Bülten: 2020-40 7194 Sayılı Kanun’la Yediden Düzenlenen Vergiye Uyumlu Mükellefe Vergi İndirimi Uygulamasına 312 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı

Hatırlanacağı 6824 Sayılı Kanun’un 4’üncü maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga mükerrer 121’inci maddesi başlığı ile yeniden düzenlenmiş ve 01/01/2018 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi getirilmişti. Akabinde 301 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile uygulamanın usul ve esaslarına ilişkin açıklamada bulunulmuştu. 7162 sayılı Kanun ile 01/01/2019 tarihinden itibaren vergiye uyumlu mükelleflerin vergi indiriminden yararlanabilmeleri için uymaları gereken eksik ödeme sınırı 10 TL’den 250 TL’ye yükseltilmişti.

Vergiye uyumlu mükelleflere sağlanan vergi indiriminden faydalanabilmenin şartlardan biri de, verilmesi gereken tüm vergi beyannamelerinin süresinde verilmiş olması ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmesi idi.

Akabinde 7 Aralık 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile;

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 121’inci maddesinde yapılan değişiklikle vergiye uyumlu mükellef uygulamasından faydalanma şartlarında mükellefler lehine olumlu düzenlemeler yapılmıştır.

Bahsi geçen 121’inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentleri ile beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) olması,”

“3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla, (1) numaralı bent kapsamındaki vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenmiş olması (Ödemenin, ilgili mevzuatı gereği istenilen bilgi ve belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibraz edilmiş olması koşuluyla, vergi kanunları gereği doğan iade alacaklarından mahsuben yapılmış olması ve indirimden yararlanıldıktan sonra söz konusu iade alacağı tutarının mahsuben ödemesi talep edilen vergi borcu tutarının altına düşmesi hâlinde, eksik ödenmiş duruma gelen vergilerin mahsuben ödenmek istenilen tutarın %10’unu aşmaması kaydıyla, eksik ödenmiş vergiler dolayısıyla veya vergi kanunları gereğince, tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin, şartların sağlanamaması hâlinde kanunlarında belirlenen tecil süresinin sonunu takip eden onbeşinci günün bitimine kadar ödenmesi şartıyla, bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.), ayrıca, vergi aslı (vergi cezaları ile fer’i alacaklar dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,”

“Bu maddede geçen vergi beyannameleri ibaresi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri, geçici vergi beyannameleri, muhtasar, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi beyannamelerini; vergi ibaresi, anılan Bakanlığa bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri ifade eder.”

Kanun metninde de anlaşıldığı üzere, 7194 Sayılı Kanun ile yapılan bu değişiklikle, vergiye uyumlu mükellef uygulamasından faydalanma şartlarında mükellefler lehine olumlu düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre;

– Vergi beyannameleri ibaresi; yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri, geçici vergi beyannameleri, muhtasar, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile KDV ve ÖTV beyannameleri şeklinde genişletilerek yeniden sınırlandırılmıştır. Eskiden bu uygulamadan sadece gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri faydalanabilmekteyken yukarıda sayılan beyanname türleri uygulama kapsamında alınmış bu defa da veraset intikal vergisi veya damga vergisi beyannameler kapsam dışı tutulmuştur.

– Kapsama yeni alınan bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilere ilişkin ödeme koşulu da gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme süresine eşitlenmiştir. Buna uygun olarak zamanında verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin zamanında ödenmemesi halinde bu durum ihlal olmaktan çıkartılmış, “eksik ödemeler” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

Buna göre, 2019 yılı içerisinde başka bir vergi beyannamesini kanuni süresinde vermiş, ancak beyanname üzerinden tahakkuk eden verginin ödemesini süresinde yapmamış bir mükellef, indirimin hesaplanacağı 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesini vermeden önce söz konusu vergiyi ve gecikme zammını öderse, beyannameyi verdiği gün itibarıyla indirim hakkından da yararlanabilecektir.

– Bir diğer husus mahsuben yapılan ödemelerde, sonradan yapılan tespitlere istinaden ödemenin eksik yapıldığının anlaşılması durumunda, %10 hata payı verilmiş, bu şekilde %10 oranına kadar eksik ödeme yapıldığını tespit edilmiş olması durumunun indirimden faydalanılmasına engel teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenleme, 01/01/2020 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 07/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu defa 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 312 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 7194 sayılı Kanunla yapılan bu değişikliklere ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenmiştir. Daha doğrusu bu 312 Nolu Tebliğ ile, vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasına ilişkin 301 Seri No.lu Genel Tebliği, yapılan düzenlemelere uygun olarak,  revize edilmiştir.

301 Nolu Tebliğ’i revize eden 312 Nolu Tebliğ Metni aynen ekteki gibidir.

Bülten 2020-40 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-39 7194 Sayılı Kanun’la Yapılan Düzenlemelerin Uygulanmasına İlişkin 311 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlandı

Hatırlanacağı üzere 7 Aralık 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile;

– Binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmiş,

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesini yeniden düzenlenerek, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasını sağlanmak üzere, 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınması sağlanmış,

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesini yeniden düzenlenerek gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (2019 için500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesini zorunlu hale getirilmiş,

– 193 Sayılı GVK’nun 23. Maddesinde yapılan değişiklikle, hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan belirli bir tutardaki taşıma bedeli gelir vergisinden istisna edilmiş,

– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 121’inci maddesinde yapılan değişiklikle vergiye uyumlu mükellef uygulamasından faydalanma şartlarında mükellefler lehine olumlu düzenlemeler yapılmış,

– Telif kazançlarına ilişkin istisna düzenlemesine kısıtlama getirilmiş,

– 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödeyenler tarafından yapılan ödeme üzerinden tevkifat yapılma zorunluluğu getirilmiş

– Spor hakemlerine ödenen ücretlere yönelik mevcut gelir vergisi istisnası daraltılmış,

– Sporcuların ücretleri üzerinden kesilerek vergi dairesine ödenen gelir vergisinin spor kulüplerine iadesine yönelik uygulama yürürlükten kaldırılmış ancak, vergi iadesine yönelik işleyiş farklılaştırılmış,

– Sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatında yeni sisteme geçilmiştir.

Bu defa 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 7194 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ve 193 sayılı Kanunla ilgili diğer bazı hususların açıklanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlenmiştir.

Tebliğde yer alan düzenlemelerden öne çıkan hususlar aşağıda özetlenmiştir.

1) Binek Otomobillere Getirilen Gider ve Amortisman Kısıtlaması

Bu hususa Tebliği’n Beşinci Bölümünde Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi başlığı altında detaylı şekilde yer verilmiştir.

Binek otomobilden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin olarak;

– Öncelikle Tebliğ’in 12. Maddesinde binek otomobilden ne anlaşılması gerektiği açık şekilde tanımlanmıştır. Böylelikle, mükelleflerin panelvan tazı araçlarda yaşadığı kafa karışıklığı giderilmiş ve hiçbir yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek şekilde tüm özellikleri tek tek sıralanmak suretiyle vergi uygulamaları bakımından hangi araçların binek taşıt olduğu hangilerinin ise binek taşıt olarak kabul edilmeyeceği hususu net şekilde ortaya konulmuştur.  Bundan böyle vergi uygulamaları bakımından bir taşıtın binek araç olarak kabul edilmeyeceğini anlamak için taşıtın sadece Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.03 pozisyonunda yer alması yeterli olmayacak, ayrıca Tebliğin 12. Maddesinde yer alan özellikleri taşıyıp taşımadığını da bakılması gerekecektir.

Kira bedellerinin ilgili yıl için belirlenen azami tutarı aşması halinde, aşan kısma ait KDV’nin durumuna ilişkin olarak; 

– Bilindiği üzere kiralanan taşıtların kira bedellerinin gider olarak dikkate alınabilecek kısmı, aylık kira bedelinin KDV hariç (2020 yılı için) 5.500 Türk lirasına kadarlık kısmıdır. 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince binek otomobillerin kira bedellerinin ilgili yıl için belirlenen azami tutarı aşması halinde, aşan kısma ait KDV gelir ve kurumlar vergisi yönünden kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmayacaktır.

– Diğer taraftan banka ve sigorta şirketleri gibi faaliyetleri KDV’den istisna olan işletmelerde ise indirim konusu yapılamayan KDV dahil 5.500 TL’lik tutar, safi kazancın tespitinde direk gider olarak dikkate alınabilecektir.

