ÖZELGE 2024-36 Aynı adreste 5746 sayılı Kanundan ve Kurumlar Vergisi Kanunun 10-1/(ğ) maddesinden yararlanılması

02.04.2024 tarih 62030549-125[10-2020/223]- sayı ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’ na

Soru: – Şirket, finans sektörünün ihtiyaç duyduğu bilgi teknolojileri hizmetlerini sunmak amacıyla kurulmuştur. Ülkede … kuruma yaratıcı ve etkin çözümler üreterek hizmet vermektedir. Şirket merkezi olan İstanbul/Kurtköy’de 4691 sayılı Kanun kapsamında yazılım geliştirme faaliyetinde bulunmaktadır. Şirket şubesi olan İstanbul/…’de ise 5746 sayılı Kanun kapsamında Ar-ge merkezi faaliyeti vardır, yine aynı adreste ancak ayrı bir ekip olarak faaliyet gösteren yazılım ve destek personeli ile yurtdışı müşterilerine yazılım hizmeti sunulmaktadır.

– Söz konusu şirketin şube adresinde bulunan ve fonksiyonlarına göre ayrılmış bulunun personel ile sunulan faaliyetlerin kazançlarına 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında indirim uygulanmaktadır. Fonksiyonlarına göre ayrıştırılmış bu yapıların hasılat, gider ve maliyet unsurlarının kanuni defterlerinde ayrı ayrı takip edilerek muhasebeleştirmektedirler. Fonksiyonlarına göre ayrılan yapılar dolayısıyla tüzel kişiliği tarafından; 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında indirim uygulamasından yararlanılmasının mümkün olup olmadığı sormuştur.

Cevap: Merkezi Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyet gösteren Şirketinizin şube adresinde yürüttüğünüz Ar-Ge ve yazılım hizmeti faaliyetlerinizin tamamen birbirinden ayrı olduğu, gerçekleştiren ekiplerin tamamen birbirinden farklı olduğu, gerçekleşme alan ve yerlerinin ayrı olduğu, proje bazında ayrı ayrı muhasebeleştirildiği, gelir ve giderlerinin ayrıştırılarak takip edildiği belirtilmiştir.

Ar-Ge indiriminden yararlanıyor olmanız, Şirketinizin aynı şube adresinde ancak farklı fonksiyon ve personel ile ifa ettiği yurtdışı yazılım faaliyetlerinin hasılat, gider ve maliyetlerinin ayrı ayrı hesaplarda izlenmesi, ortak giderlerin uygun şekilde ayrıştırılması, Ar-Ge faaliyetlerinden bağımsız olarak yazılım faaliyetlerinin yürütülmesi ve bu faaliyetler için yapılan harcamaların Ar-Ge indirimine konu edilmemesi şartıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi hükmünden yararlanmanıza engel teşkil etmeyecektir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Ar-Ge İndirimi Veya Teknokent İstisnasından Yararlanması Durumunda Zorunlu Fon Ayırma Ve Yatırım Yapma Yükümlülükleri

2023 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde 2 milyon TL ve üzeri Ar-Ge indirimi veya teknokent istisnasından yararlanan kurumlar vergisi mükelleflerinin zorunlu fon ayırma ve yatırım yapma yükümlülükleri bulunmaktadır. İlgili kurumlar, yararlandıkları indirim veya istisna tutarının %3’ünü geçici bir fon hesabına almaları gerekmektedir. Bu fon, Türkiye’de yerleşik girişimcilere yatırım yapmak üzere kurulmuş girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması veya girişim sermayesi yatırım ortaklıkları veya kuluçka merkezlerinde faaliyet gösteren girişimcilere sermaye olarak konulmak üzere kullanılmalıdır.

Ancak, bu yatırım için belirlenen üst sınır 100 milyon TL olarak belirlenmiştir. Yani, indirim veya istisna tutarının %3’ü bu tutarı aşsa bile, aşan kısım için yatırım yapma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Geçici fon hesabına alınan tutarla 2024 yılının sonuna kadar yatırım yapılmaması durumunda, indirim veya istisna kapsamındaki kazanç tutarının yüzde 20’si, ilgili yılda yararlanılan gelir ve kurumlar vergisi istisnasına dahil edilmeyecek ve zamanında alınamayan kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilecektir. Bu durumda, ilgili kurumun belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde vergi cezasıyla karşılaşabileceğini belirtmek önemlidir.

