Bülten: 2019-48 Müteahhitlerin Yetki Belgesi Numarası Almalarını Düzenleyen Yönetmelik 02.06.2019 Tarihinde Yürürlüğe Girdi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 02.3.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelik” 02.6.2019 tarihinde yürürlüğe girdi.

Yönetmeliğe göre, yapı ruhsatına tabi her türlü yapım işinde, müteahhitlerin ekonomik, mali, mesleki ve teknik yeterliliklerine göre sınıflandırılarak yetki belgesi numarası almaları, bu numaraların yapı ruhsatında, yapı kullanma izin belgesinde ve yapım işleri sözleşmelerinde kullanılması zorunludur.

Tek parselde bodrum katı dışında en çok iki katlı ve toplam yapı alanı 500 metrekareyi geçmeyen yapılarda, yapı sahibine geçici yetki belgesi numarası verilmesi ve 5 yılda bir defa olması şartıyla parsel sahibi kendi yapısını inşa edebilir.

Yapı müteahhitliğinin ortak girişimce üstlenilmesi halinde, her bir ortağın ve ayrıca ortaklığın ayrı ayrı İl Müdürlüklerinden yetki belgesi numarası almaları gerekir.

Şirketlerin unvan veya tür değiştirmeleri halinde, bildirim yükümlülüğü dahilinde önceki yetki belgesi numarası tahsis edilir.

Yetki belgesi grupları A, B, C, D, E, F, G, H ve geçici olarak belirlenmiştir. Bu gruplar mesleki ve teknik yeterlikler (MTY) ile ekonomik ve mali yeterlikler (EMY)  esas alınarak oluşturulmuştur.

Yetki belgesi numarası başvurusu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine yapılır. Başvuruda aranan belgeler aşağıda belirtilmiştir.

  • Başvuru formu,
  • Sanayi ve ticaret odasından başvuru yılı içinde alınmış kayıt belgesi,
  • Noter tasdikli imza beyannamesi veya imza sirküleri,
  • Şirketin son durumunu gösterir ticaret sicil gazeteleri,
  • Ekonomik ve mali yeterliğin sağlandığına dair Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) veya Yeminli Mali Müşavir (YMM) Ekonomik ve Mali Yeterlilik Bildirim Formu,
  • Banka referans mektubu,
  • Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler, ortalama yıllık usta işgücü ve teknik personel yeterliliğinin sağlandığına ilişkin SMMM veya YMM tarafından düzenlenen Mesleki ve Teknik Yeterlilik Bildirim Formu,
  • Yetki belge numarası alınmasını engelleyen hallerin bulunmadığına dair, başvuran tarafından imzalanmış Sicil Durumu Beyannamesi,

 

YETERLİKLER

A- Ekonomik ve mali yeterlik :

1- Rasyolar

  • Cari oran (dönen varlıklar/kısa vadeli yabancı kaynaklar) en az 0,50 olmalıdır.
  • Öz kaynak oranı (öz kaynaklar/toplam aktif) en az 0,10 olmalıdır.
  • Kısa vadeli banka borçları/öz kaynaklar oranı 0,75’ten küçük olmalıdır.

2- Banka referans mektubu : Bankadaki kullanılmamış kredisi veya mevduat tutarının, gerekli asgari iş deneyim tutarının % 5’inden az olmadığının tevsiki gerekir.

3- İş hacmini gösteren belgeler :

Başvuru sahibinin toplam cirosu veya müteahhitlik işleriyle ilgili cirosunun asgari iş deneyim tutarına oranı, A, B, C, D, E grupları için en az % 20, F grubu için % 10 olması gerekir.

B- Mesleki ve teknik yeterlik :

1- İş deneyim belgeleri

  • Gerçek ve tüzel kişilerin yapım işlerinde benzer iş grupları listesinin “B Üst yapı (Bina) işleri” başlığı altındaki I, II, III Grupları kapsamında yaptığı işlerle ilgili olarak deneyimini gösteren iş bitirme, iş denetleme ve iş yönetme belgeleri, iş deneyimi olarak kabul edilir.
  • Yapımla ilgili hizmet işlerinden elde edilen belgeler değerlendirmeye alınmaz.
  • Şahıs şirketi ortaklarının (komanditer ortak hariç) şirketten ayrılmaları halinde, şirket adına düzenlenmiş olan iş bitirme belgesi ayrılan ortakların hisseleri oranında şahsi iş deneyimi olarak değerlendirilir. Bu belgelerin şirket adına kullanılmasında belge tutarı değerlendirilirken ayrılan ortakların hisselerine isabet eden tutar belge toplamından düşülür.

2- İş gücü belgeleri

  • Usta :Başvuranın işveren veya alt işveren olarak istihdam ettiği ortalama yıllık usta iş gücü yeterliğinin sağlanması gerekir. Ustalık belgesi almış olanlar ile mesleki ve teknik eğitim okullarından mezun olup diploma ve ustalık belgelerinde belirtilen dallarda çalıştırılanlar usta iş gücü sınıfında sayılır.
  • Teknik personel : Mimar ve mühendisler ile tekniker, yüksek tekniker ve teknik öğretmenler teknik personel iş gücü sınıfında sayılır.

C- Eşik değerler :

Yapım işleri eşik değerleri 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 8’inci maddesine göre belirlenmektedir. 01.02.2019 tarihinden itibaren yapım işlerinde uygulanan eşik değer 60.742.537 TL’dir. Yetki belgesi gruplarında eşik değerlerin belli oranı kadar iş deneyim tutarı aranılmaktadır. Örneğin A grubu yetki belgesi alabilmek için yapım işleri eşik değerinin iki katını geçen tutarda iş deneyim belgesi tutarı gerekmektedir.

Yetki belgesi gruplarında aranan şartlar aşağıdaki tabloda özet olarak gösterilmiştir. Anlaşılabilir olması açısından Yönetmelikte geçen bazı ayrıntılara yer verilmemiştir.

 

MÜTEAHHİT YETKİ BELGESİ GRUPLARI*

A B C D E F G H
EMY CARİ ORAN (DV/KVYK) (en az)                     0,50                   0,50                   0,50                   0,50                   0,50                 0,50 aranmaz aranmaz
EMY ÖZ KAYNAK ORANI (ÖK/AKTİF) (en az)                     0,10                   0,10                   0,10                   0,10                   0,10                 0,10 aranmaz aranmaz
EMY** KISA VADELİ BANKA BORÇLARI/ÖZ K. (en fazla)                     0,75                   0,75                   0,75                   0,75                   0,75                 0,75 aranmaz aranmaz
EMY BANKA REF. MEKTUBU (iş den.tutarının en az) 5% 5% 5% 5% 5% 5% gerekir*** aranmaz
EMY CİRO 24.297.014,80 17.007.910,36 12.148.507,40 8.099.004,93 4.049.502,47 607.425,37 aranmaz aranmaz
MTY** USTA İŞ GÜCÜ (ortalama yıllık en az)                        50                      24                      12                        9                        6                      3 1 kişi aranmaz
MTY** TEKNİK PERSONEL İŞ GÜCÜ (ortalama yıllık en az)                          8                        6                        3                        2                        2                      1 1 kişi aranmaz
MTY İŞ DENEYİM TUTARI (rakamları aşmalı)****   121.485.074,00   85.039.551,80   60.742.537,00   40.495.024,67   20.247.512,33   6.074.253,70   4.251.977,59 aranmaz
İŞ

ÜSTLENME

*****

YAPI YAKLAŞIK MALİYETİ (rakamları aşamaz)  sınır yok   85.039.551,80   60.742.537,00   40.495.024,67   20.247.512,33   9.111.380,55   6.377.966,39   1.417.325,86

 

* Tablo yapım işleri eşik değeri 60.742.537 TL üzerinden hesaplanmıştır, eşik değer güncellendiğinde tablonun da güncellenmesi gerekir.
** 02.3.2022 tarihine kadar uygulanmaz.

*** Mimar ve mühendis gerçek kişilerden ve % 51 hissesi 5 yıldır bunlara ait olan tüzel kişilerden istenmez.

**** Son 15 yıl içinde alınan iş deneyim belgelerinden en yüksek tutarlı olanının iki katı veya (bunun 3 katını aşmamak şartıyla) eğer daha büyükse son 5 yıl içinde bitirilen işlerin toplam tutarıdır.
***** 02.9.2019 tarihinde yürürlüğe girer.

 

 

 

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-47 7167 Sayılı Torba Kanun ile Köprü Cezaları Kaldırdı, Hurda Araçlarda ÖTV İndirimine Zam Geldi

12/06/2019 Tarih ve 30799 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7176 Sayılı “Bazı Kanunlar ile 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 13 farklı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmış olup torba kanun mahiyetinde bu Kanun ile, farklı kurumların rutin ve gerekli mevzuat değişiklik taleplerinin karşılanmasının yanı sıra vergisel yada benzeri mali değere sahip düzenlemelerin detayları aşağıdaki gibidir;

1- Hurda indirimi tutarı artırıldı

Önceleri zaman zaman tek seferlik uygulanan daha sonra sınırlı süreli hale getirilen ve kamouyunda hurda indirimi olarak adlandırılan uygulama ile, ekonomik ömrünü tamamlamış olan, karayolunda teknik yetersizlik nedeniyle tehlikeye yol açan yahut buna benzer riskler içeren araçların hurdaya ayrılmak suretiyle trafikten çekilmesi yahut ihraç edilmesi durumunda, belirli bir motor hacminin altında kalmak şartıyla aynı cins sıfır araç alımında araç sahiplerine belirli tutarda ÖTV indirimi yapılmaktaydı.

Nitekim 7103 Sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesi ile, 31/12/2019 tarihine kadar uygulanmak üzere, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, 16 ve daha büyük yaştaki araçların adına kayıtlı gerçek veya tüzel kişiler tarafından doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması ve ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescilinin silinmesi şartıyla, aynı cins bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinden, Bakanlar Kurulunca, 10.000 TL’yi aşmamak üzere, araçların cinsleri ve özelliklerine (motor silindir hacmi, sınıfı, özel tüketim vergisi oranına esas matrahı gibi) göre belirlenecek kısmın terkin edilmesine imkan tanınmış ve akabinde yayımlanan 2018/11750 Sayılı Karar ile yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden ÖTV’nin terkin edilecek kısmı ile ilgili olarak araçlara göre belirleme yapılmıştı.

