ÖZELGE DVK 2019-10 Döviz kazandırıcı faaliyetler kapsamında sözleşme damga vergisi hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 90792880-155.14.02[5562]-E.272719 16.08.2019
Konu : Döviz kazandırıcı faaliyetler kapsamında sözleşme damga vergisi hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı tarafından şirketinize ihale edilen “… Tıbbi Donanım, Malzeme ve Mobilya Alım İşi”ne ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin döviz kazandırıcı faaliyet kapsamında damga vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği; 8 inci maddesinde, bu Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu; Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/9 fıkrasında, resmi dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmelerin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun (6728 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile değişik) ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihracat ve ihracata ilişkin işlemler; ikinci fıkrasında ise diğer döviz kazandırıcı faaliyetler sayılmıştır.

Özelge talep formunuz ekinde yer alan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Şirketiniz arasında düzenlenen …/…/2018 tarihli sözleşmenin incelenmesinden, sözleşmenin konusunun İdarenin ihtiyacı olan ve miktarı belirtilen ve teknik özellikleri teknik şartnamede düzenlenen, “… Donanım, Malzeme Ve Mobilya Alım İşi”ne ait ihale dokümanı ile bu sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde yüklenici tarafından temini ve idareye teslimi işi olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 488 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinde, istisna uygulanacak ihracat ve ihracata ilişkin işlemler ile diğer döviz kazandırıcı faaliyetler sayılmış olup bu işlemler kapsamında bulunmadığı anlaşılan özelge talep formunuz eki sözleşmeye ek 2 nci madde kapsamında damga vergisi istisnası uygulanması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-9 Gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen ihracatçı beyanının damga vergisine tabi olup olmadığı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2018/95]-E.569167 11.07.2019
Konu : Gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen ihracatçı beyanının damga vergisine tabi olup olmadığı hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, 30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Alınan İlave Gümrük Vergilerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde (İthalat 2017/4), Tebliğ ekinde ithal edilen eşyalar için yurt dışında düzenlenen, ürünün menşeini ve üreticisi olan firma ile firmanın yerleşik olduğu ülkeyi belirten, menşe ispatı gerektiğinde beyanı destekleyici tüm kanıtların sağlanacağını taahhüt eden bir deklarasyon olduğu belirtilen “İhracatçı Beyanı” adlı bir kağıdın bulunduğu, imzalanacak söz konusu beyanın damga vergisine tabi olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği; 2 nci maddesinde, vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “III. Ticari işlemlerde kullanılan kağıtlar” başlıklı bölümünün 2-a fıkrasında ise, menşe ve mahreç şahadetnamelerinin maktu damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 25/3/2014 tarih ve 2014/1 sayılı Genelgesinde, “EUR.1 ve EUR.MED Dolaşım Belgeleri, Form A belgeleri, EUR.MED Fatura Beyanları, Fatura Beyanları, Menşe Beyanları ve Tedarikçi Beyanları”nın menşe ispat belgesi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 30/12/2017 tarih 30286 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “İthalatta Alınan İlave Gümrük Vergilerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”inde;

2 – (1) İlave gümrük vergisi kapsamındaki eşyanın A.TR dolaşım belgesi eşliğinde ülkemize ithalinde Avrupa Birliği veya Türk menşeli olduğunu gösteren bir örneği ekte yer alan “İhracatçı Beyanı”, ithalatçı tarafından gümrük beyannamesinin ekinde gümrük idaresine ibraz edilmesi halinde ilave gümrük vergisi alınmaz.

(2) Gümrük beyannamesi ekinde gümrük idaresine menşe şahadetnamesi veya tedarikçi beyanı ibraz edilmesi halinde “İhracatçı Beyanı” aranmaz.

(3) İhracatçı Beyanı kapsamında gelen eşyanın menşeine ilişkin ciddi ve somut gerekçelere dayanan şüphe olması halinde, söz konusu belgelerin gerçekliğine ilişkin ilgili ülke nezdinde yerinde inceleme dahil her türlü kontrol ve doğrulama yapılabilir. Ancak, ihracatçı firmanın işbirliğine gelmemesi durumunda, menşe şahadetnamesi istenilmesine karar verilebilir.

düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu çerçevede, Ticaret Bakanlığınca, tedarikçi beyanında olduğu gibi “İhracatçı beyanı” başlıklı kağıdın da menşe ispat belgesi olarak değerlendirilmesi halinde, ithalata ilişkin düzenlenen söz konusu kağıdın 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun III/2-a fıkrasına göre damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-8 Farklı gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen EUR.1, Form A, menşe şehadetnamesi gibi belgelerin ayrı ayrı damga vergisine tabi olup olmadığı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2018/330]-E.568272 11.07.2019
Konu : Farklı gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen EUR.1, Form A, menşe şehadetnamesi gibi belgelerin ayrı ayrı damga vergisine tabi olup olmadığı hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, ithal edilen eşyalar için EUR.1, Form-A, menşe şehadetnamesi gibi belgelerin düzenlendiği, bunlardan bazılarının birden fazla ithalat beyannamesi ekinde gümrük müdürlüklerine ibraz edildiği, bir beyanname ekinde ibraz edilen bir belgenin ayrıca başka beyanname veya beyannameler ekinde de ibraz edilmesi durumunda da söz konusu ek belgeler üzerinden ayrıca damga vergisi alınıp alınmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananların ödeyeceği; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; 5 inci maddesinde, (6728 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değişen bent: 09/08/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtlardan, maktu vergiye tabi olanların her bir nüshası ayrı ayrı aynı miktarda; nispi vergiye tabi olanların ise sadece bir nüshasının damga vergisine tabi olacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “III. Ticari işlemlerde kullanılan kağıtlar” başlıklı bölümünün 2-a fıkrasında ise, menşe ve mahreç şahadetnamelerinin maktu damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 25/3/2014 tarih ve 2014/1 sayılı Genelgesinde, “EUR.1 ve EUR.MED Dolaşım Belgeleri, Form A belgeleri, EUR.MED Fatura Beyanları, Fatura Beyanları, Menşe Beyanları ve Tedarikçi Beyanları”nın menşe ispat belgesi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, ithalata ilişkin olarak yurt dışında düzenlenip Türkiye’de resmi daire olan gümrük idarelerine gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen ve Damga Vergisi Kanunu uygulamasında menşe şehadetnamesi olarak değerlendirilen EUR.1, Form A belgesi gibi belgeler farklı hususları ispat eden birbirinden ayrı kağıtlar olup, gümrük idarelerine verilen beyannameler ve ekinde ibraz edilen söz konusu belgelerin her birinin Kanuna ekli (1) sayılı tabloda belirtilen tutarlar üzerinden nüsha sayısına göre ayrı ayrı maktu damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan, damga vergisinde vergiyi doğuran olayın; yurtdışında düzenlenen kağıtlar için Türkiye’de resmi dairelere ibraz edilmesi, veya üzerine devir veya ciro işlemleri yürütülmesi veyahut herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanılması olduğu dikkate alındığında, damga vergisi ödenmiş bir kağıdın gümrük idarelerine her ibrazında damga vergisi alınması söz konusu olmamakla birlikte, söz konusu kağıtların düzenlenmiş diğer nüshalarının ibraz edilmesi durumunda her nüshadan damga vergisi aranılacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-7 Yurt dışında mukim şirkete verilmek üzere Türkiye’de mukim bankadan alınan teminat mektubunun damga vergisinden istisna olup olmadığı hakkında

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2017/494]-572153 12/07/2019
Konu : Yurt dışında mukim şirkete verilmek üzere Türkiye’de mukim bankadan alınan teminat mektubunun damga vergisinden istisna olup olmadığı  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, yurt dışında mukim şirketinizin yurt dışında gerçekleştireceği inşaat faaliyetleri için Türkiye’de mukim bir bankadan “Avans Ödeme İadesi Teminatı” başlıklı kağıt ile garantörlük süre uzatım yazısı alındığı belirtilerek, söz konusu kağıtların damga vergisine tabi olup olmadığı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; bu Kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı; 2 nci maddesinde, vergiye tabi kâğıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kâğıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini, Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananların ödeyeceği, ancak bunlardan ticari veya mütedavil kağıt mahiyetinde bulunanların vergisini, bunları en evvel satan veya kabul veya başka suretle kullanan kişilerin ödeyeceği; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükümleri yer almaktadır.

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I-Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin; A/3 fıkrasında ise, kefalet, teminat ve rehin senetlerinin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, aynı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (23) numaralı fıkrasında, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına, geri ödenmelerine, devrine ve krediden doğan alacakların temlikine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhlerin (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisna edileceği hükmüne yer verilmiştir.

4 Seri No.lu Damga Vergisi Sirkülerinde, Kanun kapsamındaki kredi tanımına Bankalar Kanununa göre kredi olarak kabul edilen nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi kredilerin gireceği, akreditiflerin de bu kapsamda değerlendirileceği belirtilmiştir.

