ÖZELGE GVK 2019-9 Geçici kabul tutanağı onay tarihinden sonra yapılan hakediş ödemesinde tevkifat hakkında

 

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Trabzon Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

 
Sayı : 26468226-120[ÖZG-6-2019]-E.87125 13.11.2019
Konu : Geçici kabul tutanağı onay tarihinden sonra yapılan hakediş ödemesinde tevkifat  
İlgi : 05/02/2019 tarih ve 14409 kayıt sayılı özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun ve eklerinin incelenmesinden, 18.06.2018 tarihinde düzenlenen sözleşme ile … tarafından ihale edilen inşaat taahhüt işinin tarafınızca üstlenildiği, sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 18.12.2018 olmasına rağmen ödenek yetersizliği sebebiyle ödemenin 2019 yılında yapılması uygun görülerek 21.01.2019 tarihinde gerçekleştirilen hakediş ödemesinden % 3 oranında vergi kesintisi hesaplandığı, ancak daha evvel sari olur alınmasına rağmen işin bitim tarihinin yalnızca 13 gün uzatılarak 31.12.2018 olarak kabul edildiği belirtilerek, söz konusu işin yıllara sari olarak kabul edilip edilemeyeceği ile hakediş ödemelerinin hangi yıl kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerektiği hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinde; “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir.” hükmü yer almaktadır.

Bir işin Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için faaliyet konusunun inşaat ve onarma işi olması, inşaat ve onarma işinin birden fazla takvim yılına sirayet etmesi, inşaat ve onarma işinin taahhüde bağlı olarak yapılması şartlarının bir arada aranılması gerekmektedir.

Aynı Kanunun “İnşaat ve onarma işlerinde işin bitimi” başlıklı 44 üncü maddesinde de, inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin bitim tarihi olarak kabul edileceği ve bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılatın, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Ayrıca, anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kuruluşların aynı maddede bentler halinde sayılan ödemeleri yapmaları halinde bu ödemeler üzerinden tevkifat yapacakları hüküm altına alınmış olup; aynı maddenin (3) numaralı bendinde, bu Kanunun 42 nci maddesi kapsamına giren işler dolayısıyla bu işleri yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden sorumlularca gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür. Söz konusu tevkifat oranı bu maddedeki yetkiye dayanılarak, 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %3 olarak belirlenmiştir.

Özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; tarafınızca 18.06.2018 tarihli sözleşme ile üstlenilen inşaat taahhüt işine ilişkin olarak süre uzatımı yapılarak 31.12.2018 tarihinde geçici kabul tutanağının onaylandığı, ödemelere ilişkin düzenlenen son hakediş raporunun ise 21.01.2019 tarihinde diğer bir ifade ile geçici kabulden sonra düzenlendiği, bu işe ilişkin faturanın da tarafınızca 21.01.2019 tarihinde tanzim edildiği anlaşılmıştır.

Buna göre, 18.06.2018 tarihinde başlayıp 31.12.2018 tarihinde geçici kabul tutanağının onaylanması ile sona eren inşaat işinin aynı yıl içerisinde başlayıp bitirilmesinden dolayı yıllara sari inşaat işi olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamakta olup, geçici kabul tutanağının onaylanmasından sonra 21.01.2019 tarihinde düzenlenen ve geçici kabulden önceki tarihlerde yapılan işlere ait hakediş belgelerine istinaden yapılan ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/3 maddesi gereği vergi kesintisi yapılmaması ve söz konusu hakediş ödemesinin elde edildiği dönem kazancına dahil edilmek suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2019-8 Altın yatırım fonlarına altın cinsinden katılan yatırımcıların elde ettikleri kazançlarının vergilendirilmesi hakkında