– Finansal kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin yapılan ödemeler için aylık kiralama ise gideri kısıtlaması söz konusu olmayacaktır. Finansal kiralama yoluyla edinilen binek otomobiller için yapılan ödemeler anapara ve faiz ödemesi olarak ayrıştırılarak, faiz gideri ilk yıl Haklar hesabında izlenen binek otomobilin maliyetine dâhil edilecek, sonraki yıllarda ise tercihen gider veya maliyet olarak dikkate alınacaktır.

Yukarıda yer alan hususlara yönelik Tebliğ’in 13. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

Binek otomobillerin tamir, bakım, yakıt ve benzeri cari giderlerine ilişkin olarak;

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i, gelir ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir. Bu kapsamdaki giderler genel olarak taşıtların tamir, bakım, yakıt, sigorta ve benzeri cari giderleridir. Örneğin otopark, köprü/otoyol geçiş ücretleri ve binek otomobilin iktisabına ilişkin ödenen faiz giderleri (2020 hesap dönemine isabet eden) bu kapsamda sayılmış olup yapılan giderlerin işletmeye veya envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Bu konuya yönelik olarak Tebliğ’in 14. Maddesinde değişik varyasyonlara göre yeterli örnekler mevcuttur.

Binek otomobillerin günlük kiralanması durumunda gider kısıtlamasının ne şekilde olacağına ilişkin olarak; 

Binek otomobillerin günlük kiralanması durumunda gider kısıtlaması, günlük kiralama bedelinin hesaplanması suretiyle uygulanacaktır. Kiralamanın yapıldığı tarihte gider olarak dikkate alınabilecek aylık azami kiralama giderinin o ayın gün sayısına bölünmesiyle elde edilecek tutar dikkate alınacaktır. Tebliğ’in 13. Maddesindeki 2 Nolu örnek buna ilişkindir.

140.000 TL’lik Kanuni amortisman ayırma  sınırının üzerinde olan tutarlardan ayrıldığı için  KKEG olarak dikkate alınan amortismanın, araç satışı sırasında “Diğer İndirim” olarak kullanılabilmesi hususuna ilişkin olarak;

Binek otomobiller için amortismana esas bedelden daha fazla tutar üzerinden amortisman ayırması durumunda, genel hükümlere göre ayrılan amortisman tutar ile amortismana esas bedel üzerinden ayrılan amortisman tutarı arasındaki fark, kanunen kabul edilmeyen gider sayılarak o yıla ilişkin gelir veya kurumlar vergisi kazancına ilave edilecektir. Söz konusu binek otomobillerinin satışı halinde ise ilgili yıllarda amortisman ayırma aşamasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak kazanca ilave olunan tutarların toplamı vergiye tabi olmayan gelir olarak dikkate alınacak ve bu tutar, gelir veya kurumlar beyannamesinde “Diğer İndirimler” satırında gösterilmek suretiyle kazanç üzerinden indirim konusu yapılabilecektir. Tebliğ’in 14. Maddesindeki 14. Örnek buna ilişkindir.

07.12.2019 tarihinden önce satın alınmış olan binek otomobillerde amortisman uygulamasına ilişkin olarak;

7/12/2019 tarihinden önce iktisap edilmiş binek otomobillerde amortisman, değişiklik öncesi hükümlere göre gider yazılabilecektir. Tebliğ’in 14. Maddesinde konuya ilişkin 15. Nolu Örnek mevcuttur.

Kanunun yürürlüğe girdiği 07.12.2019 tarihi ile 31.12.2019 tarihleri arasında satın alınan binek

otomobillerde amortisman uygulamasına ilişkin olarak;  

Amortismanlara ilişkin gider kısıtlaması 7194 sayılı Kanunun yayımlandığı 7/12/2019 tarihinden sonra iktisap edilen binek otomobillere uygulanacak olup, bu tarih ile 2019 yılı sonuna kadar iktisap edilenler için müteakip vergilendirme dönemlerinde gider olarak dikkate alınabilecek amortismana esas bedel; ÖTV ve KDV hariç ilk iktisap bedeli 135.000 Türk lirası, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde amortismana tâbi tutarı 250.000 Türk lirasıdır. Ancak, bu tarih aralığında iktisap edilen binek otomobiller için 2019 yılında amortisman gideri kısıtlaması söz konusu olmayacak, bu otomobiller için ayrılan amortismanlar Kanunun yayımı tarihinden önceki hükümlere göre gider olarak indirim konusu yapılabilecektir. 2020 yılı başta olmak üzere müteakip yıllarda ise söz konusu binek otomobiller amortisman gider kısıtlamasına tabi olacak, amortismana esas bedelin tespitinde 2019 yılı için belirlenen tutar dikkate alınacaktır

2) İşverenlerce Hizmet Erbabının İşyerine Gidip Gelmesi İçin Sağlanan Menfaatlere İlişkin İstisna  

01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilen ücret gelirlerine uygulanmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendi uyarınca, işverenler tarafından hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerine yönelik taşıma hizmeti verilmediği durumlarda, hizmet erbabına verilen toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları için yapılan ödemeler nedeniyle sağlanan menfaatler istisna kapsamına alınmış olup 2020 yılı için bu tutar KDV hariç günlük 12 TL olarak belirlenmiştir.

Hizmet erbabının toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının temini suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisnadan faydalanılabilmesi için;

– İşveren tarafından, hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla ulaşım vasıtası temini veya hizmet satın alınması suretiyle taşıma hizmeti verilmiyor olması,

– Taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının, münhasıran hizmet erbabının işyerine gidip gelmesi için kullanacağı toplu taşıma araçlarında geçerli olması (Ulaşım bedeli için yüklenen tutarın sadece ulaşımda kullanılabilecek şekilde sınırlandırıldığı başka amaçlarla da kullanılabilen ödeme araçlarının kullanımı bu şartın ihlali sayılmaz),

– Yapılan ödemenin fiilen çalışılan günlerle sınırlı olması,

– Ulaşım bedelinin günlük belirlenen tutarı (2020 yılı için 12 TL’yi) aşmaması,

– Toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarının teminine ilişkin harcamaların belgelendirilmesi,

gerekmektedir.

İşverenler tarafından, hizmet erbabına; ulaşım bedelinin nakit olarak verilmesi, ulaşım bedeli karşılığının, hediye kartı ve benzeri ulaşım harcaması dışında diğer alışverişlerde de kullanılabilecek ödeme araçları şeklinde verilmesi, araç tahsis edilmesi, çalışılmayan günler için de ulaşım bedeli ödenmesi, işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla taşıma hizmeti verilmesinin yanında ilave olarak toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları verilmesi durumlarında ise istisnadan faydalanılamayacak olup, yapılan bu ödemeler ve sağlanan menfaatler net ücret kabul edilerek brüte iblağ edilmek suretiyle gelir vergisine tabi tutulacaktır.

İşverence hizmet erbabının ikamet ettiği mahallerin tümüne taşıma hizmeti sağlanmadığı veya taşıma hizmetinin belirli merkez mahallere yapıldığı ve hizmet erbabının ikametgahından bu mahallere ve bu mahallerden ikametgahına ulaşım için de yol masrafı yaptığı durumlarda, işverence verilen toplu taşıma hizmetinden faydalanmayan veya bu hizmete ulaşım için toplu taşıma araçlarını kullanmak zorunda olan hizmet erbabına verilen toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları verilmesi durumunda da istisnadan faydalanılacaktır.

İşverenlerce hizmet erbabı için yapılan ulaşım bedeli ödemelerinin birden fazla ayı kapsayacak şekilde toplu olarak yapılması durumunda, hizmet erbabının çalıştığı günler dikkate alınarak her bir aya isabet eden tutar ayrı ayrı istisna kapsamında değerlendirilecektir. 

