Vakfa Bağlı İktisadi İşletme Adına Alınan Fakat Tescili Vakıf Adına Yapılan Araçların Vergi Uygulaması

İdare: İstanbul Defterdarlığı – Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Tarih: 18.12.2025- E-62030549-120[40-2024]

Olayın Özeti

Vakfa bağlı iktisadi işletme, eğitim faaliyetinde kullanmak üzere araç satın almıştır. Araç faturaları iktisadi işletme adına düzenlenmiş, gider ve kayıtlar işletmede izlenmiştir. Ancak noter uygulaması nedeniyle araçların tescili vakıf adına yapılmıştır. Bu kapsamda; Araçların işletme aktifine alınıp alınamayacağı ve amortisman ayrılıp ayrılamayacağı, Araç alış bedeli ve ÖTV’nin gider yazılıp yazılamayacağı, Araç giderlerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı, KDV indiriminin mümkün olup olmadığı sorulmuştur.

İdarenin Değerlendirmesi

Vergi Usul Kanunu (Vergi Usul Kanunu) yönünden;

Amortisman ayrılabilmesi için iktisadi kıymetin işletmenin aktifinde kayıtlı olması gerekir. Araçların tescili vakıf adına yapıldığı için: Araçların iktisadi işletme aktifine alınması mümkün değildir. Bu nedenle iktisadi işletme tarafından amortisman ayrılamaz.

Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi yönünden; Araçlar işletme adına olmadığı için: Araç alış bedeli ve alışa ilişkin ÖTV gibi vergilerin gider yazılması mümkün değildir. Ancak araçların işletme faaliyetlerinde fiilen kullanılması şartıyla: Akaryakıt, bakım, sigorta, otopark gibi giderler indirilebilir. Binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i kurum kazancından indirilebilir.

Katma Değer Vergisi (Katma Değer Vergisi Kanunu) yönünden; Araç alımında ödenen KDV indirilemez. Çünkü araç işletme adına tescilli değildir ve ayrıca binek araçlarda genel olarak KDV indirimi sınırlıdır. Ancak:Araçların işletmede kullanılması şartıyla, akaryakıt ve diğer giderlere ait KDV, gider olarak kabul edilen kısmı oranında indirilebilir.

 Sonuç Araçlar işletme adına tescilli olmadığı için amortisman ayrılamaz. Araç alış bedeli, ÖTV ve alım KDV’si gider veya indirim konusu yapılamaz. Araçlar işletmede kullanılıyorsa, yakıt ve diğer kullanım giderleri %70 oranında indirilebilir. Bu giderlere ait KDV de indirim konusu yapılabilir. Dolayısıyla, araçların mülkiyeti vakıfta olsa da işletmede fiilen kullanılması durumunda yalnızca kullanım giderleri açısından vergi avantajı sağlanabilir.

DİİB kapsamındaki işlemlerin beyanı

İdare: İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI – Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü
Tarih: 26/02/2015- 21152195-35-02-94

Olayın Özeti

Firma DİİB kapsamında KDV ödemeden aldığı girdilerle üretim yapıyor ve ürünleri ihraç kayıtlı satıyor. Ancak ihraç kayıtlı satıştan doğan KDV’nin tamamı tecil edilemediğinde veya iade hesaplamasında bir kısmı iade edilemediğinde, bu tutarın ne yapılacağı ve beyannamede nasıl gösterileceği soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB kapsamında KDV’siz alınan girdilerle yapılan ihraç kayıtlı satışlarda, iade edilecek KDV belirli bir sınırla hesaplanır. Bu hesaplama sonucunda bazı durumlarda:

  • İhraç kayıtlı satıştan doğan KDV tamamen tecil edilirse, iade yapılmaz; ihracat gerçekleşince tecil edilen vergi terkin edilir.
  • Tecil edilemeyen bir KDV tutarı oluşursa, bu tutarın sadece belirli kısmı iade edilir. Çünkü iade tutarı, KDV ödenmeyen girdiler nedeniyle hesaplanan KDV düşüldükten sonra kalan fark kadar olabilir.
  • Hesaplama sonucunda iade edilemeyen bir KDV kalırsa, bu tutar kaybolmaz. Mükellef, iade talep ettiği dönemde bu KDV’yi tekrar indirilecek KDV olarak beyannamede gösterebilir.

