ÖZELGE KDVK 2021-20 Yurt dışından limanlara gelen malların limanlardan serbest bölgelere taşınması hizmetinin KDV’den istisna olup olmadığı hak.

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV ve ÖTV Grup Müdürlüğü

   

 

Sayı : 84974990-130[KDV-4-14017-İ-2017/17]-18341                    15.01.2021
Konu : Yurt dışından limanlara gelen malların limanlardan serbest bölgelere taşınması hizmetinin KDV’den istisna olup olmadığı hak.  
         

 

 

İlgi :
… tarihli özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … San. ve Tic. A.Ş. Kayseri Serbest Bölge Şubesi tarafından ithal edilen ve Zonguldak Limanına gelen rulo sacların, millileşmeden Şirketiniz vagonlarıyla Kayseri Boğazköprü İstasyonuna transit beyannameleri ile sevk edildiği, Kayseri Serbest Bölgeye demir yolu bağlantısı olmadığı için Kayseri Gümrük Müdürlüğü gözetiminde araçlarla Kayseri Boğazköprü İstasyonundan Kayseri Serbest Bölgesine taşındığı belirtilerek bahsi geçen taşıma hizmetinin Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-ı maddesi kapsamında istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

3065 sayılı KDV Kanununun;

 

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

-4/1 inci maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

 

-17/4-ı maddesinde ise, serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işlerinin KDV’den istisna olduğu

 

hükme bağlanmıştır.

 

KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Serbest Bölgelerde Verilen Hizmetler ile Bu Bölgelere İlişkin Yük Taşıma İşleri” başlıklı (II/F-4.9.) bölümünde;

 

            “3065 sayılı Kanunun (17/4-ı) maddesine göre, serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri KDV’den müstesnadır.

 

            Söz konusu istisnanın kapsamına, yalnızca serbest bölgede ifa edilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri girmektedir. İhraç amaçlı yük taşıma işleri dışında, yurtiçinden serbest bölgeye verilen hizmetler ile serbest bölgeden yurtiçine yönelik olarak verilen hizmetler KDV’ye tabidir.

 

            Buna göre, serbest bölgeden bir limana veya bir gümrük çıkış kapısına ihraç malının taşınması işi KDV’den istisnadır. Serbest bölgede üretilecek mamulün üretiminde kullanılacak malların yurtiçinden serbest bölgeye, serbest bölgeden bir başka serbest bölgeye taşınması da istisna kapsamında değerlendirilecektir. Diğer taraftan serbest bölgeden yurtiçine yapılacak taşıma işleri ihraç amaçlı yük taşıma işi kapsamında değerlendirilmeyeceğinden KDV’ye tabi olacaktır.

           

            …

 

            Örnek 2: Serbest bölgede faaliyet gösteren (A) A.Ş., serbest bölgede üreteceği mallara ilişkin yurtiçinden satın aldığı hammaddeleri (B) Nakliyat Ltd. Şti.’ne taşıttırmıştır. (A) A.Ş. bu hammaddeleri kullanarak ürettiği malların bir kısmını ihraç etmiş, ihraç edilen malların limana kadar taşınması işini de yine (B) Nakliyat Ltd. Şti.’ne yaptırmıştır. Ürettiği malların kalan kısmını da yurtiçine satmış ve söz konusu malları (D) Nakliyat A.Ş.’ne taşıttırmıştır. Bu durumda, (B) Nakliyat Ltd. Şti. tarafından yapılan taşıma işleri KDV’den istisna olacak, (D) Nakliyat A.Ş. tarafından yapılan taşıma işi ise ihraç amaçlı yük taşıma işi olmadığından KDV’ye tabi olacaktır.”

 

açıklamaları yer almaktadır.

 

Buna göre, yurt dışından deniz yoluyla limanlara gelen malların demir yolu taşımacılığı kullanılmak suretiyle vagonlarla limandan serbest bölge dışında bulunan bir istasyona kadar  taşınması hizmeti, serbest bölgeye verilen bir yük taşıma işi olmadığından, KDV Kanununun 17/4-ı maddesi kapsamında istisna olarak değerlendirilemeyecektir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZELGE KDVK 2021-19 KDV Kanununun 13/b maddesi kapsamındaki işlemler

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı

(Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü)

   

 

Sayı : 76464994-130[KDV.2018.65]-8367                      22.01.2021
Konu : KDV Kanununun 13/b maddesi kapsamındaki işlemler  
         

 

 

İlgi   :
a) … tarihli özelge talep formunuz.
b) … tarihli dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısına istinaden yat limanı olduğu anlaşılan Kaleiçi Yat Limanında … San. ve Tic. A.Ş. ile yapılan yat/tekne bağlama sözleşmesi çerçevesinde, Kooperatifinizce yat limanında 47 adet yat/teknelik yer için kooperatif ortaklarına ve 3. kişilere verilecek tekne bağlama hizmetinde Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 13/b maddesinde yer alan istisna hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı ile bu işlem karşılığında düzenlenecek faturalara isabet eden bedel üzerinden hangi oranda damga vergisi hesaplanacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

 

KDV KANUNU YÖNÜNDEN:

 

3065 sayılı KDV Kanununun;

 

– 1/1 inci maddesinde; ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

– 1/3-f maddesinde, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin KDV’ye tabi olduğu,

 

– 13/b maddesinde, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin KDV’den istisna olduğu,

 

hüküm altına alınmıştır.

