İhracatın DİİB Sahibi Firma Tarafından Yapılması Halinde Grup Firmasının Yan Sanayici Olarak Kayıtlı Olması Zorunlu Değildir

Mevzuatta, ihracatın DİİB sahibi firma tarafından yapılması halinde grup firmasının yan sanayici olarak kayıtlı olması zorunlu değildir. Grup firmasının yan sanayici olarak kaydı yalnızca ihracatın grup firması tarafından yapılması durumunda gereklidir. Dahilde işleme rejiminin temel amacının ihracatın gerçekleştirilmesidir. Ürünlerin üretildiği ve ihraç edildiği durumlarda, Stokların grup firmasında bulunması için Grup firması Diib Belgesine kaydı zorunlu değildir. Danıştay 10. Daire, 16.02.2023 tarihli, E.2021/2715, K.2023/601 sayılı kararı ile de bu görüş desteklenmiştir.

Finansal Kiralamalarda Kira Ödemelerinin Eşit Dağıtılması Zorunlu Değildir

Finansal kiralama, adi kiradan farklıdır. Finansman sağlamaya yönelik özel bir sözleşmedir. Kira bedeli ve ödeme planı taraflarca serbestçe belirlenir.  Kira ödemelerinin eşit dağıtılması zorunlu değildir. Kanunda kira ödemelerinin yıllara eşit dağıtılacağına dair bir hüküm yoktur. Ödeme tutarları ve dönemleri sözleşmeye göre değişken olabilir. Dönemsellik ilkesi ihlal edilmez. Ödemeler sözleşmeye göre belirlenmiştir. Bu nedenle ödemenin yapıldığı dönemde gider yazılması dönemsellik ilkesine aykırı değildir. Finansal kiralama bedelleri tahakkuk ettiği dönemde gider yazılır. Kira bedeli kiracı açısından ticari kazancın elde edilmesi için yapılan genel giderdir. Tahakkuk veya ödeme döneminde gider kaydedilebilir.

 Finansal kiralama kira ödemelerinin: Ödendiği veya tahakkuk ettiği dönemde gider yazılmasında hukuka aykırılık yoktur. Kira süresine bölünerek eşit dağıtılması zorunlu değildir.

 

Danıştay 9. Daire, 29.09.2022 tarihli, E. 2020/1868, K. 2022/4393 sayılı karar

Dava konusu istem

Şirketin 2016 yılı hesaplarının kurumlar vergisi yönünden incelenmesi sonucu bazı gider ve maliyetlerin hatalı kaydedilerek kurum kazancının düşük gösterildiği iddiasıyla re’sen tarh edilen ve tekerrür nedeniyle artırılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması talep edilmiştir.

Vergi incelemesinde eleştiri konusu yapılan hususlar

  1. Stok değerleme (Şirket lehine) Mahkeme, stokların FIFO yöntemine göre doğru incelenmediğini ve toplamda fazla stok beyanı bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle stok düşük değerleme eleştirisine dayalı matrah farkı kaldırılmıştır.
  2. Kıdem ve ihbar tazminatları (İdare lehine) Ödeme yapılmadan gider yazılamayacağı, ancak karşılık ayrılarak ödeme döneminde gider yazılabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle eleştiri hukuka uygun bulunmuştur.
  3. Aktifte olmayan araç giderleri (İdare lehine) Grup şirketlere ait olsa bile ayrı tüzel kişiliğe sahip araçların giderleri indirilemez. Bu eleştiri yerinde görülmüştür.
  4. İşle ilgili olmayan harcamalar (İdare lehine) Düğün, kişisel eşya gibi giderlerin ticari faaliyetle ilgisi olmadığı kabul edilmiştir. Bu giderler reddedilmiştir.
  5. Yardım ve bağışlar (İdare lehine) Kanunda belirtilen şartları taşımadığı için indirimi kabul edilmemiştir.
  6. Petrol istasyonu yenileme giderleri (Şirket lehine önemli husus)

Mahkemeler şu ayrımı yapmıştır: Satıştan doğan zarar yalnızca 9.322 TL’dir ve istisna kapsamına girer. Ancak 1.115.000 TL tutarındaki yenileme gideri, istisna kapsamındaki zarar değil, ticari faaliyetin devamı için yapılan giderdir.  Bu nedenle söz konusu giderin kurum kazancından indirilebileceği kabul edilmiştir.

