Yabancı Kurumlar Türkiye’de Nasıl Yapılanmalı ?

MERKEZİ TÜRKİYE’DE BULUNMAYAN ŞİRKETLER KURUMLAR VERGİSİNE TABİ MİDİR?

DAR MÜKELLEF KURUMLARIN VERGİLENDİRİLMESİ

    • KURUMLAR VERGİSİ TANITIMI
  • ŞİRKETLERDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİ YÜKÜ
  • TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
  • YABANCI KURUMLAR HANGİ DURUMLARDA KURUMLAR VERGİSİNE TABİ
  • KURUMLAR VERGİSİ ÖDEMEK ZORUNDA OLMAYAN DAR MÜKELLEF OLABİLİR Mİ?
  • İRTİBAT BÜROSU NASIL KURULUR?
  • İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ

KURUMLAR VERGİSİ TANITIMI
Sermaye şirketleri kurumlar vergisi mükellefidir. Türkiye’de kurum kazancı üzerinden % 20 oranında kurumlar vergisi ödenir.
Kurum kazancı, hasılat ile giderler arasında kalan tutara kanunen kabul edilmeyen giderler eklenip istisna kazançlar varsa bunlar düşüldükten sonra bulunan tutardır.
Kurumlar vergisi ödendikten sonra kalan kısım şirkette tutulmalıdır. Ortaklara kar dağıtımı yapıldığında öncelikle şirket tarafından % 15 gelir vergisi kesintisi yapılır. Ortaklar elde ettiği kar payının yarısı üzerinden gelir vergisi hesaplayıp yapılan kesintiyi mahsup ederler.

ŞİRKETLERDEN ELDE EDİLEN GELİRLERİN VERGİ YÜKÜ
Örneğin 100 birim kurum kazancından 20 birim kurumlar vergisi ödendikten sonra şirkette kalan 80 birim kar ortaklara dağıtılırsa, 12 birim daha vergi kesintisi yapılır. Ortaklar 80 birimin yarısı olan 40 birim üzerinden gelir vergisi öderler. Gelir vergisi tarifesinde 69.000 TL için 15.900 TL, fazlası için % 35 gelir vergisi hesaplanır. Buna göre örnekte ortalama % 30 vergi oranı uygulandığında 12 TL gelir vergisi hesaplanır ama şirket tarafından kesilen gelir vergisi mahsup edildiğinde toplam vergi yükü 20+12=32 olarak hesaplanmaktadır. En yüksek vergi dilimine giren bir kar dağıtımında vergi yükü % 34 olarak hesaplanmaktadır.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Vergilendirmede adaleti sağlamak üzere tam mükellef ve dar mükellef olmak üzere iki mükellefiyet türü mevcuttur. Hem kanuni hem de iş merkezi Türkiye’de bulunmayan şirketler dar mükellef olarak tanımlanmış ve sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmesine izin verilmiştir.
Dar mükelleflerin Türkiye’de vergilendirilebilmesi için;
1- Türkiye’de işyerinin olması (ticari faaliyetin icrasına tahsis edilen yer) veya
2- Türkiye’de daimi temsilci bulundurması,
3- Bu işyeri veya temsilciler aracılığı ile yapılan işlerden ticari kazanç elde edilmesi gerekmektedir.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?

İşyeri varsa kurumlar vergisi de var.
İşyeri ; ticari faaliyetle uğraşılan irtibat büroları, temsilcilik ofisleri, emanet deposu, tercüme ve hukuk büroları, gümrüklü sahalarda açılan depolar ve benzerleridir.
Örneğin ana merkezin pazarladığı emtianın satışıyla ilgili işlerin yönetilmesi, haberleşme, emtianın tanıtılması, pazarlanması, taşınması, gümrük işlemlerinin yapılması, satış sözleşmesinin imzalanması gibi satın alma-satma zincirinin tamamı veya bir bölümünün yürütülmesi, irtibat bürosunun işyeri olduğuna karine teşkil etmektedir.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Daimi temsilci
Gelir Vergisi Kanunu’na göre daimi temsilci; bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına belirli veya belirsiz bir süreyle veya belirli ticari muameleleri yapmaya yetkili bulunan kimsedir.
Ticari mümessiller, tüccar vekilleri ve memurları, acente durumunda olanlar, giderleri (reklam giderleri hariç) devamlı olarak kısmen ya da tamamen temsil edilen tarafından ödenenler, mağaza veya depolarında temsil edilen hesabına konsinye mal bulunduranlar daimi temsilci sayılırlar.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Daimi temsilci varsa kurumlar vergisi de var.
Danıştay Kararı’na göre, mal satış sözleşmesinin tamamlanmasına kadar işin her evresinde etkin görevler üstlenerek muhtemel alıcılarla ilgili piyasa araştırması yapmak, sonuçlar hakkında merkeze bilgi vermek, alınması gereken tavır konusunda merkezi uyarmak ve kısaca sunu-istem ilişkisinin merkezin istemlerine uygun gelişip sonuçlanmasında temel rol oynamak daimi temsilcinin varlığına delildir.
Maliye Bakanlığı ise vermiş olduğu görüşlerde daha da ileri giderek, Yurtdışındaki yerleşik kuruluşların Türkiye’deki irtibat bürolarının daimi temsilci sayılmasını ve kazançlarının kurumlar vergisine tabi tutulmasını önermektedir.

TAM VE DAR MÜKELLEF NE DEMEK?
Daimi temsilci varsa kurumlar vergisi de var.

İrtibat bürosuna atanacak müdüre veya Türkiye temsilcisine verilen vekaletnamede, bu müdürlere veya temsilciye; çek verme, imzalama, ciro etme gibi yetkilerin verilmesi temsilcinin daimi temsilci tanımına girdiğini göstermektedir. Bazı Yabancı Kurumların Türkiye’deki temsilcilikleri vergi incelemesine tabi tutulmuş ve daimi temsilci tanımına giren şahısların bulunduğu vekaletnameler ve sözleşmeler ile ispatlanmış, Türkiye’de elde edilmiş sayılan kazanç hesaplanarak cezalı kurumlar vergisi hesaplanmıştır.

YABANCI KURUMLAR HANGİ DURUMLARDA KURUMLAR VERGİSİNE TABİDİR
Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan yabancı kurumlar;
1- Türkiye’de iş yeri bulunuyorsa veya
2- Türkiye’de daimi temsilcisi bulunuyorsa
3- İşyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla kazanç elde ediyorsa,
Bu kazanç üzerinden % 20 oranında kurumlar vergisi öderler.

KURUMLAR VERGİSİ ÖDEMEK ZORUNDA OLMAYAN DAR MÜKELLEF OLABİLİR Mİ?
Yabancı kurumların Türkiye’deki ofislerinde; pazar araştırması, haberleşme, tanıtım, eğitim gibi ticari faaliyetin esaslı unsurlarını taşımayan faaliyetlerde bulunulursa ve herhangi bir kazanç elde edilmezse kurumlar vergisi hesaplanmaz ve ödenmez. Ancak yapılacak incelemelerde, bu faaliyetler ile kazancın elde edilmesi arasında bir illiyet bağı kurulması halinde (kurmak çok kolaydır) cezalı kurumlar vergisi ile karşılaşılması muhtemeldir.

İRTİBAT BÜROSU NASIL KURULUR?
İrtibat bürosu kurmak için Ekonomi Bakanlığı’na aşağıdaki belgelerle birlikte başvurulur:
a) Başvuru formu,
b) İrtibat bürosu tarafından yürütülecek işlerin kapsamını ve büronun ticari faaliyet yürütmeyeceğine ilişkin taahhüdü içeren beyanname ve beyannameyi imzalayan yabancı şirket yetkilisinin imza yetkisini gösterir belge,
c) Yabancı şirkete ait ve ilgili Türk Konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre tasdik edilmiş Faaliyet Belgesi,
ç) Yabancı şirket hakkında hazırlanmış Faaliyet Raporu veya bilanço ve gelir tablosu,
d) İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmekle görevli olarak atanan kişiye/kişilere verilecek yetki belgesi,
e) İrtibat bürosunun kuruluş işlemlerinin başka bir kimse aracılığı ile yürütülmesi durumunda vekâletname.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmalarına Göre İşyeri Nedir?
Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasındaki Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın 5. maddesine göre, yönetim yeri, şube, büro, fabrika, atölye, maden ocağı, petrol kuyusu vs, 12 ayı aşan şantiye işyeri sayılırken, aşağıdaki durumların varlığında işyeri kabul edilmez;
a) Teşebbüs olanaklarının, yalnızca malların veya ticari eşyanın depolanması, teşhiri veya teslimi amacıyla kullanılması;
b) Teşebbüse ait mal veya ticari eşya stoklarının yalnızca depolama, teşhir veya teslim amacıyla elde tutulması;
c) Teşebbüse ait mal ve ticari eşya stoklarının yalnızca bir başka teşebbüse işlettirilmesi amacıyla elde tutulması;
d) İşe ilişkin sabit bir yerin yalnızca teşebbüse mal veya ticari eşya satın alma veya bilgi toplama amacıyla elde tutulması;
e) İşe ilişkin sabit bir yerin teşebbüs için yalnızca hazırlayıcı veya yardımcı karakter taşıyan diğer herhangi bir işin yapılması amacıyla elde tutulması.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
İrtibat bürolarında yönetici olarak çalışan şahısların bağımlı temsilci olarak kabul edilmesi durumunda, bu bağımlı temsilcilerin kaynak ülkedeki faaliyetleri neticesinde mukim ülkedeki firmanın kaynak ülkede bir işyerine sahip olduğu kabul edilecek ve ticari kazanç olarak kaynak ülkenin vergilendirme hakkı doğacaktır.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi
İrtibat bürolarının ticari faaliyette bulunmaları yasak olduğundan kurumlar vergisi mükellefiyetleri yoktur.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Gelir Vergisi Stopajı (Muhtasar Beyanname Verilmesi) ve Damga Vergisi
İrtibat bürosunun iş yeri kiralamalarında gelir vergisi stopajı ödenir. Çalıştırılan personel için ticari faaliyette bulunulmaması ve aşağıdaki şartların sağlanması halinde gelir vergisi stopajı ödenmez. Bu istisnanın uygulandığı durumda damga vergisi de istisnadır.
1-Türkiye’de hizmet arzeden gerçek kişinin bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum olması, bu kurumun da Türkiye’de hiçbir şekilde kazanç elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması,
2-Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbâbı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde olması,
3-Dar mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak ödemenin bu kurumun yurtdışı kazançlarından karşılanması,
4-Ücretin döviz olarak ödenmesi,
5-Ödenen ücretin dar mükellef kurumun Türkiye’deki hesaplarına gider olarak kaydedilmemesi.

İRTİBAT BÜROLARININ VERGİ VE SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Sosyal Güvenlik Primi
İrtibat bürosunda çalıştırılan personel için sosyal güvenlik primi hesaplanarak bildirge verilir ve prim ödenir.

HÜSEYİN DEMİR
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Amortisman Oranları

Amortisman oranlarına aşağıdaki linke tıklayarak PDF olarak ulaşabilirsiniz.

Amortisman Oranları İçin Tıkla


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Şirketin Kendi Paylarını Satın Alması Durumunda Hassas Vergi Konuları

Türk Ticaret Kanunu’nda şirketlerin kendi paylarını % 10’u geçmemek üzere satın almalarına izin verilmiştir. Şirketin satın aldığı kendi paylarını sermaye azaltımı kararı alarak yok etmesi durumunda, payın itibari değeri ile satın alma değeri arasındaki fark, yani oluşan zarar, gider olarak dönem kazancından indirilmemelidir. Vergi idaresinin görüşleri de bu yönde olup, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1 maddesinde yer alan giderlerden olmaması nedeniyle bu zararların kazançtan indirilmesi vergi incelemelerinde eleştiri konusu yapılabilmektedir.

Şirketin kendi paylarını satın aldıktan sonra satması durumunda, oluşan karın vergilendirileceği, oluşan zararın ise gider olarak dikkate alınabileceği düşünülmektedir. Ancak şirketin kendi paylarını hem satın almasında hem de satışında, emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde pay değerlemeleri yapılmalı, muvazaalı işlem tesis edilmediği ispatlanmalıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesinde yer alan istisnanın, yani iştirak hisselerinin iki tam yıl aktifte tutulduktan sonra satışından elde edilen kazançların % 75’inin kurumlar vergisinden istisna olacağı hükmünün, şirketin kendi paylarının satışından elde edilen kazançlar için uygulanamayacağı yönünde baskın görüşler mevcuttur. Buna paralel şekilde, zarar oluşması durumunda kurum kazancından indirilebileceği konusu da yaygın görüş olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda vergi idaresinin görüşleri beklenmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Kavramı

Mevcut vergi sistemimizde, “gelir, bir gerçek kişinin (yahut kurumlar vergisi kanununda sayılan kurumların) bir takvim yılı içerisinde (01 Ocak – 31 Aralık tarihler arasında) elde ettiği kazanç ve iratlarının safi tutarı” olarak tanımlanmıştır.

Safi tutardan kasıt, farklı kazanç unsurlarının bir yada birkaçından “kar” , diğerlerinden “zarar” elde edilmesi halinde farklı unsurlardan elde edilen kar ve zararların bütün olarak birlikte değerlendirilmesi, karlardan zararların mahsubu sonucu net bakiyenin  dikkate alınmasıdır.

Safi kavramı ile kastedilen bir diğer anlam ise, bu unsurlardan yahut faaliyetlerden elde edilen kazanç hesaplanırken, elde edilen hasılattan, hasılatın elde edilmesi için yapılan gider ve harcamaların düşülmesi ve net bakiye üzerinden vergi hesaplanmasının sağlanmasına izin verilmiş olmasıdır.    

Diğer taraftan reel hayatta bazen birtakım eylemler (ceza kanuna aykırı olmadığı sürece) vergi mevzuatına uygun gerçekleşmeyebilir, yapılan her şey usule uygun olsa bile esasta vergi kaybına sebep olabilir.

