Bülten: 2023/33 İhracat Genelgesinde Değişiklik Yapıldı

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 18.09.2023 tarih ve 2467767 sayılı yazısı ile İhracat Genelgesi’nin “Terkin” başlıklı 28 inci maddesinde ve “Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerine bildirim” başlıklı 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmıştır.

1- “Terkin” başlıklı 28 inci maddesinde yapılan değişiklik ile aşağıda vurgulanan ibareler eklenmiştir.

 Yapılan değişiklikle, 15.000 ABD doları veya eşitine kadar noksanlığı olan ihracat hesapları doğrudan bankalarca, 90 günlük ihtarname süresi ile ek süreler içinde ise ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı/Müdürlüğünce ödeme şekline ve toplam beyanname tutarına olan oranına bakılmaksızın terkin edilmek suretiyle kapatılacaktır. Bu kapsamındaki işlemlerden 90 günlük ihtarname süresi ve ek süreler sonunda kapatılmayanlar için Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Cumhuriyet Savcılıklarına 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını teminen bildirimde bulunulacak ve Bakanlığa ihbara ilişkin bilgi verilecektir.

2- “Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerine bildirim” başlıklı 29 uncu madde 4. bentte yapılan değişiklik ile aşağıda vurgulanan ibare eklenmiştir.

Bu Genelgenin 28 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki işlemlerden 90 günlük ihtarname süresi ve ek süreler sonunda kapatılmayanlar için Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Cumhuriyet Savcılıklarına 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını teminen bildirimde bulunulur ve Bakanlığa ihbara ilişkin bilgi verilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/8 Mahalle Muhtarına Bırakılmak Suretiyle Tebliğ Vergi Usul Kanununun 94. Maddesine Göre Geçerli Bir Tebliğ Sayılamaz

Maddi Olay:

Tapu harç matrahı ile kredi tutarı arasındaki farktan kaynaklanan değer artış kazancı konulu gelir vergisi tarhiyatına yönelik ihbarnamenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmesi

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlgili yıl takdir komisyonu tarafından takdir edilen matrah üzerinden vergi tarhiyatı yapılmış olsa da, takdir komisyonu nezdinde yapılan inceleme ve araştırmaların eksik olduğu ve sadece Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 24/10/2014 tarihli talep talebi alındığı belirtiliyor. Ayrıca davacının idarece konut kredisi dışında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı ifade ediliyor. İlgili taşınmazın beyan edilen devir ve iktisap bedelinden daha yüksek bir bedelle satıldığı yerde somut bir tespit mevcut olmadığı vurgulanıyor. Bu nedenle, takdir komisyonu kararının eksik incelemeye dayalı olduğu cezalı vergilerin kaldırıldığı belirtiliyor.

Bölge Mahkemesi kararının özeti:

Davacının, dava konusu yılda gerçekleştirilen iki adet taşınmaz satışıyla ilgili olarak, alıcıların kullandığı kredi tutarları ile tapu harçları matrahları arasında tutarsızlık içeriyor ve bu tutarsızlık Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından tespit ediliyor. Vergi dairesi müdürlükleri arasında yapılan yazışmalar sonucu, bu bilgi ve belgeler Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 24/10/2014 tarihli yazısıyla davalı idareye gönderildiği ve matrahın bu bilgi ve belgelere dayalı olarak takdir edildiği belirtiliyor. Ancak mahkeme, takdir komisyonu kararının şekil şartlarını taşımadığını ve yapılan tarhiyatın hukuka uygun olmadığını ifade ederek istinaf başvurusunu reddediyor.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2021/3994 E,  2023/31 K.