7103 Sayılı Kanunun’a ilişkin çıkarılan 1013 Sayılı Karar ile bahsi geçeen 2018/11750 sayılı Kararı eki Tablo aşağıdaki gibi değiştirilerek bu kapsamda terkin edilecek ÖTV tutarları tabloda yer aldığı şekilde yeniden belirlenmiş, buna ilişkin duyuru ve değerlendirmeye 2019/40 sayılı Bültende yer verilmişti.

01.05.2019 Tarihine Kadar Geçerli Olan Matrahlar 01.05.2019 Tarihine Kadar Geçerli Olan Matrahlar
Yeni Aracın Özel Tüketim Vergisi Matrahı (TL) Terkin Edilecek Özel Tüketim Vergisi Tutarı (TL) Yeni Aracın Özel Tüketim Vergisi Matrahı (TL) Terkin Edilecek Özel Tüketim Vergisi Tutarı (TL)
Matrahı 46.000 TL’yi aşmayanlar için 10.000

(12/06/2019 tarihinden itibaren 15.000 TL)

Matrahı 70.000 TL’yi aşmayanlar için 10.000

(12/06/2019 tarihinden itibaren 15.000 TL)

Matrahı 46.000 TL’yi aşıp, 80.000 TL’yi aşmayanlar için 8.000 Matrahı 70.000 TL’yi aşıp, 120.000 TL’yi aşmayanlar için 8.000
Matrahı 80.000 TL’yi aşanlar için 3.000 Matrahı 120.000 TL’yi aşanlar için 3.000

 

Bu defa 7176 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesi ile 7103 sayılı Kanunun Geçici 1’inci maddesinde yer alan Hurdaya Çıkarılan Araçlar İle İlgili Terkin Edilecek azami 10.000 TL’lik ÖTV Tutarı 12/06/2019 tarihinden itibaren 15.000 TL’ye yükseltilmiştir.

2) 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden yapılan kaçak geçişlere ilişkin cezalara getirilen affın kapsama süresi uzatıldı

7176 Sayılı Kanun’un 15’inci maddesi ile, 01.01.2019-12.06.2019 tarihleri arasında araç sınıfları itibarıyla geçmesi yasak olmasına rağmen 15 Temmuz Şehitler Köprüsünden geçenlere verilen idari para cezalarının tahsilatından varsa yapılmış itirazlardan ve açılmış davalardan feragat edilmek kaydıyla vazgeçilmesi, aynı zamanda bu cezalar kapsamında tahsil edilen para cezalarının, ilgililerine, maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar başvurulması hâlinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar red ve iade edilmesi imkanı getirilmiştir.

3) Rödovansçıların yer altındaki maden işlerine ilişkin maliyet artışlarının tamamının ödenmesi yerine, maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin destek verilmesi imkanı getirildi

7176 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesi ile 3213 sayılı Kanunun geçici 29’uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 29 – Bu Kanun kapsamında;

  1. a) Yer altındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yer altındaki maden işlerine ilişkin 11/9/2014 tarihi itibarıyla, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında devam eden sözleşmeler ile bu Kanun kapsamındaki rödovans sözleşmesi ile çalışan rödovansçılara,
  2. b) Kanunun 2 nci maddesinde sayılan IV. Grup madenlerden “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkaran özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerinin ruhsat sahibi olarak işlettikleri yer altı maden işletmeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının iştiraklerinin 11/9/2014 tarihinden önce sözleşmeye bağlanarak işlettirdikleri yer altı maden işletmelerinde çalışan rödovansçılara,

4857 sayılı Kanunun 41 inci, 53 üncü ve 63 üncü maddelerinde 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ile ek 9 uncu maddeyle oluşan maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin destek verilebilir. Destek tutarları belirlenirken kömür fiyatlarının değişimi de dikkate alınabilir. Bu destekler Genel Müdürlük bütçesine konulan ödeneklerden karşılanır. Maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin usul ve esaslar ile bu usul ve esasların uygulanma süresi Cumhurbaşkanınca belirlenir.”

Yapılan bu değişikliklerle kamu kurum ve kuruluşlarının ihale veya rödovans sözleşmesi yolu ile iş yaptırdığı rödovansçıların yer altındaki maden işlerine ilişkin sözleşmelerde mevzuat değişikliği nedeniyle  meydana gelen maliyet artışlarının tamamının (fiyat farkı olarak) ödenmesi yerine, maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin destek verilebilmesi imkanı getirilmiş, destek tutarlarının belirlenmesinde kömür fiyatlarının değişiminin de dikkate alınması ve maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usullerin belirlenmesinde 4735 sayılı Kanun kapsamında imzalanan sözleşmeler için Kamu İhale Kurumunun teklif usulü kaldırılmıştır.

4) Kültür Bakanlığı Döner Sermayesine kurumlar vergisi muafiyeti getirildi

7176 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile 19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanunu’nun 7’nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

“Döner sermaye, 3’üncü maddede sayılan iş, hizmet ve faaliyetleri dolayısıyla kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyetin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintilerine şümulü yoktur.”

Yapılan bu değişiklikle Kültür Bakanlığı Döner Sermayesine Kurumlar Vergisi Muafiyeti getirilmiş olup ancak getirilen bu muafiyet Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında yapılan vergi tevkifatları kapsamamaktadır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-46 Güvenli Mobil Ödeme Ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi” Olarak Tanımlanan Sistem Çerçevesinde, Mal Ve Hizmet Satışlarına Ait Bedellerin Tahsilatı İle Mali Belgelerin Elektronik Ortamda Oluşturulmasına İmkan Tanındı

Günümüzde bilgi-iletişim ve finansal teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler ile elektronik belge uygulamalarında kat edilen önemli mesafeler, mükelleflerimizin iş süreçlerini, ödeme ve tahsilat süreçlerini, müşterilerine düzenlemekte oldukları belgelerin oluşturulması, iletilmesi ve muhafazasında sağlamakta olduğu verimlilik, maliyet avantajı, işlem kolaylığı ve etkin analiz ve denetim kolaylığı nedeniyle, yeni uygulamaların mükelleflerimizin kullanımına sunulmasının önemini artırmaktadır.

Bu kapsamda, bankalar, elektronik para kuruluşları, ödeme kuruluşlarınca sunulan yeni teknolojik gelişmelere uygun, kullanımı kolay ve mobilitesi yüksek ve fiziksel/klasik tahsilat araçları (fiziki POS cihazları) gerektirmeyen daha düşük maliyetli çözümler uygulamada ortaya çıkmaya başlamaktadır.

Bu gelişime paralel olarak vergi mevzuatında da  mal ve hizmetlerin satışına yönelik işlemlerle buna yönelik tahsilatların güvenliğinin ve belge düzeninin sağlanması hususun da gerekli değişiklliklerin yapılması önem arzetmektedir.

Bu kapsamda 213 sayılı VUK’ndan aldığı yetkiye dayanarak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 1 Haziran 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 507) ile yukarıda bahsedilen yeni teknolojik gelişmelere uygun ve “Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi” olarak tanımlanan sistem çerçevesinde, mal ve hizmet satışlarına ait bedellerin tahsilatı ile mali belgelerin elektronik ortamda oluşturulmasına ilişkin satış, tahsilat ve elektronik belge uygulamalarının Bakanlık  tarafından yetkilendirilen kurum ve kuruluşlar tarafından mükelleflerin kullanımına sunumu ve mükellefler tarafından kullanımı sırasında uyulması gereken usul ve esasları belirledi.

Buna göre, finans kuruluşları ya da ödeme kaydedici cihaz üreticileriyle birlikte özel entegratör kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen satış, ödeme-tahsilat işlemleri ile bu işlemlere ilişkin mali belgelerin elektronik belge olarak oluşturulması, iletilmesi, muhafaza ve ibraz edilmesi süreçlerine ilişkin olarak Bakanlıkça izin verilen Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi oluşturulacak.Elektronik belgelerin düzenlenmesi, iletilmesi, alınması ve saklama hizmetleriyle ilgili mükelleflere hizmet verme konusunda GİB’den izin almış özel entegratör kuruluşlar görev yapacak.

Bu kapsamda sistem yoluyla elektronik belge düzenlenebilmesi için ödeme kabul eden araçların, belgelerde yer alması gereken zorunlu bilgileri verebilecek nitelikte olması gerekecek.

Ödeme işlemlerinin ise özel entegratör kuruluşları aracılığıyla, belge düzenleyecek mükellefin, mükellefiyet türüne uygun şekilde, anlık olarak, mevzuatta öngörülen elektronik belgelere dönüştürülmesi ve düzenlenen bu belgenin e-posta, sms, bankacılık uygulamaları üzerinden elektronik ortamda veya kağıt olarak muhatabına iletilmesi zorunlu olacak.

Bunun yanı sıra finans kuruluşlarının iş birliği yapacağı özel entegratör ve ödeme kaydedici cihaz üreticilerinin de banka, elektronik para kuruluşu ya da ödeme kuruluşu ve özel entegratör ile birlikte gerekli teknik, yazılım ve altyapı hazırlıklarını yaparak GİB’e yazılı olarak başvurması gerekmekte. Başvuru sonrası yapılacak değerlendirmeyi müteakiben. Bakanlık tarafından da izin verilen finans kuruluşları ve cihaz üreticileri, kendilerine verilen yetki belgesinde yer alan tarihten itibaren ödeme-tahsilat ve elektronik belgelerin düzenlemesi konusunda mükelleflere hizmet verebilecek.

Bakanlık veya Başkanlık sunulacak hizmetler nedeniyle mükelleflerden ya da özel entegratörlerin finans kuruluşları ile ödeme kaydedici cihaz üreticilerinden talep edebileceği komisyon, ücret gibi bedellerin azami tutarını belirleme ve bu konuda finans kuruluşlarından, ödeme kaydedici cihaz üreticilerinden ve özel entegratörlerden yazılı taahhütname almaya yetkili olacak.

