ÖZELGE KDVK 2021-8 Ticari Reklam Hizmetlerinde KDV Tevkifatı

T.C.

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Konya Vergi Dairesi Başkanlığı 

 

Sayı: E-37009108-130-64855

Tarih: 09.06.2021

Konu: Ticari Reklam Hizmetlerinde KDV Tevkifatı

 

İlgi:… tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketinize ait günlük yerel bir gazetede yayımladığınız imaj-tanıtım, satılık, kiralık, eleman, tebrik, taziye, kutlama, advertorial (haber reklam) ilan ve reklamları için katma değer vergisi (KDV) tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı sorulmaktadır.

3065 sayılı KDV Kanununun 9/1 inci maddesinde, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları vergi alacağının ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verilmiş olup, KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1.) bölümünde kısmi tevkifatın mahiyeti ve tevkifat uygulayacak alıcılar, (I/C-2.1.3.2.) bölümünde kısmi tevkifat uygulanacak hizmetler ve (I/C-2.1.3.3.) bölümünde ise kısmi tevkifat uygulanacak teslimler sayılmıştır.

Aynı Tebliğin;

-“Ticari Reklam Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.15.) bölümünde;

“2.1.3.2.15.1. Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı

Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.15.2.) bölümü kapsamındaki reklam hizmeti alımlarında (3/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.

2.1.3.2.15.2. Kapsam

Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.

Tevkifat kapsamına, mal veya hizmetlerin tanıtım ve pazarlamasına yönelik her türlü ticari reklam hizmeti alımları (reklama ilişkin danışmanlık, reklamın planlanması, reklam içeriğinin hazırlanması ve tasarımı, reklamın yayımlanması gibi reklama yönelik hizmetler dahil) girmektedir. Yüklenicileri tarafından tamamen veya kısmen alt yüklenicilere veya daha alt yüklenicilere devredilen ticari reklam hizmetlerinde, işi devreden her yüklenici tarafından, kendisine ifa edilen hizmete ait KDV üzerinden tevkifat yapılır. Reklam hizmetinin, reklam ajansları üzerinden alınması, söz konusu ajansların bu kapsamda alacakları yayın, prodüksiyon gibi reklama yönelik hizmetlerin tevkifata tabi tutulmasına engel teşkil etmez.

Profesyonel spor kulüplerinin (şirketleşenler dahil) reklam hizmetleri Tebliğin (I/C-2.1.3.2.9.) bölümü kapsamında, tasarımı yapılmış olan reklamlara ilişkin baskı ve basım hizmeti alımları Tebliğin (I/C-2.1.3.2.12.) bölümü kapsamında değerlendirilir.”

ifadeleri yer almaktadır.

Buna göre; Şirketinize ait gazetede yayımlanan ve Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanlara verilen imaj-tanıtım ile advertorial (haber reklam) hizmetlerinin ticari reklam hizmeti kapsamında değerlendirilmesi ve Tebliğin (I/C-2.1.3.2.15) bölümü kapsamında (3/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Şirketinize ait gazetede yayımlanan tebrik, taziye, kutlama, satılık, kiralık, eleman ilanı şeklindeki hizmetlerin ticari reklam kapsamında bulunmaması nedeniyle söz konusu hizmetler için KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.15) bölümü kapsamında tevkifat uygulanmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

ÖZELGE KDVK 2021-7 Serbest meslek erbabının kullandığı akıllı saate ait KDV’nin indirimi ve GVK’ya göre gider yazılması hk.

T.C.

ELAZIĞ VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

Sayı: E-48816587-130-24577

Tarih: 10.06.2021

Konu: Serbest meslek erbabının kullandığı akıllı saate ait KDV’nin indirimi ve GVK’ya göre gider yazılması hk.

 

İlgi:… tarihli özelge talebiniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, serbest muhasebeci mali müşavir olarak serbest meslek faaliyeti icra etmekte olduğunuz belirtilerek,  işlerinizin yoğunluğundan ve gün içerisinde sürekli telefon ile konuşmanız sebebiyle, işlerinizi yürütürken kolaylık sağlaması adına akıllı saat alıp kullanmaya başladığınız, söz konusu saatin gelen çağrıları ve mesajları görüp cevaplama gibi özellikleri bulunduğundan dolayı, akıllı saate ait katma değer vergisinin (KDV) indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve amortisman ayırarak gider yazılıp yazılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

-“Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır…” hükmüne,

-“Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne,

-“Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde, “Serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir.

1.Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler(İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)…” hükmüne

yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; mesleki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı belirttiğiniz akıllı saatin, münhasıran faaliyetinizin yürütülmesine mahsus olmaması, söz konusu eşyanın iş dışında özel hayatta da kullanılmaya elverişli olması nedenleriyle anılan eşya ile mesleki kazancınızın elde edilmesi veya idamesi arasında doğrudan bir bağ olduğundan söz edilemeyecektir.

