ANAYASA MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

Esas No: 2024/24 — Karar No: 2025/164
Konu: 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (kanuni faiz oranı) sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden Anayasa’ya uygunluğu
Karar: İPTAL (9 ay ertelenmiş yürürlük)

  1. Başvuru Konusu

Bir mahkeme, deprem nedeniyle uğranılan maddi–manevi zararların tazmini davasında uygulanacak 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (kanuni faiz oranı) enflasyon karşısında yetersiz kaldığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunmuştur.

  1. İncelenen Kural

3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi:

  • Kanuni faiz oranını yıllık %12 olarak belirlemekte,
  • Cumhurbaşkanına bu oranı %10’a kadar indirme veya bir katına kadar artırma (yani en fazla %24’e çıkarma) yetkisi vermektedir. Bu faiz oranı; Sözleşmeden doğan borçlara,Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve diğer sözleşme dışı borç ilişkilerine de uygulanmaktadır.

III. AYM’nin Değerlendirmesi

  1. Mülkiyet hakkı yönünden (Anayasa m.35)
  • Para alacakları mülkiyet hakkı kapsamındadır.
  • Yüksek enflasyon dönemlerinde:
    • Alacağın geç ödenmesi,
    • Kanuni faiz oranının enflasyonun çok altında kalması,
    • Alacaklının parasının gerçek değerini ciddi şekilde kaybetmesine neden olmaktadır.
  • Bu durum alacaklının mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde zedelemektedir.
  1. Etkili başvuru hakkı yönünden (Anayasa m.40)
  • Devlet, mülkiyet hakkının korunması için telafi edici mekanizmaları oluşturmakla yükümlüdür.
  • Ancak mevcut düzenlemede:
    • Kanuni faiz oranı (en fazla %24) enflasyonun altında kalmakta,
    • Alacağın değer kaybını önleyecek etkili bir hukuk yolu sistemde bulunmamaktadır.
  • Bu nedenle etkili başvuru hakkı da ihlal edilmektedir.
  1. Ekonomik analiz

Mahkeme;

  • Para biriminin enflasyon nedeniyle hızlı değer kaybettiğini,
  • Kanuni faiz düşük kaldığında borçlunun borcu geç ödemede avantaj sağladığını,
  • Bu durumun alacaklının ekonomik kaybını artırdığını ve kamu düzenini bozduğunu vurgulamıştır.
  1. Sonuç – İptal Gerekçesi

AYM’ye göre:

???? Kanuni faiz oranı enflasyon karşısında asıl alacağın değer kaybını önleyememektedir.

???? Devlet, bu kaybı telafi edecek etkili mekanizmaları sağlamamıştır.

???? Bu nedenle düzenleme:

  • Mülkiyet hakkına (m.35)
  • Etkili başvuru hakkına (m.40)

AYKIRIDIR → Kural İPTAL edilmiştir.

  1. İptalin Yürürlüğü
  • İptal hemen yürürlüğe gelseydi hukuki boşluk doğacağı gerekçesiyle,
  • Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRECEKTİR.

6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci paragrafında yer alan belirli akrabalık derecelerindeki kişiler arasında gerçekleşecek ivazlı tasarrufları bağışlama olarak kabul eden hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci paragrafında yer alan belirli akrabalık derecelerindeki kişiler arasında gerçekleşecek ivazlı tasarrufları bağışlama olarak kabul eden hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

Kanun maddesinin belirli kişiler arasındaki tasarrufları bağışlama olarak kabul etmesi ve bu tasarrufları hükümsüz olarak geçersiz sayılması, mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğüne müdahale etmektedir. Mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğü gibi temel hakların sınırlandırılması kanunla ve ölçülü bir şekilde yapılmalıdır. Kanunlar, özellikle hakları sınırlayan hükümlerde açık ve net kurallar getirilmelidir. Anayasa Mahkemesi, kamusal hakların korumasının daha hafif sınırlamalarla mümkün olduğunu ve bu kuralın gerekli olmadığını kamusal hakların korunması için alternatif yolların kullanılması gerektiğini ifade ederek hükmü iptal etmiştir.

6183 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci paragrafında yer alan belirli akrabalık derecelerindeki kişiler arasında gerçekleşecek ivazlı tasarrufları bağışlama olarak kabul eden hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici 7. maddenin (15) numaralı fıkrasının ikinci ve beşinci cümleleri Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiştir.

