ÖZELGE KDVK 2021-6 Kargo taşıma hizmetinde KDV tevkifatı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-84974990-130[KDV-1/İ/09-2021/18]-184696

Tarih: 11.06.2021

Konu: Kargo taşıma hizmetinde KDV tevkifatı

 

İlgi: … evrak kayıt tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; firmanızın kargo şirketine taşımacılık hizmetinde bulunduğu belirtilerek, söz konusu taşıma hizmetine yönelik düzenlenecek faturalarda tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı ile tevkifat oranı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-9/1 maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, iş yerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği

hüküm altına alınmıştır.

Konu ile ilgili olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin; (I/C-2.1.3.1.) bölümünde kısmi tevkifat uygulayacak alıcılar, (I/C-2.1.3.2.) bölümünde de kısmi tevkifat uygulanacak hizmetler ile bu hizmetlere uygulanacak tevkifat oranlarına ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, Tebliğin;

-“Taşımacılık Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.) bölümünün,

“Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.1.) alt bölümünde, “Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10), servis taşımacılığı hizmeti alımlarında ise (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.”

“Kapsam” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.2.) alt bölümünde ise “Bu bölüm kapsamına, personel, öğrenci, müşteri ve benzerlerinin belirli bir güzergah dahilinde taşınması amacıyla ihdas ettikleri servis hizmetlerine ilişkin olarak yaptıkları taşımacılık hizmeti alımları ile karayoluyla yapılan yük taşımacılığı hizmeti alımları (kargo işletmeciliği yetki belgesi sahibi mükellefler tarafından yapılan kargo taşıma işleri hariç) girmektedir.

Söz konusu hizmetlerin, tahsis edilmiş özel plakalı araçlar ile yapılıp yapılmaması, ilgili birimlerden taşımacılıkla ilgili zorunlu belge ve sertifikaların alınıp alınmaması veya taşıma işinde kullanılan aracın özmal ya da sözleşmeli taşıt olup olmaması tevkifat uygulaması kapsamında işlem tesisine engel değildir.

Taşımacılık hizmetini yüklenen bir firmanın, bu işi bizzat ifa etmeyip bir başka firmaya devretmesi durumunda, taşımacılık hizmetini alan tarafından bu kapsamda tevkifat yapılmaz. Ancak taşımacılık hizmetini yüklenen firma tarafından, taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulanır.”

-“Tevkifat Uygulamasında Sınır” başlıklı (I/C-2.1.3.4.1) bölümünde;

“…

Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi ((03/06/2021 tarih 31500 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 36 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile 01/07/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 2.000 TL) aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmaz. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılır.

Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde KDV tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır.

Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla, birden fazla fatura düzenlenmek suretiyle bedelin parçalara bölündüğünün tespiti halinde vergi dairelerince, bütünlük arzettiği anlaşılan alımların toplamının yukarıda belirtilen sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, firmanızın kargo şirketine bizzat verdiği ve KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi (01.07.2021 tarihi itibariyle 2.000,00 TL) aşan taşıma hizmetine yönelik düzenlenecek faturalarda (2/10) oranında KDV tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2021-5 Geçici ithalat kapsamında ithal edilen gemi için ödenen KDV’nin indirimi

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı: 39044742-130[Özelge]-479889

 

Tarih: 20.06.2021

 

Konu: Geçici ithalat kapsamında ithal edilen gemi için ödenen KDV’nin indirimi

 

İlgi: … tarihli ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, gemi acenteliği faaliyetiniz kapsamında, … Köprü Projesinde sorumlu şirket … Adi Ortaklığı adına proje kapsamında çalışmak üzere gelen yabancı bayraklı gemilerin mevcut kanun ve sair hükümler çerçevesinde ifa edilmesi gereken gümrük, liman, … Genel Müdürlüğü vb. işlemlerinin vekaleten tarafınızca yapıldığı, söz konusu deniz araçlarının gümrük işlemleri neticesinde doğan vergi ödemelerinin … Adi Ortaklığı adına … Gümrük Müdürlüğüne Şirketinizce yatırıldığı ve yapılan ödemenin yüklenici Şirket adına düzenlenen Borç Dekontu ile kapatıldığı, bu kapsamda yüklenici Şirket adına tarafınızca yapılan ödemelere ait katma değer vergisinin (KDV) indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile ilgili olarak Başkanlığımız görüşünün bildirilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.