Bu itibarla, mesleki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı belirttiğiniz akıllı saate ait harcamalar, 193 sayılı Kanunun 68 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, anılan harcamaların serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

KDV KANUNU YÖNÜNDEN:

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde; Türkiye’de ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-30/d maddesinde ise, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin, mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’sinden indirilemeyeceği

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-“İndirilemeyecek KDV” başlıklı (III/C-2.) bölümünün “Genel Açıklama” başlıklı (III/C-2.1.) ayrımında;

KDV esas itibarıyla vergi indirimi mekanizmasına dayanan bir vergilendirme şekli olmakla beraber, uygulamada, vergi indirimine imkân tanınmayan bazı haller Kanunun 30 uncu maddesinde sayılmıştır. Buna göre aşağıda açıklanan vergiler, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilmez.

ç) Kanunun (30/d) maddesi uyarınca Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen (kanunen kabul edilmeyen) giderler dolayısıyla ödenen KDV de mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilemeyecektir.

Bu itibarla, faaliyetin yürütülmesi için gerekli olan giderler dışında kalan, işle ilgili bulunmayan veya işletme sahibinin özel tüketimine yönelik harcamalar niteliğinde bulunan ve sair kanunen kabul edilmeyen giderlere ilişkin belgelerde gösterilen KDV tüketici durumunda bulunan işletme veya işletme sahibi üzerinde kalacaktır. ”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, mesleki faaliyetinizin ifasında kullandığınızı belirttiğiniz akıllı saate ait harcamaların serbest meslek kazancının tespitinde indirimi kabul edilmediğinden, söz konusu kıymete ait KDV’nin 3065 sayılı Kanunun 30/d maddesine göre indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

ÖZELGE KDVK 2021-6 Kargo taşıma hizmetinde KDV tevkifatı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-84974990-130[KDV-1/İ/09-2021/18]-184696

Tarih: 11.06.2021

Konu: Kargo taşıma hizmetinde KDV tevkifatı

 

İlgi: … evrak kayıt tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; firmanızın kargo şirketine taşımacılık hizmetinde bulunduğu belirtilerek, söz konusu taşıma hizmetine yönelik düzenlenecek faturalarda tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı ile tevkifat oranı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-9/1 maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, iş yerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği

hüküm altına alınmıştır.

Konu ile ilgili olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin; (I/C-2.1.3.1.) bölümünde kısmi tevkifat uygulayacak alıcılar, (I/C-2.1.3.2.) bölümünde de kısmi tevkifat uygulanacak hizmetler ile bu hizmetlere uygulanacak tevkifat oranlarına ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, Tebliğin;

-“Taşımacılık Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.) bölümünün,

“Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.1.) alt bölümünde, “Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10), servis taşımacılığı hizmeti alımlarında ise (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.”

“Kapsam” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11.2.) alt bölümünde ise “Bu bölüm kapsamına, personel, öğrenci, müşteri ve benzerlerinin belirli bir güzergah dahilinde taşınması amacıyla ihdas ettikleri servis hizmetlerine ilişkin olarak yaptıkları taşımacılık hizmeti alımları ile karayoluyla yapılan yük taşımacılığı hizmeti alımları (kargo işletmeciliği yetki belgesi sahibi mükellefler tarafından yapılan kargo taşıma işleri hariç) girmektedir.

Söz konusu hizmetlerin, tahsis edilmiş özel plakalı araçlar ile yapılıp yapılmaması, ilgili birimlerden taşımacılıkla ilgili zorunlu belge ve sertifikaların alınıp alınmaması veya taşıma işinde kullanılan aracın özmal ya da sözleşmeli taşıt olup olmaması tevkifat uygulaması kapsamında işlem tesisine engel değildir.

Taşımacılık hizmetini yüklenen bir firmanın, bu işi bizzat ifa etmeyip bir başka firmaya devretmesi durumunda, taşımacılık hizmetini alan tarafından bu kapsamda tevkifat yapılmaz. Ancak taşımacılık hizmetini yüklenen firma tarafından, taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulanır.”

-“Tevkifat Uygulamasında Sınır” başlıklı (I/C-2.1.3.4.1) bölümünde;

“…

Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi ((03/06/2021 tarih 31500 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 36 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile 01/07/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 2.000 TL) aşmadığı takdirde, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmaz. Sınırın aşılması halinde ise tutarın tamamı üzerinden tevkifat yapılır.

Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde KDV tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır.

Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla, birden fazla fatura düzenlenmek suretiyle bedelin parçalara bölündüğünün tespiti halinde vergi dairelerince, bütünlük arzettiği anlaşılan alımların toplamının yukarıda belirtilen sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, firmanızın kargo şirketine bizzat verdiği ve KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi (01.07.2021 tarihi itibariyle 2.000,00 TL) aşan taşıma hizmetine yönelik düzenlenecek faturalarda (2/10) oranında KDV tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

ÖZELGE KDVK 2021-5 Geçici ithalat kapsamında ithal edilen gemi için ödenen KDV’nin indirimi

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı: 39044742-130[Özelge]-479889

 

Tarih: 20.06.2021

 

Konu: Geçici ithalat kapsamında ithal edilen gemi için ödenen KDV’nin indirimi

 

İlgi: … tarihli ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, gemi acenteliği faaliyetiniz kapsamında, … Köprü Projesinde sorumlu şirket … Adi Ortaklığı adına proje kapsamında çalışmak üzere gelen yabancı bayraklı gemilerin mevcut kanun ve sair hükümler çerçevesinde ifa edilmesi gereken gümrük, liman, … Genel Müdürlüğü vb. işlemlerinin vekaleten tarafınızca yapıldığı, söz konusu deniz araçlarının gümrük işlemleri neticesinde doğan vergi ödemelerinin … Adi Ortaklığı adına … Gümrük Müdürlüğüne Şirketinizce yatırıldığı ve yapılan ödemenin yüklenici Şirket adına düzenlenen Borç Dekontu ile kapatıldığı, bu kapsamda yüklenici Şirket adına tarafınızca yapılan ödemelere ait katma değer vergisinin (KDV) indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile ilgili olarak Başkanlığımız görüşünün bildirilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.

3065 sayılı KDV Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ye tabi olduğu,

– 4/1 inci maddesinde, hizmetin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV ile ithal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen KDV’yi indirebileceği,

– 34/1 inci maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV’nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanunî defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği

hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; söz konusu deniz araçlarına ilişkin olarak düzenlenen gümrük beyannamesi nedeniyle tahakkuk eden KDV’nin, gümrük beyannamesinde alıcı olarak kayıtlı görünen Şirketinizce genel esaslar çerçevesinde indirime konu edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, Şirketinizin müşteri hesabına yapmış olduğu vergi ve harç ödemelerine ilişkin belgelerin Şirketiniz adına düzenlenmiş olması halinde, bu ödemelerin Şirketiniz tarafından müşterileri adına yapılan bir ödeme olarak değil müşteriye sunulan hizmetin oluşturulmasına yönelik ödemeler olarak değerlendirilmesi ve bu ödemelerin müşteriye yansıtılmasında KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bu çerçevede, tarafınızca ifa edilen hizmete ilişkin olarak ödenen vergi ve harçlara ilişkin belgeler Şirketiniz adına düzenlendiğinden, söz konusu vergi ve harçlara ait ödemelerin yüklenici Şirkete yansıtılmasında KDV hesaplanması gerekmekte olup, bahse konu KDV’nin anılan Şirket tarafından genel esaslar çerçevesinde indirime konu edilebileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

ÖZELGE KDVK 2021-4 Serbest bölgeye verilen taşımacılık hizmetinde KDV istisnası

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-76464994-130[KDV.2021.50]-83640

Tarih: 21.06.2021

Konu: Serbest bölgeye verilen taşımacılık hizmetinde KDV istisnası

 

İlgi: ..… tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketinizin serbest bölgelerde faaliyette bulunan şirketlere iç gümrükler arası veya Türkiye’den serbest bölgelere yük taşımacılığı hizmeti verdiği belirtilerek ihraç amaçlı olan veya ihraç amaçlı olmayan, serbest bölgeye ya da serbest bölgeden yapılacak yük taşımacılığı işlerinin katma değer vergisi (KDV) mükellefiyeti bulunmayan serbest bölge şirketlerine yapılması halinde KDV tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı ve nasıl uygulanması gerektiği hususunda görüş talep edilmektedir.

3065 sayılı KDV Kanununun;

-9/1 maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği,

-17/4-ı maddesinde, serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işlerinin KDV’den istisna olduğu

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-“Kısmi Tevkifatın Mahiyeti ve Tevkifat Uygulayacak Alıcılar” başlıklı (I/C-2.1.3.1.) bölümünde;

“KDV mükellefiyeti bulunmayanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) ayrımı kapsamında olmamak kaydıyla, kısmi tevkifat uygulaması kapsamındaki alımlarında tevkifat uygulaması söz konusu olmayacaktır.

Örnek: KDV mükellefiyeti bulunmayan apartman yönetimlerine verilen özel güvenlik hizmetlerinde ya da KDV mükellefiyeti bulunmayan konut yapı kooperatiflerine verilen yapı denetim hizmetlerinde, tevkifat uygulanmayacaktır.”

-“Taşımacılık Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.11) bölümünde;

“2.1.3.2.11.1 Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı

Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.11.2.) bölümü kapsamındaki yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10), servis taşımacılığı hizmeti alımlarında ise (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.

2.1.3.2.11.2. Kapsam

Bu bölüm kapsamına, personel, öğrenci, müşteri ve benzerlerinin belirli bir güzergah dahilinde taşınması amacıyla ihdas ettikleri servis hizmetlerine ilişkin olarak yaptıkları taşımacılık hizmeti alımları ile karayoluyla yapılan yük taşımacılığı hizmeti alımları (kargo işletmeciliği yetki belgesi sahibi mükellefler tarafından yapılan kargo taşıma işleri hariç) girmektedir.