Sisteme dahil olan mükellefler, 213 sayılı VUK tarafından kendilerine düzenleme zorunluluğu getirilen belgeleri elektronik belge olarak düzenlemek ve müşterilerine belgenin türü ve niteliğine bağlı olarak elektronik ortamda veya kağıt belge olarak iletmek zorunda olacak Ancak vergiden muaf esnaf, belge düzenleme zorunluluğu bulunmadığı için, format ve standardı Başkanlık tarafından belirlenecek, mali değeri bulunmayan bilgi fişi düzenleyebilecek.

Sistem kapsamında hizmet sunan özel entegratörler, faaliyet sırasında elde ettikleri ticari sır niteliğindeki verilerin güvenliğinden ve gizliliğinden sorumlu tutulacak. Gizli kalması gereken bilgileri paylaşan ya da uygulamaya yönelik usul ve esaslara uymadığı tespit edilen finans kuruluşları, ödeme kaydedici cihaz üreticileri ve özel entegratörlerin faaliyet izinleri iptal edilecek.

Sisteme dahil olan mükellefler, mücbir sebep ve zorunlu haller dışında, kağıt ortamında fiziki belge düzenleyemeyecek.

Tebliğ 01 Eylül 2019 tarihinden itibaren uygulamaya girecek olup Tebliğin tam metni aşağıdaki gibidir.

 

 

 

 

 

 

1 Haziran 2019 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 30791
TEBLİĞ

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(Sıra No: 507)

Giriş

MADDE 1 – (1) Günümüzde bilgi-iletişim ve finansal teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler ile elektronik belge uygulamalarında kat edilen önemli mesafeler, mükelleflerimizin iş süreçlerini, ödeme ve tahsilat süreçlerini, müşterilerine düzenlemekte oldukları belgelerin oluşturulması, iletilmesi ve muhafazasında sağlamakta olduğu verimlilik, maliyet avantajı, işlem kolaylığı ve etkin analiz ve denetim kolaylığı nedeniyle, yeni uygulamaların mükelleflerimizin kullanımına sunulmasının önemini artırmaktadır.

Bu kapsamda, bankalar, elektronik para kuruluşları, ödeme kuruluşlarınca sunulan yeni teknolojik gelişmelere uygun, kullanımı kolay ve mobilitesi yüksek ve fiziksel/klasik tahsilat araçları (fiziki POS cihazları) gerektirmeyen daha düşük maliyetli çözümler uygulamada ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bu gelişime uygun olarak vergi mevzuatı çerçevesinde mal ve hizmetlerin satışına yönelik işlemlerle buna yönelik tahsilatların güvenliğinin ve belge düzeninin sağlanması hususu da son derece önem arz etmektedir.

Bu Tebliğ ile yukarıda belirtilen yeni teknolojik gelişmelere uygun ve “Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi” olarak tanımlanan sistem çerçevesinde, mal ve hizmet satışlarına ait bedellerin tahsilatı ile mali belgelerin elektronik ortamda oluşturulmasına ilişkin satış, tahsilat ve elektronik belge uygulamalarının Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilen kurum ve kuruluşlar tarafından mükelleflerin kullanımına sunumu ve mükellefler tarafından kullanımı sırasında uyulması gereken usul ve esaslara yer verilmiştir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 242 nci maddesinin ikinci fıkrasında Hazine ve Maliye Bakanlığının, “…elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim ve denetimine tabi olup, kuruluşu, faaliyetleri, çalışma ve denetim esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye…”

yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

(2) 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde  “Mükellef ve meslek grupları itibariyle muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya,”

(3) numaralı bendinde; “Tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye,”

(4) numaralı bendinde; “Bu Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usûl ve esasları belirlemeye,”

(6) numaralı bendinde; “Vergi güvenliğini sağlamak amacıyla niteliklerini belirleyip onayladığı elektrikli, elektronik, manyetik ve benzeri cihazlar ve sistemleri kullandırmaya,”

Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkili olduğuna ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

(3) Ayrıca 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunun “Yetki” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ödeme kaydedici cihazların kullanılmalarıyla ilgili olarak, bu Kanunla belli edilen hususlar dışında uyulması gereken usul ve esasları belirlemeye ve bunlarda değişiklik yapmaya Bakanlığımız yetkili kılınmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde geçen;

  1. a) Bakanlık: Hazine ve Maliye Bakanlığını,
  2. b) Başkanlık: Gelir İdaresi Başkanlığını,
  3. c) Elektronik belge (e-Belge): Usul ve esasları Vergi Usul Kanunu genel tebliğleri ile belirlenen elektronik belgeleri,

ç) Finans kuruluşu: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyet gösteren Bankalar ile 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanuna göre faaliyet gösteren elektronik para kuruluşları ve ödeme kuruluşlarından Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilen ve bu Tebliğde belirtilen sistemin işletilmesi nedeniyle Bakanlık, Başkanlık ve sistem kapsamındaki hizmetlerden yararlananlara karşı asli sorumlu olan kuruluşları,

  1. d) Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi (Sistem): Finans kuruluşları ya da ödeme kaydedici cihaz üreticileri ile birlikte özel entegratör kuruluşlar tarafından bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslara uygun gerçekleştirilen satış, ödeme/tahsilat işlemleri ile bu işlemlere ilişkin mali belgelerin elektronik belge olarak oluşturulması, iletilmesi, muhafaza ve ibraz edilmesi süreçlerine ilişkin olarak Bakanlıkça izin verilen sistemi,
  2. e) Ödeme aracı: Bankalar, elektronik para kuruluşları ve ödeme kuruluşlarınca ödeme işlemlerinin yapılmasına olanak sağlayan fiziki/sanal kartları ya da bu kuruluşların hesaplarından ödemeyi gerçekleştirebilecek bilgileri barındıran ve fiziki niteliği bulunmayan yazılımsal uygulamaları (QR, NFC vb.),
  3. f) Ödeme kabul eden araç: Ödeme aracını kabul ederek ödemeyi gerçekleştirebilen fiziki donanım veya yazılımsal uygulamaları,
  4. g) Ödeme kaydedici cihaz: 3100 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde ve 213 sayılı Kanunun mükerrer 257 ncimaddesi hükümleri uyarınca yayımlanan 426 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen teknik dokümanlardaki nitelikleri haiz cihazları,

ğ) Ödeme kaydedici cihaz üreticisi: 426 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen yeni nesil ödeme kaydedici cihazların üretim ve ithalatına ilişkin Bakanlıktan onay alan ve bu Tebliğde belirtilen sistemin işletilmesi nedeniyle Bakanlık, Başkanlık ve sistem kapsamındaki hizmetlerden yararlananlara karşı asli sorumlu olan kuruluşları,

  1. h) Özel entegratör: Elektronik belgelerin (e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-Serbest Meslek Makbuzu vb. diğer elektronik belgeler) düzenlenmesi, iletilmesi, alınması ve saklama hizmetleri ile ilgili mükelleflere hizmet verme konusunda Başkanlıktan alınmış özel entegratörlük izni bulunan kuruluşları,

ifade eder.

Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi yoluyla elektronik belge düzenlenebilmesine ilişkin usul ve esaslar

MADDE 4 – (1) Ödeme kabul eden araçlar, finans kuruluşu ya da ödeme kaydedici cihaz üreticisi tarafından güvenliği sağlanmış ve bu Tebliğ kapsamındaki satış-tahsilat-belge oluşturma süreçlerine ilişkin işlemlerin doğru bir şekilde yapılmasına ait sorumluluğu bunlar tarafından kabul edilmiş nitelikte olmalıdır. Ödeme kabul eden araçların bu Tebliğde belirtilen elektronik belgelerin oluşturulması sürecinde belgelerde yer alması gereken zorunlu bilgileri temin edecek özellikte olması zorunludur.

(2) Ödeme kabul eden araçlar sadece bu Tebliğde tanımlanan finans kuruluşları ya da ödeme kaydedici cihaz üreticileri tarafından bu Tebliğde belirtilen sistemden yararlanmak isteyen mükelleflere verilebilir.

(3) Ödeme kabul eden araçların kullanılması suretiyle gerçekleştirilen mal ve hizmet satışlarına ait ödeme işlemlerinin,  özel entegratör kuruluşları aracılığıyla,  belge düzenleyecek mükellefin mükellefiyet türüne uygun şekilde, anlık olarak, mevzuatta öngörülen elektronik belgelere dönüştürülmesi ve düzenlenen bu belgenin elektronik (e-posta, sms, bankacılık uygulamaları vb.)  ve/veya kağıt ortamda muhatabına iletilmesi zorunludur.

(4) Uygulama kapsamında mükelleflere hizmet vermek isteyen finans kuruluşlarının e-belge düzenlenmesi konusunda işbirliği yapacağı özel entegratör ile birlikte, ödeme kaydedici cihaz üreticilerinin ise işbirliği yapacağı banka, elektronik para kuruluşu ya da ödeme kuruluşu ve özel entegratör ile birlikte gerekli teknik, yazılım ve altyapı hazırlıklarını yaparak Başkanlığa yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Başkanlık, yapılan başvuruların değerlendirilmesi sürecinde sistemin unsurlarına ilişkin her türlü bilgi, belge veya ilgili diğer kamu kurum veya kuruluşların uygunluğunu finans kuruluşları, ödeme kaydedici cihaz üreticileri ile özel entegratör kuruluşlardan talep edebilir. Başkanlık tarafından yapılan değerlendirme süreçlerini başarılı şekilde tamamlayan ve Bakanlık tarafından da izin verilen finans kuruluşları ile ödeme kaydedici cihaz üreticileri kendilerine izin yazısında bildirilen tarihten geçerli olmak üzere Tebliğle belirtilen sistem kapsamında ödeme/tahsilat ve elektronik belgelerin düzenlemesi hususunda işbirliği yapacakları özel entgeratörlerle birlikte mükelleflere hizmet verebilirler. İzin verilen finans kuruluşları ile ödeme kaydedici cihaz üreticilerine ve özel entegratörlere ilişkin bilgiler www.efatura.gov.tr internet adresinde yayınlanır.

