ÖZELGE VUK 2019-4 Mükellefiyet bilgileri hatalı verilen kişilere yapılan mal-hizmet satımlarında, mal satışı yapılan firmaya ait bilgilerin gerçekleri yansıtmadığının adli ve idari makamlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla, “Vergi kimlik numarası / T.C kimlik numarası” alanının boş bırakılarak Form Bs bildiriminde bulunulması mümkündür

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı : 11395140-105[Mük.257-2015/VUK-1-19349]-68394 22.01.2019
Konu : Mükellefiyet bilgileri hatalı verilen kişilere yapılan mal-hizmet satımlarının Bs formuna dahil edilip edilmeyeceği  
İlgi : … tarih ve … evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, mail order yöntemi ile malzeme satımında bulunduğunuz, tarafınıza verilen fatura bilgilerinin ve mail order bilgileri ile vergi kimlik numarasının sahte olduğu, satıma ilişkin herhangi bir tahsilatın gerçekleşmediği, firma bilgilerine de ulaşılamadığından Bs bildirim formunun nasıl verileceği hususunda görüşümüzün bildirilmesi istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer 257’nci maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu  (Form Bs)” ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmış, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri yeniden belirlenmiştir.

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin (1.2.1) numaralı bölümünde  “bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edileceği ” açıklamaları yer almaktadır.

Ba-Bs formlarının en önemli özelliklerinden biri, bu formların ekonomideki aktörler arasındaki mal ve hizmet hareketlerinin bağlantılarını ortaya çıkartarak, bir mükellefin mal ve hizmet alım/satım zinciri içerisindeki tüm mükellefleri tespit edebilmesidir. Bu itibarla mükelleflerin; Ba-Bs formlarını doldururken Vergi kimlik numarası/T.C kimlik numarası alanlarını doğru bir şekilde yazmaları önemli ve zorunlu bir durumdur.

Bu kapsamda, mail order yöntemiyle mal satışı yapılan firmaya ait bilgilerin gerçekleri yansıtmadığının adli ve idari makamlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla, tarafınızca düzenlenen söz konusu faturanın üzerinde yer alan bilgiler dikkate alınarak, ilgili diğer alanlar ile “Soyadı/Adı veya Unvanı” alanının doldurulması  “Vergi kimlik numarası / T.C kimlik numarası” alanının ise boş bırakılarak form Bs bildiriminde bulunulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-3 Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin, tevsik zorunluluğu kapsamında, aracı finansal kurumlar vasıtasıyla yapılmasına gerek olmadığı hakkında

 T.C.

TOKAT VALİLİĞİ

Gelir Müdürlüğü

Sayı : 32695369-105-E.17519 18.12.2018
Konu : Tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar
İlgi :  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, sıfır traktör satışlarıyla ilgili olarak kesilen faturanın tescil ve kayıt işlemlerinin emniyet müdürlüğü tarafından yapılmakta iken 2/1/2018 tarihinden itibaren noterler kanalı ile yapılmaya başlandığı, bu sebepten bayinin satmış olduğu ticari malları için alıcılardan araç satış bedeli olarak tahsil ettiği bedellerin tevsik zorunluluğu kapsamında olup olmadığı hususunda görüş talep edilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesi hükmüne göre, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kağıtların tevsiki mecburidir.

Mezkûr Kanunun mükerrer 257 nci maddesinde, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme hususlarında Bakanlığımıza yetki verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar (5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.) tarafından düzenlenen belgelerle tevsiki uygulamasının usul ve esasları 469, 479 ve 480 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirlenmiştir.

Bu bağlamda, tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamına; Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarların, serbest meslek erbabının, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarların, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin ve vergiden muaf esnafın, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemeleri girmekte olup, yine mezkûr Tebliğde belirlenen tahsilat ve ödemeler ise tevsik zorunluluğu dışında tutulmuştur.

Söz konusu Tebliğin;

– “4.1. Kapsam ve Tutar” bölümünde, “Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.

Bu kapsamda örneğin;

– Her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

– Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin,

– İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.“,

– “4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler” başlıklı bölümünde; “

  1. d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

 …

aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

açıklamaları yer almaktadır.

Buna göre, noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin, bahse konu uygulama kapsamında, aracı finansal kurumlar vasıtasıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-74 Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No 27) Yayımlamdı

15 Ekim 2019 tarih ve 30919 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 27) ile yapılan değişiklikler, konu başlıkları itibariyle aşağıdaki gibidir;

1) 27 Nolu Tebliğin 1. Maddesi ile; 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B-5.1) bölümünün altıncı paragrafında yer alan “otobüs (Belediyeler ve İl Özel İdareleri ile bunların bağlı kuruluşları ve hisselerinin tamamına sahip oldukları şirketlerce şehir içi yolcu taşımacılığında kullanılmak üzere iktisap edilecek olanlar hariç), minibüs,” ibaresi “minibüs, otobüs (Belediyeler ve İl Özel İdareleri ile bunların bağlı kuruluşları ve hisselerinin tamamına sahip oldukları şirketlerce şehir içi yolcu taşımacılığında kullanılmak üzere iktisap edilecek olan minibüs ve otobüsler hariç),” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ile bunların bağlı kuruluşları ve hisselerinin tamamına sahip oldukları şirketlerce şehir içi yolcu taşımacılığında kullanılmak üzere iktisap edilecek olan minibüsler de yatırım teşvik belgesine istinaden alımda makine ve techizat olarak değerlendirilerek KDV istisnası kapsamına alınmıştır.

2) 27 Nolu Tebliğin 2. Maddesi ile; Ana  Tebliğin (II/B-7.1.) bölümünün dördüncü paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Diğer taraftan, ulusal güvenlik kuruluşlarınca milli savunma ve iç güvenlik ihtiyaçları için kullanılan kent güvenlik ve plaka tanıma sistemleri dahil tarama, tanıma ve takip sistemleri, radar sistemleri ile istisna kapsamındaki araç, silah ve sistemlerine ilişkin araştırma-geliştirme ve test faaliyetlerine yönelik zorunlu olarak kullanılması gereken tesislerin teslimi de bu istisna kapsamında değerlendirilir.”