Tekerrür cezası (Şirket lehine) Önceki cezanın kesinleşme tarihi dikkate alınarak artırılan vergi ziyaı cezasının tekerrür kısmı hukuka aykırı bulunmuştur.

Danıştay kararı (Sonuç): Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak: Vergi idaresinin temyiz talebini reddetmiş ve kararı onamıştır.

DİİB kapsamındaki işlemlerin beyanı

İdare: İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI – Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü
Tarih: 26/02/2015- 21152195-35-02-94

Olayın Özeti

Firma DİİB kapsamında KDV ödemeden aldığı girdilerle üretim yapıyor ve ürünleri ihraç kayıtlı satıyor. Ancak ihraç kayıtlı satıştan doğan KDV’nin tamamı tecil edilemediğinde veya iade hesaplamasında bir kısmı iade edilemediğinde, bu tutarın ne yapılacağı ve beyannamede nasıl gösterileceği soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB kapsamında KDV’siz alınan girdilerle yapılan ihraç kayıtlı satışlarda, iade edilecek KDV belirli bir sınırla hesaplanır. Bu hesaplama sonucunda bazı durumlarda:

  • İhraç kayıtlı satıştan doğan KDV tamamen tecil edilirse, iade yapılmaz; ihracat gerçekleşince tecil edilen vergi terkin edilir.
  • Tecil edilemeyen bir KDV tutarı oluşursa, bu tutarın sadece belirli kısmı iade edilir. Çünkü iade tutarı, KDV ödenmeyen girdiler nedeniyle hesaplanan KDV düşüldükten sonra kalan fark kadar olabilir.
  • Hesaplama sonucunda iade edilemeyen bir KDV kalırsa, bu tutar kaybolmaz. Mükellef, iade talep ettiği dönemde bu KDV’yi tekrar indirilecek KDV olarak beyannamede gösterebilir.

Bu işlem, beyannamede özel olarak belirlenen satırdan (11/1-c ve geçici 17. maddelerden doğan iadelerin indirim yoluyla telafisi satırı) yapılır.

Sonuç

DİİB kapsamında ihraç kayıtlı satışlarda iade sınırı nedeniyle alınamayan KDV, sonraki dönemde indirilecek KDV olarak yeniden kullanılabilir; yani mükellef açısından hak kaybı oluşmaz.

DİİB Kapsamında İkincil İşlem Görmüş Ürün İçin Ödenen KDV’nin İndirimli Orana Tabi İşlemlerde Yüklenim Konusu Yapılıp Yapılmayacağı

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 11.01.2017- 37009108-130[29.Md/2015-1114]-2736

Olayın Özeti

Firma DİİB kapsamında buğday ithal ediyor ve undan üretim yapıyor. Üretim sırasında ortaya çıkan ikincil ürün (kepek) serbest dolaşıma sokulurken gümrükte KDV ödeniyor. Firma bu KDV’yi indiriyor ve ayrıca indirimli orana tabi satışların iadesinde yüklenim olarak kullanıp kullanamayacağını soruyor. Konu Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

İkincil işlem görmüş ürünün (kepek) ithalatında ödenen KDV, genel kurallara göre indirilebilir KDV’dir. Bu KDV, kanuni defterlere kaydedildiği sürece indirim konusu yapılabilir.

Ayrıca bu ürün, firmanın indirimli orana tabi satışlarının maliyetinde yer alıyorsa ve indirilen KDV indirim yoluyla telafi edilemiyorsa, bu KDV indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade hesabında yüklenilen KDV olarak dikkate alınabilir.

Sonuç

DİİB kapsamında ortaya çıkan ikincil ürün için gümrükte ödenen KDV hem indirilebilir hem de şartları sağlıyorsa indirimli oran iadesinde yüklenim KDV olarak kullanılabilir.