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 
Sayı : 62030549-120[Geç.67-2018/1337]-E.1009109 21.11.2019
Konu : Altın yatırım fonlarına altın cinsinden katılan yatırımcıların elde ettikleri kazançlarının vergilendirilmesi  
İlgi : 21/11/2018 tarih 5592506 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; şirketinizin “Kızılaya Destek Altın Katılım Fonu” adı altında altın yatırım fonu kurmak üzere Sermaye Piyasası Kuruluna başvuruda bulunduğu, şirketinizin bu fonun yönetiminden elde edeceği yönetim ücretini Kızılay ile paylaşacağı, söz konusu fonun katılma belgelerinin altın birim cinsinden veya altının o günkü karşılığı olan TL cinsinden alım satımının yapılabileceği belirtilerek, altın yatırım fonlarına altın cinsinden katılan yatırımcıların altın cinsinden elde ettikleri kazançlarının vergilendirilmesi hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında,

” Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla

  1. a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark,
  2. b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark,
  3. c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),
  4. d) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler Üzerinden % 15 oranında vergi tevkifatı yaparlar.

Üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı ile ilgili olarak birden fazla alım satım işlemi yapılması halinde tevkifatın gerçekleştirilmesinde bu işlemler tek bir işlem olarak dikkate alınır. Aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı alım satımından doğan zararlar takvim yılı aşılmamak kaydıyla izleyen dönemlerin tevkifat matrahından mahsup edilir. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracının alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınarak tevkifat matrahı tespit edilir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracının yabancı bir para cinsinden ihraç edilmiş olması halinde ise tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmaz.” hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili olarak 30/12/2005 tarihli ve 26039 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 257 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin,

-“2.4.1. Alım-satım işlemlerinde tevkifat matrahı” başlıklı bölümünde,

“Alım-satım işlemlerinde tevkifat matrahı alış bedeli ile satış bedeli arasındaki tutar olacaktır. Alış ve satış işlemleri sırasında ödenen komisyonlar ile banka ve sigorta muameleleri vergisi tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak olup, bu giderler dışında başkaca bir giderin tevkifat matrahının tespitinde indirim konusu yapılması söz konusu değildir.

Tevkifat matrahının tespitinde aşağıda yapılan açıklamaların da dikkate alınması gerekmektedir.”,

– “2.4.1.8. Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçları” başlıklı bölümünde;

“Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına ilişkin işlemlerde, tevkifat matrahının tespitinde alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Yeni Türk Lirası karşılıkları esas alınacaktır.”,

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; altın yatırım fonlarına altın cinsinden katılan yatırımcıların altın cinsinden elde etmiş oldukları gelirlerde tevkifat matrahının tespitinde kur farkı dikkate alınmayacktır.

Dolayısıyla, şirketinizce tevkifat matrahının hesabında altın cinsinden işlem gören katılma belgelerinin alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Türk Lirası karşılıklarının dikkate alınmaması, altın olarak elde edilen kazancın (satış bedeli-alış bedeli) satış tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan tutar üzerinden tevkifat yapılması gerekmektedir.

Yatırım fonu katılma belgelerinin dövize, altına veya başka bir değere endeksli  olarak işlem görmesi halinde ise bu katılma belgelerinin alım-satımına ilişkin işlemlerde tevkifat matrahının tespitinde alış ve satış bedeli olarak işlem tarihindeki Türk Lirası karşılıkları başka bir deyişle kur farkı dikkate alınacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2019-7 İnternet üzerinden verilen reklam hizmetlerinin vergilendirilmesi hakkında

 

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı

(Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü)

 

 
Sayı : 50426076-120[37-2019/20-727]-E.129069 13.11.2019
Konu : İnternet üzerinden verilen reklam hizmetlerinin vergilendirilmesi  
İlgi : a) 21.01.2019 tarih ve 14088 kayıt numaralı özelge talep formunuz.

b) 21.01.2019 tarih ve 14086 kayıt numaralı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızın incelenmesinden; internet ortamında verilen reklam hizmetlerinden (Youtuber) gelir elde ettiğiniz, başka gelirinizin olmadığı, ödemelerin Google firması tarafından yapıldığı belirtilerek, internet ortamında reklam hizmeti veren veya bu hizmetin verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemeler üzerinden stopaj yapılmasına yönelik 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan düzenleme çerçevesinde söz konusu gelirinizle ilgili olarak mükellefiyet kaydınızın devam etmesinin gerekip gerekmediği ve gelirinizin nasıl beyan edileceği hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.

Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin “ticari faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin “ticari faaliyet” sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Öte yandan, mezkur Kanunun;

-85 inci maddesinde, mükelleflerin, Kanunun 2 nci maddesinde yazılı kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça yıllık beyanname verecekleri, bu Kanuna göre beyanı gereken gelirlerin yıllık beyannamede toplanmasının zorunlu olduğu,

-94 üncü maddesinde ise, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı ile zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,

-123 üncü maddesinde de, tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergilerin, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirileceği, indirilecek miktarın gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından fazla olması halinde, fazla olan tutarın indirim konusu yapılamayacağı, vergi indiriminin yapılabilmesi için yabancı memlekette ödenen vergilerin gelir üzerinden alınan şahsi bir vergi olması ve yabancı memlekette vergi ödendiğinin yetkili makamlardan alınan ve mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan memleketin aynı mahiyetteki temsilcileri tarafından tasdik olunan vesikalarla tevsik edilmesi gerektiği

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 19/12/2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18/12/2018 tarihli ve 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında ve Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılanlara internet ortamında verilen reklam hizmetleri vergi kesintisi kapsamına alınarak, bu hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılması gerektiği yönünde düzenleme yapılmış olup, söz konusu Karar ile ilgili açıklamaların yer aldığı 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “15.3.11.1.1. İnternet ortamında verilen reklam hizmetlerine ilişkin ödemeler üzerinden yapılacak vergi kesintisi” başlıklı bölümünde;

“…..

Ayrıca, internet ortamında reklam hizmeti veren veya bu hizmetlerin verilmesine aracılık eden gerçek kişilere yapılan ödemelerde vergi kesintisi oranı %15 olarak uygulanacaktır. Söz konusu vergi kesintisi uygulamasında gerçek kişinin tam veya dar mükellef olmasının bir önemi bulunmamaktadır.

İnternet ortamında reklam hizmeti veren veya bu hizmetlerin verilmesine aracılık edenlerin mükellef olup olmadığına bakılmaksızın, bu hizmetlere ilişkin ödemelerden vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

…..”

açıklamaları yer  almaktadır.

Buna göre, gerçek kişilerce internet ortamında reklam hizmeti verilmesi yahut reklam hizmeti verilmesine aracılık edilmesi halinde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre vergi kesintisi yapmakla sorumlu olup reklam hizmeti alanlar tarafından söz konusu gerçek kişilere yapılacak ödemeler üzerinden % 15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılacak olup, şahsınıza ait internet sitesi alanında (Youtube) yayınlanan reklamlar nedeniyle Google firmasınca tarafınıza yapılan ödemelerin ise 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre vergi kesintisine tabi olan ödemeler kapsamında değerlendirilmesi söz konusu değildir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; şahsınıza ait internet sitesi alanında yayınlanan reklamlardan dolayı Google firması tarafından adınıza yapılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesine göre ticari kazanç olarak değerlendirilmesi, mevcut gelir vergisi mükellefiyet kaydınız devam ettirilerek söz konusu gelirinizin Gelir Vergisi Kanununun 85 inci maddesine göre yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, yurtdışında şahsi gelir vergisi ödemeniz halinde bu vergilerin ödendiğinin Kanunda belirtilen şekilde tevsik edilmesi şartıyla, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsubu mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE GVK 2019-6 Birleşme dolayısıyla işvereni değişen personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hakkında