 

 

 

 

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Sosyal Medya Platformlarından Alınan Reklam Hizmeti Karşılığında Yapılan Ödemelerin Vergilendirilmesi

Türkiye’de internet ortamında reklam hizmeti veren veya bu hizmete aracılık edenlerin, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yapılan ödemelerden %15 gelir/kurumlar vergisi stopajı yapmaları gerekmektedir.

Stopaj Uygulaması: Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında yapılan ödemelerde %15 stopaj uygulanmaktadır. Tam mükellef kurumlara yapılan ödemelerde stopaj oranı %0 olarak belirlenmiştir.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden Vergilendirme: Yayınlanan reklamların karşılığı Türkiye’deki şirketler tarafından ödenirken, ödemeyi yapan şirket sorumlu sıfatıyla KDV hesaplayıp beyan edecek ve ödeyecektir.

Sosyal Medya Hesapları Üzerinden Reklam Geliri Elde Eden Kişilerin Vergilendirilmesi Ve Vergi Yükümlülükleri

 Gelir Vergisi Yönünden Vergilendirme: Reklam geliri elde edenlerin bu geliri ticari kazanç olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Bu durumda, gelirin beyan edilmesi ve vergiye tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, kazancın serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi ve telif kazancı istisnasından faydalanılması da mümkündür.

Kurumlar Vergisi Yönünden Vergilendirme: Reklam geliri elde edenlerin bu geliri bir şirket üzerinden elde etmeleri durumunda, kurumlar vergisine tabi olacaklardır.

Katma Değer Vergisi (KDV) Yönünden Vergilendirme: Reklam geliri elde edenlerin aldıkları ödemeler üzerinden KDV hesaplamaları gerekmektedir. Türkiye’de alınan hizmetler için KDV oranı %18’dir.

Mükellefiyet Tesis Ettirilmemesi Durumunda Cezalı Tarhiyat Uygulaması: Vergi mükellefiyetini yerine getirmeyen kişilere cezalı tarhiyatlar uygulanabilir. Bu durumda, geçmişe dönük vergi cezaları ve faizlerle birlikte ciddi mali yükler ortaya çıkabilir.

Dava Yöntemleri ve Uzlaşma: Vergi tarhiyatlarına karşı dava açılabilir veya uzlaşma yoluyla çözüm aranabilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Yurt Dışına Mal Ya Da Sabit Kıymet Alımı İçin Gönderilen Avansların Geri Alınamaması Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılması

Yurt dışından mal veya sabit kıymet alımı için gönderilen avansların geri alınamaması durumunda, bu durum bir ticari risk olarak kabul edilir. Belirli şartları karşılaması durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkündür. Bu durumda, vergi mevzuatında belirtilen genel şartlar çerçevesinde hareket edilir.

Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılabilmesinin Genel Şartları:

Bir alacağın şüpheli alacak olarak değerlendirilip karşılık ayrılabilmesi için söz konusu

alacağın;

1- Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ilgili olması,

2- Dava veya icra safhasında bulunması ya da yapılan protestoya veya yazı ile birdefadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacak olması,

3- Teminatsız bir alacak olması

Avans Mahiyetinde Yapılan Ödemelerin Geri Alınamaması Durumunda Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı Ayrılması:

30.01.2019 tarih ve 62030549-120[40-2017/501]-96708 sayılı özelge: “…ileride teslim alınacak bir mal için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve tahsil edilemediği durumlarda karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

21/06/2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1952 sayılı özelge: “… hizmet taahhüdü karşılığı olarak navlun avansı ödemesinde bulunduğunuz şirketin, taahhüdünü yerine getirmemesi ve diğer şartların da sağlanması halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

23.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.17.02-VUK-11-25-183 sayılı özelge: “… ileride teslim alınacak bir hizmet için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve tahsil edilemediği durumlarda diğer şartların da sağlanması halinde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.”