3065 sayılı KDV Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ye tabi olduğu,

– 4/1 inci maddesinde, hizmetin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV ile ithal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen KDV’yi indirebileceği,

– 34/1 inci maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV’nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanunî defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği

hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; söz konusu deniz araçlarına ilişkin olarak düzenlenen gümrük beyannamesi nedeniyle tahakkuk eden KDV’nin, gümrük beyannamesinde alıcı olarak kayıtlı görünen Şirketinizce genel esaslar çerçevesinde indirime konu edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, Şirketinizin müşteri hesabına yapmış olduğu vergi ve harç ödemelerine ilişkin belgelerin Şirketiniz adına düzenlenmiş olması halinde, bu ödemelerin Şirketiniz tarafından müşterileri adına yapılan bir ödeme olarak değil müşteriye sunulan hizmetin oluşturulmasına yönelik ödemeler olarak değerlendirilmesi ve bu ödemelerin müşteriye yansıtılmasında KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bu çerçevede, tarafınızca ifa edilen hizmete ilişkin olarak ödenen vergi ve harçlara ilişkin belgeler Şirketiniz adına düzenlendiğinden, söz konusu vergi ve harçlara ait ödemelerin yüklenici Şirkete yansıtılmasında KDV hesaplanması gerekmekte olup, bahse konu KDV’nin anılan Şirket tarafından genel esaslar çerçevesinde indirime konu edilebileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2021-4 Serbest bölgeye verilen taşımacılık hizmetinde KDV istisnası

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-76464994-130[KDV.2021.50]-83640

Tarih: 21.06.2021

Konu: Serbest bölgeye verilen taşımacılık hizmetinde KDV istisnası

 

İlgi: ..… tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketinizin serbest bölgelerde faaliyette bulunan şirketlere iç gümrükler arası veya Türkiye’den serbest bölgelere yük taşımacılığı hizmeti verdiği belirtilerek ihraç amaçlı olan veya ihraç amaçlı olmayan, serbest bölgeye ya da serbest bölgeden yapılacak yük taşımacılığı işlerinin katma değer vergisi (KDV) mükellefiyeti bulunmayan serbest bölge şirketlerine yapılması halinde KDV tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı ve nasıl uygulanması gerektiği hususunda görüş talep edilmektedir.

3065 sayılı KDV Kanununun;

-9/1 maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği,

-17/4-ı maddesinde, serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işlerinin KDV’den istisna olduğu

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-“Kısmi Tevkifatın Mahiyeti ve Tevkifat Uygulayacak Alıcılar” başlıklı (I/C-2.1.3.1.) bölümünde;

“KDV mükellefiyeti bulunmayanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) ayrımı kapsamında olmamak kaydıyla, kısmi tevkifat uygulaması kapsamındaki alımlarında tevkifat uygulaması söz konusu olmayacaktır.

Örnek: KDV mükellefiyeti bulunmayan apartman yönetimlerine verilen özel güvenlik hizmetlerinde ya da KDV mükellefiyeti bulunmayan konut yapı kooperatiflerine verilen yapı denetim hizmetlerinde, tevkifat uygulanmayacaktır.”

-“Taşımacılık Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11) bölümünde;

“2.1.3.2.11.1 Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı

Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10), servis taşımacılığı hizmeti alımlarında ise (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.

2.1.3.2.11.2. Kapsam

Bu bölüm kapsamına, personel, öğrenci, müşteri ve benzerlerinin belirli bir güzergah dahilinde taşınması amacıyla ihdas ettikleri servis hizmetlerine ilişkin olarak yaptıkları taşımacılık hizmeti alımları ile karayoluyla yapılan yük taşımacılığı hizmeti alımları (kargo işletmeciliği yetki belgesi sahibi mükellefler tarafından yapılan kargo taşıma işleri hariç) girmektedir.

Söz konusu hizmetlerin, tahsis edilmiş özel plakalı araçlar ile yapılıp yapılmaması, ilgili birimlerden taşımacılıkla ilgili zorunlu belge ve sertifikaların alınıp alınmaması veya taşıma işinde kullanılan aracın özmal ya da sözleşmeli taşıt olup olmaması tevkifat uygulaması kapsamında işlem tesisine engel değildir.

Taşımacılık hizmetini yüklenen bir firmanın, bu işi bizzat ifa etmeyip bir başka firmaya devretmesi durumunda, taşımacılık hizmetini alan tarafından bu kapsamda tevkifat yapılmaz. Ancak taşımacılık hizmetini yüklenen firma tarafından, taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulanır.”