Yapılan bu değişiklikle; 3065 sayılı Kanunun 13/f maddesinde hüküm altına alınan ulusal güvenlik amaçlı teslim ve hizmetlere ilişkin istisna uygulaması kapsamına, kent güvenlik ve plaka tanıma sistemleri dahil tarama, tanıma ve takip sistemleri, radar sistemleri ile istisna kapsamındaki araç, silah ve sistemlerine ilişkin araştırma-geliştirme ve test faaliyetlerine yönelik zorunlu olarak kullanılması gereken tesislerin tesliminin de dahil olduğuna ilişkin açıklama yapılmaktadır.

3) 27 Nolu Tebliğin 3. Maddesi ile; Ana Tebliğin (II/B-12.2.2.) bölümünün birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Alıcılar dışındaki gerçek veya tüzel kişiler tarafından bankalar aracılığıyla satıcıların hesabına yapılan döviz transferleri;

– Döviz transferine ilişkin banka dekontunda alıcıya ve teslime konu konut veya iş yerine ilişkin bilgilere (proje adı, adresi, bağımsız bölüm numarası) yer verilmesi veya

– Dövizi transfer eden gerçek veya tüzel kişiler tarafından, transfere konu tutarın alıcı adına gönderildiğine dair satıcıya, alıcı ve teslime konu konut veya iş yerine ilişkin bilgileri (proje adı, adresi, bağımsız bölüm numarası) içeren bir muvafakatname verilmesi

kaydıyla istisna uygulamasında Türkiye’ye getirilen döviz olarak kabul edilir.”

Yapılan bu değişkilikle, 3065 sayılı Kanunun 13/i maddesinde hüküm altına alınan yabancılara ve Türkiye’de yerleşik olmayan Türk vatandaşlarına konut ve iş yeri tesliminde istisna uygulamasına ilişkin bedelin döviz olarak Türkiye’ye getirilmesinin tevsikine yönelik açıklama yapılmaktadır.

Bilindiği üzere, 08/03/2017 tarih 6824 Sayılı Kanun ile 01/04/2017 tarihinden itibaren; bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmek şaryıtla, konut veya iş yeri olarak inşa edilen binaların ilk tesliminde uygulanmak ve Gelir Vergisi Kanunu’nun  3’üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde belirtilen, resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları hariç olmak üzere;

– Çalışma veya oturma izni alarak 6 aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına,

– Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere,

– Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara

yapılan konut veya iş yeri teslimlerinde KDV istisnası uygulanmaktadır.

Ana Tebliğin (II/B-12.2.2.) bölümünün birinci paragrafından sonra gelmek üzere eklenen paragraf ile, alıcılar dışındaki gerçek veya tüzel kişiler tarafından bankalar aracılığıyla satıcıların hesabına yapılan döviz transferlerinin, istisna uygulaması kapsamında Türkiye’ye getirilen döviz olarak kabul edilebilmesi için gerekli olan şartlara açıklık getirilmiştir.

4) 27 Nolu Tebliğin 4. Maddesi ile; Ana Tebliğin (II/B-15.1.3.) bölümünün ikinci paragrafının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Mülkiyeti Türkiye Diyanet Vakfında bulunmakla birlikte, anılan Vakıf tarafından karşılıksız, süresiz ve geri dönüşsüz olarak Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilen madde kapsamındaki ibadethane ve din eğitimi verilen tesislerin inşası dolayısıyla bağışta bulunan söz konusu Vakfa yapılan teslim ve hizmetler de istisna kapsamındadır.”

Yapılan bu değişiklikle, 3065 sayılı Kanunun 13/k maddesinde yer alan genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan tesislerin inşasına ilişkin istisna uygulamasında, mülkiyeti Türkiye Diyanet Vakfında bulunmakla birlikte, anılan Vakıf tarafından karşılıksız, süresiz ve geri dönüşsüz olarak Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilen madde kapsamındaki ibadethane ve din eğitimi verilen tesislerin inşası dolayısıyla bağışta bulunan söz konusu Vakfa yapılan teslim ve hizmetlerin de istisna kapsamında olduğuna ilişkin açıklama yapılmaktadır.

5) 27 Nolu Tebliğin 5. Maddesi ile; Ana Tebliğin (IV/B-3.) ve (IV/C-3.) bölümlerinde yer alan “nihai” ibareleri Tebliğ metninden çıkarılmıştır.

Bilindiği üzere (İTUS) İndirimli Teminat Uygulaması Sistemi  Sertifikası veya (HİS) Hızlandırılmış İade Sistemi  sahibi mükelleflerden vergi borcunu ödemeyenlerin bu sertifikaları iptal edilmektedir.

Yapılan bu değişiklikle, KDV Genel Uygulama Tebliğinin (IV/B-3.) ve(IV/C-3.) bölümlerinde yer alan “nihai” ibareleri Tebliğ metninden çıkarılmış böylelikle, vergi borcunun nihai yargı kararı veya düzeltme işlemiyle tamamen kaldırılması halinde yargı kararının İdare’ye tebliğ edildiği veya düzeltme işleminin yapıldığı tarihi içine alan dönem ve izleyen dönemlerdeki iadeler ile bu tarihe kadar henüz sonuçlandırılmamış iadelerin “İTUS Uygulaması” veya “HİS Uygulaması” kapsamına alınması imkanı getirilmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-73 Kendisi veya yakını vefat eden meslek mensuplarının beyanname ve bildirimlerini verdiği mükelleflerin zor durum hükümlerinden faydalandırılmasına ilişkin sirküler yayınlandı

Meslek Mensuplarımızca uzunca bir süredir beklenen, bu hususta kanun teklifleri dahi verilen bir konu Sirküler ile çözüme kavuşturuldu.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan 15.10.2019 tarihli ve VUK-118/2019-8 sayılı Sirkülerle, meslek mensubunun kendisinin veya yakınının vefat etmesi ve vefat tarihi itibarıyla beyanname/bildirimin verilme süresinin bitimine 7 gün veya daha az süre kalmış olması durumunda, bu durum zor durum kapsamına alınarak yakını veya kendisi vefat eden meslek mensubu tarafından beyanname/bildirimleri verilen mükelleflerin mezkûr beyanname/bildirim verilme süreleri ile bunlara istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin son günü, bunların verilmesi gereken sürenin son gününü takip eden günden itibaren 7 nci güne uzatılmıştır.