(5) Bakanlık veya Başkanlık,  ödeme kabul eden araçlar, bu araçları sunan kurum ve kuruluşlar ile sisteme ilişkin başvuru, test değerlendirme, izin, onay, güvenlik, denetim ve sorumluluğa ilişkin usul ve esaslar ile ilgili olarak uyulması gerekli kural ve standartları belirlemeye ve bunları Teknik Kılavuzlarla www.efatura.gov.tr internet adresinde yayınlamaya veya yazılı olarak finans kuruluşları ya da ödeme kaydedici cihaz üreticileri ile özel entegratörlere bildirmeye, izin verilen sistem unsurlarını denetlemeye ya da denetlettirmeye, sistem kapsamında sunulacak hizmetler nedeniyle mükelleflerden ya da özel entegratörlerin finans kuruluşları ile ödeme kaydedici cihaz üreticilerinden talep edebileceği komisyon, ücret vb. bedellerin azami tutarını belirlemeye ve bu hususta finans kuruluşları, ödeme kaydedici cihaz üreticileri ile özel entegratörlerden yazılı taahhütname almaya yetkilidir.

Sistemden yararlanabilecekler ve belge düzeni

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğde belirtilen finans kuruluşları ya da ödeme kaydedici cihaz üreticileri tarafından sunulan Sistemden aşağıdaki belirtilen mükellef grupları ihtiyari olarak yararlanabilirler:

  1. a) Ticari kazancı basit usulde tespit edilen mükellefler,
  2. b) İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler,
  3. c) Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler,

ç) Serbest meslek kazancı elde eden mükellefler,

  1. d) Gerçek usulde vergilendirilen zirai kazancı elde eden mükellefler,
  2. e) Vergiden muaf esnaf.

(2) Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan mükelleflerden bu Tebliğle getirilen Sisteme dahil olanlar, Sistem kapsamında gerçekleştirdikleri mal satışı ve hizmet ifasına ilişkin 213 sayılı Kanun gereğince kendilerine düzenleme zorunluluğu getirilen mali belgeleri elektronik belge olarak düzenlemek ve müşterilerine belgenin türü ve niteliğine bağlı olarak elektronik ve/veya kağıt ortamda iletmek zorundadırlar. Vergiden muaf esnaflar, belge düzenleme zorunlulukları bulunmadığından, format ve standardı Başkanlık tarafından belirlenen ve www.efatura.gov.tr internet adresinde yayınlanan Teknik Kılavuzda belirlenen mali değeri bulunmayan, bilgi amaçlı “Bilgi Fişi” düzenleyeceklerdir.

(3) Sisteme dahil olan mükelleflerin, faaliyetlerinde ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetleri bulunmamaktadır. Ancak sisteme dahil olan mükelleflerden hali hazırda ödeme kaydedici cihaz kullanmakta olanlar, söz konusu cihazlarını perakende satış fişi ile belgelendirilebilecek satışlarında kullanmaları mümkündür. Bununla birlikte söz konusu ödeme kaydedici cihazların Sistem kapsamında gerçekleştirilen ve e-Belge düzenlenen hallerde kullanılması durumunda, elektronik belgelere ilişkin olarak “Bilgi Fişi” (usul ve esasları Başkanlıkça www.ynokc.gib.gov.tr internet adresinde yayımlanan Bilgi Fişleri Teknik Kılavuzunda belirtilen) düzenlemeleri gerekmektedir.

(4) Sisteme dahil olan mükellefler, sistem kapsamında verilmeyen banka vb. kuruluşlara ait EFT-POS cihazlarını,  ödeme kaydedici cihazlarla 483 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve bu Tebliğe dayanılarak Başkanlık tarafından yayımlanan Teknik Kılavuzlar, Protokol dokümanları ve Başkanlık tarafından www.ynokc.gib.gov.tr internet adresinde yapılan duyurularla belirlenen kurallara uygun kullanılması şartıyla kullanmaya devam edebilirler.

(5) Sistem kapsamında düzenlenen e-Belgelerin kağıt ortamda verilmesi gereken nüshalarının verilmesinde, ÖKC’lerin, EFT-POS cihazlarının ve Başkanlıkça izin verilen diğer cihazların kullanılması mümkündür.

Sorumluluk ve ceza uygulaması

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğde usul ve esasları belirlenen Sistemi mükelleflere sunan finans kuruluşları, ödeme kaydedici cihaz üreticileri ile bu sistem kapsamında elektronik belgelerin oluşturulmasına yönelik hizmet sunan özel entegratörler, hizmet verdikleri mükelleflere ait tahsilat ve elektronik belge bilgilerini, tahsilatın yapılması ile elektronik belgelerin oluşturulması, imzalanması, gönderilmesi ve alınması amacı dışında (ilgili diğer mevzuatlarında izin verilen haller hariç) kullanamazlar ve işleme taraf olanların yazılı izni olmaksızın üçüncü kişilerle paylaşamazlar. Bu kuruluşlar bu faaliyetler kapsamında elde ettiği ticari sır niteliğindeki bilgilerin güvenliğinden ve gizliliğinden sorumludurlar.

(2) Bu maddenin birinci fıkrasına aykırı olarak işleme taraf olmayan üçüncü kişilerle gizli kalması gereken bilgileri paylaştığı ya da bu Tebliğ ve bu Tebliğde belirtilen Teknik Kılavuzlarda açıklanan usul ve esaslara uymadığı tespit olunan, finans kuruluşları, ödeme kaydedici cihaz üreticileri ile özel entegratörlerin diğer Kanunların öngördüğü cezai sorumlulukları dışında ayrıca Bakanlık ve Başkanlık tarafından bu Tebliğ kapsamında verilen faaliyet izinleri iptal edilebilir.

(3) Sistemi mükelleflere sunan finans kuruluşları tahsilata ilişkin bilgileri, özel entegratörler ise bu sistem kapsamında oluşturulan elektronik belgeleri 10 yıl süre ile gizliliği ve güvenliği sağlanacak şekilde muhafaza etmek zorundadırlar.  Bu zorunluluk, hizmetten yararlanan mükelleflerin 213 sayılı Kanunla getirilen muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

(4) Sistemi mükelleflere sunan finans kuruluşları tahsilata ilişkin bilgileri, özel entegratörlerin ise bu sistem kapsamında oluşturulan elektronik belgeleri Başkanlığa,  Başkanlıkça belirlenen süreler dahilinde elektronik ortamda sunma, iletme veya uzaktan erişime açma sorumluluğu bulunmaktadır. Elektronik ortamda sunum, iletim veya uzaktan erişime ilişkin usul ve esaslar www.efatura.gov.tr internet adresinde Başkanlık tarafından yayınlanan Teknik Kılavuzda açıklanacaktır.

(5) Sistem kapsamında elektronik belge hizmeti sunan özel entegratörler, düzenlenen elektronik belgelerin bir örneğini sistemi kullanan mükelleflerin erişimine kağıt ve/veya elektronik ortamda sunmak zorundadırlar.

(6) Sisteme dahil olan mükellefler mücbir sebepler ve 494 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen haller dışında, Sistem kapsamında elektronik ortamda düzenlenmesi gereken belgeleri kağıt ortamında düzenleyemezler. Bu nedenle mücbir sebep veya zorunlu durumlarda kullanılmak üzere yeterli miktarda matbu belge bulundurulması zorunludur.

Sistemin uygulamaya başlama zamanı

MADDE 7 – (1) Bu Tebliğle belirlenen Sistem, 1/9/2019 tarihinden itibaren uygulamaya girer.

Yürürlük

MADDE 8 –  (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bak


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-45 Yeminli Mali Müşavirlerinin Düzenlemiş Oldukları Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesinin Önü Açıldı

Bilindiği üzere 213 sayılı VUK’nun Mükerrer 227’nci maddesinin birinci fıkrasının 3’üncü bendi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı, yeminli mali müşavirlik tasdik işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştirmeye ve tasdike konu işlemleri mükellef grupları, faaliyet ve tasdik konuları itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye ve uygulatmaya ve bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştı.

Bakanlık bu yetkisini kullanarak 1 Haziran 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Genel Tebliğ (Sıra No: 1) ile yeminli mali müşavirlerin tasdik raporlarının elektronik ortamda gönderilmesinin önünü açmış oldu.

Bu düzenleme ile yeminli mali müşavirler 3568 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlemiş oldukları Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının gönderilmesinde, gelişen bilgi işlem teknolojilerinden yararlanma ve söz konusu raporları kolay, hızlı, ekonomik ve güvenilir bir şekilde idareye intikalini sağlama imkanına da kavuşmuş oldular.

Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarından hangilerinin elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden alınacağı, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ayrıca duyurulacak ve bu duyuruda belirtilen tarihten itibaren söz konusu Raporlar elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderilmesi zorunlu hale gelecek. GİB tarafından internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderileceği duyurulmayan Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının mevcut hükümler çerçevesinde kağıt ortamında verilmesine devam edilecek. Bunun yanı sıra  Gelir İdaresi Başkanlığı, elektronik ortamda gönderileceği belirtilen Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarının belirli koşullarda kağıt ortamında ibraz edilmesini de talep edebilecek.

Uygulamanın usul ve esaslarına ilişkin öne çıkan hususlar ise şu şekilde;

YMM’lerin bu uygulamadan faydalanabilmek için bağlı bulundukları vergi daireleri veya interaktif vergi dairesi üzerinden kullanıcı kodu ve şifre almaları gerekmekte olup daha önceden sözleşme ve bilgi formları ile elektronik beyanname gönderme amaçlı verilen kullanıcı kodu ve şifre olması halinde yeni bir kullanıcı kodu ve şifre almaksızın mevcut kullanıcı kodu ve şifreleri kullanabilecek.

Sorumluluğu her hal ve takdirde YMM’de olmak ve rapor YMM tarafından bizzat (e)imza edilmek şartıyla, büro çalışanları sisteme “alt kullanıcı” sıfatıyla tanımlanarak rapor üzerinde işlem tesis edebilecekler.   Ancak alt kullanıcıların raporla ilgili sistem üzerinde işlem tesis edebilmeleri için kendilerine ait internet vergi dairesi şifresinin olması şart. O nedenle, sisteme “Alt Kullanıcı” olarak tanımlanan büro çalışanları, kendi adlarına kullanıcı kodu ve şifre alabilmek için ilgili vergi daireleri veya interaktif vergi dairesi üzerinden başvuru yapmaları gerekmekte.