22.04.2015 tarih ve 64597866-105[323-2015]-11212 sayılı özelge: “… müşterilerinizle olan cari hesaplara yaptığınız avans mahiyetindeki ödemelerin ticari faaliyetinizin devamı için yapıldığı anlaşıldığından, diğer şartların da sağlanması halinde bu alacaklar için icra takibine başladığınız veya dava açtığınız yıl karşılık ayırmanız mümkündür.”

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili alacak olarak kabul edilen avans ödemelerine şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilir.  Ancak amortismana tabi iktisadi kıymet alımı için yapılan avans ödemesi özellikli bir durum oluşturmaktadır. 26.07.2019 tarih ve 11395140-105[VUK-1-20431]-608121 sayılı özelge ile idare   “şirketiniz yönetim kurulu üyesine tahsis edilmek üzere binek oto alımına ilişkin olarak ödenen avanstan kaynaklı alacağınız ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesine yönelik bulunmadığından” karşılık ayrılamaz demiştir. Burada konu yapılan ödemenin avans ödemesi olması hususu dışında ticari kazancın elde edilmesine kaynak teşkil etmeyen bir ödemeye karşılık ayrılamayacağını vurgulamıştır. Bu ayrık durum dışında diğer şartların tam olduğu avans ödemeleri için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilecektir.

Yurt Dışı Şüpheli Alacakların Dava Veya İcra Safhasında Bulunması

 İdare yurt dışı alacaklar için yurt içindeki mahkemelerde dava açmanın veya icra dairelerinde takip başlatmanın borcun tahsil edilmesine yönelik tüm çabanın gösterilmediği şeklinde değerlendirmektedir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’na tahsil edilemeyen yurt dışı alacağına karşılık ayrılıp ayrılamayacağı 03.10.2018 ve 62030549-125[6-2015/356]-881164sayılı özelge ile sorulmuştur. İdare “iş yaptığınız firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde “ karşılık ayrılmasının mümkün olduğu görüşünü ortaya koymuştur.  Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’ da aynı konuda sorulan sorulara aynı görüşü esas alarak cevap vermiştir.

Konuya ilişkin olarak Danıştay 4. Dairesi 27.05.2010 tarih ve 2008/399 E 2010/3271 K sayılı kararı ile “İncelenen dosyada, uyuşmazlık konusu borcun para borcu olması nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 73 üncü maddesi uyarınca aksine sözleşme olmaması halinde para borcunun ifa yeri alacaklı ikametgahı olarak belirlenmesi karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 10 uncu maddesi ve İcra ve İflas Kanunu’nun 50 nci maddesi gereğince para borcunun ifa yeri olan alacaklı ikametgahındaki icra dairesinin de yetkili icra dairesi olduğu anlaşılmaktadır” konuyu açıklığa kavuşturmuştur.

Ayrıca Danıştay Üçüncü Dairesi 28.12.2015 tarih ve 2011/5130 E 2015/10182 K sayılı kararı ile dördüncü daireyle görüş birliğini ortaya koymakla birlikte bir duruma daha dikkat çekmiştir.  Bu kararda “sırf gider kaydı yapabilmek için şeklen açılmış davalar olduğu yolunda tespit bulunmadığından, şirketin ilgili dönemde tahsil edemediği alacaklarının şüpheli alacak olarak ayrılabileceğine” diyerek idarenin sırf gider kaydı yapabilmek için şeklen açılmış davalar olduğu yönünde olumsuz tespit yapması durumunda mahkemenin nerede açıldığının önemi de kalmayacaktır.

 


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Örtülü Sermaye Kapsamında Bulunan İlişkili Şirketine Borç Para Kullandıran Tam Mükellef Bir Kurumun Elde Ettiği Gelir (Faiz Ve Kur Farkı Gelirleri), İştirak Kazancı İstisnası Olarak Değerlendirilebilmesinin Kuralları