Sirküler uygulamasında; “eşi” ve “çocuğu” ile kendisinin veya eşinin “ana”, “baba” ve “kardeşi” meslek mensubunun yakını kabul edilecektir.

Camiamıza hayırlı olsun.

Bahsi geçen Sirküler aşağıdaki gibidir;

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ/118

Konusu: Kendisi veya yakını  vefat eden meslek mensuplarının beyanname/bildirimlerini verdiği mükelleflerin zor durum hükümlerinden faydalandırılması

Tarihi: 15/10/2019

Sayısı: VUK-118/2019-8

1- Giriş

Kendisi veya yakını vefat eden meslek mensuplarının beyanname ve bildirimlerini verdikleri mükelleflerin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 17 nci maddesinde yer alan zor durum hükümlerinden faydalandırılması hakkında açıklamalar işbu Sirkülerin konusunu teşkil etmektedir.

  1. Mevzuat

213 sayılı Kanunun “Mühlet verme” başlıklı 17 nci maddesine göre, zor durumda bulunmaları hasebiyle vergi muamelelerine müteallik ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanunî sürenin bir katını, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebilir. Bu mühletin verilebilmesi için:

  1. Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.
  2. İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.
  3. Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

Mezkûr maddenin üçüncü fıkrasına göre Hazine ve Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir.

Aynı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan düzenleme ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dâhil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi ile beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye Bakanlığımız yetkili kılınmıştır.

Öte yandan aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre Bakanlığımızın beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermesi veya zorunluluk getirmesi halinde, (mükellef veya vergi sorumlusu ile gönderme işini yapacak kişiler arasında özel sözleşme düzenlenmek kaydıyla) elektronik ortamda gönderilen beyanname ve bildirimler, mükellef veya vergi sorumlusu tarafından verilmiş addolunur.

Bakanlığımıza verilen yetkiye istinaden yayımlanan 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş olup, muhtelif Genel Tebliğlerde de beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin diğer açıklamalara yer verilmiştir. Durumları belirlenen kriterlere uyan mükelleflerin, istemeleri halinde kendi beyannamelerini kullanıcı kodu, parola ve şifre almak suretiyle elektronik ortamda göndermeleri uygun görülmüş olup belirtilen şartları taşımayan mükelleflerin beyannamelerini, 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen açıklamalar doğrultusunda,  elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış bulunan gerçek veya tüzel kişiler vasıtasıyla anılan Tebliğ ekinde yer alan sözleşmelerden durumlarına uyan sözleşmeyi düzenlemek suretiyle elektronik ortamda göndermeleri gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca elektronik ortamda gönderilme zorunluluğu getirilen beyannameler için belirlenen usul ve esaslar, elektronik ortamda gönderilme zorunluluğu getirilen bildirimler için de geçerlidir.

  1. Meslek mensuplarının kendisinin veya yakınının vefatı durumunda beyanname ve bildirimini verdikleri mükelleflerin zor durum hükümlerinden faydalandırılması

Yukarıda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde hâlihazırda birçok mükellef beyanname ve bildirimlerini 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler (meslek mensubu) aracılığıyla göndermek zorunda olup, meslek mensupları aracılığıyla gönderilen beyannameler mükellef tarafından verilmiş kabul edilmektedir.

Öte yandan, beyanname ve bildirimleri meslek mensubu aracılığıyla verilen mükellefler, meslek mensubunun vefatından geç haberdar olabilmekte ya da yakını vefat eden meslek mensupları, defin işlemleri ve vefatla ilgili diğer vecibelerin yerine getirilecek olması nedeniyle süreye ihtiyaç duyabilmekte, bu nedenlerle beyanname ve bildirimlerin verilme süreleri aşıldığından vergi cezaları ile muhatap olunabilmektedir.

Bu itibarla, 213 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, meslek mensubunun kendisinin veya yakınının vefat etmesi ve vefat tarihi itibarıyla beyanname/bildirimin verilme süresinin bitimine 7 gün veya daha az süre kalmış olması durumunda, yakını veya kendisi vefat eden meslek mensubu tarafından beyanname/bildirimleri verilen mükelleflerin mezkûr beyanname/bildirim verilme süreleri ile bunlara istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin son günü, bunların verilmesi gereken sürenin son gününü takip eden günden itibaren 7 nci güne uzatılmıştır.

Beyanname/bildirim verme ve ödeme sürelerinin uzatılması, vergi dairelerince yukarıda belirtilen şartların oluştuğunun anlaşılması durumunda re’sen yapılabileceği gibi ilgililerin yazılı başvurusuna istinaden de yapılabilir. Vergi dairesince re’sen uzatma yapılmadığı durumlarda, bu sürelerin dolmasından önce veya sonra beyanname/bildirimleri veren meslek mensubunun kendisinin veya yakınının vefat ettiğinin ve vefat tarihinin ispat ve tevsik edilmesi şarttır.

Bu Sirküler uygulamasında; eşi ve çocuğu ile kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşi meslek mensubunun yakını kabul edilir.

