunun 10’uncu maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “İstisna Edilmiş İşlemlerde İndirim” 32 nci maddesinin birinci fıkrasına “indirilemeyen Katma Değer Vergisi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla” ibaresi eklenmiş, bu suretle ibareyle iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin iadesinin talep edilebileceği süre, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonu olarak belirlenmiş, iade talep etme hakkı 2 yıl olarak sınırlandırılmıştır.

Yapılan düzenleme 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kısmi İstisna Kapsamında Olan Bazı Teslim Ve Hizmetler Nedeniyle Yüklenilen Katma Değer Vergisinin İndirimine İmkan Sağlanmıştır

 

7104 sayılı Kanunun 9’uncu maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve  (c) bentlerine eklenen ibarelerle, (d) bendi değiştirilmek suretiyle ve fıkraya (e) bendi ilave edilmek suretiyle kısmi istisna kapsamında olan bazı teslim ve hizmetler nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin indirimine imkan tanınmıştır.

Bu teslim ve hizmetler aşağıda sıralanmıştır;

– Özel okul, üniversite ve yüksekokullar tarafından verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri,

– Öğrenci yurtları tarafından verilen bedelsiz yurt hizmetleri,

– Kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları,

– 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları,

– Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan demek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi,

– Yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilik ve konsoloslukları ile yabancı hayır ve yardım kurumlarına, 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapacakları teslim ve hizmetlere ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler,

– Tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine münhasır olmak üzere, bu projelendirmelerden yararlananlara verilen mimarlık hizmetleri ile projelerin uygulanması kapsamında yapılacak teslimler,

– Serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri,

– Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri,

Yukarıda sayılan teslim ve hizmetler nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin indirimine imkan sağlayan bu düzenleme 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Değersiz Hale Gelen Alacaklara İlişkin Hesaplanan Ve Beyan Edilen Katma Değer Vergisinin İndirimine İmkan Tanınmıştır

 

Vergi Usul Kanunu’nun 322’inci maddesine göre kazai bir hükme ya da kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaklardır. Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

Konkordato anlaşması, alacaktan vazgeçildiğine ilişkin mahkeme tutanakları (hem alacaklının hem de borçlunun beyanı şart), mahkeme tarafından verilen gaiplik kararları (gaiplik kararında herhangi bir malvarlığının bulunmadığı ayrıca bildirilmeli), mahkeme huzurunda yapılan sulh anlaşmaları (mahkeme huzurunda yapılmazsa vazgeçilen alacak olur) gibi durumlar alacağın değersiz hale geldiğine ilişkin kanaat verici vesikaya örnek olarak verilebilir.

Değersiz alacaklar bu hale girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet değeri üzerinden (değersiz hale geldiği yılda) zarara aktarılırlar. Bilanço esasına tabi olan mükellefler değersiz hale gelen alacaklarını mukayyet kıymetleriyle zarara geçirerek yok ederler. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler de değersiz alacak kapsamına giren alacaklarını, gider kaydetmek suretiyle yok ederler.

Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmayan ve hatır senetlerinden doğan alacakların değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmesi ve zarara geçilmesi mümkün değildir, ilaveten serbest meslek erbabı için tahsilat esası geçerli olduğundan tahakkuk etmeyen (gelir yazılmammış) alacak için gider kaydı yapılamaz.

Konuya ilişkin olarak 7104 Sayılı Yasa ile KDV Kanununun 29/4. maddesinde 01 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere değişiklik yapılmış; Vergi Usul Kanunu’nun 322. maddesine göre değersiz alacaklara ilişkin hesaplanan ve satıcı tarafından beyan edilen KDV’nin, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılmasına imkan tanınmıştır

Ancak VUK 323. madde kapsamında şüpheli alacaklar karşılığı ayrılmak suretiyle daha önce gider hesaplarına dahil edilmiş KDV mevcut ise; bu tutarın, değersiz alacağın KDV’sinin indirim konusu yapılacağı dönemde gelir hesaplarına dahil edilmesi gerekecektir.

Diğer taraftan satıcı nezdinde değersiz alacak haline gelen bu alacağın KDV’si satıcıya ödenmemiş olması halinde, alıcı (borçlu) nezdinde indirim KDV olarak dikkate alınamayacaktır (KDVK 30/2).


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”