  • İştirak edilen bir şirkete borç verilmişse ve o şirket, ilgili dönemde kurumlar vergisi beyannamesinde zarar beyan etmişse, borç veren şirketin elde ettiği faiz gelirine iştirak kazancı istisnası uygulanamaz. Yani, borç veren şirketin kazancı üzerinden vergi avantajı sağlanamaz.
  • İştirak edilen şirket, elde ettiği faiz gelirinden daha fazla bir kurumlar vergisi matrahı beyan etmişse, borç veren şirketin elde ettiği faiz gelirinin tamamı iştirak kazancı istisnası olarak vergiye tabi kazançtan düşülebilir. Yani, borç veren şirketin bu faiz geliri üzerinden vergi avantajı sağlanabilir.
  • Ancak, iştirak edilen şirket elde ettiği faiz gelirinden daha az bir kurumlar vergisi matrahı beyan etmişse, borç veren şirketin elde ettiği faiz gelirinin sadece iştirakin kurumlar vergisi matrahı kadar olan kısmı iştirak kazancı istisnası olarak vergiye tabi kazançtan düşülebilir. Yani, borç veren şirketin bu durumda tam vergi avantajı sağlanamaz, ancak iştirakin matrahı kadar olan kısım için avantaj sağlanabilir.
  • Eğer kullandırılan borcun bir kısmı örtülü sermaye kapsamındaysa, vergi matrahı belirlenirken örtülü sermayeye isabet eden kısım dikkate alınır ve vergi istisnası bu çerçevede değerlendirilir.

DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Vergiye Uyumlu Mükelleflere %5 Vergi İndirimi Uygulaması

Vergisel yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getiren ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerinin ödüllendirilmesi bağlamında, bu mükelleflerin; Gelir vergisi ve kurumlar vergisinden %5 oranında vergi indirimi getirilmiştir. (Mükerrer Md. 121)

 

a-Yararlanabilecek Mükellefler:

– Vergi indirimi uygulamasından yalnızca, ticari, zirai, serbest meslek kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilirler.

 

b- Yararlanamayacak Mükellefler:

– Finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları vergi indiriminden yararlanamazlar.

– V.U.K 359. maddesinde sayılan fiilleri (kaçakçılık), beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında işleyenler ve fiilleri kesinleşenler vergi indiriminden yararlanamazlar.

– Ücret, gmsi, msi ve diğer kazanç ve irat elde edenler yasada kapsam dışı bırakıldığından vergi indiriminden yararlanamazlar.

Mükellefte Aranan Şartlar:

 

  1. Mükellefin en az 3 dönem, ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması.
  2. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk etmiş vergilerin kanuni süresinde ödemiş olması. (Kanuni süresinde verilmiş bir beyannamenin, kanuni süresinden sonra düzeltilmesi veya pişmanlıkla verilen beyannameler indirim şartlarının ihlali sayılmaz. Her bir beyanname itibariyle 10 Türk lirası’na kadar yapılan eksik ödemeler şartların ihlali sayılmaz.)

Düzenlemenin ilk halinde, kapsama giren beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin yasal süresinde ödenmesi koşulu aranıyordu. Bu koşul 2019 yılı sonlarında 7194 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle tahakkuk eden vergilerin, indirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle ödenmiş olması şeklinde değiştirildi.

  1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son 2 yıl içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibariyle (mükellefin vermiş olduğu vergi türleri itibariyle, örneğin muhtasar, kdv, damga gibi mükellefin tabi olduğu tüm vergi türlerindeki beyannameleri dikkate alınacaktır.) ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması gerekmektedir. (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya V.U.K’nun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda şartların ihlali sayılmayacaktır.)

26 Ekim 2021 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7338 sayılı Kanun’la bu koşulda üç değişiklik  yapıldı. Tarhiyat yapılmamış olması koşulu, kesinleşmiş tarhiyat olmaması şeklinde değişti. İlgili  maddede geçen vergi beyannameleri ibaresi, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri,  geçici vergi beyannameleri, muhtasar ve prim hizmet beyannameleri ile Hazine ve Maliye  Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi  beyannameleri olarak değişti. Ayrıca kesinleşen tarhiyatın indirim sınırının %1’inden az olması  durumunda indirim koşullarının ihlal edilmemiş sayılması öngörüldü. Bu değişiklikler 1 Ocak 2022  tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere  yürürlüğe girdi.