 

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

 

– “Kiralama İşlemleri” başlıklı (I/C-2.1.2.3.) bölümünde,

 

“3065 sayılı Kanunun (1/3-f) maddesine göre, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemleri KDV’nin konusuna girmektedir.

 

Buna göre, söz konusu mal ve hakların kiraya verilmesi işlemi, ticari, sınaî, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde verilen bir hizmet olmasa dahi KDV’ye tabi olacaktır.”,

 

-“Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetlere İlişkin İstisna” başlıklı (II/B-2.) bölümünün “Kapsam” başlıklı (II/B-2.1.) alt bölümünde,

 

“Bu hükme göre istisnanın uygulanması için hizmetin;

 

-Liman ve hava meydanlarında,

 

-Deniz ve hava taşıma araçları için,

 

yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla liman ve hava meydanlarında yapılmayan hizmetler deniz ve hava taşıma araçları için yapılsa bile istisnaya tabi olmazken; liman ve hava meydanlarında yapılmakla birlikte deniz ve hava taşıma araçları için yapılmayan hizmetlere de istisna uygulanması mümkün değildir.

 

İstisna kapsamına, liman ve hava meydanlarında yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler de dâhil olmak üzere, deniz ve hava taşıma araçları için yapılan seyrüsefere ilişkin her türlü hizmet girmektedir.

 

Bu kapsamda deniz ve hava taşıma aracına verilen temizlik, güvenlik gibi hizmetler istisna kapsamında değerlendirilir. İstisna kapsamındaki hizmetin nev’inin yanı sıra, hangi deniz veya hava taşıma aracı için verildiğinin faturada gösterilmesi şarttır.

 

İstisna kapsamındaki liman ve hava meydanlarının sınırları, alanları İdare tarafından belirlenmiş ve liman veya hava meydanı olarak tanımlanmış yerler olması gerekmektedir…”,

 

– “İstisna Uygulamalarında Alt Sınır” başlıklı (II/B-18.) bölümünde,

 

“3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca, 213 sayılı Kanunun 232 nci maddesinde yer alan ve ilgili yılda uygulanmakta olan haddi, istisna uygulamasında asgari tutar olarak belirlemeye ve belirlenen bu tutarı iki katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye Bakanlar Kurulu, istisna kapsamına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

 

Bakanlar Kurulunca bu yetki, 2004/8127 sayılı Kararname ile kullanılarak, 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde sayılan istisnaların uygulanmasında alt limit, KDV hariç 100 TL olarak tespit edilmiştir.

 

Bu düzenleme uyarınca, 13 üncü maddede sayılan istisnalar kapsamına giren işlemler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen işlem bedelinin KDV hariç tutarının 100 TL’ nin altında olması halinde bu işlemlerde istisna uygulanmaz ve genel esaslar çerçevesinde KDV hesaplanır…”

 

açıklamaları yer almaktadır.

 

60 No.lu KDV Sirkülerinin “Deniz ve Hava Taşıma Araçları İçin Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetler” başlıklı (3.2.2.) bölümünde ise,

 

“KDV Kanununun 13/b maddesi ile deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler KDV’den müstesnadır.

 

İstisna kapsamına liman ve hava meydanlarında deniz ve hava taşıma araçlarına verilen hizmetler girmektedir. Bu kapsamda, hava ve deniz taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen pilotaj, römorkaj, palamar, uçak ve gemilerin parkı gibi hizmetler KDV’den istisna olacaktır.”

 

açıklamaları yer almaktadır.

 

Buna göre, … San. ve Tic. A.Ş. ile Kooperatifiniz arasında yapılan sözleşmeye konu yat/tekne bağlama yeri tahsisi işlemi, işletme hakkının kiralanması mahiyetinde olduğundan KDV Kanununun 1/3-f maddesine göre KDV’ye tabi olacaktır.

 

Diğer taraftan, Kaleiçi Yat Limanı içeresinde Kooperatifiniz tarafından üyelerinize veya 3. kişilere verilecek yat/tekne bağlama hizmeti (yer tahsisi/gemi parkı) ve palamar hizmeti ile 60 No.lu KDV Sirkülerinin “3.2.2.” bölümünde belirtilen diğer hizmetler 3065 sayılı Kanunun 13/b maddesi uyarınca istisna olup, bunlar dışında sunulacak hizmetler genel esaslar çerçevesinde KDV’ye tabi tutulacaktır.

 

DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

 

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği; 8 inci maddesinde, bu Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu, bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerin resmi daire sayılmayacağı hükümleri yer almaktadır.

 

Aynı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “IV-Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında ise resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtların nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Bu çerçevede, faturalar damga vergisine tabi olmayıp 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun IV/1-a fıkrasına göre resmi dairelerce yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin düzenlenen ödeme belgeleri damga vergisine tabi bulunmakta olup kişiden kişiye yapılan ödemeler söz konusu fıkra kapsamına girmemektedir.