Hizmet erbabının izin, rapor ve benzeri nedenlerle çalışmadığı günlere ilişkin ilgili ayda peşin olarak yapılan ve istisnaya konu edilmiş olan taşıma gideri ödemeleri için işverenlerce ilgili ayda düzeltme yapılabileceği gibi, ertesi ay için yapılan taşıma gideri ödemelerinden de mahsup edilmesi mümkün bulunmaktadır. Konuya ilişkin Tebliğ’in 8. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

İşverenlerce hizmet erbabına, işyerine gidip gelmesi için toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları vermek suretiyle sağlanan menfaatlerin vergiden istisna edilecek kısmının da ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

İşverenlerin hizmet erbabına toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları vermek suretiyle sağladığı menfaatler için bir günlük (2020 yılı için 12 TL) ulaşım bedeline katma değer vergisi dahil değildir. Ulaşım bedelinin istisnaya isabet eden tutarına ait yüklenilen katma değer vergisi işverenlerce indirim konusu yapılabilecektir. İşverenler tarafından istisna tutarından daha fazla ödeme yapılması halinde, istisna tutarını aşan kısım (istisna tutarına aşan kısma isabet edilmek suretiyle gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır. Ancak istisna tutarını aşan kısma isabet eden ve ücret olarak kabul edilen KDV indirim konusu yapılamayacaktır. Konuya ilişkin Tebliğ’in 8. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

3) Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesi

Konu Tebliğ’in Yedinci Bölümünde açıklanmıştır olup yeni düzenlemeye göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 86’ncı maddesi uyarınca, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (2020 yılı için 600 Bin TL) üzerinde ücret geliri elde edenlerin de beyanname vermeleri gerekmektedir. Buna göre;

– Tek işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, ücret gelirleri toplamı 103’üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşması,

Birden fazla işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, birinci işverenden aldıkları ücret gelirleri de dâhil olmak üzere ücretleri toplamının gelir vergisi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşması,

Birden fazla işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, birden sonraki işverenden alınan ücretleri toplamının gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 49.000 TL) aşması,

halinde, ücret gelirleri yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

– Ücret gelirlerinin beyan edilip edilmeyeceği kendi içinde değerlendirilecek olup, diğer gelirlerin bulunması halinde bu gelirler hesaplamaya dahil edilmeyecektir. Yine, diğer gelirlerin beyan edilip edilmeyeceğinin tespitinde de ücret gelirleri hesaplamaya dahil edilmeyecektir.

– Yıllık beyanname verilmesi durumunda, eğitim ve sağlık harcamaları ile bağış ve yardımlar gibi bazı harcamaların beyan edilen gelirden indirilmesi mümkündür.

– Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden yıl içinde tevkif suretiyle ödenen vergiler mahsup edilebilecektir.

– Tevkifata tabi tutulmamış ücret gelirleri (193 sayılı Kanunun 64’üncü maddesinde yer alan diğer ücretler hariç), tutarı ne olursa olsun yıllık beyannameyle beyan edilecektir.

Konuya ilişkin Tebliğ’in 19. maddesinde örnekler mevcuttur.

Özel sektörde birden fazla işverenin yanında çalışanların durumuna ilişkin olarak;

Aşağıdaki hallerde, hizmet erbabının ücretlerinin birden fazla işverenden elde edildiği kabul edilir:

– Bir özel sektör işvereninin yanında çalışan hizmet erbabının, yıl içerisinde bu işverenden elde ettiği ücretinin yanı sıra, başka bir özel sektör işvereninden ya da kamu kurum veya kuruluşundan da elde ettiği ücret gelirleri,

– Aynı takvim yılı içinde bir özel sektör işvereninin yanında çalışmakta iken, işten ayrılarak başka bir özel sektör işvereninin yanında ya da kamu kurum veya kuruluşunda çalışmaya başlanılması nedeniyle elde ettiği ücret gelirleri,

– Aynı takvim yılı içinde, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin yanında çalışan hizmet erbabının, söz konusu mükelleflerin ortağı oldukları iş ortaklığı veya adi ortaklıklar bünyesinde çalışmaya başlamaları halinde elde ettikleri ücret gelirleri.

Hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret geliri elde etmesi durumunda her bir işverenden elde edilen ücret ayrı ayrı vergilendirilecek olup ücret matrahları birbiri ile ilişkilendirilmeyecektir. Hizmet erbabının işveren değişikliği yapması durumunda, yeni işverenden alınacak ücret, eski işverenden aldığı ücret matrahı ile ilişkilendirilmeden sıfır matrah esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir.

Aynı takvim yılı içinde tek işverenden elde edildiği kabul edilen ücretler, kümülatif matrah esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir.

Yıl içerisinde işveren değiştiren hizmet erbabı, ücret gelirine ilişkin gelir vergisi matrahını yeni işverenine bildirmek suretiyle ücretinin gelir vergisi tarifesine göre kümülatif olarak vergilendirilmesini talep edebilir. Bu durumda yeni işveren kümülatif matrahı dikkate alarak tevkifat yapar. Yıl içinde birden fazla işverenden elde ettiği ücret gelirleri kümülatif matrah dikkate alınarak vergilenen hizmet erbabının bu gelirlerini yıllık beyannameyle beyan etme yükümlülüğü bulunması durumunda, yıllık beyannamede bildirilen matrah üzerinden hesaplanan gelir vergisinden kümülatif matrah dikkate alınmak suretiyle tevkif suretiyle ödenen vergiler mahsup edilebilecektir.

Aşağıdaki hallerde, hizmet erbabının ücretlerinin tek işverenden elde edildiği kabul edilir:

– İki ayrı özel sektör firmasının birleşmesi (devir, nev’i değişikliği ve bölünme halleri dahil),

– 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulan yerlerde çalışan hizmet erbabının, yıl içinde alt işvereninin değişmesi,

– Ortaklık halinde faaliyette bulunan işyerlerinde, ortaklardan herhangi birinin değişmesi.

İstisna kapsamında ücret geliri elde edenlerin durumuna ilişkin olarak;

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 86’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı için yıllık beyanname verilmemekte ve diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmemektedir.

Türk Uluslararası Gemi Sicilinde kayıtlı gemilerde ve yatlarda çalışan personele ödenen ücretler ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun Geçici 2’nci maddesine göre Ar-Ge, tasarım ve destek personeline ödenen ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Anılan Kanunlar kapsamında çalışan ve şartları taşıyan hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılmamaktadır. Dolayısıyla, istisna kapsamındaki bu ücretlerin beyan edilmesi ve beyanname verilip verilmeyeceğinin tespitinde dikkate alınması söz konusu değildir.

Serbest bölgede çalışanların ücretlerinden ve Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin ücretlerinden kesilen gelir vergisi, verilen muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilerek işverene kalmaktadır. Anılan Kanunlar kapsamında çalışan ve şartları taşıyan hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması nedeniyle, bu ücretlerin de Gelir Vergisi Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beyanname verilip verilmeyeceğinin tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilenler dışında, diğer Kanunlarda ve Gelir Vergisi Kanunda, ücret gelirlerine ilişkin yer alan gelir vergisi istisnaları ile tahakkuktan terkin düzenlemelerinde de bu madde hükümleri geçerli olacaktır. Konuya ilişkin Tebliğ’in 22. Maddesinde detaylı örnekler mevcuttur.

4) İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu Uyarınca Karşı Tarafa Yükletilen Vekalet Ücretinin Vergilendirilmesi ve Gelir Vergisi Tevkifat Uygulaması

 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesi gereğince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Buna göre, karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin;

– Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,

– Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,

– Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması esnasında,

gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekalet ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Vekalet ücretini ödemekle yükümlü olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekalet ücreti ödemelerinden ise tevkifat yapılmayacak, ancak işverenin vekalet ücretini avukata ödemesi esnasında ise işverence ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.

Mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilecek ve iç yüzde yöntemiyle KDV hesaplanarak, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilecektir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatı KDV hariç tutar üzerinden yapılacaktır.

İcra işleminin durdurulması için, ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun ilamın icrasını durdurabilmek için takip edilen vekalet ücreti dahil borç tutarı için teminat verildiği ve istinaf veya temyiz başvurusunun reddedilmesi üzerine teminata konu paranın alacaklının avukatına ödendiği durumlarda, vekalet ücretine ilişkin nakden veya hesaben ödemenin ne zaman gerçekleşeceği bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Anı şekilde, icra işlemleri sonucu borçluya haciz uygulanması ve hacze konu mallarının satılması veya borcun, kefil ve benzeri üçüncü kişilerden tahsil edilmesi durumlarında da borçlunun gelir vergisi tevkifatı yapması söz konusu olmayacaktır. Bu durumlarda da serbest meslek erbabı olan avukat tarafından borçlu adına serbest meslek makbuzu düzenlenerek avukat tarafından elde edilen tevkifata konu olmayan vekalet ücreti, serbest meslek kazancına dahil edilerek ilgili geçici vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir.

Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, doğrudan avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir.

Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, icra ve iflas müdürlükleri aracılığıyla avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir. Bu durumda düzenlenen makbuzun bir nüshasının icra iflas müdürlüğüne verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan alacaklıya (davayı kazanan) ödenmesi halinde, alacaklı (davayı kazanan)  tarafından borçlu (davayı kaybeden) adına fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi gerekmektedir.

Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin serbest meslek erbabı olan avukata ödenmesi halinde, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun ödemeyi yapan alacaklı (davayı kazanan) adına düzenlenmesi gerekmektedir.

Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin ücretli çalışanı olan avukata ödenmesi halinde ise ödemenin ücret bordrosu düzenlenmek suretiyle yapılması gerekmektedir.

5) Dar Mükelleflerin (Kurumlar Dâhil) Türkiye’ye Getirdikleri Yabancı Paralarla İktisap Ettikleri Menkul Kıymetlerin ve İştirak Hisselerinin Elden Çıkarılmasında Vergilendirme

 

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 81’inci maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, dar mükelleflerin (kurumlar dahil), yabancı sermaye mevzuatına göre ilgili mercilerden izin almak suretiyle Türkiye’ye bizzat getirdikleri nakdî veya aynî sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetler ile iştirak hisselerini elden çıkarmalarından doğan değer artışı kazançlarının hesabında, kazancın kur farkından doğan kısmı gelir veya kurumlar vergisinden istisnadır.

 

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanun hükmüne istinaden, dar mükelleflerin (kurumlar dâhil) Türkiye’de iktisap edecekleri menkul kıymet veya iştirak hisselerinin karşılığında getirecekleri yabancı paralar için yabancı sermaye mevzuatına göre ilgili mercilerden izin alma şartı kaldırılmış olup, bu kapsamda mükelleflerin söz konusu mercileri bilgilendirmeleri yeterli olacaktır.

 

İstisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisabına ilişkin yabancı paraların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi veya Türkiye’deki bankalara transfer edilmesi şarttır. Söz konusu bedellerin Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisabından önce veya sonra getirilmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Ancak, Türkiye’ye getirilen yabancı paraların bu kapsamda Türkiye’ye getirilmiş olduğu hususunun mükelleflerce tevsik edilmesi gerekmektedir.

 

Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisap edenlerin farklı kişiler olması durumunda Türkiye’ye getirilecek yabancı paraların,  menkul kıymet veya iştirak hisselerini iktisap edecek olan dar mükelleflerce (kurumlar dâhil) kendi adlarına getirilmesi şart değildir. Yabancı paraları yurt dışından transfer edenler veya getirenler ile bu paralarla Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisap edenlerin farklı kişiler olmasının söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

 

Dar mükelleflerce (kurumlar dâhil), bedeli Türkiye’ye getirilmek suretiyle iktisap edilen Türkiye’deki menkul kıymet veya iştirak hisselerinin müteakip dönemlerde başka dar mükelleflerce satın alınması ve bu menkul kıymetleri veya iştirak hisselerini satın alan dar mükelleflerin iktisaba ilişkin ödenmesi gereken söz konusu bedelleri Türkiye’ye getirmemeleri durumunda, önceki iktisaba ilişkin Türkiye’ye getirilmiş yabancı para bedeli kadarlık kısım hariç olmak üzere Türkiye’ye getirilmeyen yabancı para bedeli kısmı için kur farkı istisnasından yararlanılamayacaktır.

 

Söz konusu istisnadan yararlanılabilmesi için dar mükelleflerin (kurumlar dâhil) Türkiye’de elde ettikleri kazançlarının, münhasıran bu menkul kıymet veya iştirak hisseleri dolayısıyla elde edilen menkul sermaye iratlarından ve bu kıymet veya hisselerin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançlarından ibaret olması şarttır. Bu mükelleflerin, Türkiye’de menkul kıymet alım satımıyla devamlı olarak uğraşmaları halinde, kur farkından doğan kazançlar da ticarî kazancın hesabında dikkate alınacaktır.

 

6) Amatör Spor Yarışmalarını Yöneten Hakemlere Ödenen Ücretlerde İstisna

 

7194 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi ile 193 sayılı Kanunun 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“ Teşvik gayesiyle verilen aşağıda yazılı ikramiye ve mükafatlar Gelir Vergisinden müstesnadır.

 

 

  1. Amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler (basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerinde görev alanlar hariç);”

 

Konuya ilişkin olarak Tebliğ’in Dördüncü Bölümünde, 9. Ve 10. Maddelerinde detaylı açıklamalara  yer verilmiş olup buna göre;

 

193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış ve ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Aynı maddede, bu Kanunun uygulanmasında spor hakemlerine yapılan ödemeler veya sağlanan para, ayın ve menfaatlerin de ücret sayıldığı hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının 7194 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi (4) numaralı bendinde, tüm spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler gelir vergisinden istisna edildiğinden, söz konusu ücretler gelir vergisine tabi tutulmamıştır.

 

7194 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 1/1/2020 tarihinden itibaren elde edilen ücret gelirlerine uygulanmak üzere 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan spor yarışmalarını yöneten hakemlerin aldıkları ücretlere ilişkin istisna hükmü yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme ile;

 

– Basketbol ve voleybol spor dallarının en üst ligleri hariç amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlerin bu görevleri dolayısıyla aldıkları ücretlere yönelik gelir vergisi istisnası aynen korunmuştur.

 

– Profesyonel spor yarışmalarını yöneten spor hakemleri ile basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerindeki yarışmaları yöneten spor hakemlerinin aldıkları ücretler istisna kapsamından çıkarılmıştır.

 

– Profesyonel spor yarışmalarını yöneten hakemler ile basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerindeki yarışmaları yöneten hakemlere bu faaliyetleri nedeniyle 1/1/2020 tarihinden itibaren yapılan ödemeler ücret hükümlerine göre vergilendirilecektir.,

 

– 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinde sayılanlar tarafından istisna kapsamına girmeyen spor hakemlerine yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

 

Profesyonel spor yarışmaları ile basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerindeki yarışmaları yöneten spor hakemlerince elde edilen ücret gelirleri toplamının, gelir vergisi tarifesinin dördüncü diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşması halinde bu ödemeler yıllık gelir vergisi beyannamesiyle de beyan edilecektir. Yine, bahse konu spor hakemlerinin birden fazla işverenden ücret geliri elde etmesi ve birden sonraki işverenden elde ettiği ücret gelirleri toplamının, gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 49.000 TL) aşması halinde, birinci işverenden alınan ücret geliri dahil tüm ücret gelirleri yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir. Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden tevkif suretiyle ödenen gelir vergisi mahsup edilebilecektir.

 

– Basketbol ve voleybol spor dallarının en üst ligleri hariç amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler istisna kapsamında olduğundan, bu ücret ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacak ve bu ücret gelirleri için yıllık beyanname verilmeyecektir. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de istisna kapsamındaki ücret gelirleri beyannameye dâhil edilmeyecektir.

 

7) Sporculara Yapılan Ücret ve Ücret Sayılan Ödemelerin Vergilendirilmesi

 

7194 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılacak gelir vergisi tevkifatı oranlarını ve vergilendirilmesini belirleyen geçici 72 nci maddesinin uygulama süresi, 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmıştır. Ayrıca, söz konusu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan % 15 oranı % 20 olarak belirlenmiştir.

 

Maddede yapılan değişiklik sonrası, lig usulüne tabi spor dallarında en üst liglerdeki sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan tevkifat oranı %20 olarak belirlenmiş, diğer sporculara yapılan ödemelere ilişkin tevkifat oranlarında bir değişikliğe gidilmemiştir. Buna göre 1/1/2020 tarihinden itibaren sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden;

 

  1. a) Lig usulüne tabi spor dallarında;

 

1) En üst ligdekiler için % 20,

2) En üst altı ligdekiler için % 10,

3) Diğer liglerdekiler için % 5,

 

  1. b) Lig usulüne tabi olmayan spor dallarındaki sporculara yapılan ödemeler ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden % 5,

 

oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. 193 sayılı Kanunun geçici 72 nci maddesi kapsamında yapılan tevkifatın yanı sıra ayrıca aynı Kanunun 94’üncü maddesi kapsamında tevkifat yapılmayacaktır.

01/11/2019 tarihinden sonra akdedilerek geçerlilik kazanan veya 1/11/2019 tarihinden önce imzalanmakla birlikte bu tarihten sonra (süre uzatımı veya ücreti etkileyen değişiklikler gibi nedenlerle) yenilenen sporcu sözleşmelerine istinaden 1/1/2020 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

01/11/2019 tarihinden önce akdedilerek geçerlilik kazanan ve yine bu tarihten sonra süre uzatımı veya ücreti etkileyen bir değişiklik yapılmayan sözleşmeler sona erinceye kadar bu sözleşmelere istinaden yapılan ücret ödemelerinden %15 oranında tevkifat yapılmaya devam edilecektir.

