ÖZELGE ÖTVK 2019-8 Engelliden engelliye bedelsiz olarak yapılan araç devrinde ÖTV ve VİV’in durumu hakkında

T.C.

KARABÜK VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

Sayı : 35831311-135-E.18158 16.10.2018
Konu : Engelliden engelliye bedelsiz olarak yapılan araç devrinde ÖTV ve VİV’in durumu hk.  
İlgi : 05/10/2017 tarih ve 1502968 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun malul ve engellilerin taşıt alımında istisna uygulamasını düzenleyen (7/2-a) maddesi hükmünden faydalanarak ilk iktisabını yaptığınız … plakalı aracı, %90 oranında engelli olan babanıza devretmeniz halinde, karşılaşabileceğiniz vergi yükümlülükleri hakkında Defterdarlığımız görüşünün bildirilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.

A- 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu Uygulaması

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (15/2-a) maddesinde, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan, veraset yoluyla intikaller hariç ilk iktisabında istisna uygulananların istisnadan yararlananlar dışındakilerce iktisabında, ilk iktisabındaki matrah esas alınarak adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, kayıt ve tescili tarihinde geçerli olan oran üzerinden, bu tarihte ÖTV alınacağı; ancak Kanunun 7 nci maddesinin (2) ve (8) numaralı bentleri çerçevesinde istisnadan yararlananların bu istisnadan yararlanarak iktisap ettikleri kayıt ve tescile tabi malları beş yıldan fazla kullanarak elden çıkarmaları durumunda bu hükmün uygulanmayacağı hükme bağlanmış olup, söz konusu düzenlemenin uygulama usul ve esaslarına ilişkin açıklamalara, Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (IV/G) bölümlerinde yer verilmiştir.

Bu kapsamda, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi taşıtlardan ilk iktisabı, Kanunun malul ve engellilerin taşıt alımlarında istisnayı düzenleyen 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında yapılanların, istisnadan yararlananların ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmeden istisnadan yararlanamayan kişi veya kurumlara veya daha önce aynı düzenlemeden yararlanmış olup, yararlanma tarihinden itibaren henüz beş yıllık süre geçmemiş bir malul veya engelliye satış veya devri halinde ÖTV aranmaktadır. Malul veya engelliler tarafından ÖTV’den istisna olarak ilk iktisabı yapılan taşıtın, Kanunun (7/2) maddesinden yararlanabilecek durumdaki bir malul veya engelliye satış veya devrinde ise ÖTV aranmamaktadır. Ancak, bu durumda da mezkûr düzenleme kapsamında aranan belgelerin ilgili vergi dairesine ibrazının gerektiği tabiidir.

Ayrıca, bu uygulama kapsamında ÖTV’siz olarak taşıt iktisap eden malul veya engelliler, bu taşıtları iktisap tarihlerinden itibaren beş yıl geçmeden, tekrar bu düzenlemeden ve/veya Kanunun (7/2) maddesi uygulamasından yararlanamamaktadır.

Bu bağlamda, Kanunun (15/2-a) maddesi uyarınca, istisnadan yararlanılarak ilk iktisap edilen kayıt ve tescile tabi taşıtların, malul veya engellilerce ÖTV aranmaksızın iktisap edilebilmesi için Kanunun (7/2) maddesinde düzenlenen istisna şartlarının sağlanmış olması gerektiği, dolayısıyla ancak Kanunun (7/2) maddesinde belirlenen taşıtların yine bu maddede belirlenen şartları haiz malul veya engellilerce, ÖTV aranmaksızın iktisap edilebileceği tabiidir. Diğer taraftan, söz konusu istisnadan yararlanılarak iktisap edilen aracın beş yıldan fazla kullanarak elden çıkarması durumunda ÖTV aranmayacağı açıktır.

Buna göre, söz konusu istisnadan yararlanarak iktisap ettiğiniz … plakalı aracınızı ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıldan fazla kullanarak babanıza devretmeniz halinde, babanızın mezkûr Kanunun (7/2) maddesinde düzenlenen istisna şartlarını sağlayıp sağlamadığına bakılmaksızın,  ÖTV aranmadan işlem tesis edilmesi mümkündür. Ancak, söz konusu aracın, bahsedilen süre geçmeden ÖTV aranmaksızın devredilebilmesi için, babanızın mezkûr düzenleme kapsamında aranan şartları sağlaması ve gerekli belgeleri ilgili vergi dairesine ibraz etmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, devir işlemi dolayısıyla ÖTV’nin aranması veya aranmaması için, devrin bedelli ya da bedelsiz olmasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

B-7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Uygulaması

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinin (d) bendinde de ivazsız intikal tabirinin hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümlere göre, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya her ne şekilde olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabidir.

Ayrıca, Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun muafiyet ve istisnalarla ilgili 3 ve 4 üncü maddelerinde, engellilere ivazsız bir şekilde intikal edecek mallar dolayısıyla veraset ve intikal vergisi aranılmayacağına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.

Bu itibarla, tarafınıza ait … plakalı taşıtın bedelsiz bir şekilde babanıza devredilmesi durumunda, ivazsız intikal kapsamındaki söz konusu devir nedeniyle babanız tarafından veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE ÖTVK 2019-7 İstisna kapsamında iktisap edilen aracın veraset yoluyla intikali hakkında