Değişiklik sonrası düzenlemeye göre, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu  yıldan önceki son iki yıl içerisinde kesinleşmiş olması koşuluyla vergi beyannamelerindeki vergi  türleri itibariyle ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması gerekiyor.  Düzenlemeye göre, kesinleşen tarhiyatların, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl için geçerli olan, indirim tutarının üst sınırının %1’ini aşmaması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmıyor. İndirim sınırı, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken kurumlar vergisi beyannameleri için 4.400.000 lira. Buna göre, 44.000 liraya kadar olan tarhiyatlar için indirim olanağı kaybedilmiyor.

  1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle vergi aslı (vergi cezaları dahil) 000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması gerekmektedir. (Vergi aslına bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ile diğer kamu kurumlarına örneğin sgk, belediye gibi kurumlara olan borçlar hesaplamada dikkate alınmayacaktır.)
  2. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında V.U.K 359. maddesinde sayılan fiillerin işlenmemiş olması gerekmektedir. (V.U.K 359. maddesinde sayılan fiilleri işleyenlerin, bu fiillerinin kesinleşmiş yargı kararları ile ortadan kaldırılması halinde şartların ihlali sayılmayacaktır.)

 

c- Vergi İndirimi Uygulaması ve Kapsamı

1- Bu uygulama, 1.1.2018 tarihinden sonra verilecek yani 2017 takvim yılı gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri için söz konusu olacaktır.

2- Yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5 i, ödenmesi gereken gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilecektir.

3- Gelir vergisinde gelirin toplanması esas olduğundan, gelir vergisi mükellefleri için de yalnızca ticari, zirai ve serbest meslek kazançları indirim uygulamasından yararlanacağı için, mükellefin başkaca gelir unsuru bulunması halinde (msi, gmsi, ücret ve diğer kazanç ve irat) yararlanılacak indirim oranı ve  tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır:

Vergi İndiriminden Yararlanılacak Oran: (Ticari Kazançlar + Zirai Kazançlar +Serbest Meslek Kazançları) / Toplam Gelir Vergisi Matrahı

Vergi İndiriminden Yararlanılacak Tutar: (Hesaplanan Gelir Vergisi x Vergi İndiriminden Yararlanılacak Oran) x 0,05

4- Her hal ve takdirde hesaplanan İndirim sınırı, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren verilmesi gereken kurumlar vergisi  beyannameleri için 4.400.000 Türk lirasını aşamayacaktır.  ( Bu tutar her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacaktır. Bu şekilde hesaplanan tutarın, %5 ini aşmayan kesirler dikkate alınmayacaktır.)

Koşulların sağlanmadığı sonradan anlaşılmasında uygulama

Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin, öngörülen şartları taşımadığının sonradan tespiti hâlinde, ilgili vergilendirme döneminde indirim uygulaması dolayısıyla ödenmeyen vergilerin, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilmesi gerekiyor.

İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yılda herhangi bir vergiye ilişkin beyanların gerçek durumu yansıtmadığının indirimden yararlanıldıktan sonra tespiti üzerine yapılan tarhiyatların kesinleşmesi hâlinde de aynı hükmün uygulanacağına ilişkin düzenleme, 7338 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldı. Bu değişiklik, 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girdi.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Taşınmazların Kısmi Bölünme İle İşletmeden Vergisiz Çıkarılması İçin Son 2 Ay

Kurumlar vergisi kanunu 19. Maddede yer alan düzenlemeye göre işletme aktifinde yer alan taşınmaz, iştirak hisseleri ile üretim ve hizmet işletmelerinin işletme aktifinden kısmi bölünme ile yeni kurulan ya da var olan bir işletmeye defter değeri ile aktarılması halinde herhangi bir vergi ( kv, kdv, tapu harcı) ödenmeyecektir.

Ancak 01.01.2024 tarihinden itibaren bu hak sınırlandırılmış ve taşınmazların bölünmesi ile başka bir şirkete aktarılmayacaktır. Yani, işletme aktifindeki taşınmazların bir kısmını bölme ile işletmeden vergisiz çıkarma imkânı 2024 yılından itibaren ortadan kalkmış olacaktır.

Söz kanun maddesinde taşınmazlar için verilen bu hak 7456 sayılı kanun ile kaldırıldı.

7456 sayılı kanunun geçerlilik tarihi 01.01.2024 olarak belirlendi.

Böylece 01.01.2024 tarihine kadar taşınmazların kısmi bölünmeye konu edilmesi mümkün olup, bu tarihten itibaren taşınmazlar kısmi bölünme ile başka şirkete aktarılamayacak.