DİİB sahibi mükelleflerin ihraç kaydıyla tesliminde iade edilecek KDV

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 01.12.2017 –  39044742-KDV.11-514342

Olayın Özeti

Firma DİİB kapsamında oyuncak ithal ediyor ve bu girdilerle ürün üretip ihraç kayıtlı satış yapıyor. Ancak ithal edilen malların gümrük beyannamesinde istatistiki değeri gerçek maliyetten yüksek çıkıyor. Bu nedenle KDV iade hesabında hangi tutarın esas alınacağı soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB kapsamında KDV ödenmeden alınan girdilerle yapılan ihraç kayıtlı satışlarda iade edilecek KDV, sınırsız değildir. İade tutarı, ihraç kayıtlı satış bedeli ile KDV’siz alınan girdilerin maliyeti arasındaki farka KDV oranı uygulanarak bulunan tutarı aşamaz. Bu, sistemin amacı gereği getirilen bir sınırdır.

İthal edilen girdilerin tutarının belirlenmesinde ise gümrük beyannamesindeki istatistiki veya rayiç değer değil, firmanın yasal kayıtlarında yer alan gerçek maliyet esas alınır. Bu durum YMM raporunda da açıklanmalıdır.

Sonuç

DİİB kapsamında KDV’siz alınan girdilerle ihraç kayıtlı satış yapıldığında, KDV iadesi sınırlıdır. İade hesabında gümrükteki yüksek değer değil, muhasebedeki gerçek maliyet dikkate alınır.

İthal edilerek tadilatı yapılan minibüsün DİİB sahibi firmaya ihraç kayıtlı olarak teslimi

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 03.02.2020 –  39044742-KDV.11-121890

Olayın Özeti

Firma, DİİB kapsamında yurt içinden hammaddeleri KDV ödemeden (tecil-terkinle) alıyor ve bu hammaddelerle ürün üretiyor. Ancak bu ürünleri ihracatçıya ihraç kayıtlı değil, KDV’li olarak yurt içine satıyor. Daha sonra ihracat bu alıcı tarafından yapılıyor. Bu durumda tecil-terkin uygulamasının geçerli olup olmadığı soruluyor. Konu Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB kapsamında üretimde kullanılacak girdilerin, DİİB sahibi firmaya tecil-terkin kapsamında satılması mümkündür. Ancak bu sistemin mantığı, bu girdilerle üretilen ürünlerin ihracat veya ihraç kayıtlı satış yoluyla vergisiz şekilde ihracata yönlendirilmesidir.

Eğer DİİB sahibi firma, KDV ödemeden aldığı girdilerle ürettiği malları yurt içine KDV’li olarak satarsa, bu durumda sistemin amacı bozulmuş olur. Bu nedenle girdiler alınırken tahsil edilmeyen KDV, daha sonra DİİB sahibi firmadan aranır.

Sonuç

DİİB kapsamında KDV’siz alınan hammaddelerle üretilen malların normal şekilde KDV’li yurt içi satış yapılması doğru değildir. Böyle bir durumda zamanında alınmayan KDV, DİİB sahibi firmadan geri istenir. Bu nedenle ürünlerin ihracat veya ihraç kayıtlı satış yoluyla teslim edilmesi gerekir.

 

DİİB de yan sanayici olan şirket tarafından üretilen malın ihraç kayıtlı teslimi

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 26.03.2021 –  39044742-130[Özelge]-268375

Olayın Özeti

Şirket, başka bir firmanın (DİİB sahibi) belgesinde yan sanayici olarak yer alıyor. DİİB sahibi firma malları yurt dışından KDV ödemeden ithal ediyor. Daha sonra bu malları yan sanayiciye verip üretim yaptırmak istiyor ve yan sanayicinin de ürettiği malları ihracatçıya ihraç kayıtlı teslim edip edemeyeceği soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB sahibi firmanın KDV ödemeden ithal ettiği malları, yan sanayici firmaya KDV’li veya ihraç kayıtlı olarak satması mümkün değildir. Çünkü bu malların DİİB kapsamında bizzat belge sahibi tarafından üretimde kullanılması gerekir. Yan sanayiciye satış şeklinde devredilemez. Ancak DİİB sahibi firma, bu malları kullanarak ürettiği ürünleri:Başka bir DİİB sahibine geçici 17. madde kapsamında, Ya da ihracatçılara ihraç kayıtlı (11/1-c) teslim edebilir.