Söz konusu hizmetlerin, tahsis edilmiş özel plakalı araçlar ile yapılıp yapılmaması, ilgili birimlerden taşımacılıkla ilgili zorunlu belge ve sertifikaların alınıp alınmaması veya taşıma işinde kullanılan aracın özmal ya da sözleşmeli taşıt olup olmaması tevkifat uygulaması kapsamında işlem tesisine engel değildir.

Taşımacılık hizmetini yüklenen bir firmanın, bu işi bizzat ifa etmeyip bir başka firmaya devretmesi durumunda, taşımacılık hizmetini alan tarafından bu kapsamda tevkifat yapılmaz. Ancak taşımacılık hizmetini yüklenen firma tarafından, taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulanır.”

-“Serbest Bölgelerde verilen Hizmetler ile Bu Bölgelere İlişkin Yük Taşıma İşleri” başlıklı (II/F-4.9) bölümünde;

”3065 sayılı Kanunun (17/4-ı) maddesine göre, serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri KDV’den müstesnadır.

Söz konusu istisnanın kapsamına, yalnızca serbest bölgede ifa edilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri girmektedir. İhraç amaçlı yük taşıma işleri dışında, yurtiçinden serbest bölgeye verilen hizmetler ile serbest bölgeden yurtiçine yönelik olarak verilen hizmetler KDV’ye tabidir.

Buna göre, serbest bölgeden bir limana veya bir gümrük çıkış kapısına ihraç malının taşınması işi KDV’den istisnadır. Serbest bölgede üretilecek mamulün üretiminde kullanılacak malların yurtiçinden serbest bölgeye, serbest bölgeden bir başka serbest bölgeye taşınması da istisna kapsamında değerlendirilecektir. Diğer taraftan serbest bölgeden yurtiçine yapılacak taşıma işleri ihraç amaçlı yük taşıma işi kapsamında değerlendirilmeyeceğinden KDV’ye tabi olacaktır

….

Örnek 2: Serbest bölgede faaliyet gösteren (A) A.Ş., serbest bölgede üreteceği mallara ilişkin yurtiçinden satın aldığı hammaddeleri (B) Nakliyat Ltd. Şti. ne taşıttırmıştır. (A) A.Ş. bu hammaddeleri kullanarak ürettiği malların bir kısmını ihraç etmiş, ihraç edilen malların limana kadar taşınması işini de yine (B) Nakliyat Ltd. Şti.ne yaptırmıştır. Ürettiği malların kalan kısmını da yurtiçine satmış ve söz konusu malları (D) Nakliyat A.Ş. ne taşıttırmıştır. Bu durumda, (B) Nakliyat Ltd. Şti. tarafından yapılan taşıma işleri KDV’den istisna olacak, (D) Nakliyat A.Ş. tarafından yapılan taşıma işi ise ihraç amaçlı yük taşıma işi olmadığından KDV’ye tabi olacaktır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, Şirketiniz tarafından yurtiçinden serbest bölgeye, serbest bölgeden bir limana veya bir gümrük çıkış kapısına ya da bir başka serbest bölgeye yapılan ihraç amaçlı yük taşımacılığı işleri, 3065 sayılı Kanunun 17/4-ı maddesi kapsamında KDV den istisna olup, bu taşıma işleri için KDV tevkifatı uygulanması mümkün değildir.

İhraç amaçlı olmayan yük taşıma işleri (yük taşıma işinin serbest bölgeden yurtiçine yapılması da bu kapsamda değerlendirilmektedir.) 3065 sayılı Kanunun 17/4-ı maddesindeki istisna kapsamına girmediğinden genel hükümlere göre KDV ye tabi olacaktır. Şirketiniz tarafından mezkur Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanlara verilen bu taşıma işleri için (2/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir. Ancak, söz konusu taşıma işlerinin serbest bölgede faaliyet gösteren ve gerçek usulde KDV mükellefiyeti bulunmayanlara verilmesi halinde, alıcının Tebliğin (I/C-2.1.3.1/b) bölümünde sayılanlar arasında yer almaması kaydıyla, hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZELGE KDVK 2021-3 Sözleşme kapsamında satılan ilaçlar için uygulanan ilave iskontolarda KDV tutarının ayrıştırılması hak.

T.C. 

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü 

 

Sayı: 64597866-130[35]-10510

 

Tarih: 24.06.2021

 

Konu: Sözleşme kapsamında satılan ilaçlar için uygulanan ilave iskontolarda KDV tutarının ayrıştırılması hak.