YMM’ler, kullanıcı kodu ve şifre kullanarak http://www.gib.gov.tr/ adresinden internet vergi dairesi sistemine girerek Raporlarının elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin ilgili menü başlığını seçerek sisteme girecek, sistem üzerinde ilgili bölümlerin doldurulması, açıklamaların yapılması, Rapor eklerinin belirtilmesi ve girilmesini müteakiben elektronik imza ile imzalayarak raporu ilgili vergi dairesine gönderebilecek.

YMM’nin imzasını taşıyan belgeler ile Başkanlık tarafından üretilen (beyanname, tahakkuk fişi ve benzeri) belgeler Rapora elektronik ortamda eklenecek ancak diğer kişi veya kurumların imzasını ya da onayını taşıyan belgeler kağıt olarak ilgili vergi dairesine ibraz edilecek. Sistem üzerinde mevcut ek listesinde ise hangi ekin kağıt ortamında hangi ekin elektronik ortamda sunulduğu işaretlenecek.

Elektronik olarak eklenebilecek eklerin toplamı 5 megabaytı aşamayacak olup sisteme yüklenen eklerin boyutunun 5 megbaytı geçmeyecek şeklilde ayarlanması, eklerin boyutunun bu limiti aşması durumunda ise elektronik olarak eklenemeyen eklerin Raporun tarih ve sayısı ilgi tutularak ilgili vergi dairesine kağıt ortamında ibraz edilmesi gerekmekte.

Sistemden elektronik imzalı olarak gönderilen Raporların geçerlilik kazanması için, bu Raporların ilgili mevzuatında belirtilen sürenin son gününe (saat23:59’a) kadar ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmekte olup bu rapora bağı olup limit aşımı nedeniyle kağıt ortamında gönderilmesi gereken eklerin de son gün mesai saati bitiminde ibraz edilmiş olması gerekmekte.

Söz konusu belgeler, yeminli mali müşavirler tarafından bizzat ibraz edilebileceği gibi yeminli mali müşavirlerin çalışanları tarafından ya da alma haberli posta yoluyla ibraz edilebilecek olup. Posta yolunun tercih edilmesi durumunda (alma haberli) postaya veriliş tarihi esas alınacak.

İlgili mevzuatında ibraza dair süre sınırlaması bulunmayan Raporlarda ise söz konusu Raporlar eklerinin gönderimi tamamlanmadığı anda  vergi dairesince işleme konulacak.

İlgili mevzuatında vergi dairesine verilmesine dair süre sınırlaması bulunan Raporlar üzerinde ancak bu süre zarfında değişiklik yapılabilecek. Süre sınırlaması bulunmayan Raporlarda ise vergi dairesince işlemler tamamlanana kadar Rapor üzerinde değişiklik yapılabilecek.

Rapor üzerinde değişiklik yapma, Raporu pasife alma işlemlerinin  ne şekilde yapılacağı hususlarına ise https://intvrg.gib.gov.tr/ adresi üzerinden yayımlanacak teknik kılavuzlarda yer verilecek.

Daha önce vergi dairesine elektronik imza ile gönderilen bir Raporun değiştirilmesi durumunda ise bu Rapor yeniden e-imza ile imzalanarak vergi dairesine elektronik ortamda gönderilecek. Raporlardaki değişikliğin takip edilmesi amacıyla, değiştirilerek yeniden e-imza ile imzalanan Raporlar ile ilk Rapor arasında sistem tarafından bağ kurulacak.

Benzer şekilde sistem üzerinden hazırlanacak Raporların dispozisyonları, bu Raporların oluşturulması, kaydedilmesi ve gönderilmesi ile diğer kullanım şekillerine ilişkin standartlar, kurallar, usuller ve bu hususlarda yapılacak değişiklikler de https://intvrg.gib.gov.tr/ adresi üzerinden yayımlanacak teknik kılavuzlar ile duyurulacak.

Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren YMM’ler sadece Gelir veya Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin tasdiki (Tam Tasdik) kapsamında düzenlemiş oldukları Raporlarını elektronik ortamda internet vergi dairesi sistemi üzerinden gönderebilecekler. GİB tarafından duyuru yapılana, bunların dışındaki diğer Raporların mevcut hükümler çerçevesinde kağıt ortamında verilmesine devam edilecektir.

Bunun yanı sıra, 2019 yılında verilecek Gelir veya Kurumlar Vergisi Beyannamesi Tasdik Raporları bu Tebliğ çerçevesinde elektronik ortamda veya kağıt ortamında ihtiyari olarak gönderilebilecek olup 01/01/2020 tarihinden itibaren ise Gelir veya Kurumlar Vergisi Beyannamesi Tasdik Raporları zorunlu olarak sadece elektronik ortamda gönderilecek.

Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce kağıt ortamında verilmiş olan raporlarının ise ayrıca elektronik ortamda gönderilmesi gerekmemektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-44 Yurt Dışından Posta veya Hızlı Kargo Yoluyla İthalata Vergi Getirildi

Ülkemizde birçok üründe gerek kamu hizmetlerine finansman sağlamak gerekse tüketimi kısmak yahut iç piyasayı korumak amacıyla gümrükte yahut dahilde birden fazla vergi alınmakta bu da o malların yurtiçi fiyatının belirlenmesinde etken olmaktadır.

Bunun yanı sıra, bir çok vergi uygulamasında olduğu gibi gümrük vergisi uygulamasında da özellikle ticari amaç gütmeksizin belirli meğlağın altında gerçekleştirilen hareketler, kapsam dışı bırakılmaktadır.

Ancak ülkeler arası fiyat farklılıkları, aktörlerin dikkatini çekmekte, sosyal kültürel amaçlı getirilen bu tür muafiyat veya istisna uggulamaları, geliştirilen yeni yöntemlerle amacının dışnda kullanılmaktadır. Öyle olunca da mali otorite, iniyetli uygulamaları istismara yönelik geliştirilen bu yöntemlere karşı yeni tedbirler alma yoluna gitmektedir.

Nitekim, öncesinde yurtdışından yapılan alışverişlerde 22 euronun altındaki meblağlar için gümrük vegisi alınmaması yönünde düzenleme mevcutken, son dönemlerde basına da yansıdığı üzere “Amazon”, “Alibaba” gibi uygulamalar yoluyla başta Çin olmak üzere yurtdışından mektup yahut posta zarfı çerisinde kargo yoluyla on milyonlarca adet işlem gerçekleştirilmek suretiyle bu düzenleme istismar edilmeye başlanmıştır.

Bunun önüne geçebilmek amacıyla, 15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1111 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 44458 sayılı Gümrük Kanunun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile, kitap veya benzeri basılı yayın hariç olma üzere, bedeli 1500 euroyu geçmemek şartıyla posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşyanın değeri üzerinden;

– Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelmesi durumunda %18,

– Diğer ülkelerden gelmesi durumunda %20,

– 06/06/202 Tarih ve 4760 sayılı ÖTV Kanununa ekli (IV) sayılı listede yer alan eşya olması durumunda yukarıda yer alan oranlara ilavete %20,

oranında tek ve maktu bir vergi tahsil edilmesi kararlaştırılmıştır.

31 Mayıs 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan bu uygulama sonrasında, geliş yerine (AB yahut AB dışı ülkeler) ve ürün türüne (ÖTV Kanununa ekli IV sayılı Listede yer alıp almamasına) göre, posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla yurda gelen ürünler üzerinden %18 ila %40 arasında gümrük vergisi alınacaktır.

Kararda kitap veya benzeri yayınlar için bu oran şimdilik %0 olarak belirlenmiş olup bu defa bu istinanın da oldukça istismara açık olduğu düşünülmektedir.

Örneğin bir dönem Ülkemizde de moda olan kitap veya dergi ekinde CD vb ürünler  hediye verilmek suretiyle ucuz olan ürünün yanında daha pahalı olan ürün hediye (promosyon) olarak verilmiş ve bu suretle iki ürünün KDV oranı arasındaki farktan çıkar sağlanma yoluna gidildiği görülmüştür. Benzeer şekilde  kitap veya benzeri yayınlar için bu orannın %0 olarak belirlenmiş olması aktörlerin dikkatini celbedebilir ve yakın zamanda örneğin bilgisayar dergisi ekinde promosyon olarak verilen şarj kablosu ithal edilebilir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-43 Yurtdışından Yolcu Beraberinde Cep Telefonu Getirme Hakkındaki 2 Yıllık Süre 3 Yıla Çıkartıldı

Ülkemizde birçok üründe gerek kamu hizmetlerine finansman sağlamak gerekse tüketimi kısmak yahut iç piyasayı korumak amacıyla gümrükte yahut dahilde birden fazla vergi alınmakta bu da o malların yurtiçi fiyatının belirlenmesinde etken olmaktadır.

Örneğin cep telefonları iç piyasada satışa sunulmazdan evvel katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, TRT bandrolü gibi birden fazla vergiye tabi tutulmakta, firma karı da dikkate alındığında ithal edilen bir telefonun fiyatı, vergiler nedeniyle maliyetinin iki katına çıkabilmektedir.

Ülkeler arası bu fiyat farklılıkları, sektörde yeni yöntemlerin geliştirilmesine sebep olmakta ve bu defa seyahat vb amaçla yurtdışına gidenler dönüşte yanlarında cep telefonu getirerek bu telefonu kullanma yahut getirdikleri telefonları daha yüksek fiyata başkalarına satarak seyahatlerini amorti etme yolunu seçmektedirler. Bu suretle de vergiden kaçınmış olmaktadırlar.

Bunun önüne geçebilmek amacıyla 31.05.2012 tarihinde 6322 sayılı Kanun 20. Maddesi ile 492 sayılı Harçlar  Kanununda yapılan değişlikle, yolcu beraberinde getirilen cep telefonları için (100 TL) kullanım izin harcı getirilmiş, bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak 170,00 TL olmuş ancak bu tutarın beklenen etkiyi karşılamakta yetersiz kalması nedeniyle bu defa  9 Kasım 2018 tarihli ve 30590 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yolcu Beraberinde Getirilen Telefon Kullanım Harcı Tutarının Yeniden Belirlenmesine Dair Karar (Karar Sayısı: 320)” ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII- Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasında yer alan maktu harç tutarı 500 TL olarak yeniden belirlenmişti. 01.01.2019 Tarihinde yeniden değerleme oranında artırılan bu tutar 618,65 TL’ye yükselmişti.