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Gelir Kanunları Gelir Ve kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 
Sayı : 50426076-120[37-2019/20-727]-E.129069 25.09.2019
Konu : Birleşme dolayısıyla işvereni değişen personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi  
İlgi : 26/12/2017 tarih ve 2310415 sayılı özelge talep formu.  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … A.Ş. ile … San. ve Tic. Ltd. Şti. nin tasfiyesiz infisah yoluyla tüm aktif ve pasifleri ile birlikte kül halinde devralınmak suretiyle birleştiği, söz konusu birleşme neticesinde … San. ve Tic. A.Ş.’nin kurulduğu, personelin de yeni kurulan şirkette çalışmaya devam ettiği belirtilerek, söz konusu personelin ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde, daha önce çalıştıkları şirketten elde ettikleri ücret gelirlerine ilişkin kümülatif matrahın yeni kurulan şirkette elde edecekleri ücret matrahı ile ilişkilendirilmesinin gerekip gerekmediği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez…” hükmüne,  62 nci maddesinde, “İşverenler hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.”  hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 86 ncı  maddesinde ise “Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

1- Tam mükellefiyette

  1. b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplam 103’üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)…” hükmü yer almıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, … A.Ş.nin … San. ve Tic. Ltd. Şti. ile birleşmesi sonucu kurulan … San. ve Tic. A.Ş. de çalışan personel açısından, birleşme sonucu oluşan şirkette personelin çalışmaya devam ettiğinin kabulü ve söz konusu personelin eski şirketten elde ettikleri ücret gelirleri ile yeni kurulan şirkette elde ettikleri ücret gelirlerinin toplamının aynı işverenden elde edilen ücretler olarak Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinde belirtilen oranlar uygulanmak suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-10 Döviz kazandırıcı faaliyetler kapsamında sözleşme damga vergisi hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 90792880-155.14.02[5562]-E.272719 16.08.2019
Konu : Döviz kazandırıcı faaliyetler kapsamında sözleşme damga vergisi hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı tarafından şirketinize ihale edilen “… Tıbbi Donanım, Malzeme ve Mobilya Alım İşi”ne ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin döviz kazandırıcı faaliyet kapsamında damga vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği; 8 inci maddesinde, bu Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu; Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/9 fıkrasında, resmi dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmelerin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun (6728 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile değişik) ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihracat ve ihracata ilişkin işlemler; ikinci fıkrasında ise diğer döviz kazandırıcı faaliyetler sayılmıştır.

Özelge talep formunuz ekinde yer alan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Şirketiniz arasında düzenlenen …/…/2018 tarihli sözleşmenin incelenmesinden, sözleşmenin konusunun İdarenin ihtiyacı olan ve miktarı belirtilen ve teknik özellikleri teknik şartnamede düzenlenen, “… Donanım, Malzeme Ve Mobilya Alım İşi”ne ait ihale dokümanı ile bu sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde yüklenici tarafından temini ve idareye teslimi işi olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 488 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinde, istisna uygulanacak ihracat ve ihracata ilişkin işlemler ile diğer döviz kazandırıcı faaliyetler sayılmış olup bu işlemler kapsamında bulunmadığı anlaşılan özelge talep formunuz eki sözleşmeye ek 2 nci madde kapsamında damga vergisi istisnası uygulanması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-9 Gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen ihracatçı beyanının damga vergisine tabi olup olmadığı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2018/95]-E.569167 11.07.2019
Konu : Gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen ihracatçı beyanının damga vergisine tabi olup olmadığı hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, 30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Alınan İlave Gümrük Vergilerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde (İthalat 2017/4), Tebliğ ekinde ithal edilen eşyalar için yurt dışında düzenlenen, ürünün menşeini ve üreticisi olan firma ile firmanın yerleşik olduğu ülkeyi belirten, menşe ispatı gerektiğinde beyanı destekleyici tüm kanıtların sağlanacağını taahhüt eden bir deklarasyon olduğu belirtilen “İhracatçı Beyanı” adlı bir kağıdın bulunduğu, imzalanacak söz konusu beyanın damga vergisine tabi olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği; 2 nci maddesinde, vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “III. Ticari işlemlerde kullanılan kağıtlar” başlıklı bölümünün 2-a fıkrasında ise, menşe ve mahreç şahadetnamelerinin maktu damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 25/3/2014 tarih ve 2014/1 sayılı Genelgesinde, “EUR.1 ve EUR.MED Dolaşım Belgeleri, Form A belgeleri, EUR.MED Fatura Beyanları, Fatura Beyanları, Menşe Beyanları ve Tedarikçi Beyanları”nın menşe ispat belgesi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 30/12/2017 tarih 30286 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “İthalatta Alınan İlave Gümrük Vergilerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”inde;