 

İlgi: 06/09/2018 tarihli özelge talebiniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketiniz tarafından Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmış ilaçların Türkiye’ye ithalatının, ithal edilen ilaçların yurt içinde sağlık personeline, eczanelere tanıtımının yapıldığı ve ana distribütörlük faaliyetlerinin yürütüldüğü, ilaçlar ithal edildikten sonra yurt içinde ecza depoları vasıtasıyla eczanelere dağıtımının yapıldığı, hastaların da reçete karşılığında eczanelerden ihtiyacı olan ilaçları tedarik ettiği, geri ödeme sistemi içinde olan ilaçların bedelinin Sağlık Bakanlığı tarafından ödendiği, Sağlık Bakanlığı tarafından ilaçların fiyatlandırılması ile ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığı ve bütçe dahilinde iskontolar uygulandığı, Şirketiniz ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında imzalanan “Alternatif Geri Ödeme Sözleşmesi” çerçevesinde sözleşme kapsamında satılan (… isimli) ilaçlar üzerinden belli bir hesaplamayla ilave iskonto uygulanmasına karar verildiği ve hesaplanan iskonto tutarının SGK tarafından “Borç Bildirim Belgesi” ile tebliğ edildiği belirtilerek, SGK tarafından tebliğ edilen “Borç Bildirim Belgesi”nin yeterli olup olmadığı, tebliğ edilen iskonto tutarının içinde katma değer vergisi (KDV) tutarının olması sebebiyle toplam iskonto tutarının tamamının mı gider kaydedileceği yoksa toplam iskonto tutarından KDV tutarının ayrıştırılarak mı gider kaydedileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap döneminde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 nci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise bu farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 nci maddeleri hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesi sırasında indirilebilecek giderler sayılmış olup, bu maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler ile (3) numaralı bendinde işle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında, bir gelir veya gider unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Dolayısıyla; kurum kazancının tespitinde, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde yer alan hükümlerin dikkate alınması gerekir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz tarafından yurt dışından ithal edilerek Nisan/2018 döneminde SGK’ya fatura edilen kutu adetleri esas alınarak kurum alacağı olarak hesaplanan ve SGK tarafından düzenlenen “Borç Bildirim Belgesine” istinaden Şirketinizce SGK’ya ödenen söz konusu iskonto tutarının, içerisinde yer alan KDV tutarı hariç olmak üzere, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Vergi Usul Kanunu Yönünden:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 171 inci maddesinde, “Mükellefler bu kanuna göre tutacakları defterleri vergi uygulaması bakımından aşağıdaki maksatları sağlıyacak şekilde tutarlar:

1.Mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tesbit etmek;

2.Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tesbit etmek;

3.Vergi ile ilgili muameleleri belli etmek;

4.Mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek;

5.Mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını (emanet mahiyetindeki değerler dahil) kontrol etmek ve incelemek.”

hükümleri yer almakta olup, maddede belirtilen amaçları sağlayacak şekilde mezkûr Kanun gereğince tutulması zorunlu defterlere yapılan kayıtların tevsikine ilişkin hükümlere ise Kanunun 227 ve müteakip maddelerinde yer verilmiştir.

Bu kapsamda, mezkûr Kanunun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış olup, söz konusu kayıtların Kanunun 229 uncu ve müteakip maddelerinde düzenlenen veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerden uygun olanı ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun;

– 242 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Tüccarlar evvelki maddelerin dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında bir hakkın ispatına delil olarak kullanılabilen mukavelename, taahhütname, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzları gibi vergi evrakını dosyada muhafaza etmeye mecburdurlar.”,

– 253 üncü maddesinde, “Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.”

hükümleri yer almaktadır.

Bu bağlamda, Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde, belge düzenleme yükümlülüğü bulunmayan (kurumlar vergisi veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunmayan) kamu kurumlarınca gerçekleştirilen işlemlere (mal teslimi ve hizmet ifaları ile diğer muamelelere) ilişkin muhatap mükelleflerin kayıtlarının tevsikinde, söz konusu kurumlarca düzenlenen ve tabi oldukları ilgili mevzuat dahilinde düzenlemiş oldukları belgelerin kullanılması mümkündür.

Dolayısıyla, somut durumda, SGK tarafından düzenlenen “Borç Bildirim Belgesi”nin kayıtların tevsikinde, adı geçen Kurumun tabi olduğu ilgili mevzuat dahilinde düzenlenmiş bir belge olmasına bağlı olarak, tevsik edici belge olarak kabul edilmesi mümkün olup, bu belgelerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göre muhafaza ve yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz edilmesi gerektiği tabiidir.

KDV Kanunu Yönünden:

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-10 uncu maddesinde, malın teslimi ve hizmetin yapılmasıyla, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,

-20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu ve bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne surette olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

-25/a maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların KDV matrahına dahil olmayacağı,

-29/1-a maddesinde, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den indirebileceği,

-35 inci maddesinde, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin bunlar için borçlandığı vergiyi, bu işlemlere muhatap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltebileceği,

-58 inci maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV ile mükellefçe indirilebilecek KDV’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği,

hüküm altına alınmıştır.

Şirketiniz ile SGK arasında … tarihinde imzalanan “Alternatif Geri Ödeme Sözleşmesi”nden Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği eki “Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi (EK/4-A)”nde yer almakta olan “…” ve “…” isimli ilaçlar için mevcut perakende fiyatları esas alınarak ilave iskonto hesaplanacağı ve SGK’ya iade edileceği, SGK tarafından belirlenen iade tutarının Şirketinize tebliğ edileceği ve Şirketinizce SGK tarafından bildirecek hesaba bu tutarın yatırılması suretiyle ilave iskontoya bağlı iadenin gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.