Bu işlem, beyannamede özel olarak belirlenen satırdan (11/1-c ve geçici 17. maddelerden doğan iadelerin indirim yoluyla telafisi satırı) yapılır.

Sonuç

DİİB kapsamında ihraç kayıtlı satışlarda iade sınırı nedeniyle alınamayan KDV, sonraki dönemde indirilecek KDV olarak yeniden kullanılabilir; yani mükellef açısından hak kaybı oluşmaz.

DİİB Kapsamında İkincil İşlem Görmüş Ürün İçin Ödenen KDV’nin İndirimli Orana Tabi İşlemlerde Yüklenim Konusu Yapılıp Yapılmayacağı

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 11.01.2017- 37009108-130[29.Md/2015-1114]-2736

Olayın Özeti

Firma DİİB kapsamında buğday ithal ediyor ve undan üretim yapıyor. Üretim sırasında ortaya çıkan ikincil ürün (kepek) serbest dolaşıma sokulurken gümrükte KDV ödeniyor. Firma bu KDV’yi indiriyor ve ayrıca indirimli orana tabi satışların iadesinde yüklenim olarak kullanıp kullanamayacağını soruyor. Konu Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

İkincil işlem görmüş ürünün (kepek) ithalatında ödenen KDV, genel kurallara göre indirilebilir KDV’dir. Bu KDV, kanuni defterlere kaydedildiği sürece indirim konusu yapılabilir.

Ayrıca bu ürün, firmanın indirimli orana tabi satışlarının maliyetinde yer alıyorsa ve indirilen KDV indirim yoluyla telafi edilemiyorsa, bu KDV indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade hesabında yüklenilen KDV olarak dikkate alınabilir.

Sonuç

DİİB kapsamında ortaya çıkan ikincil ürün için gümrükte ödenen KDV hem indirilebilir hem de şartları sağlıyorsa indirimli oran iadesinde yüklenim KDV olarak kullanılabilir.

DİİB sahibi mükelleflerin ihraç kaydıyla tesliminde iade edilecek KDV

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 01.12.2017 –  39044742-KDV.11-514342

Olayın Özeti

Firma DİİB kapsamında oyuncak ithal ediyor ve bu girdilerle ürün üretip ihraç kayıtlı satış yapıyor. Ancak ithal edilen malların gümrük beyannamesinde istatistiki değeri gerçek maliyetten yüksek çıkıyor. Bu nedenle KDV iade hesabında hangi tutarın esas alınacağı soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB kapsamında KDV ödenmeden alınan girdilerle yapılan ihraç kayıtlı satışlarda iade edilecek KDV, sınırsız değildir. İade tutarı, ihraç kayıtlı satış bedeli ile KDV’siz alınan girdilerin maliyeti arasındaki farka KDV oranı uygulanarak bulunan tutarı aşamaz. Bu, sistemin amacı gereği getirilen bir sınırdır.

İthal edilen girdilerin tutarının belirlenmesinde ise gümrük beyannamesindeki istatistiki veya rayiç değer değil, firmanın yasal kayıtlarında yer alan gerçek maliyet esas alınır. Bu durum YMM raporunda da açıklanmalıdır.

Sonuç

DİİB kapsamında KDV’siz alınan girdilerle ihraç kayıtlı satış yapıldığında, KDV iadesi sınırlıdır. İade hesabında gümrükteki yüksek değer değil, muhasebedeki gerçek maliyet dikkate alınır.