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı : 39044742-135-230579 20.03.2019
Konu : İstisna kapsamında iktisap edilen aracın veraset yoluyla intikali hk.  
İlgi : 05/10/2017 tarih ve 1502968 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; babanız … tarafından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2) maddesi kapsamında ÖTV’den istisna olarak ilk iktisabı yapılan ve … plakaya tescil edilen taşıtın babanızın 25/6/2017 tarihinde vefatı üzerine mirasçılarına intikal ettiği, terekede aracın değeriyle mütenasip başkaca malların bulunduğu, diğer mirasçıların taşıt üzerindeki miras haklarından noter vasıtasıyla lehinize feragat ettikleri, … Vergi Dairesi Başkanlığı … Vergi Dairesi Müdürlüğünün söz konusu intikal işleminde ÖTV aranmayacağına dair görüşü mevcut iken, memurların şifahi olarak yönlendirmesi neticesinde bahse konu aracın tüm mirasçılar adına kayıt ve tescilinin yapıldığını belirterek, babanızdan veraset yoluyla intikal eden aracın, diğer mirasçılar tarafından verilen feragat beyanlarına istinaden, ÖTV aranmaksızın adınıza kayıt ve tescilinin mümkün olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (15/2-a) maddesinde, (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan, veraset yoluyla intikaller hariç, ilk iktisabında istisna uygulananların istisnadan yararlananlar dışındakilerce iktisabında, ilk iktisabındaki matrah esas alınarak adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, kayıt ve tescili tarihinde geçerli olan oran üzerinden, bu tarihte ÖTV alınacağı, ancak Kanunun 7 nci maddesinin (2) ve (8) numaralı bentleri çerçevesinde istisnadan yararlananların bu istisnadan yararlanarak iktisap ettikleri kayıt ve tescile tabi malları 5 yıldan fazla kullanarak elden çıkarmaları durumunda bu hükmün uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Mezkur Kanunun (15/2-a) uygulamasına ilişkin açıklamalar ise Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (IV/G) bölümünde yapılmıştır.

Buna göre, ilk iktisabında istisna uygulanan kayıt ve tescile tabi taşıtların, veraset yoluyla intikallerinde ÖTV aranmamaktadır. Dolayısıyla, birden fazla mirasçının bulunması halinde, taşıtın veraset yoluyla intikaline bağlı olarak müştereken bütün mirasçılar adına kayıt ve tescil edilmesi kaydıyla, bu intikal işlemi nedeniyle ÖTV uygulanmamaktadır.

Ayrıca, muristen mirasçılara intikal etmiş olan terekede söz konusu taşıtın yanı sıra başkaca mal ve/veya hakkın bulunması halinde, diğer mirasçıların, lehine taşıt üzerindeki mülkiyet hakkından ivazsız olarak feragatini gösteren noter onaylı belgenin ibrazı şartıyla, istisnadan yararlanılmış olan taşıtın, lehine feragat edilen mirasçıya intikali de esas itibarıyla”veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmekle birlikte, Kanunun (15/2-a) maddesi kapsamında ÖTV aranmaması için terekede yer alan diğer mal ve/veya hakların değerinin taşıtın değeri ile mütenasip olması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra, söz konusu uygulamada, ÖTV’den müstesna olarak ilk iktisabı yapılan taşıt dışında herhangi bir mal ve/veya hakkın “birden fazla mal ve hak” kapsamında değerlendirilebilmesi için söz konusu mal ve/veya hakkın Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesine dahil edilmiş olması gerekmekte olup, mezkûr beyannameye dahil edilmeyenler “birden fazla mal ve/veya hak” kapsamında değerlendirilmemektedir.

Bu çerçevede, muristen mirasçılara intikal etmiş olan terekede söz konusu taşıtın yanı sıra başkaca mal ve/veya hakkın bulunması ve mirasçıların taşıt üzerindeki mülkiyet haklarından (miras paylarından) ivazsız olarak tek bir mirasçı lehine feragat etmeleri halinde, lehine feragat edilen mirasçının aracı kendi adına tescil işleminde ÖTV aranmaması için, taşıt dışında mirasçılara intikal eden mal ve/veya hakkın Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesine dahil edilmiş olması ve bunların söz konusu beyannamede beyan edilen değerinin taşıtın değeri ile mütenasip olması şartlarının birlikte sağlanması gerekmektedir. Aksi takdirde, diğer mirasçıların vereceği feragatnameye istinaden taşıtı devralan mirasçı tarafından, taşıt üzerindeki kendi mülkiyet hakkına (miras payına) karşılık gelen kısım hariç olmak üzere, Kanunun (15/2-a) maddesi çerçevesinde hesaplanan ÖTV’nin beyan edilip ödenmesi aranmaktadır.

Ancak, özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesi neticesinde, babanız … tarafından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2) maddesi kapsamında ÖTV’den müstesna olarak ilk iktisabı yapılan ve babanızın 25/6/2016 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçılarına intikal eden … plakalı taşıtın, 27/7/2017 tarihinde tüm mirasçılar adına elbirliği ile mülkiyet şeklinde tescil edildiği anlaşıldığından, bu tarihten sonra diğer mirasçıların araç üzerindeki paylarını tarafınıza devretmesinin, … Noterliğince düzenlenen 6/7/2017 tarihli feragatname ile araç üzerindeki haklarından lehinize feragat edecekleri beyanında bulunmuş olsalar dahi, veraset yoluyla intikal kapsamında değerlendirilmesine imkan bulunmamaktadır.

Bu çerçevede, diğer mirasçıların araç üzerindeki kendi paylarından lehinize yapacakları bedelsiz devirler, ivazsız intikal olarak değerlendirileceğinden, aracın ilk iktisap tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde bu şekilde tarafınıza devri halinde, araca ilişkin ilk iktisaptaki matrah esas alınarak adınıza kayıt ve tescil tarihinde geçerli olan oran üzerinden hesaplanacak ÖTV’nin, söz konusu araç üzerindeki kendi mülkiyet hakkınıza karşılık gelen kısım hariç olmak üzere, Özel Tüketim Vergisi Kanununun (15/2-a) maddesi kapsamında tarafınızdan beyan edilip ödenmesi gerekecektir. Aracın ilk iktisap tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde tarafınıza yapılacak bedelli devirlerin ise her halükarda vergiye tabi olduğu tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE ÖTVK 2019-6 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun Geçici 7. maddesinden Yararlandıktan Sonra Söz Konusu Araç Üzerindeki Hisselerin Devri Halinde ÖTV Uygulanıp Uygulanmayacağı hakkında