Buna göre, Şirketiniz tarafından yurt dışından ithal edilerek …  döneminde SGK’ya fatura edilen kutu adetleri esas alınarak kurum alacağı olarak hesaplanan ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen “Borç Bildirim Belgesi” ile Şirketinize tebliğ edilen iskonto tutarı nedeniyle, teslimi yapılan (… isimli) ilacın matrahında değişiklik meydana geleceğinden, “Alternatif Geri Ödeme Sözleşmesi” gereğince hesaplanan söz konusu iskonto tutarının içerisinde yer alan KDV’nin iç yüzde yöntemiyle ayrıştırılarak 3065 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde belirtilen şekilde düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZELGE KDVK 2021-2 Müşterilere ait sosyal medya hesapları için fotoğraf ve video çekimi ile sosyal medya hesaplarının tasarımına ilişkin verilen hizmetlerde KDV tevkifatı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı: E-39044742-130[Özelge]-507917

Tarih: 30.06.2021

 

Konu: Müşterilere ait sosyal medya hesapları için fotoğraf ve video çekimi ile sosyal medya hesaplarının tasarımına ilişkin verilen hizmetlerde KDV tevkifatı

 

 

İlgi: … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, reklam sektöründe faaliyet gösterdiğiniz, müşterilerin kendi markasına ait sosyal medya hesaplarında (Instagram, Facebook, Youtube, Pinterest) tanıtımını ve pazarlamasını yaptığı ürünlerin görsel fotoğrafları ve videolarının çekimini yaptığınız, ayrıca sayfa tasarımı ve müşteriler yerine ilgili sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yaptığınız belirtilerek, söz konusu hizmetler karşılığında müşterilere düzenlenecek faturalarda katma değer vergisi (KDV) tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-9/1 inci maddesinde, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları vergi alacağının ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verildiği

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

– “Ticari Reklam Hizmetleri” başlıklı (I/C-2.1.3.2.15.) bölümünün;

– (I/C-2.1.3.2.15.1.) alt bölümünde,

“Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların, Tebliğin (I/C-2.1.3.2.15.2.) bölümü kapsamındaki reklam hizmeti alımlarında (3/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.”

– (I/C-2.1.3.2.15.2.) alt bölümünde;

“Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.

Tevkifat kapsamına, mal veya hizmetlerin tanıtım ve pazarlamasına yönelik her türlü ticari reklam hizmeti alımları (reklama ilişkin danışmanlık, reklamın planlanması, reklam içeriğinin hazırlanması ve tasarımı, reklamın yayımlanması gibi reklama yönelik hizmetler dahil) girmektedir. Yüklenicileri tarafından tamamen veya kısmen alt yüklenicilere veya daha alt yüklenicilere devredilen ticari reklam hizmetlerinde, işi devreden her yüklenici tarafından, kendisine ifa edilen hizmete ait KDV üzerinden tevkifat yapılır. Reklam hizmetinin, reklam ajansları üzerinden alınması, söz konusu ajansların bu kapsamda alacakları yayın, prodüksiyon gibi reklama yönelik hizmetlerin tevkifata tabi tutulmasına engel teşkil etmez.

…”

açıklamaları yer almaktadır.

Buna göre, Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümü kapsamında yer alan müşterilerinizin sosyal medya hesaplarında tanıtımını ve pazarlamasını yaptığı ürünlere yönelik Şirketiniz tarafından verilen fotoğraf ve video çekimi hizmeti ile müşterilerinizin sosyal medya hesaplarına ait sayfa tasarımının hazırlanması, paylaşım yapılması ve takip edilmesi hizmetine ilişkin düzenlenecek faturalarda Tebliğin (I/C-2.1.3.2.15.) bölümü gereğince (3/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZELGE KDVK 2021-1 Finansal kiralama yoluyla yurt dışındaki firmadan alınan makinaların katma değer vergisi karşısındaki durumu

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Konya Vergi Dairesi Başkanlığı

 

Sayı : 37009108-130[213319]-74112 01/07/2021
Konu : Finansal kiralama yoluyla yurt dışındaki firmadan alınan makinaların katma değer vergisi karşısındaki durumu.