 

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 488 sayılı Kanuna göre resmi daire kapsamında olmayan Kooperatifinizin mal ve hizmet alımları nedeniyle yapacağı ödemelere ilişkin düzenlediği kağıtların, Kanuna ekli (1) sayılı tablonun IV-1/a fıkrası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından, damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

ÖZELGE KDVK 2021-18 Kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle bankaya devredilen taşınmazın düzenlenen protokol gereği ekspertiz değerinin üzerinde bir bedelle satışında aşan tutarın KDV’ye tabi olup olmadığı

T.C. 

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

   

 

Sayı : 39044742-130 [Özelge]-62717 25.01.2021
Konu : Kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle bankaya devredilen taşınmazın düzenlenen protokol gereği ekspertiz değerinin üzerinde bir bedelle satışında aşan tutarın KDV’ye tabi olup olmadığı  
         

 

 

İlgi :
 … tarih … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketiniz ile … A.Ş. (Banka) arasında imzalanan protokole istinaden kredi borçlarınıza mahsuben protokolde belirtilen taşınmazların vefa akdi ile bankaya devrinde, taşınmazların ortalama ekspertiz değerinin üzerinde bir bedelle satılması halinde protokol uyarınca aşan tutarın Şirketinizin kullanımına bırakılacağı belirtilerek, kredi borcunu aşan tutarın katma değer vergisine (KDV) tabi olup olmadığı sorulmaktadır.

 

3065 sayılı KDV Kanununun;

 

1/1 maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

2/1 maddesinde, teslimin bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,

 

17/4-r maddesinde, bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimlerinin KDV’den istisna olduğu,

 

24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV matrahına dahil olduğu

 

hüküm altına alınmıştır.

 

KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Bankalara, Finansal Kiralama ve Finansman Şirketlerine Borçlu Olanların ve Kefillerinin Borçlarına Karşılık Yapılan Teslimlere İlişkin İstisna Uygulaması” başlıklı (II/F-4.16.3.) bölümünde;

 

Bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanlar ile kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketleri tarafından devir ve teslimi KDV’den istisnadır. Bu istisnanın uygulanabilmesi için iştirak hisseleri ile taşınmazların iki yıl aktifte bulundurulması gerekmez.

 

İstisna sadece bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine olan borca karşılık, banka, finansal kiralama ve finansman şirketlerine yapılacak devir ve teslimler ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketleri tarafından devir ve tesliminde uygulanır. Borca karşılık banka,  finansal kiralama ve finansman şirketleri dışında üçüncü kişilere yapılan satışlar, istisna kapsamında değerlendirilmez.

 

 

İstisna uygulanabilmesi için, devir ve teslime konu taşınmaz ve iştirak hisselerinin bankaya, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanlara veya bu borca kefil olanlara ait olması gerekir.

 

İstisna, satış yoluyla gerçekleştirilen devir ve teslimlere uygulanır. Bağış, hibe şeklindeki devir ve teslimler istisna kapsamı dışındadır.

 

Öte yandan, söz konusu istisna uygulamasında, borçlu olanlar, kefiller ile finansal kiralama ve finansman şirketlerinin, taşınmaz ve iştirak hisselerini ticaretini yapmak amacıyla aktiflerinde bulundurup bulundurmadıkları dikkate alınmaz.

 

açıklamaları yer almaktadır.

 

Buna göre, Banka ile imzalanan protokol gereği, taşınmazların Banka tarafından satışında ekspertiz değerini aşan ve Şirketinize ödenen tutar fiyat farkı mahiyetinde olduğundan KDV matrahına dahildir.

 

Taşınmazların bankalara devir ve tesliminde 3065 sayılı Kanunun (17/4-r) maddesi kapsamında istisna uygulanabilmesi için, devir ve teslime konu taşınmazların bankalara borçlu olanlara veya bu borca kefil olanlara ait olması ve devir ve teslimin borca karşılık olarak bankalara yapılması gerekmektedir.

 

Öte yandan, Şirketiniz ile Banka arasında imzalanan protokolün “B-Vefa Hakkı Kullanım Koşulları” bölümünde yer alan 5 inci ve 6 ncı maddelerde, protokol kapsamındaki taşınmazların ortalama ekspertiz değerinin üzerinde bir bedel ile satılması halinde aşan tutarın Şirketinizin kullanımına bırakılacağı, Şirketiniz tarafından talep edilmesi halinde aşan tutarın bir kısmının veya tamamının mevcut kredi risklerinin (anapara ve/veya faiz) geri ödemesinde kullanılabileceği ifade edilmektedir.

 

Bu çerçevede, Şirketiniz ile Banka arasında imzalanan protokole istinaden kredi borçlarınıza mahsuben protokolde belirtilen taşınmazların ortalama ekspertiz değerine göre Bankaya devri 3065 sayılı Kanunun (17/4-r) maddesine göre KDV’den istisna olacaktır. Ancak, söz konusu protokol gereği taşınmazların ortalama ekspertiz değerinin üzerinde bir bedelle Banka tarafından satılması halinde aşan tutarın bir kısmının veya tamamının Şirketinizin kullanımına bırakılması durumunda 3065 sayılı Kanunun (17/-r) maddesinde yer alan borca karşılık olma şartı sağlanmadığından, Şirketinizin kullanımına bırakılan tutar üzerinden genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanması gerekecektir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

ÖZELGE KDVK 2021-17 Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Ödenecek Tazminatın GV, DV ve KDV’ye Tabi Olup Olmadığı

Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Ödenecek Tazminatın GV, DV ve KDV’ye Tabi Olup Olmadığı
________________________________________

TARİH : 25.02.2021
SAYI : 19341373-120[ÖZELGE-2018/16]-24093
KONU : Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Ödenecek Tazminatın GV, DV ve KDV’ye Tabi Olup Olmadığı
İlgi: tarihli Özelge Talep Formunuz

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 127. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23 ve 24. maddelerine istinaden, sürekli işçi kadrosuna geçişler nedeniyle hizmet alım niteliği taşıyan sözleşmenin feshedilmesi sonucunda yükleniciye ödenecek tazminat tutarı üzerinden vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

 

Damga Vergisi Kanunu Yönünden:

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1. maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu; 3. maddesinde, damga vergisi mükellefinin kâğıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtların damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği; 8. maddesinde, bu Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu, bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerin resmi daire sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

 

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “IV-Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında, resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle, kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtların; 1/b fıkrasında ise maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dahil) için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak carî hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kâğıtların nispi damga vergisine tabi olacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Diğer taraftan, 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 127. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23 ve 24. maddeler çerçevesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında çalıştırılanların işçi kadrosuna geçirilmesine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bahse konu geçici 23. maddenin yedinci fıkrasında, “Sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin istihdam edilmesine esas hizmet alım sözleşmeleri, birinci fıkrada öngörülen geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla feshedilmiş sayılır. Feshedilmiş sayılan sözleşmelerden, sadece yapılan işin tutarı her türlü fiyat farkı hariç sözleşme bedelinin %80’ini aşmayanlar için yükleniciye, sözleşmenin yürütülmesine ilişkin her türlü zarara karşılık her türlü fiyat farkı hariç sözleşme bedelinin %80’i ile yapılan işin tutarı arasındaki bedel farkının %5’i fesih tarihindeki fiyatlar dikkate alınarak sözleşmeyi yürüten idare tarafından, yapmış olduğu vergi, resim, harç ve paylar dahil olmak üzere tüm giderler ve mahrum kaldığı kâr karşılığı olmak üzere tazminat olarak ödenir ve başkaca bir ödeme yapılmaz. Yüklenici başka bir hak talebinde bulunamaz.” hükmü; geçici 25. maddesinde ise “Geçici 23. ve geçici 24. maddeler kapsamına giren hususlara ilişkin usul ve esaslar ile bu maddelerin uygulanmasında ortaya çıkacak tereddütleri giderecek idareler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir.” hükmü bulunmaktadır.

 

01.01.2018 tarihli ve 30288 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımı Sözleşmeleri Kapsamında Çalıştırılmakta Olan İşçilerin Sürekli İşçi Kadrolarına veya Mahalli İdare Şirketlerinde İşçi Statüsüne Geçirilmesine İlişkin 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23 ve Geçici 24. Maddelerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar” ile uygulamanın nasıl yürütüleceği açıklanmış olup söz konusu Usul ve Esasların “Feshedilen sözleşmeler nedeniyle ödenecek tazminatlar” başlıklı 24. maddesinde ödenecek tazminatın hesaplanmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır.
Bahse konu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23. maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamında sözleşmesi feshedilen yüklenicilere tazminat dışında vergiler dahil başka adlar altında ödeme yapılamayacağı görülmektedir.

 

Ayrıca, bahsi geçen “Usul ve Esaslar”ın 51. maddesinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 23. maddesinin yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onbeşinci ve onyedinci fıkralarına ilişkin olarak uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek üzere Kamu İhale Kurumunun görevli ve yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Buna göre, 375 sayılı KHK’nın geçici 23 ve 24. maddeleri ile bu maddelerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar uyarınca yüklenici firmalara ödenmesine hükmedilen tazminat ödemelerinin, resmi dairelerin mal ve hizmet alımı ya da hizmet karşılığı ücret kapsamında yapılan bir ödeme olarak değerlendirilmeyeceği dikkate alındığında, söz konusu tazminat ödemesi nedeniyle düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları Yönünden:

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinde; kimlerin, hangi ödemelerden tevkifat yapmak zorunda olduğu belirlenmiş olup söz konusu maddede sayılanların, yine aynı maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15. maddesinde ise “Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlere göre, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23. madde gereğince, kamu kurum ve kuruluşlarında personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı sözleşmeleri kapsamında çalıştırılmakta olan işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesi nedeniyle, feshedilen sözleşmeler dolayısıyla yükleniciye ödenecek tazminatlar, Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanununun 15. maddesinde kesintiye tabi ödemeler arasında sayılmaması nedeniyle, bu tazminatlar üzerinden anılan kanunlar uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmemektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

  • 1/1. maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,
  • 4/1. maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebileceği
    hüküm altına alınmıştır.

 

Öte yandan, konu ile ilgili olarak 60 no.lu KDV Sirkülerinin “1.2. Tazminatlar” başlıklı bölümünde;

 

“1.2.1. Herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olarak ortaya çıkmayan tazminat ve benzeri ödemeler prensip olarak KDV’nin konusuna girmemektedir.