-“Serbest Bölgelerde verilen Hizmetler ile Bu Bölgelere İlişkin Yük Taşıma İşleri” başlıklı (II/F-4.9) bölümünde;

”3065 sayılı Kanunun (17/4-ı) maddesine göre, serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri KDV’den müstesnadır.

Söz konusu istisnanın kapsamına, yalnızca serbest bölgede ifa edilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri girmektedir. İhraç amaçlı yük taşıma işleri dışında, yurtiçinden serbest bölgeye verilen hizmetler ile serbest bölgeden yurtiçine yönelik olarak verilen hizmetler KDV’ye tabidir.

Buna göre, serbest bölgeden bir limana veya bir gümrük çıkış kapısına ihraç malının taşınması işi KDV’den istisnadır. Serbest bölgede üretilecek mamulün üretiminde kullanılacak malların yurtiçinden serbest bölgeye, serbest bölgeden bir başka serbest bölgeye taşınması da istisna kapsamında değerlendirilecektir. Diğer taraftan serbest bölgeden yurtiçine yapılacak taşıma işleri ihraç amaçlı yük taşıma işi kapsamında değerlendirilmeyeceğinden KDV’ye tabi olacaktır

….

Örnek 2: Serbest bölgede faaliyet gösteren (A) A.Ş., serbest bölgede üreteceği mallara ilişkin yurtiçinden satın aldığı hammaddeleri (B) Nakliyat Ltd. Şti. ne taşıttırmıştır. (A) A.Ş. bu hammaddeleri kullanarak ürettiği malların bir kısmını ihraç etmiş, ihraç edilen malların limana kadar taşınması işini de yine (B) Nakliyat Ltd. Şti.ne yaptırmıştır. Ürettiği malların kalan kısmını da yurtiçine satmış ve söz konusu malları (D) Nakliyat A.Ş. ne taşıttırmıştır. Bu durumda, (B) Nakliyat Ltd. Şti. tarafından yapılan taşıma işleri KDV’den istisna olacak, (D) Nakliyat A.Ş. tarafından yapılan taşıma işi ise ihraç amaçlı yük taşıma işi olmadığından KDV’ye tabi olacaktır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, Şirketiniz tarafından yurtiçinden serbest bölgeye, serbest bölgeden bir limana veya bir gümrük çıkış kapısına ya da bir başka serbest bölgeye yapılan ihraç amaçlı yük taşımacılığı işleri, 3065 sayılı Kanunun 17/4-ı maddesi kapsamında KDV den istisna olup, bu taşıma işleri için KDV tevkifatı uygulanması mümkün değildir.

İhraç amaçlı olmayan yük taşıma işleri (yük taşıma işinin serbest bölgeden yurtiçine yapılması da bu kapsamda değerlendirilmektedir.) 3065 sayılı Kanunun 17/4-ı maddesindeki istisna kapsamına girmediğinden genel hükümlere göre KDV ye tabi olacaktır. Şirketiniz tarafından mezkur Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanlara verilen bu taşıma işleri için (2/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir. Ancak, söz konusu taşıma işlerinin serbest bölgede faaliyet gösteren ve gerçek usulde KDV mükellefiyeti bulunmayanlara verilmesi halinde, alıcının Tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) bölümünde sayılanlar arasında yer almaması kaydıyla, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2021-3 Sözleşme kapsamında satılan ilaçlar için uygulanan ilave iskontolarda KDV tutarının ayrıştırılması hak.

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü 

 

Sayı: 64597866-130[35]-10510

 

Tarih: 24.06.2021

 

Konu: Sözleşme kapsamında satılan ilaçlar için uygulanan ilave iskontolarda KDV tutarının ayrıştırılması hak.

 