Gerek sporculara yapılan ücret ödemelerinde tevkifat uygulaması gerekse sporculara yapılan ücret ödemelerinin beyanı ve tevkif suretiyle kesilen gelir vergisinin mahsubuna ilişkin detayl açıklama ve örneklere Tebliğ’in Onuncu Bölümünde yer verilmiştir.

 Tebliğin tam metni ekteki gibidir.

Bülten 2020-39 Eki Tebliğ


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-38 GVK Geçici 67’inci Maddede Yer Alan Oranlarda Yapılan Değişiklikle Finansman Bonoları ve Varlık Kiralama Şirketleri Tarafından İhraç Edilen Kira Sertifikalarında Stopaj Oranı %15’e Çıkarıldı

Bilindiği üzere, 193 Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67’nci maddesinde menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesine ilişkin özel düzenlemeler yer almakta olup, burada yer alan yer alan bazı kazanç ve iratlardan üzerinden yapılacak tevkifat oranları 2006/10731 sayılı Karar ile belirlenmiştir.

Bu defa 24/05/2020 tarih ve 31136 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23/5/2020 tarihli ve 2569 sayılı Kararı 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın l’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri ile (c) bentlerinde değişiklik yapılmıştır.

Yapılan değişiklikle SPK tarafından onaylanmış finansman bonolarından ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından sağlanan gelirler ile bunların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %15 oranında stopaj yapılması öngörülmüştür.

Bahsi değişiklikler karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda yer almakta olup, değişiklikler 24/05/2020 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Önceki Hali Sonraki Hali
Kararın 1/a/1 Maddesi ile Yapılan Değişiklikler
(1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere hisse senetleri (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için % 0, 1) (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; paylara ve pay endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere paylar (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları payları hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için %0, 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonolarından ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından sağlanan gelirler ile bunların elden çıkarılmasından doğan kazançlardan %15
Kararın 1/a/3 Madde il Yapılan Değişiklikler
(2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar [(c) bendinde sayılanlar hariç] tarafından elde edilen kazançlar (yurt dışında ihraç edilen tahviller ve kira sertifikalarından elde edilenler hariç) için %10, 3) (2) ve (3) numaralı fıkralarda yer alan oran; tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar [(c) bendinde sayılanlar hariç] tarafından elde edilen kazançlar (yurt dışında ihraç edilen tahviller, kira sertifikalan ve (1) numaralı alt bent kapsamında 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonoları ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarından elde edilenler hariç) için %10,”
Kararın 1/ç Maddesi ile Yapılan Değişiklikler
(11) numaralı fıkrada yer alan oran; hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere hisse senetleri (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için % 0, diğer kazançlar için % 10. ç) (11) numaralı fıkrada yer alan oran; paylara ve pay endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere paylar (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları payları hariç) ve hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca ihraç edilen altına dayalı devlet iç borçlanma senetleri ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançlar için %0, 6362 sayılı Kanuna göre Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış finansman bonoları ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen bir yıldan kısa vadeli kira sertifikalarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar için %15, diğer kazançlar için %10,

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-37 Bankacılık Sistemi Üzerinden Yapılan Altım Alım Satım İşlemlerinin BSMV’ye Tabi Olduğuna Karar Verildi

6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28. Maddesine göre Banka ve sigorta şirketlerinin (10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere,) her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Kanun’un “Mükellef” başlıklı 30. Maddesi hükmüne göre banka ve sigorta muameleleri vergisini, banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öderler.

Kanun’un “Matrah” başlıklı 31. Maddesine göre banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı 28 inci maddede yazılı (kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları) paraların tutarıdır. Kambiyo alım ve satım muamelelerinde ise kambiyo satışlarının tutarı vergiye matrah olur.

Kanun’un “nispet (oran)” başlıklı 33. Maddesine göre (2447 sayılı Kanunun 8’inci maddesiyle değişen şekli) Banka ve sigorta muameleleri vergisinin nispeti % 15’tir. Kambiyo muamelelerinde ise nispet matrahın (7194 sayılı kanunun 8 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 07.12.2019) binde ikisidir.

 (4761 sayılı Kanunun 5’inci maddesiyle değişen fıkra. Yürürlük; 22.06.2002) (700 Sayılı KHK’nın 36 ncı maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 09.07.2018) Cumhurbaşkanı, bu maddede belirtilen vergi oranını bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1’e(5615 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 04.04.2007) kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve (7194 sayılı kanunun 8 inci maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 07.12.2019) kambiyo muamelelerinde on katına, vergiye tabi diğer muamelelerde ise kanuni seviyesine kadar artırmaya yetkilidir.

Yukarıda kanuni düzenlemesi yer alan kambiyo işlemlerinden binde 1 vergi alınmasına ilk olarak 1998 yılında çıkarılan 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile başlanılmıştır.

Ancak, 2008/13459 sayılı BKK ile 15 Nisan 2008 tarihinden itibaren kambiyo vergisinin oranı binde sıfıra indirilmiştir. Akabinde 1106 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, 15 Mayıs 2019 tarihinden itibaren kambiyo vergisinin oranı, bazı istisnalar hariç kambiyo işlemlerinde satış tutarı üzerinden alınmak üzere binde 1e yükseltilmiştir. Daha sonra binde 1 oranı, 7194 sayılı Kanunla 7 Aralık 2019 tarihinden itibaren binde 2’ye çıkartılmıştır.

En son 24 Mayıs 2020 tarih ve 31136 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2568 Sayılı Karar ile;

a- Kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinden hesaplanması gereken BSMV oranı 24.05.2020 tarihinden itibaren binde 2’den yüzde 1’e çıkarılmıştır. Yani eskiden 1000 Liralık işlem üzerinden 2 Lira vergi alınırken, bu defa 1000 Liralık işlem üzerinden 10 Lira vergi alınır hale gelinmiş, vergi 5 (beş) kat artırılmıştır. Nitekim Cumhurbaşkanı Yasa’ya göre bu vergiyi 10 (on) katına kadar artırmaya yetkilidir.

  1. b) İlaveten, bankaların kendilerinde bulunan yatırım hesapları ve diğer hesaplar (vadeli, vadesiz, altın depo, altın fon vb.) üzerinden müşterilerine yapacakları kaydi altın satışlarına yüzde 1 oranında Kambiyo Vergisi (BSMV) getirilmiştir. Yani artık, bankalar fiziki teslimat olmaksızın kaydi olarak yapacakları altın satışları üzerinden yüzde 1 oranında Kambiyo Vergisi hesaplayıp, kesip bu tutarı Maliye’ye yatırmak zorundadırlar. Diğer taraftan çarşı pazar esnafından, kuyumcudan yapılan fiziki altın satışları ise kambiyo işlemi sayılmaması nedeniyle kambiyo vergisine tabi olmayacaktır. Çünkü yukarıda da değinildiği üzere kambiyo vergisinin mükellefi bankalardır. Kuyumcular vb esnaf banka değildir, o sebeple de kuyumcu esnafı altın alım satım işlemi üzerinden banka vergisi hesaplamak, kesmek beyan etmek ve ödemek zorunda değildir.

 

Anlaşılacağı üzere Kambiyo Vergisi (BSMV) yeni getirilmiş bir vergi değildir; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu içerisinde düzenlenmiş yıllardır uygulanmakta olan bir vergidir. Ancak on yılı aşkın bir süre kambiyo vergisinin döviz işlemlerinde binde sıfır olarak uygulanması son dönemde aniden binde bir, birde iki sonra da binde on gibi oranlarla yeniden uygulanmaya başlaması kamu oyunda yeni bir vergi getirildi algısı oluşturmuştur.

Diğer taraftan eskiden bankacılık sistemi üzerinden yapılan fiktif, kaydi alım satımlarının tamamı üzerinden değil sadece bankaların altım alım satım işleminden elde ettiği brüt kar üzerinden vergi alınmaktayken, yayımlanan son Karar ile işlem bedelinin tamamı üzerinden vergi alınması uygulamasına geçilmiştir. Bunun detaylarına metnin ilerleyen bölümünde yer verilecektir.