2 – (1) İlave gümrük vergisi kapsamındaki eşyanın A.TR dolaşım belgesi eşliğinde ülkemize ithalinde Avrupa Birliği veya Türk menşeli olduğunu gösteren bir örneği ekte yer alan “İhracatçı Beyanı”, ithalatçı tarafından gümrük beyannamesinin ekinde gümrük idaresine ibraz edilmesi halinde ilave gümrük vergisi alınmaz.

(2) Gümrük beyannamesi ekinde gümrük idaresine menşe şahadetnamesi veya tedarikçi beyanı ibraz edilmesi halinde “İhracatçı Beyanı” aranmaz.

(3) İhracatçı Beyanı kapsamında gelen eşyanın menşeine ilişkin ciddi ve somut gerekçelere dayanan şüphe olması halinde, söz konusu belgelerin gerçekliğine ilişkin ilgili ülke nezdinde yerinde inceleme dahil her türlü kontrol ve doğrulama yapılabilir. Ancak, ihracatçı firmanın işbirliğine gelmemesi durumunda, menşe şahadetnamesi istenilmesine karar verilebilir.

düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu çerçevede, Ticaret Bakanlığınca, tedarikçi beyanında olduğu gibi “İhracatçı beyanı” başlıklı kağıdın da menşe ispat belgesi olarak değerlendirilmesi halinde, ithalata ilişkin düzenlenen söz konusu kağıdın 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun III/2-a fıkrasına göre damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-8 Farklı gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen EUR.1, Form A, menşe şehadetnamesi gibi belgelerin ayrı ayrı damga vergisine tabi olup olmadığı hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2018/330]-E.568272 11.07.2019
Konu : Farklı gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen EUR.1, Form A, menşe şehadetnamesi gibi belgelerin ayrı ayrı damga vergisine tabi olup olmadığı hk.  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, ithal edilen eşyalar için EUR.1, Form-A, menşe şehadetnamesi gibi belgelerin düzenlendiği, bunlardan bazılarının birden fazla ithalat beyannamesi ekinde gümrük müdürlüklerine ibraz edildiği, bir beyanname ekinde ibraz edilen bir belgenin ayrıca başka beyanname veya beyannameler ekinde de ibraz edilmesi durumunda da söz konusu ek belgeler üzerinden ayrıca damga vergisi alınıp alınmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananların ödeyeceği; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; 5 inci maddesinde, (6728 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değişen bent: 09/08/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtlardan, maktu vergiye tabi olanların her bir nüshası ayrı ayrı aynı miktarda; nispi vergiye tabi olanların ise sadece bir nüshasının damga vergisine tabi olacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “III. Ticari işlemlerde kullanılan kağıtlar” başlıklı bölümünün 2-a fıkrasında ise, menşe ve mahreç şahadetnamelerinin maktu damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 25/3/2014 tarih ve 2014/1 sayılı Genelgesinde, “EUR.1 ve EUR.MED Dolaşım Belgeleri, Form A belgeleri, EUR.MED Fatura Beyanları, Fatura Beyanları, Menşe Beyanları ve Tedarikçi Beyanları”nın menşe ispat belgesi olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, ithalata ilişkin olarak yurt dışında düzenlenip Türkiye’de resmi daire olan gümrük idarelerine gümrük beyannamesi ekinde ibraz edilen ve Damga Vergisi Kanunu uygulamasında menşe şehadetnamesi olarak değerlendirilen EUR.1, Form A belgesi gibi belgeler farklı hususları ispat eden birbirinden ayrı kağıtlar olup, gümrük idarelerine verilen beyannameler ve ekinde ibraz edilen söz konusu belgelerin her birinin Kanuna ekli (1) sayılı tabloda belirtilen tutarlar üzerinden nüsha sayısına göre ayrı ayrı maktu damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan, damga vergisinde vergiyi doğuran olayın; yurtdışında düzenlenen kağıtlar için Türkiye’de resmi dairelere ibraz edilmesi, veya üzerine devir veya ciro işlemleri yürütülmesi veyahut herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanılması olduğu dikkate alındığında, damga vergisi ödenmiş bir kağıdın gümrük idarelerine her ibrazında damga vergisi alınması söz konusu olmamakla birlikte, söz konusu kağıtların düzenlenmiş diğer nüshalarının ibraz edilmesi durumunda her nüshadan damga vergisi aranılacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-7 Yurt dışında mukim şirkete verilmek üzere Türkiye’de mukim bankadan alınan teminat mektubunun damga vergisinden istisna olup olmadığı hakkında