İlgi: 06/09/2018 tarihli özelge talebiniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketiniz tarafından Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmış ilaçların Türkiye’ye ithalatının, ithal edilen ilaçların yurt içinde sağlık personeline, eczanelere tanıtımının yapıldığı ve ana distribütörlük faaliyetlerinin yürütüldüğü, ilaçlar ithal edildikten sonra yurt içinde ecza depoları vasıtasıyla eczanelere dağıtımının yapıldığı, hastaların da reçete karşılığında eczanelerden ihtiyacı olan ilaçları tedarik ettiği, geri ödeme sistemi içinde olan ilaçların bedelinin Sağlık Bakanlığı tarafından ödendiği, Sağlık Bakanlığı tarafından ilaçların fiyatlandırılması ile ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığı ve bütçe dahilinde iskontolar uygulandığı, Şirketiniz ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında imzalanan “Alternatif Geri Ödeme Sözleşmesi” çerçevesinde sözleşme kapsamında satılan (… isimli) ilaçlar üzerinden belli bir hesaplamayla ilave iskonto uygulanmasına karar verildiği ve hesaplanan iskonto tutarının SGK tarafından “Borç Bildirim Belgesi” ile tebliğ edildiği belirtilerek, SGK tarafından tebliğ edilen “Borç Bildirim Belgesi”nin yeterli olup olmadığı, tebliğ edilen iskonto tutarının içinde katma değer vergisi (KDV) tutarının olması sebebiyle toplam iskonto tutarının tamamının mı gider kaydedileceği yoksa toplam iskonto tutarından KDV tutarının ayrıştırılarak mı gider kaydedileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap döneminde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 nci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise bu farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 nci maddeleri hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesi sırasında indirilebilecek giderler sayılmış olup, bu maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler ile (3) numaralı bendinde işle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında, bir gelir veya gider unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Dolayısıyla; kurum kazancının tespitinde, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde yer alan hükümlerin dikkate alınması gerekir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz tarafından yurt dışından ithal edilerek Nisan/2018 döneminde SGK’ya fatura edilen kutu adetleri esas alınarak kurum alacağı olarak hesaplanan ve SGK tarafından düzenlenen “Borç Bildirim Belgesine” istinaden Şirketinizce SGK’ya ödenen söz konusu iskonto tutarının, içerisinde yer alan KDV tutarı hariç olmak üzere, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Vergi Usul Kanunu Yönünden:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 171 inci maddesinde, “Mükellefler bu kanuna göre tutacakları defterleri vergi uygulaması bakımından aşağıdaki maksatları sağlıyacak şekilde tutarlar:

1.Mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tesbit etmek;

2.Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tesbit etmek;

3.Vergi ile ilgili muameleleri belli etmek;

4.Mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek;

5.Mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını (emanet mahiyetindeki değerler dahil) kontrol etmek ve incelemek.”

hükümleri yer almakta olup, maddede belirtilen amaçları sağlayacak şekilde mezkûr Kanun gereğince tutulması zorunlu defterlere yapılan kayıtların tevsikine ilişkin hükümlere ise Kanunun 227 ve müteakip maddelerinde yer verilmiştir.

Bu kapsamda, mezkûr Kanunun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış olup, söz konusu kayıtların Kanunun 229 uncu ve müteakip maddelerinde düzenlenen veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerden uygun olanı ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun;

– 242 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Tüccarlar evvelki maddelerin dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında bir hakkın ispatına delil olarak kullanılabilen mukavelename, taahhütname, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzları gibi vergi evrakını dosyada muhafaza etmeye mecburdurlar.”,

– 253 üncü maddesinde, “Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.”

hükümleri yer almaktadır.

Bu bağlamda, Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde, belge düzenleme yükümlülüğü bulunmayan (kurumlar vergisi veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunmayan) kamu kurumlarınca gerçekleştirilen işlemlere (mal teslimi ve hizmet ifaları ile diğer muamelelere) ilişkin muhatap mükelleflerin kayıtlarının tevsikinde, söz konusu kurumlarca düzenlenen ve tabi oldukları ilgili mevzuat dahilinde düzenlemiş oldukları belgelerin kullanılması mümkündür.

Dolayısıyla, somut durumda, SGK tarafından düzenlenen “Borç Bildirim Belgesi”nin kayıtların tevsikinde, adı geçen Kurumun tabi olduğu ilgili mevzuat dahilinde düzenlenmiş bir belge olmasına bağlı olarak, tevsik edici belge olarak kabul edilmesi mümkün olup, bu belgelerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göre muhafaza ve yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz edilmesi gerektiği tabiidir.

KDV Kanunu Yönünden:

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-10 uncu maddesinde, malın teslimi ve hizmetin yapılmasıyla, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,

-20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu ve bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne surette olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

-25/a maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların KDV matrahına dahil olmayacağı,

-29/1-a maddesinde, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den indirebileceği,

-35 inci maddesinde, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin bunlar için borçlandığı vergiyi, bu işlemlere muhatap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltebileceği,

-58 inci maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV ile mükellefçe indirilebilecek KDV’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği,

hüküm altına alınmıştır.