Önce bu düzenlemenin getiriliş amacını yorumlayacak olursak; dövizdeki ve altındaki son dönemlerde yaşanan dalgalanmaya paralel olarak, banka hesabına bağlı döviz ve altın hesabı açmak ve bu hesaplar üzerinden alım satım yaparak kazanç elde etmek gerekse birikim yapmak yada parasının değerini korumak isteyenler için cazip hale gelmiştir. Nitekim mevduat sahipleri ve özellikle de yabancı yatırımcılar! bu amaçlarla bankalarda vadeli ya da vadesiz altın hesabı, altın yatırım hesabı, altın fon hesabı gibi adlarla kolayca hesaplar açmakta, fiziki teslim olmaksızın kaydi, fiktif olarak bu hesaplar üzerinden altın alım satımı yapmakta ve vergisiz ciddi rant elde etmektedir. Bunun önüne geçebilmek amacıyla olsa gerek, Yasanın verdiği yetkiyle Hükümet (Cumhurbaşkanlığı) bu boşluğu doldurarak kaydi altın alımını da kambiyo işlemi gibi görerek bu işlemin tamamı üzerinden vergi alınması yoluna gitmiştir. Ancak yerli halka hitap eden kuyumculardan yapılan altın alım satımlarında herhangi ilave bir vergi getirilmesi söz konusu değildir.

Ekonomideki dalgalanmaların yanı sıra teknolojideki gelişmenin ve dijitalleşmenin yaygınlaşmasına paralel olarak internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler ciddi artış göstermiş ve önemsenemeyecek kazanç kapısı haline gelmiştir. Nitekim altın hesaplarının kıymetli maden olarak değerlendirilmesi halinde, bireysel yatırımcı açısından, altın ticareti yapılmadığı sürece, altındaki değer artışı üzerinden gelir vergisi ödenmemekte; altın hesaplarından bir faiz elde ediliyorsa da elde edilen bu kazanç menkul sermaye iradı olarak kabul edilerek kaynağında tevkifat yoluyla nihai olarak vergilendirilmektedir. Dolayısıyla bu şekil alım satım üzerinden ne gelir vergisi ne BSMV, KDV ödenmemektedir.  Öyle olunca da bu durum kaydi, fiktif, sanal vb ne şekil ifade edilirse edilsin, bankacılık sistemi üzerinden yapılan altın alım satımı ile reel piyasada fiziki teslime, el değiştirmeye dayalı klasik yönteme göre yapılan altın alım satımları arasında rekabet vergisel yönden ciddi bir eşitsizliğine yol açmaktadır.

Bu durum öteden beri Maliyenin takibindeyken, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı denetim birimi olan Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından düğmeye basılmış ve yapılan çalışmalarda bankaların fiziki teslimat olmaksızın yapmış olduğu altın alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Müfettişlerde tereddüt hasıl olduğu gerekçesiyle İdareden görüş sorulmuştur.

Yine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olan ve görüş vermekle görevli icracı birim olan Gelir İdaresi Başkanlığı, bu alan yetkili bir diğer birim olan Türkiye Bankalar Birliği’ne gönderdiği yazılı metinde VDK’nın uyarısı ve görüş talebine istinaden yapılan değerlendirmede oluşan tereddütleri gidermek amacıyla konunun asıl muhatabı olarak Kambiyo Genel Müdürlüğü’nden görüş sormuştur.

Bu gelişmeler neticesinde Karar Merci konumundaki Genel Müdürlük; “Kıymetli maden ve dövizin kambiyo mevzuatında düzenlenen değerler olması, kambiyo mevzuatında kıymetli maden depo hesaplarında işlem gören kaydi tutarların açık bir tanımının yer almaması ve özü itibarıyla fiziki teslimat yapılmadığı sürece kaydi ve değeri dövizle belirlenen bir tutarın söz konusu olması hususları dikkate alındığında; vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir” yönünde görüş vererek noktayı koymuştur.

Daha önce de değinildiği üzere verilen bu idari görüşe istinaden yayımlanan 24 Mayıs 2020 tarihli 2568 sayılı Karar’a kadar bankacılık sistemi üzerinden yapılan altım alım satımlarında, Bankalar altın alım satım işlemlerinin tamamı üzerinden değil, kendilerine kalan net kar üzerinden (%5) BSMV ödemekteyken şimdi işlem bedelinin tamamı üzerinden binde 2 oranında BSMV öder hale getirildiler.

Haliyle bu durum birçok tartışmayı da beraberinde getirdi; Altının ticari bir ürün/emtia olduğu, yatırım aracı olmadığı o sebeple mevcut yasalara göre getirilen bu idari düzenlemenin hukuki dayanağının olmadığı vb vb.

Asıl önemlisi, bu tarihe kadar yapılan işlemlerden de geçmişe dönük vergi farkı hesaplaması yapılıp yapılmayacağı! Nitekim içinde bulunulan vergilendirme dönemi hariç geçmişe doğru son beş yıllık dönemde her an vergi incelemesi yapılarak eksik ödenen verginin tamamlanması ve gecikme faizi ve cezası ile alınması mümkün. İdare, ilave yasal düzenleme yapmadan sadece mevcut mevzuatı yorumlayarak değiştirmiş olduğu idari görüşle bankacılık sistemi üzerinden yapılan altın alım satımının tamamının BSMV’ye tabi olduğunu bugün (24 Mayısta) kabul etmiş ise şayet bu durumda zamanaşımı dilimi içerisinde geçmişe dönük benzer işlemlerin tamamını gözden geçirerek bu işlemler üzerinden ne şekilde vergi alındığını da denetlemesi ve yeni oluşan görüşe göre verginin konusuna giren ancak vergi dışı kalan bu işlemler üzerinden cezalı tarhiyat yapması gerekir.

Sonuç olarak, 24 Mayıstan itibaren;

– Bankacılık sistemi üzerinden yapılan döviz alım satımında alım satım bedeli üzerinden yüzde bir, binde on oranında BSMV hesaplanıp kesilecektir.

– Bankacılık sistemi üzerinden yapılan altın alım satımı vb işlemleri üzerinden yine yüzde bir veya binde on oranında BSMV hesaplanıp kesilecektir.

– Geleneksel yöntemlerle kuyumcu esnafı tarafından yapılan ve fiziki teslime el değiştirmeye konu altın alım satımı hiçbir şekilde BSMV’ye tabi değildir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2020-36 Şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile genel kurullar geçici süreyle elektronik ortamda yapılabilir

Türk Ticaret Kanunu’na göre, şirket sözleşmelerinde hüküm bulunmak şartıyla genel kurulların elektronik ortamda yapılabilmesi mümkündür. Elektronik genel kurul sistemi Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından sağlanmaktadır. Ticaret Bakanlığı Covid19 salgını nedeniyle şirket sözleşmelerinde hüküm bulunmasa dahi e-genel kurul yapılabilmesine imkan tanımıştır. MKK’nın internet sitesinde yer alan başvuru formu, genel kurul gündemi, pay sahipleri listesi ve imza sirkülerinin hazırlanarak MKK’ya gönderilmesi gerekmektedir.

Yönetim kurulu toplantılarının da elektronik ortamda yapılabildiği düşünüldüğünde, gerek yönetim kurulu üyeleri gerekse ortaklar dünyanın neresinde olursa olsunlar şirket genel kurulunun yapılabileceği anlamına gelmektedir.

MKK, e-genel kurul uygulamasının kullanılması için indirimli hizmet bedelini 2.500 TL +kdv olarak belirlemiştir.

Yönetim kurulu üyeleri ve ortakların elektronik ya da mobil imza sahibi olmaları ve e-genel kurul uygulamasını gerçekleştirecek sertifika sahibi veya bu konuda deneyimli bir yönetici bulundurmaları yeterlidir.

İlk yapılacak genel kurulda, şirket sözleşmelerine aşağıdaki metnin eklenmesi, daha sonraki yıllarda e-genel kurul yapılabilmesine olanak sağlayacaktır.

“Genel kurul toplantısına elektronik ortamda katılım

Şirketin genel kurul toplantılarına katılma hakkı bulunan hak sahipleri bu toplantılara, Türk Ticaret Kanununun 1527 nci maddesi uyarınca elektronik ortamda da katılabilir. Şirket, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca hak sahiplerinin genel kurul toplantılarına elektronik ortamda katılmalarına, görüş açıklamalarına, öneride bulunmalarına ve oy kullanmalarına imkan tanıyacak elektronik genel kurul sistemini kurabileceği gibi bu amaç için oluşturulmuş sistemlerden de hizmet satın alabilir. Yapılacak tüm genel kurul toplantılarında esas sözleşmenin bu hükmü uyarınca, kurulmuş olan sistem üzerinden hak sahiplerinin ve temsilcilerinin, anılan Yönetmelik hükümlerinde belirtilen haklarını kullanabilmesi sağlanır.”