Sonuç

DİİB kapsamında ithal edilen girdiler yan sanayiciye satış konusu yapılamaz; üretim belge sahibi tarafından yapılmış sayılmalıdır. Yan sanayici sadece üretim sürecinde görev alır. Bu nedenle DİİB sahibi firmanın yan sanayiciye KDV’li veya ihraç kayıtlı teslim yapması mümkün değildir.

Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) kapsamında ithal edilen araçların, tadilat sonrası aracı ihracatçıya tesliminde KDV ve ÖTV durumu

İdare: DÜZCE VALİLİĞİ – Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
Tarih: 07.06.2022  –              13334133-KDV-03-12278

Olayın Özeti

Firma, DİİB kapsamında KDV ve ÖTV ödemeden araç ithal ediyor, araç üzerine damper veya kasa gibi ekipmanları başka firmalara yaptırıyor ve daha sonra bu araçları yurt dışına ihraç edilmek üzere aracı ihracatçıya teslim ediyor. Bu teslimde KDV ve ÖTV olup olmayacağı soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Yönünden;

Araç, DİİB kapsamında ithal edilse bile, aracı ihracatçıya yapılan teslim bazı durumlarda ilk iktisap sayılıyor. Eğer aracı ihracatçı firma motorlu araç ticareti yapan bir bayi veya yetkili satıcı değilse, ithalatçı firmanın yaptığı bu teslim ÖTV’ye tabi oluyor. Ancak teslim ihraç kaydıyla yapılır ve araç 3 ay içinde ihraç edilirse, hesaplanan ÖTV tecil edilip daha sonra silinebiliyor.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

KDV açısından ise önemli nokta, tecil-terkin uygulamasının sadece imalatçılar için geçerli olmasıdır. Firma araçları kendisi üretmediği, sadece başka firmalara yaptırdığı için imalatçı sayılmıyor. Bu nedenle aracı ihracatçıya yapılan teslimde KDV tecil-terkin uygulanamıyor ve KDV hesaplanması gerekiyor.

Sonuç

DİİB kapsamında ithal edilen ve tadilat yaptırılan araçların aracı ihracatçıya tesliminde ÖTV doğabiliyor (ihraç edilirse silinebiliyor), ancak firma imalatçı değilse KDV istisnası uygulanamıyor.

Bülten: 2026-11 DEĞERLİ KONUT VERGİSİ REHBERİ YAYIMLANDI

  1. Konusu: Türkiye’de bulunan mesken nitelikli taşınmazlardan, bina vergi değeri 2026 yılı için 17.711.000 TL tutarı aşanlar verginin konusuna girer.
  2. Mükellefi: Malik, İntifa hakkı sahibi, Bunlar yoksa malik gibi tasarruf eden kişi. Paylı mülkiyette herkes hissesi kadar, elbirliği mülkiyette tüm malikler birlikte sorumludur.
  3. Mükellefiyetin Başlama Zamanı: Konutun değerinin sınırı aşması, satın alma veya muafiyetin bitmesi halinde olayı takip eden yıl başında başlar.
  4. Mükellefiyetin Sona Ermesi: Konutun satılması, yıkılması veya muafiyet şartlarının oluşması halinde bu durumun gerçekleştiği yılı takip eden taksitten itibaren sona erer.
  5. Muafiyetler
  • Türkiye’de tek meskeni olanlar
  • Birden fazla konutta en düşük değerli olan
  • Kamu kurumları
  • Elçilik ve diplomatik konutlar
  • Müteahhitlerin satılmamış ve kullanılmayan konut stokları
  1. Matrah ve Vergi Hesabı Vergi, konut değerinin tamamı üzerinden değil: 17.711.000 TL’yi aşan kısım üzerinden hesaplanır.

2026 oranları:

17.711.000 – 26.567.000 TL → ‰3

26.567.000 – 35.425.000 TL → ‰6

35.425.000 TL üzeri → ‰10

  1. Beyan ve Ödeme: Beyanname: Her yıl 20 Şubat’a kadar Ödeme: 1.taksit Şubat sonu 2. taksit Ağustos sonu. Beyan elektronik ortamda yapılabilir.