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı : 39044742-135-519418 27.06.2019
Konu : 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun Geçici 7. maddesinden Yararlandıktan Sonra Söz Konusu Araç Üzerindeki Hisselerin Devri Halinde ÖTV Uygulanıp Uygulanmayacağı hk.  
İlgi : 28/06/2017 tarihli ve 884162 evrak kayıt numaralı özelge başvurunuz ve ekleri.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, %50 hissesine sahip olduğunuz ticari taksi ile şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunduğunuz, Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesinde düzenlenen istisna uygulaması kapsamında ÖTV’siz olarak ticari taksinizi yenilediğiniz ve yenileme işleminden sonra hissenizin tamamını oğlunuza devretmek istediğiniz belirtilerek, söz konusu devir işleminde ÖTV ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesiyle, Kanuna ekli (II) sayılı listenin 87.02 ve 87.03 tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtlarla yapılan şehiriçi taksi, dolmuş, servis, minibüs, midibüs ve otobüs taşımacılığı faaliyeti (araç kiralama, özel yolcu transferi ve benzeri hizmet ifası faaliyetleri hariç) ile 8701.20 ve 87.04 tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtlarla yapılan ticari yük taşımacılığı faaliyeti dolayısıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan ve bu faaliyetini ilgili mevzuatta öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek ve yetkilendirilmek suretiyle maliki olduğu taşıtlar vasıtasıyla icra eden gerçek ve tüzel kişiler tarafından, söz konusu faaliyetler kapsamında kullanılan taşıtların yenilenmesi amacıyla, aynı tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtların (87.03 tarife pozisyon sırası kapsamındaki; yarış arabaları, arazi taşıtları, ATV olarak adlandırılan üç veya dört tekerlekli taşıtlar, motorlu karavanlar ile motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçen binek otomobilleri hariç) bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 30/6/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iktisabı ÖTV’den müstesna tutulmuştur.

Anılan maddenin dördündü fıkrasında, bu madde hükmüne göre iktisap edilen taşıtın, ilk iktisap tarihinden itibaren üç tam yıl geçmeden, veraset yoluyla intikaller hariç, devri halinde adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ticari yolcu veya yük taşımacılığı faaliyetinden çekilmesi (hurdaya çıkarılması hariç) halinde ise bu madde hükmünden yararlanandan, taşıtın ilk iktisabındaki matrah esas alınarak, devir veya ticari taşımacılık faaliyetinden çekilme tarihindeki oran üzerinden hesaplanan özel tüketim vergisinin alınacağı hükme bağlanmıştır.

Söz konusu istisna uygulamasının usul ve esaslarına ilişkin açıklamalara Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 2) ile değişik Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (VI/E) bölümünde yer verilmiştir.

Mezkûr Tebliğin (VI/E/1.4) bölümünde, istisna uygulaması kapsamında iktisap edilen taşıtın, ilk iktisap tarihinden itibaren üç tam yıl geçmeden;

– Veraset yoluyla intikal hariç, satış veya devrinde, taşıtın ilk iktisabındaki matrah esas alınarak, devir (kayıt ve tescil) tarihindeki oran üzerinden hesaplanan ÖTV’nin, adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan,

– Şehiriçi ticari yolcu taşımacılığı veya ticari yük taşımacılığı faaliyetinden çekilmesi halinde ise taşıtın ilk iktisabındaki matrah esas alınarak, faaliyetten çekilme tarihindeki oran üzerinden hesaplanan ÖTV’ nin, istisnadan yararlanandan alınacağı,

– Bu istisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtların, istisnanın yürürlüğünün sona erdiği tarihe kadar, bu istisnadan yararlanabilecek şartları haiz mükelleflere satışı veya devri halinde, bu uygulama kapsamında ÖTV aranmayacağı; ancak bu durumda ibrazı zorunlu belgelerin alıcı tarafından ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ibraz edilmesi gerektiği ve  taşıtın ÖTV aranmadan tescilinin yapılabilmesi için vergi dairesince ilgili trafik tescil kuruluşuna verilmek üzere alıcıya yazı verileceği,

belirtilmiştir.

Buna göre, söz konusu istisnadan yararlanarak iktisap ettiğiniz taşıtın sahip olduğunuz %50 hissesini devretmek istediğiniz oğlunuzun, bu istisnadan yararlanabilecek şartları haiz mükelleflerden olması halinde, anılan Genel Tebliğde belirtilen ibrazı zorunlu belgelerin vergi dairesine ibraz edilmesi kaydıyla, söz konusu devir işleminden ÖTV aranmayacaktır. Ancak, oğlunuzun bu istisnadan yararlanma şatlarını haiz olmaması durumunda, söz konusu devir işlemi için adına kayıt ve tescil işlemi yapılan oğlunuzdan, taşıtın ilk iktisabındaki matrah ve devir (kayıt ve tescil) tarihindeki oran üzerinden hesaplanacak ÖTV’nin kendi payına (%50) isabet eden tutarının ödenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KVK 2019-10 Mahkeme kararı gereği tapu iptaline karar verilen taşınmaz satışından dolayı elde edilecek kazancın verilendirilmesi hakkında

 

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 62030549-125[5-1/e-2018/389]-E.737682 10.09.2019
Konu : Mahkeme kararı gereği tapu iptaline karar verilen taşınmaz satışından dolayı elde edilecek kazancın verilendirilmesi hak.  
İlgi : 12.02.2018 tarih ve 35035 kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin her türlü züccaciye emtiasının alım satımı ve züccaciye mamulün imalini yaptırmak, ithalatını, ihracatını gerçekleştirmek de dahil ticaretini yapma alanında faaliyet gösterdiği, …  tarihinde 20.563,00 m2 büyüklüğünde bir arsanın ¼ hissesinin …’dan … TL bedel karşılığında alınarak tapuya tescil işleminin yaptırıldığı  ve aktifinize kaydedildiği, … tarihinde söz konusu arsanın ¾ hissesine sahip diğer mal sahiplerinin … Asliye Hukuk Mahkemesine tapu iptali ve tescil konulu şufa davası açtıkları,