Dava konusu cezalı vergiye ilişkin ihbarnamenin, davacının adresinde bulunamaması nedeniyle mahalle muhtarına bırakılmak suretiyle tebliğinin, 213 sayılı Kanun’un 94. maddesindeki usule uygun olduğundan söz edilemez. Vergi alacağının doğduğu yıl ile takdir komisyonuna sevkle duran zamanaşımı süresi birlikte değerlendirildiğinde en son 31/12/2015 tarihine kadar tebliği gerekirken bu tarihe kadar usulüne uygun biçimde tebliğ edilmeyen dolayısıyla zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılan tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin Vergi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

2023/7 Sahte Fatura Kullanma Güncel Danıştay Kararı – 2023

Maddi Olay:

Davacı tarafından, idarece gönderilen yazı üzerine, 2011/1 ila 11. dönemlerine ilişkin olarak ihtirazı kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme beyannamelerine istinaden tahakkuk ettirilen katma değer vergisi, damga vergisi, hesaplanan gecikme faizi ile kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

 Davacı adına düzenlenen belgelerin gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte belgeler olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle tahakkuk ettirilen vergilerde, kesilen cezalarda ve hesaplanan gecikme faizinde hukuka aykırılık görülmeyip davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Mahkemesi kararının özeti:

İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/5573 E,  2023/2039 K.

Hakkında Vergi Tekniği Raporu bulunan firma boya, vernik ve lak toptan ticaret faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirmiştir.  Bu firmanın satın aldığı her ağırlıkta tiner grubu ürünlerinin olduğunu ancak sattığı ucuz cam sil, antifirizli cam suyu, yumuşatıcı, yıkama sabunu gibi farklı ürünler olduğunu belirtiyor. Şirketin yasal defterlerinde üretime ilişkin herhangi bir kayıt ve üretim aracı veya gücünün bulunmadığı ihtilaflı dönemde ortalama 2 işçi çalıştırdığı tespit edilmiştir.

Davacı müvekkili firmanın tiner alımları yaptığı, komisyon karşılığında fatura alıp satması veya vergiden kaçınmasının söz konusu olmadığı, alımlarının tamamının ve ödemelerinin gerçek olduğu, ödemelerin VUK’na göre yapıldığı, kararın hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Vergi tekniği raporundaki tespitler ile davacı tarafça sunulan delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının fatura aldığı dönemde adı geçen mükellef hakkında yoklama vb. yapılmadığı görülmüştür. Davacının sunduğu delillerin mahiyeti de dikkate alındığında, davacıya düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığı hususunun somut tespitlerle ortaya konulmadığı sonucuna varılmış olup, aksi yöndeki temyize konu Vergi Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci paragrafında yer alan belirli akrabalık derecelerindeki kişiler arasında gerçekleşecek ivazlı tasarrufları bağışlama olarak kabul eden hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci paragrafında yer alan belirli akrabalık derecelerindeki kişiler arasında gerçekleşecek ivazlı tasarrufları bağışlama olarak kabul eden hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

Kanun maddesinin belirli kişiler arasındaki tasarrufları bağışlama olarak kabul etmesi ve bu tasarrufları hükümsüz olarak geçersiz sayılması, mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğüne müdahale etmektedir. Mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğü gibi temel hakların sınırlandırılması kanunla ve ölçülü bir şekilde yapılmalıdır. Kanunlar, özellikle hakları sınırlayan hükümlerde açık ve net kurallar getirilmelidir. Anayasa Mahkemesi, kamusal hakların korumasının daha hafif sınırlamalarla mümkün olduğunu ve bu kuralın gerekli olmadığını kamusal hakların korunması için alternatif yolların kullanılması gerektiğini ifade ederek hükmü iptal etmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci paragrafında yer alan belirli akrabalık derecelerindeki kişiler arasında gerçekleşecek ivazlı tasarrufları bağışlama olarak kabul eden hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasının ikinci ve beşinci cümleleri Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

 İptal edilen hüküm, şirketin ticaret sicilinden silinme durumunda tekrar tescil edilmesi için başvuruların 5 yıl süre ile sınırlandırılmasını, sicilden kaydı silinen şirketlerin açıklamalar olmadan silinen bilgilere ilişkin malvarlığının Hazine’ye intikal süreçlerini düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi, bu süre sınırlandırılmasının Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırı olduğuna karar vererek hükmü iptal etmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurt Dışından Mal Alınıp Yine Yurt Dışına Satışı Faaliyeti Sırasında Oluşan Finansman Giderleri Kısıtlamasına Tabidir

Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirketin yurt dışından mal alıp yine yurt dışına satışı faaliyeti sırasında oluşan finansman giderleri, yabancı kaynakların öz kaynakları aşan kısmına ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’luk kısmının kazancınızın tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Bu durum, Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirketin yurt dışından mal alıp sattığı işlemlerde, yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan kısmına ait finansman giderlerinin sınırlanması gerektiği anlamına gelir. Yani, bu tür finansman giderlerinin tamamı vergi matrahından düşülmez, sadece %10’luk kısmı vergi matrahının azaltılmasına izin verilen gider olarak kabul edilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kargo faaliyetinde kullanılan araçlara ilişkin gider ve amortismanlar gider kısıtlaması uygulamasına tabi midir?

