Bülten: 2019-91 7193 sayılı Kanun Tekrar Görüşülmek Üzere Meclise İade Edildi

7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 21.11.2019 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş olup söz konusu Kanun’un Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasını müteakip Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmekteydi. Ancak bahsi geçen 7193 sayılı Cumhurbaşkanlığınca, bir daha görüşülmek üzere Meclis’e iade edildi.

Kanun yürürlüğe girmezden evvel içeriğindeki hususlardan bir kısmına ilişkin değerlendirmelerimize 2019/85, 86, 87, 88, 89 nolu Bültenlerimizde konu başlıkları itibariyle ayrı ayrı yer vermiştir.

Orada da değindiğimiz üzere, 7193 Sayılı Kanun’un dört bölümden ve 54 maddeden oluşmaktaydı. Kanun’un;

– İlk yedi maddesi ve ilk üç bölümünde yeni ihdas edilen dijital vergisi düzenlenmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 30 ila 37’inci maddeler ile (Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 42 ila 49’uncu maddelerle) değerli belirlenen tutarı aşan konutlardan alınmak üzere değerli konut vergisi ihdas edilmiş,

– Dördüncü bölümde yer alan 9. Madde ile, tıpkı dijital hizmet vergisi ve değerli konut vergisi gibi yeni ihdas edilen konaklama hizmeti ile bu hizmetle birlikte sunulan hizmetlerden alınmak üzere konaklama vergisine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş,

– Kanun’un 24, 25, 26 ve 26. Maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunda, izaha davet müessesesinde sürelerin ve tutarların artırılması, cezada indirim oranının artırılması, kanun yolundan vazgeçme müessesesi ihdas edilmesi, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerle ilgili yeni tedbirler alınması gibi önemli değişiklikler yapılmış,

– Kanun’un 17 Maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 103. Maddesi yeniden düzenlenerek, yüksek gelir elde edenlerden daha fazla vergi alınmasının sağlanması amacıyla, mevcut tarifenin ilk dört dilimi aynen korunmak suretiyle 500.000,00 TL’ye kadar gelir elde eden grupların vergi yüklerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan 500.000,00 TL ve üzerinde gelir elde edenlerin gelirlerinin 500.000,00 TL’yi aşan kısmı için %35 yerine %40 oranında vergi alınması amaçlanmış,

– Kanun’un 15. Maddesiyle yine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 86. Maddesi yeniden düzenlenerek, gelir vergisi tarifesinin 4’üncü gelir diliminde yer alan tutarın (500 bin TL’nin) üzerinde ücret geliri elde edenlerin beyanname vermesi zorunlu hale getirilmiş,

– Kanun’un 13. ve 14 maddeleriyle, binek otomobillere yeniden gider ve amortisman kısıtlaması getirilmişti.

Bunun yanı sıra Kanun’un diğer maddeleriyle de başka Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde bir çok değişiklikler yapılarak bir nevi kanun torba haline getirilmişti.

Nitekim 7193 sayılı Kanun’un 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “üretim faaliyeti durdurulamaz ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımların gerçekleştirilmemesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmaması nedeniyle” ibaresi ve ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“Ancak çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımlara dair yapım sözleşmesi ile iş termin planını 30/06/2020 tarihine kadar Bakanlığa sunmayan üretim tesisleri bu haklardan yararlanamaz. İş termin planı sunulan üretim tesisleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu iş termin planına uyum açısından 01/07/2020 tarihinden itibaren dört ayda bir denetlenir. Yapılan her bir denetimde bu iş termin planına uygun olmadığı tespit edilen tesislere 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 20’nci maddesinde yer alan ilgili idari para cezaları yirmi kat artırılarak uygulanır. İş termin planındaki herhangi bir işin yapımının belirtildiği süreye göre bir yıl geciktiğinin tespiti halinde üretim tesisinin faaliyeti durdurulur. Bu madde kapsamında verilen idari para cezalarına karşı dava açılması cezanın tahsil işlemlerini durdurmaz.”

Bu defa 2 Aralık Pazartesi günü İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 7193 sayılı Kanun’u, bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca o gün TBMM’ye geri gönderdiği ifade edildi.

Açıklamada, söz konusu kanunun geri gönderilme gerekçesi olarak, şunlar kaydedildi.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 21.11.2019 tarihinde kabul edilen, 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ incelenmiştir.

Bu kanunda, diğer düzenlemelerin yanında, Elektrik Üretim Anonim Şirketi veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretim tesislerine, bunlardan özelleştirilenlere ve daha sonra özelleştirilecek olanlara, çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31.12.2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30.6.2022 tarihine kadar uzatılması öngörülmektedir.