… Hukuk Dairesinin … tarihli … Esas No.lu, … Karar No.lu Yargıtay İlamı ile karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karar sonucunda tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği, … yılında alınan bu arsanın faiziyle birlikte … TL bedel ile arsanın ¾ ‘üne sahip maliklerine satışına karar verildiği, bu satış işlemi sonucunda şirketiniz nezdindeTL kar oluştuğu belirtilerek, söz konusu satıştan doğan kazanç dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki istisna hükmünden faydalanıp faydalanmayacağınız hususunda bilgi talep edildiğinin anlaşılması üzerine Müdürlüğümüz görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinde, “(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

  1. e) (7061 sayılı kanunun 89 uncu maddesiyle değişen cümle; Yürürlük: 05.12.2017) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ileaynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmı.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

…. ”

hükme bağlanmıştır.

Konuya ilişkin 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.6. Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı istisnası” başlıklı bölümünde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup “5.6.2.2.1. Taşınmazlar” bölümünde; “İstisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanununda “Taşınmaz” olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.

Bunlar Türk Medeni Kanununun 704 üncü maddesinde;

Arazi,

Tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,

Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler,

olarak sayılmıştır.

Elden çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu olabilmesi için taşınmazın Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir binanın satışından doğan kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.

…” denilmiştir.

Diğer taraftan, özelge talep formu ekinde yer alan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen … tarih,  … Esas No:, … Karar No.lu kararında, “… İli … İlçesi … Köyü … Mevkii …ada, … parsel, …arsel, … parselde davalı …’dan satın alınan davalı …A.Ş. adına kayıtlı 1/3 payların tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline,

Karar kesinleştiğinde davacı tarafça yatırılan toplam şufa bedeli olan …’nin işleyen faizi ile birlikte ….’ne ödenmesine ...” ifadesi yer almaktadır.

… Hukuk Dairesi’nce verilen … tarihli … Esas No.lu, … Karar No.lu kararında Yargıtay İlamında, taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı … Asliye Hukuk Mahkemesince verilen … tarihli ve … sayılı hükmün; Dairelerince … gün ve … Esas, Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, süresi içinde … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenildiği ancak karar düzeltme isteminin reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen istisna, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmına ilişkin olarak düzenlenmiştir.

Buna göre, … tarihinde … TL bedel ile satın alınan taşınmaza ilişkin olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali davasına ilişkin, anılan Mahkemece verilen … tarihli … Esas No.lu, … Karar No.lu kararda tapu kaydının iptal edilerek karar kesinleştiğinde şirketiniz tarafından satın alma bedeli olarak ödenen … TL’nin işleyen faizi birlikte şirketinize ödenmesine karar verilmiş  olup söz konusu karar …. Hukuk Dairesince verilen … tarihli … Esas No.lu, … sayılı kararla kesinleşmiş olduğundan, mahkeme kararı ile tescilin iptaline karar verilmesi suretiyle yapılan tapu devri işlemi iade işlemi olup satış olarak değerlendirilemeyeceğinden ve yapılan bu işlem nedeniyle elde ettiğiniz gelir taşınmazın şirketiniz adına tescil tarihinden itibaren tapu tescilinin iptali nedeniyle mahrum kaldığınız muhtemel gelirin şirketinize tazmin edilmesi mahiyetinde olduğundan, mahkeme kararı gereğince elde ettiğiniz faiz gelirinin Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KVK 2019-9 Kısmi bölünme işleminde vergilendirme hakkında

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

Sayı : 50426076-125[19-2018/20-338]-E.40419 11.05.2018
Konu : Kısmi bölünme işleminde vergilendirme hak.  
İlgi : 12.02.2018 tarih ve 35035 kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

– Pamuk ipliği imalatına yeni yatırım yapılması konusunda ortaklar arasında fikir birliği sağlanamaması üzerine, yeniden yapılandırma çalışmalarında iki yıldan fazla süredir şirketiniz aktifinde kayıtlı bulunan taş yünü üretimi yapan bir şirkete ait iştirak hisselerinin, her iki işletmenin verimliliğinin optimal düzeye çıkarılması açısından kısmi bölünme işlemine tabi tutulacağı ve ortaklık yapısının yeniden düzenlenmesinin sağlanacağı,

– Şirketinizin 18 ortaklı, ödenmiş sermayenizin 83.950.000 TL, kısmi bölünmeye konu edilecek iştirak hisselerinin kayıtlı değerinin 14.384.000 TL olduğu; kısmi bölünmeye konu iştirak hisselerinin gerçek değerinin ise şirketinizin toplam gerçek değerinin %60’ını teşkil ettiği,

– Kısmi bölünme işlemiyle ve bu oran dikkate alınmak suretiyle yapılacak hisse dağıtımı sonucunda, ortaklardan bir kısmının şirketinizden tamamen ayrılacağı ve yeni kurulan şirkette pay sahibi olacağı, bir kısmının ise her iki şirkette de pay sahibi olacağı belirtilmiş olup, kısmi bölünme işlemi sonucunda hisselerin dağıtımı yoluyla ortakların bir kısmının tamamen şirket ortaklığından ayrılıp ayrılamayacağı, kısmi bölünme yoluyla kurulacak yeni şirketten bütün ortaklara hisseleri oranında pay verilmesinin gerekip gerekmediği, herhangi bir ortağın ortaklık payının kısmen veya tamamen yeni kurulacak şirkete gitmesi ve ana şirkette kısmen veya tamamen kalması şeklindeki bölünme planının mevzuata uygun olup olmadığı, kısmi bölünme kapsamında yeni kurulacak şirketin hisselerinin şirketinizden tamamen veya kısmen ayrılacak ortaklara verilmesinin mümkün olup olmadığı ve kısmi bölünme sonucunda ortaklara verilecek hisseler dolayısıyla yapılacak sermaye azaltımının içeriğinin nasıl olacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, “Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye’deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur  .” hükmü yer almaktadır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin;

– “19.2.2.3. İştirak hisselerinin ortaklara verilmesi” başlıklı bölümünde, “Kısmi bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.