 

Bu kapsamda, işin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli v.b. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemeler herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 23. maddesi hükmü gereğince sürekli işçi kadrosuna geçirileceklerin istihdam edilmesine esas hizmet alımı sözleşmelerinin feshi nedeniyle, idare tarafından yükleniciye yapılacak ödemeler, söz konusu ödemelerin anılan maddede açıkça tazminat olarak nitelendirildiği, ödenecek tutarın yüklenicilerin yapmış olduğu gerçek gider, harcama ve zarar dikkate alınmadan belirlendiği dikkate alındığında herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden KDV’ye tabi bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

ÖZELGE KDVK 2021-16 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında verilen arabuluculuk hizmetine ilişkin bedelin KDV dahil 1.000 TL’yi aşması durumunda, 5018 sayılı Kanun’a ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar tarafından, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (l/C-2.1.3.2.13) bölümü uyarınca, hesaplanan KDV tutarı üzerinden (5/10) oranında tevkifat uygulanması gerektiği hk.

 

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI.

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

 

Sayı :E-97726449-130[5500298906]-E.31422.                                                      18.03.2021

 

 

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında verilen arabuluculuk hizmetine ilişkin bedelin KDV dahil 1.000 TL’yi aşması durumunda, 5018 sayılı Kanun’a ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar tarafından, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (l/C-2.1.3.2.13) bölümü uyarınca, hesaplanan KDV tutarı üzerinden (5/10) oranında tevkifat uygulanması gerektiği hk.

 

 

Özelge talep formunuzda, avukatlık ve arabuluculuk faaliyetinde bulunduğunuzu, Kocaeli Cumhuriyet Baş Savcılığı’na arabuluculuk ve CMK Hizmetleri verdiğinizi, bu vermiş olduğunuz hizmetlerden dolayı düzenleyecek olduğunuz SM makbuzlarında “Kamu Kurum ve kuruluşlarına verilen hizmetler” kapsamında değerlendirilerek katma değer vergisi (KDV) tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

 

3065 sayılı KDV Kanunu’nun;

 

– 1/1. maddesinde. Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

– 9. maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, iş yerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödemesinden sorumlu tutabileceği

hüküm altına alınmıştır.

 

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (I/C-2.1.3.1) bölümünde kısmi tevkifat uygulayacak alıcılar. (I/C-2.1.3.2) bölümünde kısmi tevkifat uygulanacak hizmetler, (I/C-2.1.3.3) bölümünde kısmi tevkifat uygulanacak teslimler belirtilmiştir.

 

Mezkur Tebliğin;

– “Yukarıda Belirlenenler Dışındaki Hizmetler” başlıklı (l/C-2.1.3.2.13.) bölümünde; “KDV mükellefleri tarafından. 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlara ifa edilen ve yukarıda belirtilmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu idare, kurum ve kuruluşlar tarafından (5/10} oranımda KDV tevkifatı uygulanır.”,

– “Tevkifat Uygulamasında Sınır” başlıklı (I/C-2 1.3.4.1 bölümünde, “…Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmaz. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılır…”

açıklamaları yer almaktadır.

 

Buna göre; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında verilen arabuluculuk hizmetine ilişkin bedelin KDV dahil 1.000 TL’yi aşması durumunda, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlar tarafından, Tebliğ’in (l/C-2.1.3.2.13) bölümü uyarınca, hesaplanan KDV tutarı üzerinden (5/10) oranında tevkifat uygulanması gerekmektedir.

 

ÖZELGE KDVK 2021-15 Özel hastaneler tarafından yapılan kadro kiralama ve devir işlemlerinde KDV oranı

T.C.

AKSARAY VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

   
Sayı : 82185597-200.03.01-5918 14.04.2021
Konu : Özel hastaneler tarafından yapılan kadro kiralama ve devir işlemlerinde KDV oranı  
           

 

İlgi :
09/11/2020 tarihli özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; özel hastanelere/polikliniklere ait birimlerin/kadroların başka hastanelere/polikliniklere kiralanması, devredilmesi işlemlerine ilişkin olarak tahsil edilen bedellere uygulanması gereken katma değer vergisi (KDV) oranı sorulmaktadır.

Mal ve hizmetlere uygulanan KDV oranları, 3065 sayılı KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, maddede yer alan sınırlar dahilinde, 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişmeden önce Bakanlar Kurulu, değişiklik sonrasında ise Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir.

Bu kapsamda KDV oranları, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, sözü edilen listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler içinse %18 olarak belirlenmiştir.

Söz konusu Karar eki (II) sayılı listenin B/21 inci sırasında “İlgili Bakanlıklar ya da kanunlarla izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından yerine getirilen insan veya hayvan sağlığına yönelik koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (hayvan ırkının ıslahına yönelik hizmetler dahil) ile bu hizmetleri ifa edenlere hekimlerce veya hekimler vasıtasıyla verilen hizmetler, ambulans hizmetleri,” sayılmıştır.

Buna göre, özel hastanelere/polikliniklere ait birimlerin/kadroların kiralanması, devri işlemleri, söz konusu BKK eki (II) sayılı listenin B/21 inci sırası kapsamında değerlendirilemeyeceğinden; söz konusu kiralama, devir işlemlerine ilişkin olarak tahsil edilen bedellere genel oranda (%18) KDV uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

ÖZELGE KDVK 2021-13 KDV Tevkifatı Uygulaması Hakkında

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı :E-43370460-130[5309-765]-51968 14.04.2021

 

Konu : KDV Tevkifatı Uygulaması Hakkında

 

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA

(Vergi Hukuk Komisyonu)

 

İlgi : 05/04/2021 tarihli ve 52482138-9530 sayılı yazınız.