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 97895701-155[2017/494]-572153 12/07/2019
Konu : Yurt dışında mukim şirkete verilmek üzere Türkiye’de mukim bankadan alınan teminat mektubunun damga vergisinden istisna olup olmadığı  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, yurt dışında mukim şirketinizin yurt dışında gerçekleştireceği inşaat faaliyetleri için Türkiye’de mukim bir bankadan “Avans Ödeme İadesi Teminatı” başlıklı kağıt ile garantörlük süre uzatım yazısı alındığı belirtilerek, söz konusu kağıtların damga vergisine tabi olup olmadığı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; bu Kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye’de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı; 2 nci maddesinde, vergiye tabi kâğıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kâğıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini, Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananların ödeyeceği, ancak bunlardan ticari veya mütedavil kağıt mahiyetinde bulunanların vergisini, bunları en evvel satan veya kabul veya başka suretle kullanan kişilerin ödeyeceği; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükümleri yer almaktadır.

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I-Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin; A/3 fıkrasında ise, kefalet, teminat ve rehin senetlerinin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, aynı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV.Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (23) numaralı fıkrasında, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına, geri ödenmelerine, devrine ve krediden doğan alacakların temlikine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhlerin (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisna edileceği hükmüne yer verilmiştir.

4 Seri No.lu Damga Vergisi Sirkülerinde, Kanun kapsamındaki kredi tanımına Bankalar Kanununa göre kredi olarak kabul edilen nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi kredilerin gireceği, akreditiflerin de bu kapsamda değerlendirileceği belirtilmiştir.

Özelge talep formu ekinde bulunan …/…/2017 tarihli “Avans Ödeme İadesi Teminatı” başlıklı kağıdın incelenmesinden, …/…/2015 tarihinde şirketiniz … arasında … numaralı bir sözleşmenin imzalandığı, sözleşme şartları uyarınca … RUBLE tutarında avans ödemesi iadesinin teminatı amacıyla işbu teminat mektubu ile iadenin uygun bir şekilde yerine getirileceğinin garanti edildiği ibarelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, …/…/2017 tarihli “Avans Ödeme İadesi Teminatı” başlıklı kağıdın, mahiyeti itibarıyla teminat mektubu diğer bir ifadeyle gayrinakdi kredi işlemi olduğunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alınacak bir yazı ile tevsik edilmesi durumunda, söz konusu kağıda 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/23 numaralı fıkrasına göre damga vergisi istisnası uygulanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, özelge talep formu ekinde bulunan …/…/2017 tarih ve … numaralı kağıdın incelenmesinden, …/…/2016 tarihli ve … referans numaralı avans geri ödeme garantisinin vade uzatımına ilişkin olduğu anlaşılmakla birlikte atıf yapılan …/…/2016  tarihli kağıt özelge talep formu ekinde yer almadığından süre uzatımına ilişkin söz konusu kağıt hakkında değerlendirme yapılamamıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