Özelge talep formu ekinde bulunan …/…/2017 tarihli “Avans Ödeme İadesi Teminatı” başlıklı kağıdın incelenmesinden, …/…/2015 tarihinde şirketiniz … arasında … numaralı bir sözleşmenin imzalandığı, sözleşme şartları uyarınca … RUBLE tutarında avans ödemesi iadesinin teminatı amacıyla işbu teminat mektubu ile iadenin uygun bir şekilde yerine getirileceğinin garanti edildiği ibarelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, …/…/2017 tarihli “Avans Ödeme İadesi Teminatı” başlıklı kağıdın, mahiyeti itibarıyla teminat mektubu diğer bir ifadeyle gayrinakdi kredi işlemi olduğunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alınacak bir yazı ile tevsik edilmesi durumunda, söz konusu kağıda 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/23 numaralı fıkrasına göre damga vergisi istisnası uygulanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, özelge talep formu ekinde bulunan …/…/2017 tarih ve … numaralı kağıdın incelenmesinden, …/…/2016 tarihli ve … referans numaralı avans geri ödeme garantisinin vade uzatımına ilişkin olduğu anlaşılmakla birlikte atıf yapılan …/…/2016  tarihli kağıt özelge talep formu ekinde yer almadığından süre uzatımına ilişkin söz konusu kağıt hakkında değerlendirme yapılamamıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-6 Bedel içermeyen ancak cezai şart içeren sözleşmelerde damga vergisi hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı : 66813766-155[3-2018-60]-E.262388 10/07/2019
Konu : Bedel içermeyen ancak cezai şart içeren sözleşmelerde damga vergisi  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, … İletişim Hizmetleri A.Ş.’ye verilmek üzere şirketiniz tarafından …/…/2018 tarihinde “Gizlilik Taahhüdü (Taahhütname)” başlıklı kağıdın düzenlediği, söz konusu kağıdın belli bir tutarı kapsamadığı, sadece cezai şart tutarı olan … Amerikan Dolarına yer verildiği, bu tutarın da taahhütnameden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ödeneceği belirtilerek, ilgili “Taahhütname”nin damga vergisine tabi olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imzalayanlar olduğu; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı; 6 ncı maddesinde ise, bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu takdirde bunların her birinden ayrı ayrı vergi alınacağı, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisinin en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınacağı, pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça damga vergisi alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak 29/9/2016 tarihli ve 29842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 60 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “(1) 6728 sayılı Kanunun 24/b maddesiyle 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sonuna, “Pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça damga vergisi alınmaz.” şeklinde fıkra eklenmiştir.

(2) Buna göre, asıl akit ve işlemle birlikte aynı kağıtta yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerden damga vergisi alınmayacak, damga vergisi asıl akit konusu işlem üzerinden alınacaktır. Ancak söz konusu taahhütler, ayrı bir kağıtta düzenlenmesi ve başlı başına bir sözleşmeye konu olması durumunda damga vergisine konu teşkil edecektir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, vergiye tabi kağıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kağıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisinin hesaplanacağı belirtilmektedir.

Özelge talep formu ekinde yer alan “Gizlilik Taahhüdü (Taahhütname)” başlıklı kağıdın tetkikinden, taahhütnamenin amacının, … ile şirketiniz arasında kurulmuş ve/veya kurulması planlanan ticari ve akdi ilişki gereğince ve bu iş ilişkisinin amaçlarını gerçekleştirmek için, …’e ait ve gizli bilgi niteliği taşıyan yazılı ve/veya sözlü bilgilere ulaşacak olmanız sebebiyle, taahhütnamede yazılı hususlara riayet etmeyi kabul ve taahhüt etmeniz olduğu; “Tazminat ve Cezai Şart” başlıklı 7 nci maddesinden de, işbu taahhütnameden doğan yükümlülüklerinizi tamamen veya kısmen ihlal etmeniz halinde …’in doğrudan ve dolaylı tüm zarar ve ziyaını karşılayacağınızı ve ayrıca bu zararlara ek ve bu zararlardan bağımsız olarak her bir ihlal için … USD (Amerikan Doları) tutarında cezai şartı nakden ve defaten ödeyeceğiniz anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre asıl akit ve işlemle birlikte aynı kağıtta yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlere yer verilmesi durumunda damga vergisinin asıl akit konusu işlem üzerinden alınacağı, sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerin ayrı bir kağıtta düzenlenmesi ve başlı başına bir sözleşmeye konu olması durumunda damga vergisine konu teşkil edeceği hususları dikkate alındığında, cezai şart tutarı dışında belli parayı ihtiva eden taahhüt içermeyen “Gizlilik Taahhüdü (Taahhütname)” başlıklı kağıdın damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-5 Faturaların döviz cinsinden düzenlenip düzenlenemeyeceği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Sayı : 16432732-105[215-2018-11]-E.57976 18.12.2018
Konu : Faturaların döviz cinsinden düzenlenip düzenlenemeyeceği hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve dilekçenizin incelenmesinden; iştigal konunuzla ilgili malzeme alımlarınızın büyük çoğunluğunu ithalat yoluyla temin ettiğiniz, buna bağlı olarak girdi maliyetlerinizin döviz cinsinden olduğu ve satışlarınızı da döviz üzerinden gerçekleştirdiğiniz belirtilerek, 12.09.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar kapsamında müşterilerinize düzenleyeceğiniz faturaların döviz cinsinden düzenlenip düzenlenemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında “2. a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.

” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesine, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı Kararın 1 inci maddesiyle eklenen, (g) bendi, “Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.” hükmüne amir olup, söz konusu hükmün kapsamı ise 6/10/2018 tarih ve 30557 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51) ile 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı mülga 8 inci maddesi yeniden düzenlenmek suretiyle belirlenmiştir.

Buna göre, mezkûr Tebliğde öngörülen istisnai durumlar haricinde, sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan işlemlere ilişkin olarak düzenlenecek faturaların, yabancı para birimi kullanılmak suretiyle düzenlenmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, söz konusu istisnai durumlarda ise, faturanın Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla (yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen faturalarda Türk parası karşılığı gösterilmeden), yabancı para birimine göre düzenlenebileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-4 Mükellefiyet bilgileri hatalı verilen kişilere yapılan mal-hizmet satımlarında, mal satışı yapılan firmaya ait bilgilerin gerçekleri yansıtmadığının adli ve idari makamlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla, “Vergi kimlik numarası / T.C kimlik numarası” alanının boş bırakılarak Form Bs bildiriminde bulunulması mümkündür

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı : 11395140-105[Mük.257-2015/VUK-1-19349]-68394 22.01.2019
Konu : Mükellefiyet bilgileri hatalı verilen kişilere yapılan mal-hizmet satımlarının Bs formuna dahil edilip edilmeyeceği  
İlgi : … tarih ve … evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, mail order yöntemi ile malzeme satımında bulunduğunuz, tarafınıza verilen fatura bilgilerinin ve mail order bilgileri ile vergi kimlik numarasının sahte olduğu, satıma ilişkin herhangi bir tahsilatın gerçekleşmediği, firma bilgilerine de ulaşılamadığından Bs bildirim formunun nasıl verileceği hususunda görüşümüzün bildirilmesi istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer 257’nci maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu  (Form Bs)” ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmış, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri yeniden belirlenmiştir.

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin (1.2.1) numaralı bölümünde  “bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edileceği ” açıklamaları yer almaktadır.

Ba-Bs formlarının en önemli özelliklerinden biri, bu formların ekonomideki aktörler arasındaki mal ve hizmet hareketlerinin bağlantılarını ortaya çıkartarak, bir mükellefin mal ve hizmet alım/satım zinciri içerisindeki tüm mükellefleri tespit edebilmesidir. Bu itibarla mükelleflerin; Ba-Bs formlarını doldururken Vergi kimlik numarası/T.C kimlik numarası alanlarını doğru bir şekilde yazmaları önemli ve zorunlu bir durumdur.

Bu kapsamda, mail order yöntemiyle mal satışı yapılan firmaya ait bilgilerin gerçekleri yansıtmadığının adli ve idari makamlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla, tarafınızca düzenlenen söz konusu faturanın üzerinde yer alan bilgiler dikkate alınarak, ilgili diğer alanlar ile “Soyadı/Adı veya Unvanı” alanının doldurulması  “Vergi kimlik numarası / T.C kimlik numarası” alanının ise boş bırakılarak form Bs bildiriminde bulunulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-3 Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin, tevsik zorunluluğu kapsamında, aracı finansal kurumlar vasıtasıyla yapılmasına gerek olmadığı hakkında

 T.C.