 

 
İlgi :  …………..  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, Şirketiniz tarafından yatırım teşvik belgesi kapsamında yapacağınız yatırımlarda kullanılmak üzere, finansal kiralama sözleşmesine konu Türk Gümrük Tarife Cetveli (TGTC)’nin 84.57 ve 84.58 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) numaralarında yer alan malların, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca yurt dışında yerleşik finansal kiralama şirketinden kiralanıp sözleşme süresinin bitiminde mülkiyetinin devir alınacağı, malların 4458 sayılı Gümrük Kanununun 128 ve 134 üncü maddeleri uyarınca geçici ithalat rejimi kapsamında kısmi muafiyet uygulanmak suretiyle ithal edileceği belirtilerek söz konusu malların geçici ithalatında gümrükte katma değer vergisi (KDV) ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

3065 sayılı KDV Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin; 1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ye tabi olduğu,

– 4/1 inci maddesinde, hizmetin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 13/d maddesinde, yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerinin vergiden istisna olduğu,

– 16/1-a maddesinde, bu Kanuna göre teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithalinin; 16/1-b maddesinde, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 167 nci maddesi [(5) numaralı fıkrasının (a) bendi ile (7) numaralı fıkrası hariç], geçici ithalat ve hariçte işleme rejimleri ile geri gelen eşyaya ilişkin hükümleri kapsamında gümrük vergisinden muaf veya müstesna olan eşyanın ithalinin KDV’den istisna olduğu

hükmüne yer verilmiştir.

Konuya ilişkin olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Makine ve Teçhizat Teslimleri ile Yazılım ve Gayri Maddi Hak Satış ve Kiralamalarında İstisna” başlıklı (II/B-5.) bölümünde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Öte yandan 4458 sayılı Gümrük Kanununun 128 ila 134 üncü maddeleri arasında düzenlenen geçici ithalat rejimi, “Serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı rejim” olarak tanımlanmış olup, 133 üncü maddesinde ise, “Geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyadan her ay için alınacak ithalat vergilerinin, geçici ithalat rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihinde söz konusu eşyanın serbest dolaşıma girmiş olması halinde alınacak vergi tutarının %3’ü olarak tahsil edileceği” hükme bağlanmıştır.

Bu çerçevede, Şirketiniz tarafından söz konusu malların gerekli şartları sağlamış olması kaydıyla yatırım teşvik belgesi kapsamında ithali, 3065 sayılı KDV Kanununun 13/d ve 16/1-a maddelerine göre KDV’den istisnadır. Ancak mezkur malların yurt dışından kiralanmasında, bu istisna hükümlerinin uygulanmayacağı açıktır.

Diğer taraftan, yurt dışından yapılacak söz konusu kiralamalarda, kiralanacak malların Gümrük Kanununun 128 ila 134 üncü maddeleri kapsamında geçici ithalat rejimine tabi tutulması ve malların Türkiye’de kaldığı her ay için kati ithalatında alınması gereken gümrük vergilerinin %3’ünün tahsil edilmesi gerekmekle birlikte, söz konusu malların kati ithali KDV’den istisna olduğundan, malların Türkiye’de kaldığı süre için gümrükte KDV alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

ÖZELGE KDVK 2019-10 4691 sayılı teknoloji geliştirme bölgeleri kanunu kapsamındaki mal teslimleri ve hizmet ifalarında istisna hakkında

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-130[Özelge]-E.827866 04.10.2019
Konu : 4691 sayılı teknoloji geliştirme bölgeleri kanunu kapsamındaki mal teslimleri ve hizmet ifalarında istisna  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, firmanızın … Üniversitesi Teknopark alanında plastik, polimer kompaund ve kopozit ürün seri üretimi yapacağınız belirtilerek söz konusu ürünlerin tesliminin 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununu kapsamında katma değer vergisi (KDV) istisnasından yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

Geçici 20/1 inci maddesinde, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinin KDV’den istisna olduğu, bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından bu Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanmayacağı,

hüküm altına alınmıştır.

Konuya ilişkin KDV Genel Uygulama Tebliğinin “II/G-2. Teknoloji Geliştirme Bölgesinde ve İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Verilen Teslim ve Hizmetler” başlıklı bölümünde,

“Bu hükme göre, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde bulunan mükelleflerin 31/12/2023 tarihine kadar bu bölgede ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımları şeklindeki teslim ve hizmetleri KDV’den istisnadır. Söz konusu bölgede üretilen yazılımın farklı kişilere satılması ya da satışın CD veya elektronik ortamda yapılması istisna uygulanmasına engel değildir.

Üniversitelere bağlı Teknokentler de Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak değerlendirilir. Kanunun geçici 20/1 inci maddesi kapsamında üretilen söz konusu yazılımların fikri mülkiyet hakkının, bu bölgede faaliyette bulunan mükellefte kalmak suretiyle belirli zaman aralıklarıyla farklı kişilere satılması veya söz konusu yazılımların sanal ortamda paylaşımının sağlanması halinde de KDV istisnası uygulanır.

Ayrıca, yazılımların pazarlanması işinin bayi kanalıyla yapılması halinde, Teknokent bünyesinde geliştirilen sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun mobil ve askeri komuta kontrol uygulamalarına yönelik genel anlamda yazılım programlarının bayiye tesliminde KDV istisnası uygulanır. Bayiler tarafından satışında ise (bu satış işlemi istisna kapsamında değerlendirilmeyeceğinden) genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanır.

Ancak, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan girişimciler tarafından münhasıran bu bölgelerde üretilen yazılımlar için yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, söz konusu yazılımın vergiden istisna olup olmadığına bakılmaksızın KDV’ye tabidir.