Örnek 1: Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Keçiören Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden SMMM Bay (A) 20.11.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bay (A)’nın vefat ettiği tarih itibarıyla, beyannameleri Bay (A) tarafından verilen mükelleflere ait KDV ve muhtasar beyannamelerin verilme süresinin bitimi olan 26.11.2019 tarihine 7 günden az kalmış olması nedeniyle, 26.11.2019 tarihine 7 gün eklenecek ve söz konusu beyannameler 03.12.2019 tarihine kadar verilecek, tahakkuk eden vergiler yine 03.12.2019 tarihine kadar ödenecektir.

Örnek 2: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden SMMM Bayan (B)’nin kardeşi 25.11.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bayan (B)’nin kardeşinin vefat ettiği tarih itibarıyla, bildirimleri Bayan (B) tarafından verilen mükelleflere ait Ba-Bs bildirimlerinin verilme süresinin bitimi olan 02.12.2019 tarihine 7 gün kalması nedeniyle, 02.12.2019 tarihine 7 gün eklenecek ve söz konusu bildirimler 09.12.2019 tarihine kadar verilecektir.

Örnek 3: Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı İslahiye Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden SMMM Bay (C)’nin kayınvalidesi 19.10.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bay (C)’nin kayınvalidesinin vefat ettiği tarih itibarıyla, beyannameleri Bay (C) tarafından verilen mükelleflere ait KDV ve muhtasar beyannamelerin verilme süresinin bitimi olan 28.10.2019 tarihine, 7 günden fazla kalması nedeniyle, bu Sirküler kapsamında zor durum hükümlerinden faydalanılmayacak, söz konusu beyannameler 28.10.2019 tarihine kadar verilecek ve tahakkuk eden vergiler de 28.10.2019 tarihine kadar ödenecektir.

Duyurulur.

                                                                                                             Bekir BAYRAKDAR

                                                                                                            Gelir İdaresi Başkan V.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-72 Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin Yurtdışı Döviz Kredisi Kullanımına İlişkin Maddelerinde Değişiklik Yapıldı

Bilindiği üzere Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’a göre yabancı yatırımcıların Türkiye’de yeni şirket kurmaları, şube açmaları, mevcut bir şirkete doğrudan veya dolaylı iştirak etmeleri, sermaye artışında bulunmak ya da ortaklık payını devralmak suretiyle yatırım yapmaları 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe serbesttir.

32 Sayılı Karara istinaden yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in (Tebliğ No: 2008-32/34) 16. Maddesinde, Türk parası kıymetini koruma hakkında kararlar ve bu kararlara ilişkin tebliğler uyarınca Merkez Bankasınca çıkarılan genelgelerin tebliğ hükmünde olduğu belirtilmiş olup, bu yetkiye istinaden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan 2 Mayıs 2018 tarihli Sermaye Hareketleri Genelgesi ile, sermaye hareketleri kapsamında sermaye ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye ithaline ve Türkiye’den ihracına, gayrimenkul kıymetlere ilişkin gelir ve satış bedellerinin transferine, yurt dışından ve yurt içinden döviz kredisi kullanımlarına ilişkin bankalar ve finansal kuruluşlarca takip edilecek usul ve esaslar düzenlenmiştir.

Süreç içerisinde bahsi geçen Genelgede bir takım değişiklikler de yapılmış olup en son  T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığının 10.10.2019 tarih ve 410588 sayılı yazısına istinaden Genelgenin Yurt Dışından Kredi Alınması’na ilişkin 5. Bölümünde yer alan Genel esaslar başlıklı 19. Maddesinde değişiklik yapılmıştır.

İlgili maddedenin 6. bendinde yapılan değişikliğin karşılaştırmalı hali aşağıdaki gibi olup, yapılan bu değişiklikle; yurt dışından firma hesabına transfer edilen 50.000 ABD doları veya üzerindeki transfer sebebi belirlenemeyen tüm döviz tutarlarının kredi olup olmadığının tespiti amacıyla ilgili firmadan  yazılı beyan alınması yeterli görülmüş, yazılı beyana ilaveten bu beyanı tevsik edici bilgi belge alınması zorunluğu kaldırılmıştır.

Bunun yanı sıra, değişikliğin yapıldığı 19. Maddenin 6. Bendine, Yazılı beyanın alınması bankaların bu maddenin beşinci fıkrası uyarınca yurt dışından gönderilen bedellere ilişkin SWIFT mesajlarında Türkçe veya yabancı bir dilde söz konusu bedelin kredi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunup bulunmadığını kontrol etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Alınacak yazılı beyanda “kredi” ifadesinin yurt dışında bulunan ortaklardan alınan borçları da kapsadığı açıkça belirtilir. ilave edilmiştir.

Eski Hali Yeni Hali
BEŞİNCİ BÖLÜM
Yurt Dışından Kredi Alınması
BEŞİNCİ BÖLÜM
Yurt Dışından Kredi Alınması
Genel esaslar

MADDE 19

 

………………

(6) Bankalar yurt dışından kullanılan kredilerin bu Genelgenin 14 üncü maddesinde belirtilen genel kurallara uyumunu kontrol etmekle yükümlüdür.

 

Bu çerçevede, yurt dışından firma hesabına transfer edilen 50.000 ABD doları veya üzerindeki transfer sebebi belirlenemeyen tüm döviz tutarlarının kredi olup olmadığının tespiti amacıyla ilgili firmadan yazılı beyan ile bu beyanu tevsik edici bilgi ve belgeler  alınır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yurt dışından gelen transfere ilişkin firmanın yazılı beyan ve/veya bu beyanı tevsik edici bilgi ve belgeleri sunmaması halinde, transfer işlemi tamamlanmaz ve iade işlemi gerçekleştirilir.

 

Yurt dışından gelen transfere ilişkin firmanın yanıltıcı yazılı beyanda bulunduğunun tespiti halinde Bakanlığa bildirimde bulunulur.

Genel esaslar

MADDE 19

………………

 

(6) Bankalar yurt dışından kullanılan kredilerin bu Genelgenin 14 üncü maddesinde belirtilen genel kurallara uyumunu kontrol etmekle yükümlüdür.