Normalde herhangi bir vatandaş yurtdışına çıktığında, şahsi kullanımı amacıyla yanında bir adet cep telefonu getirebilmekte, bunu da harcını ödeyerek kullanıma açtırabilmektedir. Bu şekilde yurtdışından cep telefonu getirip kullanıma açtıran bir kişi 2 yıl geçmedikçe aynı yöntemle telefon getirememekte yahut 2 yıl içerisinde yine telefon getirmiş olsa dahi getirdiği telefonu kendi kimlik ve pasaport bilgilerini kullanarak kullanıma açtıramamaktadır.

Bu şekildeki iyi niyetli düzenlemeler bir şekilde istismar edilmekte, rantın olduğu yerde çeteler ve simsarlar devreye girmekte ve yurt dışına çıkan ancak yanında telefon getirmeyen kişilerin bilgileri kullanılarak, yüksek fiyatlı akıllı cep telefonları çok daha ucuz fiyatla iç piyasaya sunulmakta bu da fiyatları kırmakta, pazarda dengeleri bozmaktadır.

Bu tür yöntemlerle yolcu beraberinde getirilen telefonlar, resmi yollarla kayıt içine alınacak biçimde alış verişe konu olmadığı için ciddi vergi kaybına yol açmakta, döviz kurları nedeniyle iç piyasada zaten fiyatların yükselmiş olması pazarın daralmasına yol açmakta, kayıtlı işletmelere ve sektöre zarar vermektedir.

Tüm bu gerekçelerle, 15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1111 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 44458 sayılı Gümrük Kanunun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile yukarıda değinilen 2 yıllık süre 3 yıla çıkarılmıştır. Ancak yabancı misyon mensupları bu uygulamanın dışında tutulmuş olup, onlar süre sınırlaması olmaksızın her giriş çıkışta yanlarında getirdikleri cep telefonlarını harcını ödemek şartıyla adlarına tanımlatabileceklerdir.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-42 Kambiyo İşlemlerinde BSMV Oranı Binde Bir Olarak Yeniden Belirlendi

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28. Maddesinde Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğu, aynı Kanunun 33. Maddesinde vergisinin nispeti % 15 (% 1) olduğu, kambiyo muamelelerinde ise nispetin matrahın binde biri olduğu, Cumhurbaşkanın bu maddede belirtilen vergi oranını bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1’e, kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etmeye yetkili olduğu hüküm altına alnımıştır.

Bu yetkiye istinaden muhtelif tarihlerde yapılan düzenlemeler sonrasında, 15.04.2008 tarihinde yayımlanan 2008/13459 Sayılı BKK ile 01.05.2008 tarihinden bu tarafa kambiyo muamelelerinde BSMV (kambiyo gider vergisi) oranı %0 olarak uygulana gelmiştir.

Bu defa 15 Mayıs 2019 tarihli ve 30775 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1106 Cumhurbaşkanlığı kararı ile, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33’üncü maddesinde yer alan BSMV nispetlerinin tespiti hakkındaki 28.8.1998 tarihli ve 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilerek, kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden hesaplanması gereken BSMV oranı 15.05.2019 tarihinden itibaren binde 1 olarak belirlenmiştir.

Önceki Hali Sonraki Hali
“Madde 1- Banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti;

…………………….

 

e) (2008/13459 sayılı B.K.K. ile değişen fıkra Yürürlük; 01.05.2008) Kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden sıfır,

 

 

 

 

 

 

 

 

…………………….

 

“Madde 1- Banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti;

…………………..

 

“e) (2019/11106 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile değişen fıkra Yürürlük; 15.05.2019)  (Kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden binde 1, aşağıda sayılan kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden sıfır;

1) Bankalar ile yetkili müesseselerin kendi aralarında veya birbirlerine yaptıkları kambiyo satışları,

2) Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan kambiyo satışları,

3) Döviz kredisinin ödenmesine yönelik olarak, döviz kredisi kullanımların ya da kullanımına aracılık eden banka tarafından kredi borçlusuna yapılan kambiyo satışları,

…………………..

 

 

Yapılan bu değişiklik sonrası 15 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere; banka, sigorta şirketleri, döviz bürosu veya bankerler tarafından gerçekleştirilen kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden binde 1 oranında BSMV hesaplanacaktır. Ancak yine söz konusu düzenlemeye göre;

– Bankalar ile yetkili müesseselerin kendi aralarında veya birbirlerine yaptıkları kambiyo satışlarında,

– Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yapılan kambiyo satışlarında,

– Döviz kredisinin ödenmesine yönelik olarak, döviz kredisi kullanılan ya da kullanımına aracılık eden banka tarafından kredi borçlusuna yapılan kambiyo satışlarında,

satış tutarı üzerinden hesaplanması gereken BSMV’nin oranı sıfır olarak belirlenmiş olduğundan bu işlemler üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararı

09.05.2019 tarih ve 30769 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Yargıtay kararında, “4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince derhal fesihlerde işçiden savunma alınması gerekip gerekmediği konusunda verilen farklı kararlar nedeniyle içtihatların birleştirilmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilerek özetle; işçinin sağlık nedenleriyle bekleme süresini aşan işe devamsızlığının bildirim süresine eklenecek altı haftayı aşması, işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshi için yeterli olduğu, dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince almış olduğu sağlık raporları nedeniyle derhal fesihlerde işçiden savunma alınması gerekmemektedir” denilmektedir.

Bugüne kadar birçok görüş ayrılıklarının değerlendirildiği kararda, sonuç olarak 19.10.2018 tarihli ilk oturumda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesi birinci fıkrasının (b) bendi gereğince almış olduğu sağlık raporları nedeniyle derhal fesihlerde, işçiden savunma alınmasının gerekmediğine esas hakkında üçte ikiyi aşan oy çokluğu ile karar verilmiştir.

İlgili Yargıtay kararı aşağıda eklenmiştir.

YARGITAY KARARI


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019/10 Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde Değişiklik

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce mevzuat bölümünde yayımlanan 2019/9 sayılı Genelge ile 22.02.2013 tarihli ve 2013/11 sayılı Genelgede değişiklikler yapılmıştır.

2019/9 sayılı Genelge ile sigortalılık işlemlerinde yapılan değişiklikler aşağıda belirtilmiştir.

  1. Gençleri spora teşvik etmek, gelecek vadeden sporculara sahip çıkmak, belli spor branşlarını güçlendirmek vb. gibi nedenlerden dolayı bazı sporculara, kulüpleri tarafından düzenli ödemeler yapılmaktadır. Sporcularla yapılan sözleşmelerde aylık ödenecek ücretin asgari ücret veya üzerinde belirlenmesi durumunda, bunlar Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, aksi halde sigortalı sayılmayacaktır.
  2. Köy korucularına, hizmetin devamı süresince ödenecek ücretin köy ihtiyar meclisince tespit edileceği ve köy bütçesinden karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu mevzuat hükümlerine göre göreve başlayan köy korucularının Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılması gerekmektedir.
  3. Dernek başkanları ile derneğin yönetim ve denetim kurullarına seçilenler, bu göreve seçimle geldiklerinden, aralarındaki hukuki ilişki vekalet akdine dayandığı için sigortalı sayılmayacaklardır. Bu görevlerinden dolayı huzur hakkı veya sair bir ad altında ücret almaları akdin niteliğini değiştirmeyecektir. Ancak, dernek başkanları ile derneğin yönetim, denetim kurullarına seçilenler ve dernek üyeleri; bu görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak, üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, geriye dönük yapılan bildirimler ise cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.
  4. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince kooperatif başkanları ile kooperatifin yönetim ve denetim kurullarına seçilenler, bu göreve seçimle geldiklerinden aralarındaki hukuki ilişki, vekalet akdine ve kanunda belirtilen görevlerini yerine getirmelerine dayandığından sigortalı sayılmayacaklardır. Bu görevlerinden dolayı huzur hakkı veya sair bir ad altında ücret almaları akdin niteliğini değiştirmeyecektir. Ancak, kooperatif başkanları ile kooperatifin yönetim, denetim kurullarına seçilenler ve üyeleri; bu görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, geriye dönük yapılan bildirimler ise cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.
  5. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince vakıflarda, diğer tüzel kişiliklerden farklı olarak zorunlu organ tektir ve o da yönetim organıdır. Yönetim organı dışında vakıf senedinde başkaca organlara yer verilmesine engel yoktur. Vakıflarda yönetim organı tek kişiden oluşabileceği gibi bir kuruldan da oluşabilir. Yönetim organının tek kişiden oluştuğu vakıflarda vakıf başkanının kendisi ile hizmet akdi ilişkisi kurmasına imkan olmadığından, yönetim organının tek kişiden oluştuğu vakıfların faaliyetlerinde vakıf başkanlarının kanundan doğan görevleri haricinde, üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları halinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmayacaktır.

Yönetim organının kurul halinde görev yaptığı vakıflarda; vakıf başkanları, vakıf faaliyetlerinde görev alan mütevelli heyeti, denetim kurulu üyeleri, bağlı oldukları mevzuattan doğan görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak, üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacak, geriye dönük yapılan bildirimler ise cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.

Ayrıca vakıflara ait işyerlerinde hizmet akdine tabi olarak çalışanların Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaları gerekmektedir. Vakıf adına bankada hesap açma, para çekme, para yatırma, kamu ya da özel kuruluşlarca yapılacak yazılı/sözlü borçlandırıcı işlemlerin yerine getirilmesi için tesis edilen vekalet ilişkisi, kişinin yöneticilik faaliyetini yerine getirmesine yönelik olup, sigortalılık niteliğinin belirlenmesinde belirleyici unsur olarak dikkate alınmayacaktır.