Şirketiniz ile SGK arasında … tarihinde imzalanan “Alternatif Geri Ödeme Sözleşmesi”nden Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği eki “Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi (EK/4-A)”nde yer almakta olan “…” ve “…” isimli ilaçlar için mevcut perakende fiyatları esas alınarak ilave iskonto hesaplanacağı ve SGK’ya iade edileceği, SGK tarafından belirlenen iade tutarının Şirketinize tebliğ edileceği ve Şirketinizce SGK tarafından bildirecek hesaba bu tutarın yatırılması suretiyle ilave iskontoya bağlı iadenin gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.

Buna göre, Şirketiniz tarafından yurt dışından ithal edilerek …  döneminde SGK’ya fatura edilen kutu adetleri esas alınarak kurum alacağı olarak hesaplanan ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen “Borç Bildirim Belgesi” ile Şirketinize tebliğ edilen iskonto tutarı nedeniyle, teslimi yapılan (… isimli) ilacın matrahında değişiklik meydana geleceğinden, “Alternatif Geri Ödeme Sözleşmesi” gereğince hesaplanan söz konusu iskonto tutarının içerisinde yer alan KDV’nin iç yüzde yöntemiyle ayrıştırılarak 3065 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde belirtilen şekilde düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2021-2 Müşterilere ait sosyal medya hesapları için fotoğraf ve video çekimi ile sosyal medya hesaplarının tasarımına ilişkin verilen hizmetlerde KDV tevkifatı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-39044742-130[Özelge]-507917

Tarih: 30.06.2021

 

Konu: Müşterilere ait sosyal medya hesapları için fotoğraf ve video çekimi ile sosyal medya hesaplarının tasarımına ilişkin verilen hizmetlerde KDV tevkifatı

 

 

İlgi: … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, reklam sektöründe faaliyet gösterdiğiniz, müşterilerin kendi markasına ait sosyal medya hesaplarında (Instagram, Facebook, Youtube, Pinterest) tanıtımını ve pazarlamasını yaptığı ürünlerin görsel fotoğrafları ve videolarının çekimini yaptığınız, ayrıca sayfa tasarımı ve müşteriler yerine ilgili sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yaptığınız belirtilerek, söz konusu hizmetler karşılığında müşterilere düzenlenecek faturalarda katma değer vergisi (KDV) tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-9/1 inci maddesinde, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları vergi alacağının ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verildiği

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

– “Ticari Reklam Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.15.) bölümünün;

– (I/C-2.1.3.2.15.1.) alt bölümünde,

“Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.15.2.) bölümü kapsamındaki reklam hizmeti alımlarında (3/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.”

– (I/C-2.1.3.2.15.2.) alt bölümünde;

“Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.

Tevkifat kapsamına, mal veya hizmetlerin tanıtım ve pazarlamasına yönelik her türlü ticari reklam hizmeti alımları (reklama ilişkin danışmanlık, reklamın planlanması, reklam içeriğinin hazırlanması ve tasarımı, reklamın yayımlanması gibi reklama yönelik hizmetler dahil) girmektedir. Yüklenicileri tarafından tamamen veya kısmen alt yüklenicilere veya daha alt yüklenicilere devredilen ticari reklam hizmetlerinde, işi devreden her yüklenici tarafından, kendisine ifa edilen hizmete ait KDV üzerinden tevkifat yapılır. Reklam hizmetinin, reklam ajansları üzerinden alınması, söz konusu ajansların bu kapsamda alacakları yayın, prodüksiyon gibi reklama yönelik hizmetlerin tevkifata tabi tutulmasına engel teşkil etmez.

…”

açıklamaları yer almaktadır.

Buna göre, Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümü kapsamında yer alan müşterilerinizin sosyal medya hesaplarında tanıtımını ve pazarlamasını yaptığı ürünlere yönelik Şirketiniz tarafından verilen fotoğraf ve video çekimi hizmeti ile müşterilerinizin sosyal medya hesaplarına ait sayfa tasarımının hazırlanması, paylaşım yapılması ve takip edilmesi hizmetine ilişkin düzenlenecek faturalarda Tebliğin (I/C-2.1.3.2.15.) bölümü gereğince (3/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE KDVK 2021-1 Finansal kiralama yoluyla yurt dışındaki firmadan alınan makinaların katma değer vergisi karşısındaki durumu

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Konya Vergi Dairesi Başkanlığı

 

Sayı : 37009108-130[213319]-74112 01/07/2021
Konu : Finansal kiralama yoluyla yurt dışındaki firmadan alınan makinaların katma değer vergisi karşısındaki durumu.