 

Bu çerçevede, yurt dışından firma hesabına transfer edilen 50.000 ABD doları veya üzerindeki transfer sebebi belirlenemeyen tüm döviz tutarlarının kredi olup olmadığının tespiti amacıyla ilgili firmadan yazılı beyan alınır.

 

 

Yazılı beyanın alınması bankaların bu maddenin beşinci fıkrası uyarınca yurt dışından gönderilen bedellere ilişkin SWIFT mesajlarında Türkçe veya yabancı bir dilde söz konusu bedelin kredi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunup bulunmadığını kontrol etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Alınacak yazılı beyanda “kredi” ifadesinin yurt dışında bulunan ortaklardan alınan borçları da kapsadığı açıkça belirtilir.

 

Yurt dışından gelen transfere ilişkin firmanın yazılı beyan sunmaması halinde transfer işlemi tamamlanmaz ve iade işlemi gerçekleştirilir.

 

 

 

Yurt dışından gelen transfere ilişkin firmanın yanıltıcı yazılı beyanda bulunduğunun tespiti halinde Bakanlığa bildirimde bulunulur.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Bülten: 2019-71 Alacak ve Borç Senetleri Reeskont İşlemlerinde Uygulanacak Faiz Oranı Yeniden Belirlendi

Bilindiği üzere 213 sayılı Kanunun 281’inci maddesinde; “Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi uygulanır.

Bankalar ve bankerler ile sigorta şirketleri alacaklarını ya Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile değerleme günü kıymetine irca ederler.” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanunun 285’inci maddesinde de “Borçlar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Vadesi gelmemiş olan senede bağlı borçlar değerleme günü kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde senette faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddinde bir faiz uygulanır.

Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri borçlarını, Cumhuriyet Merkez Bankasına resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddiyle, değerleme günü kıymetine irca ederler.

Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tâbi tutmak zorundadırlar.” hükmü bulunmaktadır.

Buna göre, 213 sayılı Kanun uyarınca vadesi gelmemiş olan alacak ve borç senetlerinin reeskonta tâbi tutulması mümkün olup, bir ödeme aracı olarak kullanılmakla beraber yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler çerçevesinde vergi uygulamaları bakımından vadeli çekler için de reeskont uygulamasından yararlanılması mümkündür.

Diğer taraftan 11/10/2019 tarih ve 30915 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği ile 11/10/2019 tarihinden geçerli olmak üzere, vadesine en çok 3 ay kalan senetler karşılığında yapılacak reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık %17,25; avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı ise yıllık %18,25 olarak yeniden belirlenmiştir.

Bu durumda, geçici vergi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde 11/10/2019 tarihinden itibaren reeskont hesaplanmasında uygulanacak faiz oranının yıllık %18,25 olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Değişiklik ve yürürlük tarihleri itibariyle Reeskont ve Avans İşlemlerinde Uygulanan T.C. Merkez Bankası Faiz Oranları tablosu aşağıdaki gibidir.

Yürürlük Tarihi Reeskont İşlemlerinde 
Uygulanan İskonto Oranı (%)
Avans İşlemlerinde 
Uygulanan Faiz Oranı (%)
01.01.1990 40 45
20.09.1990 43 48,25
23.11.1990 45 50,75
15.02.1991 48 54,50
27.01.1994 56 65
21.04.1994 79 98
12.07.1994 70 85
27.07.1994 63 75
01.10.1994 55 64
10.06.1995 52 60
01.08.1995 50 57
02.08.1997 67 80
30.12.1999 60 70
17.05.2002 55 64
14.06.2003 50 57
08.10.2003 43 48
15.06.2004 38 42
13.01.2005 32 35
25.05.2005 28 30
20.12.2005 23 25
20.12.2006 27 29
28.12.2007 25 27
09.04.2009 19 20
12.06.2009 18 19
22.12.2009 15 16
30.12.2010 14 15
29.12.2011 17 17,75
19.06.2012 16 16,50
20.12.2012 13,50 13,75
21.06.2013 9,50 11
27.12.2013 10,25 11,75
14.12.2014 9 10,50
31.12.2016 8,75 9,75
29.06.2018 18,50 19,50
11.10.2019 17,25 18,25

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-2 İhraç kayıtlı alınan mala ilişkin ÖTV’nin Ba-Bs formuna dahil edilmesi gerektiği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 11395140-105-71915 23.01.2019
Konu : İhraç kayıtlı alınan mala ilişkin ÖTV’nin Ba-Bs formuna dahil edilip edilmeyeceği  
İlgi : … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; ihraç kayıtlı mal alışlarınızda 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 8 inci maddesinin 2 nci bendine göre ödenmeyen özel tüketim vergisi tutarının Ba formu düzenlenirken matraha dahil edilip edilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun;

(8/2) maddesinde, ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara teslim edilen mallara ait ÖTV’nin, mükelleflerce ihracatçılardan tahsil edilmemesi şartıyla, bu mükelleflerin talebi üzerine vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunacağı, söz konusu malların ihracatçıya teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde tecil edilen verginin terkin olunacağı hükme bağlanmış olup, bu düzenlemenin uygulama usul ve esasları, Kanuna ekli her bir liste itibariyle, Özel Tüketim Vergisi Uygulama Genel Tebliğlerinde belirlenmiştir.

Bu bağlamda, mezkûr uygulama kapsamında yapılan teslimlere ilişkin olarak hesaplanan ÖTV, öngörülen usul ve esaslar (şartlar) dahilinde, öncelikle tecil edilmekte, sonrasında da yine öngörülen şartların sağlanmasına bağlı olarak terkin edilmekte olup, mezkûr madde hükmü ve ilgili ikincil mevzuattan da anlaşılacağı üzere söz konusu terkin işlemi şarta bağlı bir işlem mahiyetindedir.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmelerine yönelik usul ve esaslar 350, 362, 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur. Söz konusu yükümlülüğün, 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri ise 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde açıklanmıştır.