  1. İhtiyat pilot olarak çalıştırılanlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaları sebebiyle yaşlılık veya emekli aylığı kesilmiş olanlardan bu maddenin beşinci fıkrasının (d) bendi kapsamında görevlendirilenler hariç olmak üzere herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık ve emekli aylığı alanlar hakkında 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükümleri uygulanmaz.” hüküm gereğince, ihtiyat pilot olarak çalıştırılanlar Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalı sayılacak, haklarında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır.
  2. 5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre ay 30 gün, yıl 360 gün olarak kabul edilmekte olup, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındakiler hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılabilmektedirler. Kanunun 82 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 53 üncü maddeye göre belirlenen aynı sigortalılık halinde birden fazla işte çalışması nedeniyle kazançların prime esas kazanç üst sınırına kadar olan kısmı alınacaktır.
  3. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanların iş kazası geçirdikleri gün için (geçici iş göremezlik belgesi olması hali de dahil olmak üzere) Kuruma hizmet bildirilecektir.

Ancak, bildirilen bu hizmetin sigortalıya verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç olarak değerlendirilmesi durumunda; denetim sonucunda bulunacak günlük kazançlar hariç olmak üzere, Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazancın alt sınırını aşamaz.

  1. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılardan 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanların ay içerisinde birden fazla işyerinden bildirilen kısmi çalışmalarının bulunması halinde, kısmi çalışma sürelerinin o ayın hangi gününe denk geleceği hususunda bir tespit yapılamadığından, kısmi çalışma süreleri toplanacak ve 30 günü geçmeyecek şekilde hizmet kaydı oluşturulacaktır. Aylık prime esas kazancın tespiti de, kısmi süreli çalışmalara ilişkin prime esas kazançların toplanarak, aylık azami kazanç tutarını geçmeyecek şekilde dikkate alınacaktır.
  2. Askerlik yapmakta olanların askerlik yükümü nedeniyle yaptığı çalışmalar 506 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi, Kanunun da 6 ncı maddesi kapsamında olmakla birlikte, askerlik şubesinden sevk belgesini almasına rağmen birliğine teslim oluncaya kadar geçen sürede veya erken terhis mahiyetinde izinli sayılan sürelerde hizmet akdine dayalı olarak bir veya birkaç işverenin işyerinde çalıştıkları takdirde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
  3. Resmi meslek ve sanat okulları ile yetkili resmi makamların izniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve yüksek okullarda fiilen normal eğitim süreleri içinde yapılan, tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler, sigortalı sayılmamakta iken 6764 sayılı Kanunla, Kanunun 6 ncı maddesinin (f) bendinde yapılan düzenleme ile “Resmi meslek ve sanat okulları ile yetkili resmi makamların izniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve” ibaresi kaldırıldığından 9/12/2016 tarihinden itibaren sadece yüksek okullarda fiilen normal eğitim süreleri içinde yapılan, tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler sigortalı sayılmayacaktır.
  4. Kayyımlar işveren adına ve hesabına işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimseler olduğundan ve bu göreve mahkeme yoluyla atandıkları için kayyımla işveren arasında hizmet akdi ilişkisi oluşmadığından kayyım olarak görevlendirildikleri yerlerden dolayı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmayacaklardır.

Şirkete ortaklığından dolayı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olup aynı zamanda ortağı olduğu şirkete kayyım olarak atananların sigortalılığı (4/b) kapsamında devam edecektir.

Kayyımlık görevi; Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında devam eden sigortalılık durumu ile kayyım atandıktan sonra Kanun kapsamında sigortalılık niteliği taşınması hallerini etkilemeyecektir.

  1. 5510 sayılı Kanunun 100 üncü maddesi kapsamında Kurum internet sisteminin devre dışı kaldığı durumlarda işverenlerce kağıt ortamında düzenlenen bildirgeler işleme alınır. Kurumca belirlenen diğer hallerde de bildirgeler kağıt ortamında alınabilir.
  2. İşyerinin kanun kapsamında olması durumunda;
    1. Aylık prim ve hizmet belgesinde işten ayrılış tarihi bulunan sigortalılar için işten ayrılış bildirgesi bir ay süreli tebligat ile işverenden istenecek, yapılan tebligata rağmen bildirgenin verilmemesi halinde işten ayrılış bildirgesi aylık prim ve hizmet belgesindeki işten ayrılış tarihine göre,

Aylık prim ve hizmet belgesinde işten ayrılış tarihi bildirilmemiş ve işten ayrılış bildirgesinin verilmemiş olması halinde işten ayrılış bildirgesi bir ay süreli tebligat ile işverenden istenilecek, verilmemesi halinde sigortalının aylık prim ve hizmet belgesindeki son bildirim tarihi esas alınarak,

  1. İşyerinin “Kontrollü” ve “Şüpheli” kapsamında olması durumunda, aylık prim ve hizmetbelgesinde hizmeti bildirilmesine rağmen işten ayrılış bildirgesi verilmeyen ve işverene ulaşılamayan hallerde denetim sonuçlanıncaya kadar sigortalının bu işyerinden son bildirim tarihi esas alınarak, işten ayrılış bildirgesi ünitece re’sen düzenlenecektir.

“Kontrollü” ve “Şüpheli” işyerlerinde denetim sonucunda sigortalının işten ayrılış tarihinin bu tarih dışında bir tarih olması halinde işten ayrılış tarihi denetim raporuna göre değiştirilecektir.

  1. Yurt dışında çalışan veya ikamet etmelerinden dolayı 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları sonlandırılanların, ikametlerini ülkemize taşısalar dahi, 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları yeniden başlatılmayacaktır. İkameti Türkiye’de olup yurda giriş çıkış yapanların 2925 sayılı Kanuna göre sigortalılıkları devam ettirilecektir.

Ancak, yurt dışına çıkış tarihinden itibaren aralıksız bir yıl Türkiye’de hiç bulunmayanların süreksiz çalışmalarından söz edilemeyeceğinden, yurt dışına çıkış yapılan tarih itibariyle sigortalılıkları sonlandırılacaktır.

2925 sayılı Kanuna göre sigortalılık, askerlik görevini yapanların askere alındıkları, tutukluluk ve hükümlülük kararı verilenlerin karar verildiği tarihten itibaren sona erdirilecektir.

2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 1/10/2008 tarihi ve sonrasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması sebebiyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı başlatılıp devam edenlerden, bu Genelgenin yürürlük tarihinden sonra 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olma talebinde bulunanların, geriye dönük 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalılıkları başlatılmayacaktır.

Ancak, 1/10/2008 tarihi ve sonrasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması sebebiyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı başlatılan ve devam edenlerden 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olma talebinde bulunmuş olanların sigortalıkları devam ettirilecektir. 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı devam edenlerden 2925 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (c) bendi gereği sigortalılığı sona erdirilenlerin, bu durumun ortadan kalkması halinde 2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı tekrar başlatılmayacak, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

  1. Hizmet akdi unsurlarını taşımayan köy ve mahallelerde sürü yöneticiliği (çobanlık) faaliyeti yapanlarda, talep etmeleri halinde Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
  2. 5510 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edildiğinde müracaat tarihi itibariyle önceki sigortalılığı sona ermeden ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılığının başlatıldığı sonradan tespit edilenlerin, ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılığı zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle başlatılacaktır.

Ayrıca, zorunlu sigortalılığı sona ermeden ek 5 inci madde kapsamında sigortalılığı başlatılanlardan tescil tarihi itibariyle sigortalılığı iptal edilenlerin, talepte bulunmaları halinde prim iadesi yapılmamış olması şartıyla zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılıkları başlatılacaktır.

Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalılığı devam ederken daha sonra ziraat odasında üye kaydı olduğu tespit edilenlerin, tespit edildiği tarihe kadar ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilecek, tespit tarihi itibariyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalılıkları başlatılacaktır.

  1. Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sigortalılığı;

-4 üncü maddeye istinaden sigortalı olarak çalışmaya başlamaları halinde çalışmaya başladıkları tarihten,

-Sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunanların borçsuz olmaları halinde talep tarihinden,

-Prim borcu olanlardan talepte bulunanların primi ödenmiş son günden,

-Gelir ya da aylık talebinde bulunanların aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,

-Kanunun ek 5 nci maddesi kapsamında prim ödeyen ve sadece bu kapsamda prim borcu bulunan sigortalıların, tahsis talep tarihinden önce veya sonra ek 5 prim borcunu ödemek istemeyerek talepte bulunmaları halinde, sigortalılıkları primi ödenmiş son günden,

-Ölen sigortalının ölüm tarihinden,

itibaren sona erecektir.

Ek 5 inci maddeye göre sigortalılık; askerlik görevini yapanların askere alındıkları, tutukluluk ve hükümlülük kararı verilenlerin karar verildiği tarihten itibaren sona erdirilecektir.

Ayrıca, yurt dışına çıkış yapanlardan, çıkış tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ülkemize giriş yapmayanların süreksiz çalışmalarından söz edilemeyeceğinden, yurt dışına çıkış yaptığı tarih itibariyle, sigortalılıkları sona erdirilecek, ancak ek 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalıların, yurt dışına giriş çıkış tarihleri arasında bir yıldan az süreolması halinde sigortalılıkları kesintiye uğratılmadan devam ettirilecektir.

Bu şekilde ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılıkları sona erenlerin, Kanunun 4 üncü maddesine tabi çalışmasının sona erdiği, askerlik görevi sona erenlerin son bulduğu, tutuklu veya hükümlülerin tahliye edildiği, yurt dışına çıkanların Türkiye’ye döndükleri tarihi takip eden gün itibariyle yeniden sigortalılıkları başlatılacak, bunlardan ayrıca, “Tarım İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” veya “Orman İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” istenilmeyecektir.

  1. 5510 sayılı Kanunun ek 6 inci maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edildiğinde, müracaat tarihi itibariyle önceki sigortalılığı sona ermeden ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılığının başlatıldığı sonradan tespit edilenlerin, ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılığı zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle başlatılacaktır.

Ayrıca, zorunlu sigortalılığı sona ermeden ek 6 ncı madde kapsamında sigortalılığı başlatılanlardan tescil tarihi itibariyle sigortalılığı iptal edilenlerin, talepte bulunmaları halinde zorunlu sigortalılığın sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılıkları başlatılacaktır.