Örneğin işletme sahibinin, kendisinin inşaa ettiği binanın en güzel dairesini ailesine tahsis etmesi, kendisinin, ailesinin yada bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir kısım eğitim, sağlık vb harcamalarını işletme bütçesinden finanse etmesi, iş seyahatine aile bireylerini de götürmesi, iş yemeklerine yakın arkadaşlarını da davet etmesi, örf adet gereği ağır misafirlerinin ulaşım konaklama vb giderlerini şirket hesabından ödemesi vb durumlara ilişkin onlarca örnek kaçınılmaz olduğu kadar ticari hayatın gerçeğidir, bir o kadar da doğaldır.   

Diğer taraftan bu iş ve işlemler, Devletin Anayasadan kaynaklanan egemenlik gücüne dayalı olarak çıkartılmış olan vergi mevzuatına uygun olmayabilir. Nitekim Yasa koyucu bu tür durumların varlığı halinde, vergi mevzuatı yönünden safi kazancın tespitinde dikkate alınmamakla birlikte, gerek muhasebe ilkeleri gereği gerekse ticari hayatın gerçekliğine uygun olan iş ve işlemlerin yasal kayıtlara birebir işlenmesinin doğru ve gerçekçi olması nedeniyle bu duruma müsaade etmiştir.

Bu amaçla safi tutarın hesabında gerek defter kayıtları üzerinde yapılacak bir takım kayıtlar gerekse beyanname üzerinde yapılacak ilaveler ile bu tür giderlerin vergi matrahının (safi kazancın) tespitinde dikkate alınmasına imkan tanımıştır. Daha doğrusu gerek Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu gibi ana Kanunlarda gerekse Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gibi Usul Kanunlarında yada diğer özel kanunlarda safi tutarın hesabında indirilebilecek giderleri ve indirilemeyecek giderleri saymıştır. 

Buradan hareketle, Kanunen Kabul Edilmeyen Gider kapsamındaki bu düzenlemelerden önemli ve öncelikli olanlara aşağıda toplu halde yer verilmiştir. (Cümle sonlarında yer alan parantez içi açıklamalar kanun adı kısaltmasını ve madde numarasını ifade etmektedir)

  • Ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesiyle ilgili olmayan faaliyetler için yapılan harcamalar. (G.V.K. 40/1)
  • Dönem içerisinde ödenmeyen sigorta primleri (Aralık ayına ait primler Ocak ayında ödenmek koşuluyla Aralık ayında gider yazılabilir.) (G.V. K. 40/2)
  • İşle ilgili olmakla birlikte, mukavelename, ilâm veya kanun emrine dayanmayan zarar, ziyan ve tazminat ödemeleri. (G.V. K. 40/3)
  • İşle ilgili olmayan veya yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip bulunmayan seyahat ve ikamet giderleri.(G.V. K. 40/4)
  • İşletmeye dâhil olmayan, kiralama yoluyla da edinilmemiş taşıtlara ait giderler. (G.V. K.40/5)
  • V.U.K. hükümlerine uygun olarak ayrılmayan amortisman giderleri (G.V. K. 40/7)
  • İşverenlerce, sendikalara ödenen aidatların bir aylık tutarının işyerinde işçilere ödenen çıplak ücretin bir günlük toplamını aşan kısmı. (G.V. K. 40/8)
  • Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya ayın olarak aldıkları sair değerler. (G.V. K. 41/1)
  • Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar. (G.V. K. 41/2)
  • Teşebbüs sahibinin, işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler.(G.V. K. 41/3)
  • Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük Çocuklarının işletmede cari hesap ve diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler. (G.V. K. 41/4)
  • Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan cezalar ve tazminatlar.(G.V. K. 41/6)
  • Her türlü vergi cezaları. (G.V.K. 41/6)
  • Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları. (G.V. K. 41/8)
  • A.A.T.U.H.K. hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler. (G.V. K. 90)
  • Gelir Vergisi ile Diğer Şahsi Vergiler. (G.V. K 90)
  • V.U.K. hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri. (G.V. K. 90)
  • Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin maliyet bedeline dâhil edilmesi gereken harcamalar doğrudan gider kaydedilmez.   (V.U.K /269, 270, 271, 272, 273)
  • Giderlerin kayıtlara intikali tevsik edici vesikalara dayanmak zorunda olup belgesiz gider kaydı mümkün değildir. Sadece VUK 228’nci maddesinde öngörülen hallerde belgesiz gider kaydı yapılabilir. (V.U.K. 227.228)
  • Satın alınan veya imal edilen emtianın maliyet bedeline dâhil edilmesi gereken unsurlar doğrudan gider yazılamaz. (V.U.K.  274, 275)
  • Gelecek hesap dönemlerine ait olan peşin ödenmiş giderler, ilgili oldukları dönemde gider yazılmak üzere aktifleştirilirler. (V.U.K. 283)
  • KDV hariç satın alma bedeli 1.000,00 TL  (2012 yılı için) üzerinde olan sabit kıymetler doğrudan gider yazılamaz. Amortismana tabi tutularak yok edilirler. (V.U.K. 313)
  • Amortismanların gider kaydı için, V.U.K. hükümlerine uygun olarak hesaplanması gerekir. (V.U.K. 313)
  • Beş yıldan fazla nakledilen geçmiş yıl zararları. (K.V.K. 9/a)
  • 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile  3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının profesyonel spor dalları için % 50’sini aşan kısmı. (K.V.K. 10/b)
  • Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ini aşan kısmı. (K.V.K. 10/c)
  • Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler. (K.V.K. 11/a)
  • Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler. (K.V.K. 11/b)
  • Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar. (K.V.K. 11/c)
  • Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler.  (K.V.K. 11/ç)
  • A.A.T.U.H.K. hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler. (K.V.K. 11/d)
  • Her türlü para cezaları, vergi cezaları. (K.V.K. 11/d)
  • Kurumlar Vergisi. (K.V.K. 11/d)
  • Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak kaydıyla, menkul kıymetlerin itibari değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler. (K.V.K. 11/e)
  • Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları. (K.V.K. 11/f)
  • Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri. (K.V.K. 11/g)
  • Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri. (K.V.K. 11/h)
  • Kanunen kabul edilmeyen giderler nedeniyle yüklenilen KDV‘de kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayda alınır.  (K.D.V. 30)
  • İşletmeye dâhil olup, M.T. V.K.’nun (I), (III) ve (IV) sayılı tarifelerde yer alan taşıtlardan binek otomobilleri, deniz ve hava araçları için ödenen (Ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç) vergi ve cezalar ile gecikme zamları. (M.T.V.K. 14)
  • “Özel İletişim Vergisi” gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez. (Gider Vergileri Kanunu 39)

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-10 7143 Sayılı Kanun Tebliğinde Yapılan Değişikliğe İlişkin

Bülten: 2018/10
18.08.2018

7143 Sayılı Kanun’la getirilen yurtdışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Tebliğde yapılan değişiklikle, transferin yapıldığı yurtdışı hesaplarının başkalarına ait olup olamayacağı hususundaki belirsizlik giderildi.

18 Temmuz 2018 tarihli Resmî Gazete yayımlanan ve 7143 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 4) ile;

  • 7143 sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)’nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurtdışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.”

  • Aynı Tebliğe 8 inci maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, 7143 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin onüçüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek bu fıkra hükmünden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurtdışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.”

Yapılan bu değişiklikle, daha önce 7143 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerdeki, “varlıkların Türkiye’ye getirilmesinde transferin yapıldığı yurtdışı hesaplarının başkalarına ait olup olamayacağı” hususundaki belirsizlik giderilmiş, yayımlanan yeni Tebliğ ile şirketlere yapılan transferlerde yurtdışındaki hesap sahibinin öneminin olmadığı vurgulanmış ancak gelir vergisi mükellefler için farklı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre;

  • Transfer işlemlerinde yurtiçindeki hesabın sahibi ile yurtdışından transferi yapanların farklı kişiler olması, düzenlemeden faydalanılmasına engel teşkil etmeyecektir.
  • Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının şirket veya ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf ediliyor olması düzenlemeden faydalanılmasına mani teşkil etmeyecektir.
  • Ancak, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının “gerçek kişilere ait olduğu” halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurtdışındaki şirketlerce tasarruf ediliyor olması durumunda yine düzenlemeden faydalanılmasına engel teşkil etmemekle birlikte başka nedenlerle yapılacak incelemelerde, söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekecektir.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Aktifleştirilmesi Gereken Giderler

Türk Vergi Sistemi vergilendirmede dönemsellik ilkesini benimsemiş olup, genel olarak gelir kurumlar vergisi gibi kazanç üzerinden alınan vergiler, o yılın “01 Ocak – 31 Aralık” tarihleri arasındaki faaliyetler üzerinden alınmaktadır.

Yani bu tarihleri kapsar hasılat ile gider ve maliyetler birbiri ile karşılaştırılmakta ve artı bakiye üzerinden vergi alınmaktadır.

Ancak faaliyetin yürütülmesi için bir kısım harcamalar vardır ki bunların faydası bir yılı aşmakta bu tür harcamalara konu varlıklar, işletme bünyesinde kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren bir yıldan fazla faydalı olmaktadır. Böyle durumlarda da bu tür harcamaların kullanıldıkları, fayda sağladıkları yılların hasılatı ile kıyaslanması gerekmektedir.

Bunu temin amacıyla da vergi mevzuatımızda amortisman uygulamasına yer verilmiştir. Buna göre yıpranmaya aşınmaya kıymetten düşmeye müsait, işletmede bir yıldan fazla kullanılan (işletmede en az bir yılbaşı geçiren) ve tutarı o yıl için belirlenen rakamın üzerinde olan varlıkların maliyeti kullandıkları faysa sağladıkları yıl sayısına bölünmekte ve her yıl o kadarlık kısmı o yılın hasılatından gider yahut maliyet olarak düşülmektedir.

İşletmelerde en sık karşılaşılan ve alışkanlık kazanması nedeniyle gözden kaçan yahut önemsenmeyerek öyle olması tercih veyahut öyle olması arzu edilen konulardan bir tanesi de aktifleştirmek ve amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilmesi gereken bir kısım harcamaların içinde bulunulan yılda tek seferde direk gider yazılmasıdır.

Bu amaçla, amortisman uygulamasına ilişkin dikkat edilmesi gereken bir kısım konular bentler halinde aşağıya alınmıştır; 

  • Sıfır alınmış olması durumunda amortisman ayrılması şartlarını taşıyan varlığa, ikinci el alınması durumunda da amortisman ayrılmalıdır.
  • Boş olan arazi ve arsalar için amortisman ayrılmaz iken, üzerinde bina, tesis, yol vb ayrılmaz bir bütünlük arz eden yapı bulunan arsalara ürerindeki bina vb yapısı ile birlikte amortisman ayrılır.
  • Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin aktife girdikleri yıl sonuna kadar oluşan kredi faizi ve kur farkları maliyet bedeline dahil edilerek amortisman yoluyla itfa edilmelidir.
  • Bilgisayar vb cihazlar ile bunlar için gerekli işletim sistemleri vb birbirinden ayrı alınabiliyor ise yazılımlar için ayrı donanımlar için ayrı ayrı amortisman ayrılmalıdır.
  • İktisadi kıymet kullanıma hazır hale geldiği tarihten itibaren amortisman ayrılmaya başlanmalıdır. Yapılmakta olan yatırımlarda takip edilen ve henüz aktife alınmamış bir varlık için yahut stoklara girdiği halde henüz ambalajı açılmamış demonte vaziyette bir makine için amortisman ayrılmaya başlanılmamalıdır.
  • İktisadi veya teknik açıdan bir bütünlük oluşturan aktif kıymetlerde, bütünü oluşturan parçaların tamamı aktife girmeli ve kullanıma hazır hale gelmiş olmalıdır. Örneğin koltukları 28 Aralıkta gelen, sehpaları, halı ve perdeleri 3 Ocakta gelen ofis takımları için amortisman ayrılmaya fiilen fiziken kullanıma hazır hale geldiği, fayda sağlamaya başladığı andan itibaren, yeni yılda başlanılmış olmalıdır.

Ticari örf ve teamüle göre birlikte alınıp satılması mutad olan ve teknik niteliği bulunmayan ve belli bir hizmetin yapılmasına topluca katılan değerlerin de bir bütün olarak ele alınması gerekir. Halı perde örneğinde olduğu gibi…

Tuz ve peçete işletmenin mutfağında gerekli sarf malzemesidir; tıpkı tuzluk ve peçetelik gibi. Ancak tuzluk ve peçetelik; masa, sandalye, çatal bıçak takımı, tava tencere ile hem iktisadi ve teknik bütünlük arz eden hem de örf ve teamüllere göre yemek takımı ile birlikte satılan mutfak malzemesidir. Böyle olunca tuz ve peçede o yılın hatta o ayın gideridir, kullanıldığı dönemde giderleştirilebilir; oysa tuzluk ve peçetelik yemek takımı ile birlikte alınıp satılan kullanılan, bir bütünün parçası olan malzeme olup aktifleştirilmelidir.

  • Gayrimenkullerde, maliyetinin oluşmasından sonra ortaya çıkan bazı giderler doğrudan gider yazılmak yerine maliyet bedeline eklenmek ve amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilmelidir.

Rutin bakım, tamir ve temizlik vb giderleri haricinde, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan yahut ömrünü uzatan harcamalar varlıklarının maliyet bedeline eklenmesi gerekir.

Örneğin aktifte kayıtlı eski fakat halen kullanılacak olan bir binaya boya badana yapılması, asansör takılması, bahçe duvarı örülmesi, bahçesindeki otlarının biçilip ağaçlarının budanması için yapılan harcamaların bir kısmı direk gider yazılabilecekken diğer bir kısmı ise amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilecektir. Çünkü asansörün ve bahçe duvarının ömrü, binanın kalan ömrüne eşitken, binanın boya badanası bir yıl içinde kirlenecek, bahçedeki otlar ve dallar yeniden uzayacaktır.

Benzer şekilde ofis olarak kullanılacak bir yapının, zemin ve tavan işleri, klima havalandırma yolları ve spot tavana gömme elektrik işleri ile ilgili yapılan harcamaların değer arttırıcı niteliği taşıdığının kabul edilmesi ve binanın maliyet bedeline eklenerek binanın kalan ömrüne göre amortismana tabi tutulması, ancak alçıpan ve duvar kağıdı gibi kısımlarının değiştirilmesi ile ilgili yapılan harcamaların ise normal bakım, tamir ve temizlik giderleri olarak kabul edilmesi ve gayrımenkulün maliyet bedeline eklenmeden doğrudan gider yazılması gerekir.