Anılan Tebliğin (1.2.2.) numaralı bölümünde; “Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” nun Tablo II alanında bildirilecektir.

Söz konusu hadlerin uygulanmasında, özel matrah şekline tabi mal ve/veya hizmet alış/satışlarında katma değer vergisi, özel tüketim vergisine tabi işlemlerde ise özel tüketim vergisi dâhil tutarlar dikkate alınacaktır.” açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; form Ba-Bs bildirimlerinizde özel tüketim vergisi dahil tutarı dikkate almanız gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE VUK 2019-1 KDV indiriminden çıkarılan SMİYB niteliğindeki faturaya ilişkin Form Ba bildiriminde düzeltme yapılması gerektiği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

GAZİANTEP VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Müdürlüğü

Sayı

:

72788441-105-7317

28.01.2019

Konu

:

KDV indiriminden çıkarılan SMİYB niteliğindeki faturaya ilişkin Form Ba bildiriminde düzeltme yapılıp yapılamayacağı hk.

 

İlgi :

… tarih ve … sayılı özelge talebiniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; “Mükellefiyetinizin bağlı olduğu … Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğin “IV/E” bölümünün (3.5.) ve (4.5.) numaralı maddelerine istinaden şirketiniz hakkında sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin tespit yapıldığı, söz konusu işlemin 2014/08 döneminde almış olduğu mala ilişkin olduğu ve düzenlenen faturaya ait tutarın şirketin kredi kartıyla ödendiği, ilgili Tebliğe göre faturada yer alan KDV’yi indiriminden çıkararak ilgili dönem KDV beyannamesini düzelttiği, ancak bu duruma ilişkin Form Ba bildiriminde düzeltme yapılıp yapılmayacağı” hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29/1 inci maddesinin (a) bendinde; “Mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, …”, aynı Kanunun 34/1 inci maddesinde; “Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği” belirtilmektedir.

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (b) bendinde; “Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 227 nci maddesinde; bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburi olduğu229-242 nci maddelerinde de bu Kanuna göre düzenlenmesi ve alınması gereken vesikalara ait hükümlerine yer verilmiştir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirimleri verme yükümlülüğüne yönelik uyulacak usul ve esaslar sırasıyla 350, 362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur.

 

Söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uyulacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile yeniden belirlenmiştir.

 

Buna göre, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ’in;

(1.2.1.) numaralı maddesinde, “bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne bakılmaksızın (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi ve yolcu bileti gibi) Form Ba ve Form Bs bildirimine dâhil edilecektir.”,

(1.2.2.) numaralı maddesinde, “mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları “Mal ve Hizmet Satımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)”nun Tablo II alanında bildirilecektir.”,

(2.1.) numaralı maddesinde, “yükümlülük kapsamındaki mükelleflerin mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirilmesi gerekmektedir. Mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemler, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenir.”,

(2.2.1.) numaralı maddesinde, “mükellefler söz konusu bildirim formlarını, aylık dönemler halinde düzenlemek ve takip eden ayın birinci gününden itibaren son günü akşamı saat 24:00’e kadar sistem üzerinden onaylamak suretiyle göndermekle yükümlüdürler.“,

(4.1.) numaralı maddesinde, “bildirim formlarını bu Tebliğde belirlenen süreler içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca cezai işlem uygulanacaktır. Söz konusu cezai işlemin uygulamasında, Ba ve Bs bildirim formları tek bir form olarak değerlendirilecek ve tek özel usulsüzlük cezası kesilecektir.”,

(4.2.1.) numaralı maddesinde, “mükellefler elektronik ortamda gönderip onayladıktan sonra, bildirimlerinde hata veya eksiklik bulunduğunu tespit etmeleri halinde, bunları yeniden düzenleyerek göndermek suretiyle düzeltme yapabilirler. Ba ve Bs bildirim formlarından herhangi birinde hata yapıldığının belirlenmesi halinde, sadece hata yapılan bildirim formunun düzeltilerek gönderilmesi gerekmektedir.”,

(4.2.2.) numaralı maddesinde, “düzeltme işlemlerinde, hatalı veya eksik olarak düzenlenmiş bulunan bildirim formları tamamen iptal edilmekte ve düzeltmeleri içerecek şekilde düzenlenerek verilen bildirim formu geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla, düzeltme amacıyla düzenlenen bildirim formlarının, daha önce bildirimde bulunulmamış gibi tüm alış-satış bilgilerini içerecek şekilde doldurulması gerekmektedir.”,

(4.2.3.) numaralı maddesinde, “bildirimlerin verilme süresi içerisinde yapılan düzeltmelerde herhangi bir ceza uygulanmayacak olup, bu süre geçtikten sonra yapılan düzeltmelerde ise, düzeltilen her bir form için ayrı ayrı olmak üzere Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca işlem yapılacaktır.”

şeklinde belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar göre; mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilmeleri için, öncelikle bahsi geçen belgelerin gerçeği yansıtması ve kanuni defterlere kaydedilmesi gerekmektedir. Bu durumda haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme veya kullanma tespiti bulunan mükellefler, yasal defter ve belgelerine kaydettiği mal ve/veya hizmet alışına ilişkin düzenlenen faturanın KDV tutarını ilgili dönem KDV beyannamesinden tenzil etmek suretiyle KDV beyannamesini düzeltmeleri halinde, söz konusu faturaya ait tutarın ilgili dönem Form Ba bildiriminden de çıkarılarak, bildirim formunun ilgili Genel Tebliğde belirlenen usul ve esaslara göre düzeltilmesi gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesi rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE ÖTVK 2019-5 Bilanço esasına tabi ferdi işletmenin aktif ve pasifiyle birlikte limited şirkete dönüştürülmesi halinde, aktifinde bulunan (C) plakalı servis ve (T) plakalı ticari taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde kullanılan araçların limited şirketin aktifine alınıp alınmayacağı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Gelir Kanunları KDV ve ÖTV Grup Müdürlüğü

Sayı

:

84974990-135[KDV4/I/Geç.7-2017/5]-14963

11.01.2019

Konu

:

Bilanço esasına tabi ferdi işletmenin aktif ve pasifiyle birlikte limited şirkete dönüştürülmesi halinde, aktifinde bulunan (C) plakalı servis ve (T) plakalı ticari taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde kullanılan araçların limited şirketin aktifine alınıp alınmayacağı hakkında.