Güncelleme dışında bir yazılımla ilgili olarak verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetleri, teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, network uygulamaları gibi yazılımlar, işlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetler, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetleri ve ar-ge çalışmaları kapsamında yer alan teslim ve hizmetler istisna kapsamında değerlendirilmez.

…”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, firmanız tarafından … Üniversitesi Teknopark Bölgesinde üretimi yapılacak olan plastik, polimer kompaund ve kopozit ürün satışı, KDV Kanunun Geçici 20/1 maddesi kapsamında sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklinde bir teslim ve hizmet olmadığından KDV ye tabi olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 

ÖZELGE KDVK 2019-9 Şirketin KDV iade alacağının ortağı olunan iş ve adi ortaklığının vergi borçlarına mahsubunun talep edilip edilemeyeceği hakkında

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-130[Özelge]-E.843494 09.10.2019
Konu : Şirketin KDV iade alacağının ortağı olunan iş ve adi ortaklığının vergi borçlarına mahsubunun talep edilip edilemeyeceği  
İlgi :    

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketiniz tarafından gerçekleştirilen katma değer vergisi (KDV) Kanununun 9/1 maddesi kapsamındaki teslimlerden kaynaklanan KDV iade alacağının ortağı olduğunuz iş ve adi ortaklığın vergi borçlarına mahsubunun talep edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi tutulduğu,

9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verildiği,

hükme bağlanmıştır.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “I/C-2.1.5.2.1 Mahsuben İade Talepleri” başlıklı bölümünde;

“Mükellefler, tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının, Tebliğin (IV/A-2.1.1.) bölümünde belirtilen borçlara mahsubunu talep edebilirler.”

“IV/A-2.1.1 Mahsup Edilebilecek Borçlar” başlıklı bölümünde de; “Mükellefler, KDV iade alacaklarını; kendilerinin, ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve adi komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde sadece komandite ortakların) aşağıda belirtilen borçlarına mahsubunu talep edebilirler.

“IV.A.2.2. Mahsup Sonrası Alacağın Nakden İadesi” başlıklı bölümünde

“İade hakkı sahipleri, iade alacaklarının yukarıda belirtilen şekillerde mahsubundan sonra kalan kısmının nakden iadesini talep ederlerse Tebliğin nakden iade taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin bölümlerindeki açıklamalara göre işlem yapılır. Bu şekilde yapılacak iadede, mahsup yoluyla iade edilen kısım, bu Tebliğin (IV/A-3) bölümündeki sınırın hesaplanmasında dikkate alınmaz.

İade alacağının üçüncü kişilere nakden veya mahsuben ödenmesinin talep edilmesi halinde de nakden iadeye ilişkin düzenlemeler uygulanır. Mahsup sonrası alacağın, üçüncü kişilere nakden iadesinin talep edilmesi halinde, alacağın üçüncü kişilere ödenmesine ilişkin talep, alacağın açık bir şekilde kime temlik edildiğini içeren, noter tarafından onaylanmış/düzenlenmiş alacağın temliki sözleşmesine dayanarak yapılır.”

” denilmektedir.

“I/C- 2.1.5.3. İade Uygulaması ile İlgili Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde ise; “İade alacağının tamamının üçüncü kişilere nakden ödenmesinin talep edilmesi halinde, iade hakkı sahibi mükellefe nakden iadeye ilişkin usul ve esaslar uygulanır. Bu durumda, alacağın üçüncü kişilere ödenmesine ilişkin talep, alacağın açık bir şekilde kime temlik edildiğini içeren, noter tarafından onaylanmış alacağın temliki sözleşmesi ile yapılır. Mahsup sonrası alacağın, üçüncü kişilere nakden iadesinin talep edilmesi halinde de alacağın temlikine ilişkin talebin yukarıda belirtilen şekilde yapılması gerekmektedir.

İade alacağının, Tebliğin (I/C-2.1.5.2.1.) bölümünde belirtilmeyen; mükellefin kendisinin vergi dairesine olan borçlarına veya üçüncü kişilerin vergi dairesine olan borçlarına mahsubunun talep edilmesi halinde, iade hakkı sahibi mükellefe nakden iadeye ilişkin usul ve esaslar uygulanır. Üçüncü kişilerin vergi dairelerine olan borçlarına mahsubunun talep edilmesi halinde, önceki paragrafta yapılan açıklamalara göre işlem tesis edilir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, Şirketinizin KDV Kanununun 9 uncu maddesi kapsamındaki işlemlerinden kaynaklanan KDV iade alacağının, ortağı olduğunuz iş ve adi ortaklığın vergi borçlarına mahsubu mümkün bulunmamaktadır.

Ancak, Şirketinize ait KDV iade alacağının nakden iade edilebilir aşamaya gelmesi durumunda, nakden iade alacağının ortağı olduğunuz iş ve adi ortaklığın vergi borçlarına mahsuben iadesi alacağın açık bir şekilde kime temlik edildiğini içeren noter tarafından onaylanmış alacağın temliki sözleşmesinin varlığı halinde mümkün olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.