… devredilen kıymetlere karşılık edinilen devralan şirket hisselerinin ortaklara verilmesi halinde, bölünen şirkette sermaye azaltımına gidileceği tabiidir.

Öte yandan, devralan şirketin hisselerinin devreden şirkette kalması halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin pasif kıymetlerin (borçların) devri ihtiyaridir.”

– “19.3.1. Alınan hisse senetlerinin durumu “ başlıklı bölümünde, “Devir veya bölünme işlemine konu olan varlıkların kayıtlı değerleri üzerinden diğer şirketlere intikal ettirilmesi, devrolan veya bölünen şirketin ortaklarına ya da bölünen şirkete varlıkların kayıtlı değeri kadar hisse verilmesini gerektirmemektedir. Bölünen ve devralan şirketlerin karşılıklı olarak devre konu varlıkların değerlerini belirlemek suretiyle devrolan veya bölünen şirketin ortaklarının haklarını koruyacak bir değişim oranı tespit etmeleri gerekmektedir. Değişim oranının bölünen ve devralan şirketlerin hisselerinin gerçek değeri üzerinden belirlenebilmesi mümkündür.

Ancak, yapılan işlemin Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılan devir veya bölünme işlemi sayılabilmesi için devir veya bölünmeye konu edilen varlıklara karşılık iktisap edilen hisselerin, varlıklarını devreden şirketin ortaklarına, devreden veya bölünen şirketteki hisselerine isabet eden servet değeri ile orantılı olarak dağıtılması gerekecektir.”

açıklamaları yapılmıştır.

Dilekçeniz ve eklerinin incelenmesinden, iki tam yıldan uzun bir süre şirketiniz aktifinde yer alan iştirak hisselerinin başka bir şirkete kısmi bölünme yoluyla devredileceği ve bütün ortaklara hisseleri oranında pay verilmeden, belirlenecek kıstaslara göre şirketlerin hisselerinin dağıtılacağı ve yeniden yapılandırılacağı anlaşılmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan kısmi bölünme işleminin amacının; dilekçenizde açıklandığı şekilde yapılacak işlem sonucunda, şirketlerin belirli kıstaslara göre hisselerinin paylaştırılması ve ortaklık yapısının değiştirilmesi olmadığı açıktır.

Bu açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz aktifinde iki tam yıldan uzun süre bulunan iştirak hisselerinin başka bir şirkete devredilmesi sonucu elde edilen hisse senetlerinin, ortakların şirketinizdeki sermaye payları dikkate alınmaksızın belirli kıstaslara göre ortakların sadece bir kısmına verilmesi ve bir kısım ortakların şirketiniz ortaklığından ayrılması suretiyle gerçekleştirilecek işlemin kısmi bölünme olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Kurulacak yeni şirketin hisselerinden ortaklarınıza şirketinizdeki hisseleri oranında pay verilmesi durumunda ise yapılacak işlemin kısmi bölünme hükümlerine uygun olacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

İmza

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KVK 2019-8 Nevi değişikliği yapan şirketinizin vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağı hakkında

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 38418978-125[19-18/27]-E.191200 09.05.2018
Konu : Nevi değişikliği yapan şirketinizin vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağı hak.  
İlgi : 19/02/2018 tarihli özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; şirketinizin limited şirket statüsünde iken 16/05/2016 tarihinde nevi değişikliği yaparak anonim şirkete dönüştüğünü, 2016 dönemi kurumlar vergisi beyannamesini zamanında beyan ettiğinizi ve 2017 dönemi kurumlar vergisi beyannamenizi kanuni süresinde beyan edeceğinizi belirterek, 2017 dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde 6824 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde % 5 vergi indiriminden yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergiye Uyumlu Mükelleflere Vergi İndirimi” başlıklı Mükerrer 121’nci maddesinde;

(6824 sayılı kanunun 4 üncü maddesiyle başlığıyla birlikte değişen mükerrer madde; Yürürlük: 01.01.2018) Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilir. Şu kadar ki hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamaz. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilir.

Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;

1.İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.),

2.(1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),

3.İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,

şarttır.

İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiilleri işlediği tespit edilenler, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar.

Bu madde kapsamında vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, öngörülen şartları taşımadığının sonradan tespiti hâlinde ilgili vergilendirme döneminde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilir. Bu hüküm, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanların gerçek durumu yansıtmadığının indirimden yararlanıldıktan sonra tespiti üzerine yapılan tarhiyatların kesinleşmesi hâlinde de uygulanır ve bu takdirde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergiler açısından zamanaşımı, yapılan tarhiyatın kesinleştiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

Bu maddede geçen vergi beyannamesi ve vergi ibareleri, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken vergi beyannameleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri ifade eder.

…” hükmü yer almıştır.

Diğer taraftan, 23.12.2017 tarih ve 30279 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 301 seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 uncu maddesinde;

“(1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:

  1. a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması.
  2. b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi.

(2) Kurumların yukarıdaki şartlar dahilinde tür değiştirmeleri de devir hükmündedir.”

hükmü yer almıştır.

Buna göre, limited şirketin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 uncu maddesinin 1 inci ve 2 nci fıkraları kapsamında gerçekleştireceği nev’i değişikliği işleminin “devir” olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Aynı Kanunun “Devir, Bölünme ve Hisse Değişimi Hallerinde Vergilendirme” başlıklı 20’nci maddesinde de;

“…

  1. a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum;

1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile,

2) Devir işleminin hesap döneminin kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini,

birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler.

…” hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla, Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında devir işleminin gerçekleştirilmesi şartıyla, limited şirkete ait kıst dönem beyannamesi de dahil olmak üzere 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin tüm vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması, ayrıca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 121 inci maddesinde yer alan vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasına ilişkin diğer şartların da taşınması halinde 2017 hesap dönemi için vereceğiniz kurumlar vergisi beyannamesinde %5 vergi indirimi uygulamasından yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim. İmza

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KVK 2019-7 Nakdi Sermaye Artışında Faiz İndirimi Hakkında

T.C. 
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 35672403-010.01[125-07-2019]-E.66713 02.08.2019
Konu : Nakdi Sermaye Artışında Faiz İndirimi Hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;

– Hissedarları ve hisse oranları aynı olan iki şirketin Türk Ticaret Kanununun 136 ncı maddesinin “devralma şeklinde birleşme” yoluyla 2018 yılında birleştiği,

– Devrolan şirketin 2017 yılında nakit sermaye artışı yaptığı, Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen (ı) bendine istinaden 2017 yılında nakit sermaye artışından dolayı faiz hesapladığı, ancak matrah yetersizliği nedeniyle faiz tutarının bir sonraki yıla devrettiği,

– Devrolan şirketin 2017 yılında kullanamadığı ve sonraki döneme devreden faiz indiriminin, devralan şirketiniz tarafından 2018 yılı kurumlar vergisi matrahından indirilmek istendiği,

belirtilmiş olup, devrolan şirketin kullanamadığı faiz indirimleri ile 2018 ve müteakip yıllarda hesaplanacak faiz indirimlerinin devralan şirketiniz tarafından kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında, birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanuni ve iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması ve münfesih kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilançosuna geçirilmesi şartıyla gerçekleşen birleşmelerin devir hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun “Devir, bölünme ve hisse değişimi hallerinde vergilendirme” başlıklı 20 nci maddesinde de, devirlerde maddede belirtilen şartlara uyulduğu takdirde münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançların vergilendirileceği; birleşmeden doğan kârların ise hesaplanmayacağı ve vergilendirilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “19” ve “20” numaralı bölümlerinde konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Anılan Kanunun “Diğer indirimler” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından sırasıyla yapılacak indirimler sayılmış, bu fıkranın (ı) bendinde;

“ı) Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’si.

Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılır. Sonraki dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplamasında dikkate alınmaz.

Bu bent hükümlerine göre hesaplanacak indirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanır. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmaz.

Bu bentte yer alan oranı, şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya; halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150’ye kadar farklı uygulatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir…”

hükümlerine yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.6.1. İndirimin kapsamı” başlıklı bölümünde ise;

“Sermaye şirketlerinin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amacıyla getirilen bu düzenleme uyarınca indirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında, 1/7/2015 tarihinden itibaren ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya bu tarihten itibaren yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden, ilgili hesap döneminin sonuna kadar Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükmüne göre hesaplanacak tutar dikkate alınacaktır.

İndirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında; mevcut sermaye şirketlerinde ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları, yeni kurulan sermaye şirketlerinde ise ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı dikkate alınacak olup sermayenin nakit olarak karşılanmayan kısmı için indirim uygulamasından yararlanılamayacağı tabiidir.

Bununla birlikte;

– Sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan sermaye artışları,

– Sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından kaynaklanan sermaye artışları,

– Bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışları,

– Ortaklarca veya Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,

– Şirkete nakdi sermaye dışında hisse senedi, tahvil veya bono gibi kıymetlerin konulması suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,

– Bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışları,

indirim tutarının hesaplamasında dikkate alınmayacaktır.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 4/5/2015 tarihinde, %50 oranında ortağı olan Bayan (D)’ye 1.000.000 TL borç vermiş olup bu tutarı “Ortaklardan Alacaklar” hesabında izlemektedir. 15/7/2015 tarihinde (A) Ltd. Şti.’nin sermayesinin nakdi olarak 2.000.000 TL artırılması kararı alınmış ve bu tutarın %25’i olan 500.000 TL aynı tarihte ortaklarca şirketin banka hesabına yatırılmıştır. Nakdi sermaye artışına ilişkin karar 22/7/2015 tarihinde ticaret siciline tescil ettirilmiştir. Bayan (D) sermaye taahhüdünün geri kalan 750.000 TL’sini 31/7/2015 tarihinde ortağı olduğu (A) Ltd. Şti.’nin banka hesabına yatırmak suretiyle yerine getirmiş olup şirketten 4/5/2015 tarihinde almış olduğu 1.000.000 TL tutarındaki borcunu henüz ödememiştir.

Ortaklar tarafından, kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları indirim tutarının hesaplanmasında dikkate alınmayacağından, Bayan (D) tarafından sermaye taahhüdüne ilişkin olarak ödenen 1.000.000 TL için, Bayan (D)’nin 4/5/2015 tarihinde almış olduğu 1.000.000 TL borç ödeninceye kadar (bu borcun kısım kısım ödenmesi halinde ödenmeyen tutar ile sınırlı olmak üzere) indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükümleri ve 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, devraldığınız şirketin nakdi sermaye artırımına ilişkin hesapladığı ve kazanç yetersizliği nedeniyle 2017 yılında yararlanamadığı nakdi sermaye artışı indirimi ile söz konusu sermaye artışına ilişkin olarak 2018 ve müteakip yıllarda devralan şirketinizce hesaplanacak nakdi sermaye artışı indirimlerinin, devralan şirketinizin kurumlar vergisi beyannamesinde kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, devir işleminden kaynaklanan sermaye artırımları dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde hüküm altına alınan indirimden yararlanılması mümkün değildir.