Bir başka örnek; satılan malların ambalajında kullanılmakla birlikte karşılığında “depozito” adı altında bir bedel tahsil edilen ve İşletmeye geri dönüşü mümkün olan tahta paletler amortisman yoluyla itfa edilecekken satılan malların ambalajında kullanılmak suretiyle ilk madde ve malzeme gideri olarak üretim maliyetine dahil edilen ve satılan malın satış bedeline eklenerek müşterinin mülkiyetine geçen tahta paletlerin ise amortismana tabi tutulmaları mümkün bulunmamaktadır.

  • Benzer şekilde gayrimenkulün kiralık olması durumunda ise o gayrimenkulün değerini artıran, onu genişleten yahut ömrünü artıran harcamalar da kira süresi içerisinde amortisman ayırmak suretiyle eşit tutarlar halinde giderleştirilecektir.
  • Üretim faaliyetlerinde sürekliliği sağlamak ve üretim faaliyetinde herhangi bir aksamaya meydan vermemek amacıyla aktife alınan, arıza durumu veya ihtiyaç anında işletme faaliyetine fiilen tahsis edilecek stratejik nitelikteki yedek parça ve ekipmanların; defter kayıtlarına geçirilmiş bulunması, değerleme gününde envantere dahil olması ve kullanılmaya hazır halde olması şartlarının bir arada sağlanması durumunda fiilen kullanılmaya başlanması beklenmeksizin aktife alındığı tarihten başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulmalıdır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-9 7143 Sayılı Kanunda Yer Alan Başvuru Süreleri Uzatılmıştır

Bülten: 2018/9
01.08.2018

Mevzuat Değişiklikleri Aşağıda Özetlenmiştir

7143 Sayılı Kanunda Yer Alan Başvuru Süreleri Uzatılmıştır

7143 Sayılı Kanun’un;

  • 2’nci maddesinde yer alan borçların yeniden yapılandırılması,
  • 3’üncü maddesinde yer alan dava hakkından vazgeçilmesi,
  • 4’üncü maddesinde yer alan inceleme aşamasında bulunan işlemler,
  • 7’nci maddesinde yer alan kesinleşmiş Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının yeniden yapılandırılması,
  • 8’nci maddesinde yer alan ön değerlendirme, araştırma veya tespit aşamasında olan eksik işçilik prim tutarları ile kesinleşmemiş idari para cezalarının yeniden yapılandırılması,
  • 10’uncu maddesinin altı, yedi ve sekizinci fıkralarında yer alan borçlar ,

için öngörülmüş olan başvuru, bildirim ve beyan süreleri 27/08/2018 tarihine uzatılmıştır.

Ancak;

  • Varlık barışı ile ilgili yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, maddedeki hükümler çerçevesinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara vergi ödenmeksizin bildirilme ve getirme süresi (md 10/13-g),
  • Yurtiçindeki varlıkların vergi ödenmeksizin bildirim süresi (md 10/13-g),
  • Meslek kuruluşları üyeleri ile odaların borçlarınailişkin başvuru süreleri ise uzatılmamıştır.

 

Mevzu bahis güncel başvuru süreleri, bildirim süreleri ve beyan sürelerine aşağıdaki tabloda yer verilmiş olup buna ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararının görüntüsü sayfa sonunda mevcuttur.

 

7143 SAYILI KANUNA İLİŞKİN GÜNCEL BAŞVURU, BİLDİRİM VE BEYAN SÜRELERİ

Madde 2 YENİDEN YAPILANDIRMAYA İLİŞKİN SÜRELER
  Eski Hali Son Hali
Yeniden yapılandırmaya konu olacak alacakların vadesinin son tarihi 31.03.2018 31.03.2018
Borçların yeniden yapılandırılması için başvuru süresi 31.07.2018 27.08.2018
Maliye Bakanlığına, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve YİKOB’lara bağlı tahsil dairelerine ödenecek borçların ilk taksitini ödeme süresi 27.09.2018 27.09.2018
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitinin ödeme süresi 27.08.2018 27.08.2018
MADDE 3 DAVA HAKKINDAN VAZGEÇMEYE İLİŞKİN SÜRELER    
Dava hakkından vazgeçmek için başvuru süresi 31.07.2018 27.08.2018
MADDE 4 İNCELEME AŞAMASINDA BULUNAN İŞLEMLERE İLİŞKİN SÜRELER    
Devam eden incelemelerde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kaymak kaydıyla 31.07.2018 (İhbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün) 27.08.2018 (İhbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün)
MADDE 5 MATRAH ARTIRIMINA İLİŞKİN SÜRELER    
Matrah artırımları için başvuru süresi. 27.08.2018 27.08.2018
MADDE 6 İŞLETME KAYITLARININ DÜZELTİLMESİNE İLİŞKİN SÜRELER    
İşletmede mevcut olduğu hâlde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve envanter listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle defterlerine kaydedilme süresi 27.08.2018 27.08.2018
Eczanelerin stoklarında kaydi olarak yer aldığı halde fiilen bulunmayan ilaçlarını maliyet bedeli üzerinden fatura düzenleyerek kayıtlarından çıkarma süresi 27.08.2018 27.08.2018
Eczanelerin stoklarından çıkardıkları için ilaçlar için maliyet bedeli üzerinden %4 oranında KDV hesapladıkları KDV’yi beyan ve ödeme süresi 27.09.2018 27.09.2018
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kayıtlarında yer aldığı hâlde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirme süresi 27.08.2018 27.08.2018
Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan malların kayıt ve beyanlarına intikal süresi 27.08.2018 27.08.2018
Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların dikkate alınacağı bilanço tarihi 31/12/2017 31/12/2017
Kayıtlarda yer aldığı hâlde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların vergi dairelerine beyan edilmesi suretiyle kayıtların düzeltilmesi süresi 27.08.2018 27.08.2018
MADDE 7 SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ALACAKLARINA İLİŞKİN SÜRELER    
Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları için başvuru süresi 31.07.2018 27.08.2018
MADDE 8    
Ön değerlendirme, araştırma veya tespit aşamasında olan eksik işçilik prim tutarları ile kesinleşmemiş idari para cezaları 31.07.2018 27.08.2018
MADDE 9/17 MÜCBİR SEBEP HALİNE İLİŞKİN SÜRELER    
31/5/2017 tarihinde mücbir sebep hali sonlandırılan mükelleflerin, mücbir sebep halinin devam ettiği dönemlere ilişkin beyannamelerini 31/8/2017 tarihine kadar vererek tahakkuk eden vergilerini ikişer aylık dönemler halinde 30 eşit taksitte ödeyecek olan mükelleflere getirilen olanaktan yararlanamayan mükellefler için beyanname ve bildirimlerin verilme süresi 27.08.2018 27.08.2018
VARLIK BARIŞINA İLİŞKİN SÜRELER    
I- Yurtdışındaki Varlıkların Vergi Ödenmeksizin Bildirim Süresi; Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, maddedeki hükümler çerçevesinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilme ve getirme süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
II- Yurtdışındaki Varlıkların %2 Oranında Vergisinin Ödeneceği Bildirim Süresi; Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, maddedeki hükümler çerçevesinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilme süresi 30 Kasım 2018  
Banka ve aracı kurumların kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi ödeme süresi 31 Aralık 2018  
Bildirilen varlıkların, Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilme süresi Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay  
III- Yurtiçindeki Varlıkların Vergi Ödenmeksizin Bildirim Süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
IV- Yurtiçindeki Varlıkların %2 Oranında Vergisinin Ödeneceği Bildirim Süresi; Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin sahip oldukları, Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların beyan süresi 30 Kasım 2018 30 Kasım 2018
Türkiye’de bulunan ve beyan edilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesaplanan verginin ödenme süresi 31 Aralık 2018 31 Aralık 2018
SMMM ve YMM’lerin üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların TÜRMOB’a olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmı için başvuru süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
SMMM ve YMM’lerin üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların TÜRMOB’a olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksitinin ödeme süresi 31.07.2018 31.07.2018 (değiştirilmedi)
TAŞINMAZ DEĞERLEMESİNE İLİŞKİN SÜRELER    
Tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerine kayıtlı bulunan taşınmazlarını değerlemelerinin son günü (7144 s. Kanun) 27.09.2018 27.09.2018
DİĞER ALACAKLAR    
(6) İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14’üncü, 21’inci, 23 üncü, 39’uncu ve 76’ncı maddeleri, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 10’uncu, 26’ncı, 27’nci ve 28 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanunun mülga 63’üncü maddesi ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 129’uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malullük, adi malullük ve ölüm halleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ- ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. 31.07.2018 27.08.2018
(7) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fazla veya yersiz olarak ödendiği tespit edilen ve 506 sayılı Kanunun, 1479 sayılı Kanunun, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun, 2926 sayılı Kanunun, 5434 sayılı Kanunun mülga hükümleri ve 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi gereğince tahsil edilmesi gereken gelir ve aylıklara ilişkin borç asılları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ- ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. 31.07.2018 27.08.2018
(8) Belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bunlara ait şirketlerin ^mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlar hakkında yaptıkları irtifak hakkı ve kiralama işlemlerinden kaynaklanan (kaynak sularının kira bedeli dâhil) ve vadesi 31/3/2018 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan kullanım bedelleri ve hasılat payları asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer’ileri yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami on sekiz eşit taksitte 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre hesaplanan katsayı ile birlikte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu fıkra hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkilidir. 31.07.2018 27.08.2018

 

7143 SAYILI KANUNDA YER ALAN BAZI BAŞVURU SÜRELERİNİN UZATILMASINA DAİR CUMHURBAŞKANLIĞI KARARI

Karar Sayısı: 7

31 Temmuz 2018

Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-8 501 Sıra Nolu VUK Kanunu Genel Tebliği Yayımlanmıştır

Bülten: 2018/8
10.07.2018

Mevzuat Değişiklikleri Aşağıda Özetlenmiştir

501 Sıra Nolu VUK Kanunu Genel Tebliği Yayımlanmıştır

Kamu borçlarının belirli bir vadede ödenmesi gerekmekte olup zamanından önce ödeme yapanlar için erken ödeme indimi yapılmakta, zamanında ödeme yapmayanlardan ise gecikme zammı alınmaktadır. Buna rağmen borcunu ödemeyenlere de bir kısım ilave yaptırımlar uygulanmaktadır. Bunlardan bir tanesi de kamuoyunda “vergi yüzsüzlerinin ilanı” olarak bilinen, belirli bir tutarın üzerinde borcu olan mükelleflerin belirlenen esaslar çerçevesinde bu durumunun topluma duyurulması uygulamasıdır.

Nitekim Maliye Bakanlığı, vadesi geçtiği halde ödenmemiş belirli bir tutarın üzerindeki vergi borç ve cezaları teşhir etmektedir. Bu amaçla hazırlanan listeler vergi dairelerine asılmakta, akabinde de Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yayımlanarak kamuoyu ile paylaşılmaktadır.

Bunun yanı sıra vergi almak devletin nasıl anayasal bir hakkı ise; devlete vergi verme borcu olan mükelleflerin de birtakım hakları bulunmaktadır. Bu haklardan biri de mükellefin vergi mahremiyetinin korunması hakkıdır.   Vergi mahremiyeti kısaca; vergileme süreciyle ilgili olarak ortaya çıkan ve vergileme ilişkisi içinde öğrenilen bilgilerin, mükellefler ile bilgi sahibi kişiler arasında gizli kalması ve üçüncü şahıslara açıklanmaması gerektiğini ifade eder. Nitekim vergi işlemleri nedeniyle öğrenilen bilgilerin açıklanması, mükellefleri maddi manevi zarara sokabileceği gibi vergi idaresine karşı olan güvenlerinin sarsılmasına da neden olur. Bu nedenle de vergi kanunlarında yer verilen hükümlerle mükelleflerin vergi mahremiyetleri korunmuş, bu mahremiyeti ihlal edenler hakkında da şikayete bağlı olarak cezai yaptırım öngörülmüştür. Bunun bir takım istisnaları mevcut olup, Bakanlıkça belirlenecek bir tutarın üzerinde olup vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve ceza tutarlarının açıklanması (vergi yüzsüzlerinin ilanı) da vergi mahremiyeti ihlali dışında tutulmuştur.

Yayımlanan bu Tebliğ ile, kesinleşen vergi ve cezalar ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve cezaların açıklanmasına ilişkin Bakanlıkça yapılacak açıklamaya ilişkin usul ve esasların düzenlenmiş özetle her bir vergi dairesi itibariyle 250.000,00 TL ve üzeri kesinleşmiş borcu olan mükellefler belirlenen usuller çerçevesinde ilan edilecektir.

Buna ilaveten başta 7143 sayılı Kanun olmak üzere geçmişe dönük olarak daha önce yürürlüğe giren yapılandırma, taksitlendirme vb adlar altında anılan düzenlemelerden faydalanan mükelleflerin belirlenen bu tutarın üzerinde kesinleşmiş borçları olsa dahi bu mükellefler kapsam (ilan dışı) bırakılmıştır.

Konuyla ilgili olarak 500 Seri Nolu VUK Genel Tebliği’nde yer alan düzenlemelerin detaylarına (müteakip sayfada yer alan) Tebliğ metninden bakmak mümkündür.

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 501)

Resmi Gazete Tarihi: 09/07/2018
Resmi Gazete No: 30473

Yetki

MADDE 1 – (1) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline devredebilir. Ayrıca, kamu görevlilerince yapılan adli ve idari soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm uyarınca, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar dolayısıyla kesinleşen vergi ve cezalar ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve cezaların açıklanmasına ilişkin usuller 27/1/2001 tarihli ve 24300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293) ile tespit edilmiştir.