İthal edilerek tadilatı yapılan minibüsün DİİB sahibi firmaya ihraç kayıtlı olarak teslimi

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 03.02.2020 –  39044742-KDV.11-121890

Olayın Özeti

Firma, DİİB kapsamında yurt içinden hammaddeleri KDV ödemeden (tecil-terkinle) alıyor ve bu hammaddelerle ürün üretiyor. Ancak bu ürünleri ihracatçıya ihraç kayıtlı değil, KDV’li olarak yurt içine satıyor. Daha sonra ihracat bu alıcı tarafından yapılıyor. Bu durumda tecil-terkin uygulamasının geçerli olup olmadığı soruluyor. Konu Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB kapsamında üretimde kullanılacak girdilerin, DİİB sahibi firmaya tecil-terkin kapsamında satılması mümkündür. Ancak bu sistemin mantığı, bu girdilerle üretilen ürünlerin ihracat veya ihraç kayıtlı satış yoluyla vergisiz şekilde ihracata yönlendirilmesidir.

Eğer DİİB sahibi firma, KDV ödemeden aldığı girdilerle ürettiği malları yurt içine KDV’li olarak satarsa, bu durumda sistemin amacı bozulmuş olur. Bu nedenle girdiler alınırken tahsil edilmeyen KDV, daha sonra DİİB sahibi firmadan aranır.

Sonuç

DİİB kapsamında KDV’siz alınan hammaddelerle üretilen malların normal şekilde KDV’li yurt içi satış yapılması doğru değildir. Böyle bir durumda zamanında alınmayan KDV, DİİB sahibi firmadan geri istenir. Bu nedenle ürünlerin ihracat veya ihraç kayıtlı satış yoluyla teslim edilmesi gerekir.

 

DİİB de yan sanayici olan şirket tarafından üretilen malın ihraç kayıtlı teslimi

İdare: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı – Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü
Tarih: 26.03.2021 –  39044742-130[Özelge]-268375

Olayın Özeti

Şirket, başka bir firmanın (DİİB sahibi) belgesinde yan sanayici olarak yer alıyor. DİİB sahibi firma malları yurt dışından KDV ödemeden ithal ediyor. Daha sonra bu malları yan sanayiciye verip üretim yaptırmak istiyor ve yan sanayicinin de ürettiği malları ihracatçıya ihraç kayıtlı teslim edip edemeyeceği soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

DİİB sahibi firmanın KDV ödemeden ithal ettiği malları, yan sanayici firmaya KDV’li veya ihraç kayıtlı olarak satması mümkün değildir. Çünkü bu malların DİİB kapsamında bizzat belge sahibi tarafından üretimde kullanılması gerekir. Yan sanayiciye satış şeklinde devredilemez. Ancak DİİB sahibi firma, bu malları kullanarak ürettiği ürünleri:Başka bir DİİB sahibine geçici 17. madde kapsamında, Ya da ihracatçılara ihraç kayıtlı (11/1-c) teslim edebilir.

Sonuç

DİİB kapsamında ithal edilen girdiler yan sanayiciye satış konusu yapılamaz; üretim belge sahibi tarafından yapılmış sayılmalıdır. Yan sanayici sadece üretim sürecinde görev alır. Bu nedenle DİİB sahibi firmanın yan sanayiciye KDV’li veya ihraç kayıtlı teslim yapması mümkün değildir.

Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) kapsamında ithal edilen araçların, tadilat sonrası aracı ihracatçıya tesliminde KDV ve ÖTV durumu

İdare: DÜZCE VALİLİĞİ – Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
Tarih: 07.06.2022  –              13334133-KDV-03-12278

Olayın Özeti

Firma, DİİB kapsamında KDV ve ÖTV ödemeden araç ithal ediyor, araç üzerine damper veya kasa gibi ekipmanları başka firmalara yaptırıyor ve daha sonra bu araçları yurt dışına ihraç edilmek üzere aracı ihracatçıya teslim ediyor. Bu teslimde KDV ve ÖTV olup olmayacağı soruluyor.