TOKAT VALİLİĞİ

Gelir Müdürlüğü

Sayı : 32695369-105-E.17519 18.12.2018
Konu : Tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar
İlgi :  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, sıfır traktör satışlarıyla ilgili olarak kesilen faturanın tescil ve kayıt işlemlerinin emniyet müdürlüğü tarafından yapılmakta iken 2/1/2018 tarihinden itibaren noterler kanalı ile yapılmaya başlandığı, bu sebepten bayinin satmış olduğu ticari malları için alıcılardan araç satış bedeli olarak tahsil ettiği bedellerin tevsik zorunluluğu kapsamında olup olmadığı hususunda görüş talep edilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesi hükmüne göre, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kağıtların tevsiki mecburidir.

Mezkûr Kanunun mükerrer 257 nci maddesinde, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme hususlarında Bakanlığımıza yetki verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar (5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.) tarafından düzenlenen belgelerle tevsiki uygulamasının usul ve esasları 469, 479 ve 480 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirlenmiştir.

Bu bağlamda, tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamına; Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarların, serbest meslek erbabının, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarların, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin ve vergiden muaf esnafın, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemeleri girmekte olup, yine mezkûr Tebliğde belirlenen tahsilat ve ödemeler ise tevsik zorunluluğu dışında tutulmuştur.

Söz konusu Tebliğin;

– “4.1. Kapsam ve Tutar” bölümünde, “Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.

Bu kapsamda örneğin;

– Her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

– Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin,

– İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.“,

– “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümünde; “

  1. d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

 …

aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

açıklamaları yer almaktadır.

Buna göre, noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin, bahse konu uygulama kapsamında, aracı finansal kurumlar vasıtasıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-2 İhraç kayıtlı alınan mala ilişkin ÖTV’nin Ba-Bs formuna dahil edilmesi gerektiği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 11395140-105-71915 23.01.2019
Konu : İhraç kayıtlı alınan mala ilişkin ÖTV’nin Ba-Bs formuna dahil edilip edilmeyeceği  
İlgi : … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; ihraç kayıtlı mal alışlarınızda 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 8 inci maddesinin 2 nci bendine göre ödenmeyen özel tüketim vergisi tutarının Ba formu düzenlenirken matraha dahil edilip edilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun;

(8/2) maddesinde, ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara teslim edilen mallara ait ÖTV’nin, mükelleflerce ihracatçılardan tahsil edilmemesi şartıyla, bu mükelleflerin talebi üzerine vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunacağı, söz konusu malların ihracatçıya teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde tecil edilen verginin terkin olunacağı hükme bağlanmış olup, bu düzenlemenin uygulama usul ve esasları, Kanuna ekli her bir liste itibariyle, Özel Tüketim Vergisi Uygulama Genel Tebliğlerinde belirlenmiştir.

Bu bağlamda, mezkûr uygulama kapsamında yapılan teslimlere ilişkin olarak hesaplanan ÖTV, öngörülen usul ve esaslar (şartlar) dahilinde, öncelikle tecil edilmekte, sonrasında da yine öngörülen şartların sağlanmasına bağlı olarak terkin edilmekte olup, mezkûr madde hükmü ve ilgili ikincil mevzuattan da anlaşılacağı üzere söz konusu terkin işlemi şarta bağlı bir işlem mahiyetindedir.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmelerine yönelik usul ve esaslar 350, 362, 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur. Söz konusu yükümlülüğün, 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri ise 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde açıklanmıştır.

Anılan Tebliğin (1.2.2.) numaralı bölümünde; “Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” nun Tablo II alanında bildirilecektir.

Söz konusu hadlerin uygulanmasında, özel matrah şekline tabi mal ve/veya hizmet alış/satışlarında katma değer vergisi, özel tüketim vergisine tabi işlemlerde ise özel tüketim vergisi dâhil tutarlar dikkate alınacaktır.” açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; form Ba-Bs bildirimlerinizde özel tüketim vergisi dahil tutarı dikkate almanız gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-1 KDV indiriminden çıkarılan SMİYB niteliğindeki faturaya ilişkin Form Ba bildiriminde düzeltme yapılması gerektiği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

GAZİANTEP VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Müdürlüğü

Sayı

:

72788441-105-7317

28.01.2019

Konu

:

KDV indiriminden çıkarılan SMİYB niteliğindeki faturaya ilişkin Form Ba bildiriminde düzeltme yapılıp yapılamayacağı hk.