Açıklamanın yapılması

MADDE 2 – (1) Anılan maddenin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden;

  1. a) 2018 yılında yapılacak açıklamaların, vergi dairesinin ilan koymaya mahsus yerlerinde asılmak suretiyle 17/8/2018 ile 17/9/2018 tarihleri (bu tarihler dahil olmak üzere) arasında Türkiye genelindeki vergi dairelerinde, 24/9/2018 ile 9/10/2018 tarihleri arasında ise Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yapılması,
  2. b) Açıklama kapsamına, her bir vergi dairesine 250.000 TL ve daha fazla borcu olan veya bu tutar ve üzerinde kesinleşen vergi ve cezası bulunan mükelleflerin alınması,
  3. c) Yapılacak açıklamada, 31/12/2017 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde 30/6/2018 tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ve nev’i itibarıyla Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293) ile açıklama kapsamına alındığı belirtilen vergi ve cezalar ile 1/6/2017-31/5/2018 tarihleri arasında kesinleşen tarhiyatların dikkate alınması,

ç) Açıklanacak bilgiler, açıklamanın yapılacağı yer ve diğer hususlarda Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293) ile belirlenen esaslara uyulması, ancak aynı Tebliğin “İnternet Ortamında Açıklama” başlıklı III/B bölümündeki hazırlanan listelerin gönderileceği adresler ile ilgili açıklamaları bakımından Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Defterdarlıkların Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 293)’nin;

1) (I-A) Bölümüne göre hazırlanan listelerin birer örneğini Gelir İdaresi Başkanlığı, Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı (III), Vergilendirme Müdürlüğü, Devlet Mahallesi Merasim Cad. No:9/1 Çankaya/ANKARA adresine göndermeleri,

2) (I-B) Bölümüne göre hazırlanan listelerin birer örneğini Gelir İdaresi Başkanlığı, Tahsilât ve İhtilaflı İşler Daire Başkanlığı II, Tahsilât Takip ve Koordinasyon Müdürlüğü, Yeni Ziraat Mah. Etlik Cad. No:16 06110 Dışkapı/ANKARA adresine göndermeleri,

uygun görülmüştür.

Açıklama kapsamına alınmayan alacaklar

MADDE 3 – (1) Açıklama kapsamına;

  1. a) 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi ve 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun geçici 5 inci maddesi uyarınca Hazine Müsteşarlığı Belediye Uzlaşma Komisyonu Başkanlığına yaptıkları takas ve mahsuba ilişkin başvuruları kabul edilen, büyükşehir belediyeleri/belediyelerden ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sermayesinin %50’sinden fazlası büyükşehir belediyelerine/belediyelere ait şirketlerden vadesi 31/12/2004 tarihi ve öncesine rastlayan,
  2. b) 5216 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında daha önce uzlaşmaya girmemiş olan büyükşehir belediyeleri ve bağlı idareleri ile üyeleri belediyelerden oluşan mahalli idare birliklerinden Hazine Müsteşarlığına borçlu olan ve 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 167 nci maddesine istinaden başvuruda bulunmuş olanlara ait vadesi 31/12/2004 tarihi ve öncesine rastlayan,
  3. c) 4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesine göre taksitlendirilen,

ç) 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılması devam eden,

  1. d) 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 73 üncü maddesine göre yapılandırılması devam eden,
  2. e) 6552 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan,
  3. f) 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre yapılandırılması devam eden,
  4. g) 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yapılandırılması devam eden (Kanunun 5 inci maddesi kapsamındakiler dahil),

ğ) 11/5/2018 tarihli 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre yapılandırılan (Kanunun 11 inci maddesi kapsamındakiler dahil),

alacakların alınmaması uygun görülmüştür.

Yürürlük

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-7 19 Seri Nolu, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

Bülten: 2018/7
07.07.2018

 Mevzuat Değişiklikleri Aşağıda Özetlenmiştir

19 Seri Nolu, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır

Söz konusu Tebliğ ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde bir kısım değişiklikler yapılmış olup, bu kapsamda,

Konfeksiyon kırpıntıları teslimleri nin KDV’den istisna edilmesine yönelik gerekli düzenlemeler yapılmış,

– “Gümrüksüz satış mağazalarına veya bunların depolarına yapılan teslimler in ihracat istisnası kapsamına alınmasına yönelik açıklama ve düzeltmeler yapılmış,

– Türkiye’de ikamet etmeyen taşımacılara uygulanan istisna kapsamına “otoyol geçiş ücretleri” de dahil edilmiş,

– Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapılan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetlerdeki istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş,

– Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerindeki istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş,

– Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde adi ortaklıkların sermaye şirketine dönüşmesi işlemlerinin istisna kapsamına alınmasına yönelik gerekli düzenlemeler yapılmış,

– İthalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetlerindeki istisna uygulamasına ilişkin gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

– Otogalericilik yahut emlakçılık yapan mükellefler tarafından, KDV mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dâhil) alınarak vasfında esaslı değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde özel matrah uygulamasına ilişkin açıklamalar yapılmış,

– Tam istisna kapsamındaki işlemlerin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkan kur farklarının iadesine yönelik açıklamalar yapılmıştır.

Konuyla ilgili olarak 19 Seri Nolu Tebliğ’de yer alan düzenlemelerin detaylarına (müteakip sayfada yer alan) Tebliğ metninden bakmak mümkündür.

19 SERİ NO’LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

Resmi Gazete Tarihi: 06/07/2018
Resmi Gazete No: 30470

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C) kısmının;

  1. a) (2.1.3.3.3.1.), (2.1.3.3.4.2.), (2.1.5.2.1.), (2.1.5.2.2.) bölümlerinde yer alan “atıklarının” ibareleri “atıkları ile konfeksiyon kırpıntılarının” olarak; (2.1.5.2.1.), (2.1.5.2.2.) bölümlerindeki “atıklarından” ibareleri “atıkları ile konfeksiyon kırpıntılarından” olarak; (2.1.3.3.4.) bölümünün başlığı “2.1.3.3.4. Metal, Plastik, Lastik, Kauçuk, Kâğıt, Cam Hurda ve Atıkları ile Konfeksiyon Kırpıntılarından Elde Edilen Hammadde Teslimi” olarak değiştirilmiştir.
  2. b) (2.1.3.3.3.2.) bölümünün üçüncü paragrafındaki “cam kırıkları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, konfeksiyon kırpıntıları” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin (II/A-1.1.1.) bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (11/1-a) maddesine göre, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler KDV’den istisnadır. Aynı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için aşağıdaki iki şartın gerçekleşmesi gerekir:

  1. a) Teslim, yurtdışındaki bir müşteriye veya serbest bölgedeki alıcıya veya 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmelidir.

3065 sayılı Kanunun (12/2) nci maddesine göre yurtdışındaki müşteri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında olan alıcılar ile yurtiçinde bulunan firmanın yurtdışında kendi adına müstakil olarak faaliyet gösteren şubeleridir.

Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi bulunan firmaların yurtdışında iş yapmak için açmış oldukları büro, temsilcilik, acentelik ve benzeri kuruluşlar Türkiye’de mukim firmaların yurtdışında kendi adına müstakil olarak faaliyet gösteren şubeleri kapsamındadır. Dolayısıyla, KDV mükelleflerinin yurtdışında iş yapmak için açmış oldukları şube, büro, temsilcilik, acentelik ve benzeri kuruluşlarında kullanmak veya satmak üzere yurtdışına çıkaracakları mallarla ilgili teslimler de kesin ihracat olması koşuluyla ihracat teslimi niteliğindedir.

Serbest bölgedeki alıcı kavramı, ilgili mevzuatları çerçevesinde söz konusu bölgelerde faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişi alıcıları ifade eder.

İhracat teslimine ait fatura ve benzeri belgelerin yukarıda belirtilen yurtdışındaki müşteri veya serbest bölgedeki alıcı adına düzenlenmesi gerekir.

  1. b) Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına veya yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır.

3065 sayılı Kanundaki istisna uygulamasında ihracat, esas itibarıyla, serbest dolaşımda bulunan bir malın dış ticaret ve gümrük mevzuatları doğrultusunda, ihracat işlemlerinin tamamlanmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesi dışına çıkarılmasıdır. Dış ticaret mevzuatında ihracat olarak değerlendirilen ancak, 3065 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve Tebliğin bu bölümünde belirlenen şartları taşımayan işlemlerin ihracat istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurtdışındaki alıcı adına hareket eden yurtiçindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi ya da herhangi bir şekilde değerlendirilmesi halinde ihracat istisnasının uygulanabilmesi için malın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkması şarttır. Bu durumda, yurtdışındaki alıcı adına hareket eden yurtiçindeki ilgililere yapılan teslimler vergiye tabi olacak, bunların yaptığı ihracat ise istisna kapsamına girecektir.

3065 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca, bir serbest bölgedeki alıcıya yapılan ve serbest bölgeye vasıl olan teslimler ile gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslimler ihracat istisnası kapsamındadır. Gümrüksüz satış mağazaları ve depoları, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki yetkiye istinaden 8/8/2017 tarihli ve 30148 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinde tanımlanmıştır. Gümrüksüz satış mağazalarına veya depolarına sadece ilgili gümrük mevzuatına göre buralarda satılması uygun bulunan mallar istisna kapsamında teslim edilebileceğinden, gümrüksüz satış mağazalarına veya bunların depolarına istisna kapsamında teslim edilecek malların ilgili gümrük mevzuatına göre gümrüksüz satış mağazalarında satılabilecek mal cinslerinden olup olmadığı mükelleflerce kontrol edilir.

Uluslararası taşımacılığa ilişkin olarak deniz ve hava taşıma araçlarına yapılan akaryakıt, kumanya, teknik ve diğer malzeme şeklindeki teslimler aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde vergiden istisnadır:

  1. a) Türkiye içinde taşıma hakkı bulunmayan yabancı bayraklı gemilere ve uçaklara yapılan akaryakıt, kumanya, teknik ve diğer malzeme şeklindeki teslimler ihracat teslimi kapsamında KDV’den istisnadır.
  2. b) Uluslararası taşımacılık yapan yerli gemi ve uçaklar ise “yurtiçinde bulunan bir firmanın yurtdışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubesi” niteliği taşıdığından bu araçlara yapılan söz konusu teslimler ihracat istisnası kapsamına girer.
  3. c) Yukarıda açıklanan ve istisna kapsamına giren teslimlere ilişkin işlem veya ödemelerin acenteler tarafından yapılması istisnanın uygulanmasına engel değildir.

ç) Söz konusu teslimlerin ihracat istisnası kapsamında değerlendirilebilmesi için gümrük çıkış beyannamesi ile tevsik edilmesi gerektiği tabiidir.

Mal ihracına ilişkin istisna, ihracatın gerçekleştiği tarih olan gümrük beyannamesinin “kapanma tarihi”ni içine alan vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesi ile beyan edilir. İhracat işlemleri iç gümrüklerde yapılan ihracat teslimlerinde, gümrük beyannamesinin sınır gümrüklerince kapatıldığı tarih, ihracatın gerçekleştiği tarih olarak kabul edilir.

Serbest bölgelere yapılan ihracat teslimlerinde, gümrük beyannamesinin düzenlenmediği hallerde, malın serbest bölgeye giriş işlemlerinin tamamlanarak serbest bölgeye vasıl olduğu tarih ihracatın gerçekleştiği tarih olarak kabul edilir. Bu tarih, malların serbest bölgeye girişinin yapıldığını gösteren, serbest bölge işlem formunun ilgili idare tarafından onaylandığı tarihtir.

Gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslimlerde, antrepo beyannamesi düzenlenecek olup, malın gümrüksüz satış mağazasına veya deposuna konulduğunu (fiilen işleticiye teslim edildiğini/işletici tarafından fiilen teslim alındığını) gösteren antrepo giriş sayım tutanağını da ihtiva eden antrepo beyannamesinin ilgili gümrük idaresi tarafından onaylandığı tarih itibarıyla istisna kapsamındaki işlemin gerçekleştiği kabul edilir. İstisna kapsamında gümrüksüz satış mağazalarına veya bunların depolarına yapılan teslimler ile ilgili faturaya, “3065 sayılı Kanunun 11 ve 12 nci maddelerine göre gümrüksüz satış mağazalarına veya bunların depolarına teslim” ibaresi şerh olarak düşülür.

İhracat faturası malın yurtdışı edildiği dönemden önce düzenlenmiş olsa dahi, istisna ihracatın yapıldığı dönem KDV beyannamesi ile beyan edilir.

Mal ihracına ilişkin beyan, ilgili dönem KDV beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 301 kod numaralı işlem türü satırı kullanılmak suretiyle yapılır.

Bu satırın, “Teslim ve Hizmet Tutarı” sütununa ihracat tesliminin bedeli girilir. İhracat bedeli, gümrük beyannamesinin kapanma tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanmış bulunan (kapanma tarihinde Resmî Gazete’de kurlar ilan edilmemiş ise kapanma tarihinden önceki ilk Resmî Gazete’de yayınlanmış bulunan) T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden TL’ye çevrilir.

“Yüklenilen KDV” sütununa ise istisna kapsamındaki teslimin bünyesine giren, bu Tebliğin (IV/A) bölümündeki açıklamalar dikkate alınarak belirlenen KDV tutarı yazılır.

İstisna kapsamındaki teslimin bünyesine giren verginin mahsuben veya nakden iadesinin talep edilmemesi halinde “Yüklenilen KDV” alanına “0” yazılır.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin (II/A-1.1.2.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslimlerde istisna, gümrük idaresi tarafından onaylanmış antrepo beyannamesiyle tevsik edilir.

Gümrüksüz satış mağazasına veya bunların depolarına konulan malın ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olarak usulsüz satışının yapıldığının tespiti halinde (hak sahipleri dışındakilere satış yapılması, hak sahibi olanlara belirlenen limitlerin üstünde satış yapılması, malın yersiz veya haksız olarak her türlü kullanımı gibi haller), malın gümrüksüz satış mağazasına konulması sırasında alınmayan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar alıcı gümrüksüz satış mağazası işleticisinden aranır. Usulsüz satış yapıldığı hususu, ilgili gümrük idaresi tarafından mağaza işleticisinin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilir.

Gümrüksüz satış mağazalarına veya depolarına ilgili mevzuata uygun olarak teslimde bulunan satıcının istisna ve iadeye ilişkin işlemleri belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirilir.

Gümrüksüz satış mağazaları veya bunların depolarına, belirlenen usul ve esaslara göre istisna kapsamında işlem tesis edilmemesi gerektiği halde, istisna kapsamında mal teslim edilmesi halinde, mağaza işleticisinin doğrudan sorumlu tutulduğu haller dışında, zamanında alınmayan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar satıcı mükelleften aranır.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin (II/A-1.1.3.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına konulan malların satıcılara geri gönderilmesi halinde mağaza işleticisi tarafından KDV hesaplanmaz.

Gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslim dolayısıyla iade talep edilmemiş olması halinde, yalnızca matrahta meydana gelen değişiklik doğrultusunda defter kayıtları ile beyanların düzeltilmesi yeterlidir. Ancak, gümrüksüz satış mağazalarına veya bunların depolarına istisna kapsamında yapılan teslime ait iade talebi sonuçlandırıldıktan sonra KDV iadesini ortaya çıkaran malların geri gelmesi durumunda aşağıdaki şekilde hareket edilir:

– Malların geri geldiği vergilendirme döneminde, yukarıda belirtildiği şekilde defter kaydı ve beyanname üzerinde gerekli düzeltmeyi yapan mükellefin vergi dairesine yazılı olarak müracaat edip, daha önce iadesini aldığı tutarı iade etmesi halinde bu tutar, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın mükelleften geri alınır.

– Mükellefin, malların geri geldiği dönemde düzeltme işlemini yapmaması halinde; istisna kapsamındaki işlem nedeniyle iade edilen KDV, malların geri geldiği dönemden düzeltmenin yapıldığı döneme kadar gecikme faizi uygulanarak vergi ziyaı cezası ile birlikte mükelleften aranır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin (II/A-1.1.4.) bölümünde yer alan “(Serbest bölgeye yapılan ihracatta serbest bölge işlem formu, posta veya kargo yoluyla gerçekleştirilen ihracatta elektronik ticaret gümrük beyannamesi)” ibaresi “(Serbest bölgeye yapılan ihracatta serbest bölge işlem formu, posta veya kargo yoluyla gerçekleştirilen ihracatta elektronik ticaret gümrük beyannamesi, gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslimlerde, malın gümrüksüz satış mağazasına veya deposuna konulduğuna dair ilgili gümrük idaresinin onayını da içeren antrepo beyannamesi)” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 6 – Aynı Tebliğin (II/A-6.1.) bölümünün üçüncü paragrafının birinci cümlesinde yer alan “bakım ve tamir giderlerini” ibaresi “bakım ve tamir giderleri ile otoyol geçiş ücretlerini” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 7 – Aynı Tebliğin (II/B) kısmının 14 üncü bölümünden sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki bölümler eklenmiş ve bu bölümlerden sonra gelen bölümün numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

15. Genel ve Özel Bütçeli Kamu İdarelerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve Köylere Bağışlanan Tesislerin İnşasına İlişkin İstisna

7104 sayılı Kanunla 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (k) bendine göre, genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapılan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler 1/6/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

15.1. İstisnanın Kapsamı

15.1.1. İstisna Kapsamında Yer Alan Tesisler

İstisnanın kapsamına, genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanacak aşağıdaki tesislerin inşasına ilişkin mal teslimleri ve hizmet ifaları girmektedir:

– Okul,

– Sağlık tesisi,

– Yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu,

– Çocuk yuvası,

– Yetiştirme yurdu,

– Huzurevi,

– Bakım ve rehabilitasyon merkezi,

– Mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler,

– Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler,

– Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri,

– Gençlik ve izcilik kampları.

Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köyler dışındakilere bağışlanan tesisler ile genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmakla birlikte yukarıda sayılanlar arasında yer almayan tesislerin inşasına ilişkin yapılan teslim ve hizmetler için bu istisnadan yararlanılamaz.

Düzenlemedeki “okul” ifadesinden, doğrudan eğitim-öğretim hizmetlerinin verildiği temel birimlerin anlaşılması gerekmekte olup rehberlik ve araştırma merkezi, mesleki eğitim merkezi, iş eğitim merkezi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve akşam sanat okulları da bu kapsamda değerlendirilir.

Düzenlemedeki “sağlık tesisi” ifadesinden, Sağlık Bakanlığınca sağlık tesisi kapsamında değerlendirilen kurum ve kuruluşların anlaşılması gerekmektedir.

Düzenlemedeki “ibadethane” ve “yaygın din eğitimi verilen tesis” ifadelerinden Diyanet İşleri Başkanlığınca ibadethane sayılan yerler ile Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi olan ve din eğitimi verilen tesislerin anlaşılması gerekmektedir.

Düzenlemedeki “çocuk yuvası” ve “yetiştirme yurdu” ifadeleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hizmet dönüşümü kapsamında bulunan çocuk evleri sitesi, çocuk destek merkezi ve çocuk evlerini de kapsar.

15.1.2. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

Söz konusu istisnadan; genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere bu idare ve kuruluşlarla protokol imzalamak suretiyle Tebliğin (II/B-15.1.1.) bölümünde sayılan tesisleri inşa eden/ettiren gerçek ve tüzel kişiler (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu, kooperatif, dernek, vakıf ve benzerleri dahil), KDV mükellefi olup olmadığına bakılmaksızın faydalanır.

15.1.3. İstisna Kapsamına Giren İşlemler

İstisna kapsamına; genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köylere bağışlanmak üzere Tebliğin (II/B-15.1.1.) bölümünde sayılan tesislerin inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler girmektedir. Söz konusu tesislerin tadil, bakım ve onarım işlemlerine yönelik teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez.

İstisnadan faydalanılabilmesi için ilgili idare ve kuruluşlarla bağış protokolü imzalanması şarttır.

İstisna kapsamındaki tesisin inşaatı ile birlikte bağışlanması öngörülen makine, teçhizat ve tefrişatın bağışta bulunacaklara teslimi, söz konusu makine, teçhizat ve tefrişatın tesisin kullanım amacına uygun olması, mutat olması ve bağış protokolünde açıkça belirtilmiş olması kaydıyla istisna kapsamında değerlendirilir.

Söz konusu tesislerin belirli bir kısmının inşa edilmesine yönelik bağışta bulunulmasına dair protokol düzenlenmesi halinde, bağışta bulunan tarafından inşa edilmesi öngörülen kısımla ilgili yapılan teslim ve hizmetler de istisna kapsamında değerlendirilir.

Örnek: Bay (A), Milli Eğitim Bakanlığı ile Trabzon/Çaykara’da 20 derslikli ortaokul binasının %50’sinin bağışlanmak üzere inşa edilmesine ilişkin bağış protokolü yapmıştır. Bay (A), söz konusu okul binasının %50’lik kısmının inşasına ilişkin (B) Taahhüt Ltd. Şti. ile sözleşme imzalamıştır. Buna göre (B) Taahhüt Ltd. Şti.nin okul binasının inşasına ilişkin Bay (A)’ya vereceği inşaat taahhüt işi KDV’den istisna olacaktır.

Bu tesislerin tamamının veya belirli bir kısmının inşasına yönelik ilgili idare ve kuruluşlara nakdi olarak yapılan bağışlar, ilgili idare ve kuruluş tarafından istisna kapsamındaki tesislerin inşasına ilişkin yapılacak mal ve hizmet alımlarında kullanılsa bile bu alımlar istisna kapsamında değerlendirilmez.

 

 

15.2. İstisnanın Uygulanması

15.2.1. Genel Olarak

Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere inşa edilecek tesislere ilişkin ilgili idare ile bağışta bulunacaklar arasında bağış protokolü düzenlenir. Söz konusu protokolde, bağışlanmak üzere inşa edilecek tesisin maliyeti, teknik özellikleri (açık ve kapalı alan, derslik sayısı, yatak sayısı vb.), inşa edileceği alan gibi bilgilere yer verilir.

Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köylere bağışta bulunacaklar, bağışlayacakları tesise ilişkin uygulama projesini hazırlar ve inşaat ruhsatını alırlar. Bağışlanacak tesisin ilgili idare ve kuruluşa ait bir taşınmaz üzerinde inşa edilmesi halinde tesise ilişkin uygulama projesi ve inşaat ruhsatı ilgili idare ve kuruluş tarafından alınır. Bağışta bulunacaklar uygulama projesi ve inşaat ruhsatına uygun olarak hazırlayacakları istisna kapsamında alınacak mal ve hizmet listesini ilgili idare ve kuruluşun onayına sunarlar.

Bağışta bulunacaklar, ilgili idare ve kuruluş tarafından onaylanmış olan mal ve hizmetlere ilişkin listeyi elektronik ortamda sisteme girdikten sonra ilgili idare veya kuruluşla imzalanmış bağış protokolü ve inşaat ruhsatının bir örneğiyle birlikte, KDV mükellefiyeti bulunuyorsa bağlı bulundukları vergi dairesi, KDV mükellefiyeti bulunmuyorsa bağış yapılan tesisin bulunduğu yer Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa istisna belgesi almak için başvuruda bulunurlar. Vergi Dairesi/Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık, talebin öngörülen şartları sağlayıp sağlamadığını değerlendirir ve (EK:29)’da yer alan belgeyi düzenleyerek bağış yapacaklara verir ve bir örneğini protokol yapan kuruluşa gönderir. Alınan istisna belgesinin bir örneği mal ve hizmetin alımı sırasında bağış yapacaklar tarafından satıcılara verilir ve istisna kapsamında işlem yapılması talep edilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

İstisna belgesinin ekinde, istisnalı olarak alınacak mal ve hizmet miktarı ve tutarı yer alır. Söz konusu istisna belgesi kapsamında teslim veya hizmette bulunan satıcı, istisna belgesinin ilgili mal veya hizmete ilişkin bölümünü fatura tarihi, numarası, mal veya hizmet miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Mal teslimi ve hizmet ifası gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini projeye uygun olarak sisteme girerler.

Satıcı mükellefin iade talebi, bu istisna belgesi esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

Projenin sonradan revize edilmesi, güncellenmesi veya ek proje düzenlenmesi halinde proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste de elektronik ortamda revize edilir. Revize sonrası istisna kapsamına giren alışların istisna kapsamında alınabilmesi için istisna belgesinin revize ettirilmesi gerekir.

İstisna belgesi projede öngörülen süreyle sınırlı olarak verilir. Projedeki sürenin revize edilmesi durumunda, istisna belgesindeki süre de revize edilir.

Tek satıcıdan alınan proje maliyetinin binde 5’ine kadar olan birden fazla mal ve hizmete ilişkin harcamalar listeye tek satır olarak girilebilir. Birden fazla binde 5’lik toplu satır yazılabilir. Bu şekilde toplu yazılacak satırlarda yer alan tutarların toplamının proje maliyetinin yüzde 10’unu aşmaması gerekir. Bu durumda da mal ve hizmetin cinsi, miktarı, tutarı gibi hususlar, bu kapsamdaki alışları anlaşılır bir şekilde açıklayacak detayda yazılır. Bu alımlara ilişkin fatura tarih ve numarasının listede yer alması gerektiği tabiidir.

İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen mala ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

İlgili idare ve kuruluşlar, proje kapsamındaki tesislerin projeye uygun olarak yapıldığını, inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren altışar aylık dönemler itibarıyla istisna belgesini düzenleyen Vergi Dairesine/Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa bildirirler. Bu bildirimin yapılmaması durumunda istisna belgesini düzenleyen Vergi Dairesi/Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık ilgili idare ve kuruluştan bildirimi talep eder, bildirim gelene kadar istisna belgesi kapsamında işlem yapılmaması için gerekli önlemleri alır.

Ayrıca, projenin tamamlanarak tesisin idareye teslim edildiği ya da protokole göre inşa edilmesi öngörülen tesisin tamamlanmadığı, protokole uygun olarak yapılmadığı, ilgili idare ve kuruluşlar tarafından bağışta bulunmak üzere protokolü imzalayan ve istisnadan yararlananların vergi dairesine veya istisna belgesini düzenleyen Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa bildirilir.

Bağışta bulunanlar tarafından belli bir kısmı inşa edilen ancak protokolde öngörülen şekilde tamamlanamayan tesislere ilişkin istisnadan yararlanılabilmesi için ilgili idare ve kuruluşlar tarafından kabulü uygun görülen kısmının ayrıca istisna belgesini düzenleyen Vergi Dairesine/Vergi Dairesi Başkanlığına/Defterdarlığa bildirilmesi gerekmektedir.

İstisna kapsamında mal ve hizmet alanlar, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Belgeyi veren Vergi Dairesi/Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık istisna belgesinde yer alan mal ve hizmet bölümlerinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol eder ve bağış yapılan ilgili idare ve kuruluşun yapacağı bildirime göre istisna belgesini kapatır.

Satıcılar, yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifalarına ilişkin faturada, Tebliğin bu bölümündeki açıklamaları da göz önünde bulundurmak suretiyle KDV hesaplamazlar.

Ayrıca, istisna kapsamında teslimde bulunan veya hizmet ifa eden mükelleflerin mal ve hizmet alımları genel hükümlere göre KDV’ye tabidir.

İstisna hükmünün yürürlüğe girdiği 1/6/2018 tarihinden önce başlayan istisna kapsamındaki projelere ilişkin, 1/6/2018 tarihinden sonra yapılan mal ve hizmet alımları istisna kapsamında olup, bu kapsamda istisnadan faydalanılabilmesi için istisna belgesi alınması ve yukarıda yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde hareket edilmesi gerekir.

 

 

15.2.2. KDV Ödenerek Yapılan Alımlarda Uygulama

İstisna kapsamındaki mal ve hizmetlerin KDV ödenerek satın alınması da mümkün olup bu şekilde yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödenen KDV, bağış yapacaklara iade edilir. Ancak bu durumda Tebliğin (II/B-15.2.1.) bölümüne göre KDV ödemeksizin mal ve hizmet almak suretiyle istisnadan yararlanılması mümkün değildir.

Öte yandan, bu kapsamda bağış yapacaklara KDV iadesi yapılabilmesi için Tebliğin (II/B-15.2.1.) bölümünde aranılan şartların bağış yapacaklar tarafından sağlanması ve istisna belgesi eki listenin (proje kapsamında yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifalarına ilişkin liste) temin edilmesi gerekmekte olup, söz konusu bölümde istisnanın uygulanmasına dair yapılan açıklamalar bu bölüm için de geçerlidir. İstisna belgesi eki liste, bağış yapacaklara bir yazı ekinde verilir ve bunlar için istisna belgesi (EK: 29) düzenlenmez.