 

 
İlgi :  …………..  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, Şirketiniz tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamında yapacağınız yatırımlarda kullanılmak üzere, finansal kiralama sözleşmesine konu Türk Gümrük Tarife Cetveli (TGTC)’nin 84.57 ve 84.58 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) numaralarında yer alan malların, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca yurt dışında yerleşik finansal kiralama şirketinden kiralanıp sözleşme süresinin bitiminde mülkiyetinin devir alınacağı, malların 4458 sayılı Gümrük Kanununun 128 ve 134 üncü maddeleri uyarınca geçici ithalat rejimi kapsamında kısmi muafiyet uygulanmak suretiyle ithal edileceği belirtilerek söz konusu malların geçici ithalatında gümrükte katma değer vergisi (KDV) ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

3065 sayılı KDV Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin; 1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ye tabi olduğu,

– 4/1 inci maddesinde, hizmetin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 13/d maddesinde, yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerinin vergiden istisna olduğu,

– 16/1-a maddesinde, bu Kanuna göre teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithalinin; 16/1-b maddesinde, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 167 nci maddesi [(5) numaralı fıkrasının (a) bendi ile (7) numaralı fıkrası hariç], geçici ithalat ve hariçte işleme rejimleri ile geri gelen eşyaya ilişkin hükümleri kapsamında gümrük vergisinden muaf veya müstesna olan eşyanın ithalinin KDV’den istisna olduğu

hükmüne yer verilmiştir.

Konuya ilişkin olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Makine ve Teçhizat Teslimleri ile Yazılım ve Gayri Maddi Hak Satış ve Kiralamalarında İstisna” başlıklı (II/B-5.) bölümünde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Öte yandan 4458 sayılı Gümrük Kanununun 128 ila 134 üncü maddeleri arasında düzenlenen geçici ithalat rejimi, “Serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı rejim” olarak tanımlanmış olup, 133 üncü maddesinde ise, “Geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyadan her ay için alınacak ithalat vergilerinin, geçici ithalat rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihinde söz konusu eşyanın serbest dolaşıma girmiş olması halinde alınacak vergi tutarının %3’ü olarak tahsil edileceği” hükme bağlanmıştır.

Bu çerçevede, Şirketiniz tarafından söz konusu malların gerekli şartları sağlamış olması kaydıyla yatırım teşvik belgesi kapsamında ithali, 3065 sayılı KDV Kanununun 13/d ve 16/1-a maddelerine göre KDV’den istisnadır. Ancak mezkur malların yurt dışından kiralanmasında, bu istisna hükümlerinin uygulanmayacağı açıktır.

Diğer taraftan, yurt dışından yapılacak söz konusu kiralamalarda, kiralanacak malların Gümrük Kanununun 128 ila 134 üncü maddeleri kapsamında geçici ithalat rejimine tabi tutulması ve malların Türkiye’de kaldığı her ay için kati ithalatında alınması gereken gümrük vergilerinin %3’ünün tahsil edilmesi gerekmekle birlikte, söz konusu malların kati ithali KDV’den istisna olduğundan, malların Türkiye’de kaldığı süre için gümrükte KDV alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-10 Eş adına ödenen lazer tedavi masraflarının gider yazılıp yazılmayacağı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 62030549-120[89-2018/603]-E.82901 23.01.2020
Konu : Eş adına ödenen lazer tedavi masraflarının gider yazılıp yazılmayacağı hak.  
İlgi : 07/05/2018 tarih ve 1555146 evrak kayıt numaralı özelge talep formu.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla … Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olduğunuz belirtilerek, eşinizin gözüne yapılan lazer tedavisi giderinin serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla elde edeceğiniz kazancınızdan indirim olarak dikkate alıp alamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alınmış olup, aynı Kanunun 68 inci maddesinde de serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek mesleki giderler bentler halinde sayılmıştır.

Aynı Kanunun “Diğer İndirimler” başlıklı 89 uncu maddesinde,

“Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir.