Diğer taraftan, söz konusu işlemlerde muvazaalı bir durumun tespiti halinde gerekli cezai işlemlerin yapılacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KVK 2019-6 Mahkeme kararı gereği tapu iptaline karar verilen taşınmaz satışından dolayı elde edilecek kazancın verilendirilmesi hakkında

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 62030549-125[6-2016/464]-38875 10.09.2019
Konu : Mahkeme kararı gereği tapu iptaline karar verilen taşınmaz satışından dolayı elde edilecek kazancın verilendirilmesi hk.  
İlgi : 07/12/2016 tarih ve 1317198 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin her türlü züccaciye emtiasının alım satımı ve züccaciye mamulün imalini yaptırmak, ithalatını, ihracatını gerçekleştirmek de dahil ticaretini yapma alanında faaliyet gösterdiği, …  tarihinde 20.563,00 m2 büyüklüğünde bir arsanın ¼ hissesinin …’dan … TL bedel karşılığında alınarak tapuya tescil işleminin yaptırıldığı  ve aktifinize kaydedildiği, … tarihinde söz konusu arsanın ¾ hissesine sahip diğer mal sahiplerinin … Asliye Hukuk Mahkemesine tapu iptali ve tescil konulu şufa davası açtıkları, … Hukuk Dairesinin … tarihli … Esas No.lu, … Karar No.lu Yargıtay İlamı ile karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karar sonucunda tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği, … yılında alınan bu arsanın faiziyle birlikte … TL bedel ile arsanın ¾ ‘üne sahip maliklerine satışına karar verildiği, bu satış işlemi sonucunda şirketiniz nezdinde… TL kar oluştuğu belirtilerek, söz konusu satıştan doğan kazanç dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki istisna hükmünden faydalanıp faydalanmayacağınız hususunda bilgi talep edildiğinin anlaşılması üzerine Müdürlüğümüz görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinde, “(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

  1. e) (7061 sayılı kanunun 89 uncu maddesiyle değişen cümle; Yürürlük: 05.12.2017) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ileaynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmı.

 

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

…. ”

hükme bağlanmıştır.

Konuya ilişkin 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.6. Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı istisnası” başlıklı bölümünde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup “5.6.2.2.1. Taşınmazlar” bölümünde;

İstisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanunu’nda “Taşınmaz” olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.

Bunlar Türk Medeni Kanununun 704 üncü maddesinde;

Arazi,

Tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,

Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler,

olarak sayılmıştır.

Elden çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu olabilmesi için taşınmazın Türk Medeni Kanunu’nun 705 inci maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir binanın satışından doğan kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.

…” denilmiştir.

Diğer taraftan, özelge talep formu ekinde yer alan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen … tarih, … Esas No:, … Karar No.lu kararında, “… İli … İlçesi … Köyü … Mevkii …ada, … parsel, …arsel, … parselde davalı …’dan satın alınan davalı …A.Ş. adına kayıtlı 1/3 payların tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline, Karar kesinleştiğinde davacı tarafça yatırılan toplam şufa bedeli olan …’nin işleyen faizi ile birlikte ….’ne ödenmesine ...” ifadesi yer almaktadır.

… Hukuk Dairesi’nce verilen … tarihli … Esas No.lu, … Karar No.lu kararında Yargıtay İlamında, taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı … Asliye Hukuk Mahkemesince verilen … tarihli ve … sayılı hükmün; Dairelerince … gün ve … Esas,… Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, süresi içinde … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenildiği ancak karar düzeltme isteminin reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen istisna, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmına ilişkin olarak düzenlenmiştir.

Buna göre, … tarihinde … TL bedel ile satın alınan taşınmaza ilişkin olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali davasına ilişkin, anılan Mahkemece verilen … tarihli … Esas No.lu, … Karar No.lu kararda tapu kaydının iptal edilerek karar kesinleştiğinde şirketiniz tarafından satın alma bedeli olarak ödenen … TL’nin işleyen faizi birlikte şirketinize ödenmesine karar verilmiş olup söz konusu karar …. Hukuk Dairesince verilen … tarihli … Esas No.lu, … sayılı kararla kesinleşmiş olduğundan, mahkeme kararı ile tescilin iptaline karar verilmesi suretiyle yapılan tapu devri işlemi iade işlemi olup satış olarak değerlendirilemeyeceğinden ve yapılan bu işlem nedeniyle elde ettiğiniz gelir taşınmazın şirketiniz adına tescil tarihinden itibaren tapu tescilinin iptali nedeniyle mahrum kaldığınız muhtemel gelirin şirketinize tazmin edilmesi mahiyetinde olduğundan, mahkeme kararı gereğince elde ettiğiniz faiz gelirinin Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2019-10 4691 sayılı teknoloji geliştirme bölgeleri kanunu kapsamındaki mal teslimleri ve hizmet ifalarında istisna hakkında

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-130[Özelge]-E.827866 04.10.2019
Konu : 4691 sayılı teknoloji geliştirme bölgeleri kanunu kapsamındaki mal teslimleri ve hizmet ifalarında istisna  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, firmanızın … Üniversitesi Teknopark alanında plastik, polimer kompaund ve kopozit ürün seri üretimi yapacağınız belirtilerek söz konusu ürünlerin tesliminin 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununu kapsamında katma değer vergisi (KDV) istisnasından yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

Geçici 20/1 inci maddesinde, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinin KDV’den istisna olduğu, bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından bu Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanmayacağı,

hüküm altına alınmıştır.

Konuya ilişkin KDV Genel Uygulama Tebliğinin “II/G-2. Teknoloji Geliştirme Bölgesinde ve İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Verilen Teslim ve Hizmetler” başlıklı bölümünde,

“Bu hükme göre, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde bulunan mükelleflerin 31/12/2023 tarihine kadar bu bölgede ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımları şeklindeki teslim ve hizmetleri KDV’den istisnadır. Söz konusu bölgede üretilen yazılımın farklı kişilere satılması ya da satışın CD veya elektronik ortamda yapılması istisna uygulanmasına engel değildir.