Kargo faaliyetinde kullanılan araçlara ilişkin gider ve amortismanlar için gider kısıtlaması uygulaması bulunmaktadır. Bu kısıtlama, kullanılan aracın Türk Gümrük Tarife Cetveli’nin 87.03 pozisyonunda tanımlanan binek otomobiller kapsamına girmeyen motorlu taşıtlar olup olmadığına göre değişmektedir.

Eğer kargo taşımacılığında kullanılan araçlar, 87.03 pozisyonunda tanımlanan binek otomobiller kapsamına girmiyorsa, o zaman bu araçların giderleri ve amortismanları, kurum kazancının tespitinde tam olarak dikkate alınabilir. Yani, bu araçlar için herhangi bir sınırlama olmaz ve giderlerin tamamı kurum kazancının hesaplanmasında düşülebilir.

Eğer kullanılan araçlar, 87.03 pozisyonunda yer alan binek otomobiller kapsamına giriyorsa, o zaman bu araçlara ilişkin giderlerin sadece %70’i kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilir. Yani, bu durumda giderlerin tamamı değil, sadece %70’i kurum kazancı hesaplamasında gider olarak kabul edilebilir.

Bu kurallar, kargo taşımacılığı yapan bir şirketin faaliyetlerine bağlı olarak kullanılan araçların sınıflandırılmasına göre değişmektedir. Şirket, kendi kullanımına uygun olan araçları kullanırken, bu sınıflandırmalara ve gider kısıtlamalarına dikkat etmelidir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Envantere Kayıtlı Kamyonetin Gider Ve Amortisman Tutarı Gider İndirimi Kısıtlamasına Tabi Değildir

Kamyonetler, Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.04 tarife pozisyonunda sınıflandırılmaktadır ve bu nedenle giderlerinin tamamı kurum kazancının tespitinde dikkate alınabilir.

Ayrıca, mesleki faaliyet için kullanılan kamyonetlerin alımında yüklenilen KDV’nin genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılması mümkün olduğu belirtilmiştir. Bu da işletmenizin kamyonet alımında KDV indiriminden faydalanabileceği anlamına gelir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Anayasa Mahkemesi 7194 Sayılı Kanun’un 7. Maddesinin 2. Fıkrasını İptal Etmiştir

Bu fıkra, beyanname verme ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen dijital hizmet sağlayıcılarının sundukları hizmetlere erişiminin engellenmesini öngörüyordu. Mahkeme, bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu, çünkü teşebbüs özgürlüğü ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozduğunu ve orantısız bir sınırlama getirdiğini belirtmiştir. Bu karar, dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

12 Eylül 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 18 Mayıs 2023 tarih ve E:2020/11 K:2023/98 sayılı kararıyla, 7194 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrası Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Varlık Barışı Kapsamında Oluşan Özel Fonun Sermayeye Eklenmesi Durumunda Nakit Sermaye Artışında Faiz İndiriminden Yararlanılması Mümkün Değildir

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi, öz sermaye kalemlerinin sermayelerinin birleştirilmesinden oluşan sermaye artışlarını bu tür indirimlerden hariç tutmaktadır.

Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 93. maddesinin devam ettiği “549-Özel Fonlar” hesabında takip edilen tutarların genel kurul raporuyla sermayeye eklenmesi durumunda da bu indirimden yararlanılması mümkün değildir.

Bu nedenle, özel fonun sermayeye eklenmesi durumunda, nakit sermaye artışında faiz indiriminden yararlanmak mümkün değildir ve vergi mevzuatı gerekliliği bu tür sermaye artışları indirim kapsamına dahil edilmemektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”