ÖZELGE DVK 2019-6 Bedel içermeyen ancak cezai şart içeren sözleşmelerde damga vergisi hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı : 66813766-155[3-2018-60]-E.262388 10/07/2019
Konu : Bedel içermeyen ancak cezai şart içeren sözleşmelerde damga vergisi  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, … İletişim Hizmetleri A.Ş.’ye verilmek üzere şirketiniz tarafından …/…/2018 tarihinde “Gizlilik Taahhüdü (Taahhütname)” başlıklı kağıdın düzenlediği, söz konusu kağıdın belli bir tutarı kapsamadığı, sadece cezai şart tutarı olan … Amerikan Dolarına yer verildiği, bu tutarın da taahhütnameden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ödeneceği belirtilerek, ilgili “Taahhütname”nin damga vergisine tabi olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imzalayanlar olduğu; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı; 6 ncı maddesinde ise, bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu takdirde bunların her birinden ayrı ayrı vergi alınacağı, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisinin en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınacağı, pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça damga vergisi alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak 29/9/2016 tarihli ve 29842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 60 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “(1) 6728 sayılı Kanunun 24/b maddesiyle 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sonuna, “Pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça damga vergisi alınmaz.” şeklinde fıkra eklenmiştir.

(2) Buna göre, asıl akit ve işlemle birlikte aynı kağıtta yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerden damga vergisi alınmayacak, damga vergisi asıl akit konusu işlem üzerinden alınacaktır. Ancak söz konusu taahhütler, ayrı bir kağıtta düzenlenmesi ve başlı başına bir sözleşmeye konu olması durumunda damga vergisine konu teşkil edecektir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, vergiye tabi kağıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kağıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisinin hesaplanacağı belirtilmektedir.

Özelge talep formu ekinde yer alan “Gizlilik Taahhüdü (Taahhütname)” başlıklı kağıdın tetkikinden, taahhütnamenin amacının, … ile şirketiniz arasında kurulmuş ve/veya kurulması planlanan ticari ve akdi ilişki gereğince ve bu iş ilişkisinin amaçlarını gerçekleştirmek için, …’e ait ve gizli bilgi niteliği taşıyan yazılı ve/veya sözlü bilgilere ulaşacak olmanız sebebiyle, taahhütnamede yazılı hususlara riayet etmeyi kabul ve taahhüt etmeniz olduğu; “Tazminat ve Cezai Şart” başlıklı 7 nci maddesinden de, işbu taahhütnameden doğan yükümlülüklerinizi tamamen veya kısmen ihlal etmeniz halinde …’in doğrudan ve dolaylı tüm zarar ve ziyaını karşılayacağınızı ve ayrıca bu zararlara ek ve bu zararlardan bağımsız olarak her bir ihlal için … USD (Amerikan Doları) tutarında cezai şartı nakden ve defaten ödeyeceğiniz anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre asıl akit ve işlemle birlikte aynı kağıtta yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlere yer verilmesi durumunda damga vergisinin asıl akit konusu işlem üzerinden alınacağı, sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerin ayrı bir kağıtta düzenlenmesi ve başlı başına bir sözleşmeye konu olması durumunda damga vergisine konu teşkil edeceği hususları dikkate alındığında, cezai şart tutarı dışında belli parayı ihtiva eden taahhüt içermeyen “Gizlilik Taahhüdü (Taahhütname)” başlıklı kağıdın damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

KDV İndirimi ve Tapu Harçlarındaki İndirim Sona Eriyor

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl içersinde ABD’nin başta Çin olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi ile girdiği ticaret savaşlarının etkisi, rahip krizi ile birleşerek, Ülkemiz üzerinde iktisaden izah edilemeyen şekilde gerçekleşen kur atakları ile zirve yapmıştı.