 İptal edilen hüküm, şirketin ticaret sicilinden silinme durumunda tekrar tescil edilmesi için başvuruların 5 yıl süre ile sınırlandırılmasını, sicilden kaydı silinen şirketlerin açıklamalar olmadan silinen bilgilere ilişkin malvarlığının Hazine’ye intikal süreçlerini düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi, bu süre sınırlandırılmasının Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırı olduğuna karar vererek hükmü iptal etmiştir.

Anayasa Mahkemesi 7194 Sayılı Kanun’un 7. Maddesinin 2. Fıkrasını İptal Etmiştir

Bu fıkra, beyanname verme ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen dijital hizmet sağlayıcılarının sundukları hizmetlere erişiminin engellenmesini öngörüyordu. Mahkeme, bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu, çünkü teşebbüs özgürlüğü ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozduğunu ve orantısız bir sınırlama getirdiğini belirtmiştir. Bu karar, dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

12 Eylül 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 18 Mayıs 2023 tarih ve E:2020/11 K:2023/98 sayılı kararıyla, 7194 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrası Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Cari Yıl Yatırım Programı Ve İdari Şartnameye Göre Uluslararası Nitelikte Olup Damga Vergisi İstisnası Kapsamında Olan İhale, Uygulamada Pazarlık Usulüyle Gerçekleştirilmesi Hak İhlali Sayılmıştır

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ihale açılmıştır. Pazarlık usulüyle gerçekleştirilip ilanı yapılmayan ve idari şartnameye göre yabancı istekliye de açık olan ihale için başvurucu şirket ihaleye teklif sunmuş ve ihale üzerinde kalmıştır.

Başvurucu, Ekonomi Bakanlığına müracaat ederek her ne kadar pazarlık usulü ile gerçekleştirilse de ihalenin mevzuat kapsamında uluslararası ihale olduğu ve yerli/yabancı katılımcılara açık olduğu için “Vergi, Resim ve Harç İstisnası Belgesi” verilmesini talep etmiştir. Ekonomi Bakanlığı pazarlık usulü gerçekleşen ihaleye yabancı kişilerin davet edilmediği, bu nedenle ihalenin uluslararası ihale olmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Başvurucu tarafından red işlemine karşı Ankara 11. İdare Mahkemesinde dava açmıştır tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek dava reddedilmiştir.

İhale kararı uyarınca verilen beyannameye istinaden damga vergileri tahakkuk ettirilmiştir. Başvurucu İhtirazı kayıtla ödediği damga vergisinin yasal faiziyle birlikte taraflarına iadesi talebiyle Samsun Vergi Mahkemesinde dava açmıştır. Samsun Vergi Mahkemesi “Kalkınma Bakanlığınca yayımlanan cari yıl yatırım programında yer alması ve söz konusu işe ilişkin olarak hazırlanan ihale şartnamesinde, ihalenin yeterlilik kriterlerini taşıyan tüm yerli ve yabancı isteklilere açık olduğu belirtilerek; anılan işin döviz kazandırıcı faaliyet kapsamına girdiği, damga vergisinden istisna olduğu için, damga vergisi tahakkuk ettirilmesi işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır ve davacı tarafından ödenen damga vergisinin davacıya iadesi gerekmektedir” diyerek davayı kabul etmiştir.

Bu karara karşı Vergi Dairesi Müdürlüğü istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Samsun Bölge İdare Mahkemesi istinaf taleplerini kabul etmiş ve davanın reddine karar vermiştir. Danıştay Dokuzuncu Dairesi temyiz istemlerini kesin olarak reddetmiş ve kararlan onamıştır.

Başvurucu bu karar üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını kullanmıştır. “Teklif sunma aşamasında ihaleye uluslararası ihale niteliği kazandıracak olan yabancı firmalarca da teklif verilmesi şartının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinemeyecektir. Damga vergisi ve harç ödemelerinin maliyet hesabına dâhil edilip edilmemesi hususunda katılımcılar açısından öngörülemez ve belirsiz bir durum ortaya çıkmaktadır. İhale uhdesinde kalan katılımcının söz konusu ihaleden kaynaklanan damga vergisi ve harçlara ilişkin istisnadan yararlanma imkânının bulunup bulunmadığı konusunda bir belirsizliğe yol açmaktadır.” Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yargılamanın yeniden yapılmasına karar vermiştir.