Bağış yapacaklar, istisna belgesi eki listenin ilgili mal veya hizmete ilişkin bölümüne alış faturasının tarihi, numarası, mal veya hizmet miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle projeye uygun olarak sisteme girerler.

Bağış yapacakların KDV mükellefiyeti bulunması halinde, bu işlemler dolayısıyla yüklenilen vergiler indirim konusu yapılır, indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde ise iade konusu yapılabilir. Bağış yapacakların KDV mükellefiyeti bulunmaması halinde ise proje kapsamındaki mal ve hizmetler nedeniyle ödenen KDV, bağışlanan tesisin bulunduğu yer vergi dairesince iade edilir.

Proje kapsamındaki tesislerin projeye uygun olarak yapıldığına ilişkin Tebliğin (II/B-15.2.1.) bölümünde belirtilen bildirimlerin ilgili idare ve kuruluşlar tarafından yapılmaması durumunda istisna belgesini düzenleyen Vergi Dairesi/Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık ilgili idare ve kuruluştan bildirimi talep eder, bildirim gelene kadar istisna kapsamında iade yapılmaz.

15.3. İstisnanın Beyanı

15.3.1. Bağış Yapacaklara İstisna Kapsamında Satış Yapanların Beyanı

Bu istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler, teslim ve hizmetin yapıldığı vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığının, “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda, 333 kod numaralı “Genel ve Özel Bütçeli Kamu İdarelerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve Köylere Bağışlanan Tesislerin İnşasına İlişkin İstisna” satırı aracılığıyla beyan edilir. Bu satırın “Teslim ve Hizmet Tutarı” sütununa istisnaya konu teslim ve hizmetlerin KDV hariç tutarı, “Yüklenilen KDV” sütununa bu teslim ve hizmetlere ilişkin alış ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, “Yüklenilen KDV” sütununa “0” yazmalıdır.

15.3.2. KDV Ödeyerek Mal ve Hizmet Alan Bağışçıların Beyanı

KDV ödeyerek proje kapsamında mal ve hizmet alan KDV mükellefleri tarafından bu tutarlar, KDV beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığının “Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” tablosunun 444 kod numaralı “Genel ve Özel Bütçeli Kamu İdarelerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere ve Köylere Bağışlanan Tesislerin İnşasına İlişkin Ödenen KDV” satırında beyan edilir.

KDV ödeyerek proje kapsamında mal ve hizmet alan ancak KDV mükellefiyeti bulunmayanların iade talebi, aylık dönemler itibarıyla bağışlanacak tesisin bulunduğu yer vergi dairesine standart iade talep dilekçesiyle yapılır.

15.4. İade

15.4.1. Bağış Yapacaklara İstisna Kapsamında Satış Yapanlara İade

Bağış yapacaklara istisna kapsamında satış yapanların iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– İstisna belgesinin örneği ile proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmet listesinin örneği

15.4.2. KDV Ödeyerek Mal ve Hizmet Alan Bağışçılara İade

KDV ödeyerek mal ve hizmet alan bağışçıların iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi (KDV mükellefiyeti bulunmayanlardan aranmaz.)

– Proje kapsamında yapılan harcamaya ait olduğu ilgili idare veya kuruluş tarafından onaylanan yüklenilen KDV listesi

– Proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmet listesinin örneği

15.4.3. Mahsuben İade

Bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

15.4.4. Nakden İade

Bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

15.5. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen alıcıların istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini, mükellef olmayanların ise sadece imzaladıkları istisna belgesinin bir suretini, mal teslimi ve hizmet ifasında bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslim veya hizmeti yapan mükellefler ile birlikte teslim veya hizmet yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslim veya hizmetin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır.

– İstisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti,

– Bağış protokolüne göre idareye teslim edilmesi gereken tesisin tamamlanmadığının ya da protokole uygun olarak yapılmadığının ilgili idare ve kuruluş tarafından bildirilmesi (Protokolde öngörülen şekilde tamamlanamayan ancak belli bir kısmı inşa edilen tesislere ilişkin ilgili idare ve kuruluş tarafından kabulü uygun görülen kısımlar hariç)

durumlarında, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan veya KDV ödeyerek mal ve hizmet alan ve kendisine iade yapılan bağışçıdan aranır.

  1. Yabancılara Verilen Sağlık Hizmetlerinde İstisna

7104 sayılı Kanunla 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (l) bendine göre, Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere söz konusu hizmetlerle birlikte sağlanan diğer teslim ve hizmetler istisnanın kapsamına dahil değildir.) 1/6/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

16.1. Kapsam

3065 sayılı Kanunun (13/l) maddesinde düzenlenen istisnanın kapsamına Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri girmektedir.

Koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinde istisna uygulanabilmesi için bu hizmetleri veren gerçek veya tüzel kişilerin ilgili mevzuat çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca izin verilen sağlık kurum ve kuruluşu olmaları zorunludur.

Buna göre, hastaneler (kamu, özel, üniversite), tıp merkezleri, polikliniklerin yanında Sağlık Bakanlığından izin almak suretiyle faaliyette bulunan; aile ve toplum sağlığı merkezleri, muayenehaneler, laboratuvarlar, müesseseler, ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan özel sağlık kuruluşları, ambulans hizmetleri sunan kuruluşlar, diyaliz merkezleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri, genetik hastalıklar tanı merkezleri, hiperbarik oksijen tedavisi uygulanan özel sağlık kuruluşları, hemoglobinopati tanı merkezleri, madde bağımlılığı tedavi merkezleri, üremeye yardımcı tedavi merkezleri, terapötik aferez merkezleri, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama merkezleri, kordon kanı bankaları ile kaplıcaların Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere verdikleri koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinde istisna uygulanır.

16.1.1. İstisna Kapsamına Giren Hizmetler

İstisna kapsamına Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri girmektedir. Söz konusu hizmetlerin münhasıran bu sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilmesi gerekmektedir.

Koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin kapsamı Sağlık Bakanlığının ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Saç ekimi, cilt bakımı, kırışıklık tedavisi, dolgu maddeleri uygulamaları gibi estetik amacıyla yapılan hizmetler bu istisna kapsamında değerlendirilmez.

Koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile birlikte verilebilen konaklama, ulaşım, yemek gibi teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez.

16.1.2. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler yararlanabilir.

5901 sayılı Kanunun (3/1-d) maddesinde, yabancının Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiyi ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Kanunun “Türkiye’de yerleşme” başlıklı 4 üncü maddesine göre, ikametgahı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.) Türkiye’de yerleşmiş sayılır.

193 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer kimselerle tahsil veya tedavi veya istirahat veya seyahat maksadıyla gelenler ile tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olan yabancılar memlekette altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye’de yerleşmiş sayılmazlar.

Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan ve 193 sayılı Kanuna göre Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler bu istisnadan faydalanabilir.

Öte yandan, 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca kendilerine mavi kart verilen ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler de bu istisnadan faydalanabilir.

İstisna kapsamında hizmet sunan sağlık kurum ve kuruluşları, alıcının istisna kapsamında olduğunun tevsikine ilişkin olarak uyruğunda bulunduğu ülke tarafından verilmiş pasaport üzerinden Türkiye’ye son giriş tarihinin altı aydan fazla olmadığını kontrol etmek ve pasaportun fotokopisini (çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerde mavi kartın fotokopisini) hizmet sunulmadan önce alıcıdan almak zorundadırlar.

16.2. İstisnanın Uygulanması

İstisna uygulanabilmesi için, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilerin uyruğunda bulunduğu ülke tarafından verilmiş pasaportu (çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerde mavi kartı) ibraz ederek, yabancı uyruklu olduklarını ve pasaport üzerinden altı aydan daha az süreli Türkiye’de bulunduklarını tevsik etmeleri gerekmektedir.

Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verdikleri koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin faturada hizmet verilen yabancının adı, soyadı, hangi ülkenin uyruğunda olduğu, pasaport veya mavi kart numarası, verilen hizmetin niteliği, hizmetin sunulduğu yer ve hizmet bedeli bilgilerine yer vererek KDV hesaplamazlar.

Yabancı ülke pasaportunun veya mavi kartın fotokopisi, hizmeti sunanlar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Yabancılara sunulan koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin faturanın, hizmet sunulan yabancı hasta yerine, sigorta kuruluşları, yabancı sosyal güvenlik kurumları, yetkili acenteler veya Sosyal Güvenlik Kurumuna (ikili sosyal güvenlik anlaşması bulunan ülkelerde yerleşik olanlara verilen hizmet bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili ülke kurumlarından tahsil edilmesi durumunda) düzenlenmesi mümkün olabilmektedir. Bu durumda istisnanın uygulanabilmesi için düzenlenen faturada hizmet verilen yabancının adı, soyadı, hangi ülkenin uyruğunda olduğu, pasaport veya mavi kart numarası, Türkiye’ye en son giriş tarihi, verilen hizmetin niteliği ve hizmet bedeli bilgilerine yer verilmesi zorunludur.

16.3. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında yapılan hizmetler, hizmetin yapıldığı vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığının, “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda, 334 kod numaralı “Yabancılara Verilen Sağlık Hizmetlerinde İstisna” satırı aracılığıyla beyan edilir. Bu satırın “Teslim ve Hizmet Tutarı” sütununa istisnaya konu hizmetlerin KDV hariç tutarı, “Yüklenilen KDV” sütununa bu hizmetlere ilişkin alış ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, “Yüklenilen KDV” sütununa “0” yazmalıdır.

16.4. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilerin uyruğunda bulunduğu ülke tarafından verilmiş pasaportun veya çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerde mavi kartın fotokopisi.

16.4.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

16.4.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.”

MADDE 8 – Aynı Tebliğin (II/F-4.3.) bölümünün başlığı “4.3. Gelir Vergisi Kanununun 81 inci Maddesi Kapsamındaki İşlemler, Adi Ortaklıkların Sermaye Şirketine Dönüşmesi ile Kurumlar Vergisi Kanununa Göre Yapılan Devir ve Bölünme İşlemleri” olarak, aynı bölümün birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (17/4-c) maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen işlemler ile aynı maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde adi ortaklıkların sermaye şirketine dönüşmesi işlemleri ve Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında yapılan devir ve bölünme işlemleri vergiden istisna edilmiştir.”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin (II/F-4.7.2.) bölümünün başlığı “4.7.2. Metal, Plastik, Kâğıt, Cam Hurda ve Atıkları ile Konfeksiyon Kırpıntılarının Teslimi” olarak, aynı bölümün birinci cümlesinde yer alan “cam teslimlerinde” ibaresi “cam ile konfeksiyon kırpıntılarının teslimlerinde” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 10 – Aynı Tebliğin (II/F-4.14.) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda; 3065 sayılı Kanunun (17/4-o) maddesine göre, vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması, (17/4-ö) maddesine göre ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri KDV’den müstesnadır.”

MADDE 11 – Aynı Tebliğin (III/A-4.) bölümünün sonuna aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

4.9. İkinci El Araç ve Taşınmaz Ticareti

3065 sayılı Kanunun 7104 sayılı Kanunla değişik (23/f) maddesine göre, ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce, KDV mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dâhil) alınarak vasfında esaslı değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde matrah, alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutardır.

KDV mükellefi olmayanlardan veya istisna kapsamında KDV ödenmeksizin alınan ikinci el motorlu kara taşıtları ile taşınmazların satışında düzenlenecek faturalarda alış bedeli ile satış bedeli arasındaki fark üzerinden KDV hesaplanır. KDV hesaplanarak alınan ikinci el motorlu kara taşıtları ile taşınmazların teslimlerinde ise özel matrah uygulanmayacağı tabiidir.

Buna göre, ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz teslimlerinde özel matrah uygulaması yalnızca ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükellefler tarafından uygulanacaktır.

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal edenler, 13/2/2018 tarihli ve 30331 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlardır. İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal etmekle birlikte henüz yetki belgesi almamış olanlar, İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğe göre yetki belgesi alınması için verilen süre ile sınırlı olmak üzere yetki belgesi olmaksızın, özel matrah uygulayabilirler.

Taşınmaz ticareti ile iştigal edenler, 5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında yetki belgesi alan ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkârlardır. Taşınmaz ticareti ile iştigal etmekle birlikte henüz yetki belgesi almamış olanlar, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğe göre yetki belgesi alınması için verilen süre ile sınırlı olmak üzere yetki belgesi olmaksızın, özel matrah uygulayabilirler.

Verilen süre içinde yetki belgesini almamış olanlar ile yetki belgesi almaksızın ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticareti ile iştigal edenlerin ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz teslimlerinde özel matrah uygulanmaz.

İkinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz teslimlerinde özel matrah uygulanabilmesi için, araç veya taşınmazın basit tadil, bakım ve onarım işlemleri dışında vasfında esaslı değişiklik yapılmaması gerekmektedir.

Örnek 1: İkinci el araç alım satım faaliyeti ile iştigal eden (A) Otomotiv Ltd. Şti., KDV mükellefi olmayan Bay (B)’den 32.000 TL’ye ticari araç satın almıştır. (C) Servis A.Ş.den hizmet almak suretiyle, satın alınan aracın yıllık bakımı yaptırılmış ve otomobile çelik jant taktırılmıştır. Bu hizmetin karşılığı olarak (C) Servis A.Ş.ye 5.000 TL+900 TL KDV ödenmiştir. Daha sonra söz konusu otomobil KDV hariç 40.000 TL’ye satılmıştır. KDV mükellefi olmayan Bay (B)’den satın alınan araca yıllık bakım yaptırılması ve çelik jant taktırılması, otomobilin vasfında esaslı bir değişiklik oluşturmadığından, söz konusu aracın satışında özel matrah uygulanacak ve alış bedeli olan 32.000 TL düşülmek suretiyle 8.000 TL özel matrah üzerinden (8.000 x 0,18 =) 1.440 TL KDV hesaplanacaktır. Ayrıca taşıtın yıllık bakımı ile çelik jant takılmasına ilişkin (C) Servis A.Ş.ye ödenen 900 TL KDV, (A) Otomotiv Ltd. Şti. tarafından indirim konusu yapılabilecektir.

Söz konusu aracın, KDV oranlarını belirleyen 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listenin 9 uncu sırasında tanımlanan binek otomobillerinden olması durumunda, özel matrah üzerinden %1 oranında KDV uygulanacağı tabiidir.