İlgi

:

29/05/2017 tarih ve 501589 sayılı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; bilanço esasına tabi ferdi işletme olduğunuz ve ferdi işletmenizi aktif ve pasifiyle birlikte limited şirkete dönüştürmek istediğiniz belirtilerek;

-Aktifinizde bulunan (C) plakalı servis ve (T) plakalı ticari taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde kullandığınız araçlarınızın, işletmenizin limited şirkete dönüşmesi halinde şirketin aktifine alınıp alınamayacağı,

-4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanarak ilk iktisap ettiğiniz ticari yolcu taşımacılığında kullanılan taşıtların, limited şirkete dönüşmeniz halinde, ilk iktisap tarihinden itibaren üç yıl geçmeden bir başkasına devir olarak değerlendirilip bu devir nedeniyle ÖTV aranıp aranmayacağı,

-Söz konusu ticari plakalar ve bu plakaların takılı olduğu taşıtların devri nedeniyle herhangi bir fatura düzenleyip düzenlemeyeceğiniz ve

-İşletmenizin limited şirkete dönüşümü işleminin vergi kanunları karşısındaki durumu

hakkında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.

1. GELİR  VERGİSİ YÖNÜNDEN:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin son fıkrasında, faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle birinci fıkrada yazılı hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı ve bunlara ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, maddenin ikinci fıkrasında, bu maddede geçen “elden çıkarma” deyiminin mal ve hakların satılmasını, bir ivaz karşılığında devir ve temlikini, trampa edilmesini, takasını, kamulaştırılmasını, devletleştirilmesini, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devralan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.) halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacağı ve vergileme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, anılan 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde belirtilen şartlar dahilinde ferdi işletmenizin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması halinde bu devir nedeniyle değer artışı kazancı hesaplanmayacak ve vergileme yapılmayacaktır.

2. ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesinde, ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.02 ve 87.03 tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtlarla yapılan şehiriçi taksi, dolmuş, servis, minibüs, midibüs ve otobüs taşımacılığı faaliyeti (araç kiralama, özel yolcu transferi ve benzeri hizmet ifası faaliyetleri hariç) ile 8701.20 ve 87.04 tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtlarla yapılan ticari yük taşımacılığı faaliyeti dolayısıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan ve bu faaliyetini ilgili mevzuatta öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek ve yetkilendirilmek suretiyle maliki olduğu taşıtlar vasıtasıyla icra eden gerçek ve tüzel kişiler tarafından, söz konusu faaliyetler kapsamında kullanılan taşıtların yenilenmesi amacıyla, aynı tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtların (87.03 tarife pozisyon sırası kapsamındaki; yarış arabaları, arazi taşıtları, ATV olarak adlandırılan üç veya dört tekerlekli taşıtlar, motorlu karavanlar ile motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçen binek otomobilleri hariç) bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 30/6/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iktisabı ÖTV’den müstesna tutulmuştur.

Anılan maddenin ikinci fıkrasında, bu düzenlemeden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih (7/9/2016) itibariyle maliki olunan, trafik tescil kuruluşlarınca ticari yolcu veya yük taşımacılığında kullanılmak üzere kayıt ve tescil edilmiş her bir taşıt bakımından aynı cins bir taşıtın ilk iktisabında yararlanılacağı, dördüncü fıkrasında, bu madde hükmüne göre iktisap edilen taşıtın, ilk iktisap tarihinden itibaren üç tam yıl geçmeden, veraset yoluyla intikaller hariç, devri hâlinde adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ticari yolcu veya yük taşımacılığı faaliyetinden çekilmesi (hurdaya çıkarılması hariç) hâlinde ise bu madde hükmünden yararlanandan, taşıtın ilk iktisabındaki matrah esas alınarak, devir veya ticari taşımacılık faaliyetinden çekilme tarihindeki oran üzerinden hesaplanan özel tüketim vergisinin alınacağı hükme bağlanmıştır.

Söz konusu istisna uygulamasının usul ve esaslarına ilişkin açıklamalara Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (VI/E) bölümünde yer verilmiştir.

Mezkûr Tebliğin söz konusu bölümünde belirtildiği üzere, bahse konu istisna uygulamasından, esas itibariyle, taksi, dolmuş, servis, minibüs, midibüs ve otobüsle şehiriçi yolcu taşımacılığı faaliyeti ile yarı römorklar için çekici, kamyon ve kamyonetle ticari yük taşımacılığı faaliyeti dolayısıyla 6745 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 7/9/2016 tarihi itibariyle gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan ve bu faaliyetini ilgili mevzuatında öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek ve yetkilendirilmek suretiyle maliki olduğu taşıtlar vasıtasıyla icra edenler yararlanabilmektedir.

Bunun yanı sıra, bu madde hükmüne göre iktisap edilen taşıtın, ilk iktisap tarihinden itibaren üç tam yıl geçmeden, veraset yoluyla intikaller hariç, devri halinde adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ticari yolcu veya yük taşımacılığı faaliyetinden çekilmesi (hurdaya çıkarılması hariç) halinde ise bu madde hükmünden yararlanandan, taşıtın ilk iktisabındaki matrah esas alınarak, devir veya ticari taşımacılık faaliyetinden çekilme tarihindeki oran üzerinden hesaplanan özel tüketim vergisi alınmaktadır.