İştirak hissesi ile üretim ve hizmet işletmelerinin kısmi bölünme ile vergisiz devri devam etmektedir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Enflasyon Düzeltmesinde Düzeltmeye Esas Tutar

Enflasyon düzeltmesinde düzeltmeye esas tutar olarak;

Parasal olmayan kıymetini düzeltmeye esas tarihi itibari ile sahip olduğu değeri,

  • VUK’ un mükerrer 298-A maddesine göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulan en son bilançoda yer alan parasal olmayan kıymetler için, söz konusu bilançoda yer alan düzeltilmiş değerler, En Erken 1.01.2005 başlangıç tarihi dikkate alınacaktır.
  • VUK’ un geçici 31, geçici 32 ve mükerrer 298-Ç Maddeleri kapsamında yeniden değerlemeye tabi tutulmuş iktisadi kıymetler için yeniden değerleme sonrası değerler dikkate alınacaktır.

VUK mükerrer 298-Ç 12. fıkra kapsamında yeniden değerleme yapılan hesap döneminden sonra (A) fıkrası uyarınca enflasyon düzeltmesi şartlarının yeniden oluşması durumunda, bu fıkra hükümlerine göre yeniden değerlemeye tabi tutulmuş olan iktisadi kıymetler ile bunlara ilişkin amortismanlar düzeltilmiş son değerleri dikkate alınarak enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Hükmü uyarınca Sadece Vuk mük.298-Ç maddesine istinaden düzeltme yapan ( geçici 31/32 maddelerince düzeltme yapmayan) mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymeteleri için değerleme sonrası değerleri dikkate alınacaktır.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Reel Olmayan Finansman Maliyeti (ROFM)

En basit tabiriyle fiyatın 100.000TL olan bir araç satın alındı. Bu satın alma işlemi için kredi çekildi ve 50.000-TL finansman maliyeti aracın maliyetine eklendi. 100.000TL tutarındaki araç 150.000TL olarak kabul edip enflasyon düzeltmesi yapılırsa yanlış olur, çünkü aracın reel fiyatı 100.000TL’dir. 50.000TL reel olmayan bir finansman gideridir ve bunun ayrıştırılması gerekir. Aracın sadece reel maliyet değeri enflasyon düzeltmesine tabi tutulur.

Enflasyon düzeltmesinde amaç mali tablolarda kayıtlı iktisadi kıymetlerin mali tablo tarihi itibari ile enflasyonun etkisinden arındırılmış değerlerinin bulunmasıdır. Mali tabloda yer alan bazı iktisadi kıymetler kredi kullanılmak suretiyle satın alınmış ve bu kapsamda krediye ilişkin ödenen finansman giderlerinin bir kısmı Vuk’ a uygun olarak bu kıymetlerin bedellerine eklenmiş olabilir. Böyle bir durumda bu finansman giderinin tamamı reel finansman gideri değildir. Aktifleştirilen finansman giderlerinin tamamının herhangi bir ayrıştırma yapmadan düzeltmeye tabi tutulması enflasyon etkisinin hesaplanmasında hataya sebep olacaktır.

Enflasyon düzeltmesinde; aktifleştirilen finansman giderleri içerisinde yer alan enflasyona isabet eden kısım ROFM ve bu kısmın ayrıştırılmasından sonra kalan kısım ise reel (gerçek) finansman gideri olarak kabul edimektedir. Bu kapsamda, düzeltmeye esas alınacak tutara ulaşırken; hesaplanan R.O.F.M. tutarı  İlgili parasal olmayan kıymetin düzeltmeye esas değerinden düşülmek suretiyle düzeltme işlemi yapılacaktır.

Bununla birlikte taslak tebliğe göre yeniden değerlemeye tabi tutulmuş iktisadi kıymetlerin değerinin düzeltilmesinde düzeltmeye esas değer olan yeniden değerleme sonrası değerler için reel olmayan finansman maliyeti hesabı yapılmayacaktır. Toplulaştırılması yöntemlerle düzeltmeye tabi tutulan stokların maliyet bedelini intikal ettirilen reel olmayan finansman maliyetlerinin düşürülmesinin ihtiyari olduğu belirtilmektedir.