5510 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalılıkları sona erenlerin sigortalılıkları; kısmi süreli iş sözleşmesindeki çalışma süresinin devam ettiği veya çalışmanın sonlandığına ilişkin bir hüküm bulunmaması halinde, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine tabi çalışmasının sona erdiği tarihi takip eden gün itibariyle ek 6 kapsamında bulunan sigortalılık kendiliğinden başlatılacak, bunlardan ayrıca Sanatçı Olarak Kısmi Süreli Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” veya “Şehir İçi Toplu Taşıma Araçlarında Kısmi Süreli Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” alınmayacaktır.

5510 sayılı Kanunun ek 6 ncı maddesine tabi sigortalılığı olup sigortalılığın başladığı tarihten itibaren prim ödemesi bulunmayanların yazılı olarak sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunmaları halinde, ek 6 ncı maddeye tabi sigortalılıkları sona erdirilmeyecektir.

  1. 5510 sayılı Kanunun (4/b) kapsamında kayıt ve tescili yapılan muhtar sigortalılardan muhtarlık görevlerine devam ederlerken yetkili makamlarca bu görevinden uzaklaştırılan, açığa alınan veya tutuklanan muhtarların bu durumları, muhtarlık görevlerinin sona erdiği sonucunu doğurmadığından, bu durumda olan muhtarların (4/b) kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilecektir.

Ancak muhtarlardan görevlerinden uzaklaştırılan, açığa alınan, tutuklananlardan muhtarlık görevinin sona ermesine karar verilenlerin, muhtarlık görevinin sona erdiği tarihten itibaren (4/b) kapsamındaki sigortalılıkları sona erdirilecektir. Görevine son verilen muhtarların bildirimleri il/ilçe mülki amirlikleri tarafından yapılacaktır.

  1. Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması bulunan sözleşmeli veya sözleşmesiz ülke vatandaşı olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye’de ikamet ettikleri sürece Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılacaktır. Bunların vatandaşı bulunduğu ülkede sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmaları ya da buralardan emekli aylığı alıyor olmaları sigortalılık durumlarını etkilemeyecektir.
  2. 1479 sayılı Kanunun mülga 24 üncü maddesinde; kollektif şirketlerin, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer, limited şirketlerin, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, donatma iştirakleri ortakları ile anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları bu Kanuna göre sigortalı sayılmıştır.

1479 sayılı Kanunun mülga 24 üncü maddesi kapsamında şirket ortağı olması nedeniyle (4/b) kapsamında sigortalı olan şirket ortağının, daha sonraki bir tarihte ortağı olduğu şirketten (4/a) kapsamında sigortalı bildirilmesi halinde, önce başlayan sigortalılık sona ermediği sürece diğer sigortalılık devreye girmeyeceğinden, (4/a) kapsamındaki sigortalılık iptal edilecek (4/b) kapsamındaki sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

Kanunun “1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlığını taşıyan geçici 8inci maddesinde; tarım sigortalıları hariç olmak üzere, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) kapsamındaki sigortalılık niteliği taşıdıkları halde Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

2008/Ekim öncesinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle çalışırken, çalıştıkları işyerine veya başka bir şirkete ortak, anonim şirkette ise kurucu ortak veya yönetim kurulu üyesi olanlar, 16-60 Ek sayılı Genelge gereğince (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar 4/(b) kapsamına alınmamaktadır.

1/10/2008 tarihinden önce 1479 sayılı Kanun kapsamında tescili yapılması gerektiği halde 506 sayılı Kanun kapsamında tescil yapıldığı söz konusu tarihten sonra tespit edilen sigortalılar, Kanunun geçici 8 inci maddesi kapsamında değerlendirilmeyecek, (4/a) kapsamında yapılan tescil kaydı beyan kabul edilerek, (4/b) kapsamında sigortalı olması gereken tarih itibariyle (4/b) kapsamında sigortalılığı başlatılacak ve (4/a) kapsamındaki hizmetler (4/b) kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir. (4/a) kapsamındaki hizmetlerin (4/b) kapsamında hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin iş ve işlemler cari usullere göre sonuçlandırılacaktır.

Bu durum, (4/a) kapsamında çalışmaya başladığı tarih ile şirket ortağı olduğu tarih aynı olan sigortalılar için de uygulanacaktır. Burada esas olan, (4/a)kapsamında çalışma devam ederken (4/b) kapsamında sigortalılığı gerektiren şirket ortaklığının gerçekleşmesidir. Ancak, şirket ortağı olduğu gün diğer bir ifadeyle, (4/b) kapsamında sigortalı olması gerektiği halde aynı gün ortağı olduğu şirketten (4/a)kapsamında bildirim yapıldığı tespit edilenlerin,şirket ortaklığı nedeniyle (4/b) kapsamında bildirimi;

-Yapılanların (4/a) kapsamındaki sigortalılığı iptal edilecek (4/b) kapsamındaki sigortalılığı geçerli sayılacaktır.

-Yapılmayanların ise, (4/a)kapsamında yapılan tescil kaydı bildirim kabul edilerek, (4/b) kapsamında sigortalı olması gereken tarih itibariyle (4/b) kapsamında sigortalılığı başlatılacak ve (4/a) kapsamındaki hizmetler 4/(b) kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir.

  1. 2008/Ekim öncesinde (4/a) kapsamında hizmet akdiyle çalışırken, çalıştıkları işyerine veya başka bir şirkete ortak, anonim şirkette ise kurucu ortak veya yönetim kurulu üyesi olanlar, (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar (4/b) kapsamına alınmayacaktır.

(4/a) kapsamındaki çalışmaları sona erdirip en az bir gün ara vererek ortağı olduğu şirketten yeniden hizmet akdine tabi çalışmaya başlanması durumunda hizmetler kesintiye uğramış kabul edilecektir.

Ortağı olduğu şirketten (4/a) kapsamında hizmeti bildirilen ve kendinden başka (4/a) kapsamında sigortalı kalmayan şirket ortaklarının, çalıştıkları şirketin sermaye şirketi olması halinde ise, (4/a) kapsamında sigortalılığı devam ettirilecektir.

  1. 1/3/2011 tarihinden önce tarım kapsamında kaydı bulunan ve aynı zamanda muhtar olan sigortalıların, tarım kapsamındaki sigortalılıkları 28/2/2011 tarihine kadar devam ettirilecek, 1/3/2011 tarihi itibariyle muhtar sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapılacaktır.

Köy veya mahalle muhtarlığı nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olanlardan aynı bendin alt bentlerine tabi olacak şekilde çalışmaları bulunması halinde, muhtar kapsamındaki sigortalılığı esas alınacaktır.

Tarımsal faaliyeti nedeniyle 1/11/2008 tarihi itibariyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında başlatılan sigortalılığı devam ederken,30/3/2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçiminde muhtar seçilenlerin seçildikleri tarih itibariyle tarım sigortalılıkları sonlandırılarak, seçildikleri tarih itibariyle muhtar bağ numarası ile (9 ile başlayan bağ numarası) muhtar statüsünde tescil kaydı yapılacaktır.

  1. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının(b) bendinin (3) numaralı alt bendinde şirket ortakları (4/b) kapsamında sigortalı sayılmış, 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise (4/b) kapsamında sigortalı sayılanların, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, (4/a) kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri öngörülmüştür.

Buna göre, 2008/Ekim sonrası şirket ortaklığı nedeniyle (4/b) kapsamında sigortalı olanlar kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden (4/a) bendi kapsamında sigortalı olamayacakları gibi, (4/a) kapsamında çalışırken çalıştığı işyerine ortak olanlar (4/b) kapsamına alınacak ve (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları sonlandırılacaktır. Kişinin çalıştığı işyeri dışında bir şirkete ortak olması halinde, Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği (4/a) kapsamında sigortalılığı devam ettirilecek ve (4/b) kapsamına alınmayacaktır.

Yine, (4/a) kapsamında çalıştığı anonim şirkette, ortak olmayan yönetim kurulu üyesi olanların (4/a) kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilecek, ancak sigortalının yönetim kurulu üyeliği yanında anonim şirkete ortak olması halinde (4/a) kapsamındaki sigortalılığı sonlandırılarak (4/b) kapsamında sigortalı sayılacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

İNDİRİMLİ ORAN KDV İADESİNE İLİŞKİN

İNDİRİMLİ ORAN KDV İADESİNE İLİŞKİN;

Katma Değer Vergisi Kanununun;

– 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler ile ithal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisini indirebilecekleri,

– 29/2 nci maddesinde ise bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamının, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki farkın sonraki dönemlere devredileceği ve iade edilemeyeceği; ancak 28 inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan verginin mahsubunun yapılabileceği,

hükmü yer almaktadır.

İndirimli KDV (% 1, % 8) oranına tabi teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirim yoluyla giderilememesi durumunda, indirimle giderilemeyen KDV nin, 74 ve 76 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerindeki açıklamalara uygun olarak yapılacak hesaplamalar çerçevesinde 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre iadesi mümkündür.

İndirimli orana tabi işlemlerde iade hesabına alınacak KDV, işlemin bünyesine giren vergi tutarı ile işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV tutarı arasındaki fark olacaktır.

Bu çerçevede, indirimli orana tabi bir işlem dolayısıyla iade edilecek vergi tutarı, iade hakkı doğuran işleme ait bedelin genel vergi oranı (% 18) ile çarpılması sonucu bulunacak tutardan işlem bedeli üzerinden indirimli oran (% 1 veya % 8) uygulanmak suretiyle hesaplanan tutar düşüldükten sonra bulunacak tutardan fazla olamayacaktır. Başka bir ifadeyle azami iade tutarı % 1 oranına tabi işlemler için işlem bedelinin % 17 si, % 8 e tabi işlemler için işlem bedelinin % 10 undan fazla olamayacaktır.

Buna göre, iade edilebilecek KDV ye ilişkin % 17 lik  veya % 10 luk  sınırın, prensip olarak aylık işlem bedeli üzerinden dikkate alınması gerekmekle birlikte, yıllık iade taleplerinde, yıllık bazda azami iade tutarının aşılmaması esastır. Öte yandan, çeşitli nedenlerle iade tutarının bu miktarları geçmesi halinde, geçen kısmın iadesi; Vergi İnceleme Raporu veya üst sınırı geçme gerekçeleri açıkça belirtilmek suretiyle YMM Raporu sonucuna göre gerçekleştirilecektir.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”