Üniversitelere bağlı Teknokentler de Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak değerlendirilir. Kanunun geçici 20/1 inci maddesi kapsamında üretilen söz konusu yazılımların fikri mülkiyet hakkının, bu bölgede faaliyette bulunan mükellefte kalmak suretiyle belirli zaman aralıklarıyla farklı kişilere satılması veya söz konusu yazılımların sanal ortamda paylaşımının sağlanması halinde de KDV istisnası uygulanır.

Ayrıca, yazılımların pazarlanması işinin bayi kanalıyla yapılması halinde, Teknokent bünyesinde geliştirilen sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun mobil ve askeri komuta kontrol uygulamalarına yönelik genel anlamda yazılım programlarının bayiye tesliminde KDV istisnası uygulanır. Bayiler tarafından satışında ise (bu satış işlemi istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden) genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanır.

Ancak, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan girişimciler tarafından münhasıran bu bölgelerde üretilen yazılımlar için yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, söz konusu yazılımın vergiden istisna olup olmadığına bakılmaksızın KDV’ye tabidir.

Güncelleme dışında bir yazılımla ilgili olarak verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetleri, teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, network uygulamaları gibi yazılımlar, işlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetler, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetleri ve ar-ge çalışmaları kapsamında yer alan teslim ve hizmetler istisna kapsamında değerlendirilmez.

…”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, firmanız tarafından … Üniversitesi Teknopark Bölgesinde üretimi yapılacak olan plastik, polimer kompaund ve kopozit ürün satışı, KDV Kanunun Geçici 20/1 maddesi kapsamında sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklinde bir teslim ve hizmet olmadığından KDV ye tabi olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2019-9 Şirketin KDV iade alacağının ortağı olunan iş ve adi ortaklığının vergi borçlarına mahsubunun talep edilip edilemeyeceği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-130[Özelge]-E.843494 09.10.2019
Konu : Şirketin KDV iade alacağının ortağı olunan iş ve adi ortaklığının vergi borçlarına mahsubunun talep edilip edilemeyeceği  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketiniz tarafından gerçekleştirilen katma değer vergisi (KDV) Kanununun 9/1 maddesi kapsamındaki teslimlerden kaynaklanan KDV iade alacağının ortağı olduğunuz iş ve adi ortaklığın vergi borçlarına mahsubunun talep edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi tutulduğu,

9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verildiği,

hükme bağlanmıştır.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “I/C-2.1.5.2.1 Mahsuben İade Talepleri” başlıklı bölümünde;

“Mükellefler, tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının, Tebliğin (IV/A-2.1.1.) bölümünde belirtilen borçlara mahsubunu talep edebilirler.”

“IV/A-2.1.1 Mahsup Edilebilecek Borçlar” başlıklı bölümünde de; “Mükellefler, KDV iade alacaklarını; kendilerinin, ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve adi komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde sadece komandite ortakların) aşağıda belirtilen borçlarına mahsubunu talep edebilirler.

“IV.A.2.2. Mahsup Sonrası Alacağın Nakden İadesi” başlıklı bölümünde

“İade hakkı sahipleri, iade alacaklarının yukarıda belirtilen şekillerde mahsubundan sonra kalan kısmının nakden iadesini talep ederlerse Tebliğin nakden iade taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin bölümlerindeki açıklamalara göre işlem yapılır. Bu şekilde yapılacak iadede, mahsup yoluyla iade edilen kısım, bu Tebliğin (IV/A-3) bölümündeki sınırın hesaplanmasında dikkate alınmaz.

İade alacağının üçüncü kişilere nakden veya mahsuben ödenmesinin talep edilmesi halinde de nakden iadeye ilişkin düzenlemeler uygulanır. Mahsup sonrası alacağın, üçüncü kişilere nakden iadesinin talep edilmesi halinde, alacağın üçüncü kişilere ödenmesine ilişkin talep, alacağın açık bir şekilde kime temlik edildiğini içeren, noter tarafından onaylanmış/düzenlenmiş alacağın temliki sözleşmesine dayanarak yapılır.”

” denilmektedir.

“I/C- 2.1.5.3. İade Uygulaması ile İlgili Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde ise; “İade alacağının tamamının üçüncü kişilere nakden ödenmesinin talep edilmesi halinde, iade hakkı sahibi mükellefe nakden iadeye ilişkin usul ve esaslar uygulanır. Bu durumda, alacağın üçüncü kişilere ödenmesine ilişkin talep, alacağın açık bir şekilde kime temlik edildiğini içeren, noter tarafından onaylanmış alacağın temliki sözleşmesi ile yapılır. Mahsup sonrası alacağın, üçüncü kişilere nakden iadesinin talep edilmesi halinde de alacağın temlikine ilişkin talebin yukarıda belirtilen şekilde yapılması gerekmektedir.

İade alacağının, Tebliğin (I/C-2.1.5.2.1.) bölümünde belirtilmeyen; mükellefin kendisinin vergi dairesine olan borçlarına veya üçüncü kişilerin vergi dairesine olan borçlarına mahsubunun talep edilmesi halinde, iade hakkı sahibi mükellefe nakden iadeye ilişkin usul ve esaslar uygulanır. Üçüncü kişilerin vergi dairelerine olan borçlarına mahsubunun talep edilmesi halinde, önceki paragrafta yapılan açıklamalara göre işlem tesis edilir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, Şirketinizin KDV Kanununun 9 uncu maddesi kapsamındaki işlemlerinden kaynaklanan KDV iade alacağının, ortağı olduğunuz iş ve adi ortaklığın vergi borçlarına mahsubu mümkün bulunmamaktadır.

Ancak, Şirketinize ait KDV iade alacağının nakden iade edilebilir aşamaya gelmesi durumunda, nakden iade alacağının ortağı olduğunuz iş ve adi ortaklığın vergi borçlarına mahsuben iadesi alacağın açık bir şekilde kime temlik edildiğini içeren noter tarafından onaylanmış alacağın temliki sözleşmesinin varlığı halinde mümkün olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”