O dönemde bu çatışmanın ne zaman ne şekilde son bulacağı belli olmadığı için Hükümet tarafından bir dizi ekonomik tedbirler alınmış, bu kapsamda; otomotiv, mobilya ve inşaat gibi özellikle ihracata ve istihdama direk ve ciddi oranda katkı sağlayan sektörlerde geçici süreyle vergi indirimine gidilmiş, gelişmelere binaen 21 Mart 2019 tarlihli Resmi Gazetede yayımlanan 843 sayılı Karar ile inşaattaki KDV ve tapu işlemlerindeki harç indirimleri 31 Aralık 2019 tarihine kadar uzatılmıştı.

Nitekim,

  1. Daha önce alıcıdan binde yirmi ve satıcıdan binde yirmi olmak üzere (KDV hariç) toplam işlem bedeli üzerinden binde kırk (%4) oranında alınan tapı harcı, binde yirmiden binde onbeşe düşürülmüş, böylece alıcıdan ve satıcıdan toplamda %4 yerine % 3 oranında tapu harcı alınması kararlaştırılmıştı. Son durum itibariyle, sürenin bitmesine sayılı günler kala yeni bir uzatma olmadığı takdirde, 2019 yılının sonuna kadar tapu işlemleri üzerinden toplamda %4 yerine %3 oranında indirimli tapuca harcı alınacak, 01/01/2020 tarihinden itibaren ise tekrar eskiden olduğu gibi bu işlemler üzerinden %4 oranında tapu harcı alınacaktır.
  2. Daha önce %18 oranında katma değer vergisine tabi konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranı %18’den %8’e indirilmiş, 2018 yılının sonunda sona eren bu uygulama görülen lüzum üzerine 31 Mart 2019 tarihine kadar uzatılmış akabinde alınan Karar ile KDV indirim uygulamasının süresi 31.12.2019 olarak revize edilmişti. Son durum itibariyle, sürenin bitmesine sayılı günler kala yeni bir uzatma olmadığı takdirde, 2019 yılının sonuna kadar katma değer vergisine tabi konut ve işyeri teslimlerinde KDV oranı %18 yerine %8 olarak uygulanacak, 01/01/2020 tarihinden itibaren ise tekrar eskiden olduğu gibi bu işlemler üzerinden %18 oranında katma değer vergisi alınacaktır.

Diğer taraftan bu değişiklik %8 ve %18’lik orana tabi konut teslimleri için geçerli olup öteden beri %1 oranında KDV’ye tabi olan konut satışları bu değişiklikten etkilenmemektedir. Nitekim net alanı 150 metrekarenin altında olan ve aşağıda aranan özellikleri taşıyan konut teslimleri yine %1 oranında KDV’ye tabi olmaya devam edecektir.

Buna göre;

– Yapı ruhsatı 01.01.2013- 31.12.2016 tarihleri arasında alınmış bulunan konut inşaatı projeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarıyla bunların iştirakleri tarafından ihalesi 01.01.2013-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan konut inşaatı projelerindeki net alanı 150 metrekarenin altında olan ve,

  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirler dışında olan,
  • 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki,
  • 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılmayan,

– Lüks ve birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere inşa edilen konutlarda yapı ruhsatının alındığı tarihte üzerinde yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine istinaden tespit edilen arsa birim metrekare değeri; 500 TL’den az (500 TL hariç) olan, konutlar ile yapı ruhsatı 1.1.2013 tarihinden önce alınmış bulunan,

konutların tesliminde KDV oranı %1 olarak uygulanmaya devam edilecektir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”