Örnek 2: İkinci el araç alım satım faaliyeti ile iştigal eden Bay (A), KDV mükellefi olmayan Bay (B)’den 1978 model kullanılamaz halde bulunan bir aracı 10.000 TL bedelle satın almıştır. (C) Servis A.Ş.den hizmet almak suretiyle, söz konusu aracın motoru dahil birçok parçası değiştirilmek suretiyle yenilenmiş ve (C) Servis A.Ş.ye 20.000 TL+3.600 TL KDV ödenmiştir. Yenilenen araç Bay (A) tarafından KDV hariç 40.000 TL’ye satılmıştır. Söz konusu aracın motor dahil birçok parçasının değiştirilmek suretiyle yenilenmesi, taşıtın vasfında esaslı bir değişiklik oluşturduğundan söz konusu aracın tesliminde özel matrah uygulanmayacak, toplam satış bedeli olan 40.000 TL matrah üzerinden KDV hesaplanacaktır. Diğer taraftan, aracın yenilenmesine ilişkin (C) Servis A.Ş.ye ödenen 3.600 TL KDV, Bay (A) tarafından indirim konusu yapılabilecektir.

Örnek 3: Taşınmaz alım satımı ile iştigal eden (A) Emlak Danışmanlık A.Ş. KDV mükellefi olmayan gerçek kişiden almış olduğu işyerinin boyasını ve su tesisatını yenileyerek satmıştır. İşyerinin boyası ve su tesisatının yenilenmesi, işyerinin vasfında esaslı bir değişiklik oluşturmadığından (A) Emlak Danışmanlık A.Ş. tarafından yapılan işyeri tesliminde özel matrah uygulanacaktır.

Örnek 4: (A) Mobilya İmalat, Turizm A.Ş. 3 yıl önce yatırım amaçlı almış olduğu arsayı (B) Konut Yapı Kooperatifine satmıştır. (A) Mobilya İmalat, Turizm A.Ş.nin faaliyet konusu taşınmaz ticareti olmadığından arsa tesliminde özel matrah uygulanmayacaktır.”

MADDE 12 – Aynı Tebliğin (III/A) kısmının (4.), (4.2.2.), (4.5.), (4.6.), (4.7.), (4.8.) bölümlerindeki “(23/f)” ibareleri “(23/g)” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 13 – Aynı Tebliğin (IV/A) kısmının (1.5.) bölümünden sonra aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

1.6. İstisna Kapsamındaki İşlemin Gerçekleşmesinden Sonra İşlemle İlgili Yüklenilen Kur Farkları

Tam istisna kapsamındaki bir işlemin gerçekleşmesinden sonra, söz konusu işleme ilişkin mal ve hizmet alımlarına ait kur farkları ortaya çıkabilmekte olup, söz konusu kur farkı üzerinden ödenen KDV’lerin tam istisna kapsamındaki işlemin gerçekleştiği vergilendirme dönemine ilişkin yüklenilen KDV hesabına dahil edilerek iadesinin talep edilmesi mümkündür. Ancak, kur farkına ilişkin faturanın iade işlemleri sonuçlandırıldıktan sonra gelmesi halinde, işlemle ilgili mal ve hizmet alımlarına ait kur farkı üzerinden ödenen ve yüklenilen KDV hesabına dahil edilmesi gereken KDV, indirim hesaplarına dahil edildiği vergilendirme dönemine ilişkin iade hesabında dikkate alınabilir.”

MADDE 14 – Aynı Tebliğin (IV/A-2.1.) bölümünün üçüncü paragrafındaki “gümrükte onaylatılan özel fatura nüshası” ibaresinden sonra gelmek üzere “, onaylanmış antrepo beyannamesi” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 15 – Aynı Tebliğe ekte yer alan EK 29 eklenmiştir.

MADDE 16 – Bu Tebliğin 6 ncı ve 13 üncü maddeleri yayımı tarihinde, diğer maddeleri 1/6/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 17 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

(Tebliğin Ekleri takip eden sayfalarda mevcuttur)


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten 2018-6 304 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği

Bülten: 2018/6                                                                                                               07.07.2018

Mevzuat Değişiklikleri Aşağıda Özetlenmiştir

304 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği Yayımlanmıştır

7103 Kanun’un;

  42. maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici 19’uncu maddede, öngörülen şartları taşıyan özel sektör işverenlerinin 01/01/2018 ila 31/12/2020 tarihleri arasında işe aldıkları sigortalılardan dolayı gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanacakları,

– 43. maddesi ile aynı Kanun’a eklenen Geçici 20. maddesinde öngörülen şartları taşıyan ve imalat sektöründe faaliyette bulunan özel sektör işverenlerinin 01/01/2018 tarihinden itibaren işe aldıkları sigortalılardan dolayı gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanacakları, hüküm altına alınmış ve söz konusu maddelerde teşvik uygulamasının usul ve esasları belirtilmiştir olup, bu düzenlemeler 01/01/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. İlaveten 7103 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanun’a eklenen geçici 21. ile de prim teşviğinden yararlanan yeni istihdamlar için damga vergisi ve gelir vergisi stopaj teşviği düzenlenmiştir.

Yapılan düzenlemeler kapsamında öngörülen şartları taşıyan özel sektör işverenlerinin,  01/01/2018 ila 31/12/2020 tarihleri arasında işe aldıkları sigortalılardan dolayı hangi şartları taşımaları halinde gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanacakları, Teşvik Uygulamasında sürenin nasıl belirleneceği, genel itibariyle Teşvikin Esaslarının neler olduğu,  detaylı şekilde gerektiğinde örneklerle Tebliğde açıklanmıştır.

Konuyla ilgili olarak 304 Seri Nolu GVK Genel Tebliği’nde yer alan düzenlemelerin detaylarına (müteakip sayfada yer alan) Tebliğ metninden bakmak mümkündür.

304 SERİ NO’LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete Tarihi: 06/07/2018
Resmi Gazete No: 30470

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Yasal Düzenleme, Dayanak ve Öngörülen Teşvik

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla eklenen Geçici 21 inci maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin amaç ve kapsamını oluşturmaktadır.

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 2 – (1) 4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 21 – Bu Kanunun geçici 19 uncu ve geçici 20 nci maddeleri kapsamında işe alınanların ücretlerinin, ilgili yılda uygulanan asgarî ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgarî geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

Bu madde kapsamında yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin aylık brüt asgarî ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden kısmı beyan edilmez ve ödenmez.

Bu maddeyle sağlanan vergi teşvikleri 2020 yılı Aralık ayı aşılmamak üzere, teşvik kapsamına giren çalışanlar için 12 ay süreyle uygulanır. Ancak bu süre; işe giriş tarihi itibarıyla teşvik kapsamına giren; 18 yaşından büyük kadın, 18 yaşından büyük 25 yaşından küçük erkek çalışanlar ile Kuruma engelli olarak kayıtlı sigortalılar için 18 ay olarak dikkate alınır. Bu madde kapsamındaki vergi teşvikleri, bu Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında sağlanan teşvikten yararlanılan çalışanlar için maddede yazılı süre ve şartlarla sınırlı olarak uygulanır, prim ve ücret desteği sağlanmayan aylar için vergi teşvikleri de uygulanmaz.

Bu madde kapsamında teşvikten yararlanılmış olan çalışanın teşvik süresini tamamlamadan işten ayrılıp yeniden işe başlaması halinde, bu maddede belirtilen şartların sağlanması kaydıyla üçüncü fıkrada belirtilen yararlanma süresini aşmamak üzere söz konusu çalışan için, yeniden işe başladığı tarihteki durumu dikkate alınarak, kalan süre kadar bu teşvikten yararlanılabilir.

Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz.

Bu madde hükümleri; 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurtdışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

Bu Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki desteklerden faydalananlar hariç olmak üzere, 1/1/2018 ila 31/12/2020 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan işyerleri ve daha önce tescil edildiği halde ortalama sigortalı sayısının hesaplandığı yılda sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar prim hizmet beyannamesi vermeyen işyerleri, bu maddede belirtilen şartlar sağlanmak kaydıyla, 1/1/2018 tarihinden sonra ilk defa sigortalı bildiriminde bulunulan ayı takip eden üçüncü aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden itibaren bu Kanunun geçici 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen süre kadar bu maddede yer alan vergi teşviklerinden yararlandırılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Öngörülen teşvik

MADDE 3 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesiyle, aynı Kanunun Geçici 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında işe alınan ve bu maddelerde yazılı şartları taşıyan ücretliler için asgari ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmının verilecek muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilmesi suretiyle, gelir vergisi stopaj teşviki sağlanmaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM

4447 sayılı Kanunun Geçici 19 uncu Maddesi Kapsamında İşe Alınan Ücretlilere

İlişkin Gelir Vergisi Stopajı Teşviki Uygulaması

Gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanılmasına ilişkin şartlar

MADDE 4 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 19 uncu maddesi kapsamında öngörülen şartları taşıyan özel sektör işverenleri, 1/1/2018 ila 31/12/2020 tarihleri arasında işe aldıkları sigortalılardan dolayı gelir vergisi stopajı teşvikinden aşağıdaki şartlar dahilinde faydalanacaktır.

  1. a) Sigortalının Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olması,
  2. b) Sigortalının işe başlama tarihinden önceki üç ay içerisinde, toplam on günden fazla; 31/5/2016 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemiş olması ve sigortalının isteğe bağlı sigortalılık hariç 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olmaması,
  3. c) Sigortalının işe alındığı yıldan bir önceki takvim yılında işe alındığı işyerinden bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olarak işe alınmış olması.

İstisna uygulamasında süre

MADDE 5 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 19 uncu maddesi kapsamında işe alınan sigortalılar için sağlanan gelir vergisi stopajı teşviki, 1/1/2018 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmak üzere, teşvik kapsamına giren her bir çalışan için en fazla 12 ay süre ile uygulanır.

Bu süre; engelli, 18 yaşından büyük kadın, 18 yaşından büyük 25 yaşından küçük erkek çalışanlar için 18 ay süre ile uygulanır.

(2) 1/1/2018 ila 31/12/2020 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan işyerleri ve daha önce tescil edildiği halde ortalama sigortalı sayısının hesaplandığı yılda sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle, Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermeyen işyerleri, bu maddede belirtilen şartlar sağlanmak kaydıyla, 1/1/2018 tarihinden sonra ilk defa sigortalı bildiriminde bulunulan ayı takip eden üçüncü aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden itibaren gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlandırılır.

Gelir vergisi stopaj teşvikinin uygulanması

MADDE 6 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 19 uncu maddesinden yararlanan işverenler için gelir vergisi stopajı teşviki 31/12/2020 tarihini geçmemek üzere, sigortalının 1/1/2018 tarihinden itibaren işe alındığı aydan başlamak ve öngörülen süreleri aşmamak üzere her ay verilecek muhtasar beyannamelerde/muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde uygulanır. Üç aylık muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi veren mükellefler tarafından gelir vergisi stopajı teşviki, üç aylık dönemler itibarıyla dikkate alınır.

(2) 4447 sayılı Kanunun Geçici 19 uncu maddesine göre prim desteğinden faydalanılamayan durumlarda gelir vergisi stopajı teşviki de uygulanmaz.

(3) Teşvikten yararlanılmaya başlanmasından sonra, gerek eski çalışanların gerekse ilave istihdam edilenlerin 31/12/2020 tarihinden önce işten çıkarılması durumunda, işten çıkış tarihinden önceki takvim yılında istihdam edilen ortalama sigortalı sayısının üzerinde kalınmak koşuluyla, terkin edilecek vergi tutarının tespitinde, ilave istihdam amacıyla işe alınanlardan kalan sigortalılar dikkate alınır. Bu durumda, sigortalılardan hangisi için teşvikten yararlanılacağı işveren tarafından serbestçe belirlenir.

Örnek 1: İşveren (A)’nın, 2017 yılı içinde verdiği aylık prim ve hizmet belgelerindeki ortalama sigortalı sayısı 20’dir. Bu işveren, 2017 yılı ortalaması olan 20 sigortalısına ilave olarak 2018 yılının Nisan ayında destek kapsamında bulunan 5 sigortalı istihdam etmiştir.

Buna göre, işveren (A), Nisan ayında istihdam ettiği ve şartların tamamını taşıyan 5 sigortalısı için teşvikten yararlanabilecektir.

Örnek 2: İşveren (B)’nin, 2017 takvim yılında verdiği aylık prim ve hizmet belgelerindeki ortalama işçi sayısı 30’dur. Bu işveren, 8/5/2018 tarihinde ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 8 işçi istihdam etmiş ve bu işçiler için teşvikten yararlanmaya başlamıştır.

İşveren (B), 2018 Eylül ayında teşvik kapsamında olmayan 4 işçisini işten çıkarmıştır. Bu durumda işveren (B), ilave istihdam etmiş olduğu 8 işçi için Eylül 2018’e kadar ilave istihdam teşvikinden yararlanacak olup bu tarihten sonra ise 2017 yılında istihdam ettiği ortalama 30 sigortalının üzerinde kalan 4 işçi için teşvikten yararlanacaktır. Teşvikten yararlanacağı 4 işçinin hangisi olacağı işveren tarafından serbestçe belirlenecektir.

Örnek 3: İşveren (D), 2017 takvim yılında tescil ettirdiği işyerinde sigortalı işçi çalıştırmamıştır. 2/2/2018 tarihinde işe aldığı 2 işçi için ilk defa sigortalı bildiriminde bulunmuştur.

Bu işveren, ilk defa sigortalı bildiriminde bulunduğu ayı takip eden üçüncü aya ilişkin (Mayıs ayına ait olup Haziran ayında verilecek) aylık muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden itibaren Mayıs ayına ilişkin ödediği ücretler üzerinden gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmaya başlayacaktır.

2018 yılında işe yeni başlayan mükellefler için de gelir vergisi stopaj teşviki aynı şekilde uygulanacaktır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

4447 sayılı Kanunun Geçici 20 nci Maddesi Kapsamında İşe Alınan Ücretlilere

İlişkin Gelir Vergisi Stopajı Teşviki Uygulaması

Gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanılmasına ilişkin şartlar

MADDE 7 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesi kapsamında öngörülen şartları taşıyan ve imalat sektöründe faaliyette bulunan özel sektör işverenleri, 1/1/2018 tarihinden itibaren işe aldıkları sigortalılardan dolayı gelir vergisi stopajı teşvikinden aşağıdaki şartlar dahilinde faydalanacaktır.