  1. Beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121 inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler).”

hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre eşinizin gözü için lazer tedavisi (refraktif cerrahi) nedeniyle yapmış olduğunuz sağlık harcamalarının, serbest meslek faaliyetinizden elde edeceğiniz gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tevsik edici belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, gelir vergisi matrahınızın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-09 Kadın hizmet erbabına sağlanan kreş ve gündüz bakım hizmeti istisnası hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 62030549-120[23-2018/1289]-E.87597 23.01.2020
Konu : Kadın hizmet erbabına sağlanan kreş ve gündüz bakım hizmeti istisnası hak.  
İlgi : 13/11/2018 tarih 5483715 sayılı özelge talep formu ve eki.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ekinde, şirketinizin kadın hizmet erbabına sağlanan istisnaya ilişkin işveren ile hizmet erbabı arasında aracılık hizmeti yürütmek istediği, kurulmak istenen aracılık sistemi ve ödeme yöntemi ile işverenlerin çalışanlarına sağladığı menfaati sadece kreş özelliği taşıyan işletmelere kullandıracağınızı, bu yöntem ile işverenlerin birçok kreşle ilişki kurmak zorunda kalmayacağını, hizmet erbabının ise işverenin anlaşmış olduğu kreşe çocuğunu göndermek mecburiyetinde olmayacağını, bu şekilde hem işverenlerin hem de hizmet erbabının avantajına olacağını belirterek, bu durumda da 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrası (16) numaralı bendinde yer alan söz konusu istisnadan yararlanıp yararlanamayacağı hususunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmış olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmaktadır.

Gelir Vergisi Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına 7103 sayılı Kanunla eklenen (16) numaralı bendinde, “İşverenlerce, kadın hizmet erbabına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, ödemenin doğrudan bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şartıyla, her bir çocuk için aylık, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmamak üzere bu istisnadan yararlanılır. Kreş ve gündüz bakımevi hizmetini sağlayanlara yapılan ödemelerin belirlenen istisna tutarını aşan kısmı ile hizmet erbabına bu amaçla nakden yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu bentte yer alan %15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Cumhurbaşkanı(11), bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.)” hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili olarak 11/6/2018 tarihli ve 30448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 303 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar yapılmış olup, Tebliğin “İstisnanın kapsamı ve uygulaması” başlıklı 7 nci maddesinde,

(2) İşverenlerce, kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işyerinde verilmediği durumlarda, kadın hizmet erbabının hizmet aldığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapılmak suretiyle sağlanan menfaatler de istisna kapsamındadır. Kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin ücret istisnasına tabi tutulabilmesi için; bu hizmetin gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerinden alınması, ödemenin hizmet erbabına değil doğrudan bu hizmeti sağlayan mükelleflere yapılması gerekmektedir. Hizmet erbabına doğrudan yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(3) İşverenlerce, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapıldığı durumlarda, istisnadan yararlanılacak tutar her bir çocuk için asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmayacaktır. Sağlanan menfaatin asgari ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşması halinde, aşan kısım ücret olarak vergilendirilecektir.

%15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. 5/5/2018 tarihli ve 30412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %15 oranı, bu tarihten itibaren asgari ücretin brüt tutarının %50’si olarak belirlenmiştir.

(4) İşverenlerce, kadın hizmet erbabı adına doğrudan kreş ve gündüz bakımevi işleten mükelleflere yapılan ödemelerin belli bir dönem için toplu olarak yapılması durumunda, her bir aya isabet eden tutar, ilgili ay ücret matrahı ile ilişkilendirilerek istisna uygulanacaktır.

(5) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, işveren tarafından ödenen tutar da dahil olmak üzere, kreş ve gündüz bakımevi hizmeti karşılığı olarak faturanın hizmet erbabı adına düzenlenmesi gerekmekte olup, işverenlerin bu kapsamda yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

(6) Kadın hizmet erbabına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında sağlanan menfaat ve yapılan ödemelere ilişkin tutarların, asıl ücret ile birlikte ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre,  anılan istisnadan faydalanılabilmesi için kadın hizmet erbabına bir ödeme yapılmaması ve ödemenin doğrudan kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şarttır.

Buna göre, söz konusu istisnadan, ödemelerin doğrudan kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılmak suretiyle yararlanılabileceğinden, ödemelerin aracı işletmelere yapılması durumunda yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesi rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-08 Ödenmeyen SGK prim borcunun gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanmayı etkileyip etkilemeyeceği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : 38418978-120[Diğer-18/5]-E.36820 24.01.2020
Konu : Ödenmeyen SGK prim borcunun gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanmayı etkileyip etkilemeyeceği hak.  
İlgi : 23.11.2018 tarihli özelge talep formunuz.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; şirketinizin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 80 inci maddesi kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlandığı, ancak son iki aya ait sosyal güvenlik prim ödemelerinizi yapmadığınızı belirterek, bu durumda gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından yararlanarak beyanda bulunup bulunamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 80 inci maddesinde,

“Bakanlar Kurulunca istatistiki bölge birimleri sınıflandırması, kişi başına düşen milli gelir veya sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınmak suretiyle belirlenen illerde yapılacak yatırımlar için Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2023 tarihine kadar gerçekleşen yatırımlarda teşvik belgelerinde öngörülen ve fiilen istihdam edilen işçilerin ücretlerinin sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin brüt tutarına tekabül eden kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisi, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan tarihten itibaren 10 yıl süreyle verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

Birinci fıkraya istinaden terkin edilecek verginin hesabında, öncelikle 32 nci maddede yer alan asgari geçim indirimi dikkate alınır.