MKK’nın açıklaması aşağıda yer almaktadır.

Hüseyin DEMİR

Yeminli Mali Müşavir

MKK Duyurusudur

Kuruluşumuz tarafından sunulan Elektronik Genel Kurul Sistemi (e-GKS) ile genel kurul toplantıları elektronik ortamda hukuken geçerli olarak yapılabilmektedir.

01.10.2012 tarihinden itibaren halka açık şirketler için kurumsal yönetim ilkeleri gereği eGKS kullanılmaktadır. 31.12.2019 tarihine kadar 2.927 adet genel kurul elektronik ortamda düzenlenmiş, 130.284 kişi elektronik ortamda katılmıştır.

Ticaret Bakanlığı’mız tarafından koronavirüs önlemleri kapsamında şirket sözleşmelerinde hüküm bulunmasa dahi, şirketlerin elektronik ortamda genel kurul veya yönetim/müdürler kurulu toplantısı gerçekleştirebilmelerine olanak sağlanmıştır.

Şirketlerimizin e-GKS’de genel kurul yapmak için Kuruluşumuza ekli dilekçe ile başvurması yeterlidir. Kuruluşumuzca, içinde bulunduğumuz küresel salgın tehdidi düşünülerek, şirketlerimize en az maliyet yansıtmak amacıyla, isteğe bağlı e-GKS kullanım bedeli %50 indirim yapılarak 2.500 TL +KDV olarak belirlenmiştir.

Bu çerçevede, tüm şirketlerimizin genel kurul toplantılarının e-GKS’den yapmasının mümkün olduğunu, genel kurul toplantılarında e-GKS’nin kullanılması durumunda pay sahiplerinin veya temsilcilerinin bu toplantılara elektronik imza veya mobil imzaları ile katılıp haklarını kullanabileceklerini, şirketlerimizin ve pay sahiplerinin bilgisine sunarız.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-10 Eş adına ödenen lazer tedavi masraflarının gider yazılıp yazılmayacağı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 62030549-120[89-2018/603]-E.82901 23.01.2020
Konu : Eş adına ödenen lazer tedavi masraflarının gider yazılıp yazılmayacağı hak.  
İlgi : 07/05/2018 tarih ve 1555146 evrak kayıt numaralı özelge talep formu.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla … Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğunuz belirtilerek, eşinizin gözüne yapılan lazer tedavisi giderinin serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla elde edeceğiniz kazancınızdan indirim olarak dikkate alıp alamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alınmış olup, aynı Kanunun 68 inci maddesinde de serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek mesleki giderler bentler halinde sayılmıştır.

Aynı Kanunun “Diğer İndirimler” başlıklı 89 uncu maddesinde,

“Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir.

  1. Beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121 inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler).”

hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre eşinizin gözü için lazer tedavisi (refraktif cerrahi) nedeniyle yapmış olduğunuz sağlık harcamalarının, serbest meslek faaliyetinizden elde edeceğiniz gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tevsik edici belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, gelir vergisi matrahınızın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-09 Kadın hizmet erbabına sağlanan kreş ve gündüz bakım hizmeti istisnası hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 62030549-120[23-2018/1289]-E.87597 23.01.2020
Konu : Kadın hizmet erbabına sağlanan kreş ve gündüz bakım hizmeti istisnası hak.  
İlgi : 13/11/2018 tarih 5483715 sayılı özelge talep formu ve eki.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ekinde, şirketinizin kadın hizmet erbabına sağlanan istisnaya ilişkin işveren ile hizmet erbabı arasında aracılık hizmeti yürütmek istediği, kurulmak istenen aracılık sistemi ve ödeme yöntemi ile işverenlerin çalışanlarına sağladığı menfaati sadece kreş özelliği taşıyan işletmelere kullandıracağınızı, bu yöntem ile işverenlerin birçok kreşle ilişki kurmak zorunda kalmayacağını, hizmet erbabının ise işverenin anlaşmış olduğu kreşe çocuğunu göndermek mecburiyetinde olmayacağını, bu şekilde hem işverenlerin hem de hizmet erbabının avantajına olacağını belirterek, bu durumda da 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrası (16) numaralı bendinde yer alan söz konusu istisnadan yararlanıp yararlanamayacağı hususunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmış olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmaktadır.

Gelir Vergisi Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına 7103 sayılı Kanunla eklenen (16) numaralı bendinde, “İşverenlerce, kadın hizmet erbabına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, ödemenin doğrudan bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şartıyla, her bir çocuk için aylık, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmamak üzere bu istisnadan yararlanılır. Kreş ve gündüz bakımevi hizmetini sağlayanlara yapılan ödemelerin belirlenen istisna tutarını aşan kısmı ile hizmet erbabına bu amaçla nakden yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu bentte yer alan %15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Cumhurbaşkanı(11), bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.)” hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili olarak 11/6/2018 tarihli ve 30448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 303 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar yapılmış olup, Tebliğin “İstisnanın kapsamı ve uygulaması” başlıklı 7 nci maddesinde,

(2) İşverenlerce, kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işyerinde verilmediği durumlarda, kadın hizmet erbabının hizmet aldığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapılmak suretiyle sağlanan menfaatler de istisna kapsamındadır. Kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin ücret istisnasına tabi tutulabilmesi için; bu hizmetin gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerinden alınması, ödemenin hizmet erbabına değil doğrudan bu hizmeti sağlayan mükelleflere yapılması gerekmektedir. Hizmet erbabına doğrudan yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(3) İşverenlerce, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapıldığı durumlarda, istisnadan yararlanılacak tutar her bir çocuk için asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmayacaktır. Sağlanan menfaatin asgari ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşması halinde, aşan kısım ücret olarak vergilendirilecektir.

%15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. 5/5/2018 tarihli ve 30412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %15 oranı, bu tarihten itibaren asgari ücretin brüt tutarının %50’si olarak belirlenmiştir.

(4) İşverenlerce, kadın hizmet erbabı adına doğrudan kreş ve gündüz bakımevi işleten mükelleflere yapılan ödemelerin belli bir dönem için toplu olarak yapılması durumunda, her bir aya isabet eden tutar, ilgili ay ücret matrahı ile ilişkilendirilerek istisna uygulanacaktır.

(5) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, işveren tarafından ödenen tutar da dahil olmak üzere, kreş ve gündüz bakımevi hizmeti karşılığı olarak faturanın hizmet erbabı adına düzenlenmesi gerekmekte olup, işverenlerin bu kapsamda yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

(6) Kadın hizmet erbabına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında sağlanan menfaat ve yapılan ödemelere ilişkin tutarların, asıl ücret ile birlikte ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre,  anılan istisnadan faydalanılabilmesi için kadın hizmet erbabına bir ödeme yapılmaması ve ödemenin doğrudan kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şarttır.

Buna göre, söz konusu istisnadan, ödemelerin doğrudan kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılmak suretiyle yararlanılabileceğinden, ödemelerin aracı işletmelere yapılması durumunda yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesi rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-08 Ödenmeyen SGK prim borcunun gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanmayı etkileyip etkilemeyeceği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : 38418978-120[Diğer-18/5]-E.36820 24.01.2020
Konu : Ödenmeyen SGK prim borcunun gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanmayı etkileyip etkilemeyeceği hak.  
İlgi : 23.11.2018 tarihli özelge talep formunuz.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; şirketinizin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 80 inci maddesi kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlandığı, ancak son iki aya ait sosyal güvenlik prim ödemelerinizi yapmadığınızı belirterek, bu durumda gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından yararlanarak beyanda bulunup bulunamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 80 inci maddesinde,

“Bakanlar Kurulunca istatistiki bölge birimleri sınıflandırması, kişi başına düşen milli gelir veya sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınmak suretiyle belirlenen illerde yapılacak yatırımlar için Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2023 tarihine kadar gerçekleşen yatırımlarda teşvik belgelerinde öngörülen ve fiilen istihdam edilen işçilerin ücretlerinin sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin brüt tutarına tekabül eden kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisi, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan tarihten itibaren 10 yıl süreyle verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

Birinci fıkraya istinaden terkin edilecek verginin hesabında, öncelikle 32 nci maddede yer alan asgari geçim indirimi dikkate alınır.