  1. a) İşverenin, 2017 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısı ortalamasının 1 ila 3 olması,
  2. b) İşverenin ustalık belgesi sahibi olması,
  3. c) Sigortalının işe giriş tarihi itibariyle 18 yaşından büyük ve 25 yaşından küçük olması,

ç) Sigortalının Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olması,

  1. d) Sigortalının işe başlama tarihinden önceki üç ay içerisinde, toplam on günden fazla; 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemiş olması ve sigortalının isteğe bağlı sigortalılık hariç 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olmaması,
  2. e) Sigortalının, 2017 yılında işyerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalı sayısının ortalamasına ilave olarak işe alınması.

İstisna uygulamasında süre

MADDE 8 – (1) Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki, 31/12/2018 tarihine kadar uygulanmak üzere, 1/1/2018 ila 31/12/2018 tarihleri arasında teşvik kapsamına giren çalışanlara uygulanır.

Gelir vergisi stopaj teşvikinin uygulanması

MADDE 9 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesinden yararlanan işverenler için gelir vergisi stopajı teşviki 31/12/2018 tarihini geçmemek üzere, sigortalının işe alındığı ayı takip eden ilk aydan başlamak üzere her ikinci ay için uygulanır. Üç aylık muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi veren mükellefler tarafından gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasında, üç aylık dönemlere tekabül eden aylar dikkate alınır.

(2) Bu madde kapsamına giren işyerleri en fazla iki sigortalı için destekten yararlanabilir.

(3) 2018 yılında 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan işyerleri ile daha önce Kanun kapsamına alındığı halde 2017 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermeyen ve 2018 yılında ilk defa sigortalı bildiriminde bulunan işyerleri bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanamaz.

(4) 2017 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısı ortalaması 3’ten fazla olan işyerleri bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanamaz.

(5) 4447 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesine göre prim ve ücret desteği sağlanmayan aylar için gelir vergisi stopajı teşviki de uygulanmaz.

(6) Teşvikten yararlanılmaya başlanmasından sonra, gerek eski çalışanların gerekse ilave istihdam edilenlerin 31/12/2018 tarihinden önce işten çıkarılması durumunda, 2017 takvim yılında istihdam edilen ortalama sigortalı sayısının üzerinde kalınmak koşuluyla, terkin edilecek vergi tutarının tespitinde, ilave istihdam amacıyla işe alınanlardan kalan sigortalılar dikkate alınır. Bu durumda, sigortalılardan hangisi için teşvikten yararlanılacağı işveren tarafından serbestçe belirlenir.

Örnek 4: İmalat sektöründe faaliyette bulunan işveren (E)’nin 2017 yılı aylık prim hizmet belgelerindeki sigortalı sayısı ortalaması 3 işçidir. İşveren 15/1/2018 tarihinde ilave istihdam şartlarını taşıyan 3 ilave işçi istihdam etmiştir.

İşveren (E)’nin, işe aldığı ilave 3 işçiden 2’si için işe giriş tarihini takip eden aydan başlamak ve iki ayda bir hesaplanmak üzere, Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim, Aralık ayı ücretleri üzerinden, bu aylara ilişkin vereceği muhtasar beyannamelerinde/muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanacaktır.

Örnek 5: Üç ayda bir muhtasar beyanname veren ve imalat sektöründe faaliyette bulunan işveren (F)’nin 2017 yılı aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısı ortalaması 2 işçidir. İşveren 15/2/2018 tarihinde ilave istihdam şartlarını taşıyan 2 ilave işçi istihdam etmiştir.

İşveren (F)’nin, işe aldığı ilave 2 işçiden dolayı işe giriş tarihini takip eden aydan başlamak ve iki ayda bir hesaplanmak üzere, Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım ayı ücretleri üzerinden, 2018 yılı Nisan, Temmuz, Ekim ve Ocak 2019’da vereceği muhtasar beyannamelerinde/muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanacaktır.

Örnek 6: İşveren (G)’nin, 2017 takvim yılında verdiği aylık prim ve hizmet belgelerindeki ortalama işçi sayısı 1’dir. Bu işveren, 8/3/2018 tarihinde ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 2 işçi istihdam etmiş ve bu işçiler için teşvikten yararlanmaya başlamıştır. İşveren (G), 2018 Eylül ayında teşvik kapsamında olmayan 1 işçisini işten çıkarmıştır.

Bu durumda işveren (G), ilave istihdam etmiş olduğu 2 işçi için Nisan, Haziran ve Ağustos aylarında ilave istihdam teşvikinden yararlanacak olup Ekim ve Aralık aylarında ise 2017 yılında istihdam ettiği ortalama 1 sigortalının üzerinde kalan 1 işçi için teşvikten yararlanacaktır. Teşvikten yararlanacağı 1 işçinin hangisi olacağı işveren tarafından serbestçe belirlenecektir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Ortak Hükümler

Uygulamanın esasları

MADDE 10 – (1) 4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesi kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki uygulanan ücretlerin vergilendirilmesinde, öncelikle asgari geçim indirimi dikkate alınır.

(2) 4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesi kapsamında muhtasar beyanname/ muhtasar ve prim hizmet beyannameleri üzerinden terkin edilecek tutar, teşvikten yararlanılan sigortalı bazında ve teşvikten yararlanılan yılda uygulanacak asgari ücretin aylık brüt tutarının çalışılan gün sayısına isabet eden kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisinden asgari geçim indiriminin mahsup edilmesi sonucu kalan tutarı geçemez.

(3) 4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesi kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmak isteyen işverenlerin, Tebliğin ekinde yer alan “İstihdamın Teşvikine İlişkin Bildirim”i (EK:1) doldurmaları ve muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ekinde vermeleri zorunludur.

(4) Bildirimin (XIV) numaralı sütununda yer alan terkin edilebilecek vergi tutarını verecekleri muhtasar beyannamenin/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin Tablo-1 “Matrah ve Vergi Bildirimi” bölümünün (20-e) No.lu satırında (4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesi kapsamında terkin edilecek tutar) göstereceklerdir. Bu tutar, aynı beyannamenin (19) No.lu satırında gösterilen gelir vergisi kesintisi toplamından indirilerek terkin işlemi gerçekleştirilmiş olacaktır.

(5) Terkin işlemi sonrasında kalan gelir vergisi tutarı, muhtasar beyannamenin/ muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin (21) No.lu “Terkin Sonrası Kalan Gelir Vergisi Tutarı” satırında gösterilecektir. Bu tutar tahakkuka esas alınacak ve beyannamenin Tablo-2 “Tahakkuka Esas İcmal Cetveli” bölümünün (2) No.lu “Tahakkuk Eden” satırına aktarılacaktır.

(6) 4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesi kapsamında terkine konu edilen tutar muhtasar beyannamenin/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin (20-e) No.lu satırında gösterilmiş olduğundan, vergi dairesince ayrıca bir terkin işlemi yapılmayacaktır.

(7) 7103 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin 1/1/2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle;

  1. a) Bu Tebliğin yayımı tarihine kadar Tebliğin 4 ve 7 nci maddelerindeki şartları taşıyan sigortalılardan dolayı yararlanılamayan gelir vergisi stopajı teşvik tutarları, bu tarihten sonra verilecek ilk muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi üzerinde mahsup edilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için teşvikten yararlanılamayan dönemlere ait bilgilerin de ilk muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ekinde verilecek bildirime eklenmesi gerekmektedir.
  2. b) Bu suretle mahsup edilemeyen bir tutarın kalması halinde, kalan tutar, sonraki aylarda verilecek muhtasar beyannameler/muhtasar ve prim hizmet beyannameleri üzerinde, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde mahsup edilecek olup önceki dönemlere ait muhtasar beyannameler/muhtasar ve prim hizmet beyannameleri için bu nedenle düzeltme yapılmayacaktır.
  3. c) Üç aylık muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi veren mükelleflerce doldurulacak olan bildirimde, teşvikten faydalanılan her ay ayrı satırda gösterilecektir.

Örnek 7: İşveren (H)’nin, 2017 takvim yılında verdiği aylık prim ve hizmet belgelerindeki ortalama işçi sayısı 20’dir. Bu işveren, 8/1/2018 tarihinde ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 2 işçi istihdam etmiştir.

İşveren (H), 2018 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini kanuni süresinde vermiştir. İşveren (H), Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanamamıştır.

Bu durumda işveren (H), yararlanamadığı gelir vergisi stopaj teşvik tutarları ile Haziran ayına ait teşvik tutarını, Temmuz/2018’de vereceği muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi üzerinden mahsup edebilecektir.

Örnek 8: İşveren (I), 2017 yılı için verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde ortalama 5 işçi çalıştırdığını bildirmiştir. İşveren (I), 1/6/2018 tarihinden itibaren işletmesinde çalıştırdığı işçi sayısını, Tebliğin 4 üncü maddesindeki ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 1 ilave işçi ile 6’ya çıkarmıştır. İlave istihdam edilen işçi bekar olup asgari ücret almaktadır. Bu işverenin teşvikten faydalanacağı tutar aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır.

Aylık Brüt Ücret Tutarı 2.029,50 TL
Aylık Vergi Matrahı [2.029,50-(2.029,50x%15*=)] 1.725,07 TL
2018 Yılı Haziran Ayı Asgari Ücret Üzerinden Hesaplanan Vergi 258,76 TL
Asgari Geçim İndirimi 152,21 TL
4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci Maddesi Kapsamında Terkin Edilecek Tutar (258,76-152,21=) 106,55 TL
Bu İşçi için Vergi Dairesine Ödenecek Tutar [258,76-(152,21+106,55=)] 0 TL
*SGK primi işçi payı %14+İşsizlik sigortası primi işçi payı %1=%15

Örnek 9: İşveren (L), 2017 yılı için verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde ortalama 12 işçi istihdam ettiğini bildirmiştir. İşveren (L), 1/12/2018 tarihinden itibaren işletmesinde çalıştırdığı işçi sayısını, ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 1 ilave işçi ile 13’e çıkarmıştır.

2018 yılı Aralık ayında 5.000 TL brüt ücretle istihdam edilmeye başlanan ve ilave istihdama ilişkin tüm şartları taşıyan bekâr çocuksuz bir hizmet erbabı için yararlanılacak teşvik tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

 

Aylık Brüt Ücret Tutarı 5.000,00 TL
Aylık Vergi Matrahı [5000-(5000x%15*)] 4.250,00 TL
2018 Yılı Aralık Ayında Hesaplanan Vergi 637,50 TL
2018 Yılı Aralık Ayında Asgari Ücret Üzerinden Hesaplanan Vergi** 258,76 TL
Asgari Geçim İndirimi 152,21 TL
4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci Maddesi Kapsamında Terkin Edilecek Tutar (258,76-152,21=) 106,55 TL
Bu İşçi için Vergi Dairesine Ödenecek Tutar [(637, 50-(106,55+152,21)=] 378,74 TL
*SGK primi işçi payı %14+İşsizlik sigortası primi işçi payı %1=%15

**Aralık ayında işe başlayan asgari ücretlinin %15 oranında hesaplanan gelir vergisi

 

Teşvikten faydalanılamayacak durumlar

MADDE 11 – (1) Aşağıda yazılı çalışanlardan dolayı, söz konusu madde ile getirilen gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanılamaz.

  1. a) Kamu idarelerine ait işyerlerinde çalışanlar,
  2. b) 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışanlar,
  3. c) 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerlerinde çalışanlar,

ç) Sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar,

  1. d) Yurt dışında çalışan sigortalılar,
  2. e) 4447 sayılı Kanunun Geçici 19 ve 20 nci maddesinde öngörülen diğer şartları sağlayamayan işyerlerinde çalışanlar.

Diğer hususlar

MADDE 12 – (1) Üç aylık dönemler halinde verilen muhtasar beyannamelerde/muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindeki ilave istihdam ile ilgili şartların varlığı her bir ay için ayrı ayrı değerlendirilerek terkin edilecek tutar belirlenecektir.

(2) Birden fazla işyerinde faaliyette bulunan ve her bir işyeri için ayrı ayrı aylık prim ve hizmet belgesi veren işverenler, ilave istihdamdan dolayı gelir vergisi stopajı teşvikine ilişkin şartları her işyeri için ayrı ayrı dikkate alacaktır. İşverenin birden fazla işyerindeki çalışanlarına yaptığı ücret ödemeleri ile ilgili tek muhtasar beyanname/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi vermesinin bir önemi bulunmamaktadır.

(3) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi kapsamında, ferdi işletmelerin sermaye şirketlerine devir olunması, kollektif ve adi komandit şirketin sermaye şirketine dönüşmesi hali ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen devir işlemlerinde işverenler, bu işlemler öncesinde ilave istihdam kapsamında olan işçiler için teşvikten faydalanmaya devam ederler.

(4) İlave istihdam teşvikinden faydalanan işverenin ölümü halinde, aynı işe devam eden mirasçıların şartları taşımak kaydıyla teşvikten faydalanmaları mümkündür.

(5) 4447 sayılı Kanunun Geçici 21 inci maddesi kapsamında, gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmakta olan işverenler; aynı sigortalı için diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz.

(6) Teşvik kapsamında olan bir çalışanın, teşvik süresini tamamlamadan işten ayrılıp yeniden işe başlaması halinde, bu maddede belirtilen şartların sağlanması kaydıyla belirlenen yararlanma süresini aşmamak üzere söz konusu çalışan için, yeniden işe başladığı tarihteki durumu dikkate alınarak, kalan süre kadar bu teşvikten yararlanılabilir.

(7) Teşvik uygulamasında, işverenlerin tam veya dar mükellefiyet esasında vergilendirilmesinin bir önemi bulunmamaktadır.

(8) Teşvikten yararlanan işverenlerin sonradan yapılan tespitlerde teşvikten yararlanma şartlarını haiz olmadıklarının belirlenmesi halinde, tahakkuk ettirilerek terkin edilen vergi, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde gerekli müeyyideler uygulanarak tahsil edilecektir.

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

(Tebliğin Ekleri takip eden sayfalarda mevcuttur)


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”