Yatırımın tamamlanamaması veya teşvik belgesinin iptal edilmesi halinde, gelir vergisi stopajı teşviki uygulaması nedeniyle terkin edilen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde devralan, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından yararlanır.

Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde, gelir vergisi stopajı teşviki uygulamasından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise kalan süre kadar devralan yararlanır.

Bu madde kapsamındaki gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan aynı mahiyetteki hükümlerden ayrıca yararlanamazlar.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Konu ile ilgili açıklamaların yapıldığı, 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “4.5. Fiilen çalışma zorunluluğu” başlıklı bölümünde;

“Gelir vergisi stopajı teşviki, sadece kapsama dahil iller ve ilçelerde bulunan işyerlerinde fiilen çalıştırılan işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanacak gelir vergisi stopajı açısından geçerlidir. Bu işyerlerine ilişkin bordrolarda gösterilmiş olsalar dahi fiilen bu işyerlerinde çalışmayan işçiler açısından teşvikten yararlanmak mümkün değildir. İzin, hastalık ve benzeri nedenlerle işyerinde bulunulmaması halleri fiilen çalışmama olarak kabul edilmez.” açıklamasına,

“4.6 Uygulamanın Esasları” başlıklı bölümünün 5 inci fıkrasında;

“Yatırım kapsamında işyerlerinin kaç işçi çalıştırdığının belirlenmesinde, teşvik belgesinde kayıtlı istihdam sayısını aşmamak kaydıyla her bir işyeri itibarıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgesinde gösterilen işçi sayısı dikkate alınacaktır. Gelir vergisi stopajı teşvikinden faydalanmaya başlanılan ilk ay için verilecek muhtasar beyanname ile birlikte bir defaya mahsus olmak üzere teşvik belgesinin tasdikli örneğinin de verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, teşvik belgesinin Ekonomi Bakanlığınca revize edilmesi halinde teşvik belgesinin tasdikli örneğinin revize tarihini takip eden ilk muhtasar beyanname ile birlikte ilgili vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.” Açıklamasına

yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, teşvik belgesinde kayıtlı istihdam sayısını aşmamak kaydıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olduğunuz aylık prim ve hizmet belgesinde gösterilen işçi sayısı dikkate alınmak suretiyle, söz konusu işçilerin sigorta prim ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın gelir vergisi stopaj desteğinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2020-07 Serbest meslek erbabının aynı zamanda proje keşif ve metraj hesaplama ile hakkediş hesaplama işleri ile uğraşması halinde vergisel açıdan yükümlülükleri hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : 62030549-120[94-2018/1032]-E.103838 28.01.2020
Konu : Serbest meslek erbabının aynı zamanda proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama işleri ile uğraşması halinde vergisel açıdan yükümlülükleri hak.  
İlgi : 12/09/2018 tarih ve 4793766 sayılı özelge talep formu.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve sistem kayıtlarımızın tetkikinden, 21/05/2018 tarihinde kendi adınıza “Yer yüzeyinin araştırılması ve harita yapımına yönelik mühendislik faaliyetleri (jeodezik, fotogrametrik ve hidrografik ölçüm yapma, topografya hizmetleri ile yol, kadastro, topoğrafik, vb. haritaların hazırlanması)” faaliyeti ile serbest meslek kazancı yönünden mükellefiyet kaydı açtırdığınız, söz konusu faaliyetlerinize ek olarak verilen proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama hizmetlerinden  elde ettiğiniz kazancınızın hangi gelir unsuruna girdiği ve bu faaliyetlerinizden elde edilen kazançların da vergi tevkifatına tabi tutulup tutulmayacağı hususunda tereddüt ettiğiniz anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olamayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır…” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

………..

  1. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
  2. a) 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,
  3. b) Diğerlerinden %20 …” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükümlere göre, mühendislik faaliyetinize ek olarak verdiğiniz proje keşif ve metraj hesaplama ile hakediş hesaplama faaliyetinizin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi ve tarafınıza yapılan ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (b) alt bendine göre %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”