Yatırımın tamamlanamaması veya teşvik belgesinin iptal edilmesi halinde, gelir vergisi stopajı teşviki uygulaması nedeniyle terkin edilen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde devralan, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından yararlanır.

Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde, gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise kalan süre kadar devralan yararlanır.

Bu madde kapsamındaki gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan aynı mahiyetteki hükümlerden ayrıca yararlanamazlar.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Konu ile ilgili açıklamaların yapıldığı, 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “4.5. Fiilen çalışma zorunluluğu” başlıklı bölümünde;

“Gelir vergisi stopajı teşviki, sadece kapsama dahil iller ve ilçelerde bulunan işyerlerinde fiilen çalıştırılan işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanacak gelir vergisi stopajı açısından geçerlidir. Bu işyerlerine ilişkin bordrolarda gösterilmiş olsalar dahi fiilen bu işyerlerinde çalışmayan işçiler açısından teşvikten yararlanmak mümkün değildir. İzin, hastalık ve benzeri nedenlerle işyerinde bulunulmaması halleri fiilen çalışmama olarak kabul edilmez.” açıklamasına,

“4.6 Uygulamanın Esasları” başlıklı bölümünün 5 inci fıkrasında;

“Yatırım kapsamında işyerlerinin kaç işçi çalıştırdığının belirlenmesinde, teşvik belgesinde kayıtlı istihdam sayısını aşmamak kaydıyla her bir işyeri itibarıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgesinde gösterilen işçi sayısı dikkate alınacaktır. Gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanmaya başlanılan ilk ay için verilecek muhtasar beyanname ile birlikte bir defaya mahsus olmak üzere teşvik belgesinin tasdikli örneğinin de verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, teşvik belgesinin Ekonomi Bakanlığınca revize edilmesi halinde teşvik belgesinin tasdikli örneğinin revize tarihini takip eden ilk muhtasar beyanname ile birlikte ilgili vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.” Açıklamasına

yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, teşvik belgesinde kayıtlı istihdam sayısını aşmamak kaydıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olduğunuz aylık prim ve hizmet belgesinde gösterilen işçi sayısı dikkate alınmak suretiyle, söz konusu işçilerin sigorta prim ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın gelir vergisi stopaj desteğinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-07 Serbest meslek erbabının aynı zamanda proje keşif ve metraj hesaplama ile hakkediş hesaplama işleri ile uğraşması halinde vergisel açıdan yükümlülükleri hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : 62030549-120[94-2018/1032]-E.103838 28.01.2020
Konu : Serbest meslek erbabının aynı zamanda proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama işleri ile uğraşması halinde vergisel açıdan yükümlülükleri hak.  
İlgi : 12/09/2018 tarih ve 4793766 sayılı özelge talep formu.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve sistem kayıtlarımızın tetkikinden, 21/05/2018 tarihinde kendi adınıza “Yer yüzeyinin araştırılması ve harita yapımına yönelik mühendislik faaliyetleri (jeodezik, fotogrametrik ve hidrografik ölçüm yapma, topografya hizmetleri ile yol, kadastro, topoğrafik, vb. haritaların hazırlanması)” faaliyeti ile serbest meslek kazancı yönünden mükellefiyet kaydı açtırdığınız, söz konusu faaliyetlerinize ek olarak verilen proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama hizmetlerinden  elde ettiğiniz kazancınızın hangi gelir unsuruna girdiği ve bu faaliyetlerinizden elde edilen kazançların da vergi tevkifatına tabi tutulup tutulmayacağı hususunda tereddüt ettiğiniz anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olamayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır…” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

………..

  1. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
  2. a) 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,
  3. b) Diğerlerinden %20 …” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükümlere göre, mühendislik faaliyetinize ek olarak verdiğiniz proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama faaliyetinizin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi ve tarafınıza yapılan ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (b) alt bendine göre %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-06 Geriye dönük ödenen ücretlerde gelir vergisi matrahının hesaplanması hakkında.

T.C.

AKSARAY VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

 

Sayı : 82185597-120.03-E.1904 31.01.2020
Konu : Geriye dönük ödenen ücretlerde gelir vergisi matrahının hesaplanması hak.  
İlgi : 09/04/2019 tarihli ve 15107 sayılı özelge talep formunuz.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, … Üniversitesinden 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevinizden ihraç edildiğinizi daha sonra OHAL Komisyon Kararı neticesinde görevinize iade edildiğinizi ve 03.01.2019 tarihinde göreve başladığınızı belirterek, 2016, 2017 ve 2018 yılları için yapılacak ücret ödemelerine ilişkin vergi matrahının ve asgari geçim indiriminin nasıl uygulanacağına ilişkin Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

61 inci maddesinde,  “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”,

94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

Yukarıdaki bentlerde yazılı vergi tevkifatının yapılmasında 96 ncı madde hükmü göz önünde tutulur. ”,

96 ncı maddesinde, “Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, 166 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ise bir ücret ödemesinin tahakkuk ve ödemesi hangi ayda yapılmışsa bu ödemenin o ay ücreti kabul edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 103 ve 104 üncü maddeleri dikkate alınmak suretiyle vergi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Buna göre, bir gelirin vergilendirilecek aşamaya gelebilmesi için o gelirin vergi kanunlarında şartları belirlenen şekilde elde edilmiş olması gerekir. Gerçek usulde vergilendirilen ücret gelirlerinde elde etme, gelirin kişinin hukuki ve ekonomik tasarrufuna girmesi ile gerçekleşmektedir. Hukuki tasarruf, gelirin sahibi tarafından talep edilebilir hale gelmesini; ekonomik tasarruf ise gelirin sahibinin emrine amade kılındığı zamanı ifade eder. Ücret geliri de ancak bu şartların sağlanması ile vergilendirilecek aşamaya gelmiş olur.

Dolayısıyla, bir ücret ödemesine vergi tevkifatı yapılabilmesi için nakten veya hesaben ödeme yapılmış olması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Kanunun “Asgari geçim indirimi” başlıklı 32 nci maddesinde de ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulanacağı, asgari geçim indiriminin mahsup edilecek vergiden fazla olması halinde iadenin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin ayrıntılı açıklamalar 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Anılan Tebliğin; “Asgari Geçim İndirimi Tutarının Hesaplanması” başlıklı 5 inci bölümünde; “Asgari geçim indirimi (A.G.İ.) tutarı, ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarına bu Tebliğin “3. Uygulamanın Esasları” başlıklı bölümünde yer alan oranların uygulanması ile bulunan tutarın, gelir vergisi tarifesinin birinci dilimine karşılık gelen oranla çarpımı sonucu bulunur.

A.G.İ. Yıllık Tutarı = ( Asgari Ücretin Yıllık Bürüt Tutarı x A.G.İ. Oranı) x %15

Asgari geçim indirimi yıllık tutarı, ücretlinin asgari geçim indiriminden bir yıl boyunca faydalanacağı net menfaattir. Aylık yapılan ücret ödemelerinde ise asgari geçim indirimi, hesaplanan yıllık tutarın 12’ye bölünmesi suretiyle uygulanacak ve bir ay içerisinde yararlanılabilecek asgari geçim indirimi tutarı, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12’sini geçemeyecektir.”

“Medeni Durum ve Eşin Gelirinin Olmadığının Tespiti” başlıklı 6 ncı bölümünde ise “Ücretliler, medeni durumları ve çocuk sayıları ile eşinin iş ve gelir durumu hakkında Tebliğ ekinde yer alan “Aile Durumu Bildirimi” (EK:1) ile işverenlerine bildirimde bulunacaklardır. ”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2016 tarihinde … Üniversitesindeki görevinizin sonlandırılması ve OHAL Komisyon Kararı ve 03.01.2019 tarihinde tekrar göreve başlamanız nedeniyle 2016, 2017 ve 2018 yılları için tarafınıza yapılacak ödemenin, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı dönemin (2019 yılı ilgili ayın) ücreti sayılması ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddelerine göre gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan, bu ödemenin yapıldığı ayı izleyen aylarda ödenen ücretler üzerinden tevkif edilecek vergilerin hesabında, bu ödemenin yapıldığı dönem dahil kümülatif vergi matrahının dikkate alınması gerektiği tabiidir.

Ayrıca, bir ay içinde yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarının, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12’sini geçmemesi gerekir. Dolayısıyla, “Aile Durumu Bildirimi”nin işyerinize zamanında verilmiş olması şartıyla, asgari geçim indiriminin de sadece ödemenin yapıldığı dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilerek uygulanması, geçmiş dönemler için asgari geçim indirimi uygulanmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”