 

İlgi :

… tarih ve … sayılı özelge talebiniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; “Mükellefiyetinizin bağlı olduğu … Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğin “IV/E” bölümünün (3.5.) ve (4.5.) numaralı maddelerine istinaden şirketiniz hakkında sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin tespit yapıldığı, söz konusu işlemin 2014/08 döneminde almış olduğu mala ilişkin olduğu ve düzenlenen faturaya ait tutarın şirketin kredi kartıyla ödendiği, ilgili Tebliğe göre faturada yer alan KDV’yi indiriminden çıkararak ilgili dönem KDV beyannamesini düzelttiği, ancak bu duruma ilişkin Form Ba bildiriminde düzeltme yapılıp yapılmayacağı” hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29/1 inci maddesinin (a) bendinde; “Mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, …”, aynı Kanunun 34/1 inci maddesinde; “Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği” belirtilmektedir.

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (b) bendinde; “Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 227 nci maddesinde; bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburi olduğu229-242 nci maddelerinde de bu Kanuna göre düzenlenmesi ve alınması gereken vesikalara ait hükümlerine yer verilmiştir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirimleri verme yükümlülüğüne yönelik uyulacak usul ve esaslar sırasıyla 350, 362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur.

 

Söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uyulacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile yeniden belirlenmiştir.

 

Buna göre, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ’in;

(1.2.1.) numaralı maddesinde, “bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne bakılmaksızın (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi ve yolcu bileti gibi) Form Ba ve Form Bs bildirimine dâhil edilecektir.”,

(1.2.2.) numaralı maddesinde, “mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları “Mal ve Hizmet Satımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)”nun Tablo II alanında bildirilecektir.”,

(2.1.) numaralı maddesinde, “yükümlülük kapsamındaki mükelleflerin mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirilmesi gerekmektedir. Mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemler, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenir.”,

(2.2.1.) numaralı maddesinde, “mükellefler söz konusu bildirim formlarını, aylık dönemler halinde düzenlemek ve takip eden ayın birinci gününden itibaren son günü akşamı saat 24:00’e kadar sistem üzerinden onaylamak suretiyle göndermekle yükümlüdürler.“,

(4.1.) numaralı maddesinde, “bildirim formlarını bu Tebliğde belirlenen süreler içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca cezai işlem uygulanacaktır. Söz konusu cezai işlemin uygulamasında, Ba ve Bs bildirim formları tek bir form olarak değerlendirilecek ve tek özel usulsüzlük cezası kesilecektir.”,

(4.2.1.) numaralı maddesinde, “mükellefler elektronik ortamda gönderip onayladıktan sonra, bildirimlerinde hata veya eksiklik bulunduğunu tespit etmeleri halinde, bunları yeniden düzenleyerek göndermek suretiyle düzeltme yapabilirler. Ba ve Bs bildirim formlarından herhangi birinde hata yapıldığının belirlenmesi halinde, sadece hata yapılan bildirim formunun düzeltilerek gönderilmesi gerekmektedir.”,

(4.2.2.) numaralı maddesinde, “düzeltme işlemlerinde, hatalı veya eksik olarak düzenlenmiş bulunan bildirim formları tamamen iptal edilmekte ve düzeltmeleri içerecek şekilde düzenlenerek verilen bildirim formu geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla, düzeltme amacıyla düzenlenen bildirim formlarının, daha önce bildirimde bulunulmamış gibi tüm alış-satış bilgilerini içerecek şekilde doldurulması gerekmektedir.”,

(4.2.3.) numaralı maddesinde, “bildirimlerin verilme süresi içerisinde yapılan düzeltmelerde herhangi bir ceza uygulanmayacak olup, bu süre geçtikten sonra yapılan düzeltmelerde ise, düzeltilen her bir form için ayrı ayrı olmak üzere Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca işlem yapılacaktır.”

şeklinde belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar göre; mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilmeleri için, öncelikle bahsi geçen belgelerin gerçeği yansıtması ve kanuni defterlere kaydedilmesi gerekmektedir. Bu durumda haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme veya kullanma tespiti bulunan mükellefler, yasal defter ve belgelerine kaydettiği mal ve/veya hizmet alışına ilişkin düzenlenen faturanın KDV tutarını ilgili dönem KDV beyannamesinden tenzil etmek suretiyle KDV beyannamesini düzeltmeleri halinde, söz konusu faturaya ait tutarın ilgili dönem Form Ba bildiriminden de çıkarılarak, bildirim formunun ilgili Genel Tebliğde belirlenen usul ve esaslara göre düzeltilmesi gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesi rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”