 

İlgide kayıtlı yazınızda, karşı taraf vekalet ücretlerinin katma değer vergisine tabi olup olmadığı ile KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.13) bölümünde belirtilen alıcılara yargı mercileri nezdinde vekalet akdi çerçevesinde verilecek hizmetler üzerinden 5/10 oranında tevkifat yapılıp yapılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

– 8 inci maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların KDV mükellefi

olduğu,

– 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığım teşkil eden

bedel olduğu; bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 27/5 inci maddesinde ise serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa hizmet bedelinin bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamayacağı

hüküm altına alınmıştır.

 

311 Seri No.lu Gelir V agisi Genel Tebliğinin “İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu Uyarınca Karşı Tarafa Yükletilen Vekalet Ücretinin Vergilendirilmesi ve Gelir Vergisi Tevkifat Uygulaması” başlıklı Sekizinci Bölümünün “Vekalet Ücretlerinde Vergi Tevkifatı Uygulaması” başlıklı 25 inci maddesinin (5) numaralı bendinde, “Mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin K D V dahil olduğu kabul edilir ve içyüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV,düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkif atının K D V hariç tutar üzerinden yapılması gerektiği tabiidir ” açıklaması yer almaktadır.

 

Diğer taraftan, KDV Kanununun 9 uncu maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, iş

yerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde

Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/B-4.) bölümünde avukatlık ücretlerine ilişkin açıklamalara yer verilmiş, (I/C-2.) bölümünde KDV tevkifat uygulamasının usul ve esasları belirlenmiş ve Tebliğin (I/C- 2.1.3.2.) ve (I/C-2.1.3.3.) bölümlerinde ise kısmi tevkifat uygulanacak teslim ve hizmetler açıklanmış olup,

Tebliğin;

– (I/C-2.1.3.2.2.) bölümünde, “Tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) ayırımında sayılanlara karşı ifa edilen etüt,

plan-proje, danışmanlık, denetim ve benzeri hizmetlerde alıcılar tarafından (9/10) oranında KDVtevkifatı uygulanır. Avukatların hukuki ihtilaflarla ilgili olarak yargı mercileri nezdinde veya yargı kararlarının sonuçları ile ilgili olarak vekâlet akdi çerçevesinde (icra vb.) verdikleri hizmetler prensip olarak tevkifat kapsamına girmemektedir.

 

Avukatların verdikleri danışmanlık hizmetleri ise tevkifata tabidir. Avukatlarla yapılan sözleşmede

avukatlık ve danışmanlık hizmetleri birlikte yer alıyorsa, bu iki unsur ayrı ayrı ücretlendirilmediği

takdirde, toplam sözleşme bedeli üzerinden tevkifat uygulanır.”,

“Diğer Hizmetler” başlıklı (I/C-2.1.3.2.13.) bölümünde,

“KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve

kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, döner sermayeli kuruluşlar, kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları ile kalkınma ajanslarına ifa edilen ve Tebliğde özel olarak belirlenmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu alıcılar tarafından (5/10) oranında K D V tevkifatı uygulanır.”,

 

-“Tevkifat Uygulamasında Sınır” başlıklı (I/C-2.1.3.4.1) bölümünde;

“… Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin K D V dahil bedeli 1.000 TL’yi

aşmadığı takdirde, hesaplanan K D V tevkifata tabi tutulmaz. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılır.

Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde K D V tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel

parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır.”

 

açıklamaları yer almaktadır.

 

Buna göre, serbest meslek erbabı avukatlann;

– Yapmış olduklan hizmet karşılığında mahkemelerce hükmolunan karşı taraf vekalet ücreti

üzerinden KDV hesaplanması,

– Tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) ayrımındaki belirlenmiş alıcılara verdikleri ve KDV dahil bedeli 1.000

TL’yi aşan danışmanlık hizmetlerinde, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.2.) bölümü kapsamında (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması,

– Hukuki ihtilaflarla ilgili olarak yargı mercileri nezdinde veya yargı kararlannm sonuçları ile ilgili

olarak vekâlet akdi çerçevesinde (icra vb.) Tebliğin (I/C-2.1.3.2.13) bölümü kapsamında yer alanlara ile karşı taraf vekalet ücreti kapsamında anılan bölüm kapsamında yer alanlar adına düzenledikleri belgelerde gösterilen ve KDV dahil bedeh 1.000 TL’yi aşan hizmetler için de ilgili sorumlular tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Gökhan ÖZÇUBUK

Başkan a.

Gelir İdaresi Daire Başkanı V.

 

ÖZELGE KDVK 2021-12 Satışı yapılan ürünün nakliyesinin yük taşımacılığı hizmeti kapsamında tevkifata tabi olup olmadığı hk.

   
T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV ve ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı : E-21152195-130[9-2021.3467]-146184 14.04.2021
Konu : Satışı yapılan ürünün nakliyesinin yük taşımacılığı hizmeti kapsamında tevkifata tabi olup olmadığı hk.  
         

 

İlgi :
… tarihli özelge talep formu.

