Bülten: 2019-93 Tekrar Görüşülmek Üzere Meclise İade Edilen 7193 sayılı Kanun, 50. Maddesi Çıkartılarak, 7194 Kanun Numarası ile Aynen Yasalaştı

Hatırlanacağı üzere, 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 21.11.2019 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş olup söz konusu Kanun’un onaylanmasını müteakip Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmekteyken bahsi geçen Kanun, Cumhurbaşkanlığınca onaylanmayıp veto edilerek bir daha görüşülmek üzere Meclis’e iade edilmişti.

Nitekim 7193 sayılı Kanun ile, birçok Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapılarak bir nevi Kanun torba haline getirilmişti.

Bunlardan bir tanesi de; 7193 sayılı Kanun’un 50 Maddesi ile, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “üretim faaliyeti durdurulamaz ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımların gerçekleştirilmemesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmaması nedeniyle” ibaresi ve ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere yeni bir metin eklenmişti.

Bu defa 2 Aralık Pazartesi günü İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 7193 sayılı Kanun’u, bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca o gün TBMM’ye geri gönderdiği ifade edilerek, veto gerekçesinin yer aldığı uzun bir bilgilendirme metni yayımlanmıştı.

Açıklamada, söz konusu kanunun geri gönderilme gerekçesi olarak özetle; Kanunda diğer düzenlemelerin yanında, elektrik üretim işletmelerine çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları (bacalarına filtre takmaları) amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30.6.2022 tarihine kadar uzatılmasının öngörülmekte olduğu, oysa değişiklik öngörülen düzenlenin ilk olarak 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Kanun’da yer aldığı ve bunun için 31.12.2018 tarihine kadar süre verildiği, daha sonra da 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Kanunla bu sürenin 31.12.2019 olarak belirlendiği, böylece 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeleri (bacalarına filtre takmaları) için bu şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanındığı, verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu, bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunmasının da devletin başta gelen anayasal ödevi ve herkesin insani görevi olduğu, hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen incelenen 7193 sayılı Kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılmasının devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacağı, bu sebeple incelenen Kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görüldüğü, bu gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, 50’nci maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca geri gönderildiği açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.

Böylece 2 Aralık 2019 tarihinde TBMM Başkanlığına geri gelen Kanun, 3-4 Aralık 2019 tarihleri arasında hızlıca komisyonlarda görüşülmüş, 50. Maddesi tamamen iptal edilip takip eden maddeleri de birer madde geri kaydırılarak, 5 Aralık 2019 tarihinde 7194 Kanun numarası ile Meclis tarafından aynen kabul edilmiştir.

7 Aralık 2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un tam metni ekteki gibidir.

Kanun yürürlüğe girmezden evvel içeriğindeki hususlardan bir kısmına ilişkin değerlendirmelerimize 2019/85, 86, 87, 88, 89 nolu Bültenlerimizde konu başlıkları itibariyle ayrı ayrı yer vermiştir.

Orada da değindiğimiz üzere, 7194 Sayılı Kanun’un dört bölümden ve 53 maddeden oluşmaktadır.

Kanun’un;

– İlk yedi maddesi ve ilk üç bölümünde yeni ihdas edilen dijital vergisi düzenlenmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 30 ila 37’inci maddeler ile (Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 42 ila 49’uncu maddelerle) değerli belirlenen tutarı aşan konutlardan alınmak üzere değerli konut vergisi ihdas edilmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 9. Madde ile, tıpkı dijital hizmet vergisi ve değerli konut vergisi gibi yeni ihdas edilen konaklama hizmeti ile bu hizmetle birlikte sunulan hizmetlerden alınmak üzere konaklama vergisine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş,

– Kanun’un 24, 25, 26 ve 26. Maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunda, izaha davet müessesesinde sürelerin ve tutarların artırılması, cezada indirim oranının artırılması, kanun yolundan vazgeçme müessesesi ihdas edilmesi, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerle ilgili yeni tedbirler alınması gibi önemli değişiklikler yapılmış,

– Kanun’un 17 Maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesi yeniden düzenlenerek, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasının sağlanması amacıyla, mevcut tarifenin ilk dört dilimi aynen korunmak suretiyle 500.000,00 TL’ye kadar gelir elde eden grupların vergi yüklerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınması amaçlanmış,

– Kanun’un 15. Maddesiyle yine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesi yeniden düzenlenerek, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesi zorunlu hale getirilmiş,

– Kanun’un 13. ve 14 maddeleriyle, binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmiştir.

Dikkat çekilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de, Kanun’un yürürlük maddeleri ile kanunların geriye yürümezliği ilkesinin epey zorlanmış olmadır.

Kanun’un 01/04/2020 veya 01/01/2020 tarihlerinde yahut yayımını takip eden üçüncü ayın sonunda yürürlüğe girecek maddeleri açısından bir sorun yaşanmayabilir. Fakat, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan gelir vergisi tarifesini (ücret geliri dışındaki gelirler için) %35’ten %40’a çıkaracak olan düzenleme, 01/01/2019 tarihinden beri elde edilegelmekte olan ve takip eden 2020 yılının Mart ayında beyan edilecek olan gelirler için de uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Oysa kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereği bu düzenlemenin 01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilmeye başlanacak olan gelirlere uygulanmak üzere girecek şekilde düzenlenmiş olsaydı bu ilke de zorlanmamış olurdu.

Bu tür durumlarda henüz tamamlanmamış bir olay sebebiyle gerçek manada geriye yürümezlik söz konusu olmadığı için Yasama yahut Yürütme, özellikle vergi alanında zaman zaman buna benzer düzenlemeler yapmakta, düzenlemeler dava konusu edildiği vakit kamu yararı gerekçe gösterilerek Yargının da Yasama ve Yürütmenin yanında yer aldığı görülmektedir.

Kanun’un bahsi geçen maddesinin bu haliyle, yani 01 Ocak 2019 tarihinden bu tarafa elde edilegelen gelirleri de kapsayacak şekilde, takvim yılının kapanmasına, vergilendirme döneminin tamamlanmasına, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesine sayılı günler kala yürürlüğe girmiş olması geriye yürümezlik ilkesini ciddi manada zorlamış olmaktadır. Bu durum vatandaşların, mükelleflerin Yasama organına olan güvenini de zedelemektedir. Nitekim vatandaşların mali sonuçları olan bir işlem tesis etmezden evvel mevcut mali düzenlemeleri esas alarak vergi planlaması yapması, iş ve işlemi yapıp yapmamaya, vergi doğuran olayı başlatıp başlatmamaya öyle karar vermesi doğal haklarıdır. Oysa takvim yılının, vergilendirme döneminin başında geçerli olan bir kural, dönemin kapanmasına sayılı günler kala mükellef aleyhine değiştirilmiş, mükelleflerin dönem başında mevcut hükümlere göre yapmış oldukları planları geçersiz kalmıştır.

Bu durumunda, bir yol daha kalmaktadır; o da kanunların geriye yürümezliği ilkesi gerekçe gösterilerek, mükelleflerin 2019 yılında elde edilmiş olan gelirlerinin beyanı esnasında ihtirazi kayıtla beyanname vererek, kendi beyanlarına dava açma hakları bulunmaktadır.

PAYLAŞ:
“Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”