İdarenin Değerlendirmesi

Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Yönünden;

Araç, DİİB kapsamında ithal edilse bile, aracı ihracatçıya yapılan teslim bazı durumlarda ilk iktisap sayılıyor. Eğer aracı ihracatçı firma motorlu araç ticareti yapan bir bayi veya yetkili satıcı değilse, ithalatçı firmanın yaptığı bu teslim ÖTV’ye tabi oluyor. Ancak teslim ihraç kaydıyla yapılır ve araç 3 ay içinde ihraç edilirse, hesaplanan ÖTV tecil edilip daha sonra silinebiliyor.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

KDV açısından ise önemli nokta, tecil-terkin uygulamasının sadece imalatçılar için geçerli olmasıdır. Firma araçları kendisi üretmediği, sadece başka firmalara yaptırdığı için imalatçı sayılmıyor. Bu nedenle aracı ihracatçıya yapılan teslimde KDV tecil-terkin uygulanamıyor ve KDV hesaplanması gerekiyor.

Sonuç

DİİB kapsamında ithal edilen ve tadilat yaptırılan araçların aracı ihracatçıya tesliminde ÖTV doğabiliyor (ihraç edilirse silinebiliyor), ancak firma imalatçı değilse KDV istisnası uygulanamıyor.

Vakfa bağlı iktisadi işletme adına tescil edilemeyen taşıtlara ilişkin giderlerin kurum kazancının tespitinde durumu

İdare: Gelir İdaresi Başkanlığı – İstanbul Defterdarlığı
Tarih: 18.12.2025  –  62030549-120[40- 2024]-168276

Olayın Özeti

Vakfa bağlı, ayrı tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletme tarafından faaliyetlerde kullanılmak üzere taşıtlar satın alınmış; faturalar iktisadi işletme adına düzenlenmiş olmakla birlikte, araç tescilleri Türkiye Noterler Birliği  tüzel kişiliği haiz olmayanlar adına araç tescilinin yapılmaması yönünde kararı olması gereği vakıf adına yapılmıştır. Bu çerçevede söz konusu taşıtlara ilişkin amortisman, gider, vergi ve KDV uygulaması hakkında görüş talep edilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Vergi Usul Kanunu (VUK) Yönünden

Bir iktisadi kıymetin amortismana tabi tutulabilmesi için işletmenin aktifine kayıtlı olması gerekmektedir. Taşıtlar vakıf adına tescilli olduğundan, iktisadi işletme aktifinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Vakfa adına tescilli taşıtlar için iktisadi işletme tarafından amortisman ayrılması mümkün değildir.

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Yönünden;

İndirimi mümkün olmayanlar: Taşıtların alış bedeli, Alış sırasında ödenen ÖTV ve benzeri vergiler, taşıtların iktisadi işletmeye ait olmaması nedeniyle kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilemez.

İndirimi mümkün olanlar: Taşıtların iktisadi işletme tarafından fiilen faaliyetlerde kullanılması şartıyla, Akaryakıt, Tamir-bakım, Sigorta, Otopark vb. giderler kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilir. Ancak, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i indirime konu edilebilir.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden;

İndirimi mümkün olmayan KDV: Vakıf adına tescilli taşıtların alımında ödenen KDV, indirim konusu yapılamaz.

İndirimi mümkün olan KDV: Taşıtların iktisadi işletme tarafından fiilen kullanılması şartıyla, Akaryakıt, bakım, onarım, sigorta vb. giderlerin kurum kazancının tespitinde gider kabul edilen kısmına isabet eden KDV, KDV Kanunu çerçevesinde indirilebilir.