 

İlgide kayıtlı özelge talep talep formunuzda, kömür üretim ve satışı yaptığınız ve satılan ürünlerin nakliyesinin kendi araçlarınızla yapıldığı, satış faturasında ürün satış bedeli ile nakliye bedelinin ayrı ayrı gösterildiği belirtilerek 35 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarının (2/10) oranında tevkifat kapsamına alınması nedeniyle satış faturası içinde yer alan nakliye bedeli için tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 9/1 inci maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır.

35 Seri No.lu Tebliğ ile değişik KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-“Taşımacılık Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.) bölümünde,

“2.1.3.2.11.1. Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı

Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10), servis taşımacılığı hizmeti alımlarında ise (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.

2.1.3.2.11.2. Kapsam

Bu bölüm kapsamına, personel, öğrenci, müşteri ve benzerlerinin belirli bir güzergah dahilinde taşınması amacıyla ihdas ettikleri servis hizmetlerine ilişkin olarak yaptıkları taşımacılık hizmeti alımları ile karayoluyla yapılan yük taşımacılığı hizmeti alımları (kargo işletmeciliği yetki belgesi sahibi mükellefler tarafından yapılan kargo taşıma işleri hariç) girmektedir.

 

Söz konusu hizmetlerin, tahsis edilmiş özel plakalı araçlar ile yapılıp yapılmaması, ilgili birimlerden taşımacılıkla ilgili zorunlu belge ve sertifikaların alınıp alınmaması veya taşıma işinde kullanılan aracın özmal ya da sözleşmeli taşıt olup olmaması tevkifat uygulaması kapsamında işlem tesisine engel değildir.

Taşımacılık hizmetini yüklenen bir firmanın, bu işi bizzat ifa etmeyip bir başka firmaya devretmesi durumunda, taşımacılık hizmetini alan tarafından bu kapsamda tevkifat yapılmaz. Ancak taşımacılık hizmetini yüklenen firma tarafından, taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulanır.”

-“Belge Düzeni” başlıklı (I/C-2.1.3.4.2.) bölümünde;

“Tevkifata tabi tutulan işlemlerle tevkifat uygulaması kapsamında bulunmayan işlemlerin birlikte yapılması halinde bu işlemlerin tek fatura ile belgelendirilmesi mümkündür.

Bu durumda, tevkifata tabi işlem bedeli ve bu bedel üzerinden hesaplanan KDV ile tevkif edilen KDV tutarı fatura üzerinde ayrıca gösterilir. Bu şekilde yapılan faturalamalarda da tevkifat uygulaması kapsamındaki işlem bedelinin KDV dahil tutarının Tebliğin (I/C-2.1.3.4.1.) bölümünde belirlenen alt sınırı aşıp aşmadığı dikkate alınır, aşmıyorsa tevkifat uygulanmaz.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, üretim ve satışını yaptığınız kömürün nakliyesi hizmetinin, kömür satışından ayrı bir iş olarak firmanızca sunulması ve her bir işlem bedelinin KDV dahil 1.000 TL’yi aşması halinde, verilen hizmete ilişkin KDV’nin  (2/10) oranında tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 

ÖZELGE KDVK 2021-10 Kurye taşımacılığı hizmetinde KDV tevkifatı

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-39044742 30[Özelge]                                                                                  16.04.2021

Konu : Kurye taşımacılığı hizmetinde KDV tevkifatı

İlgi: … tarihli ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şahsınıza ait motosikletle … firmasına verilen kurye taşımacılığı hizmetinde katma değer vergisi (KDV) tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı hususunda görüş talep edilmektedir.

3065 sayılı KDV Kanununun 9/1 maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hükme bağlanmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-“Taşımacılık Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11) bölümünde;

“2.1.3.2.11.1 Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı

Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10), servis taşımacılığı hizmeti alımlarında ise (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.

2.1.3.2.11.2. Kapsam

Bu bölüm kapsamına, personel, öğrenci, müşteri ve benzerlerinin belirli bir güzergah dahilinde taşınması amacıyla ihdas ettikleri servis hizmetlerine ilişkin olarak yaptıkları taşımacılık hizmeti alımları ile karayoluyla yapılan yük taşımacılığı hizmeti alımları (kargo işletmeciliği yetki belgesi sahibi mükellefler tarafından yapılan kargo taşıma işleri hariç) girmektedir.

Söz konusu hizmetlerin, tahsis edilmiş özel plakalı araçlar ile yapılıp yapılmaması, ilgili birimlerden taşımacılıkla ilgili zorunlu belge ve sertifikaların alınıp alınmaması veya taşıma işinde kullanılan aracın özmal ya da sözleşmeli taşıt olup olmaması tevkifat uygulaması kapsamında işlem tesisine engel değildir.

…”

-”Tevkifat Uygulamasıyla İlgili Ortak Hususlar” başlıklı (I/C-2.1.3.4) bölümünde;

”2.1.3.4.1.Tevkifat Uygulamasında Sınır…

Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde KDV tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır.

Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla, birden fazla fatura düzenlenmek suretiyle bedelin parçalara bölündüğünün tespiti halinde vergi dairelerince, bütünlük arzettiği anlaşılan alımların toplamının yukarıda belirtilen sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, şahsınıza ait motosikletle KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanlara vermiş olduğunuz ve KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi aşan kurye taşımacılığı hizmeti (2/10) oranında tevkifata tabidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

ÖZELGE KDVK 2021-9 Ham soya yağı tesliminde uygulanması gereken KDV oranı

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

   
Sayı : 39044742-130[Özelge]-353013 19.04.2021
Konu : Ham soya yağı tesliminde uygulanması gereken KDV oranı  
           

 

İlgi :
a) 05/05/2020 tarihli ve 1376876 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.
b) 03/06/2020 tarihli ve 383343 sayılı yazımız.
c) 01/10/2020 tarihli ve 2964233 evrak kayıt numaralı dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçede; Şirketinizce genetiği değiştirilmiş soyadan ham soya yağı imal edileceği belirtilmekte, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanununa göre genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) ve ürünlerinin ülkemizde kullanımının yasaklandığı ancak Biyogüvenlik Kurulu Kararları ile bunların bazılarının yem amaçlı kullanımına izin verildiği hatırlatılarak, GDO içeren ham soya yağı tesliminde uygulanacak katma değer vergisi (KDV) oranı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

Mal ve hizmetlere uygulanan KDV oranları, 3065 sayılı KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, maddede yer alan sınırlar dahilinde, 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişmeden önce Bakanlar Kurulu, değişiklik sonrasında ise Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir.

Bu kapsamda KDV oranları, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, sözü edilen listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler içinse %18 olarak belirlenmiştir.

Söz konusu BKK eki (II) sayılı listenin “A) GIDA MADDELERİ” bölümünün 11 inci sırasında, Türk Gümrük Tarife Cetvelinin (TGTC) “15 no.lu faslında yer alan yağlardan insan gıdası olarak kullanılmaya elverişli olanlar ile bunların üretiminde kullanılmaya elverişli olan ham yağlar” sayılarak bunların ithal ve tesliminin %8 oranında KDV’ye tabi tutulması öngörülmüştür.

Öte yandan, TGTC’nin 15 no.lu faslında, “Hayvansal veya bitkisel katı ve sıvı yağlar ve bunların parçalanma ürünleri; hazır yemeklik katı yağlar; hayvansal ve bitkisel mumlar”, 15.07 tarife pozisyonunda ise “Soya yağı ve fraksiyonları (rafine edilmiş olsun olmasın, fakat kimyasal olarak değiştirilmemiş) tanımlanmıştır.

Ham soya yağı ise (sakızı ayrılmış olsun olmasın) bu tarife pozisyonun 1507.10 alt tarife pozisyonunda yer almakta olup, “1507.10.10.00.00 Teknik veya sınai amaçlarla kullanılanlar (insan gıdası olarak kullanılan ürünlerin imalinde kullanılanlar hariç)” ve “1507.10.90.00.00 Diğerleri (insan gıdası olarak kullanılanların imalinde kullanılanlar)” olmak üzere iki ayrı gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP) numarasına ayrılmıştır.

Buna göre, TGTC’nin gerek “1507.10.90.00.00 Diğerleri (insan gıdası olarak kullanılanların imalinde kullanılanlar)” gerekse “1507.10.10.00.00 Teknik veya sınai amaçlarla kullanılanlar (insan gıdası olarak kullanılan ürünlerin imalinde kullanılanlar hariç)” GTİP numaralarında sınıflandırılan ham soya yağlarından insan gıdası olarak kullanılmaya elverişli yağların üretiminde kullanılmaya elverişli (yemeklik yağların imalinde kullanılabilir mahiyette) olanların ithal ve tesliminin %8 oranında KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bununla birlikte, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereği, gıda zincirinin tüm aşamalarında tüketici sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması, Tarım ve Orman Bakanlığının sorumluluğundadır.

Bu çerçevede, konuya ilişkin adı geçen Bakanlıktan alınan görüşte; GDO’lu ürünlerle ilgili işlemlerin, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu ve Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik hükümlerine göre yürütüldüğü ve söz konusu işlemlere dair karar verme ve yürütme yetkisinin bu Kanun kapsamında kurulan Biyogüvenlik Kurulunda olduğu, bahsi geçen Kurul tarafından yem amaçlı kullanım için, halihazırda 10 soya ile 26 mısır geni çeşidinin onaylandığı ifade edilerek, gıda amaçlı olarak onay verilmiş bir gen olmadığı ve ülkemizde genetiği değiştirilmiş soyanın ve/veya bu soyadan elde edilen yan ürünlerin (yağ, un vb.) gıda amaçlı kullanımının yasak olduğu bildirilmiştir.

Dolayısıyla ülkemiz mer’i mevzuatı uyarınca, gıda amaçlı kullanımı yasak olan bir ürünün, insan gıdası olarak kullanılmaya elverişli sayılması mümkün değildir. Ayrıca, yem sanayiinde kullanımına onay verilmiş olması, söz konusu ürünün anılan BKK eki (II) sayılı listenin -başlığından da anlaşılacağı üzere- sadece gıda maddelerine yer verilen (A) bölümünün 11 inci sırası kapsamında değerlendirilmesini de sağlamamaktadır.

Bu bağlamda, 2007/13033 sayılı BKK eki listelerde yer almayan “genetiği değiştirilmiş soyadan üretilmiş ham soya yağları”nın, genel oranda (%18) KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.