Değişiklik öngörülen düzenleme ilk olarak 14.3.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 8’inci maddesinde yer almıştır. Maddede belirtilen şirketlere çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31.12.2018 tarihine kadar süre verilerek, bu sürenin üç yıla kadar uzatılabileceği yönünde Bakanlar Kuruluna yetki tanınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 22.5.2014 tarihli ve E.2013/65, K.2014/93 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin iptal edilmesi üzerine 4.6.2016 tarihli ve 6719 sayılı Kanunun 25’inci maddesiyle geçici 8’inci madde yeniden düzenlenmiş ve bu defa şirketlere tanınan süre 31.12.2019 olarak belirlenmiştir.

Enerji ihtiyacının sürekli olduğu ve artarak devam ettiği, enerjinin ve dolayısıyla enerji sektörünün ülkemizin hedefleri ve gelişimi için hayati önem arz ettiği hususları göz önüne alındığında, elektrik üretim tesislerinin varlığının korunmasının ve desteklenmesinin devletin temel politikalarından biri olması gerektiği şüphesizdir. Nitekim 6446 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanınması da bu yaklaşımın bir tezahürüdür. Verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu açıktır.

Bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin başta gelen anayasal ödevi ve herkesin insani görevidir. Nitekim Anayasa’nın 56’ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hususu da hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi gerekli mevzuatın yürürlüğe konması ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir.

 

Vatandaşlar ise bu mevzuatın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sorumludur. Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir. Günümüz şartlarında çevre kirliliğine yol açmadan, özellikle hava, su ve toprak kalitesini bozmadan da enerji üretiminin gerçekleştirilmesi mümkündür. Hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen incelenen kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılması devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacaktır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı hem vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Bu sebeple, incelenen Kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’, 50’nci maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.”

7193 Sayılı Kanun’da, birden çok kanun ve hükmünde kararnamede değişiklik yapılmış olmakla birlikte, ilgili mevzuat gereği, kanunun sadece bir maddesinin veto edilmesi diğer maddelerinin ise yayımlanarak yürürlüğe girme imkanı bulunmamaktadır. O sebeple Kanun kül halinde veto edilmiş ve yeniden görüşülmek üzere Meclise iade edilmiştir.

Asıl değinilmesi gereken konu; Kanun’un 01/04/2020 yahut 01/01/2020 tarihlerinde yahut yayımından üç ay sonra yürürlüğe girecek maddeleri açısından bir sorun yaşanmayabilir. Fakat, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan gelir vergisi tarifesini (ücret geliri dışındaki gelirler için) %35’ten %40’a çıkaracak olan düzenleme, 01/01/2019 tarihinden beri elde edilegelmekte olan ve takip eden 2020 yılının Mart ayında beyan edilecek olan gelirler için de uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecekti. Oysa kanunların geriye yürümezliği ilkesi geresi bu düzenlemenin 01/01/2020 tarihinden itibaren elde edilmeye başlanacak olan gelirlere uygulanmak üzere girecek şekilde düzenlenmiş olsaydı bu ilke de zorlanmamış olurdu. Bu tür durumlarda henüz tamamlanmamış bir olay sebebiyle gerçek manada geriye yürümezlik söz konusu olmadığı için Yasama yahut Yürütme özellikle vergi alanında zaman zaman buna benzer düzenlemeler yapmakta, düzenlemeler dava konusu edildiği vakit kamu yararı gerekçe gösterilerek Yargının da Yasama ve Yürütmenin yanında yer aldığı görülmektedir.

 

Eğer veto edilen Kanun 01/01/2020 tarihinden önce tekrar görüşülüp kabul edilip yayımlanarak yürürlüğe girecek olursa bu durumda çok bir şey değişmemiş olacaktır.  Ancak Kanun’un 31.12.2019 tarihine kadar yayımlanması sağlanamaz ise bahsi geçen düzenleme ciddi tartışmaları beraberinde getirecektir. Muhtemelen Kanunun bu tarihe yetişmemesi durumunda bazı maddelerinin yürürlük tarihlerinin de yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.

 

İlk ihtimalin gerçekleşmesi durumunda, yani Kanun’un bu haliyle yani 01 Ocak 2019 tarihinden bu tarafa elde edilegelen gelirleri de kapsayacak şekilde yıl sonundan önce yayımlanması durumunda, kanunların geriye yürümezliği ilkesi gerekçe gösterilerek, mükelleflerin 2019 yılında elde edilmiş olan gelirlerinin beyanı esnasında ihtirazi kayıtla beyanname vererek, kendi beyanlarına dava açma hakları bulunmaktadır.

PAYLAŞ:
“Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”