Sonuç

Vakıf adına tescilli taşıtlar iktisadi işletmenin aktifine alınamaz, amortisman ayrılamaz. Taşıt alım bedeli ve ÖTV gibi vergiler gider yazılamaz. Ancak, faaliyetlerde fiilen kullanılan taşıtlara ilişkin işletme giderleri (%70 sınırıyla) kurum kazancından indirilebilir. Bu giderlere ait indirilebilir nitelikteki KDV de indirim konusu yapılabilir.

İngiltere mukimi firmadan alınan pazar ve müşteri araştırması hizmet bedelle-rinin vergilendirilmesi

İdare: Gelir İdaresi Başkanlığı – Bursa Defterdarlığı
Tarih: 18.12.2025

Olayın Özeti

Şirket tarafından İngiltere mukimi …Ltd. firmasından alınan pazar araştırması, müşteri araştırması ve danışmanlık hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler, serbest meslek kazancı niteliğinde değerlendirilmiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Kurumlar Vergisi Kanunu yönünden;
5520 sayılı Kanunun 30/1-b maddesi uyarınca, dar mükellef kurumlara yapılan serbest meslek kazancı ödemeleri üzerinden %20 oranında kurumlar vergisi stopajı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması (ÇVÖA) yönünden;
Türkiye ile Birleşik Krallık arasında yürürlükte bulunan ÇVÖA’nın 14’üncü maddesi uyarınca; İngiltere mukimi firmanın hizmeti Türkiye’de bir işyeri olmaksızın ve Hizmetin Türkiye’de icra süresi 12 aylık dönemde 183 günü aşmadangerçekleştirmesi halinde, söz konusu gelir üzerinde Türkiye’nin vergileme hakkı bulunmamaktadır.

Ancak hizmetlerin Türkiye’de bir işyeri aracılığıyla veya 183 günü aşacak şekilde icra edilmesi durumunda, Türkiye’nin vergileme hakkı doğmakta ve stopaj iç mevzuat hükümlerine göre uygulanmaktadır.

ÇVÖA hükümlerinden yararlanılabilmesi için, İngiltere firmasının İngiltere’de tam mükellef olduğunu gösteren mukimlik belgesinin aslı ve onaylı Türkçe tercümesinin ibrazı zorunludur.

Sonuç

İngiltere mukimi firmaya yapılan pazar ve müşteri araştırması ödemeleri kural olarak %20 stopaja tabidir. Ancak hizmetlerin Türkiye’de icra edilmemesi, işyeri oluşmaması ve 183 gün şartının aşılmaması halinde, ÇVÖA kapsamında stopaj yapılmaması mümkündür.

İhracata ilişkin temsilcilik sözleşmesinin damga vergisi karşısındaki durumu

İdare: Gelir İdaresi Başkanlığı – Gaziantep Defterdarlığı
Tarih: 29.12.2025
Konu: İhracata ilişkin düzenlenen temsilcilik sözleşmesinin damga vergisi istisnası hk.

Olayın Özeti

Şirket ile yurt dışında mukim …Store arasında düzenlenen “Temsilcilik Sözleşmesi”, ihracat faaliyetleriyle ilişkili olmakla birlikte 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun Ek 2’nci maddesi kapsamında damga vergisi istisnası olarak değerlendirilmemiştir.

İdarenin Değerlendirmesi

Sözleşmenin, yurt dışındaki firmaya münhasır temsilcilik verilmesini, ürün fiyatlarının belirlenmesini ve yıllık alım taahhüdü gibi unsurları içermesi nedeniyle, doğrudan bir ihracat bağlantısı anlaşması niteliğinde olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle söz konusu sözleşme, Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrası kapsamında belli parayı ihtiva eden mukavele olarak değerlendirilmiş ve ihtiva ettiği tutar üzerinden nispi damga vergisine tabi tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç

İhracata ilişkin olsa dahi, temsilcilik / distribütörlük sözleşmeleri, içeriği itibarıyla doğrudan ihracat bağlantısı sayılmadığı sürece damga vergisi istisnasından yararlanamamaktadır.