Maliyet veya alış bedelleri içerisinde reel olmayan finansman maliyeti ihtiva edebilen iktisadi kıymetler, stoklar, maddi duran varlıklar, mali duran varlıklar ve özel tükenmeye tabi varlıklar olarak belirlenmiştir. Bu kıymetlerin hesap kodu bazında detayını 328 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine ekli listede (Ek:3) yer verilmiştir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”

Enflasyon Düzeltmesinin Etkileri

Parasal kıymetler enflasyonun düzeltmesine tabi tutulmuyor, çünkü bu kıymetlerin değerinin tarihi itibarıyla o dönemdeki satın alma gücü yansıtılıyor ve enflasyonun etkisi zaten bu kıymetler üzerinde gösteriliyor.  Bununla birlikte, parasal olmayan kıymetler, satın alma gücünü yansıtan değerlere sahip değildirler. Bu nedenle enflasyonun olumsuz etkilerinden arındırmak için enflasyon düzeltmesine tabi tutulurlar. Enflasyon düzeltmesi, parasal olmayan değeri düzeltilen bir muhasebe uygulamasıdır.

Bilançonun aktif ve pasifinde yer alan parasal olmayan kıymetlerin düzeltmeye esas değerleri belirlenen düzeltme katsayılarıyla çarpılır, ortaya çıkan farklar dönem kar veya zararına eklenerek enflasyon düzeltmesi yapılır. Enflasyon düzeltmesinin etkileri, firmaların öz sermaye yapısı, finansal kaynakları ve sektör farklarına bağlı olarak değişebilir.

Özkaynağı güçlü, parasal olmayan aktif varlığı daha düşük olan işletmeler açısından; enflasyon düzeltmesi, bu tür faaliyetler için gider yönlüdür ve zarar artırıcı bir etki yaratır.

Parasal olmayan aktif varlıkları güçlü, finansmanını borçlanma ile yapan, özkaynağı düşük işletmeler (borçlu ve öz sermayesi zayıf) açısından; enflasyonun düzeltmesi, bu tür firmalar için gelir yönlüdür ve kar artırıcı bir etki yaratır. Bu kişilerin parasal olmayan aktif varlıkları güçlüdür ve finansmanlarını borçlanmaları ile sağladıkları için, enflasyon düzeltmesi sonucu dönem karları artar.

Enflasyon düzeltmesi 2023 takvim yılı kurumlar vergisi matrahıyla ilişkilendirilmeyecek ancak 31/12/2023 tarihli bilançonun düzeltilmesi sonucu ortaya çıkan kar ya da zarar 2024 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında dikkate alınacaktır.  2024 hesap dönemi ilk geçici vergi döneminden itibaren, düzeltme farkları vergi hesabında dikkate alınacağından, enflasyon düzeltmesi; özkaynağı güçlü, parasal olmayan aktif varlığı daha düşük olan işletmelerde zarar artırıcı sonuç doğuracak, vergi matrahları fark kadar azalacak. Buna karşılık parasal olmayan aktif varlıkları güçlü, finansmanını borçlanma ile yapan, özkaynağı düşük işletmelerde ise, enflasyon düzeltmesi kar artırıcı sonuç doğuracak, vergi matrahlarını artıracak ve ilave vergi hesaplamaları gerekecek.

Enflasyonun düzeltmesinin etkisi reel sektör ve bankacılık/finans sektörü gibi farklı sektörler üzerinde farklı olur.Reel sektör, genellikle öz sermayesi düşük ve yatırımlarını yeni borçla finanse eden bir sektör olarak tanımlanıyor. Bu tür işlemler, enflasyonun düzeltilmesi nedeniyle daha gerçekleşmemiş kazançları üzerinden vergi ödemeleri gerekebilir. Enflasyon düzeltmesi, bu bireylerin öz sermayelerini artırabilir, bu gün dönem karlarının artması ve daha fazla vergi borcuna neden olabilir. Bankacılık ve finans sektörü genellikle öz sermayesi güçlüdür. Bu sektör enflasyonun düzeltmesinin gider etkisi nedeniyle daha az vergi ödeyebilir.


DİKKAT! “Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”