Buna göre, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesi kapsamında istisnadan faydalanarak iktisap etmiş olduğunuz (C) ve (T) ticari plakalı taşıtların ilk iktisap tarihinden itibaren üç tam yıl geçmeden limited şirkete devri halinde, adına kayıt ve tescil işlemi yapılan limited şirket tarafından, söz konusu taşıtların ilk iktisabındaki matrah ile devir tarihindeki oran esas alınarak hesaplanan ÖTV’nin beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

3. VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat edici kağıtlar” başlıklı 227 nci maddesinde “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almaktadır.

Mezkûr Kanunun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde de, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla, kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin sattıkları emtia veya yaptıkları iş için fatura vermek, satın aldıkları emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve almak zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, ferdi işletmenizin sermaye şirketine devredilmesi durumunda, kayıtların tevsiki açısından ferdi işletmenizin aktifinde kayıtlı bulunan iktisadi kıymetlerin, fatura düzenlenmek suretiyle devredilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE ÖTVK 2019-4 6745 Sayılı Kanunla İhdas Edilen Ticari Taşıtların Yenilenmesinde 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun Geçici 7 nci Maddesinde Düzenlenen İstisna Uygulamasından Yararlanıp Yararlanılamayacağı hk.

T.C.

ADIYAMAN VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

88409335-135-E.8386

31.05.2019

Konu

:

6745 Saylı Kanunla İhdas Edilen Ticari Taşıtların Yenilenmesinde 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun Geçici 7 nci Maddesinde Düzenlenen İstisna Uygulamasından Yararlanıp Yararlanılamayacağı hk.

 

 

İlgi

:

18.05.2018 tarih ve 6923 evrak kayıt numaralı özelge talebiniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, … SGK İl Müdürlüğü nezdinde “nakliye” faaliyetiniz nedeniyle işveren kaydınızın bulunduğu ve nakliyecilik faaliyeti dolayısıyla Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca düzenlenmiş K1 yetki belgesini haiz olduğunuz, ancak ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde 7/9/2016 tarihi itibarıyla nakliyecilik faaliyetine ilişkin mükellefiyet kaydınızın bulunmadığı hususlarından bahisle, Firmanıza ait …, …, … ve … plakalı yarı römorklar için çekicilerin yenilenmesi amacıyla 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Defterdarlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

ÖTV Kanununun geçici 7 nci maddesine göre, Kanuna ekli (II) sayılı listenin 87.02 ve 87.03 tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtlarla yapılan şehiriçi taksi, dolmuş, servis, minibüs, midibüs ve otobüs taşımacılığı faaliyeti (araç kiralama, özel yolcu transferi ve benzeri hizmet ifası faaliyetleri hariç) ile 8701.20 ve 87.04 tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtlarla yapılan ticari yük taşımacılığı faaliyeti dolayısıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan ve bu faaliyetini ilgili mevzuatta öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek ve yetkilendirilmek suretiyle maliki olduğu taşıtlar vasıtasıyla icra eden gerçek ve tüzel kişiler tarafından, söz konusu faaliyetler kapsamında kullanılan taşıtların yenilenmesi amacıyla, aynı tarife pozisyon sıraları kapsamındaki taşıtların (87.03 tarife pozisyon sırası kapsamındaki; yarış arabaları, arazi taşıtları, ATV olarak adlandırılan üç veya dört tekerlekli taşıtlar, motorlu karavanlar ile motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçen binek otomobilleri hariç) bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 30/6/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iktisabı vergiden müstesnadır.

Anılan maddenin ikinci fıkrasında, bu düzenlemeden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla maliki olunan, trafik tescil kuruluşlarınca ticari yolcu veya yük taşımacılığında kullanılmak üzere kayıt ve tescil edilmiş her bir taşıt bakımından, aynı cins bir taşıtın ilk iktisabında yararlanılabileceği hükme bağlanmıştır.

Söz konusu istisna uygulamasının usul ve esaslarına ilişkin açıklamalara Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (VI/E) bölümünde yer verilmiştir.

Anılan Tebliğin,

– (VI/E/1.1.1.) bölümünde, söz konusu istisna uygulamasından yarı römorklar için çekici, kamyon ve kamyonetle ticari yük taşımacılığı faaliyeti dolayısıyla 7/9/2016 tarihi itibariyle gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan ve bu faaliyetini ilgili mevzuatında öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek ve yetkilendirilmek suretiyle maliki olduğu taşıtlar vasıtasıyla icra edenlerin yararlanabileceği,

– (VI/E/1.1.3.2.) bölümünde, maliki oldukları yarı römorkler için çekici, kamyon veya kamyonetlerle ticari yük ve eşya taşımacılığı faaliyetiyle iştigal eden gerçek ve tüzel kişilerin, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yaptıkları faaliyete uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesini haiz olmalarının şart olduğu ve  söz konusu belgenin ekindeki taşıt belgesinde, yenilemeye konu taşıt veya taşıtlara ilişkin bilgilerin bulunması gerektiği; taşıt belgesine kaydedilmeyen taşıtlar için istisna uygulamasından yararlanılmasının mümkün bulunmadığı; söz konusu yetki belgelerine sahip olunsa dahi, ticari olarak yük veya eşya taşımacılığında kullanılmayan bir taşıt dolayısıyla istisnadan yararlanılamayacağı

açıklanmıştır.

Buna göre, bahse konu istisna uygulaması kapsamında yenilemek istediğiniz taşıtlarınızla icra ettiğinizi belirttiğiniz nakliyecilik faaliyetinizin, 7/9/2016 tarihi itibarıyla sürekli gelir getirici mahiyette ve devamlılık arz edecek şekilde yapıldığının bağlı bulunduğunuz vergi dairesince tespit edilmesi halinde, diğer şartları da taşımanız kaydıyla, Özel Tüketim Vergisi Kanununun geçici 7 nci maddesi uygulamasından yararlanmanız mümkün olabilecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”